Miyom Hastalığı

Miyom Hastalığı
Miyom Hastalığı

 

Kadınların baş belası olarak miyomlar, rahimde ortaya çıkmakta olan tümörlerdir. Hemen hemen her dört kadından biri bu hastalık ile belli dönemlerde boğuşmak durumunda kalıyor. Kadınların rahim duvarlarının dokusu sebebi ile ortaya çıkmakta olan miyomlar, 1-15 cm çaplarında olsa da daha büyük olanlarına da rastlanabiliyor. Miyom olarak adlandırılan bu tümörler genel olarak iyi huylu olsa bile nadiren kötü huylu yapıya dönüşebilir. Bu nedenle, rahim dokusundan kaynaklanmakta olan ve rahim şeklinin dışına taşabilen bu iyi huylu tümörler için dahi hekim desteğine başvurmak gerekir.

İnceleyen ve onaylayan: Doç. Dr. Mehmet Akif Sargın

Miyom Hastalığı Hakkında

Genellikle iyi huylu olarak bilinen ve rahim bölgesinde oluşan miyom olarak ifade edilen tümörler, miyom hastalarının çoğunda birden fazla sayıda görülmektedir. Miyom hastalığının ortaya çıkmasında ailede daha önce genetik yatkınlık olması büyük önem taşır. Miyomların büyümesinde östrojen, en önemli etken olarak gösterilir. Bu sebeple miyomların; özellikle kadınların üreme çağında, hamilelik dönemlerinde daha fazla büyüme gösterdikleri gözlenmiştir.

Miyom Nedir?

Kadınların üreme sistemi ve genital bölgesinde yer alan tüm yumuşak doku tümörlerine verilen hastalığı ismi Miyom’dur. Daha çok fibroidler olarak da isim verilen leiomiyomlar, miyom olarak bilinir. Miyomlar, rahimde adını aldığı miyometrium tabakasından meydana gelmekte olan tümörler olarak bilinir. Bu tümörler, rahim ağzı ve rahmin içerisinde yer tutarak rahimdeki düz kas dokusu ile gelişmektedir. Tümör ifadesi çoğu insanda kanseri akla getirse de; miyomların her biri için kötü huylu demek yanlış olur, ki miyomların çoğunun iyi huylu olduğunu istatistikler göstermektedir. Miyomlar hemen hemen yuvarlak gibi görünen ve renk olarak pembe renginde olan tümörlerdir. Küçük yada büyük çaplı olsa dahi kanser riski için önlem amaçlı doktor kontrolünde tetkikler yaptırılması gerekmektedir. Miyomların oluşma ve gelişme sebebi olarak, ergenlik dönemi ile beraber kadın vücudunda salgılanan östrojen hormonu gösterilir. Oluşma sebebi sadece östrojen hormonu olmadığı kanıtlanırken; kan akımı artması, progesteron gibi faktörler de incelenmektedir.

Görülme Sıklığı

Kadınlarda, miyom görülme sıklığı daha çok 20-40 yaş aralığında olmaktadır. Miyomların gelişme dönemi olarak üreme çağı ve hamilelik dönemi olarak gösterilir. İstatistikler de kadınların %20’sinde, küçük yada büyük çaplı miyoplara rastlandığını ortaya koymaktadır. Görülme sıklığı, ergenlik dönemlerinde oldukça azdır ve menopoza girildikten sonra da miyom görülme sıklığı düşer. Ancak menopozdan önce bir miyom tanısı olan hastada, menopoza girildikten sonra hastalıkta hızlı ilerlemeler görüldüğü de olabilir.

Miyom Türleri

Miyom türlerine bakarken; rahim duvarı katmanlarını bilmekte yarar var, çünkü miyomlar bu katmanlarda kendini göstererek büyürler. 3 katmandan meydana gelen rahimde bu katmanlar dıştan içe doğru; seröz, miyometrium ve endometrium isimli katmanlardır. Rahmi çevreleyen tabakaya ise, seröz denilmektedir. Miyometrium, bebek plasenta ve adet kanamasının gerçekleşmesini sağlayan kas tabakasıdır. Endometrium ise gebeliğin oluşmadığı durumlarda vücuttan atılan kısım olarak bahsedilir. Miyom türleri de bu katmanlarda oluşumlarına ve yerleşimlerine göre türlere ayrılıyor.

Submukozal Miyomlar

Kanamaya en çok sebep olan miyom türüdür. Rahim iç tabakasının alt bölgesine yerleşir. Endometrium adı verilen bölgeyi rahim iç tabakasının altına yerleşip ittirir. Bu tür miyomların yol açtığı kanama, adetin uzaması ve kanama miktarının artması şeklinde görülür. Bahsedeceğimiz diğer miyom türlerine oranla daha az görülmektedir. Bu miyom türleri cerrahi müdahale ile çıkarılarak temizlenmesi gerekir. Çünkü adet dönemlerinde ağır kanamalar yaşanmasına, buna bağlı olarak kansızlık sorunları ve halsizlik gibi sorunlara neden olarak kadının günlük yaşam fonksiyonlarını yerine getirememe gibi sorunlara neden olabilir. Bunun yanı sıra kadında gebelikle ilgili bazı komplikasyonların yaşanmasına, gebelikte düşük riskinin yaşanmasına neden olabilir.

Subserozal Miyomlar

Bu tür miyomlar rahmin dış kısmında ve rahim duvarı üzerinde gelişirler. Rahmin dışında ve dışa doğru gelişip hızlı büyüme gösterirler. Subseroza miyomların tespiti de ancak muayene ile ve tesadüfen olabilmektedir. Miyomlar kanama gibi belirtiler göstermese dahi, kabızlık, sık idrara çıkma, karın bölgesinde ağrı gibi belirtiler göstermektedir. Elbette hastada miyomun bulunduğu bölgeye bağlı olarak, sertlik ve şişlik oluşmasından dolayı ağrı ile baskı da görülür.

