Kolon (Bağırsak) Kanseri

Kolon (Bağırsak) Kanseri
Kolon (Bağırsak) Kanseri

 

Kanser çok uzun zamandır bilinen bir hastalık olmasına ve ilk bulguları milattan önce yapılmasına rağmen günümüzün en çok ölüme sebep olan hastalıklarından birisi konumuna yükseldi. Bu yükselişin ve toplum üzerindeki görülme sıklığının artmasının belli başlı bazı sebepleri bulunmakta. Kanserin oldukça fazla türü bulunmaktadır. Esasen hepsinin altında yatan sebep aynı olmakla birlikte bölgeye göre değişen bazı belirtiler ve tedavi yöntemleri bulunmaktadır.

İnsanlığın kanserle olan mücadelesi oldukça uzun bir süreyi kapsar. İlk teşhisinin yapılmasından sonra gerek medikal gerekse de alternatif tıp yöntemleri ile hastalığa müdahale edilmeye çalışılmıştır. Hastalığı ortaya çıkaran sebebin mikroskobik boyutta olması, yapılan müdahalelerin boşa gitmesine sebep olmuştur.

Kanserin ortaya çıkmasını sağlayan temel unsur hücre yapısında meydana gelen beklenmedik bozulmadır. Bilindiği gibi hücreler insanın en küçük yapı taşıdır. Bu yapı taşının davranış biçimi çekirdeğinde bulunan DNA sarmalına kodlanmış durumdadır. Hücrenin hangi görevi üstleneceği, bölünme sıklığının ne olacağı ve hangi durumlarda bölüneceği gibi. DNA yapısına çeşitli çevresel etmenlerin zarar vermesi durumunda kodlanan veri bozulmaktadır. Hücre çekirdeğinde DNA sınırsız olarak bölünmeye başlayıp, bulunduğu bölgede kendisiyle aynı soruna sahip hücreler oluşturmaya başlamaktadır. İster kolon kanseri olsun ister kan kanseri isterse de akciğer kanseri; tüm kanser türlerinin altında yatan sebep sağlıklı hücrelerin DNA’larının bozularak sınırsız şekilde bölünmeye başlamasıdır.

Kanserin geçmişe oranla günümüzde daha çok ortaya çıkıyor olmasının altında değişen beslenme alışkanlıkları, şehir yaşamı, endüstriyel gıda, radyasyona maruz kalma oranının artması gibi sebepler yatmaktadır. Bunların hepsi zaman içerisinde hücre yapısının değişmesine sebep olmakta ve kanseri doğurmaktadır.

Bu kadar cana mal olan hastalığa karşı yüzde yüz sonuç verecek tedavi yöntemleri henüz geliştirilebilmiş değildir. Kolon kanseri, diğer kanser türlerine göre daha izole bir alanda gerçekleştiği için tedavisi cerrahi yöntemler ile daha kolay olmaktadır.

İnceleyen ve onaylayan: Op. Dr. Mehmet Toprak

Kolon (Bağırsak) Kanseri Hakkında

Bilindiği üzere insan bedeni sistemler bütünüdür. Kalın bağırsakta bu sistemler arasından sindirim sisteminin parçası olarak görevlerini yerine getirir. Yemek borusu ile başlayıp anüsten çıkışla son bulan bu sistemin en önemli parçalarından birisi kalın bağırsaktır.

Kolon kanserinin anlaşılabilmesi için kolon kanserinin ortaya çıktığı bölgenin fiziki yapısının ve görevlerinin anlaşılması gerekmektedir. Böylece hastalığı ortaya çıkaran sebeplerin de daha iyi idrak edilebilmesi söz konusu olacaktır. Kolon, kalın bağırsağın tıp dilindeki adıdır. Kalın bağırsak ince bağırsak ile anüs arasındaki bağlantıyı sağlayan yapıdır. Amacı, mide ve ince bağırsaktan geçerek süzülen dışkının su bakımından arındırılmasıdır. Yani oldukça sulu şekilde buraya gelen dışkı, kalın bağırsaktaki yapılar tarafından suyundan arındırılır ve alınan su vücuda karışır. Kalın bağırsak dışkıdan suyu çekerken hepsini çekmez. Dışkının üzerinde yaklaşık olarak iki yüz ile iki yüz elli mililitre civarında su bırakır.

Kalın bağırsağın görevi vücuda su kazandırmaktır. Bunun yapmak için de ince bağırsak ile anüsü yaklaşık bir buçuk metrelik uzunluğu ile birbirine bağlar. Ters U biçimde karaciğerle yakın temas kuracak şekilde konumlanmıştır. Zaten kolon kanserlerinin ileri evrelerinde de metastaz durumu genelde karaciğer ile gerçekleşmektedir. Metastazın karaciğer ile gerçekleşmesinin temel sebebi de kalın bağırsağın şekliyle alakalıdır.

Kolon yani kalın bağırsak iki farklı yapıdan oluşur. Bunlara inici ve çıkıcı kalın bağırsaklar adı verilir. Çıkan kolon sağ; inen kolon ise sol olarak adlandırılır. İkisinin fiziki olarak birbirinden farklılık göstermesi olası bir kolon kanseri durumunda ortaya çıkacak belirtileri tamamen değiştirmektedir. Ayrıca yine fiziki yapıya bağlı olarak kanserin ortaya çıkma ihtimali değişmektedir.

Kolon Kanseri Nedir

Kolon kanseri, kolonlar üzerinde gelişen kanserlere verilen isimdir. Her kanserde olduğu gibi kolon kanserlerinde de altta yatan temel sebep kontrolsüz hücre çoğalmasıdır. Bu kontrolsüz hücre çoğalması kalın bağırsakta kendini polipler şeklinde gösterir. Sanıldığının aksine kalın bağırsağın kanserli yapıları ortaya çıkarmasında dışkı geçişinin etkisi yoktur. Beslenme alışkanlıklarının ise dolaylı yoldan ilgisi bulunur.

Kolon kanseri, kalın bağırsağı içten örten tabakayı oluşturan hücrelerden oluşur. İnsanların yakalanma sıklığı incelendiğinde Dünya’da ilk beş kanser türü arasında bulunur. Yaklaşık olarak her yıl bir milyon kişi kolon kanserine yakalanmaktadır. Erken teşhis mümkün olursa kanser tamamen tedavi edilmekte; erken teşhisin olmadığı durumlarda ise ani ölümler gerçekleşmektedir. Oransal olarak ortalama bir ömür boyunca her insanın kolon kanserine yakalanma riski yüzde dörttür.

Kolon kanserinin, diğer kanser türlerini de içine alacak şekilde birçok sebebi bulunur. Tam olarak bu sebepler kesinleştirilemese de genetik yani kalıtsal sebeplerin kolon kanseri oluşumunda büyük rol oynadığı bilinmektedir. Kansere sebep açan diğer durumlar olmasa dahi kalıtsal yatkınlıktan dolayı kolonların içerisinde polip oluşumları gözlenebilmektedir.

