Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB)

Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB)
Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB)

 

Obsesif kompulsif bozukluk, bilinen diğer adı ile takıntı hastalığı… Sık sık yıkanmasına rağmen temiz olmadığı düşünen ellerin ısrarla tekrar yıkanması, tekrarlanan davranışlar, emin olmak ve risk almamak adına bir kapının sık sık kontrol edilmesi ve tekrar tekrar kilitlenmesi de bu hastalığın en önemli belirtileri arasında yer alıyor. Hastalığa sahip kişilerin normal bir yaşantı sürdürmesi kesinlikle imkansızdır.

Takıntılar her geçen gün artarak devam eder ve kişi bir süre sonra hayattan keyif almamaya başlar. Birçok hasta intihar düşüncesi barındırır ancak buna cesaret edemez. Hastalık, kişinin ilişkilerini olduğu gibi gündelik hayatını da olumsuz yönde etkiliyor ve daha da kötüsü kişinin hayatını daha yavaş ve daha zor bir hale getiriyor.

İnceleyen ve onaylayan: Uzm. Dr. Güler Mocan

Obsesif Kompülsif Bozukluk Hakkında

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığına sahip kimselerin temizlik ile ilgili de büyük takıntıları vardır. Hastalık tedavi edilmediği takdirde bu takıntılar daha rahatsız edici hale gelecek ve kişiyi daha fazla yavaşlatacaktır. Üzerindeki kıyafetlerin en küçük dahi olsa kirlenmesi durumunda mikrop kapacaklarını düşünüp kıyafetlerini değiştirecek hassasiyete ya da takıntı durumuna sahiptirler. Emin olamama durumu çok sık gözlemlenir ve az önce de dile getirdiğimiz gibi bir kapıyı defalarca kilitlemiş olsalar bile bir süre sonra o kapıyı kilitleyip kilitlemediklerinden emin olamazlar ve bunu saatlerce düşünebilirler.

Takıntı hastalığı yaşam konforunu düşüren hastalıklardan bir tanesidir ve psikoterapinin yanı sıra ilaç tedavisi ile de kontrol altına alınması mümkündür.

Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB)

Obsesyon ve kompulsiyon olarak iki farklı grupta ele alabileceğimiz bu hastalık, erkek ve kadın cinsinde eşit oranda gözlemleniyor. Hastalığın tedavisi mümkün ancak ilaçlara bağımlı bir ömür geçirmek durumundasınız. Ağrı antidepresanlar ile birlikte daha sakin ve daha ılımlı bir bünye karşınıza çıkacaktır ve etrafınızda olup bitenlere verdiğiniz tepkiler de daha sakin bir hal alıyor.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığına sahip kişi, düşündüğü şeyin mantıksız olduğunun farkındadır ancak buna engel olamaz ve onu en çok zorlayan durumlardan bir tanesi de ne yazık ki budur. Engel olmaya çalıştığı anda zihinsel anlamda daha büyük sıkıntılar yaşayacaktır.

Obsesyon

Zihinsel süreç olarak karşımıza çıkan obsesyon, kişinin istemediği düşünceler ile verdiği mücadeleyi bizimle buluşturuyor. Hastalık sahibi kişi düşünmek istemediği şeyler ile sık sık muhatap olur ve bunları zihninden atmak istese bile bir türlü başarılı olamaz. Sıkıntı ve huzursuzluğun en önemli nedenlerinden bir tanesi de budur ve ilaç tedavisi ile birlikte bu durum kontrol altına alınabiliyor.

Kişi, düşündüğü şeylerin mantık dışı ve saçma olduğunu bilir ancak bu düşünceden uzaklaşması çok da kolay olmayacaktır. Gün içerisinde zihnini sık sık meşgul eden anlamsız şeyler herhangi bir iş yaparken kişiyi zihinsel olarak yorabiliyor ve bu durum fiziksel yorgunluğa da sebebiyet verebiliyor.

Kompulsiyon

Obsesyonun ortaya çıkardığı sıkıntı ve huzursuzluk kişiyi gün boyu etkisi altına alıyor ve kişi en mutlu anlarında bile olumsuz düşüncelere sahip olarak kendini rahatsız edebiliyor. Az önce de dile getirdiğimiz gibi bu düşüncelerin mantıksız ve anlamsız olduğunun o da farkındadır ancak bunu engelleme konusunda başarısız olacaktır.

Kompulsiyon ise bu sıkıntı ve huzursuzlukları yok etmek için verilen mücadele olarak karşımıza çıkıyor ve zihinsel eylemler bütünü olarak tanımlamak da mümkündür. Obsesif Kompülsif Bozukluk, zihni olduğu gibi bedeni de yoran bir hastalıktır ve kişinin işlerini büyük ölçüde yavaşlatır. Bu yavaşlama durumu iş hayatındaki motivasyonu da olumsuz etkileyecektir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk Görülme Sıklığı

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı ile ilgili yapılan araştırmalar gösteriyor ki bu hastalık her 100 kişiden 3’ünde ortaya çıkıyor ancak birçok hasta tedavi olmaktan kaçındığı için gizli Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalarından bahsetmek de mümkün hale geliyor. Yaşam kalitesini ve motivasyonu düşüren sıkıntılı bir hastalık olarak karşımıza çıkan Obsesif Kompülsif Bozukluk, belirtileri ile birlikte kendini net bir şekilde ifade edebiliyor. Kişi, hastalığı tespit etme konusunda herhangi bir sorun yaşamayacaktır çünkü Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının belirtileri gayet net ve keskindir.

Zihni yoran düşüncelerin bunaltıcı bir hal alması, soruların tekrarlanması, kararsızlık durumu, hassasiyet gibi belirtiler ile birlikte ortaya çıkan Obsesif Kompülsif Bozukluk, tedavi edilmediği takdirde intihar riskini de doğuruyor.

