Kılcal Damar Tıkanıklığı Tedavisi

Kılcal Damar Tıkanıklığı Tedavisi
Kılcal Damar Tıkanıklığı Tedavisi

 

Kılcal damar tıkanıklığı tedavisi, günümüzde tıp alanında kullanılan teknolojinin gelişmiş olmasıyla birlikte oldukça etkili seviyede gerçekleştirilebilir durumdadır. Tedavi edilmediği durumlarda kılcal damarlarda tıkanıklığın ilerleyebilmesi ve zaman içerisinde tamamen tıkanma yaşanması problemi olasılığı bulunur. Tamamen tıkalı olan kılcal damar, ölümlü sonuçlara kadar uzanabilen bir dizi hastalığı ortaya çıkarabilecek kadar yüksek derecede etki gösterebilme durumunu beraberinde getirir. Tedavi türleri incelendiğinde pek çok farklı yöntemin tercih edilebilmesi olanağının bulunuyor olduğu görülür. Öncelikli olarak hasta için gerekli kontrollerin sağlanmasının ardından en uygun tedavi yönteminin belirlenmesi gerçekleştirilir. Her açıdan pozitif sonuçları alabilme olanağını beraberinde getiren kılcal damar tıkanıklığı tedavisiyle birlikte kusursuz sonuçların elde edilebilme olanağı söz konusu olur. Yüzde yüz oranında başarı elde edebilme avantajını sağlayan yöntemlerin uygulanabiliyor olmasıyla beraber aktif olarak kılcal damar tıkanıklığı tedavisinin tamamlanabilmesi fark yaratır. Hastalığın ne durumda olduğunun görülmesinin ardından tedavinin başlatılması aşamasında belirli bir plan yapılarak, uzman doktor tarafından bu plan etrafında uygulamaların şekillendirilebilir. Etkili sonuçların alınabilmesi olanağını sağlayan kılcal damar tıkanıklığı tedavisi yöntemleri, teknoloji odaklı olarak tamamlanır.

İnceleyen ve onaylayan: Prof. Dr. Murat Dikmengil

Kılcal Damar Tıkanıklığı Tedavi Türleri

Geçmiş yıllar incelendiğinde günümüzde çok daha iyi seviyeye gelen kılcal damar tıkanıklığı tedavisi, başarıyla uygulanabilir tedavi türleriyle beraber aktif olarak gerçekleştirilir. Her tedavi türünün uygulama yöntemi değişkenlik gösteriyor olduğu gibi aynı zamanda başarı yüzdesi de değişkendir. Etkili sonuçların alınabilmesi olanağını beraberinde getiren tedavi türlerinin her biri gelişmiş şekilde uygulanır. Tedavi türleri arasından hangi yöntemin uygulanacağının kararının verilmesi uzman doktor tarafından gerçekleştirilerek, kılcal damarda mevcut olan tıkanıklık seviyesine yönelik olarak şekillendirilir. Her tedavi türünün uygulanması aşamasında farklı bir metot mevcuttur. Seçilen hangi yöntem olursa olsun, kılcal damarın tamamen açılabilmesine odaklı olarak işlem yapılması mümkündür. Tıkanıklığın tedavisinin gerçekleştirilmesi aşamasında başarılı geri dönüş oranlarının mevcut olduğu gözlenir. Modern tedavi türlerinin başarı oranı yüksek olduğu gibi aynı zamanda sağlık açısından herhangi bir risk teşkil etmiyor olması da fark yaratır. Tedavi türleri içerisindeki her yöntem, kılcal damara doğrudan etki edecek şekilde uygulama esasıyla etki olanağını sağlar. Kılcal damar tıkanıklığının tedavisinde, belirli bir seviyeden sonra ilaçlı yöntem uygulamalarının yeterli etkiyi gösteremediği gözlenir. Hastalığın tamamen tedavi edilebilmesine yönelik olarak ilaçlı tedavi haricindeki farklı tedavilerin gerçekleştirilebilmesi olanağının tamamen güvenilir şekilde mevcut olması, etkili sonuçların alınmasına doğrudan etki eder.

İlaçlı Balonlar

Standart balon tedavisi, anjiyo yöntemiyle birlikte damar tıkanıklığının açılmasında kullanılan en eski uygulamalardan biri olarak tanımlanır. Yaygın olarak tercih edilen bir yöntem olmasıyla birlikte, son derece yüksek etkiye sahip olduğu da bilinir. Balon plastik bir malzemeden üretilerek damar çapına göre şekillendirilerek tedavi uygulaması için özel olarak oluşturulur. Kılcal damarda mevcut olan tıkanıklıkta tedavi türlerinden birisi olan ilaçlı balonlar, klasik balonların tamamen ilaçla kaplanmasıyla üretilir. Tıkalı olan damar içerisinde şişirilerek damarın duvarına direkt olarak etki etmesi hedef nokta konumunda bulunur. Darama ilacın uygulanmasıyla birlikte, damarın erken tıkanmasının önüne geçilmesine yönelik olarak etkili önlem alınır. Balonlu ilaç uygulandığı durumda, uygulama yapılan kılcal damarın daha uzun süre açık kalması mümkündür. Normal damar açma yönteminde kullanılan balonlarla aynı olan ilaçlı balonlar, balon dış kısmında ilaç bulundururlar. Daha uzun süreli olarak damarın açık kalmasını beraberinde getiren bir tedavi türü olmasıyla beraber yeni teknolojiler arasında sınıflandırılır. Ağırlıklı olarak bacaklardaki damar tıkanıklıkları için kullanılıyor olmalarıyla beraber, normal balonlara kıyaslandığında etki seviyeleri çok daha yüksektir.

Anjiyo

Damar tıkanıklığı tedavisi denildiğinde akla ilk gelen kavramların başında anjiyo gelir. Kılcal damarlarda yaşanan tıkanma durumlarının ortadan kaldırılabilmesi olanağını sağlayan anjiyo tedavi türü, ince tüplerin kullanılmasıyla birlikte sorunlu damara ulaşabilmeyi hedefler. Farklı bölgelerde mevcut olan damar tıkanıklıklarının çözüme kavuşturulabilmesi olanağını sağlıyor olmasıyla birlikte, en etkili uygulamalardan birisi konumunda bulunur. Lokal anestezi altında gerçekleştirilen tedavi türüdür. Anjiyo yapılmadan önce hasta için gerekli hazırlıkların sağlanmasının ardından, tedaviye uygun hale getirilen hastaya müdahale gerçekleştirilir. Gerekli olduğu durumda anjiyoya başlamadan önce hastanın rahatlamasını sağlamak adına, sakinleştirici ilaç kullanımı yöntemi uygulanır. Anjiyonun başlangıcı için belirli noktalar bulunur. Kasık, bilek veya kol bölgesinden giriş yapılmasının ardından sorun yaşanan tıkalı damara kadar ulaşılabilmesi sağlanır. Tüm damarların birbirleriyle bağlantılı olmasından kaynaklı olarak, belirli bir damardan başlanarak tedavinin gerçekleştirileceği damara kadar ince tüpün ilerletilebilmesi olanağı bulunur. Anjiyo, etkili tedavi yöntemlerinden biri olmasıyla beraber kesin sonuç alınması olanağını da sunar. 15-20 dakika süresi boyunca gerçekleştirilen bir işlem olmasıyla beraber bu sürenin ardından damarın açılabilmesi sağlanır. Tedavinin kasıktan tamamlanmasının ardından 6 saat boyunca hasta gözetim altında tutulur. Kol veya bilekten yapılan anjiyolardaysa 1 saatlik gözetim süreci yeterli kabul edilir.

