Tetanos Hastalığı

Tetanos Hastalığı
Tetanos Hastalığı

 

Vücudun tüm fonksiyonları sinir sisteminin ve doğal olarak beynin kontrolündedir. Fiziki yapı ne kadar sağlam olursa olsun sinir sisteminde bir aksaklığın ya da hastalığın ortaya çıkması vücut fonksiyonlarının önlenemez şekilde bozulmasına sebep olur. Günümüzde en tehlikeli ve hızlı ilerleyen hastalıklar sinir sistemini etkileyen hastalıklar olduğundan dolayı, sinir sistemi hastalıklarına yönelik özel çalışmalar yapılmaktadır. Beyinde üretilen sinyaller oldukça korunaklı hatlar yardımıyla fonksiyonu gerçekleştirecek bölgeye iletilir. Sinyalin türüne göre kaslar hareketlenir, hisler şekillenir. Sinyallerin üretiminde sıkıntı olmasa da iletimin bir şekilde aksaması ya da tamamen kesilmesi ciddi sorunları beraberinde getirir. Sinir sisteminin iletim kalitesini belirleyen onlarca farklı faktör; iletimi kesen ya da kısmen durduran binlerce farklı faktör bulunur. Vücut, sorun yaratan bu faktörlerin neredeyse tamamına karşı önlem geliştirmiş olsa da bazılarına karşı savunmasız durumdadır ki bunların başında da bakteriler gelmektedir.

İnceleyen ve onaylayan: Uzm. Dr. Mehmet Karahan

Tetanos Hastalığı Hakkında

Bakterilerin bir kısmı insan yaşamının devamlılığı açısından olmazsa olmaz iken bazıları da hayatın sonlanmasında oldukça etkilidir. Bakteriler, mikroorganizma sınıfındaki canlılardır. Türlerine göre çeşitli ortamlarda bulunabilir, üreyebilir ya da etki oluşturmadan uzun süreler boyunca bekleyebilirler. Dünya’nın çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda, milyon yıllık fosillerin içerisinde canlı bakteriler bulunmaktadır. Bu durum, bakterilerin ne kadar dayanıklı olabildiğinin en büyük kanıtıdır.

Bakteriler yüzlerce farklı hastalığın sebebidir. Bu hastalıklardan bazıları insan yaşamına mâl olabilecek derecede de tehlikelidir. Tetanos, toprakta ve memeli hayvanların bağırsaklarında yaşayan oldukça tehlikeli bir bakteridir. Doğada oldukça geniş bir alanda varlığını sürdürür. Yaşamak için canlı bir forma ihtiyaç duymuyor oluşu her an her yerde tetanos hastalığına sebep olan bakteri ile karşılaşılmasına sebep olur.

Tetanos Hastalığı Nedir

Tetanos binlerce yıldır insan hayatını tehdit eden ancak uzun süredir de oldukça basit bir şekilde tedavi edilebilen bakteri kaynaklı bir hastalıktır. Hastalığa sebep olan bakterinin yaşamak için asgari şartlara ihtiyaç duyuyor oluşu, bakterinin tamamen yok edilmesini imkansız hale getirmektedir. Genelde doğada küflü – paslı metallerde, toprakta ve memeli hayvanların bağırsaklarında bulunur. Memeli hayvanları ölüme götüren bakterilerin başında tetanos gelir. Anadolu coğrafyasında da en az üç bin yıldır görüldüğü tahmin edilmektedir. Anadolu kökenli birçok tıpçı milattan önceki tarihlerde yazdıkları metinlerde tetanos hastalığının klinik bulgularını tek tek belirtmektedir. O günden bugüne hastalığın görülme şeklinde en ufak bir değişim olmamıştır. Ülkemizde hastalık kazıklı humma olarak bilinir ve uzun yıllar boyunca yapılan mücadeleler sonucunda aşılar ile kontrol altına alınmıştır. Hastalığa sebep olan bakteriye karşı uzun süreli bağışıklık söz konusu olmadığından dolayı tedavi prosedürü bakteri vücuda girdikten ve kuluçka süresini tamamlayıp belirti vermeye başladıktan sonra başlatılır. Tedavi prosedürünün başarı ile tamamlanmasından ve bakterinin vücuttan temizlenmesinden sonra yedi – on yıl arasında bakteri vücuda girse dahi etki gösteremez ancak yine de çivi batması gibi durumlardan sonra garanti olması açısından aşı prosedürü tekrarlanır.

Tetanos hastalığını ortaya çıkaran bakteri açık yaralardan vücuda giriş yapar. Örneğin ayağa bir çivinin batması ile ayaktaki açık bir yaraya toprak temas etmesi aynı sonucun ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Bakteri vücuda girdikten sonra doğrudan belirti vermeye başlamaz. En az sekiz gün süren bir kuluçka dönemi söz konusudur. Bu süreç boyunca ürer ve kendine has olan toksini üretir. Toksin oldukça zararlı bir maddedir. Beyin köküne ve omurilik içerisine girmek konusunda oldukça da başarılıdır. Sekizinci günden yani kuluçka süresi tamamlandıktan sonra toksin etkisi ciddi manada artırır. Beyin kökünden ve omurilikten geçen sinyaller bu toksin tarafından bloke edilir. Sinyallerin üretilmesi konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanmaz ancak sinyaller kaslara geçemediği için kasılmalar görülmeye başlar.

Tetanos Hastalığı Türleri

Tetanosa sebep olan bakterinin etkinlik düzeyine, hastanın daha önce aşıp olup olmadığına ve çevre koşullarına göre tetanos hastalığı belli etki süreçlerine sahiptir. Tüm tetanos vakaları dört türe ayrılır. Her tetanos türü kendine özgü belirtileri verirler. Belirti verme sürelerinde de çeşitli değişiklikler söz konusudur. Genele yayılan tetanos vakaları tüm vakaların yaklaşık olarak yüzde seksenini oluşturur. Yeni doğan bebeklerde karşılaşılan tetanos, travmaya bağlı tetanos, lokal tetanos ise diğer türlerdir. Lokal tetanos vakaları ile çok nadiren karşılaşılır.

Tetanos hastalığının türü, tedavi prosedürlerini de belirler. Kuluçka süresinin tamamlanmasından sonra hastalığının türünün belirlenmesi mümkündür. Bazı vakalarda kuluçka süresinin üç haftaya kadar uzayabiliyor olması eğer travma sonucu gelişmiş bir tetanos söz konusu ise tedavi sürecine, hastalığın türü belirlenmeden başlanmasını mecburi kılar.

