Lenf Ödem

Lenf Ödem
Lenf Ödem

 

Koruyucu bir filtre gibi çalışan lenf sistemi lenf hücreleri, lenf nodülleri, dalak, timüs bezi, lenf kılcalları, lenf damarları ve bademciklerden meydana gelmektedir. Vücudumuzdaki hücrelerin içinde bulunduğu sıvıda, bu hücrelerin ihtiyaç duydukları besinler bulunur. Hücreler kendileri için gerekli olan bu besinleri aldıktan sonra atıkları yine aynı ortama bırakır. Bu atıklar lenf sıvısı içinden lenf modülleri tarafından ayrıştırılıyor. Temizlenen sıvı yeniden dolaşıma katılabiliyor. Yani bağışıklık sistemi işbirliği ile çalışan lenf sistemi vücut için gerekli olan filtre görevini üstlenmiş oluyor.

İnceleyen ve onaylayan: Uzm. Dr. Sema Tutar Pişkinsüt

Lenf Ödem Hastalığı Hakkında

Lenf ödem aslında lenf sisteminde yaşanan bir bozukluk sonucunda ortaya çıkan durumdur. Diğer bir deyimle hücreler arası sıvı miktarındaki artış demektir. Vücudun karşılaşabileceği herhangi bir sebepten ötürü lenf sistemi olması gerektiği şekilde çalışmaz ise giderek artan sıvılar dokulara zarar vermeye başlar. Dokuların içinde biriken bu sıvılar damarlar tarafından drene edilemiyor ise ve lenfatik sistemin kapasitesinden fazla bir boyuta ulaştı ise lenf ödem meydana gelir. Farklı bir ifade ile protein zengini sıvıların birikimi şeklinde de açıklanabilir. Bu birikim nedeni lenfatik sistemin tıkanması ya da iltihaplanması olmaktadır.

Lenfödem Nedir?

Vücut dokularında uzun süreli devam eden ve deformasyona neden olan şişliklerin çoğu lenf ödeminden meydana gelmektedir. Genellikle kollar ve bacaklarda sık görülen bu durum aslında lenf bezlerinin olduğu her noktada kendini gösterebilir. Vücudun her yerinde bulunan lenfatik sistem vücuttaki fazla sıvı ve enfeksiyonu atmaya yardımcı olan yapılardır. Bu sistemin herhangi bir sebepten ötürü zarar görmesi bu fazla sıvının dokulara zarar vermesine neden olur. Hayati tehlike arz etmese de acilen tedavi edilmezse hızla ilerler ve ciddi doku problemlerine neden olur. Lenfödem genellikle kollarda, bacaklarda, karında, göğüste ve koltuk altında görülür. Bazı hastalarda kafada da görüldüğü gözlemlenmiştir. Toplardamar yetersizliği ya da obezite sonunda da sıklıkla bu şikâyete rastlanır. Sık rastlanan nedenleri arasında ise travmalar, enfeksiyonlar ya da lenf düğümlerinin alınması vardır.

Lenfödem Tipleri

Lenf ödem sorunu lenf sisteminin zarar görmesinden ya da yeterli çalışmasına engel bir durum oluşmasından kaynaklanır. Lenf ödem tiplerini iki ana başlıkta incelemek mümkündür. Bunlar primer lenfödem, yani doğuştan gelen lenf ödem sorunu ve sekonder lenfödem yani ikincil, diğer bir adı ile sonradan gelişen lenfödem sorunudur.

Primer (doğuştan) Lenfödem

Genellikle kız bebeklerde daha sık görülen bir durumdur ve bacakları etkiler. Tek bir bacakta sık görülse de diğer bacağı etkisi altına da alabilir. Nedeni bebeğin lenf damarlarının anne karnında yeterli gelişememesidir. Ancak bazı durumlarda sağlam olan damarlar lenf damarlarının görevini üstlenebilir. Anne karnında meydana gelen bu durumu etkileyen ne olduğu henüz bilinmiyor. Doğuştan lenfödem şikayeti lenfatik fonksiyon yetersizliği nedeninden kaynaklanmaktadır. Aslında doğuştan bu yetersizliğin olması kişinin lenfödemi ile karşılaşacağı anlamına her zaman gelmez. Bu kişilerin yaklaşık yüzde 70’i yıllar sonra lenfödemi ile karşılaşırken, yüzde 30’luk kısmı da bu sorunla hiç yüzleşmez. Yani bu yetersizlik nedeni ile kişinin illa lenfödem sorunu ile karşılaşacağı saptanamaz. Ancak lenfödem şikayeti ile başvuran kişiler için doğuştan olup olmadığının araştırması yapılır.

İkincil Lenf Ödem

Doğuştan gelen bir problem değildir, sonradan gelişir. Bu hastalığın tedavisi oldukça zordur. Ayrıca kronikleştiği için sürekli tekrarlamaya çok meyillidir. Bu nedenle hastanın hayat boyu gözetim altında tutulması gerekmektedir. En çok prostat, mesane ve meme kanserlerinde yapılan cerrahi müdahaleler sonucunda ortaya çıkar. Çünkü bu müdahaleler esnasında hasta bölge ile birlikte lenf nodülü de alınır. Lenf sisteminin gerektiği gibi çalışmasını engelleyen bu operasyon sonrasında lenfödem oluşuyor. Hatta kanser tedavisinde cerrahi müdahale yapılmasa dahi kemoterapi de alınabiliyor. Yine kemoterapi tedavisi de lenf sistemine zarar veren diğer etkenlerden. Bu durum da ilerleyen zamanlarda lenf ödemine neden olabiliyor. Ancak kanser tedavisi gören hatta cerrahi müdahale geçiren hastalarda lenf ödemin oluşma ihtimali yüksek değil. Yani bu hastaların kesinlikle lenfödem sorunu yaşayacağı yanlış bir algı. Ancak diğer insanlara göre lenfödem ile mücadele etme olasılıkları yüzde 25 daha fazla oluyor. Her koşulda lenfödem şikayeti ile gelen hastanın erken teşhis ve tanısı büyük önem taşıyor. Çeşitli lenfödem tedavileri ile hasta normal yaşantısına dönebilir. Ancak geç kalınması büyük ölçüde yaşam kalitesini düşüren sonuçlar doğuruyor. İşte ikincil lenfödemin diğer nedenleri,

  • Vücudun herhangi bir noktasında meydana gelen yaralanmalar,
  • Kronik venöz yetmezliği,
  • Yanıklar,
  • Tropik bölgelerde yaşayan bir sineğin ısırması sonucunda ortaya çıkan lenfödem,
  • Obezite,

Kimlerde Görülür?

