Varikosel

Varikosel
Varikosel

 

Kısırlık sorunu sebebi ile doktora başvuranlarda sıklıkla görülmekte olan varikosel, son zamanlarda görülme oranında artış bulunmaktadır. Yapılan araştırmalarda, kısırlık sebebi ile doktora başvuranların %35'inde görülüyor. Varikosel hastalığının tedavi yöntemleri içerisinde cerrahi ve bitkisel tedavi yöntemlerinin öne çıktığı görülürken, en başarılı yöntemin ise cerrahi tedavi yöntemi olduğu ispatlanmıştır.

İnceleyen ve onaylayan: Prof. Dr. Temuçin Şenkul

Varikosel Hakkında

Her hastalığın belirli sebepler ile oluştuğu biliniyor. Varikosel hastalığı, kısırlık sorunu ile doktora başvuranlarda görülmektedir. Testislerdeki kanı boşaltmakta olan toplardamarların varisleşmesiyle oluşan varikosel, Türkiye'de de son yıllarda sıklıkla görülmeye başladı. Ancak yapılan araştırmalara göre, varikosel hastalığının tedavisindeki başarıya ilişkin oranında yükseldiği gözlemleniyor.

Varikosel Nedir?

Varikosel hastalığı, erkeklerin son zamanlarda sıklıkla yaşamakta olduğu hastalıkların başında gelmektedir. Erkeklerde testislerden gelen pis kanı taşıyan toplardamarlar bozularak, görevini yerine getiremez ve düzgün çalışmaz ise, bu kişiler varikosel hastalığına yakalanacaklardır. Kirli kanın kalbe taşınamaması neticesinde ortaya çıktığı bilinir. Toplardamarlar içinde birikmekte olan kirli kan, damarların şişmesine sebep oluyor. Bu şişkinlik neticesinde ise buruşuk bir hal aldığı görülür. Erkek kısırlığının en fazla görülen ve düzeltilebilen sebepleri arasında bulunmakta olan varikosel, erişkin erkeklerin %20'sinde görülüyor. Ancak çocuk sahibi olamama sebebi ile başvuran erkeklerde ise bu oranın %35'e çıktığı gözlemlenmektedir. İlerleyici bir hastalık olması sebebi ile testis gelişiminde gerilemeye sebep olmakta olan varikosel, sperm yapımını bozabilir. Araştırmacılar, varikosel rahatsızlığının genellikle sol tarafta görüldüğünü belirtiyorlar. Bunun sebebi ise toplardamarın aktifliğini o kısımda sürdürmesi gösterilmektedir.

Görülme Sıklığı

Erkeklerde görülmekte olan varikosel hastalığı, son yıllarda görülme sıklığının artmasıyla dikkat çekmektedir. Kısırlık sorunu nedeniyle doktora başvuruda bulunmakta olan erkeklerin %30 ile %40 arasında görüldüğü bilinmekte olan hastalık, sperm ve testosteron üretimini bozmasıyla biliniyor. Dünyada ve Türkiye'de, varikosel hastalığının görülme sıklığında artış bulunmaktadır. Ancak yapılan cerrahi operasyonlardaki başarı oranındaki yükselişte, hastalıkla mücadeledeki başarıyı ortaya koyuyor.

Varikosel Tipleri

Testis torbalarındaki damarların genişlemesi olarak bilinen varikosel, kan testisin normal ısısını arttırır ve sperm kalitesini bozmaktadır. Erkeklerde görülmekte olan varikosel, %98 olarak sol tarafta görülüyor. Kısırlığa sebebiyet vermesiyle hastaların tedavi olmalarının şart olduğu varikosel, çeşitleriyle dikkat çekiyor. Varikosel tipleri arasında;

  • Subklinik Varikosel
  • Grade 1 Varikosel
  • Grade 2 Varikosel
  • Grade 3 Varikosel
  • Adölesan Varikosel

Yer almaktadır. Hangi varikosel tipini taşıdığınıza sizler değil, uzman doktorunuzun karar varacağını bilmelisiniz.

Subklinik Varikosel

Fizik incelemede tespit edilememekte olan toplardamarlar, "Subklinik Varikosel" olarak tanımlanmaktadır. Sadece ultrasonografide gözüktüğü biliniyor. Yapılan araştırmalara göre, tüm erkeklerde görülme sıklığının %35-62 oranı arasında olduğu belirlenmiştir. Tedavinin gebelik oranları ve sperm değerleri üzerinde etkisi ise net olarak ortaya konulamadı. Subklinik varikoselin için tedavinin ilk tercih olmadığı belirtiliyor. Subklinik varikosel teşhisinde konulan hastanın hastalığındaki gelişmenin engellenmesi, uzmanların bu noktadaki tek amaçları olmaktadır.

Grade 1 Varikosel

Öksürme ve ıkınma durumları, karın içinde basıncın artmasına neden olur. Bu durumlarda yapılan incelemelerde tespit edilmekte olan toplardamarlara denilmektedir. Varikosel hastalığının ilk evresine, "Grade 1 Varikosel" denilirken, hastalığın farkında olamama ihtimaliniz ise yüksektir. Herhangi bir ağrının olmaması sebebiyle, genellikle teşhisin tesadüfen konulduğu gözlemleniyor.

Grade 1 varikosel hastalığı, çoğunlukla 18-20'li yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Zamanla ilerleyen hastalık, kan birikmesi sonucu testiste varislerin meydana gelmesine sebep olur. Ayakta fazla kalmakta olan erkeklerde sıklıkla görüldüğü gözlemlenirken, genetik olma durumu da söz konusudur. Teşhisi olmayan ve tesadüf eseri belirginleşen bir hastalık olması sebebiyle, varislerin zaman içerisinde daha fazla şişebileceği bilinir. Bu şişkinlik, hastalığın evresinde gelişme olmasına neden olur. Grade 2 ile birlikte kasıkta ağrıların başladığı gözlemlenirken, grade 1 evresinde ise hiçbir ağrının hissedilmediği gözlemleniyor.