Her insanın kalın bağırsağında polip oluşma ihtimali bulunur. Oluşan her polip yapısının kansere dönüşmesi söz konusu değildir. Oluşan polip yapısının yapısı, kanser oluşumunda önemli bir etmendir. En tehlikeli polip yapılarında dahi kanserin ortaya çıkma ihtimali yüzde yirmi olarak hesaplanmaktadır. Gelişen polip yapıları ilk evrelerde yalnızca kalın bağırsağın içine doğru büyüme gösterirler. Bu evrede şüphe üzerine çeşitli testler uygulanmaz, hastalık oldukça az belirti verdiğinden dolayı tedavi için geç kalınmış olabilir. Geç dönem kalın bağırsak polipleri büyüme yönlerini kalın bağırsak dışına çevirerek lenf bezlerine ve diğer organlara doğru yönelirler.

Sonuç olarak kolon kanseri oldukça tehlikeli ve sinsi bir kanser türüdür. Erken evrelerinde cerrahi yöntemlerle ve destekleyici ilaç tedavileriyle ortadan kaldırılmaları çok kolay olsa da hastaların bilinçsizliği ve hastaneye başvurmamaları yüzünden geç dönem teşhisleri mümkün olmaktadır. İnsanların hastaneye başvurmamasının temel sebebi de kolonoskopi korkusudur.

İstatistiksel olarak incelendiğinde kolon kanserinin, dışkının katı olduğu sol kolonda daha çok ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Bu bölgenin çapının düşük olması, suyla temasının az olması gibi sebepler bu duruma temel oluşturmaktadır. Ayrıca belirtiler açısından incelendiğinde kolon kanseri ile basur sıkça karıştırılmaktadır.

Kolon Kanserinin Evreleri

Kolon kanserinde evreler detaylı olarak dörde ayrılsa da evrelerdeki kanser davranışı bakımından ikiye ayrılmaktadır. Bu gruplamanın ilk kısmında birinci ve ikinci evre; ikinci kısmında ise üçüncü ve dördüncü evre gelmektedir. İlk grup kanserin başlangıç aşamasını ve erken teşhisi; ikinci grup ise kanserin ileri evresini ve geç teşhisi ifade etmektedir. İki grup evrenin de tedavi yöntemleri, bu tedavilere verdikleri cevaplar ile tedavi edilmedikleri takdirde ortaya çıkardığı belirtiler değişmektedir.

Evre 1 ve Evre 2

Bu iki evre kolon kanserinin başlangıç aşamasını temsil etmektedir. Genel olarak kolon kanseri oldukça az belirti veren bir kanser türüdür. Başlangıç evresinde olan kolon kanseri de minimum düzeyde belirtiyi ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca basur gibi bağırsak hastalıklarıyla kolayca karıştırılabilir durumdadır. Bu evrede hastanın bilinç seviyesinin yüksek olması ve en ufak belirtide doktora başvurması oldukça önemlidir.

İlk iki evrenin tedavisinde doğrudan cerrahi yöntem kullanılır. Tümör yapısı henüz küçük polip görünümünde olduğu ve etrafa yayılmaya başlamadığı için kolonoskopi ile bölgeden alınması oldukça kolaydır. Oldukça ufak olmasından dolayı etrafa sıçrama riski de göstermediği hesaba katılarak cerrahi müdahaleden sonra ilaç tedavisi uygulanmaz. Bu evrelerde yapılan kolon kanseri tedavisi sayesinde hastalığın tedavi edilmesinin yanı sıra tekrar etme riski de büyük oranda ortadan kaldırılır.

Evre 3 ve Evre 4

Evre üç görece erken teşhis imkanı sunmasına rağmen geç kalınması halinde büyük sorunlarla karşılaşılması mümkündür. Kolon kanseri üçüncü evrede artık ufak bir polip görünümünden çok, bulunduğu kolon bölgesini tıkayacak boyuta gelmiş durumdadır. Kalın bağırsak içerisindeki gelişme alanı azaldığından dolayı lenf bezlerine doğru harekete geçmiş durumdadır. Yani metastaz imkanı oldukça yüksektir. Ayrıca kalın bağırsağın karaciğere zirve yaptığı noktaya yakın bir noktada ise doğrudan başka bir organa sıçrama imkanı da vardır.

Üçüncü evrenin tedavisi de cerrahi olmakla birlikte operasyon sırasında tüm kanserli hücrelerin temizlenememesi ihtimaline karşı operasyondan sonra kemoterapi tedavisi uygulanır. Uygulanan kemoterapi tedavisi sayesinde kanserli hücrelerin tamamının ortadan kaldırılması amaçlanır. Ayrıca üçüncü evreden sonra kanserin tekrarlama riski bulunmaktadır. Tekrarlama riskinden dolayı üçüncü evrede cerrahi müdahale geçirenlerin en geç altı ayda bir olacak şekilde düzenli kontrol yaptırması gereklidir.

Dördüncü evre kolon kanserinin erişebileceği son evredir. Bu evrede olan kolon kanserlerinin metastaz yaptığı varsayılır. Genelde ilk metastaz yapılan alan lenf bezleri olmakla birlikte karaciğer de ihtimal dahilindedir. Karaciğerin kolon kanserinden ilk etkilenen organ olmasının temel sebebi kolon kanseri ile komşu olmasıdır. Dördüncü evre kolon kanserlerinin tedavisinde doğrudan ilaçlı yöntemler kullanılmaktadır. Günümüzde gelişen kanser tedavisi yöntemleri sayesinde doğrudan kanseri yok edecek ilaçlar kullanılmakta; sağlıklı hücrelerin alınan ilaçlardan zarar görmesinin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

Kalın Bağırsakta Görülen Kanser Türleri

Kalın bağırsak üzerinde görülen kanserlerin tamamı esasen kolon kanseri olarak ifade edilebilse de tıbbi sınıflandırma açısından iki bölümde kolon kanserleri incelenir. Bunların ortaya çıkış sebepleri açısından ve tedavi yöntemleri açısından bir fark bulunmamakla beraber incelemenin kolaylaştırılması açısından böyle bir sınıflandırılmaya gidilmiştir. Bilindiği üzere ince bağırsak ile anüs arasındaki bağlantı yaklaşık bir buçuk metre boyu olan kalın bağırsakla sağlanır. Kalın bağırsak fonksiyonunu yerine getirirken kullandığı araçlar bakımından ikiye ayrılır. Bunlardan birincisi sağ ikincisi ise sol kolondur. İki kolon arasında kanserin ortaya çıkma sıklığı açısından fark bulunur. Bunun temel sebebi de sol bölgenin, sağ bölgeye göre daha kuru bir dışkı yapısı ile muhatap oluyor olmasıdır.

İncele kolaylığını sağlamak açısından ince bağırsaktan itibaren yaklaşık olarak yüzde yetmişlik kesimde görülen kanserlere kolon kanseri; sonrasında yani anüse yakın bölgede görülen kanserlere ise rektum kanseri adı verilmektedir. Rektum, kalın bağırsağın anüs kanalına açılan kısmına verilen isimdir ve oldukça kısıtlı bir alanı ifade eder.

