Doğum Sancısı

Doğum Sancısı
Doğum Sancısı

 

Adet gecikmesi gibi belirgin belirtilerin görülmesi ile başlayan süreçtir. Hamilelikten şüphelendiği an gerekli testler yapılır ve hamileliğin dış gebelik mi ya da rahim içi gebelik mi olduğu öğrenilmek üzere doktora başvurulur. Gebeliğin altıncı veya yedinci haftasında tekrar kontrole gidilir. Bu kontrolde bebeğin kalp atışları dinlenir ve hamilelik süreci değerlendirilir. Ultrason kontrollerinin yapılabildiği dönemden sonra anne adayından kan testleri istenir. Yapılan kan testleri sayesinde vücutta bir parazit, mikrop var ise ortaya çıkarılmış olunur. On birinci haftaya gelindiğinde kromozom anomali riski olup olmadığını öğrenmek için ikili test yaptırabilirsiniz. Detaylı ultrason taramaları, gebeliğin on sekizinci ile yirmi üçüncü haftaları arasında ayrıca bir önem kazanır. Bu dönemdeki taramalar ile bebeğinizin vücudunda yapısal bir engel olup olmadığı ortaya çıkar. Ayrıca düzenli kontroller daha sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmenizi sağlar.

İnceleyen ve onaylayan: Doç. Dr. Mehmet Akif Sargın

Doğum Sancısı Hakkında

Anne adayının ve bebeğin hiçbir sağlık sorunu olmasa da gebelik sürecinin getirdiği vücut ağrıları ve sancılar mutlaka olur. Sancı, aniden iç organlarda batar veya saplanır gibi çok güçlü duyumsanan ve bir anda bitip kısa süre sonra tekrar ortaya çıkan ağrılardır. Kadın bedenindeki doğal bir süreç olan gebelik boyunca yaşanan vücut ağrılarının ve sancıların çoğu normaldir. Nadiren bu durumlar tehlikeli olabilir.

Özellikle hamileliğin ilk üç ayı içerisinde vajinal kanama ile birlikte karın ve pelvis ağrısı yaşıyorsanız mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Bu belirtiler dış gebeliği işaret ediyor olabilir. Gebeliğinizdeki bu belirtiler doktorunuzun sizin için çizeceği yolu belirlemede önemlidir. Çünkü her kadının doğum süreci birbirinden farklıdır. Hatta aynı anne adayının ilk doğumu ile ikinci doğumu arasında çok büyük farklılıklar görülebilir.

Doğum Sancısı Nedir?

Gebelik sürecinin sonuna geldiği zaman beyinde hipofiz bezinden oksitosin hormonu salgılanmaya başlar.

Salgılanan bu hormon sayesinde önce rahim kasılmaları olur. Sonrasında rahimdeki kasılmalar sayesinde rahim ağzı açılmaya başlar. Ne zaman başlayacağı kesin olarak bilinmeyen bu kasılmalar sayesinde doğum başlar. Gebelik sürecinde büyüyen bebek, bu büyüme ile birlikte ön tarafa baskı yapar. Ön tarafa gelen kısım genellikle bebeğin baş kısmıdır. Bu baskılar rahim ağzını zorlamaya başlar. Doğumu tetikleyen unsurlar içerisinde en belirgin olarak bu sebep kabul edilir.

Doğum Sancısı Nasıl Anlaşılır?

Gebeliğin son dönemlerine gelindiği zaman sıklıkla sancılar görülmeye başlanır. Braxton Hicks adı da verilen yalancı doğum kasılmaları rahim ağzını doğuma hazırlar. Kısa süre sonra etkisi geçen bu kasılmalar aileler tarafından gerçek doğum kasılmaları sanılabilir. Gerçek doğum sancıları başladığında ise bu sancılar daha düzenlidir. Örneğin, görülme sıklığındaki zaman on dakikada birken beş dakikada bire düşer. Sıklaşan sancılara, adet döneminde görülen belden başlayıp kasıklara doğru inen ağrılar da katılır.

Bu süreçle birlikte anne adayları bebeğin bir yerde toplandığını hisseder. Anne adayı, gerçek doğum sancılarının görüldüğü, rahim ağzının bir ile iki santimetre arasında açıldığı dönemde hastaneye getirilmelidir. Doğru zamanda getirilen anne adaylarının doğumu yaklaşık 7 ile 8 saat aralığını geçmeden gerçekleşmektedir.