Genel tetanos, tüm tetanos vakalarının yüzde seksenini oluşturur. Kuluçka süresinin tamamlanmasına yaklaştıkça genel bir yorgunluk oluşur. Tetanosun giriş noktasında ciddi ağrılar ortaya çıkar. Kuluçka süresi tamamlandıktan sonra çene ve yüz kasları kasılır. Hastanın çenesini açması oldukça zorlaşır, açamaz. Vakaya müdahale gerçekleştirilmedikçe yüz kasları gülme benzeri bir suratı kalıcı hale getirir. Spazmlar omurgaya doğru yayılır. Solunum fonksiyonu yavaş yavaş kaybolur. Hastanın bilinci açık olsa da ara sıra bilinç kaybı da görülebilir. Titreme, terleme, eklem ağrıları ve diğer bazı olumsuz belirtiler de sıkça görülür.

Lokal tetanos, tüm tetanos vakalarının yüzde birinden daha azını oluşturur. Bakterinin vücuda girdiği noktada tutulum olur. Vücudun geneline yayılma ihtimali oldukça düşüktür ancak imkansız değildir. Giriş kası gerginleşir ve kasılır.

Kafa travmasına bağlı tetanos, kraniyal sinirleri tutar. Yüzde yarım puandan daha az görülür. Çok nadiren vücudun genelini tutan tetanosa dönüşür.

Yeni doğan tetanosu, yeni doğan bebeklerde göbek bağının kesilmesi sırasında kesim aletinden bakterinin bulaşmasıyla ortaya çıkar. Doğumdan on gün sonra belirti vermeye başlar. Yeni doğan ölümlerinde üst sıralardadır.

Tetanos vakaları gelişmiş ülkelerde oldukça düşük sayıda iken gelişmemiş üçüncü dünya ülkelerinde çok fazladır. Gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan vakalar hızlıca tedavi edilir ve ölüm oranı düşüktür. Gelişmemiş ülkelerde ise durum çok farklıdır. Kısacası Dünya’nın bir noktasında tetanos hala oldukça tehlikeli bir hastalık olarak bilinmektedir. Hastalığın türleri herhangi bir coğrafya ya da cinsiyet – yaş gözetmez. Her yaşta ve cinsiyette hasta tetanosun farklı türleri ile karşılaşabilir. Yeni doğan tetanosu hariç diğer tetanos türleri kırk yaş ve sonrasında daha şiddetli belirtiler ortaya çıkarma eğilimindedir.

Tetanos Hastalığı Nedenleri

Tetanos hastalığının ortaya çıkmasındaki tek sebep tetanosa sebep olan clostridium tetani bakterisidir. Bu bakterinin bulaşma yolları, tetanos hastalığının asıl nedenleri olarak gösterilebilir. Genel olarak dikkatsizlik yüzünden hastalığa sebep olan bakteri vücuda giriş yapsa da bazen dikkat edilse dahi bakterinin vücuda geçmesi mümkündür. Bakteri memeli hayvanlarda ve toprakta varlığını sürdürür. Vücudun herhangi bölgesindeki açık bir yaradan ya da travma sonucu o an oluşan yaradan vücuda girmesi mümkündür. Bakteri vücuda girdikten sonra ortalama sekiz – on gün kadar kuluçkaya yatar. Kuluçka süresinin sonlarından itibaren ise hastalığa dair belirtiler ortaya çıkar.

Tetanosa sebep olan bakteri yaşadığı bölgeden insan vücuda kesin geçecek diye bir kaide bulunmaz. İhtimal yüksektir ancak bazı insanlarda ayağa çivi batsa ya da hayvan ısırsa dahi tetanos hastalığının görülmemesi de mümkündür. Uygun ortam şartları, vücut sıcaklığı ve bağışıklık sisteminin durumu tetanos hastalığının ortaya çıkıp çıkmayacağı konusunda belirleyicidir.

Delici Yaralanmalar

Tetanos hastalığına sebep olan bakteri doğada çok geniş bir alanda varlığını sürdürür. Yaşamak için canlı forma ihtiyaç duymuyor oluşu, tetanosa sebep olan bakterinin en tehlikeli yönüdür. Delici – kesici birçok alet iyi temizlenmediklerinde bu bakteriyi barındırır. İnşaat alanlarındaki çiviler, oksitlenmiş metallerin sivri parçaları, tahtalar, iğneler ve kalemler tetanos bakterisi açısından oldukça riskli alanlardır. Bu alanlarda meydana gelen herhangi bir yaralanma (yaralanmanın çok ufak olması dahi bakterinin vücuda geçişini sağlar) tetanos hastalığının başlangıcı kabul edilebilir. Bakteri bazı temizlik ürünlerine karşı dayanıksız olduğu için her gün yıkanan bir bıçağın eli kesmesi sonucu tetanos oluşma ihtimali yoktur. Ancak uzun süre doğada beklemiş bir bıçağın çok ufak bir çiziğe sebep olması dahi hastalığı ortaya çıkarabilir. Kesici ve delici aletlerden tetanos hastalığı kapmamak için azami dikkat gösterilmelidir. Özellikle otlu alanlarda, sokaklarda ve inşaatlarda yürürken çivi batmasına karşı dikkatli olunmalıdır.

Cerrahi Yaralanmalar

Yeni doğan bebeklerde ortaya çıkan tetanos vakalarının büyük bir kısmı göbek bağının kesilmesi sırasında vücuda geçen bakteriden kaynaklanmaktadır. Cerrahi koşullar maksimum arındırma gerektirse de mikroptan arındırmanın herhangi bir noktasında meydana gelen ihmal, tetanosa sebep olan bakterinin cerrahi aletlere bulaşmasına sebep olabilmektedir. Gerek yeni doğanlarda gerekse de daha ileri yaşlarda ameliyat olanlarda cerrahi aletlerden geçen bakteriye bağlı olarak tetanos ortaya çıkabilir. Bu tür vakaları engellemenin yegane yolu hijyene önem veren kurumsal hastanelerin tercih edilmesidir. Günümüzde birçok cerrahi alet tek seferlik kullanılsa da üretim aşamasından itibaren hijyen zinciri bozulursa ya da oksitlenme gerçekleşirse bakterinin alete yerleşmesi mümkündür.

Enjeksiyon Aletleri

Tetanosa sebep olan bakteri birden fazla defa kullanılan ve hava ile temas eden enjeksiyon aletlerine de bulaşır. Bu durum tetanos hastalığının bulaşmasında oldukça önemli bir yere sahiptir. Bazen hastane koşullarındaki yanlışlardan bazen de kişinin kendi yanlışlarından dolayı hastalık gelişebilir. Uyuşturucu bağımlıları arasında da tetanos hastalığı enjeksiyon aletinin birden fazla defa kullanılmasından dolayı oldukça yaygındır. Yağ enjeksiyonları, dolgu enjeksiyonları, saç ekim operasyonları ya da buna benzer her türlü kapsamlı enjeksiyon faaliyetlerinde kullanılan aletler, uçları değiştirilerek kullanıldığı için tetanos riski oluşturmazlar.

