Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından daha fazla bilgi için Kişisel Verilerin Korunması Kanunu sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.

Prostat Kanseri

Prostat Kanseri Hakkında
Prostat Kanserinin Nedenleri
Prostat Kanserinin Belirtileri
Prostat Kanseri Teşhis Ve Tanı Yöntemleri
Prostat Kanseri Risk Faktörleri
Prostat Kanseri Komplikasyonları
Prostat Kanseri Nasıl Önlenir
Sık Sorulan Sorular

Prostat testislerde üretilen spermin korunması, depolanması ve beslenmesinden sorumludur. Prostat ceviz büyüklüğünde bir organdır. Prostat kanseri hastalığı, prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile başlamaktadır.

İnceleyen ve Onaylayan : Prof. Dr. Temuçin Şenkul

Prostat Kanseri Hakkında

Vücudun normal çalışma dengesini bozan prostat kanseri hastalığı yayılıp, büyüyebilir. Kanser meydana geldiği yere göre adlandırıldığı için prostatta meydana gelen kanserli hücreler prostat kanseri olarak adlandırılmaktadır. Prostat kanserinin tedavisindeki başarı oranı diğer kanserlerin tedavisi ile karşılaştırıldığında çok daha yüksek olduğu görülmektedir. Ancak prostat kanseri hastalığının bir kötü yanı hastalığın başlangıç aşamasında herhangi bir belirti göstermemesidir. Prostat kanserlerinin çoğu yavaş gelişim gösterir. Az sayıda olmakla birlikte saldırgan seyredenleri de vardır. Prostat kanseri hastalarının büyük çoğunluğu elli yaşın üzerindeki kişilerdir.

Prostat Bezi Nedir

Birçok memelide olduğu gibi insanda prostat erkeklerde idrar kesesinin çıkışında bulunan idrar kanalını saran bir salgı bezidir. Prostat bezinin içerisindeki salgı bezleri farklı maddeler içerir. Bu salgı bezlerinin içini kaplayan hücreler salgıladıkları prostat sıvısını lümen adındaki bezin içini oluşturan boşluğa salgılamaktadır. Buradan da idrar kanalları aracılığıyla daha büyük kanallara boşaltılır. Prostat kanserine yakalanıldığında salgı hücrelerinin kontrolsüz ve disiplinsiz bir şekilde çoğalması üretilen PSA’nın kana daha fazla geçmesine yol açar. İdrar tutma fonksiyonunu gerçekleştiren büzük kasları prostat bezi ile çok yakın bir ilişki gösterirler. Erkeklerde iç ve dış olmak üzere iki adet idrar tutma büzüğü vardır. Özellikle robotik cerrahi ile bu büzük kaslarının ve üretra kaslarının en üst düzeyde korunarak idrar kaçırma sorunu engellenmektedir.

Prostat Bezinin İşlevi

Prostat salgı bezinin işlevi meniyi oluşturan sıvının bir bölümünü salgılamaktadır. Bu oranın yüzde on ile yüzde yirmi arasında olduğu saptanmıştır. Bu salgının içinde yer almakta olan maddeler özellikle spermlerin vajinal ortamda enfeksiyonla karşılaşmasını önler. Ayrıca menin yirmi-otuz dakika boyunca akışkan hale gelmesine neden olur.

Prostat Kanserinde Erken Teşhis

Prostat kanserinde erken teşhis önemlidir. Kanser hastalığının erken teşhisi tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde ve etkili uygulanmasında değerlidir. Erken teşhis sonucu kanserin tedavi edilme miktarı yüksektir. Yaşam standardının düşmemesi adına kesin bir şekilde prostat kanserinin erken teşhisi önem kazanır. Erken teşhis konan hastaların tedavide erken sonuçlar alma ihtimali mümkündür. Çünkü erken teşhis hastalığın yayılmadan prostatta sınırlı kalmasıyla tedavi gücünü arttırmaktadır. Diğer kanser hastalıklarında olduğu gibi prostat kanseri de yayılma eğilimi gösterir. Yayılma sonrası tedavi süreci daha zor olacağından ilk evrelerde tedavi daha basit bir şekilde yürütülmektedir. Bu nedenle elli yaş üstü erkeklerin yılda birer kez muayene olmasında fayda vardır.

Prostat Kanserinin Evreleri

Prostat kanserinin dört farklı evresi olduğu ortaya konulmuştur. Hastalığın ilerlemesiyle evrelerde artar. Prostat kanserinin vücudun diğer organlarına yayılması üç yolla gerçekleşmektedir.

  • Kanserli alanların büyümesi ile beraber çevresinde yer alan dokulara atlaması gerçekleşir.
  • Lenflerde yer alan damarlardan genel olarak lenf sistemine geçmesi gerçekleşebilmektedir.
  • Bunlara ek olarak kan yoluyla kendinden uzak olan dokulara doğru ilerlemesi mümkündür.

Prostat kanserinin evreleri yayılma süreçlerine bağlı olarak derecelendirilir. Birinci evre kanserin ilk oluştuğu ve sadece prostatta yer aldığı evredir. Ardından kanser yayılma gösterdikçe evreler ileri bir dereceye geçer. Bu geçiş yayılmaya temel olarak işaret eder. Bu yayılma, hastalığın belirti ve şikâyetlerini de doğru orantılı arttırmaktadır.

Evre 1

Kanser hücreleri sadece prostat salgı bezinin içerisinde yer almaktadır. Hastalık başka yerlere yayılmamıştır. Hastalığın henüz başka alanlara sıçradamadan hastalıktan kurtulmak çok daha kolay olacaktır. Evre 1 dediğimiz zaman diliminde Kan testlerindeki PSA değeri normal değerin altında çıkabilmektedir. Evre 1 sürecinde yapılan prostat görüntüleme teknikleri yetersiz kalacaktır. Tümörlerin henüz mikroskop ortamında görülebilecek seviyede olması ve herhangi bir şekilde belirgin belirtilerinin olmaması tanının konulmasını oldukça zorlaştıracaktır. Bu yüzden erkeklerin kırk beş elli yaşından itibaren düzenli aralıklarla doktor kontrolüne gitmeleri faydalı olacaktır.

Evre 2

Prostat kanseri hücreleri bu evrede bezin içinde yer almakta olup, büyüme yeni yeni başlamış olacaktır. Fakat vücudun öteki kısımlarına yayılma gerçekleşmemiştir. Tümörler prostat bezinde tek lobda veya her iki lobda da olabilecektir. Bu evrede hastalığın erken tanısı sayesinde ciddi bir tedavi uygulanmasıyla kanser hücrelerinin yayılması ve büyümesi engellenmiş olur. Hastaların önemli bir bölümü ikinci evrede hastalığın farkına varmaktadır.

Evre 3

Bu evreden itibaren Prostat bezinin içerisindeki kanserli hücreler bez dışına yayılmaktadır. Ancak 3.evre aşamasında sanılanın aksine yayılma oldukça az gerçekleşir. Çevresel dokulara doğru yayılan kanser hücreleri bu evrede lenf sistemi ya da başka organlara yayılmamıştır. Bu nedenle ilk üç evre birbirine benzer. Prostat kanseri yayılmamıştır ve bu nedenle tedavi gerçekleştiğinde hastalıktan kurtulma fırsatı vardır. Bu da erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Her evre tedaviyi biraz daha güç hale getirmekte hastanın hayatını daha fazla etkilemektedir.