Rektum kanserleri kolon kanserlerinin yaklaşık olarak beşte birini oluşturmaktadır. Yani oransal olarak oldukça fazla vakanın ortaya çıktığı kanser türlerinden veya sınıflandırmalarından birisi olarak kolayca kabul edilebilir. Rektum bölgesinde ortaya çıkan kanserlerin oluşma sebeplerine göre üçe ayrılması söz konusudur: lenfoma, karsinoid tümör ve adenokarsinom.

Kolon (Bağırsak) Kanseri Nedenleri

Kolon kanserinin oluşmasını sağlayan poliplerin ortaya çıkış sebepleri tam olarak bilinmemektedir. Kalın bağırsağın yani kolonun iç yapısını kaplayan doku hücrelerinde meydana gelen DNA değişiminin sebebi tam olarak bulunamadığı için hedeflenmiş tedavi yöntemleri de yüzde yüz başarı ile uygulanamaz. Ancak sebeplerin tam olarak belirlenemiyor oluşu, hastalığı ortadan kaldıracak yöntemlerin de bulunamadığı anlamına gelmemektedir. Diğer kanser türlerinden edinilen tecrübeler ışığında kolon kanserinin sebepleri üzerine oldukça sağlam tahminler yürütülmektedir. Her ne kadar neden polip oluşumu gibi görülse de hastalığın incelenmesi aşamasında daha derine inmek önemlidir. Poliplerin ortaya çıkmasına sebep olan DNA yapısındaki bozukluğun araştırılması gerekmektedir.

Genel olarak kolon kanserini ortaya çıkaran üç sebepten bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi hastanın aile geçmişinde kolon kanseri olması. İkincisi çevresel faktörler; üçüncüsü ise kimyasal maddelerdir. Hepsinin ortak paydası ya doğuştan DNA yapısının bozuk olmasını sağlamaları ya da sonradan bu yapıyı bozmalarıdır. Bozulma hangi sebepten olursa olsun hücreler kontrolsüz olarak bölünerek tümörleri meydana getirmektedir.

Kolon Kanserinin Ortaya Çıkmasında Kalıtsal (Genetik) Nedenler

Kişinin ailesinin tıbbi geçmişinde kolon kanserinin bulunması kişiyi doğrudan doğruya kolon kanseri risk grubu içerisine sokmaktadır. Böyle bireylerde bağırsağın iç yapısını oluşturan tabakadaki hücrelerin DNA yapıları doğumdan itibaren bozuktur. Çeşitli diğer faktörlerinde buna eklemlenmesiyle otuzlu yaşlardan sonra kolon kanserinin ortaya çıkma riski oldukça yüksektir. Genetik sebeplerle gelişen kolon kanserlerini ortaya çıkmadan engellemek için yapılacak herhangi bir tedavi bulunmaz. Ayrıca erken teşhis edilip tedavi edilseler dahi tekrarlama riskleri her zaman bulunmaktadır.

Ortaya çıkış sebepleri açısından tüm kolon ve rektum kanserleri arasında en tehlikeli olanı genetik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan kolon kanserleridir. Eğer bilinçsiz bir hasta var ise erken teşhisleri dahi mümkün olmamaktadır. Erken teşhis edilip ufak polip halindeyken tedavi edilseler dahi sonra başka bir bölgeden tekrar ortaya çıkabilmektedirler.

Kolon Kanserinin Oluşumunda Çevresel Nedenler

Kolon kanseri, diğer tüm kanserlerde olduğu gibi genetik faktörler kadar çevresel faktörlere bağlı olarak da gelişebilir. Çevresel faktörlere müdahale etmek bir nebze hastanın elinde bulunsa da genelde hastalık teşhis edilene kadar belirli bir bilinç seviyesi oluşmadığından dolayı hastanın, çevresel faktörler üzerinde oldukça etkisiz kaldığını söylemek mümkündür.

Tüm kanser türleri gibi ilk çevresel faktör şehir yaşamı ve şehir yaşamının getirdiği zorluklar ile bunlara bağlı olarak gelişen strestir. Stres seviyesi kişinin hormonları üzerinde değiştirici etkiye sahiptir. Hormonlar da hücre davranışları başta olmak üzere vücudun birçok fonksiyonunu düzenlemekle görevli yapılardır. Bu yapılarda meydana gelen değişiklikler doğrudan doğruya kanser gibi hastalıklara sebep olabilmektedir. Ayrıca şehir yaşamındaki sıkışmışlık hissi ile doğal besinlere ulaşamama durumu da kolon kanseri üzerinde doğrudan etki etmektedir.

Bilindiği üzere beslenme zaman içerisinde vücudu değiştirmektedir. Tüketilen besinlerin sağlıklı olup olmaması oldukça önemlidir. Endüstriyel gıda halini almış besinlerin çokça tüketilmesi özellikle sindirim sistemi üzerinde yıkıcı etkilere sebep olmaktadır. Günümüzde bu yıkıcı etkilerden çok karşılaşılanı şüphesiz kolon kanseridir. Besinler dışkı haline getirilirken kalın bağırsaktan geçmekte; bu geçiş sırasında sindirilemeyen kimyasallarını kalın bağırsağın iç yüzeyindeki tabakaya temas ettirmekte ve bu tabakadaki hücrelerin DNA boyutunda değişime uğramasına sebep olmaktadır. Yani beslenmenin kolon kanseri oluşum sebepleri içerisinde başı çektiğini söylemek oldukça makuldür.

Yirminci yüzyılın başından başlayıp günümüze kadar gelen süreçte insanları hücre boyutunda etkileyen bir diğer faktör de radyasyondur. Bilişim çağı beraberinde yüksek radyasyonu getirmiştir. Cep telefonları, bilgisayarlar başta olmak üzere tüm elektronik cihazların belirli bir radyasyon yayması söz konusudur. Bu radyasyon insan bedeninden sekmediği, içinden geçtiği için hücreler zamanla DNA seviyesinde bozulmalara uğrayarak kontrolsüz olarak çoğalmaya başlamaktadır. Daha çok diğer kanser türlerini ortaya çıkarsa da genetik yatkınlığı bulunanlarda kolon kanserini de bu durum doğrudan ortaya çıkarabilmektedir.

Kolon (Bağırsak) Kanseri Belirtileri

Kolon kanseri, diğer tüm kanser türleri arasında en az belirtiyi veren kanser türüdür. Esasen birçok belirtiyi ortaya çıkarıyor olmasına rağmen vücudun en hassas bölgelerinden birini ilgilendiriyor olmasından dolayı çoğu zaman diğer hastalıklarla ve uzun süreli reaksiyonlarla karıştırılmaktadır. Sindirim sistemi dışarıdan gelen etkilere oldukça açık olduğu için, besin tüketimiyle beraber ortaya bazı reaksiyonlar çıkabilir. Bu reaksiyonların çoğu geçici olmasına rağmen bazıları kalıcıdır. Kalıcı reaksiyonlarla kolon kanserinin belirtileri arasında benzerlik olmasından dolayı, kolon kanseri olan bir kişi doktora kolon kanseri şüphesiyle başvurmamaktadır.

