İshal

İshal
İshal

 

Hücrelerin enerji üretebilmesi için suya, besine ve oksijene ihtiyacı vardır. Oksijen solunum sistemi tarafından sağlanır, diğer iki girdi ise sindirim sistemi tarafından. Sindirim sistemi oldukça kompleks çalışan, ağızdan bağlayıp anüs ile son bulan oldukça fazla bakteri florasına sahip bir yapıdır. Bu yapı üzerinde meydana gelebilecek herhangi bir sorunun hem doğrudan vücut üzerinde hem de dışkı üzerinde etkisi bulunmaktadır.

Ağız yoluyla tüketilen besinler yemek borusunu takip ederek mideye gelirler. Burada enzimler yoluyla alınan gıdaların daha ufak parçalara ayrılması işlemi gerçekleştirilir. İşlemin tamamlanmasından sonra gerekli beyin sinyallerinin alınmasıyla buradaki sıvı formlu yapı daha aşağılara gönderilmeye başlanır. Seyahati esnasında ilk aşamada alınabilecek her türlü yararlı madde emilir ve kana karıştırılır. Kalın bağırsaklar alınan gıdaların asıl süzüldüğü yerlerdir. Kalın bağırsaklara sıvı formunu koruyan, yararlı maddelerinden kısmen arınmış ama tam olarak süzülüp ayrıştırılmamış bir kütle gelir. Kalın bağırsakta bulunan özel hücreler gelen bu kütlenin içerisindeki sıvının ve yararlı diğer her türlü maddenin emilmesinden sorumludur.

Kalın bağırsağın şekli dolayısı ile baskılanan kütle, kanal içerisinde hareket edip sıvılarından arındırıldıkça bildiğimiz dışkı formunu alır ve rektuma aktarılır. Rektuma aktarılan dışkının büyük kısmı katı olmakla beraber gerekli kayganlığın ve akışkanlığın sağlanabilmesi amacıyla bir miktar sıvı da bulunur. Yani doğal süreç içerisinde mideden kalın bağırsağa geçen kütlenin suyu tamamen emilmez. Vücut otomatik olarak bir miktarını kütle içerisinde bırakır ve bağırsak kanallarının, rektumun ve anüsün zarar görmesini engeller.

Dışkı rektumda biriktirilir. Rektum bölgesinde bulunan sinirler ve kaslar yardımıyla dışkı olabilecek en doğru zamanda vücuttan atılır. Rektumun genişleme kapasitesi yüksek olduğundan dolayı dışkının vücuttan atılması rektum dolduğunda değil, kişi için en uygun olduğu anda yapılır. Beyinden gelen boşaltım sinyallerinde içerisinde bulunulan ortam, rahatlık düzeyi gibi birçok parametre bulunmaktadır. Süreç fiziki, psikolojik birçok faktöre göre gelişir.

Günlük enerji ve sıvı ihtiyacının karşılanması amacıyla ortalama üç litrelik madde vücuda alınır. Alınan maddelerden büyük bölümü vücuda kazandırılır ancak çeyrek litre kadarı dışkı olarak vücuttan atılır. Yani bir insanın günlük dışkı üretme kapasitesi çeyrek litre kadar olmakla beraber bu sayı sağlıklı, ortalama insanlar için geçerlidir. Sağlıklı olmayan insanlarda ise bu süreç zaman zaman sıkıntıya uğrayabilir, bazı insanlarda ise kronik hale gelebilir. Dışkı üzerindeki form değişiklikleri çok fazla olmakla beraber bunun iki bulunur. Bunlardan birincisi kabızlık iken ikincisi ishal olma durumudur. İshal çeşitli sebeplerle ortaya çıkabilir ve dışkıdaki form bozukluğunun adıdır. Birçok insanda kısa veya uzun sürelerle gözlenebilir.

İnceleyen ve onaylayan: Uzm. Dr. Sema Tutar Pişkinsüt

İshal Hakkında

Her birey yaşına, vücudunun ebatlarına, beslenme alışkanlıklarına, içinde yaşadığı coğrafyaya ve o anki psikolojik durumuna göre dışkı üretir. Dışkının üretim sürecine etki eden faktörler değişmediği sürece dışkının formunda da değişim gözlenmez. Değişim olmaması ya da yavaş olması durumuna dışkı frekansı adı verilir. Herkes için özel olmakla beraber takibi ancak kişinin kendisi tarafından yapılabilmektedir. Yani süreç içerisindeki dışkı frekansının değişimi sadece kişinin sözlü beyanına göre ölçülebilmektedir.

Dışkı frekansı, dışkının formunu ifade ettiği kadar dışkının vücuttan ne zaman ve sıklıkla atıldığını da ifade eder. Beslenme alışkanlıklarının sıvı ağırlıklı olduğu bebek ile çocuk yaşlarda günde üç defa dışkılamak olağan iken; daha katı olduğu ileri yaşlarda günde üç dışkılama anormal olarak kabul edilmektedir. Üç yaşını geçen her bireyin günde en fazla iki defa dışkılama yapması, dışkılama yaparken de oluşturduğu formun stabil ve katı ağırlıklı olması beklenir. Çok dışkılamak kadar az dışkılamakta problemli bir sindirim sistemini işaret eder. Sağlıklı insanların haftada üç kereden daha az dışkılamaması gerekmektedir. Dışkılamanın bu kadar seyreldiği durumlara kabızlık adı verilmektedir.

İshal, alışılmışın dışında sıvı ağırlıklı dışkılamayı ifade eden durumdur. Oluşum ve seyir şekillerine göre birçok alt kola ayrılmakla beraber genel olarak hepsinin ortak özelliği dışkılamanın su ağırlıklı, katı parçasız olmasıdır. Günümüzde insan nüfusunun üçte biri ishale yakalanmakta; bunların da yüzde beş kadarı hastanelere başvurmaktadır. Ülkemizde de ishale yakalanma oranı yüksektir. Yılda yaklaşık iki milyon kişi ishale yakalanmakta, yarısı kadarı da hastanelere başvurarak kayıt altına alınmaktadır. Ülkelerin gelişmişlik seviyeleri ile o ülkede yaşayan veya o ülkeye seyahat eden kişilerin ishale yakalanma durumları arasında bağlantı bulunmaktadır. İshali ortaya çıkaran sebeplerin büyük bölümünün mikroorganizmalar olması bu ilişkinin kurulabilmesini mümkün kılmaktadır. Besin kalitesi, besin hijyeni ve doğrudan bireylerin hijyeni gelişmemiş ülkelerde olumsuz sinyaller vermektedir. Mikroorganizmaların gelişip yayılmasına önayak olan bu durum aynı zamanda ishalin de yayılmasını sağlamaktadır. Dünya üzerinde ishalin görüldüğü bölgeler ile gelişmiş seviyeleri karşılaştırması yapıldığında Hindistan ile birçok Afrika ülkesinin tepede olduğu görülecektir. Bu bölgelerdeki yiyecek hijyeninin yetersiz olması, altyapı yetersizlikleri, ilaca ulaşımın zorluğu gibi birçok sebep bu durumun ortaya çıkmasını sağlamıştır. Ülkemizde tüm bu sinyaller daha olumlu da olsa özellikle suya erişimin zor olduğu bölgelerde ishal vakalarına sıkça rastlanmaktadır. Ayrıca gıda hijyenin denetlenmesi konusunda yapılan çalışmaların yetersiz olması da ishal vakalarında artış olmasına sebep olmaktadır. Dünya üzerinde çocuk ölümlerinin başlıca nedenlerinden birisi ishal ve çeşitli ishal çeşitleridir.

İshal Nedir

Vücuda vitamin, mineral ve sıvı kazandırmak amacıyla çalışan sistem sindirim sistemidir. Sindirim sisteminin birçok elemanı bulunur ve her eleman kendi bakteri florasına sahiptir. Bakterilerinin bölgeler arasında geçişken olması birçok sorunu beraberinde getirir. Bakteri sabitliğinin sağlanması noktasında bağışıklık sistemine büyük rol düşmekle birlikte bağışıklık sisteminin güçlü olduğu kişilerde de bakterilerin başka bölgelerde ortaya çıkması durumuna rastlanmaktadır.

