Gece Körlüğü (Tavuk Karası)

Gece Körlüğü (Tavuk Karası)
Gece Körlüğü (Tavuk Karası)

 

Gece körlüğü, halk arasında bilinen adıyla “tavuk karası”, genetik nedenlerden dolayı ortaya çıkan ve adından da anlaşılacağı üzere gece yeterli görüşün alınmasına engel olan bir hastalıktır. A vitamini eksikliği, süt ve süt ürünlerinin yeterince tüketilmemesi, bu hastalığın zeminin hazırlanmasında etkili olan nedenler olarak bilinir. Beyin ve görme duyuları arasında yaşanan kopukluk veya aksaklıklar, gece görüşünün azalmasına neden olurken, hastalığın en çok genetik olarak yayıldığı görülür. Akraba evliliğinin de hastalığın ortaya çıkmasında etkili olduğu bilinir. Hastalık görülmeye başlandığı andan itibaren hızlı bir şekilde gelişim gösterir ve ciddi görme bozukluklarına sebep olur.

Gece körlüğünün ortaya çıkması konusunda retinanın zarar görmesi büyük bir etkendir. Retina, göz içerisinde bulunan rodopsin maddesinden büyük ölçüde beslenir. Bu maddenin yeterli miktarda üretilememesi, retinanın zarar görmesine neden olur. Rodopsinin yeteri miktarda üretilmemesinin en büyük sebeplerinden biri, A vitamini eksikliğidir. A vitamini en çok süt ve süt ürünlerinden alınırken, her yaştan insanın bu ürünleri tüketmesi gerekir. Aksi halde vücut ciddi bir A vitamini yokluğuyla karşı karşıya kalır. Gece körlüğü tam olarak ilk evrelerinden fark edilemez ve bu nedenle evre olarak ilerler. Hastalığın tam olarak fark edilememesinin sebebi ise zarar gören retina hücrelerinin konumlanmış olduğu alandır.

A vitamini eksikliği nedeniyle hasar alan retina hücreleri, sarı nokta adı verilen ve göz içerisinde büyük bir öneme sahip olan uzak kalır. Bu uzaklık, belirtilerin de geç görülmesine ve hastalığın geç fark edilmesine neden olur.

İnceleyen ve onaylayan: Op. Dr. Sezgin Ceylan

Gece Körlüğü Hakkında

Gece körlüğü yaşayan hastaların büyük bir çoğunluğu, karanlık ortamlar veya aşırı ışıklı ortamlarda yeteri kadar görüş alamazlar. Loş ışık, görme kaybının en çok olduğu ışık türü olarak bilinirken, hastalığın ilerlemesi durumunda ise hastanın gece sokakta yürüyemez hale geldiği görülür.

Yaşam kalitesi gece körlüğü nedeniyle büyük ölçüde etkilenirken, hastalığın ilerleyen süreçlerde tedavi edilmemesi, diğer göz hastalıklarına sebep olabilir ve bu nedenle gündüz gözüyle bile görme kaybı yaşanabilir.

Gece körlüğü çevresel nedenlerden ötürü ortaya çıkmaz. Kişinin annesinde, babasında veya yakın akrabalarında gece körlüğünün bulunması, hastalığın görülmesinin en büyük sebebi olarak bilinir. Ayrıca aile bireylerinde veya yakın akrabalarda gece körlüğünün bulunması, aileye bağlı her bireyde gece körlüğünün bulunacağı anlamına gelmez. Gece körlüğü tamamen doğuştan gelen bir hastalık olarak bilinirken, çok nadire durumlarda çevresel etkenlerden kaynaklanır. Bu duruma en iyi örnek ise katarakt hastalığıdır. Bireyde katarakt hastalığı varsa ve bu hastalık herhangi bir şekilde veya doğru yöntemlerle tedavi edilmezse, gece körlüğü rahatsızlığı ortaya çıkabilir.

Şeker hastalarının kan basınçlarındaki dengesizlik, gece körlüğüne neden olabilirken, genetik risk altında olan hastaların söz konusu çevresel faktörlerle karşılaşmaları durumunda tavuk karası neredeyse kaçınılmaz bir hal alır. Tavuk karası hastalığına yakalanan kişiler, geceleri neredeyse hiç görüş alamazlar ve bu sayede hastalığın farkında varırlar.

Retina Nedir?

Retina, gözün içerisinde bulunan ve görme işlemi sırasında etkin bir rol oynayan ince yapı olarak bilinir. 200 mikron kadar inceliğe sahip olan retina, gözün tam olarak merkezinde yer alır ve birçok destekleyici hücreye sahiptir. Retinanın beslenmesi konusunda birçok damar görev alırken, nasıl ki insan vücudunda beyin önemli bir göreve sahiptir, aynı durum göz içerisinde retina için de geçerlidir.