Aterektomi

Damar tıkanıklığı yaşayan hastalarda tedavi amacıyla uygulanan yöntemlerden birisi aterektomi yöntemidir. Hastaya hafif bir sakinleştiriciyle birlikte ağrı kesici verilmesinin ardından işlem başlatılır. Lokal anestezi altında gerçekleştirilen bir tedavi yöntemi olmasıyla birlikte, damarın açılabilmesine doğrudan etki eder. Aterektominin uygulama aşamasında üst uylukta yer alan atardamara kesik açılarak, uyluk atardamarı içerisine kılavuz tel sokularak tıkanıklığın olduğu damara doğru ilerletilir. İlgili damarın içinin tıraşlanarak veya kazınarak açılması olanağını beraberinde getiren bir yöntem olarak uygulanır. Genel olarak döner bir başlığa sahip olan cihaz, damarın içini tamamen açılacak şekilde yeniden yapılandırma avantajını sağlar. Aterektomi tedavisi sonrası hastanın ihtiyacına göre balon işlemi yada stent işlemi uygulanır. Farklı türleri olan bir tedavi yöntemi olmasıyla beraber, aterektomi türüne bağlı olarak tercih edilen türe göre özel kateter ucu kullanılması söz konusudur. Aterektomi yöntemleri; rotasyonel aterektomi, direksiyonel aterektomi ve transluminal aterektomi olarak birbirlerinden ayrılırlar. Rotasyonel aterektomi: Rotasyonel aterektomi yöntemi, aterektominin en yaygın olarak kullanılan bir türüdür. Tıkanıklığın olduğu bölgeye yönlendirilen kateterin ucunda elmas freze yer alır. Kateterin uç kısmında mevcut olan elmas freze çok yüksek hızla dönerek sertleşmiş plakların vücudun kendi sistemi içerisinde atılabileceği küçük parçacıklar haline getirilir. Bir nevi damar içerisinde ufalama işlemi söz konusudur. Direksiyonel aterektomi: Yumuşak plak oluşumlarının çıkarılması amacıyla tasarlanmış aterektomi uygulama yöntemidir. Kateter sokulmasının ardından kateter ucunda mevcut olan bıçağın, tıkanıklık olan bölgeye doğru iten şişirilmiş bir balon bulunur. Bıçağın hedef noktaya iletilmesinin ardından, plağın kesilmesi sağlanır ve bununla birlikte özel hazne içerisinde depolanır. Transluminal aterektomi: Başarılı sonuçların alınabilmesinde uygulanan aterektomi tedavilerinden birisi olmasıyla birlikte, katetere bağlı bir vakumla beraber plakları emen tüp kullanılan vakum cihazıyla tedavi gerçekleştirilir. Transluminal ekstraksiyon mevcut kılcal damar tıkanıklığının tamamen açılabilmesine etki eder.

Stent

Kılcal damar tıkanıklığı tedavisi türleri arasında en çok tercih edilen başarılı yöntemlerden birisi stent yerleştirme yöntemidir. Genel itibariyle balon anjiyoplasti prosedürüyle birlikte kombinasyon olacak şekilde uygulanır. Stentin temel görevi, kılcal damar içerisinde iskelet gibi davranmaktır. Küçük ve metal kafesten oluşan bir tüp olmasıyla birlikte aktif olarak görev yapar. Daralmış olan damara stentin yerleştirilmesinin ardından, şişirme yöntemi sayesinde stent damar çapına uygun olacak şekilde genişleyerek damarın duvarına tutunur. Şişirilmenin tamamlanmasının ardından stent, yerleştirildiği noktada kalıcı olarak görevini sürdürür. 1-2 haftalık süre içerisinde stentin üzeri endotel olarak da bilinen normal damar hücreleriyle kaplanarak, damar yapısı tamamen iyileşir. Stentlerde yapılan geliştirmelerle birlikte, ilaçlı stent uygulamaları aktif olarak devam eder. Stentin yerleştirildiği bölgede, belirli bir süreyle salınarak damarda yeniden daralmayı azaltacak ilaç içeriğiyle birlikte uygulanırlar. Yüzeylerinde yer alan ince tabakada bulunan ilaçlı yapıyla birlikte kontrollü şekilde salınımın gerçekleştirilmesi olanağını beraberinde getirirler. Yapılan araştırmalarda kılcal damarlarda, hastalıklı bölgenin uzun bir alanı kapladığının görüldüğü durumda ilaçlı stentlerin belirgin seviyede avantajı yarattıkları görülmüştür. Kendiliğinden eriyebilme özelliğine de sahip olan pek çok ilaçlı stentin yeni nesil tıbbi teknolojiler doğrultusunda uygulanabilir durumda olması sebebiyle etkili sonuçların alınabilmesi olanağı söz konusudur. Damar tıkanıklığına yönelik olarak uygulanabilir bir yöntem olmasıyla birlikte, stent işlemiyle beraber etkili sonuçların alınabilmesi olanağı ön planda yer alır.

Lazer Tedavisi

Lazer tedavisi, günümüzde pek çok farklı hastalığın tedavisinde aktif olarak uygulanan bir yöntem olarak tanımlandığı gibi kılcal damar tıkanıklığı için de yüksek düzeyde başarılı sonuçları elde edebilme olanağını sağlar. Lazerin sahip olduğu etkinin geleneksel yöntemlere göre çok daha başarılı sonuçları alabilmeyi beraberinde getirdiğinin biliniyor olması sayesinde lazer tedavisi fark yaratan sonuçların elde edilebilmesi noktasında ön plana çıkar. Damar tıkanıklığına sahip olan her hastada uygulanabilir bir yöntem olmasıyla beraber, lazer ışınlarıyla birlikte damar içerisinde tıkanıklığa neden olan faktörlerin yakılarak ilerletilmesi sağlanır. Cerrahi müdahale gerektirmeyen bir tedavi yöntemi olması sayesinde etkili seviyede başarılı sonuçların alınabilmesine doğrudan etki eder. Kılcal damar tıkanıklığında lazer tedavisinin aktif olarak gerçekleştirilebiliyor olması sayesinde beklenen sonuçları alabilmede fark yaratan avantajlar bulunur. Kolaylıkla gerçekleştirilebilir durumda olduğundan dolayı, hiçbir şekilde ağrı veya sızı olmadan tamamlanır. Lazer tedavisiyle kılcal damar tıkanıklığının giderilmesini sağlamada kullanılan lazerler damarın mevcut durumuna bağlı olarak değişir. Vücudun birçok farklı yerinde meydana gelen damar tıkanıklarının açılması adına etki eden lazer tedavisinin her açıdan sağladığı faydalarla beraber tercih edilebilmesi mümkündür. Tedaviye uygun olarak kabul edilen hastalara uzman tarafından gerçekleştirilebilecek olan lazer uygulamaları sayesinde beklenen sonuçların elde edilebilmesi olasılığı bulunur. Belirli seanslar halinde yapılabilecek lazer uygulamaları doktor kontrolünde gerçekleştirilir ve planlamada bu doğrultuda yapılır.

Kılcal Damar Tıkanıklığı Tedavi Öncesi

Kılcal damar tıkanıklık tedavisi öncesinde belli başlı bazı işlemler hasta özelinde gerçekleştirilir. Detaylı olarak yapılacak analizle beraber tedavi aşamasında herhangi bir sorun oluşmaması adına tedavi öncesi döneminin başarılı şekilde geçirilmesi önem taşır. Her hastanın durumu aynı olmadığından dolayı, tedavi öncesi aşaması bireysel olarak yapılarak en uygun şekilde tedavinin gerçekleştirilebilmesi adına verilerin toplanabilmesi mümkündür. Kılcal damar tıkanıklığının tedavisinin gerçekleştirilmeye başlanmadan önceki zaman diliminde yapılacak olan işlemler ve doktor değerlendirmelerinin ardından tedaviye başlanabilme durumunun ne durumda olduğunun belirlenebilmesi de mümkündür. Hastalar için kapsamlı olarak yapılacak değerlendirmenin ardından tedavi aşamasında herhangi bir sorun tespit edilmesi durumunda, öncelikli olarak tedavi için sorun arz eden durumun ortadan kaldırılmasına yönelik müdahale gerçekleştirilir. Tedavi öncesi dönem her zaman tedavi aşaması kadar yüksek derecede önem taşıyor olduğundan dolayı, her hasta için de ayrı şekilde değerlendirme yapılabilmesi olanağını beraberinde getiren durumdur. Tedavi öncesindeki dönemde hastayla alakalı olarak doğru verilerin toplanmasının yanı sıra belirli bir plan oluşturulması da sağlanır. İzlenecek olan yol haritasının belirlenmesiyle beraber hasta için en iyi şartların oluşturulmasına zemin hazırlanması mümkündür. Tedavi öncesi dönemin iyi şekilde geçirilmesi, tedavinin başarısına doğrudan etki eden sonuçların alınabilmesinde etkilidir.