İshal en kısa açıklamasıyla sıvı formda dışkı üretilmesidir. Ağızdan alınan besinlerin sindirilmesi sürecinde üretilen dışkının formunun büyük oranda katı olması beklenir. Kişinin sindirim sistemine, beslenme alışkanlıklarına ve o an içerisinde bulunduğu psikolojik duruma göre dışkının formunda ufak farklılaşmalar gözlense de hiçbir zaman tam sıvı formda dışkının ortaya çıkması beklenmez, istenmez. Sıvı formun oluşabilmesi için kalın bağırsakların sıvıları süzmemesi gerekir. Sıvıların süzülmemesi, süzülme sürecinin doğrudan atlanmasını sağlar. Süzülme sürecinin atlanması, dışkılama sayısının artmasına, iki dışkılama arası sürenin kısalmasına sebep olur.

Dışkı frekansının aksi yönde, sıvı formda, fazla ve zamansız dışkılamaya ishal adı verilir. Erişkin bireylerde günde iki kereden fazla dışkılamak olumsuz bir durum olsa da dışkının formuna bakılmadan ishal olup olmadığı söylenemez. Çoğu zaman hafif yumuşak formdaki dışkının ishal olduğu zannedilmektedir. İshal teşhisinin yapılabilmesi için dışkının içerisinde katı parçanın olmaması, sıvı oranının çok yüksek olması gerekmektedir. İshal, ishale sebep olan faktör hastalık veya çok tehlikeli bir mikroorganizma olmadığı sürece geçicidir. İshalin risk oluşturduğu asıl risk grubu iki yaş altı çocuklardır.

Tamamen anne sütü ile beslenen, herhangi bir katı besin takviyesi yapılmayan bebeklerin günde altı ile sekiz defa arasında, büyük oranda sıvı formlu dışkılaması normal kabul edilir. Katı besin takviyesinin başlaması, anne sütünün azalması ve bağırsak fonksiyonlarının gelişmesiyle beraber dışkılama sayısının azalması, dışkı formunun da katıya bürünmesi beklenir. Üç yaş üzerinde ise katı dışkı formu ile günde üç defa dışkılama normal kabul edilir. İshal geçirenlerin yüzde sekseni iki yaş altındaki çocuklardır. İshale bağlı ölümlerin yüzde doksan beşi de yine bu yaş grubu içindendir. Sağlıklı bir çocuk dahi yılda üç – dört defa ishal atağı geçirir. Tüm vakaların yalnızca yüzde birinde ciddi sayılabilecek komplikasyonlar oluşudur.

İshal durumunun değerlendirilmesinde, müdahaleye gerek olup olmadığının saptanmasında birçok girdi bulunur. İshalin akut gelişip bitmesi veya akut gelişip kronikleşmesi söz konusudur. Müdahaleye ihtiyaç duyulan ishal türleri genelde kronik olanlardır. Ayrıca sıvı kaybının çok yüksek olduğu akut ishallere de acilen müdahale edilmesi gereklidir. Bazı ishal vakalarında günlük sıvı kaybı on litreyi bulabilir. Günlük sıvı kaybının on litre olması beraberinde hayati organlardaki iflasları getirebileceğinden dolayı gayet hayati bir durumdur. Uzamış ishal vakalarında dışkılama sayısı ve iki dışkılama arası süre önemini yitirir. Sıvı kaybı seviyesi açısından kritik döneme girildiğinde dışkının hacmi önem kazanır.

Birçok insan ishal olmamasına rağmen kendisini ishal sanmaktadır. Bunun sebebi, dışkıdaki formların tam olarak bilinmemesidir. İshal olarak sınıflandırılabilmek için dışkıdaki sıvı oranının çok yüksek olması, katı form olmaması gerekir. Ayrıca kontrolsüz dışkılama, fazla dışkılama gibi faktörler de dışkı formuna eşlik etmek zorundadır. İshal görülme sebepleri ve sürelerine göre ikiye ayrılır. Bunlardan birincisi akut ishal iken ikincisi kronik ishaldir. Akut ishal vakaları, tüm ishal vakalarının yaklaşık yüzde doksanını oluşturmaktadır. Kronik ishal vakaları ile daha az karşılaşılır ancak sebepler ve sonuçlar açısından değerlendirildiğinde daha tehlikelidir.

Akut İshal

Akut ishalde ortaya çıkış sebebi ve görülme süresi açısından bir ayrışma söz konusudur. Kronik ishale benzer sebeplerle de ortaya çıkabileceği gibi maksimum iki haftalık bir görülme süresine sahiptir. Dünya üzerinde, bağırsak sağlığı gibi ishali ilgilendiren bölgelerine azami özeni göstermeyen herkeste yılda en az bir kez akut ishal ile karşılaşılmaktadır. Ortaya çıkmasına sebep olan temel unsurlar virüsler ve bakterilerdir. Genelde virüsler olmakla birlikte bakteriler ile de sıkça karşılaşılmaktadır.

İlgili mikroorganizmanın alınmasıyla ya da bir şekilde bağırsak mukozasına ulaşmasıyla beraber ishali oluşturacak zemin hazırlanır. İlgili mikroorganizma bu mukozayı etkisi altına alacak, çalışma fonksiyonlarını bozacak toksinler yaymaya başlar. Toksinlerin etkinleşmesinden sonra ishal tanısının konulmasını sağlayacak belirtiler gözlenmeye başlar. Akut ishale bağlı ölüm oranları çok düşüktür. Akut ishal geçirenlerin yüzde doksanı henüz doktora başvurmadan ishal ortadan kalkmaktadır.

Bir su veya besin kaynağından yayılan, tek mikroorganizmaya bağlı olarak gelişen ishal vakaları akut ishal olarak kabul edilmektedir. Tarihte de günümüzde de su kaynaklarına bağlı akut ishal vakaları ile sıkça karşılaşılmaktadır. Akut ishallerin tedavi süreci de oldukça basittir. Genelde herhangi bir ilaçlı müdahale yapılmaz. Sindirim sisteminin baskılanması söz konusu değildir. Sebebin bakteri mi yoksa virüs mü olduğu; dışkılamaya ek olarak verilen diğer belirtilere bağlıdır. Yüksek ateş, dışkılama sayısının altıdan fazla olması gibi durumlar ishali ortaya çıkaran sebebin bakteriler olduğunu göstermektedir. Hijyene bağlı birçok ishal vakası bakterilerin bulaşması sonucudur. Akut ishal vakalarının çok az bir kısmı tedaviye ihtiyaç duyar. Tedavi ihtiyaç duyan kısımdan çok küçük bir yüzdede ise kanlı ishal ile kronik ishal baş gösterebilir. Tedaviye ihtiyaç duyulan akut ishallerin tedavisi genelde antibiyotiklerle yapılır.

Kronik İshal

Akut ishalin sınıflandırması süreye ve belirli faktörlerin varlığına göre yapılır. Akut gelişen ishalin normal şartlar altında, ekstra bir tedavi uygulanmadığında dört günde tamamen ortadan kalkması beklenir. Tedavi edildiği, perhiz uygulandığı takdirde ise bu sürenin kısalması gerekmektedir. Akut başlayan ishal vakalarının çok küçük bir yüzdesi kronikleşme eğilimindedir. Dört haftadan uzun süren (genelde iki haftadan uzun süren) her ishal vakası kronik olarak kabul edilmektedir. Kronik ishallerin ortaya çıkışında mikroorganizmalar rol oynayabileceği gibi birçok hastalık da rol oynayabilir. Özellikle bağırsak bölgesindeki hücre yapısını etkisi altına alan, tedavi edilmediği takdirde dönemsel olarak bu etkilerini kullanan hastalıklar kronik ishalin başlıca sebepleri arasında yer almaktadır.

Kronik ishal, akut ishalin aksine daha ciddi sonuçları olan bir ishal türüdür. Sıvı ve mineral kaybının sürekli olması, bağırsak fonksiyonlarının gerektiği gibi çalışmaması gibi birçok durum ek belirtilerin ve sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur. Dehidrasyon, kronik ishal vakalarında karşılaşılabilecek sonuçlardan bir tanesidir ve müdahale edilmediği takdirde ciddi sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir.