Hayvan Isırıkları

Tetanos toprakta ve oksitli metallerde barınabileceği gibi memeli hayvanların bağırsaklarında da barınır. Köpekler, kediler ve diğer kemirgenler tetanosa sebep olan bakterinin ölümcül etkilerini yaşamadan bakteriyi taşıyabilirler. Özellikle köpek ısırıkları ve kedi tırmalamaları tetanos hastalığının insana bulaşmasında önemli bir yere sahiptir. Isırık gerçekleştikten hemen sonra garanti olması açısından hastaya aşı yapılmaktadır. Köpekler ve kediler kadar tetanos yayan bir başka hayvan türü ise farelerdir. Evcil fareler ve lağım fareleri de tetanos bakterisini vücutlarında taşırlar.

Ayak Ülseri

Ayak ülseri, ayağa giden toplardamarlardaki fonksiyon bozulmalarının bir sonucu olarak bilek altı bölgede ortaya çıkan yaraları ifade eder. Ayağın üzerinde sürekli olarak açık yara olması, aşırı özen gösterilse dahi tetanosa sebep olan bakterinin bir şekilde vücuda bulaşma ihtimalini artırır. Ayak ülseri olan kişiler ayaklarının yabancı cisimlerle olan temasını minimum seviyede tutmak zorundadır. Özel çoraplar ve izole edici kremler başlıca korunma yöntemleridir. Tüm tetanos vakalarının yüzde bir – iki kadarı ayak ülserleri kaynaklıdır.

Diş ve Diş Eti Hastalıkları

Diş ve diş eti hastalıkları, diş etinin üzerinde ve özellikle de diş ile birleşim noktalarında açık yaraların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Açık yaralar her ne kadar izole gibi görünen bir bölgede olsa da tetanosa sebep olan bakterinin çok geniş bir alana yayılıyor olması sürekli açık yaranın her koşul dahilinde belirli bir risk barındırmasına sebep olur. Sebzelerin ve meyvelerin yıkanmadan yenmesi durumunda üzerindeki bakterilerin vücuda girmesi ve tetanos hastalığına sebep olması mümkündür. Bunu engellemenin yolu diş eti hastalıklarının en kısa sürede tedavi edilmesi ve yenilen meyve ile sebzelerin iyice yıkanmasıdır.

Tetanos Hastalığı Belirtileri

Tetanos, bakterinin vücuda girmesinden sekiz gün sonra belirti vermeye başlar. Bazı hastalarda kuluçka süresinin daha uzun olması belirtilerin çok daha geç ortaya çıkmasına sebep olabilir. Belirtiler genelde kuluçka süresi tamamlanmadan görülmeye başlanır. İlk belirtiler genelde halsizlik ve yorgunluktur. Tedavi prosedürlerinin devreye alınıp alınmadığına göre de daha ileri belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Tetanos hastalığının görüldüğü yaş ve hastanın bağışıklık durumu belirtilerin şiddetinde etkilidir. Salgılanan toksin miktarının sinir dokularına yaptığı blokaj genelde yüz kaslarında etkili olur ki bunun bir sonucu olarak hastalığa kazıklı humma adı verilmiştir. Çene kaslarının kasılı vaziyette kalması tetanos hastalığının en net belirtilerinden birisidir.

Günümüzde tedavisi oldukça basit olan tetanos, geçmiş dönemlerde başlıca ölüm sebepleri arasında yer almaktaydı. Hastalığın ölüme götüren belirtilerinden birisi solumum fonksiyonunda meydana gelen kayıplardır. Günümüzde tetanos vakalarının neredeyse tamamı bu aşamaya gelmeden kolayca tedavi edilebilmektedir. Genele yayılan belirtiler haricinde ise şu belirtilerle karşılaşılabilir:

  • Yüksek şiddetli ve kafanın arkasında toplanan baş ağrısı.
  • Ses tellerindeki kontrolün kaybedilmesinden dolayı anlamsız sesler çıkarılması.
  • Kemiklerin en ufak bir baskıda kırılması.
  • Enfeksiyon hastalıklarına yatkınlık oluşması.

Sürekli Halsizlik ve Yorgunluk

Tetanosa sebep olan bakteri açık yaradan vücuda girdikten sonra anlık olarak belirtileri ortaya çıkarmaz. Belirtilerin hasta tarafından hissedilebilir boyutta olması için belirli bir toksin seviyesine ulaşılması gerekmektedir. Toksin seviyesi belirti verecek kadar çok, bağışıklık sistemi radarının altında kalacak kadar az olduğunda belirtiler ortaya çıkar. Bu genelde kuluçka döneminin son üç gününde halsizlik şeklinde gelişir. Kişi normal bir uyku uyusa, gün içerisinde yorulmasa ve motive olsa dahi halsizlik hissetmektedir. Halsizliğin ve yorgunluğun hangi boyutta olacağı, bulaşmaya sebep olan açık yaranın boyutuyla da alakalıdır. Kuluçka süresi kısa ise belirtiler çok daha hızlı ve şiddetli; kuluçka süresi uzun ise belirtiler daha yavaş ve şiddetsiz ortaya çıkmaktadır. Kuluçkanın son üç günündeki halsizlik son aşamada kendini kas kramplarına bırakmaya başlamaktadır.

Yüksek Ateş ve Terleme

Tetanosa sebep olan bakterinin vücuda girmesi bağışıklık sisteminde herhangi bir farkındalığa sebep olmaz. Kuluçka süresi boyunca çoğalmaya devam eden bakteri, kuluçka süresinin son birkaç gününe kadar da bağışıklık sistemini harekete geçirecek kadar toksin salgılamaz. Ancak son birkaç gün boyunca yüksek miktarda toksin salgılayarak bağışıklık sisteminin çalışmaya başlamasına sebep olur. Hem metabolizmanın değişmesinden ve baskı altına girmesinden hem de bağışıklık sisteminin var gücüyle çalışmasından ötürü yüksek ateş ile karşılaşılır. Vücut sıcaklığının artması beraberinde terlemeyi de getirir. Bu iki belirti tetanos hastalığı devam ettiği müddetçe sürekli görülür. Vücut sıcaklığının artması ve terleme soğuk algınlığı belirtileri ile karıştırılabilir. Soğuk algınlığının aksine ilaçlar ile bu terlemeyi ortadan kaldırmak mümkün değildir.