Dünya üzerinde kansere yakalanma oranları incelendiğinde ve devamında kanserden ölüm oranları incelendiğinde kolon kanserinin oldukça üst sıralarda yer aldığı görülecektir. Erken teşhis edildiği takdirde oldukça kolay tedavi edilen bir kanser türünden bu kadar insanın ölüyor olmasının altında yatan sebep de belirtilerin oldukça sinsi olmasıdır. Kolon kanseri ufak belirtiler verebileceği gibi gayet ağır ve doğrudan fark edilebilir belirtiler de verebilir. Ya da bunun tam tersine bağırsak düğümleninceye veya kanserin daha ağır bir belirtisi ortaya çıkıncaya kadar hiç belirti vermeyebilir. Ancak bu konuda bilinçli ve makaleler okumuş bireyler belirtileri fark ettikleri anda kolon kanseri şüphesiyle doktora başvurmaktadır.

Kolon kanserinin sorunsuz ve tekrar etmeyecek şekilde tedavi edilmesinin tek yolu erken teşhistir. Erken teşhis sayesinde hangi sebepten ortaya çıkarsa çıksın (genetik faktörler kısmen bu durumun dışında kalmaktadır) kolon kanseri kolayca tedavi edilebilmektedir. Belirtiler de erken teşhisin yapılabilmesi için hayati önem taşımaktadır. Hastaların yapması gereken şey, kolon kanseri belirtilerini kendilerinde aramaktır. Şüphenin giderilmesi için de özellikle risk grubu içerisinde yer alan hastaların düzenli kontrollerini yaptırması gerekmektedir.

Belirtilerin ortaya çıkmasında kanserin hangi bölgede yayılım gösterdiği ile bulunduğu evre oldukça önemlidir. Kolon kanserlerinin büyük bir bölümü sol kolonda görülür. Ayrıca bir kısmı da rektuma yakın bölgede görüldüğü için rektum kanseri olarak adlandırılır. Bulunduğu bölgeye göre kabızlık, ishal, bağırsak düğümlenmesi, metastaz gibi etkiler ortaya çıkartır. Evre ile metastaz durumu arasında yani kanserli hücrelerin lenf bezleri ile yakın organlara (başta karaciğer olmak üzere) sıçraması arasında yakın ilişki bulunmaktadır. Genelde ilk iki evredeki kanserlerde polip kalın bağırsağın içine doğru büyüme göstermektedir.

Sol Kolonun Tıkanması

Bilindiği üzere kalın bağırsak iki yapıdan oluşur. Bunlardan birincisi sağ kolon; ikincisi ise sol kolondur. Kalın bağırsak yani kolon kanserlerinin büyük bir bölümü sol kolonda görülmektedir. Sol kolon, sağ kolona göre çap açısından daha dardır. Bu durum kolon kanserinin etkilerinin sol kolon üzerinde daha ölümcül sonuçlar doğurmasına sebep olmaktadır. Normalde ilk iki evrede kalın bağırsak içine doğru büyüyen polip; yine aynı davranışı sergiliyor olmasına rağmen, sol kolonun çapının düşük olmasından dolayı tıkanmasına sebep olur. Sol kolonun tıkanmasının dışkılama üzerindeki etkisi ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bağırsak düğümlenmesi şeklinde bir durum halinde acil müdahale gerekmektedir. Sol kolon düğümlenmesi ancak ve ancak kolon kanserinin belirti vermeden ilerlediği durumlarda olmaktadır.

Karın Bölgesinde Ağrı ve Dolgunluk Hissi

Karın bölgesinin büyük bir bölümü bağırsaklar kaplamaktadır. Karın boşluğunu dolduran bu yapılar üzerinde meydana gelen reaksiyonlar ağrı, acı, şişkinlik, gaz gibi etkilerle kendini göstermektedir. Ayrıca tıkanma gibi durumlarda da sürekli dışkılama isteği gelmektedir. Her ne sebeple olursa olsun bu gibi hislerin ortaya çıkmasının altın kolon kanseri aranmalıdır. İstatistiksel veriler de incelendiğinde görülecektir ki her yirmi beş kişiden bir tanesi ömrü boyunca kolon kanserine yakalanma riski taşımaktadır. Gaz, ağrı, şişkinlik, dolgunluk, kitle gibi durumların fark edilmesi kronik başka bir sorun da olabileceği gibi, ihtimaller dahilinde kolon kanserini de işaret edebilmektedir.

Kolon kanserinin özellikle sol kolonda gelişmesi halinde, tıkanma gibi ağır sonuçlu etkilerin oluşmasından önce ağrı ve beraberinde hafif dolgunluk hissi hastada oluşmaktadır. Ağrının mahiyeti şiddetlenmemekte belirli bir seviyede seyrini sürdürmektedir. Aynı zamanda özellikle kanalın polip tarafından darlaştırılmasından ötürü dolgunluk hissi sürekli olarak hissedilmektedir. Kolon kanserlerinde görülen en net belirtilerden bir tanesi de tam olarak budur.

Kolon Kanserinde Kabızlık ve İshal

Kalın bağırsak ince bağırsak ile anüs bağlantısını sağlayan, besinlerin içindeki suyun ve yararlı maddelerin emilerek kana karışmasını; doğal olarak vücudun beslenmesini görev edinen oldukça kritik bir organdır. Bu organ dışkıyı içerisinde anüse doğru geçirirken, dışkının içerisinde belirli bir miktar su bırakacak şekilde kalan suyun tamamını emmekle görevlidir. Yani dışkıya katı formunun verildiği bölge tam olarak burasıdır. Ortalama olarak dışkılama başına iki yüz mililitre su bırakılacak şekilde bu işlem sürekli olarak gerçekleştirilir.

Kalın bağırsağın iç dokusunu kaplayan hücrelerde gelişen kanser hücreleri daha öncesinde bu görevi yapan sağlıklı hücreleri ortadan kaldırdığı veya üzerini kapattığı için ilgili işlev sağlıklı olarak yerine getirilemez. Su ya çok emilir ya da hiç emilmez. Çok emildiğinde dışkı inanılmaz derecede katılaşarak anüsten çıkamaz hale gelir. Bu durum kabızlık olarak adlandırılır. Kabızlığa sebep olan birçok hastalık ve etmen bulunmasına rağmen, kabız olan birinin eğer sebebi açıklanamıyorsa mutlaka kolon kanserinden şüphelenmesi gerekmektedir.

Suyun hiç emilmemesi de yine hücrelerin işlerini yapmaması anlamına geldiğinden dolayı bir fonksiyon bozukluğu olarak adlandırılır. Bu durumda dışkı katı forma geçemez ve ishal oluşur. İshal oluşumunun da altında mutlaka kolon kanseri şüphesi aranmalıdır.

Bazı besinlerin de doğrudan kabızlığa veya ishale sebep olmasından dolayı, kronik kabızlık halinde veya bir şekilde kabızlığın veya ishalin sebebi anlaşılamadığında kolon kanseri şüphesiyle doktora başvurulmalıdır.

