Lupus Hastalığı Tedavisi

Lupus Hastalığı Tedavisi
Lupus Hastalığı Tedavisi

 

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) ismi ile yaygın olarak bilinen lupus hastalığı, kişinin yaşam kalitesini ve sosyal hayatını oldukça olumsuz etkileyen ve ileri boyutlara vardığında hayati tehlikeye sebep olabilen bir rahatsızlık. Ortaya koyduğu semptomlar diğer birçok genel hastalık türlerinde görülebilen semptomlara benzer olduğundan teşhisi çoğu zaman zor olan lupusun bu özelliği nedeni ile adı “büyük taklitçi” olarak tıp literatüründe yer almaktadır. Taklitçilik özelliği sebebiyle uzun süre kendisini belli etmeyen lupusun bu şekilde ileri seviyelere gelmesi, başta deri, böbrek ve beyin olmak üzere çok sayıda organa hasar verebilmekte. Bu nedenlerle hastalığın teşhisi konulduktan hemen sonra tedavi süreci başlatılarak hastalığın baskılanması hedeflenir. Lupus hastalığı, kişinin otoimmun sisteminin vücuttaki sağlıklı dokulara savaş açmasıyla ortaya çıkar. Nedeni tam olarak bilinmeyen bu durumun etkileri çeşitli belirtilerle ortaya çıkar.

Genel lupus belirtilerinin başında burun ve iki yanında kelebek şeklinde beliren döküntüler yer alır. Kaşıntılı kızarıklıklar bu şekilde vücudun çeşitli noktalarında da ortaya çıkabilir. Eklemlerde ve organ zarlarında iltihaplanma ise lupusun bir başka belirtisi olmakla beraber erken müdahale edilmemesi durumunda en riskli olan semptomlardan birisi budur. Organlarda tutulmalar ile kendisini belli eden lupus, organın dokularında hasar yaratarak deformasyona yol açar ve zamanla organ yetmezliğine doğru ilerleyen bir şekil alır.

İnceleyen ve onaylayan: Prof. Dr. Mehmet Soy

Lupus Hastalığı Tedavisi Türleri

Lupus hastalığının tedavi edilmesinde izlenilen çeşitli yollar vardır. Genel anlamda 2 farklı şekilde ayrılan lupus “hafif” ve ağır” olmak üzere farklı sıfatlar alır. Hastanın gösterdiği semptomlara ve hastalığın ilerleme boyutuna göre lupusun ağırlığı belirlendikten sonra tedavi süreci de buna göre şekillenir.

Hafif Lupus

Hafif lupusta, rahatsızlık genel olarak organ tutulmaları yerine cilt ve eklem tutulmaları ile kendisini gösterir. Ciltte özellikle burun bölgesinde meydana gelen kelebek şeklindeki döküntüler lupusun temel belirtisi olmakla beraber bu döküntüler vücutta kol ve gövde bölgesinde de görülebilir. Ayrıca hafif lupusta eklemlerde yaşanan tutulmalar bu bölgelerde ağrılı iltihaplanmalara sebebiyet verir. Hafif lupus olması, rahatsızlığın çok rahat bir şekilde giderilebileceği anlamını taşımamakla beraber erken teşhis ile hemen müdahale edilmesi lupusun daha büyük alevlenmelerle belirmesini engellemek için oldukça önemlidir.

Egzersiz

Egzersiz yaparak vücut kaslarını ve dokularını canlı tutmak lupus ile mücadelede çok önemlidir. Doktor tavsiyesi ile başlanmış olan bir ilaç tedavisi varsa özellikle egzersizlerin tedavi sürecinde devamlı olarak yapılması vücut direncinin artması ve lupusun baskılanması için önemli bir rol oynar. Eklemlerde meydana gelen tutulmaların durdurulması için bu bölgedeki kasların ve dokuların doğru bir şekilde çalıştırılması gerekir. Bunun için doktor tavsiyesi ile belirlenmiş bir egzersiz programı hazırlanır ve hasta rutin olarak egzersizleri yerine getirir. Bu hareketler genel olarak germe, çekme, açma ve bırakma figürleri ile olur. Ayrıca lupus hastalarında kişisel motivasyonun desteklenmesi ve lupusun semptomları arasındaki kronik yorgunluk hissinin de ortadan kaldırılması için egzersizler gerekir.