Obsesif Kompülsif Bozukluk İstatistikleri

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının görüldüğü yaşlar genellikle 20-30 arası yaş grubu olarak karşımıza çıkıyor. Az önce de dile getirdiğimiz gibi her 100 kişiden 3’ünde bu hastalık görülebiliyor. Erkekler çok daha erken yaşlarda bu hastalığa yakalanırken kadınlarda ise daha geç yaşlarda yakalanma durumu söz konusudur. Erkek ve kadın cinsinde aynı oranda görülen hastalık için bazı kaynaklarda kadınların bu hastalığa daha fazla yakalandıkları bilgisi yer alıyor ancak kanıtlanmış bir bilgi olmadığını söyleyebiliriz.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı, tedavi edilerek kontrol altına alınabiliyor ve kişi bu sayede zihinsel yorgunluklarından kurtulabiliyor. Doğru tedavi yöntemi ise yapılacak tetkikler neticesinde doktor tarafından belirlenecek ve ilgili süreç başlatılacaktır.

Obsesif Kompülsif Bozukluk Hastalığında Aile ve Arkadaşların Desteği

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastası kişilerin normal bir psikolojiye sahip olmadıklarını belirtmek gerekiyor. Kişinin yaşadığı çevre, özellikle tedavi sürecinde büyük bir rol üstleniyor ve bu rolü layıkıyla yerine getirdikleri takdirde elde edilecek sonuçlar da çok daha sağlıklı ve başarılı olacaktır. Obsesif Kompülsif Bozukluk hastası kişiler, sağlıklı kişilere nazaran daha detaycı düşünüyor. Kurduğunuz herhangi bir cümle size göre basit bir cümle olabilir ancak bu hastalığa sahip kişi için daha büyük ve daha derin anlamlar ifade edebiliyor. Aile ve arkadaş desteği ile birlikte hastalığın tedavi edilmesi çok daha kolay ve bu süre zarfında her iki tarafın da sorumluluklarını yerine getirmesi tavsiye ediliyor.

Obsesif Kompülsif Bozukluk Hastalığında Psikolojik Destek

Zihinsel yorgunluğun giderilmesinde ve kişinin anlamsız düşüncelerden kısa süre içerisinde uzaklaşmasında tedavinin çok önemli bir yeri vardır ve bu tedavi de genellikle psikoterapi olarak karşımıza çıkıyor. Psikolojik destek yalnızca uzmanlar tarafından değil, az önce de bahsettiğimiz gibi aile ve yakın çevre tarafından da verilebilir. Obsesif Kompülsif Bozukluk hastası kişinin psikolojik desteğe her zaman için ihtiyacı vardır ve bu sayede yaşam kalitesi de belli oranda arttırılacaktır.

Profesyonel yardım almak her zaman için daha faydalı olacaktır ve bu tedavi kısa sürede etkisini gösterecektir. Psikolojik tedavi, ilaç tedavisi ile de desteklenmeli ve hatta birlikte yürütülmelidir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk Nedenleri

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının birçok farklı nedeni var ve bu nedenleri çevresel ve biyolojik faktörler olarak iki grupta ele almak çok daha doğru olacaktır. Hastalık tedavi edilmeden önce ilk etapta hastanın geçmişi ele alınmalı ve buna göre bir değerlendirme yapılmalıdır. Geçmiş yıllarda ya da çocukluğunda yaşadığı büyük bir olay onu etkilemiş ve zihnini bulandırmış olabilir ya da yaşadığı bir taciz olayı da bu hastalığın sebepleri arasında yer alabiliyor.

Obsesif Kompülsif Bozukluk’nin tedavisinde ilaç tedavisi kadar psikolojik destek de büyük önem taşıyor ve bu konuda profesyonel isimlerden yardım almanız daha doğru ve daha sağlıklı olacaktır. Hastalık tedavi edilmediği takdirde intihar düşüncesi her geçen gün daha güçlü bir hal alacak ve kişiyi ölüme sürükleyecek boyuta ulaşacaktır.

Biyolojik Faktörler

Genetik faktörler olarak da ele alabileceğimiz biyolojik faktörler, Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığın gelişiminde ve gün yüzüne çıkmasında büyük önem taşıyor. Ailede bu tür bir sorun yayan hasta varsa eğer çocuklar ya da kan bağı olan kimseler de Obsesif Kompülsif Bozukluk ile karşı karşıya gelebiliyor. Hastalığın tedavisi öncesinde bu konuda da detaylı bir araştırma yapılacak ve eğer bu tür bir neden söz konusu ise tedavi yöntemi de buna göre belirlenecektir.

Biyolojik faktörler ile birlikte çevresel faktörleri de değerlendirmek gerekiyor ve Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığında bu iki ana faktörün etken olduğunu görebiliyoruz. Çevresel faktörler çok daha geniş bir halkayı kapsıyor ve yapılan araştırmalar da hastaların büyük bir kısmının çevresel faktörler nedeni ile bu hastalığa sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Çevresel Faktörler

Yaşanan herhangi bir hastalık durumu ya da sevilen bir kişinin ölmesi gibi durumlar, çevresel faktörler başlığı altında ele alınabilir. Kişinin geçmişi büyük önem taşıyor ve özellikle çocukluk yıllarında yaşanan travmalar da bunun en önemli örneklerinden bir tanesidir. Yaşanan taciz olayı ya da aile tarafından yapılan baskı da takıntı hastalığını meydana getirebilir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının birçok farklı nedeni var ve bu nedenlerin doğru bir şekilde araştırılması, tedavinin de bu nedenlere bağlı olarak belirlenmesi gerekiyor.

Taciz

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığına sahip kişilerin geçmiş yaşantıları detaylı bir şekilde ele alındığında mutlaka kötü bir olay ortaya çıkıyor ve bu olayın etkisi yıllar sonra gün yüzüne çıkarak Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı şeklinde baş gösteriyor. Taciz de bu olaylardan bir tanesidir ve yalnızca fiziksel değil, psikolojik taciz ve baskı durumu da Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığını tetikleyen unsurlardan bir tanesidir.

Yaşanan taciz uzun yıllar kişinin hafızasından çıkmayacağı için beyin sürekli olarak düşünmeye yönlendiriliyor ve bu durum bir süre sonra farklı konuları ya da sorunları da irdelemeyi gerektiriyor. Zihinsel yorgunluk ile birlikte ortaya çıkan Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının altında yatan nedenlerden bir tanesi taciz olabilir ve en sık karşılaşılan durumlardan bir tanesi olduğunu da belirtmek gerekiyor.

