Aterosklerotik Kalp Hastalığı

Aterosklerotik Kalp Hastalığı
Aterosklerotik Kalp Hastalığı

 

Koroner kalp hastalıkları, dünyada erken ölümlerin tespit edilen en büyük nedenidir. Aterosklerotik kalp hastalığı da dünyadaki en yaygın ölüm ve hastalık sebebi olarak gösterilir.

İnceleyen ve onaylayan: Doç. Dr. Zekeriya Küçükdurmaz

Aterosklerotik Kalp Hastalığı Hakkında

Aterosklerotik kalp hastalığı, koroner arterlerde ortaya çıkan kolesterol tabakalarının oluşmasına bağlı olarak damarların tam tıkanmasına kadar lümenlerin tıkanması sebebiyle ortaya çıkan kronik, yavaş ve patolojik olan bir değişiklik olarak görülebilir. Koroner arterlerdeki değişiklikler, kalp kasının tropizmini ve bunun bir sonucu olan kalbin temel işlevlerinin tam olarak gerçekleşememesine sebep olur.

Aterosklerotik Kalp Hastalığı Nedir?

Aterosklerotik kalp hastalığı, kalbi besleyen koroner dolaşım sistemine ya da beyni besleyen serebral dolaşıma etki eden bir hastalıktır. Oldukça ciddi bir hastalık olarak Aterosklerotik kalp hastalığı, kalp krizi, akut inme, kalp yetmezliği gibi ölümcül hastalıkların sebebi olarak gösterilen bir hastalıktır.

Nasıl İlerler?

Aterosklerotik kalp hastalığının nasıl başladığına ve ilerlediğine dair iki farklı hipotez ortaya atılmıştır. Bu iki hipotezi de destekleyen bulguların varlığı incelendiğinde ikisinin de tam olarak olmasa da kısmen doğru olduğu sonucuna varılabilir. Lipit hipotezine göre; kan plazması içerisinde yer alan LDL endotelin içinde bulunan oksitler sebebiyle kalp hastalığı için risk oluşur. Damar duvarı hasar görünce, bir yangı tepkisi ortaya çıkar. Zamanla yüksek miktarda lipitler birikir ve hastalık ilerleyerek son olarak düz kas hücreleri köpük hücrelerine dönüşür. Böylelikle damar tıkanıklığı ortaya çıkarak diğer ölümcül hastalıklar da tetiklenmiş olur. Yapılacak tedavi hakkında doktorunuz sizlere en uygun ve detaylı bilgiyi aktaracaktır.

Ateroskleroz Türleri

Ateroskleroz

Damar sertliği olarak bilinen Ateroskleroz, atardamarların içerisinde yağ bulunduran plakaların oluşumu ve karakterize bir şekilde damarlarda sertliğe sebep olan, darlık oluşturan bir hastalıktır. Ateroskleroz rahatsızlığında, Aterosklerotik damarlar kalınlaşır, sertleşir ve sonunda tıkanır. Tüm dünyada en yaygın damar tıkanıklığı sebebi Aterosklerozdur. Ateroskleroz, atardamarların da en yaygın hastalığıdır. Yağ ve kolesterol, damar duvarı içerisinde plaklar adı verilen kümelenmeler şeklinde birikir ve bu birikintiler damarların işlevinin bozulmasına sebep olur. Aterosklerotik damarlar, daha sert bir hal alarak kan akımına engel olur ve zamanla plaklar kalınlaşarak kabalaşır. Bazen plağın üzerini örten damar tabakası yırtılır ve plak içerisinde yağ hücrelerini bulunduran materyaller, dolaşıma karışır. Böylelikle küçük damarların da tıkanmasına neden olur ve ölümcül bir hastalığa yol açar.

Fokal Kalsifik Ateroskleroz

Orta çaplı arterlerin yalnızca orta tabakasında media verilen alanın bölgenin sertleşmesidir. En çok bacak, kol ve üreme organlarına ait olan arterleri tutan Fokal Kalsifik Ateroskleroz, arterlerin iç tabakası sağlam olduğundan dolayı pıhtı oluşturmaz. Bu sebeple arterler tıkanmaz. Arterin orta tabakasındaki düz kas hücreleri ise çok fazla kalsiyum depolar. Burada bulunan arterler de sertleşerek, yılan derisine benzeyen bir hal alır. Bu tip sertleşmeler, genelde 50 yaş üzerinde görülür. Çok nadir de olsa daha erken görülme riski vardır. Yaşlılarda, kortizon tarzı ilaç kullanan bireylerde ve şeker hastalarında sıklıkla görülür.

