Meniere (İç Kulak) Tedavisi

Meniere (İç Kulak) Tedavisi
Meniere (İç Kulak) Tedavisi

 

Meniere, oldukça zor bir hastalık olmakla beraber, bu hastalıktan mustarip olan kişilerin yaşam standardının oldukça düştüğü bilinir. İç kulak tansiyonu olarak da yorumlanabilen bu hastalık, son zamanlarda oldukça fazla görülen hastalıklar arasında yer almaktadır. Hastanın kulağı ile ilgili bazı problemlerin görülmesi, hatta bu problemlerin işitme kaybına kadar ilerleyebilmesi mümkündür. Yapılan araştırmalar, Meniere hastalığına yakalanan kişilerin genelde kadın olduğunu ve hastaların 30 ile 60 yaşları arasında olduğunu göstermektedir. Bu hastalık ani bir şekilde meydana gelebileceği gibi birtakım belirtilerle de kendisini önceden belli edebilmektedir. Hastalık tek kulakta görülebileceği gibi iki kulakta da görülebilir. Ancak belirtiler ve hastaların bu konudaki konumları incelendiğinde, genelde tek kulakta ani ataklar şeklinde gelen bir hastalık olduğunu söylemek mümkündür. Sinsi bir hastalıktır, atakların ne zaman geleceği ve ne kadar süreceği belli değildir. Baş ağrısı ve titreme genelde Meniere’nin belirtileri arasında yer almaktadır. Hasta bu sorun sebebi ile uzun süre uyumakta problem yaşayabilir, sinirleri bozulabilir ve psikolojik destek dahi görülebilir. Yoğun baş dönmesi, kusma isteği ve halsizlik başlıca belirtiler arasında yer almaktadır. Birçok belirti, özellikle hastanın kadın olması durumunda olası bir gebelik şüphesi taşıyabilir. Yalnızca Meniere’de etkiler kulakta daha fazla görülür. Sürekli çınlama, kulağın duymaması gibi birçok belirti, bu hastalığın ayırıcı özellikleri arasında yer almaktadır.

Meniere hastalığı, pek çok hastalıkla beraber kendini gösterebilir. Bu hastalıklar genellikle şeker, tansiyon gibi hastanın uzun süre ilaç kullanması gereken, kronik rahatsızlıklardır. Bazı durumlarda da hastalık kendiliğinden ortaya çıkabilir, hatta hasta durumun geçici olduğunu düşünebilir, sorunu mevsimsel değişikliklere dahi bağlayabilir. Vücutta görülen birtakım enfeksiyonlar, Meniere’nin görülmesi konusundaki en önemli nedenler arasında yer almaktadır. Bu hastalığın nedeni hala tam olarak bilinmemekle beraber, hastalık üzerinde yapılan çalışmalar tüm dünya genelinde devam ediyor. İç kulak neden kaynaklı olarak ortaya çıkan bu hastalıkta kulak içi basıncın artması, hastada birtakım belirtilerin görülmesine sebep oluyor. Meniere ölüm riskinin olmadığı bir hastalık olsa da hastaya ciddi ıstırap çektirebilecek, tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Meniere hastalığı, hastayı hem fiziksel hem de psikolojik olarak etkileyen hastalıklar arasında yer almaktadır. Detaylı bir şekilde incelendiğinde, Meniere’nin söz konusu hastayı psikolojik olarak etkileyen en tehlikeli hastalıklar arasında yer aldığını söylemek mümkündür. Yaştan bağımsız olarak her bireyde meydana gelebileceğinden ötürü, tedavi süreci de hastanın içerisinde bulunduğu duruma bağlıdır. Hastanın gidişatına bağlı olarak ilaçlı tedavi uygulanabileceği gibi, tedavinin mümkün olmadığı durumlarda da cerrahi operasyon uygulanabilir. Meniere, hayatınız boyunca devam edebilen bir hastalık olabilir, kişiyi fiziksel olarak oldukça etkileyebilir, kilo kaybetmesine, yorgun ve halsiz düşmesine neden olabilir. Bu süreçte, kişinin hem kendisine iyi bakması hem de çevresindeki kişilerin Meniere hastasına iyi bakması gerekmektedir. İyi bir tedavi ile hastalığın etkileri kontrol altında tutulabilir ve kişi sosyal hayatında da aktif bir yaşam sürebilir.

İnceleyen ve onaylayan: Op. Dr. Eda Aydın

Meniere Hastalığı Tedavisi Hakkında

Meniere, yukarıda da bahsetmiş olduğumuz gibi hastanın çeşitli fiziksel sorunlar yaşamasına neden olan hastalıklardandır. Her bir bireyde farklı etkiler göstermekle beraber, kimi hastalarda belirtiler tekli şekilde görülürken, bazı hastalarda bütün etkiler bir arada görülebilir. Kulak Burun ve Boğaz Cerrahisi, hastalığın konu alanı olduğu bilim dalları arasında yer almaktadır. Tedavi de bizzat bu bilim dalı tarafından tam teşekküllü olarak nitelendirilebilecek hastaneler tarafından yapılmaktadır. Tedavi esnasında, pek çok yöntem denenebilir. Ancak tedavinin kesin bir sonuç vermesi genelde mümkün değildir. Zira hastalığın ana etmeni detaylı bir şekilde bilinmediğinden ötürü doğrudan doğruya sorunun çözümüne yönelik bir tedavi uygulanması mümkün değildir. Bu sebepten dolayı, hasta için öncelikli durum hastalığı yok etmek değil, hastalığın etkilerini mümkün olduğunca kontrol altında tutmaktır.

Hastaya uygun diyetlerin uygulanması, ilaç tedavileri, detaylı doktor incelemeleri ve cerrahi operasyon tedavi sürecini içermektedir. Genelde aşama aşama ilerleyen bu hastalık için hastanın en son karar kılacağı uygulama ‘cerrahi operasyon’ olabilir. İç kulağa doğrudan müdahale edilebilir, ancak yine de hastalığın tam anlamı ile iyileşeceğini söylemek mümkün değildir. Özellikle yaşı ilerlemiş kişilerde hastalığın tedavisi daha güç olabilmektedir. Zira hastalık işitme kayıpları ve benzeri etkilere yol açmış olabilir.

Meniere Hastalığı Nedir?

Meniere, tüm dünya üzerinde nadir olarak görülen, tıp dünyasında iç kulak tansiyonu olarak adlandırılan, Van Gogh’un da mustarip olduğu ve hatta bu durum nedeni ile kulağını kestiği iddia edilen bir hastalıktır. İç kulak basıncının artmasına ve hastanın çeşitli etkiler görmesine neden olmaktadır. Hastalık oldukça komplikedir ve hastanın yaşam standardını oldukça ciddi bir şekilde düşürmektedir. Birçok belirtisi ve olumsuz etkisi bulunmaktadır. Meniere genelde Vertigo atakları ile anılmaktadır. Hastalığın oldukça eski yıllardan beri var olduğu bilinse de ilk olarak tespitinin yapılması ancak 1861 yılında mümkün olabilmiştir. Doktor Prosper Meniere tarafından tespit edilen, bu sebepten dolayı doktorun soy ismi ile anılan hastalık, Türkiye’de de görülen hastalıklar arasında yer almaktadır. Bu konudaki incelemeler, ülkemizde yaklaşık 150.000 civarında Meniere hastası olduğunu söyler. Hastalığın belirtileri tespit edilebilmiş ve bu durum ile ilgili çeşitli tedavi yöntemleri geliştiriliyor olsa da hastalığın hala neden kaynaklandığı ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ani şekilde ortaya çıkan ve hasta açısından oldukça can sıkıcı durumlara sebebiyet verebilen bu hastalığın, iç kulak içerisinde bulunan bir sıvının basıncının artması kaynaklı olarak ortaya çıkabileceği bilinmektedir. Tedavi yöntemleri halen geliştiriliyor olmakla beraber, bu hastalığın tedavi edilemediği durumlarda ne yazık ki işitme kayıpları meydana gelebilir. Hastalar için genelde tek kulakta görülebilen bu sorun, nadir de olsa iki kulakta birden meydana gelir. Vertigo ile beraber görülebilen hastalık, genetik yatkınlığa bağlı olarak oluşabilir. Ailesinde Meniere hastalığı bulunan birisinin bu hastalığa yakalanma oranının yükseldiği görüşü hâkim görüştür.

Meniere hastalığına yakalanan kişilerin ciddi bir ölüm korkusuna sahip olduğu gözlerden kaçmaması gereken detaylardan. Zira Meniere gibi bazı hastalıklar yalnızca fiziksel etmenli değil, aynı zamanda psikolojik unsurlara da sahip. Sık sık yaşanan nöbetler, geçici işitme kayıpları, kulağın sürekli uğuldamasından dolayı kafayı sabit tutma isteği, Meniere hastalarının günlük olarak hislerinin yalnızca bir parçasını oluşturuyor. Hal böyle olunca ataklar sırasında terleme, panik olma ve öleceğini düşünme de kaçınılmaz oluyor. Meniere hastaları, nadir de olsa ataklar sırasında kalp krizi gibi sebepler ile ölebiliyor. Hastalık kontrol altında tutulması gereken, tedavi süreci iyi takip edilmesi gereken hastalıklar arasında başı çekmektedir.