Anüsten (Makattan) Kan Gelmesi

Kolon kanserinin verdiği en net belirtilerden bir tanesi anüsten yani makattan kan gelmesidir. Bu kan koyu renkli olur. Ayrıca gizli şekilde veya açık şekilde olabilir. Yani dışkıladıktan sonra hasta tarafından kolayca fark edilen veya ancak test ile fark edilebilen şeklinde ikiye ayrılır. Esasen makattan kan gelmesi ileri evre belirtilerden bir tanesidir. Poliplerin dışkılama esnasında yırtılması ile gerçekleşir. Kanamanın hastalar tarafından fark edilmesi kolay değildir. İleri evre belirtilerinden olması dolayısıyla da uzun süre devam etme ihtimali bulunur. Uzun süre bu şekilde devam edilmesi halinde hastada kolon kanserine ek olarak anemi, baş dönmesi, halsizlik, sürekli yorgunluk, el ve ayaklarda üşüme gibi kansızlığa bazı belirtilerde gözlenebilir.

Kolon Kanserinde Dışkılama ile İlgili Problemler

Kalın bağırsak doğrudan dışkılamayı ilgilendiren bir organdır. Bu organda kolon kanserine bağlı veya değil ortaya çıkan herhangi bir reaksiyon, dışkılama üzerinde etkiler oluşturur. Örneğin basur oluşması halinde dışkılamanın acılı hale gelmesi söz konusu olabilmektedir. Kolon kanseri de doğrudan doğruya kalın bağırsağı bir bütün olarak ilgilendirdiğinden dolayı, ortaya çıkması halinde dışkı ve dışkılama üzerinde fark edilebilir bazı etkiler oluşturur. Bilinçli birisinin bu etkileri gözlemleyerek kolon kanseri şüphesiyle doktora başvurması gerekmektedir.

Bilindiği üzere kolon kanserinin geliştiği alan kalın bağırsaktır. İnceleme kolaylığı ve istatistiksel analizlerin daha doğru yapılabilmesi için kalın bağırsak bir bütün olarak değil; üç parça olarak sınıflandırılmaktadır. Sağ kolon, sol kolon ve rektum. Sağ kolon, sol kolona göre daha az kanserin görüldüğü bölgedir. Rektum kanserleri de tüm kolon kanserlerinin beşte birini oluşturmaktadır. Yani sol kolon tüm kolon kanserleri içerisinde en çok oluşumun görüldüğü bölgedir. Bu bölgenin çapının küçük olmasından ve polip tarafından da bir miktar tıkandığı göz önüne alınarak; dışkı üzerinde etki oluşturması beklenir. Dışkı sağ kolondan sol kolona geçtikten sonra katı formunu alır. Bu form alma esnasında kanalın oldukça dar olmasından dolayı dışkı ince uzun bir form alır. Yani kolon kanseri dışkıyı ince uzun hale getirir.

İkinci belirti ise dışkılama düzeninin değişmesidir. Doğru ve sağlıklı beslenen insanların günde en az bir kere dışkılaması beklenir. Bu doğal düzen tüketilen besinler, uyku düzeni ve stres gibi durumlara bağlı olarak değişse de zamanla tekrar dengesini bulur. Kolon kanseri olan hastalarda ise bu düzen oldukça sorunludur. Hem gün içerisindeki dışkılama vakti olarak hem de dışkılama hissi olarak. Doğru beslenilmesine rağmen günde en az bir kez dışkılama kuralının dışına çıkan hasta hiç dışkılamayabilir. Ayrıca yeni dışkılamış olmasına rağmen anında tekrar dışkılama hissi oluşabilir. Bu hissin oluşmasının sebebi sol kolonun polip tarafından dolgun tutulmasıdır. Bölgedeki reseptörler dışkı çıkışı olduğunu zannederek beyine haber vermektedir.

Ayrıca bağırsakların düzensiz çalışmasından dolayı aşırı gaz oluşumu gözlenebilir. Bazı besinler bu durumun altyapısını oluştursa da kolon kanserinin varlığı durumunda sebepsiz yere aşırı gaz oluşumu görülebilir. Son olarak tüm bu dışkılama düzenine bağlı olarak ve kanserin doğal belirtisi olarak zaman içerisinde aşırı kilo kaybı gözlenebilir. Hastaların tüm bunlara dikkat ederek gerektiği durumlarda doktora başvurması oldukça önemlidir.

Kolon (Bağırsak) Kanseri Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Kolon kanserinde, diğer tüm kanser türlerinde olduğu gibi erken teşhis oldukça önemlidir. Kolon kanserinin olabildiğince az zararla, tekrarlama riski olmadan tedavi edilebilmesinin anahtarı tanı ve teşhis yöntemlerinin efektif kullanımından geçmektedir. Kolon kanseri sindirim sistemini ve bunun yan ürünü olan dışkıyı, dışkılamayı etkileyen oldukça ölümcül bir kanser türüdür. Kolayca tedavi edilebiliyor olması kolon kanserinin ölümcül olmadığı anlamına gelmemektedir.

Bir bütün olarak sindirim sistemini etkiliyor olması, yapılacak testlerin de bu mahiyette gelişmesini sağlamıştır. Ayrıca görüntüleme tekniklerinden, dışkı analizi kadar yararlanılır. Kesin sonucu ortaya koyan ve gerektiğinde doğrudan poliplere müdahale edilmesine imkan tanıyan yöntem ise kolonoskopidir.

Dışkının Analiz Edilmesi

Kolon kanseri sindirim sisteminin kalın bağırsak bölgesinde yerleştiği için bu bölgeden geçen dışkı üzerinde çeşitli etkiler oluşturur. Bu etkiler laboratuvar ortamında yapılan testlerle kolayca gözlemlenebilir. Kolon kanserinin dışkı üzerinde oluşturduğu görülebilen ilk etki dışkının ince uzun olmasıdır. Bunun sebebi sol kolondaki genişliğin oldukça azalmış olmasıdır. İkinci durum hasta tarafından da görülebilen açık kanamadır. Makattan gelen kanama dışkıya da sirayet eder. Hasta tarafından görülemeyen ancak test sırasında ortaya çıkabilen bir diğer durumsa gizli kanamadır. Bu durumda kalın bağırsağın içindeki hafif şiddetli kanama dışkıya nüfuz ederek koyu bir renk almasını sağlar. Bu durum hasta tarafından fark edilemez ancak testlerde ortaya çıkar. Bu duruma gizli kanama adı verilir. Yapılan testlerde bu durum varsa kolonoskopi ile şüphe netleştirilebilir.

Fiziki Muayene

Hastanın belirli şikayetlerle ve fark ettiği belirtilerle doktora başvurmasından sonra yapılacak ilk iş hastayla gerçekleştirilen sözlü mülakattır. Bu mülakatta hastanın tüm şikayetleri dinlenir ve kolon kanseri şüphesinin olup olmadığı araştırılır. Eğer sözlü mülakatın yönelimi kolon kanseri şüphesi ise fiziki muayeneye geçilir. Fiziki muayenede özellikle karnın sol bölgesinde kitle olup olmadığı el ile kontrol edilir. Hissedilir bir kitlenin ele gelmemesi halinde kanser şüphesinin ortadan tamamen kalktığı söylenemez. Hafif bir dolgunluk hissi dahi bu şüphenin sürmesi için oldukça yeterlidir. Sözlü mülakat ve fiziki muayene aşamasının tamamlanmasıyla eğer kanser şüphesi az da olsa devam ediyorsa hasta görüntüleme tekniklerinin kullanımı için ilgili yere sevk edilir.

