Hidronefroz Tedavisi

Hidronefroz Tedavisi
Hidronefroz Tedavisi

 

Hidronefroz böbrekteki idrar havuzunun genişlemesi olarak bilinse de mesane, üreter ve üretra patolojileri nedeniyle de oluşabilir. Bu rahatsızlık böbreğin toplayıcı sistemlerindeki genişlemeyi ifade eder. Hidronefroz ile birlikte üreter genişlemesi de olursa buna hidroüreteronefroz adı verilir. Hidronefroz tedavisi için geç kalınması halinde, böbreklerde kalıcı hasarlar meydana gelebilir. Toplumda her geçen gün daha erken yaşlarda görülmeye başlayan hidronefroz tedavisi ihmal edilmemelidir.

Çoğu zaman idrar yolunda olan herhangi bir seviyedeki obstrüksiyon hidronefroz oluşmasına neden olabilir. Obstrüksiyon idrar akımına engel olup, böbrekte genişlemeye neden olabilecek ya da böbreğin zarar görmesine neden olabilecek tıkanma ya da kısıtlamadır. Öncelikle tümör, taş, enfeksiyon, mesane boynu darlıkları, nörojen mesane, prostat hipertrofisi ve çocuklardaki hidronefroz durumunda doğumsal patolojiler dikkate alınmalıdır.

Prenatal tetkiklerde hidronefroz şans eseri ultrason tetkiklerinde tespit edilebilir. Günümüzde gebelik takibinde yapılan rutin ultrasonik incelemelerde en fazla rastlanan patoloji hidronefroz olarak belirlenmiştir. Ultrasonografi tetkiki hidronefroz tanısı için yeterli olabilir. Obstrüksiyonun nerede olduğunu belirlemek için üriner MR, üriner BT ile İVP tetkiklerinin yapılması gerekebilir. Bunun dışında sistogram, diüretikli DTPA sintigrafi testleri de yapılabilir.

Taş nedeniyle oluşan hidronefroz tedavisi taşa yönelik, enfeksiyon yüzünden oluşan hidronefroz tedavisi de enfeksiyona yönelik planlanmalıdır. Yani tedavi nedene uygun şekilde planlanmalıdır. Ancak tedavide hastanın kreatini ve üre değerlerine dikkat edilmelidir. Değerlerin yüksek olması halinde yani olası üremi durumunda acil olarak müdahale edilmelidir. Zaman geçirmeden üretral kateter, mesaneye sonda ya da perkütan nefrostomi uygulamaları yapılmalıdır.

Hidronefroz tedavisi için rahatsızlığın hangi derecede olduğuna bakılır. Hastalığın derecelendirilmesinde ise 1-2-3-4 sistemi kullanılmaktadır. Hidronefroz 4 dereceye geldiyse hastada son aşamada böbrek şişliğinin olduğu kabul edilir ve tedavisi aciliyet arz eder. Hidronefroz tedavi edilmediğinde hastada böbrek fonksiyonu kaybına, ilerlediği zaman böbreğin cerrahi olarak çıkarılmasına kadar gidebilir.

İnceleyen ve onaylayan: Prof. Dr. Temuçin Şenkul

Hidronefroz Tedavisi Hakkında

Böbrek büyümesine neden olan etkenlerin arasında hidronefroz hastalığı da bulunmaktadır. Böbrekte idrarı toplayan sistemde farklı sebeplerden kaynaklanan büyüme ya da genişleme bu rahatsızlığı ifade eder. Bu durumda idrarın oluştuğu ve depolandığı bölgede idrar birikimi olur. Dolayısıyla bölgede şişme olduğundan, böbreğe basınç uygulamaya başlar. Böbreğin fonksiyonlarını olumsuz şekilde etkileyen bu sorunda kanalın tıkanması halinde böbrek büyümesi meydana gelir. Bu tıkanıklar bazı durumlarda kendiliğinden düzelebilir. Özellikle tek taraflı tıkanıklık olduğunda, diğer böbreğin çalışmasında sorun olmaz. Ancak bu hidronefroz hastalığının belirtilerinin geç fark edilmesine neden olur. Bu yüzden hastalığın gidişatı olumsuz etkilenir.

Tıkanıklık çift taraflı yani her iki böbrekte birden olursa, idrarın akışı da ters yönde olur. Bu durum ciddi sonuçlara neden olabilir. Hidronefroz tedavisi hakkında bir karar verebilmek için, öncelikle kesin teşhis yapılması gerekir. Teşhis için bazı tetkiklerin yapılmasına gerek duyulur. Bu tetkikler arasında ürografi, tam idrar testi, ultrason, MRI, sistoskopi testleri vardır. Erken aşamadan teşhis edilen hidronefrozda üriner sistemdeki tıkanıklıklar tedavi edilerek hastanın sağlığına yeniden kavuşması sağlanır. Geç kalınan tanı ve teşhiste hastanın böbreklerinde kalıcı hasarlar oluşabilir. Bazen böbreklerdeki hasar nedeniyle tıkanıklıklar tedavi edilse de, hasta normal yaşamına dönemeyebilir. Bu aşamadaki hastanın böbreği cerrahi girişimle alınabilir.

Hidronefroz Nedir?

Sağlıklı bir yaşam sürmek için böbreklerin fonksiyonunu yerine getirebilmesi gerekir. Böbrekler vücuttaki zararlı atıkları süzerek idrarla birlikte dışarıya atılmasını sağlar. Ancak bazı böbrek rahatsızlıkları buna engel olabilir. Tıpta hidronefroz nedeniyle oluşan böbrek büyümesi, böbreklerde idrarın toplanmasını sağlayan sistemlerde çeşitli nedenlerle oluşan büyümeyi ya da genişlemeyi ifade eder. Bunun sebebi böbrekte idrar birikiminin olmasıdır. İdrar biriktikçe böbrek dokusuna bası yapar ve böbreğin çalışmasını engeller.