Meniere Hastalığının Sebepleri Nelerdir?

Meniere hastalığı ile ilgili tıp dünyası henüz kesin bilgilere sahip olabilmiş değil. Ancak pek fazla unsurun bu hastalığa sebebiyet verebileceği düşünülmekte. Bilinene göre, Meniere’nin meydana gelmesindeki en önemli etken, iç kulakta meydana gelen bir sıvı sorunu. Basıncın yükselmesi ve vücudun bu durumdan çeşitli fiziksel belirtiler ile etkilenmesi, hastalığın tanımını oluşturuyor. Hastalığa nelerin sebep olabileceği, halen tartışılan konular arasında yer almaktadır.

Otoimmun sorunların bu hastalığa sebebiyet verebileceği konuşulmaktadır. Kulakta meydana gelen herhangi bir enfeksiyonun iç kulağı tahrip etmesi ve buna bağlı olarak da Meniere’nin yaşanması görülebilecek durumlar arasında yer alıyor.

Yurt dışı kaynaklı araştırmalara göre, Meniere diğer birçok kronik hastalık gibi genetik yatkınlığa bağlı. Hastayı psikolojik açıdan son derece etkileyen, ağır şartlar altında yaşamasına neden olan, çoğu zaman hastanın sıradan bir hayat yaşaması hususunda zorluk çıkaran hastalık, eğer aile bireylerinde varlığı bilinen bir hastalıksa, alt kuşaklara aktarılabiliyor. Bu durum çocukluktan itibaren dahi görülebilmektedir. Çeşitli virüs enfeksiyonlarının da bu duruma yol açabileceği bilinmektedir.

Hastalık her hastada farklı şekillerde görülüyor olsa da hastaları psikolojik olarak oldukça kötü etkileyen hastalıklar arasında yer almaktadır. Meniere, çözüme kavuşturulması gereken, hastanın çok yönlü olarak tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Kesin çözümü bulunmasa bile, hastalığın belirtilerinin kontrol altında tutulması, hasta için son derece önemli unsurlar arasında yer almaktadır.

Meniere Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Hastalık birçok belirti ile kendini gösteren hastalıklar arasında yer almaktadır. Yaygın belirtiler incelendiğinde, sorunun baş dönmeleri, yoğun baş ağrıları ve kusma isteği olduğu görülmektedir. Kulak içi çınlaması, kulakta yaşanan ağrı, nadir de olsa görülen akıntı ve kişinin kendini psikolojik olarak rahatsız hissetmesi, bu hastalığın belirtileri arasında bulunmaktadır.

Meniere hastalığı ilerleyen yaşlarda ortaya çıkmakla beraber, önceleri belirtileri net bir şekilde ayırt edilemez. Kısa süreli gelen ataklar, zaman içerisinde uzun süreler ve hatta günlere dönüşebilir. Hasta kulağı ile ilgili bazı problemlerin olduğunu düşünebilir ve hatta bu durumun geçici olduğu yargısına kapılabilir. Çınlamalar şeklinde meydana gelen problemler, kulağın içerisinde bir sıvının olduğuna, yani kulağın dolgun olduğunun düşünülmesine neden olabilir.

Çınlamalar zaman içerisinde yerini ağrıya, ağrı da konu ile ilgili bir aksiyon alınmaması durumunda uzun süren ataklara dönüşebilir. Mide bulanması da baş dönmesinin yarattığı sonuçlar arasındadır. Uzun süren baş ağrıları, yorgunluk ve halsizlik de Meniere hastalığının belirtileri arasında yer almaktadır. Baş dönmeleri ve baş ağrıları bu noktada pek fazla hastalık ile benzer belirtileri taşıyabilir. Meniere’nin tespitinin yapılabilmesi için mutlaka bu noktada bilinçli bir uzmanın bulunması şarttır. Halen hakkında kesin bilgilerin bulunmadığı ve araştırmaların son sürat devam ettiği bu hastalık, hayat kalitesini ciddi şekilde düşürdüğü gibi, atakların ve nöbetlerin ne zaman geleceği belli olmayan, sinsi hastalıklar arasında yer almaktadır.

Hastalığın ne zaman geleceği genelde belli değildir. Okulda, evde ya da herhangi bir yerde önce basit baş ağrıları şeklinde ortaya çıkan ve şiddetini artıran, kulakta uğultular ve dolgunluk hissi olarak gelişen bu hastalık, çözüme kavuşturulması hususunda birçok çalışmanın ve tetkiklerin geliştirildiği hastalıklar arasında bulunmaktadır. Baş dönmeleri, bu hastalığın en çok bilinen ve en tehlikeli belirtileri arasında yer almaktadır. Pek çok hasta, bu durum ile karşı karşıya kaldığında, öleceğini düşündüğünü söylemektedir. Vertigo atakları hastayı oldukça şiddetli bir biçimde vurabilir, çoğu zaman hastanın bilincini dahi kaybetmesine neden olabilecek bu ataklar, çeşitli ilaçlar ve psikoterapi yardımı ile çözülmeye çalışılmaktadır. Ancak tedavinin sürekli hale getirilmesi ve hastanın kendini rahat hissetmesi durumunda hastalığın çözüldüğünü ve etkilerinin de ciddi şekilde azaldığını söylemek mümkün olacaktır.

Meniere hastalığı belirtileri itibari ile oldukça ciddidir. Özellikle baş dönmesi kusma ve bayılma gibi etkiler ile beraber gözlemlendiğinde, kişinin atakları geçirdiği sırada güvenli bir yerde olmasının önemi oldukça büyük olacaktır. Bunun en önemli nedeni, kişinin bayıldığı ve atak geçirdiği sırada kontrol altında olmasıdır. Hastalık, kişinin işitmesini tamamen kaybetmesine neden olabilir. Ancak bu hastalığın ilerleyen etkileri arasında yer almaktadır. Maniere ciddi bir problemdir ve çözüme kavuşturulması için de tedavi edilmeye ihtiyacı vardır. Belirtileri basit olarak görüp KBB uzmanına gitmemek, zaman içerisinde sorunun önemli bir boyuta gelmesine neden olabileceği gibi, cerrahi operasyonlar ile kulak tahribatı yapılmasına neden olabilir.

Baş Dönmesi

Baş dönmesi, bu hastalıkta en çok yaşanan, en çok can sıkan ve aynı zamanda tedavisi de oldukça zor olan başlıca problemler arasında bulunmaktadır. Bu sorunun tehlikeli olması hususundaki en önemli etken, hastalığın kronik bir hale dönüşmesi, yani kalıcı bir hale gelmesi. Vertigo olarak adlandırılan bu atakların kalıcı hale gelmesi, ne yazık ki dünya üzerindeki araştırmalara göre kişinin intihar etmesinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Vertigo şiddetli baş dönmesi olarak nitelendirilir. Meniere hastalığının temel taşlarından birisi olarak kabul edebileceğimiz baş dönmesi, sürekli ve şiddetli hale gelmesi durumunda Vertigo olarak anılırken, Vertigo da beraberinde birçok durumu tetikleyebiliyor. Elbette bu durumların başında mide bulanması gelmektedir. Midenin baş dönmesi ile beraber aşırı şekilde bulanması, kişinin atak halindeyken kusmasına ve bilincini yitirdiği durumlarda ise boğulmasına sebebiyet verebilir. Vertigo atakları sırasında aniden bayılmalar ve çeşitli nöbetler söz konusu olduğu için hastaların yalnız bırakılmaması, bu süreçte rahatlatılmasının önemi büyüktür. Baş dönmeleri pek çok hastalık için ana unsur olarak nitelendiriliyor olsa da Meniere hastalığında bu unsur asla ihmal edilmeyecek kadar ciddi bir unsurdur.

Meniere, ölüm ihtimali olan bir hastalık değildir. Ancak, Meniere’nin yol açtığı Vertigo atakları sırasında bilincini kaybeden kişilerin bayılma esnasında başlarını bir yere vurup kendilerine zarar verdikleri, nadiren de olsa bu durumdan kaynaklı ölümlerin görüldüğü bilinmektedir. Baş dönmeleri sürekli bir hal aldı ise bu ciddiye alınması gereken sorunlar arasında yer alır. Zira baş dönmesi, birçok hastalık için hem belirleyici etkendir hem de hastanın başının sürekli olarak dönmesi, sağlıklı bir duruma işaret etmez. Meniere hastalığında ise, Vertigo atakları belirli sürelere bağlı olarak gelir. Son 24 saat içerisinde en az iki atağın meydana gelmesi, hastada ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmektedir. Baş dönmesinden önce genelde kulak ile ilgili belirli problemlerin olduğu gözlemlenebilir. Bu durum hastaya bir nevi ön işaret olarak adlandırılmaktadır. Önce kulağı ile ilgili bir problem olduğunu hisseden Meniere hastası, zaman içerisinde yavaş yavaş başının döndüğünü hissedebilir.