Retina bu denli ince olmasına rağmen dayanıklıdır ve kolay kolay zarar görmez. Retinada zarar gören hücrelerin tedavisi ise bir daha mümkün olmaz. Retina üzerinde ışığı algılayan ve göz içerisine aktaran hücreler bulunur. Bu hücreler doğuştan hasarlı gelir veya çeşitli şekilde hasar alırsa, halk arasında bilinen adıyla tavuk karası meydana gelir. Çocuk yaşlarda kendini çok belli etmeyen hastalık, ilerleyen yaşlarda karanlık ortamlarda ciddi bir görüş kaybının yaşanmasına neden olur.

Gece Körlüğü Nedir?

Retinanın birçok bölümü bulunur ve bu bölümlerin bazıları destekleyici hücreler olarak bilinirler. Destekleyici hücreler, retinanın göz içerisinde beyin görevi görmesi konusunda yardımcı olurlar. Bu hücrelerden herhangi birinin zarar görmesi, çeşitli göz hastalıklarına veya görme kayıplarına yol açar. Retinanın dış kısmında yer alan ve ışık algılama görevi bulunan hücrelerin zarar görmesi durumunda ise gece körlüğü ortaya çıkar. Gece körlüğü hastalığına yakalanan bir birey, ışığın olmadığı herhangi bir ortamda nesneleri tam seçemez ve ortamı tam algılayamaz.

Gece Körlüğü Görülme Sıklığı Nedir?

Gece körlüğü, özellikle kadınlarda daha sık görülen bir göz problemidir. Dünya geneline bakıldığında ise her 10 bin kişiden 1’inde gece körlüğünü olduğu tespit edilir. Hastalığın son derece nadir olarak görülmesine karşın, belirli yöntemler sayesinde rahatlıkla tedavi edilebilir. Ülkemizde akraba evliliklerinin fazla olması, diğer ülkelere göre daha fazla görülmesine neden olur.

Gece Körlüğü Nedenleri

Gece körlüğü, ilk olarak A vitamini eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkar ve hastalığın genel görülme sebebi bu unsurdur. A vitamini en çok süt ve süt ürünlerinde bulunur. En ulaşılabilir A vitamini kaynağı bu ürünlerdir ancak hastanın bu ürünleri yeteri kadar tüketmemesi, gece körlüğüne neden olabilir. Hastanın genel olarak genetik nedenlerden dolayı bulaştığı söylenir ancak çevresel nedenleri de bu konuda es geçmemek gerekir. Özellikle bazı göz hastalıklarının tedavi edilmemesi, direkt olarak retinanın zarar görmesine ve haliyle gece körlüğüne neden olur. Katarakt, miyop ve diğer göz hastalıkları bu konuda öne çıkan, hastalıkta etkisi olan göz problemleri olarak bilinirler.

A Vitamini Eksikliği

A vitamini, vücudun en çok ihtiyaç duyduğu besin değerleri içerisinde üst sıralarda kendine yer bulur. A vitaminin özünde beta karoten maddesi bulunur ve insan vücudunun fonksiyonelliği konusunda bu madde ciddi bir öneme sahiptir. Süt ve süt ürünleri, hayvansal gıdalar, pigmentli bitkiler, A vitamini konusunda hayli zengin olarak bilinirler. Havuç, en yüksek A vitamini değerine sahip olan pigmentli bitkilerden arasında yer alırken, havucun göz hastalıklarının tedavisinde yardımcı bir tedavi unsuru olarak kullanıldığı da sıklıkla görülür. Retinanın ve retinanın dış kısmında yer alan hücrelerin en önemli besin kaynağı ise A vitaminidir.

A vitaminin yeteri kadar alınmaması durumunda ise retinanın ışık alma ve bu ışığı görüntüyle birleştirme görevine sahip olan hücreleri yeteri kadar beslenemez. Hastanın genetik olarak tavuk karası hastalığına da yatkın olması, bu hücrelerin hızlı bir şekilde olumsuz etkilenmesine neden olur. Haliyle A vitamini takviyesi, gerekli besinler sayesinde doğal yollarla mutlaka yapılmalıdır.

Süt ürünlerinin Eksik Tüketimi

Süt ürünleri iskelet sistemini beslemekle kalmayıp, aynı zamanda göz içerisinde yer alan yapılarında beslenmesine yardımcı olur. Süt ürünlerinin içerisinde yer alan A vitaminin sahip olduğu özel bir madde vardır. Bu özel maddenin adı ise retinol olarak bilinir. Retinol hem retinanın hem de retinanın dış kısmında görüş için gerekli olan ışığın temin edilmesinde yardımcı olan hücrelerin beslenmesine yardımcı olur. Süt ürünlerinin eksik tüketimi ise bu hücrelerin zayıflamasına ve bir müddet sonra zarar görmesine neden olabilir. Günlük bir bardak süt tüketimi veya bir kase yoğurt tüketimi, gerekli olan retinol ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olur.