Evre 4

Kanserli hücreler bu evrede prostat bezi çevresinden hızla uzaklaşarak diğer organ ve bölgelere yayılır. Bu evrede lenf sistemi, karaciğerler ve kemiklere kadar yayıldığı görülmektedir. Dördüncü evre aşamasında uzun dönemli tedavi yöntemleri tercih edilir. Tedavinin nasıl gerçekleştirileceği ve tedavinin şiddeti hastalığın yayılmasına göre değişecektir. Diğer üç evreden farklı alanlara yayıldığı için dördüncü evre ayrışır. Bu evre hastanın moralini bozmamalıdır. Önemli olan bu noktada kanserli hücrelerin nereye yayıldıklarıdır. Hekimlerin öncelikl,i hedefi kanserli hücrelerin yayıldıkları alanların belirlenerek, bu bölgelerde uygulanacak olan tedaviler neticesinde, hastanın yaşam kalitesini artırmak ve yaşam süresini uzatmak olacaktır.

Prostat Kanseri Tipleri

Prostat kanseri tipleri içerisinde büyük çoğunluğu adenokarsinom tipindeki kanserler oluşturmaktadır. Diğer kanser türleri seyrek görülmektedir. Prostat kanseri tipleri, iyi huylu prostat büyümesinden ayrılır. İyi huylu prostat büyümesi kanser tipleri arasında yer almaz. Prostat kanseri tipleri yapılan tetkikler neticesinde belli olur. Prostat kanseri tipleri oluş tarzlarına göre adlandırılmaktadırlar.

Adenokarsinom

Organların ve bezlerin iç yüzeyini zararlı etkenlerden korumak için özel bir madde salgılanır. Bu maddeye mukus adı verilir. Jel kıvamında ve yapışkan olan mukus maddesi kendisi için özel boyutta olan binlerce bez tarafından üretilmektedir. Mukus üreten bezler kimi zaman üretimde aksaklıklar kimi zamanda mukusun bir kısmının bez içinde kalması nedeniyle tümörler meydana gelebilmektedir. Bu salgı bezlerinde tümör oluşması durumuna adenokarsinom ismi verilir. Adenokarsinom tümörleri büyük çoğunlukla kötü huyludur ve kanser oluşumunu etkiler.

Küçük Hücreli Karsinomlar

Prostatın küçük hücreli karsinomu oldukça az görülmektedir. Prostat küçük hücreli karsinomu az görülen ve agresif seyreden bir tümördür. Tüm prostat kanserlerinin yüzde sıfır nokta beşi ile yüzde ikisini oluşturmaktadır. Bu tümörler kimyasal tedavi ve radyoterapiye duyarlıdır. Küçük hücreli karsinomlar başka kanser türlerinde de görülebilmektedir.

Nöroendokrin Tümörler

Vücudun nöroendokrin sistemi, endokrin hücreleri ve sinir hücrelerinden meydana gelmektedir. Nöroendokrin tümörler, büyük çoğunlukla yavaş seyirli olsa bile saldırgan eğilim gösterebilmektedir. Bu tümör türleri bulundukları bölge ve salgıladıkları hormonlar nedeniyle farklı gelişimler gösterebilmektedirler. Nöroendokrin tümörler genellikle karın bölgesinde oluşan ancak pankreas ve akciğerlerde de görülebilen küçük ölçekli tümör tipleridir. Genelde yavaş seyirli olmaları teşhis edilebilmelerini oldukça güçleştirir.

Değişici Epitel Hücreli Kanserler

Bu kanser çok sık görülen mesane kanseri tipidir. Epitel hücreli kanser türünde, kanserli hücreler ve dokular mesanenin iç kısmını kaplamaya başlamaktadır. Belirtileri işeme sırasında kan, sık idrara çıkma, idrar sırasında ağrı ve sızıdır. Değişici epitel hücreli kanserler prostat kanserinden çok mesane kanserinde görülürler.

Prostat Kanserinin Nedenleri

Prostat kanseri pek çok nedene dayanabilmek ile birlikte tek bir neden göstererek açıklanamamaktadır. Bazı araştırmalar yağlı yiyeceklerin prostat kanserine neden olduğunu ileri sürmektedir. Bunun yanı sıra genetik faktörlerin önemli bir neden olduğunu ileri süren araştırmalar vardır. Genetik ve çevresel faktörlerin hastalığın oluşumunda birbirlerini tetikleyerek hastalığın açığa çıkmasını kolaylaştırmaktadırlar.

Yaş Dağılımı

Prostat kanserinin oluşumunda yaşlanma bir risk nedenidir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte prostatta değişimler meydana gelir. Bu nedenle yaşlandıkça prostat kanserine yakalanma ihtimali artmaktadır. Elli yaşın ardından kontroller yılda birer kez yapılması önemlidir. Ancak çok daha az oranda olsa da elli yaşın altında prostat kanseri vakaları ile karşılaşılmaktadır. Yaş dağılımı risk oranını doğrudan etkilemektedir.

Irk

Irk nedeni bilinmemekle birlikte bir etkendir. Siyahî ırktan erkeklerin hastalığa yakalanma oranın daha fazla olduğu saptanmıştır. Dünya’da prostat kanserinin en sık görüldüğü grup Amerikalı siyah ırk ve Jamaikalılardan oluşmaktadır. Irklar arası prostat kanseri görülme oranı risk olarak farklılık göstermektedir. Oranları etkileyen asıl noktanın beslenme ve çevresel faktörler olduğu yapılan araştırmalar göstermektedir.

Coğrafya

Prostat kanserine Afrika’da yaşayan erkeklerin Asya’dakilerden daha fazla yakalanma ihtimali bulunduğu gözlemlenmiştir. Ülkemizde Akdeniz ülkeleriyle aynı oranda prostat kanseri vakası gözlemlenmektedir. Asya’da ve Güney Amerika’da görülme sıklığı dünya diğer yerlerine göre daha azdır. Asya kökenli olup Amerika’da yaşamakta olanlarda hastalığın görülme oranı beyaz ırka göre daha düşüktür. Ancak Asya’da yaşayan akrabalarına göre daha yüksek tehlike altındadırlar.

Aile Hikâyesi

Yapılan araştırmalarda ailesinde prostat kanserine yakalanan kişi sayısı, yakınlığı, kansere yakalanma yaşı, hastalık riskini doğru orantılı bir şekilde arttırmaktadır. Prostat kanserinin yaklaşık olarak yüzde beş ile yüzde onundan genetik geçiş sorumlu tutulmaktadır. Prostat kanserininin gelişiminde çevresel faktörlerinde etkisinden bahsetmek gerekmektedir. Prostat kanserin ihtimali incelenirken aile hikâyesi mutlaka gözden geçirilmelidir.