Bazı durumlarda bu baş dönmesi o kadar şiddetli bir hal alır ki kişi istemsiz bir şekilde kusmaya başlayabilir. Baş dönmesi sorunu ile karşılaştığından ötürü yürümesi imkânsız bir haldedir, hatta çoğu zaman doğrulamaz. Bir yere yatarak sıkıca tutunur ve hayatta kalma içgüdüsü ile hareket eder. Pek çok hasta bu durumu yüksekten düşmek ya da eğlence parklarındaki bir oyuncağa binmek olarak adlandırmaktadır. Baş dönmesi sorunu, Meniere hastalığı tedavi edilmezse kronik bir hal alır. Yani hastanın baş dönmesi sorunu önceleri yalnızca sahip olduğu hastalıktan kaynaklanıyorken, zaman içerisinde Meniere kalıcı vertigoya dönüşebilir.

Meniere hastaları Vertigo ataklarının kalıcı hale geldiği durumlarda psikolojik olarak çökmüş bir durumda gözlemlenebilir hatta intihara meyilli olabilirler. Halk arasında çok sıklıkla kullanılan bir tabir ile hastalığın ‘öldürmeyip süründürdüğü’ bu hastalığa sahip olan pek çok kişinin ortak görüşleri arasındadır. Psikolojik ciddi etkilerin görüldüğü bu hastalıkta, hastalar zaman içerisinde bu hastalığı çekmektense ölmenin daha iyi bir durum olabileceği kanaatine varabilir, bu kanaatini eyleme dökebilir. Böyle durumlar ile sıklıkla karşılaşıldığından ötürü, Meniere hastalarını çok iyi takip etmenin ve bu süreçte onların yanında olmanın oldukça önemli olduğunu belirtmekte fayda bulunuyor. Hastalar kontrol altında tutulmalı ve eğer gerekli görülüyorsa, psikolojik destek almalıdır.

Kulak Uğultusu

Meniere hastalığının ortaya çıkışında etkili olan ve hastalığın tipik belirtilerinden birisi olarak kulak uğultusu, her hastanın sıklıkla hissettiği bir etkidir. Meniere hastası, bu hastalıktan şüphelenmeden önce çeşitli uğultular duyduğunu hissedebilir ve kulağından rahatsız olduğunu düşünebilir. Zaman zaman günlük olarak yaşanabilen çınlama ve uğultular sebebi ile bu durumu çok basite indirgeyebilir. Sadece kulak uğultusu tek başında bir etken olduğunda Meniere hastalığının teşhis edilmesi oldukça zordur. Ancak zaman içerisinde uğultular şiddetli kulak ağrılarına ve nadir de olsa akıntılara dönüşecektir.

Pek çok kişinin bu süreçte kulakları ile ilgili çınlamaları da hissettiğini söylemek mümkündür. Kulak uğuldamalarının sürekli bir hale geldiği durumlarda yalnızca Meniere değil, birçok sorunla karşı karşıya kalınması olasıdır. Dolayısı ile böyle bir durum hissedildiğinde, doğrudan uzman desteği almak ve muayene olmak önemli unsurlar arasında yer alır.

Geçici İşitme Kaybı

Geçici işitme kaybı, Meniere hastalığı sırasında görülebilecek sorunlar arasında. Hatta pek çok kişi, Meniere hastası olduğunu doğrudan bu aşamada öğreniyor. Geçici işitme kaybı, pek çok insan tarafından ‘korkunç’ olarak nitelendirilebilir. Meniere, bu sorunun sıklıkla yaşandığı, hastanın belirli dönemlerde birden işitme yetisini kaybettiğini söylemek mümkündür. Bu sürekli bir hale gelebilir ve hasta 24 saat içerisinde birden işitmediğini fark edebilir. Hatta bazen bu durum iki kulakta da geçerli olabilir ve hasta iki kulağının da işitmediğini gözlemleyebilir. Önceleri Meniere hastalığında işitme kaybı geçicidir. Zaman içerisinde 24 saatte iki ya da üç sefer gözlemlenebilecek ataklar şeklinde ilerler. Geçici işitme kaybı, hastalık tedavi edilmediği durumlarda kalıcı bir hale dönüşür. Meniere hastalığının tespit ve tedavi edilemediği durumlarda hastanın hastalığının ilerlediği, özellikle gelişmemiş birçok toplumda bu hastalıktan şüphelenilip doktora gidildiğinde, hastalığın kalıcı boyuta ulaştığını söylemek mümkündür. Bu sebepten ötürü Meniere ciddi bir problemdir ve bu durum ile ilgili kalıcı bir sorun ile karşı karşıya kalınmak istenmiyorsa, kişinin birkaç belirtiyi bir arada gördüğü durumlarda derhal doktora danışması gerektiği önerilir.

Kulakta Dolgunluk Hissi

Kulakta dolgunluk hissi, Meniere hastalığında görülen önemli problemler arasında yer almaktadır. Kulakta dolgunluk aslında çok basit sebeplerden dolayı oluşabilir. Hasta, basit bir grip hastalığında dahi basınç probleminden ötürü kulaklarının dolu dolu olduğunu, bu sebepten ötürü çınlama ve uğultu problemleri ile karşılaştığı sonucuna varabilir. Hatta bu durum, çoğu kez doğrudur. Bu sebepten ötürü dolgunluk hissi, Meniere hastalığı için tek başına ayırıcı bir etken değildir. Ancak bu sorun beraberinde uğuldama, çınlama ve ağrı problemlerini izler. Böyle bir durum görüldüğünde, kişinin bir kulak burun boğaz uzmanına görünmesi, hastalığın tespiti için önemli süreçler arasında yer almaktadır.

Kulakta dolgunluk probleminin yaşanması, kulak içi basıncın artmasına bağlı olarak meydana gelmektedir. Meniere iç kulakta meydana gelen bir problemden kaynaklıdır, iç kulakta ise bir özel bölme ve bu özel bölmede de bir sıvı yer almaktadır. Kristallerle genelde benzer görevi yapan bu sıvı vücudun dengesinin korunması hususunda önemli bir yer oynar. Meniere hastalığında ise bu sıvı miktarı yükselmiş, kulak içi basınç ciddi şekilde artmıştır. Bu da hastalığın oluşmasına ve kişinin baş dönmesi ve denge sorunlarının yaşanmasına neden olmaktadır.

Meniere Hastalığı Tedavi Türleri

Meniere hastalığı gelişen tedavi yöntemleri ve alternatif tıp ile beraber, mücadele edilmesi eskiye göre nispeten daha kolay bir hastalık halini almıştır. Özellikle Orta Çağ’da Vertigo atakları yaşaması ve denge merkezini kaybetmesi sonucu verdikleri sıradan ve normal tepkiler ile pek çok kişinin deli olduğu düşünülmüş ve bu sebepten ötürü toplumdan dışlanmışlardır. Meniere hastalığı sıklıkla Vertigo ataklarına yol açan bir sorun olmakla beraber, tek etkisi baş dönmesi değildir. Mide bulantısı, kulak ağrısı, kulak çınlaması, buna bağlı olarak hastanın kafasına belirli bir açı vermek zorunda kalması beraberinde yaşanan boyun problemleri, Meniere hastalığının yarattığı tahribatlar arasında yer alır. Hastalık gerçekten zordur ve pek az kişi bu hastalıkla başa çıkmak konusunda başarılı olabilir. Meniere’nin fiziksel olmayan, ancak hastanın ölümüne dahi neden olabilecek etkileri arasında bir de psikolojik etkiler yer almaktadır. Psikolojik etkiler, oldukça önemli sorunlar arasındadır ve insanların bir kısmının Meniere’nin yarattığı etkiler sonucu intihar ettiği düşünüldüğünde, ciddiye alınması ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu söylemek mümkündür.

Tedavi sırasında pek çok adım izlenebilir. Önceleri hastanın genel muayenesi ve buna bağlı olarak hastaya bir diyet programının yazılması, Meniere hastalığının tedavi edilmesi hususunda mutlaka atılması gereken adımlar arasında yer almaktadır. Diyet tedavisi genelde tek başına sonuç vermez. Ancak, sigara alkol veya tuzu kesmek, bazı hastalarda Meniere ataklarının son bulmasına neden olabilir. İlaç tedavisi de Meniere’yi yok etmek için değil, hastalığın yarattığı atakların sonuçlarını ortadan kaldırmak için tercih edilen bir unsurdur. Birçok ilaç bu durumda kullanılabilir, gerekli görülmesi durumunda enjeksiyon kullanılabilir ya da hastanın hastalığının çok ilerlediği durumlarda hekim cerrahi operasyon yapılmasını uygun bulabilir.