Saplı Miyomlar

Bu tür miyomlar şimdiye kadar açıkladığımız miyom türleri yanında intramüral miyomları da içerebiliyor. Saplı miyomlar, diğer miyom türlerinin arasında büyür ve bir sap üzerinde gelişir. Bu sebeple saplı submukozal miyomlara veya saplı subserosal miyomlar şekline dönüşebilir. Saplı miyomlar, rahim içerisinde büyüyüp genel olarak bir sap üzerinde gelişerek dışarıya doğru sarkma eğiliminde olur. Bazen bu büyüme ve gelişme rahim duvarı üzerinde de olabilmektedir. Ağrı ve baskı ile kendini göstermektedirler. Özellikle gelişen saplı miyomun, sap üzerinde dönmesi bu ağrı ve baskıyı artırdığı gibi bölgedeki kanlanma bozularak miyomda dejenerasyon ortaya çıkar. Eğer miyom sapı geniş bir tabana yayılarak gelişme göstermişse sessile tip miyom diye sınıflandırılmaktadır.

İntramural Miyomlar

Submukozal miyomlar rahim altında, Subserozal miyomlar rahim dış kısmında gelişirken intramural miyomlar rahim ortasında ve rahim duvarının içinde yani kas tabakası yerleşerek gelişim gösterirler. Kadınlarda en fazla görülen miyom türü olan intramural miyomlar, yerleştiği ve geliştiği bölge sebebi ile dolgunluk hissi verebilir. Kadınlar, bu durumu hamilelik yada kilo alma ile karıştırabiliyorlar. Adet döneminin uzaması, kanamanın fazla olması, bundan dolayı kansızlık oluşması, rahimde büyüme ve dolgunluk, miyomun büyümesi ile çevre organlara ve mesaneye baskı oluşması, pelvik ağrı, sık idrara çıkma isteği gibi şikayetler intramural miyomlara sahip hastalarda görülmektedir.

Tedavisi

Her ne kadar tümör ifadesi hastalarda korkuya neden olsa da, aslında her tümörün kaser olmayacağını ve boyutlarının küçük olduğu durumlarda vücut yapısına herhangi bir sıkıntısının olmayacağını belirtmiştik. Tedavi süresince oluşan miyomun kontrolü ile beraber, ilaç tedavisi ile küçültmek hatta yok olmasını sağlamak mümkündür. Miyom hastalığını kontrol altında tutmak, vücuttaki kanserli hücrelerinde kontolünü sağlamak ve bu yüzden oluşabilecek komplikasyonları önlemek açısından büyük önem taşır. Henüz ufak boyutlara sahipken miyomu tespit etmek tedaviyi kolaylaştırıyor. Miyom daha büyük boyutlara ulaştığında, hastaları tedavi aşamasında daha zor bir süreç bekleyebiliyor. Bu nedenle, ya jinekolojik muayene ile yada ultrason ile tedavi amaçlı tanının erken konulması büyük önem arz ediyor.

Cerrahi

Özellikle miyom hastalığında tanı, cerrahi müdahale gereksinimi duyacak hastalar için ilk olarak ultrason ile konularak tedaviye geçiliyor. Bu tanı ile cerrahi tedaviye gidileceğinde de; hastanın artan şikayetleri ve ilaç tedavisi ile kontrolü gerçekleşmeyen yoğun kanamalar, rahim içerisine oldukça fazla büyüyen miyomlar ve hamilelik için engel teşkil edebilecek miyomlar görülmesi, sene içerisinde 2-3 cm kadar büyüme hızı olan ve bu nedenle kanser endişesi yaşatan miyom türleri, pelvis leğen kemiğinin içinden daha yukarı çıkan ve 10-11 kilograma varan dev miyomlara rastlanması durumu karar vermekte belirleyici oluyor. Bu durumlar cerrahi miyom tedavisini zorunlu kılıyor.

Miyomektomi

Bir cerrahi yöntemi olarak ilk kez 1844 yılında tanımlanıp uygulanan miyomektomi, rahmin bütünlüğünü bozmadan yani yerinde bırakılarak miyomların alınması yöntemidir. Uygulanmaya başladığı yıllardan bu yana yaşanmış olan en önemli gelişmenin laparoskopinin miyom tedavisinde kullanılması gösterilebilir. Çok kısa sürede rahim duvarından dışarıya doğru büyümüş miyomlar alınabildiği gibi rahim duvarı içine gömülmüş büyük bir intramural miyom varlığında da laparotomik yolu çözüm oluşturabilir. Kısırlıktan dolayı bu tedavi uygulanan hastalarda gebelik oranları yüksektir. Özellikle 35 yaş aştı kadınlar için bu oran daha da yükselmektedir. Her ameliyat sonrası görülen komplikasyonlar, cerrahi tekniğe ve anesteziye bağlı olarak görülebilir. Bu cerrahi yöntem ile ameliyat gerçekleştirilen hastaya, kanamayı izlemek için karın içine bir dren yerleştirilir. Kanama riski sebebi ile hastaya kan verme durumu ortaya çıkabildiği gibi, çok nadiren de olsa kanama durmadığında yeniden ameliyat yöntemine başvurulabilir. Hastada ameliyat sonrasında yapışıklık ve buna bağlı olarak yakınmalar görülebilir. Küçük oranla da olsa 5 yıl içinde miyomun yeniden ameliyat gerektirecek biçimde ortaya çıkma olasılığı bulunur.

Histerektomi

Miyomektominin aksine histerektomi cerrahi yönteminde, rahmin tamamı ameliyat ile çıkarılmaktadır. Bu cerrahi yöntemi, kadın hastalıkları ve doğum grubunda yapılan ameliyatların da en sık yöntemi olarak bilinir. Özellikle rahim ortası miyomlarında bu yöntem kullanılması kaçınılmaz olabilir. Bu yöntemle yapılacak olan miyom giderme ameliyatlarında rahmin tamamı yanında yumurtalıklar da alındığında, menopoza erken girme durumu ortaya çıkmaktadır. Abdominal Histerektomi adı verilen rahmin karından çıkarılması, Vaginal Histerektomi adı verilen vajen yolu ile rahmin çıkarılması, Laparoskopik Histerektomi adı verilen kısmen veya tamamen laparoskop denilen aletin kullanılması ile rahmin alınması şeklinde yapılmakta olan türleri bulunur. Büyük boyutlu miyomlar için Abdominal Histerektomi tercihi yapılır. Uzun süren bir iyileşme dönemi vardır. Vaginal Histerektomi ile karında kesik olmadığından iyileşme süresi daha kısa olur.