Çene Krampları ve Yüz Kaslarındaki Sorunlar

Çiğneme hareketinin yapılmasını sağlayan kaslar da dahil olmak üzere vücudun tamamındaki kaslar sinir sistemi aracılığıyla hareket ederler. Beyin – kas koordinasyonunun sağlanabilmesi için sinir sistemi olmazsa olmazdır. Tetanosa sebep olan bakterinin ürettiği toksin beyin kökünü ve omuriliği etkilemeye başladığında, sinyallere blokaj koymaya başladığında halsizlik ve yorgunluğun hemen ardından artan bir ivmeyle çene kaslarındaki problemler ortaya çıkar. Çiğneme hareketinin yerine getirilmesi imkansız bir hal alabilir. Bir süre sonra çene tamamen kilitli duruma geçer ve ağız açılamaz. Çene kaslarındaki bu duruma yüz kaslarındaki mikro kaslar da eşlik eder. Tetanos hastalarında yüz gülümseme benzeri bir görünüm alır. Görünümün ortadan kaldırılması tedavi olunmadığı müddetçe mümkün değildir. Kişi istese dahi kaslarını hareket ettiremez.

Enseden Başlayan ve Omurgayı Takip Eden Kas Sorunları

Çene kaslarının tutulmasından sonra kramplar omurgaya doğru yayılım gösterir. Kuyruk sokumundan en üst omura kadar olan kısım kasılarak kendini kilitler. İleri dereceli vakalarda görülen bu durum kişinin vücudunun yay benzeri bir görünüm almasına sebep olur. Yürümek ya da stabil bir pozisyonda yatmak, dinlenmek imkansız hale gelir. Zaman zaman buradaki kaslar kendini gevşetse de dakikalar geçmeden tekrar kasılarak aynı pozisyonun oluşmasına sebep olur.

Vücudun Genelinde Kas Krampları

Çenede başlayan sonra da omurgaya yayılan kas krampları bir noktada vücudun geneline yayılmaya başlar. En ufak kastan en büyük kasa kadar tüm kaslar gevşeme – gerilme hareketinde sıkıntılar yaşar. Başta mide olmak üzere vücudun tamamında ağrı nöbetleri oluşur. Eklem noktalarında yoğunlaşan ağrı birçok vücut fonksiyonunun kaybedilmesine sebep olur. Ağrılar oldukça şiddetli olduğundan dolayı basit ağrı kesicilerle kontrol edilmesi imkansızdır. Bu aşamaya kadar çok ciddi belirtiler görüldüğü için hasta genelde profesyonel gözetim altındadır.

Kalp – Damar Problemleri

Tetanosa sebep olan bakterinin salgıladığı toksinler bir noktadan itibaren tüm sinir sinyallerini bloke etmeye başlar. Büyük bir kas olan kalp de bu blokajdan nasibini alır. Tetanos hastaların bir noktada ritim problemleri yaşamaya başlar. Kalp daha hızlı ya da daha yavaş atabilir ancak asıl önemli sorun atımlar arasında sürekli bir dengesizlik olmasıdır. Dolaşım sistemi bu yeni duruma uyum sağlamakta büyük güçlük çeker ve hastaların bir kısmı kalp – damar sorunlarından dolayı hayatını kaybetmektedir. Kalbin hızlı attığı dönemlerde kan basıncı normalin çok üzerine çıkabilir. Tetanos hastalığının klinik bulgularından birisi de sürekli yüksek tansiyondur.

Dış Uyarıcılara Karşı Yüksek Hassasiyet

Duyular ile fark edilebilen her türlü kokuyu, sesi ve darbeyi dış uyarıcı olarak tanımlamak mümkündür. Tetanosa sebep olan bakterinin kuluçka süresini tamamlamasından ve çene kaslarını etkilemeye başlamasından sonra vücut dış uyarıcılara karşı oldukça hassas hale gelir. Keskin ya da tanınmadık bir kokunun alınması kaslardaki kasılmayı daha da şiddetlendirebilir. En sık karşılaşılansa yüksek sesin krampları tetiklemesidir. Bu, tedaviye başlanmadıkça artan bir ivme ile devam eden belirtilerdendir. Dış uyaranların sürekli varlığı hastalığın evreleri arasındaki süreci kısaltabilir. Yüz kasları ile omurga kasları arasındaki sıçrama süresinin azalmasında dış uyarıcılar oldukça etkilidir.

Tetanos Hastalığı Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Tetanos hastalığının teşhis edilmesi için özel olarak geliştirilmiş herhangi bir laboratuvar testi yoktur. Hastalığın klinik bulgularının en az iki bin yıldır biliniyor olması, tıp öğrencilerinin dahi belirtiler ve hastalık öyküsü üzerinden kolayca tanı koymasını sağlar. Önemli olan hastanın öyküsünün detaylıca incelenebilmesi ve belirtiler ışığında bulaşma türünün tespit edilmesidir. Birçok vakada çivi batması ya da metal kesmesi sonucu tetanos geliştiği için tıbbi öykünün alınması aşamasında hastalığın keşfi oldukça kolaydır. Şüphelerin doğrulanması amacıyla fiziki belirtiler detaylıca incelenir. Sonrasında ise eğer gerekiyorsa evrenin belirlenmesi amacıyla beyin kökü ve omurilikten sıvı alınarak incelenebilir ancak bu oldukça ileri vakalarda yapılan bir uygulamadır.

Fiziki Muayene

Hastalar tetanos hastalığının verdiği ilk belirti olan halsizlik ve yorgunluğu, yüksek ateşle de bağdaştırarak tetanosa değil de soğuk algınlığına yormaktadır. Oldukça sık karşılaşılan bu durum zaman zaman tetanos tedavisinde geç kalınmasına sebep olmaktadır. Hastalar genelde kas spazmı, çene tutulması ya da şiddetli karın ağrısı şikayetiyle başvurmaktadır. Tıbbi öykünün alınmasından sonra hasta kaslarının işlevleri konusunda fiziki muayeneye tabi tutulmaktadır. Doktor gerekiyorsa çene kaslarını hafifçe zorlayarak çene tutulumunun boyutunu saptayabilir. Karın bölgesindeki kaslara hafif baskı uygulayarak ağrının ve acının ne kadar şiddetlendiğini de ölçebilir. Son aşamada ise solunum fonksiyonlarını anlamak için soluk alıp verme sırasında çıkan sesleri sırt bölgesinden dinleyebilir.

Tetkikler

Tetanosun saptanmasında kullanılan özel bir kan ya da idrar testi bulunmaz. İlgili bakterinin zaman zaman dışkı testleri ile saptanması mümkün olsa da buna ihtiyaç kalmadığı durumlar tüm vakaların yüzde doksan dokuzundan daha fazlasını oluşturur. Vakaların çok büyük bir bölümü tetanosa sebep olabilecek bakteri ile enfekte olduklarının farkındadır. Söz gelimi çivi batması sonucu şikayet olursa bakterinin vücuda geçip geçmediği saptanmadan tedaviye başlanır. Eğer muallak bir durum söz konusu ise de tedavi gerçekleştirilir. Yani tetanosta önce tedavi yapılır sonrasında bakteriye bakılır.