Hidronefroz tanısı konulan hastalar panik yapmamalıdır. Çünkü yaşanan üzüntü ve stres bile böbrek büyümesine olumsuz etki yapabilir. Önemli olan hidronefroz teşhisinin erken aşamada yapılmasıdır. Erken aşamada teşhis edilen rahatsızlık tedavi edilirse, böbreklerin zarar görmesini engeller.

Hidronefroz tedavisinde meydana gelen tıkanıklıklar giderilir. Tedavide geç kalınırsa, tıkanıklıklar böbreklerde kalıcı hasarlara neden olabilir. Böbreklerin büyümesi her yaştan kişiyi olumsuz şekilde etkileyebilir. Anne karnında bile hidronefroz oluşabilir. Basit bir ultrason tetkikiyle anne karnındaki bebekte de hidronefroz teşhisi yapılabilir. Gebe kadınlarda hidronefroz tanısı yapılırsa, kromozom anomalisini şüphesi uyandıracak başka anomaliler olmadığı takdirde karyotip tayini yapılması gerekmez. Yani kordosentez ya da amniyosentez yapılmasına gerek kalmaz.

Bazı dönemlerde kateter yardımıyla fetusta hidronefroz tedavisi uygulanabilir. Fakat bu tedavi yöntemi her hidronefroz vakasında uygun olmaz. Aynı zamanda her zaman faydalı olmaz. Eğer hidronefroz çift taraflı olursa, böbrek büyümesi nedeniyle mide ve bağırsaktan sıvı geçişi engellenir ve bunun sonucunda amniyotik sıvı artışı meydana gelirse kateter ile uygulama gerekli olabilir. Bunun dışında 32. gebelik haftasından önce böbrek fonksiyonu normal olmasına rağmen, amniyotik sıvıda azalma varsa kateter ile tedavi uygulanabilir. Fetusun böbrek fonksiyonunun değerlendirilmesi için, özel iğnelerle pelvisine girilerek idrar örneği alınabilir. İdrar analizi yapılarak, fetusun böbrek fonksiyonlarına bakılır.

Amniyotik sıvı normal oranda olursa ve hidronefroz tek taraflı gelişirse, kateter takılmasına gerek kalmaz. 32 haftayı geçen gebelerde çift taraflı hidronefroz varsa ve amniyotik sıvı azaldıysa, doğum gerçekleştirilir.

Hidronefroz tanısı prenatal dönemde konulursa, genellikle doğumdan sonra çoğu vakalarda böbrek normalleşir. Ancak %4 oranında cerrahi girişime ihtiyaç duyulur. Bazı hastalarda üreter genişlediğinden basınç azalır ve böbrek fonksiyonları düzelebilir. Fakat amniyotik sıvıda azalma varsa, kötü prognoz oluşabilir. Hastalıkta kendiliğinden gerileme olmazsa, hastalarda ilaç tedavisi ya da cerrahi girişim gerekli olabilir.

İdrar yollarında ciddi obstrüksiyon varsa hastaların acilen değerlendirilerek, tedavi edilmesi gerekir. Bu durumda gebelik sürecinin dolması beklenmeden, gebelik doğumla neticelendirilmelidir. Bu hastaların cerrahi müdahale yapılabilecek ve yenidoğan ünitesinin olduğu bir hastanede doğum yapmalarına dikkat edilmelidir. Bebeğin pediatrik ürolojistler ve yenidoğan doktorları tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Hidronefroz belirtileri arasında bulantı ve kusma, kaşıntı, tansiyon yükselmesi, yorgunluk ve kas ağrıları bulunmaktadır. Polikistik böbrek hastalığından dolayı büyüyen böbreklerde ise, idrarda kan, baş ağrısı, sırt ağrısı, yüksek kan basıncı, uyuşukluk şeklinde belirtiler görülebilir. Kan düzenleyici ilaçlar tedavide kullanılabilir. Hastalık şiddetini devam ettirirse ameliyatla kistler alınabilir. Ciddi vakalarda son tedavi yolu böbreğin ameliyatla alınmasıdır.

Hidronefroz tedavisi sırasında genellikle düşük dozda antibiyotik kullanılabilir. Böbreklerde cilt altına su tahliyesi yapılabilir. Bu şekilde protein üretimi kontrol edilmeye çalışılır.

Hidronefroz Hastalığının Sebepleri Nelerdir?

Böbreklerde süzülen idrarın idrar kesesine gitmesine ya da idrar kesesinden çıkışına mani olacak her türlü tıkanıklık hidronefroz hastalığının sebepleri arasında olabilir. Çoğu zaman idrar yollarındaki tümör oluşumu ya da taş tıkanıklık sebebidir. Ayrıca üreter kıvrımları, prostat hipertrofisi, gebelik gibi mesane boşalmasını zora sokan etkenlerde hidronefroz sebepleri arasında gösterilebilir.

İdrar kanallarındaki tıkanıklık tam olabileceği gibi kısmi de olabilir. Ayrıca idrar kanallarından başlayarak renal pelviste kalkise kadar olan herhangi bir alanda tıkanma oluşabilir. Tıkanıklık mesane duvarında ya da iç ve dış üriner sistemde meydana gelebilir.

Sistem içinde gelişen tıkanıklıklar, taş, kan pıhtısı, idrar yolu, böbrek ve mesane tümörleri nedeniyle oluşan Papila döküntüsünden kaynaklanabilir. Sistem dışında gelişen tıkanıklıklar yani üriner sistemden kaynaklı olamayanlar ise, retroperitoneal fibrozis, nörolojik bozukluklar, karın ya da pelvik kitlelerinden kaynaklanabilir. Bunların dışında doğuştan ya da sonradan gelişen idrar yolunda darlık, sinir ya da kaslardaki fonksiyon bozuklukları ya da şistozoma enfestasyonu ile mesane duvarından kaynaklanan başka bozukluklar da tıkanma nedeni olabilir.

