Verem Hastalığı

Verem Hastalığı
Verem Hastalığı

 

Halk arasında verem olarak bilinen bu hastalık geçmişte kitleler halinde ölümlere neden olmuştur. Aslında hastalığın tıbbi adı tüberkülozdur ve solunum yolu ile bulaşmaktadır. Belirtileri aslında pek çok farklı hastalık ile aynıdır. Ancak tedavisi bulunmadan önce milyonlarca insanın ölümünden sorumludur. Hatta belirtileri diğer solunum yolu hastalıkları ile çoğu zaman aynı olduğunda, araştırmacı gruplar tarafından ‘büyük taklitçi’ ismini almıştır. Her hastalıkta olduğu gibi verem tanı ve tedavisi ne kadar erken sağlanırsa o kadar sağlıklıdır.

İnceleyen ve onaylayan: Uzm. Dr. Sevinç Bilgin

Verem Hastalığı Hakkında

Verem olarak bilinen tüberküloz hastalığına neden olan bakterinin adı Mycobacterium Tuberculosis’dir. Bu hastalık aslında akciğerlerde meydana gelir, ancak zamanla vücudun diğer organlarına da sıçrar. Erken tanı ve tedavi bu hastalıkta son derece önemlidir. Yapılan araştırmalara göre her yıl 9 milyon insan bu hastalığa yakalanıyor. Ayrıca her yıl meydana gelen ölümlerin yaklaşık yüzde 6’sı da veremden kaynaklanıyor. Hatta bunun dışında kalan 3 milyon kişi de ya tedavi için başvurmuyor ya da kayıt altına alınamıyor. Bu hastalık dünya üzerindeki 15 ile 44 yaş arası kadınların ölümünden 3. Sırada sorumlu bulunuyor. Dolayısıyla kadınların erkeklere göre daha fazla risk grubunda yer aldığı bir gerçektir.

Verem Hastalığı ve Ölüm Riski

Yakın geçmişte, 50’li yıllardan hemen önce verem önemli bir ölüm nedeniydi. Ancak günümüzde veremin ciddi bir ölüm nedeni olduğu söylenemez. Ancak tedavi edilmeyen ya da geç kalınan verem hastalığı hala ölümcül riskini korumaktadır. Veremin en az 6 ay boyunca düzenli bir şekilde klinikte ya da evde ilaç ile tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu sırada ilaçların ihmal edilmesi ya da kontrollere gidilmemesi durumun riskini artırır. Ayrıca aktif verem belirti gösterdiği için çabuk anlaşılan ve tedavi edilebilen bir hastalıktır ancak beyin, böbrek ve omurgayı etkisi altına alan gizli verem herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle de 2 yıl içinde hastanın ölümüne neden olur. Genellikle gizli verem yaşayan kişiler, daha önce verem tedavisi görmüş kişilerdir.

Verem Hastalığında Beslenme

İlaç tedavisi dışında hiçbir yiyeceğin ya da alternatif tıbbın verem üzerinde tam olarak bir iyileştirme etkisi gösterdiği gözlemlenmemiştir. Ancak bazı yiyecekler bağışıklık sistemini güçlendirdiği için veremden korunmak adına zırh görevi görebilirler. Özellikle verem tedavisi almış ya da ailesinde verem hikâyesi olan kişiler bu besinler ile kendilerini koruyabilirler. Daha doğrusu bağışıklıklarını daha güçlü tutabilirler. İşte bu besinler,

Tavuk suyu çorbası: Aslında tavuk suyu çorbası sıkça hastalıklarda kullanılan bir yemektir. Özellikle de maydanoz ve limon ilavesi sayesinde yatıştırıcı bir etki kazandırılan bu yemek aslında tam bir bağışıklık güçlendirici. Bu nedenle grip hastalarına da en çok bu yemek yedirilerek hastanın kendisini toparlaması sağlanır.

Nane limon: Nane ve limonun uyumu da aslında verdiği şifalı etkenlerden kaynaklanıyor. Özellikle nane kokusu sayesinde iyimser bir etki de yaratıyor. Hem sindirime yardım eden, hem de bağışıklığı güçlendirici bir etkisi olan bu iki doğal besin de korunmak amacıyla kullanılabilmektedir.

Ihlamur: Aslında günümüzde kullanılan pek çok ilacın etken maddelerinden biri de ıhlamur. Uzun tedavi süreçlerinde çay olarak tüketilen ıhlamurum sinir sistemi üzerinde müthiş etkileri vardır. Stresten arındıran ve balgam söktürücü olarak da kullanılan bu bitkinin faydaları saymakla bitmez. Ayrıca verem hastalığı ile mücadele eden hastaların ballı ıhlamur yardımı ile enerji kazanabilecekleri de bir gerçektir.

Kemik çorbası: Kalsiyum ve vitamin açısından verem hastalarına kırmızı et tavsiye edilir. Üstelik kemik kaynar vaziyette suyuna 1 tatlı kaşığı sirke atılabilir. Bu kemikteki kalsiyumun suya geçmesini sağlar. Bu sayede bol kalsiyum içeren bir çorba elde edilir. Bağışıklığı güçlendirmek için birebirdir.

Taze meyve ve sebze: Verem hastaları tedavi süreçleri boyunca ilaç alırlar. Ayrıca doktorun verdiği beslenme düzenine göre hareket ederler. Bu beslenme düzeni içinde meyve ve sebzelere de bolca yer verilir. Çünkü mevsiminde tüketilen taze meyve ve sebzelerin toksinleri arındırmadan enerji kaybını önlemeye kadar pek çok faydası bulunmaktadır. Ancak ilaçlanmamış ve genetiği ile oynanmamış mevsim meyve – sebzeleri tüketilmelidir. Ayrıca bu yiyeceklerin yeterli hijyene ulaştırılmadan tüketilmemesi gerekir.

Verem Hastalığı ve Cinsellik

Yanlış bilinen diğer bir söylenti de veremin cinsel yol ile bulaşabileceği düşüncesidir. Verem cinsel yolla bulaşmaz. Solunum yolu ve tükürük yolu ile bulaşır. Öpüşme yolu ile verem mikrobu karşı tarafa geçebilmektedir. Bunun yanında hasta kişi ile yakın ilişkiler kuran kişilerin her zaman daha fazla risk grubunda olduğu da bilinmektedir.

Verem Hastalığı Nedenleri

Verem hastalığının nedeni Mycobacterium Tuberculosis adındaki virüstür. Bu virüs solunum yolu ile bulaşarak kişinin akciğerlerine tutunur ve onu hasta eder. Ancak virüs akciğere tutunduktan sonra kişiyi hemen hasta etmez. Öncelikle onun zayıf kalmasını bekler. Bağışıklığı güçlü olmayan, yetersiz beslenen, sigara ve alkol tüketimi olan kişilerin akciğer tahribatı başladığında hastalık baş gösterir. Bu virüs akciğerlerin tahribatından faydalanarak yara ve virüs oluşumuna neden olur. Bu enfeksiyon yalnızca akciğerde kalmaz. Zamanla vücudun diğer noktalarına da ulaşır ve ciddi bir enfeksiyonel hastalığa neden olur.