Kanser tedavisi gören hastalar dışında obezite ile mücadele eden kişilerde de lenfödem görünmektedir. Çünkü vücutta meydana gelen aşırı yağlanma lenf sistemine baskılama yapacağı için, sistemin rahat çalışmasını engelleyecek ve artan sıvı miktarı lenfödeme neden olacaktır. Bunun dışında vücutta herhangi bir enfeksiyon oluşmasına neden olabilecek yanıklar ve yaralanmalar da lenf sisteminde ödem oluşmasına neden olacaktır. Bu tip durumlarda yaraların pansumanları ertelenmemeli ve gerektiği gibi hijyenik yapılmalıdır. Kanamalı yaralanmalarda en yakın sağlık kuruluşunu başvurulmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır. Aynı şekilde enfeksiyona neden olabilecek özellikle genital yol rahatsızlıkları, kulak iltihapları ve göz komplikasyonları ciddiye alınmalıdır. Çünkü lenf bezleri kulak arkalarında ve kasıklarda da bulunmaktadır. Aslında lenfödem görülme sıklığına bakıldığında genellikle toplu yaşam alanlarında bulunan kişilerin daha fazla tehdit altında olduğu saptanmıştır. Özellikle kişisel eşya paylaşımı anlamında rahat davranan kişilerin ya da enfeksiyonel hastalığı olan kişiler ile aynı ortamı paylaşan kişilerin daha fazla risk grubunda olduğu gözlemleniyor. Ayrıca geçmişte enfeksiyonel bir hastalık geçirmiş ve bunu tetikleyecek unsurlardan uzak durmayan kişilerde, alkol – sigara gibi kötü alışkanlıkları devam eden kişilerde daha sık rastlanıyor. Yaşam kalitesi düşük, uyku düzeni bozuk ve beslenme alışkanlıkları kötü olan kişiler yine bu riskler ile doğrudan tehdit altında bulunuyor. Daha önce lenfödem ile mücadele etmiş olan kişilerin tüm bu tehditlerden uzak durması gerekiyor. çünkü lenf yapılarının bir kez hasar alması hastalığın tekrarlanmasına zemin hazırlıyor. Bu nedenle lenfödem konusunda destek almış, tedavi olmuş kişilerin düzenli aralıklar ile kontrollerini yaptırması ve doktorunun verdiği düzene uyması gerekmektedir.

Tedavisi

Lenfödem hastalığı 3 evreden oluşmaktadır. 1. Evrede hastada gündüz, rutin iş hayatında ya da hareketlerinde şişkinlikler baş gösterir. Bu şişkinlikler genellikle bacaklarda ya da kollarda görülmektedir. Ancak hasta dinlenmeye çekildiğinde şişkinlikler inmeye başlar. 2. Evrede artık durum kronikleşir ve şişkinlikler artar. Üstelik bu şişkinlikler hastanın hareket alanını da daraltır ve onu kısıtlar. Hatanın rutin yaşantısı 2. Evre ile birlikte etkilenmeye başlar. 3. Evre fil hastalığı olarak da tanımlanan evredir. Bu evrede hasta geri dönüşü olmayan bir şişkinlik ile hayatına devam etmek durumunda kalır. Dünya üzerinde bu hastaların sayısı oldukça fazla olsa da lenfödem hastalığının önemini vurgular. Hastalık fizyoterapi ve kompresyon ile hafifletilmesi, ve 2. Evre oluşmadan önlem alınmalıdır. Bu nedenle ilk evre son derece önemlidir. Ayrıca lenfödem tedavilerine ilişkin kulaktan dolma önlemler alınması son derece yanlıştır. Özellikle şişen bölgelerin herhangi bir bez yardımı ile gelişigüzel sıkılarak bağlanması dokular ve damar sistemine ciddi, kalıcı hasarlar verebilir. Bu nedenle lenfödem şikayetleri doktor kontrolünde tedavi edilmeli ve asla internet üzerinden lenfödeme ilişkin satılan cihaz ya da ilaçlar satın alınmamalıdır. Bitkisel kürlerin çoğu bile gerginleşmiş ve hassaslaşmış olan cildi etkileyerek enfeksiyona bağlı çeşitli cilt sorunlarını da ortaya çıkarabilir. Bu da durumu daha fazla içinden çıkılmaz bir hale sokar.

Fizyoterapi

Fizyoterapi yöntemi lenfödem hastaları üzerinde en etkili sonuç veren tedavi yöntemlerinden biridir. Cildin rahatlatılması ve şişkinliğin ortadan kaldırılması için yapılan bu uygulama fizik tedavi merkezlerinde verilmektedir. Tedavi içeriği oldukça zengin ve kapsamlıdır. Bu tedavide uygulanan yöntemler şöyledir,

  • Tedavi boyunca cilt nemli ve temiz tutulur. Bu sayede gerginleşen cildin hastaya verdiği rahatsızlık azaltılır. Ayrıca olası tekrarlayacak bir enfeksiyon riski de ortadan kaldırılmış olur,
  • Özel bir lenf drenajı hazırlanır ve bu drenaj tüm vücuda uygulanır,
  • Uygulanan lenf drenaj kürü sayesinde vücuttaki şişkinlik inecektir. İndikten sonraki vücut ölçülerine göre hazırlanan özel basınçlı kıyafetler hastaya giydirilir,
  • Hastaya sağlanan bu basınçlı kıyafetlerin kullanım düzeni ile tedaviye devam edilir,
  • Şişkin olan kol ve bacaklarda yine basınçlı bandajlar ile sarılır,
  • Bu uygulama sonunda genellikle 2 ile 8 hasta arasında sonuç alınır.

Kompresyon

Kompresyon cihazları 1950’li yıllardan bu yana lenfödem tedavisinde kullanılmaktadır. 300 mmHg’ye kadar basınç veren bu cihazlar şişmiş olan bölgelere uygulanmaktadır. Ancak lenfödemin oluşmasındaki en büyük etken aslında vücuttaki fazla sıvıdır. Dolayısıyla vücutta bu sıvı varken kompresyon kullanılması lenf damarlarına zarar verebilmektedir. Çok uzun yıllardır hastaların kendi başlarına da kullandıkları bu yöntem uzmanlar tarafından sağlıklı kabul edilmemektedir. Öncelikle vücuttaki şişkinliğe neden olan fazla sıvının azaltılması gerekmektedir. Dolayısıyla basında direnç gösterecek olan bu fazla sıvılar damar sistemini olumsuz etkiler. Bunun yerine kompleks boşaltıcı fizyoterapi uygulanmalıdır. Yani öncelikle vücuttaki lenf sıvısının boşaltılması için lenf damarları uyarılır. Sağlam lenf damarları ile hasta lenf damarları uyarıldıktan sonra sıvı hasta lenf damarlarından boşaltılır. Ancak kompresyon cihazı bu akışın tam tersinin uygulanmasına neden olur. Yani hasta lenf damarlarında sıvı kalır. Ancak sıvı kompleks boşaltıcı ile sağlam lenf damarlarına gönderildikten sonra kompresyon uygulaması yapılabilir. Hatta hasta kol ve bacakları özel bandajlar ile sıkılabilir. Hastaların alışılagelmiş kompresyon uygulamaları bilinçsiz olarak yapıldığında lenf damarlarına ve dokulara ciddi zararlar verilir.