İdrar Yollarında Tümör Oluşması

Hidronefrozun en önemli nedeni idrar yollarındaki tıkanıklıklardır. Tıkanıklık iç ya da dış nedenlerden oluşabilir. İç kaynaklı tıkanıklıklar genellikle idrar yollarında tümör oluşması yüzünden meydana gelir. Özellikle idrar yoluna komşu bölgelerde oluşan ve büyüyerek idrar yoluna baskı yapan tümörler bu rahatsızlığa neden olabilir.

Üreter Kıvrımları

Hidronefroz nedenleri arasında idrar yolunda oluşan ve idrarın durağanlaşmasına neden olan, idrar yolunda düğüm meydana getirerek, kısmi ya da tam tıkanıklığa yol açan etkenlerde vardır. Üreter kıvrımları meydana geldiğinde idrar böbrekten atılamayacağı için böbrekte büyüme oluşacaktır. Buna zamanında müdahale edilmediği takdirde, böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Gebelik

Gebelik hidronefroz sebepleri arasında yer almaktadır. Gebelik döneminde kabul edilebilir oranda, normal kabul edilebilen böbrek büyümesi olabilir. Gebe kadınların pek çoğunda fizyolojik hidronefroz oluşabilir. Bu türde hidronefroz gebelik hormonların etkisiyle meydana gelir. Bu süreçte böbreklerdeki kan akımının normalden fazla olması da, böbrek büyümesine neden olabilen başka bir etkendir. Gebeliğin doğumla sonlanmasından itibaren böbreklerdeki büyüme etkisini yitirir. Bazı kadınlarda bu süreç 1-2 ayı bulabilir. Ancak bu dönemde kadının fazla yakınması olmaz. Herhangi bir yakınma olursa, üroloji uzmanları tarafından stent uygulaması yapılabilir.

Prostat Hipertrofisi

Erkeklerde otuzlu yaşlardan itibaren prostat büyümesi yani prostat hipertrofisi oluşmaya başlar. Bu yaşlarda büyüme zararlı kabul edilmediği için, sorun çıkarmadıkça müdahale edilmez. Ancak altmışlı yaşlardan itibaren prostat hipertrofisi her iki erkekten birini etkiler. Prostatın büyümesi bazı kişilerde idrar yoluna aşırı baskı yapabilir. Bu nedenle idrar yolu kısmi ya da tam tıkanabilir. Prostat hipertrofisi sık idrara çıkma, mesanenin tam boşalmama hissi, idrar basıncının düşmesi, uykuda idrara çıkma isteğinin olması, ıkınarak zorla idrara çıkma gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu tür belirtilerde prostat hipertrofisine müdahale edilmelidir. Tedavi uygulanmadığında ilerleyen aşamalarda hidronefroz gibi ciddi sorunlar yaşanabilir.

Taş

İdrar yolunu ya da böbrekleri etkileyen taşlar, idrar yolunda tam ya da kısmi tıkanıklığa neden olabilir. Bu durumda taşlara dışarıdan ya da cerrahi yöntemlerle müdahale edilmelidir. Taş aynı tümörler gibi idrar yolunda tıkanıklığa yol açar ve hidronefroz nedeni olabilir.

Hidronefroz Belirtileri Nelerdir?

Hidronefroz belirtileri hastalığın tek taraflı ya da çift taraflı olmasına göre, tıkanıklığın tam ya da kısmi olmasına göre ve hastalığın evresine göre ortaya çıkar. Tek taraflı hidronefroz çoğu zaman belirti vermez. Ancak akut tıkanıklarda şiddetli ağrı meydana gelebilir. Bunun dışında bulantı ve kusma, böbreklerde enfeksiyon, bel ağrısı, kanama, idrar yaparken ağrı, kilo kaybı, karında şişlik, ateş yükselmesi gibi belirtilerde görülebilir.

Hidronefrozun erken teşhisinde belirtilerin önemli bir rolü vardır. Hastalığın erken aşamada teşhis edilmesi tam olarak tedavi edilmesini sağlar. Tedavide geç kalındığında, böbreklerde kalıcı hasar oluşabilir. Gelişen tanı yöntemleri sayesinde anne karnındaki bebeğin bile hidronefroz tanısı yapılabilmektedir. Tam idrar testi, sistoskopi, MR, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, intravenöz pyelografi hidronefroz tanısında kullanılan tanı yöntemleridir.

Bel Ağrıları

İdrar yollarında herhangi bir alanda oluşan tıkanıklık bütün idrar yolunu etkiler. Bu çevre dokulara da yansır. Özellikle böbreklere yakın alanlarda tıkanıklık oluşursa, bel ağrıları ortaya çıkabilir. Bu yüzden hidronefroz nedeniyle hastalarda bel ağrısı oluşabilir.

Böbrek Enfeksiyonu

Hidronefroz belirtileri arasında böbrek enfeksiyonu da bulunmaktadır. İdrarın içeriğinde doğal olarak enfeksiyon riski oluşturacak maddeler bulunmaktadır. Normalde idrar durağan hale gelmeden çok kısa bekleme süreleriyle vücuttan atılır. Ancak idrar yollarında oluşan tıkanıklık idrarın istemsiz şekilde durağanlaşmasına neden olur. Özellikle tam tıkanıklık durumunda, hastalarda böbrek enfeksiyonu riski artar.

Ateş Bulantı Kusma

Hastalıkların hemen hepsinde görülebilen bulgulardan olan ateş, böbrek büyümesi nedeniyle de ortaya çıkabilir. Özellikle enfeksiyon oluşumu varsa, ateş vücudun kendini koruma mekanizması olarak ortaya çıkabilir. Ateş bulantı kusma gibi belirtiler hidronefroz hastalarında sıkça gözlenmektedir. Hidronefroz belirtileri arasında mide bulantısı ve kusma gibi semptomlarda olabilir. Mide bulantısı ve kusma için başka uyaranların olmaması halinde ve hastalığın diğer belirtilerinin de gözlenmesi halinde, tanıda hidronefroz şüphesiyle tetkikler yapılabilir.