Meniere Hastalığının Tedavisi

Meniere, ciddi bir hastalık olmakla beraber, tedavisi mutlaka bir uzman tarafından yapılması gereken hastalıklar arasında yer alır. Bir uzman desteği almaksızın hastanın bu hastalıkla baş etmesi oldukça zordur. Hasta Meniere hastalığı ile mücadele ederken ağır fiziksel belirtiler yaşar. Ancak hastanın kendini yıkılmış ve çaresiz hissetmesi, fiziksel etkilerden çok daha ağır olan, mutlaka mücadele edilmesi gereken unsurlar arasında yer almaktadır. Böyle bir durum söz konusu olduğunda yapılması gereken doğrudan doğruya hastaya psikolojik destek aldırmak olacaktır. Bilişsel durum tespiti ve hastanın grup seansları ile rahatlaması, fiziksel etkileri kaygı duymadan atlatabilmesi adına oldukça önemlidir ve bu durum birçok uzman tarafından da önerilmektedir. Meniere hastalığının fiziksel tedavisi, çok aşamalıdır ve oldukça uzun sürer. Hatta çoğu zamanlar için hastalığın kesin bir spekülatif tedavisinin bulunmadığı, buna bağlı olarak hastanın bu sorun ile ömür boyunca yaşamak zorunda olduğunu söylemek mümkündür. Ciddi bir sorun olarak nitelendirebileceğimiz, hastanın hem fiziksel hem de psikolojik olarak tedaviye ihtiyaç duyduğu Meniere, çağımızın sinsice ilerleyen tehlikeli hastalıkları arasında gösterilebilmektedir. Bu konu ile ilgili bir yardım almak için mutlaka bir KBB uzmanı ve uzman bir psikolog ile iletişim halinde olabilmek önemlidir. Tedavi için pek çok unsur bir arada kullanılır, kesin bir çözüm söz konusu olmadığından, (kulak kanallarının yok edilmesi hariç) hastalığın yıkıcı etkilerinin ortadan kaldırılması üzerine bir çalışma yürütülmesi ön görülür. Vertigo atakları genelde ilk müdahale edilen ve tedavi konusunda adım atılan unsurlardır. Zira bu hasta için korkunç olabilen, hastanın içinde bulunduğu durumdan nefret etmesine, onu yaşamdan soyutlamasına neden olabilen hastalıklar arasında yer almaktadır.

İdrar Söktürücüler

İdrar söktürücüler, Meniere hastalığının tedavisi ile ilgili oldukça önemli olabilen, genellikle başlangıç nitelikli olan, kullanılması önerilen ilaçlar arasında yer almaktadır. Uzman görüşleri ile hastanın kullanılmasını önerdiği bu ilaçlar, vücutta artan sıvı miktarını dengelemek, sıvı basıncını sabit tutmak amacı ile hastanın tüketmesi gereken ilaçlardır. Hasta bu ilaçları kullandığında daha fazla tuvalete çıkmakta, bu durum da kulak içi sıvı basıncının dengelenmesi için bir adım oluşturmaktadır. Uygulanması kesinlikle gereken tedaviler arasında değildir. Ancak hastalık için bir tedavi olması amacı ile uygulanmakta, birçok kişi için de olumlu sonuç vermektedir.

Tuz Kısıtlaması

Tuz kısıtlaması, hastalığın tedavisi için uzman tarafından alınan önlemler arasında yer almaktadır. Tuz, moleküler yapıda bir madde olduğundan dolayı su tutmaktadır. Vücuda son derece zararı olan tuz, fazla tüketildiğinde, vücut içerisindeki sıvı basıncını artırmaktadır. Meniere hastalığında ise, bilindiği üzere en büyük sorun sıvı içi basıncın yüksek olmasıdır. Bu ciddi bir problemdir ve bu sorunun önüne geçmek için, uzmanlar hastalarına tuz kısıtlaması yaptırabilirler. Bu kısıtlama, hastalarda genellikle başarılı sonuç veren, bir diyet listesi ile beraber uygulandığında, hastalığın tedavisi açısından önemli bir adımın atılabileceği etmenler arasında yer almaktadır.

Sigara ve Alkol Kısıtlaması

Meniere, kendi başına zaten oldukça komplike ve atakların yoğun olarak yaşandığı hastalıklar arasında yer almaktadır. Hastalar, uzun süren ataklar geçirebilir, baygınlık ve hatta bilinçsizlik durumları yaşayabilir. Bu durumun yaşanması hususundaki en önemli etken, iç kulak içerisinde sıvı basıncının artması ve vücudun denge merkezini yitirmesidir. Sigara ve alkol vücutta oldukça büyük zararları olan, hastanın vücudunu her yönden etkileyen kötü alışkanlıklardır. Meniere hastalığından şüphelenildiği anda alkol ve sigara alışkanlığının terk edilmesi gerekmektedir. Sigara ve alkol, beraber tüketildiği anlarda vücuda etkisi maksimum derecede zarar olan alışkanlıklar olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Bu alışkanlıklar Vertigo ataklarının sıklığını ve sayısını artırmaktadır. Aynı zamanda atakları çok daha şiddetli kıldıklarından ötürü, kesinlikle kaçınılması gereken ürünler olarak bilinmektedirler. Sigara ve alkol kullanan kişiler, tedavi olmak amacı ile doktora başvurduğunda, Meniere hastalığından şüphelenen hasta için bir diyet listesi yapılması gerekmektedir. Bu diyet listesi kişinin hem daha sağlıklı beslenebilmesi hem de vücut içi basıncın dengede tutulması açısından önemlidir. Sigara ve alkol hem panik atağı tetiklediğinden hem de alkol sinir sistemini hedef aldığından dolayı, alkollüyken geçirilen bir atak, kişi için son derece olumsuz durumlara neden olabilir. Bu sebepten ötürü, durumu önlemek ve daha sağlıklı bir hayat sürmek adına, Meniere hastalığı sırasında bu iki unsurdan kesinlikle kaçınmak gerektiğini söylemek mümkündür.

Ani Baş Dönmesi Ataklarının Tedavisi

Meniere hastalığı sırasında en çok karşılaşılan ve hastaya bir çözüm önerisi sunabilmek için tüm tıp çevreleri tarafından araştırılan bir diğer konu da baş dönmeleridir. Baş dönmeleri, sıradan dönemlerde de hasta açısından oldukça can sıkıcı ve çözüme kavuşturulması gereken konular arasında yer almaktadır. Ani baş dönmeleri Meniere hastalığı sırasında artık kronikleşir ve kalıcı bir hale gelir. Bu kalıcı hale gelen duruma artık ani baş dönmeleri değil Vertigo ismi verilir. Meniere hastalığı sırasında kişinin ciddi problemler ile karşı karşıya kalması mümkündür. Ancak hasta açısından en olumsuz ve en can sıkıcı olarak kabul edilebilecek durumlar arasında baş dönmeleri yer alır. Baş dönmelerinin ya da Vertigo ataklarının ne zaman geleceği belli değildir. Kişi atağın ne zaman geleceğini bilmediğinden evi gibi güvenli bir alanda olmayabilir. Özellikle Vertigo atakları kişinin kontrol altında tutulamayacağı alanlarda meydana geldiğinde, sonuç oldukça olumsuz bir duruma sebebiyet verebilir. Bu sebepten ötürü ani baş dönmesi atakları ile ilgili çeşitli tedavi yollarına gidilmektedir. Elbette bu yollar arasında ilk sırada ilaç tedavisi yer almaktadır. Meniere tedavi edilemeyen bir hastalık olmakla beraber, kişinin yaşam kalitesini artırmak ve hastalığı kontrol edebilmek amacı ile hastaya ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Meniere hastalığının yol açtığı ani Vertigo atakları için uzmanlar genelde birkaç ilaç üzerinde durabilir. Yaygın olarak kullanılan ilaçlar BetaSerc, VertiSerc ve Sefal gibi ilaçlardır. Hastalığı yok etmek konusunda hiçbir etkisi olmayan ilaçlar olsalar da baş dönmesinin etkilerini oldukça azaltan ve kişiyi daha rahat ettiren ilaçlar olarak yorumlanabilmeleri mümkündür.

Basınç Artışının Önlenmesine Yönelik Tedbirler

Kulakta basınç artışının meydana gelmesi, kişinin kendini halsiz hissetmesi, kulakta dolgunluk hissinin yaşanması ve bütün bu benzer etkiler, Meniere’nin vücutta yarattığı etkiler olarak yorumlanabilirler. Hepsinin ortak noktası, kulak içerisindeki sıvı içi basıncının yükselmesidir. Meniere’yi kontrol altında tutabilmek için yapılabileceklerden birisi de basınç artışını önlemeye yönelik belirli hamlelerin yapılması olacaktır. Kulakta basıncı artıran faktörler, genellikle dışarıdan aldığımız ürünler olarak karşımıza çıkarlar. Örneğin, tuz ve şeker çok basit bir biçimde kulak içi basıncı artıran önemli etkenler olarak yorumlanabilir.