Laparoskopik Histerektomi ile operasyon süresi, karından ve vajinal yolla yapılan histerektomilere göre daha uzun olurken hasta iyileşme süresi çok daha kısa olmaktadır. Ameliyat sonrası kontroller devam etmelidir. Rahim tamamı alınması ile ruhsal git geller, cinsel ilişkilerde bozulmalar yaşanabilir.

RF Ablasyon

RF Ablasyon yada uzun hali ile Radyofrekans Tahrip yöntemi, miyom tedavilerinde özellikle kanser şüphesi duyulduğunda kullanılmaktadır. Isı ile kanser hücrelerinin öldürülmesi şeklinde miyom tedavisi yapılmaktadır. Farklı organlar için de kullanılmakta olan bu yöntemde, Ultrasonografi ve Bilgisayarlı Tomografi cihazı ile görüntüleme yapılır.

Yanlış dokunun zarar görme olasılığı nerede ise görülmez. Miyom olan bölgeye küçük bir iğne ile girilerek yapılmakta olan RF Ablasyon, herhangi bir ağrı duyulmadan gerçekleşir. Bu cerrahi yöntem; ameliyat olamayan hastalarda tedavi şansı yaratması, tedavinin konforlu olması, komplikasyon riskinin az olması, ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin kısalığı, genel anestezi gerektirmemesi, kozmetik olarak iyi sonuçlar vermesi ve kısa süreli ameliyat olmasından dolayı tercih edilebilmektedir.

Miyom Embolizasyonu

Bu yöntemde rahimi besleyen damarlara mikroskobik boyutlarda parçacıklar enjekte edilerek kan akımını bloke edip miyomun veya miyomların küçülmesi amaçlanır. Miyom Embolizasyonu, uterin arter embolizasyonu (UAE) veya uterin fibroid embolizasyon (UFE) adı ile de bilinir. Cerrahi bir ameliyat işleminin bir alternatifi olarak kullanılan Miyom Embolizasyonu, diğer bir ifadeyle rahime yönelik anjiyo ile miyomların tedavisi olarak görülür. Anjiyoda olduğu kasık bölgesinden girilerek rahim bölgesine kateter adı verilen borucuk gönderilmektedir. Yaklaşık 1 saat sürecek olan operasyonda, gerekli anjiografik inceleme yapılarak borucuk ile rahim ve miyom damarlarını tıkayan küçük tanecikler verilmektedir. Rahim dokusundan beslenmekte olan ve rahim dokusuna göre çok daha fazla damar içeren miyomlar bu yolla kansız bırakılır. Rahim içine yerleşen irili ufaklı miyomların temizlenmesinde oldukça etkili bir yöntemdir. İyileşme süresi de normal adet dönemine dönülmesi de bu yöntemle çok daha kısa sürelerde olmaktadır. Üstelik bu yöntem ile miyom tedavisine gidilmesinde tekrarlama riskini de en aza indirmektedir.

Miyom Hastalığın Nedenleri

Kanser ifadesini anımsatması sebebi ile korkulan miyomların oluşma sebepleri farklıdır. Kalıtımsal etki yanında miyomların oluşmasının en önemli sebeplerinden biri olarak artmış östrojen düzeyi gösterilir. Her ne kadar oluşum nedenleri bilinmese de ,özellikle hamilelik dönemlerinde salınmış olan ve artan östrojen etkisi ile miyomların büyüme gösterdiği gözlemlenmiştir. Kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen en başlıca neden olsa da anne, kız kardeş gibi ailede miyom hastası olanlarda miyom hastalığı görülme sıklığı oldukça fazladır. Bu sebeplerin yanı sıra östrojen ve progesteron içerdiği için doğum kontrol hapları kullananlarda miyom oluştuğu düşünülse de bu hapları kullanan ve kullanmayan kadınlar arasında istatistiki olarak bir fark gözlenmemektedir. Daha çok 35-40 yaş grubu kadınlarında görülürken, menopoz etkisi miyomları azaltır.

Tümörlerin Rahimdeki Düz Kas Dokusunda Gelişmesi

Miyomlar için rahim ve rahim ağzında görülen normal dışı düz kas dokusunun anormal büyümesi ifadesi doğru olarak gösterilir. Yani miyomlar rahmin düz kas dokusu üzerinde hayat bulur. Tümör olarak ifade edilmesi kanser korkusu yaratsa da büyüklükleri, sayıları ve yerleri farklılık gösteren bu miyomların her birini kanser şüphesi olarak görmek yanlış olduğu gibi çoğu kez selim (iyi huylu) tabiatlı tümöral yapı olarak görülmektedirler. Miyomların beslenme ve gelişmesi, kadınlık hormonu olan östrojendir ve bunun oranındaki artış tümörün büyümesine kaynak olarak gösterilmektedir. Özellikle gebelik dönmlerinde, 35-40 yaş dönemlerinde bu hormondaki artış ile miyom gelişmesinde artış olduğu gözlemlenmiştir. Menopoz dönemine giren kadınların östrojen salgılama oranı azaldığından miyom büyüme ve gelişimi durmaktadır.

Miyom Hastalığın Belirtileri

Kadınların yaşam kalitesini düşüren en önemli rahatsızlıklardan olan miyomlar, oluşumları aşamasında genellikle belirti vermemektedir. Miyomların sayısının ve boyutlarının artması ile semptomlar yani belirtiler fazlalaşır. Kadın doğum uzmanları tarafından gerçekleştirilen jinekoloji muayenesi ile beraber, miyomların anlaşılması mümkündür. Miyom hastalığı belirtileri arasında; ağır adet kanaması ve fazla süren adet dönemleri, rahim bölgesinde basınç ve baskı hissi veya ağrı, özellikle cinsel ilişki yaşanırken artan ağrılar, sık idrara çıkma gereği ve mesaneyi boşaltmakta zorlanma, kabızlık ve sindirim sorunları, sırt ağrısı veya bacak ağrıları, kısırlık veya düşük yapma sayılabilmektedir.