Hastanın Durumunun Analiz Edilmesi

Tedavi öncesinde hastanın mevcut durumunun analizinin gerçekleştirilmesi yüksek derecede önem arz eder. Hastanın ne durumda olduğunun bilinmesi tedavinin başarı oranını doğrudan etkileyen faktörler arasında yer alır. Durum analizinin gerçekleştirilmesinde uzman doktor tarafından belirlenen şartların kontrolünün yapılması söz konusudur. Aktif olarak hastaların kullandıkları ilaçların olup olmadığı, kronik hastalık durumu ve aynı zamanda genel sağlık durumlarının kontrol edilmesi hastaya dair analiz gerçekleştirilmesinin temel noktalarıdır.

Kan Testleri

Hemen her hastalığın tedavisinin öncesinde kan testlerinin yapılarak hastanın genel olarak değerlerinin ölçümü gerçekleştirilir. Kılcal damar tıkanıklığı tedavisine başlanmadan önce de kan testlerinin aktif olarak yapılması sağlanır. Genel itibariyle sabah aç karınla gerçekleştirilen kan alım işleminin ardından, tahlil için farklı tüplerin kullanılması söz konusudur.Her tüp farklı bir kan testinin yapılmasına doğrudan etki ediyor olmasıyla beraber aynı zaman içerisinde kesin sonuçları da ortaya çıkarır. Kılcal damar tıkanıklığının tedavisine başlanmadan kan testlerinin eksiksiz olarak yapılmasıyla beraber hastaya dair gerekli olan en önemli bilgilerin pek çoğunun doğru rakamlarla birlikte analiz edilebilmesi olanağını beraberinde getirir.

BT

Bilgisayarlı tomografi (BT), vücutta incelenmesi gereken bölgelerin net şekilde görülebilmesi olanağını sağlar. Gelişmiş bir teknoloji olmasıyla beraber, kesit halinde detaylı şekilde inceleme yapabilmede etkilidir. BT temel olarak X-ışınlarının esasına dayalı olarak gerçekleştirilen bir tedavi öncesi işlemi olarak ön planda bulunur. Günümüzde BT oldukça fark yaratan seviyede gerçekleştirilebilir durumda olması sayesinde, her hastanın değerlerinin detaylarıyla birlikte incelenebilmesi olanağını sağlar. Gözden hiçbir verinin kaçırılmamasını sağlıyor olması sayesinde yüksek derecede etkiye sahip olmasıyla ön plana çıkar. Radyolojik teşhis yöntemi olarak biliniyor olması sayesinde her hastanın kılcal damarlardaki detaylarının görülebilmesi olanağını sağlar. Günümüzde aktif olarak en çok kullanılan yöntemlerden birisi olarak bilinmesiyle beraber, BT teknolojisinin dokuları görüntülemedeki avantajları oldukça fazladır. Tedavi öncesinde her zaman uygulanan yöntemlerden birisi olarak ön planda bulunuyor olmasıyla beraber, tam anlamıyla etkili sonuçların alınabilmesine doğrudan etki eder. Tedavinin doğru şekilde gerçekleştirilebilmesini sağlamada önem arz eden BT kolaylıkla uygulanabilen ve cihaz haricinde hiçbir ekstra olmadan uygulanabilir bir görüntüleme sistemidir.

MR

MR, en etkili sonuçların alınabilmesi olanağını sağlayan zararsız görüntüleme yöntemlerinden birisidir. Kılcal damar tıkanıklığı tedavisi öncesinde, özellikle beyindeki tıkanıklıkların net şekilde görülebilmesini sağlar. Her ayrıntıyı görebilme olanağını beraberinde getiren bir yöntem olması sayesinden modern tıbbi teknolojilere uygun olarak gelişmiş cihazlarla uygulanır. Herhangi bir ilaç kullanımı zorunluluğunun olmaması sayesinde aktif olarak en iyi sonuçları alabilmeye doğrudan etki eder. Cihazda bulunan güçlü mıknatıslarla belirli bir alana radyo dalgalarının gönderilmesi yöntemine dayanarak gerçekleştirilir. Farklı tespit işlemlerinin gerçekleştirilmesinde kullanıldığı gibi ağırlıklı olarak damar tıkanıkların için tedaviye başlanmadan önce tercih edilen bir yöntem konumundadır. Yüksek derecede başarılı sonuçların alınabilmesi olasılığını artırıyor olması sayesinde nokta atış olacak şekilde tespit gerçekleştirilebilmesinde etkilidir. MR sisteminin her tedaviden önce tercih edilmesinin nedeni, tıkalı olan bölgenin net olarak tespitinin gerçekleştirilerek yapılacak olan müdahalenin ilgili noktada olmasını sağlamaktır.

Hastaya Uygun Tedavi Yöntemi Seçilirken Nelere Dikkat Edilir?

Her hasta, kendi özelinde değerlendirildiğinden dolayı kılcal damar tıkanıklığının tedavi yöntemi seçilirken de dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar bulunur. Hastaya uygun tedavi yönteminin seçilmesi sayesinde başarı oranı direkt olarak artış göstereceğinden dolayı, etkili sonuçların alınabilmesi de mümkün olur. Kılcal damar tıkanıklıkları farklı bölgelerde bulunabileceği gibi aynı zamanda farklı tıkanıklık seviyelerine de sahip olabilirler. Hastaların yaşadığı risk unsurlarının belirlenmesiyle beraber aynı zamanda hastalığın durumunun görülmesi sayesinde tedavinin kalıcı olarak gerçekleştirilerek ilerleyen zaman dilimlerinde sorun yaşanmaması sağlanır. Hastaya uygun tedavi yöntemi seçilirken dikkat edilecek unsurlar her zaman büyük bir öneme sahip olduğu gibi, hastanın tedavi öncesinde gerekli kontrollerden geçirilmesinin ardından net olarak şekillendirilir. Hastaya uygun tedavi yöntemi seçilirken dikkat edilmesi gereken her detay, tedavi safhasının kolay veya zor olması olanağını sunar. Farklı faktörlerin göz önünde bulundurulmasıyla birlikte uygun tedavi yöntemi seçiminin hasta özelinde gerçekleştirilebilmesi daha doğru kabul edilir. Her uzman öncelikli olarak hastaya ait verilerin toplanması ardından tedavi metodunu benimseyerek işlem yapar. Hasta için uygun olarak kabul edilen farklı yöntemler bulunuyorsa, hasta açısından en kısa süre içerisinde iyileşebilmeyi sağlayacak kılcal damar tıkanıklığı tedavisi yöntemi tercih edilir. Hastanın beklentileri de etkilidir. Kılcal damarların tamamen temizlenebilmesi ve hastanın sağlığına kavuşabilmesi adına, uygun tedavi yöntemi seçiminde dikkat edilecek temel noktalar; tıkanıklığın yeri, sorunun derecesi ve damarda pıhtı olup olmaması olarak tanımlanır.