İdrar Yapma Esnasında Ağrı

İdrar yolunda oluşan tıkanıklık yüzünden böbreklerden süzülen idrar dışarıya basınçla birlikte atılır. Basınç nedeniyle idrar yolunda belirli alanlarda ağrı ve yanma etkisi görülebilir. İdrar yapma esnasında ağrı olması, uygulanan basınç yüzünden yaşanabilir.

Hidronefroz Tedavi Türleri

Böbreğin toplayıcı sistemlerinde meydana gelen genişleme hidronefroz oluşuma yol açar. Hidronefroz tedavi türleri hastalığım gelişimine bağlı olarak tercih edilir. Akut yani ani gelişen vakalarda böbreğin en kısa sürede rahatlatılması gerekir. Bu yüzden foley kateter ve nefrostomi gibi acil durumlarda uygulanan tedaviler uygulanır. Gelişimi yavaş olan hidronefroz vakalarında ise, buna neden olan etkene bağlı tedaviler uygulanır. Darlık olan bölgenin kurtarılması, taşların çıkarılması, üreterlerin mesaneye giriş bölgelerinin değiştirilmesi gibi cerrahi tedavi türleri tercih edilir.

Hidronefroz hastalığının hangi evrede olduğu, böbreğin büyüme derecesi ve uygulanacak tedavi türlerini belirlemede etkili olur. Hangi müdahalenin yapılacağı, hangi tedavilerde geç kalındığını ifade etmekte hastalığın evresi önemlidir.

Birinci evredeki hidronefroz hastalarında böbrek boyutu fazla büyümemiştir. Böbrek büyümesi yaklaşık % 10-20 arasındadır. Bu evredeki hastaların takip altında olması ve hastalığın nedenlerinin araştırılması gerekir. İlk evrede hastalıktan kurtulma ve tıbbi müdahale daha kolay olur.

İkinci evredeki hidronefroz vakalarında böbrek normal boyutuna göre büyümüş haldedir. Yapılan tetkiklerde tedavi türleri belirlenerek, böbrek büyümesine yol açan etkenler ortadan kaldırılır.

Üçüncü ve dördüncü evredeki hidronefroz hastalarında böbrek büyümesi böbreğin fonksiyonunu etkilemeye başlamıştır. Böbreğin çalışması engellendiği için mutlaka müdahale edilmelidir. Tedavinin geciktirilmesi halinde böbreğin alınmasına kadar gidecek bir yola girilebilir.

Antibiyotik Tedavisi

Hidronefroz tedavi türleri arasında yer alan antibiyotik tedavisi hastalığın ilk aşamasında belirlenen enfeksiyonun ortadan kaldırılması için kullanılabilir. Böbrek enfeksiyonu nedeniyle boyutları büyümeye meyilli olan böbreğin ya da idrar yolundaki tıkanıklık nedeniyle oluşan enfeksiyonun önlenmesi hastalığın ilerlemesine engel olabilir. Enjeksiyon şeklinde uygulanan antibiyotik tedavisi hastaların çoğunda olumlu sonuçlar verebilir.

Hidronefroz Ameliyatı

Hastalara hidronefroz ameliyatı yapılacaksa, fiziksel ve psikolojik olarak belli bir hazırlık sürecinin geçmesi gerekir. Hastaların sorunsuz bir operasyon geçirmeleri, alınacak sonucun başarılı olmasına yardımcı olur. Hidronefroz şüphesiyle başlayan süreç, hastalığın evresinin ve yerinin belirlenmesiyle devam eder. Kan ve idrar tetkikleri, görüntüleme yöntemleri ile hastalığın gelişimi, hastanın durumu belirlenir. Hastanın ameliyat edilmesine karar verildiğinde, hangi ameliyat tekniğinin kullanılacağı belirlenir ve ameliyat öncesinde hastanın nelere dikkat etmesi gerektiği anlatılır.

Hidronefroz ameliyatı için, pek çok farklı teknik ve yöntem vardır. Kullanılacak olan yöntem hastanın durumuna, tıkanıklığın yerine göre belirlenir. Bazı hastalarda küçük çaplı bir operasyon, bazılarından kapsamlı açık ameliyat sorunu giderebilir.

Nefrostomi Tüpü Yerleştirilmesi

İdrar yollarında meydana gelen tıkanıklığın yerine göre, genellikle böbreklerde idrar birikimi meydana gelir. Tıkanıklık nedeniyle idrarın birikmesi ciddi bir böbrek enfeksiyonu riskini de beraberinde getirir. Ayrıca zamanla böbrekte şişmeye ve böbreğin fonksiyonlarını bozmaya başlar. Nefrostomi tüpü yerleştirilmesi temel olarak böbrekte biriken idrarın atılmasını hedefler. Bu şekilde tahliye edilen idrardan sonra böbrekteki şişlik etkisini yitirir. Böbrek işlevini daha kolay yerine getirmeye başlar.

Bu yöntemin uygulanması halinde akut hidronefroz hastalarında kesin tanının konulmasına ve hastanın rahatlatılmasına yardımcı olur. Nefrostomi tüpü yerleştirilmesi mesane bölgesinden yapılabileceği gibi cilt üzerinden de yapılabilir. Böbreklerle bağlantı için dışarıya bir idrar torbası bağlanır. Bu şekilde idrarın tahliye edilmesi sağlanır. Yapılan tetkikler sonrasında tıkanıklığın nedeni belirlenerek hastanın tedavisine başlanır. Tedavi sonuna kadar drenaj tüpü de yerinde bırakılır.

Üreter Sistem Yerleştirilmesi

Böbreklerden idrarın alınması ve mesaneye taşınması üreter sistemin görevidir. Üreter sistemde tıkanıklık meydana gelirse, böbreklerde şişlik oluşmaya başlar. Bu yüzden tıkanıklığın ortadan kaldırılması için bazı tedavi yöntemleri uygulanır. Üreter sistem yerleştirilmesi yoluyla böbrekteki idrarın mesaneye taşınması sağlanır.