Kronik ishalin sebepleri arasında da mikroorganizmalar sayılabilir ancak bağışıklık sistemi zaman içerisinde bu mikroorganizmaların büyük bir bölümünü ortadan kaldırır. Ancak bağışıklık sisteminin zayıf olduğu durumlarda mikroorganizmalar kronik ishal sebepleri arasında sayılabilir. Birçok hastalık esas sebeplerdendir. Crohn hastalığı, huzursuz bağırsak sendromu, antibiyotik ve ilaç yan etkileri, çölyak hastalığı, tümör ve polipler gibi.

İshal Nedenleri

Akut ishal sebepleri ile kronik ishal sebeplerinin kesiştiği tek nokta mikroorganizmalardır. Bu kesişim dışındaki tüm faktörler doğrudan belirli bir tür ishalin gelişmesine sebep olmaktadır. Ayrıca başta bağırsak olmak üzere tüm sindirim sistemi elemanlarının ishal gelişimi üzerinde etkisi olabilir. Aşağıda sayılan nedenler tüm ishal vakalarının yaklaşık yüzde doksan dokuzunu kapsamakla beraber sayılmayan bir kesim faktöründe yüzde birlik bir ishal vakası oluşturabilmesi söz konusudur.

Örneğin diş çıkarma ve bazı alerjik reaksiyonlar sonucunda akut ishal hafif şiddetli olarak gelişebilir. Bu tip faktörlerin tek tek sayılması mümkün olmamakla beraber ortaya çıkardıkları ishal türü oldukça önemsizdir. Başta besin kalitesi ve alınan besinlerin hijyeni olmak üzere yaşanılan, ikamet edilen veya seyahatte olunan ülkenin gelişmiş seviyesi, altyapı yatırımları, insan mantalitesi ishalin ortaya çıkma ihtimalinin artıp azalmasında etkendir. Nedenler yaşanılan ülkeye göre de değişebilir. İshal vakalarının gelişmiş ülkelerde ortaya çıkma oranı oldukça düşüktür.

Virüsler ve Bakteriler

Hem akut hem de kronik olarak ortaya çıkan ishallerin başlıca sebepleri arasında mikroorganizmalar yer alır. Genelde akut ishal geliştirmekle birlikte diğer faktörler tarafından desteklenmeleri durumunda kronik ishal de oluşturabilirler. Bakterileri ve parazitleri mikroorganizma olarak adlandırmaktayız. Vakalar üzerinde yapılan incelemelere göre, ishal oluşturma sıklığında virüs – bakteri oranı altı – dört. Yani virüslerin daha fazla ishal vakasını ortaya çıkardığını görmekteyiz.

İshalin (çok büyük oranda akut) ortaya çıkmasına sebep olan virüsleri iki grupta toplamak mümkündür. Norovirüsler ve rotavirüsler birçok ishal vakasının doğrudan sorumlusudur. Norovirüsler yiyecek ve içecekler üzerinde bulaşım gösterirler. İnsandan insana bulaşma ihtimalleri yüksektir. Şebeke sularından yayılan ishal vakalarında sıkça rastlanırlar. Kanalizasyon merkezli yayılım gösterdiklerine de rastlanır. Genelde ishal belirtilerden birisidir. Karın ağrısı, kusma ve yüksek ateş sürece dahildir. Toplu yaşanılan ve hijyenden yoksun bölgelerde yayılma hızı çok yüksektir. İstirahat ve iyi beslenme ile, hijyenin de sağlanmasından sonra üç – dört gün içinde iyileşmek mümkündür.

Rotavirüsler ise çocuklarda ortaya çıkan ishal vakalarının neredeyse tamamından sorumludur. Özellikle kış aylarında gelişen akut ishal vakaları rotavirüsler yüzünden ortaya çıkmaktadır. Vücuda girmesinden sonra bağırsak mukozasının iltihaplanmasına sebep olur. Bağırsak mukozasındaki iltihaplanma, bağırsak fonksiyonlarının büyük oranda ortadan kalkmasına sebep olur. Norovirüslerde olduğu gibi ishale eşlik eden ateş ve kusma gibi belirtiler vardır. İyi bir istirahat ile üç – dört gün arasında iyileşmek mümkündür.

Virüslerden sonra en çok karşılaşılan sebep ise bakterilerdir. Bakteriler genelde bozuk gıda tüketilmesi veya zehirlenme gerçekleşmesi halinde ishale, ishalin çok şiddetli akut versiyonlarına sebep olmaktadır. Bir şekilde alınan ilgili bakteriler bağırsak mukozasına ulaştıklarında bu bölgeyi etkisi altına alacak toksinler üretirler. Toksinler mukoza ile temasa geçtiğinde iltihaplanma gerçekleşir. İltihaplanmanın büyümesiyle beraber bağırsak fonksiyonları tamamen ortadan kalkar ve çok şiddetli ishal vakaları ile karşılaşılabilir. Çok nadiren olmakla beraber bir günde on – on dört litre kadar sıvının kaybedildiği vakaların başlıca sebebi bakterilerdir. Günümüzde incelenen vakalara göre ishal yapan başlıca bakteriler arasında salmonella, klostridler, stafilokoklar yer almaktadır.

İlaç kullanımına Bağlı Yan Etkiler

Herhangi bir hastalığın kontrol altına alınması amacıyla, tedavi için içilen ilaçlar sindirim sisteminin dengeli bakteri yapısına zarar vererek bağırsak mukozasının iltihaplanmasını sağlayabilmektedir. Bu istenen bir durum olmamakla beraber nadiren de olsa gelişebilir. Doğrudan ishal tedavisi amacıyla verilen antibiyotikler dahi ishale sebep olabilir. İlaç kullanımı ile ortaya çıkan ishaller akut olmakla beraber ilaç kullanımının sürdüğü zaman boyunca kalıcıdır.

Antibiyotik kullanımı başlıca ishal sebepleri arasındadır. Zararlı bakterileri öldürmek amacıyla alınan antibiyotikler ilgili bölgeye ulaştıklarında ayrım yapmakta güçlük çekerler ve zararlı bakterilerle birlikte bir takım yararlı bakteriyi de öldürürler. Özellikle bağırsak için kritik olan bazı yararlı bakterilerin ortadan kalkmasıyla beraber bağırsak fonksiyonları durur. Bu durmayı takip eden süreçte de ishal gelişebilir.

Yanlış müshil kullanımı, ağrı kesicilerin gereksiz ve fazla kullanılması, doğru ağrı kesici türünün kullanılmaması, kanser ilaçları ve magnezyum içeren ilaçlar başlıca ishal sebepleri arasında yer almaktadır. İlaç kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan ishal beklenmeyen bir yan etkidir. Bazı durumlarda ise ishalin oluşacağı bilinmesine rağmen ilaç yine de yazılabilir. Böyle bir durum var ise sebebi ilacın kullanımı ile elde edilecek faydanın ishal olunmasından daha kıymetli olarak değerlendirilmesidir.

Alkol, Kafein, Şeker ve Tatlandırıcı Kullanımı

Tüketilen tüm maddelerin bağırsak üzerinde olumlu veya olumsuz etkisi bulunur. Bağışıklık sistemi olumsuz etki oluşturabilecek maddelerin baskılanmasından sorumlu olmakla beraber bazı yararlı veya nötr maddelerin gereğinden fazla tüketilmesi durumu bağışıklık sistemini sekteye uğratır. Maddenin herhangi bir zararı yoktur ancak büyük ölçekli kullanımı sorun oluşturmaktadır. Bu durumda bağışıklık sistemi çalışmaz ve ilgili maddeler bağırsak fonksiyonları üzerinde olumsuz etki oluşturabilir.

Alkol, kafein, şeker ve tatlandırıcıların ufak kullanımlarında bağırsak fonksiyonlarının engellenmesine bağlı olarak ishal gelişme riski yoktur. Kullanımın büyük boyutlara ulaşması bağırsaklardaki bakterilerin ölmesine, görevini yerine getirememesine sebep olabilir. Bağırsak fonksiyonlarının bu şekilde sekteye uğraması sıvının süzülememesine ve sonuç olarak ishalin ortaya çıkmasına sebep olur. Ayrıca ilgili maddelerin kimyasal bileşikleri de hücreler için zararlıdır.