Farklı bir rahatsızlık için ultrason çektiğinizde, grade 1 varikosel tanısı konulabilir. Erkeğin çocuk sahibi olma gibi bir düşüncesi bulunmuyorsa, hastalığın tedavisi de gerekmemektedir. Çocuk istenmesi halinde, en iyi tedavi yöntemi ise mikro cerrahi yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. Mikro cerrahi tedavi yönteminin %85 başarı oranıyla dikkat çekerken, olumlu sonuç alınamaması durumunda ise ilaç ve tüp bebek yöntemine yönelebilirsiniz.

Grade 2 Varikosel

Varikosel tipleri arasında yerini almaktadır. Fizik incelemede herhangi bir işlem yapılmadan hissedilebilir. Toplardamarların diğerlerine göre daha geniş olduğu biliniyor. Hafif derecede görülmekte olan varikosel tipi olarak karşınıza çıkar. Ikındırma manevrası sonucu elle belirgin olarak damarların belirginleşmesi ile ortaya çıktığı bilinmektedir.

Grade 3 Varikosel

Fizik incelemede herhangi bir işlem yapılmadan, dışarıdan görülebilmekte olan toplardamarlara denilmektedir. Dışarıdan görülmesinin yanında, geniş olmasıyla da biliniyor. Grade 3 varikosel, genellikle sol testiste görüldüğü gözlemleniyor. Pis kanların testisten atılamaması sonucunda meydana gelmekte olan varikosel hastalığı, çeşitli tiplerden oluşmaktadır. Hastalığın seviyesindeki artış sonucunda grade 3 varikosele dönüştüğü gözlemleniyor. Döngüye uyulabilmesi için kirli kanın testislerden atılması gereklidir. Kirli kanın atılması durumunda, yeni taze kan tekrar testislere gelebilir ve üretiminde aksamadan devam etmesi de sağlanabilir.

Toplardamarlar, tesislerde bulunmaktadır. Kanın geri kaçmadan ileri yöne hareket etmesini ve tesislerden dışarıya atılmasını sağlamakta olan kapakçık mekanizması, "valf mekanizması" olarak biliniyor. Toplardamarların genişlemesi halinde, bu mekanizmanın görevini yerine getiremediği gözlemlenmektedir. Bu sebeple pis kanın ileriye itildiği, geri kaçmasına ise engel olunamadığı görülür. Ikınma sonucunda, temiz kanla birlikte pis kanında testislere doğru akın ettiği gözlemlenir. Böylece varisleşmeye neden olur.

Adölesan Varikosel

Varikosel, eriş erkeklerde kısırlığa sebep olabilmektedir. Varikoselin adölesan yaş grubunda da sıklıkla rastlandığı gözlemleniyor. Varikosel sıklığının 10 yaş altı çocuklarda, %1 civarında olduğu saptanmıştır. Ancak adölesan yaş grubunda görülme sıklığının ise %11 olduğu belirtiliyor. Çocuğun yaşının 13'ü bulmasıyla ile birlikte, görülme sıklığında artış olmaya başladığı gözlemlenir. Fizik muayene ile rastlantı sonucunda saptanırken, aileler tarafından geç fark edilebilmektedir. Tanıya ulaşabilmek için fizik muayene dışında ek radyolojik görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç bulunmuyor. Adölesan varikosel taşıyan bir çocuğun, ne zaman tedavi edileceği ise net olarak belirlenemedi. Pediatrik ürolojinin en ilginç ve karmaşık olan başlıklarından birisi olarak bilinmekte olan adölesan varikosel, cerrahi olarak düzeltilebilir. En yaygın ürolojik patoloji olarak karşımıza çıkan hastalığa sahip olan kişilere, standart bir protokol sunmak ise olanaksızdır.

Varikosel Tedavisi

İnfertilite problemi olmayan veya sperm parametrelerindeki bozulma sınırda olan hasta grubunda, varikosel teşhisi konulmasına rağmen destek tedavilerin konulduğu biliniyor. Sperm kaybının çok şiddetli yaşanmaması halinde, antioksidan ajanlarda verilebilinir. Aynı zamanda sperm şekil bozukluğu minimum seviyede olan ve sperm hareketinin tamamen kaybolmadığı hastalar içinde, antioksidan ajanların verildiği gözlemleniyor. Varikosel teşhisi konulmuş ve sperm parametrelerinde bozukluk olan hastalara ise cerrahi tedavinin önerildiği bilinir. Rahatsızlığın giderilmesi için beslenme düzeni, egzersiz ve yaşam tarzındaki değişikliklerin ise herhangi bir faydasının bulunmadığı gözlemleniyor. Varikosel tedavisi;

  • İlaç tedavisi
  • Cerrahi tedavisi

Yöntemlerinden birisiyle uygulanabilmektedir.

İlaç Tedavisi

Varikoselin ilaç tedavisi yönteminden başarının sağlanamaması halinde, cerrahi tedavisi yöntemine başvurmalısınız. Hafif düzeyde bir rahatsızlık durumunda, ilaç tedavisi yönteminin daha uygun olacağını belirtmek gerekiyor. İlaçlar ile yapılacak olan tedavinin genişlemiş damarların düzene sokulmasını sağladığını bilmelisiniz. İlaç tedavisi yöntemini uygulayan varikosel hastası, yıllar sonrasında tekrardan hastalıkla karşılaşabilir. Hastalığın kesin çözümü olarak belirtilmeyen bu tedavi yöntemi, hastalığın ilk evresinde bulunmakta olan hastalar için önerilmektedir. Hastalığın gelişmesiyle birlikte, kısırlık sorununa doğru yaklaşılmaya başlanır. Eğer kısır olmak istemiyorsanız, bu noktada cerrahi operasyonun sizler için en doğru tercih olacağından emin olabilirsiniz. Cerrahi operasyondaki başarı oranı, en doğru tedavi yöntemi olacağını göstermektedir.

