Radyoterapi Tedavisi

Radyoterapi Tedavisi
Radyoterapi Tedavisi

 

Hücreler vücudun yapı taşı konumundadır. Hücreler, çevresel faktörler veri olarak kabul edildiği taktirde yalnızca genetik faktörlerin oluşturduğu etkilere göre oluşur, bölünür ve yok olurlar. Ancak çağımız, çevresel faktörlerin oldukça etkili olduğu bir çağ olduğundan dolayı yalnızca genetik faktörlere bakarak hücre fonksiyonlarını değerlendirmek söz konusu değildir. Günümüzde tüm genetik faktörlere ve çevresel faktörlere bağlı olarak insanların bazılarında hücreler oluşur, kontrolsüz şekilde bölünür ve ölmez. İşte bu duruma kanser adı verilir.

Kanser çağımızın hastalığıdır. Efektif olarak tedavi edilmesinin zor olması, tedaviye rağmen ölüm oranlarının fazla olması, tedaviden sonra tekrarlama sıklığının fazla olması gibi sebepler onu tam olarak bu konuma sokar. Kanser vücudun herhangi bir bölgesinde gelişebilir çünkü hücreler vücudun her yerinde bulunur. Tek bir hücrenin çeşitli faktörlere bağlı olarak kontrolsüz şekilde bölünmeye başlamasıyla kanser ortaya çıkar. Kanserin görüldüğü bölge de adını belirler. Birkaç istisna dışında tüm kanserlerin aynı temelden oluştuğunu; yalnızca görüldükleri bölgelerin değiştiğini söylemek mümkündür.

Kanserin tedavisi oldukça zorludur. Görüldüğü bölge, ortaya çıkış sebebi, hastanın durumu, hangi evrede olduğu gibi unsurlar tedaviyi zorlaştıran ya da görece kolaylaştıran unsurlardır. Günümüzde erken aşamada fark edilen kanserlerin tedavisinde başarı oranı yüksek olsa da teşhiste geç kalındığında başarı oranı ivmeli bir şekilde düşmektedir. Kanserin tedavisi için birçok faktöre göre değişen birkaç seçenek bulunmaktadır. Cerrahi müdahale, kemoterapi ve radyoterapi ilgili seçeneklerdir. Bu seçenekleri baz alan alt yöntemler de bulunmaktadır ancak hepsinin esasını bu üç yöntem oluşturmaktadır.

Hangi tedavinin nasıl, hangi dozda, ne zaman ve hangi sırada kullanılacağı tamamen hasta özelinde belirlenmektedir. Her vakaya aynı prosedürle yaklaşılması kanser tedavisinde başarıyı düşürmektedir. Radyoterapi uygulanacak mı, uygulanacaksa hangi dozda ve sırada uygulanacak gibi soruların cevabı da her seferinde çeşitli değişimlere uğramaktadır. Sonuç olarak ise cerrahiden, kemoterapiden ve radyoterapiden oluşabilen üç ayaklı tedaviler uygulanmaktadır.

Radyoterapi Tedavisi Hakkında

Ufak ve orta boyutlu kanserlerin tamamen tedavi edilmesinde; büyük boylu tümörlerin ise boyutlarının küçültülmesinde radyoterapi tedavisi uygulanmaktadır. Sanıldığının aksine tarihi oldukça eskidir. İlk uygulamalarına seksen yıl önce rastlamak mümkün olsa da günümüzdeki modern radyoterapi uygulamaları ile ilkel uygulamalar arasında pek bir bağlantı olduğu söylenemez.

Radyoterapi kanser tedavisi türleri içerisinde joker olarak adlandırılabilecek tedavi yöntemidir. Çoğu zaman vücutla herhangi bir temasa girilmesine gerek duyulmuyor oluşu en büyük avantajıdır. Hastanın duruma ve kanserin türüne göre tedavinin ölçeklendirilebiliyor olması da diğer avantajıdır.

Radyoterapi hem kemoterapinin hem de cerrahinin ikamesi konumundadır. Aynı zamanda tamamlayıcısı olarak da kullanmak mümkündür. Söz konusu kanser ve kanserli hücreler olduğunda yöntem ısrarı yapmak mantıksız olduğu için onkoloji uzmanları hastaya en uygun tedaviyi veya tedavi yöntemlerini seçmektedir. Kemoterapinin öncesinde veya sonrasında radyoterapi; cerrahinin öncesinde veya sonrasında radyoterapi ve sadece radyoterapi gibi seçenekler bulunmaktadır. Hem kanserin tamamen yok edilmesinde hem de tekrarlama riskinin ortadan kaldırılmasında radyoterapinin rolü büyüktür. Günümüzde hastaların neredeyse yüzde sekseninde uygulanan bu yöntem çoğu zaman yardımcı tedavi rolündedir ve insanların ömürlerinin uzun süre uzatılması noktasında ciddi faydalar sunmaktadır.

Radyoterapi Nedir

Radyoterapi, iyonize edilen radyasyonun kanserli hücrelerin DNA yapısını bozması amacıyla belirli bir noktaya aşırı dozlarda uygulanmasını amaçlayan gelişmiş bir tedavi yöntemidir. Söz konusu kanser tedavisi olduğunda yıldan yıla en çok gelişme gösteren tedavi yönteminin radyoterapi olduğunu söylemek mümkündür. Radyoterapi çoğu zaman kanserli hücrelerin yok edilmesi, bazen de iyi huylu tümörlerin sorun teşkil etmeye başlamadan önce ortadan kaldırılması amacıyla kullanılır. Lokal kanser tedavisi yöntemlerinden birisi olarak adlandırılmaktadır. Kemoterapi gibi vücudun tamamını (eğer özel bazı ilaçlar kullanılmıyorsa) etkisi altına alan, vücudu bütün olarak etkileyen bir yöntem değildir.

Radyoterapi aynı zamanda ışın tedavisi olarak da adlandırılmaktadır. Bunun temel sebebi, kullanılan radyasyonun X ışını olarak adlandırılıyor olmasıdır. Kanserli hücrelerin DNA yapılarında bulunan ve kontrolsüz şekilde çoğalmayı sağlayan genlerin yok edilmesi sayesinde kanserli hücrelerin hızla çoğalmasının önüne geçilir. Seanslar şeklinde uygulandığından dolayı da önce kanser yavaşlatılır, sonra durdurulur ve en son geriletilerek yok edilir.