Tıkanıklığın Yeri

Kılcal damar tıkanıklığında hastanın doğru şekilde tedavisinin gerçekleştirilebilmesinde, uygun tedavi yönteminin seçimi büyük önem arz eder. Seçenekler arasında yapılan değerlendirmede etkili olan faktörlerin başında tıkanıklığın yeri gelir. Her tedavi uygulaması farklı noktalar için gerçekleştirilebilir durumda olduğundan dolayı, vücudun belirli bölgelerine özel olarak kılcal damarların işleyişini aktif olarak sürdürebilme olanağını beraberinde getirirler. Tıkanıklığın yerinin tespit edilmesinin ardından kılcal damarın açılabilmesi için uygun tedavi yönteminin başlatılmasına yönelik olarak gerekli hazırlıklar yapılır ve ardından işlem aşamasına geçilir. Tıkanıklığın, vücudun hangi noktasında olduğuna göre tedavi uygulamasının seçilmesiyle beraber tedavide en iyi sonuçlar alınması mümkündür. Vücudun hangi bölgesinde kılcal damarın tıkanıklık sorununu ortaya çıkardığının bilinmesi sayesinde tıkanıklığın yerine göre başarılı şekilde müdahalenin gerçekleştirilebilmesi olanağı bulunur. Kol, bacak, kalp veya beyin kılcal damar tıkanıklıklarının aktif olarak yaşanabileceği bölgeler olarak tanımlanırlar. Bireysel sebeplere bağlı olacak şekilde daha farklı noktalarda da tıkanıklık yaşanabilmesi olasılığı söz konusu olur. Kılcal damar tıkanıklığının yerinin net olarak tespit edilmesiyle birlikte uygun tedavi yönteminin belirlenmesi için en önemli veri elde edilmiş olur.

Sorunun Derecesi

Her bireyde damar tıkanıklığı sorununun derecesi farklılık gösterebilir. Tıkanıklığın az veya çok olması doğrudan tedavi uygulamalarına etki eden faktörlerin başında geliyor olmasıyla beraber, öncelikli olarak sorun derecesi belirlenmelidir. Bazı damar tıkanıklığı açma uygulamaları yaşanan damar tıkanıklığını çözüme kavuşturacak kadar yüksek etkiye sahip olmadığından dolayı yetersiz kalabilir. Uygun tedavinin belirlenebilmesi adına sorunun derecesine dair net bilgilere sahip olunması zorunluluğu bulunur. Kılcal damar tıkanıklığı tedavisinin gerçekleştirilmesi aşamasında hangi derecede sorun yaşandığının biliniyor olmasıyla beraber tedavinin uygun olarak yapılabilmesi oldukça etkili sonuçların elde edilebilmesi olanağını beraberinde getirir. Sorun derecesi göz önünde bulundurularak belirlenen tedavi yöntemi, damar tıkanıklığının kesin olarak çözüme kavuşturulabilmesinde etkili faktörler arasında sıralanır.

Damarda Pıhtı Olup Olmaması

Damarda pıhtı olması durumu bazen tek bir damarda görüldüğü gibi bazense de kan akışıyla beraber sürüklenerek farklı damarlarda görülebilir bir sorundur. Kılcal damar tıkanıklığı için uygun tedavinin seçilmesi için damarda pıhtı olup olmaması önemli değişkenlerden birisi olarak tanımlanır. Tedavinin uygulanarak damarın açılması aşamasında pıhtı olup olmadığının bilinmesi belirgin seviyede zararlı sonuçları ortaya çıkarabilecek önemli durumlardan biri konumunda bulunur. Kılcal damar tıkanıklık tedavisini gerçekleştirebilmek için en önemli verilerden birisi olmasıyla beraber damarda pıhtı olup olmadığının her zaman biliniyor olması gerekir. Tedavi aşamasında yaşanabilecek olumsuz sonuçların her zaman ortadan kaldırılabilmesine doğrudan etki ediyor olmasıyla beraber damarda pıhtı olup olmaması durumunun kontrolü gerçekleştirilerek ardından uygun tedavi hasta özelinde seçilir. Hastalar için uygulanacak olan tedavide genel olarak bir önlem olarak tercih ediliyor olmasıyla, damarın mevcut durumunun görülebilmesi olanağını da sağlar.

Kılcal Damar Tıkanıklığı Tedavi Sonrası

Damar tıkanıklığının tedavi aşaması dönemi olduğu kadar tedavi sonrası dönemi de yüksek derecede öneme sahiptir. Hastalık tedavisinin başarılı şekilde gerçekleştirilmesinin ardından, uzun vadeli olarak hiçbir şekilde sorun yaşamadan hayata devam edebilmek adına tedaviden sonraki döneme her açıdan önem verilmelidir. Hastaların, belirli bir süre boyunca doktor tavsiyelerine uymaları zorunlu olduğu gibi aynı zamanda uzun vadeli olarak doktor tarafından önerilenlere de uyulması gerekir. Damar tıkanıklığının tekrar edebiliyor olması dolayısıyla, kılcal damar tıkanıklığı tedavi sonrası dönemine her zaman dikkat edilmelidir. Tedavi sonrasına önem verilmediği ve yapılması gerekenlere uyulmadığı durumda kılcal damar tıkanıklığının nüksedebilme olasılığı bulunduğundan dolayı, bireyler için zorlayıcı sonuçları da ortaya çıkarabilmesi muhtemeldir. Tedaviden sonraki dönem belirli periyotlar halinde devam ediyor olduğu gibi, her periyodun kendisine özel gerektirdiği durumlar bulunur.

Kontrol Süreci

Hastaların tedavi olduktan sonraki en önemli görevlerinden biri kontrol sürecini başarılı ve düzenli olarak devam ettirmektir. Tedavi sonrasında gerekli olan kontrollerin gerçekleştirilmesiyle beraber, iyileşme durumuna dair verilerin elde edilerek hasta için değerlendirilebilmesi olanağı bulunur. Kontrol süreci doktor tarafından gerekli görülen süre boyunca devam eder. Bu süreç içerisinde hastaların her tavsiyeye uyması gerekliliği bulunduğu gibi aynı zamanda damarda yaşanan iyileşmenin de aktif olarak takip edilebilmesi mümkündür. Her hasta için mutlaka sürdürülmesi gereken bir süreçtir. Doktor hasta ilişkisinin etkileşimli olarak devam etmesinin sağlandığı bir zaman dilimini kapsıyor olduğundan dolayı her zaman olası olumsuz sonuçlara karşı etkili şekilde önlem alabilmeyi de sağlar. Hasta açısından zorunlu olarak devam ettirilmesi gereken kontrol süreci, özel olarak belirlenen sürelerde gerçekleştirilerek devam eder.

Hastanın Yapması Gerekenler

Kılcal damar tıkanıklığı tedavisi sonrasında hastanın yapması gerekenlerin önemi bir hayli yüksektir. Damar sağlığını doğrudan etkileyen faktörlere dikkat edilmesiyle beraber hastalar, yapması gerekenleri yerine getirmeleri durumunda sağlıklı sonuçlar alabilme avantajına sahip olurlar. Her zaman yapılması gerekenlere uyulması durumunda sorunsuz şekilde tedavi sonrasının geçirilebilmesi mümkündür. Hastanın yapması gerekenler tamamen bireysel sorumlulukla gerçekleştirilmeli ve damar tıkanıklığı tedavisinin bir bölümü olarak benimsenmelidir. Hasta, yapması gerekenler dışına çıkarsa risk faktörlerinin oluşabilmesi söz konusudur. Tedavinin ardından hastaya düşen görevler iyileşme süreci içerisine dâhil edilir. Her hastada farklı komplikasyon oluşumunun gözlenebilecek olması nedeniyle, hastanın yapması gerekenler belirli bir önlem olarak da kabul edilebilir durumdadır. Her açıdan başarılı tedavi sürecinin tamamlanabilmesinde doktor tarafından verilen önerilerin her birine ayrı önem gösterilerek uyulması sayesinde başarılı sonuçların alınabilmesi avantajı oluşur.