Antioksidan

Varikosel hastasının beslenmesine dikkat etmesinin önemi büyüktür. Doğal gıdalar, antioksidanlar için katalizörlerdir. Çevresel toksinlere maruz kalmaktan korunmanızı sağlarlar. Diyette bulunan bir kişinin antioksidan alımı, düzenli beslenmeyi de beraberinde getirir.

Cerrahi Tedavisi

Varikosel cerrahi tedavisi, başarı oranıyla dikkat çekmektedir. Yapılan incelemelerde, %100'e yakın bir başarının söz konusu olduğu gözlemleniyor. Varikosel ameliyatlarının amacı, kirli kanı taşıyan toplar damarları bağlayarak testise temiz kan getiren damarları korumak ve testisleri korumaktan geçer. Varikoselin cerrahi tedavisinde uygulanan yöntemlerin de farklılık gösterebildiği gözlemlenirken, her yöntemin sonuçlarının farklılık gösterdiği bilinir. Cerrahi tedavi yöntemi belirlenirken uzman doktorunuzla mutlaka görüş içerisinde olmalısınız. Hastalığın tekrar etmesi ihtimalini ortadan kaldırmak adına, seçilecek olan cerrahi tedavi yöntemine dikkat etmelisiniz. Varikosel hastalığının hangi evrede olduğu da, cerrahi tedavi yöntemi seçiminde önem taşır.

Açık Palomo Tekniği

Cerrahi tedavi yöntemleri arasında bulunmakta olan açık palomo tekniği, en sık uygulanmakta olan varikosel cerrahi tedavi yöntemi olarak bilinmektedir. Açık palomo yöntemi ile kasığın yukarı kısmından küçük bir kesi açılarak testis toplardamarına ulaşılır. Daha sonra damar basitçe bağlanarak işlem tamamlanır. Varikosel tekrarının, bu operasyonda daha fazla olduğu gözlemlenir. Testis atardamarının bağlanması lazım olabildiğinden, hastada hidrosel hastalığı ile sık bir şekilde karşılaşılabilir.

Varikoselektomi

Varikoselektomi yöntemi, varikosel tedavisinde en başarılı ve komplikasyonu en az olan yöntem olarak dikkat çekmektedir. Özel eğitim ve tecrübeye sahip olmakta olan cerrahların yapabileceği bir ameliyat olarak bilinir. Varikoselektomi cerrahi işleminin eğitimsiz ve deneyimsiz ellerde yapılması halinde, yüksek komplikasyon ve başarısızlık riskinin yüksek olduğu gözlemleniyor. Kasık bölgesinden 1,5-2 santimetrelik bir kesi yapılması sonucunda, testis damarlarına ulaşımın sağlandığı gözlemleniyor. Daha sonrasında ameliyat mikroskobu altında hastalıklı toplardamarlar iptal ediliyor ve lenf ile atardamarların zarar görmemesi sağlanır.

İnguinal Varikoselektomi

Varikosel hastalığının cerrahi tedavi yöntemleri içerisinde varikoselektomi yönteminin bulunduğu biliniyor. Bu yöntemin içerisinde ise inguinal varikoselektomi olarak ayrı bir teknikte yer almaktadır.

Subinguinal Varikoselektomi

Subinguinal varikoselektomi, varikosel tedavisinde başarılı olan yöntemler arasında yer almaktadır. Bölgede venöz ve arteriyel yapıların dollanma oranlarının inguinal ve yüksek inguinal oranlarından fazla olduğu bilinir. Bu sebep ile bağlanacak olan testiküler arterlerin testis fonksiyonunu olumsuz yönde etkileyebileceğini unutmamalısınız. Bu tekniğin kullanımı, diğerlerinden daha düşük tutulmaktadır.

Laparoskopik Varikoselektomi

Varikosel tedavi yöntemleri içerisinde bulunmakta olan cerrahi tedavi yönteminin kendi içinde de farklı tekniklere ayrıldığı biliniyor. Laparoskopik varikoselektomi tekniği, diğer teknikler içerisinde en az tercih edilen olarak karşımıza çıkmaktadır.

Varikosel Nedenleri

Erkeklerde, testislerdeki toplardamarların genişlemesi ve varisleşmesi sonucunda ortaya çıkmakta olan varikosel, kan birikmesi sebebiyle meydana gelir. Varikosel hastalığı, çoğunlukla 20 yaşından sonra görülmeye başlanır. Varikoselin, kısırlık sorunu yaşayan erkeklerin yarısında olduğu görülmektedir. Sonradan kısır olmuş olan erkeklerde ise varikosel görülme riski ise daha fazla gözlemleniyor. Sol testiste görülme oranın %90 olduğu bilinirken, sağ testiste ise görülme oranının düşük olduğu bilinir.

Erkeklerin testislerindeki toplardamarlarda, kanın geri akışını engellemekte olan kapakçıkların bulunduğu bilinmektedir. Bu kapakçıkların, kanın geriye dönmeden tek bir yönde akmasını sağlarlar. Eğer kapakçıklarda bir problem ortaya çıkarsa, damarların genişlediği ve varislerin ortaya çıktığı gözlemlenir. Sol tarafta toplardamarın boşalamaması sebebi ile sol testiste görüldüğü biliniyor. Testislerde, kan basıncı sebebi ile ağrılıkların görüldüğü gözlemlenir. Artan ağrılar sebebiyle beklemek yerine, uzman doktora başvurmanız gereklidir. Varikoselin hangi evrede olduğu ve gelişimi, cerrahi operasyona olan ihtiyacı da ortaya koyar. Ağrıların daha da artması durumunda, cerrahi işleme tabi tutulursunuz.