Mycobacterium Tuberculosis

24 Mart 1882 yılında Robert Koch tarafından tanımlanan Mycobacterium Tuberculosis virüsü verem hastalığının nedenidir. Bu bakterinin en önemli özelliği çok yavaş bölünüyor olmasıdır. Diğer bakteriler her 1 saatte 1 defa bölünürken, bu bakteri 18 saatte 1 defa bölünür. Bu nedenle de insan vücuduna girer girmez kişiyi hasta etmez. İncelemek adına laboratuvar ortamında yumurta ya da patates gibi besinlerde üretilebilir. Mycobacterium Tuberculosis aynı zamanda asitlere ve bazlara karşı direnç gösterir. Yani diğer virüsler bu kimyasallar ile yok olabilirken, verem virüsü direnç gösterir ve yaşamını devam ettirir. Ayrıca susuz ortamlara karşı da dirayet gösterir. Bu nedenle hastanın balgam oluşumu olmasa dahi ya da kuru olsa dahi hayatta kalır. Ancak bulaşıcılığı çok daha fazla artar. Bu özellikleri sayesinde pek çok ilaca karşı direnç gösterir. Bu da tedavisini zorlaştıran bir etmendir. Ayrıca bu virüs yalnızca insan değil, hayvan sağlığını da tehdit eder.

Verem Hastalığının AIDS Hastalığı İle Bağlantısı

Son yıllarda verem hastası olan kişilere AIDS testi de yapılmaya başlandı. Çünkü bağışıklık sisteminin düşmanı olan AIDS verme için insan vücudunu oldukça uygun bir hale getiriyor. 1980’li yıllarda, özellikle Sovyet toplumlarında artan veremin temelinde bu hastalık yatmaktaydı. Özellikle Afrika’da verem hastalığının çok fazla olması da buna bağlıdır. HIV virüsünü taşıyan hastaların ölümlerinden yüzde 25 oranında verem sorumludur. Dolayısıyla her iki virüsün de hastada bulunması, hastalık boyutunu daha ölümcül yapabiliyor. Daha doğru ve faydalı bir tedavi stratejisi için verem ve AIDS hastalarına, diğer hastalığın testi de yapılmaktadır. Dünya üzerinde bu iki hastalığın bir arada bulunduran hastalar için sağlık mücadeleleri verilmeye devam ediliyor. Ayrıca AIDS ve verem gibi birbirini destekleyen etkenler dışında, sigara tüketimi, alkol tüketimi, yetersiz beslenme, şeker ya da böbrek hastalıkları, kanserlerin verdiği tahribat da hastalığı tetikleyen diğer komplikasyonlardır.

Verem Hastalığı Belirtileri

Verem hastalığı erken belirti göstermeyen bir hastalıktır. Ciğerlerdeki tahribat baş gösterdiğinde hastalık belirtileri de ortaya çıkmaya başlar. En sık öksürük belirtisi bilinse de aslında vere pek çok hastalık ile benzer belirtiler göstermektedir. İşte bu belirtiler,

  • Göğüste sürekli ya da belli aralıklarla devam eden ağrılar,
  • Uyurken ve gece uykusunda terleme,
  • Yüksek ateş,
  • İştahsızlık ve buna bağlı zayıflama, aşırı kilo kaybı,
  • Kanlı tükürük,
  • Sürekli halsizlik,
  • 2 haftadan daha fazla süren ve zaman zaman kişiyi boğarcasına devam eden öksürük krizleri,
  • Nefes darlığı,

Bu şikâyetler olası bir solunum yolu hastalığı ile oldukça benzerlik göstermektedir. Verem ancak hastanın balgamının incelenmesi ile anlaşılabilecek bir hastalıktır. Dolayısıyla bu belirtilerin gözlemlendiği hastalarda verem testleri uygulanabilir. Ayrıca şeker ve kalp hastaları, sık kortizon kullanan kişiler ve bazı akciğer hastaları diğer insanlara göre vereme yakalanma riskleri daha yüksektir. Bunun yanında 65 yaş üzeri kişiler yine daha yüksek bir risk grubunda yer alır. hastalığın belirtilerinden olan, özellikle kanlı tükürük ve 2 haftadan fazladır süregelen öksürük hastanın acilen bir doktora görünmesini gerektirir. Yine çocukların kilo alamaması gibi sorunları da verem hastalığının belirtileri arasında yer alır. Bu belirtileri daha yakından inceleyecek olur ise,

Öksürük

Verme akciğerlere bağlı bir hastalık olduğu için genellikle öksürük ilk belirti kabul edilebilir. Ancak verem hastaları çok şiddetli öksürmez. Kesik kesik ve yavaş öksürükler birbirini takip eder. Bu öksürüğün en önemli ayrıntısı balgamlı olmasıdır. Aynı zamanda balgamda kan da gözlemlenebilir.

Balgamda Kan Görülmesi

Akciğer tahribatına bağlı olarak balgamda kan görülmesi en önemli belirtiler arasında yer almaktadır. Bu kan yalnızca öksürük esnasında görülebileceği gibi, nefes alışverişlerinde de hissedilir boyuta ulaşabilir. Hastalığı ilerlemiş olan bazı kişilerde ciddi kanamalar da gözlemlenebilir. Bu kişilerin kullandığı tabak, çatal, kaşık gibi eşyaların ayrı tutulması gerekmektedir. Bu eşyalar ile veremin bulaştığı gözlemlenmemiştir. Ancak tedbir almak adına uygulamakta fayda bulunur.

Terleme

Verem hastalarının gerek öksürük ve dirayet gösterme çabaları esnasında tükettikleri enerjiden, gerekse hastalığın vücut ateşini yükseltmesinden dolayı terledikleri gözlemlenir. Özellikle solunum güçlüğü çeken hastaların uyku sırasında fazlaca terlediği bilinmektedir.

Yorgunluk ve İsteksizlik

Hastalığın diğer bir belirtisi de yorgunluk ve isteksizliktir. Hastanın sürekli yatma ve hiçbir şey yapmak istememe durumu elbette farklı pek çok hastalığın belirtisi de olabilmektedir. Ancak kesin tanı yapılacak olan testler ile konulabilir.

İştahsızlık

Hasta beslenme konusunda oldukça zayıf kalır. Özellikle çocuk yaşlardaki hastalar bu dönemlerde tamamen iştahtan kesilebilir ve mide bulantısı şikayetleri yaşanabilir. Beslenmeleri zordur ve bu da doğrudan kilo kaybına yol açar. En sevdikleri yiyecekleri dahi yemek istemezler ve sürekli uyuklar halde dolaşırlar.