Beslenme

Gerçekleştirilen çalışmalar artmış yağ tüketiminin prostat kanserinin görülme sıklığını arttırdığı belirtilmiştir. Ama artmış yağ tüketiminin bir etkisi olmadığı yönünde araştırmalar da vardır. Prostat kanserlerinin şişman kişilerde daha agresif tavırlar sergilediği ve hastalığın daha ağır geçtiği ile karşılaşılmıştır. D vitaminin uygun ölçüde alımının prostat kanseri görülme ihtimalini azalttığı saptanmaktadır.

Prostat Kanserinin Belirtileri

Prostat kanseri erken evrede hiç belirti vermeyebilir. Hastalık geliştikçe belirtiler çoğalarak ortaya çıkmaya başlar. Bu belirtiler kişiden kişiye değişiklik gösterebilmektedir. Kanser evresi ile ilişkili olarak belirtilerin sayısı ve şiddeti artabilir. Belirtiler doğrultusunda hekim gerekli tetkik ve muayeneyi gerçekleştirerek bir teşhis koymaya çalışacaktır.

İdrar Yapma Güçlüğü

Hastalarda başka nedenlerle de İdrar yapmada güçlük ya da idrar yapamama görülebilir. İdrar yapmada güçlük ya da idrar yapamama görüldüğünde prostat kanseri riski akla getirilmelidir. Bunun yanı sıra bu belirti böbrek hastalıkları, idrar yolları enfeksiyonu gibi hastalıkların belirtisi olabilir. Bu güçlüğün altında yatan nedenleri açığa çıkaracak olan uzman hekimdir. Uzman hekim prostat kanserinin bir belirtisi olarak görerek gerekli tetkikleri yapacaktır.

İdrar Akışında Kuvvet Azalması

İdrar akımının kuvvetinin zayıflaması kanser belirtisini işaret ediyor olabilir. İdrara başlamada güçlük görülebilir. İdrar akışında öncekine göre daha az tazyikli gerçekleşmesi, prostat büyümesi belirtisi olabilmektedir. Prostat büyümesi sadece prostat kanserine neden olmaz. Karşılaşılan bu belirti, iyi huylu oluşan prostat büyümelerinin de bir işareti olabilmektedir. İdrar akışında kuvvet azalması işeme testleriyle ölçülebilir. Bu bulguların tamamı teşhis koymada yardımcı olacak veriler sunacaktır.

Meni Veya İdrarda Kan Görülmesi

İdrar yaparken yanma ve kanlı bir idrar yapma olabilir. Boşalma sırasında menide kan görülmesi belirtiler arasında yer almaktadır. Bu belirti böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu, kaza ve darbe sonucu da gerçekleşebilir. Bazı yiyecekler idrarın kan rengini değiştirebilir. Bu belirtinin prostat kanserini gösterip göstermediği hekim kontrolünün ardından kesinleşir.

Boşalma Sırasında Ağrı

Boşalma sırasında gerçekleşen ağrılar prostat kanserine işaret ediyor olabilir. Bu ağrıların farklı sorunlardan kaynaklanabileceği unutulmamalıdır. Ağrının tekrar etme seyri ve şiddeti hekime ayrıntılı bir şekilde anlatılmalıdır. Bu aktarım sonrasında uzman hekim bu ağrının prostatla ilişkisini ortaya çıkaracaktır. Bu ağrıları dikkate almalı ve geç olmadan uzman bir hekime muayene olmak gerektiği akıldan çıkarılmamalıdır.

Kemik Ağrıları

Omurga ve kalça kemiklerine prostat kanserinin yayılması sonucunda kemik ağrıları ortaya çıkabilir. Bu bölgelerde gerçekleşen kemik ağrıları başka hastalıklara da işaret ediyor olabilir. Kemik ağrılarının gerçekleştiği bölge, ağrının şekli ve sıklığı ayrıntılı olarak incelenerek prostatla ilişkisi açığa çıkarılır. Bu belirti genelde prostat kanserinin kemiklere yayılmasından kaynaklandığı için ileri evrelerde görülmektedir. Ama daha erken evrelerde de bu belirtiyle karşılaşılabilmektedir.

Sertleşme Sorunları

Bazı sertleşme sorunları prostat kanseri belirtileri arasında görülebilmektedir. Prostat kanseri dokuya zarar vererek sertleşmeye engel olmaktadır. Tedavinin ardından bu sorunların büyük çoğunluğu ortadan kalkmaktadır. Sertleşme sorunları psikolojik olarak hastayı etkilemektedir. Bu belirtiyi yaşayan elli yaş üstü erkekler doktora gitmeli ve prostatla ilgili gerekli muayeneyi yaptırmalıdır. Sorunun prostatla ya da başka bir problem kaynaklandığı açığa çıkar. Böylece hasta uygun tedaviye yönlendirilebilir.

Prostat Kanseri Teşhis ve Tanı Yöntemleri

Prostat kanseri tanısı iğne biyopsisi ile patolojik değerlendirme neticesinde konulmaktadır. PSA maddesi, prostat salgı bezlerinden salgılanır. Kanda belirli seviyelerde bulunan bu salgının ölçümü prostat kanseri hakkında kesin bilgi vermez. Ancak PSA değeri parmakla muayeneyle birlikte prostat kanseri varlığını göz önünde bulundurmak açısından önemlidir.

PSA Kan Testi

Kanda bakılan PSA (Prostat Spesifile Antijen) prostat ile ilgili genel bilgi vermektedir. Erkeklerdeki prostat organında üretilmekte olan bu enzimin bir kısmı kanda dolaşmaktadır. PSA, farklı miktarlarda kana geçmektedir. Bu miktarların seviyesindeki değişimler prostat hastalıklarının niteliğiyle ilgili düşünce edinilmesinde yarar sağlayabilir. PSA kan testi koldan alınan kan ile yapılır. PSA testinde aç ya da tokluğun önemi yoktur. Günün herhangi bir vaktinde yapılabilmektedir.

Makattan Parmakla Muayene

Makat muayenesine anorektal muayene ya da rektal muayene isimleri verilir. Hekim deneyimi önemli bir husustur. Gözlemleyen hekim eldiven ile işaret parmağına kayganlaştırıcı vazelin ya da ağrı kesici bir sıvı sürer. Ardından parmakla makat kanalı muayenesini gerçekleştirir. Muayene esnasında kitle ya da hassasiyet varlığına bakmaktadır. Bu muayene sırasında hastanın prostat bezi hakkında bir düşünce elde edilir.

Hastalar genelde bu muayene türünden çekinmekte ya da endişe duymaktadırlar. Ancak uzman hekim yönetiminde geçen bu muayene hastalığın anlaşılmasında önemlidir. Bu yüzden hastaların muayene öncesi ve sonrası stresi göz önünde bulundurulmalıdır.

Transrektal Ultrasonografi

Transrektal Ultrasonografi, prostat kanseri teşhisinde en güvenilir yöntemdir. Bu yöntem için USG sistemleri kullanılır. Cihaz özel ilaçlarla yıkanmaktadır. Makat da özel ilaçlarla yıkanır. Radyolog uyuşma sağladıktan sonra cihazı makata yaklaşık beş-altı cm sokar. Bu esnada prostat ekranda gözlemlenir. Radyolog ayrıntılı incelemesini yapar. Bu incelemede belirli noktalara bakılır. İğne yardımıyla on-on beş mm küçüklükte parçalar alınır. Hasta genelde ciddi bir acı duymaz. İşlemden önce ya da sonra doktor takdirine göre antibiyotik verilebilir. Aşırı kanama modern teknikler sayesinde yüksek oranda görülmez.