Testis Toplardamarlarının Genişlemesi

Varikosel, testis toplardamarlarının genişlemesi ile doğrudan alakalıdır. Kanın geriye dönmeden tek bir yönde akması sonucunda, kapakçıklarda sorunun yaşandığı bilinir. Toplardamarların genişlemesi, bu sorunu da yanında getirir. Genişleme sonucunda, varikosel hastalığına yakalanılır. Hastalığın evreleri bulunurken, hangi evrede olduğunuzun tedavi açısından önemi büyüktür. Testis toplardamarlarının genişlemesinin fark edilmesi halinde, acil olarak uzman doktora başvurulması gereklidir. Ancak bu durumun genellikle hasta tarafından fark edilmediği, tesadüfî bir durum sonucunda tespit edildiği gözlemlenir.

Varikosel Belirtileri

Her hastalığın oluşmaya başladığını gösteren belirtilerinin olduğu bilinir. Hastalığı belirtileri hakkında bilgi sahibi olan kişiler, erken teşhiste bulunabilmektedir. Varikosel hastalığının belirtileri ise yaygın ve nadir görülen olarak ikiye ayrılmaktadır. Yaygın görülen belirtiler arasında;

  • Testiste ağrı ve şişlik
  • Varis görüntüsü

Bulunmaktadır. Nadir görülen belirtiler olarak ise;

  • Testisin küçülmesi

Gösterilmektedir. Hastalığın tanısı ve tedavisi için belirtilerin önemi oldukça büyüktür.

Yaygın Görülen Belirtiler

Varikosel hastalığının belirtileri arasında testiste ağrı ve şişlik ile varis görüntüsü yer almaktadır. Yaygın görülen belirtiler olarak bilinen bu belirtiler, varikosel hastası olduğunuzu gösterir. Varikosel hastalığının yaygın görülen belirtilerinin taşınması durumunda ise acil olarak uzman doktora başvurmalısınız. Belirtilere aldırış etmeden yaşantınıza devam ederseniz, kısırlığa doğru ilerlersiniz. Varikosel hastalığını ciddiye almayan kişilerin, tedavi için geç kalabildikleri görülmektedir. Bu kapsamda hastalığın belirtilerini taşıyorsanız, tedavi olmak için ilk adımların atılması gerekiyor.

Testiste Ağrı Ve Şişlik

Hafiften orta dereceli şiddete kadar hissedilebilmekte olan testisteki ağrılar, şişkinliğe de sebep olabilmektedir. Testiste ağrı ve şişlik durumu, varikosel belirtileri içerisinde yer alır. Yaygın görülen belirtiler arasında olmasıyla bilinirken, ayakta durma sonucunda ağrıların arttığı gözlemlenir. Hastanın uzanmasıyla birlikte ise ağrılarda hafiflemenin söz konusu olduğu bilinir. Ağrıların yatağa girmeden önce daha yoğun olarak duyulabileceğini bilmelisiniz. Sabah uyandığınızda, testiste ağrı hissi ise ortadan kalkabilir. Ancak sabah ve gün içerisinde ortadan kalkan bu ağrı hissi, sizleri tamamen yanıltmaktadır. Akşam itibariyle tekrardan başlayacak olan ağrıyı hissetmek istemiyorsanız, sizlerde uzman doktora başvurmalısınız. Varikosel tedavi yöntemleri arasından cerrahi tedavi yöntemine tabi tutulursanız, başarılı bir operasyon ile hastalıktan kurtulmuş olursunuz.

Varis Görüntüsü

Varis görüntüsü, varikosel hastalığının yaygın görülen belirtilerinden birisidir. Varisleşme durumunda hastanın, varikosel hastalığına yakalandığı bilinmelidir. Terleme ve sıcaklık hissi, varisleşmenin en önemli belirtileri arasında yer almaktadır.

Nadiren Görülen Belirtiler

Her hastalığın belirtileri olabileceği bilinirken, nadir görülen belirtiler ise insanlar için daha tehlikelidir. Nadiren görülen belirtiler, kişiler tarafından kolaylıkla tespit edilemez. Bu durumda ise hastalığın gelişimi de söz konusu olabilmektedir. Hastalığın evrelerindeki gelişim, tedavi açısından olumsuzluğun oluşmasına neden olabilir.

Testisin Küçülmesi

Varikosel derecesi, her kişide farklılık gösterebilmektedir. Varikosel derecesindeki yükseklik, hasta için olumsuzluklar doğurabilir. Bu olumsuzluklar içerisinde testisin yumuşaması ve küçülmesi de yer alıyor. Ergenlik çağındaki ileri derece varikosel vakalarında, testisin büyümesinin durduğu bilinir. Ancak vaktinde yapılacak olan başarılı bir mikro cerrahi sonrasında, tekrar büyümesi ve hızlanarak normal boyutuna döndüğü görülür.

Teşhis

Hastalığın teşhis edilmesi, tedaviye erken adım atılabilmesi adına önem taşımaktadır. Varikosel teşhisi, Üroloji Uzmanının yapacağı muayene sonucunda olur. Muayenenin mutlaka ayakta yapılması gerekirken, varikosel ise 3 dereceye ayrılmaktadır. Bu dereceler ise grade 1, grade 2 ve grade 3 olarak bilinir.

Sintigrafi

Gama ışınlarını yaymakta olan ışınetkin bir izotopun organizma içerisindeki yolunu izleme temeline dayanmakta olan Sintigrafi tanı yöntemi, varikosel hastalığının tanısında da kullanılmaktadır.

Skrotal Ultrasonografi

Erkeklerde öncelikle yumurtaların değerlendirmesi amacıyla kullanılmakta olan bir tanı yöntemidir. Skrotum içi sıvı, epididim ve kitlelere bakıldığı bilinir. Varikosel hastalığının belirtilerini taşımakta olan kişilere, tanı konulabilmesi amacıyla kullanıldığı ortadadır.

