Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından daha fazla bilgi için Kişisel Verilerin Korunması Kanunu sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.

Kanser

Kanser Hastalığı Hakkında
Kanser Hastalığı Nedenleri
Kanser Hastalığı Belirtileri
Kanser Hastalığı Tanı Ve Teşhis Yöntemleri
Kanser Hastalığı Risk Faktörleri
Kanser Hastalığı Komplikasyonları
Kanser Hastalığı Nasıl Önlenir?
Sık Sorulan Sorular

Vücudun herhangi bir yerinde gelişebilen kanser, hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve normal hücrelere yer bırakmaması ile başlamaktadır. Kanserin oluşması ile vücudun olması gerektiği gibi çalışmasında zorluklar meydana gelir.

Kanser hastalığının tedavisine ilişkin önemli gelişmeler vardır. Hastanın hangi kanser hastalığına yakalandığı ise tedavi sürecini doğrudan etkiler. Günümüzde birçok insanın kanser sebebi ile hayatını kaybettiği gözlemleniyor. Hastalığın erken teşhis edilmesi ve tedavisine erken başlanması ise oldukça önem taşır.

Çağımızın en büyük hastalıkları arasında yer alan kanser, vücudun diğer bölgelerine de yayıldığı bilinmektedir. Akciğerdeki kanser hücrelerinin kemiklere gidip orada büyüyebileceği gözlemlenir. Metastaz, kanser hücrelerinin yayılmasına denilmektedir. Kemiklere kanserin yayılması ile daha tehlikeli bir hal aldığı gözlemlenir. Kemiklerde kanserin başlaması ile kemik kanseri de oluşacaktır.

Kanser Hastalığı Hakkında

Vücut hücrelerinin kontrolsüz bir şekilde üremeleriyle meydana gelen kanser hastalığı, belirli bölümlere ayrılan bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Kanser hücrelerinin birikmesi ile tümörlerin oluşumu söz konusudur. Tümörler ise normal dokuları sıkıştırabilir. Aynı zamanda içine sızdığı veya tahrip edildiği de gözlemlenir.

Tüm dünyada ölüm nedeni olarak gösterilen kanser, kalp ve damar hastalıklarının ardından en fazla görülen hastalıktır. Araştırmacılar, her yıl Avrupa ve Amerika ülkelerinde 250-350 kişiden birinin kanser hastalığına yakalandığını belirtiyor. Bu araştırmalara göre, 60 yaşın üzerindeki bireylerde kanser sıklığının daha fazla görüldüğü gözlemlenirken, her 300 kişiden 5'inin kanser hastalığına yakalandığı bilinmektedir.

Kanser, çeşitli faktörler ile meydana gelmektedir. Hastalığın oluşumunda, ailesel ve genetik faktörlerin yanı sıra kişinin yaşam tarzının ve dış etkenlerin etkisi bulunabilir. Uzun süre güneşte kalma, sigara ve alkol kullanımı, kötü beslenme alışkanlıkları da etkenler arasında gösterilmektedir. Kanser hastalığının oluşumunda dış faktörlerin etkisi de olabilir. Virüsler, kimyasal maddeler, hava kirliliği ve radyasyona maruz kalma gibi etkenlerin kanserin oluşmasına yardımcı olduğu gözlemlenmektedir.

Sağlıklı Hücre Bölünmesi

Nükleik asitlere sahip olan hücreler, belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra bölünürler. Tüm canlılarda görülen hücre bölünmesi, belli bir amaç uğrunda gerçekleşmektedir. Bu amaç ise bölünmenin meydana geldiği canlı ve hücre tipine bağlı olarak, yenilenme, üreme, büyüme ve eşey hücrelerini oluşturmaktır.

Organizmanın olgunlaşma süresinin tamamlanmasının ardından kısa bir süre sonra organizmanın gelişme hızının yavaşladığı gözlemlenir. Hücre bölünmesi, yavaş bir hızda devam etmektedir. Organizmanın kontrolünün hücre bölünmesinde hormonlarla sağlandığı bilinir. Dokuların fonksiyonu da, bölünmenin kontrolü ile doğrudan ilişkilidir. Bazı dokularda hücre bölünmesinin daha sık gerçekleştiği gözlemleniyor. Bu dokulara ise derinin epidermis hücreleri, kemik iliğinin kan yapıcı hücreleri ve bağırsak epitel hücrelerini örnek verebiliriz.

Bazı canlılarda hücre bölünmesi hayatları boyunca gerçekleşmemektedir. Olgunlaşmış sinir ve kas hücrelerinin çoğalma yeteneğini göstermez. Canlı organizmanın gerek duyduğu hücrelerin hızla artması ile vücutta gerekli olan sayıya ulaşıldığında çoğalmada devam edecektir.

Kanserli Hücre

Kanser hücrelerinin normal hücrelerin bölünmesini durduran veya programlı hücre ölümü olarak bilinen apoptoz mekanizmasını başlatan sinyallere tepki vermediği gözlemlenmektedir. Bu mekanizmanın işlememesi ve hücre bölünmesinin durdurulamaması kanser gelişimine birinci dereceden neden olur. Kanserli hücrelerin normal hücreleri, tümörleri ve molekülleri sararak besleyen kan damarlarını etkileyebildiği bilinir. Kanserli hücreler, yakınlarındaki normal hücrelerine uyarılarda bulunabilmektedir. Bunun sebebi ise kendilerinin büyümesi için gerekli besini ve oksijeni sağlayacak yeni kan damarlarını oluşturmaktır. Normal hücrelerin kanserli hücreler tarafından uyarıldığı bu sürece ise anjiyogenez denmektedir. Vücudu enfeksiyonlardan koruyan bağışık sisteminden saklanabilen kanserli hücreler, bazen belli bağışıklık sistemi hücrelerini de kullanılabilir. Bağışıklık sisteminin hücreleri üzerinden büyüdükleri ve yaşamlarını devam ettirdikleri gözlemlenmektedir. Her biri kendisine komşu hücrelerine göre daha fazla ve hızlı büyüme özelliği kazandıracak mutasyonları biriktirmektedir. Kanserli hücrelerin tümör oluşturacak şekilde bölünerek büyüdüğü de dikkatlerden kaçmaz.

Bütün kanser-destekleyici mutasyonların bir anda ortaya çıkması mümkün değildir. Kanserli hücreler, kendi evrimlerini yürüten seçici engellerle ve baskılarla karşılaşmaktadır. Evrimsel yöntemler üzerinden kanserli hücrelerin tümör oluşturması işliyor.

Metastaz

Metastaz, kanserli hücrelerin başka organ ve dokulara yayılmasına denir. Metastatik kanser veya 4.evre kanser olarak da ifade ediliyor. Uzmanlar tarafından, ilerlemiş kanser tanımı da kullanılmaktadır.

Metastatik kanserinin tanımlanması için yayılan bölgelerin doğrudan telaffuz edilmediği gözlemlenir. Örneğin meme kanserinin ileri evrede kemiğe yayılması halinde buna kemik kanseri denilmez. Tanımlamasının, metastatik meme kanseri olarak yapıldığı bilinmektedir.

Metastatik kanser hastalarının eskiden yaşam sürelerinin daha az olduğu gözlemleniyor. Ancak günümüzde yaşam sürelerinde artış bulunmaktadır. Metastatik kanserli hastaların yaşam sürelerinin artmasının yanında, yaşam kalitelerini de arttırmaya yönelik gelişmiş tedavi yöntemleri gelişmiştir. İleri evre kanserleri tam şifaya ulaştırması mümkün olmayan tedavi yöntemleri, hastalığın daha da gelişim göstermesini ve bazı komplikasyonların oluşumunu engellemektedir.

Metastatik kanserlerin artık kendi içerisinde gruplara ayrıldığı bilinmektedir. Oligo Metastatik kanserlerde, daha uzun süre hastalığın kontrol altında tutabileceği gözlemleniyor. Hatta bazen tüm kanser bulgu ve belirtilerini ortadan kaldırmak mümkün olabilir.

Hastalıkların teşhis edilmesinin ardından öncelikle amacın tedavinin yapılması ve hastanın iyileştirilmesi olarak biliniyor. Ancak metastatik kanserlerde her zaman gerçekçi bir hedef olmaz. Genel olarak metastatik kanser hastalarının tamamen iyileştirilmesi mümkün değildir. Tedavideki amaç ise hastalığın ilerlemesini durdurmak ve hastanın yaşam kalitesine katkıda bulunmaktadır.

Kanser Türleri

Hastalıklar, kendi içinde farklı türlere ve kategorilere ayrılıyor. Bazı hastalıkların daha gelişmiş kategorilere ayrıldığı gözlemlenirken, her kategori için farklı tedavi sürecinin bulunduğu bilinir. Kanser hastalığı ise en geniş hastalıklar arasında yer alıyor. Hastalığın genel olarak türlerini aşağıda görebilirsiniz.

  • Prostat Kanseri
  • Mide Kanseri
  • Karaciğer Kanseri
  • Akciğer Kanseri
  • Cilt Kanseri
  • Kolon Kanseri
  • Kan Kanseri
  • Tiroid Kanseri
  • Pankreas Kanseri
  • Over Kanseri
  • Yemek Borusu Kanseri
  • Böbrek Kanseri
  • Üst Yutak Kanseri
  • Göz Kanseri
  • Beyin Tümörleri
  • Serviks Kanseri
  • Testis Kanseri
  • Mesane Kanseri

Prostat Kanseri

Erkeklerde en sık rastlanan kanser türü olarak bilinen prostat kanseri, son 30 yılda tarama ve erken teşhis yöntemlerindeki gelişmeler ile daha erken evrelerde tanı konulabilen bir hastalık haline gelmiştir.