Lenf Ödem Hastalığının Nedenleri

Vücut altında dolaşan sıvıya lenf denmektedir. Sıvının amacı ise deride ya da deri altında meydana gelen enfeksiyonları uzaklaştırmaktır. Dolayısıyla lenf ödeminin birincil nedeni enfeksiyonlardır demek yanlış olmaz. Lenf sıvıları vücutta hastalığa neden olan bakteri ve virüsleri lenf kanallarına taşır ve burada yok eder. Bunun dışındaki nedenlerini ise 4 ana başlıkta incelemek mümkündür.

Genetik

Genetik lenfödemi doğuştan damar bozukluğu şeklinde ileri gelmektedir. Hastanın birinci derece yakınlarında lenfödemi yaşanmış ise genellikle genetik yatkınlık düşünülebilir. Ancak bunun nedeni için kesin bir tanı koymak mümkün değildir. Genellikle anne karnında damarların yeterince gelişmemesi gibi durumlardan kaynaklanmaktadır.

Travma

Doğuştan ya da sonradan olabilen lenfödemlerinin bir diğer nedeni de travmalardır. Hastanın geçmişte ya da yakın bir tarihte travma öyküsü var ise lenfödemi rahatsızlığından söz edilebilir.

Enfeksiyon

Açık bir yaradan, idrar yollarından, kadın hastalıklarından ya da ağız ve diş sağlığı rahatsızlıklarından kaynaklanan enfeksiyonlar lenf bezlerini en çok etkileyen komplikasyonlardır. Ancak bunun dışında da elde oluşan bir çizik dahi enfeksiyona neden olup lenfödemi oluşturabilir.

Radyasyona Maruziyet

Kanser hastalarının almış oldukları radyasyon terapileri de lenf bezlerini büyük ölçüde tahribata uğratır. Aynı şekilde radyoaktif ışık müdahaleleri ile tedavi bu riski tetikler. Lenfödemi şikâyeti ile başvuran bir hastanın öncelikle geçirmiş olduğu tedavi süreçleri hakkında bilgi edinilir.

Lenf Ödem Hastalığının Belirtileri

Lenfödemi hastalığında en büyük belirti bölgesel şişliktir. Ancak bölgesel şişlik olmadan da lenfödemi hastalığından söz etmek mümkündür. Örneğin sızı, ağrı, ciltte gerginlik ve hareket kısıtı da hastalığın bir belirtisi olarak kabul edilebilir. Kesin tanı için doktor müdahalesi gerekmektedir. Çünkü bu belirtiler farklı bir hastalığa da işaret ediyor olabilir.

Bölgesel Şişlik

Lenfödemi hastalığında bölgesel şişlikler genellikle kollarda, bacaklarda, kasıklarda, kulak arkalarında ve boyunda gözlemlenir. Şişlikler genellikle dokunulduğunda hissedilebilecek kadar küçük olabileceği gibi, büyük ve yayılmış şekilde de görülebilir. Ayrıca kafada da genellikle kulak arkası ve ense bölümünde şişkinlik görülebilir. Bu şişkinlikler biz bezeye benzer ve çoğu zaman oynak, ağrılı ve yanmalı olur. Asla bu bezelerin patlatılmaması gerekir ki bu açık enfeksiyon riskine davetiye çıkarır. Koltuk altı şişkinlikleri en sık görülen şişliklerdir. Bu şişlikler üzerinde çok fazla parmak gezdirilmemeli, şişlik sıkılmamalı ve hemen doktora başvurulmalıdır. Kol ve bacaklardaki şişkinlikler ise genellikle hastanın günlük yaşantısı sırasında daha belirgin bir hale gelir. Özellikle çalışan insanlarda kol ve bacak şişkinlikleri bir hayli göze çarpacak dereceye ulaşır.

Hareket Kısıtlanması

Lenf ödeminin en sık görüldüğü noktalar eklemlerdir. Dolayısıyla kolların ve bacakların hareketi bu lenfödemi sebebi ile kısıtlanmaktadır. Bu tarz durumlarda eklemleri zorlamak ağrı ve acıyan neden olacaktır. Hareket kısıtı genellikle hastalığın 2. Evresinde karşımıza çıkmaktadır. Hasta otururken kalkmakta zorlanabilir, adım atarken ya da kollarını kaldırırken acı hissedebilir. Hatta istirahat sırasında da ağrılı nöbetler yaşanabilir.

Ağrı

Özellikle kasıklarda, kulak arkalarında ve boyunda meydana gelen lenfödemleri ağrıya neden olmaktadır. Hareket kısıtına neden olan ve sertleşen lenf bezleri de herhangi bir zorlama da aynı ağrı hissini ortaya çıkaracaktır. Ağrı sürekli olabileceği gibi, zonklamalar şeklinde fonksiyonel ve sürekli de olabilmektedir. Hastalığın 2. Evresinde ve sonrasında ağrıların boyutu giderek artar. Hatta hasta kısa bir yürüyüş sonrasında dahi dayanılmaz ağrılar yaşayabilir. Sürekli dinlenme gerektiren bu durum masaj ihtiyacı da hissettirir. Kol ve bacaklarda sistematik ağrıların yaşanması hastanın yaşam kalitesini büyük ölçüde düşürür.

Ciltte Gerginlik

Şişen ve sertleşen lenf bezleri ciltte gerginliğe neden olacaktır. Cilt çatlakları ve üst deri çatlakları genellikle gerginliğe neden olabilecek derecede büyümüş lenfödemlerinden kaynaklanmaktadır. Ciltte gerginlik yaşanması enfeksiyon riskini de artırır. Bu nedenle ciltteki istenmeyen tüylerin tıraş bıçağı yardımı ile alınması son derece tehlikeli olacaktır. Ayrıca cildin sürekli nemli tutulması bu süreçte çok önemlidir. Nemli ve hijyenik olması durumun daha fazla kötüleşmesini engelleyecektir.

Ağırlık Hissi

Özellikle bacaklarda meydana gelen ve fil hastalığı olarak da tanımlanan lenfödemlerinde ağırlık hissi en büyük şikâyetler arasında yer almaktadır. Ancak fil hastalığı hastalığın 3. Evresinde görülmektedir. Ağırlık hissi ise 2. Evreden sonra baş göstermektedir. Hastanın sürekli ayakta kalması ve rutin yaşantısına devam etmesi zorlaşır. Hatta hasta yürümekte ve yaşamını devam ettirmesi için gereksinimlerini karşılamakta dahi zorlanmaya başlar. Sürekli ağırlık hissi hastayı bitkin düşürecek ve yoracaktır. Fazla enerji kaybı nedeni ile hasta devamlı istirahat halinde olmalıdır.