Tedavi Edilmemiş Miyop

Nadir olarak görülse de bazı durumlarda miyopun gece körlüğüne neden olduğu söylenebilir. Bilindiği üzere miyop hastalığı, göz yuvarlağının anormal bir şekilde büyümesi sonrasında ortaya çıkar. Bu durum ise retinanın görme görevinde sorunlar yaşamasına sebebiyet verir. Miyop hastalığının ilerlemesi ve herhangi bir şekilde tedavi edilmemesi durumunda ise hastanın gece görüşü büyük ölçüde azalabilir. Tedavi edilmemiş bir miyop, retinanın her yapısına zarar verme potansiyeline sahiptir.

Glokom Hastalığı

Glokom, halk arasında bilinen adıyla “göz tansiyonu” hastalığı, göz içi basıncının farklı sebeplerden dolayı dengelenememesi ve bu nedenle göz yapılarının zarar görmesi durumuyla sonuçlanır. Göz içerisinde oluşan basıncın alçalması değil de yüksek olması göz yapılarını tahrip eder. Önemli göz yapılarının zarar görmesi ise görme kayıplarına yol açar. Glokom sonucunda retinanın büyük ölçüde zarar görmesi söz konusu olabilir. Bu durum zaten belirli bir görme kaybına sebebiyet verir ancak retinada ışık almakla görevli olan hücrelerin zarar görmesi, direkt olarak gece körlüğüne davetiye çıkarır.

Katarakt

40 yaş üstü bireylerde en sık görülen hastalıkların başında katarakt yer alır. Katarakt hastalığında gözün görüntü alarak beyne aktarma görevinin büyük bir kısmını üstlenen göz merceğinin deformasyonu söz konusu olur. Göz merceğinde meydana gelen bozulmalar ise görme kayıpları veya bozukluklarıyla sonuçlanır. Kataraktta göz merceği saydamlığını kaybeder bu nedenle görüş kalitesi azalır. Özellikle renklerin soluklaşması ve buğulu olma durumu ortaya çıkar. Katarakt tedavi edilmemesi durumunda hızla ilerler. Hastalığın ilerlemesi ise diğer göz yapılarının etkilenmesine neden olur.

Katarakt nedeniyle retinanın ve retinaya destek olan hücrelerin zarar görmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle katarakta acilen bir müdahale gerekir. Müdahale ne kadar gecikirse veya uygulanan tedavi başarısız olursa, retina zarar gördüğü için gece körlüğü ortaya çıkabilir. Gece körlüğüyle birlikte hasta görüş yeteneğinin önemli bir kısmını kaybeder.

Retinitis Pigmentosa

Genel olarak genetik nedenlerden ötürü ortaya çıkan retinitis pigmentosa, gece körlüğüyle benzer olan ve bağlantısı da olan bir hastalıktır. Retinitis pigmentosa hastalığı nedeniyle gözün ışığa karşı duyarlı olan retina bölgesi deformasyona uğrar. Bu deformasyon gerekli müdahalenin yapılmaması durumunda hızlı bir şekilde ilerleme kaydeder. Işığı olan duyarlılık ve retinanın bölgesel deformasyonu, haliyle gece körlüğü hastalığının görülmesine de neden olabilir.

Şeker Hastalığı (Diyabet)

Şeker hastalarının büyük bir kısmında kan şekeri değeri oldukça yüksek görülür. Kan şekerinin yüksek görülmesi birçok sağlık sorununa yol açabilir ancak gözlerin de bu durumdan etkilenmesi kaçınılmaz bir hal alır. Kan şekerinin yüksek olması durumunda gözün arka tarafında bulunan ve retinayı besleyen damarlar zarar görür. Bu damarların tıkanması veya çatlamaları, kan şekerinin yüksek olmasının etkileri olarak bilinir. Damarlarda meydana gelen sorunlar ise gözün iç kısmında kanamalara neden olur.

Kanamalar, damar tıkanıklığı nedeniyle retinanın beslenmemesi ve göze gelen kan basıncının dengesiz olması gibi durumlar, retinanın doğrudan zarar görmesiyle sonuçlanır. Bu nedenle şeker hastalığı farkında olmadan retina hasarına ve beraberinde gece körlüğüne zemin hazırlayabilir.

Şeker hastalarının mutlaka sürekli olarak kan şekeri seviyelerini kontrol ettirmeleri, bu seviyeyi normal şartlarda tutabilmek adına şeker hastalığı tedavisine bağlılık göstermeleri gerekir. Aksi takdirde sadece gece körlüğü ve retina problemleri değil, katarakt ve daha birçok göz hastalığı ortaya çıkabilir.

Keratokonus

Keratokonus hastalığı, korneanın yapı olarak incelmesi ve sivrileşmesi hastalığı olarak bilinir. Bu hastalık özellikle gençlerde sıklıkla görülür. Hastalık genetik yatkınlık ve çevresel nedenlerden ötürü ortaya çıkabilir. Toz ve alerjik her türlü durum karşısında gözün aşırı miktarda kaşınması, kornea yollarının zarar görmesine ve haliyle korneanın yapısal olarak değişmesine neden olur. Keratokonus hastalığının ilerlemesi durumunda ise miyop, retina hastalıkları ve astigmat gibi sağlık sorunları oluşabilir. Özellikle retinanın bu konu nedeniyle doğrudan etkilenmesi, gece körlüğünün oluşmasına yardımcı olur. Retina doğrudan keratokonus nedeniyle zarar görmese de söz konusu hastalığın neden olduğu diğer hastalıklar aracılığıyla yapısal bozulmalara uğrayabilir.