Hekimin gerçekleştirdiği fiziki muayenede ya da parmak muayenesi arasında verdiği rahatsızlık açısından bir fark bulunmamaktadır. Transrektal Ultrasonografi genellikle on beş- yirmi beş dakika sürer. İğneyi batırmaktan dolayı açığa çıkan rahatsızlık pek fazla değildir. Çünkü prostatın olduğu kısımda rektum duvarı hassasiyeti az olan bir alandır. Ultrasonda X ışını (iyonize ışın) pek kullanılmaz. Standart diagnostik ultrasonun insanlar üstünde bilinen yan etkisi yoktur.

Gelişmiş PSA Testi

ProPSA olarak isimlendirilen yeni yöntem biyopsiye gerek duyulmadan kan serumundan bakılan PSA oranıdır. Gereksiz biyopsinin önüne geçmeyen çalışan bu yöntemle sadece PSA oranına bakılarak teşhis konulmaya çalışılmaktadır. ProPSA’nın yüksek duyarlıkla geliştirilmiş olan analiz yöntemi prostat kanserinin teşhisinde önemli bir uygulamadır. Bu yeni yöntem hala geliştirilmekte olan bir yöntem olup her yerde uygulanmamaktadır.

İnsülin Benzeri Büyüme Faktörü

İnsülin benzeri büyüme faktörü, insüline benzeyen bir protein olarak tanımlanır. Diğer adı ise somatomedindir. IGF-1 diye de adlandırılmaktadır. IGF-1 hücreleri arttıran ve yenileyen bir hormondur. IGF-1 gelişim ve vücudun sağlığının korunmasında önemlidir.

Prostat Kanseri Risk Faktörleri

Prostat kanserinde risk faktörleri kalıtsal-genetik ve çevresel olarak ikiye ayırmak mümkündür. Bu risk faktörleri kendi aralarında çeşitlenerek birçok değişkene bağlanmaktadır. Risk faktörlerini iyi incelenmelidir. Kişi eğer bu risk faktörleri altında kendini değerlendiriyorsa muayene olması onu rahatlatacaktır.

Kalıtsal Veya Genetik Faktörler

Prostat kanserinin genetik yanı bulunduğuna dair çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Ailede birden fazla prostat kanseri bulunmakta ise bu risk daha da artar. Ayrıca prostat kanserine yakalanan ne kadar genç olursa risk faktörü o derece artmaktadır. Genlerden bazılarının prostat kanserinin ortaya çıkmasında sorumlu oldukları saptanmıştır.

Çevresel Faktörler

Prostat kanserinin oluşumunda çevresel ve dış faktörlerin etkisi gözlemlenmiştir. Bu dış faktörler arasında beslenme önemli bir yer tutar. Irk ve coğrafya diğer çevresel faktörler olarak değerlendirilmektedir. Radyasyona maruz kalma ayrıca bir diğer tehlikeli çevresel faktördür. Beslenme de bir çevresel faktör olarak ele alınmaktadır. Bu yüzden hazır gıdalar, katkı maddeleri içeren yiyeceklerden kaçınmalıdır. Sigara ve alkol tüketimi ortadan kaldırılmalıdır.

Prostat Kanseri Komplikasyonları

Prostat kanseri çok sayıda komplikasyona yol açmaktadır. Bu komplikasyonları anlamak ve tedavi için incelemek gereklidir. Komplikasyonların her biri ayrı sonuçlar doğurabilir. Bu komplikasyonlar uzman hekim tarafından ayrıntılı olarak incelenmelidir. İncelemeler sonucunda prostat kanserinin tedavisi hakkında hastaya bir yol haritası sunulacaktır.

Kanserin Yayılması

Prostat kanseri vücudun diğer bölgelerine genişleyerek ölümcül bir aşamaya gelebilir. Kanserin yayılması hastalığın büyümesine ve şikayetlerin artmasına neden olmaktadır. Kanserli hücrelerin diğer organ ve dokulara yayılması tedavinin daha şiddetli uygulanmasını gerektirir. Prostat kanseri genellikle yavaş yayılan bir kanser türü olsa da hızlı seyreden vakalara da rastlanılabilmektedir. Kanserin yayıldığına alan göre derecelendirilir. Kanserin en az yayıldığı evre birdir. Kanserin en çok yayıldığı ve genişlediği zaman ise evre 4 olarak tanımlanmaktadır. Bu da kanserin yayılmasının engellenmesinin ya da kontrol altına alınmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Kanserin yayılmadan önüne geçebilmek için erken teşhis edilmesi gereklidir. İlk evrede prostat kanserini teşhis etmek kolay değildir.

İdrarını Tutamama

Prostat kanseri hastalarında idrarını tutamama sorunu ile karşılaşılabilmektedir. Prostat kanseri hastası istemsiz şekilde idrarını kaçırabilmektedir. Bu sorun hastanın günlük yaşamını ciddi derece etkiler. Bu durumun yarattığı huzursuzluk ve endişe hastanın psikolojik olarak etkilenmesine neden olur. İdrarını tutamama genelde prostat kanseri tedavisinin başarıya ulaşmasının ardından ortadan kalkar. Çok az bir oranda idrar tutamama probleminin devam ettiği görülmüştür.

Ereksiyon Bozukluğu

Sertleşme sorunları birçok neden kaynaklanabilmektedir. Ama bazı ereksiyon bozuklukları prostat kanseri hastalığının belirtisi olabilirler. Bu ereksiyon bozukluklarını diğerlerinden ayırabilmek için hekim kontrolü gerekmektedir. Hekimin uyguladığı tetkiklerden sonra hastanın ereksiyon bozukluğunun prostat kanserinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirlenmiş olur. Çoğu zaman prostat kanseri hastalarında psikolojik olarak ereksiyon bozukluğu yaşanmaktadır. Bu sorunlar çoğu zaman geçici olmakla birlikte ayrıntılı bir şekilde incelenmelidir.

Prostat Kanseri Nasıl Önlenir

Prostat kanserinin önlenmesi için bilimsel olarak saptanmış net bir bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle önlem almak için genel sağlığı etkileyen konulara özen göstermek gerekmektedir. Erken teşhis ise kanserin yayılmasını engellemek ve tedavi başarısını yüksek tutmak için en anlamlı önlem yöntemi denebilir. Erken teşhisi gerçekleştirmek için risk grubundaki kişilerin yıllık kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Prostat kanserinden korunmak için yaşam kalitesini belirleyen unsurlara dikkat edilmelidir. Beslenme, dengeli ve düzenli olmalıdır. Egzersiz yapmak vücut sağlığını etkileyeceğinden tercih edilebilir. Alkol ve sigara tüketmemek riski önlemede ciddi bir tedbir olacaktır. Stres hastalıkların ortaya çıkmasında etkili bir faktördür. Organların işlevlerini yerine getirebilmesine etki eder. Prostat kanserinden uzak durmak için stresten uzak durmak da yararlı bir önlem olacaktır. Bu önlemlerin her biri yaşam kalitesini ve sağlığı etkilediği için başka hastalıkların ortaya çıkmasını engellemese bile ciddi oranda azaltacaktır.