Beslenme

Kılcal damar tıkanıklığı tedavisinin gerçekleştirilmesinin ardından beslenme en önemli noktalardan birisidir. Damarların tıkanmasına neden olabilecek seviyede ağır besinlerin tüketilmesi nedeniyle istenmeyen sonuçların oluşabilmesi olasılığı artış gösterir. Beslenme için uzman diyetisyenden yardım alınabilmesi mümkündür. Tedaviden sonraki dönemde beslenmeye dikkat edilmesi sayesinde iyileşmenin en iyi şekilde gerçekleştirilebilmesi olanağı bulunduğu gibi aynı zamanda hayat şartlarının daha iyi seviyeye getirilebilmesi de mümkündür. Damarların tıkanmasına neden olabilecek sağlıksız beslenmeden her zaman uzak durularak, daha çok sağlıklı beslenme düzenine yönelmek tekrar damar tıkanıklığı sorununun yaşanması problemini ortadan kaldıracaktır. Beslenmenin belirli bir programa uygun olarak gerçekleştirilmesi ve bununla birlikte hafif sebze ve meyvelerden oluşacak şekilde yeniden düzenlenmesiyle beraber sağlık açısından pozitif sonuçların alınabilmesi olasılığı yükseliş gösterir. Kılcal damar tıkanıklığının tedavisi sonrası dönemdeki en önemli etki faktörleri arasında yer alan beslenmeye her zaman önem verilmesi sayesinde, karşılaşılabilecek olumsuz sonuçların önüne kolaylıkla geçilir. Her hastanın beslenmesine önem vermesi tedavinin gerçekleştirilmesi sürecinden sonra hasta tarafından yapılması gerekenler arasında bulunur.

Düzenli Egzersiz

Genel vücut sağlığına ve damar sağlığına doğrudan etki eden önemli faktörler arasında düzenli egzersiz yer alır. Her zaman egzersizin aksatılmadan gerçekleştirilmesi sayesinde tedaviden sonraki iyileşme sürecinin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi avantajı bulunur. Egzersizin günlük bir program içerisinde yapılması sayesinde etkili sonuçların alınabilmesi söz konusudur. Düzenli olarak egzersiz yapılması, oldukça sağlıklı sonuçları beraberinde getireceği gibi aynı zamanda damar sağlığının da iyi durumda kalmasını sağlayacaktır. Damar tıkanıklığına neden olan en önemli sebepler arasında yer alan hareketsiz yaşam nedeniyle tekrar kılcal damarda sorun görülebilmesi olasılığı bulunur. Düzenli egzersiz yapmak, sağlık açısından sağladığı faydalar sayesinde çok daha iyi hissedebilmeye ve aynı zamanda çok daha sağlıklı olmaya direkt olarak etki edecek en önemli faktörler arasında bulunur. Egzersizin belirli bir programa göre yapılmasıyla birlikte daha iyi sonuçların elde edilebilmesi olanağı bulunur. Yaşa ve efor seviyesine göre düzenli egzersiz programının kişiye özel olarak şekillendirilmesiyle beraber maksimum seviyede yapılan egzersizden verim alınabilir.

Sigarayı Bırakmak

Sigara, sağlığı tehdit eden en önemli faktörlerden birisidir. Damarların tıkanmasına neden olma noktasında tüm tütün ürünleri içerisinde başı çeken sigaranın uzun vadeli olarak kalıcı hasarlar oluşturabileceği bilinmeli ve buna yönelik olarak her zaman dikkatli olunması gereklidir. Sigarayı bırakmak, tedaviden sonra hastaların yapması gerekenler arasında yer alır. Damar tıkanıklığı oluşumunu tetikleyecek faktörler arasında yer alıyor olmasıyla beraber tedavinin ardından tekrar damarda tıkanma yaşanabilmesine neden olabilecek unsurlardan birisi konumunda bulunur. Kılcal damar tıkanıklığı tedavisinin gerçekleştirildikten sonra sigarayı bırakan hastaların daha kısa süre içerisinde iyileşebilmeleri ve aynı zamanda damar sağlıklarını uzun vadeli olarak koruyabilmeleri söz konusudur. Sigarayı bırakmak her açıdan avantaj elde edebilmeye doğrudan etki ettiğinden dolayı oldukça büyük bir fark yaratır. Damar sağlığının korunabilmesi adına sigarayı bırakmak her yaşta çok büyük bir önem arz eder. Damar tıkanıklığı tedavisi yaşamış ve kaynağı sigara olan hastalar için özellikle çok daha büyük bir öneme sahip olduğu görülür. Tedaviden sonra sigara içmeye devam edenler, uzun vadeli dönemde hiç tedavi olmamış derecesinde risk grubunda değerlendirilirler.

El ve Ayak Bakımı

El ve ayak bakımında dikkat edilmesi, hastanın yapması gerekenler arasındadır. Gerçekleştirilen tedavinin ardından hiçbir zaman aksatılmadan uygulanması gereken bakım işlemlerinin beraberinde getireceği avantajlar oldukça yüksek seviyede olacağından dolayı, sağlıklı iyileşme dönemini de destekler durumdadır.

Olası Yan Etkiler

Kılcal damar tıkanıklığı tedavisi, her tedavide olabildiği gibi belirli yan etkileri de oluşturabilir. Tedavinin ardından görülebilecek olan istenmeyen etkilere karşı uzman doktor tarafından belirli önlemler alınabileceği gibi aynı zamanda gerçekleştirilen tedaviden sonra kontrol sürecinde fark edilmeleri durumunda gerekli olan müdahale gerçekleştirilebilir. Olası yan etkiler arasında; kanama, ağrı, sızı ve yanma görülebilmesi muhtemel sonuçlar olarak değerlendirilir. Kılcal damar tıkanıklığı tedavisinin gerçekleştirilmesi aşamasında mevcut olan yan etkilerin tamamının ortadan kaldırılabilmesi için uygulamalar gerçekleştirilir.

Sık Sorulan Sorular

Tedavinin gerçekleştirilmesi özelinde sık sorulan sorular, hastaların aklına en çok takılan sorulardır. Damar tıkanıklık tedavisiyle alakalı olarak merak edilen her soruya ait detaylı olarak cevapların bilinmesi sayesinde tedaviyle ve tedavi süreciyle alakalı olarak zihinde oluşan tüm sorulara cevap bulunabilmesi de mümkündür.

Damar tıkanıklığı düzenli beslenilmesi hâlinde kendiliğinden geçer mi?

Damar tıkanıklığı kendi kendine düzelebilecek bir sağlık sorunu değildir. Düzenli beslenmek, eğer başlangıç aşamasındaysa damarın tamamen tıkanmasını engelleyecek önemli adımlardan biri olsa da damar tıkanıklığının kendiliğinden geçebilmesi olanağını sağlamaz. Damar duvarına çeşitli farklı maddelerin tutunması nedeniyle damar çapının giderek azalan seviyeye gelmesi ve tıkanıklığın oluşabilmesi mümkündür. Başlangıç seviyesini geçmiş tıkanıklıklar için özellikle düzenli beslenilse de herhangi bir fark yaratan sonucun alınamaz. Düzenli beslenmek genel sağlığı korumada oldukça etkili sonuçlar alınabilmesinde etkili olacaktır. Damar tıkanıklığının belirtileri görüldüğü andan itibaren bireysel olarak yöntemler uygulanarak kendi kendine geçmesi beklenmemeli, en kısa süre içerisinde ilgili doktora başvurulmalıdır. Damar tıkanıklığı yaşamadan önce ve aynı zamanda damar tıkanıklığı tedavisinden sonraki süre içerisinde beslenmeye önem verilmesi daha farklı sonuçların elde edilebilmesi olanağını beraberinde getirir.

Damar tıkanıklığı tedavisi zor mudur?