Eğer geç kalınmış bir tedavi söz konusu ise bakterinin ürettiği toksinlerin blokaj noktalarından omurilik sıvı alınarak özel testler uygulanabilir. Bu test hastalığın hangi evrede olduğunun tespitinde ve ileri tedavi seçeneklerinin uygulanmasında anahtar role sahiptir.

Tetanos Hastalığı Risk Faktörleri

Tetanos oldukça yaygın bir bakteri hastalığıdır. Yayılım gösterdiği alanın oldukça geniş olması, hastalığa dair risk faktörlerinin de oldukça geniş bir alanı ilgilendirmesine sebep olur. Esasen her insan tetanos hastalığının risk grubu içerisindedir. Bazı insanlar ise yaşam tarzlarından ya da yaptıkları işlerden dolayı daha fazla risk ile karşı karşıyadır. Günümüzdeki vakaların yüzde seksen kadarı topraktan ya da metalden bakterinin bulaşmasıyla ortaya çıkmaktadır. Doğal olarak oksitlenmiş metallerle ya da toprakla uğraşanlarda tetanos hastalığı daha sık görülmektedir. Hastalığın taşıyıcıları memeli hayvanlar da olduğu için, sokakta yürürken bir köpeğin ısırması dahi tetanosun bulaşmasına sebep olabilmektedir. Doğal olarak herkes risk grubu içerisindedir. Hastalığın bir kez geçirilmesi, yapılan aşıdan dolayı yedi – on yıl boyunca bakterinin tekrar gelişmesini engelleyen bir durumun ortaya çıkmasını sağlar. Yani tetanos aşısı programını tamamlayanlar bir süreliğine risk grubundan çıkar.

Hijyen Eksikliği ve Genel Sağlık Durumunda Kötüleşme

Hijyen eksikliği, özellikle de ayaklardaki ve ağızdaki hijyen eksikliği iyileşmeyen yaraların ortaya çıkmasına sebep olur. Vücudun genel sağlık durumunun bozulmasında da etkisi olan hijyen eksikliği, tetanosa sebep olan bakterinin vücuda girmesini büyük oranda kolaylaştırır. Özellikle diş eti kanaması olanların tetanosa karşı azami özen göstermesi gerekmektedir. Vücudun sağlık durumunu düşüren her türlü yaşam tarzı, beslenme alışkanlığı, hastalık, sendrom ve sorun da bakterinin vücuda girmesini kolaylaştırdığı gibi aynı zamanda kuluçka dönemini de hızlandırmaktadır. Bu iki sebebin bir sonucu olarak tetanos yeni doğanlarda ve altmış yaş üstündekilerde çok daha ölümcüldür.

Dikkatsizlik Sonucu Oluşan Yaralanmalar

Tetanos vakalarının çok büyük bölümü tetanosa sebep olan bakteriyi barındıran alanlarla temas edilmesiyle oluşur. Temas edilen yüzeyin deri üzerinde mikro bir çizik oluşturması dahi hastalığın başlaması için yeterlidir. Genelde inşaata yakın alanlarda, doğada ya da sokaklarda gezerken ayağa ya da bacaklara temas eden oksitli kesici maddeler hastalığı bulaştırır. Ayaklarında ya da tırnaklarında yara olan insanların toprakla teması da bakterinin vücuda giriş yapması için yeterlidir.

Nadiren de olsa ev ortamındaki yaralanmalar da tetanosu ortaya çıkarabilir. Ancak temas eden maddenin uzun süredir temizlenmiyor olması ve oksitlenmiş olması gerekmektedir.

İş Koşullarından Kaynaklanan Risk Faktörleri

Bazı işler tetanos hastalığı açısından risk oluşturmaktadır. İnşaat işçileri oksitlenmiş çivilerle, sivri yüzeylerle ve her türlü diğer metalle sürekli etkileşim halindedir. Bunlardan herhangi birinin vücutta ufak da olsa bir kesik oluşturma ihtimali yüksektir. Genelde çivi batmasından dolayı tetanos başlar. Ayrıca çiftçiler, doğada çalışanlar, madenciler ve buna benzer meslekler de tetanos hastalığının risk grubunu oluşturmaktadır.

Tetanos Hastalığı Komplikasyonları

Tetanosun klinik bulguları ve seyir süreci yaklaşık olarak iki bin yıldır bilinmektedir. Hastalığın tedavisi günümüzde oldukça kolay olsa da geçmişte işler bu kadar basit değildi. Tetanos hastalığına bağlı ölümler ile çok sık şekilde karşılaşılıyordu. Günümüzde dahi yeni doğanlarda ortaya çıkan tetanos yeni doğan ölüm oranlarını artırmaktadır. Hastalığa sebep olan bakteri yaklaşık olarak sekiz gün ile üç hafta arasında kuluçkaya yatar. Kuluçkanın sonlarına doğru belirti vermeye başlar ve yeterli toksini ürettiği anda kaslara etki eder. Hastalığın tedavisine daha ilk andan itibaren başlanmazsa kas hareketlerinin bozulmasından dolayı oldukça ciddi sonuçlar ortaya çıkar. Hastalığın tedavisi yapılmazsa kesin sonuç ölümdür.

Solunum Yetmezliği

Akciğerlerin büzülüp şişmesinden, solunum yolunun açık tutulmasından ve akciğerdeki kanın sirkülasyonundan sorumlu olan kaslar çene tutulmasının hemen ardından fonksiyonlarını kaybetmeye başlar. Ağızın açılamıyor olması başlı başına bir problem iken daha farklı kasların da tutulmaya başlaması, solunum fonksiyonunun tüm vücudu besleyecek derecede çalışmasını engeller. Solunum yetmezliği esasen tetanos hastalığına bağlı ölümlerin çok büyük bir yüzdesini oluşturur. Gelişiminin diğer belirtilere göre daha uzun olması hastaların tedaviye başlaması için yeterli süreyi sunar. Ancak kuluçka döneminden sonra yoğun şekilde toksin üretimine başlayan bakteriler, bağışıklık sistemi de zayıfsa hastayı oldukça hızlı bir şekilde ölüme götürebilir.

Kalp Krizi

Kalp vücuttaki en büyük kaslardan birisidir. Kas fonksiyonlarını bozan bir hastalık doğal olarak kalbi de etkiler. Kalp kanı yeteri kadar pompalama ve tansiyonu dengede tutma fonksiyonunu yavaş yavaş kaybeder. Özellikle ileri yaştaki hastalarda tetanos hastalığına bağlı ölümler kalp krizi kaynaklı olarak gelişebilir. Atımın düzensiz olması damar hastalıklarını, organ yetmezliklerini ve daha birçok sorunu ortaya çıkarır. Tedavisinde geç kalınan tetanos vakalarında hasta bir şekilde hayatta tutulsa dahi solunumun ve kalp fonksiyonlarının bozulmasına bağlı olarak kalıcı hasarlar oluşabilir.