Gece Körlüğü Belirtileri

Gece körlüğü, sadece geceleri yaşanan ciddi görme kayıplarıyla değil, diğer birçok belirti sayesinde anlaşılabilir. Gece körlüğünün belirtileri, hastanın günlük hayatta ciddi görme sorunları yaşamasına neden olacağı için acilen bir tıbbi destek alma ihtiyacı hissettirir. Tıbbı destek sonucunda ise yapılan tetkikler, hastalığın teşhisine neden olur. Haliyle hastalığın tedavisi geç olmadan başlar ve tedavi büyük olasılıkla olumlu sonuç verir. Tedavinin erken başlamasına sebep olan gece körlüğü belirtileri, loş ortamlarda zayıf görme veya nesneleri ayırt edememe, görme alanının günden güne daralması ve parlak ışık nedeniyle yaşanılan kısa süreli yüksek görme kayıpları olarak bilinir. Hasta bu belirtiler sonucunda iş, eğitim ve sosyal hayatında önemli sorunlar yaşar.

Loş Ortamlarda Zayıf Görme

Loş ortamlarda zayıf görme, gece körlüğü hastalığının en net belirtilerinden biri olarak tanımlanabilir. Hastalar ışık seviyesinin az olduğu ortamlarda çok net görüş alamazlar. Ayrıca ortamdaki ışık seviyesi hem az hem de ışıklar renkliyse (mor, kırmızı, turuncu vb. renkler) görüşün daha da çok azaldığı söylenebilir. Tedaviye başlanması durumunda ise loş ortamda yaşanan görüş kaybı eskiye nazaran olumlu yönde büyük bir gelişme gösterir.

Parlak Işığa Bağlı Görme Kaybı

Hastanın az ışıklı ortamlarda görüş kaybı yaşamasının yanı sıra yüksek ışıklı ortamlarda da görüş kaybı yaşadığı söylenebilir. Hastanın yüksek ışıklı ortamlarda görüş kaybı yaşamasının en önemli nedenlerinden biri, retinanın ışık algılama görevini yerine getiren hücrelerinin yapısal olarak zayıflaması ve bu nedenle de yüksek ışığı algılayamamasıdır. Sağlıklı olan bir retinada bile belirli bir ışığa kadar algılama söz konusudur. Gece körlüğü hastalığına yakalanan bireylerin ışık algılama yetenekleri büyük ölçüde azalır.

Nasıl ki sağlıklı bir gözün yüksek ışığa maruz kalması durumunda geçici bir görme kaybı yaşaması söz konusuysa, gece körlüğü yaşayan hastaların normal seviyelerdeki ışıklarda bile görme kaybı yaşadığı görülür. Eğer hasta normalin üstünde bir ışığa maruz kalırsa görme kaybının süresi biraz daha uzayabilir. Üstelik bu görme kaybı, görüş yeteneğinin %70-80’lik bir kısmının geçici bir süre için kaybedildiği anlamına gelir. Hastanın bu yüzden yüksek ışıktan ve sağlıklı bir göze göre normal seviyede ışıklardan kendini koruması gerekir.

Görme Alanında Daralma

Görme alanında daralma belirtisi, belki ilk aşamalarda ve gün içerisinde yoğun tempoda pek fark edilmeyebilir. Hastanın belirli bir bölgeye odaklanması durumunda görme alanında meydana gelen daralma daha net bir şekilde fark edilir. Hasta normalde çok geniş bir görüş açısında sahipken, gece körlüğünde görüş alanında ciddi bir daralma hisseder. Bu görüş alanı o kadar daralır ki hastanın bazı refleksleri göstermemesine dahi neden olabilir.

Loş ortamlarda zayıf görme ve görme alanında daralma, gece körlüğünün en önemli iki belirtisi olarak bilinir. Hastanın bu belirtileri fark etmesi durumunda hemen bir sağlık kurumuna başvurması ve şikâyetlerini dile getirmesi gerekir. Aksi halde bu belirtiler zaman geçtikçe daha etkili bir şekilde kendini gösterir. Buna bağlı olarak da yaşanan görüş kaybının boyutları giderek artabilir.

Gece Körlüğü Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Gece körlüğünün tanı ve teşhis yöntemleri, çok detay içermese de hastalığın tanısının konulabilmesi açısında yeterlidir. Gece körlüğünün net belirtilere sahip olması, teşhisin çok detay gerektirmeden gerçekleşebilmesine imkan sağlar. Öncelikle standart bir göz muayenesi yapılır ve ardından tetkiklere geçilir. Gece körlüğünün iki adet tetkikten alınan sonuçlarla teşhisi mümkünken, tetkiklerin yanı sıra hastanın şikayetleri de teşhis sırasında değerlendirmeye dahil edilir.