Kolon Kanserinde Ultrason

Görüntüleme tekniklerinin en çok kullanılanı ultrasondur. Vücut içerisinde değişken yoğunluğa sahip kütlelerin gözlemlenmesinde sıkça kullanılan bu yöntem, kolon kanseri şüphesinin giderilmesi amacıyla da ilk tercih olarak kullanılır. Kolon kanserinin oluşmasının temel sebebi, kalın bağırsağın iç duvarını kaplayan doku hücrelerinde meydana gelen DNA bozulmaları olduğu için, bu bölgede kontrolsüz şekilde bölünen hücreler kalın bağırsağın dokusundan daha farklı bir yoğunluk oluşturur. Görüntüleme cihazında bu durum daha koyu renkli olarak belli olur. Kalın bağırsağın herhangi bir bölgesinde, diğer bölgelerine göre daha yoğun bir görüntü varsa büyük oranda kolon kanseri şüphesi doğrulanmış olur. Ancak bazı polipler kansere sebep olmadığı için polipten parça alınıp incelenmesi gerekir. Bunun içinde şüphelerin tam olarak giderilmesi amacıyla hastaya kolonoskopi uygulaması yapılır.

Kolon Kanserinde Kolonoskopi Kullanımı

Kolon kanserine dair şüphelerin ortadan kaldırılması için kullanılabilecek en gelişmiş ve kesin sonuçlu yöntem kolonoskopidir. Kolonoskopi hastaların oldukça korktuğu bir teknikmiş gibi görünmesine rağmen oldukça acısızdır. Daha çok erk kaynaklı sorunlar yüzünden yaptırmak istenmese de hayata mal olabilecek kolon kanserinin erken teşhisi için oldukça önemli bir yöntemdir.

Kolonoskopinin yapılabilmesi için yapılan testler ve ultrason sonucunun kolon kanseri şüphesini doğrular nitelikte olması gerekir. Şüpheleri açıklığa kavuşturmak için hastanın makatından makat içindeki bölgeye yani kalın bağırsağa müdahale imkanı da sunan kameralı ve ışıklı bir cihaz ile girilir. Kameradan izlenerek kalın bağırsak duvarlarındaki polip oluşumunun izleri aranır. Eğer polip veya polipe bağlı gelişen tümör yapısı varsa ya tamamen alınır ya da örnek alınarak incelenir.

Genelde rektum kanserleri için yapılan incelemelerde ilk yirmi santimetreye girileceği için herhangi bir hazırlık yapılmasına veya anesteziye ihtiyaç yoktur. Eğer kolon kanserine dair bulgular aranıyorsa, kanserin geliştiği asıl alan olan sol kolona girilmesi gerekmektedir. Bu durumda da hazırlığa veya anesteziye gerek yoktur. Ancak kolonoskopi ile kalın bağırsağın tamamının incelenmesi gerekiyorsa hastanın bir gün önceden hazırlanması ve incelemeden önce anestezi ile uyuşturulması gerekmektedir.

Hazırlık aşamasında hasta bir gün öncesi akşamında müshil içmekte; kalın bağırsağını dışkıdan tamamen temizlemektedir. Devamındaki günün erken saatlerinde ise kolonoskopiye girmektedir. Dışkıdan temizlenen kalın bağırsak duvarlarından daha iyi görüntü alınabilir. Ayrıca cihaz kalan dışkı artıklarını da çekebilmektedir. Gerektiği durumlarda bu cihazın içerisinden polip örneği alınabilir. Hatta kolon kanserine sebep olma ihtimali bulunan ufak polipler tamamen alınabilmektedir.

Hangi amaç için yapılıyorsa yapılsın kolonoskopi işleminden sonra hastalar direkt olarak sosyal yaşamlarına dönebilirler. Herhangi bir tahriş oluşmaması için cihaz hafif şiddetli hava üflemektedir.

Kolon (Bağırsak) Kanseri Risk Faktörleri

Kolon kanseri birçok farklı sebebe bağlı olarak gelişmektedir. Günümüzdeki yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, radyasyona maruz kalma oranı gibi kolayca değiştiremeyeceğimiz; değiştirmek istediğimizde toptan bir hayat değişikliği anlamına gelecek durumlar ile genetik faktörler başlıca sebepler olarak sayılmaktadır. Hastalığın risk grubunda olanların sürekli olarak kontrol yaptırmasında oldukça büyük fayda vardır. Bilindiği üzere kolon kanseri erken evrelerde teşhis edildiği takdirde oldukça kolay tedavi edilebilen bir kanser türüdür. Ancak risk grupları iyi anlaşılamaz ve kontroller yaptırılmazsa oldukça az belirti verdiğinden dolayı geç evrelerde fark edilebilir. Geç evrede fark edilen kolon kanserlerinin ölüme sebep olma oranı oldukça yüksektir.

Kolon Kanseri Oluşumunda Genetik Faktörler

Kişinin ailesinde kolon kanseri olması, kişinin de kolon kanserine yatkın olması anlamı taşımaktadır. Kanserin ortaya çıkış sebebi hücrenin davranış modelini belirleyen DNA yapısında bozukluk olduğundan ve DNA’da kalıtım yoluyla geçtiğinden dolayı, aile hikayesi ile kolon kanseri oluşumu arasında doğrudan ilişki bulunmaktadır. Ailesinde kolon kanseri bulunan kişilerin yirmili yaşlarından itibaren düzenli olarak kolonoskopi yaptırması ve eğer oluşursa erken evrede kanseri teşhis ettirmesi gerekmektedir.

Kolon Kanseri Oluşumunda Yaş Faktörü

Yaş ile kolon kanseri arasında doğru orantı bulunmaktadır. Kişinin yaşı ne kadar ilerlediyse kolon kanserine yakalanma riski o kadar artmaktadır. Günümüzde kritik sınır olarak elli yaş çizilmekle birlikte bu sayı git gide düşmektedir. Temel sebebi de şehirleşmeye bağlı stresli hayat ile endüstriyel gıda tüketiminin tavan yapmış olmasıdır. Günümüz için konuşacak olursak elli yaşını geçen kişilerin düzenli aralıklarla kontrol yaptırmasında kolon kanserinin erken teşhis edilmesi için büyük fayda vardır. Elli yaşından sonra ortaya çıkan kolon kanserlerinde evreler arası ilerleme daha hızlı olduğundan dolayı daha erken müdahale gerekmektedir.