Arterioloskleroz

Hipertansiyon hastalarında sıklıkla görülen küçük çaplı damar değişikliği olan Arterioloskleroz, büyük çaplı damarları da etkileyebilen bir rahatsızlıktır.

Tedavisi

Aterosklerotik kalp hastalığı için tedavi yönteminin seçimi öncelikle tıkanan koroner arterlerin şiddetine bağlıdır.

Hastanın Alışkanlıklarını Değiştirmesi

Buradaki alışkanlık kelimesinden anlaşılması gereken nokta, beslenme alışkanlığıdır. Hekimin tavsiyesine uyulmalı ve damar tıkanıklığını tetikleyecek ya da arttıracak besinlerden kesinlikle uzak durulmalıdır.

İlaç Tedavisi

Aterosklerotik kalp hastalığının tedavisinde öncelikle aterosklerozun ilerlemesinin önüne geçmek için günde 10 mg'lık dozla statin grubundaki ilaçları kullanılır. Koroner arterlerin aterosklerozun tedavisi ise günlük 75 mg’lık doz ile salisilat grubu ilaçlarının alınmasıyla yapılır. Salisilat grubu ilaçlar, hastalığın ilerlemesine ve hekimin değerlendirilmesine göre ömür boyu kullanılabilir.

Anjiyoplasti

Günümüzde aterosklerotik kalp hastalığının tedavisi için vasküler cerrahlar, lazer anjiyoplasti ile tedavi yöntemini tercih etmektedir.

Stent

Lazer anjiyoplasti uygulamasının yanı sıra cerrahlar, stent oluşturulması gibi kalp hastalığının alternatif cerrahi tedavi yöntemlerini de kullanmaktadır.

Endarterektomi

Endarterektomi, genel bağlamda damardaki aterom plağının temizlenmesi ve vücuttan çıkarılması işlemine verilen isimdir.

By-pass

Koroner arterlerde yer alan anjinayı ortadan kaldırmak ve koroner arter hastalıkların ölüm riskini azaltmak amacıyla yapılan bir cerrahi uygulama olan By-pass ameliyatı, Aterosklerotik kalp hastalığında uygulanan tedavi yöntemlerinden birisidir.

Minimal İnvaziv Cerrahi

Minimal İnvaziv Cerrahi, karnın ön tarafında açılan ve yaklaşık 1 santimetre büyüklüğünde olan kesitlerden yerleştirilen kamera ve el aletleri ile yapılan bir tedavi yöntemidir. Fıtık rahatsızlığından, kalpteki rahatsızlıklara kadar birçok alanda kullanılan Minimal İnvaziv Cerrahi, hastanın daha çabuk iyileşmesini sağladığı gibi ameliyatlarda başarılı sonuçlar için de olanak sağlıyor. Ameliyat için açılan yaranın genişliği büyüdükçe, hangi ameliyat olursa olsun hasta travma yaşar. Bunun üzerine ameliyat sonrasında yaşanabilecek enfeksiyon riski de artar. Minimal İnvaziv Cerrahi de tam da bu noktada ilk kez kadın uzmanları tarafından uygulanmaya başlanmıştır. 1980'li yıllardan itibaren kalp ve damar hastalıkları için de kullanılan Minimal İnvaziv Cerrahi, en küçük noktadan maksimum verimin amaçlandığı bir tedavi yöntemidir.

Aterosklerotik Kalp Hastalığı Nedenleri

Aterosklerotik kalp hastalığının ilerlemesine sebep olan birçok faktör bulunmaktadır. Nedenleri genellikle genetik olsa da beslenme yoluyla da hastalığın ortaya çıkması yüksek ihtimaldir.

Yüksek Tansiyon Görülmesi

Her üç kişiden birinde görülen yüksek tansiyon, her kalp hastalığının olduğu gibi Aterosklerotik kalp hastalığının da tetikleyicisi olarak görülür.

Sigara

Sigaranın zararları arasında, kalp damarlarında tıkanıklığa yol açması da bulunmaktadır. Bu sebeple sigara kullanımı da Aterosklerotik kalp hastalığının sebepleri arasında yer alır.