Radyoterapi kullanılan cihazların ismine göre ayrılan birçok alt türe sahiptir. Verilen X ışını miktarına, X ışını yoğunluğuna, bu yoğunluğun değiştirilebiliyor oluşuna ve hedefleme koşullarına göre farklı radyoterapi uygulamaları ile karşılaşmak mümkündür. Sağlıklı olan ve günümüzde de uygulanan yöntem ise yalnızca kanserli dokuların hedeflendiği, sağlıklı dokuların yok edilmesinin önüne geçildiği uygulamalardır. Bu sayede optimal miktardaki X ışını kanserli bölgeye gereken yoğunlukta verilerek kanserin ortadan kaldırılması sağlanır.

Kemoterapiye ve cerrahiye rağmen radyoterapinin uygulanıyor olmasının altında çeşitli sebepler yatar. Bu sebeplerin tamamı hastanın konforu ile alakalıdır.

  1. Radyoterapi uygulaması ile kansere dışarıdan müdahale edilme imkanı oldukça fazladır. Çok nadiren de olsa içeriden radyoterapisi ile de kanser tedavisi etkin şekilde sağlanabilir.
  2. Tekrar riskinin büyük oranda radyoterapi sayesinde ortadan kaldırılıyor olmasından dolayı hasta hem fiziksel hem de mental açıdan daha konforlu bir hayat sürer.
  3. Radyoterapinin uygulanması sırasında cerrahi kesi yapılmaz, aynı zamanda bağışıklık sistemi de baskılanmaz. Bu sebeplerden ötürü iyileşme süresi oldukça kısadır.
  4. Günümüzde geliştirilmiş özel cihazlar yardımıyla da sağlıklı doku korunur. Yalnızca kanserli dokulara radyasyon verilerek bu dokular yok edilir. Sağlıklı dokuların zarar görmemesinden dolayı yan etkiler oldukça sınırlıdır.

Radyoterapi birçok kanser türüne uygulanmakla birlikte en çok hassas ve ulaşılması zor bölgelere uygulanmaktadır. Hayatın devamı, üremenin devamı gibi konularda etkin olan bölgeler de radyoterapi ile tedavi edilmektedir.

Hangi Durumlarda Radyoterapi Uygulanır

Radyoterapi tedavisi kanserin tamamen yok edilmesi noktasında oldukça etkin bir yöntemdir. Zaman zaman tek başına, zaman zaman da diğer tedavi yöntemlerini tamamlayıcı şekilde uygulanmaktadır. Hangi hastada hangi şekilde uygulanacağının kararı onkoloji uzmanı ve heyet tarafından belirlenmektedir.

  1. Cerrahi müdahaleler kitle halinde duran ve yayılım gösterme ihtimali yüksek olan tümörlere uygulanmaktadır. En incelikli cerrahi müdahaleden sonra bile çok az da olsa kanserli hücrenin bölgede kalma ihtimali bulunur. Bu hücrelerin baskılanıp yok edilmesi amacıyla ya kemoterapi ya da radyoterapi uygulanır. Eğer hassas bölgeler söz konusu ve hastanın durumu da kritik ise radyoterapi, kanserin tekrar riskini ortadan kaldırmak amacıyla cerrahi müdahaleden sonra uygulanır.
  2. Cerrahi müdahaleler ile yapılacak uygulamalar sınırlıdır. Yani çok büyük tümörlere yalnızca cerrahi yöntem ile müdahale etmek hayati risk doğurabilir. Bunun önüne geçerek tümörü daha makul büyüklüklere düşürebilmek amacıyla radyoterapi uygulaması cerrahi müdahalelerden önce uygulanabilir.
  3. Hayati fonksiyonlar üzerinde kritik etki yapma ihtimali bulunan, cerrahi ile yapılacak müdahaleler ciddi hayati risk doğuran kanserlere müdahalede radyoterapi kullanılmaktadır.
  4. Her zaman kanser için değil bazen de iyi huylu tümörlerin tedavi edilmesi için tek başına radyoterapiden yararlanılabilir.

Radyoterapi genel olarak bu durumlarda uygulanmakla birlikte tedavinin getirdiği avantajlar da gözetilerek çok farklı durumlarda uygulanabilir.

Radyoterapi Nasıl Uygulanır

Radyoterapinin hangi amaç dahilinde uygulandığı, uygulanma biçimi üzerinde de etkilidir. Amaç, kullanılacak cihazın niteliği gibi unsurlara göre değişen metodoloji bazı temel unsurlar üzerinde birleşir. Radyoterapi uygulamalarının büyük bir kısmında, tedavi amacıyla verilecek olan radyasyon dozu parçalara ayrılır. Yani tek seferde fazla doz yerine, onlarca seansta az doz verilir. Bunun temel amacı sağlıklı hücreleri koruyarak yan etki ihtimalini en aza indirmektir.

  1. Her on radyoterapi uygulamasından sekizi dışarıdan yapılır. Geriye kalan iki tane ise içten uygulanan yöntemlerdir ki onların uygulanma metodu çok daha farklıdır.
  2. Her ortamda radyoterapi uygulaması yapılamaz. Yapılacak alanın özel olarak hazırlanmış olması gerekir. Kullanılacak cihazlar da oldukça geniş ve kütleli olduğu için özel oda şartı mecburidir.
  3. Hasta ilgili seansına girmeden önce muayene edilir. Eğer muayene aşamasında bir sorun saptanmazsa hastaya özel ve rahat kıyafetler giydirilerek odaya alınır.
  4. Cihazın doğru şekilde kalibre edilebilmesi ve doğru şekilde verilebilmesi için hastanın cihazın yatağına yatması gerekmektedir.
  5. Hastanın yatış şekli kanserin olduğu bölgeye değişebilir ancak özel bazı desteklerle beraber en rahat ve hareketsiz yatış pozisyonu tespit edilir. Hastanın hareketsiz olması, sağlıklı dokuların hasar görmemesi açısından çok önemlidir.
  6. Radyoterapi odaları iki bölümden oluşmaktadır. Radyasyonun verildiği kısım ve gözlemci kısmı olmak üzere. Hastaya bu aşamaya kadar yardımcı olan personel, hazırlıklar tamamlandıktan sonra gözlem odasına geçerek kontrol cihazını yönetmeye başlar.
  7. Cihazın türüne göre değişmekle birlikte hasta 2D ve 3D görüntü ile sürekli olarak kontrol edilir. Günümüzdeki cihazların neredeyse tamamı 3D görüntü imkanı sağlamaktadır.
  8. Hastaya o seans için verilecek olan doz, hedef noktası, hastanın durumu, pozisyonu gibi faktörler dikkatlice kontrol edilir. Burada yapılacak en ufak hata ciddi yan etkiler doğuracağından ötürü, emin olmadan hiçbir işlem uygulanmaz.
  9. Her şeyden emin olunduktan sonra ilgili dozdaki radyasyon bölgeye verilir. Işının bölgeye uygulanması üç dakikayı geçmez. Hastanın tam olarak kendisine gelmesi ve toparlanması için yirmi dakikaya kadar odada tutulabilir.