Korku, Stres ve Travma

Kişinin içinde bulunduğu ortamın ve ortamın psikolojisi üzerinde yarattığı etkinin bağırsak fonksiyonları üzerinde etkisi bulunmaktadır. Korku, sevgi, stres, depresyon gibi tüm psikolojik unsurlar vücut kimyasının, hormon seviyesinin aşırı uçlarda değişmesine sebep olan ekstrem durumlardır. Vücut kimyasının değişmesi, hormonlara bağlı çalışan birçok hücrenin fonksiyonunda değişme olmasını sağlar. Bağırsaklarda ve genel olarak tüm sindirim sisteminde yer alan hücreler ile bakteriler de bu durumdan etkilenir. Korkuya, strese ve diğer duygulara bağlı olarak bağırsak fonksiyonları sekteye uğrayabilir. Bu sekteye uğramanın sonucu olarak da ishal gelişebilir. Duyguya bağlı olarak ishalden çok kabızlık ile karşılaşılmakla beraber ishal vakaları da az değildir.

Travma içsel veya dışsal olabilir. Karın, bağırsak bölgesine darbe gelmesi durumunda kısa veya orta vadeli olarak fonksiyon kayıpları ile karşılaşılabilir. Tüketilen bir maddeden kaynaklı olarak da sindirim sisteminde zararlar oluşabilir. Bu travmaların tek sonucu ishal olmamakla beraber sonuçlardan biri de ishaldir.

Hem travmalara hem de duygulara, psikolojiye göre ortaya çıkan ishal türleri de akuttur. İlgili durumun ortadan kalkması halinde ishal tamamen kaybolur. Depresyon gibi uzun süreli psikolojik bunalım durumlarında ise tekrarlayan, şiddeti değişen kronik ishal ile karşılaşılabilir.

Çeşitli Hastalıklar

Hayati tehlike oluşturan hastalıklar da dahil olmak üzere birçok hastalığın ilk veya sonraki belirtisi olarak ishalin ortaya çıkması mümkündür. Hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan ishaller kronik olarak sınıflandırılır. Hastalık ortadan kalkmadığı müddetçe ishale yönelik alınan hiçbir önlem işe yaramaz. Hastalığın seyrine göre ishalin şiddeti ve sonuçları değişir.

Huzursuz bağırsak sendromu, ishalin başlıca sebepleri arasında yer alır. Bağırsak fonksiyonlarını bozacak, sekteye uğratacak herhangi bir sebep bulunmamasına rağmen ishal ortaya çıkmaktadır. Sendromu ortaya çıkaran nedenler tam olarak bilinmemektedir. Psikolojik durumun kötü olması, beyin – bağırsak ilişkisinin bozulması gibi birçok tahmin bulunmaktadır.

Ülseratif kolit, kalın bağırsağı etkileyen iltihaplı bir hastalıktır. Kalın bağırsak mukozasında iltihaplanmaya sebep olarak mukozanın şişmesine sebep olur. Ayrıca uzun süreli tedavi edilmediğinde kalın bağırsağın iç yüzeyi tahriş olmaktadır. Tüm bu sürecin sonucu olarak bağırsak fonksiyonlarında meydana gelen bozulmadan dolayı diğer birçok belirtiye ek ishal de gerçekleşmektedir.

Crohn hastalığı, ülseratif kolitin aksine sadece bağırsağı değil, ağızdan başlayıp anüse kadar devam eden sindirim sistemi üzerinde herhangi bir bölgeyi etkisi altına alıp iltihaplı hale sokan tehlikeli bir hastalıktır. Genelde kolon ve altındaki bölgede görülür. Nadiren mide ve üzerine çıktığı saptanmıştır. Ülseratif kolit ile benzer belirtileri ortaya çıkarır ancak görüldüğü bölgeye has bazı belirtilerinde görülmesine sebep olabilir.

Tiroid bezi hastalıkları, tiroid bezlerinin hormon salgılama fonksiyonlarında veya düzeylerinde herhangi bir sebeple değişim olmasını ifade eder. Hormonların hücreler ve hücre davranışları üzerinde kritik etkisi bulunmaktadır. Vücudun tüm fonksiyonlarını yöneten tiroid hormonlarında meydana gelen değişim beraberinde bağırsak fonksiyonlarındaki bozulmayı getirebilmektedir. Bu bozulmayı takiben de ishal ortaya çıkmaktadır. Tiroid bezlerindeki bozukluğa bağlı ortaya çıkan ishal de kronik ishal olarak sınıflandırılır.

Diyabet, genelde sinir hasarı sebebiyle beyin – bağırsak iletişiminin sekteye uğramasından dolayı ortaya çıkmaktadır. Şeker hastalarında sık sık ishal veya kabızlık ile karşılaşılır. Bu ishal ya da kabızlık beslenme alışkanlıklarından da kaynaklanabilir. Eğer ishal veya kabızlık şeker hastalığına bağlı olarak gelişiyorsa ayaklarda ve ellerde uyuşmalara da rastlanır. Bunun sebebi sinirlerde meydana gelen hasarlardır.

Kronik pankreatit, pankreasta meydana gelen fonksiyon bozuklukları ishalin oluşması için gereken ortamı oluşturabiliyor. Bağırsak fonksiyonlarının sağlıklı şekilde devam etmesi için pankreasın salgıladığı enzimlere ihtiyaç duyulmakta. Kronik gelişen pankreatit bu enzimlerin yeteri kadar üretilememesini ifade ediyor. Bu yetersizlik sıvı emiliminin düşmesini sağlıyor ve daha az sıvı emilen dışkı sıvı forma daha yakın oluyor.

Çölyak hastalığının da başlıca belirtilerinden bir tanesi ishaldir. Bağırsağa giren glüten şiddetli ishal oluşması için yeterlidir. Glüten alımının durmadığı, tedaviye başlanmadığı durumlarda ciddi sıvı kayıpları ile karşılaşılır.

Tümör ve Polipler

Bağırsak bir bütün olarak oldukça hassastır. Dengeli bir bakteri florasına sahiptir. Bu dengeyi bozacak her türlü durum bağırsağın fonksiyonları üzerinde az veya çok değişime sebep olmaktadır. Bu değişimin ciddi sonuçları olmakla beraber ilk belirtileri ishal ve kabızlık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tümör ve polipler bağırsağın iç bölgesinde ortaya çıkan, istenmeyen yapılardır. Hücrelerin kontrollü veya kontrolsüz büyümesine bağlı olarak gelişirler. Çoğu zaman polipler zararsız olmakla birlikte tümörler için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. İyi huylu veya kötü huylu fark etmeksizin bağırsağın iç bölgesinde ortaya çıkan yapılar bağırsağın fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle polip sayısının çok fazla olduğu durumlarda bağırsak yeteri kadar sıvı ememez. Böylece ishali ortaya çıkaran temel sebep poliplere bağlı olarak oluşmuş olur. Tümör yapıları ise poliplere göre daha büyüktürler. Bağırsak kanalının bir kısmının tıkanmasına ve dışkının form değiştirmesine sebep olabilir. Her iki yapı da ishal oluşturma potansiyeli sahiptir. Aynı şekilde kabızlık da oluşturabilirler.

Kanser ve Kanser Tedavisi

Kanserin bağırsak dışında başka bir bölgede gelişim göstermesi en azından ilk evreler için bağırsak fonksiyonlarını etkilemez. İlerleyen evrelerde vücut üzerinde oluşturduğu yoğun baskı kanserin bağırsak fonksiyonlarını da etkilemesine sebep olur. Aynı şekilde kanser tedavisi de vücudu baskı altına alarak kanseri yok etme süreci içerisinde bağırsak fonksiyonlarını etkileyebilir. Her iki durum da beraberinde ishali veya kabızlığı getirebilir.