Pyeloplasti

Böbreklerde idrar birikimine neden olan etkenlerin tespit edilmesinden sonra, uygulanan yeniden şekillendirme operasyonları pyeloplasti olarak tanımlanır. Pyeloplasti operasyonları farklı tekniklerle uygulanabilir.

Açık pyeloplasti tekniğinde büyük cerrahi kesiler açılır. Operasyon ortalama 2 saat kadar sürer. Operasyonun başarı oranı oldukça yüksektir. Belirlenen bölgenin bypass edilerek yeniden şekillendirilmesi amacıyla, bölgeye drenaj boruları yerleştirilmektedir. Yapılan cerrahi kesiler yüzünden ameliyat sonrası iz kalma riski yüksektir. Ancak hastanın yaşına ve isteğine göre, izlerin giderilmesi amacıyla daha sonra estetik uygulamalar yapılabilir. Hastalar operasyondan sonra 3-7 gün içinde taburcu edilebilir.

Laparoskopik pyeloplasti ameliyatı sırasında açık ameliyattaki teknikler uygulanır. Ancak bu yöntemde büyük cerrahi kesilerin açılmasın gerek kalmıyor. Bu nedenle hastaların iyileşme süreci daha konforlu geçiyor. İz kalma derdi olmadan ameliyat yapılabiliyor. Pyeloplasti ameliyatı bu yöntemle yapılırsa, hastalar genellikle 2 günde hastaneden taburcu edilebiliyor.

Needloskopik pyeloplasti ameliyatı da genellikle laparoskopik cerrahi teknikleriyle yapılır. Ancak bu yöntemle yapılan ameliyatta iğne deliği büyüklüğünde delikler açıldığından, hastaların konforu daha iyi olur, iyileşme süreci daha kısa sürer.

Üriner Kateter Yerleştirilmesi

Üriner kateter yerleştirilmesi üretra kanalıyla idrar kesesine tüp yerleştirilmesi şeklinde uygulanır. Üriner kateter çeşitli malzemelerden üretilir ve türleri farklı olabilir. İdrar kesesine tüpün yerleştirilmesi tıkanıklıkların bypass edilmesini ve idrarın keseden tahliye edilmesini sağlar. Üriner kateterin kalıcı olanları ve idrar sonrası çıkarılan türleri vardır. Bu uygulama genellikle doktor tarafından gerçekleştirilir. Nadiren hemşirelerde uygulamayı yapabilir. Bazı hastaların kendisi bile ilerleyen aşamada üriner kateter yerleştirebilir.

Suprapubik Kateter Yerleştirilmesi

Hidronefroz tedavisinde üriner kateter uygulaması yapılamadığı zaman idrar kesesindeki var olan tıkanıklık ya da sonradan gelişen tıkanıklık durumunda, idrarın boşaltılmasını sağlayan suprapubik kateter yerleştirilmesi uygulanabilir. Uygulama sırasında genellikle bölgeye lokal anestezi uygulanır. Bu yöntemin üriner kateter uygulamasına göre pek çok avantajı bulunmaktadır. Ancak hidronefroz nedeniyle oluşan sıvı birikimin giderilmesi için üriner kateter kullanılamadığında bu yöntem tercih edilir.

Hidronefroz Tedavi Öncesi

Hidronefroz tedavi öncesi hastalığın kesin tanısı yapılmalıdır. Tanı doğumdan önce anne karnında da yapılabilir. Hidronefroz üriner sistemde oluşan obstrüksiyon nedeniyle pelvis, böbrek ve kaliksinin idrarla dolmasından dolayı genişlemesiyle oluşur. Her bin doğumdan beşinde görülür. Bu konuda erkek bebekler kızlara göre 4 kat daha fazla risklidir. Prenatal dönemde konulan fetal böbrek anomalisi tanısının % 70 kadarını hidronefroz hastalığı oluşturur. Bu vakaların büyük çoğunluğu doğum sonrası düzelir. Genellikle tek taraflı olan vakaların çoğunluğunda böbrek pelvisi ile üreter kısmında obstrüksiyon vardır. Bunların tanısı konulduğunda, tedavi için doğumun beklenmesi genellikle daha avantajlıdır.

Hidronefroz tedavi öncesi hastanın idrar ve kan testleri yapılmalıdır. Ayrıca tanıda intravenöz ürografi IUV, MRI, CT ve ultrason önemli tetkiklerdir. Ultrason sayesinde hidroüreter ya da hidronefrozis olup olmadığı değerlendirilebilir, böbreklerle idrar yollarının görüntülemesi yapılabilir. Tıkanıklığın yeri IUV yardımıyla belirlenebilir.

Hangi görüntüleme yönteminin tercih edileceği hastanın klinik prezentasyonuna göre yani belirtilere, hastanın geçmişine ve muayene bulgularına göre belirlenir. Renal kolik varlığında yani idrarda kan görülmesi ve belde tek taraflı ağrı olduğunda CT taraması yapılabilir. Tıkanıklığın varlığı ve böbreklerin fonksiyonlarını görüntülemek için CT taraması oldukça faydalı bilgiler verir. Taşların varlığı IVU ya da röntgen yöntemiyle belirlenebilir. Ancak CT yönteminde taşlar % 99 oranında belirlenebildiğinde, ilk tercih bu yöntem olur. Fakat hastanın gebeliği varsa bu yöntem kullanılmaz.

Ürolojik Muayene

Hidronefroz tedavi öncesi hazırlık aşamasında çoğu zaman yüzeysel bir muayene yapılır. Böbrek fonksiyonları değerlendirilir, idrar yollarında hangi aşamada aksama olduğu tespit edilir. Hastaya yapılan ürolojik muayene uygulanacak tedavi türleri hakkında önemli bilgiler verir. Böbrekteki büyümenin varlığı, derecesi görüntüleme tetkikleri yardımıyla belirlenir. Bu aşamada tıkanıklığa neden olan etken de tespit edilir.