Prostat kanserinin oluşumunda prostat bezinden köken alınmasının etkisi vardır. Hastalığın başlamasının prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve normal hücrelere yer bırakmaması sebebi ile oluştuğu bilinir. Bu durumda, vücudun olması gerektiği gibi çalışmasının zorlaştırdığı gözlemleniyor.

Kanser hücrelerinin vücudun diğer bölgelerine yayılma ihtimali bulunur. Prostat kanseri ise bazen kemiklere gidip orada büyüyebilir. Yayılma durumuna ise metastaz denilmektedir. Prostat kanserinin kemiklere yayıldığında da prostat kanseri olarak ifade edildiği gözlemlenir. Ancak kemiklerdeki hücrelerde kanserin başlaması ile hastalığa kemik kanseri denilecektir. Prostat kanseri risk faktörleri arasında; 65 yaş üstünde olanlar, ailesinde prostat kanseri görülenler ve erkekler yer almaktadır. Hastalığın belirtilerinin erken teşhis edilmesi ile tedavinin gelişim göstermesinin önüne geçebilirsiniz. Prostat kanserinin genellikle bulgu vermediği gözlemleniyor. Ancak aşağıdaki belirtiler ise hastalık hakkında şüphe duyulmasına neden olabilir.

  • İdrara çıkma zorluğu
  • Prostat bezinde yumru veya asimetrik prostat
  • İdrarın başlangıcı veya durdurulmasında zorluk
  • Özellikle gece olmak üzere, idrara sık çalışma
  • İdrar akışının zayıf olması
  • Başlayıp duran idrar akışı
  • İdrar sırasında ağrı veya yanma
  • Ereksiyon zorluğu
  • İdrar ve menide kan görülmesi

Mide Kanseri

Genellikle mideyi döşeyen mukus üreten hücrelerde başlayan mide kanserinin tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmıştır. Midenin üst kısmının yemek borusunun alt ucu ile buluştuğu alanda kanser çok daha yaygın hale geldiği gözlemlenirken, bu bölüme ise gastroözofageal kavşak deniliyor.

Mide kanserinin bulgu ve belirtileri vardır. Hastalığın belirtileri üzerinden erken teşhis ve tanı konulması gerekir. Erken tanının konulmasının tedaviye de olumlu katkısı bulunacaktır. Mide kanseri hastalığının belirtilerini ve bulgularını aşağıda görebilirsiniz.

  • Halsizlik
  • Az miktarda yemek yedikten sonra tok hissetme
  • Yemek sonrasında şişkinlik hissetme
  • Ciddi, ısrarcı mide yanması
  • Açıklanamayan ve ısrarlı bulantı
  • Daima mevcut olan şiddetli hazımsızlık
  • Mide ağrısı
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Israrcı kusma

Uzmanlar, belirti ve bulguların görülmesi halinde acil olarak uzman doktora gitmeniz gerektiğini belirtmektedir. Mide kanserinin genellikle hücre DNA'sında bir mutasyon meydana gelmesi halinde başladığı gözlemlenir. Bu mutasyon ile hücrenin hızlı büyümesi ve çoğalması söz konusudur. Kanser hücrelerinin birikmesi ile yakındaki organlarda zarar görebilir. Mide kanseri, çeşitli faktörler ile bağlantılı olmaktadır. Gastrointestinal reflü hastalığı, obezite ve sigarada bu faktörler arasında gösteriliyor. Hastalığı önlemek için aşağıdaki unsurları yerine getirebilirsiniz.

  • Egzersiz
  • Daha fazla meyve sebze tüketimi
  • Yediğiniz tuzlu ve tütsülenmiş gıdaların miktarını azaltın
  • Sigara içmekten kaçınmalısınız

Karaciğer Kanseri

Karaciğer hücrelerinde ortaya çıkan hastalıklar arasında karaciğer kanseri bulunmaktadır. Karaciğer organı, karın boşluğunun sağ üst kısmında, midenin üstünde ve diyaframın altında yer alıyor.

Uzmanlar, karaciğerde birkaç kanser türü oluşabileceğini belirtmektedir. Yapılan araştırmalara göre ise karaciğer kanserinin en yaygın görülen türünün ana karaciğer hücresinde başlayan hepatosellüler karsinoma olduğu gözlemlenir.

Karaciğeri etkileyen bütün kanserlerin karaciğer kanseri olarak kabul edilmesi yanlıştır. Metastatik kanser ile karıştırmamalısınız. Karaciğere yayılan kanser, karaciğer hücrelerinde başlayan kanserlere göre daha yaygın olur. Yayılma sonucunda oluşan kanserlere ise metastatik kanser denilmektedir.

İnsanların genelinde karaciğer kanserinin erken aşamalarında belirti ve semptom görülmez. Görülebilen belirti ve semptomlar ise aşağıda yer alıyor.

  • İştah kaybı
  • İstemsiz kilo kaybı
  • Bulantı ve kusma
  • Üst karın ağrısı
  • Genel zayıflık ve yorgunluk
  • Karın bölgesinde şişme
  • Cildinizin ve göz akının sararması
  • Beyaz, kirecimsi dışkı

Karaciğer kanserine neden olan etkenlerin genellikle belli olmadığı gözlemlenir. Ancak bazı unsurların hastalığın oluşumuna etkisi olabildiği de tespit edilmiştir. Hepatit virüslerinin kronik enfeksiyonları, karaciğer kanserlerine sebep olabilir.

Akciğer Kanseri

Normal akciğer dokusundan olan hücrelerin ihtiyaç ve kontrol dışı çoğalması ile akciğer içinde bir kitle oluşumu söz konusudur. Bu kitlenin oluşumuna ise akciğer kanseri denilir. Oluşan kitlenin ilk olarak bulunduğu ortamda büyüdüğü ve ileriki aşamalarda ise çevre dokularına yayıldığı gözlemlenir.

Tüm kanser türleri arasında erkeklerde ölüme sebep olan birinci ve kadınlarda ise ikinci kanser hastalığı olan akciğer kanseri, dünyada her yıl yaklaşık 1.3 milyon kişinin ölümüne neden oluyor. Ancak günümüzde, akciğer kanseri hastalığının tedavisine ilişkin önemli gelişmelerde mevcuttur. Bu gelişmeler ile ortalama yaşam süresi ve kalitesi de artış göstermektedir.

Hastalıkların belirtilerinin erken teşhis edilmesinin tedavide olumlu sonuçlar doğurduğu gözlemlenir. Akciğer kanseri hastalığının belirtilerinin hastalığın ileri aşamalarında önemli şikayetlere sebep olduğu bilinmektedir. Hastalığın belirti vermeden ilerlemesi, kanserin tehlikeli olmasına neden olan faktördür. Genel olarak akciğer kanseri hastalığının belirtileri ise aşağıda sıralanmıştır.

  • Sigara kullanmak
  • Mevsimlik öksürük ve balgam şikayetleri
  • Giderek artan nefes darlığı
  • Balgamda kan görülmesi
  • Göğüs ağrısı
  • Nedensiz kilo kaybı
  • Ses kısıklığı
  • Hırıltılı solunum
  • Çok yorgun hissetme
  • Akciğer hastalığını tetikleyen çeşitli risk faktörleri bulunuyor. Hastalığa yakalanma riskini arttıran faktörler arasında ise;
  • Sigara
  • Puro ve pipo kullanımı
  • Pasif içiciler
  • Toksik gazlara maruz kalma
  • Asbest
  • Hava kirliliği

Olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzmanlar, akciğer kanseri olan kişinin tedavinin ardından tekrardan hastalık ile karşılaşma riski olduğunu belirtiyor. Hastalığın oluşmasında bazı mesleklerinde doğrudan etkisi olduğu gözlemlenmektedir. Tekstil, madenciler, izolasyon, petro-kimya, boya, plastik-sanayi, maden ve kaynak ile tersanede çalışan kişilerin daha dikkatli olması gerekir.

Cilt Kanseri

Cilt hücrelerinin anormal büyümesi ile cilt kanserinin oluşması söz konusudur. Cilt kanseri, en sık güneşe maruz kalan ciltte görülüyor. Ancak günümüzde hastalığın oluşumunda güneşin etkisiz kalabildiği de gözlemlenmektedir. Ultraviyole ışınlara maruz kalmasının cilt kanseri riskini oluşturduğunu unutmamalısınız. Cildinizin şüpheli değişimler açısından incelenmesi ile kanserin erken evrelerde teşhis edilmesine yardımcı olabilir. Erken teşhis edilen kanser ise başarılı tedavinin anahtarı olarak gösterilmektedir.

Saçlı deri, yüz, kulaklar, dudaklar, boyun, göğüs, kollar ve eller dahil olmak üzere cildin güneşe maruz kalan bütün alanlarında ortaya çıkabilen cilt kanseri, tüm insanları olumsuz etkileyebilmektedir. Melanoma ise cilt rengi koyu insanlarda ortaya çıkar. Ayak tabanı ve el ayası gibi normalde güneşe maruz kalmayan alanlarda görülme ihtimali yüksektir.

Cildinizin en üstteki katmanı olan epidermiste başlayan cilt kanseri, daha sonra ciddi gelişimler gösterebilir. Epidermis, koruyucu kılıfı sağlayan ince bir katman olarak biliniyor. Uzmanlar, kanserin başladığı yerin bilinmesi, kanser türünün ve tedavi seçeneklerinin belirlenmesine imkan tanıdığı konusunda uyarılar yapmaktadır. Cilt kanseri riskini arttıran faktörler ise aşağıda belirtilmiştir.