Suni Doğum Sancısı Nedir?

Doğum için önemli olan bebeğin yaşamaya elverişli olduğu dönemde doğal sancılar ile gerçekleşmesidir. Öncelik bu doğal sürecin kendi kendini tamamlamasını beklemektir. Ancak bazen bu durumun dışına çıkılması zorunluluk haline gelir. Örneğin, anne adayının gebelikte kırk birinci haftası dolmuş ve hala doğum gerçekleşmemiştir. Bu durumda anne adayının ve bebeğin hayatını tehlikeye atmamak adına suni sancı ile doğum sağlanır. Bir diğer durum ise anne adayının acı eşiğinin yüksek olduğu durumlardır. Acı eşiğinin yükselmesinin nedeni yapılan doğum sayısının fazla olması olabilir. Anne adayının ağrıları ve sancıları az olduğu halde suyu gelebilir. Sancıların ve ağrıların artması beklenmeden anne adayının hastaneye yetiştirilmesi gerekir.

Doğum Sancısı Nedenleri

Doğum sancısının nedeni gerçek doğum ağrısından veya yalancı doğum ağrısından kaynaklanıyor olabilir. Bunları birbirinden farklı kılan birkaç belirgin özellik vardır. Yalancı doğum sancısında, sancılar iki saatte on beş dakika gibi daha uzun aralıklarda bir görülür ve anne adayı istirahate geçtikten sonra bir rahatlama hisseder. Ağrılar yine belde ve kasıkta meydana gelir. Ancak bu ağrılar çok şiddetli değildir.

Gerçek doğum sancısında ise sancının görülme sıklığı daha fazladır ve sancılar arası süre giderek azalır.

Anne istirahat pozisyonuna geçse dahi sancıların azalmadığını fark eder. Artan sancılarla birlikte ağrıların şiddetinin de arttığı hissedilir. Burada sancının nedenini belirleyen en önemli şey ne sıklıkla olduğu, giderek şiddetini artırıp artırmadığı ve istirahat haline geçildiğinde geçip geçmediğidir.

Doğumun Yaklaşması

Doğumun yaklaşmasıyla anne adayında birtakım belirtiler meydana gelmeye başlar. Anne adayının sancılarının düzenli halde sürekli artış göstermesi ve ağrılarının şiddetinin artması ile doğumun yaklaştığı anlaşılır. Bu süreçte erken davranıp hastaneye giden çiftler doğum sürelerinin çok uzun olduğunu söylerler. Ancak bu süre aslında genellikle aynıdır ve 8 -9 saat arasıdır. Anne adayları sancının sıklaştığı ilk evrede kendisini rahatlatacak aktiviteler yapabilir. Bunlar; hafif yürüyüş, sevdiği rahatlatıcı müzikleri dinlemek, pozisyon değiştirmek, daha önce öğretilen nefes egzersizlerini tekrar etmek veya ılık bir duş almak olabilir. Bu aşamanın sonuna geldiği düşünüldüğünde hemşire veya doktor tarafından tekrar rahim ağzı açıklığı kontrol edilir. Rahim ağzının yeteri kadar açıldığına karar verildiği an anne adayı doğuma alınır. Bu süreçte artık anne adayında irade dışı ıkınma da başlar. İlk çocuğunu doğuranlar için bu süreç bir saat kadar sürebilir.

Erken Doğum

Yalancı doğum sancıları bir diğer adıyla Braxton Hicks kasılmaları anneyi doğuma hazırlayan kasılmalardır. Anne adaylarının yaklaşık yüzde onunun erken doğum yapma ihtimali vardır. Erken doğum bazı gebeler için ihtimal olarak göz önünde tutulurken bazı gebelerde ise hiç beklenmeden bir şekilde meydana gelebilir. Bu durumda yalancı doğum sancısı ile erken doğum sancısını birbirinden ayırmak gerekir. Yalancı doğum kasılmalarında, uterusta altüst oluyormuş gibi çok yoğun genel bir sıkılaşma veya bebeğin takla attığı hissi yaşanılır. Çok sık aralıklarla görülmez ve şiddetli ağrı olmaz. İlk hamileliği olan anne adaylarının hepsinde görülmeyebilir. Erken doğum sancıları ise zaman dilimi olarak yirminci ile otuz yedinci aylar arasında görülür. Gerçek doğum sancısı belirtileri gösterir. Zaman aralığı gittikçe sıklaşan ve bununla birlikte şiddeti de artan sancılar yaşanır. Anne adayının ağrı kesici aldığında dahi bu ağrıların dinmediğini hisseder. Anne adayında sancılar dışında kasık kemiğinin üstünde kramplar, leğen kemiğinde, uylukta veya kasıklarda basınç ve ağrı hissi, bel veya sırtta müphem ağrı, bağırsak krampı veya ishal, vajinal akıntıda artış, vajinal akıntının renginde veya yoğunluğunda değişiklik, kan gibi belirtilerden biri veya birkaçı görülebilir. Bu durumda hemen doktorunuza başvurmalısınız. Doktorunuz doğumu durdurma ve önleme adına birtakım önlemlere yönlendirecektir. Sağlıklı bir diyet, daha yoğun istirahat, su kaybını önlemek için bol su içme, stresi hayatınızdan çıkarma gibi uygulanabilir yöntemlerle erken doğum önlenmeye çalışılır.