Dolayısı ile basınç artışını önlemek için sıvı içi basıncını dengelemesi planlanan bir diyet listesi, bu konuda iş görebilir. Ayrıca Meniere’nin yarattığı basınç artışını ortadan kaldırabilmek için hastanın mutlaka uzman önerisi ile alması gereken birtakım ilaçlar kullanması da gerekebilir. Bu hastalık ile mücadele etmek için piyasada birçok ilaç bulunmakla beraber, genelde uzman kontrolünde ve sürekli olarak kullanıldığında, hastalığın etki gösterdiğini ve kişinin de bir nebze olsun rahatladığını söylemek mümkündür.

Orta Kulağa Enjeksiyon

Meniere hastalığının artık ilerlediği durumlarda, hastalığı kontrol edebilmek, kişinin acılarını ve ataklarını rahatlatabilmek için önerilen bir diğer yöntem de orta kulağa yapılan enjeksiyondur. Bu enjeksiyon, kişi için oldukça rahatlatıcı olabilir. Enjeksiyon kullanımı, genelde kişinin ataklarının oldukça yorucu olmaya başladığını, hastanın bununla mücadelede zorlandığını ve artık hastalığın yavaş yavaş ilerlemeye başladığını göstermektedir. Hatta birçok hasta profili incelendiğinde, orta kulağına enjeksiyon yaptıran hastaların birçoğunun artık işitme kaybı yaşamaya başladıklarını söylemek mümkündür. Enjeksiyon acıyı ve atakları büyük ölçüde dindirebilme yeteneği olan tedavi yöntemlerindendir. Ağrı kesiciler ve Meniere hastalığının ana nedeni olan sıvı basıncını dengelemek için karıştırılan ilaçlar, doğrudan enjeksiyon yöntemi ile hastanın kulağına verilmektedir. Bu yöntemin genelde etki göstermesi ve atakların sıklığını azaltması beklenir. Ancak enjeksiyon yöntemi de tek başına yeterli olabilen yöntemler arasında yer almayabilir. Gentamisin uygulaması, genelde bu noktada sonuç veren kişinin yoğun olarak yaşadığı kronikleşen Vertigo ataklarını büyük ölçüde azaltan etmenler arasındadır. Ancak hastalığı ilerlemiş kişilerde sonuç vermeyebilir. Hastanın bu uygulamadan da sonuç alınamadığı durumlarda yapılması gereken tek şey doğrudan cerrahi müdahale olarak karşımıza çıkmaktadır.

Cerrahi Tedaviler

Meniere hastalığı sırasında, oldukça önemli olan tedavi yöntemlerinden birisi de cerrahi bazlı tedavilerdir. Tıbbın her dalında, hastaya cerrahi müdahale en son aşamada yapılır. Zira, insan vücudu son derece gelişmiş bir yapıdır. Cerrahi tedaviler, çoğu zaman söz konusu durum ile ilgili alternatif herhangi bir işlem uygulanamayacağını bu sebepten ötürü, doktor eli ile müdahale yapılmasının doğruluğunu ifade eder. Meniere hastalığı için de durum böyledir. Hastalığın cerrahi müdahale yapılacak bir konuma gelmesi, artık hastalığın ilerlediğini anlatır bu sebepten ötürü çeşitli ameliyatlar ile durumun kontrol altına alınması gerektiğini ifade eder. Bu durumda zaten birçok hastanın işitme kayıpları maksimum düzeye ulaşmış, Vertigo atakları katlanılmaz hale gelmiştir. Kişi fiziksel açıdan oldukça ciddi bir zarar gördüğü gibi, psikolojik açıdan da gördüğü zarar üst kademelere ulaşmıştır. Böyle durumlarda hekimin de hasta yararını gözetmesi ve cerrahi operasyon ile hastalığa müdahale etmesi uygun olur. Meniere tedavisi için uygulanabilecek belirli başlı operasyonlar bulunmaktadır. Bunlar; kese drenaj ameliyatları, labirentektomi ve vestibüler siniri kesme operasyonları olarak çok basitçe ifade edilebilmektedir.

Kese Drenaj Ameliyatları

Kese drenaj ameliyatları, cerrahi operasyonlar arasında, hastanın en iyi şartlarda olduğu durumlarda yapılır. Kese drenaj ameliyatı, hastanın işitme kaybının olmadığı, Vertigo sıklığının az, Vertigo şiddetinin ise orta durumlarda olduğu zamanlarda uygulanmaktadır. İşitme kaybının olmadığı ve işitme kaybı riskinin de düşük olduğu zamanlarda kese drenaj ameliyatları uzmanlar tarafından uygulanabilmektedir. Bu ameliyat sırasında risk düşüktür ve tedaviden olumlu sonuç alınması beklenir.

İç kulağa yapılan bu ameliyatta, belirli bir bölgenin açılması ve sıvı azaltılması işlemi yapılır. Bu işlemde sıvı basıncını dengelemek, önemli faktörler arasındadır. Başarı oranı ortalama %50 olarak belirlenmiştir. Hastaların yarısında Meniere etkileri büyük oranda kaybolur. Drenaj ameliyatları, Vertigo ataklarının son bulması için tercih edilen yollar arasında başı çekmektedir.

Bununla beraber, bu ameliyat herkese yapılmaz. Zira cerrahi müdahale yalnızca, buna ihtiyaç duyan ve artık ilacın büyük ölçüde etki etmediği hastalara yapılmaktadır. Hastanın artık hastalığı ile mücadele etmesi neredeyse imkânsız hale gelmiş, baş dönmeleri kontrol edilemeyecek düzeye ulaşmıştır. Böyle durumlarda yapılması gereken, işitme kaybına bağlı olarak bir cerrahi operasyon seçmektir. Operasyonun türüne hekim karar vereceğinden ötürü, bu konuda donanımlı ve ne yaptığını iyi bilen bir hekim ile çalışmak, Meniere hastalığının tedavisi için oldukça önemli unsurlar arasında yer almaktadır.

Labirentektomi

Labirentektomi, Meniere hastalığı sırasında uygulaması hem hasta hem de doktor açısından zor olan uygulamalar arasında yer almaktadır. Meniere hastalığı, aslında zararsız gibi görünen bir hastalık olarak görünüyor olsa da hastanın hayatını çok ciddi etkiler ve yaşam kalitesini düşürür. Birçok olumsuz duruma sebebiyet veren hastalık, hastaya sık sık işitme kayıpları yaşatır, baş dönmesi nöbetleri geçirir ve hastanın çoğu zaman bitkin bir halde yığılmasına neden olur. Belirtileri ilk görüldüğü andan itibaren kişinin bir KBB uzmanına görünmesi ve bu konuda yardım alması, mutlaka yapılması gerekenler arasında yer almaktadır. Ancak durum bununla sınırlı değildir, zira tedavi uygulansa bile kesin sonuç alınması beklenmez. Hastalık ilerleyebilir, baş dönmesi problemi kalıcı bir hale gelebilir ve işitme kaybı yaşanabilir. Labirentektomi bu durumlarda yapılan bir uygulamadır ve kişinin duyu organını kaybetmesine neden olur.

Labirentektomi, hastanın kulağının iyileşme şansının olmadığı, bir kulakta meydana gelen işitme kaybının artık kontrol altına alınmayacak bir durumda olması halinde uzman bir hekim tarafından uygulanır. Hastanın iç kulağı tahrip edilir ve denge merkezi dışarıya çıkarılır. Bu durum, artık bir kulağın duymayacak olmasını ifade eder. Yine uzman görüşü ve hasta görüşünün bir olmasına bağlı olarak yapılan Labirentektomi, bir kulağın işitme kaybı riskinin olmadığı durumlarda uygulanır. Ciddi bir operasyondur. Hastanın işitme organlarından birisini yitireceği anlamına gelse de Meniere için genelde kesin sonuç veren yöntemler arasında yer almaktadır. Uzmanlar ve hasta için ‘son çare’ olarak düşünülmesi mümkündür.

Vestibüler Siniri Kesme Ameliyatı

Vestibüler siniri kesme ameliyatı, Meniere hastalığının etkilerinin azaltılması hususunda uygulanan, önemli operasyonlardan bir tanesidir. Uzman bir doktor tarafından yapıldığında, tedavi oranı oldukça yüksek olan ve olumlu sonuç veren bu hastalık, işitme kaybına neden olmamaktadır. Bu da tedavinin sevilmesinin başlıca nedenlerinden birisidir. Vestibüler sinirleri kesme ameliyatı, herkese uygulanmaz. Bu ameliyatın uygulanabilir olması için hastanın işitme kaybı riskinin olmaması kuralı esas alınmaktadır. Eğer hastanın sağlığı el veriyorsa ve gerekli şartlar sağlanıyorsa bu durumda vestibüler sinirleri kesme ameliyatı uygulanabilir.