  • Açık cilt rengi
  • Güneş yanığı geçmişi
  • Aşırı güneş maruziyeti
  • Güneşli veya yüksek-irtifa iklimleri
  • Cilt benleri
  • Ailede cilt kanseri öyküsü
  • Kişisel cilt kanseri öyküsü
  • Prekanseröz cilt lezyonları
  • Zayıflamış bağışıklık sistemi
  • Radyasyon maruziyeti
  • Belirli maddelere maruziyet

Uzman doktorunuz, cilt kanseri olduğunuzun teşhisini koyabilir. Teşhis konulmasının ardından kanserin yayılımını belirlemek için sizlere ilave testlerde yapılabilmektedir. İlave testler ile yakındaki lenf nodlarını kanser işaretleri açısından incelenmesi söz konusu olur. Doktorların kanser evrelerini belirtmek için Roma rakamlarını kullanıldığı gözlemleniyor. Cilt kanseri hastanın hangi evrede olduğu, hastalığın tedavi yöntemini ve sürecini belirlemede önemli etkili olacaktır. Vücudun diğer bölgelerine yayılmış ileri evre kanserinin tedavisinin daha zorlu bir süreç olduğu bilinir.

Cilt kanserinin önlenebilinir özellikte olduğu gözlemlenirken, kendinizi korumak için dikkat etmelisiniz. Uzmanlar, gün ortasında güneşten korunmamız gerektiği konusunda sizi uyarıyor. Aynı zamanda tüm yıl boyunca güneş koruyucu bakım ürünlerini kullanmanın faydaları da bulunacaktır. Aşağıda belirtilenleri yerine getirmeniz halinde cilt kanserinden korunabilirsiniz.

  • Koruyucu kıyafetler giymeye özen gösterin
  • Solaryumdan kaçınmalısınız
  • Güneşe karşı duyarlılaştırıcı ilaçlar hakkında bilgi sahibi olmalısınız
  • Cildinizin düzenli olarak kontrolünü sağlayın
  • Ciltte herhangi bir değişiklik halinde doktora başvurmaktan kaçınmayın
  • Uzmanlar, kişinin belli aralıklar ile vücudunun bölgelerini incelemesi gerektiği konusunda uyarılar yapmaktadır.

Kolon Kanseri

Dünyada en sık görülen kanser türleri arasında kolon kanseri bulunmaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan istatistiklere göre ülkemizde de sıklıkla görülüyor. Kolon kanserinin en fazla görüldüğü ülkeler arasında Türkiye'de bulunurken, ülkemizde en fazla görülen 5 kanser türünden birisidir. Her yaşta görülme riski olsa da, genel olarak 50 yaşından sonra görüldüğü gözlemleniyor. Kolon kanseri hastalığının cinsiyetlere göre dağılımı da yapılmıştır. Tüm kanserler arasında kolon kanseri erkeklerde üçüncü ve kadınlarda ikinci sırada yer alıyor.

Kolon kanseri, toplum tarafından "kalın bağırsak" olarak adlandırılmaktadır. Uzmanlar, her 20 kişiden 1'inde hastalığın görüldüğünü belirtiyor. Kolonda yer alan hücrelerde başlayan kolon kanserinin hücre sayısının çoğalması ile kolon etrafına yayıldığı gözlemlenir. Hastalık için erken tanı konulması ile kanser hücrelerinin sadece kolon içi ile sınırlı olarak tespit edildiği belirtilmektedir. Hastalığa ilişkin erken tanı konulmaması ise kanserin diğer organlara ve lenf bezlerine yayılım gösterebileceği bilinir. Kanser hastalığının tedavisinde olumlu sonuç elde edilebilmesi için erken teşhis konulması gerekmektedir. Kanser erken evrede, hastalıktan tamamen kurtulmak söz konusu olabilir.

Kan Kanseri

Kan kanseri, halk arasında "Lösemi" olarak adlandırılmaktadır. Kemik iliğinde blast isimli kötü huylu kan hücrelerinin kontrolsüz çoğalması ile hastalığın oluştuğu gözlemlenir. Kontrolsüz çoğalan bu kötü huylu hücrelerden kaynaklı olarak normal kan hücrelerimiz çoğalamaz ve görevlerini yerine getiremezler. Normal kan hücrelerimizin, vücudumuzun bağışıklığının devamlılık sağlamasında, vücuduma oksijen taşınmasında, enfeksiyonlara karşı korunmada ve kanama durumunda kanımızın durmasında görevlerinin olduğu bilinir.

Hastalıkların belli başlı belirtileri mevcuttur. Kan kanseri hastalığının en net belirtisi ise halsizlik olarak karşımıza çıkar. Halsizliğin yanında sebepsiz kanamalar, ateş ve iyileşmeyen yaralarda bulunuyor. Cilt renginde solukluk, diş etinde kanama, bayılma hissi veya bayılma, yeşil renkli cilt lezyonları ve ağız içinde kan görülmesi ise sıklıkla karşılaşılan bulgular arasındadır.

Kan kanseri hastalığının tanısının uzman doktor tarafından konulduğu biliniyor. Tanı konulması için muayene olmalısınız. Hemogram testinin yapılması ve kan örneğinin mikroskop altında incelenmesi ile hastalığın tanısının kolaylıkla konulabildiği gözlemlenir.

Tiroid Kanseri

Adem elmasının hemen altında bulunan kelebek şeklinde bir bez olan tiroid bezinin hücrelerinde tiroid kanseri görülebilmektedir. Bu bezin görevleri arasında ise kalp atış hızınızı, kan basıncınızı, vücut ağırlığınızı ve vücut sıcaklığını düzenleyen hormonlar üretmesinin bulunduğu gözlemlenir. Uzmanlar, tiroid kanseri vakalarının çoğunun tedavi ile iyileştiği de bilinmektedir.

Tiroid kanseri hastalığının tedavisinde başarı elde edilebilmesi için hastalığın erken teşhis edilmesi gerekiyor. Herhangi bir belirti veya işaret gözükmeden hastalığın tedavisine başlanması mümkün değildir. Tiroid kanserinin ilerleyen dönemlerde oluşturabileceği komplikasyonların listesi aşağıda yer alıyor.

  • Boynunuzdaki deri üzerinden hissedilebilen bir yumru
  • Ses kısıklığında ilerleme dahil olmak üzere sesinizde değişiklikler
  • Yutkunma güçlüğü
  • Boyun ve boğazda ağrı
  • Boynunuzda şişmiş lenf düğümleri

Uzmanlar, yukarıdaki belirtilerin görülmesi halinde acil olarak uzman doktora gitmeniz gerektiğini belirtiyor. Yaygın şekilde görülmeyen tiroid kanserinin tedavisine başlanabilmesi için doktor tarafından tanı konulması gerekmektedir.

Pankreas Kanseri

Pankreasın etrafında ince bağırsak, mide, dalak ve karaciğerin bulunduğu bilinmektedir. Ekzokrin ve endokrin adı altında iki temel görevi olan pankreas, görevlerini yerine getirmek zorundadır. Pankreas kanseri ise pankreasta bulunan hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmaya başlaması ile oluştuğu gözlemlenir. Çoğunlukla, pankreas kanallarını çevreleyen ekzokrin hücrelerin bulunduğu bölgede oluşmaya başlamaktadır. Pankreas kanserinin ekzokrin ve endokrin tümörü olarak iki farklı türü mevcuttur. Hastalığın oluşmasındaki temel nedenler ise aşağıda listelenmiştir.

  • Yaşın ilerlemesi ile pankreas kanserinin oluşma ihtimali artar.
  • Pankreas kanserlerinin %30'u sigara kaynaklı olarak ortaya çıkıyor.
  • Protein ağırlıklı, meyve ve sebzeden yoksun beslenmenin kanserin oluşumunda etkisi vardır.
  • Vücut kitle indeksi yüksek olan kişilerin daha kolay hastalığa yakalandığı tespit edilmiştir.
  • Pankreas kanserinin oluşumunda petrol ve kimyasal maddelerin etkisi olabilir.
  • Kronik pankreas iltihabının tedavi edilmemesi halinde pankreas kanserine yakalanma riskiniz artacaktır.
  • Diyabet, pankreas kanserine yakalanma oranını sağlıklı bireylere göre iki kat arttırır.

Over Kanseri

Yumurtalıkların dokusunda pek çok farklı hücre bulunmaktadır. Ana yapısını ise epitelyum hücrelerinin oluşturduğu bilinir. Epitel hücrelerde meydana gelen kontrolsüz çoğalma ve bölünme sonucunda yumurtalık kanserinin meydana geldiği gözlemleniyor. Yumurtalık kanseri, genellikle menopoz sonrasında görülmektedir. Uzmanlar, %80'inin epitelyum dokuda oluştuğunu belirtiyor. Aynı zamanda, 20 yaşın altında da görülebilir. Genç bireylerde görülen over kanserlerinin yüzde 60'ında ise embriyonik tümörler mevcuttur.

Yumurtalı(over) kanserinin nedenlerinin tam olarak bilinmediği gözlemlenmektedir. Ancak bazı risk faktörlerinin bu hastalığa neden olduğuna ilişkin görüşlerde bulunuyor. Çevresel, genetik ve hormonal faktörlerin yumurtalık kanserlerine neden olduğu belirtilir. Genel olarak yumurtalık kanseri nedenleri ise aşağıda sıralanmıştır.