Renkli Doppler USG

Skrotal renkli doppler ultrasonografi tetkiki, tanıda ikinci basamak olarak gösterilmektedir. Bu aşamada, hastanın damarlarının çapları, pis kanın tekrar gelip gelmediği ve testiste hacim kaybı var mı yok mu gibi sıkıntıların gün yüzüne çıkarıldığı gözlemlenir. Varikosel hastalığı spermde şekil ve hareket bozukluğuna neden olabilir. Sperm sayısında da sorunlar yaratabilmesi sebebiyle, kişinin sperm tahlili olması gereklidir. İki farklı sperm tahlili olması gerekirken, bu iki tahlilin süre olarak arasında 7 gün ile 21 gün arasında bir süre oluşmasına özen gösterilmelidir.

Venografi

Toplardamar anjiografisi olarak nitelendirilmekte olan venografi, toplardamarın yapısı hakkında bizlere bilgi vermektedir. Varikosel tanısının konulabilmesinde önemli bir test olan venografi, özel donanım gerektirmesiyle bilinir. Anjiyografi veya radyoloji ünitelerinde floroskopi cihazı yardımıyla tanının konulabildiği gözlemleniyor. Toplardamarın ardışık görüntülerini oluşturmaya yaramakta olan venografi, hastanelerde sıklıkla kullanılmaktadır.

Termografi

Termal video veya termal görüntüleme, kızılötesi görüntülemenin bir çeşidi olarak bilinmekte olan Termografi, elektromanyetik ışınımı tespit etme görevinde bulunur. Varikosel vakalarında tanı konulabilmesi adına kullanılmakta olan yöntemler içerisindedir.

Varikosel Risk Faktörleri

Hastalıklarına yakalandıktan sonra yakalandığınız hastalık, farklı hastalıkların oluşmasına da sebep olabilmektedir. Bu duruma, hastalığın taşımakta olduğu risk faktörleri denilir. Varikosel risk faktörleri içerisinde;

  • Şişman olma
  • Bazı meslek grupları
  • Astım
  • Ağır Egzersiz

Yer almaktadır.

Şişman Olma

Varikosel hastalığına yakalanma ihtimali en yüksek olan kişiler, genellikle fazla kilolu olan kişiler olarak karşımıza çıkmaktadır. Şişman olma, varikoselin risk faktörleri içerisinde bulunuyor. Günümüzde birçok hastalığın sebepleri içerisinde gösterilmekte olan şişman olma, varikosel hastalığında da karşımıza çıkmaktadır. Fazla kilolu olan insanların, daha kolay şekilde varikosel hastalığına yakalandığı incelenmiştir. Bu kapsamda sağlıklı bir yaşam için fazla kilolarınızdan kurtulmanız gereklidir.

Bazı Meslek Grupları

Günümüzde çalışma hayatının verdiği olumsuzluklar, kişinin belirli hastalıklara yakalanmasına sebep olabilir. Hiçbir alakası olmayan hastalığa yakalanan insanların, bazı mesleki gruplarda çalışmalarıyla ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Bazı meslek grupları, varikosel hastalığının oluşmasının nedenleri arasında yer alabilir. Sürekli ayakta durmanıza neden olan bir işte çalışıyorsanız, varikosel riskini taşıyabilirsiniz. Yapılan incelemelerde, varikosel hastalarının birçoğunun meslek gruplarının birbirlerine benzemekte olduğu görülüyor.

Astım

Astım hastası olan insanlar, birçok hastalığa çok daha kolay yakalanabilmektedir. Vücudun dirençsiz olması sebebiyle, daha kolay hastalıklara yakalanabilirsiniz. Astımın beraberinde getirebileceği hastalıklar içerisinde varikosel hastalığı da bulunuyor. Astım hastası olan bir insanın, varikosel belirtilerine dikkat etmesi gereklidir. Eğer varikosel hastalığına yakalandığınızı düşünüyorsanız, acil olarak uzman doktora gitmelisiniz.

Ağır Egzersiz

Spor aktivitelerinde bulunmak, sağlıklı yaşam için büyük önem taşımaktadır. Ancak özellikle ağır egzersiz sporları ile uğraşan kişilerin, kendilerini çok daha kolay sakatlayabildikleri ve yaralayabildikleri görülüyor. Sakatlama ve yaralamanın dışında, varikosel gibi hastalıkların oluşmasına da neden olunabilmektedir. Ağır egzersiz yapmak, varikosel risk faktörleri arasında bulunur. Ağır egzersiz yapan erkeklerde sıklıkla görülmekte olan varikosel hastalığı, kısırlık gibi sorunlara da neden olabilmektedir. Bu kapsamda spor yapan kişilerin, ağır egzersiz yapmamalarının tavsiye edildiği bilinir.

Varikosel Komplikasyonları

Erkeklerin %20 ile %40'ında görülmekte olan varikosel hastalığı, toplardamarların genişlemesiyle ortaya çıkmaktadır. Hastalığa yakalanan bireyin beraberinde yaşayabileceği komplikasyonlar içerisinde ise "kısırlık" yer alıyor.

Kısırlık

Kısırlık, varikosel hastalığını taşıyan erkeklerin yarısında görülmektedir. Varikosel hastalığının toplardamarların genişlemesine yol açması, kısırlığın meydana gelmesine neden olabiliyor. Bu kapsamda varikosel tanısı ve tedavisi, hastalığın gelişimini engellemek için büyük önem taşır. Kısırlık hastalığına yakalanmak istemiyorsanız, varikosel teşhisi durumunda acil olarak tedavi yöntemlerine başvurmalısınız. En başarılı tedavi yöntemleri arasında gösterilmekte olan cerrahi tedavi, varikosel hastalığından kurtulmanızı sağlayabilmektedir. Yüksek başarı oranıyla dikkat çekmekte olan hastalığın cerrahi operasyonu, kısırlığa yakalanmanızı da engeller.