Tüm bu süreç boyunca hasta en ufak ağrı yada acı hissetmez. Eksternal radyoterapi uygulamalarının uygulama süreci boyunca ve sonrasında hasta oldukça rahattır.

Hasta yirmi dakika sonra odadan çıkartılır. Radyoaktif durumda olmadığı için hayatında herhangi bir değişim yapmasına gerek yoktur. Sevdikleriyle istediği gibi temas edebilir. Kendini sınırlaması gerekmez.

İnternal yani iç radyoterapi uygulamasında ise özel bazı radyasyon kaynakları tümörlü yapının içine, yanına veya yakınına yerleştirilir. Bu sayede tümörün daha hızlı yok olması sağlanır. Bu uygulama çok özel durumlarda yapılmaktadır. Radyocerrahi olarak da adlandırılmaktadır. Temel amaç, ileri seviye kanser vakalarında kanserli bölgenin tek seansta toptan yok edilmesidir. Çok kontrollü yapılması mecburiyettir.

Radyoterapiyi Kimler Uygular

Kanser oldukça tehlikeli bir hastalıktır. Erken veya orta evrede teşhis edilmediği takdirde sonucunun ölüm olma riski oldukça yüksektir. Kansere dair tespitler erken dönemde yapılsa dahi her hasta özel bir durum oluşturduğundan dolayı belli ilkeler dışında hastaya standart bir prosedür dahilinde müdahale edilmesi söz konusu değildir. Her hastanın özel bir vaka olarak değerlendirilmesi doktorları da zorlamaktadır. Doğal olarak, tedavi aşamasında herhangi bir hata yapılmaması için tek bir doktorun değil, heyetin kararlarına göre hareket edilmektedir.

Radyoterapi uygulamalarında kanserin görüldüğü bölgeye göre değişen doktorlar görev alabilir. En başta, koordinatör konumunda onkoloji uzmanı bulunmaktadır. Radyasyon onkolojisi konusunda uzman olan bu doktorun yönlendirmesi ile süreç gelişir ve devam eder. Heyete çeşitli raporların sunulması, kararların alınması ve diğer bölümlerin de sürece dahil edilmesi noktasında radyasyon onkolojisi uzmanları kritik görevler üstlenmektedir.

Oldukça kritik ve hassas bir yöntem olduğu için uygulama aşamasında radyasyon onkolojisi uzmanı, radyasyon fizikçisi, radyoterapi konusunda uzman teknikerler, radyoterapi konusunda uzman hemşireler görev alır.

Radyoterapi Cihazları

Radyoterapi uygulamaları oldukça uzun sürelerdir yapıldığı için, en etkin tedavinin sağlanması amacıyla onlarca farklı cihaz geliştirilmiştir. Radyasyonun daha efektif şekilde uygulanmasını sağlayan bu cihazlar yardımıyla kanserli hücreler, sağlıklı hücrelere zarar vermeden ortadan kaldırılabilir.

Cihazların geliştirilmesindeki bir diğer amaç ise her radyoterapi cihazının her hastaya uygun olmamasıdır. Hastaların en iyi şekilde, en az hasarla ve tedaviyle; tekrarlama riski de ortadan kaldırılarak tedavi edilmesinin yolu farklı cihazların varlığıdır. Cihazların gelişiminin en büyük avantajı sürekli olarak radyasyon veren ilkel radyoterapi cihazlarının geçerliliğini yitirmesi olmuştur.

Hangi cihazın kullanılacağı noktasında hastanenin imkanlarından ve radyoterapi doktorunun uzmanlığından ziyade hastanın durumu, tümörün tipi, tümörün derinliği ve evresi gibi unsurlar hesaba katılır. Tüm bu girdilere bağlı olarak da dört – beş farklı cihazdan birisi kullanılabilir.

TrueBeam STX Cihazı

Geliştirilen ve deneysel aşaması başarı ile tamamlanan en yeni radyoterapi cihazlarından birisidir.

  1. Vücudun tamamındaki tümörlerin büyük bir hassaslıkla tedavi edilmesi için kullanılabilir.
  2. Hasta yatağının otomatik olarak kalibrasyon merkezine taşınmasını sağlar.
  3. Kanserli bölgenin büyük bir hassasiyetle gerçek zamanlı görüntülenmesini sağlar.
  4. Hastanın hareket etmesi halinde, yaptığı hareketi tolere edebilecek şekilde davranış sergiler.
  5. Yüksek miktardaki radyasyonu çok hızlı ışımalarla bölgeye iletebilir. Bu sayede ileri seviye hastalarda hızlı bir tedavi gerçekleştirilmesini sağlar.
  6. Hayatın devamı açısından kritik önem taşıyan, vücudun daha derin noktalarında bulunan bölgelere yapılacak müdahalelerde genelde bu cihaz kullanılır.

Trilogy Cihazı

Oldukça gelişmiş, hastaya ve kanserin türüne göre modifiye edilebilen bir cihazdır. Çok geniş bir hasta kapsamına sahip olduğu için hastaların birçoğu bu cihaz yardımıyla tedavi edilmektedir. Bu yöntemin temel amacı dokuları olabildiğince üst seviyede korumaktır. Bunu yapmak için de özel görüntüleme tekniklerinden yararlanılır. Az miktarda doz büyük hassasiyetle; yüksek miktarda doz milimetrik hassasiyetle verilebilir. Ayrıca uygulama öncesi ve sonrası görüntüleme yapılarak gerçek zamanlı düzeltmeler gerçekleştirilebilir.

Elektra Verse HD Cihazı

Cihazın temel amacı kanserli dokuyu yok ederken, kanserin tekrarlama riskini ortaya çıkaran ikincil seviyedeki hücreleri de etkilemesidir. Bunu yaparken sağlıklı dokulara zarar vermiyor olması ise en büyük avantajıdır. Kanserli yapının tümden yok olmasını sağlayacak seviyedeki doz özel formüller yardımıyla hesaplanır. Görüntüler üzerinden milimetrik hesaplar yapılarak doğru miktardaki doz doğru bölgeye aktarılır. Seans sayısı bu yüzden azdır.