Obezite

Damarlar, aşırı yağlanma sebebiyle de tıkanabilir. Obezite, damar tıkanıklığına yol açması sebebiyle Aterosklerotik kalp hastalığını da etkileyen önemli faktörler arasında görülmektedir.

Hareketsiz Yaşam

Sürekli oturarak ya da yatarak gününü geçiren bireyler, hareket etmediklerinden gün geçtikçe özellikle kas damarları daralmaktadır. Bu sebeple uzmanlar, her hastalığın tetikleyicisi olabilen hareketsiz yaşama karşı olarak kampanyalar düzenlemiştir. Ülkemizde düzenlenen bu kampanyalardan birisi de “Günlük en az 10.000” adım kampanyasıdır.

Kanda Lipitlerin Yükselmesi

Kireçli suyun aktığı boruların içi, bir süre sonra kireçle dolar hatta tıkanır. Kanda lipitlerin yükselmesi de damarlar için aynı şeyi yapar. Kanımızda bulunan lipitler, normalden fazlaysa damarın duvarına yapışarak onu daraltır hatta tıkar. Bunun sonucunda tıkanan damarın kan ulaştırdığı organ işlevini yitirerek ölür. Kalp damarı tıkandığında ise insan ölmekte ya da kalbi eskisi gibi çalışamamaktadır.

Stres

Aklınıza gelebilecek her konudaki rahatsızlığın temel olmasa da dolaylı olarak sebebi olan stres, Aterosklerotik kalp hastalığının da sebepleri arasında yer almaktadır.

Endokrin Bozukluklar

Endokrin sisteminde oluşan hastalıklar ve bozukluklar, Aterosklerotik kalp hastalığını tetikler. Bu hastalıklardan bazıları; Diyabet, tiroid bozukluğu, kemik yumuşaması (raşitizm), kısırlık, obezite ve fazla kilo, hipofiz bezi, büyüme, hipertansiyon ve lipid bozuklukları.

Aterosklerotik Kalp Hastalığı Belirtileri

Her hastalıkta olduğu gibi, Aterosklerotik kalp hastalığı da ortaya çıkmadan önce veya çıktığında kendini belli eder.

Bölgesel Ağrı

Vücudun belli bölgelerinde oluşan ağrı, örneğin kol kaslarında ya da göğüste hissedilen bölgesel ağrılar, damar tıkanıklığının ve/veya Aterosklerotik kalp hastalığının belirtisi olabilir.

Göğüste Baskı

Göğüste veya kalpte hissedilen baskı, psikolojik sorunlardan kalp sorunlarına kadar farklı sebeplerden kaynaklanabilir. Göğüs bölgesinde bir ağrı hissedildiğinde mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurmanız gerekir. Çünkü göğüste veya kalp bölgesinde ağrı hissetmek, bir damar tıkanıklığının, Aterosklerotik kalp hastalığının sebebi olabilir.

Bacaklarda Uyuşukluk

Bacakta yaşanan uyuşukluk, duyu kaybının yaşanmasına yol açar ve anormal olan bir durumdur. Uyuşma, tek taraflı veya her iki bacakta da yaşanabilir. Bacak uyuşuklukları, bir bölgeye kan gitmemesi ya da çok az gitmesi sonrasında oluşur. Durum böyle olunca damar tıkanıklığı oluşumu başlayacaktır. Bu sebeple, bacak uyuşukluğu denip geçilmemesi gerekir.

Baldırda Güçsüzlük

Gün boyunca ayakta duran kişilerde görülen bacaklarda yaşanan güçsüzlük ve halsizlik gibi belirtiler, normal bacak problemleri olarak görülür. Normal olmayan durumlar ise herhangi bir rahatsızlık sonucunda ortaya çıkan güçsüzlük ya da halsizlik durumlarıdır. Bu durumlara birçok hastalık yol açabilir. Eğer birey, gün boyunca ayakta durmuyor ve vücudunu kullanarak bir işle uğraşmıyorsa, bacaklar ve baldırda yaşanan problemleri anormal olarak değerlendirebiliriz. Bu tarz şikâyetleri olan birey, mutlaka uzman bir hekime başvurmalıdır.