  • Ailesinde yumurtalık veya meme kanseri olanlarda risk artmaktadır.
  • Yumurtalık kanseri riskinin artmasına son yıllarda bazı genlerdeki değişikliklerin etkisi bulunuyor.
  • Doğum kontrol hapı kullanımının yumurtalık kanseri riskini azalttığı gözlemlenir.
  • Hiç gebe kalmamış kadınlarda, yumurtalık kanseri riskinin daha yüksek olduğu belirtilmektedir. Doğum yapanlarda riskin azaldığı belirtilir.
  • Uzmanlar, yumurtalık kanserinin belirtilerinin tespit edilmesi halinde bir an önce tedaviye başlanması gerektiğini belirtmektedir. Hastalığın belirtileri ise aşağıda yer alıyor.
  • Vajinal kanama
  • Kilo kaybı
  • Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, özellikle kabızlığın ortaya çıkması
  • Mesane alışkanlıklarında değişiklik yaşanması
  • Sık idrara çıkma isteği
  • Karında basınç hissi ve şişkinlik
  • Uzun süreli gaz, hazımsızlık ve bulantı
  • Kasıkta dolgunluk ve ağrı

Yemek Borusu Kanseri

Özofagus, boğazınızdan midenize kadar uzanan uzun ve içi boş bir borudur. Bu boru içerisinde meydana gelen kansere ise yemek borusu kanseri denilir. Yemek borusu yardımı ile yuttuğunuz gıdayı boğazın arkasından mideye, sindirilmek üzere taşımanız söz konusu olur. Genellikle, yemek borusu kanserinin ise yemek borusunun içini döşeyen hücrelerde başladığı gözlemlenmektedir. Yemek borusunun herhangi bir yerinde meydana gelebileceği belirtilirken, erkeklerde kadınlara göre daha fazla görüldüğü gözlemlenir.

Yemek borusu kanserine ilişkin araştırmacılar tarafından yapılan analize göre, dünya genelinde en yaygın altınca kanserden ölüm sebebi olduğu tespit edilmiştir. Görülme oranı ise coğrafik yerleşimlerde farklılıklar gösterebilir. Yemek borusu kanseri vakalarının bazı bölgelerde daha yüksek oranda olması, alkol ve tütün kullanımına veya belirli beslenme alışkanlıklarına sebep gösterilebilinir.

Uzmanlar, yemek borusu kanserinin bulgu ve belirtileri olduğunu belirtmektedir. Hastalığın en fazla görülen bulgu ve belirtileri ise aşağıda listelenmiştir.

  • İstemsiz kilo kaybı
  • Yutkunma güçlüğü
  • Göğüs ağrısı, göğüste basınç veya yanma
  • Mide yanması veya kötüleyen hazımsızlık
  • Öksürme veya ses kısıklığı

Hastalıkların belirli risk faktörleri olmaktadır. Yemek borusu kanserine neden olan risk faktörleri de bulunurken, bu faktörler ise aşağıda yer alıyor.

  • Sigara kullanma
  • Gastroözofageal reflü hastalığı
  • Yemek borusu hücrelerinde kanser gelişimi öncesi değişiklikler
  • Obezite
  • Alkol kullanma
  • Safra reflüsü olmak
  • Gevşemeyen bir özefageal sfinkter nedeniyle yutma zorluğu
  • Sürekli olarak çok sıcak sıvıları içme alışkanlığına sahip olma
  • Yeteri kadar meyve ve sebze yememe
  • Göğüs veya üst karın bölgesinden radyasyon tedavisi görme

Böbrek Kanseri

Böbrek kanseri, genel bir terim olarak bilinmektedir. Böbrekte farklı tümör türleri ve farklı hastalık evreleri bulunuyor. Tümöre ait özelliklere ve tıbbi ekibinizin tecrübesine göre tedavi sürecinde değişiklik göstermektedir. Böbrekler, 2 adet fasulye şeklinde karnımızın arka kısmında bulunuyor. Kanı süzüp idrar üreten organlar olan böbrekler, kan basıncının düzenlenmesi ve kan hücrelerinin üretilmesini sağlayan organlardır.

Böbrek kanserleri, tüm dünyada tanı konulan kanserlerinin yaklaşık %2'sini oluşturmaktadır. Avrupa'da son 25 yılda böbrek kanserli hasta sayısında artış olduğu gözlemleniyor. Ultrason ve BT gibi görüntüleme teknolojilerindeki gelişmelerin etkisi ise tartışılamaz.

Üst Yutak Kanseri

En nadir görülen kanserler arasında yer alan üst yutak kanseri, bazı risk faktörleri ile dikkat çekmektedir. Hastalığın oluşmasındaki temel risk faktörleri ise aşağıda yer alıyor.

  • Diyet- Kötü beslenme kansere yakalanma riskini artırabilir.
  • Aile öyküsü
  • Virüsler
  • Ahşap tozuna maruz kalma
  • Kronik kulak, burun ve boğaz hastalıkları
  • Sigara kullanma

Göz Kanseri

Göz kanserinin oluşumunun göz çevresi dokularda, gözün içerisinde, göz kapaklarında ve gözün renkli bölümündeki unsurların etkisi bulunmaktadır. Göz hastalıkları, çeşitleri üzerinden incelendiğinde en tehlikeli hastalıklar olarak gösteriliyor. Hastalıkların uzun süre fark edilmemesi halinde hızlı gelişim gösterdiği gözlemlenmektedir. Göz kanseri ve hastalıklarının erken teşhis edilmesinin tedaviye olumlu katkısı olduğu bilinir.

Hastalıkların belirtileri üzerinden erken tanı konulması mümkün olabilir. Göz kanserinin belirtileri ise aşağıda belirtilmiştir.

  • Göz kapaklarında şişlik ve hassasiyet gelişir,
  • Gözün sklera adı verilen beyaz kısmındaki kızarıklık problemi görülür,
  • Gözün etrafında iltihaplanma ve buna bağlı kaşıntı şikayet gözlenebilir,
  • Tümörün bulunduğu yere bağlı olarak göz bebeğinin yuvarlak görüntüsünü bozulabilir,
  • Gözün renk kısmında olan iris tabakada meydana gelen tümörler bazen kahverengi veya açık renkli kitlelere neden olmaktadır,
  • Tümör gözün arka kısmında ortaya çıkmışsa hiçbir şikayete neden olmadan ve belirti göstermeden ilerleyebilir.

Beyin Tümörleri

Beyin tümörlerinde beyin dokusunun istisnai bir durumu bulunmaktadır. İyi huylu tümörlerde beyin kafatası içerisinde kapalı bir odada yer aldığından öldürücü olabileceğini belirtmek gerekiyor. Beyin tümörlerinin öldürücü olmasa bile mutlaka kontrol altında tutulması önem taşır. Belirtileri üzerinden erken teşhis konulmasının hastalığın tedavisine olumlu etkisi olduğunu unutmamalısınız.

En öldürücü kanser hastalıkları arasında yer alan beyin tümörlerinin tedavisine erken başlanabilmesi için hastalığın belirtileri hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Beyin tümörlerinin genel olarak görülen belirtileri ise aşağıda listelenmiştir.

  • Sabahları kötüleşen baş ağrısı
  • Bulantı veya kusma
  • Ayakta dururken veya yürürken denge problemi
  • Görmede ve konuşmada tümörün yaptığı baskı sonucunda yaşanan sıkıntılar
  • Hafızayla ilgili yaşanan problemler
  • Kaslarda kasılma, seğirme, spazm veya nöbetler
  • Kol ve bacaklarda uyuşma veya karıncalanma hissi oluşabilir
  • Daha fazla uyuma isteği
  • Kaslarda yaşanan titremeler genellikle kol ve bacaklarda da görülür

Serviks Kanseri

Serviks kanserinin toplum içerisinde rahim ağzı kanseri olarak adlandırıldığı gözlemleniyor. Rahim kanserinden oluştuğu bölge sebebi ile ayrıldığı bilinmektedir. Rahim ağzı kanserinin başladığı noktada rahim ve döl yolunu birbirlerine bağlayan nokta bulunuyor. Bu noktaya ise serviks kısmı denilmektedir. Kanserli hücrelerin bu bölgede çoğalması ve türemesi ile serviks kanserinin oluşması söz konusu olur. Serviks kanserinin tedavisine başlanabilmesi için tanı konulması gerekir.

Hastalığın belirtileri üzerinden tanı konulmaktadır. Serviks kanserinin belirtileri ise aşağıda listelenmiştir.

  • Vajinal kanama
  • Pelvik ağrı
  • Beklenmeyen anormal kokulu vajinal sıkıntı
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı ve lekelenme

Testis Kanseri

Testis kanseri penisin altında, deriden meydana gelen gevşek bir torba olan skrotumun içinde yer alan testislerde görülmektedir. Erkek cinsel hormonlarını ve üreme için spermi üreten bu testisler, sağlıklı olmadığından çeşitli sorunların yaşanmasına neden olabiliyor.

Kanser testislerinin dışına yayıldığında bile yüksek oranda tedavi edilebilen bu tip kanserler, erken teşhis edilmesi açısından önem taşır. Testis kanserinin türünün ve evresinin tedavide kilit rol oynadığını unutmamalısınız. Hastalığın genel olarak belirtileri ise aşağıda listelenmiştir.

  • Skrotumda bir ağırlık hissi
  • Her iki testise bir kitle veya şişlik
  • Karında veya kasıkta hafif bir ağrı
  • Bir testis ve skrotumda ağrı veya rahatsızlık
  • Skrotumda ani sıvı toplanması
  • Bir testiste veya skrotumda ağrı ile rahatsızlık
  • Sırt ağrısı
  • Memelerin şişmesi ve hassasiyeti
  • Hastalıkların oluşmasında risk faktörleri vardır. Bu faktörleri taşıyan insanların belirtilen hastalığa daha kolay yakalandığı gözlemlenir. Testis kanserinin risk faktörleri nelerdir? Hastalığın risk faktörlerini aşağıda görebilirsiniz.
  • İnmemiş Testis
  • Anormal testis gelişimi
  • Aile geçmişi
  • Yaş

Uzmanlar, testis kanserini önleyecek bir yöntemin henüz bulunamadığını belirtmektedir. Ancak bazı doktorlar ise testis kanserinin erken teşhis edilmesinin tedavide olumlu sonuçlar doğurduğunu söyler. Testis kanserinin erken teşhis edilmesi için düzenli olarak kendi kendinize elle testis muayenesi yapabilirsiniz. Elle testis muayenesine uygun olup olmadığına ilişkin doktorunuz ile görüşmeniz öneriliyor.