Üst üriner sistemde akut tıkanıklık varlığı da ürolojik muayene sırasında değerlendirmeye alınır. İdrar yolculuğu böbrekte başlayarak vücuttan atılıncaya kadar devam eder. Taş gibi sebeplerden kaynaklanan tıkanıklıklar akut olarak tanımlanır. Bu durumda hastaya ani müdahale yapılması gerekebilir. Drenaj borularının yerleştirilmesi sayesinde böbreklerde biriken sıvı tahliye edilir. Bu tanı ve tedavide büyük avantaj sağlar.

Üst üriner sistemde kronik tıkanıklık varlığı uzun süreci kapsayan idrar yolları tıkanıklıklarında söz konusu olur. Ürolojik muayene sırasında bunlarda dikkate alınır. Çünkü bu durum fazla belirti vermediğinden, gözden kaçabilir. Tıkanıklık ve böbrek büyümesi anormal seviyeye geldiğinde hastalarda belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Tetkikler sayesinde böbreğin büyüme evresi belirlenirse, hastaya zamanında müdahale edilebilir.

Alt üriner sistemde oluşan kronik tıkanıklıklar yaygındır. İdrar bu durumda böbrekte birikmez. Üriner sistemde başka herhangi bir noktada birikir. Bu tür tıkanıklıklarda da üst üriner sistem tıkanıklığında uygulanan yöntemler kullanılır. Tıkanıklık sebebi belirlendiğinde, uygun tedavi türleri kullanılarak müdahale yapılır.

Tetkikler

Hastalara hidronefroz ameliyatı öncesinde olası sorunların belirlenmesi için bazı tetkikler yapılır. Bunların amacı sadece idrar yolu sorunlarını belirlemek değildir. Ameliyattan sonra olası komplikasyonların önlenmesi amacıyla yapılır. Yapılan kan ve idrar tetkiklerinde elde edilen verilere göre tedavi planlaması yapılır, gereken önlemler alınır.

Tam İdrar Testi

Tam idrar testi tıkanıklık nedeniyle biriken idrarda enfeksiyon riskinin olup olmadığını belirlemeye yardımcı olur. İdrar yolu enfekte olmuş ise, hastaya acilen müdahale edilmesi gerekir. Bu nedenle hastalara ilk yapılan tetkiklerin içinde tam idrar testi vardır.

Ürografi

Ürografi hidronefroz tanısında kullanılabilen bir tanı yöntemidir. Damardan verilen kontrast madde yardımıyla böbreklerin, idrar yolları ve idrar torbasının belirli aralıklarla filmi çekilir. Bu yöntem üriner sistemde yapılacak değerlendirmelerde kullanılır.

MRI Ultrason ve Sistoskop Testleri

Hidronefroz tedavi öncesi kullanılan görüntüleme tetkikleri tıkanıklığın nedenini tespit etmek amacıyla kullanılır. MRI, ultrason ve sistoskop testleri bu amaçla yapılır. MRI ve ultrason en fazla kullanılan görüntüleme tetkikleridir. Tıkanıklığın taş ya da tümörden kaynaklanması halinde, MRI incelemesinde tıkanıklığın yeri ve nedeni kesin olarak tespit edilebilir.

Hidronefroz hastalığının varlığını belirlemede en fazla kullanılan görüntüleme tetkiki ultrason incelemesidir. Tıkanma sebepleri genellikle açık olduğundan, ileri görüntüleme tetkiklerine gerek kalmadan ultrason ile belirlenebilir.

Sistoskopi işlemi ise, mesane ve üretranın içini inceleme ve görmek amacıyla yapılan bir tetkiktir. Buna sistoüretroskopi de denmektedir. İdrar kanalının içine sistoskop ile girilerek, idrar kesesi, üretra görsel olarak incelenir.

Tedavi Yönteminin Belirlenmesi

Erken tanı hidronefroz tedavisinde oldukça önemlidir. Tıptaki gelişmeler sayesinde anne karnında bile doğumsal anomaliler tespit edilmeye başlanmıştır. Bu aşamada yapılan teşhis sayesinde hafif böbrek büyümesi daha kolay tedavi edilebilir.

Böbrek büyümesine yol açan etken belirlenerek tedavi yöntemi uygulanır.

Tedavi yönteminin belirlenmesi için önce hastalığa tanı konulması gerekir. Böbreği bozulmasına engel olmak amacıyla erken dönemde teşhis edilen hidronefroz daha kolay tedavi edilir ve böbreğin alınmasına gerek kalmaz.

Hidronefroz Tedavi Sonrası

Hidronefroz ameliyatının öncesi ve ameliyat sürecinin sorunsuzca tamamlanmasının ardından, hastaları uzun sürecek bir iyileşme süreci bekler. Bu diğer tedavi türlerinde de aynıdır. Hidronefroz tedavi sonrası hastalara olası komplikasyonlar ve yapması gerekenler aktarılarak, iyileşme sürecinde bilinçli olmaları sağlanır. Hastalar süreçte yaşanacakları bildiği takdirde, psikolojik olarak daha rahat olurlar. Ayrıca iyileşme süreci daha sorunsuz geçer.

Ameliyat Sonrası Komplikasyonlar

Hastalara uygulanan ameliyat sonrası komplikasyonlar mutlaka dikkate alınmaktadır. Hidronefroz oluşumuna yol açan etkenin ortadan kaldırılması için yapılan ameliyat, üriner sistemi etkilediğinden ciddi bir operasyon olarak kabul edilir. Bu yüzden ameliyatın yan etkileri ve komplikasyon riski vardır.

Cerrahi kesilerle yapılan ameliyatta kanama riski her zaman olur. Kesi yerleri dikişlerle kapatılır. Bu nedenle hastalara iyileşme sürecinde dikişlere zarar gelmemesi için, bazı fiziksel aktivitelerden uzak durması tavsiye edilir. Bunlara dikkat edilmediği takdirde dikişlerde patlama ve kanama riski oluşabilir.