Verem Hastalığı Teşhis ve Tanı Yöntemleri

Dünya üzerindeki her yaştan insanı tehdit eden verem hastalığı bir dönemin en tehlikeli ve ölümcül hastalıklarından biriydi. Sağlık alanında ve tıbbi ilerlemeler kaydedildikçe bu hastalığın tedavi şekli de daha etkili olmaya başladı. Üstelik tanı aşaması teknoloji sayesinde daha kısa sürdüğü için tedavi de erken başlatılmış oluyor. Aslında hastada verem mikrobu teşhis edildikten sonra hastalığın tanısı konuluyor. Akciğer filmi gibi tanı yöntemleri bu hastalık için yetersiz kalabiliyor. Çünkü diğer solunum yolu hastalıkları ile aynı özellikleri gösterebiliyor. Bu nedenle verem hastalığının kesin tanısı için mikrobiyolojik incelemeler yapılıyor. Bunun için hastadan balgam ya da tükürük gibi materyaller alınır. Bu materyallerin laboratuvar ortamında incelenmesi ile kesin tanı konulmuş olur. Bu sonuçlara göre hastanın Mycobacterium Tuberculosis virüsü taşıyıp taşımadığını saptamak mümkündür. Bunun yanında daha önce verem mikrobu ile karşılaşmış ancak hasta olmamış kişiler için de deri testleri yapılır. Tüberkülin deri testi adı verilen bu testlerde kişinin derisinden döküntüler alınır ve incelenir. Tüberküloz basili ile karşılaşmış olan kişilerde bu testler pozitif sonuç verebilir. Ancak bu kişinin verem hastası olduğu anlamına gelmez.

Verem Hastalığı Risk Faktörleri

Verem hastalığını tetikleyen pek çok risk faktörü bulunmaktadır. Bu riskler ile karşı karşıya kalan kişilerin muhakkak verem tehlikesini yaşayacağı söylenemez. Ancak diğer insanlara göre daha fazla risk grubunda yer alırlar.

AIDS Hastaları

HIV virüsünün neden olduğu AIDS hastalığı cinsel yolla bulaşan ve her yıl milyonlarca kişinin ölümüne neden olan ciddi bir hastalıktır. Henüz bu hastalığın ortadan kaldırılmasına yönelik net bir tedavi yöntemi ortaya konulmamıştır. Bazı ilaç tedavileri ile hastanın yaşam kalitesi artırılır. Cinsel yolla bulaşan bu hastalık en çok çoklu eş ilişkisi yaşayan kişileri tehdit eder. Hastalık en sık Asya, Afrika ve Güney Amerika’da görülmektedir. Bu hastalığın en önemli özelliği direkt olarak bağışıklığı etkilemesidir. Bulaşması durumunda hastanın bağışıklığını zayıflatır ve ölüme neden olan en belirgin özelliğini göstermiş olur. Verem hastalığı da bağışıklık ile doğrudan ilgilidir. Bağışıklığı zayıf olan insanlarda daha fazla görülür ve bu insanlar daha fazla risk grubundadır. Bu nedenle AIDS ile verem aslında birbirlerini besleyen iki çok tehlikeli hastalıktır. Bu nedenle verem hastalarında AIDS, AIDS hastalarında ise verem testleri uygulanır. Bunun amacı yanlış tedavi uygulamamaktır. Çünkü yanlış ya da eksik tedavi bu hastalıklar ile savaşmak yerine, virüsleri tetikler.

0-5 yaş Arasındaki Çocuklar

Çocuklar da 65 yaş üstü insanlar kadar verem risk grubunda yer almaktadır. 2 – 3 haftadan daha uzun süren öksürük, ateşlenme, kilo alamama ya da kilo kaybı gibi belirtiler çocuklarda en sık görülen komplikasyonlardandır. Ancak ne yazık ki hastanın yaşı ne kadar küçük ise verem mikrobunun etkisi de o kadar büyük olmaktadır. Bu nedenle en ufak bir belirtide dahi hastaneye başvurulmalıdır.

65 Yaş Üzerindekiler

Bağışıklık anlamında daha zayıf olan diğer bir grupta 65 yaş ve üzerindeki kişilerdir. Üstelik bu kişilerin yaşam standartları ve alışkanlıkları hastalığı daha fazla tetikler. Genellikle bu kişilerde kanlı balgam ve sık öksürük gözlemlenir. Ayrıca hareket kabiliyetini kısıtlayacak düzede bir enerji kaybı da gözlemlenenler arasında yer alır eğer kişide şeker ya da kalp hastalıkları var ise hastalık riski ikiye katlanır.

Uzun Süreli Kortizon Tedavisi Alanlar

Kortizonlar iltihap önleyici salgılardır. Günümüzde ilaç olarak kullanılmaktadır. Ancak kortizonun uzun süreli ya da bilinçsiz kullanımı ciğerlerde tahribata yol açmaktadır. Ayrıca yağ birikmesine ve şeker hastalığına da neden olur. Bilinçsiz bir şekilde kullanıldığında vücuda olan zararları saymakla bitmez. Bu nedenle kortizon kullanımı sürekli ve çok olan kişileri, diğer kişilere göre daha yüksek bir risk grubunda yer alır.

Bağışıklık Sistemi Zayıf Olan Kişiler

Kullandığı ilaçlardan, geçirdiği rahatsızlıklardan, kötü alışkanlıklardan ya da kalitesiz bir yaşamdan ötürü bağışıklığı zayıflamış olan kişiler hastalığa karşı direnç gösteremezler. Bu kişilerin diğer kişilere göre daha dikkatli davranması ve en ufak bir belirtide dahi sağlık kuruluşlarına başvurması gerekmektedir.

Sigara Alkol ve Uyuşturucu Kullananlar

Direkt olarak vücudun bağışıklığını tehdit eden alkol ve akciğer düşmanı sigara bu hastalıkta da başroldedir. Özellikle uzun yıllar alkol ve sigara tüketimi olan insanların hastalığa karşı dirençleri oldukça düşüktür. Ayrıca bu hastalarda veremin tedavisi de oldukça zor olmaktadır.

Yetersiz beslenen Kişiler

Genellikle Hindistan ya da Afrika gibi yeterli gıda dağılımının yapılamadığı ülkelerde verem ve AIDS gibi hastalıkların daha fazla görüldüğü biliniyor. Bunun asıl nedenleri arasında yetersiz beslenme ve buna bağlı kalitesiz yaşam düzeni geliyor. Özellikle meyve, sebze ve et türü yiyeceklerin yetersiz alınması kişilerin bağışıklığını doğrudan etkiliyor. Buna bağlı olarak verem ve diğer tüm hastalıkların görülme riski artıyor. Veremin en sık görüldüğü Çin’in bir bölümü, Hindistan, Bangladeş gibi ülkeler genellikle gelir düzeyinin, buna bağlı beslenme kalitesinin düşük olduğu yerlerdir.