Kolon Kanseri Oluşumunda Bağırsak İltihapları ve Diğer Hastalıklar

Çeşitli hastalıklar, bu hastalıklara bağlı iltihaplar ve çeşitli bakteriler bağırsak fonksiyonları üzerinde yıkıcı etkiler yapmaktadır. Bu durumdan dolayı kalın bağırsağın iç duvarını kaplayan dokudaki hücreler olumsuz etkilenmekte ve DNA’ları olumsuz yönde değişmektedir. Örneğin crohn hastalığı kolon kanserinin oluşmasında etkilidir. Aynı şekilde tüketilen besinlerden alınan toksik maddeler de en az bakteriler ve hastalıklar kadar etkilidir. Bunların ancak düzenli doktor kontrolü ile ortaya çıkarılması mümkündür.

Kolon Kanseri Oluşumunda Beslenme ve Obezite

Günümüzün şehir yaşamı beraberinde birçok sorunu getirmektedir. Bu sorunların başında da besin tüketiminin oldukça sağlıksız olması ve hareketsizlik gelmektedir. Bu iki temel sebep, kolon kanseri oluşumunun başlatıcılar arasında yer almaktadır. Kolon kanserine yakalanan bireylerin dağılımı incelendiğinde daha çok şehir bölgelerinde ikamet ettikleri görülmektedir.

Genel olarak fast-food tarzı beslenme, aşırı yağlı et tüketimi, lifli gıdalardan uzak durulması, tek tip beslenme gibi durumlar kalın bağırsak üzerindeki baskıyı artırmakta; az su tüketimi de sağlıksız beslenme sürecini tamamlamaktadır. Bu kadar yoğun baskı altında kanserli hücreler ortaya çıkmakta ve kolon kanseri oldukça hızlı şekilde yayılmaktadır.

Aynı zamanda obezite de hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenmeye bağlı olarak ortaya çıkıp ilerleyen dönemlerinde birçok hastalıkla beraber kolon kanserine de sebep olmaktadır. Yani şehirde stresli bir hayat yaşayan, hareketsiz bir işte çalışan, sağlıksız beslenen kişiler doğrudan doğruya kolon kanserinin risk grubu içerisinde yer almaktadır.

Sigara ve Alkol Kullanımı

Sigaranın kolon kanseri üzerindeki etkisi dolaylı yoldandır. Akciğer fonksiyonlarında meydana gelen yıpranma vücuttaki hücrelerin yeteri kadar ve sağlıklı oksijen alamamasına sebep olmaktadır. Ayrıca nikotin hücreler açısından yıkıcı etkilere sahiptir. Doğrudan doğruya hücre bazlı hastalık olarak ortaya çıkan kanser ile hücre üzerinde etkileri bulunan sigar arasında ilişki bulunmaktadır.

Alkolün ise kalın bağırsak mukozasını değiştirdiği bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Alkol doğrudan doğruya kolon kanserinin oluşumu için uygun ortamı sağlamaktadır. Yani sigara ve alkol tüketenler kolon kanserinin risk grubu içerisinde yer almaktadır.

Kolon (Bağırsak) Kanseri Komplikasyonları

Kolon kanserinin ortaya çıkarabileceği komplikasyonların başında kronik kabızlık veya kronik ishal gelmektedir. Bu durum öylesine yoğun yaşanır ki hastanın hayat konforundan oldukça fazla şey götürür. Bu komplikasyonun çözümü de ancak kolon kanserinin cerrahi olarak tedavi edilmesidir.

İkinci ve esasen en büyük komplikasyon olarak kalın bağırsak tıkanmasını sayabiliriz. Bilindiği üzere kansere sebep olan poliplerin yüzde yetmiş kadarı sol kolonda yuvalanmaktadır. Eğer yuvalanan polipler iyi huylu değil de kötü huylu ise zaten dar olan sol kolon kanalı polip tarafından tamamen kapatılmaktadır. Tamamen kapatıldığında sindirim sistemi tıkandığı için akut problemler ortaya çıkmakta ve anlık müdahale edilmediği takdirde hastayı ölüme götüren bir süreç başlamaktadır.

Hastada bağırsak tıkanmasının yaşanabilmesi için kolon kanserinin oldukça ileri bir evrede olması gerekmektedir. Bu evreye gelene kadar da kanserin oldukça net belirtileri görünecektir. Ancak bilinçli olunmadığı takdirde kanserin çok ileri evreye gelmesi söz konusu olabilmektedir.

Kolon Kanseri Nasıl Önlenir?

Kolon kanserinin önlenebilmesi için kolon kanserine sebep olan durumların hayattan tamamen çıkarılması gerekmektedir. Tüm dışsal faktörlerin çıkarılması halinde dahi genetik faktörlere bağlı olarak kolon kanseri gelişebilir. Yani alınacak önlemler kolon kanseri ihtimalini sıfırlamaktan ziyade azaltmak üzerinedir. Bu önlemlerin birçoğu hayat tarzında ciddi değişiklikler getirmesine rağmen sadece kolon kanserinin önlenmesinde değil birçok diğer hastalığın önlenmesinde faydalı olacaktır.

Kolon Kanserinin Önlenmesinde Sağlıklı Beslenme ve Spor

Beslenme ile kalın bağırsak fonksiyonları arasındaki ilişkiden hareketle, bu bölgeyi baskı altına alabilecek ve hücre boyutunda DNA bozulmasına sebep olabilecek beslenme tarzından vazgeçerek sağlıklı beslenmeye başlamak, kolon kanseri ihtimalini düşürecektir. Özellikle yağlı ve asitli besinlerin tüketiminin tamamen kesilerek lifli besinlerin daha çok tüketilmesi oldukça önemlidir. Tüketin et miktarını da sınırlamak, kanserin oluşma ihtimalini azaltacaktır.

Ayrıca vücudun düzenli hale gelmesi, efor sarf ederek dışkılamanın dahi düzene konulması açısından spor ve egzersiz yapmak oldukça önemlidir. Stres seviyesinin azaltılarak enerjinin başka yerlere aktarılması açısından düzenli spor kişilere faydalı olacaktır.

Kolon Kanserinin Önlenmesinde Sigara ve Alkolün Bırakılması

Sigaranın soluma kapasitesi ile oksijen kalitesine; alkolün ise kalın bağırsak mukozasına yaptığı olumsuz etkiler düşünüldüğünde her ikisinin de bir an önce bırakılması, kolon kanserinin önlenmesi açısından oldukça faydalı olacaktır. Daha sağlıklı oksijene kavuşan ve değişime uğramayan hücreler DNA bozulmasına uğramadığından dolayı kanser oluşumu büyük oranda önlenecektir.

Kolon Kanserinin Önlenmesinde Düzenli Doktor Kontrollerinin Yaptırılması

Erken teşhis kolon kanserinin önlenmesi açısından oldukça önemlidir. Doktor kontrollerinde yapılan kolonoskopi ile kansere yol açma ihtimali bulunan bölgelerin incelenmesi, polip varsa alınması; daha büyük kitleler varsa örnek alınarak biyopsi yapılması söz konusudur. Yani kolon kanseri gibi sinsi bir kanser türünün engellenmesinde en önemli etmen doktor kontrollerinin düzenli olarak yaptırılmasıdır. Özellikle risk grubunda bulunan elli yaş ve üzeri hastalar ile genetik yatkınlığı bulunanların buna dikkat etmesi gerekmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Kolon kanseri ve rektum kanserleri oldukça sinsi kanser türleridir. Nitelikleri, ortaya çıkarılmaları ve önlenmeleri üzerine detaylı bir yazıdan sonra risk grubunda bulunanların kafasında soru işaretleri oluşma ihtimali bulunmaktadır. Bunların cevaplanarak hastaların kafasındaki soru işaretlerinin giderilmesi oldukça önemlidir.