Yaşam Şartlarındaki Değişiklikler

Lüks içinde yaşarken bir anda dibi görmek ve maddi sorunlar ile karşı karşıya gelme durumu da zihinsel yorgunluğuna sebebiyet verebiliyor. Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığını tetikleyen unsurlardan bir tanesi de yaşam şartlarındaki keskin değişikliklerdir. Bununla birlikte daha modern ya da daha lüks bir çevrede ikamet ederken daha muhafazakar ya da daha küçük bir muhite adım atmak da psikolojik baskıyı daha güçlü hale getiriyor.

Yaşam şartlarındaki değişiklikler de Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının altında yatan nedenlerden bir tanesidir ve bu yüzden kişinin şikayetleri detaylı bir şekilde ele alınmalı ve değerlendirilmelidir. Hastalığın çok fazla nedeni var ve bu neden tespit edildikten sonra tedavi yöntemini belirlemek de daha kolay bir hal alacaktır.

Hastalık

Kişinin geçirdiği ağır hastalıklar ve bu hastalıkların ortaya çıkardığı komplikasyonlar da nedenler arasında gösteriliyor. Bununla birlikte yine kişinin sevdiği bir yakınının hastalık geçirmesi durumu da takıntı hastalığına sebebiyet verebiliyor. Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı psikolojik bir hastalıktır ve zihinsel tedavisi söz konusu olmalıdır. Psikoterapi bu bağlamda çok etkili bir tedavi yöntemidir ve ilaç tedavisi ile birlikte yürütüldüğünde etkisini daha hızlı bir şekilde gösteriyor.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastası kişilerin düşünceleri normal insanlara nazaran daha farklıdır ve irdelemekten kaçınmazlar. Sürekli olarak bir şey düşünmek ve aynı anda çok kalabalık bir düşünce yapısına sahip olmak elbette zihinsel yorgunluğa sebep olacak ve kişiyi yavaşlatacaktır.

Sevilen Birinin Ölümü

Küçük yaşlarda yaşanan travmalar ve olaylar kolay kolay unutulmaz ve kişinin hafızasında uzunca bir süre yer edinir. Sevdiğimiz bir kişinin vefat etmesi ya da büyük bir hastalık geçirmesi bizim hayatımızı da etkisi altına alabiliyor. Sevilen birinin ölümü de Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığını tetikleyen unsurlardan bir tanesidir. Üzerine çok fazla düşünmek ve üzüntü ile birlikte gelen depresyon durumu da zihni bulandırıyor ve bir süre sonra daha takıntılı bir insan yaratıyor.

Hasta kişinin geçmişi ele alınırken bu konu üzerinde de durulmalı ve herhangi bir yakınının vefatının hasta üzerinde nasıl bir etki bıraktığı da incelenmelidir.

Okul veya İş Problemleri

İnsan, sosyal bir varlık ve gün içerisinde kalabalık insan toplulukları ile sık sık muhatap olmak durumundadır. İş hayatı ve eğitim hayatı da kalabalık insan gruplarını karşımıza çıkartan alanlardan bazılarıdır. İş hayatında ya da eğitim hayatında yaşanan sorunların çok fazla dert edilmesi ve artık bu sorunların hayatlarımızı ele geçirmesi durumu da takıntı hastalığına sebebiyet verebiliyor.

Stres ve sıkıntı insan vücudu için en zararlı duygu değişimlerinden bazılarıdır ve Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının nedenleri arasında da yerini almış durumda… Hastanın geçmişi değerlendirilirken an itibariyle yaşadığı hayat ve insanlarla kurduğu iletişim de göz önünde bulundurulmalı ve buna göre bir değerlendirme yapılmalıdır.

İlişki Sorunları

Duygusal travmalar insan hayatının büyük bir kısmını ele geçiriyor ve özellikle ikili ilişkilerde yaşanan sorunlar da Obsesif Kompülsif Bozukluk gibi hastalıkları beraberinde getiriyor. İlişkide yaşanan sorunları çok fazla düşünüp dert etmeye başladığınızda zihinsel yorgunluk daha belirgin bir hal alacak ve daha can sıkıcı sorunlar meydana gelecektir.

Özellikle kadın erkek ilişkilerinde yaşanan ayrılık ya da tartışma olayları bir tarafı daha fazla etkiliyor ve duygusallık devreye girdiği takdirde depresyon süreci de hız kazanıyor. Bu durum duygusal travmalara dönüştüğü takdirde Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı ile karşı karşıya gelmek de mümkündür.

Obsesif Kompülsif Bozukluk Belirtileri

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının çok sayıda belirtisi mevcut ve bunlardan bir tanesi kişinin mikroplara karşı büyük bir hassasiyet kazanması durumudur. Sıradan bir titizlik ya da hassasiyet olmadığını da belirtmek gerekiyor. Kıyafetinin herhangi bir yeri hafif kirlense dahi bunu büyük bir soruna dönüştürebiliyor ya da kıyafetini çıkarıp temiz bir kıyafet gitmek için eve dönüş yapabiliyor. Normal bir insan bu durumu dert etmezken Obsesif Kompülsif Bozukluk hastaları bu konuda çok titiz olabiliyor ve bunun nedeni de hastalık kapacağım endişesidir. Bunu düşünerek zihinsel bir sorun haline getiren hastalar saatlerce bu konu üzerine yorumlamalar yapabilir.

Bir diğer belirti ise kararsızlık ve onay alma durumudur. Yaptığı herhangi bir işten emin olamadığı için dışarıdan bir müdahaleye ihtiyaç duyar ve bu da karakteri ile ilgili birtakım sorunları meydana getirir. Kişi tek başına karar veremez ve hastaların büyük bir kısmı bu durumdan da şikayetçidir.