Doktorlar tarafından rutin bir fizikiye muayene sonucunda, testis kanseri tanısının konulabileceği gözlemlenmektedir. Bir kitlenin kanser olup olmadığını belirlemek için doktorunuzun muayene sonuçlarını değerlendirmesi gerekir. Teşhis sırasında ultrason testine de başvurulduğu bilinir. Ultrason testi ile kitlelerin katı veya sıvı dolu olup olmadığına ilişkin bilgi sahibi olunduğu gözlemlenmektedir. Doktorların, testis kitlelerinin doğasını belirlemesine yardımcı olur. Aynı zamanda, kitlelerin testisin içerisinde mi yoksa dışarısında mı olup olmadığına belirlemede yardımcı olduğu da bilinir.

Mesane Kanseri

En yaygın kanser türleri arasında mesane kanseri bulunmaktadır. Erkeklerde, kadınlardan daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir. Mesane kanserinin her yaşta görülme ihtimali bulunurken, genellikle yaşlı bireylerde görülüyor.

Mesane kanseri, mesanenin alt karın bölgesinde bulunup, idrarı depolayan içi boş kaslı organ-iç kısmını döşeyen hücrelerde başladığı belirtilmektedir. Aynı kanser türünün idrar yolu boşaltım sisteminin diğer bölümlerinde de ortaya çıkabileceği belirtilir.

Uzmanlar, mesane kanserinin tedavisinde olumlu sonuç elde edebilmek için erken tanı konulması gerektiğini ifade ediyor.

Her 10 mesane kanserine yönelik bir araştırma yapılmıştır. Bu araştırma sonucunda, erken teşhis edilenlerin 7 tanesinin tedavisinde başarılı sonuçlar alındığı gözlemlenmiştir. Mesane kanseri tedavisi olan bireylerin hastalığın tekrardan oluşma ihtimaline ilişkin kontrollerini aksatmadan tedaviyi sürdürmeleri gerekir. Tedaviden yıllar geçse de, takip testlerine ihtiyaç duyulması mümkündür.

Kanser hastalıklarının erken teşhis edilebilmesi için belirtileri hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Mesane kanserinin belirtileri ise aşağıda yer alıyor.

  • İdrarda kan
  • Alt karın bölgesinde ağrı
  • İdrar yaparken ağrı
  • Sırt ağrısı
  • Sık idrar yapma

Yukarıdaki belirtilerin mesane kanseri dışında da ortaya çıkabileceğini unutmamalısınız. Uzmanlar, her hastalığın belirtisinin mesane kanseri ile ilişkilendirilmemesi gerektiğinde uyarı yapıyor.

Mesane kanserinin belirtilerini taşıdığınızı düşünüyorsanız, gerekli kontrollerin sağlanması için uzman doktora gitmelisiniz. Doktorunuzun teşhis etmesinin ardından hastalığın tedavisine başlanacaktır.

Kanser Tedavisi

Kanser tedavisinde ameliyat, kemoterapi ve radyasyon tedavi seçeneklerine başvurulduğu gözlemleniyor. Hangi tedavi yönteminin kullanılacağı ise kanserin türüne, hastanın genel sağlık durumuna ve hastalığın evresine göre farklılık gösterir. Kanseri vücuttan çıkarmak için cerrahi tedavi yöntemi tercih edilebilir. Doktor ayrıca kanserin etki ettiği vücut bölümünün tamamını veya bir kısmını çıkarmayı da tercih edebilmektedir. Örneğin, meme kanseri hastası olanlarda, memenin bir kısmı çıkarılabilir. Prostat kanserinde ise prostat bezi alınabilmektedir. Bazı kanser türleri için en uygun yöntem ise cerrahi olmaz. Lösemi benzeri kan kanserleri için en etkin tedavi yolunun ilaç tedavisi olduğu belirtiliyor.

Kemoterapi

Günümüzde kanser hastalıklarının tedavisinde en fazla kullanılan yöntemin kemoterapi olduğu bilinmektedir. Kemoterapi, tümörün ilaçla tedavi edilmesi anlamına gelir. Kanser hücrelerinin çoğalmasını, büyümesini önler ve onları hasara uğratır. Klasik kemoterapiler ile yeni nesil kemoterapi ilaçların kombine edilerek kullanıldığı da gözlemlenir. Bu sebep ile kemoterapinin birden fazla ilaç ile tedavisi söz konusu olabilir.

Kemoterapi tedavisinin çeşitli amaçları vardır. Başlıca amacı ise kanserin tipine ve evresine göre kanserin tedavisini etmek ve yayılımını önlemektir. Bazı durumlarda kemoterapinin tek tedavi seçeneği de olduğu gözlemleniyor. Cerrahi öncesi tümörü küçültmek amacıyla veya ameliyattan sonrası yayılmasını önlemek için koruyucu amaçla kullanılır. Radyoterapi ile birlikte kullanılması da söz konusudur.

Kemoterapi ilaçlarının çeşitli olduğu gözlemlenirken, bir kısmının tümöre doğrudan etkisi vardır. Diğerleri ise hedefe yönelik ve bağışık sistemini kuvvetlendiren biyolojik ilaçlar olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde hedefe yönelik tedavi olarak adlandırılan tümör hücresinin ilerlemesini engelleyen tedavi yöntemleri de bulunmaktadır. Ancak belirtilen ilaçların yan etkilerinin farklı olduğunu belirtmek gerekir. Kemoterapi ilaçları arasında tümöre doğrudan etki edenlerin ise tümör hücrelerinin yapı taşlarına etkisi bulunur. Hücrelerin büyümesine ve çoğalmasına engel olduğu gözlemleniyor. Kemoterapinin 3 farklı türde incelendiğini bilinirken, bu türler ise aşağıda belirtilmiştir.

  • Neoadjuvan Kemoterapi
  • Adjuvan Kemoterapi
  • Palyatif Kemoterapi

Neoadjuvan Kemoterapi

Kemoterapi ilaçları ile kanser hücrelerini yok edebilir, büyümelerini durdurabilir veya şikayetleri bitirebilirsiniz. Kemoterapinin kendi içerisinde türleri bulunurken, neoadjuvan kemoterapinin tümörün ameliyatla çıkarılmasından önce yapıldığı bilinir.

Ameliyat sonrası kanserin tekrarlama ihtimalini azaltan adjuvan kemoterapinin tersi olarak gösterilmektedir. Neoadjuvan kemoterapi, kanserli dokunun normal dokudan daha kolay fark edilmesini de sağlar. Sadece ameliyatı kolaylaştırmak ile kalmamaktadır. Ameliyat sonrasında iyileşmeyi geliştirebilir ve uzun dönemde kanserin tekrarlama ihtimalini azaltabilir.

Neoadjuvan kemoterapi, hem ana tümörü hem de gözle görülmeyen metastazları tedavi etme olanağı sunmaktadır.

Genellikle bölgesel olarak ilerlemiş kolon, meme, rektum ve akciğer kanseri tedavisinde kullanıldığı biliniyor.

Adjuvan Kemoterapi

Kanser hastalığının tedavisinde kullanılan kemoterapinin yöntemleri arasında adjuvan kemoterapi yöntemi de yer almaktadır. Genellikle cerrahi tedavinin yanında kullanıldığı gözlemleniyor. Kemoterapinin çeşitlerinden birisi olmaktan ziyade, kemoterapiye ek tedavi seçeneği olarak gösterilebilir. Bir veya birden fazla tedaviler için kullanıldığı belirlenmiştir. Adjuvan kemoterapi, uzmanlar tarafından koruyucu tedavi olarak da düşünülüyor.

Kemoterapi, radyoterapi veya her ikisinin birden kanser hastalarına uygulanmasında sakınca yoktur. Burada hangi tedavi yöntemlerinin birlikte kullanılacağına ilişkin kararı ise uzman doktorunuz verir. Adjuvan kemoterapinin ne kadar süreceğine ilişkin kararda uzman doktor tarafından sizlere belirtilecektir.

Palyatif Kemoterapi

Palyatif kemoterapi, küratif tedavi seçeneği bulunmayan hastalara uygulanıyor. Klinik çalışmalara katılma ve en iyi destek tedavi seçenekleri arasında gösterilir. Uzmanlar, palyatif kemoterapinin etkinliğinin kişiden kişiye değişkenlik gösterdiğini belirtmektedir. Buradaki farklılık ise;

  • Hastanın yaşı
  • Performans durumu
  • Tümörün kemoterapiye duyarlılığı

Unsurları üzerinden belli olur. Palyatif kemoterapi sonrasında tümör küçülmesi, lokal ve sistemik semptom kontrolü ve tümör büyümesinin kontrolü sağlanabilir. Uygulanacak palyatif kemoterapinin kanserin tipi, evresi, eşlik eden hastalıklar, hastanın fonksiyonel kapasitesi, fiziksel, sosyal ve ekonomik koşulları gibi faktörler göz önüne alınarak karar verilmesi gerekmektedir.

Işın Tedavisi

Işın tedavisi, iyonize radyasyonun kullanılarak kanser hastalığının tedavi edilmesi anlamına gelmektedir. Radyoterapi(ışın tedavisi) ile verilen yüksek dozdaki radyasyon, kanserli hücreleri öldürmesinin yanında bölünüp çoğalmalarını da engeller. Normal hücrelere göre çok daha hızlı büyümesi ile birlikte, çoğalan kanser hücreleri üzerinde oldukça etkili olduğu gözlemlenir.

Kanser tedavisi yöntemleri arasında yer alan radyoterapi, %60 oranında başarı oranı ile dikkat çeker. Günümüzde radyoterapi yöntemi üzerinden yönelik tedavi yaklaşımı uygulanıyor. Tedavi sırasında, tümörlü alan belirlenerek, ışınlar daha yüksek dozda ve sadece kanserli hücreye gönderiliyor. Radyoterapi yani ışın tedavisinin bölgesel bir tedavi olduğu için günlük 15-20 dakikalık seanslar sonrası hastanın normal hayatına devam ettiği bilinmektedir.