Verem Hastalığının Komplikasyonları

Verem tedavi edilmediği ya da iyi tedavi edilmediği takdirde oldukça ölümcül bir hastalıktır. Bu sebeple verem hastalarının tedavisine büyük önem verilmesi gerekmektedir. Hastalar gerekli tedaviyi almadıkları takdirde vereme bağlı gelişen diğer komplikasyonlarla ve komplikasyonların yarattığı yıkıcı etki ile uğraşmak zorunda kalırlar. Her ne kadar günümüzde oransal olarak azalsa da vereme ve verem komplikasyonlarına bağlı ölüm oranı azımsanmayacak orandadır. Verem hastalığının ortaya çıkardığı hastalıklarda en az kendisi kadar tehlikeli ve ölümcüldür.

Hemoptizi

İlerleyen verem hastalığı tedavi edilmediği takdirde nadiren de rastlansa hemoptiziye sebep olabilir. Hemoptizi olan kişinin ağzından öksürükle birlikte kan gelmeye başlar. Hemoptizi ve buna sebep olan verem tedavi edilmediği takdirde de kan kusmaya dönüşen bir süreç yaşanır. Oldukça ölümcül bir komplikasyon olmasından dolayı özel önem gösterilmesi gerekmektedir. Hemoptizi tedavi edilse bile altında yatan sebep tedavi edilmezse tekrarlama riski bulunur. İlk aşamalarında ilaçlar, sıvı takviyesi ve kan transfüzyonu ile tedavi edilebilse de ilerleyen aşamalarda tek tedavi seçeneği cerrahi müdahale olmaktadır.

Plörezi

Akciğerin iki zarı arasında kayganlığı sağlaması için bulunan sıvının, çeşitli sebeplere bağlı olarak artması şeklinde ortaya çıkan komplikasyondur. Bu komplikasyonunun ortaya çıkış sebeplerinin başında da verem gelir. Başlı başına tehlikeli olmaktan ziyade diğer hastalıklara uygun zemin hazırlamasından dolayı tehlikelidir. Plörezinin ortaya çıkmasıyla kişinin vücudunda belirli belirtiler gözlenir:

  • Nefes alma ve verme esnasında şiddetlenen göğüs bölgesi ağrısı,
  • Öksürdükçe şiddetlenen göğüs bölgesi ağrısı,
  • Yukarıdaki iki fonksiyondan dolayı nefes alma fonksiyonu sırasında zorlanma,
  • Vücudun sürekli olarak hafif şiddette titremesi ve halsizlik hissi.

Hastalığın tedavisi çeşitli ilaçlar yardımıyla yapılır. Ancak asıl tedaviyi, plöreziye sebep olan etmenin tedavi edilmesi oluşturur. Ayrıca iki zar arasındaki sıvı birikiminin ilaç tedavisiyle dengeye getirilemediği durumlarda hastanede yatılması ve sıvının cerrahi olarak tahliye edilmesi gereklidir.

Verem Hastalığı Nasıl Önlenir?

Her hastalık gibi verem hastalığından da korunmak için alınabilecek önlemler söz konusu. Bilinen en eski hastalıklardan biri olan verem hala milyonlarca insanın ölümünden sorumlu tutuluyor. 50 yıldır tedavisi mümkün olsa da ölümler tamamen sonlandırılmış değil. Bu nedenle insanlar verem savaş kuruluşları tarafından sürekli bilgilendiriliyor. Hastalığa ilişkin bilinç kazanılması daha erken tanı ve tedaviyi mümkün kılıyor. Özellikle ailesinde verem hikâyesi bulunan kişilerin belli aralıklar ile kontrolden geçmesi gerekmektedir. Bunun yanında balgamlı ve kanlı öksürükler asla göz ardı edilmemeli, evde tedavi edilmeye çalışılmamalıdır. Ayrıca beslenme kalitesine son derece dikkat edilmeli ve zaman zaman egzersizler ile sağlıklı bir yaşam düzeni benimsenmelidir.

BCG Aşısı

Bacillus Calmette Guerin yani BCG aşısı verem aşısı olarak uygulanmaktadır. Bu aşı, kişide hastalığa neden olmadan bağışıklık kazandırır. Ayrıca bu aşı doğumdan itibaren uygulanabilen nadir aşılar grubunda yer alır. Kan ve lenfatik sistem aracılığı ile tüberküloz virüsünün yayılmasını önler. Hayati tehlikeyi azaltması ile bilinen bu aşı akciğer veremine karşı da yüzde 50 koruyuculuk gösterir. Ülkemizde doğumlardan sonraki 3. Ayda bu aşı uygulanmaktadır. Eğer bebek 3. Ayı geçmiş ise ya da daha büyük ise aşı yapılmadan önce tüberkülin deri testi yapılır. Ayrıca bu aşı 6 yaşından sonra yapılmaz ve aşı olmuş bir çocuğa tekrar aşı uygulanmaz. Verem ile mücadele eden gelişmiş ülkelerin çoğunda bu aşı rutin olarak yapılmaktadır. Ülkemizde de doğan her bebeğe BCG aşı uygulaması yapılmakta ve gerekli önlem alınmaktadır. Ancak bu noktada ebeveynlerin de sorumluluğu büyüktür. Çocuk 6 yaşını geçmeden verem aşısını olmalıdır.

Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılıkları

Sigara, alkol ve madde bağımlısı olan kişilerde verem riski daha büyüktür. Doğrudan bağışıklık azaltıcı ve pek çok hastalığı tetikleyici bu alışkanlıklar veremin de nedenleri arasında yer alır. Kişinin madde ve alkol bağımlılığından kaynaklı dengeli beslenme ve kaliteli uyku alışkanlığının olmaması riski ikiye katlar. Özellikle uzun yıllar sigara ve benzeri tütün mamullerini tüketmiş kişilerin akciğerlerinde ciddi anlamda tahribatlar oluşur. Bu tahribatları fırsat bilen verem virüsü vücutta çok daha hızlı ve güçlü ilerler.

Düzenli Beslenme ve Uyku Düzeni

Düzenli beslenme ve uyku düzeni de yine hastalıktan korunmak için gerekli olan etkenlerdir. Özellikle kanserojen maddeler içeren hazır gıdalardan uzak durulmalı ve mevsiminde meyve – sebze tüketilmelidir. GDO kavramı iyi anlaşılmalı, ağır kimyasallar ile şişirilmiş besinler asla tüketilmemelidir. Uyku düzenine dikkat edilmeli, çok geç saatlere kadar uykusuz kalınmamalıdır. Aynı şekilde gün için en az 8 saat uyumaya dikkat edilmeli ve bunun üzerinde uyuyamamaya özen gösterilmelidir.