Görsel Deformasyon

Boyunda, kollarda ve bacaklarda ortaya çıkan lenfödemleri genellikle kişinin dış görünüşünü etkileyen önemli deformasyonlardır. Lenfödemi büyüdükçe bu deformasyon da artacaktır. Özellikle kol ve bacaklarda gelişen ödemler hastanın psikolojik durumunu ve sosyal yaşantısını olumsuz etkileyecektir. Bu deformasyonlar belli bir süre sonra hastanın istediğini giyememesi sorununa da yol açacaktır.

Rahatsızlık Hissi

Hem psikolojik, hem de fiziksel açıdan hastanın kendini kötü hissetmesi, zaman zaman sızı duyması da mümkündür. Dış görünüş endişesi yaşayan ve hastalık süreci ile net bilgilendirilmeyen hastalarda da aynı durum sıkça rastlanmaktadır. Ayrıca hasta şişkinlik ve ağrı gibi sebeplerden ötürü rahat uyuyamaz ve bu da günlük yaşantısına olumsuz etkiler. Ayrıca hasta vücudundaki ödem ve şişkinlikten kaynaklı istediği gibi hareket edemez. Gerilen cildin yanması, kızarması ve gerginlikten ötürü sızlaması gibi durumlar yine hastanın yaşam kalitesini düşüren etkenlerdir.

Tekrarlayan Enfeksiyonlar

Lenfödeminin sık sık şişmesi ve genellikle aynı noktalarda oluşması ciltte ve deri içinde bazı enfeksiyonları da beraberinde getirir. Ayrıca mesane ve genital bölge enfeksiyonları ile birlikte, boğaz, ağız içi, kulak ve göz enfeksiyonları da bunların arasında gösterilebilir. Ayrıca kulak içi iltihapları, göz ve dişeti iltihapları da bununla doğru orantılıdır. Enfeksiyonların sürekli tekrarlamasının ardında yatan neden net bir şekilde araştırılmalıdır. Ayrıca enfeksiyonların sürekli olarak tekrarlaması önlenmeli ve mümkün olduğunda kişisel temizliğe dikkat edilmelidir.

Ciltte Kalınlaşma

Üst üste tekrarlayan ödem atakları bir süre sonra cilt yüzeyinde kalınlaşmalara neden olur. En sık bacaklarda ve kollarda bu durum ortaya çıkar. Aslında ciltteki kalınlaşma sürekli devam eden ödem ataklarından ileri gelir. Ancak hastalık boyunca kalınlaşma devam eder. Derinin kalınlaşarak renk değiştirmesi ve kötü bir görünüm alması hastayı hem fiziksel, hem de psikolojik olarak olumsuz etkiler. Kalınlaşmış cilt tip genellikle hastalığın 2. Ve 3.evresinde daha sık görülür. Bu nedenle hastalığın tedavi sürecinde de cilt nemli tutulmaya özen gösterilmelidir. Yağlı olmayan losyonlar ve doğal ürünler ile cilde nem kazandırılmalı ve enfeksiyon riski minimize edilmelidir. Ancak cilde iyi geleceği düşünülen ancak hiçbir tıbbi dayanağı bulunmayan kimyasallar sürülmemelidir. Bu durum cildin enfeksiyon kapma riskini ikiye katlar. Üstelik bu ürünlerin cilt tabakasını geçip alt deriye ulaşması ödemi daha ciddi bir boyuta getirebilir.

Kol ve Bacaklarda Sertleşme

Ciltte kalınlaşma ve hareket kısıtı aslında kol ve bacakların ödem sebebi ile sertleşmesinden ileri gelmektedir. Hasta bu aşamada kolunu istediği gibi kaldıramaz ve yürümekte zorlanır. Sertleşmeye bağlı hareket kısırı genellikle hastalığın 2. Ve 3. Evresinde görülür. Sertleşmiş olan kol ve bacakların zorlanması hastayı daha gergin bir psikolojiye sokar.

Elefantiyazis

Bu çok nadir görülen bir komplikasyondur. Hatta dünya üzerinde bilinen 200 tane Elefantiyazis hastası bulunur. Vücudun çeşitli noktalarında orantısız ve aşırı büyüme olarak kendini gösteren bu hastalığın halk dilindeki adı da fil hastalığıdır. Genellikle sivrisineklerin sebep olduğu bu hastalık daha çok tropikal ve sıcak iklimlerde ortaya çıkmaktadır. Solucan larvalarının sivrisinekler ile taşınması ile lenf kanalları tıkanır ve ortaya aşırı ödem oluşumu çıkar. Ayrıca ihtimal düşük olsa da kanser dokusunun lenf kanallarını tıkaması ile de bu hastalık görülebilir. En çok ayaklar, bacaklar ve kollar aşırı şişer, vücudun taşıyamayacağı noktaya gelirler. Hastanın vücudu ciddi bir deformasyona uğrar. Üstelik bu hastalık oldukça hızlı ilerler. Hastayı rahatlatmaya bağlı bazı önlemler alınsa da kesin bir tedavi şekli bulunmamaktadır. Bu nedenle lenfödem hastalığı ciddiye alınmalı ve hastalığın ilk belirtilerinde tedavi başlatılmalıdır.

Lenf Ödem Hastalığı Teşhis ve Tanı Yöntemleri

Lenfödem tanısında şişlik önemlidir. Yani koltuk altlarında, kulak arkalarında, kasıklarda ya da bacaklarda şişlik var ise teşhis koymak zor olmaz. Bu şişlikler genellikle içlerindeki sıvılar nedeni ile dokunulduğunda deri içinde hareket ederler. Hatta şişlikler lenfödem 2. Evresinde gözle görülebilir bir hale gelirler. Ayaklar ve kollarda görülen şişlikler, bacağın hareket kısıtı getirecek kadar şişmesi ve boyun, baş çevresinde şişliğe bağlı ağrı oluşması akıllara hemen lenfödem şikâyetini getirecektir. Ancak şişlik yok ise bu durumda hastanın geçmiş tedavi öyküsü önem taşır. Örneğin kanser tedavisi gören, travma yaşayan ya da enfeksiyon hastalıkları ile mücadele eden kişiler de lenfödem düşünülür. Tabi kesin tanı için ultrason sisteminden destek alınır. Hastalar genellikle ağrı, hafif sızı, eklemleri rahat kullanamama gibi şikâyetler ile doktora başvurur. Ayrıca meme kanseri ile mücadele etmiş ve cerrahi operasyon geçirmiş hastaların operasyon sonrasında da muhakkak gözetim altında tutulması gerekir. Çünkü lenfödem şikâyeti en sık bu hastalarda ortaya çıkmaktadır. Eğer hasta koltuk altında oluşan bir lenfödem fark etmez ise ödem ilerleyebilir ve bu hastaların sağlığını yeniden tehdit edebilir. Ultrason sistemi ile şişmeye hazırlana lenf bezleri rahatlıkla görülebilir.