Radyoterapi ile sadece hastanın etkin bir şekilde tedavi edilmediği de biliniyor. Aynı zamanda, tedavinin ardından kaliteli bir yaşam sürmesi de hedeflenmektedir. Radyoterapi uygulamalarında geçmişte kanserli dokuyu tamamen yok etmek için çok geniş bir alanı kapsamakta olan ışınlama tekniklerinin artık kullanılmadığı da gözlemleniyor. Onların yerine artık tümörüm çevresini tamamen saran ve yalnızca kanserli bölgeyi hedef alan tedavilerin tercih edildiğini görebilirsiniz.

Tüm kanser tedavilerinde neredeyse kullanılan ışın tedavisi, bazı kanser türleri için tek tedavi yöntemi olarak da kullanılmaktadır. Bazen cerrahi öncesinde tümörü küçültme amacı ile tercih edilebiliyor. Bazen ise cerrahi sonrasında kalmış olabilecek kanser hücrelerini temizleme amacı ile de kullanılabildiği bilinmektedir. Genel olarak ışın tedavisinin en çok uygulandığı kanser hastalıkları ise aşağıda yer alıyor.

  • Cilt kanserleri
  • Beyin tümörleri
  • Baş-boyun kanserleri
  • Meme kanseri
  • Prostat kanseri
  • Mesane kanseri
  • Akciğer kanseri
  • Kadın hastalıkları kanseri
  • Yumuşak doku tümörleri
  • Kemik tümörleri
  • Lenfomalar
  • Sindirim sistemi kanserleri
  • Çocukluk çağı tümörleri
  • Işın tedavisinin türleri bulunurken, 3 farklı türde genel olarak incelendiği söylenebilinir. Bu türler ise;
  • İnternal Radyoterapi
  • Eksternal Radyoterapi
  • Stereotaktik Radyoterapi

Olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnternal Radyoterapi

Radyoterapinin yöntemleri arasında internal radyoterapi yöntemi bulunuyor. İnternal(Dahili) radyoterapi, radyasyonun vücuda dışarıdan verilmesi ile ilişkisizdir. Radyasyonun değişik teknikler ile içeriden verilmesi esasına dayanır. İnternal tedavinin temel amacı, etraftaki normal dokuları radyasyondan koruyarak tümörlü bölgeye yüksek dozlarda radyoterapinin verilmesidir.

Eksternal Radyoterapi

Kanser hastalıklarının tedavisinde kullanılan yöntemlerden radyoterapi, eksternal radyoterapi yöntemi ile dikkat çekmektedir. Eksternal ışın tedavisi sırasında hastalar, radyoterapi cihazının masasına yatmakta ve uygun hazırlıklar yapılmasının ardından radyoterapi cihazı hasta etrafında belirli açılardan durarak veya dönerek, hasta ile temas oluşturmadan tedavinin yapılması gerekmektedir. Eksternal radyoterapi tedavi yöntemi, hastane veya radyoterapi merkezindeki özel tedavi cihazları ile ayaktan tedavi şeklinde uygulanıyor. Hastanın tedavi sırasında herhangi bir şey hissetmediği bilinmektedir. Genellikle eksternal radyoterapi, seanslar şeklinde birkaç hafta sürer. Seansların sayısına ilişkin kararı ise uzman doktorunuz verecektir.

Stereotaktik Radyoterapi

Stereotaktik radyoterapi, uygun hastalarda ışınlanacak hedeflerin farklı düzlemlerden gönderilen ışın demetleriyle etkisiz hale getirilmesidir. Cerrahi tedaviye göre daha az yan etki ile sonuçlandığı belirtiliyor. Stereotaktik radyoterapi, bütün kanser hastalarına uygulanamaz. Kimlere uygulanabileceği ise aşağıda belirtilmiştir.

  • Ameliyata uygun olmayan akciğer kanserlerinde,
  • Beyin metastazlarının tedavisinde,
  • Ameliyat edilmiş beyin metastazlarında operasyon kavitesi ışınlaması amaçlı olarak,
  • Tüm beyin ışınlaması yapılmış, ancak beyin içinde yeni gelişen veya büyüyen metastazların tedavisinde,
  • Karaciğer, böbrek üstü bezi, akciğer ve kemiklerdeki metastazların tedavi edilmesinde,
  • Uygun sayı ve boyuttaki omurga metastazlarında tedavi için,
  • Pankreas tümörlerinin tedavisinde

Cerrahi

Kanserin ana tedavi yöntemleri arasında gösterilen cerrahi, çoğu zaman tek tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Bölgesel tedavi yöntemi olarak bilinir. Vücudun yalnızca ameliyat edilen kısmını tedavi eder. Kanserin erken evrelerinde kanserli hücrenin alınmasının en kolay yol olduğu gözlemlenmektedir.

Cerrahi yöntem ile kanser hastalıklarının tedavisi yapılıyorsa, cerrah aldığı tüm dokuları mikroskop altında incelenmesi için laboratuvara gönderecektir. Bu işlem ile kansere ilişkin detaylı bilgi elde edilebilmesi sağlanır. Cerrahi tedavi yöntemine ek olarak, radyoterapi ve kemoterapi yöntemleri de uygulanabilir.

Kanserin vücudun başka bir bölümüne yayılma ihtimali olduğunu belirtmek gerekiyor. Diğer bölümlere yayılması sonucunda cerrahinin genellikle yetersiz kaldığı bilinmektedir. Bazı kanser türlerinde cerrah, kişinin daha uzun süre yaşamasına yardımcı olabilir. Kanserin yayılması durumunda ise kemoterapi, biyolojik terapi vb. tedavi yöntemlerine yönelme söz konusu olur.

Hedefe Yönelik Tedaviler

Kanser hastalarının hedefe yönelik tedavi almaları, günümüzde öncelikli amaç olmuştur. Bu noktada kanser hastaları için hedefe yönelik tedavileri seçmenin amacı ise daha doğru bir tedavi süreci oluşturmaktan geçer.

Günümüzde, her yıl artan hedefe yönelik bu testler sayesinde her hastaya en uygun kemoterapi yöntemi seçilebiliyor. Yanlış kemoterapi uygulaması ile ortaya çıkan olumsuzlukların hastanın kurtulmasını sağlar. Hedefe yönelik tedaviler, her kanser hastalığı için uygulanmaz.

Kanseri Yenmek

Çağımızın en ciddi ve ölümcül hastalıkları arasında yer alan kanser, çeşitli tedavi seçenekleri ile tedavi edilebiliyor. Ancak bazen kanser hastalıklarının tedavisi ise mümkün olmayabilir. Hastalığın erken teşhis edilmesinin kanseri yenmede etkisi tartışılamaz. Kanser hastalıklarına yakalanan bireyler, beslenmelerine mutlaka dikkat etmelidir. Bununla birlikte, tedavi sürecine ilişkin yapılan kontrollerin aksatılmaması gerekir. Uzman doktor eşliğinde sizlerde kanser hastalıklarını yenebilirsiniz.

Kanser Hastalığı Nedenleri

Hastalıkların oluşmasının nedenleri olduğu bilinmektedir. Bazı hastalıkların neden oluştuğu ise tam olarak bilinemez. Kanser hastalığı nedenleri, birçok farklı faktöre ve unsura dayandırılmaktadır. Ancak genel olarak, kanser hastalıklarının oluşumunun tek bir nedeni olduğu belirtilir. Hücrelerin kontrolsüz çoğalması, kanser hastalıklarının temel nedeni olarak gösterilmektedir.

Hücrelerin Kontrolsüz Çoğalması

Kontrolsüz hücre çoğalması, kanser hastalıklarının oluşmasındaki temel nedendir. Erken teşhis edilmesi ve erken tanı konulması gerekmektedir. Aksi takdirde, kanser hastalıklarının gelişim göstermesine neden olur. Bu gelişim ise vücudun diğer organlarına ve bölgelerine de sıçrar. Ölüm gibi komplikasyonların olduğunu belirtmek gerekir.

Kanser Hastalığı Belirtileri

Kanser hastalıklarının erken teşhis edilmesinin tedaviye olumlu katkısı olacaktır. Hastalıkların erken tanısının konulabilmesi için belirtileri hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Her belirti üzerinden kanser hastalığından söz edilmesi yanlıştır. Kanser hastalığı belirtileri, aşağıda sizlere aktarılmıştır.

  • Ateş
  • Ağrı
  • Kanama
  • Sindirim Sonunda ve Boşaltımda Değişiklik
  • Elle Muayenede Hissedilen Kitleler
  • Halsizlik
  • Kilo Kaybı
  • Anormal Kanama

Ateş

Ateş, birçok hastalığın belirtisidir. Kanser hastalıklarının temel belirtileri arasında yer alır.

Ağrı

Kanser oluşan bölgede ağrılar oluşabilir. Ağrı hissediyorsanız, kanser şüphesi duyabilirsiniz.

Kanama

Uzmanlar, kanser hastalıklarının belirtileri arasında kanama olduğunu da söylüyor. Kanama halinde acil olarak doktora başvurmalısınız.

Sindirim Sonunda ve Boşaltımda Değişiklik

İnsanların sindirim ve boşaltım sistemlerinde değişiklik yaşanmasının hastalıkların habercisi olduğu söylenir. Kanser hastalıklarının belirtileri arasında da bulunmaktadır.

Elle Muayenede Hissedilen Kitleler

Elle muayene, kişi tarafından kendisine yapılabilen bir muayene çeşididir. Kanser hastalığını elle muayene ile hissedebilirsiniz.