Radyoterapi Tedavi Türleri

Söz konusu kanser ve kanserin tedavisi olduğunda her hasta özel bir vakadır. Amaç kanserli dokuların yok edilmesi ve tekrar gelişme riskinin ortadan kaldırılmasıdır. Bu amaç dahilinde de radyoterapinin uygulama türleri yani tedavi türleri ortaya çıkmıştır. Radyoterapinin olağan uygulamasında kanserin boyutunun teşhisi, uygulama yapacak cihazın belirlenmesi ve seanslar şeklinde uygulanması söz konusudur. Tedavi türlerinde ise bu olağan uygulama metodunun dışına çıkılır. Hastanın durumuna, kanserin durumuna ve konumuna göre ilgili türlere geçiş yapılabilir.

Hiperfraksiyonel Tedavi

Normalde altı hafta boyunca otuz civarında seans ile yapılan radyoterapi uygulaması hiperfraksiyonel tedavi yönteminde günde birden fazla seans uygulanması şeklinde yapılır. Günlük doz daha küçük parçalara bölünerek arasında en az dört en fazla da sekiz saat olacak şekilde hastaya verilir. Bu sayede vücut hem dinlendirilir hem de kanserli hücreler daha yoğun şekilde baskı altına alınır.

İntraoperatif Radyoterapi

Kanserin tedavisinde cerrahi yöntemler büyük yer tutmaktadır. Birçok hastada, kanserin tamamen iyileştirilebilmesinin yolu cerrahi müdahaleden geçer. Ancak, neşter hassasiyetinde kanserli her hücrenin temizlenmesi söz konusu değildir. Tek bir hücre bile kanserin tekrar yayılmasına sebep olabileceği için cerrahi uygulamadan sonra kanseri tekrarlama riski bulunan her türlü hücre radyoterapi ile baskı altına alınır. Bu uygulamaya intraoperatif radyoterapi adı verilmektedir.

Radyoterapi Tedavi Öncesi

Radyoterapinin gerekliliği, uygulandığı takdirde tedaviye yapacağı katkıların değerlendirilmesi gibi süreçler oldukça önemlidir. Her hastanın özel bir vaka olmasından hareketle tedaviye başlamadan önceki süreçte, değerlendirme aşamasında çok ciddi tetkikler ve değerlendirmeler yapılır. Kan testleri, hormon testleri, görüntüleme teknikleri, biyopsi uygulamaları olağan tetkiklerdir. Ayrıca hastanın duruma göre değişen diğer tetkikler de her zaman yapılabilir. Tetkiklerin genel niteliği kanseri etkileyen ve kanserin etkilediği durumlar üzerinedir.

Fiziki muayene, tıbbi değerlendirme ve diğer bazı ölçütlerden hareketle tedavi yöntemine; tedavi sırasında da radyoterapinin yerine karar verilir. Bu süreçten sonra da seans sayısına göre hastanın hazırlık sürecine geçilir. Operasyondan önceki hazırlık süreci başarılı bir tedavinin anahtarıdır. Onkoloji uzmanları da bu sürece büyük önem vererek sürekli hastaları ile iletişim halinde olurlar.

Tetkikler

Hasta kanser şüphesi ile başvurmuşsa doktor zaten bu şüpheden hareketle bazı emareler yakalayacak ve muayene aşamasını bu yönde ilerletecektir. Ancak günümüzde birçok hasta doğrudan kanser şüphesi ile değil de diğer hastalıkların varlığı hususunda doktora başvurmakta, tesadüfen de kanser teşhis edilmektedir. Herhangi bir şekilde bu aşamaya gelinmesinden sonra bazı testler, tetkikler ve görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Temel amaç kanser varlığının tespiti, kanserin boyutunun ve konumunun tam tespiti, komşu bölgelerle olan iletişimi, huyu ve yayılım durumunun tespit edilmesidir.

  1. Hastanın fiziki kondisyonunun anlaşılması amacıyla tam kan sayımı, idrar testi ve hormon testleri uygulanabilir.
  2. Görüntüleme tekniklerinden yararlanılması mecburiyettir. Bu teknikler sayesinde tümörün büyüklüğü, iç yapısı, konumu ve huyu hakkında izlenim edinilir. Duruma göre görüntüleme tekniği 2D veya 3D olabilir.
  3. Eğer görüntüleme teknikleri ve diğer tetkikler ile tümörün huyuna dair bilgi alınamıyorsa biyopsi uygulaması da yapılabilir.

Tüm bu testler ile kansere ve kanserin türüne yönelik bilgi edinilir. Radyoterapinin gerekliliğine dair süreç ise bu tetkiklerin değerlendirilmesi ile yapılır. Değerlendirmeyi tek bir doktor değil, onkoloji uzmanlarından oluşan bir heyet yapar. Bu sayede hata riski en aza indirilir.

Hastanın Genel Sağlık Durumunun Değerlendirilmesi

Kanser hastalarının her birinin özel birer vaka olarak değerlendirilmesi mecburiyettir. Her hastanın özel olması da tetkik sayısının artırılması ile tolere edilir. Hastaya dair her türlü tetkik ve görüntünün elde edilmesinden sonra metodolojiye dair kararlar alınır. Radyoterapinin bu tedavi sürecinin neresinde olacağı kararlaştırılır. Duruma göre ana tedavi olarak da uygulanması mümkündür. Genelde tümörün küçültülmesi veya cerrahiden sonra tekrarlama riskinin ortadan kaldırılması amacıyla uygulanır. Hastanın fiziki kondisyonunun dayanabileceği radyasyon sınırları da bu aşamada belirlenerek tedavinin ana bileşenleri kararlaştırılır. Sonraki aşamada ise daha detaylı planlamalar yapılır.

Tedavinin Planlanması ve Hazırlık

Tedavinin planlanması ve hazırlık aşamasında hasta sürece dahil edilir. Kansere, radyoterapiye, radyoterapinin sonuçlarına ve sürece dair bilgilendirmeler yapılır. Hastanın kanser ile nasıl mücadele etmesi gerektiği de detaylı olarak aktarılarak hasta ile tam mutabakat sağlanır. Bu oldukça önemlidir çünkü moralin yüksek olması kanser tedavilerinde başarı oranını artırmaktadır.