Adet Dönemlerinde Aşırı Kanama

Kadınların adet dönemlerinde yaşadıkları kanama; her ne kadar ölçülmesinde zorluklar olsa da aşırı olup olmadığı, yaşayanlar tarafından fark edilmektedir. Sayısal değerlere ulaşmak için farklı yöntemler olsa da, adet dönemleri kanamaları için günde 2 ile 6 ped arası kullanım normal, 6 dan fazla ped kullanımı fazla kanama göstergesi sayılabilmektedir. Aşırı kanama, miyom dışında yumurtalık kisti sebebi ile yaşanabilir. Bu kanamalar, 1-2 düzensiz adet dönemi kanaması yapar ve sonrasında düzelir. Her ay yaşanan düzensiz ve aşırı kanama, mutlaka tedaviye gidilmesi gerektiğinin işaretidir. Normalde adet kanaması pıhtılaşmadığından, pıhtılaşan kanama da aşırı kanamayı işaret eder.

Aşırı adet kanaması, fazla kansızlığa sebep olup bu konuda mutlaka jinekolog muayenesi yapılması gerekir. Adet dönemlerindeki aşırı kanama kansızlık dışında; halsizlik, yorgunluk, çarpıntı, solukluk, baş dönmeleri, bayılmalar gibi belirtiler kadınlarda görülebilir.

Sık İdrara Çıkma İsteği

Kadınlarda miyom belirtisi olarak sık idrara çıkma isteği de görülmektedir. Özellikle 20-40 yaş arası bayanların %30’luk kısmında sık idrara çıkma isteği görülebilmektedir. Kadınlarda her zaman miyoma yorulmayacak olan sürekli idrar yapma isteği, tutamayacağını sanma, idrarın sürekli sıkıştırması en rahatsızlık veren problemlerdir. Öksürüp gülerken veya eğilirken dahi mesane sıkıştırması ile birkaç damla şeklinde idrar kaçırma kadınlarda gözlenebilmektedir. Ancak başta belirtildiği gibi tüm bu durumlar kesin miyom belirtisidir demek yanlış olabilir. Sık idrara çıkma ile birlikte ağız kuruluğu da gözlendiğinde şeker hastalığının habercisi dahi olabilir. Sık idrara çıkma isteği belirtileri arasında; ağızda kuruluk, bulanık görme, deride kaşıntı ve ciltte bazı enfeksiyonlar gösteriliyor. Sık idrara çıkmanın başlıca nedenleri miyom olabilse de; idrar yolu enfeksiyonu, gün içinde veya yatmadan önce aşırı yemek yeme yanında alkol - çay ve kahve tüketimi, hastalıklara bağlı olarak kullanılan bazı ilaçlar, sistit, aktif mesane, şeker hastalığı, üretrit, hamilelik, hipokalemi, mesane taşları, böbrek taşları, rahim sarkması, üretral darlık, kas ve sinir dokularında yaşanan kasılmalar, yumurtalık kistleri, yumurtalık kanseri ve migren de neden olabilmektedir.

Kabızlık

Belki de miyom ile kabızlık arasında bağ olabileceği pek düşünülmez. Ama rakamlar, dahiliye kabızlık sebebi ile gelerek jinekolojiye yönlendirilen hastaların bir çoğunda miyom sorunu olduğunu gösteriyor. Kadınlarda görülen kabızlık, miyom hastalığından kaynaklanabiliyor. Miyom belirtisi olarak; sık idrara çıkma isteği gösterilse de, tersi gibi görülen kabızlık da belirtiler arasında yer buluyor. Özellikle boyutları artan miyomlar, bağırsak hareketlerinin azalmasına ve boşaltımın yapılmasında güçlük çekilmesine dolayısıyla kabızlığa neden olabilmektedir. Büyüyen miyoma bağlı olarak ortaya çıkan bası düzeltilmediğinde böbrekler zarar görebilir. Özellikle rahmin alt bölgesindeki miyomlar kalın bağırsaklar ve rektuma bası yapmaktadır, bu duruma bağlı olarak da bağırsak hareketleri güçleşerek kabızlık ve hemoroidler (basur) ortaya çıkabilmektedir.

Cinsel İlişkide Ağrı

Miyom görülen hastaların bir diğer sorunu da cinsel ilişkilerinin dahi kötüye gitmesidir. Kadını kabusu olan miyomlar ile partneri ile cinsel yaşamlarında da bozukluklar olabiliyor. Miyom ile ortaya çıkan ağrı, cinsel ilişkiyi çekilmez hale getirerek bozabiliyor. Miyom sahibi olan kadın, bu ağrı sebebi ile cinsel ilişkiye girmekten çekiniyor ve korkuyor. Miyom tedavisi ile cinsel ilişkide yaşanan sorunlar da ortadan kaldırılmış oluyor.

Kasık Ağrısı

Kadınların korkulu belası olan miyomlar, büyümesini sürdürebilmesi için kanlanma ve oksijen gereksinimi duyar. Kısa sürede büyüyen miyomlar, oksijen ihitiyacı yeterli derecede karşılanmadığında hücreler yeterli oksijeni alamayıp, hücre ölümü gerçekleşmektedir. İşte bu dejenerasyon yaşanırken ortaya çıkan kimyasallar dayanılması güç ağrılara da neden oluyor. Her kasık ağrısı için miyom hastalığı teşhisi doğru olmasa bile, araştırmaların ortaya koyduğu rakamlar pekçok kasık ağrısının miyom sebebi ile ortaya çıktığı bilinmektedir.

Hastalık Nasıl Teşhis Edilir?

Miyomların teşhisi bazen zor olsa da, düzenli jinekolojik muayeneler dahi bu belayı erken tespit edebilmek açısından büyük önem taşımaktadır. Doktor tarafından yapılacak basit bir jinekolojik muayene dahi miyomların tanısı için yeterli olabilmektedir. Tanısı yapılırken, miyomların dışında da, yumurtalık ve bağırsak tümörleri ile de karşılaşılabileceği düşünülmeli ve ona göre hareket edilmelidir. Bu nedenle kesin tanı için detaylı inceleme yapılması şarttır. Bu yöntemler arasında ultrasonografi, magnetik rezonans, histerosalpingografi, diagnostik histeroskopi, diagnostik laparoskopi gibi yöntemler bulunur. Manyetik Rezonans yöntemi ile miyomun yeri ve büyüklüğü tespit edilebilirken miyomların tanısında nadiren başvurulan bir yöntem sayılır. Histerosalpingografi yada HSG-rahim filmi adı verilen yöntemde, rahim ve fallop tüplerine özel bir boya verilerek miyom yaşı değerlendirilmektedir. Özellikle rahim ve tüplerdeki anormalliklerin tanısına imkan vermesi yanında miyomların da tanısı bu yöntem ile konulabilir. Diagnostik Histeroskopi yöntemi ile miyom tanısı yanında miyomların çıkartılması da mümkün olabilir. Aynı şekilde diagnostik laparoskopi yöntemi ile de miyomların tanısı konabildiği gibi tedavisi yapılabilmektedir.