Halsizlik

Kanser hastalarında şiddetli halsizlik görülür. Halsizlik halinde acil olarak uzman doktora başvurmanız gerekmektedir.

Kilo Kaybı

Bir anda zayıflamaya başlamanız ve kilo kaybetmeniz, normal olarak karşılaşılabilecek bir durum değildir. Kanser hastalığının en net belirtileri arasında kilo kaybı olduğunu unutmamalısınız.

Anormal Kanama

Bazı kanamaların normal olarak karşılanması mümkün olurken, anormal kanama ise normal karşılanmamalıdır. Kanser hastalıklarının belirtilerinden birisi olduğunu hatırlatmak gerekiyor.

Kanser Hastalığı Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Bir hastalığın tedavisine başlanabilmesi için tanı ve teşhis konulması gerekmektedir. Kanser hastalıklarının tanı ve teşhis yöntemleri ise geniştir. Bu genişlik, hastalıkların kolaylıkla tespit edebilmesini sağlar. Ancak önemli nokta, erken tanı ve teşhis konulması olarak karşımıza çıkmaktadır. Kanser hastalığı tanı ve teşhis yöntemlerini aşağıda görebilirsiniz.

  • Tarama Testleri
  • Uzman Muayenesi
  • Röntgen
  • Kan Testleri
  • Biyopsi
  • Erken Teşhis

Tarama Testleri

Kanser hastası olup olmadığınızı tarama testleri üzerinden öğrenebilirsiniz. Günümüzde, ücretsiz olarak tarama testleri yapılan kuruluşlar bulunmaktadır.

Uzman Muayenesi

Uzman muayenesi, kanser hastalığının tanısında en etkili yöntemler arasında gösteriliyor. Doğru teşhis için uzman doktora başvurmalısınız.

Röntgen

Genel sağlık durumunuz ve kanser olup olmadığına ilişkin röntgen sonuçları üzerinden değerlendirme yapılabilir. Röntgen üzerinden kanser hastalığının teşhis edilebildiği biliniyor.

Kan Testleri

Kan testleri üzerinden kanser tanısı konulabilir. Başka bir hastalık veya rahatsızlık için kan testleri yaptırabilirsiniz. Bu testler sonucunda kanser olup olmadığımız belli olacaktır.

Biyopsi

Kanserin kesin tanısı için uygulanmakta olan biyopsi, sizin kanser olduğunuz anlamına gelmez. Biyopsi üzerinden kanserin teşhisi konulabilir.

Erken Teşhis

Her hastalığın erken teşhis edilmesinin tedaviye olumlu katkısı olmaktadır. Erken teşhis, kanser hastalıklarının tedavisinde de önemli rol oynar.

Kanser Hastalığı Risk Faktörleri

Hastalıkların oluşmasında çeşitli risk faktörlerinin etkisi vardır. Bu faktörler hakkında bilgi sahibi olmak, hastalıklara yakalanmaktan sizleri korur. Kanser, en ölümcül hastalıklar arasında bulunuyor. Kanser hastalığı risk faktörleri nelerdir? Kanserin risk faktörlerini aşağıda yer almaktadır.

  • Yaş
  • Cinsiyet
  • Radyasyon
  • Sigara ve Alkol
  • Kötü Beslenme
  • Bazı Kimyasal Maddeler
  • Bazı Virüsler
  • Hava Kirliliği
  • Stres
  • Genetik

Yaş

Kanser hastalıklarının bazılarının yaşlı insanlarda, bazılarının ise genç bireylerde görüldüğü bilinmektedir. Hastalığın türüne göre sıklıkla görüldüğü yaş grubu da farklılık gösterir.

Cinsiyet

Testis kanseri, erkeklerde görülen bir kanser türüdür. Meme kanseri ise kadınlarda görülüyor. Kanser hastalıklarının cinsiyetlere göre farklılık gösterdiği söylenebilir.

Radyasyon

Radyasyona maruz kalmak, kanser hastalığının risk faktörleri içerisinde yer alıyor. Hastalığın oluşumuna neden olabileceğini belirtebiliriz.

Sigara ve Alkol

Sigara ve alkol, kanser hastalıklarının oluşmasını kolaylaştırır. Kanser hastalıkları dışında birçok hastalığın sigara ve alkol ile ilişkisi bulunduğu gözlemlenmektedir.

Kötü Beslenme

Sağlıklı beslenmek, bağışıklık sistemimizin güçlü olmasını sağlar. Beslenmenize dikkat etmemeniz halinde çeşitli hastalıklara daha kolay yakalanırsınız. Kötü beslenme sebebi ile kanser hastalıklarına yakalanmanın kolaylaştığını belirtmek gerekiyor.

Bazı Kimyasal Maddeler

Kimyasal maddelerin belirli yan etkileri bulunmaktadır. Bazı kimyasal maddeler, kanser hastalıkları oluşmasına neden olur.

Bazı Virüsler

Enfeksiyonlar ve virüsler, kanser oluşumuna neden olabilmektedir. Bazı virüslerin kanser hastalıklarının kolaylıkla oluşmasında etkisi olduğu biliniyor.

Hava Kirliliği

Soluduğunuz oksijenin temiz olmasının sağlıklı yaşam açısından önemi tartışılmaz. Hava kirliliği sebebi ile kanser hastalıklarına yakalanma riskiniz bulunuyor.

Stres

Kanserin en önemli dostunun stres olduğu belirtilmektedir. Aşırı stres yapmak, kanser hastalıkları ile karşı karşıya kalmasına neden olabilir. Kanser riskini taşımamak için aşırı stresten kaçınmalısınız. Sadece stres sebebi ile kanser hastalığına yakalanan vakaların olduğu gözlemlenmektedir.

Genetik

Ailenizde kanser hastalıklarına yakalanan bireylerin bulunması, sizlerin kanser hastalıklarına daha kolay yakalanmasına neden olacaktır. Genetik faktörler sebebi ile kanser hastası olabilirsiniz. Ailesinde çeşitli kanser hastaları olan bireylerin kontrolleri aksamadan devam etmesi gerektiğini belirtmek gerekiyor.

Kanser Hastalığı Komplikasyonları

Hastalıkların belirli komplikasyonları olabileceğini hatırlatmak gerekiyor. Kanser hastalıklarının komplikasyonları da bulunurken, bu komplikasyonların neler olduğuna ilişkin bilgi sahibi olmalısınız. Her kanser hastalığının aynı komplikasyonları bulunmazken, genel olarak komplikasyonlarını 3 çatı altında inceleyebiliriz.

  • Anemi
  • Seksüel Yetersizlik
  • Kanserin Yayılması

Anemi

Anemi, kanser hastalıklarının belirtisi ve komplikasyonu olarak gösterilebilir. Kanser hastalıklarının tedavi edilmemesi halinde anemi ile karşılaşabilirsiniz.

Seksüel Yetersizlik

Kanser hastalıklarının en ciddi komplikasyonları arasında seksüel yetersizliğin bulunduğu bilinmektedir. Kanser hastası bireylerin cinsel yaşamlarında çeşitli olumsuzluklar meydana gelir. Bu olumsuzlukların başında cinsel yetersizliğin olduğu gözlemleniyor.

Kanserin Yayılması

Uzmanlar, kanser hastalıklarının erken teşhis edilmesinin öneminin tartışılmaz olduğunu belirtiyor. Erken teşhis edilen kanser hastalığının tedavisinde olumlu sonuçlar elde edilebilir. Kanserin yayılması ise kanserin gelişim göstermesinden kaynaklıdır. Diğer organlara bulaşması ve kendi içerisinde gelişim göstermesi ile tedavinin daha zorlaştığını unutmamalısınız.

Kanser Hastalığı Nasıl Önlenir?

Hastalıkların oluşmasının önüne geçebilirsiniz. Örneğin kanser hastalıklarının oluşmasında iki temel faktörün önemli etkisi bulunmaktadır. Alkol ve sigara kullanmak ile sağlıksız beslenmenin kanser hastalıklarına neden olduğu belirtiliyor.

Alkol Ve Sigara Kullanmak

Kanser hastalıklarının çoğunluğunun alkol ve sigara ile ilişkisi olduğu ifade edilmektedir. Kanser hastalıklarını önlemek istiyorsanız, alkol ve sigara tüketiminden kaçınmalısınız. Alkol ve sigara kullanmamak, birçok hastalığa yakalanma riskinizi azaltacaktır.

Beslenme

Uzmanlar, beslenmenize dikkat etmeniz konusunda her zaman uyarılar yapar. Doğru beslenmeme, bazı hastalıkların oluşmasını kolaylaştırır. Örneğin kanser hastalıkları ile beslenme arasında doğrudan ilişki vardır. Kanser hastalıklarından korunmak için beslenmenize dikkat etmelisiniz.

Sık Sorulan Sorular

Bir hastalık hakkında en fazla sorulan soruların neler olduğuna ilişkin araştırma yapmalısınız. Hastalığa ilişkin sık sorulan sorular ve cevapları üzerinden bilinçli bir birey haline dönüşmek mümkündür. Yakınlarınızın da bilgi sahibi olmasını sağlayabilirsiniz. Çağımızın en ölümcül hastalıkları arasında gösterilen kanser, çeşitli türlere ve tedavi yöntemlerine göre farklılıklar göstermektedir. Kanser hastalıkları hakkında sık sorulan sorular ve cevaplar ise aşağıda listelenmiştir.

Yaşam kalitesini düşürmeden kanserle yaşamak mümkün mü?

Kanser ile yaşamanın oldukça zorlu bir yaşam şartlarına neden olabileceği bilinmektedir. Yaşam kalitesinin düşmesi ise kaçınılmaz olur. Ancak bireyin kanser ile mücadelede güçlü kalması ve yaşamını bütün olumsuzluklara rağmen sürdürmesi gerektiği de belirtilmektedir.

Kanser riskini azaltan besinler nelerdir?