Doğum Sancısı Belirtileri

Her anne adayının doğum süreci kendine özgüdür. Anne adayının ağrı eşiğine bağlı olarak hissedilecek olan ağrının şiddeti değişmekle birlikte bu süreç 7 -8 saati geçmemektedir. Doğum sancılarının uzun sürdüğü rahim ağzının hemen açılmadığı doğum süreci olduğu gibi hafif, kısa ağrılar sonrasında doktora gittiğinde rahim ağzının açıldığını ve doğuma alınacağını öğrenebilir. Anne adaylarının normal doğum hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları veya yanlış bilgiler edindikleri için sezaryeni tercih edebiliyorlar. Ancak burada bilinmesi gereken yeterli bilgi edinimi ve doğru yönlendirmeler ile çok ağrılı ve sancılı geçebilecek bu süreç daha rahat atlatılabilir. Doğum öncesinde en önemli şey psikolojik hazırlık ve stresten olabildiğince uzak kalmaktır. Doğum anında kendini kasan anne adayları daha çok ağrı çekmektedir. Aşırı korku ve stresten uzak kalabilmek için doğum ile ilgili videolar izlenebilir.

Nişan Gelmesi

Bir normal doğum belirtisidir. Nişan olarak adlandırılan şey kanlı akıntıdır. Hamilelik dönemi boyunca bebek anne karnında koruma altındadır. Bebeğin sağlıklı bir şekilde gelişmesi için olan bu korumalardan biri de rahim ağzında olan mukustan bir tıkaçtır. Mukustan tıkaç sayesinde bebek anne karnında enfeksiyonlara karşı korunur. Bebek gelişim sürecini tamamlayıp doğum sürecine geldiğinde bu tıkaç bir miktar kan ile beraber vücuttan çıkar. Anne adayının iç çamaşırında gördüğü pembemsi veya kahverengimsi leke, halk arasındaki adı ile nişan vücuttan atılan tıkacın işaretidir. Anne adayına doğumun yaklaştığını işaret eder. Nişan geldikten sonra aynı gün içerisinde doğum olabilir. Ancak bazen nişan doğumdan birkaç gün önce gelir.

Su Gelmesi

Anne adayının suyunun gelmesi bir diğer normal doğum belirtisidir. Anne adayları için önemli bir belirtidir ve diğer olayların hiçbiri gerçekleşmemiş sadece suyu gelmiş ise de anne mutlaka doktoruna başvurmalıdır. Anne karnındaki bebek, amniyon denen bir sıvı içerisinde bulunur. İçerisi sıvı ile dolu bu kesenin zarı, anne adayının sancılarının başlamasıyla yırtılır. Yırtılan zardan amniyon sıvısı akmaya başlar ve bu halk arasında suyu gelmek olarak adlandırılır. Anne adayının sancısı gelmemiş olsa dahi suyunun geldiği fark edildiğinde mutlaka bir sağlık merkezine götürülmelidir.

Sırt ve Kasık Ağrısı

Normal doğumda, doğum zamanının yaklaşması ile kaslarda sık sık kasılma ve gerilme hissedilmeye başlanır. Hissedilen bu ağrılar sırt ve kasık bölgesinde daha yoğun olabilir. Hatta bazı anne adaylarında doğum anının yaklaştığını gösteren en belirgin işaret sırt ağrısı olur. Anne adayının hissedeceği ağrılar acı eşiğine ve daha önce doğum yapıp yapmadığına bağlı olarak değişebilmektedir. Bebeğin başının doğum kanalına gelmesi ile anne adayının akciğerlerine yapılan baskı biraz daha azalır ve anne adayı biraz daha rahatlamış hisseder. Her anne adayı için farklılık gösteren ağrılar ve sancılar bazı anne adaylarında ise yerini yüksek enerji ve mutluluğa bırakmaktadır.