Stres Yönetimi

Strese bağlı gelişen rahatsızlıkların çoğu, kanser, verem, tümör gibi ciddi hastalıklara zemin hazırlıyor. Sürekli stres altında çalışmak, sinirli insanlar ile aynı ortamda bulunmak, geleceğe yönelik endişe ve üzüntü gibi durumlar hastalıkları tetikleyen en önemli etkenler. İnsanların stresle başa çıkmak adına uygulayabileceği pek çok yöntem bulunuyor. Örneğin hobi edinmek, seyahat emek, tatil yapmak, sevilen kişiler ile vakit geçirmek, yetenekleri icraata dönüştürmek bunlardan birkaçı. Hatta mümkün olduğunda stres altında bir işte çalışmamak, farklı iş arayışlarına girmek de bunların arasında sayılabilir.

Egzersiz

Spor ve egzersiz kaliteli yaşam için gerekli olan etkenlerdendir. Organların işlevini daha iyi yerine getirebilmesi ve daha dengeli bir yaşam düzeni için egzersizler hayatımızda her daim yer edinmelidir. Özellikle günlük yürüyüş ve hafif tempolu hareketler güne daha zinde başlamak adına son derece önemlidir. Hatta mümkün olduğunda koşu, plates, atletizm, yüzme gibi rahatlatıcı sporlar yapılmalıdır.

Verem Hastalığı İstatistikleri

Verem, yani tüberküloz hastalığının tarihi eski yunana kadar dayanmaktadır. Eski yunanda bu hastalığa fitizis yani erime adı verilmişti. Daha sonraki zamanlarda beyaz veba olarak anılmış ve 19 yy itibari ile de tüberküloz adını almıştır. Aynı zamanda halk arasında bu hastalığa ince hastalık, zafiyet, ciğerde duman da denmektedir. Aşısı bulunmuş olmasına rağmen hala dünya üzerinde etkilerini gösteren verem hastalığına ilişkin her yıl bazı istatistikler yayımlanmaktadır. Bunlar, Dünya üzerinde yapılan araştırmalara göre her yıl 8 milyon yeni verem hastası söz konusudur. Bu kişilerin yüzde 95’i Hindistan, Afrika ve diğer geri kalmış fakir ülkelerde yer almaktadır. Diğer yüzde 5’lik kısım ise büyük ve gelişmiş ülkelerdedir,

Her yıl verem hastası olan insanların yaklaşık 3 milyonu bu sebeple yaşamını yitirmektedir,

Dünya üzerindeki insanların 3’te 1’i verem mikrobunu aktif olarak taşımaktadır. Üstelik her yıl bu sayıya 100 ile 200 milyon insan daha eklenmektedir,

Yapılan araştırmalara göre 10 yıl içinde 90 milyon kişi verem hastalığına yakalanacak. Üstelik bu kişilerin 30 milyonu bu hastalık nedeni ile yaşamını yitirecek,

Yine yapılan araştırmalara göre verem Bangladeş, Çin, Hindistan gibi ülkelerde her 100 bin kişiden 200'ün de görülüyor. Avrupa ülkelerinde ise bu oran her 100 binde kişiye yaklaşık 20’dir.

Ülkemiz verem görülme sıklığı bakımında orta seviyede yer almaktadır. Türkiye’deki her 100 bin kişiden yaklaşık 27’sinde bu hastalık görülmektedir. Ancak tedavisi devam eden hastalar bu sayının içinde yer almamaktadır. Dolayısıyla sayı daha fazladır. Ülkemizde her yıl 40 ile 50 bin arasında verem hastası tedavi için hastanelere başvurmaktadır.

Verem Hastalığı Nasıl Bulaşır?

Veremin tarihi çok eskiye dayanmaktadır. Hatta düşük gelirli ve alt tabaka insanlarda görüldüğü için genellikle bu insanlara özgü bir hastalık olduğu düşünülürdü. Hâlbuki yeterli beslenemeyen ve ağır işlerde çalıştırılan bu insanların verme olma nedenler tam olarak buydu. Üstelik dengesiz beslenmeye, alkol ve sigara gibi kötü alışkanlıklar da eklenince her tabakadan insan verem ile karşı karşıya gelmeye başladı. Verem solunum yolu ile bulaşıcılık gösterir. Cinsel ya da kan yolu ile bulaşıcılık göstermez. Özellikle öksürük ve balgam çıkarma durumlarında hastanın etrafında olan sağlık çalışanları ve yakınlar çok dikkatli olmalıdır. Hatta hasta bir kişinin konuşması dahi havaya tüberküloz basillerinin yayılmasına yol açar. Bu da aynı havayı soluyan diğer kişileri hasta eder. Basillerin akciğere ulaşması ile mikrop alınmış olur. Bu mikroplar akciğere ulaşır ulaşmaz kişiyi hasta etmez. Hatta yıllarca da vücutta öylece kalabilir. Ancak kişinin bağışıklığında bir düşüş yaşandığında mikrop atağa geçer. Özellikle kanser tedavisi görenler, AIDS hastaları, kortizon kullananlar daha hızlı verem hastalığının pençesine düşerler. Ancak verem hastası ile karşılaşıldığında bulaşıcılığın kesin olacağına yönelik bir söylemde bulunmak doğru değildir. Verem gribin bulaşma riskinden kat be kat düşüktür.

Verem Hastalığı Tekrar Edebilir mi?

Verem hastalığı ile mücadele eden sağlık kuruluşları, hastaların sağlığına kavuşmasını sağlıyor. Elbette erken tanı ve tedavi durumlarında. Ancak verem yalnızca akciğerde olan bir hastalık değildir. Kanda ya da vücudun herhangi başka bir noktasında da verem virüsüne rastlanabilir. Yani tedavi edilmiş olan hasta virüsün inaktif hale getirilmesi ile sağlığına kavuşur. Ancak virüsler vücudun herhangi bir noktasında hata inaktif de olsa varlığını sürdürebilir. Dolayısıyla vücudun zayıf düştüğü, bağışıklığı zayıfladığı herhangi bir zaman diliminde yeniden aktif hale gelip hasta edebilirler. Dolayısıyla daha önce verem hastalığı geçirmiş birinin tekrar bu hastalık ile yüzleşmemesi için çok dikkat etmesi gerekmektedir. Çünkü verem virüsü antibiyotiğe karşı aşırı direnç gösterebilir. Onunla karşı karşıya kalmamak adına sürekli olarak bağışıklığın yüksek tutulması gerekmektedir. Zaten hastalığı yaşamış olan bir kişiye ilaç verilmez. Bağışıklığı güçlendirici diyetler ve gerekli önlemler sağlanır. Kısacası veremin tekrar etme riski düşük olsa da vardır. Burada hastanın tedavi sonrası yaşam kalitesi çok önemlidir. Eğer sigara ve alkol gibi alışkanlıklar, uykusuzluk, yetersiz beslenme gibi faktörler var ise durum eskiye dönecektir. Bu dönemde mümkün olduğunda sağlıklı beslenilmeli ve yaşam kalitesine dikkat edilmelidir.