Stresten Uzak Durma

Lupus hastalığı, kişinin bağışıklık sisteminin kafa karışıklığından kaynaklanır. Bağışıklık sistemi normal şartlar altında vücuda giren virüs ve bakteriler ile savaşması gerekirken, kendi sağlıklı dokularıyla da mücadeleye girer. Rahatsızlığın tanımını dikkate aldığımız zaman stresin insana verdiği karmaşanın, paralel olarak iç hastalıklar ile örtüşen bir yapısı olduğunu anlayabiliriz. Stresli olan insanlarda genel olarak birçok doku ve organ işlevini zamanla yerine getirmede sorunlar çıkarır. Saç dökülmesi, sivilce çıkarma, kronik idiopatik ürtiker gibi rahatsızlıklar ile stres ilişkisi de buna bir örnek olabilir. Lupus hastası olduğu teşhis edilen bir kişinin genellikle rahatsızlığın alevlendiği döneminde stres altında kaldığı gözlemlenir, bu nedenle teşhis sonrası hastanın olağan düzeyde stresten uzak kalması ve kişisel motivasyonunu yüksek tutması hastalığın tedavisini önemli ölçüde etkileyecektir.

Güneşten Korunma

Lupus, sinsi bir hastalık olmakla birlikte kendi semptomlarına benzer semptomları harekete geçiren faktörler ortaya çıktığında, kendisi de harekete geçer ve alevlenmeler gösterir. Bu noktada cilt tutulmalarının başrol oyuncularından olan lupus, güneş ışığına maruz kalınması halinde hareketliliğe meyilli olacaktır. Özellikle burun etrafındaki simetrik döküntüler ile kendisini gösteren DLE ve SLE tipi lupusta, güneşin ultraviyole ışınlarına maruz kalmak tetikleyici olabilir. Lupus hastalarının bu nedenle tedavi süresince güneş ışığından yüksek mertebede kaçınması gerekir. Bunun için yaz kış demeden kullanılacak kaliteli bir güneş kremi ve güneşli alanda bulunulması gerektiği zaman vücudun güneş ile temas edebilecek noktalarının kapatılması oldukça kritik bir husus.

Ağır Lupus

Ağır lupus hastalarında hastalığın alevlenmeleri organ ve sistem tutulmaları, ciltte ciddi deformasyonlar ve eklemlerde şiddetli iltihaplanmalar ile kendisini gösterir. Ağır lupus hastalarında tutulmalar nedeni ile organ zarlarında meydana gelen iltihap organda ciddi hasara yol açabilir ve hatta organ fonksiyonlarında zarara neden olarak inme ve ani ölüme kadar yolu ilerleyen bir hale gelebilir. Özellikle böbrek ve beyin tutulmaları ile etkili olan SLE’de ağır alevlenmelerin engellenmemesi durumunda artritler, akciğer ve kalp zarında inflamasyon, nöbet, inme, felç, malar raş gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Kortizon Tedavisi

Kortikosteroidler aracılığı ile lupusun tedavisinde, lupus kaynaklı olarak başta eklemler olmak üzere meydana gelen iltihapların giderilmesi amaçlanır. Tedavi sürecinde prednizon veya prednizolon etken maddeleri ile vücudun bağışıklık sistemi baskılanarak SLE kontrol altına alınır. Tedaviyi başlatan doktor, tedavide kullanılacak olan ilacı ve dozu belirlerken tetkiklerden faydalanarak SLE’nin hangi organ ve organlar üzerinde, hangi seviyede etki yarattığını ortaya koyar. Bu tip kortizonlu tedavi uygulamaları genellikle SLE’nin santral sinir sisteminin, böbreklerin etki altında kaldığı ve hemolitik aneminin söz konusu olduğu durumlarda uygulanır.

Immunosüpresif İlaçlar

Özellikle ağır alevlenmelerle seyreden SLE ataklarında immunosüpresif ilaçlardan faydalanılarak bağışıklık sisteminin bastırılması hedeflenir. Bu tedavi, bağışıklık sisteminin sağlıklı dokular üzerindeki olumsuz etkileri şiddetli bir alevlenme ile kendisini gösteriyorsa tercih edilmekte. Otoimmunu baskılayan immunosüpresif ilaçların kullanımı bağışıklık sisteminin genel yetilerini de engellediğinden tedavi sürecinde vücut direncini arttıracak metotlara da başvurulur. İmmunosüpresif ilaç tedavisi genellikle kortizon ile tedavinin SLE karşısında yetersiz kaldığı durumlarda tercih edilir. Bu ilaç grubunda bulunan etken maddelerden bazıları; azatiyoprin, mikofenolat mofetil, siklofosfamid, metoreksat.