Lenf Ödem Hastalığı Risk Faktörleri

Lenfödemi riski her insanda aynı oranda bulunmaz. Enfeksiyonlara karşı düşük bir bağışıklık gösteren ya da kanser tedavisi almış insanlarda bu risk daha fazladır. Aynı şekilde tropikal ve sıcak bir iklimde yaşıyor olmak da dış etkenler nedeni ile lenfödemi yaşama riskini artırır. Ancak doğuşta lenfatik sistemlerinde hasar oluşmuş olan kişileri de bu grupta saymak mümkündür. Daha önce lenfödem yaşamış ancak tedavi olmuş kişilerde de yine lenfödem atakları gözlemlenir. Hastanın tedavi sürecinde ve tedavi boyunca enfeksiyon riskinden uzak durması gerekmektedir. Toplu yaşam alanlarında yaşayan kişilerin hijyene önem vermesi ve kimse ile kişisel eşyalarını paylaşmaması gerekmektedir.

Kanser Tedavisi Görmek

Kanser hastalığının artık günümüzde tedavisi mümkün. hatta cerrahi müdahaleye ek ışın tedavisi ile hastalığın daha kısa sürede vücuttan atılabilmesi sağlanıyor. Ancak kanser tedavisi görmek lenfödemi riskini artırıyor. Özellikle kanserli dokular lenf kanallarını tahrip edebiliyor. Lenf kanallarında bulunan sıvılar dokulara zarar vererek ödem riskini tetikliyor. Bunun yanı sıra cerrahi müdahale ile alınan kanserli kütleler ile birlikte lenf dokuları da yok ediliyor. Bu da lenfödemi riskini daha fazla artıran başka bir durum. Özellikle mesane kanserlerinde ve meme kanserlerinde bu çok sık rastlanan bir durumdur. Lenfödem şikayeti ile başvuran kişilerin öncelikle bu tarz bir tedavi alıp almadığı sorgulanmalıdır. Aynı şekilde kanser sürecinde ışın tedavisi almış olan kişiler de aynı risk altındadır.

Ailede Lenfödem Öyküsü

genellikle lenfödem hastalığı için genetik yatkınlık çözülememiştir. Böyle bir yatkınlık söz konusu olsa da nedeni tam olarak saptanmamıştır. Annede lenf ödemi olması bebeği de büyük oranda etkilemektedir. Ayrıca sonradan lenfödemi hastalığı ile mücadele eden kişilerin ailesinde de sıkça lenfödemi öyküsüne rastlanır. Bilinmeyen genetik sebepler bu hastalığın tetikleyicileri arasında yer almaktadır.

Lenf Düğümlerinin Çıkarılması

Meme kanseri lenf bezleri ile yayılır. Lenf bezleri şiştikçe kanserin yayılma riski de büyür. Bu nedenle lenf düğümlerinin çıkarılması uygun görülür. Aynı şekilde ağrıya ve deformasyona neden olan lenf bezleri de cerrahi operasyon yardımı ile alınabilir. Ancak bu durumda lenf bezlerinin ve lenf kanallarının yerine getirdiği süzgeç görevi damarlar tarafından üstlenilmez ise lenfödemi konusu ortaya çıkar.

Lenf Ödem Hastalığı Komplikasyonları

Lenfödeminden söz etmek için belirgin oranda bir şişliğe gerek yoktur. Şişkinlik evresine ulaşmamış lenfödemleri de bazı komplikasyonlar ile kendini göstermeye başlar.

Selülit

Uyluk ve kalçalarda oluşan, portakal görünümünde olan cilt sorunları ile kadınların başı dertte. Selülit olarak adlandırılan bu cilt sorununun aslında tıbbi terimi bu değildir. Elbette yalnızca selülit yanlış beslenme ya da kilo probleminden ileri gelmez. Cilt altında oluşan karmaşık fizyolojik yapıların deformasyona uğraması ya da değişmesi sonucunda da selülit meydana gelmektedir. Hatta yağ tabakalarına bağlı anormal bir değişimden kaynaklanan genetik, ilerleyici bir hastalıktan dahi söz edilebilir. Ağrı ve yanma var ise bu konudan söz edilebilir. Aynı şekilde lenfödemi gibi problemlerinin komplikasyonlarından biri olarak selülit sık gösterilmektedir. Her ne kadar arka bacakta gözlemlene bir durum gibi algılansa da aslında ön kısımda da kolaylıkla bu cilt sorunu görülebilir. Parmaklar yardımı ile cildi sıkmak selülitlerin daha rahat görünmesini sağlayacaktır. Ancak bu kesinlikle sağlıklı bir taktik değildir.

Kızarıklık

Lenfödem gözle görülebilecek boyutlara ulaşabilir. Hatta büyüdükçe kişinin hareket algısını kısıtlayabilir ve hem psikolojik, hem de fiziksel olarak etkileyebilir. Bunun yanında yalnızca ellerin üzerinde gezdirildiğinde fark edilen lenfödemlerinin varlığından söz etmek de mümkündür. Bu tip durumlarda selülit sorunu da ortaya çıkar. Buna ek olarak ciltte yanma ve kızarıklık hissi baş gösterebilir. Kızarıklık bölgesel olabileceği gibi, bacağın ya da kolun tamamını da kaplayabilir. Ciltteki renk değişimi yalnızca kızarıklık ile sınırlı da değildir. Morartı ve grimsi bir renk tonajı da vücudun çeşitli noktalarında göze çarpabilir. Bu durum da genellikle hastayı psikolojik olarak etkileyen unsurlar arasında yer alır. Ciltte hassasiyet oluşması aynı zamanda güneşli havalardan cildin tahriş olmasına da sebep olacaktır.

Deride Sıcaklık

Deride sıcaklık olması da lenfödemi komplikasyonlarından biridir. Özellikle bacaklarda, koltuk altlarında, alında ve boyunda yanma olası bir lenfödemi belirtisi olarak kabul edilir. Şişmeye başlayacak olan lenf bezlerinin hareketi vücutta sıcaklık artışına neden olacaktır. Gerginliğe bağlı yükselen vücut sıcaklığı hastayı tedirgin ve rahatsız edici boyutlara ulaşabilir.

Ateş

Genellikle şişmeye başlamış ve şişmiş lenfödemlerinden sonra görülen bir durumdur. Bunun yanında enfeksiyona bağlı gelişen lenfödemi durumlarında da ateşlenme görülmektedir.

Titreme

Ateşlenmenin yanında görülen diğer bir komplikasyon da titremedir. Enfeksiyona bağlı şişen lenf bezleri ya da tahribat sonucu ortaya çıkar lenfödemi durumlarında titreme sık görülebilir. Hatta sıtma şeklinde görülebilen bu durum genellikle hastayı bitkin düşürür.