Vücut içerisinde iç kulak ve dengeyi sağlayacak bir sinir ağı vardır. Bu sinir ağı Vertigo ataklarını derinden hissetmemize neden olan, vücudun denge merkezinin kontrolünü yapan bir sinirdir. Hastanın ataklarının kontrol edilemez bir durumda olduğu durumlarda bu siniri kesme ameliyatı yapılır. Yalnızca sinir kesilerek dışarı çıkartılmış olur. Bu durumun işitme ile bir ilgisi olmadığından ötürü işitme kaybı yaşanmaz ve kulak işlevini olduğu gibi korur. Genelde baş dönmesi ataklarının çok yoğun olarak yaşandığı, hastanın kendisini psikolojik olarak çökmüş durumda hissettiği durumlarda bu ameliyat uygulanır.

Alternatif Tedaviler

Meniere hastalığı nadiren görülen bir hastalık olsa da etkileri ciddidir. Bu hastalıktan mustarip olan çok sayıda kişi bulunmakla beraber, özellikle baş dönmesi atakları hasta açısından son derece ıstırap verici ve acı çektiren bir durum olduğundan bu hastalıkla mücadele eden insanlar birçok yolu denemektedirler. Bu yollardan ilki elbette ki bir KBB uzmanına danışmak ve hastalığın tedavisi konusunda bir yardım almak olacaktır. Ancak tercih edilen tek yol bu değildir. Zira alternatif tıp da bu konuda çalışmalar yürütmektedir.

Elbette bilimsel olarak kanıtlanmış olmasa da hastanın deneyimsel olarak birçok faydası olduğunu hissettiği durumlarda alternatif tedavilere de başvurulabilmektedir. Bu yollar arasında en çok tercih edilenlerden bir tanesi de bitkisel yöntemlerdir. Bitkisel yöntemler, bilimsel açıdan da hastaya olumlu etkisi olabilecek yöntemler olarak nitelendirilebilirler. Zira özellikle baş dönmesinin etkilerini azaltabilmek için uygulanan diyet yöntemi sağlıklı besinlere dayanıyor. Özellikle vücut içi sıvı basıncını düşürmek ve hastanın nöbetlere hazırlanabilmesini sağlamak açısından bitkisel tedavi yararlı olabilir.

Hastalığın tedavisi sırasında idrar söktürücü ilaçlar da kullanıldığı için, bir diyetisyen ve beslenme uzmanının da önerisi ile kimyasal kullanmayıp bitkisel yöntemler ile idrar söktürmeyi deneyebilirsiniz. Özellikle sağlıklı beslendiğinizde ve kendinize dikkat ettiğinizde, atakların sıklığını ve şiddetini azaltabilmek mümkündür.

Alternatif olarak kabul edilen ve yine pek çok kişinin uyguladığı yöntemlerin başında akupunktur geliyor. Meniere sendromu yaşayanlar için akupunktur tedavisinin olumlu sonuç verebileceği biliniyor. Bu yöntemi deneysel olarak uygulayan çok sayıda hasta bulunmakla beraber, Akupunktur binlerce yıldır uygulanan ve tarihi tıp biliminden de eski olan bir kültür. Bilimsel olarak da faydası kanıtlanmış olan bu yöntem, hastanın kendisini daha rahat hissetmesi açısından tercih edilebilecek yöntemlerden birisi olarak biliniyor. Meniere hastalığı lenflerin düzgün çalışmaması, kan akışının düzgün sağlanamaması ve buna bağlı olarak da sıvı basıncının yükselmesi olarak nitelendirilebilir. Tansiyonu dengeleyici bir etkisi olduğundan dolayı, özellikle Akupunktur uygulamasının Vertigo nöbetlerinin etkisinin azalması ve kişinin kendisini daha rahat hissetmesini sağlamak amacı ile uygulandığı görülmektedir.

Meniere Hastalığı Tedavi Öncesi

Meniere hastalığı tedavi öncesinde, hastanın belirtileri iyi analiz etmesi ve bunun sonucunda da hastalığın hem tespitini yapabilmek hem de tedavi olabilmek açısından iyi bir KBB uzmanına gitmesi gerekmektedir. Meniere hastalığı KBB’nin konu alanına girmekle beraber, ülkemizin bu branşta sağlık hizmeti veren birçok uzmana sahip olduğunu söylemek mümkündür. Meniere hastalığı bugün birçok tam teşekküllü hastane ve özel hastanede tedavi edilmektedir. ASM’ler de bu konuda tedavi hizmetinin sağlandığı kurumlar arasında gösterilebilirler.

Hastalığın tedavi edilmesinden önce, hasta ve doktorun iş birliği içinde çalışmasının önemi oldukça büyüktür. Bu noktada hastanın iyi muayene edilmesi, belirtilerin iyi analiz edilmesi ve hastadaki işitme kaybının; varsa ani nöbetlerinin ne sıklıkla olduğu belirlenmelidir. Bunun sonrasında, hasta ve uzmanın görüşlerine bağlı olarak bir tedavi yöntemi belirlenebilir.

Hastanın iyi bir diyet ile vücut basıncını dengelemesi ve sağlıklı beslenerek atakların etkisinin azaltılması, medikal ya da cerrahi tedavinin uygulanmasından önce iyi bir adım oluşturabilir.

Fiziksel Muayene

Meniere hastalığı sırasında fiziksel muayenenin önemi büyük. Fiziksel muayene, genelde hastanın ilk belirtilerden şüphelendiği ve bu sebepten ötürü hastaneye geldiği durumlarda, hastaya ilk yapılan müdahale olarak çok basit bir biçimde açıklanabilir. Hastanın iç kulağının ve kulak kanallarının incelenmesi, hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve herhangi bir işitme kaybının bulunup bulunmadığının belirlenmesi fiziksel muayene sırasında yapılması gerekenler arasında yer almaktadır. Hastanın işitme kaybının olup olmadığının algılanabilmesi için birtakım testlerin uygulanması gerekmektedir.

KBB uzmanı tarafından yapılan bu teste, odyometri adı verilir. Hastanın sesten izole bir konteyner içine yerleştirmek ve ona belirli frekanslardaki sesleri göndererek, sesi duyduğunda tepki vermesini istemek, odyometri testi olarak bilinmektedir.

Hastanın hangi sesleri algılayabildiği ve kulağı ile ilgili problemlerin olup olmadığı bu test sırasında belirlenmektedir. Fiziksel muayenenin doğru yapılması, Meniere hastalığının tespiti için son derece önemli unsurlar arasında yer almaktadır. Bu sebepten ötürü, böyle bir hastalığın varlığından şüpheleniyorsanız, yapmanız gerekenler arasında bu konuda uzmanlığını kanıtlamış bir hekim ile çalışmak bulunmaktadır. Fiziksel muayeneler, KBB branşının olmazsa olmazları arasında yer alır.

Fiziksel muayene ve odyometri testinden alınacak sonuca göre, hastanın durumu ile ilgili bilgi sahibi olunabilir ve yapılacak tedavi ile ilgili bir plan yapılması söz konusu olabilir.

Gliserol Testi

Meniere hastalığı, tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Bu hastalığa yakalanıp yakalanmadığınızı öğrenmenin başlıca yolları arasında bir KBB uzmanına gitmek ve ondan yardım almak bulunmaktadır. Odiometri (Odyometri) herhangi bir işitme kaybınızın olup olmadığını anlamak için tercih edilebilecek yollardan bir tanesidir. Ancak Meniere hastası olup olmadığınızı anlamak için uzmanlar tarafından uygulanan bir başka tespit yöntemi bulunmaktadır. Bu test, gliserol testi olarak ifade edilmekle beraber, hastalık konusunda net bir bilgi verebilir. Hastaya gliserin içirme testi olarak bilinen bu test oldukça pratik bir testtir. Gliserin hastaya limon ya da benzeri bir meyve suyu ile beraber verilebilir.

İlk üç saatlik bir odyogram çekilmesi, bu testin sonucunun belirlenebilmesi için oldukça gerekli detaylar arasındadır. Yapılan odyogramlarda gliserin sonrasında işitme seviyesi ile ilgili bir yükselme olması durumunda Maniere hastalığının olumlu sonuç verdiğini söyleyebilmek mümkündür. Ancak yüksek frekanslarda düşme olursa, kişinin Meniere hastası olmadığı sonucuna ulaşılabilmektedir.

Uygun Tedavinin Belirlenmesi

Her hastalıkta olduğu gibi, Meniere hastalığında da hastanın hastalığın hangi aşamasında olduğunu belirlemenin önemi büyüktür. Bu belirleme yapıldıktan ancak sonra hastanın tedavisine geçilebilmektedir. Dolayısı ile uygun tedavinin belirlenmesi hususunda mutlaka çeşitli testlerin ve fiziksel muayenenin yapılması şarttır.