Yan Etkiler

SLE tedavisinde kullanılan kortikosteroidlerin yan etkileri arasında; ani kilo alma durumu, vücutta kıllanma, cilt hassasiyeti, kan basıncında artış ve buna bağlı hipertansiyon, hazımsızlık, midede yanma hissi, depresif ruh hali, tüberküloz riski vardır. Bu yan etkiler kortikosteroidlerin yaygın ve yaygın olmayan risklerinden bazıları olmakla beraber tedavi sürecinde yan etkiler hakkında kendi kan değerleriniz ve tetkiklerinize bağlı olarak doktorunuzdan kapsamlı bilgi alabilirsiniz. Siklofosfamid gibi ilaçların yan etkileri arasında ise her iki cinsiyette de kısırlık, karaciğer fonksiyonlarında bozulma gibi şiddetli yan etkiler bulunmakta.

Lupus Hastalığı Tedavisi Öncesi

Lupus hastalığının teşhisinden hemen sonra başlanacak olan tedaviye yönelik bir takım bulguların saptanması gerekir. Bu bulguların değerlendirilmesi özellikle ağır seyreden lupus vakalarında izlenecek olan ilaç tedavilerinin kişiye uygun olarak tercih edilmesinde önem arz eder. Yan etkileri geniş bir yelpazede değişiklik gösteren ve zayıf bünyelerde aktif olarak yan etkilerin belirebilmesi ihtimalinden dolayı doktor hastanın tıbbi geçmişini ve tedavi başlangıç tarihindeki durumunu inceler.

Hastanın Tıbbi Geçmişinin İncelenmesi

Lupus hastalığının tedavisinde kullanılacak olan immunosüpresif, kortikosteroid ve NSAİİ ilaçların yan etkilerinin en aza indirgenmesi, hastanın geçmişteki rahatsızlıkları ile etkileşiminin ortadan kaldırılması ve bu rahatsızlıklara bağlı komplikasyonları tetiklemesinin önüne geçilebilmesi için doktor, hastanın tıbbi geçmişini analiz eder. Geçmişte yaşanmış olan böbrek, kalp, akciğer ve karaciğer hastalıkları ile çeşitli nörolojik rahatsızlıkların varlığı tedavide tercih edilecek olan ilacın türünü ve dozajını belirlemede önemli rol oynar.

Hastanın Durumunun Analizi

SLE ile karşı karşıya olan hastanın, tedaviye başlama sürecindeki kan ve idrar tahlilleri, organ ve doku bilgileri doktorun tercih edilecek olan ilacın cinsinin ve dozunun belirlemesinde etkili olur. Diğer taraftan SLE’nin aktif olarak gösterdiği tutulmaların hangi organları, ne ölçüde etkilediği, eklemlerin iltihaplanma düzeyi ve kalp, böbrek ve akciğer gibi organlarda meydana gelen tutulmaların düzeyi tercih edilecek olan tedavi yöntemini belirlemede dikkate alınır. Bu kapsamda albümin sonuçlarında düşüklük görülmesi SLE’nin böbrek tutulması yaşıyor olduğuna işaret edebilir, karaciğer fonksiyon testinde anormallikler SLE’nin karaciğerde etkilerinin olduğuna işaret eden yüksek enzim değerlerini gösterir. İdrar tahlilinden elde edilen sonuçlarda idrarda kırmızı kan hücreleri veya yüksek protein varlığı böbreklerde iltihaba işaret eder. İleri seviyede kontrollerde ise böbrek biopsisi alınarak, inceleme gerçekleştirilir.