Ultrasonografi

Ultrasonografi yöntemi ile miyom tanısı en çok başvurulan yöntem olarak dikkat çekmektedir. Bu yöntemde, yüksek frekanslara sahip ses dalgaları kullanılır ve üreme organlarının görüntülenmesi sağlanır. Ancak bu yöntem ile miyomların bir kısmının tespiti mümkün olsa da, hem sayıları hem de yerleşim yerleri konusunda detaylı bilgi alınamayabilir. Özellikle 1 cm'den küçük veya çok büyük olan miyomların tespit edilmesi bu yöntem ile zor olmaktadır. Bu yöntemle tespit edilmemiş olan miyomlar, gözden kaçar ve ameliyat yapılsa bile büyümelerini sürdürür. Sadece bu yöntem ile tanı konularak yapılan miyom ameliyatları, miyomların tekrarlama riskini her zaman taşımaktadır.

Miyom Hastalığı Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Kadının yaşam standartlarını bozan ve en fazla rastlanan rahatsızlıkların başında miyomlar gelmektedir. Ama genel anlamda da en kolay teşhis konulabilen hastalık olarak da bilinir. Miyomların belli bir büyüklüğe ulaşması demek, vajinal muayene sırasında dahi kolayca tespit edilmesi anlamına gelir. Ancak şikayetler ile gelen hastalarda miyom şüphesi duyulduğunda, günümüz şartlarının getirdiği imkanlar ile ultrasonografi cihazları vasıtasıyla çok küçük boyutlarda dahi olsa saptama yapılabiliyor. En sık kullanılan ultrason yöntemi dahil teşhis yöntemlerini aşağıda bulabilirsiniz.

Ultrason

Miyomları gözlemek için en fazla tercih edilen yolların başında gelir. Ultrasonografi ile karın bölgesinden yapılan (abdominal) veya transvajinal yol ile gerçekleştirilmektedir. Miyomlar rahat bir biçimde gözlemlenebilmesinin aynıda transvajinal ultrasonografi ile miyomun büyüklüğünü ve bulunduğu yerin kesin bir şekilde tespitinin yapılması, diğer patolojilerden ayırt edilmesi daha hassas biçimde yapılabilmektedir. Ultrason ile miyomun boyu, çapı, tipi büyük oranda saptanabilmektedir.

Laparoskopi

Farklı hastalık ve organ tedavilerinde de kullanılmakta olan laparoskopinin miyom tespitinde kullanımını basit bir dille anlatmak gerekirse; karın bölgesinin içerisine göbek altından açılan küçük bir delikten, kamera yöntemi sayesinde inceleme yapılması biçimidir. Miyomların teşhisi açısından laparoskopi, çok nadir bir şekilde başvurulan yoldur. Miyomların yumurtalık ( over ) kisti gibi çeşitli pelvik parolojilerden ayırt edilmesinde ve daha kesin bir biçimde teşhis konulabilmesinde etkindir.Teşhis yanında laparoskopik olarak miyomların temizlenmesi de bu yöntem ile mümkün olmaktadır.

Tomografi ve MR

Bilgisayarlı tomografi (BT, CT) veya magnetik rezonans (MR) adı ile bilinmekte olan bu yöntemler, belki de miyomların tanısında en az tercih edilen yöntemdir. Bu yöntem kullanılarak, miyomların karın içerisindeki, yumurtalıklardaki diğer patolojilerden ayırt edilmesi mümkün hale gelir. MR, genel olarak miyomların bulundukları yerlerinin belirlenmesinde kullanılırken özellikle adenomyozis gibi diğer patolojilerin tespit edilmesinde başarılı sonuçlara ulaşılmasını sağlamaktadır.

Histeroskopi

Miyom teşhisinde vajinal yolun kullanıldığı bir yöntemdir. Histeroskopi ile rahim içerisinin gözlemlenmesi mümkün olmaktadır. Belki de miyom tespitinde en sık kullanılan yöntem olarak histeroskopi yöntemidir demek yanlış olmayacaktır. Miyom türleri arasındaki daha çok rahim içerisine yakın bir bölgeye yerleşmiş olan miyomlar, endometrial poliplera rastlayabilmektedir. Bu bulguların ayırt edilmesinde, salin infüzyon sonografi adı verilen rahim içerisine su verilerek ultrason yapılması yöntemi ile histeroskopi tercih edilmektedir. Histeroskopi yönteminin avantajı olarak submüköz miyomların tedavisinin de yapılabilmesidir. Histeroskopi yöntemnde, büyük boyutlara ulaşmayan submüköz miyomlarının elektrokoter sayesinde kesilip temizlenebilmesi de mümkündür.

Histerosalpingografi

HSG yani rahim filmi veya rahim röntgeni de denmekte olan histerosalpingografi; genel olarak kısırlık tedavileri sırasında, rahim içerisini ve tüplerin açık olup olmadığının tespit edilmesine yönelik olarak kullanılmakta olan bir yöntem olarak dikkat çekmektedir. Rahim içerisine doğru gelişerek büyümesini sürdüren miyomların tespitinde histerosalpingografi etkilidir ve miyom takibi yapılması açısından da etkin bir yöntemdir. Rahim içi dışında rahim iç duvarında veya dışarı doğru büyümüş miyomlar da bu yöntem ile far edilebilir.