Erken Teşhis

Her hastalıkta olduğu gibi prostat kanseri hastalığında da erken teşhisin tedavinin olumlu sonuçlar doğurması açısından önemi büyüktür. Tedavinin hızlı ve etkili sonuç vermesini kolaylaştırır. Hastanın geçmiş dönemlerdeki PSA değerlerinin biliniyor olması hastanın geçmişi ve hastalığın ilerleyişinin kontrolü açısından önem arz eder. Hastanın hikayesinin ortaya çıkarılmasında yararlı olmaktadır. Erken teşhis sık sık muayeneyle mümkündür. Bu nedenle risk grubunda yer alan elli yaş üstü erkekler yılda birer kez muayene olmalıdır. Bu muayeneler olası bir riskin erkenden belirlenip hastalığın yayılmasını engelleyecektir. Erken teşhisi mümkün kılmak için muayene olmaya gitmek önemsenmelidir. Elli yaş üstü erkekler bu konuda umursamaz ve ilgisiz olabilmektedirler. Çevresindeki kişiler onu ikna etmeli ve muayene olmasını sağlamalıdırlar. Erken teşhisin önemi risk grubundaki kişilere açıklanarak vurgulanmalıdır.

Beslenme Düzeni

Beslenme prostat kanserinin oluşumunda etkilidir. Vücudun sağlığının korunmasında beslenme anlamlı bir yer tutar. Prostat kanseri için de beslenme dikkat edilmesi gereken bir konudur. Beslenme uzmanları hastalıkların ortaya çıkmasında beslenmenin önemini vurgulamaktadırlar. İyi ve dengeli bir beslenmeli sağlıklı bir yaşamda anahtar rol oynadığı için prostat kanseri hastaları da beslenmelerine gereken özeni göstermeleri gerekmektedir.

Prostat kanseri ile günlük kalori alımının arasında bir ilişki olduğu yapılan çalışmalar sonucunda ortaya konmuştur. Günlük kalori alımını azaltmaya gitmek kanser gelişiminin azalmasına neden olduğu vurgulanmıştır. Bu yüzden öğünlerde ölçüye dikkat edilmelidir. Yeterli miktarda sağlıklı gıdaların tüketilmesi yerinde olacaktır.

Prostat kanserinin önlenmesi ve tedavisinde selenyumun önemi saptanmıştır. Selenyum içeren sarımsak ve soğanın tüketimi prostat kanserinde ölüm riskini azalttığı öne sürülmüştür. Bütün kanser tiplerindeki gibi lifli gıdaların korunmada önemi büyüktür. Zengin bir beslenme tarzı ve disiplini sağlığı korurken kansere karşı koruyucu bir rol oynar. Hastalığın engellenmesinde hazır gıdalardan olabildiğince uzak durmak riski anlamlı bir ölçüde azaltacaktır. Tatlandırıcı kullanımını sınırlamak faydalı olacaktır.

Yemeklerin pişirilmesinde buharda ve fırında pişirme yöntemlerini kullanmak daha sağlıklı olduğu için tercih edilebilir. Ayrıca teflon ve alüminyum araçların metal geçişine neden olacağı düşünüldüğünden tavsiye edilmektedir. Hayvansal yağları, tatlı, tuz ve alkol tüketimini azaltmak yararlı olacaktır. Alınan kalorileri uzman kontrolünde değerlendirmek yararlı sonuçların elde edilmesinde önemlidir. Düzenli egzersiz ve spor alışkanlığı vücut sağlığının doğrudan etkileyeceği için gerçekleştirilmeye çalışılmalıdır. Prostat kanseri hastalar beslenmelerde gösterecekleri özen tedavilerini daha hızlı ve etkili sonuç almasını kolaylaştıracaktır.

Sık Sorulan Sorular

Hastalar merak ettikleri konular ve şikâyetleri hakkında sık sık sorular sorarlar. Prostat kanseri hastalığı içinde sıkça sorulan sorular vardır. Bütün hastalıklar hastanın zihninde pek çok soru belirmesine yol açar. Prostat kanseriyle ilgili olarak da hastaların birçoğu ortak sorular sormaktadırlar. Soruların en doğru yanıtını verecek kişinin uzman hekim olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bilimsel olmayan kaynaklara başvurulmamalıdır. Hastalar doktoruna sorularını sormaktan çekinmemelidir. İnternetteki bilgi ve kaynaklar güvenilir olmamaktadır. Hastalar hastaneye giderek şikâyetlerine çözüm aramalıdırlar.

Prostat Büyümesi Nasıl Teşhis Edilir?

Prostat büyümesinin teşhisi oldukça kolaydır. Üroloji uzmanın incelemeleri doğrultusunda hastanın hikâyesi dinlendikten sonra idrarla ilgili problemi ayrıntılı şekilde incelenir. Basit bir şekilde fiziksel muayene gerçekleştirilir. Bu işlem üroloji doktoruna prostatın büyüyüp büyümediğini kesin bir biçimde gösterecektir. Ardından hekimin uygun gördüğü tetkikler gerçekleştirilir. Örneğin kan tahlili bunlardan biridir. Kan tahlilinde PSA değerine bakılır. Bu değeri tek başına ölçüt olarak almak yeterli değildir. Ama PSA değerinin prostat kanseri hastalarında kana geçişi değişkenlik gösterir. Bu yüzden PSA değeri mutlaka kontrol edilmesi gereken bir konudur. Ayrıca İdrarın çıkış hızını kolay bir işeme testi ile ölçülebilir. Bu da prostat kanserinin belirtilerinden olan idrar akış hızının gözlemlenmesinde önemli olacaktır. Bütün bu tetkiklerin neticesinde kişide prostat büyümesi gerçekleşmiştir ya da gerçekleşmemiştir sonucuna varılabilir. Prostatın iyi huylu büyümesi de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu prostat büyümesinin iyi huylu ya da kanser özelliği gösterdiğine karar verecek olan doktor. Prostat kanseri teşhisi konulduktan sonra hekim gerekli tedavi yöntemlerini hastanın durumuna göre uygulamaya koyar.

Prostat Kanseri Bulaşıcı Mıdır?

Bilim insanları, prostat kanserinin bulaşıcı olduğuna karar vermemişlerdir. Hastalığa yaygın bir enfeksiyonun neden olduğu yolunda hipotezler ortaya sürülse de bunun kesinlik kazanmış olmadığını belirtmek gerekir. Bu nedenle prostat kanseri için bulaşıcı demek doğru değildir. Prostat kanseri hastalar cinsel ilişki konusunda hekimden gerekli tavsiyeleri alacaktır. Bu nedenle prostat kanseri hastaları endişelenmemeli ve hekimle hastalıklarını ayrıntılı olarak değerlendirmelidirler.

Prostat Kanseri Olan Kişiler Cinsel İlişkiden Kaçınmalı Mıdır?