Radyoterapi sırasında en önemli şeylerden birisi hastanın yatış pozisyonunun belirlenmesidir. Burada yapılacak bir hatanın sonuçları oldukça ciddi olduğundan dolayı, gerçek bir uygulamaya geçilmeden önce simülasyon yapılması gerekmektedir. İlk seanstan önce, hastanın prosedürü tam olarak öğrenebilmesi amacıyla bu konuda uzman olan bir tekniker hastayı alır ve sürece dahil eder. Radyoterapinin başladığı ana kadar (hastanın giydirilmesi, hazırlanması, yatağa yatırılması, uygun pozisyona getirilmesi) simülasyon gerçekleştirilir ve hastanın yatış pozisyonunu tam olarak algılaması sağlanır. Bu simülasyon aşaması aynı zamanda doktorların da işini kolaylaştırmaktadır. Özel teknikler sayesinde tedavinin uygulanacağı bölgeler, odak noktaları, etkilenecek bölgeler belirlenir. Bunlara göre de daha ince hesaplamalar yapılabilir.

Hastanın yatış pozisyonuna, tedavinin niteliğine ve cihazın özelliklerine göre özel korumalar hazırlanır. Bu korumalar programlama teknikleri ile yapılabileceği gibi kurşun plak dökülmesi şeklinde de yapılabilir. Ayrıca radyoterapi uygulaması seanslar şeklinde yapıldığı için her seansta aynı odak noktasının tutturulması çok önemlidir. Birçok radyoterapi merkezi bu sorunu ortadan kaldırmak için odak noktalarına ufak dövmeler yapmaktadır.

Tüm bu simülasyon işlemi bittikten sonra hastanın genel sağlık durumuna dikkat etmesi, seansları kaçırmaması ve genel olarak moralini yüksek tutması yeterlidir. Radyasyon ışınları vücudu engelsiz şekilde geçtiği için çeşitli yan etkiler doğurabilir. Bunlardan birisi de mide bulantısıdır. Bu bulantının ciddi etkiler doğurmaması için seans günleri çok hafif beslenilmesi tavsiye edilmektedir. Hazırlık sürecinde dikkat edilen bir diğer husus ise diğer hastalıklara yönelik kullanılan, vücudun değerlerini uç noktalara çeken ilaçların düzenlenmesidir. İlgili bölümlerden de destek alınarak bu ilaçlar değiştirilir, azaltılır ya da tamamen kesilir. Hazırlık aşamasındaki temel amaç radyoterapinin etkisini maksimuma çıkarmaktır. Bunu yapmak ve kanseri tamamen yok etmek için de her türlü önlem alınır. Diğer birçok tedavinin aksine kanser tedavisinde, özellikle de radyoterapide doktor ile hastanın sürekli iletişimi söz konusudur. Bunun temel amacı hem hastanın moralini yüksek tutmak hem de hazırlık aşamasını (yaklaşık altı hafta boyunca tedavi devam ettiği için oldukça uzundur) en verimli şekilde geçirmektir. Tedavinin başarısını maksimuma çekmek için bu hazırlık süreci olabildiğince verimli geçirilmelidir.

Radyoterapi Seansları

Hastaya kaç seans uygulanacağı, seansların sayısı, beklenen etkiler ve sonuçlar hastadan hastaya değişmektedir. Hassas bölgelerde doku hasarını minimuma indirmek için aralarında uzun süreler olan fazlaca seans uygulanır. Seanslarda verilen radyasyon miktarının düşük olmasından dolayı doku hasarı minimum seviyededir ancak kanser daha uzun süre vücutta kalır. Bu tip uygulamalar erken evre kanserlerde yapılmaktadır.

İleri seviye kanser hastalarında seans sayısı az, seans başına uygulanan radyasyon dozu miktarı ise oldukça fazladır. Bu sayede hastanın hayatı daha fazla tehlikeye girmeden kanserin ortadan kaldırılması amaçlanır.

Bazı hastalarda ise tek seansta, cerrahinin de yardımıyla radyoterapi uygulanır. Radyasyon kaynağı, yani radyoaktif madde tümörün merkezine, yanına ya da yakınına yerleştirilir. Bir anda yüksek miktarda verilen radyasyondan dolayı tümör tamamen kaybolur.

Radyoterapi Tedavi Sonrası

Radyoterapi uygulaması sonrasında kanserin tamamen ortadan kalkması beklenir. Erken ve orta evre kanserlerde bu oldukça büyük ihtimaldir. Ancak, her kanser hastasında olduğu gibi, radyoterapi gören kanser hastalarında da süreç hiçbir zaman tam olarak tamamlanmaz. Hastalar sürekli olarak tekrar riski ile karşı karşıya olsalar da bu riske ek olarak çeşitli diğer risklerden, olağan yan etkilerden ve tedaviye bağlı oluşabilecek komplikasyonlardan bahsetmek mümkündür.

Operasyondan sonra bu tür sorunların minimum seviyede ortaya çıkması için bazı hususlara dikkat edilmesi mecburiyettir. Operasyonun son seansından sonra tedavi süreci tamamlanır ve tedaviden sonraki sürece geçilir. Kanser hücre boyutunda bir bozulma olduğundan dolayı da operasyondan sonraki süreçte doktor – hasta bağı koparılmaz. Hasta düzenli olarak kontrollere tabi tutulur. Bu sayede de oluşabilecek risklerin en hızlı şekilde bertaraf edilmesi amaçlanır.

Riskler, Yan Etkiler ve Komplikasyonlar

Radyoterapinin gelişimiyle birlikte, radyoterapiye bağlı olarak gelişen her türlü sorunda gerileme saptanmıştır. Bu gerilemenin başlıca sebebi de dokuların artık üç boyutlu olarak görüntülenebiliyor oluşudur. Bu sayede geniş bir yüzey alanına gereğinden fazla değil; dar bir yüzey alanına gerektiği kadar radyasyon verilmektedir. Yine de çeşitli sorunların gelişim gösterme ihtimali çok düşük oranlara da sahip olsa bulunmaktadır.