Hastaya Uygun Tedavi Yönteminin Seçilmesi

SLE hastası olan kişinin hafif lupus etkisi altında olması durumunda sıklıkla NSAİİ ilaçlar ile eklemlerdeki artritler giderilmeye çalışılır ve iltihapların vücuttaki etkisi azaltılır. Buna ek olarak da egzersiz ve beslenme programları ile güneş ışığından korunan hastanın lupus alevlenmeleri büyük ölçüde hafifleyebilir. Ağır lupus hastalarında ise iltihaplanmanın yaygın olması ve organlara nüksetmesi durumunda kortikosteroidler kullanılarak ağrıların hafifletilmesi ve iltihabın giderilmesi amaçlanır. Daha ileri boyuttaki SLE ataklarına maruz kalan kişilerin ise otoimmun sisteminin sağlıklı dokuya hasarının engellenmesi adına immunosüpresif ilaçlara başvurulur. Bu ilaçlar belirli yan etkilere sahip olduklarından, tercih edilecek olan doz ve kullanım şekli ile ilgili olarak tetkiklerin değerlendirilmesi gerekir.

Lupus Hastalığı Tedavisi Sonrası

Kontrol Süreci

SLE hastalarının tedavi süreçlerinde değerlerinin ve dokularının belirli aralıklarla kontrol edilmesi ve tedavinin gidişatının incelenmesi gerekir. Ayrıca ilaçların etkilerinde kaynaklanan farklı anormalliklerin söz konusu olup olmadığı da yapılan tahlil ve ölçümlerle ortaya konulmalıdır. Hastanın tedavisinin olumlu yönde ilerlemesi halinde ilaçların dozajı belirli bir sıklıkla azaltılarak tekrar tahliller istenir ve gidişat incelenir. Hastalığın dozaj azalmasına bağlı olarak alevlenmesi gibi durumlarda tekrar aşamalı olarak arttırmaya gidilerek tedavi devam ettirilir. Eğer ilaçlarda görülen şiddetli bir yan etki söz konusuysa doktor ilaç tercihinde revizeye giderek, yeni bir yolla tedaviye yönelebilir.

Hastanın Yapması Gerekenler

SLE ile karşı karşıya olan tedavi sürecini tamamlayan hasta, bu aşamadan sonra SLE’yi aktifleştirmesi olası olan faktörlerden yoğun olarak kaçınmalıdır. Bunların arasında ilk sırada sigara kullanımı, güneş ışığına maruz kalma, sağlıksız beslenme, stres, hareketsizlik ve fiziksel yorgunluk yer alır. Lupus hastalığı henüz geliştirilen hiçbir tedavi yöntemi ile tamamen ortadan kaldırılamamakla beraber tekrar alevlenebilir özellikte; bu nedenle de tedavi sonrasında organların yorulmaması, vücudun virüs ve bakterilere karşı hijyenik bir şekilde korunması, sigara ve alkol gibi zararlı faktörlerden uzak durulması büyük önem arz ediyor. Hasta tedavi sonrasında güneş ile maruz kalma risklerine karşı mutlaka yüksek koruyucu özelliğe sahip bir güneş kremi ile tüm yıl boyunca cildini korumalıdır.

Beslenme

Lupus hastalığının tedavisinden sonra vücutta bağışıklık sistemi, organlar ve dokular hassaslaşır ve zayıflama görülür. Bu durumun iyileştirilmesinde en önemli husus beslenme yolu ile vücuda içten destek sağlamak olacaktır. Dokuların ve hücrelerin ihtiyacı olan vitamin, mineral, yağ asitleri ve diğer faydalı faktörler dengeli beslenme yolu ile vücuda sağlanmalıdır. Vücutta alerjik reaksiyona yol açabilecek her türlü unsurdan uzak durmak ve ilgili vitamin ve mineral desteğini doğal besinlerle sağlamak çok önemli. Bu anlamda beslenirken geniş bir gıda skalasından faydalanmak gerekir.

Güneşten Korunma

Tutulmaların en yaygın etki gösterdiği nokta olan cildin SLE’den tekrar etkilenmesini ve SLE yüzünden zayıf düşen yapısının iyileşmesini sağlayacak kritik bir husus güneşten korunma olarak karşımıza çıkar. Ultraviyole ışınların ciltte yarattığı zararlı etkiler ve hasar lupusun aktivitelerini canlandırabilir. Bu durum ile karşı karşıya kalmamak adına mutlaka sene boyunca yüksek koruma düzeyine sahip, cilt tipinize uygun bir güneş kreminden faydalanmanız doğru olacaktır.