Salin İnfüzyon Sonografi

Salin İnfüzyon Sonografi yöntemi bir başka ifade ile rahim içerisine su verilerek ultrason yapılması, zaten halk arasında sulu ultrason (SİS) olarak ifade edilmektedir. Salin infüzyon sonografi (sis; vajina aracılığı ile rahim içerisine küçük bir kanül (ince boru) desteği ile rahim içerisine serum verilmesi esnasında ultrason yapılmasına denmektedir. Rahim içerisine verilen su, rahim içerisini doldurup genişletir. Bu durum, rahim içerisinde bulunan miyomun veya polip gibi patolojilerin daha rahat bir şekilde gözlemlenmesine olanak sağlar.

Miyom Hastalığı Risk Faktörleri

Yapılan klinik araştırmalarla kadın nüfusunun %20-40 oranında miyom hastalığına yakalanan olduğu düşünülürse, miyom hastalığı risk faktörlerini bilmekte yarar var. Kadın üreme sisteminde en sık görülen tümör türü olan miyomların, ilk olarak siyah ırk kadınlarda görülme riskinin daha fazla olduğu yine rakamlar ile ortaya konulmuştur. Bir diğer risk faktörü grubun, tıpta nulliparite olarak isimlendirilen hiç doğum yapmamış kadınlar giriyor. Anne, kız kardeş, anneanne gibi yakın akrabalarda görülen miyom da kadınlardaki miyomlar için bir risk faktörü olabiliyor. Çağımızın rahatsızlığı olan obezite de kadınlarda miyom hastalığı riski yaratır. Bunların yanı sıra; yüksek tansiyon, erken yaşta adet kanamasının olması, stres, östrojen ve progesteron fazlalığı sebebi ile oluşan hormonal dengesizlikler, aşırı alkol kullanımı, beslenme bozuklukları gibi sebelerin de risk faktörü olarak uzmanlarca ifade edildiği görülüyor.

Menopoz

Menopoz, kadınlarda 12 aylık adetsiz bir dönem geçirilmesi, her iki yumurtalığın cerrahi müdahale ile alınması öncesinde görülen son adet olarak ifade edilir. Miyom ile östrojen ilişkisinin olduğunu daha önce de belirtmiştik. Menopoz dönemine giren kadınlarda östrojen hormonun yavaşlaması, miyom üzerinde olumlu bir etkidir. Östrojen ile beslenmekte olan miyom, bu dönemde büyümesini keser ve küçülür.

Yaş

Kadınların sorunu miyom ile yaş ilişkisine bakıldığında, en sık görülme yaş aralığının 20-40 olduğu ortaya çıkar. Bu yaş aralığında; östrojen hormonun daha fazla olması, hamileliğin genelde bu yaş aralığında fazla olması gibi etkenler bu sonucu ortaya çıkarıyor. Özellikle bu dönemde miyom hastalığına bağlı olarak kısırlık ve düşük yapma gibi etkenler de ortaya çıkabiliyor. Her ne kadar daha ileri yaşlarda da miyom hastalığı görülse de, menopoza bağlı olarak kadınlarda östrojen düzeyinin azalması ile miyomlar küçüldüğünden daha az oranda hastalık görülüyor.

Genetik

Uzmanlar, miyomların oluşma nedeni konusunda henüz elle tutulur bir veriye sahip değiller. Ancak hepsinin açıklamalarında, genetik ilişkiye dikkat çekmesi bunun önemini gösteriyor. Uzmanlar tarafından yapılan açıklamalarda, miyomun oluşmasında kalıtım ve etnik köken gibi genetik özelliklerin önem taşıdığına değiniliyor. Siyah ırkta miyom hastalığı oranının fazla olması ve ailesinde miyom hastalığı olup sonrasında miyom hastalığına yakalanmış olan kadın sayısının fazla olması bu görüşü destekliyor.

Hareketsiz Olmak

Erkek yada kadınlarda hareketsizlik ile ortaya çıkan obezite çağımızın en önemli görülen rahasızlıklarından biridir. Hareketsiz olmak ve kilo almak, kadınlarda ayrıca miyom hastalığına yakalanma riskini artırabiliyor. Aşırı kilo ile gelen hareketsiz kalma, miyomların büyümesi ve gelişimi için uygun ortam yaratılmasına neden olabiliyor.

Yüksek Tansiyon

Araştırmalarda ortaya konulan rakamlar, yüksek tansiyon sorunu olan kadınlarda miyom hastalığının daha fazla olduğunu göstermektedir.

Aşırı Alkol

Alkol, pek çok rahatsızlığın kaynak noktası olarak gösterilebiliyor. Aşırı alkol tüketiminin kadınlardaki olumsuz etkilerinden biri de miyom hastalığı için risk ortaya çıkarabileceği ve miyomların büyümesini tetikleyebileceği uzmanlar tarafından ifade ediliyor.

Miyom Hastalığı Komplikasyonlar

Miyom hastalığı komplikasyonları özellikle hamilelik dönemlerinde daha fazla görülür. Özellikle rahim içinde gelişen miyomlar embriyonun yerleşmesini engelleyip düşük riskini artırabilir. Hamilelik dönemi yada doğum sonrasında miyomlar sebebi ile aşırı kanamalar yaşanabilir. Miyomlar yerleşim yerlerine bağlı olarak erken doğum riskini arttırmaktadır. Tüm bu durumların oluşması, doğumlarda sezaryen kullanımı zorunlu hale getirebilir. Kadınlarda miyom belirtisinin en bariz göstergesi elbette ağrılardır. Büyümekte olan miyomlar ile kramp tarzında aşırı ağrılar oluşturabilir.

Kansızlık

Miyomların gelişmesi ile birlikte artan kanama, miyom hastalığının belirtisi olurken hastada farklı etkiler yaratabilir. Özellikle adet dönemlerinde miyom nedeni ile yaşanmakta olan aşırı kanamalar, kansızlığa sebebiyet verebiliyor. Yaşanan bu aşırı kanamalar ile adet süresi uzayabilir.

Miyom Hastalığı Nasıl Önlenir?