  1. Operasyondan sonra en büyük risk kanserin tekrarlamasıdır. Bu kanser türüne, kanserin görüldüğü bölgeye göre değişebilir ancak kritik süre olarak beş yıl verilebilir. Kanser beş yıl içinde tekrarlamazsa, tekrarlama ihtimalinin çok düşük olduğu söylenebilir.
  2. Radyoterapinin yan etkilerinin ortaya çıkmasını sağlayan faktör, sağlıklı dokuların radyasyondan gördüğü zarardır. Yani kanserli hücreler odak olarak belirlenirse yan etkilerin görülme ihtimali düşer.
  3. Kanser daha derinde ve kritik organlara yaklaştıkça tedaviye bağlı olarak görülen yan etkilerin sayısı ve şiddeti artar.
  4. Uzun süreye yayılmış radyoterapi tedavilerinde yan etkiler daha az görülmektedir. Seans sayısı azaldıkça yani seans başına alınan doz arttıkça yan etkiler de artar.
  5. Hastanın yaşı, cinsiyeti, fiziki kondisyonu, psikolojik durumu gibi unsurlar da yan etkiler üzerinde etkilidir.
  6. Kullanılan cihazın özellikleri de yan etkiler üzerinde etki etmektedir.
  7. Radyasyonun vücuda temasıyla birlikte özellikle boyun bölgesine bir müdahale söz konusu ise alyuvar ve akyuvarların sayısı azalmaktadır. Bu azalmaya bağlı olarak oksijen miktarında azalma olmakta; kişi kendini tedaviden sonra yorgun hissetmektedir.
  8. Alyuvar ve akyuvarların sayısının azalması aynı zamanda bağışık sistemini de zayıflatmaktadır. Hastalar enfeksiyon hastalıklarına karşı daha dirençsiz olmaktadır.
  9. Odak noktası başta olmak üzere ciltte hafif kızarıklıklar, kanamalar, morarmalar oluşabilmektedir. Oldukça az görülen bir yan etkidir.
  10. Diş çürümeleri ile karşılaşılabilir.
  11. Tükürük bezlerinin zarar görmesinden dolayı ağızda sürekli kuruma, ağız içinde yaralar ile karşılaşılabilir.
  12. Uygulama yapılan bölgede tüyler dökülür. Tedavi öncesinde ince olan kökler, tedaviden sonra oldukça kalın çıkabilir.
  13. Sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşabilir. Sebepsiz ishal ve kabızlık başlıca belirtilerdir.

Bu yan etkilere ek olarak hastalarda değişik yan etkiler de gelişebilir. Tüm yan etkilerden, risklerden ve komplikasyonlardan korunabilmenin yolu ise doktorun verdiği tavsiyelere harfiyen uymaktır. Tedaviden sonraki süreçte konforu sağlamak, tekrar riskini ortadan kaldırmak için de doktor tavsiyelerine azami özen gösterilmelidir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Radyoterapi ile vücudun tamamını değil, kanserli bölgeyi etkileyen bir prosedür gerçekleştirilir. Bu sebepten ötürü de dikkat edilmesi gerekenlerin ekseriyetini bu bölgenin korunması oluşturur. Aynı zamanda vücudun genel direncini artırmak için de bazı hususlara dikkat edilmelidir. Genel olarak dikkat edilmesi gerekenlerin oldukça basit ve uygulanabilir olduğunu söylemek mümkündür.

  1. Tedaviden önce ve sonra işaretlenen noktalar ılık su ile temizlenmelidir. Bu bölgelerin nemli tutulması, tedaviye bağlı olarak gelişebilecek cilt problemlerini en aza indirecektir.
  2. Odak noktaları her türlü travmadan uzak tutulmalıdır.
  3. Seanslardan sonra ve son seanstan sonra bir hafta kadar bölgeyi tahriş eden kıyafetler giyilmemelidir. Pamuklu giysiler önerilmektedir.
  4. Seanslardan sonra ve son seanstan itibaren bir ay kadar aşırı güneş ışınlarından, solaryumdan, hamamdan, denizden, havuzdan ve saunadan uzak durulmalıdır.
  5. Radyoterapi her ne kadar konforlu bir uygulama olsa da en nihayetinde vücut radyasyona maruz bırakılmaktadır. Bu da vücudun genel direncini düşürmekte, iştahsızlığa yol açmaktadır. Seanslar boyunca verilen kiloların operasyondan sonra sağlıklı şekilde alınabilmesi için protein ağırlıklı bir beslenme tavsiye edilmektedir.
  6. Operasyondan sonraki beslenme sürecinde vitamin ve mineral desteklerinin alınması tavsiye edilmektedir.
  7. Son seanstan itibaren günlük su tüketiminin en az iki litreye çıkarılması gerekmektedir.
  8. Seanslar süresince ve sonrasında moralin yüksek tutulması oldukça önemlidir. Sosyalleşmekten kaçınılmamalı, insanlarla sürekli iletişim halinde olunmalıdır.
  9. Radyasyon tedavisi yani radyoterapi ile birlikte bağışıklık sistemi bir nebze baskılanabilir. Bu dönemde enfeksiyon hastalıklarına açık olunduğu için mikrop riski yüksek bölgelerden uzak durulmalıdır. Radyoterapi süreci boyunca hijyene maksimum düzeyde önem gösterilmelidir.

Dikkat edilmesi gereken temel hususlar bunlardır. Zaten, tedavinin planlanması ve yürütülmesi sürecinde doktorunuz tarafından ilgili tavsiyeleri içeren yazılı bir belge size verilecektir. Süreç doktorunuz tarafından da sürekli olarak takip edilecektir.

Sık Sorulan Sorular

Kanser oldukça riskli bir hastalıktır. Vücudun birçok bölgesinde görülüyor olması, görüldüğü bölgeye göre riskler doğurması gibi etkenlerden dolayı insanların kafasında onlarca hatta binlerce farklı soru ya da sorun oluşturabilmektedir. Kanserin hayat üzerinde ciddi riskler oluşturuyor olması da hem risk grubunda yer alanları hem de risk grubunda yer alanların yakınlarını; hastalığa halihazırda yakalanmış olanları ve onların yakınlarını; radyoterapi tedavisi olmuş hastaları ve onların yakınlarını sürekli olarak endişeli bir konuma sokabilmektedir. Radyoterapi tedavisinin gelişimindeki ivmenin bu tedavi türünün eğitimini almamış kişiler tarafından yakalanması zor olduğundan dolayı, bazı soru ve sorunların spesifik başlıklar altında cevaplandırılması faydalı olacaktır.

Radyoterapide Başarı Oranı Nedir?

Söz konusu kanser tedavisi olduğunda kesin başarı oranlarından bahsetmek çoğu zaman imkansıza yakındır. Genel olarak, vakalar üzerinden toplanan istatistikler başarı oranından ziyade, başarı oranını artıran faktörler üzerinedir. Radyoterapi gerek ana tedavi yöntemi gerekse de yardımcı tedavi yöntemi olarak uygulanabilmektedir. Doğru vakada, doğru şekilde ve bu konuda uzman bir doktor tarafından uygulandığında kanserin tedavi edilmesine büyük katkı sunmaktadır.