Bacaklarda Soğuma

Bacak, vücudun alt kısmını oluşturan yapımızdır. Bu alt kısımda, birçok yapı bir arada yer alır. Bu yapılar; yağ dokuları, kemikler, kaslar, eklemler, sinir ve damarlar olarak sıralanabilir. Bacak üşümesi, bazı insanlarda daha fazla görülür. Bu bireylerde, kat kat giyinseler de bacaklarını ve ayaklarını istedikleri gibi ısıtamazlar. Bu bireylerde, hiçbir sıkıntı olamayacağı gibi birçok sıkıntı da olabilir. Kişilerin soğuğu algılama eşiği düşük olabilir, bacakta venöz yetmezliği olabilir. Venöz yetmezliği, toplardamarın kan taşımasında sıkıntı meydana gelmesine verilen isimdir. Bu toplardamarların kapakları iyi çalışmaz ve kan bacaktan yukarı taşınmakta sıkıntı çeker. Bu durumda kişinin mutlaka kalp-damar cerrahine başvurması gerekir.

Ayaklarda Renk Değişmesi

Genellikle ayak bileğinde görülen ayak rengi değişimi, hasta tarafından cilt problemi olarak düşünülür ve nemlendirici kremlerle tedavi edilmeye çalışılır. Ancak ayakta görülen renk değişikliğinin asıl sebebi, kirli kanı kalbe doğru götüren toplardamarın genişlemesi ve böylelikle fonksiyonunu tam anlamıyla yerine getirememesi sebebiyle kaynaklanır. İlk günlerde ayak bileğinde ağrı yapan bu rahatsızlık, zaman ilerledikçe ince kılcal damar artışlarını meydana getirir. Tedavi edilmedikçe kirli kan, ayak bileğinde birikerek renk değişikliğine sebebiyet verir. Bu problemin ana nedeni varis olsa da kalp ile alakalı bir toplardamarın fonksiyonunu yerine getiremediğini düşündüğümüzde, Aterosklerotik kalp hastalığı ile de alakalı olabilir diyebiliriz.

Ayak Tırnaklarının Kalınlaşması

Ayak tırnağının kalınlaşması, estetik açıdan ciddi bir sorun olduğu gibi ayak sağlığının bozulduğunun da bir göstergesidir. Ayakların, aşırı terlemesi, çıplak ayakla toprağa basmak, hijyenden yoksun aletlerle manikür ya da pedikür yapmak, dar ayakkabı giymek gibi eylemler tırnak kalınlaşmasına sebebiyet verir. Ayak tırnağı kalınlaşması rahatsızlığında, akla ilk gelen mantar enfeksiyonudur. Özellikle sıcak havalarda, bu rahatsızlıkta artış görülür. Enfeksiyon tedavi edilmezse, vücudun diğer bölümlerine de sarar. Tırnakta oluşan mantarlar, genelde deri mantarının tırnağa bulaşması sonucunda ortaya çıkar. Bu bulaşma direkt olarak enfeksiyonla yayılım olabileceği gibi mantarlı bölgenin kaşınarak vücudun diğer bölgelerine yayılması ile de olabilir. Tırnaklardaki kalınlaşmanın mantar sebebiyle olup olmadığını anlamak için tırnağın görüntüsüne bakılır. Eğer mantar sebebiyle oluşmuşsa, tırnaklarda kepeklenme olabileceği gibi yumuşak ve odunsu bir görüntü görülür. Tırnak mantarı tedavi edilmezse, tırnak giderek kalınlaşır, yapısı bozulur ve renk değişikliği yaşanır. Genellikle diyabet rahatsızlığı olan kişilerde, 65 yaş üzerindeki kişilerde, atletler, koşucular ve dansçılar gibi çok fazla ayakları ile iş yapan kişilerde görülür. Öte yandan tedavi edilmezse, iltihap yayılarak damar tıkanıklığına da yol açabilir.

Ayak Şişmesi

Ayak şişmesi; kalp, böbrek ya da karaciğer rahatsızlığının belirtisi olabilir. Özellikle geceleri şişen ayak bilekleri, kalbin sağ tarafındaki yetmezliğe bağlı olarak ortaya çıkan bir belirti olarak görülür.

Kangren

Vücudumuzda, bırakın organları, küçücük dokuların bile yaşamını sürdürebilmesi için kana ihtiyaçları olur. Kan, dokulara oksijen ve su gibi temel ihtiyaçları taşıyarak, onların hayatta kalmasını sağlar. Bunun sürekli olarak sağlanması, düzgün bir atar ve toplar damar sisteminde gerçekleşir. Tıkanıklık ile beraber bazı olumsuz durumlar meydana gelebilmektedir. Kandan yoğun beslenemeyen bölge ölmeye başlayacaktır. Bu duruma tıbben kangren adı verilmektedir. Kangren oluşumu bacak ve parmaklarda meydana gelmekte olup, erken teşhis ile tedavi edilmeye başlanırsa çözümü hızlı olacaktır. Doku siyahlaştığında ise geri dönüş imkansızdır. Eğer müdahale edilmezse, oluşan ölü hücreler, hasta için hayati tehlike yaratabilir.