Tıbbi teknolojinin ve yöntemlerin günümüzde oldukça gelişmiş seviyeye ulaşmış olmasıyla beraber, damar tıkanıklığı tedavisi zor değildir. Her yaş için kolaylıkla gerçekleştirilebilir durumda olan damar tıkanıklığı tedavi yöntemlerinin bulunuyor olmasında etkili sonuçların görülebilmesi de mümkündür. Birbirinden farklı yöntemler uygulanarak gerçekleştirilebilen damar tıkanıklığı tedavisi, hastanın mevcut durumunun değerlendirilmesinin ardından gerçekleştirilir. Her hasta için sağlıklı sonuçların alınabilmesi olanağını sağlayacak olan tedavi yöntemlerinin uygulanması yüksek derecede öneme sahiptir. Ağırlıklı olarak modern tedavi türlerinden faydalanılıyor olması hem tedavi sürecinin kısalmasını hem de başarılı sonuç yüzdesinin artmasında etkilidir. Hasta açısından değerlendirildiğinde, günümüzde uygulanan her yöntemin avantajlı sonuçların elde edilebilmesine yönelik olarak gerçekleştirilmesiyle birlikte tedavinin zor olmadığı kolaylıkla görülür. Tedavi genel olarak lokal anestezi altında gerçekleştirildiği gibi yönteme bağlı olacak şekilde farklı sürelerde tamamlanır. Ortalama süre hemen her tedavi yönteminde oldukça kısa olduğu gibi hastanın memnuniyeti odaklı olarak işlemler gerçekleştirilir. Tedaviden önceki süre içerisinde hastanın rahatlamasını sağlamak adına çeşitli sedatif ilaçların kullanılabilmesi mümkündür. Damar tıkanıklığı tedavisinin kolaylaşmasını sağlayabilmek adına hasta için gerekli olan her işlemin gerçekleştirilmesinin ardından kolaylıkla tedavi uygulamalarından etkili sonuçların alınabildiği görülür. Damar tıkanıklığı için gerçekleştirilecek müdahalelerin zorluk derecesi her zaman düşük seviyededir.

Tedavi kim tarafından gerçekleştirilir?

Kalp ve damar cerrahisi uzman doktorları tarafından tedavinin gerçekleştirilir. Hastanın durum değerlendirilmesinin yapılmasının ardından uzman doktor tarafından belirlenen tedavi yöntemi ve tedavi planlamasının yapılmasının ardından, kısa süre içerisinde tedaviye başlanabilmesi söz konusudur. Sık sorulan sorular arasında tedavinin kim tarafından gerçekleştirileceği büyük öneme sahiptir. Damar tıkanıklığının tedavisinin gerçekleştirilmesi aşamasında uzman doktor tarafından tedavi yöntemine uygun olarak hastaya müdahale edilir.

Tedavi ne kadar sürer?

Damar tıkanıklığı tedavisinin gerçekleştirilmesinde tedavi süresi en çok merak edilenler arasında yer alır. Tedavinin ne kadar süreceğine dair kesin olarak sürenin belirlenmesi, tedavi yöntemine bağlı olarak şekillenir. Her hasta için uygulama farklı olabileceğinden dolayı tedavinin süresi de farklıdır. Gelişmiş teknolojilerin ve yöntemlerin kullanılıyor olması sayesinde genel itibariyle tedavi süresi kısadır. Damarın tamamen açılmasını sağlayabilecek yöntemlerin tamamı göz önünde bulundurulduğunda ortalama olarak 30 dakikalık bir sürede işlemlerin sona erebildiği görülmüştür. Lazer yöntemiyle gerçekleştirilen damar tıkanıklığı tedavisinin daha uzun süreli olarak devam edebilmesi söz konusu olabilir. Ortalama süre baz alındığında, bazı tedaviler için sürenin uzayıp kısaldığının görülebilmesi söz konusudur. Tedavi süresinin ne kadar olacağına dair kesin olarak bilgi, tedavi yönteminin kararlaştırılmasının ardından doktor tarafından belirtilir. Her zaman farklı zamanları kapsayacak şekilde gerçekleştirilebilir durumda olan damar tedavisinde gerçekleştirilen uygulamanın süresinin uzun olmaması hasta açısından da önem arz eder. Kolaylıkla kısa süre içerisinde tamamlanabilen tedavi yöntemleriyle birlikte, başarılı sonuçların alınabilmesi mümkün olur.

Damar tıkanıklığına özgü ilaç tedavisi var mı?

İlaç tedavisi, pek çok hastalık için uygulanabilir etkili tedavi yöntemlerinden biri olduğu gibi damar tıkanıklığı için de özel olarak tercih edilebilecek bir yöntem olarak kabul edilir. Damar tıkanıklığına özgü olarak gerçekleştirilebilecek ilaç tedavisi, daralma seviyesi az olan hastalar için uygundur. Damardaki tıkanma durumu az ise yakınmalar da az olacağından dolayı, gerçekleştirilecek olan tedavinin tamamen damar tıkanıklığına özgün olabilmesi sağlanır. Damarın aktif olarak normal şekilde çalışabilmesini destekleyecek olan ilaç tedavisi uygulamaları sonucunda hastanın düzenli olarak takibi gerçekleştirilerek başarılı sonuç alınıp alınmadığı görülebilir. Damar tıkanıklığı için üretilen ilaçlar, sadece bu hastalık özelinde kullanılabilir durumda olduğundan dolayı damar tıkanıklığına özgü ilaç tedavisinin olduğunun söylenebilmesi mümkündür. Damar tıkanıklığından kaynaklı olarak yakınmaları çok olan ve bununla birlikte damarlarda tıkanıklık seviyesinin ilerlemiş olduğu hastalar için, hastalık özelinde geliştirilmiş formüle sahip olan ilaçların kullanılabilmesi söz konusu değildir. İlaç tedavisinin yeterli olarak kabul edildiği durumlar için damar tıkanıklığına yönelik olarak aktif olarak kullanımları tavsiye edilir.

Her türlü damar tıkanıklığı tedavi edilebilir mi?

Damar tıkanıklıkları, sıklıkla yaşanan sağlık problemleri olduğundan dolayı pek çok kişi için hayatı direkt olarak olumsuz anlamda etkiler. Hastalığın hikâyesine bağlı olacak şekilde damar tıkanıklığının hangi seviyede yaşandığı da farklılaşır. Günümüzde gelişmiş teknoloji ve tıbbi yöntemlerin aktif olarak kullanılıyor olması sayesinde her türlü damar tıkanıklığı tedavi edilebilir. Öncelikli olarak tedaviye başlanmadan önce gerekli olan verilerin toplanıyor olmasıyla birlikte damarda ne seviyede tıkanıklık yaşandığının görülebilmesi mümkündür. Her türlü damar tıkanıklığı için başarılı tedavilerin uygulanabilir durumda olması sayesinde, oldukça özel ve etkili sonuçlar alınır. Damar tıkanıklığına bağlı olarak tercih edilen tedavi yöntemlerinin birbirinden ayrılıyor olması sayesinde, hem başlangıç aşamasında hem de ileri aşamada olan tüm tıkanıklıkların tedavi edilerek kalıcı sonuçların elde edilebilmesi mümkündür. Her türlü damar tıkanıklığına yönelik olarak ayrı bir tedavinin bulunuyor olması sayesinde hastaların kesin sonuç alınacak şekilde damar tıkanıklıklarının açılabilmesi olasılığı bulunur. Uygulanacak olan yöntemlerin tamamında damarlarda mevcut olan tıkanmaların yüzde yüz oranında açılarak işlevlerini normal seviyede yerine getirebilmeleri sağlanır.

En etkili tedavi yöntemi nedir?

Hastalar tarafından en sık sorulan sorular arasında en etkili tedavi yönteminin ne olduğu sorusu bulunur. Hastalar farklı damar tıkanıklığı seviyelerine sahip olabildiğinden dolayı, en etkili tedavi yönteminin ne olduğu hastaya bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bazı hastalar için sadece ilaç tedavisi yeterli ve en iyi tedavi yöntemi olarak kabul edilebilecek durumda olduğu gibi, bazı hastalar için de diğer tedaviler en iyi sonuçların alınabileceği tedaviler arasında yer alır. En etkili tedavi yönteminin belirlenmesinde tamamen hastaların durumunun gözden geçirilmesinin ardından karar verilmesi ve tedavi yönteminin belirlenmesi önem teşkil eder. Damar tıkanıklığına özel olarak uygulanan her tedavi yöntemi oldukça özel olduğu gibi aynı zamanda başarılı sonuçların alınabilmesine doğrudan katkı sağlarlar. Bu nedenle damarın tıkanıklığına bağlı olarak hasta için uzman tarafından uygun görülen tedavi yöntemi, en etkili tedavi yöntemidir.

Damar tıkanıklığı tedavisi bitkisel yöntemlerle de yapılabilir mi?