Hata yapma korkusu da en önemli belirtiler arasında yer alıyor ve kişi yaptığı her işte birilerine danışmak ister. Doğruluğu dışarıdan da onaylandığı takdirde rahat bir nefes alacaktır. Son olarak aşırı şüphe durumu söz konusudur ve hastalığın belirtilerinden bir tanesi de budur. Emin olduğu bir konudan ya da kendisine anlatılan herhangi bir olaydan bile şüphe duyabilir ve yazacağı senaryolar doğrultusunda hareket etmeyi daha uygun bulur. Bu durum karşısındaki insan güvenmesini de engelliyor ve ikili ilişkilerde çok daha büyük sıkıntılar yaşayabiliyor.

Mikrop Kaynaklı Kirlerden Korkma

Mikrop kaynaklı kirlerden korkmak bir titizlik belirtisidir ve bu durum insan sağlığı için gayet faydalı bir hassasiyettir ancak Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalarında durum daha titiz ve daha can sıkıcı bir hal alıyor. Bu hastalığa sahip olan kişiler tozlu bir yere otururken defalarca düşünür ve çoğunluklar da oturmaktan kaçınır. Kıyafetleri az da olsa kirlendiği takdirde yeni bir kıyafet tercihi yapmaktan çekinmezler.

Mikrop kapacaklarını ve çok büyük bir hastalık ile karşı karşıya geleceklerini düşünürler ve bunu bir sorun olarak algıladıkları için bu konunun üzerine saatlerce düşünebiliyorlar. Hastalığın en önemli belirtilerden bir tanesi de bu abartılı titizlik ve hassasiyet durumudur.

Başka Birine Zarar Verme Korkusu

Bu korku yalnızca fiziksel zarar olarak değil, psikolojik zarar olarak da karşımıza çıkıyor. Karşısındaki insanı kıracağını düşünüp her kelimesini büyük bir hassasiyetle seçen hasta, kimi zaman iletişim kurmakta bu yüzden zorlanabiliyor ve ikili ilişkilerde bu durum daha sıkıntılı bir hal alıyor. Başka birine zarar verme korkusu bazı hastalarda fiziksel bir zarar olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle ikili iletişimde olduğu ve duygusal bir bağ kurduğu kişiye zarar verme isteği doğabiliyor. İlerlemiş seviyedeki hastalıklarda bu durum daha sık bir şekilde karşımıza çıkıyor. Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı bu bağlamda oldukça tehlikeli bir hastalıktır ve tedavi edilmediği takdirde kişi yalnızca çevresine değil, kendisine de zarar verebilecek seviyeye ulaşıyor.

Hata Yapma Korkusu

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının bir diğer belirtisi de kişideki hata yapma korkusudur. En iyi yaptığı şeyde bile bir çekingenlik ve kendine güvenememe durumu söz konusudur. Dışarıdan sürekli olarak onay almak ister ve birileri doğruladığı takdirde ancak karar verebilir. Hastaya göre yaptığı birçok şey eksik ya da yanlıştır ancak dışarıdan onay aldığı takdirde onun kesinlikle doğru olduğuna daha güçlü bir şekilde inanmaya başlar.

Bu durum karar verememe sorununu da ortaya çıkartıyor ve kişi tek başına karar alamaz hale geliyor. Hata yapma korkusu her geçen gün biraz daha artıyor ve hastalık tedavi edilmediği takdirde kişi sürekli olarak bir destek arıyor ve onu onaylayan birilerine ihtiyaç duyuyor.

Aşırı Şüphe ve Güvenmeye Duyulan İhtiyaç

Özellikle ikili ilişkilerde yaşanan sorunlar da Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının en önemli belirtileri arasında yer alıyor. Aşırı şüphe ve güven duygusunun zayıf olması durumu ilişkileri zayıflatıyor. Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığına sahip olan kişi kendi inanmak istediği gerçeklere ya da yazdığı senaryolara daha fazla inanıyor. Karşısındakinin ona anlattıkları çok da büyük önem taşımıyor çünkü hasta kişinin kendi doğruları mevcut ve senaryolar üzerine kurulu bir hayatı var. Güvenmek istese bile bunu yapamıyor çünkü sürekli olarak aklındaki anlamsız düşünceler ve senaryolar onu rahatsız ediyor ve farklı bir yöne çekiyor.

Obsesif Kompülsif Bozukluk Teşhis ve Tanı Yöntemleri

Fiziksel bir muayene ya da klinik testlere ihtiyaç duyulmaz. Hastanın şikayetlerinin genel hataları ile değerlendirilmesi durumunda kısa sürede hastalık teşhis edilecek ve uygun tedavi yöntemi belirlenecektir.

Hastanın Şikayetlerinin Değerlendirilmesi

Rahat bir ortamda gerçekleştirilecek ve sohbet havasında geçecek olan bir konuşma ile birlikte hastanın şikayetleri değerlendirilir ve buna bağlı olarak Obsesif Kompülsif Bozukluk teşhisi koymak da mümkündür. Az önce de ifade ettiğimiz gibi hastalığın teşhisi için herhangi bir klinik test ya da uygulamaya ihtiyaç yoktur. Şikayetler ele alındığı takdirde belirtiler neticesinde Obsesif Kompülsif Bozukluk teşhisi konulabilir ve genellikle psikoterapi ile birlikte ilaç tedavisine başvurulur.

Obsesif Kompülsif Bozukluk Hastalığı Risk Faktörleri

Obsesif kompulsif hastalığı, 20 ila 30 yaş aralığında daha belirgin bir hal alıyor ve kendini gösterme fırsatı buluyor. Ergenlik dönemi tetikleyici unsurlardan bir tanesi ancak en önemli risk faktörünün genetik yatkınlık olduğunu görebiliyoruz. Bununla birlikte aşırı sigara ve alkol tüketimi ve stres durumu da hastalığı tetikleyen faktörlerden bazılarıdır.

Stres ve duygu değişimi bu hastalığı tetikliyor ve özellikle ergenlik döneminde bu tür sıkıntılar daha fazla yaşandığı için bu dönemin de tehlike arz ettiğini belirtmek gerekiyor. Erkekler ve kadınlarda eşit oranda rastlanan hastalık, tedavi edilmediği takdirde bunalım, depresyon ve intiharı da beraberinde getirebiliyor. Belirtiler ile karşı karşıya geldiğiniz takdirde hiç vakit kaybetmeden bir uzmandan yardım almanız gerekecektir.