Tetanos Hastalığı Nasıl Önlenir

Tetanosa sebep olan bakteri vücutta kendiliğinden bulunan bir bakteri değildir. Vücuda sonradan giriyor olması risk grubundakilere büyük avantajlar sunar. Azami bir dikkat seviyesi ile tetanos hastalığına sebep olan bakterinin vücuttan uzak tutulması mümkündür. Bu başarılamazsa da hastalığa karşı bilinçli olunması halinde hızlıca tedaviye başlanması ve hastalık en ufak bir belirti vermeden tedavi edilmesi mümkündür. Kısacası hastalığı önlemek için kişinin bu konuda bilinçli olması gerekmektedir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tetanos vakalarının yüzde sekseni toprakla ya da oksitli metallerle temas edilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Geriye kalan sebeplerin ise dikkat edilerek engellenmesi oldukça güçtür. Tetanosa yakalanma riski bulunanların dikkat etmesi gerekenler şunlardır:

  • Hastalığın bulaşması için dikiş gerektiren yaraların olması gerekmez. Çok ufak bir kesik bile hastalığın bulaşması için yeterlidir. Eğer böyle bir risk var ise (oksitli bir metalle ya da toprakla yara yüzeyi temas ettirilmiş ise) doktora başvurulmalı ve tetanos aşısı olunmalıdır. Eğer çivi batması, metal kesmesi ya da buna benzer durumlar söz konusu ise tetanos aşısı ihmal edilmemelidir.
  • Eğer inşaatta ya da doğada bir işte çalışılıyorsa koruyucu tabanı olan ayakkabılar giyilmelidir. Ayakkabının bilek kısmında diz altına kadar uzanan koruyucu ekipmanlar da duruma göre takılmalıdır.
  • Eğer diş eti hastalıkları söz konusu ise tüketilecek tüm besinler iyice yıkanmalıdır. Ağız ile toprak artıklarının teması engellenmelidir.
  • Cerrahi uygulamalar ya da doğum için alanında uzman ve kaliteli hastaneler tercih edilmelidir.
  • Vücudun genel hijyenine her zaman özen gösterilmelidir. Özellikle de diş ve diş eti sağlığı gözetilmelidir. Ayak hijyeni de ikinci sırada gelmektedir.

Tetanos Aşısı

Tetanosu ortaya çıkaran faktörlerin çocukluk çağında oldukça yoğun olması, aşı kampanyası ile birçok çocuğun korunmasını sağlamaktadır. Aşı, bakteriye karşı bağışıklık kazanılmasını sağlar. Ancak etkisi yedi – on yıl ile sınırlıdır. Aşının yapılmasından sonra ergenliğin ortasına kadar koruma sağlanabilir. Sonrasında ise daha az yoğunluklu aşılar ile ömür boyu koruma sağlanabilir. Yeni doğan tetanosunun engellenmesi amacıyla ise gebelik döneminde uygulanan aşılar vardır.

Sık Sorulan Sorular

Tetanos çok kolay önlenip tedavi edilebiliyor olmasına karşın günümüzde dahi can almaya devam eden bir hastalıktır. Çelişkili gibi görünen bu durumun temelinde risk grubunda olanların bilinçsizliği yatmaktadır. Tetanos hastalığına dair soru ve sorunları spesifik başlıklar altında cevaplamak herkesin faydasına olacaktır. Hastalık hakkında öğrenilecek en ufak bilgi dahi yeri geldiğinde hayat kurtaran bir etki gösterebilmektedir.

Tetanos aşısı fiyatı ne kadar?

Tetanos aşısı yaptırmak için herhangi bir ücret ödenmesine gerek yoktur. İlk aşı, ilkokula başlandığı dönemde ya da daha öncesinde devlet tarafından ücretsiz olarak sağlanır. Yedinci – onuncu yılda tekrarlanması sırasında da herhangi bir ücret talep edilmez. Oldukça uzun yıllardır kullanılan bir aşı olması, fiyatının faydasının gerisinde kalmasını sağlamıştır. Ancak son yıllarda aşı merkezlerine aşının yetersiz sayıda geldiği söylentileri de vardır. Bu yüzden hastanın vurulacak aşıyı eczaneden cüzi bir miktar karşılığında temin etmesi gerekebilir.

Tetanos aşısı takvimi nasıldır?

Tetanos aşı takvimi gebelerde yapılan uygulama için geçerlidir. Hem gebeyi de hem de çocuğu tetanosa sebep olan bakteriden korumayı amaçlar. Beş aşamada uygulanır. İlk aşı TD1 olarak adlandırılır ve gebeliğin dördüncü ayında yapılır. Bu aşı, bağışıklık sisteminin gerekli seviyelere gelmesini sağlarken tetanosa karşı koruma sağlamaz. İlk aşıdan sonra TD2 olarak adlandırılan ikinci aşı yapılır. Bu aşı hem anneyi hem de bebeği üç yıl kadar tetanostan korur. Ancak bu yeterli görülmediği için TD3 isimli üçüncü aşı, TD2’den altı ay kadar sonra zerk edilir. Anneyi ve bebeği beş yıl boyunca tetanostan korur. TD4 ise on yıl sonra ya da eğer anne tekrar gebe kalacaksa verilir. Çocuğa ise yedi yaşında on yıl koruyucu olan aşı yapılır.

Tetanos aşısı sonrası hastalık ortaya çıkar mı?

Tetanos aşısı, tetanos bakterisinin vücutta etkinlik kazanmasını engelleyen; kuluçka dönemini daha başlamadan bitiren bir aşıdır. Aşı takvimi doğru şekilde uygulanırsa ve ideal olan aralıklarda tetanos aşısı tekrarlanırsa hastalığın ortaya çıkma ihtimali oldukça düşüktür. Aşı olmasına rağmen tetanos olan vakalar genelde aşı etkinlik sürelerinin sonuna yaklaşmış durumdadır.

Tetanos aşısı ne kadar süre etkilidir?

Günümüzde anne karnından itibaren belirli bir takvim dahilinde tetanos aşısı uygulanmaktadır. Doğumdan sonra da hem anne hem bebek aşılanmaya devam etmektedir. Aşı takviminin uygulanmasına ve bazı diğer değişkenlere göre aşı beş ile on yıl arasında etkisini sürdürmektedir. Genelde yedinci yıl civarında aşı yenilerek kişi bir on yıl daha güvence altına alınmaktadır.

Tetanos aşısı nasıl yapılır?