Bağırsak fonksiyonlarını esas etkileyen kanser türü ise kolon kanseridir. Oldukça sık görülmekle beraber etkilerinin içerisinde ishal ve kabızlık da bulunmaktadır. Kolon kanserine bağlı gelişen ishal bir döngü olarak yaşanır. Önce karın bölgesinde, bağırsakları merkez alan şiddetli ağrılar baş gösterir. Bu ağrılar kramp derecesinde olabilir. Sonrasında dışkılama alışkanlıkları değişir. Dışkının formu, dışkı yapma süresi, iki dışkılama arası süre tamamen değişir. Genelde jel kıvamında ve kanlı dışkı ile karşılaşılır. Bu süreç tamamen sıvı şekilde dışkılamaya kadar devam eder. Sebebi bağırsakları tıkayan bir tümördür.

Gıda Tüketimi ve Gıda İntoleransı

Vücuda alınan tüm maddelerin kontrolü gıda tüketimi ve tüketim alışkanlıkları yoluyla yapılmaktadır. Vücuda giren mikroorganizmalar da çoğu zaman ağız yoluyla ve tüketilen besinler yoluyla vücuda alınmaktadır. Hijyenden yoksun gıdalar tüketmek, faydalı kullanım ömrü dolmuş besinler tüketmek, son kullanma tarihi geçmiş besinler tüketmek beraberinde zararlı mikroorganizmaları da getirmektedir. Tüketim alışkanlıklarının taze ve sağlıklı bir düzene oturtulması ishal riskini azalttığı gibi bunun yapılmaması da çoğaltmaktadır.

Çeşitli gıdaların tek tip olarak tüketilmesi, lifli gıdalardan uzak durulması ishal riskini artıran faktörlerdendir. Aynı şekilde hastalıklara bağlı olarak veya evrimin bir sonucu olarak çeşitli maddelere karşı bağırsak florası hassastır.

Çölyak hastaları glütene karşı toleranssızdır. Ufak miktarlarda tüketimi dahi ciddi ishal vakalarının ortaya çıkmasını sağlar. Çölyak hastalarının ufak miktarlarda dahi glüten almaması gerekir. Buğday bazlı ürünlerin tamamında, eğer özel işlem görmemişse glüten bulunur.

Laktaz enzimi inek sütünden alınan ve bir tür şeker olan laktozun emiliminden sorumludur. Doğumdan hemen sonra laktaz miktarı hızla azalır, işlevsiz hale gelir. Çok az insanda laktaz enzimi etkin ve yeterlidir. Belirli bir yaşın üzerinde inek sütü tüketilmesi halinde bağırsaklar sütü sindiremez. Sindiremediği gibi flora bozulur ve sıvı emilimi bir anda düşer. Buna bağlı olarak da akut gelişen ishal vakaları ile karşılaşılır. Laktoz hassasiyeti olanlarda ishal ile birlikte şişkinlik ve gaz oluşumu görülür.

Bazı insanlarda meyve şekeri olan früktoza karşı hassasiyet olabilir. Meyve şekerinin gerektiği ya da gereğinden çok tüketildiği durumlarda akut ishal görülür.

Bağışıklık Sistemi Zayıflıkları

Vücuda giren zararlı bakteri ve virüslerin, zararlı olan tüm mikroorganizmaların bulunup yok edilmesinden bağışıklık sistemi sorumludur. Ayrıca vücudun bir bölgesinde yararlı olmasına rağmen diğer bölgelerinde zararlı olabilecek mikroorganizmaların hareketlerinin düzenlenmesinden de bağışıklık sistemi sorumludur. İdrar yollarında bulunması gereken bir bakterinin, bağışıklık sisteminin zayıflığından yararlanıp bağırsaklara geçmesi beraberinde ishali getirir. Aynı şekilde diğer bölgelerdeki bakteriler de bağırsaklara sirayet edebilir. Kısacası bağışıklık sistemi zayıflıkları sonucu ishal oluşma riski çok yüksektir.

İshal Belirtileri

İshal bir faktör değil belirtidir. Yani ishali de ortaya çıkaran sebepler bulunmaktadır. Bu sebepler beraberinde diğer bazı belirtilerin de görülmesine sebep olabilir. İshal ile görülen belirtilerin neler olduğu, ishali de ortaya çıkaran sebebin teşhis edilmesinde yardımcı olmaktadır. Ayrıca kronik ishal vakalarında ve akut ishal vakalarında sıvı kaybına bağlı olarak çeşitli belirtiler görülebilmektedir. Mineral kayıpları da belirtileri çoğaltmaktadır.

Sindirim sisteminin bozulmasına bağlı olarak vücudun birçok bölgesinde çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. Bu sonuçların iyi tetkik edilmesi hızlı müdahale şansını getirmekte; özellikle ishale bağlı bebek ölümlerinin önüne geçilmesini sağlamaktadır.

Zamansız, Sıvı ve Fazla Dışkılama

İçerisinde katı form olmayacak şekilde sıvı ağırlıklı dışkılama ishaldir. Dışkı frekansının bir elemanı olan dışkı formu ishalin teşhis edilmesinde oldukça önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Sıvı formda dışkılayan birinin günde en az üç defa dışkılaması beklenir. Günde iki defa dışkılamak yetişkin bir insan için normaldir.

Sıvı formu değişik olsa, günde üç defa dışkılama yapılsa bile üçüncü bir belirti olarak mutlaka zamansız dışkılama aranır. Dışkı kontrol mekanizmasının bozulması, sürekli dışkılama isteğinin olması ishalin belirtileri arasındadır. Yapılan dışkılama sırasında vücuttan atılan miktar oldukça fazladır. Bağırsak fonksiyonları tam olarak çalışmadığı için süzülen yararlı madde yoktur. Ayrıca sıvı da alınamadığı için çok miktarda madde eksilmeden alındığı gibi vücuttan atılır.

Ateş Yükselmesi ve Halsizlik

İshal ile beraber görülen belirtilerin başında halsizlik gelir. Vücudun sağlıklı olarak çalışabilmesi, kendini dinç hissedebilmesi için yeterli miktarda sıvıya ihtiyacı vardır. Bu sıvı bağırsaklarla yoluyla karşılanır. İshal olunması durumunda bağırsaklar sıvıyı ememez. Sonuç olarak hücrelerin enerji üretmek için ihtiyaç duyduğu sıvının büyük bir bölümü karşılanamaz. Enerji üretilemez ve halsizlik durumu ortaya çıkar. Aynı zamanda vücudun soğutulması, ısının kontrol edilmesi de alınan sıvı ile yapılmaktadır. Sıvının alınamaması durumunda vücudun ısısı sürekli olarak yükselecektir.

İshale sebep olan faktörün mikroorganizma olması durumunda bağışıklık sistemi ilgili mikroorganizma ile savaşa başlar. Bu süreç dahilinde vücudun sıcaklığı yükseltilir. Yani ishal bakteri veya virüs kaynaklı ise ishalle beraber yüksek ateş görülmesi oldukça olasıdır.

Karın Bölgesinde Ağrı, Gaz ve Şişkinlik

İshalin oluşum sebebine göre değişmekle birlikte ishalin görülmeye başlamasından itibaren eşlik eden belirtiler olarak ağrı, gaz ve şişkinlik ile karşılaşılabilir. Örneğin laktoz toleransının az olmasına bağlı olarak gelişen ishal vakalarından yüksek oranda gaz üretimi ve buna bağlı olarak gelişen şişkinlik ile karşılaşılmaktadır. Gaz üretiminin fazla olması da aynı zamanda şişkinliği getirmektedir.

Bağırsak fonksiyonları üzerinde meydana gelen değişimlerin başlıca etkisi karın bölgesinde hissedilen, sırta yayılan ağrıdır. Bunan sebebi bu bölgelerdeki sinirsel faaliyetlerin oldukça fazla olmasıdır. Sinirsel faaliyetlerden, reseptörlerden dolayı en ufak değişim dahi ağrı olarak kendini gösterebilmektedir.