Egzersiz

Egzersiz yaparak vücuttaki kasları ve eklemleri hareketli tutmak lupus tedavisi sonrasında büyük ölçüde fayda sağlar. SLE ataklarının engellenmesi ve tedavi sürecinde zayıflamaya meyilli olan doku vekasların iyileştirilmesi iyi bir egzersiz programıyla kolaylaşır. Vücudun aktif olarak egzersiz yapması ve kasların hareketliliği, vücudun kendi imkanları ile salgıladığı faydalı mineral ve vitaminlerin oluşumuna katkıda bulunur. Vücudun dinç ve güçlü kalması yine bağışıklık sistemine olumlu etkide bulunur.

Vitamin Takviyesi

SLE tedavisi sonrasında otoimmun sistemi hem baskılanma hem de ilaçların etkisiyle zayıflayabilir. Bu durum tedavi sonrasında doğru beslenme, egzersiz ve vitamin takviyeleri ile giderilebilir. Vücutta başta cilt olmak üzere organ dokularının iyileştirilmesi, virüs ve bakterilerle aktif bir mücadele için ihtiyaç duyulan vitaminler eczanelerde satılan multivitamin takviyeleri ile edinilebilir.

Dinlenme

Tedavi sonrasında vücutta belirli bir dengeyi kurmak ve bu dengeyi korumak adına stresten uzak durmak, yoğun fiziksel aktiviteden kaçınmak ve egzersizler ile birlikte düzenli bir dinlenme ve uyku programı yapmak, SLE’nin tekrar alevlenmesi ihtimalini azaltmaya faydalı olur. Sağlıklı beslenen vücudun, egzersizlerle aktif hale getirmesi sonrasında standart bir dinlenme programına tabii tutulması, iyileşme süreci üzerinde büyük ölçüde avantaj sağlar.

Sosyal Faaliyetlere Katılma

Lupus hastalarının birçoğu özellikle cilt tutulmaları nedeniyle yaşadıkları estetik kaygılar yüzünden toplum içinde birçok ortamda bulunmaktan kaçınırlar. Bu durum doğal olarak depresif ruh halinin oluşmasında etkili olur. Ele aldığımız üzere stres ve depresyon lupusun alevlenmesinde oldukça önemli bir etkendir ve bastırılması için kişinin hayatına odaklanması gerekir. Lupus tedavisi sonrasında kişinin psikolojik açıdan kendini mutlu ve huzurlu hissetmesi için toplum içinde daha aktif olarak bulunması, sosyal aktivitelere katılarak kendini olumlu ve güçlü hissetmesi tedavi sonrasında çok önemli bir yere sahip. Bu durumda özellikle hastanın aile ve arkadaş çevresinin sağlayacağı destekler, hastanın tedavi sonrasındaki iyileşme süreci için çok önemli.

Sık Sorulan Sorular

Lupus hastalığı tedavisi neye yarar?

Lupus hastalığının tedavisi, otoimmun sisteminin sağlıklı dokulara zarar vermesini engellemeye, eklemlerde artrit oluşmasını önlemeye ve organ dokularında iltihap oluşumunu engellemeye yarar. Kalıcı bir lupus tedavisi henüz geliştirilememiştir ancak hastalığın etkileri çok yüksek oranda baskılanabilmekte ve uzun vadede SLE ataklarından korunmayı saplayabilmekte.

Hastalığın tedavisi sürerken alkol ve sigara kullanılmasının sakıncaları nelerdir?

Ağır ataklarla seyreden lupus hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar ağır ilaçlar olmakla birlikte geniş bir yan etki listesine sahiplerdir. Bu nedenle alkol ve sigara kullanımı vücutta kan, organ ve hücre yapılarında zarara neden olabildiğinden zaten tedavi sürecinde meydana gelen otoimmun baskılamasına ek olarak böyle bir deformasyon hastalığın daha da şiddetli bir hal almasına sebep olabilir. Öte yandan sigara ve alkol hücre rejenerasyonunu olumsuz etkileyen unsurlar olduğundan tedavinin iyileşme süreci de yavaşlayacaktır. Sigara ve alkolün bir de nörolojik etkileri ele alınacak olursa, stres ve depresyon durumundan kaçınılması gerekirken, hastalığın yarattığı gerginlik ve anksiyete sebebiyle bu maddelerin kullanımı iyileşmeyi büyük ölçüde yavaşlatacaktır. Alkol, böbrek ve karaciğerlerde yorgunluğa sebep olabilen bir unsurdur ve lupusun en kritik tutulmaları böbreklerde görülür, bu nedenle alkol kullanımı lupusun organlara verdiği zarara bir çarpan olarak eklenir.