Tetanos aşısı koruyucu ufak bir kapta bulunur. Aşı yapılacak kişi hazırlandıktan sonra şırınga ile aşı içeriği çekilir. Bu aşamada hemşirenin eldiven giymesi ve ortamın steril olması gerekmektedir. Aşı şırıngaya alındıktan sonra içindeki hava alınır. Hastanın sol kolu alkollü bir sıvı ile temizlenir. Omuza yakın bir bölgeye şırınganın ucu yetmiş derece yukarıya bakacak şekilde zerk etme işlemi gerçekleştirilir. Giriş noktasındaki kanın yayılmaması için ufak bir pamuk bölgeye bastırılır.

Tetanos aşısının yan etkileri nelerdir?

Tetanos aşısının herhangi bir yan etkisi bulunmaz. Aşı yapılırken ve yapıldıktan sonra bölgede hafif bir acı olması oldukça normaldir. Aşı içeriği vücuda dağıldıkça bölgedeki acı da azalarak bitecektir. Genelde on beş – yirmi dakika sonra aşının acısından en ufak bir iz kalmaz. Aşı noktası birkaç gün kabarabilir ancak bu da geçicidir.

Tetanos aşısı canlı aşı mı?

Tetanos aşıları, ölü aşılardır. Aşının içeriğinde bakterinin zayıflatılmış canlı hali değil; bakterinin ürettiği toksinin, toksin özelliği alınmış hali bulunur. Bu sayede toksine karşı bağışıklık sistemi farkındalık kazanır ve çalışmaya başlar.

Tetanos aşısı can acıtır mı?

Tetanos aşısı kas dokusuna enjekte edilir. Bebeklerde ayaktan; çocuklarda ve erişkinlerde ise sol koldan enjekte edilir. Enjeksiyon sırasında, iğnenin girmesine bağlı olarak hafif bir acı; aşı içeriğinin kas dokusuna geçmesinden sonra da on – on beş dakikalık ağırlık hissi ve hafif acı oluşması normaldir. Ancak acı hiçbir zaman kişinin yakınacağı kadar fazla değildir.

Tetanos aşısı hangi durumlarda yapılmaz?

Tetanos aşısı genelde karma aşılar ile beraber uygulanır. Şu durumlarda uygulanması sakıncalı olabilmektedir:

  • İlk dozun uygulanmasından sonra vücutta alerjik reaksiyonlar görülmesi durumunda öncelikle reaksiyonun sebebi saptanmalıdır. Reaksiyona sebep olan aşı karma aşı grubundan ayrılmalıdır.
  • İlk doz aşıdan sonra vücut sıcaklığı normalin üzerinde artarsa aşılara devam edilmemelidir.
  • Soğuk algınlığı, üst solunum yolu enfeksiyonları ya da genel enfeksiyon hastalıklarından birini geçirenlere tetanos aşısı uygulanmaz.

Lisede tetanos aşısı yapılır mı?

Genelde ilkokula başlandıktan bir ya da iki sene sonra, doğumda yapılan aşının desteklenmesi amacıyla tetanos aşısı tekrarlanır. Bu aşı, on yıla varan bir koruma sağlar. Ancak oldukça fazla değişken olduğundan dolayı aşının bir süre önce yenilenmesi gerekir. Lise döneminde zorunlu olarak tetanos aşısı yapılmaz. Aşı yaptıracak kişinin sağlık ocağına başvurması gerekmektedir. Güncel bilgi, aşının kişi tarafından eczaneden temin edilmesidir.

Tetanos aşısından sonra şişlik nasıl geçer?

Tetanos aşısının yapılması sırasında eğer koldan yapılıyorsa kolda; ayaktan yapılıyorsa da ayakta çapı yarım santimetreyi bulan kabarıklık oluşur. Bu şişlik vücudun enjektörün oluşturduğu travmaya verdiği standart bir tepkidir. Oluşan şişliğin geçmesi için ekstra bir şey yapılması faydalı olmaz. En uygun olanı beklemektir. Şişlik genelde bir gün içerisinde kendiliğinden kaybolur.

Tetanos hastalığı kaç günde belli olur?

Tetanosa sebep olan bakteri bir şekilde vücuda girdikten sonra genelde bağırsaklara yerleşir. Bağırsaklara yerleşen bakteri miktarı vücudu ele geçirebilecek toksin miktarını salgılayamadığı için kuluçkaya yatar. Kuluçka genelde sekiz ile yirmi gün arasında sürer. Kuluçkanın son üç gününden itibaren tetanos hastalığına dair belirtiler ortaya çıkar ki genelde hastalık bu dönemde belli olur.

Tetanos hastalığı nasıl bulaşır?

Tetanosa sebep olan bakteri oldukça dayanıklıdır. Memeli canlıların bağırsaklarında ve toprakta yaşar. Yaşamak için canlı forma ihtiyaç duymaması, birçok maddenin üzerinde bu bakterinin olmasını sağlar. Bu maddeler ile vücudun teması sırasında ufak bir çizik oluşması ya da kesik oluşması bakterinin vücuda girmesini sağlar. Yani tetanos açık yaralardan vücuda girerek bulaşır.

Tetanos hastalığı ölümcül müdür?

Tetanos hastalığı yaklaşık üç bin yıldır bilinmekte; bilindiği süreden beri de can almaktadır. Günümüzde aşı geliştirilmiş olması çok büyük bir ilerlemedir. Çocuklar daha doğumlarından itibaren bu bakteriye karşı aşılanırlar. Doğal olarak bakterinin etkinliği azalır ancak geçmez. Bir şekilde, aşının etkisi geçtikten sonra bakterinin vücuda girmesi ve tedavi edilmemesi ölümcül sonuçlar doğurur. Tedavi edilmeyen tetanos yüzde yüz ölümle sonuçlanmaktadır.

Tetanos hastalığı nasıl anlaşılır?

Tetanos hastalığına sebep olan durumlar genelde oldukları anda hasta tarafından tespit edilirler. İhmal olmaz ise herhangi bir laboratuvar testine ihtiyaç duyulmadan hastalık anlaşılabilir. Ancak ileri seviyeli hastalarda çene tutulması ya da kas ağrıları üzerinden; mide ağrıları ve diğer belirtiler üzerinden hastalık anlaşılabilir. Üç bin yıldır bilinen bir hastalık olması dikkatli bir gözün hastalığa dair belirtileri kolayca ayırt etmesini sağlar.

Tetanos hastalığı sonuçları nedir?

Tetanos hastalığa sebep olan bakterinin kuluçka süresini tamamlamasından sonra hastalığa dair ciddi belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Sinir sistemini etkiliyor olması belirtiler vücudun tamamında görülmesine sebep olur. Kısa vadede kaslar üzerindeki kontrol kaybedilir. Uzun vadede ise kasların işlevlerini tamamen yitirmelerine bağlı olarak kalp durması, solunum durması, organ yetmezlikleri gibi durumlarla karşılaşılabilir.