Verem Hastalarına Psikolojik Destek

Verem hastalığına duyulan korku oldukça büyük. Özellikle halk dilinde farklı isimlendiriliyor olmasından ve geçmişte milyarlarca insanın ölümünden sorumlu olmasından kaynaklı bu hastalığa tedirginlikle yaklaşmak gerekiyor. Ancak günümüz şartlarında tıbbi gelişmeler sayesinde verem hastalarına uygun tedavi yöntemleri geliştirildi. Yine de bu hastalık ile karşı karşıya kalan milyonlarca kişi ilk etapta psikolojik olarak desteğe ihtiyaç duyuyor. Bağışıklığı etkileyen üzüntü, stres ve yorgunluk aslında tam da bu noktada devreye giriyor. Dolayısıyla verem hastalarında psikolojik destek zaruri hale geliyor. Kişinin he sağlık çalışanları, hem de ailesi tarafından bu dönemde yalnız bırakılmaması, sürekli olarak desteklenmesi gerekiyor. Hastalığın ayrıntı ile anlatılması ve alınacak önlemlerin ne denli önemli olduğu hastaya aktarılmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Verem hastalığının diğer solunum yolu hastalıkları ile benzer belirtiler veriyor olması pek çok soruyu da beraberinde getiriyor. Ayrıca hayatının bir bölümünde verem mikrobu ile tanışmış bireyler oldukça korkulu geçirdikleri bu süreçlerin tekrar yaşanmasından endişeleniyor. Aslında bağışıklığın güçlü tutulması ile verem de dahi pek çok hastalık baş edilebiliyor. Ancak ne yazık ki kötü alışkanlıklar bu hastalıkların vücudumuzu daha çabuk ele geçirmesine neden oluyor. Özellikle sigara gibi bir etkenin akciğere ne kadar zarar verdiği düşünüldüğünde tahribatın boyutu hakkında da bizlere fikir veriyor.

Verem Hastalığı Kalıtsal Bir Hastalık mıdır?

Verem hastalığına ilişkin, ailesinde verem öyküsü olanların daha dikkatli olmaları gerektiğini vurguluyoruz. Bu da ailesinde verem hastası olan kişileri büyük bir endişeye düşürüyor. Ancak verem kalıtsal, yani irsi bir hastalık değildir. Ancak bulaşıcı bir hastalıktır. Dolayısıyla ailesinde verem olan kişiler bulaşıcılık riski ile daha fazla karşılaşır. Özellikle aynı evi paylaşan kişiler çok daha yüksek risk grubunda yer alır. Hasta kişi iyileşse dahi verem basili bulundurabileceği için yanındakilerin gerekli önlemleri almaları gerekecektir. Örneğin ailesinde verem olan kişiler spor yapmaya, uyku ve beslenme düzenine, kötü alışkanlıklardan uzak durmaya diğer kişilerden daha fazla dikkat etmelidir.

Verem Hastalığı Bulaşıcı mıdır?

Verme hastalığı bulaşıcıdır. Tükürük nefes, konuşma, hapşırma ve öksürme yolları ile karşı tarafa bulaştırılabilir. Hasta kişinin bu esnada ağzından çıkan basiller sağlıklı kişilerin vücutlarına girebilir. Bu basillerden akciğere ulaşabilenler sağlıklı kişinin zayıf bir noktasını kollar. Belki yıllarca ortaya çıkmamış ve uyur halde kalmış bu basiller kişinin bağışıklığı düştüğünde onu hastalandırır. Bu nedenle bulaşıcılık riskine karşı bağışıklığın güçlü tutulması gerekmektedir. Çünkü mikrop bulaştıktan hemen sonra hasta yapmaz. Kişinin bağışıklığının zayıf olmasını bekler. Zayıflayan bağışıklık ile ortaya çıkabilir ya da kişinin hayatı boyunca uyur vaziyette vücuttaki varlığını sürdürebilir.

Verem Hastalığı Ortak Eşyaların Kullanımı İle Bulaşır mı?

Verem hastalığı solunum yolu ile bulaşıcılık gösterir. Yani eşyalar ile bulaşmaz. Günümüzde veremli kişinin tabak, çatal ve bıçak gibi kişisel eşyaları saklanabiliyor hatta yakılabiliyor. Ancak bu doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü verem öksürük, hapşırık ya da benzer aksiyonlarda bulaşır. Eşyalardan bulaşıcılık göstermez. Bu durum hastanın da kendisini kötü hissetmesine neden olacaktır.

Verem Hastalığı Tedavisi Alan Kişilerin Tekrar Hastalığa Yakalanma Riski Nedir?

Verem teşhisi konmuş ve tedaviye alınmış kişilerde iyileşme görülmektedir. Tam anlamıyla iyileştiği düşünülen kişilerin normal yaşantısına dönmesi beklenir. Ancak bu durum kişinin ihmali elden bırakması anlamına gelmemelidir. Çünkü iyileşme görülse de virüsler pasif duruma gelmiş şekilde vücuttaki varlığını korumaya devam eder. Akciğer olması gerekmeksizin dalak ya da kanda da bu virüsler yaşamına devam edebilir. Dolayısıyla kişinin yeniden hastalanma riski olasıdır. Bu sebeple verem tedavisi görmüş kişiler yaşamları boyunca gözetim altında tutulur ve bağışıklıkları sürekli olarak kontrol edilir. Zaten verem tedavisi görmüş ve iyileşme göstermiş olan kişilerde ilaç tedavisi yeniden uygulanmaz. Daha çok bağışıklık güçlendirici diyetler ve beslenme alışkanlıkları başlatılır. Çünkü bağışıklığın yeniden düşmesi ile birlikte hastalık yeniden baş gösterebilir.

Verem Hastalığı Şüphesi Taşıyan Kişiler Nasıl Bir Yol İzlemelidir?

Verem hastalığının belirtileri arasında öksürük, balgam, ağızdan gelen kanlı akıntı, bitkinlik yer almaktadır. Ancak bu belirtiler farklı, herhangi bir solunum yolu hastalığının da belirtisi olabilmektedir. Yine de bu belirtilerden herhangi biri ya da tümü ile karşılaşıldığı durumlarda geç kalınmadan hastaneye gidilmelidir. Hatta ailesinde verem hikâyesi olan risk grubundakilerin belli zamanlarda kontrolden geçmesi gerekmektedir. Göğüs hastalıkları uzmanının verem teşhisi koyduğu kişiler genellikle tedavilerine yatarak devam eder. Klinikte bir süre kalması gereken hastaların ilaç. Tedavilerine başlanır. Bu esnada hastanın bağışıklığının da güçlendirilmesi gerekmektedir. Ancak herhangi bir belirti olmayan ve yalnızca ailesinde veremli kişiler olanlar ise daha çok dikkatli beslenmeye ve kötü alışkanlıklara son vermeye başlamalıdır.