Miyom hastalığına yakalandıysanız, ilaçla yada cerrahi müdahaleler ile çözüme gidebilirsiniz. Ancak periyodik olarak yapacağınız jinekolojik muayeneler dahi hastalığın önlenmesi asına atabileceğiniz en önemli adımlardan birdir. Bunun yanında aşırı kilo almaktan kaçınmak, düzenli ve miyom oluşumunu engelleyecek besinlere yönelmek, düzenli olarak spor yada egzersiz yapmak bile miyom hastalığı karşısında daha güçlü olacağınız anlamına gelir. Organik olmayan geleneksel süt ürünleri, yüksek yağlı ve işlenmiş etler, rafine edilen karbonhidratlar, aşırı alkol ve kafein gibi şeyler miyom gelişimini tetikleyebilir. Bu sebeple miyom için ilk tedbiri bunlardan uzak durarak alabilirsiniz.

Kilo Kontrolü

Kadınların yaşamına bazen hiç belirti göstermeden dahi girebilen miyomların bir diğer sebebi olarak da aşırı kilo gösteriliyor. Yapılan araştırmalarda kilo kontrolü ile miyom arasındaki önemli ilişkiyi gösteriyor. Bir kadının eğer ideal vücut kilosu normalden 10 kg fazla ise miyom riski vardır. Normal kiloya sahip kadınlara nazaran kilosu fazla olan kadınlarda yüzde 21 oranında miyom görülme sıklığı vardır. Kilo kontrolünü sağlayan kadın, miyoma karşı önlem almış demektir.

Düzenli Egzersiz

Düzenli spor ve egzersiz yapan kadın ya da erkeklerin daha sağlıklı olduklarını bilmeyen yoktur. Kadınlarda yapılan düzenli egzersizin bir yararı da, miyoma karşı bir önlem yaratılması olarak gösterilir.Kadınların düzenli olarak her gün yapacağı düzenli egzersiz yada yürüyüş, miyom oluşma riskini azaltabilir. Yapılan araştırmalarda bu durumu ortaya koyarken; haftada iki saat altında fiziksel aktivite gerçekleştiren kadınlara nazaran düzenli egzersiz yapan kadınlar yüzde 40 oranında daha az miyom hastalığına yakalanmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Bu bölümde Miyom hastalığı ile ilgili sık sorulan sorulara yanıt vereceğiz.

Miyomlar kansere dönüşür mü?

Tümer kelimesinin kullanılması dahi birçok kadında miyom ortaya çıktığında kanser korkusunu beraberinde getirir. Buna rağmen görülen miyomların çoğu iyi huylu tümörlerdir. Miyomlar sebebi ile kanser oluşma olasılığını, yok denecek kadar az diyebiliriz. Bu konuda yapılan araştırmalar, miyomun kansere dönüşme oranının binde iki olduğunu gösteriyor.

Miyomlar yalnızca kadınlarda mı görülür?

Evet, Miyomların bir kadın hastalığı olduğu söylenebilir. Miyomlar, yapısı gereği kadının üreme organı içerisinde geliştiği için kadınlarda görülmektedir.

Miyom oluşumu cinsel hayatı nasıl etkiler?

Miyomların varlığı cinsel hayata olumsuz etki gösterir. Kadın- erkek arasındaki cinsel yaşam miyomların varlığı ile sekteye uğrayabilir. Rahimdeki miyomun varlığı ve ortaya çıkan ağrılar sebebi ile cinsel birleşmeden kaçışlar yaşanabiliyor. Miyom varlığı, cinsel isteksizliğin de ortaya çıkmasına sebep olabiliyor.

Ameliyattan sonra ortaya çıkabilecek problemler nelerdir?

Çok basit görülen ameliyatların dahi kendine göre zorlukları vardır. Özellikle ameliyat sonrası yaşanabilecekler karşı hastanın hazır olması gerekir. Miyom ameliyatları artık oldukça kolaylaşmış ve nerede ise bir günde ameliyat sonrası taburcu işlemleri gerçekleşmeye başlamıştır. Ameliyat sonrasında hemen her ameliyatta olduğu gibi enfeksiyon riski var olsa da bu oran miyom ameliyatlarında bir hayli düşüktür. Yaşanabilecek enfeksiyonlar, miyom ameliyatlarında kesi yerinde, karın içerisinde, idrar yollarında görülebilir. Ameliyat sonrasında hastada; enfeksiyon kendini bulantı, ağrı ve ateş ile gösterebilir. Ameliyat sonrası kanamalar yaşanabileceği ve bu kanamaların pıhtılaşmaya da neden olabileceği bilinmelidir.

Tedavi ne kadar sürer?

Ameliyat ile miyom tedavisi sonrasında, hastanın ruhsal durumuna, sahip olduğu miyomların büyüklüğüne, miyomların çeşidine bağlı olarak iyileşme sürecinde değişiklikler yaşanabilir. Doktor kontrolleri ile iyileşme süreci takip edilmelidir. Yapılan miyom ameliyatları sonrasında, genel olarak iyileşme süresi olarak 6 hafta gösterilir. Ancak iyileşme süresinin doktorunuz tarafından size bildirilmesini, hatta cinsel hayata ne zaman başlayacağınızı bildirilmesini beklemeniz gerektiğini unutmamalısınız.

Miyom hangi yaş aralığında görülebilir?

Miyomların en sık görüldüğü yaş grubu, kadınların doğurganlığının en yoğun olduğu 25-40 yaş aralığı olduğu verilerle kanıtlanmıştır. Genç ve çocuk yaşlarda pek görülmeyen miyomların, eğer 40-45 yaşlarına kadar miyom oluşmamışsa bu yaştan ve özellikle menopozdan görülme olasılığı bir hayli azdır.

Miyom tedavi edilmezse ne olur?

Kadının yaşam kalitesini düşürmeyen rahim miyomlarını tedavi etmeden bırakmakta herhangi bir sakınca bulunmuyor. Ancak bu miyomlar için dahi jinekolojik muayeneler ile periyodik olarak gözlemlenmesi şarttır. Bu miyomların aksine, hızlı biçimde büyüme gösteren miyomlarda kanser riski bulunur. Hızlı büyümesi her ne kadar ultrason, MR veya diğer görüntüleme teknikleri ile izlense bile iyi huylu bir miyomdan ayırt edilemeyebilir. Bu durumlar için ameliyat kaçınılmaz çözüm yöntemidir ve alınması zorunlu hale gelir.

Tedaviden sonra miyom tekrarlar mı?