Sık Sorulan Sorular

Hastalıklar hakkında sık sorulan soruların cevaplarını bilmeniz, sizlerin daha bilinçli bir birey olmanızı sağlayacaktır. Bu kapsamda varikosel hastalığı hakkında sık sorulan soruları ve cevapları, aşağıda görebilmeniz söz konusudur.

Varikosel genetik mi?

Varikosel hastalığının genetik olup olmadığı, sperm sayısıyla orantılı olmaktadır. Sperm testleri sonucunda, hastalığın genetik olup olmadığını anlayabilirsiniz. Sperm sayısının 5 milyondan az olması durumunda, genetik testlerin yapılması gereklidir. Genetik testler sonucunda eğer bozukluk saptanmış ise varikosel ameliyatının herhangi bir faydası da olmayacaktır. Ailenizde varikosel hastası olan birisinin olup olmadığını, aile büyüklerinizden öğrenebilirsiniz. Ancak aile bireyleri arasında varikosel hastalığı olan birisi olmamasına rağmen sizlerin hastalığı taşıyabileceğinizde unutulmamalıdır.

Varikosel her erkekte kısırlığa sebep olur mu?

Hastalıklar, her insanda aynı sonuçları doğurmaz. Varikosel hastalığının kısırlık ile doğrudan ilişkisi bulunurken, erkeklerin korkulu rüyalarından birisi olarak karşımıza çıkar. Ancak varikosel hastalığına yakalanan her erkeğin kısır olacağının garantisi de yoktur. Yapılan araştırmalara göre, varikosel hastalarının yarısında kısırlık söz konusu olmaktadır. Kısırlığın tedavisinin bulunmasına rağmen, varikosel hastalığının oluşturduğu kısırlığın ise daha tehlikeli olduğu biliniyor. Bu kapsamda varikosel hastası olan erkeklerin, kısırlığa yakalanmamaları için tedavi olmaları gereklidir. Varikosel tedavi yöntemleri için uzman doktora başvurursanız, sizlere en iyi şekilde yardımcı olunacaktır.

Varikosel sertleşme sorununa sebep olur mu?

Varikoseli olan hastalarda, total testosteron seviyesinin düşük olduğu belirlenmiştir. Varikosel cerrahi operasyonun ardından bu hastalarda ise testosteron düzeylerinin arttığı gözlemleniyor. Total testosteron düzeyinin düşük olması, cinsel istekte azalma ve sertleşme sorununa sebep olabilmektedir. Varikosel hastalığına yakalanan hastalarda, sertleşme sorunu görülebilinmektedir. Sertleşme sorunu ise cinsel ve psikolojik sorunların oluşmasına neden olur. Cinsel ve psikolojik sorunlar, partnerinizin mutsuz olmasını sağlayabilir. Varikosel hastası olan birisinin başarılı bir operasyon ile bütün bu sorunlardan kurtulabileceği ortadadır.

Varikosel şüphesiyle hangi kliniğe başvurmalıyım?

Doğru kliniğe başvurmanız, tedavi için atacağınız ilk adımdır. Varikosel şüphesi taşıyan bir kişinin, Üroloji kliniğe başvurması gereklidir. Ürolojiye gittiğiniz takdirde, yapılacak testler ve muayeneler sonucunda, varikosel teşhisi olup olmadığı belirlenmektedir.

Ağrı olmasa da varikoselden şüphelenilmeli mi?

Varikosel hastalığının en büyük belirtileri arasında ağrı ve şişlik olduğunu biliyorsunuz. Ancak tek belirtilerinin bunlar olmadığını da bilmeniz gerekiyor. Ağrı olmasa da, düşük bir ihtimal dahilinde, varikosel hastalığına yakalanmış olabilirsiniz. Bunun için uzman doktora başvurmanız, gerekli testlerden geçmeniz gereklidir.

Varikosel hangi yaş aralığında görülür?

Toplumda görülme oranı %15 civarında olmakta olan varikosel hastalığı, kısırlık sebebi ile başvuranlarda ise %40 oranında görülüyor. Her yaşta görülme durumu olan varikosel, 10 yaşından küçüklerde ise neredeyse hiç gözükmez. Yaşın ilerlemesi ile birlikte, ergenlik döneminde görülme sıklığı da artar. Özellikle 11-19 yaşları arasında varikosel görülme sıklığı, %14 - %20 arasında olmaktadır. Kısacası yaşın ilerlemesiyle birlikte artan bu durum, kısırlığın en büyük sebepleri arasında gösteriliyor.

Varikoselin teşhisi zor mudur?

Her hastalığın teşhisi için belirli yöntemler bulunmaktadır. Varikosel hastalığının teşhisi için zor olduğu söylenemez. Bunun sebebi ise teşhis edebilmeniz için birçok yöntemin olmasından kaynaklıdır. Varikosel hastalığının teşhisi için;

  • Sintigrafi
  • Sktoral Ultrasonografi
  • Renkli Doppler USG
  • Venografi
  • Termografi

Yöntemlerinin kullanıldığı bilinmektedir. Bu yöntemlerin her birisinin teşhis için farklı sonuçlar ortaya koyduğu gözlemlenirken, uzman doktorların hangisinin veya hangilerinin kullanacağına karar vereceğini bilmelisiniz.

Varikosel iş hayatını nasıl etkiler?

Hastalıkların sadece ağrı gibi olumsuz etkilerinin olmadığı bilinmelidir. Hastalıklar, kişinin sosyal hayatını da olumsuz etkileyebilmektedir. Varikosel hastalığı, erkeklerin psikolojisini olumsuz etkilemesiyle bilinir. Özellikle erkeklerde güven eksikliğine sebep olabilen hastalık, çalışan erkeğin iş hayatını da olumsuz etkiler. İş hayatında olumsuz etkilenen birey, daha başarısız bir performans göstermeye başlayabilir. Bu kapsamda varikosel hastalığının tedavisi, sadece cinsel ve beden sağlığı açısından önem taşımamaktadır. Kişinin psikolojik ve sosyal açıdan da, daha iyi hissetmesini sağlar.