Devlet, hastalığın tedavisinin masraflarını karşılıyor mu?

Lupus hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geri ödemesi olan ilaçlardır. Devlet, SLE hastalığının tedavisinde hastanın masraflarını karşılıyor.

Hastanın, hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçları kullanması şart mı?

Lupus hastalarına ilaç tedavisine başlamadan önce çok kapsamlı bir tahlil ve tetkik çalışması gerçekleştirilir. Bu sonuçlar neticesinde de SLE’nin riskli etkilerinin ortadan kaldırılması ve atakların baskılanması için ilaç tedavisine başlanır. Hastanın bu ilaç tedavisini takip etmemesi, iyileşmenin de önüne geçer. Lupus hastalığı sinsi bir hastalık olduğundan erken müdahale edilmemesi ise hastalığın gelecekte daha şiddetli ataklarla nüksetmesine sebep olabilir. Bu nedenle ilaçların doğru doz ve sıklıkla düzenli olarak kullanılması gerekir.

Lupus hastalığının özel bir aşısı ya da ilacı var mı?

Sistemik bir rahatsızlık olan lupusun kaynağı ve atak şekli bilinmemekle beraber, hangi organ ve dokuda etki edeceği de kişiden kişiye değişir. Bu nedenle hastalığın kesin bir tedavisi ve hastalığa özel bir aşısı veya ilacı henüz yoktur.

Tedavi ne kadar sürer?

SLE’nin bilinen köklü bir çözümü olmadığı için atakların hayatın hangi döneminde ve ne şiddetle ortaya çıkacağı genellikle kestirilemez. Bu durum genel olarak kişinin yaşam tarzıyla ilgilidir ve hastalığın yan etkilerini baskılayacak iyi bir beslenme, egzersiz ve güneşten korunma ile hastalık uykuda tutulabilir. Ancak ataklar meydana geldiğinde ve tutulmalar ilerlediğinde yan etkileri bastırmak amaçlı olarak başlatılan ilaç tedavileri genel olarak 3 ay ile 1 yıl arasında değişen bir sürede devam ettirilir. Bu süre hastalığın atakları ile hangi organın, ne şekilde tutulmaya maruz kaldığına bağlı olarak uzar veya kısalır.

Hastalığın kesin bir tedavisi var mıdır?

SLE’nin bilinen kesin bir tedavisi henüz yok ancak hastalığı baskılayabilen ve atakların yan etkilerini giderebilen tedavi metotları mevcut.

Hastalığın sebep olduğu ağrılara karşı ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir mi?

Lupus hastalığının sebep olduğu ağrılar genellikle eklemlerde kendisini gösteren iltihaplı ve şişlik ile beraber gelen ağrılardır. Bu tip ağrıların giderilmesinde NSAİİ grubunda yer alan nonsteroid antiinflamatuvarlar kullanılır. Naproksen gibi ağrı kesiciler hem iltihap gidermede hem de ağrıyı engellemede oldukça yaygın olarak fayda göstermekte.

Erken teşhis ile hastalığın sebep olduğu iltihapları engellemek mümkün mü?

Lupusun erken teşhisi, hastalığın yalnızca iltihap oluşumunu değil gelecekte meydana gelebilecek olan organ ve sinir sistemi tutulmalarını engellemek adına da oldukça önemli rol oynar. Sinsi bir hastalık olan lupusun ne zaman, hangi organda tutulma yapabileceği kestirilemeyeceğinden erken teşhis ile müdahaleler ile iltihap ve ağrı oluşumu büyük ölçüde bastırılabilir.

Tedavi ağrılı mı?

Lupus hastalığının tedavisinde kullanılan kortikosteroid ve immunosüpresif ilaçlar yan etkileri ile vücutta çeşitli bölgelerde ağrıya sebep olabilir ancak genellikle SLE tedavisinde ağrı kesici özellik ihtiva eden NSAİİ tipi ilaçlar da reçete edilir ve ağrılar giderilir.

Hastalıkla barışık bir şekilde yaşamanın yolları nelerdir?