Genetik Yatkınlık

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığında risk grubuna bakıldığında genetik yatkınlığın en etkili unsurlardan bir tanesi olduğunu görebiliyoruz. Ailenizde bu hastalık ile mücadele eden birileri varsa eğer sizler de risk grubunda yer alıyorsunuz ve bu bağlamda önlemlerinizi almanızda fayda vardır. Elbette her durumda bu hastalık ile karşı karşıya gelme gibi bir durum söz konusu değil ancak risk altında olduğunuz bir gerçek ve bu gerçeğe göre hareket etmeniz daha doğru olacaktır.

Hastalık, tedavi ile birlikte kontrol altına alınabilen bir sorundur ve belirtileri ile karşı karşıya geldiğinizde bir uzmandan yardım alarak tedavi için harekete geçebilirsiniz. Erken teşhis ile birlikte süreç daha sağlıklı bir hal alabiliyor.

Alkol ve Madde Kullanan Kişiler

Alkol ve sigara gibi içeceklerin insan vücudu için ne denli zararlı olduğunu biliyoruz ve bu ikiliye bir de esrar gibi maddeler eklendiği takdirde yalnızca fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da yıpranıyor ve sağlıklı bir insana kıyasla anormal bir düşünce yapısına sahip olmaya başlıyorsunuz. Takıntı hastalığının tetikleyici unsurları arasında yer alan bu içeceklerden uzak durmanızda fayda var.

Özellikle madde kullanan birçok kişinin Obsesif Kompülsif Bozukluk ile karşı karşıya geldiğini görebiliyoruz. Hastalık tedavi edilmediği takdirde maddenin de etkisi ile zihin uyuşturuluyor ve bir süre sonra mantıklı kararlar almak da neredeyse imkansız hale geliyor.

Stresli Yaşam Koşulları

Stres ve sıkıntı insan vücuduna fiziksel anlamda ve zihinsel anlamda büyük zararlar verebiliyor. Stres faktörü Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığını tetikleyen faktörlerden bir tanesidir. Günümüzde bu hastalığın daha sık görülmesindeki en önemli nedenlerden bir tanesi de yoğun çalışma hayatı ve iş dünyasıdır. Özellikle gergin bir iş ortamı ve devamında gelen ikili insan ilişkilerinde yaşanan sorunlar ile birlikte kişi zihinsel olarak daha fazla yıpranıyor ve bu yıpranma kimi zaman obsesif kompulsif hastalığa sebebiyet verebiliyor. Stresten uzak kalmak ya da bu konuda bir tedbir almak ne kadar mümkün bilinmez ancak insan vücudu için çok zararlı olduğunuzu bilmenizde fayda vardır.

Obsesif Kompülsif Bozukluk Nasıl Önlenir?

Her hastalıkta olduğu gibi Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığında da alabileceğiniz birçok önlem var. Hastalıktan korunmak ve uzak durmak için yapmanız gereken en önemli şey pozitif yaşamdır. Yeni dönemde ne yazık ki böyle bir şey çok zor ve hatta imkansıza yakın gibi görünüyor ancak olabildiğince pozitif düşünmeye gayret edin ve özellikle ikili ilişkilerinizde sakin kalmaya özen gösterin. Bunu başardığınız takdirde zihinsel anlamda sorun yaşamayacak ve daha rahat bir kafa yapısına sahip olacaksınız.

Profesyonel yardım alabilirsiniz ve psikolojik destek sayesinde en azından şikayetlerinizi anlatabileceğiniz ve sizleri yönlendirecek birileri olacaktır. Zihinsel rahatlamaya her dönemde ihtiyacınız var ve özellikle stresli bir iş hayatına sahipseniz bu konuda ekstra hassasiyet göstermeniz gerekiyor.

Pozitif Yaşam Tarzı

Stresten uzak rahat bir yaşam tarzı ile birlikte zihinsel yorgunluğu ortadan kaldırmak mümkün. Takıntı hastalığından korunmak ve uzak durmak istiyorsanız eğer bu tür bir yaşam tarzını benimsemeniz gerekiyor. Özellikle ikili ilişkilerinizde tartışmadan kaçınmalı ve daha ılımlı daha sakin bir tavır sergilemelisiniz. Her şeyi düşünmeye ya da sorgulamaya başladığınız andan itibaren risk faktörlerini de arttırmış oluyorsunuz.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının en büyük tetikleyicilerinden bir tanesi kesinlikle strestir ve stresten uzak kalabildiğiniz takdirde bu riski de en aza indirgemiş olacaksınız. Dilerseniz bu konuda profesyonel yardım alabilir ve terapilere katılabilirsiniz. Bu sayede zihinsel rahatlığı sağlamak çok daha mümkün hale gelecektir.

Psikolojik Destek

Profesyonel yardım sayesinde şikayetlerinizi gönül rahatlığı ile dile getirebilir ve bu konuda destek alabilirsiniz. Psikoterapi seansları ile birlikte kendinizi daha rahat hissedecek ve stresli iş hayatından ya da gündelik hayattan bir süreliğine de olsa uzak kalacaksınız. Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının en büyük tetikleyicilerinden bir tanesi zihinsel problemlerdir. Çok fazla düşünme, anı yaşayamama ve daha da önemlisi takıntı durumu ne yazık ki hastalığın ilerlemesine sebebiyet veriyor. Psikolojik destek alarak rahatlamak mümkün ve alanında uzman isimler ile irtibata geçerek bu konuda daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Obsesif kompulsif bozukluk, halk arasında çok fazla bilinen ya d bilgi sahibi olunan bir hastalık değildir. Birçok kişi ne yazık ki bunu delilik olarak yorumluyor ve düşülen en büyük hatalardan bir tanesi de budur. Psikolojik destek almak utanılacak ya da endişe edilecek bir durum değildir ve özellikle yeni dönemde yoğun iş hayatı ve ikili ilişkiler yüzünden bu desteğe çok daha fazla ihtiyacımız olabiliyor.