Yüzeysel, erken evrede teşhis edilmiş kanserlerde hastanın konforunu bozmadan kanseri ortadan kaldırmak mümkündür. Hatta kanserin tekrarlama riskini de büyük oranda ortadan kaldırmak mümkündür. Bu açıdan değerlendirdiğimizde, uygun hastaya uygulanması halinde radyoterapinin oldukça başarılı yani başarı oranı yüksek bir kanser tedavi yöntemi olduğunu söylemek mümkündür. Bu oranının artırılması ve her hasta tipine uygun radyoterapi metodolojisinin geliştirilmesi için yeni cihazlar da geliştirilmeye devam etmektedir. Günümüzde radyasyonun etkilerine, radyoterapinin uygulamasına ve kanserin hücre boyutunda tedavisine yönelik büyük adımlar atılmakta; bu adımlar da radyoterapinin başarı oranını artırmaktadır.

Radyoterapi Kimlere Uygulanır?

Radyoterapi her kanser hastasına uygulanan bir yöntem değildir. Kanserin ortadan kaldırılabilmesi ve tekrarlama riskinin de beraberinde yok edilebilmesi için uygun yöntemin; uygun yöntemler bileşkesinin seçilmesi mecburiyettir. Radyoterapi de getirdiği uygulama basitliğinden ve avantajlarından dolayı birçok tedaviye eklemlenebilmektedir.

  1. Tümörün boyutu büyük olan, cerrahi yöntemde karar kılınmış ancak müdahaledeki hayati riskler de fazla olan hastalarda, cerrahiye bağlı riskleri düşürmek ve cerrahiyi mümkün kılmak için tümörün küçültülmesi amacıyla cerrahiden önce radyoterapi uygulanabilmektedir.
  2. İyi huylu ancak gelişimi kestirilemeyen, kontrol altında tutulmasındansa alınması daha makul görünen iyi huylu tümörlerin küçültülerek yok edilmesinde radyoterapiden yararlanılmaktadır.
  3. Cerrahiden ya da kemoterapiden sonra tümörlü bölgeye komşu bölgelerde kanser gelişim riskini tamamen ortadan kaldırmak amacıyla tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak radyoterapi uygulanabilmektedir.
  4. Ana tedavi yöntemi olarak, tümörün tamamen ortadan kaldırılması amacıyla radyoterapi uygulanabilmektedir.

Radyoterapinin ana yöntem olarak uygulandığı kanserler genelde erken veya orta evredeki kanserlerdir. Ayrıca kritik bölgelerde (boyun ve kasık bölgesi) gelişen kanserlerin tedavisi için de radyoterapiden; radyoterapinin değişik alt türlerinden yararlanılmaktadır.

Devlet Hastanelerinde Radyoterapi Yapılır Mı?

Ülkemizdeki sosyal koşullar kanser tedavisini bireysel anlamda karşılamayı imkansız hale getirmektedir. En geniş sigorta kapsamını sağlayan SGK da sigorta kapsamı dahilinde kanser tedavisini, en azından radyoterapiyi ücretsiz olarak sunmaktadır. Bazı özel koşulların gerçekleşmesi halinde devlet hastanelerinde radyoterapi uygulaması yapılmaktadır. Ancak en iyi bilgi SGK tarafından verilecektir.

Genel olarak değerlendirildiğinde, devlet hastanelerindeki onkoloji uzmanlarının oldukça kaliteli ve yetişmiş olduğunu söylemek mümkündür. Bu sebepten ötürü devlet hastanelerinde radyoterapi olacakların tecrübe, uygulama kalitesi ve süreç hakkında endişe duymaması psikolojileri açısından faydalı olacaktır.

Radyoterapinin Maliyeti Ne Kadar?

Radyoterapi oldukça gelişmiş bir kanser tedavisi yöntemidir. Yöntemin icrasında onlarca farklı cihazdan yararlanılır. Ayrıca seans sayısı yüksek, takip süresi de bir o kadar uzundur. Süreci takip eden doktorların uzmanlaşması çok uzun süre alır. Tek bir hastada dahi dört – beş arası doktor sürece dahil olur. Hastalığın tespitinde, yöntemin belirlenmesinde, gidişatın saptanmasında onlarca farklı tetkik uygulanmaktadır. Yani tedavinin fiyatlarını etkileyen unsurlar çok fazladır.

Belirli koşullar altında radyoterapi uygulamasının ücretini SGK karşılamaktadır. Ancak, özel kurumlar için net bir fiyat vermek mümkün değildir. Cihazın tipi, kanserin türü, derinliği, huyu gibi faktörler fiyatı etkileyebilmektedir. En iyi fiyatı almak için mutlaka onkoloji uzmanına muayene olunmalıdır.

Radyoterapi Neden Yorgunluk Ve Halsizlik Yapar?

Radyoterapi uygulamasıyla beraber ilgili bölgeye ciddi miktarda X ışını verilir. Bu ışın hücre boyutunda tahribata sebep olur. Hedeflendiği bölgedeki hücrelerle beraber bölgede yer alan akyuvar ve alyuvarları da tahrip eder. Oksijen taşıyan bu yapıların sayısının azalmasıyla beraber de genel bir halsizlik durumu ortaya çıkar. Günümüzde, özel olarak hedeflenmiş cihazların kullanılmasıyla beraber bu sorun büyük oran ortadan kalkmış olsa da hala görülebilmektedir.

Gebelik Döneminde Radyoterapi Uygulanır Mı?

Gebelik döneminde fetüsün radyasyondan çok daha fazla etkilendiği bilinmektedir. Bu sebepten ötürü radyasyona maruz kalınan her türlü ortam hamilelere yasaklanmaktadır. Radyoterapi ve gebelik dendiğinde iki durum ortaya çıkmaktadır ki bu iki durumun ayrı ayrı değerlendirilmesi mecburiyettir.

Eğer kanser teşhisi hasta hamile değilken konulmuş ise hasta kesinlikle gebe kalmamalıdır. Eğer doktoru tarafından cinsel perhize dair bir uyarı söz konusu değilse, cinsel ilişki sırasında korunması gerekir. Eğer korunmasına rağmen gebelik söz konusu ise gebeliğe müdahale edilerek gebelik sonlandırılır.