Mide Bulantısı, Kusma

Bağırsak fonksiyonlarında meydana gelen fonksiyon bozuklukları sonucunda alınan besinlerin süzülmeden atılması, vücudun yüksek miktarda su kaybetmesine sebep olmaktadır. Aşırı su kaybeden vücuda yeteri kadar suyun takviye edilmesi oldukça zordur. Süreç dahilinde eğer ishalin başlıca sebebi mikroorganizmalar ise midede de iltihaplanmalar ile karşılaşılmaktadır. Mikroorganizmaların ürettiği toksinler sindirimin olması gibi gerçekleşmesinin önüne geçerek besinlerin henüz bağırsak kanalına girmeden ağız yoluyla atılmasına sebep olmaktadır. Kusma ve bulantı hissinin oluşup oluşmayacağı ishalin hangi sebeple ortaya çıktığına göre değişir. İshal oluşturan faktörlerin yüzde doksan kadarında mide bulantısı ve kusma ile karşılaşılmaktadır.

İshal Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Bağırsak fonksiyonlarının bozulması veya çalışmaması sonucu ishal ortaya çıkar. Bağırsak fonksiyonlarının bozulması veya çalışması da hem dışkı hem de kan üzerinde takip edilebilir izler bırakır. Aynı şekilde ishalin varlığı hasta üzerinde de etkiler oluşturur. Bu etkilerin sözlü mülakat, fiziki muayene ve laboratuvar testleri ile anlaşılması oldukça kolaydır.

İshali ortaya çıkaran sebeplerin bazılarını tespit etmek oldukça zor olsa da uygulanan tanı yöntemleri sayesinde yüzde doksan dokuz oranında teşhisin yapılabilmesi söz konusudur. Dört güne kadar olan hafif ve orta şiddetli ishal vakaları olağan kabul edilir. Toplumun neredeyse tamamı yılda en az bir kez böyle bir durum ile karşılaşmaktadır. Bu süreyi aşan, dört hafta veya daha uzun süre devam eden ishaller ise mutlaka araştırılmalıdır. İlgili şikayetlere doktora başvurulmasından sonra, önce fiziki muayene ve sözlü mülakat; sonra ise laboratuvar testlerine geçilir.

Fiziki Muayene

Dört haftadan uzun süren her türlü ishal vakası için mutlaka doktora başvurulmalıdır. Doktora başvurulmasından sonra sözlü mülakat yapılır. Bu sözlü mülakatta hem hastanın hem de ailenin öyküsü alınır. Hasta öyküsü tıbbi geçmişleri kapsar. Mülakat kapsamında şu bilgiler istenir: Dışkılama süresinin ne kadar olduğu, Hangi sıklıkla dışkılamaya çıkıldığı, Dışkının yapısı ve eğer var ise zaman içerisindeki değişimi, Hangi besinler tüketildiğinde bağırsak hareketlerinin değiştiği, İshale eşlik eden belirtilerin var olup olmadığı var ise hangi düzende görüldüğü, İshali ortaya çıkarabilecek hastalıklara dair soruların sorulması, İshali ortaya çıkarabilecek ilaçların kullanılıp kullanılmadığı, Özellikle tiroid hormonları olmak üzere diğer hormonlara dair bir tedavi görülüp görülmediği.

Sözlü mülakatın tamamlanmasından sonra doktor anüsü ve rektumu inceler. Bu bölgelerde tahriş, form değişimi olup olmadığını gözlemler. İshale dair fiziki belirtiler arar. Eğer gerekiyorsa laboratuvar testleri istenir.

Dışkı (Gaita) Testi

Bağırsak fonksiyonlarının ve bu fonksiyonların neden bozulduğuna dair emarelerin arandığı ilk yer dışkıdır. Tüm bu durum dışkı üzerinde izler bırakmaktadır. Fiziki muayenenin tamamlanmasının ardından eğer ishalin sebebine dair bir kesinlik sağlanamamışsa dışkı testi hastadan istenir. Şu kaideler ışığında dışkı (gaita) testi uygulanır: Eğer parazit için inceleme yapılmıyorsa, temiz bir kaba alınmış tek dışkı örneği yeterlidir. Eğer gaita testi iki yaşından daha küçüklere yapılıyorsa dışkı örneği bezden alınabilir. Dışkı olabilecek en taze haliyle incelenmelidir. Dışkıda mikroorganizmalara dair varlık aranır. Ayrıca gizli kan için de arama yapılır. Kansere dair ipuçları da gaita testi ile yakalanabilir.

Kan Tahlilleri

Genelde gaita testinin beraberinde kan testi de hastadan aranır. Ağız yoluyla alınan besinlerde bulunan yararlı maddeler süzülerek kana karıştırılır. Yani bağırsak fonksiyonlarının ne denli çalışıp çalışmadığı kanın değerleri üzerinden okunabilir. Ayrıca bazı maddelerin kanda fazla bulunması ishal riskini ortaya çıkarabilir. Kan testinde kandaki sodyum, potasyum, kalsiyum seviyesine bakılır. Tiroid bezinin salgıladığı T3 ve T4 hormonlarının sayımı da yapılır. Böylece ishalin tiroid hastalığına bağlı olarak gelişip gelişmediği saptanabilir.

Kolonoskopi, Sonografi, Röntgen ve BT

Tüm testlere ve fiziki muayeneye rağmen ishalin sebebi bulunamamış ise görüntüleme tekniklerinden yararlanılır. Kanser şüphesi de görüntüleme teknikleri kullanılarak giderilebilir. İlk önce kolonoskopi uygulaması yapılır. Anüsten kameralı cihaz yardımıyla rektuma ve devamında kalın bağırsağa girilir. Yüksek kaliteli görüntü ile bağırsak mukozasında veya rektumda iltihaplanma olup olmadığı tahlil edilir. Kolonoskopinin yetersiz olması halinde tüm karın bölgesinin görüntülendiği sonografi, midenin ve bağırsakların görüntülendiği röntgen yapılabilir. Nadiren de olsa BT yapılarak ishalin sebebine dair emareler aranır.

İshal Risk Faktörleri

İshalin akut olarak gelişmesini sağlayabilecek birçok faktör bulunur. Bu faktörlere herhangi bir insanın tutulması söz konusudur. Bazı insanlar, bazı gruplar ise ishal oluşum ihtimali açısından risk grubu içerisindedir. Risk gruplarında olan hastaların çeşitli faaliyetleri, yaşam tarzları veya genetik yatkınlıkları ishal riskini artırıyor olabilir.

Anne Sütü ile Beslenmeme

Anne sütü ile bebeklikten belirli bir yaşa kadar geçen sürede birçok hastalığa ve mikroorganizmaya karşı bağışıklık kazanılır. Anne, kendi sütü yardımıyla kazandığı bağışıklığı bebeğe aktarır. Anne sütü ile beslenememe veya yetersiz beslenme durumunda vücut mikroorganizmalara karşı savunmasız olur. Mikroorganizmaların etkisi altına aldığı yerlerin başında da bağırsak gelmektedir. Anne sütü ile beslenmeyenlerde ishal gelişme riski daha fazladır.

Hijyen Yetersizliği

İshalin başlıca sebebi mikroorganizmalardır. Virüsler, bakteriler ve parazitler vücuda girip bağırsak mukozasına yerleşirler. Yerleştikleri bölgede salgıladıkları toksinler sayesinde iltihap veya enfeksiyona sebep olarak bağırsak fonksiyonlarını bozarlar. Hijyenik olmayan besinler tüketmek, böyle alanlarda yaşamak, tuvalet ihtiyacını gidermek, cinsel ilişkiye girmek ishal riskini doğurabilecek mikroorganizmaların vücuda girmesine sebep olur. Başta Hindistan olmak üzere birçok gelişmemiş ülkede ishal salgınlarının yaygın olmasının başlıca sebebi de tam olarak hijyen eksikliğidir.

Bağışıklık Sisteminin Zayıf Olması

Bağışıklık sisteminin zayıf olması vücudun mikroorganizmalara ve diğer etkilere karşı savunmasız kalması demektir. Bağışıklık sistemi genetik olarak zayıf olanlar, bağışık sistemini güçlendirmeyenler ve otoimmün hastalık geçirenler ishal riski altındadır. Normalde bağırsakta bulunmaması gereken bakteriler bağışıklık sisteminin zayıf olmasından yararlanarak bu bölgeye yerleşmekte ve mukozayı iltihaplandırmaktadır.