Hastalık kendiliğinden geçer mi?

Varikosel hastalığının düzelebilmesi için cerrahi tedavi yönteminin mutlaka uygulanması gereklidir. Kendiliğinden düzelmeyen bir hastalık olan varikosel, damarların genişlemesinin artması sonucunda en şiddetli duruma gelebilmektedir. Çocuğu olan veya yeni çocuk isteği olmayan hastalarda, varikosel hastalığının tedavi edilmesinin herhangi bir anlam ifade etmeyeceğini belirtmek gerekiyor.

Varikosel cinsel isteksizliğe sebep olur mu?

Erkeklerin sol yumurtalarının damalarında çıkmakta olan sorunlardan birisi olan varikosel hastalığı, genellikle ergenlik yaşlarında başlamaktadır. Varikosel hastalığı, normal şartlarda cinsel isteksizliğe sebep olmamaktadır. Ancak kişinin kendinde bu rahatsızlığı tespit etmesinin ardından, psikolojik olarak olumsuz etkilendiği görülür. Bu olumsuzluk, cinsel isteksizliğe de neden olabilmektedir. Testislerde küçülme ve yumuşamada, bu durumun getirdiği olumsuzluklar arasında bulunuyor.

Hastalığın tedavisi ne kadar sürer?

Hastalıkların tedavi süreçleri, tedavide kullanılan yönteme göre farklılık göstermektedir. Varikosel hastalığının tedavisinde nasıl bir yöntem kullandığınız ve hastalığın bulunduğu evre, tedavinin sürecini belirleyecektir.

Cerrahi tedavi şart mıdır?

Cerrahi tedavi, varikosel hastalığının kesin çözümü için şarttır. Eğer çocuk sahibi olmak istiyorsanız, cerrahi tedavi yöntemine başvurmalısınız. Varikosel hastalığı tanısı konulabilmesi için gerekli tanı yöntemlerinden geçersiniz. Bu yöntemler sonucunda sizlere varikosel hastalığı tanısı konulduysa, hastalıktan kurtulabilmeniz için cerrahi tedavi yöntemine başvurmanız gereklidir. Cerrahi tedavi yönteminin de kendi içerisinde birden fazla tekniğinin olduğu biliniyor. Hangi cerrahi tedavi yöntemi tekniğinin kullanılacağına ise uzman doktorunuz karar vermelidir. Sizlerin durumuna en uygun teknikle, cerrahi tedavi işlemini gerçekleştirmelisiniz. Cerrahi tedavinin ardından varikosel hastalığından kurtulma ihtimaliniz %90'a yakın olarak gösterilmektedir.

Varikosel tedavi edilmezse ne olur?

Erkek kısırlığı nedenleri arasında bulunmakta olan varikosel, en sık karşılaşılan ve başarılı tedavi ile sonuçlanan kısırlık hastalıkları içerisinde yer almaktadır. Varikosel teşhisi, el ile yapılan muayene sonucunda konulması gereklidir. Teşhisin ultrason ile yapılması, uzmanlar tarafından hiçbir zaman tavsiye edilmez. Doppler ultrasonografi ile birçok kişide hatalı olarak varikosel saptandığını belirtmekte olan uzman doktorlar, sonuç olarak ise birçok gereksiz ameliyatın yapıldığını ifade ediyorlar. El muayenesinde saptanmamış olan varikosel, kesinlikle cerrahi işleme tabii tutulmamalıdır. Varikosel hastası olan bir kişinin çocuk sahibi olabilmesi için tedavi edilmesi gereklidir. Eğer çocuk sahibi olmak istemiyorsanız, varikosel tedavisinin gereksinimi kalmıyor. Erkeklerdeki cinsel isteksizlik, hastalık ile bağdaştırılabilmektedir. Bunun sebebi ise varikosel hastası olduğunu öğrenen hastanın psikolojik olarak olumsuz etkilenmesinden kaynaklanır. Hastalığın etkilerinden birisi olmayan cinsel isteksizlik, tamamen hastanın psikolojik bozukluğundan kaynaklanıyor.

Alkol ve sigara kullanmak varikoseli tetikler mi?

Erkeklerde kısırlık nedenleri içerisinde gösterilmekte olan varikosel hastalığında, alkol ve sigaranın etkisi de bulunabilir. Sperm sayısında olumsuz bir etkisi bulunduğu bilinmekte olan sigara, spermlerin güçsüzleşmesine neden olabilmektedir. Spermdeki güçsüzleşme ise varikosel hastalığını beraberinde getirebilir. Nesnel bir yaklaşım söz konusu olmasa da, sigara ve alkol kullanan kişilerdeki kısırlık hastalıklarının daha fazla olduğu görülüyor. Varikosel hastalığına yakalanan kişiler için yapılan araştırmalarda, bu kişilerin çoğunda sigara ve alkol kullanımı da bulunmaktadır.

Varikoselin bitkisel bir tedavisi var mıdır?