Göz Muayenesi

Göz muayenesi sırasında, gözün birtakım hareketlere ne gibi tepkiler verdiği ölçülür. Çeşitli tıbbi cihazlar ve aletler yardımıyla gözün içi detaylı bir şekilde incelenir. Gözün önemli yapılarında meydana gelen sorunlar bu inceleme sırasında tespit edilir. Özellikle retinanın görmüş olduğu zarar, göz muayenesi sırasında daha net bir şekilde ortaya çıkar.

Göz muayenesi yalnızca tek taraflı yapılan incelemelerden ibadet değildir. İncelemeler sırasında hastanın şikayetleri dinlenir. Eğer hasta gece körlüğüne yakalanmışsa bu durum verdiği ifadeler sonucunda çok net bir şekilde şüphe uyandırır. Haliyle yapılan tetkikler, muayene ve incelemeler gece körlüğü hastalığına yoğunlaşılarak yapılır.

Tetkikler

Gece körlüğü hastalığının teşhisi sırasında kullanılan tetkikler, birçok göz hastalığı teşhisi için de kullanılır. Özellikle elektrofizyolojik test, sık kullanılan tetkikler arasında yer alırken, görme alanı testinin ise biraz daha gece körlüğünün tespitine hizmet eden bir tetkik olduğu söylenebilir. Bunun nedeni ise görme alanında meydana gelen daralma, gece körlüğünün en net belirtilerinden biri olmasıdır. Görme alanı testinde ise hastanın görüş alanının durumu hakkında yakın bir sonuca varılır.

Elektrofizyolojik Testler

Gözün beyni olarak bilinen retinanın incelenmesi konusunda elektrofizyolojik testler kullanılır. Bu testler, retina ile beyin arasındaki yolların incelenmesine yardımcı olur. Retinanın beyinle arasında nasıl bir bağ kurduğu, bu bağda meydana gelen bozukluklar ve gözün bu duruma vermiş olduğu tepki elektrofizyolojik testler sayesinde ortaya çıkar. Retinayı detaylı bir şekilde inceleyen bu testin yapılabilmesi adına ortamın karanlık veya loş olması gerekir.

Elektrofizyolojik testler hastanın herhangi bir ağrı veya komplikasyonla karşılaşmasına neden olmaz. İşlem sonrasında hasta hemen normal yaşamına dönebilir. Elektrofizyolojik testler çeşitli şekillerde uygulanabilir. Bazı durumlarda kornea üzerine yerleştirilen bir kontakt lens sayesinde uygulanan bu testler, bazı durumlarda ise yüzün belirli bölgelerine ve göz çevresine yerleştirilen elektrotlar vasıtasıyla gerçekleştirilebilir.

Testin en ideal uygulanış süresi 30 dakika olarak bilinirken, bazı hastalarda bu süre 1-2 saate kadar çıkabilir. Gece körlüğünün tam teşhisi için büyük önem taşıyan bu test, aynı zamanda uzmanlık ve deneyim gerektirir. Bu nedenle elektrofizyolojik teste tabi tutulacak hastaların doktor seçimi konusunda dikkatli olmaları ve referansları olan uzmanları tercih etmeleri önerilir. Elektrofizyolojik test, sadece özel hastanelerde değil, devlet hastanelerinde de uygulanabilen testlerdir.

Görme Alanı Testi

Görme alanı testi iki farklı şekilde uygulanan ve gece körlüğünün derecesini en net bir şekilde ortaya koyan tetkik türü olarak kabul edilir. Görme alanı testi sayesinde hastanın genel görüş çevresinin ne kadar bir alanı kapsadığı tespit edilir. Bu test, öncelikle hasta ve doktorun kendi aralarında uygulamış olduğu doğal yöntemlerle gerçekleşebilir. Doktor, hastanın bir noktaya odaklanmasını ve kesinlikle bu noktadan gözünü ayırmamasını ister. Ardından belirli bir mesafelerde hastaya yaklaşan veya çeşitli hareketler yapan doktor, hastanın görüş tepkilerini ölçerek görme alanı hakkında bir fikre varmaya çalışır.

Görme alanı testi doğal yöntemlerin yanı sıra bilgisayarlı yöntemler vasıtasıyla da gerçekleştirilebilir. Görme alanı testi için özel bir cihaz bulunur ve cihaz görüş alanının mesafesini tek gözden alınan verilerle dahi ölçebilir. Hastanın baktığı yerde noktasal ışık kaynağı yer alırken, hastanın bu kaynağa çok dikkatli bir şekilde bakması ve gözünü ayırmaması istenir. Hastanın baktığı alan bir yarım küre olarak tarif edilebilir ve testin başlamasıyla birlikte bu alana dağınık dağınık parlak noktalar yansıtılır. Test başlamadan önce ise hastanın eline kumanda benzeri bir cihaz verilir ve her ışık görüşünde bu kumandayı kullanması talep edilir. Parlak noktaların yansıtılması ve hastanın kumandaya basması sonucunda, cihaz almış olduğu verileri bir kağıda aktarır.