İshal Komplikasyonları

İshal bir faktör olmaktan çok belirtidir. Tedavi edilmediği ve kronikleştiği takdirde ishale bağlı büyük sorunlar ortaya çıkabilir. Bazı ishal türleri kanamalı olabilir. Yine bazı ishal türleri de akut gelişim göstermelerine rağmen çok kısa sürede çok fazla sıvının vücuttan atılmasına sebep olabilirler. Sıvıyla birlikte atılan minerallerin de etkisiyle vücut ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalabilir. İshalin komplikasyonları bağırsak fonksiyonlarını ve vücudun genelini etkisi altına almaktadır. İlgili komplikasyonların ortaya çıkış sebebi dehidrasyon yani aşırı sıvı kaybıdır.

Dehidrasyon

İshalin en temel komplikasyonudur. Diğer komplikasyonları ve belirtileri ortaya çıkaran merkezdir. Vücudun aşırı derecede su kaybetmesine dehidrasyon denir. Vücut faaliyetlerini devam ettirmek için fazlaca sıvıya ihtiyaç duyar. Sıvı bağırsaklar tarafından emilir ve kana karıştırılır. İshal olunması durumunda emilmesi gereken sıvı bağırsak tarafından emilemez ve atılır. Kronik veya şiddetli akut ishal durumlarında dehidrasyon seviyesi oldukça yüksektir ve ciddi sonuçlar ortaya çıkarabilir. Dört haftadan uzun süren ishal vakalarında dehidrasyon ile mutlaka karşılaşılır.

Bilinç Kaybı

Vücudun sağlıklı şekilde varlığını devam ettirebilmesi için tüm sistemlerinin sorunsuz olarak bir düzen içerisinde çalışması gerekir. Enerji üretimi, enerji tüketimi, hormon dengesi, organ faaliyetleri, solunum sistemi ve sindirim sistemi… Tüm sistemler bir düzen içerisinde çalışmaktadır. Beyin de tüm bu sistemleri yöneten organdır. Beynin çalışması da diğer sistemlerin çalışması gibi yüksek miktarda enerji gerektirir. Bu enerjinin üretimi de ancak sıvı yardımıyla olmaktadır. Vücudun yeteri kadar sıvı alamaması bilinç düzeyinde sorunlar ortaya çıkarır. Akut gelişen ishal sonrasında on litrelere varan sıvı kaybının olması halinde vücut bilinci açık tutmak için gereken enerjiyi sağlayamaz ve bilinç kaybı ile karşılaşılır. İshale bağlı bilinç kaybı ekstrem bir durumdur ve anında doktora başvurulmalıdır.

Kolit Oluşumu

Bağırsaklarda ortaya çıkan fonksiyon bozuklukları giderilmezse vücut zaman içerisinde yorgun düşer. Bu yorgun düşme beraberinde bağışıklık sistemi zayıflıklarını da getirir. Bağışıklık sisteminin zayıflaması iltihaplanmaları olası hale getirir. İshale bağlı bağışıklık sistemi zayıflamaları tedavi edilmezse kalın bağırsağın genelinde kolit oluşumu ile karşılaşılır. Bilindiği üzere kalın bağırsak iltihaplanmalarının tamamına kolit denilmektedir. Tedavi edilmezse ciddi hastalıkları ortaya çıkaracak zeminin oluşmasına sebep olabilir.

İshal Nasıl Önlenir

İshal eğer akut olarak gelişiyorsa önlenmesi oldukça kolaydır. Çeşitli hastalıklara bağlı gelişen kronik ishal vakalarının ise önlenmesi o kadar kolay değildir. Hastalığın tedavisine yönelik adımlar atılması, bağırsak fonksiyonlarını yorucu her türlü eylemden ve beslenmeden uzak durulması kronik ishalin önlenmesi veya hafifletilmesi için gerekli adımlardan yalnızca birkaçıdır.

Akut ishalde ise ishalin ortaya çıkıp çıkmayacağı büyük oranda kişinin kendisine bağlıdır. Azami düzeyde önlem alınması halinde ishal ile karşılaşılmaz. En azından günlerce süren ve hayat konforunu düşüren ishaller ile karşılaşılmaz. Günümüzde, en gelişmiş ülkelerde dahi ishal yaygındır. Ne kadar dikkat edilse de yılda birkaç defa hafif şiddetli ishal ile karşılaşılmaktadır.

Bol Sıvı Tüketimi

İshalin önlenmesi ve eğer var ise tedavi edilmesi; ishal ile ortaya çıkan susuzluk halinin giderilmesi için sıvı tüketimi şarttır. Normalde tüketilmesi gerekenin bir buçuk katı kadar sıvı tüketimi ishal olunduğu süre boyunca şarttır. Tüketilen sıvının asitli olmaması, pH değerinin yüksek olması ve mikroorganizmalar açısından denetimli olması gerekmektedir. Rasgele ve denetimsiz bir kaynaktan su içilmesi, eğer ishal geçiriliyor ise şiddetini; geçirilmiyor ise de yakalanma riskini artırmaktadır. Genel olarak yüksek sıvı tüketimi bağırsak florasının yenilenmesini hızlandırır. Yani ishal olunmadığı zamanlarda da yüksek sıvı tüketimi sayesinde ishal engellenebilir.

Sağlıklı Beslenme

Alınan besinler ile bağırsak fonksiyonlarının düzeni ve ishal arasında bağlantı bulunmaktadır. İshal olma riskini azaltmak isteyenlerin sağlıklı ve çeşitli beslenmesi, besinlerinin hijyenine dikkat etmesi gerekmektedir. Potasyum, sodyum ve kalsiyum açısından zengin beslenmek ishal riskini düşürür. Magnezyum ağırlıklı beslenmek ise ishal riskini artırır. Aşırı kırmızı et, yağlı, kızartma, süt ürünleri, çikolata ve kahve, alkol, sigara, asitli içecek, tatlandırıcı kullanımı ishal riskini artırmaktadır.

Brokoli, pırasa, marul ve muz gibi besinler ise kırmızı et ile alınan protein ağırlıklı beslenmeyi dengelemek, yeteri kadar vitamin ve lifli gıda almak için iyi kaynaklardır. Sebze, meyve ve et dengesinin iyi kurulması ishal riskini azaltır. Ayrıca öğünleri sıklaştırıp alınan besin miktarını azaltmak da riskin azalmasını sağlayan faktörler arasında yer alır. Az besin beraberinde sindirimin daha kolay olmasını getirir. Hem mide hem bağırsaklar daha az yorulur.

Hijyen Kurallarına Uyulması

Dünya üzerinde karşılaşılan ishal vakalarının, kaynaktan toplu bulaşmalar da dahil olmak üzere sebebi mikroorganizmalardır. Virüslerden, bakterilerden ve parazitlerden oluşan bu mikroorganizmalar her türlü ortamda yaşama ve bulunma kapasitesine sahiptir. Ağız yoluyla veya diğer yollarla vücuda girmeleri halinde bağırsak mukozasına yerleşip iltihaplı hale getirmektedirler. Mikroorganizmalardan korunmanın yolu da hijyene dikkat etmektir. Başlıca kişisel hijyen olmak üzere alınan besinlere ve besinlerin alındığı kaynaklara dikkat etmek oldukça önemlidir. Tüketin her besin iyice yıkanmalıdır. Ayrıca tüketimin yapıldığı kap kacağın da zaman zaman kaynayan su içerisinde on – on beş dakika kadar bekletilmesi faydalı olacaktır. Kuyu suyu içmenin zorunluluk olduğu zamanlarda filtreleme yapılması ishal riskinin azaltılması için elzemdir.

Sık Sorulan Sorular

İshal dünya üzerinde en çok karşılaşılan bağırsak hastalığıdır. Birçok bakteriye, virüse, parazite ve hastalığa bağlı olarak gelişim gösterebilir. Tespit ve tedavisi oldukça kolay olmakla birlikte dünya üzerinde en çok çocuk ölümüne sebep olan ikinci sebeptir. Bu açıdan değerlendirildiğinde erişkinler için büyük risk oluşturmasa da çocuklar için büyük risk oluşturmaktadır. Özellikle risk grubunda yer alanların, anne ve babaların kafalarında soru işareti kalabilir. Bu soru işaretlerinin spesifik başlıklar altında cevaplanması oldukça faydalı olacaktır.