Sperm kalite ve sayı düşüklüğünde, sperm sayısını artırıcı bitkisel takviyelerin kullanıldığı biliniyor. Bitkisel tedavi yöntemi, kişinin yapısına ve yaptığı işe göre sonuç vermektedir. Ortalama 1-5 ay içerisinde iyileşebildiği görülen kişi, daha kaliteli ve yüksek sayılı spermlere sahip olmaya başlar. Varikosel hastalığı için bitkisel bir tedavi bulunmaktadır. Hastalığı taşıyan erkeklerin çocuk sahibi olamadıkları gözlemlenirken, bitkisel tedavi yöntemi ile şifalı bitkiler aracılığıyla iyileşebildikleri görülmektedir. Doğal kaynaklı tedavi yöntemi olarak gösterilen bitkisel tedavi yöntemi, varikosel problemini yaşamadan da kullanmanız tavsiye edilir. Varikosel hastalığı taşıyan kişilerde, bitkisel tedavi yönteminin olumlu etkisi ise fazlasıyla görülür. Uzman doktorlara başvurduğunuz takdirde, varikosel hastalığı için sizlere şifalı bitkilere ilişkin önerilerde bulunacaklarından emin olabilirsiniz. Üzüm çekirdeğini içeren şifalı bitkiler, doktorlar tarafından genellikle önerilmektedir. Bu bitkinin, kalp krizi riskini azalttığı ve yüksek kolesterolün düşmesine de yardımcı olduğu biliniyor.

Varikosel ameliyatında ne tür anestezi uygulanır?

Anestezi, ameliyatlarda uygulanmaktadır. Ameliyatlarda uygulanacak olan anestezi, ameliyatın türüne göre farklılık gösterir. Varikosel hastalığı sebebiyle cerrahi tedavi yöntemine başvuran bir kişi için genel veya spinal anestezi yöntemlerinden birisinin uygulandığı gözlemleniyor.

Ameliyattan sonra yatış önerilir mi?

Varikosel hastalığı, cerrahi tedavi yöntemiyle kesin sonuç vermekte olan bir hastalıktır. Sizlerde varikosel sebebi ile cerrahi tedavi olacaksanız, cerrahi tedaviden sonra yatmanız gerekebilir. Uzman doktorunuz, ameliyat sonrasında sizlerin ne kadar yatması gerektiğine karar verir.

Varikosel cerrahi tedavi riskleri nelerdir?

İnsanların aklına cerrahi tedavi denildiğinde, oluşabilecek risklerin geldiği bilinmektedir. Ancak varikosel hastalığı için cerrahi tedavi yöntemine başvurursanız, bu konuda içinizi rahat tutabilirsiniz. Herhangi bir riski bulunmayan varikosel cerrahi tedavisi, mikro cerrahi yöntemiyle tedavi edilmelidir. Tedavinin yapılmaması halinde ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşmayabilir, ancak ileri düzeyde kısır olabilirsiniz. Varikosel olan hastanın çocuk sahibi olabilmesi için cerrahi tedavi yöntemine başvurması gereklidir. Hiçbir riski bulunmayan bu cerrahi işlem, kısa süre içerisinde tamamlanmaktadır. Cerrahi işlemin mikroskop eşliğinde yapıldığı gözlemlenirken, testise giden damarların ise hiçbir zaman olumsuz etkilenmediği belirtiliyor.

Türkiye'de varikosel hastalığı olan kişilerle ilgili bir araştırma yapılmıştır. Yapılan araştırmaya göre, ameliyatın başarı oranının %85 olduğu belirtilmiştir. Bu oran ise ameliyat sonrasında kısırlıktan kurtulanların yüzdesini gösteriyor. Ameliyatı başarılı geçen ancak, kısırlıktan kurtulamayanlar ise %98 olarak gözlemlenmiştir. Başarısız olan %2'lik kesimin ise başarısızlık sebebi ile herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadan yaşamlarına devam ettikleri belirtildi.

Varikosel ne kadar sürede iyileşir?

Varikosel hastalığının tedavisinde hayat tarzı değişiklikleri ve cerrahi uygulamalar kullanılmaktadır. Hayat tarzı değişiklikleri ile hastalığın iyileşmesi dört – altı ay kadar sürebilir. Cerrahi uygulamalardan sonra ilgili damarın tamamen iyileşmesi yaklaşık olarak iki sürer. Ayrıca radyolojik yöntemlerde de iyileşme süresi iki – dört ay kadardır.

Varikosel hastalığından ne kadar süre sonra hamile kalınır?

Tüm kısırlık sebeplerinin yaklaşık olarak yüzde otuzunu varikosel oluşturmaktadır. Kolayca tedavi edilebilen bir hastalık olması tedaviden sonra çocuk yapabilme kabiliyetinin ciddi oranda artmasını sağlar. Tedaviden yaklaşık üç – altı ay sonra çocuk için denemelere başlanmalıdır. Üroloji uzmanı denetiminde kontrollü bir süreç oluşturularak partnerin hamile kalması sağlanır.

Varikosel nasıl teşhis edilir?

Varikosel hastalığının teşhisinde ilk olarak hastanın istemesine rağmen çocuk yapamamasına bakılır. Sonrasında ise testis üzerinde şişlik ve ağrı aranır. Eğer bunlar mevcut ise görüntüleme teknikleri ile tanı kesinleştirilir. Yaygın bir problem olmasından dolayı ayakta yapılan testis muayenesinde kolayca teşhis edilebilmektedir.

Varikosel tekrarlar mı?

Varikoselin oluşmasındaki risk faktörleri ortadan kaldırılmazsa hastalığın tekrarlama ihtimali bulunur. Özellikle cerrahi olarak yapılmayan tedavilerden sonra bu risk daha fazladır. Ancak cerrahi müdahalelerden sonra varikoselin tekrarlaması gibi bir ihtimal oldukça düşüktür.

Varikosel ciddi bir hastalık mıdır?

Varikoselin ciddi bir hastalık olup olmadığı bebek sahibi olmaya ne kadar önem verildiği ile alakalıdır. Hastalığın olağan belirtisi kısırlıktır. Eğer bebek yapılmak istenmiyorsa varikosel tehlikesiz bir hastalıktır. Ancak bebek yapılacaksa hastalık oldukça ciddi olarak kabul edilmektedir.

Varikosel bulaşıcı mıdır?

Varikosel ile damarın genişlemesine sebep olan faktörler cinsel ilişki ya da buna benzer yollarla bulaşmaz. Zaten ortada bulaşabilecek mantar, virüs ya da bakteri de söz konusu değildir.