Yapılan bu kapsamlı test sayesinde hastanın görüş alanı net bir şekilde ortaya çıkar. Gece körlüğünün teşhisi de bu şekilde daha rahat konulabilir. Görme alanı testinde ilk yöntem net sonuçlar vermezken, bilgisayarla yapılan görme alanı testi, hastanın ne kadar mesafeyi görebildiğini net bir şekilde ortaya koyar. Ayrıca bu test, diğer göz hastalıklarının teşhisi sırasında da kullanılır.

Gece körlüğü Risk Faktörleri

Gece körlüğünün risk faktörlerine bakıldığı zaman sadece genetik faktörlerin etkili olduğu görülür. Çevresel faktörler, gece körlüğü risk faktörleri arasında yer almazlar. Çevresel etkenler sadece hastalığın tetiklenmesine veya olan durumunun daha net bir şekilde ortaya çıkmasına neden olurlar. Hastanın risk faktörlerine karşın kendini koruması veya hastalığı önlemesi belirli oranda mümkündür.

Genetik Faktörler

Gece körlüğü hastalığı, kalıtsal nedenlerden dolayı var olan ve özellikle akraba evlilikleri sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Gece körlüğü hastalığına yakalanmış olan bir bireyin, ebeveynleri arasında herhangi bir akrabalık bağı olmayabilir. Bu durumda önceki atalarının incelenip, akraba evliliğinin var olup olmadığı tespit edilmelidir. Aile hikayesinde veya ebeveynlerde gece körlüğü hastalığının bulunması durumunda ise uzman desteğiyle mümkün olduğunca tedbir alınması önerilir.

Gece Körlüğü Komplikasyonları

Gece körlüğü komplikasyonlarına bakıldığı zaman araç kullanımının kısıtlanması durumu tek başına görülür. Hastanın günlük hayatta birçok sıkıntı yaşaması söz konusu olur ancak en önemli komplikasyon araç kullanamama durumudur.

Araç Kullanımında Kısıtlama

Gün ışığı varken hastanın araç kullanması büyük önem taşımaz ancak havanın kararmasıyla birlikte tehlike çanlarının çaldığı söylenebilir. Havanın kararması, hastanın büyük bir görüş kaybı yaşamasına neden olur. Aracın her ne kadar far aydınlatması olsa da gece körlüğü nedeniyle yaşanan görüş kaybı karşısında far etkeni yetersiz kalır. Araç kullanımı konusunda yalnızca otomobil kullanımına odaklanılmamalıdır. Hastanın iş makinesi veya çeşitli operatörlük gerektiren aletleri kullanması da ciddi anlamda tehlike içerir.

Gece Körlüğü Nasıl Önlenir?

Gece körlüğü hastalığı genetik nedenlerden ötürü ortaya çıkar ancak ilk etaplarda çok büyük problemlere neden olduğu söylenemez. İlerleyen zaman dilimlerinde çevresel faktörlerin etkili olması sebebiyle hastalığın daha net bir şekilde ortaya çıktığı görülürken, bu çevresel faktörlere karşı dikkatli olması durumunda hastalığın büyük çaplı belirtilerinden hastanın kendini koruması mümkün olabilir.

Göz Hastalıklarının Tedavisi

Miyop, hipermetrop, katarakt ve astigmat gibi hastalıkların büyük bir çoğunluğu gece körlüğü hastalığına sebep olur. Bu hastalıkları tedavi edilmemesi sonucunda gözde meydana gelen deformasyon, sadece bölgesel kalmayıp, göz içerisinde bulunan diğer yapılara da sıçrayabilir. Gece körlüğünün retinaya bağlı bir göz hastalığı olması ve retinanın ise gözün beyni olarak görev alması, haliyle her türlü göz hastalığının retinaya zarar verebilmesine işarettir.

Göz hastalıklarının erkenden tedavi edilip, kontrol altına alınması ve tedavide doğru tekniklerle başarı sağlanması gerekir. Sadece uygulanan tedavi yöntemlerinden medet ummamalı ve hastanın da tedaviye en iyi şekilde katılım göstermesi, tedavinin başarı sağlayıp gece körlüğü hastalığı ihtimalinin de ortadan kalkmasına neden olur. Özellikle genetik yatkınlığı olan hastaların, normal bireylere göre bu konuda daha çok özen göstermeleri gerekir.