Takıntı hastalığı erkek ve kadınlarda eşit oranda gözlemleniyor ancak birçok hasta destek almaktan ya da tedavi olmaktan kaçıyor. Belirtiler ile karşı karşıya geldiğiniz takdirde hiç tereddüt etmeden bir uzmana başvurmalı ve psikolojik yardım ile birlikte ilaç tedavisine de başlamanız gerekiyor. Bu sayede daha sakin ve daha yaşanılabilir bir hayata da adım atmış olacaksınız.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının seyri nasıl ilerler?

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı evre evre devam eden bir hastalıktır. Hastalığın ilk evrelerinde zihinsel sorunlar çok sık karşımıza çıkmıyor. Erken teşhis ile birlikte tedavi edilmediği takdirde kişi normal bir olay üzerine daha uzun süre düşünmeye başlıyor ve yargıladığı konular normal insanlara nazaran daha mantıksız ve anlamsız olabiliyor. İlerleyen evrelerde bu durum daha net bir şekilde gözlemleniyor ve takıntılı halin yanı sıra kendinde emin olamama, toplumda kendine yer bulamadığını düşünme gibi belirtiler söz konusu hale geliyor. Onaylanma isteği de hastalığın ilerleyen dönemlerinde karşınıza çıkacak belirtilerden bir tanesidir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının tedavisi mümkün mü?

Psikoterapiler ve ilaç tedavisi ile birlikte hastalığın kontrol altına alınması ve hastanın daha konforlu bir yaşantıya sahip olması mümkündür. Antidepresan türü ilaçlar kişiyi daha sakin ve ruhsal olarak da daha dingin bir insana dönüştürüyor ancak yan etkileri olduğunu da unutmamak gerekiyor. Hastalık elbette tedavi edilebilir fakat ilaç tedavisinin yanı sıra hastanın yerine getirmesi gereken birçok detay olduğunu da belirtmek gerekiyor. Özellikle stresten uzak durmalı ve bununla birlikte daha dinlendirici bir yaşam tarzını hedeflemelidir. Bunun için psikoterapi seansları tavsiye ediliyor ve profesyonel yardım alarak bu yaşantıya nasıl sahip olacağınızı da kısa sürede öğrenebiliyorsunuz.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı nasıl tedavi edilir?

Bilişsel terapiler ve psikoterapi bünyesinde yer alan tedavi yöntemleri ile birlikte hastalığın kısa süre içerisinde kontrol altına alınması mümkündür. Bununla birlikte ilaç tedavisine de ihtiyaç duyulacaktır ve sakinleştiriciler ile birlikte zihinsel yorgunluğun giderilmesi mümkündür. Tedavi süresi boyunca hasta kişinin hem ailesi hem de sosyal çevresinin hastaya olan desteği de iyileşme sürecini büyük ölçüde etkilemektedir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı tedavi edilebilir ve kişinin yaşam kalitesi de bu sayede arttırılabiliyor ancak doğru tedavi yönteminin belirlenmesi kimi zaman zorlu bir sürece dönüşebiliyor. Profesyonel yardım için doğru isimleri tercih etmeniz gerekiyor ve bu bağlamda kulaktan dolma bilgiler yerine detaylı bir araştırmaya da ihtiyacınız olacaktır.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığında cinsel problemler yaşanır mı?

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastaları takıntılı kimselerdir. Kadın vücudundaki herhangi bir sorun ya da kendi vücudundaki herhangi bir sorun hasta kişinin zihnini meşgul edebilir ve cinsel ilişki esnasında bu sorunu düşünerek ereksiyon konusunda sıkıntı yaşaması da mümkündür. Bu konuda yardım alabileceğiniz uzmanlar var ve genellikle partner tedavisi tavsiye ediliyor. Partnerinizin sabırlı olması ve bu konuda sizlere yardımcı olması bu sorunu kısa süre içerisinde ortadan kaldıracaktır.

Ereksiyon sorununun yanı sıra geç boşalma durumu da gözlemlenebiliyor çünkü kişi o an zevk almak ya da anın tadını çıkartmak yerine farklı şeyleri düşünebiliyor ve farklı şeylere odaklanabiliyor. Bu da cinsel ilişkinin daha zayıf ve kimi zaman da başarısız olmasına neden oluyor.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığında psikoterapi yöntemi nedir?

Bilişsel davranış terapisi, bu bağlamda tercih edilebilecek en etkili tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. Bu terapide kişinin korkuları ile yüzleşmesi ve korkularının üzerine gitmesi sağlanıyor ve çoğu zaman başarılı sonuçlar elde edildiğini de söyleyebiliriz. Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalarının zihinleri genellikle çok meşguldür ve bu meşguliyet durumu çoğu zaman endişe ve kaygı olarak karşımıza çıkıyor.

Bilişsel terapideki asıl amaç zihinsel yorgunluğu ortadan kaldırmak ve kişinin sahip olduğu endişelerin gerçek dışı olduğunu hastaya ispat ederek rahatlamasını mümkün hale getirmektir. İlaç tedavisi ile birlikte yürütüldüğü takdirde gayet etkili bir yöntemdir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalarında ölüm isteği olur mu?

Hastalık tedavi edilmediği takdirde intihar düşüncesi çoğu zaman kendini gösterecektir. Hastaların büyük bir kısmı kısa süre içerisinde bu düşünceden uzaklaşırken bir kısmı ise bu düşünceye yatkınlık gösteriyor ve intihara meyilli hale geliyor. Profesyonel yardım almak bu yüzden büyük bir önem taşıyor ve bu sayede zihinsel yorgunluk giderilerek hastanın daha mantıklı kararlar alması sağlanıyor.

Psikoterapi ile birlikte intihar isteği de ortadan kaldırılacaktır ve ilaçların yan etkileri arasında da intihara meyilli olma durumunun yer aldığını belirtmekte fayda var. İlaç kullanımı kontrollü bir şekilde gerçekleştirilmeli ve belirtilen dozun dışına çıkılmamalıdır.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı tedavi edilmezse ne gibi sonuçlar ortaya çıkar?