Tetanos hastaları banyo yapabilir mi?

Tetanos hastaları eğer tedavi görmüyorlarsa banyo yapabilecek kas fonksiyonlarına sahip değildirler. Tedaviye başlanmış ise toksinin etkisi büyük oranda kırıldığı için hastaların banyo yapmasında herhangi bir sakınca yoktur. Banyo yaparken düşmenin ya da bayılmanın engellenmesi için suyun ılık olması faydalı olacaktır. Eğer köpek ısırması vs. gibi bir durumdan dolayı tetanos olunmuş ise ısırık noktasına su pansumanlar alınana kadar değdirilmemelidir.

Tetanos cinsel yolla bulaşır mı?

Tetanosa sebep olan bakterinin insandan insana geçmesi için açık bir yaraya, başka bir açık yaranın temas etmesi gerekir. Cinsel ilişki sırasında bu tanıma uyan bir durum yok ise tetanosa sebep olan bakterinin cinsel yol ile bulaşması mümkün değildir. Günümüze kadar da böyle bir vaka rapor edilmemiştir çünkü oldukça ekstrem şartlar gerektirmektedir.

Camdan tetanos bulaşır mı?

Genel kanı oksitli yüzeylerin oluşturduğu kesiklerden dolayı tetanosun ortaya çıktığıdır. Tetanosa sebep olan bakteri oksitli yüzeyler de dahil olmak üzere birçok alanda varlığını sürdürür. Kısa süreli de olsa cam bunlardan birisidir. Cam kesiklerinden sonra tetanos gelişme ihtimali düşüktür ancak sıfır değildir. Derin kesiklerden sonra aşı olunması faydalı olacaktır.

Cımbızdan tetanos bulaşır mı?

Cımbız, metal yüzeye sahiptir. Dışı diğer maddelerle kaplı olsa da ucunun direkt olarak demir olması söz konusudur. Eğer eldeki cımbızlar incelenirse uçlarının pas tuttuğu görülecektir. Bir cımbızın uzun süre boyunca temizlenmeden kullanılması sonucu tetanosa sebep olan bakteri bulaşabilir. Bu durum oldukça düşük bir ihtimale sahiptir. Garanti olması açısından kullanılan cımbızın birkaç yılda bir defa değiştirilmesi ve kullanılmadan önce kolonya ile silinmesi faydalı olacaktır. Ayrıca akne olan ya da yara olan bölgelere cımbızla dokunulmamalıdır.

Tetanos hastalığının doğal tedavi yöntemi var mı?

Tetanosa sebep olan bakterinin vücuda bulaşmasından sonra yok edilmesini sağlayacak herhangi bir doğal tedavi yöntemi yoktur. Tedavi yalnızca aşı ile yapılmaktadır. Hastalığın ortaya çıkardığı belirtileri hafifletmek noktasında bazı bitkisel uygulamalar olsa da bunlar genel anlamıyla düşük etkiye sahiptir. Hastalar, tetanos olduklarından şüphelendikleri anda doktora başvurmalıdır. Doktorun tavsiyesi olmadan da hiçbir doğal yönteme girişmemelidirler.

Tetanos olan anne emzirebilir mi?

Gebelik döneminde standart olarak uygulanan aşılardan bir tanesi tetanos aşısıdır. Bu aşı, doğru bir takvimle uygulanırsa yaklaşık olarak on yıl boyunca koruma sağlar ki bu sürenin daha en başlarında bebek sütten kesilir. Yani süt yoluyla tetanosun bebeğe bulaşması gibi bir durum söz konusu değildir. Çünkü annenin tetanos kapması milyonda bir ihtimaldir.

Tetanos evde tedavi edilebilir mi?

Tetanosun tek tedavi yöntemi olan aşının profesyonel olmayan birisi tarafından vurulması tehlikelidir ya da etkisizdir. Tetanos aşısı ölü bir aşıdır ve kas dokusuna enjekte edilir. Yanlışlıkla damara ya da başka bir dokuya enjekte edilmesi aşının etkisiz kalmasına sebep olur. Doğal olarak aşıyla da aşı dışı bir yöntemle de tetanosun evde tedavi edilmesi söz konusu değildir.

Toplumda tetanos görülme sıklığı nedir?

Tetanosa sebep olan bakteri çok geniş bir alanda yoğun olarak varlık gösterir. Aşılama kampanyaları sayesinde tetanosa yakalanma oranları ciddi manada düşse de insanlar ikinci on yıl için koruma sağlayacak aşılarını yaptırmaktan imtina etmektedir. Doğal olarak ergenlik öncesi, ergenlik ve ergenlik sonrası dönemde tetanosa yakalanma oranı yüksektir. Ülkemizde tetanosa bağlı ölüm oranı düşük olsa da Dünya’da, özellikle de üçüncü dünya ülkelerinde tetanosa bağlı ölümler ile sıkça karşılaşılmaktadır.

Tetanos hayvandan insana bulaşır mı?

Tetanosa sebep olan bakteri oksitli metallerde, toprakta ve memeli hayvanların bağırsaklarında yaşar. Memeli hayvanlar hastalığın taşıyıcısı konumundadır. Hayvanın insanı ısırması ya da tırmalaması hastalığın bulaşmasına sebep olur. Özellikle aşısız hayvanların her türlü temasından uzak durulması bu açıdan önemlidir. Sokak köpeğinin ısırması ya da sokak kedisinin tırmalaması sonrasında garantici olmak açısından aşı yapılır.

Tetanos hastalığı mide bulantısı yapar mı?

Tetanosa sebep olan bakteri kuluçka süresini tamamladıktan sonra belirti vermeye başlar. Önce yüz kaslarında tutulum yapan hastalık sonrasında omurgadan aşağı doğru inmeye başlar. Bu dönemde mide ve bağırsak kasları da düzensizleşir. Bunun bir sonucu olarak karın ağrıları, mide krampları ve mide bulantısı ile karşılaşmak olasıdır.

Tetanos aşısı sonrası alkol tüketilebilir mi?

Tetanos aşısı, tetanosa sebep olan bakterinin salgıladığı toksinin değiştirilmiş bir halini içerir. Bu içerik ile alkolün tepkimeye girmesi söz konusu değildir. Yani aşıdan sonra isteyenler alkol tüketebilir ancak her ihtimale karşı bir gün boyunca içki içilmemesi daha faydalı olacaktır.

Tetanos aşısı sonrası sigara içilebilir mi?

Tetanos aşısının yapılmasından sonra sigara tüketiminin herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Sigaranın vücuda olan diğer olumsuz etkileri se devam eder. Kısacası tetanos aşısı olan kişi sigara içebilir ancak içmemesi genel sağlığı açısından çok daha faydalı olacaktır.