Geçici Felç

Felç hastalıkları, eski zamanlarda beri birçok insanda karşılaşılan problemlerden birisi olarak görülür. Geçici felç, kişilerde vücudun herhangi bir bölgesinde görülür. Bu durumda insanlar istese de istemese de doktora görünürler. Geçici felç tanısı, muayene ve testler sonucunda koyulabilir. İsmi her ne kadar geçici olsa da kesinlikle basite alınmamalıdır. Hatta gerekli müdahaleler uygulanmazsa, kısa zamanda kalıcı hale gelebilir. Geçici felç, vücudun bazı bölgelerinde damar tıkanıklığı yaratabildiğinden sürekli olarak kontrol altında tutulması gerekir. Tedavi sağlandıktan bir süre sonra bile Aterosklerotik kalp hastalığı gibi ölümcül rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.

Yüksek Tansiyon

Kalbimiz, bir pompa görevi görerek temiz kanı atardamarlar aracılığı ile tüm vücuda pompalar, kirli kanı ise akciğere ulaştırarak temizlenmesini sağlar. Kan pompalandığı anda oluşan atardamar duvarındaki basınç ile büyük ve küçük tansiyon meydana gelir. Büyük tansiyonun normal değeri 120 mm Hg ve altı iken, küçük tansiyonun normal değeri ise 80 mm Hg ve altıdır. Farklı günlerde en az iki kez yapılan tansiyon ölçümlerinde 19 yaşını geçen hastalarda, büyük tansiyon 140 mm Hg, küçük tansiyon 90 mm Hg üzerinde seyrediyorsa, bu kişiye yüksek tansiyon tanısı konur. Yüksek tansiyon hastalarının yarısı, tansiyon hastası olduğunun farkında değildir. Aynı zamanda dolaylı olarak bu hastaların tedavileri yapılamamakta ve kontrol altında değillerdir. Sinsi bir hastalık olan yüksek tansiyon, kalp ile alakalı olduğundan Aterosklerotik kalp hastalığı gibi rahatsızlıkları da ortaya çıkarabilmektedir.

Böbrek Yetmezliği

Böbrek yetmezliği, genelde halsizlik, iştahsızlık ve uykuya düşkünlük gibi belirtilerle ilk olarak kendini belli eder. Bu hastalığın geri dönüşü yoktur ve böbrek nakli yapılması gerekir. Böbrek yetmezliği sebebiyle kanda bulunan minerallerin dengesi bozulacağından, Aterosklerotik kalp hastalığı gibi ölümcül rahatsızlıklar ile karşılaşılabilir.

Yorgunluk

Yorgunluğun belli başlı sebepleri vardır. En az 6 saatlik bir gece uykusu, uyumadan önce alkol kullanılmaması, düzenli kahvaltı yapılması ve su içilmesi, şekerli gıda ya da fast food beslenmelerinin minimuma indirilmesi, kişiyi zinde tutmak için yeterlidir. Ancak yorgunluk, yalnızca bunlardan da kaynaklanmayabilir. Damar tıkanıklığı ve kalbin çalışması ile de alakalı olabilecek olan yorgunluk, kronik bir hal alırsa mutlaka uzman bir hekime danışılması gerekir.

Aterosklerotik Kalp Hastalığı Teşhis ve Tanı Yöntemleri

Aterosklerotik Kalp Hastalığı, oldukça yavaş ilerleyen bir rahatsızlıktır. Bu sebeple hastanın şikâyeti doğrultusunda, tanı konulma düzeyi yüksektir. Buna rağmen dünya istatistiklerine göre, en çok ölüm Aterosklerotik Kalp Hastalığı sebebiyle ya da sebep olduğu hastalıklar sonucu olmaktadır.

Anjiyografi

Diğer bir deyişle arteriografi, kan damarlarını ve vücutta bulunan organların içini yani lümen kısmını görselleştirme amacıyla kullanılan, atardamar, kalp odacıklarına ve damarları özel bir şekilde gösteren bir görüntüleme tekniği olarak tanımlanabilir. Anjiyografi, genel olarak kan damarının içerisinde radyo-opak bir zıtlık yaratan bir madde enjekte edilerek X ışını bazlı teknikler kullanılarak yapılan bir teşhis yöntemidir.