Sağlıklı Beslenme

Sağlıklı beslenme de gece körlüğü ve türlü göz hastalıklarının önlenmesinde etkili bir yöntemdir. Göz hastalıklarına genetik olarak yatkın olan bireyler veya farklı şartlar nedeniyle göz hastalıklarıyla karşılaşma ihtimali olan bireyler, beslenme programlarına göze faydalı olacak şekilde ağırlık vermeleri durumunda bu hastalıkların büyük birçoğunu bertaraf edebilir. Özellikle A vitamini tüketimi ve süt ürünlerinin yoğun bir şekilde tüketimi, sağlıklı beslenme programı içerisinde yer almalıdır.

Göz hastalıkları konusunda sağlıklı beslenme denildiği zaman akla sadece göze iyi faydalı olan besinler gelmemelidir. Bilindiği üzere şeker hastalığı başta olmak üzere birçok hastalık, başta gece körlüğüne ve diğer göz hastalıklarına da yol açabilir. Bu nedenle bireylerin mutlaka kan değerlerini normal tutacak olan, kalp ve damar hastalıklarına neden olmayacak şekilde bir beslenme programını kullanmaları gerekebilir.

Göz Hijyeni

Göz, herhangi bir müdahalede bulunulmadan kendi kendini temizleyebilecek bir organdır. Normal şartlarda gözün ekstra bir temizliğe ihtiyacı yoktur ancak bireyin çevresel nedenlerden ötürü göz hijyenini sağlayamaması söz konusu olabilir. İşyeri ortamının aşırı toz içermesi, yaşanılan şehrin havasının alerjik unsurlar bulundurması ve daha birçok durum göz hijyenini bozabilir. Lens, gözlük ve daha birçok yöntem sayesinde göz hijyeni korunabilir. Bu konuda herhangi bir göz doktoru fazlasıyla yardımcı olacakken, bireyin sabah uyandığında yüzünü yıkarken göz çevresinde biriken çapakları da temizlemesi yeterli olur. Ayrıca gözün, deterjan, sabun, şampuan ve her türlü spreyle mümkün olduğunca az temas etmesi gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Gece körlüğü görme kaybına neden olur mu?

Gece körlüğü, görme alanında daralmaya ve belirli bir oranda ise görme kaybına neden olur. Görme kaybının şiddeti karanlık ve loş ortamlarda kat kat artar. Ayrıca gece körlüğü yaşayan hastaların akşam saatlerinde büyük bir görüş kaybı yaşadıkları bilinir.

Doğuştan gelen bir rahatsızlık mıdır?

Gece körlüğü hastalığının en büyük ortaya çıkma nedenleri arasında genetik faktörler öne çıkar. Hastalığın doğuştan vücutta var olduğu ve yaş fark etmeksizin ortaya çıktığı görülür. Çevresel nedenler hastalığın belirtilerinin artması konusunda önemli bir etkendir. Özellikle retinaya zarar veren her türlü çevresel faktör, hastalığın daha çok gelişmesine neden olur.

Gece körlüğü testi nedir?

Gece körlüğü testi, iki farklı testle kişinin ne denli görüş kaybı yaşadığını tespit etmek amacıyla kullanılır. Elektrofizyolojik testler ve görme alanı testi, gece körlüğü testleri olarak bilinirler. Yüksek teknolojili cihazlar bu testler sırasında kullanılır. Cihazlardan alınan sonuçlar sayesinde ise hastalığın etkileri ve evresi net bir şekilde anlaşılır.

Kimlerde görülür?

Gece körlüğünün görülme oranı 10 binde 1 olarak bilinirken, hastalık çoğunlukla erkek bireylerde ortaya çıkar. Kişinin ebeveynlerinde ve atalarında gece körlüğü olması büyük bir risk faktörüdür. Bu nedenle özellikle babalar, iyi bir gece körlüğü taşıyıcısı olarak bilinirler. Hastalığa yetişkinlerde ve 40 yaş üstü hastalarda daha sık rastlanır.

Nasıl tedavi edilir?

Gece körlüğüyle birlikte başka göz hastalıklarının da görülmesi durumunda, söz konusu hastalıkları tedavisine başlanması, gece körlüğünün bir miktar kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Bazı hastalarda ise sadece gece körlüğü görülür ve bu nedenle özel bir tedavi gerekebilir. Tedavi için hastalar gece körlüğüne uygun olarak üretilen gözlükleri kullanılırlar. LVA adı verilen bu gözlükler, özel büyüteçlere sahiptir ve hastanın yaşadığı büyük çaplı görme kayıplarını önemli ölçüde azaltır.

Hastaların gözlük kullanması gerekir mi?

Tavuk karası hastalığında her hastanın gözlük kullanması gerekmez. Gözlük kullanımı sadece yaşanan görüş kaybının giderilmesi durumunda gereklilik halini alır. Bazı hastalarda gece körlüğü görülmesine karşın, hastanın bariz bir görüş kaybı yaşamadığı ve hayatını rahatlıkla idame ettirebilecek durumda olduğu, yapılan testler sonucunda belirlenir. Haliyle bu durumdaki hastaların gözlük kullanmaları gerekmez.

Gece körlüğü olan kişiler askerlik yapabilir mi?