Psikolojik Etkiler

Lenfödemi pek çok etkene bağlı olarak gelişebilen bir durumdur. Ancak hastaların en sık şikâyetleri fiziksel olmaktadır. Kulak arkalarında, kollar ve bacaklarda şişen lenfler deformasyona neden olmaktadır. Özellikle kadınlar için ciddi bir sorun olan bu durum psikolojik açıdan rahatsız edicidir. Bunun yanı sıra insanların çoğu vücuttaki lenf bezlerinden ya da bunların çalışma durumundan habersizdir. Bu tip durumlarda ortaya çıkan lenfödemi de yine hastayı dehşete düşüren diğer bir sorunu ifade eder. Daha hafif durumlarda ortaya çıkan selülit sorunları hanımların en sık yakındıkları sorunlar arasında yer alıyor. Tabi bunun getirdiği cilt sorunları da hastalığın psikolojik tarafında kalan diğer bir ayrıntı.

Lenf Ödem Hastalığı Nasıl Önlenir?

Lenfödemi genellikle vücudun sonradan karşılaştığı durumlara tepki olarak gelişir. Vücutta bir süzgeç görevi gören bu sistem aslında son derece önemli bir yere sahiptir. Beraberind epek çok hastalığı ve rahatsızlığı da tetikleyecek olan lenfödemi sorununu önlemek için bazı durumlara dikkat etmek yeterlidir.

Düzenli Kontrol

kanser ile yakından ilişkili olan lenf bezlerinin düzenli kontrolü olası bir tehlikeyi önceden sezmek adına son derece önemlidir. Ayrıca şişen lenf bezlerinin tekrarlama riskinin son derece yüksek olduğu da unutulmamalıdır. Bu nedenle düzenli aralıklar ile doktor kontrolünden geçilmeli, hatta evde tek başına da kontrol etme taktikleri uzmandan öğrenilmelidir. Ele gelen ya da göze çarpan herhangi bir şişlik geçer düşüncesi ile göz ardı edilmemelidir. Ayrıca lenf damar ve bezlerinin bulunduğu noktalarda şiddetli ağrı hissetmek de bu tehlike ile karşı karşıya olabileceğinizin bir göstergesidir. Bu nedenle kontrollerin asla ihmal edilmemesi gerekmektedir.

Egzersiz

Lenf dolaşımının düzene girmesi için tedavi sonrasında egzersiz yapmak son derece önemlidir. Ağır sporlar, basketbol, voleybol, futbol gibi dallar genellikle lenf bezleri tam iyileşmeden önerilmez. Ancak basit egzersizler, yüzme ve dalma lenf dolaşımının düzene girmesine yardımcı olacaktır. Kuvvet gerektiren ve ağır yük bindiren sporlardan iyileşme sürecinde uzak durulmalı, hatta diğer dönemlerde de dikkatli davranılmalıdır. Ayrıca hareket kısıtı bulunan hastaların kaslarını ve eklemlerini zorlaması lenfatik sistemde ağır hasarların oluşmasına yol açabilir.

Masaj

Eklem noktalarına ve vücudun geneline yapılabilecek hafif masajlar da lenf dokularının düzene girmesine yardımcı olacaktır. Hatta aromatik yağlar ve spadan da bu esnada faydalanmak mümkündür. Vücudu yoran ağır masajlardan uzak durulmalı, özellikle iyileşme sürecinde işinin ehli olmayan bir noktadan masaj hizmeti alınmamalıdır.

Hijyen

En önemli önlemlerden biri de hijyendir. Enfeksiyona bağlı gelişen lenfödemi sorunu en uzun süren komplikasyondur. Bu nedenle cilt hijyenine ekstra bir önem verilmelidir. Sık sık duş alınmalı ancak asla vücut nemli bırakılmamalıdır. Ayrıca vücuda nemlendiriciler ile esneklik ve nem kazandırılmalıdır. Ancak bu nemlendiricilerin yağsız olmasına özen gösterilmelidir. Bunun yanında olası enfeksiyon risklerini ortadan kaldırmak amacıyla mantar önleyici pudralardan yardım alınmalıdır. Kişisel eşyaların asla ortak kullanılmaması son derece önemlidir. Özellikle tırnak makası, tarak, havlu, kozmetik ürünleri gibi eşyaların kişiye özel olması sağlanmalıdır. Sorunlu batık tırnakların tedavisi biran önce yaptırılmalı ve bu tırnakları kesmek için zorlanmamalıdır.

Travmadan Korunma

Deri travmalarına neden olan böcek ışıklıkları, kesikler ve yaralanmalar da tetikleyici etkenler arasında yer almaktadır. Herhangi bir ısırığın alışıla gelmişten farklı komplikasyonlar ortaya çıkarması önemli olabilir. Aynı şekilde çizik, yaralanma ve yanıklar da enfeksiyonlara sebep olacağından önemsenmelidir. Bunun yanında tüylerin vücuttan uzaklaştırılması için jilet kullanmak, hijyeninden emin olunmayan aletler ile manikür ve pedikür işlemleri yaptırmak ya da tırnak keserken deriyi de kesmek kaçınılması gereken durumlardır. Bazı insanların sık yaptığı en önemli alışkanlıklardan biri de ayak nasırlarını keserek vücuttan uzaklaştırmaktır. Bu alışkanlık sonlandırılmalı ve nemlendirici krem ya da vazelinlerden yardım alınmalıdır. Çünkü hijyeninden emin olunmayan kesici aletlerin vücuda girmesi ağır enfeksiyonel hastalıklara da neden olabilmektedir.

Güneşten Korunma

Vücudun nemini kaybetmemesi ve çeşitli komplikasyonlara maruz kalmaması adına güneşten korunma da önleyici etkenler arasında yer almaktadır. Özellikle güneş yanıkları çeşitli cilt sorunları ve enfeksiyonel hastalıklara neden olmaktadır. Yanan cildin su toplaması gibi belirtiler vermesi kaçınılması gereken durumlardandır. Bu tip durumlarda evde tedavi ya da baloncukları patlatmak, deriyi soymak yerine ilaç kullanılmalıdır.

Sıcaktan Korunma

Lenfödemi sorunu ile karşı karşıya kalmış ya da böyle bir sorunu daha önce yaşamamış herkesin sıcaktan korunması önemli bir önleyici hamledir. Özellikle güneş ışınlarının dik açılarla yeryüzüne geldiği saatlerde dışarıya çıkmamak gerekmektedir. Eğer sıcağa çıkmak gerekiyor ise nemlendiriciler ve koruyucular kullanılmalıdır. Açık renk kıyafetlerin tercih edilmesi de yine önleyici hamlelerdendir.

Ağır Kaldırmama

Lenf dolaşımını olumsuz etkileyen ve yeniden lenf ödemini tetikleyen bir başka etken de ağır kaldırmaktır. Bu tip davranışlardan olabildiğinde kaçınılması ve ağır sporların yapılmaması gerekmektedir.