Doppler Ultrason

Doppler Ultrason, ses dalgalarının yansıması kullanılarak kan akışının görüntülenmesini sağlayan bir tanı yöntemidir. Adından da anlaşılabileceği gibi bir ultrason türü olan Doppler Ultrason, bacak, kol, boyun tarzı büyük arterlerdeki kan akışını gözlemlemek için kullanılır. Bu damarların genel anlamda tıkanıp tıkanmadığına bakılan Doppler Ultrason yönteminde, küçük arterler gözlenemez.

Radyoaktif İzotoplar

Radyoaktif İzotoplar, atom sayısı aynı olan fakat atom ağırlıkları farklı olan izotoplara verilen isimdir. Bu atomların çekirdeklerindeki proton sayıları aynı olsa da nötron sayısı farklılık gösterir. Radyoaktif İzotoplar, elektromanyetik ışık yayarlar ve zamanla normal bir izotopa dönüşür. Radyasyon adı verilen bu ışınlar, Aterosklerotik kalp hastalığı teşhisinde de kullanılır.

Efor Testi

Kalp-damar hastalıklarının tanı ve teşhisi için sıklıkla kullanılan bir yöntem olan efor testi, özellikle damar tıkanıklığı gibi hayati fonksiyonları etkileyen hastalıklarda kullanılır.

Sintigrafi

Nükleer tıp olarak da bilinen Sintigrafi, canlılara verilen ışın ile birlikte etkin maddelerin ışın yaymalarını kullanarak dışarıdan gözlem yapılmasını ve tanı konulmasını sağlayan bir görüntüleme yöntemidir.

Bilgisayarlı Tomografi

1964 yılında, röntgen cihazından yola çıkarak bilgisayarlı tomografi cihazı üretilmiştir. Son yıllarda birçok hastalık, damar tıkanıklığı gibi rahatsızlıklar Bilgisayarlı Tomografi sayesinde rahatlıkla tespit edilebilmektedir.

Aterosklerotik Kalp Hastalığı Risk Faktörleri

Her hastalık da olduğu gibi Aterosklerotik kalp hastalığında da diğer bireylere nazaran daha riskli bireyler yer almaktadır.

Cinsiyet

Aterosklerotik kalp hastalığı hem erkek hem de kadında eşit olarak görülür.

Menopoz

Aterosklerotik hastalığı, genelde menopoz sonrasında görülür. Menopoz öncesindeki kadınlarda ise son derece nadir olarak görüldüğü tespit edilmiştir.

Ailede Hastalık Öyküsü

Aterosklerotik kalp hastalığı üzerinde, genetik etkiler tespit edilmiştir. Hastalığa sebep olan bazı etmenlerin, ailevi eğilim göstermesi, genetiğin de bu noktaya devreye girdiğini bizlere gösteriyor. Aile içerisinde Aterosklerotik kalp hastalığı geçiren birinci dereceden yakını olan bir bireyin, hastalığa yakalanma ihtimali 12 kat daha fazladır.

Kolesterol

Sağlıksız kan kolesterol düzeylerine sahip olan bireylerde, (düşük ya da yüksek) Aterosklerotik kalp hastalığının daha sık görüldüğü saptanmıştır.

Aterosklerotik Kalp Hastalığı Komplikasyonları

Aterosklerotik kalp hastalığının en büyük komplikasyonu ölümdür. Bunu bir komplikasyon olarak değil, sonuç olarak görebiliriz. Ancak doğru tedavi edilirse bunun önüne geçilmesi mümkündür.

Tromboz

Tromboz hastalığı, damar içerisinde trombüs adı verilen pıhtının sebep olduğu tıkanıklıktır. Hayati tehdit eden bir rahatsızlık olan Tromboz hastalığı, genel olarak hastanın damar tıkanıklığı problemi yaşaması sonucunda ortaya çıkar.

Stenoz

Halk arasında dar kanal hastalığı olarak bilinen Stenoz, ülkemizde en yaygın görülen ilk 3 hastalık içerisinde yer almaktadır. Genelde belde rastlanıldığı gibi boyun omurlarında da bu rahatsızlığa rastlanılabilir. Omurilik sinirlerinin geçtiği deliklerin bir şekilde daralmasına verilen isim olan Stenoz, birçok sebepten meydana gelebilse de Aterosklerotik kalp hastalığı yaşayan kişilerde sıkça görüldüğü tespit edilmiştir.