Ameliyat bölgesinin enfeksiyon kapması halinde bölgede şişliğin oluşma riski bulunmaktadır. Bu durumda enfeksiyonun tedavi edilmesi gerekir. Genellikle hastalara enfeksiyon riskine karşı antibiyotik tedavisi uygulanır. Hastalar antibiyotikli ilaçları düzenli kullanırsa, bu komplikasyon riski azalır.

Ameliyat sonrası böbrekte hafif bir ağrı oluşması normal kabul edilir. Ancak ağrının nedeni genellikle dikişler yüzündendir. Bunun dışında gelişebilecek bir komplikasyon nedeniyle ağrı oluşursa, özellikle şiddetli ağrıda doktora bilgi verilmelidir.

Hidronefroz hastalarda bel ve böbrek ağrısına neden olur. Ameliyatta hidronefroza yol açan etken ortadan kaldırıldığı için, bel ve böbrek ağrısının geçmesi gerekir. Ameliyattan sonra devam eden bu tür ağrılarda doktorla paylaşılmalıdır.

Ameliyat sonrası komplikasyonlar arasında idrara çıkarken zorlanma da olabilir. İdrar kanallarında kapasite kaybı yaşandığı için, istem dışı daralma olabilir. Ameliyatla tıkanıklık giderildiğinde, daralan idrar kanalları kapasiteyi karşılayamayabilir. Bu yüzden hastalarda bir süre idrara çıkarken zorlanma oluşabilir. Bu yan etki çoğu zaman geçici olur.

Hidronefroz ameliyatı sonrası hastalarda iktidarsızlık gibi bir komplikasyon meydana gelmez. Operasyonda sadece idrar yollarına müdahale edildiğinden, üreme sistemi bundan zarar görmez. Ancak ameliyat sonrası az oranda cinsel isteksizlik ortaya çıkabilir. Geçici olan bu sorun dikişler iyileştiğinde, idrar yolları sorunları giderildiğinde kendiliğinden düzelir.

Ameliyat Sonrası Beslenme

Hidronefroz ameliyatı olan hastaların ameliyat sonrası beslenme düzenine dikkat etmesi gerekir. Bu süreçte sağlıklı beslenmeleri oldukça önemlidir. Kan değerlerini olumsuz şekilde değiştirebilecek besinlerden uzak durmaları tavsiye edilir. Özellikle böbreklerin işlevini etkileyebilecek besinler diyette yer almamalıdır. Beslenmede sıvı ağırlıklı ve mümkün olduğu kadar dengeli bir düzen kurulmalıdır. Bu şekilde iyileşme süreci de oldukça kısalır.

Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci

Hastaların ameliyat öncesinde dikkat etmesi gereken konulara özen göstermesi ameliyatın başarıyla sonuçlanmasına, aynı zamanda ameliyat sonrası iyileşme süreci açısından olumlu etkilerdir. Ameliyat sonrası iyileşme sürecinde dikkat edilmesi gerekenlerde ameliyatın sonuçlarının kalıcı olmasına ve komplikasyon riskini azaltıcı unsurlardır.

Hastalar iyileşme sürecinde bol sıvı tüketmelidir. Böbreklerin kendini temizlemesi için bol su içilmesi önerilir. Normalde günlük su tüketimi yetişkinlerde 2 litre olmalıdır. Bu etken ameliyattan sonra enfeksiyon riskini de azaltır.

Hastaların doktorun önerdiği ilaçları düzenli olarak kullanması gerekir. Ağrı, enfeksiyon gibi riskleri azaltmak için reçete edilen ilaçlar doktorun önerdiği dozda ve şekilde kullanılmalıdır. Bu ameliyatın başarısını da etkileyecektir.

Özellikle açık ameliyatlardan sonra pansumanların ihmal edilmemesi gerekir. Yapılan büyük cerrahi kesiler nedeniyle dikiş atılması kaçınılmazdır. Dikişler alınıncaya kadar pansumanlara devam edilmelidir. Bu süreç yaklaşık 15 gün kadar sürer.

Hastaların iyileşme sürecinde rutin doktor kontrollerini de ihmal etmemesi önemlidir. Özellikle tekrarlama riski olan hastalıklarda düzenli olarak kontroller yapılmalıdır. Görüntüleme yöntemleriyle yapılan kontrollerde hastalığın tekrarlama riski değerlendirilir. Ayrıca tekrarlayan hastalığın nasıl bir seyir izlediği de değerlendirilir.

Hastalar ameliyat sonrası iyileşme süreci içinde yeterince dinlenmeye çalışmalıdır. Kapalı ameliyatlardan sonra bu süreç kısa olabilir. Ancak açık ameliyatlardan sonra hastaların 1-2 hafta evde dinlenmesi önerilir.

Hastaların ameliyattan sonra sonuçların alınmasına kadar sigara ve alkolden uzak durması da gerekir. Bu iyileşme sürecini kısaltacaktır. Yara yerinin daha kolay iyileşmesine yardımcı olacaktır. Özellikle sigara alışkanlığı kan dolaşımına olumsuz etki eder ve yara yeri iyileşmesini geciktirebilir.

Sık Sorulan Sorular

Bu bölümde hidronefroz ve hidronefroz tedavisi hakkında merak ettiğiniz yanıtlara ulaşabilirsiniz.

Hidronefroz Kalıtsal Bir Hastalık mı?

Hidronefroz oluşumu iki farklı şekilde olabilir. Bu hastalığın tam olarak kalıtsal olduğunu söyleyemeyiz. Her ne kadar doğuştan olan ya da sonradan gelişen hidronefroz hastalığı olsa da, bunun kalıtsal olduğu kesinlik kazanmamıştır. Çünkü anne ve babada hidronefroz olmasa bile çocukta bu hastalık gelişebilir. Anne karnında bebeğin gelişimi sırasında böbrekle pelvis arasında meydana gelen aksaklıklar hidronefroza neden olabilir. Böbreklerde ve idrar yollarında sonradan gelişen hasarlarda bu hastalığa neden olabilir.