Enfeksiyondan Korunma

Hem soğuk algınlıklarından ileri gelen, hem kronik hem de bulaşıcı ve deri enfeksiyonlarından korunmak son derece önemlidir. Solunum yolu ve genital bölge enfeksiyonları en sık lenf ödemine neden olan enfeksiyonlardır. Bu nedenle iç çamaşırın hijyenine özen gösterilmeli, çoklu ilişkilerden kaçınılmalı, istenmeyen tüyler için krem kullanılmalı, soğuk algınlığı gibi kronik rahatsızlıklardan korunmalı, bulaşıcı hastalıkları kapma riski minimize edilmelidir. Bulaşıcı bir deri ya da enfeksiyon hastalığı olan kişilerin kişisel eşyalarından uzak durulmalıdır.

Diyet

Diyet yapılarak lenf ödemini önlemek mümkün değildir. Ancak aşırı kilolu kişilerin daha fazla risk altında olduğu bilinir. Bu nedenle kilolu kişilerin düzenli bir beslenme sistemine geçmesi ve sağlıklı besinler tüketmesi gerekmektedir. Özellikle tuz ve şeker azaltılmalı ancak tuz asla tamamen hayattan çıkarılmamalıdır. Ayrıca yağlı ve sağlıksız yiyeceklerden kaçınılmalı, genellikle sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme düzeni getirilmelidir. Obesitenin de lenfödemi tetiklediği bilinmektedir. Bu nedenle hazır ve dondurulmuş gıdalardan kaçınılmalıdır.

Rahat Kıyafetler Tercih Etme

Tedavi süreci boyunca ve sonrasında kompresyon kıyafetler tercih edilmektedir. Ancak öneyici bir önlem olarak çok dar kıyafetlerin tercih edilmesinden kaçınılması gerekmektedir. Lenf sisteminin rahat işleyebilmesi için bu son derece önemlidir. Rahat ve gerekirse bol kıyafetler seçilerek vücudun hareket yeteneği kısıtlanmamalıdır. Kompresyon kıyafetleri dışında hiçbir dar kıyafet ya da kumaşlar ile vücut sıkılmamalıdır. Vücuttaki fazla olan lenf sıvısı bu sıkışıklıktan olumsuz etkilenir ve hasta olan lenf damarlarına bu sıvıyı daha fazla gönderir.

Sık Sorulan Sorular

Lenfödem şeklinde bir arama yapıldığında internette pek çok görsel ile karşılaşmak mümkün. bu görsellerin çoğunda ödemin ilerlemiş şekline yer veriliyor. Dolayısıyla fil hastalığı gibi çok nadir görülen ödem türü hastaları tedirgin edebiliyor. Aslında lenfödeme ilişkin sık sorulan sorular cevaplarını bulduğunda hastalığın aslında ciddiyet boyutu daha net anlaşılabiliyor. Çünkü lenfödem hızlı ilerleyen ve biran önce tedavisi yapılması gereken hastalıklardan. İşte lenfödeme dair sık sorulan o sorular.

Lenfödem Egzersizlerini Kimler Uygulamalı?

Drenaj teknikleri ile basit bir şekilde herkesin uygulayabileceği egzersizlerdir. Bu egzersizlerin tamamı vücut kitlesine göre uygulana ve lenf damarlarını harekete geçiren aktivitelerdir. Doktor tarafından lenfödem teşhisi konmuş hastalar ya da genetik olarak risk altında bulunanlar bu egzersizlerden faydalanabilir. Şişkinliği olması egzersizleri zorunlu hale getirmektedir. Fizik tedavi yöntemleri ile egzersizlerin verildiği hastalar, uzmanlar kontrolünde bu hareketleri devam ettirebilirler. Hatta pilatese bağlı bazı egzersizlerin de lenf ödemleri üzerinde önleyici bir etkisi olduğu saptanmıştır. Uzmanlar kontrolünde sporu hayat tarzı olarak benimsemiş kişilerin pilatesten de yardım almasında bir sakınca bulunmaz. Ancak ağır ve vücut zorlayan hareketlerden kaçınılması gerekmektedir.

Lenfödem Riski Olanlar Nelere Dikkat Etmeli?

Lenfödem riski olanlar genellikle ailesinde lenfödem hikâyesi bulunanlar ya da lenf bezi şişkinliği yaşamış olan kişilerdir. Genellikle 30 yaş üstü kişilerde daha fazla görülmektedir. Dolayısıyla bu kişilerin düzenli egzersiz yapması ve beslenmesine dikkat etmesi gerekmektedir. Ayrıca sigara ya da alkol gibi kötü alışkanlıkların da bazı enfeksiyonel hastalıklara da neden olduğu unutulmamalıdır. Bunun yanında yanık, çizik ya da açık yaraların tedavileri gerektiği gibi yapılmalı, kulaktan dolma tedavi şekilleri uygulanmamalıdır. Ayrıca diş, göz ve kulak enfeksiyonları konusunda hassas olunmalı, ağız içi ve orta kulak iltihapları en kısa sürede tedavi edilmelidir. Tırnak temizliği ve tırnak kesimi konusunda daha dikkatli davranılmalı, tırnak makasının ya da manikür – pedikür aletlerinin alt deriyi kesmesi engellenmelidir. Herhangi bir kanamalı kesik durumunda dezenfekte işlemi yapılmalı, bölgenin hijyeni sağlık çalışanları kontrolünde sağlanmalıdır. Kişisel eşyaların başkaları ile paylaşılması önemli bir risk faktörüdür. Havuz, sauna, duş gibi toplu kullanım alanlarının temizliğinden emin olunmalıdır. Tek eşliliğe dikkat edilmeli ve gerekli hijyen kurallarına uyulmalıdır. Özellikle jilet, iç çamaşırı, tırnak makası gibi eşyaların dezenfekte işlemleri belli aralıklar ile yapılmalı ve bu eşyalar başkaları ile paylaşılmamalıdır. Bu noktada hastalığın bulaşıcı olduğu düşüncesi söz konusu olabilir. Ancak lenfödem hastalığı bulaşıcı değildir. Tüm bunların asıl amacı hastayı olası bir enfeksiyon riskine karşı korumaktır. Örneğin cildinde siğil olan bir hastanın tırnak makasının kullanılmaması gerekir. Çünkü siğile neden olan HPV virüsü oldukça bulaşıcıdır. Dolayısıyla lenfödem ile mücadele eden bir kişinin bu enfeksiyonu kapması onun hastalığını kötü etkileyecektir.

Alkol Tüketimi Hastalığı Nasıl Etkiler?