Doğum Sancısı Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Gebelik döneminin 38. ve 40. haftaları arasında normal doğum için bebeğin gelişim sürecini tamamladığı genel kanıdır. Bu süreçler içerisinde gerçekleşecek doğum için hem anne adayı hem doktoru hazırlıklıdır.

Düzenli kontroller ile yakında görülebilecek olan doğum sancısına hazırlıklı olunur. Doğumun 37. haftadan önce gerçekleşmesi durumu ise erken doğumdur. Beklenen zamandan önce doğumun olmaması için doktorunuz müdahalede bulunabilir. Burada önemli olan erken doğum sancısı ile yalancı sancıların karıştırılmaması ve ailenin zamanında doktorlarına başvurmalıdır. 42. haftadan sonra gerçekleşen doğumlar ise geç doğum olarak adlandırılır. Doğum belirtileri aileleri yanıltabilir. Ağrıların ve sancıların neyi işaret ettiğine en iyi hekim karar vereceği için ona başvurulup, mutlaka kontroller yaptırılmalıdır.

Annenin Muayenesi

Anne adayının muayenesinin sıklığı risk faktörlerine bağlı olarak değişebilmektedir. Gebelik sürecinin başlamasıyla yapılan muayeneler, görüşmeler sonrasında anne adayının normal doğum isteyip istemediği sorulur. Normal doğum isteyen anne adayına öncelikle çatı muayenesi yapılır. Çatı muayenesi sayesinde anne adayının normal doğum yapıp yapamayacağı neticelendirilir. Doktor anne adayının çatısının dar olduğuna normal doğum yapamayacağına karar verir ise sezaryen ile doğum için bir süreç çizilir. Bu doğumda annenin ve bebeğin sağlığını riske atmamak adına önemlidir. Bebeğin başı ile geçeceği yolun uyumu burada belirleyici faktörlerdendir. Bebeğin ağırlığı arttıkça muayene de ayrıca önem kazanır.

Doğum öncesi muayenede dış genital bölgenin, vajinanın ve kemik çatının özellikleri değerlendirilerek bebeğin duruş pozisyonu ve büyüklüğü ile karşılaştırılması yapılır. Yapılan tüm değerlendirmeler neticesinde anne adayının ve bebeğin normal doğuma uygun olup olmadığına karar verilir.

Bebeğin Muayenesi

Doğumdan önce bebeğin durumunu kontrol etmek ve normal doğum için uygunluğunu incelemek adına muayeneye tabi tutulur. NST kardiyotokografi cihazı ile yapılan incelemede anne adayının karnına iki ayrı prob takılır. Bu problardan biri anne adayındaki rahim kasılmalarını diğeri ise bebeğin kalp atışlarını ölçer.

Bu ölçümlerin sağlanabilmesi için bebeğin hareket anlarında anne adayının düğmeye basması için bir çubuk verilir. Bu ölçümler genellikle yirmi dakika sürmektedir. Ölçüm sonuçlarının grafik olarak yazdırıldığı kağıda NST trasesi denilir. Hamilelik boyunca yapılacak bebek muayeneleri ve testleri bebeğin sağlıklı bir gelişim göstermesi, yaşanabilecek sorunlar için erken önlem alınması adına önemlidir. Doğumun yönteminin ve zamanının belirlenmesi için de muayeneler şarttır. Doğumun yönteminin belirlenmesinde annenin kararı da önemlidir. Ancak normal doğumun bebekler için bağışıklık sisteminin güçlenmesi gibi birçok faydayı barındırdığı bir gerçektir.