Hastalık tedavi edilmediği takdirde kişinin yaşam kalitesi her geçen gün biraz daha düşecek ve gündelik hayatı daha sıkıntılı bir hal alacaktır. İş dünyasındaki motivasyon eksikliği çalışmalarını da olumsuz etkiliyor ve sonrasında ikili ilişkiler konusunda da büyük sıkıntılar yaşayacaktır. Hastalık her geçen gün biraz daha ilerliyor ve bir noktada intihar düşüncesi daha keskin bir hal alıyor.

Çocuklarda Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı görülür mü?

Bu hastalığın çocukluk döneminde görülmesi pek mümkün değildir. 20-30 yaş arası dönem en riskli dönem olarak nitelendiriliyor ve stresin en yoğun olduğu dönemle de bu hastalığın en sevdiği evre olarak karşımıza çıkıyor. Çocukluk döneminde uygulanan baskı ya da çocuğun yaşadığı orta ilerleyen yıllarda karşısına çıkabiliyor ve Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığını tetikleyici unsurlar olarak lanse ediliyor. Hastalığın çocukluk döneminde yaşanması elbette mümkün değil ancak bu dönemde yaşanan sorunların ilerleyen yıllarda belirleyici faktörler olacağını söyleyebiliriz.

Yaşanılan çevre ve daha da önemlisi aile ortamı bu yüzden büyük önem taşıyor ve ebeveynlerin de ekstra hassasiyet göstermeleri gerekiyor. Ebeveynler sorumluluk sahibi oldukları takdirde çocukların kontrol altına alınması çok daha kolay ancak baskıcı bir kimlik ile çocuklarınızın karşısına çıktınız takdirde tetikleyici unsurları da harekete geçirmiş oluyorsunuz.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının tedavisi sgk tarafından karşılanıyor mu?

Sosyal güvenceniz varsa eğer Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının tedavisi için ücretsiz hizmet alabilirsiniz. Bu hastalığın tedavisi özel hastanelerde de yapılıyor ancak çok daha maliyetli olacağını belirtmek gerekiyor. Henüz evlenmemiş kadınlar babalarından bakılırken erkek çocuklar için bir yaş sınırı mevcut ve bu yaş sınırının üzerinde olan çocuklar da genel sağlık sigortası prim ödemeleri ile birlikte sağlık hizmeti alabiliyor.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığının tedavisinde genellikle ilaç tedavisi tercih ediliyor ve ilaçlarınız da devlet tarafından karşılanacaktır. Psikolog desteği için ise para ödemek durumunda kalabilirsiniz çünkü bunun için özel muayenehaneleri ziyaret etmeniz gerekiyor ve bu da bir hayli masraflı olabiliyor.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastaları askerlikten muafiyet raporu alabilir mi?

Obsesif kompulsif bozukluk hastalığına sahip kişiler askerlik yapabilir. Bunun için herhangi bir şekilde muafiyet durumu söz konusu değildir ancak bu sorunu bildirmenizde fayda var ve askerlik yaparken sizler için uygun bir görev belirlenecektir. İlaç kullanımı devam ediyorsa ilaçlarınızı askeri hastaneler aracılığı ile de temin edebilirsiniz ve bu konuda herhangi bir sorun yaşamazsınız.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastaları çalışabilir mi?

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastaları iş hayatında yer alabilir ancak zihinsel yorgunluk, fiziksel yorgunluğa da sebebiyet verdiği için motivasyon konusunda yaşanacak sıkıntılar işleri yavaşlatabiliyor. İlaç kullanımı ile birlikte daha bitkin bir vücut yapısına sahip olacağınız için yorgunluk hissi de daha güçlü bir şekilde hissediliyor ve bu durum da çalışmalarınıza olumsuz yansıyabilir. Hasta kişiyi çalışma dünyasından kekin bir şekilde uzaklaştıracak bir hastalık değildir ancak tedavi edilmediği takdirde çalışmak her geçen gün daha zor ve sıkıntılı bir hal alabiliyor.

Çalıştığınız kuruma hastalığınız ile ilgili bilgi vermenizde fayda var ve en azından size uygun bir iş modeli de hazırlanabilir ya da gün içerisinde kısa süreli istirahat etmeniz için bir program hazırlanması da mümkün olacaktır.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı doktor desteği olmadan tedavi edilebilir mi?

Profesyonel yardım almadan bu hastalığın tedavi edilmesi mümkün değildir. Psikoterapilere her zaman için ihtiyacınız olacaktır ve bazı hastaların buna ömür boyu ihtiyaç duyduklarını da söyleyebiliriz. Her ne kadar düşünmeyeceğim ya da kafama takmayacağım diyerek kendinizi şartlandırsanız bile bu mümkün olmayacaktır. İlaç tedavisi ve psikoterapi desteği ile birlikte başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür ancak evde tedavi kesinlikle ve kesinlikle mümkün değildir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığında zihin yorgunluğu en büyük sıkıntılarda bir tanesi ve zaten hastaları en çok yoran durum da budur. Kişi, düşünmek istemediği şeylerle sık sık karşı karşıya gelir ve kendini şartlasa dahi bu durumdan uzaklaşamaz. Bu bağlamda ilaç tedavisi ve psikolojik yardım büyük bir öneme sahiptir ve tedavi süresince hasta yakınlarına da büyük sorumluluklar ve görevler düşüyor. Psikolojik destek güçlü bir şekilde sağlandığı takdirde hastanın yaşam kalitesi de belli oranda arttırılacaktır.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastaları utanma problemi yaşar mı?

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalarının büyük bir kısmında çekingenlik ve utanma durumu söz konusudur. Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi de hastanın kendine olan güveninin her geçen gün azalması ve onay alma ihtiyacı duyuyor olmasıdır. Yaptığı herhangi bir işin insanlar tarafından beğenilip beğenilmeyeceğini ya da kabul görüp görmeyeceğini çok fazla düşünür ve bu sorgulama esnasında etrafındakilerden bir destek bekler. Bu sorun zamanla kişinin özgüvenini de ortadan kaldırır ve yaptığı her iş sonrası acaba yanlış mı yaptım düşüncesine kapılacaktır. Utanma duygusu çok sık yaşanan sorunlardan bir tanesi ancak her Obsesif Kompülsif Bozukluk hastasının bu sorun ile karşı karşıya geleceğini söylemek de doğru olmayacaktır.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığında takıntıların sebebi nedir?