Sağlıklı ve dengeli beslenmek, kanser riskinin azalmasını doğrudan etkiler. Kanser hastalıklarına yakalanma riskini en fazla azaltan besinler ise aşağıda yer alıyor.

  • Kara Üzüm
  • Sarımsak
  • Zerdeçal
  • Havuç
  • Domates
  • Yeşil Çay
  • Ananas
  • Balık
  • Çörek Otu
  • Kuru Baklagiller
  • Kırmızı Biber
  • Soğan
  • Fındık
  • Yoğurt
  • Brokoli

Çocuklarda kanser görülür mü?

Çocuklarda kanser görülme ihtimali bulunmasına rağmen bu ihtimalin oldukça az olduğu söylenebilir. Tüm kanserlerin sadece %2-4'ü oranında çocuklarda görüldüğü tespit edilmiştir.

Kitlenin var olması kişinin kanser olduğu anlamına gelir mi?

Her var olan kitlenin kanser ile ilişkisi bulunmamaktadır. Günümüzde, her kitlenin kanser ile ilişkisi olduğuna ilişkin yanlış bir düşünce olduğu gözlemleniyor.

Kemoterapi ne sıklıkla uygulanır?

Kemoterapi seansları, kanserin türüne ve hangi evrede olduğuna göre değişiklik gösterir. Burada hastanın genel sağlık durumunun önemi de unutulmamalıdır.

Kanser hastalarının alkol ve sigara kullanımının sakıncaları nelerdir?

Bir kanser hastasının mutlaka alkol ve sigara kullanmaktan kaçınması gerekmektedir. Sigara ve alkol kullanan kanser hastası, ölüme daha da yaklaşacaktır. Gene olarak uzman doktorunuz tarafından sakıncalarına ilişkin bilgi alabilirsiniz.

Kanser tedavisi ne kadar sürer?

Kanser tedavisinde hangi tedavi yönteminin kullanıldığı ve hastanın genel sağlık durumunun süreci doğrudan etkilediği bilinmektedir. Tedavide net olarak bir süreden bahsetmek ise doğru olmaz. Kemoterapi yöntemi ile tedaviye tabii tutulan kanser hastası ile cerrahi yöntemle tedavisi gerçekleştirilen hastanın tedavi süreçleri de farklılık gösterecektir. Aynı zamanda, kanser türünün sürece doğrudan etkisi olur.

Kanserden tamamen kurtulmak mümkün mü?

Kanser hastalıklarının erken teşhis edilmesinin tedaviye olumlu katkısı olur. Erken tanı konulması halinde kanserden tamamen kurtulabilirsiniz. Kanserin gelişim göstermemesi ve diğer organlara yayılmadan tedavi edilmesi gerektiğini unutmamanız gerekiyor.

Hasta yakınlarının yapması gerekenler nelerdir?

Uzmanlar, hastalıklara yakalanan bireylerin yakınlarına tedavi sürecinde büyük yük düştüğünü belirtmektedir. Kanser hastası olan bireylerin yakınlarının daha hassas ve duyarlı davranmaları gerekir. Hastanın sürekli yanında olduğunu hissettirmek ve stresten uzak bir yaşam sürdürmesini sağlamak, hasta yakınlarının başlıca yapması gerekenler arasında bulunuyor.

Kemoterapi neden saç döker?

Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için kansere karşı ilaçlar kullanan bir tedavi yöntemi olarak gösterilmektedir. İlaçlar kanser hücrelerine saldırarak büyümelerine engel olmak sureti ile çalışıyor. Kemoterapinin kıl kökleri gibi aynı zamanda bedendeki normal hücreleri de etkileyebildiği gözlemleniyor. Bu durumda saç dökülmesi ile karşılaşabilirsiniz.

Kanser, çalışma hayatımı olumsuz etkiler mi?

Kanser hastalıkları, kişinin yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilir. Yaşam kalitesinin düşmesi ile çalışma hayatının olumsuz etkilenmesi de kaçınılmazdır. Kanser hastasının yakınlarının en iyi şekilde destek vermesi gerektiğini belirtmek gerekiyor. Çalışma hayatında verimi düşen kanser hastaları, genellikle patronları tarafından işten çıkarılmaktadır. Bu durum ise kanser hastasının psikolojik olarak daha fazla yıpranmasına neden olur.

Kanser bulaşıcı mıdır?

Bazı hastalıkların bulaşıcı nitelikte olduğu bilinmektedir. Kanser hastalıklarının bulaşıcı olmadığından emin olabilirsiniz. Herhangi bir kanser hastası ile iletişime geçilmesinin sakınca yoktur. Kanser hastası ile temasa geçmenizin sizleri kanser yapacağını düşünmemelisiniz.

Hamilelikte anneden bebeğe kanser bulaşır mı?

Uzmanlar, kanser hastalıklarının anneden bebeğe geçmesine ilişkin bilgilendirmeler ve araştırmalar yapmıştır. Kanser hastası olan annenin daha dikkatli olması gerekir. Kanser, anneden bebeğe geçebilir. Hamilelik döneminde yaşanan enfeksiyonların bebeğe olumsuzlukları olabilmektedir.

Kanser cinselliği nasıl etkiler?

Kanser hastalıklarının cinselliğe olumsuz etkisi bulunmaktadır. Cinsel yaşamın olumsuz etkilenmemesi için hastalığın gelişim göstermesi gerekir. Özellikle testis kanseri ve meme kanseri gibi kanser rahatsızlıklarının ciddi cinsel problemler yarattığı söyleniyor. Uzmanlar, kanser hastalıklarının erken teşhis edilmesi gerektiğini belirtmektedir .Tedaviye geç kalınmasının cinsel yaşam başta olmak üzere, birçok unsura ilişkin olumsuzluklar doğurduğu söylenmektedir. Hastalıkların tedavisine erken başlamasının tedavi sürecine olumlu etkisi olacağını unutmamalısınız.

Kaç tane kanser türü var?

Kanserin oluşmasına sebep olan durum, normal koşullar altında kontrollü şekilde bölünmesi gereken hücrelerin kontrolsüz şekilde bölünmeye başlamasıdır. Vücudun tüm bölgelerinde hücreler olduğu için kanserin birden fazla türde ve hatta yüzden fazla türde olduğunu söylemek de mümkündür. Kanserler genelde ilerleme hızlarına, evrelerine ve bulundukları bölgeye göre ayırt edilirler. Akciğer kanseri, mesane kanseri, prostat kanseri vs. kanserin alt türleridir.

Kanser hangi yaşlarda görülür?

Kanserin ortaya çıkmasında çevresel faktörler ve yaşam tarzı oldukça önemlidir. Kanserin ortaya çıkmasında etkili olan faktörlerin yaş ilerledikçe etkilerini artırdığı bilinen bir gerçektir. Kanser her yaşta ve her insanda ortaya çıkabiliyor olsa da özellikle otuzlu ve kırklı yaşlardan sonra bazı kanser türlerinin görülme sıklığında ciddi bir artış ile karşılaşılmaktadır. Örneğin akciğer kanserleri ile çocuk yaşlarda çok nadiren; ileri yaşlarda ise oldukça sık şekilde karşılaşılır.

Kanser kaç yılda ortaya çıkar?

Kanserleri ortaya çıkaran yapılar bulundukları bölgelere ve bazı genetik faktörlere bağlı olarak hızlı gelişme ya da yavaş gelişme eğilimindedir. Ortalama olarak kanserin birkaç yıl ile on yıl arasında gelişme süresine sahip olduğunu söylemek mümkündür. Hızlı gelişen ve birkaç ayda ölüm riskini ortaya çıkaran kanserler de söz konusudur. Akciğer kanseri gibi yaygın kanser türleri, hücrelerin kontrolsüzce bölünmeye başlamasından birkaç yıl sonra ciddi etkiler ortaya çıkarmaya başlar.

Kanserin kaç evresi var?

Kanserin gelişme hızını, geliştiği bölgeyi etkileme seviyesini, belirtilerini ve metastaz yapıp yapmadığını evreler üzerinden anlamak mümkündür. Evrelerin temel amacı, belirli klinik bulguların gruplanması ve tedavi prosedürlerinin çok daha hızlı geliştirilmesidir. Evreler genel olarak dört ana gruba ayrılır. Birinci ve ikinci evreler erken evre kanserleri; üçüncü ve dördüncü evreler ise ileri seviye kanserleri ifade eder. Evre seviyesi arttıkça hayatta kalma şansı düşmekte; tekrar riski ise artmaktadır.

Kanser için hangi bölüme gidilir?

Kanserin birden fazla türü bulunur. Kanser türleri de başvurulacak bölümü belirlemektedir. Genel olarak hastalığın tedavisinin onkoloji bölümlerinde yapıldığını söylemek mümkündür. Ancak rahim kanserleri kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından; mesane kanserleri üroloji uzmanları tarafından tedavi edilir. Genel olarak iç hastalıklarının da kanser tedavisinde söz sahibi olduğunu söylemek gerekir. Belirtilerin kansere yönelik olduğundan şüphelenilmesi durumunda belirti görülen bölgeyle ilgilenen bölüme başvurulması yeterlidir.

Kanser olanlar nasıl beslenmeliler?

Kanser hastalığının ve kanser tedavilerinin iştah üzerinde ciddi etkileri vardır. Kanser ve kanser tedavisi genel manada iştahı keser. Ayrıca içerisinde bulunulan psikolojik durum da sağlıklı beslenmenin göz ardı edilmesine sebep olabilir. Ancak bağışıklık sisteminin güçlü tutulması oldukça önemlidir. Kanser hastaları olabildiğince sebze – meyve ağırlıklı beslenmelidir. Protein, karbonhidrat ve yağ arasındaki denge bir miktar protein lehine bozulmalıdır. Beslenme düzenli ve sürekli olmalıdır.