Hastalıkla barışık yaşamanın en önemli püf noktası hayattan kopmamaktır. Özellikle cilt tutulmaları ile seyreden lupusta kişiler estetik kaygılar ile toplumdan uzaklaşır ve kendi içine kapanır. Bu durum doğal olarak stres, anksiyete ve depresyonu tetikler. Ancak kişi lupus teşhisi konulduktan sonra sıradan hayatını sürdürmeyi başarırsa, hastalıkla mücadelede de bir adım öne geçmiş olur. Bu nedenle yaptığınız işleri yapmaya, gittiğiniz yerlere gitmeye ve izlediğiniz filmleri izlemeye aynen devam etmek kendinizle barışık kalmanızı ve doğal olarak hastalıkla barışık olmanızı sağlar. Pek tabii ki bu süreçte hastanın yakınındakilere de önemli bir görev düşmekte.

Hastalık ve hastalığın tedavisi sosyal hayatı ve iş hayatını nasıl etkiler?

Genellikle SLE’nin tedavisinde eğer merkezi sinir sistemi ve beyin tutulmaları görülmüyorsa ve ataklar hayati tehlike arz eden bir durumda değilse kişinin rutin hayatında bir olumsuzluk meydana gelmez. Ancak ağır veya hafif lupus türü fark etmeksizin, kişinin uzun süre güneş ışığına maruz kaldığı, uzun süre fiziksel aktivite göstererek yorulduğu ve stres altında kaldığı iş ve sosyal ortamdan uzaklaşması lupusun tedavisinin etkinliği için kritik bir faktördür. SLE hastası olan kişilerin ele aldığımız bu üç faktörden uzak olduğu sosyal ortamlar ve iş ortamları sakıncasızdır ve olumsuz etkilenmez.

Hastalığın sebep olduğu depresyona karşı uzmanlar antidepresan öneriyorlar mı?

Lupus hastalarında sıklıkla karşılaşılan depresif ruh haline karşı antidepresan kullanımı genellikle önerilmez. Çünkü lupus tedavisi sürecinde kişi hali hazırda geniş bir yan etki listesine sahip ilaç kullanımına başlamıştır ve buna ek olarak bir antidepresanın vücuda dahil olması çok faydalı bir profil yaratmayacaktır. Öte yandan antidepresanların kullanımına başlanılan ilk 4-6 haftalık periyodda genellikle kişide daha yoğun bir depresif ruh hali görülür. Bu antidepresanların bilinen ve yaygın yan etkisidir. Bu depresiflik etkisi, lupus ile gelen depresyona eklendiğinde kişi kendisini bir çıkmazda bulabilir ve iyileşme süreci olumsuz önde ilerleyebilir. Kişinin bu dönemde ihtiyacı olan en güçlü antidepresan kendi sosyal çevresi ve kendisi ile barışıklığıdır.

Hastalığın hayati tehlikesi var mı?

Hafif seyreden lupus hastalığında hayati tehlike genellikle söz konusu olmaz ancak ağır ataklarla, beyin, böbrek ve merkezi sinir sistemi tutulmaları ile seyreden lupus hastalığında tedavinin uygulanmaması hastalığın ileri boyutlara gelmesine ve hayati tehlike yaratmasına sebep olabilir.

Hastalığın tedavisi evde uygulanabilir mi?

Lupus, tahlil ve tetkiklerle yoğun olarak izlenmesi ve gelişim süreci takip edilmesi gereken bir hastalıktır. Bu nedenle doktor kontrolünde tedavisi, hastalığın tekrarlamaması ve etkin bir biçimde baskılanması gerekir.

Lupus hastası sağlıklı bir kişi gibi yaşayabilir mi?

Lupus hastalığı eğer sinir sistemini, beyni, kalbi büyük bir tutulma ile deforme etmiyorsa ve böyle bir risk yoksa genellikle kişi hayatına sağlıklı bir birey olarak devam eder. Tedavinin tamamlanmasının ardından ciltte lezyon, organlarda leke gibi problemler baş gösteriyor olsa dahi bu kişinin psikolojisini etkilememeli ve sağlıklı bir biçimde yaşamına devam etmelidir. Öte yandan lupusun ataklarının tekrarlamaması, hastalığın ilerlememesi ve iyileşmenin etkin bir şekilde gerçekleşmesi için kişinin gerçekten bu sağlıklı birey psikolojisi ile hayatını devam ettirmesi çok önemlidir. Zira stres ve anksiyeteye neden olan asosyallik problemleri lupusun yeniden alevlenmesine ve hastalığın ilerlemesine neden olabilir. Kişinin hayattan kopmaması için desteklenmesi de gerekir.