Kladikasyon

Tıp dilinde en sık kullanılan kelimelerden biri olan Kladikasyon, yürüme bozukluğuna verilen isimdir. Dolaşımda yaşanan aksaklıklar sebebiyle yaşanan yürüme bozukluğu, genelde damar tıkanıklığında ortaya çıkar.

Aterosklerotik Kalp Hastalığı Nasıl Önlenir

Aterosklerotik kalp hastalığının, birçok farklı sebebi olsa da genel olarak genetik olduğu bilinmektedir. Genetik faktörlerin, günümüzde engellenemeyeceğini düşündüğümüzde diğer faktörleri engelleyerek riski minimum düzeye çekme şansımız bulunuyor.

Hareketli Yaşam

Yaşam kalitenizi arttırarak, düzenli fiziksel aktiviteler ile sağlıklı yaşamanız fazlasıyla mümkün. Hareketli yaşam, enerji harcaması ile ortaya çıkan fiziksel aktivitelerin bütünü olarak görülebilir. Bu faaliyetleri yalnızca ağır, yorucu koşular ya da futbol, basketbol gibi takım oyunları olarak görmek yanlıştır. Parkta yürüyüş yapmak, merdiven çıkmak da birer fiziksel aktivitedir. Aterosklerotik hastalığının oluşmaması için sürekli hareket halinde olunmalıdır böyle olunca da damar tıkanıklığının önüne geçilerek bu hastalığın kişide oluşması engellenir. Hareketsiz yaşam, Aterosklerotik kalp hastalığının oluşma sebeplerinden birisidir.

Sağlıklı Beslenme

Aterosklerotik kalp hastalığında ve diğer damar tıkanıklığı hastalıklarında sağlıklı beslenmenin büyük bir rolü bulunmaktadır.

Uzak Durulması Gereken Besinler

Doğada bulunmayan ve yapay yollarla üretilen rafine şeker ya da beyaz un içeren ürünlerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Öte yandan sigara ve alkol de hastalığı tetiklediğinden uzak durulmalı, katkılı, hormonlu ve/veya GDO içeren gıdalar tüketilmemelidir. Aynı zamanda obezite faktörü de hastalığı tetikleyen unsurlardan birisi olduğundan, aşırı kilolardan kurtulmak da faydalı olacaktır. Öte yandan kabızlık ya da gaz yapan tüm besinlerden de uzak durulmalıdır.

Tüketilmesi Gereken Besinler

Damar açıcı bitkisel karışımlar, soğan, bal, sarımsak, biberiye, sirke, limon, zencefil, kekik, karanfil, tarçın, nane gibi besinler ve bu besinleri içeren yemekler faydalıdır. Aynı zamanda meyve ve sebzelerin çiğ tüketilmesi, yalnızca kaya tuzu kullanılması önerilir.

Kilo Kontrolü

Fiziksel aktivitede de bahsettiğimiz gibi, orta ve ileri derece düzenli egzersizler, kalp hastalıklarının görülme düzeyini oldukça azaltmaktadır. Aynı zamanda obezite de bir rahatsızlık risk faktörü olduğundan, uzman bir hekim eşliğinde kilo kontrolü yaparak normal kiloya inmek, oldukça faydalı olacaktır.

Sigarayı Bırakmak

Sigaranın en büyük zararlarından birisi de damar tıkanıklığı oluşturmasıdır. Aterosklerotik kalp hastalığı riskini azaltmak amacıyla sigaranın bırakılması tavsiye edilir.

Alkol Tüketimini Azaltmak

Alkol, özellikle uyumadan önce tüketildiğinde vücut için fazlasıyla zararlı bir hal alır. Alkol tüketimi tamamen bırakılamıyorsa en azından azaltılmalı ve uyumadan önce kesinlikle tüketilmemelidir.

Sık Sorulan Sorular

Aterosklerotik kalp hastalığı ile ilgili çok sorular sorulmaktadır. Bu sorular arasında en sık bizlere sorulan soruların cevaplarını sizlere bu kısımda yer vereceğiz.

Hastalığın Tamamen İyileşmesi Mümkün mü?