Odyometri ve gliserin testleri yapıldıktan sonra elde edilecek sonuca göre hastanın tedavisi ile ilgili bir karara varılabilir. Elbette bu karar, uzman inisiyatifinde olduğundan, hekimin hasta için uygun gördüğü tedavi uygulanır. Fiziksel müdahalede işitme kaybının yaşanmadığı, ancak Vertigo ataklarının baş gösterdiği ve bu sebepten ötürü önlem alınmasının gerekli olduğu bir durum sezilirse, hastaya bir diyet listesi yazılarak ilaç tedavisine başlanabilir. Bu genelde bütün kurumlarda Meniere hastaları için yapılan ortak tedavi çalışmasıdır. Bununla beraber, hasta doktor kontrolüne geldiği sırada kulakları ile ilgili bir sorun yaşıyorsa, işitme kaybı oldukça ilerledi ise yapılması gerekenler arasında enjeksiyon ya da cerrahi operasyon bulunabilir. Bu noktada doktorun hastayı iyi analiz edebilmesi, hastanın teşhisinin iyi konulabilmesinin önemi büyüktür.

Tedavi planı belirlendikten sonra hasta bu konuda bilgilendirilmekte ve zaman kaybetmeden tedavi aşamasına geçilmektedir. Dolayısı ile bu durumun öneminin büyük olduğunu söyleyebiliriz.

Meniere Hastalığı Tedavi Sonrası

Meniere hastalığı için birçok tedavi yöntemi bulunmakla beraber, genelde kesin sonuç alabilmek için tercih edilen yöntemlerin başında ameliyat gelmektedir. Hastaya uygun olarak belirlenen ameliyat yöntemi sonrasında, uygulama yapılır.

Cerrahi operasyon ilaç ve enjeksiyona göre çok daha aktif rol oynayan ve başarılı sonuç vermesi beklenen bir yöntemdir.

Cerrahi operasyonlar pek çok hasta için umut vaad eden unsurlar arasında yer alıyor olsa da kesin sonuç vermesi mümkün değildir. Birçok hasta için cerrahi operasyon aslında, işitme kaybı anlamına gelmektedir. Çünkü artık sorun çözüme kavuşturulamayacak şekilde büyümüş, sorunun çözümü için yapılması gereken ise bir doktor eli ile olaya müdahale etmek olarak belirlenmiştir. Uygulanan operasyonun niteliğine bağlı olarak tedavi sırasında farklı bir adım izlenebilir.

Hastalık tedavisi başarılı olarak sonuçlanırsa, bu çoğu zaman kişinin ani baş dönmesi sorununu yeniden yaşamayacağı anlamına gelir. Ancak baş dönmesi için yapılan bir uygulama olan kese yöntemi her hasta için olumlu sonuç vermez. Bu oranın çoğu zaman yarı yarıya olduğunu söylemek mümkündür. Bununla beraber, kanal tahrip ameliyatının başarılı olması da kişinin Meniere hastalığının etkilerinden kurtulduğunu gösterebilir. Ancak durum kişinin işitme kaybı ile karşı karşıya kaldığını ifade etmektedir.

Tedavi Sonrası İyileşme Süreci

Tedavi sonrası iyileşme süreci oldukça uzun olabileceği gibi, birçok hasta için olumlu sonuç alınmayacağı konusunda bilgi vermekte de ciddi bir fayda bulunmaktadır. Meniere gerçekten sinsi bir hastalık olmakla beraber, sosyal yaşamı büyük ölçüde bitiren, kişinin kendisini eve kapatmasına dahi neden olabilecek fiziksel etkileri güçlü bir hastalık. Bu hastalığın tedavisi için pek çok yöntem uygulanabilmekle beraber, hastanın tedaviden maksimum etkiyi alabilmesi için işitme kaybının yaşanıp yaşanmadığı ve hastanın niteliği gibi etkilerin belirlenmesinin önemi büyük.

Tedavi sonrası iyileşme süreci, pek çok hasta için oldukça zorlu olabilir. Tedavinin olumlu ya da olumsuz sonuç verdiğinin görülmesi ortalama olarak 1 ay içerisinde anlaşılabilmektedir. Meniere atakları genelde cerrahi operasyon olmaksızın ömür boyunca devam eder ancak kontrol altında tutulabilir. Cerrahi operasyon söz konusu ise kişinin ameliyat sonrası iyileşmesi, atakların etkisinin kaybolması ve hayatına kaldığı yerden devam edebilmesi için 6 ay gibi bir süre yeterli olacaktır. Bununla beraber, hastanın kontrol altında tutulması oldukça önemlidir.

Hastalığın Tekrar Nüksetme İhtimali

Meniere hastalığı tedavisi yoğun ilaç tedavisi ve gerekli görülmesi durumlarında cerrahi operasyon gerektirmektedir. Tedavinin kesin sonuç verdiği ile ilgili bir yargı tıbben mümkün değildir. Kulağın işlevini yitirmediği sürece, kişi hastalığı yaşar. Bununla beraber, hastalığın etkilerinin azaltılması, özellikle söz konusu Vertigo ve etkileri olunca oldukça önemlidir. Yoğun baş dönmeleri ve kişinin bayılacak kadar bilincini yitirmesi, hiç kuşkusuz ki bu hastalığı korkunç kılan unsurlar arasında yer almaktadır.

Bu hastalıktan mustarip olan ve hastalığın tedavisini görmüş olan kişilerin en çok sorduğu soruların başında bu hastalığın tekrar nüksedip nüksetmeyeceği ihtimali gelmektedir. Tedavi sırasında başarılı olunması durumunda genellikle Vertigo atakları görmez, hayatınıza kaldığınız yerden devam edersiniz. Ancak hastalığın başarısız olarak sonuç vermesi durumunda, ilaç tedavileri ve alternatif yöntemler ile etkiler ile başa çıkmak ve onları kontrol altında tutmak durumundasınızdır.

Sık Sorulan Sorular

Aşağıda, Meniere hastalığı konusunda bilgi almak isteyen ilgililer için soru ve cevap bölümü yer almaktadır. Burayı inceleyerek hastalık hakkında sık sorulan sorular hakkında genel bilgi edinebilirsiniz.

Meniere Hastalığı Tedavi Sonrası Yeniden Oluşur Mu?

Meniere dünya üzerinde oldukça nadir olarak görülen bir hastalık. Hastalığın tedavi edilebildiği durumlarda (çoğu zaman hastalık sadece kontrol altında tutulabilir), Meniere atakları yeniden görülmez. Ancak tedavi her zaman olumlu sonuç göstermez. Böyle durumlarda, kişinin atakları kontrol altında tutarak yaşaması gerekmektedir. Kulak kanallarının tahrip edildiği, yani kişinin işitme yetisinin elinden alındığı durumlarda (hastalık ilerlemiş ise uygulama bu yöndedir) kişi Meniere hastalığının etkilerini yeniden görmez.

Meniere Tedavi Edilmezse Ne Olur?

İç kulaktan kaynaklanan bazı hastalıklar, tedavi edilmediği durumlarda ağır enfeksiyonlara ya da daha ağır problemlere neden olabilir. Meniere bu hastalıklar arasında yer almaktadır. Hastalığın tedavi edilmediği durumlarda, kalıcı Vertigo yaşanması durumu söz konusu olabilir, hastalık ilerledikçe işitme kayıplarına ve hatta sağırlığa dahi neden olabilmektedir. Bu sebepten dolayı, belirtilerin iyi analiz edilmesi, hastanın herhangi bir belirti gördüğü durumlarda derhal bir KBB uzmanına danışması gerekmektedir.

Meniere Hastalığı Ölüm Riski Taşır Mı?

Hayır, Meniere hastalığı doğrudan doğruya bir ölüm riski taşımaz. Bununla beraber, ani meydana gelen ve uzun sürebilen atakların, kişiyi psikolojik olarak kötü etkilediği, fiziksel duyu kaybı meydana gelebileceği gibi kişide ciddi bir ‘ölüm korkusu’ oluşması ve manik depresif ruh hallerinin yaşanabildiği bilinir.

Kimler Meniere Hastalığına Yakalanır?

Meniere hastalığı, yaş ya da cinsiyet gözetmeksizin ani ataklar halinde her bireyin yaşayabileceği hastalıklar arasında görülür. Çocukların da Meniere hastalığına yakalanabildiği bilinse de genel hatları itibari ile 30 ile 60 yaşları arasında görülmektedir. Kadın hastaların erkek hastalara göre daha fazla olduğu, kronik rahatsızlık yaşayanların Meniere’ye daha fazla yakalanabileceği bilinmektedir. Ayrıca kulak enfeksiyonu geçirmiş olan kişilerin de hastalığa yakalanma oranlarının daha fazla olduğunu bilmekteyiz.

Meniere Hastalığında Yaş Faktörü Nedir?