Prostat kanseri tedavisi sırasında cinsel ilişkiyle ilgili soru ve sorunlar hekime danışılmalıdır. Bazı kimyasal tedavi alan erkekler tedavi boyunca ve sonrasında gebeliğe neden olacak ilişkilerden kaçınmalıdır. Çünkü kimyasal tedavi DNA’ya zarar verebilecek etkiler barındırmaktadır. Cinsel sağlık açısından gerekli önlemleri prostat kanseri hastası hekimiyle birlikte karar vermelidir. Bu konuda sorunlarını hekime danışmaktan çekinmemelidir. Her hastanın farklı tedavi yöntemleri ve ilaçları kullanıldığı düşünüldüğünde hekim prostat kanseri hastasına bu konuda en doğru ve ayrıntılı bilgi verecektir.

Prostat Giderek Büyür Mü?

Prostat bezi ilerleyen yaşla birlikte büyüme olasılığı artar. Fakat her büyüme şikâyete neden olmaz. Şikâyetler prostatın büyümesi sonucunda mesanenin çıkışında idrar çıkış borusunun ilk kısmında tıkanıklık gerçekleştiğinde olur. İyi huylu prostat büyümesinin kansere dönüşmesi arasında bir ilişki söz konusu değildir. Yine de prostat büyümesine bağlı olarak idrar şikâyetleri olan hastalarda prostat kanseri riski kesinlikle dışlanmamalıdır. Prostat büyümesinin iyi huylu olup olmadığı uygun tetkiklerin gerçekleştirilmesi sonucunda belli olur. Prostat kitlesinin büyümesiyle birlikte bası idrarın son çıkış kanalının şeklini bozabilmektedir. Bu da taş oluşumu ve bombeleşmeye neden olmaktadır. Daha sonra ise böbreklere zarar verebilmektedir. Bu zarar böbrek yetmezliğine kadar gidebilmektedir. Prostat kanseri hastalarında prostatın büyümesi engellenmeye çalışılır. Bu kanserli hücrelerin kontrol altına alınmasını gerektirdiği için ilaçlarla sağlanır. Prostatın büyümesi hastanın yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmesi için kontrol altında tutulmaya çalışılır.

Prostat Kanseri Olan Hastalar Hangi Bölümde Tedavi Olur?

Prostat kanseri hastalığıyla üroloji (bevliye) bölümü başta olmak üzere onkoloji ve radyoloji bölümleri birlikte ilgilenmektedir. Hastalığın teşhisinden itibaren tedavi yöntemleri geliştirilmesi ve tedavi sürecinin doğru ve sağlıklı ilerletilebilmesi için üç bölüm bir arada çalışırlar. Bu üç bölümün birlikte çalışması tedavinin düzenli ilerlemesinde faydalı olacaktır. İdrarla ilgili şikâyetleri olan ya da elli yaşın üstünde belirtileri fark eden hastaların ürologa gözükmeleri sağlıkla ilgili endişelerin ortadan kaldırılmasında faydalı olacaktır.

Prostat Kanseri Tedavisinde Cerrahi Yöntem Uygulanır Mı?

Prostat kanserinin tedavisinde birçok ameliyat türü bulunmaktadır. Bazı ameliyatlar kanseri iyileştirme çabası için yapılırken bazıları da kanseri kontrol altına almak ya da iyileştirmek için yapılır. Buna hastanın hikâyesi ve durumuna göre doktor belirleyecektir. Hastaların ameliyattan edinecekleri üç olgu bulunmaktadır. Bunlar ilki, herhangi bir şekide kanser hücresi içeren bir hücre ve dokunun kalmadan, prostatın çıkarılabilmesi olacaktır. Bu konuda tecrübesi bulunan hekimlerin yaptığı ameliyatlar neticesinde edindikleri tecrübeler ile beraber herhangi bir şekilde tümörlü doku bırakmadan ameliyat gerçekleştirebilmelerini sağlamaktadır. İkincisi, Hastanın idrarını tutabilmesidir. Bu yüzden ameliyatı gerçekleştirecek olan cerrahınızın tecrübesi büyük önem arz eder. Uzman hekimlerin kontrolünde gerçekleşen ameliyatların büyük bir çoğunluğundan sonra hastaların idrar kaçırma problemi ortadan kalkmaktadır. Üçüncü faydası da Ameliyat esnasında ereksiyonu sağlayan sinirlere zarar vermemek ve ereksiyonun ameliyattan sonra devam etmesini sağlayabilmektir.

Cerrahi teknikler klasik ve robotik cerrahi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Klasik cerrahinin diğer adı açık cerrahidir. Prostat kanseri ile ilgili yapılan ameliyatlar ilk olarak 1982 yılında gerçekleştirilerek tıpta adından söz ettirmeye başlamıştır. Bu operasyonlar karında yer alan organlara zarar vermeden, leğen kemiklerinin bulunduğu aralıktan giriş yapılarak, prostata ulaşılıp, gerçekleştirilmektedir. Bu işlemi gerçekleştiren cerrah dokuları yaklaşık olarak üç buçuk kat büyüten özel gözlükler takmaktadır. Organ ve dokuları ayrıntılı olarak görme şansı elde eder.

Bu ameliyatlarda prostat dokusunun sert olup olmadığını farkedebilmenin tedavinin başarılı sonuçlanması açısından önemi büyüktür. Çünkü sertlik kanseri belli eder. Bu operasyonlarda ameliyatı gerçekleştirecek olan uzman cerrah ve ekibi masanın baş kısmında bulunurlar. Prostat kanserinde uygulanan klasik ameliyat yöntemlerinde kanserden kurtulma ve daha sonrasında yaşanabilecek ereksiyon problemlerinin önüne geçilmesi büyük oranlarla sağlanmaktadır. Uzun bir süredir kullanılan bir teknik olduğu için uzun süreli sonuçlarını bilmek mümkündür.

Robotik cerrahi 2001 yılında yapılmaya başlandı. Karın duvarına açılan altı adet delik vardır. Bu deliklerin boyutları iki-iki buçuk santimetre arasındadır. Bu deliklerden kamera ve diğer cihazlar sokularak cerrahın bunları uzaktan yönetmesi ile yapılır. Laparoskopik ve robotik cerrahide karnın iç kısmının karbondioksit ile şişirilmesi neticesinde hastaların iç organlarına giriş yapan cihazların zarar vermemesi sağlanmaktadır. Robot ile yapılan yani robotik cerrahi operasyonlarında karın içerisine giriş yapılarak problemli bölge ameliyat edilmektedir. Karın içerisine girmeden yapılamamaktadır.

Karın içindeki kamera yaklaşık on kat büyüklüğünde bir görüntü sağlar. Bu görüntü üç boyutludur. Ameliyatı gerçekleştiren hekim ameliyat masasının başında değil uzakta bir konsoldadır. Bu yüzden organlara dokunabilme ve sertlik hissedebilme şansı bulunmamaktadır. Robotik cerrahinin bütün dünyada uzun dönemli değerlendirilmiş sonuçları bulunmamaktadır. Bu yüzden idrar tutabilme, ereksiyonun devamı ve kanserden arındırma sonuçları yeni bir teknik olmasından dolayı netleşmemiştir. Bu yöntemle ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.