Çocukluk döneminde yaşanan travmalar, bu takıntıların en önemli nedenlerinden bir tanesidir. Aile içi sorunlar ya da aile tarafından kişiye yapılan baskılar buna neden olabileceği gibi çocukluk döneminde yaşanmış kötü bir olay d bu takıntılara sebebiyet verebiliyor. Bununla birlikte taciz ya da travma durumu da ilerleyen yaşlarda daha etkin bir şekilde ortaya çıkıyor ve Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığını tetikleyen faktörler olarak biliniyor.

Takıntıların birçok farklı sebebi olabilir ve hastalığın tedavisinde öncelikli olarak bu nedenler ortaya konulmalı ve buna uygun bir tedavi yöntemi tercih edilmelidir. Hastanın şikayetleri ile birlikte geçmişinde onu olumsuz etkileyen sorunlar ya da olaylar da ele alınmalıdır.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı iyileştikten sonra tekrar eder mi?

Hastalık tedavi edildikten sonra tekrar edebilir. Düzenli ilaç kullanımı bu yüzden büyük bir önem taşıyor ve yine bununla birlikte profesyonel yardıma da uzunca bir süre ihtiyaç duyacaksınız. Stresten uzak durmanız gerekiyor aksi takdirde hastalık ile bir kez daha karşı karşıya gelebilirsiniz. Tedavi tamamlandıktan sonra doktor kontrolleri de devam edecektir ve herhangi bir şikayetiniz mevcut ise doktorunuz ile muhakkak paylaşmalısınız. Ek bir tevdi yöntemi belirlenebilir ve psikoterapi yöntemleri tercih edilerek yeni bir süreç başlatılabilir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığında cinsiyet bir faktör mü?

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı erkek ve kadında eşit oranda karşımıza çıkıyor ve yapılan araştırmalar da bunu gösteriyor. Erkekler daha erken yaşlarda bu hastalık ile karşı karşıya gelirken kadınlar daha geç yaşlarda bu hastalık ile tanışıyor.

Yetişkinlerde görülen bu hastalık, kişinin sosyal yaşantısını olduğu gibi iş hayatını da olumsuz etkiliyor ve yalnızca zihinsel yorgunluk değil, fiziksel yorgunluk ile de rahatsız edici bir hal alıyor.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı karakterden mi kaynaklanır çevreden mi?

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalığı karakterden kaynaklanmaz, çevresel faktörler çok daha etkin bir rol oynamaktadır ancak genetik faktörler ele alındığında karakter oluşumunda bu durumun da etkisi olduğunu görebiliyoruz. Kişi, kalabalık insan grupları içerisinde kendini rahat hissetmez ve utangaç bir tavır sergiler. Yaptığı her hareket sanki dışarıdaki insanlar tarafından izleniyor ve yargılanıyor gibi hissetmesi ise onu en çok rahatsız eden durumlardan bir tanesidir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk hastalarında özgüven eksikliği de mevcuttur ve bu eksiklik, hastalık tedavi edilmediği takdirde giderek artıyor. Kişi, yaptığı her eylem ya da ortaya koyduğu çalışmalar için onay bekler hale geliyor ve dışarıdan bir müdahaleye ihtiyaç duyuyor. Kendi başına karar vermesi her zaman için daha zordur ve bu d karakterini etkilemektedir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk, tevdi edilebilen bir hastalık ve belirtileri ile karşılaşıldığı takdirde hiç vakit kaybetmeden bir uzmandan yardım almak gerekiyor. Hastalık ilerlediği takdirde tedavisi de daha zor bir hal alacaktır, bu yüzden erken teşhis ile harekete geçmek tedavi sürecini de olumlu etkiliyor.

Obsesif kompulsif bozukluk ne zaman geçer?

OKB hastalığının müdahalesiz yani kendi kendine ortadan kalkması gibi bir durum söz konusu değildir. Hastalığın geçmesi ya da ortadan kalkması için ilaçlı tedavi ve psikoterapi uygulaması beraber yürütülmelidir. Hastanın duruma ve tedaviye kendini vermesine göre bir yıl ile dört – beş yıl içerisinde hastalık tamamen tedavi edilebilmektedir. Ancak tedaviye başlanmış olması hastanın kesinlikle tedavi edileceği anlamına gelmez. En kötü ihtimalde dahi belirtilerin hafifletilmesi mümkündür.

Obsesif kompulsif bozukluk genetik midir?

OKB’nin ortaya çıkmasında onlarca farklı faktör bulunur. Bunlardan büyük bir kısmına hayatın belirli bir döneminde maruz kalınmaktadır. Çocukluk çağında yaşanılan travmalar ve duygusal başka durumlar beraberinde OKB’yi getirmektedir. Yapılan çalışmalar OKB hastalarının ailelerinde de OKB öyküsünün yaygın olduğunu ortaya koymaktadır. Tam olarak hangi gen ile aktarımın sağlandığı bilinmese de ailenin tıbbi öyküsünden hareketle OKB’nin ortaya çıkmasında genetik faktörlerin de etkisinin olduğunu söylemek mümkündür.

Obsesif kompulsif bozukluk polisliğe engel mi?

OKB ataklar şeklinde seyreden, depresyon döneminde de hastanın hayatını oldukça konforsuzlaştıran bir hastalıktır. Hastalığın depresif dönemine girilmesi, polisliğin gerektirdiği bazı temel şartların sağlanamamasına sebep olmaktadır. Doğal olarak OKB hastalarının polis olması imkansızdır. Bu hem hastanın kendini hem de görev yapacağı sürede karşılaşacağı insanları korumak amacıyladır. OKB için geçmişte ilaç kullanılması da polisliğe engel durumlardandır. Yine de bu konudaki güncel mevzuat Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ilgili sayfalarından takip edilebilir.