İshalken uzak durulması gereken yiyecekler nelerdir?

İshal olunması halinde sindirim sistemi büyük bir baskı altına girer. İshale sebep olan faktörün ortadan kaldırılması sürecinde de bu baskı devam eder. Hastanın bağırsaklarını baskı altına alabilecek yiyecekler uzak durması oldukça önemlidir. Bu sayede hastalık çok daha kısa sürelerde ortadan kalkacak ve hayat konforu sağlanacaktır. Hastalığın gelişim sebebi gıda intoleransı değil ise hastanın şunları yememeye dikkat etmesi gerekir: Kırmızı et, Kızartma şeklinde pişirilen her türlü yiyecek, Aşırı yağlı yiyecekler, Çikolata ve kahve, Asitli içecekler, Alkol ve sigara, Yapay tatlandırıcılar. Bunlardan uzak durulmadığı, ishale rağmen tüketildiği durumlarda bağırsak fonksiyonlarının kendine gelmesi daha uzun süreler alacaktır. Eğer ishal gıda intoleransına bağlı olarak gelişmişse glüten, früktoz ve laktozdan uzak durulmalıdır.

İshal bulaşıcı mıdır?

İshale sebep olan bakteri ve virüsler bulaşıcı ise (ki genelde bulaşıcıdır) ishal de bulaşıcıdır. Özellikle salgına sebep olan bakteri ve virüsler düşünüldüğünde hastalığın oldukça hızlı yayılabildiği gözlenecektir.

Hindistan’da sayıları milyonlarla ifade edilen bulaşmalar olabilmektedir. Bulaşma ihtimalinin en aza indirilmesi için kişisel hijyene ve besin hijyenine dikkat edilmelidir.

İshal için ne zaman doktora başvurulmalıdır?

Dünya üzerinde yaşayan her insanda, yılın en az üç – dört gününde ishal görülür. Bunun sebebi bir maddeye hassasiyet olabileceği gibi o an tüketilen bir besin de olabilir. Aynı şekilde psikolojik durum da ishale sebep olabilir. Üç – dört günlük ishal vakalarında eğer çok şiddetli değilse doktora başvurulmasına gerek yoktur. Genelde bir haftayı aşan ishal vakalarında doktora başvurmakta fayda vardır. Akut gelişen, aşırı sıvı kaybına sebep olan ishallerde ise hemen doktora başvurulmalıdır.

Sürekli ishal oluşumunun sebepleri nelerdir?

Sürekli ishal oluşumu, kronik ishali tarif eder. Kronik ishalin oluşumunda hastalıkların etkisi çok büyüktür. Sürekli (değişen şiddette veya sürekli artan şiddette) ishal olan bireylerin doktora başvurarak şikayetlerini anlatmaları gerekmektedir.

İshal için hangi bölüme muayene olunmalıdır?

Gastroenteroloji bölümleri ishal vakaları ile ilgilenmektedir. Eğer acil bir durum yoksa gün içerisinde bu kliniklere başvurarak tedavi olabilirsiniz.

İshal hangi durumlarda kimler için tehlikelidir?

İshal iki yaş altı çocuklar için oldukça tehlikelidir. Ayrıca altmış yaş üstü bireylerde de aşırı sıvı kaybına bağlı ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. İki yaş altı bebeklerde ishal varsa mutlaka sürekli olarak su içirilmelidir. Bu yaştaki bebekler su ihtiyaçlarını belli etmek konusunda yetersizdir. Ayrıca tehlike durumunun olması için ishale ek olarak kusma da olmalıdır. Günde altı – yedi defadan fazla sıvı dışkılama tehlikelidir.

İshalin kanla karışık olduğu durumlar ile dört haftayı aştığı durumlar da tehlikeli hale geldiğinin belirtisidir.

Hangi yiyecekler ishale iyi gelir?

Bol sıvı tüketimi ishale oldukça iyi gelir. Ayrıca tuz ve su çözeltileri ile lifli gıdalar ishali tedavi edebilir. Genel olarak şekerli gıdaların tüketimi sıvı süzme kapasitesini artırdığı için ishale bağlı sıkıntıları ortadan kaldırmakta büyük yardımcıdır.

İshal rengi bir şey ifade eder mi?

İshalden bağımsız olarak dışkının rengi, sindirim sisteminin ve genel olarak vücudun sağlığı hakkında fikir verir. Oldukça sulu olmasından dolayı normal tonun bir – iki ton altında renk ile karşılaşılabilir. Açık sarı tonlar ile kapalı sarı tonlar arası ishal durumunda normal olarak kabul edilir. Yeşil, kırmızı ya da diğer renk tonları ise sorunlu renk tonlarıdır ve mutlaka doktora başvurulmalıdır.

İshal hangi hastalıkların belirtisidir?

Sindirim sistemi hastalıklarının birçoğu ya kabızlığa ya da ishale; bazen de döngü olarak ishal ve kabızlığa sebep olmaktadır. İshal, akut olarak gelişme eğiliminde olan bir dışkılama sorunudur. Çölyak gibi bazı hastalıklar sürekli olarak ishali ortaya çıkarsa da ishalin asıl ortaya çıkma sebebi hafif gıda zehirlenmelidir ya da midenin üşütülmesidir.

İshal tehlikeli midir?

Her insan ömrü boyunca oldukça sık şekilde ishal ile karşılaşır. İshal, normalden daha sıvı dışkı anlamına geldiği için illa sıvı yoğunluklu dışkı yapılması gerekmez. Tüm vakaların yüzde doksan beş kadarı tehlikesizdir. Birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçer. Sıvı takviyesi yapıldığı müddetçe de sorun oluşturmazlar. Bebeklerde görülen ishaller ile kanlı ishaller ise oldukça tehlikelidir. Mutlaka doktora başvurulmalıdır. Hızlıca müdahale edilmedikleri takdirde yaşamın sonlanmasına bile sebep olabilirler.

İshal kaç gün sürer?

Normal koşullar altında, öngörülebilir bir sebepten dolayı ortaya çıkan ishal vakalarının maksimum üç gün kadar devam etmesi beklenir. Uygun gıdalar tüketilir ve sıvı takviyesi yapılırsa bu süre kısa ve konforlu geçer. Bazı ishal sebepleri ise bir haftadan daha uzun süreli ishale sebep olabilir. Tüm hafta boyunca aynı şiddette ishal söz konusu değildir. Son günlere doğru katı form ortaya çıkmaya başlar. Çölyak gibi bazı hastalıklar ise bir aydan uzun süreli ishale sebep olabilir ki bu durum oldukça tehlikelidir.

İshalken nelere dikkat etmek gerekir?

İshal ile sindirilmiş ve sindirilmemiş bağırsak içeriği yüksek sıvı formda vücuttan atılır. Atımın kontrol altında tutulması pek mümkün değildir. Vücut yüksek sıvı ve vitamin – mineral kaybeder. Dikkat edilmesi gereken ilk şey bunların yerine konmasıdır. Bol su tüketilmeli, tuz alınmalı ve diğer mineraller de yiyecekler ile takviye edilmelidir. Vücudun sıcak – soğuk dengesi iyi sağlanmalıdır. Bol bol ılık – sıcak çorba içilmelidir. Yağlı besinlerin tüketimi sıfırlanmalıdır. Potasyum ve nişasta açısından zengin gıdalar tüketilmelidir.

İshal hamilelik belirtisi midir?

İshal ile hamilelik arasında herhangi bir bağlantı kurmak mümkün değildir. Hele hele ilk hamilelik belirtisi olarak ishalin ortaya çıkması mümkün değildir. Bu yönde fikir verenler genelde şans eseri ishal ile hamilelik haberini denk getirmiş kişilerdir. Hamilelik kesin olarak kan testleri ve görüntüleme teknikleri ile anlaşılabilmektedir.