İki ameliyat tekniği arasında onkolojik olarak fark bulunmamaktadır. Yani geride tümör kalma ve cerrahi sınır açısından bir fark yoktur. Fonksiyonel sonuçları arasında idrar tutabilme ve ereksiyon açısından bir fark yoktur. Ameliyatın ardından erken dönemde ağrı açısından ciddi bir fark bulunamamıştır. Robotik cerrahi ile ameliyat olan hastalarda ameliyat sonrası karın bölgesinde ağrısına daha fazla denk gelinmiştir. Prostat kanserinin ameliyatlarının robotik cerrahi metodları ile yapılması neticesinde hastanede kalış süreleri normalin altına inmektedir. Ortalama olarak robotik cerrahide bu süre iki ile üç gün arasındayken, açık cerrahide üç ile dört gün arasındadır. Ameliyat esnasında kaybedilen kan miktarı açık cerrahiye göre daha az olmaktadır. Ancak her iki teknikte de kan nakli yapmayı gerektirecek bir durum söz konusu değildir. İki ameliyat tekniği hastayla konuşulup hastanın seçimi doğrultusunda karar verilmektedir.

Prostat Kanseri Ölüm Riski Nedir?

Prostat kanseri ölüm riski meydana getirmektedir. Prostat kanserinin yayılması engellenmezse ve tedavi yoluna gidilmezse ölüm riski giderek artmaktadır. Prostat kanseri kaç yıl yaşatır gibi sorular hekimlere yöneltilmektedir. Bu sorunun yanıtı kanser hücrelerinin oluşmamasının sağlanması şeklindedir. Kanserli hücrelerin çoğalması oluşmadan bazı önlemler alınırsa ölüm riski ortaya çıkmaz. Çok ilerlemiş hastalarda ölüm riski bulunmaktadır. Ancak bu hastalarda da aşı tedavisi uygulanmakta ve bu uygulama hastanın yaşam süresine olumlu etkiler yapabilmektedir. Prostat kanserinde ölüm riskinin oluşmaması için erken teşhis en önemli noktalardır. Bu noktaları göz önünde bulunduran şikâyet sahibi hastalar geç olmadan doktor muayenesine gitmelidirler. Teşhis ne kadar erken gerçekleşirse tedavi de o kadar kolay gerçekleşecektir.

Prostat Kanseri İstatistikleri Nasıldır?

Prostat kanseri erkeklerde en fazla rastlanan kanser türleri arasındadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde görülen kanser sonucu ölümlerin en sık sebebidir. Dünya sağlık örgütüne göre her yıl eklenen yaklaşık bir milyon yeni vakayla üç yüz bin kişi bu hastalık nedeniyle hayatını yitirmektedir. Dünya çapında bütün erkeklerin yaklaşık yüzde on altısının prostat kanserine yakalanacağı ve yüzde üçünün bu hastalıktan hayatını yitireceği tahmini olarak hesaplanmaktadır. Avrupa’da gerçekleştirilen çalışmalar prostat kanserinden ölüm oranlarının tarama yoluyla yüzde yirmi üç düştüğünü gösteriyor. Ülkemizde prostat kanseri ikinci sıraya yerleşmiş olup akciğer kanserinden sonra gelmektedir. Bu oranların bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de kişilerin doktora görülme sıklıkları, kan testi yaptırmadaki artış ve tanı koymadaki gelişmeler gibi faktörlere bağlı olarak değişim gösterdiği gözlemlenmiştir. Ülkemizde geçmiş yıllara ait veriler tam olarak bilinemediğinden güvenilir istatistikler oluşturmak mümkün değildir.

Prostat Kanseri Tedavisinde Hangi İlaçlar Kullanılır?

Prostat kanseri tedavisinde iki türlü ilaç bulunmaktadır. İlk grup prostat bezinin içindeki idrar yolu ve idrar torbasının boyunun çapı daraltılarak idrar yapmayı rahatlatmayı amaçlar. Öteki grup ilaçlar ise prostat büyümesini durduran ve büyümenin hacmini küçülten ilaç türleridir. Prostatı küçültmeye yarayan ilaçların etkisi sınırlıdır. Ama mevcut hacmin artmasını engeller. Bu ilaçların marka ve değerlerine göre farklı yan etkileri olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Hastanın hikâyesine uygun şekilde hekim tarafından verilen ilaçlar kullanılmalıdır. Prostat kanseri hastaları internette satılan ilaçları almamalıdır. Bu ilaçlar denetim dışında olduğu için faydasız olmasının yanı sıra büyük yan etkiler yaratabilmektedirler. Eczanede hekim tarafından verilen reçeteli ilacı almak prostat kanseri hastasının yapacağı tek sağlıklı ve güvenilir yol olacaktır.

Prostat Kanseri Alternatif Tıp İle Çözülebilir Mi?

Prostat kanseri sadece alternatif tıp yöntemiyle çözülemez. Tıbbi tedavi uygulanmalı ve uzman hekim gözetiminde süreç yönetilmelidir. Ancak hastalar genel sağlıklarına etki eden beslenme, spor ve yaşam kalitesi gibi konularda özen göstermelidirler. Bu yüzden hastalar internette satılan denetimsiz ilaçlar ve bilimsel olmayan tedavi yöntemlerinden kaçınmalıdır. Prostat kanseri tedavisi mümkün bir hastalıktır. Erken teşhis ve doğru tedavilerin uygulanması hastalığın iyileşmesinde en önemli şeylerdir. Prostat kanseri hastaları alternatif tıp adı altındaki kar amacı güden sahtekârlıklara prim vermemelidirler.

Prostat Kanseri Tekrar Nükseder Mi?

Prostat kanseri geçirmiş hastalarda bazen kanserli hücreler uyanabilir. Prostat kanserini yeniden tedavi etmek gerekebilir. Bu durum her hastada görülmez. Operasyondan yaklaşık on ya da on beş yıl sonra yeniden prostat kanseri görülebilir. Her zaman nüks edeceğini söylemek doğru değildir. Bu yeniden görülme olasılığının tedavi yöntemiyle bir ilişkisi bulunmamaktadır.

Prostat Kanserinde Cinsel İsteksizlik Oluşur Mu?

Prostat kanserinin tedavi edilmesi amacıyla kullanılan ilaçlar ve yapılan ameliyatlar erkeklerde yan etki olarak sertleşme ve ereksiyon problemlerine neden olabilmektedir. Ayrıca bazı prostat kanseri hastalarında sertleşme problemleri görülebilmektedir. Prostat kanseri hastalarının tedavi sonrasında sertleşme sorunlarının büyük çoğunlukla çözüldüğü saptanmıştır. Psikolojik sorunların engeller yarattığını, bazı sorunların ise geçici olduğu belirtilmelidir. Prostat kanseri hastaları bu konuda endişelenmemelidirler. Stres ve endişe prostat kanseri hastasını olumsuz etkileyecektir.

Prostat Kanseri Olan Kişiler Çocuk Sahibi Olabilir Mi?

Prostat salgı bezi alınan hastaların çocuk sahibi olmasında herhangi bir engel bulunmamaktadır. Prostatı alınan kişinin cinsel gücü kaybolmaz. Menisi dışa akmayan ve idrar kanalına dolan hastaların bebek sahibi olabilmeleri için tüp bebek gibi alternatif yöntemleri denemeleri gerekmektedir. Prostat kanseri çocuk sahibi olmanın önünde doğrudan bir engel teşkil etmemektedir. Prostat kanseri olan ya da atlatan hastalar bu konuyu hekimlerine danışıp ayrıntılı bilgi alabilirler.