Verem Hastalığının Bebeklerde Görülme Riski Nedir?

Bebek ve çocuklar da bu mikrobun tehdidi altındadır. Gelişmekte olan ülkelerde tüm vakaların yüzde 5’ini oluştururken, az gelişmiş ülkelerde ise yüzde 25’ini oluşturmaktadır. Yine de dünya üzerindeki çocuk ölüm nedenleri arasında verem 10. Sırada yer almaktadır. 0 – 14 yaş arası ölüm nedenleri arasında ise 8. Sırada yer alır. Bebeklerde görülen tüberkülozun diğer organlara yayılma riski çok daha büyüktür. Üstelik yaş ne kadar küçük ise hastalığın boyutu da o denli büyük olacaktır. Genellikle çocuk ve bebeklerdeki tüberkülozun ana nedeni yetişkin hastalardır. Yani yetişkinlerden bulaşmış olan bir mikrop söz konusudur. Ayrıca kötü beslenme koşulları da yine bebek veremlerinin ölüm nedenleri arasında yer alır. Bunun yanında anneden geçen AIDS hastalığı bebeğin sağlığını tehdit eden ve veremi besleyen diğer bir durumdur. Bu bebekler verem riski altındadır. Ailede verem hastası olan bireylerin bebeklere yaklaşırken oldukça dikkatli olması gerekmektedir. Bebekler daha fazla risk altında oldukları için 3. Ayın içerisinde ilk aşıları yapılmalıdır. Bebekte çıkan diyabet ve böbrek yetmezliği gibi durumlar bebeklerde verem gelişimini tetikler.

Verem Hastası Olan Kişiler Çalışabilir mi?

Verem hastaları tedavi süreçlerinde kliniklerde ya da evlerde korunur. Bu hastaların toplumdan tedavi süreci boyunca izole edilmesi gerekmektedir. En az 6 ay boyunca bu hastalar ilaç tedavisi alırlar. İlaç tedavisi sonrası hastanın balgamında bulgu aranır. Eğer balgamda herhangi bir mikroba rastlanmaz ise hasta normal yaşantısına dönebilir. Ancak işyerlerinde yapılan genel sağlık taramalarında kişinin verem tedavisine ilişkin öyküsü çıkabilir. Bazı iş yerlerinde sıkı politikalar ne yazık ki bu kişilerin çalışmasına olanak tanımaz. Ancak kişi hali hazırda bir iş sahibi ise tedavi sonrasında doktor onayı ile yeniden işine başlayabilir.

Verem Hastası Olan Erkekler Askerlik Yapabilir mi?

Bazı bulaşıcı hastalıklar askerliğe engel olmaktadır. Yönetmeliğe göre verem hastası olan ya da verme tedavisi görmüş kişiler askere alınmazlar. Bunun için kişilerin geçmişte gördükleri tedavi belgelerini ve gerekirse testlerini yetkili kuruluşa iletmelidir. Ayrıca askeri hastanelerden de gerekirse ayrıca bir test istenebil ektedir. Askeri noktalar çoklu yaşam alanları olduğu için veremin yayılma riski daha fazladır. Bu nedenle verem hastalarının şuan için askere alımları yoktur.

Verem Hastalığı Olan Kişiler Hamile Kalabilir mi?

Tüberküloz mikrobu üreme organlarına da bulaşabilen bir mikrop türüdür. Karın zarı ve rahime bulaşan mikropların gebeliğe engel olması da olasıdır. Verem hastası kadınlarda görülen kısırlıkların ana nedeni de budur. Bu tarz durumlarda rahim iç tabakası ve yumurtalıklar temizlenerek tüp bebek işlemi uygulanmalıdır. Bu kesin sonuç olmasa da pek verem hastasında olumlu yanıt vermektedir. Eğer dokularda ileri düzey bir tahribat var ise bu durumda temizleme işlemi ya da tüp bebek işlemi ne yazık ki olumlu yanıt vermez. Aslında veremin üreme noktalarına bulaştığı ne yazık ki bilinmiyor. Ancak verem yalnızca akciğeri değil beyni dahi etkisi altına alabilen bir mikroptan meydana gelmektedir.

Hamilelerde Annelerde Verem Hastalığı Bebeği Etkiler mi?

Gebelikte 3 haftadan daha uzun süren öksürük nöbetleri veremin bir belirtisi olabilmektedir. Cilt, kan ve balgam testleri yapılarak anne adayının verem olup olmadığı tespit edilir. Hamilelikte yakalanılabilecek her hastalık gibi veremin de erken teşhisi son derece önemlidir. Acilen tedavi edilen anne adayları genellikle 9 ay boyunca gözetim altında tutulur. Bu dönemde her ilaç kullanılamayacağı için genellikle antibiyotiklerden destek alınır. Bebeği etkileme olasılığı geç kalınmış durumlara geçerlidir. Yani tedaviye geç kalan annenin bebeğine de bu hastalık bulaşabilir, daha kötüsü bebek kaybedilebilir. Ayrıca düşük ve erken doğum risklerini de tetikler.

Verem Hastası Evde Nasıl Korunmalıdır?

Bazı verem hastaları için evde istirahat etmek çok önemlidir. Ayrıca hastanede tedavisi bitmiş verem hastaları da istirahatlerine evlerinde devam edebilir. Genellikle verem hastaları için güneş gören bir oda hazırlanmalıdır. Bu odaya mümkün olmadıkça hasta iyileşene kadar girilmemeli, girilse dahi çok vakit geçirilmemelidir. Hastanın düzenli olarak beslenmesi sağlanmalıdır. Ayrıca hastanın odası belli zamanlarda havalandırılması ve ortam temiz tutulmalıdır.

Verem Hastalarının Yaşam Alanları Nasıl Olmalıdır?

Verem hastaları için özel bir yaşam alanı gerekmez. Ancak ortamın havadar ve güneş görüyor olması hastalığın daha kısa atlatılması için son derece önemlidir. Ayrıca rutubet ve nemin olduğu yerler hastanın öksürük riskini artıracağından asla tavsiye edilmez. Eğer aynı yaşam alanında bebek ya da çocuklar var ise hastadan uzak tutulmasında fayda vardır. Mümkünse verem hastaları genellikle havanın güneşli olduğu zamanlarda dışarıya çıkarılmalıdır. Ancak soğuk havalarda da aynı özenle korunmaları gerekmektedir.