Lenfödem ile mücadele eden kişilerin enfeksiyon duyarlılığı oldukça yüksektir. Dolayısıyla vücudun enfeksiyonlar ile mücadelesinde bağışıklık sisteminin rolü oldukça büyüktür. Bağışıklık sistemini sekteye uğratacak her türlü tüketim aynı zamanda bu hastalığı da tetikleyecek, tekrarlamasına neden olacaktır. Alkol gibi zararlı alışkanlıkların da bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkileri bulunur. Örneğin alkol alışkanlığı doğrudan bağışıklığı olumsuz etkileyebileceği gibi uyku düzenini de bozarak genel vücut anatomisinin ihtiyacını sekteye uğratır. Ayrıca alkole bağlı beslenme düzeninin değişiklik göstermesi de yine bağışıklığı olumsuz etkileyen durumlardandır. Bunun yanında kan dolaşımındaki alkolün lenf sistemine ve damarlarına ulaşabildiği de unutulmamalıdır. Dalak da lenf sisteminin bir parçasıdır. Alkol alımı tüm bu sistemleri çok ciddi ve olumsuz olarak etkilemektedir.

Sigara Tüketimi Hastalığı Nasıl Etkiler?

Sigara ve tütün mamulleri de bağışıklık sistemini ve vücudun genel sağlık durumunu olumsuz etkileyen alışkanlıklardandır. Ayrıca sigara tüketimi başta kanser olmak üzere pek çok hastalığın da tetikleyicisidir. Lenfödemi ve kanserin doğrudan bağlantısı düşünüldüğünde, hastaların bu alışkanlıklarına son vermeleri beklenir. Ayrıca sigara tüketimi de tıpı alkol gibi genel anatomi düzenini temelinden sarsan kötü bir alışkanlıktır. Kan dolaşımından beyin fonksiyonlarına kadar pek çok hastalık tetikleyicisi ve travmatik sebepler üzerinde sigaranın rolü oldukça büyüktür.

Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Lenfödem hızlı ilerleyen hastalıklar kategorisinde yer alır. Ayrıca lenfödem tedavisi çok zor olmakla birlikte sürekli tekrarlayan bir hastalık olarak görülmektedir. Bu nedenle lenfödem şikâyeti ile karşı karşıya kalmış hastaların, şikâyetleri tedaviler doğrultusunda son bulsa dahi kontrollerini devam ettirmesi gerekmektedir.

Lenfödem birinci, ikinci ve üçüncü dönem olarak ilerliyor. Birinci dönem lenf ödemde genellikle günlük hayatta belli zamanlarda şişkinlik yaşanıyor. Örneğin hasta gündüz rutin işleri ile ilgilenirken şişkinlikler baş gösteriyor. Ancak akşam ve gece saatlerinde başlayan istirahat süresi içinde şişkinlik iniyor. Lenfödem tedavisinin aslında birinci dönemde yapılması daha hızlı sonuç veriyor. Çünkü ikinci dönemde hastalık kronikleşmeye başlıyor ve geri dönüşü oldukça zor oluyor. Özellikle bu dönemde hastada ağrı, sızı, yanma, ağırlık ve hareket kısıtı gibi rutin hayat kalitesini düşüren durumlar gözlemleniyor. Hastalığın üçüncü dönemi fil hastalığı olarak adlandırılan aşırı şişkinlik ve ağrı dönemidir. Ağrının boyutu dayanılmaz olabilir. Ayrıca hasta kımıldayamaz derecede şişkinlik yaşayabilir. Ciltte gerginlik ve bu gerginliğe bağlı çatlaklar söz konusu olabilir. Hastanın bu noktada kendi cilt tedavisini yapması beklenir. Örneğin vücut losyonları ile cildiri nemli ve ıslak tutabilir. Ancak dermatolojik olarak herhangi bir tıbbi dayanağı olmayan kimyasal ya da bitkisel içerikli her ürün cilde sürülmemelidir. Lenfödem şikâyeti ile mücadele eden hastaların olası bir cilt sorunu yaşaması tedavi sürecini aksatabilir. Daha çok doğal ve yağsız ürünler kullanılmalıdır. Bu noktada bir cildiye doktorundan destek alınabilir.

Lenfödem için hangi bölüme gidilir?

Lenfödem oldukça sık karşılaşılan bir hastalık olmasına rağmen ülkemizde pek bilinmemektedir. Bunun temel sebebi de teşhis, tanı ve tedavi aşamasında görev alan uzman personel sayısının az olmasıdır. Ülkemizde lenfödemin hangi bölüm tarafından yapılacağına dair sıkıntılar bulunmakla birlikte bu konuda kendini geliştirmiş tıbbi onkoloji uzmanlarına, fizik tedavi uzmanlarına başvurulması gerektiğini söylemek mümkündür.

Lenfödem nasıl anlaşılır?

Lenfödemin türüne göre çeşitli belirtiler ortaya çıkar. Yine hastalığın türü belirtilerin şiddetini belirlemektedir. En azından hasta tarafından hastalıktan şüphelenilebilmesi için şu belirtilerin aranması gerekmektedir: Bacaklarda ve kollarda gözle görülebilir şişkinlik. Şişkinlik bölgelerinde derinin gerginleşmesi. Eklem noktalarında el ile hissedilebilen sertleşmeler. Sertleşme olan eklemlerde hareket kısıtlanmaları. Eklemlerde sürekli ağrılar. Bağışıklık sistemi tarafından savuşturulması gereken hastalıklarda artış. Cildin kalınlaşması. Hastalığın doktor tarafından teşhisi ise hastalık öyküsü, fiziksel muayene ve görüntüleme teknikleri sayesinde olmaktadır.

Lenfödem nerede oluşur?

Lenfatik sistem yani dolaşım sistemine benzeyen ve vücudu saran sistem vücudun tamamında etkindir. Hastalığın ortaya çıkmasından ve dokularda sıvı birikmeye başlamasından sonra hastalık vücudun tamamında görülebilir. Vakalar üzerinden yapılan incelemelerde ise genelde bacaklarda ve kollarda; nadiren ise yüz, göğüs ve karın bölgelerde oluştuğu gözlemlenmiştir. Uzun süre tedavi edilmeyen lenfödem vücudun tamamını etkisi altına almaktadır. Vakaların daha çok bacaklarının etkilenmesinin sebebi ise yerçekimidir. Tedavinin ana amaçlarından birisi de ayaklarda biriken sıvıların masajlarla yukarı doğru çıkarılması ve vücut içerisinde eritilmesidir.

Lenfödem kendiliğinden geçer mi?

Lenfödemin çeşitli türleri bulunur. Her türde de hastalığın kendiliğinden geçmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Mutlaka tedavinin uygulanması gerekmektedir. Uygulanan tedavinin durumuna bağlı olarak dokuların su tutma kapasitesi azaltılmakta ve tutulan sıvı da vücudun diğer bölgelerine dağıtılmaya çalışılmaktadır.

Lenfödem ağrı yapar mı?

Lenfödemin ilk belirtilerinden birisi eklem noktalarında sertleşmedir. Sertleşmeyle beraber sinir baskısı ve eklem sorunları ortaya çıkar. Eğer kısa bir süreliğine dahi tedaviye başlanmazsa eklem sertleşmesinin bir sonucu olarak ağrı ortaya çıkar. Ayrıca dokularda sıvı birikmesi de ağrıya sebep olan bir diğer faktördür. Kısacası lenfödem ağrı yapar.