Prostat Kanserinin Ameliyat Maliyeti Nedir?

Ameliyatın yapıldığı hastaneye ve yapılan işlemlerin tamamı için fiyatlar değişiklik göstermektedir. Uygulanan ameliyat tekniğinin robotik ya da klasik cerrahi olması da farkı etkileyen bir diğer konudur. Kanser ameliyatların bazılarını ya da bir miktarı SGK tarafından karşılandığı bilinmektedir.

Prostat Kanseri Teşhisi Nasıl Konulur?

Uzman hekimim uygun bulduğu yöntemlerden birinin sonucunda teşhis konulur. Bu yöntemler PSA değerlerini kan yoluyla ölçümlemektir. Fakat PSA tek başına yeterli bir ölçüt değildir. PSA değeri net bir teşhis imkanı sunmamaktadır. PSA değerinin kontrolü diğer uygulamalarla birlikte anlam kazanır.Bunun yanı sıra gelişmiş PSA testi de teşhis amacında net sonuç almak için kullanılmaktadır. Ancak gelişmiş PSA testini her yerde yaptırmak mümkün değildir. Fiziksel muayene ve transrektal ultrasonografi gerçekleştirerek teşhis konulabilir. İki yöntemden teşhis için hangisine karar vereceğine doktor hastayla birlikte karar verirler. Bu kararın ardından seçilen yöntem gerçekleştirilir. Bütün gerçekleştirilen işlemler göz önünde bulundurularak incelenir. Hekim tarafından konulan teşhis sonucunda kişinin prostat kanseri olup olmadığı kesinleşmiş olur.

Prostat Kanseri Olan Kişiler Askerlikten Muaf Sayılır Mı?

Askerlik şubesinin yönlendirdiği hastanenin heyet raporu doğrultusunda askerlik işlemleri gerçekleştirilir. Yapılan incelemelerde hastanın prostat kanseri olup olmadığına bakılır. Sağlık kurulu yönetmelikler çerçevesinde karar alır. Prostat kanseri konusunda muafiyet kararı alacak yetkili kurum askerlik şubesinin yönlendirdiği hastaneler olacaktır. Prostat kanseri olan hastaların gerekli sağlık evraklarını yanlarında götürmeleri yararlı olacaktır.

Prostat Kanserinin Psikolojik Etkileri Nelerdir?

Kanser birçok duyguyu tetiklediği için kaygılandırır. Bu duygular genellikle ölüm korkusu, yalnızlık, mutsuzluk ve üzüntüdür. Hastalar kanser tedavisi süresince aldıkları ilaçlar ve gerçekleştirilen tedavi yöntemleriyle psikiyatrik etkiler yaşayabilirler. Kanser hem hasta hem de ailesi için bir zor bir süreçtir. Korku ve kaygının yanı sıra endişe huzursuzluk yaratmaktadır. Farklı ürologlardan bilgi almanın yanı sıra internetteki kaynaklar çok da güvenilir bilgi sunmamaktadırlar. Bu süreçte hasta hekim ve ailesinin diyalogu yararlı sonuçlar doğuracaktır. Prostat kanseri hastasının moralini yüksek tutulması tedavinin gerçekleştirilmesinde faydalı olacaktır. Prostat kanseri hastalığının tedavi edilmesinde hastanın psikolojisinin oynadığı rol ihmal edilmemelidir.

Prostat kanseri olan kaç yıl yaşar?

Prostat kanserleri, tehlikeli kanser türleri olarak görülmezler. Tedavi süreçlerinin başarılı olması tehlike algısını da değiştirmektedir. Ülkemizdeki prostat kanseri vakalarının beş, on ve on beş yıllık yaşam süreleri oldukça uzundur. Prostat kanseri tedavisi görenler yüzde yüz başarı ile en az beş yıl yaşamaktadır. Prostat kanseri tedavisi görenler yüzde doksan sekiz başarı ile on yıl yaşamaktadır. Prostat kanseri tedavisi görenler yüzde doksan beş başarı ile on beş yıl yaşamaktadır. Görüldüğü üzere diğer birçok kanser türünden çok daha uzun yaşam süreleri söz konusudur. On beş yıldan çok daha uzun yaşayanların oranı da yüzde doksan ve üzerindedir. Prostat kanseri hastaları genelde normal ömürlerini yaşamaktadırlar.

Prostat kanseri ne kadar tehlikelidir?

Her kanser türü gibi prostat kanseri de tehlikelidir. Ancak prostat kanserinin beş, on ve on beş yıllık yaşam istatistiklerinin yüzde doksan ve üzerinde olması prostat kanserinin tehlike seviyesini ciddi oranda düşürmektedir. Prostat kanseri doğru şekilde tedavi edildiği takdirde tekrarlama riski çok düşük olacak şekilde ortadan kaldırılabilmektedir. Tedavi edilmeyen, metastaz evresinde teşhis edilen ve yanlış tedavi uygulanan prostat kanserlerinde ise ölüm riski mevcuttur.

Prostat kanseri yayılır mı ve yayılırsa nereye yayılır?

Prostat mesanenin hemen altında idrar kanalını saracak şekilde konumlanmıştır. Prostatın içerisinde ortaya çıkan kanser dokuları metastaz aşamasına geldiklerinde konuma göre ya mesaneye ya da idrar yollarına sıçrama yapabilmektedir. En sık karşılaşılan durum prostat kanserinin gelişmesinden sonra üçüncü yani metastaz evresinde kanserin mesaneye sıçramasıdır. Daha da ileri seviyelerde ise tüm karın içerisine yayılma söz konusudur.

Prostat kanseri tekrarlar mı?

Prostat kanserlerinde tekrarlama oranı oldukça düşüktür. Hele ki daha ilk evrelerde teşhis edilmiş prostat kanserlerinde tekrarlama oranı yüzde birin altındadır. Teşhis evresi yükseldikçe ve hastanın genel sağlık durumu düştükçe tekrar oranı da artmaktadır. Cerrahi uygulama sırasında prostatın çıkarılıyor olması tekrar riskinin mesanede ve idrar kanalında aranmasına sebep olmaktadır.

Prostat kanseri tedavi edilmezse ne olur?

Prostat kanserlerinin tedavisinde prostatın tamamen çıkarılması söz konusudur. Ayrıca radyoterapi ve kemoterapi de kullanılmaktadır. Bu üç yöntem de prostat kanserini çok başarılı şekilde tedavi edebilmektedir. Tedavi edilen prostat kanserlerinde ömür oldukça uzundur. Ancak geç teşhis edilen ya da erken teşhis edilmesine rağmen tedavi edilmeyen prostat kanserleri önce mesaneye sonra da tüm karın içine metastaz yapma ihtimali taşımaktadır. Doğal olarak tedavi edilmeyen prostat kanserlerinin sonucu ölümdür.

İlgili Bölümler
İlgili Ameliyatlar
İlgili Tedaviler