Kolon kanserinde erken teşhis neden önemlidir?

Her hastalıkta olduğu gibi kolon kanserinde de erken teşhis oldukça önemlidir. Bunun sebebi kalın bağırsaktaki kolon kanserinin oldukça az belirti vermesidir. İlk iki evresinde ve hatta üçüncü evresinde bile kolayca tedavi edilebilen; kemoterapiye gerek duymadan tekrarlama riski olmadan tedavi edilebilen kolon kanseri, tedavi edilmediği takdirde ölümcül sonuçlar doğurmaktadır.

Erken teşhisinin yapılması da oldukça kolay olduğundan dolayı hastaların düzenli kontroller yaptırması, eğer düzenli kontrol yaptırmıyorsa da ilgili belirtiler ışığında şüphe oluşması halinde doktora başvurarak kolonoskopi yaptırması gerekmektedir.

Düzenli doktor kontrolleri hangi sıklıkla yaptırılmalıdır?

Risk grubunda olan hastaların altı aylık periyotlarla, risk grubunda olmayan hastaların ise bir yıllık periyotlarla düzenli kontrollerini yaptırması oldukça önemlidir. Düzenli kontroller dışında kolon kanserinin varlığına dair şüpheye düşülmesi halinde direkt olarak doktora başvurulmalıdır.

Kolon kanserinin tedavisi için hangi yöntemler kullanılır?

Kolon kanserinin tedavisinde cerrahi ve ilaçlı tedavi olmak üzere iki yöntem kullanılır. Cerrahi yöntem kolonoskopi ile beraber uygulanır ve tümör yapısının alınması şeklinde işletilir. İlk iki evrede tamamen cerrahi yöntem ile tedavi kesin olarak yapılabilir. Bunun sebebi tümör yapısının bu evrelerde sadece kalın bağırsak içerisine doğru gelişim göstermesi, metastaz oluşturmamasıdır.

İlaçlı tedavinin temelini ise kemoterapi oluşturur. Üçüncü evrede tümör lenf bezlerine sıçradığı için cerrahi müdahaleye ek olarak kemoterapi de uygulanır. Bu sayede cerrahi müdahale ile alınmamış olma ihtimali bulunan az sayıdaki kanserli hücrede tamamen temizlenir. Dördüncü evrede ise cerrahi müdahale ihtimali tamamen ortadan kalkmıştır. Hastalık metastaz yaptığı için müdahale ancak ilaçla olmaktadır. Kemoterapi ve diğer ilaçlı yöntemler ile kanser tedavi edilmeye çalışılmaktadır.

Kolon kanseri tedavi edilmezse ne olur?

Kolon kanseri tedavi edilmediği takdirde kesinlikle ve kesinlikle ölümle sonuçlanan oldukça tehlikeli bir hastalıktır. İleri evrelerinde dahi tedaviye başlandığında ölüm riski oldukça yüksektir. Mutlaka erken teşhis ile hastalığın tedavi edilmesi gerekmektedir. Ayrıca ileri evrelerinde kronik kabızlık ve ishal oluşturma riski de bulunur. Ancak en ciddi sonuç hayatın sonlanmasıdır.

Kolon kanserinden tamamen kurtulmak mümkün mü?

Kolon kanserinden ilk iki evrede yapılan cerrahi müdahale ile tamamen kurtulmak mümkündür. Üçüncü ve dördüncü evrede uygulanan tedavilerle hastalık tamamen temizlense dahi tekrarlama riski bulunmaktadır. Bu yüzden erken teşhis oldukça önemlidir.

Kolon kanserinin görülme sıklığı nedir?

Dünya üzerinde her yıl artmakla birlikte yıllık bir milyon kadar yeni kolon kanseri vakasına rastlanmaktadır. Ayrıca uzun vadeli projeksiyonlarda her yirmi beş kişiden birinin kolon kanserine yakalandığı hesaplanmaktadır. Oransal olarak, en sık görülen beş kanser türü arasında yer almaktadır.

Kolon kanseri çocuklarda görülür mü?

Kolon kanseri ile yaş arasında doğru orantı bulunmaktadır. Yani yaş arttıkça kolon kanserine yakalanma riski de artmaktadır. Özellikle ellili yaşlardan sonra bu oran katlanarak artmaktadır. Nadiren de olsa çocukların kolon kanserine yakalanma ihtimali bulunmaktadır.

Basur ile kolon kanseri arasında bağ var mıdır?

Basur ile kolon kanserinin belirtileri karıştırılmaktadır. Kolon kanseri ile basur arasında sebep – sonuç ilişkisi bulunmamaktadır.

Kolon kanserinde yaşam süresi ne kadardır?

Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde tekrarlama riski olmadan tedavi edilebilen bir kanser çeşididir. İleri evrelerinde yapılan tedavilerle de tekrarlama riski göze alınarak tedavi edilmektedir. Kolon kanseri olan hastaların tedavi edildikleri takdirde oldukça uzun bir hayata sahip olmaları söz konusudur.

Kolon kanserinin tekrar etmesi söz konusu mudur?

İleri evrelerde tedavi edilen kolon kanseri ile genetik faktörlere bağlı olarak gelişen kolon kanserlerinde tekrar etme riski bulunur. Genetik faktörlere bağlı olarak gelişmeyen ve ilk iki evresinde tedavi edilen kolon kanserlerinde ise bu risk oldukça düşüktür.

Kolon kanseri belirtileri nelerdir?

Kolon yani kalın bağırsak sindirim sisteminin en önemli parçalarından birisidir. Bu bölgede meydana gelen en ufak sorun dahi ciddi belirtilerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Kolon kanseri de ayırt edilebilir ve şiddetli belirtiler ortaya çıkarmaktadır: Sürekli kabızlık ya da sürekli ishal hali söz konusudur. Belirli periyotlarla ishal ile kabızlık arasında geçişler olur. Kalın bağırsak iç yüzeyinin zarar görmesinden dolayı dışkıya kan karışır. Karın bölgesinde hafif şiddetli ancak sürekli ağrılar söz konusudur. Dışkılamadan sonra dahi dışkılama ihtiyacı hissedilir. Dışkı ile kan atılmasından dolayı kansızlık söz konusudur. Sürekli yorgunluk ve halsizlik hissi söz konusudur. Sindirim sisteminin fonksiyon kaybetmesinden dolayı sürekli kilo kaybedilmesi söz konusudur. Bununla birlikte vakaların çoğunda karnın alt bölgesini tutan sürekli kramplarla da karşılaşılmaktadır.