Gece körlüğü olan hastaların askerlik yapması gibi bir durum söz konusu olamaz. Bu hastalar havanın kararmasıyla birlikte ve zayıf ışık desteğiyle herhangi bir görüş alamazlar. Askerlik döneminde hemen hemen her askerin tutmuş olduğu nöbetler, gece körlüğü hastaları için uygun olmaz. Ayrıca gece körlüğü yaşayan hastaların karanlıkta herhangi bir operasyona katılmaları büyük hayati risk teşkil eder. Bu nedenle gece körlüğü hastalarına genel olarak “ Savaşta ve Barışta Askerliğe Elverişli Değildir” ibaresi bulunan bir belge verirler.

Hastalık için ameliyat gerekir mi?

Ne yazık ki gece körlüğü hastalığının herhangi bir ilaçla veya cerrahi operasyonla çözümü yoktur. Hastaların sadece gözlük sayesinde bir miktar gece körlüğü belirtilerinden kurtulmaları söz konusu olur. Başka türlü hastalığın ortadan kaldırılması pek söz konusu olmaz.

Tedavi edildikten sonra hastalık tekrar oluşabilir mi?

Hastalığın kalıcı bir tedavisi olmadığı için kişinin bu hastalıkla ömür boyu mücadele etmesi gerekir. Kullanılan gözlük ise hastalığın tamamen ortadan kalkmasına yardımcı olmaz. Haliyle tedavi edildikten sonra tekrar oluşma ihtimali de olumsuz yönde tümüyle ortadan kalkar.

Gece körlüğü olan kişiler hangi meslekleri yapamaz?

Gece körlüğü olan kişiler, askeri mesleklerin hiçbirini yapamazlar. Ayrıca özel güvenlik personeli olmaları da pek mümkün değildir. Bunun yanı sıra şoförlük, operatörlük ve karanlık işyeri ortamlarında yapılan her türlü meslek, gece körlüğü hastalarının yeteri kadar potansiyel sergileyememelerine neden olur. Hastaların meslek grubundan çok işyeri şartları nedeniyle mesleklerini yapamazlar.

Engelli raporu alınabilir mi?

Gece körlüğü hastalığına yakalanan birçok hasta engelli raporu alabilir. Görme kaybının derecesi bu konuda büyük önem taşırken, %45’e varan oranlarda bu kişilere engelli raporu verilebilir. Hastanın bu raporu alması için çok kapsamlı tetkiklerden ve testlerden geçmesi gerekir. Yapılan testler sonucunda ileri derecede gece körlüğü söz konusuysa engelli raporu verilir.

Gece körlüğü hangi vitamin eksikliğinden kaynaklanır?

Doğumsal sebeplerle A vitamini sentezinde sorun olması ya da alınan besinlerin yetersiz olması durumunda gece körlüğünün yani tavuk karasının farklı seviyelerde ortaya çıkma ihtimali bulunmaktadır. Hastalığın teşhis edilmesinden sonra da eğer tam gece körlüğü söz konusu değilse A vitamini takviyesi yapılarak hastalık durdurulmaya çalışılmaktadır.

Gece körlüğü hangi kromozomlarla taşınır?

Gece körlüğünü ortaya çıkaran gen tam olarak bilinmese de ilgili gendeki bozukluğun fotoreseptörleri etkilediği bilinmektedir. Fotoreseptörlerdeki fonksiyon kaybının sonucu olarak da gece körlüğü gelişmektedir. X kromozomu ile taşınan bu fotoreseptör bilgileri gece körlüğü ile beraber birçok görme kusuruna da sebep olabilmektedir.

Gece körlüğünde yüzde kaç rapor verilir?

Gece körü olanlar engelli raporu alabilmektedir. Ancak bu rapor sadece gece görme kapasitesinin ölçülmesi ile verilmemektedir. Öncelikle gündüz tam ışıkta görüş seviyesi saptanır. Sonrasında ise gece hafif ışıkta görüş seviyesi saptanarak ortalama bir değer alınır. Genel olarak yüzde kırk ile yetmiş arasında engelli raporu alınmaktadır.

Gece körlüğü nasıl teşhis edilir?

Gece körlüğü büyük oranda doğuştan gelen bir görme kusurudur. Gece körü olan hastalar, geceleri iyi gören insanların nasıl gördüğünü tam olarak idrak edemediği için tespiti ileri yaşlarda yapılmaktadır. Hastanın gece çevresini iyi görememesi şikayetiyle doktora başvurmasından sonra gerekli gece – gündüz testleri yapılarak teşhis gerçekleştirilmektedir.

Gece körlüğü tek gözde mi olur?

Gece körlüğüne sebep olan fotoreseptör bozukluklarının çok nadiren tek gözde geliştiği de gözlemlenmektedir. Ancak vakaların neredeyse yüzde doksan beşinde hastalık her iki gözü de etkilemektedir. İki gözün etkilenmediği durumlarda ise değişik görme kusurlarının sürece dahil olması söz konusudur.