BCG Aşısı Veremden Ne Kadar Korur?

BCG aşısı insan ve hayvanlarda hastalığa neden olan mikropları pasif hale getirir. Asla tedavi yöntemi olarak düşünülmemelidir. Bu aşı da her aşı gibi bağışıklığa veremi tanıtmak ile görevlidir. Bebeklerde 2. ayını tamamlayanlara bu aşılar yapılır. Koruyuculuğu ile yüzde 0 ile yüzde 80 arasındadır. Akciğer vereminde yüzde 70, menenjit vereminde ise yüzde 65 ölüm riskini azaltır. Aşı yapılmış olan bir bireye yeniden aşı yapılmaz. Özellikle hamile olanlarda asla verem aşısı önerilmemektedir. Çünkü bu aşı gebe kadınlarda ciddi problemlere neden olabilir. Ayrıca verem aşısının kaç yıl koruduğunu kestirmek imkânsızdır. Bu aşının serin ve kuru bir yerde saklanması, tüketilene kadar da ortamının değiştirilmemesi gerekmektedir. Ayrıca 6 yaş sonrasında bu aşının yapılması önerilmez.

Veremden Korunmak İçin Herhangi Bir İlaç Var mıdır?

Veremden koruyacak herhangi bir ilaç aşı dışında yoktur. Ancak bağışıklığı güçlendiren bazı destekler alınabilir. Piyasada verem ilacı olarak satılan hiçbir ürüne güvenilmemeli ve tüketilmemelidir. Verem hastaları ancak doktorunun yazdığı reçete yolu ile ilaçlarına devam edebilir. Verem öncesinde, verem olmamak adına bağışıklığı güçlendirmek ve sağlıklı yaşamak dışında farklı bir alternatif yoktur.

Verem Hastalığı Tedavi Edilebilir mi?

Günümüzde verem hastalığı tedavi edilebilir bir hastalıktır. Hastanelerde ya da özel kliniklerde bu hastalar sağlıklı yaşamlarına geri dönebilirler. Ancak hastalığın geciktirilmemesi ve komplikasyonların göz ardı edilmemesi şarttır. Çünkü verem ilerledikçe tedavi edilme olasılığı da ne yazık ki düşecektir. Eski çağlarda milyonlarca insanın ölümüne neden olmasının nedeni, o dönemde verem ile mücadele edecek herhangi bir tedavi yönteminin bulunamamış olmasıdır. Ancak günümüzde gelişmiş tıp teknikleri sayesinde artık bu hastalık ile mücadele edilebiliyor.

Verem Hastalığı Tedavisi Yarıda Bırakılırsa Ne Gibi Sonuçlar Doğurur?

Verem tedavisindeki asıl amaç, hastalığa neden olan mikropların pasif hale getirilmesidir. Bu mikroplar pasif konuma geldikten sonra hasta iyileşmiş kabul edilir. Ancak bu mikroplar hastanın vücudunda bulunmaya devam eder. Eğer verem hastalığının tedavisi yarıda bırakılır ise bu mikroplar yeniden canlanacak ve aktif hale gelerek hastanın zayıflığını kollayacaktır. Bu nedenle verem tedavisi asla yarım bırakılmamalı ve doktor onayı olmadan hastane terk edilmemelidir. Aksi halde ölümcül sonuçlar da söz konusu olabilmektedir.

Toplu Taşıma Araçlarında Verem Bulaşır mı?

En sık merak edilen konulardan bir tanesi de toplu taşıma araçlarında verem bulaşıp bulaşmadığıdır. Elbette risk vardır. Ancak bu risk yok denecek kadar azdır. Genellikle veremin en sık bulaştığı yerler aynı ev ortamıdır. Yani verem kişi ile aynı evi paylaşmak daha büyük bir risktir. Özellikle 5 yaş altı çocukların veremli kişiler ile mümkün olduğunca aynı ortamı paylaşmaması gerekiyor. Toplu taşımalar günümüzün bir gerçeğidir ve bu toplu taşımalarda veremin bulaşma riski son derece düşüktür. Eğer toplu taşımalarda koruyucu bir önlem alınacak ise çok dolu durumlarda tercih edilmemesi ya da hapşırık ve öksürük gibi istenmeyen durumlardan kaçınılması gerekmektedir. Mümkünse bir maske kullanılarak önlem alınabilir.

Verem hastalığı hangi sistemin hastalığıdır?

Tüberküloz yani verem genelde solunum sistemini tutsa da bazen diğer organları da etkisi altına alabilmektedir. Bakteri akciğerleri tuttuğunda verem olarak adlandırılır ve solunum sistemi hastalığıdır. Genelde boğaza ve akciğere yerleşir, solunum yolunun tamamına hızla yayılır.

Verem hastalığına hangi bölüm bakar?

Verem akciğerlerin tüberküloz bakterisi tarafından tutulmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Oldukça tehlikelidir. Tedavisi için, belirtilerin ortaya çıkmasından sonra göğüs hastalıkları bölümüne başvurulması gerekmektedir.

Verem hastalığına hangi yiyecekler iyi gelir?

Verem hastalığının ortadan kaldırılmasında beslenme alışkanlıkları da önemlidir. Yiyecekler bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesinde önemlidir. Sarımsak, muz, tavuk eti, kırmızı et, üzüm, C vitamini içeren besinler ve bitkisel çaylar tüberkülozun vücuttan atılmasında bir nebze de olsa etkili olmaktadır.

Verem hastalığı neden olur?

Verem hastalığının ortaya çıkmasında bakteriler önemlidir. Verem, akciğere veya boğaza; bazen de solunum yollarının diğer bölgelerine yerleşen tüberküloz bakterisi yüzünden gelişmektedir. Hastalığın belirli bir aşamaya gelebilmesi için bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesi ve diğer bazı enfeksiyon hastalıklarının gelişmesi gerekir.

Verem bir hastalık mıdır?

Verem akciğerleri tutan bakterilerden kaynaklanan oldukça ciddi bir hastalıktır. Tedavisi mümkündür ve günümüzde az sayıda vaka ile karşılaşılmaktadır ancak tedavi gerçekleştirilmezse sonucu ölüm olmaktadır. Bir aşamadan sonra hastalık hiçbir tedaviye cevap vermeme eğilimindedir. Doğal olarak verem belirtileri sürekli olarak gözlemlenmelidir.

Verem hastalığı tedavi edilmezse ne olur?

Hastalık uzun bir gelişim süresine sahiptir. Geliştikçe solunum fonksiyonlarında azalmalar görülür. Bu kademeli süreç bir noktadan sonra nefes alımının oldukça sorunlu hale gelmesine sebep olur. Bu aşamadan sonra tedavi ihmal edilirse bakteri tüm solunum yolunu ele geçirerek kişiyi öldürür. Yani verem tedavi edilmezse sonu ölümdür.