Meniere hastalığında ciddi bir yaş faktörü bulunmaz. Çünkü bu hastalığa yakalanan çok sayıda çocuk hasta kayıtlara geçmiştir. Ancak yaygın hasta profili incelendiğinde, Meniere hastası kişilerin 30-60 yaş arası kişiler olduğu bilinmektedir. Hastalık genellikle 40 yaşlarında kendini göstermeye başlar. Türkiye’deki Meniere hastalarının yaş ortalamasının 48 olduğu bilgisi bulunmaktadır. Stresin bu hastalığın görülmesinde aktif şekilde rol oynadığını düşünülmekte.

Meniere Hastalığının Tedavisinde Başarı Oranı Nedir?

Hastalık, tedavi edildiği müddetçe %95 oranında kontrol altına alınabilir. Ancak hastaya ilaç tedavisi uygulanıyorsa, tedavi aksatıldığı zamanlarda ataklar geri dönebilir. Bu sebepten ötürü hastalığın kesin bir tedavisi olduğunu söylemek mümkün değildir. Bazı hastalarda ataklar geri dönmezken, bazıları hastalığın etkilerini dönem dönem görebilir.

Meniere Tedavisinde Ameliyat Sonrası Komplikasyonlar Nelerdir?

Ameliyat, Meniere tedavisi için genelde en son başvurulacak yöntem olarak değerlendirilebilir. Ameliyat sonrası hasta, genelde tipik kulak ameliyatları sonrası görülen komplikasyonlardan bazılarını yaşar. Kanama, çınlama, işitme kaybı, mide bulantısı gibi etkiler görülebilir. Nadir de olsa hastanın enfeksiyon kapması mümkündür. Bu sebepten ötürü, mutlaka deneyimli bir uzman yardımı ile vestibüler sinirlerin alınması gerekmektedir. Ameliyat sonrasında tedavinin etki göstermediğini anlamak birkaç hafta sürebilir. Hastalık olumlu sonuç verdiyse ataklar bir süre sonra azalır.

Meniere Tedavisinin Süresi Ne Kadardır?

Meniere tedavisi çok aşamalı olarak ilerleyebilir. Hastalık ömür boyunca devam edip yalnızca kontrol altında tutulabileceği gibi, 1 yıl sonrasında hastadaki belirtilerin kaybolabilmesi de mümkündür. Oluşma nedenleri tam olarak bilinmediğinden kesin bir tedavi uygulanamaz.

Meniere Hastalığının Tedavisi İçin Hangi Bölüme Gidilmelidir?

Meniere hastası olduğunuzdan şüphe duyuyorsanız ya da bu yönde belirtileriniz söz konusu ise hastalığın tespiti ve tedavisi için Kulak Burun Boğaz bölümüne gitmeniz gerekmektedir.

Meniere Tedavisinin Aşamaları Nelerdir?

Meniere tedavisi çok aşamalı olarak karşımıza çıkabilir. Tuz kısıtlaması, alkol ve sigara kısıtlaması hastalığın kendi kendine iyileşmesine yardımcı olabileceğinden önceleri hastaya bir diyet listesi uygulanır. Bu belirtilerin sonuç vermemesi halinde, ilaç tedavisi ve cerrahi operasyon tedavinin aşamaları olarak belirtilebilir. Ancak hastalık nadir de olsa ameliyat ile sonuçlanır. Çünkü bu alanda kullanılan ilaçlar ya da hekimin gerekli görmesi durumunda enjeksiyon uygulanması hastalığın kontrol altında tutulmasına imkân sağlamaktadır.

Meniere Tedavisi Hangi Hastanelerde Uygulanır?

Meniere, doğrudan Tıp biliminin Kulak Burun ve Boğaz alanının konusu olduğundan ötürü, KBB uzmanları tarafından tedavi edilir. KBB bölümüne yer verilen tam teşekküllü bir hastanede bu hastalığın tedavisi uygulanabilir. Bunun yanı sıra dünyada yalnızca bu hastalığın tedavisi için uzmanlaşan belirli uzmanların da bulunduğunu, kendi kliniklerinde hizmet verdiklerini söyleyebilmek mümkündür.

Meniere Tedavisinin Maliyeti Nedir?

Meniere tedavisi tam teşekküllü devlet hastanelerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır. Bununla beraber, özel bir kliniğe danışılması durumunda tedavi 20.000 lirayı bulabilmektedir. Bu maliyet uzman opsiyonuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Meniere Ameliyatı Sonrasında Hasta Takibi Nasıl Yapılır?

Hastalığın tedavisi için ameliyat opsiyonu tercih edildi ise hastanın herhangi bir komplikasyon göstermemesi için hasta bir süre müşahede altında tutulur. Bununla beraber uzman hastanın 3 ayda bir kontrole gelmesini isteyebilir. Bununla beraber hastalık bulaşıcı nitelik taşımadığından ötürü, hastanın ciddi şekilde takibine gerek bulunmamaktadır.

Meniere Hastalığı Bulaşıcı Mıdır?

Hayır, Meniere hastalığı bulaşıcı nitelik taşıyan bir hastalık değildir. WHO’nun açıklamalarında göre 100.000 kişiden yalnızca bir tanesi bu hastalığa yakalanmaktadır. Ancak genetik yatkınlıkların Meniere hastalığı üzerinde etkisi olduğu düşünülmektedir. Basitçe, hastalık alt soylara taşınabilir.

Meniere Hastalığı Çocuklarda Görülür Mü?

Hastalığın nadir de olsa çocuklarda da görüldüğünü biliyoruz. Ancak genellikle 40 yaş üstü kimselerde görülmektedir. Hastalık yetişkinler açısından oldukça zor olmakla beraber, çocuklarda görüldüğünde, tedavi çok daha komplike bir hale gelebilir.

Meniere Hastalarının Uçak Yolculuğu Yapmaları Sakıncalı Mı?

Meniere hastalarının uçak yolculuğu yapmaları, uzmanlar tarafından sakıncalı bulunmaktadır. Bu durumun en büyük nedeni, hastalığın kulak içi basıncı etkileyen bir sorun olmasıdır. Uçak yolculukları sırasında basınç sürekli olarak değiştiğinden ve yüksek basınç altında kaldığınızdan ötürü ciddi komplikasyonlar geçirmeniz ve işitme kaybı sorunu ile karşı karşıya kalmanız mümkündür.

Meniere Hastalığı İçin Kullanılan İlaçlar Nelerdir?

Meniere hastalığı için çok çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Bu durumun en büyük nedeni, hastalığın yalnızca iç kulağı değil, bütün vücudu etkilemesidir. Kişi baş dönmeleri ile karşı karşıya kalabilir, denge sorunu yaşayabilir, şiddetli baş ağrısı ve bulantı problemleri yaşayabilir. Karmaşık bir hastalık olduğundan ötürü, her bir problem için ayrı ayrı ilaçlar kullanılması söz konusu olabilir. Vestibo, Vertiserc, Betaserc, Sefal, Vasoserc, Betateva gibi ilaçlar kullanılabilmektedir. İlaçlar uzman önerisi ile kullandırılmakta ve takibi yapılmaktadır.

Meniere (İç Kulak) Tedavisine Hangi Bölüm – Doktor Bakar?

İç kulakta meydana gelen basınç değişmeleri ciddi denge kayıplarına sebep olur. İç kulak hastalıklarına ve vücudun dengesiyle ilgili problemlere kulak, burun ve boğaz hastalıkları polikliniği bakar. Doğal olarak denge problemi yaşayan ve denge probleminin temel sebebi meniere olan kişiler kulak, burun ve boğaz uzmanlarına başvurmalıdır.

Meniere (İç Kulak) Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Meniere hastalığının sebepleri tam olarak kestirilemediğinden dolayı tedavi kaynağa değil semptomlara yöneliktir. Yani tedavi, hastalığın atak dönemlerinde tekrarlar niteliktedir. Atak döneminde denge, mide bulantısı, kusma ve dolaşım sistemi için çeşitli ilaçlar reçete edilir. Bu ilaçlar üç gün ile bir hafta arasında kullanılarak hastalığın belirtileri ortadan kaldırılır. Bu basit ilaç tedavisinin atak dönemlerinde tekrar tekrar uygulanması, hastalığa bağlı belirtilerin zaman içerisinde kaybolmasına sebep olur. Bir – iki senelik basit ilaç tedavileri ile hastalığa dair belirtiler sıfırlanabilmektedir.

Ameliyatsız Meniere Tedavisi Mümkün Müdür?

Meniere hastalığına dair kesin bir tedavi prosedürü bulunmamaktadır. Doğal olarak ameliyatlı tedavi yöntemi de mümkün değildir. Günümüzde en çok kullanılan yöntem belirtilerin tedavisine yönelik ilaç tedavileri olmakla beraber çeşitli alternatif tıp yöntemleri de denenmektedir. Akapunktur, bitkisel kürler ve basınç odaları başlıca yöntemlerdir. Başarı oranları muallak olmakla beraber denenmelerinde doktor tavsiyesi olduğu müddetçe herhangi bir sakınca yoktur.