Evet. Miyom ameliyatları sonrasında miyomların tekrarlayabileceği sıkça görülür. Ancak, ameliyat ile çıkarılan miyom sonrasında tekrarlama farklı etkilere bağlı olduğundan oran vermek doğru değildir. Öncelikle rahim duvarında ameliyatta gözle görülemeyecek ve elle hissedilemeyecek küçük miyomların olabileceği bunların rahim duvarında kendiliğinden gelişebileceği unutulmamalıdır. Bu miyomlar 2-3 sene içinde büyüme gösterebilir. Yapılan miyom ameliyatları sonrasındaki 5 yıl içinde miyom tekrarlama olasılığı oranı %10 olarak ifade edilebilir.

Miyom hastaları gebe kalabilir mi?

Halk arasında her ne kadar miyomun gebeliği engellediği fade edilse de uzmanlar görüşlerini miyom türüne göre ifade ederler. Rahmin iç kısmında oluşan miyomlar rahmin olduğu kısımda yer aldığı için gebelik için ciddi riskler oluşturabilmektedir. Rahim duvarı dışındaki miyomlar gebeliği engellemez. Uzmanların anlaşamadığı konu ise rahmin kas tabakası içinde yerleşen miyomlar olmuştur. Bu miyomlar için kadının gebe kalamama konusunda ilişkisi tam olarak uzmanlar tarafından da tam olarak belirlenememiştir. Rahmin kas bölümüne yerleşen miyomlar; tüplerde tıkanıklık yada tüplerin görevini yapamama gibi riskler oluşturdukları durumlarda gebeliği riskli hale getirirler. Miyomun, her iki tüpü etkilemesi ile gebelik mümkün olmaz. Miyomların daha çok kısırlığa yol açabileceği ve miyomun alınması ile kısırlığın önüne geçilerek hamile kalınabildiği de görülmüştür. Rahim içi miyomların gebeliğin yanında daha çok doğum öncesi düşük riskini arttırdığı bilinir. Miyom hastası kadının, gebelik aşamasında erken doğuma karşı ve büyük boyutlu miyom hastası ise sezeryanla doğum yöntemine yönelmesinde yarar vardır. .### Miyom tedavisi sonrası kanama normal mi? Yapılan cerrahi müdahaleye bağlı olarak miyom tedavisi sonrasında kanama görülebilir. Bu oran miyomektomi cerrahi yönteminde daha sık gerçekleşir. Diğer yöntemlerde tedavi sonrası kanama riski daha azdır.

Miyom kendiliğinden geçer mi?

Hayır. Miyomların büyümesi durabilir, menopoz veya ilaç tedavisi gibi yöntemlerle belli oranda küçülebilir ama miyomlar kaybolmaz. Pek çok kadın zaten oldukça küçük olan ve yaşam kalitesini etkilemeyen miyomun, zaman içinde küçülmesini kaybolma olarak görebilir. Özellikle gebelik sonrasında bu etki daha fazla olabilir.

Miyom fark edilmezse ne olur?

Eğr kadının var olan miyom ile ilgili olarak yaşam kalitesini düşüren ve sorun yaşatmayan bir yapısı varsa alınmasına dahi gerek olmadığını daha önce ifade etmiştik. Zaman içerisinde bu miyomun her zaman büyüme riski özellikle 20-40 yaş aralığındaysanız vardır. Bu nedenle fark etmediğinizde, çoğu iyi huylu olan bu tümörler sorun teşkil etmeyebilir. Ancak miyomda yaşanabilecek büyümeyi, doktor gözlemine girerek kontrol altına almanız gerektiğini unutmayınız.

Miyom ile kist arasındaki farklar nelerdir?

Miyomları rahim içi veya duvarında görülen tümörler olarak ifade ederken kistleri yumurtalık içinde gelişen tümör olarak ifade ediyoruz. Hem kist hem de miyom, çoğunlukla iyi huylu tümör olarak karşımıza çıkıyor. Miyomlar; çoğunlukla rahmin içinde yada çevresinde oluşmaktadır ve katıdır. Yumurtalık içindeki kistler ise içi su dolu keseler olarak bilinir.

Miyom şüphesiyle hangi kliniğe gidilmeli?

Miyom şüphesi duyan hastaların kadın hastalıkları bölümüne başvurmaları gerekiyor. Jinekoloji adı ile de ifade edilen bu bölümde olacağınız bir muayene ile miyoma karşı tedbirleri almaya başlamış olursunuz.

Miyom hastalığı nasıl anlaşılır?

Miyomların varlığının anlaşılması oldukça güçtür. Miyomların çok büyük bir bölümü belirti vermeden varlıklarını sürdürmektedir. Yine de belirti veren miyomlar belirtiler ve görüntüleme teknikleri üzerinden; belirti vermeyen miyomlar ise yalnızca görüntüleme teknikleri üzerinden teşhis edilebilmektedir. Miyomların verdiği belirtiler her insanda aynı olmasa da genel olarak şunlardır: Regl kanı miktarında artma ya da azalma. Adet aralarının açılması ve adet süresinin uzaması. Kasık bölgesinde sürekli ağrı. Mesane üzerindeki baskıdan dolayı sürekli idrar çıkma isteği. İshal ve kabızlık arasında sürekli döngü. Cinsel ilişki sırasında pozisyondan bağımsız olarak şiddetli ağrı ve acı. Üreme fonksiyonlarında bozulma.

Miyom hastalığı nasıl tedavi edilir?

Miyomların büyümesinde östrojen hormonunun etkisi büyük olduğundan dolayı sağlık üzerinde ciddi etki oluşturmayan miyomlar menopoz dönemindeki kadınlarda tedavi gerektirmez. Miyomların düzenli olarak kontrol edilmesi yeterlidir. Eğer bir şekilde tedavi gerekiyorsa miyomların tedavi yöntemleri şunlardır: Çok küçük miyomların yok edilmesi veya çok büyük miyomların uygun boyuta indirilmesi amacıyla ilaç tedavisi uygulanır. İlaçların içeriği hormondur ve bazen doğum kontrol hapları da kullanılmaktadır. Miyemektomi ile rahme zarar verilmeden, rahmin bütünlüğü korunarak miyomlar cerrahi olarak alınabilir. Histerektomi ile miyomlar ve rahim beraber çıkarılır. Miyomların tedavisinde kesin ve son çaredir.