Evet. Zamanında teşhis konulursa ve doğru tedavi yapılırsa, hastalık tamamen iyileşebilir.

Bitkisel Tedaviler İşe Yarar mı?

Çoğu zaman hayır. Aterosklerotik kalp hastalığı, oldukça ciddi bir problemdir ve uzman hekimin vereceği tavsiyeler doğrultusunda hareket etmek gerekir. Bitkisel tedavilerin katkısı olsa da tam olarak işe yaradığını söylemek mümkün değildir.

Damar Sertliği Cinselliği Kötü Etkiler mi?

Evet. Cinsel uyarılma esnasında peniste bulunan kan akışının artması gerekir. Fakat damar sertliği problemi yaşayan bir hasta, cinsel ilişki esnasında uzun süreli erekte olamaz. Ancak kadınlarda herhangi bir problem oluşturmaz.

Damar Sertliği İçin Hangi Doktora Gidilir?

Damar ve kalp ile alakalı tüm rahatsızlıklara, kalp ve damar cerrahisi doktorları bakar. Bu sebeple damar sertliği hastalığı için de kalp ve damar cerrahisi bölümüne çıkılmalıdır.

Sülük Tedavisi İle Geçer mi?

Sülük tedavisi, genelde bacaklarda yaşanan damar tıkanıklığının giderilmesi için kullanılır. Sülük tedavisi hem pis hem de temiz kanı emdiği için kesin sonuç vermez. Ancak belli bir bölgede -uzman hekimler eşliğinde- bulunan kan temizlenmek istiyorsa ve bölge doğru seçilirse, etkili olabilir.

Düzenli Kullanılan İlaçlar Damar Sertliğine Yol Açar mı?

Evet. Bu sebeple uzman hekim tavsiyesi olmadan, bünyenize uygun olmayabilecek ve sizde ciddi yan etkiler yaratabilecek ilaçları reçetesiz bir şekilde almamalısınız.

Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Aterosklerotik hastalığı, tedavi edilmezse inmeye hatta ölüme yol açabilir.

Aterosklerotik Kalp Hastalığında Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Damar hastalıklarının ortaya çıkışında beslenme alışkanlıklarının sağlıksız olması büyük bir yer kaplamaktadır. Hastalık şüphesinin doğmasından ya da hastalığa dair tanı konmasından sonra beslenme alışkanlıkları aterosklerotik kalp hastalıklarına yönelik olarak yeniden düzenlenmelidir.

  1. Damar içinde yağların dolaşımını sınırlamak amacıyla kolesterol seviyesi sürekli olarak kontrol altında tutulmalı; gerekirse kolesterol için ilaç tedavisine başlanmalıdır.
  2. Hayvansal ürünlerin tüketimi azaltılmalı; et, sebze ve meyvelerle ikame edilmelidir.
  3. Vitamin ve mineral takviyeleri yapılmalı, sağlıklı yağların tüketimine geçilmelidir.
  4. Tuz, un ve şeker tüketimi tamamen kesilmeli; metabolizma kontrol altına alınmalıdır.
  5. Kalp hastalıklarının ortaya çıkışından sonra bu konuda uzman olan bir diyetisyenden yardım alınmalıdır.

    Aterosklerotik Kalp Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

    Damar hastalıklarının oluştuğu bölgelerde yoğunlaşan ağrılar görülür. Buradaki tıkanmadan ya da daralmadan kaynaklı olarak vücudun diğer bölgelerine de ağrılar sıçrayabilir. Ağrıları takiben özellikle kalçayı ve elleri etkisi altına alan kramplar ortaya çıkar. Çoğu zaman, geç müdahalenin sonucu olarak kangrenler ile karşılaşılabilir. Eğer hastalık uzun süre tedavi edilmezse organ yetmezlikleri ortaya çıkabilir. İleri seviyede ise kalp krizine bağlı ölümler gerçekleşir.

    Aterosklerotik Kalp Hastalığı Nedenleri Nelerdir?

    Metabolizma hastalıkları başlıca aterosklerotik kalp hastalığı sebebidir. Diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kötü kolesterol ve fazla kilolar bu sebeplerin başında gelir. Ayrıca beslenme alışkanlıklarının sağlıksız olması, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol tüketimi de diğer aterosklerotik kalp hastalığı nedenleridir. Herhangi bir sebepten ötürü stres seviyesinin sürekli olarak yüksek seyretmesi de akut olarak damar tıkanmalarına sebep olabilmektedir.