Kanser teşhisi konduğunda hasta halihazırda gebe olabilir. Böyle bir durumda iki seçenek değerlendirilir. Ya gebelik tamamlanana kadar radyoterapi ertelenir ya da gebelik sonlandırılır. Çoğu zaman radyoterapinin ertelenmesi gibi bir durum söz konusu olmaz. Annenin sağlığı tehlikeye atılamayacağı için de heyet raporuyla gebelik sonlandırılır.

Tedavinin tamamlanmasıyla birlikte hasta radyoaktif olmadığı için gebe kalınmasında herhangi bir sakınca yoktur. Tüm bu sürecin onkoloji uzmanı, kadın doğum uzmanı ve heyete dahil diğer uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

Radyoterapi Cinsel Yaşamı Etkiler Mi?

Çoğu zaman radyoterapi süreci boyunca cinsel yaşama dair bir yasaklama olmaz. Erken ve orta evrede, seans sayılarının fazla olduğu radyoterapi tedavileri için bu kural geçerlidir. Çünkü hastaların genel vücut kondisyonları oldukça yüksek seviyededir. Ancak bazı kritik hastalarda seans sayısı az tutularak seans başına verilen radyasyon dozu miktarı artırılabilir. Bu da, her türlü önlem alınsa dahi hastaların vücut kondisyonlarının düşmesine, radyoterapiye bağlı yan etkilerin artmasına sebep olabilir. Tüm bu süreç sonunda da cinsel isteksizlik ortaya çıkabilir. Cinsel istek söz konusu olsa bile yorucu bir faaliyetin gerçekleşmemesi daha faydalı olacaktır.

Radyoterapinin Yan Etkileri Ne Zaman Geçer?

Radyoterapiye bağlı yan etkiler son seansın tamamlanmasından yaklaşık iki – üç hafta sonra tamamen ortadan kalkar. Sonrasında ise takip süreci başlar. Takip süreci boyunca herhangi bir şekilde radyasyon alımı söz konusu olmadığı için yan etkiler gelişmez. Eğer uygulama sırasında ciddi bir hata yapılmamışsa da hızla gerçekleşen iyileşmenin ardından akut bir yan etki ile karşılaşılmaz.

İyileştikten Sonra Tekrar Radyoterapi İhtimali Ortaya Çıkar Mı?

Kanser tedavisinde kritik süre olarak beş yıl verilir. Bu süre boyunca kansere dair düzenli kontroller yapılır. Doktor kontrolleri radyoterapi tedavisinin tamamlanmasıyla başlar ve artan bir ivme ile azalır. Tedaviden sonra ilk aylarda haftalık; ikinci altı ayda ise aylık kontroller yapılır. Sonrasında kontroller altı ayda bire düşürülür. Beş yıllık süre boyunca tekrarlama görülmezse kansere dair ek bir tedaviye ihtiyaç duyulmaz.

Radyoterapinin Alternatifi Olan Tedaviler Nelerdir?

Radyoterapi üç etkili kanser tedavisinden biridir. Diğer alternatifler ise kemoterapi ve cerrahi uygulamalardır. Ayrıca alternatif olarak söylense de bitkisel yani alternatif tıp yöntemlerinin kansere çare olduğuna dair yoğun şüpheler bulunmaktadır.

Kemoterapi, kanserli hücreleri hedef alan ilaçların vücuda damar yoluyla alınması şeklinde icra edilir. Kanser tedavisi denildiğinde akla gelen ilk yöntemdir ve oldukça etkilidir. Etkili olmasına rağmen oldukça fazla yan etkisinin bulunuyor olmasından dolayı son çare olarak uygulanır. Vücuda alınan ilaçlar kanserli hücrelerle beraber bir miktar sağlıklı hücreyi de yok eder. Günümüzde özel olarak üretilen, sadece kanserli hücreleri hedefleyen, onların DNA yapısını bozan kemoterapi ilaçları da bulunmaktadır. Bazen radyoterapi ile birlikte; bazen de radyoterapinin öncülü olarak kullanılabilir.

Cerrahi uygulamalarda temel amaç bütün halde bulunan, bir doku boyunca yayılmış kanserli hücrelerin neşter yardımıyla temizlenmesidir. Çoğu zaman hayat kurtarıcı müdahaleler cerrahi yöntem ile yapılmaktadır. Kanserli dokuların alınması öncesinde veya sonrasında kemoterapi ile radyoterapiden yararlanılabilmektedir. Günümüzde, ileri seviye kanserlerin yegane çözümü olarak cerrahi yöntem karşımıza çıkmaktadır.

Alternatif tıp yöntemlerinin sayısı oldukça fazladır. Genelde kür uygulaması şeklinde yapılsa da her hastada aynı sonuçları vermedikleri (çoğu zaman hiç sonuç vermedikleri) için tıbbi bir süreçten bahsetmek mümkün değildir. Daha çok yan etkileri baskılamak amacıyla kullanılmaktadırlar.

Sonuç olarak, kanserin tedavisinde herhangi bir yönteme göbekten bağlı olunması söz konusu değildir. Hastaların durumuna en uygun tedaviler seçilmekte; gerektiğinde de bu yöntemler birbiri ile kombine edilmektedir. Temel amaç kanserin tekrar geri gelmemek üzere ortadan kaldırılmasıdır. Bunu gerçekleştirme noktasında da cerrahiden, radyoterapiden ve kemoterapiden uygun şekilde yararlanılmaktadır.

Radyoterapi Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Radyoterapi hangi kanser türüne, ne amaçla uygulandığına göre işlem süresi değişen bir tedavi yöntemidir. Kemoterapinin aksine çok daha kısa aralıklarla uygulanmaktadır. Uygulama süresi beş gün arka arkaya ya da yedi gün arka arkaya verilmesi şeklindedir. Kanserli hücreler bu şekilde baskı altına alındıktan sonra iki hafta kadar ara verilir. Eğer ihtiyaç duyuluyorsa (yani kanserli hücre varlığı devam ediyorsa) ikinci küre geçilir. Her seans beş dakikayı geçmez, atımlar şeklinde uygulama yapılır.

Radyoterapi Olduktan Sonra Radyasyon Taşınır Mı?

Radyoterapi uygulaması sırasında vücuda verilen radyoaktif maddenin kendisi değil, yaydığı ışınlardır. Uygulama odasından çıktıktan hemen sonra radyoaktif olmak gibi bir durum söz konusu değildir. Radyoterapiden yeni çıkan bir kanser hastasının sevdikleri ile kucaklaşmasında dahi herhangi bir sakınca yoktur.