Damar tıkanıklığının tedavisinde bitkisel yöntemler destekleyici olarak kabul edilebilirler. İlaç ve girişim şeklinde yapılan müdahaleler damar tıkanıklığının tedavisinin temellerini oluşturdukları gibi, bitkisel tedavi yöntemi tıkanıklığın bir çözümü olarak kabul edilemez. Tedavi sürecinin daha pozitif şekilde işlemesini sağlama amacına sahip olarak tedavide bitkisel yöntemlerin uygulanabilmesi olanağı bulunur. Bitkisel yöntemler, tamamen doğal olduğundan dolayı vücuda pozitif anlamda pek çok açıdan katkı sağlarlar. Tedavinin tamamen bitkisel yöntemler kullanılarak yapılabilmesi mümkün olmamasının temel sebebi, bitkisel uygulamaların damarı açmamasından kaynaklanır. Tam anlamıyla tedavinin gerçekleştirilebilmesi adına damarın işlevinin herhangi bir aksama olmadan yerine getirebiliyor olduğunun görülmesi sağlanmalıdır. Damar tıkanıklığında bitkisel tedavinin destekleyici bir yöntem olarak kullanılabiliyor olmasıyla birlikte, mevcut uygulamadan elde edilecek sonucun başarı yüzdesinin oldukça yüksek seviyeye getirilebilmesi mümkündür. Uzman kontrolünde tedavi uygulamaları gerçekleştirilmeden önce veya sonra bitkisel desteğin sağlanabilmesi avantajlı sonuçların oluşmasını sağlamada fark yaratırlar.

SGK, damar tıkanıklığı tedavisi masrafını karşılar mı?

Kalp-damar cerrahisi kapsamında değerlendirilerek uygulamaların bu eksende gerçekleştirildiği damar tıkanıklığı tedavisinin masraflarının tamamı SGK tarafından karşılanır. Sigortası bulunanlar için herhangi bir ek ücret ödenmesine gerek kalmadan kolaylıkla tedavinin gerçekleştirilebilmesi olanağının bulunuyor olması sayesinde, bireysel anlamda bütçeyle alakalı sorunlar yaşanmaz. SGK güvencesine sahip olmayanlar için diğer hastalıkların tedavisinde olduğu gibi damar tıkanıklığı durumunda da belirli bir ücretin ödenmesi gerekliliği söz konusudur.

SGK tarafından güvenceye sahip olan bireylerin her biri için tedavilerin tüm masrafları karşılanır. Damar tıkanıklığının tedavi aşamasında herhangi bir ücret ödenmiyor olması sayesinde, hastalar sadece işlemlere yoğunlaşarak akıllarında herhangi bir soru işareti olmadan kolaylıkla tedavi başlatılabilir.

Damar tıkanıklığı tedavi edilmezse ne olur?

Damar tıkanıklığı ciddi sağlık sorunlardan biri olarak kabul edilir. Safhaları farklı şekilde sonuçları beraberinde getiriyor olsa da, tedavisi gerçekleştirilmediğinde ölümcül derecede risk grubunda sınıflandırılır.

Başlangıç seviyesinde olan damar tıkanıklığının tedavi edilmemesi durumunda, tıkanıklık ilerleme göstererek zaman içerisinde tamamen damarın kullanılamaması sonucunu beraberinde getirir.

İleri seviyede mevcut olan damar tıkanıklığı, damarın tamamen işlevini kaybetmesi sonucunu doğurduğu gibi aynı zamanda kalp krizi ve felç gibi sonuçları oluşturur. Mutlaka tedavi edilmesi gereken sağlık sorunu olarak tanımlanan damar tıkanıklığı, ne kadar erken tespit edilirse o kadar kısa süre içerisinde tedavisi gerçekleştirilebilecek bir sorun olarak tanımlanır. Her zaman etkili seviyede tedavinin yapılması alınacak sonuçlar bakımından doğrudan etki eder.

Tedaviden sonra alkol ya da sigara kullanmanın sakıncaları nelerdir?

Tedavi sonrasıyla alakalı en sık sorulan sorular arasında alkol ve sigara kullanım durumu bulunur. Hem alkol hem de sigara, damar tıkanıklığı için yüksek derecede risk faktörü olarak kabul edilmelerinden dolayı tedavi sonrasında tüketilmemesi gerekenler kategorisinde sınıflandırılırlar. Damar sağlığının korunabilmesi için her zaman yenilen ve içilenlere dikkat edilmesi gerekli olmasının yanı sıra, sağlık açısından risk unsuru olarak ön plana çıkan zararlı alışkanlıkların bırakılması gerekir. Damar tıkanıklığı tedavisinin ardından alkol ya da sigara kullanmak beraberinde damarın tekrar tıkanması sorununu oluşturabilir. Bir damarda gerçekleştirilen tedavinin ardından zararlı alışkanlıklara devam edilmesiyle nedeniyle çok daha fazla seviyede tıkanıklığın yaşanabildiği görülebilir. Alkol ya da sigara kullanmak kolesterol artışına doğrudan etki ettikleri gibi, damar duvarlarında kolesterolün bulunmasına neden olabilecek risk faktörünü içerirler. Damarlarda daralmaya neden olabildiğinden dolayı alkol veya sigara kullananlar, tedavi olsalar bile risk grubunda değerlendirilirler. Damar yapısının tahrip olması, tedaviden sonra alkol ya da sigara kullanmanın sakıncaları arasında baş sıralarda yer alır. Tıkanıklığa eşlik eden damar içyapısında bozulma görülmesi nedeniyle, tedavi sonrasında hastanın yapması gerekenler arasında zararlı alışkanlıkların bırakılması baş sırada bulunur.

Stres ve yüksek tansiyon tedavinin etkili olmasını engeller mi?

Stres ve yüksek tansiyon hayatı doğrudan etkileyen olumsuz faktörler olarak tanımlandıkları gibi, damar tıkanıklığı tedavisinin de etkili olmasında sorun yaşanabilmesine etki eden faktörler konumunda değerlendirilebilirler. Stres ve yüksek tansiyon, tedavinin göstereceği etkide düşüş yaşanabilmesi sonucunu ortaya çıkarabildiği gibi aynı zamanda tedavi süresinin uzamasına da sebep olacak faktörleri beraberinde getirebilirler. Tedavinin etkili olması için hastalar özelinde değerlendirme yapılmasının ardından ilaçlı desteğin sağlanabilmesi mümkündür. Stres ve yüksek tansiyon olmadan tedavi uygulamalarının gerçekleştirilmesi sayesinde daha etkili sonuçların alındığı gözlenmiştir. Her hasta için aynı durum söz konusu olduğundan dolayı, tedavinin en etkili şekilde gerçekleştirilebilmesine yönelik uzman doktor tarafından gerekli değerlendirmeler sağlanmasının ardından tedavinin gidişatı belirlenir. Etkili bir tedavinin gerçekleştirilebilmesi adına stres ve yüksek tansiyon seviyelerinin hastalar için ne seviyede olduğunun düzenli olarak kontrolleri gerçekleştirilir ve öncelikli olarak bu sorunlar üzerinde durularak hasta için ekstra uygulamalar yapılır.

Sülük tedavisi işe yarar bir yöntem midir?

Bazı kişiler tarafından damar tıkanıklığında sülük tedavisinin etkili olduğuna dair genel bir kanı bulunur. Sülük tedavisi alternatif bir tıp uygulaması olarak kabul edilmediğinden dolayı genel itibariyle işe yaramadığı gözlenmiştir. İleri seviyede damar tıkanıklığı yaşayan bireyler için damarın içeriden müdahale gerçekleştirilerek açılması yüksek derecede öneme sahiptir. Dışarıdan alternatif uygulamalar kullanılması yöntemine dayalı olarak sonuç alınabilmesi mümkün olmadığından dolayı, sülük tedavisi işe yarar bir yöntem olarak kabul edilmez. Yaşanan damar tıkanıklığının kesin olarak doktor kontrolünde gerçekleştirilmesi ve başarılı sonuçların elde edilebilmesi için doğru tedavi uygulamasının seçilmesi gerekir.