Hidronefroz Anne Karnında Tespit Edilebilir mi?

Hidronefroz hastalığı günümüzde anne karnında tespit edilebilen bir rahatsızlıktır. Gelişmiş görüntüleme teknikleri yardımıyla bebek daha doğmadan tanı konulabilir. Ancak doğumdan önce herhangi bir tedavi uygulanmaz. Doğum sonrası bebeğin bir haftalık olduğu dönemde detaylı bir ultrasonla kesin tanı konulabilir. Böbrekteki hasar, hastalığın tek taraflı ya da çift taraflı olduğu, büyüme oranı belirlenir. Bu sonuçlara göre tedaviye çocuk ürolojisi uzmanı tarafından yapılır.

Hidronefroz Hangi Durumlarda Ameliyat Edilir?

Hidronefroz böbrek hastalıkları içinde en fazla görülenidir. Özellikle doğuştan kaynaklı çocuklarda, sonradan bayanlarda gelişme riski fazladır. Hidronefroz tedavisi hastalığın evresine göre çeşitli yöntemlerle yapılır. İlk aşamada tedavide enjeksiyon şeklinde antibiyotik kullanılabilir. Devamında başka ilaç tedavilerine başvurulabilir. Hastalığın bu yöntemlerle tedavi edilmemesi, ilerleme göstermesi halinde, tedavide ameliyat yöntemi kullanılabilir. Ameliyat son tercih olarak uygulanır. Hidronefroz hastalığının böbrek kaybına yol açmaması için tedaviler özenle uygulanmalıdır.

Hidronefroz Hastalığı Risk Faktörleri Nelerdir?

Hidronefroz hastalığı risk faktörleri arasında gebelik, prostat büyümesi, idrar yollarında ve böbrekte oluşan taş ve tümörler, üreter kıvrımları, anne karnında fetusta olan böbrek ve üriner sistemdeki gelişimsel bozukluklar sayılabilir.

Hidronefroz Ameliyat Ücreti Ne Kadar?

Hidronefroz ameliyat ücreti hastanın durumuna, hastalığın evresine, hastalığın tek ya da çift taraflı gelişmesine, ameliyatta yapılacak işlemlere göre farklılık gösterebilir. Ayrıca ameliyatı yapan cerrahın deneyimi ve bilgisi, operasyonun yapıldığı merkezin sunduğu olanaklarda fiyatlara etki eder.

Hidronefroz Ameliyatları Ölüm Riski Taşır Mı?

Hidronefroz ameliyatı cerrahi bir girişimdir. Her cerrahi müdahale gibi belli oranda riskler taşımaktadır. Ölüm riski de az oranda olsa gelişebilir. Çünkü her hastanın ameliyata verdiği tepki farklı olabilir. Daha önceden öngörülmeyen ciddi bir komplikasyon hastanın yaşamını yitirmesine neden olabilir. Bu bilgiler hastalara ameliyattan önce verilmekte ve onayı alınmaktadır.

Hidronefroz Hastalığının İlerlemesi Durumunda Böbrek Alınabilir Mi?

Hidronefroz erken aşamada teşhis edilirse, kolay yollarla tedavi edilebilir. Ancak tedavisi ihmal edildiğinde böbreğin alınmasına kadar gidecek bir süreç yaşanır. İlk evrede antibiyotik ile tedavi edilebilen bu rahatsızlık, ilerleyen aşamalarda ameliyatla tedavi edilebilir. Belirtiler ihmal edilir, tedavi yapılmazsa hastalar böbreğini ya da böbreklerini kaybedebilir.

Hidronefroz Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Hidronefroz tanısı konulan hastaların mutlak uygun bir tedavi yöntemiyle iyileştirilmesi gerekir. Bu hastalık tedavi edilmediğine, böbreğin ya da her iki böbreğin kaybedilmesi gibi ciddi bir zarar verebilir. Çünkü böbrek fonksiyonları bozulur ve böbrek işlevini yerine getiremez.

Hidronefroz Ameliyatları Kaç Saat Sürer?

Hidronefroz ameliyatları farklı tekniklerle ve yöntemlerle yapılır. Bu tercih hastanın genel sağlık durumuna, hastanın ve cerrahın tercihine, hastalığın evresine, böbrekteki hasara göre yapılabilir. Kapalı teknikle yapılan ameliyatlar genellikle 2-3 saat arası sürer. Açık teknikle yapılan operasyonlarda kesi ve dikiş yapıldığından süre uzayabilir.

Ameliyat Sonrası Taburculuk Süresi Nedir?

Hidronefroz ameliyatı olan hastaların ameliyat sonrası taburculuk süresi ameliyatın tekniğine göre değişebilir. Ayrıca hastanın verdiği tepkilerde bunda etkili olabilir. Açık teknikle yapılan ameliyatlarda 3-7 günde, kapalı teknikle yapılan hidronefroz ameliyatında da hastalar 2 gün için taburcu edilebilir. Bu süre tamamen hastanın durumuna göre belirlenir.

Hidronefroz Tedavisi Nasıl Yapılır?

Hidronefroz tedavisi, hidronefrozu yani böbrek büyümesini ortaya çıkaran faktörün ortadan kaldırılması şeklinde gerçekleştirilir. Boşaltım sistemindeki bir tıkanmadan dolayı meydana gelen böbrek büyümelerinde yolun açılması ile; taşa bağlı büyümelerde taşın kırılması ile tedavi gerçekleştirilir. Zaman zaman cerrahi uygulamalar da söz konusudur. Eğer hastalık erken dönemde tedavi edilmezse böbrek yetmezliğine kadar giden süreçte diyaliz makinesi de tedavi yöntemi olarak kullanılabilir.