Damar tıkanıklığı nasıl önlenir?

Damar tıkanıklığının önlenebilmesi mümkündür. Damar sağlığının korunması için günlük olarak dikkat edilmesi gereken bazı yönergelere uyulması ve aynı zamanda sağlıklı alışkanlıklar kazanılması durumunda damar tıkanıklığının başarılı şekilde önüne geçilebilmesi sağlanır. Hareketli Yaşam: Sürekli olarak hareketsiz kalmanın damar tıkanıklığına neden olabilecek temel faktörlerden birisi olduğu bilinir. Masa başında oturarak çalışanlar için özellikle risk grubunda olunduğunun bilinmesi büyük bir öneme sahiptir. Damar tıkanıklığının önlenmesi için hareketli yaşam tarzının benimsenmesi yüksek derecede öneme sahiptir. Sağlıklı Beslenme: Beslenme düzeninin sağlıklı şekilde planlanarak aynı şekilde devam ettirilmesiyle beraber damar tıkanıklığının önlenebilmesi avantajı bulunur. Her zaman damar sağlığının iyi durumda olmasını sağlamaya yönelik olarak sağlıklı beslenme programının yapılmasıyla beraber pozitif sonuçların elde edilebildiği görülür. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bulunuyor olması damar sağlığını pozitif anlamda etkilediği gibi aynı zamanda genel sağlık açısından da faydalıdır. Özellikle kolesterol yapmayan besinlerin tercih edilmesi sayesinde başarılı bir önlem alınabilmesi mümkündür. Zararlı Alışkanlıkları Bırakmak: Damar tıkanıklığını önlemek için zararlı alışkanlıklar bulunuyorsa mutlaka bırakılmaları gerekir. Stressiz Hayat: Stres, dolaylı yoldan da olsa damar tıkanıklığına etki edebilir. Diğer faktörlerle birleşerek hastalığın oluşmasını hızlandırabilecek bir faktördür. Stressiz hayata sahip olmak damar tıkanıklığının önlenebilmesi noktasında fark yaratan sonuçları oluşturur.

Damar tıkanıklığı vücudun hangi bölgelerinde meydana gelebilir?

Vücudun belli başlı noktalarında meydana gelebilecek damar tıkanıklığı, bulunduğu bölgeye göre belirtiler açısından farklılık gösterebilir. Kol, bacak, beyin ve kalp bölgesinde damar tıkanıklığı oluşumunun gözlenebilmesi mümkündür. Vücudun her bölümü damarlarla kaplı olduğundan dolayı, damar tıkanıklığının oluşabileceği bölgeler de farklılaşır. Meydana geldiği bölgede gösterdiği belirtilerin farklılık gösteriyor olmasıyla beraber, her hastanın tedavi edilmesinin ardından hastalığa dair kesin olarak bilgi elde edilebilmesi mümkündür. Vücudun farklı bölgelerinde görülebilen bir sağlık sorunu olarak ön plana çıkıyor olması, damar tıkanıklığının önemini artıran faktörler arasında sıralanır. Vücutta görüldüğü her noktada tedavinin kaçınılmaz olmasıyla beraber, damarların tıkanıklığının sahip olduğu önem oldukça yüksek seviyededir. Damar tıkanıklığının görüldüğü her bölgenin farklılık gösterebilir durumda olması nedeniyle bölgeye özel olarak tedavi yöntemleri uygulaması da aktif olarak gerçekleştirilerek en iyi sonuçların elde edilebilmesine yönelik olarak işlem yapılması söz konusudur.

Damar tıkanıklığı kimlerde görülür?

Damar tıkanıklığı hakkında en sık sorulan sorular arasında kimlerde görüldüğü sorusu yer alır. Herkeste görülebilecek bir sağlık sorunu olmasıyla beraber genel itibariyle 50 yaşın üzerindeki insanlarda görülür. Beslenmesine dikkat etmeyenler, zararlı alışkanlıkları bulunanlar ve aynı zamanda hareketsiz yaşam tarzına sahip olanlar için de damar tıkanıklığı 50 yaşın öncesinde görülebilmesi olası bir sağlık sorunu konumundadır. Hem erkek hem de kadınlarda damar tıkanıklığının oluşumuna neden olabilecek sorunlar ortak olmakla beraber, hayatın düzenli olmasını sağlamak en önemli etken konumundandır. Herkes için yaşanabilecek bir sağlık sorunu olması sebebiyle damar tıkanıklığının ne olduğunun bilinmesi ve aynı zamanda nasıl önlenebileceğinin bilinmesi önem arz eder.

Tedavi kimlere uygulanamaz?

Tedavi yöntemlerinin geniş yelpazede değerlendiriliyor olmasıyla birlikte herkes için uygulanabilir bir hastalık olarak kabul edilir. Damar tıkanıklığında tedavinin uygulanamaz durumda olduğu hastalara nadiren rastlanabiliyor olmakla beraber, genel itibariyle ciddi derecede damar tıkanıklığına eşlik eden farklı hastalıkların bulunması durumuyla görülür. Genel itibariyle bakıldığında her yaş grubu ve her seviyede damar tıkanıklığı yaşayanlar için kolaylıkla tedavi için yöntem seçimiyle beraber gerekli hazırlıklarının yapılmasının ardından uygulamaya başlanır.

Damar tıkanıklığı tedavisinin riskleri nelerdir?

Damar tıkanıklığı tedavisi için geliştirilmiş olan özel yöntemler sayesinde tedavinin riskleri minimum seviyeye indirgenmiştir. Geçmiş yıllarla kıyaslandığında, günümüzde çok daha risksiz seviyede gerçekleştirilebilir durumda olduğunun görülmesiyle beraber damar tıkanıklığı için başarılı sonuçların alınabilmesinde artış gözlenir durumdadır. Her hastalığın tedavisinde olduğu gibi damar tıkanıklığı tedavisinin de uygulama yöntemine bağlı olacak şekilde belirli riskler bulunur.

Tedavi uygulamalarında en çok karşı karşıya kalınabilecek risklerden birisi kesi bölgesinden itibaren başlayarak belirli bir bölgenin morarması durumudur. Morarma oluştuğunun görülmesiyle beraber ilaç kullanımı veya ekstra müdahale gerçekleştirilebilir.

Lazer uygulamasının tercih edildiği durumda tedavinin riski olarak belirli bir bölgede kızarıklık sorunun yaşanabilmesi mümkündür. Krem kullanımı yardımıyla bu bölgede kızarıklık giderilir.

Damar tıkanıklığında tedavinin gerçekleştirilmesinde risk faktörü olarak kanama görülebilmesi söz konusudur. Farklı hastalıkların tedavi yöntemlerinde de sıklıkla görülebilir olması nedeniyle kanama, sadece damar tıkanıklığına özgün bir durum değildir.

Tekrar tıkanıklık yaşanabilmesi damar tıkanıklığı tedavisinin riskleri arasında sınıflandırılabilir.

Sağlıklı sonuçları düşünüldüğünde, damar tıkanıklığı tedavisi için mevcut olan risklerin oldukça düşük seviyede kaldığının görülebilmesi mümkündür. Özellikle yeni teknoloji cihazlarıyla beraber hem tedavi öncesi aşaması hem de tedavi aşaması sürecinin etkili şekilde yürütülüyor olması sayesinde, damar tıkanıklığı uygulaması sonrasında risk faktörlerinin yüksek düzeyde ortadan kalktığının görülebilmesi olasılığı bulunur. Tedavinin risk faktörleri genellikle tedavi aşamasında mevcut olduğundan dolayı, yapılan tedaviye göre gerekli önlemlerin alınabilmesi olanağı bulunur. Her hasta için belirli seviyede risk faktörünün bulunuyor olmasıyla beraber, risklerin minimum olması nedeniyle tedavi uygulamalarının önemi bir hayli yüksek seviyededir. Damar tıkanıklığının mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olduğu düşünüldüğünde, risklerin oldukça düşük seviyede kaldığının görülebilmesi söz konusudur.