Rahim Ağzı Değişiklikleri

Rahim ağzındaki değişiklikler yalancı doğum sancılarıyla başlayabilir. Bu durum anne adayından anne adayına değişiklikler göstermektedir. Rahim ağzı henüz 2 -3 cm açılmışken bile şiddetli ağrılar hisseden anne adayları gözlemlenmiştir. Bazı anne adaylarında ise hafif sancı sonrasında rahim ağzının genişlediği, doğuma hazır hale geldiği gözlemlenmiştir. Bu anne adayları hiç bekletilmeden doğuma alınır. Burada anne adayının kaçıncı doğumu olduğu da belirleyici faktördür. Anne adayları tecrübeleri sayesinde yalancı doğum sancısı ile gerçek doğum sancısını daha kolay ayırt edebilirler. Yalancı doğum sancıları rahim ağzındaki gerekli büyümeyi sağlayamazlar. Bu nedenle yalancı doğum sancılarını gerçek ile karıştıran anne adaylarının hastanede geçirdiği süre uzayabilir. Düzenli ve sıklıkla gelen ağrılar, rahim kasılmaları sonrasında rahim ağzının yeteri kadar açılıp açılmadığına kontrolünü yapan hemşire veya doktorunuz tarafından karar verilir.

NST Testi

Non –stress test (NST) anne adayının kasılmalarının olup olmadığına ve bebeğe giden kan akımının niteliğini belirlemek için yapılır. Test yapılırken anne adayına bebeğin hareket ettiği anlarda basması için bir çubuk verilir. Bu sağlıklı ölçümler alınması için önemlidir. Yirmi dakika süren bu incelemede bebeğin sağlıklı kalp atışlarının olduğuna kanaat getirilebilmesi için en az 15 saniye süren iki adet yükselmenin görülmesi önemlidir. Bebekte sıkıntı yaşanma olasılığı olduğu durumlarda NST yapılması istenir. Risk faktörleri yüksek olan gebeliklerde testin yapılma sıklığı 32. haftadan sonra her muayeneyi kapsar. NST testi bazı doktorlar için risk grubu fark etmeksizin yapılması gereken bir test olarak kabul edilir. Bu durum doktorunuzun kontrol düzenine ve inisiyatifine kalmıştır.

Doğum Sancısı Risk Faktörleri

Doğum sancısındaki risk faktörlerine bağlı olarak erken doğum gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Erken doğum, bebeğin dışarıda yaşamaya elverişli olduğu dönemden önce doğmasıdır. Bu da bebek için birtakım riskleri beraberinde getirebilir. Erken doğuma sebep olan durumlar tam olarak bilinmemekle birlikte bazı belirtilerin buna neden olabileceği üzerinde durulmaktadır. Belirtilerin yoğun olarak gözlemlendiği anne adaylarında erken doğum olmaması için kontroller daha sık hale getirilebilir. Diğer anne adaylarından farklı bir program uygulanabilir.

Yaş

Gebeliğin ileriki yaşlarda görülmesi hem anne adayı hem de bebek için birtakım riskleri beraberinde getirebilir. Kadınların otuz beş yaşından sonra hamile kaldığı durumlar ileri anne yaşı olarak adlandırılmaktadır. Yaş ilerledikçe bebekte genetik anormallikler artar. Bazı durumlarda bebekte oluşan genetik kusurlar hayata tutunmasına engel olacak kadar yoğun olur. Bu durumlar sonunda genellikle düşükle karşılaşılır. Bebeklerde down sendromu görülme olasılığı anne adayının yaşının ilerlemesine bağlı olarak artmaktadır. Ortaya çıkabilecek bir diğer ihtimal ise anne adayında dış gebelik görülmesidir.

Dış gebelik, genç anne adaylarından daha çok ileri yaş anne adaylarında karşılaşılan bir durumdur. Anne adaylarında görülen yüksek tansiyon ve diyabet gibi hastalıklar ileri yaş gebelikler söz konusu olduğunda hem anne adayı hem bebek için ağır riskler taşır. Bebeğin büyümesi ve gelişmesi, anne adayında ileri yaşlarda görülebilecek olan damar yapısı ve kan dolaşımı bozukluklarına bağlı olarak sağlıklı bir şekilde tamamlanmayabilir. Bu riskler erken doğuma neden olabilir.

Daha Önce Yaşanan Düşük ve Kürtaj

Daha önce düşük yapan kadınların cevabını en çok merak ettiği sorulardan biri, ne kadar süre sonra tekrar hamile kalabilecekleridir. Yapılan yeni araştırmalar sayesinde gebe kalmak isteyen kadınların düşükten sonra beklemelerine gerek olmadığı ortaya çıkmıştır. Sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirme yüzdelerini artırmak için düşük sonrasındaki altı ayın değerlendirilmesi önemlidir. Bu sürede tekrar hamile kalan kadınların daha uzun süre bekleyen kadınlara oranla daha az düşük riski yaşadığı tespit edilmiştir. Önemli olan kadınların fiziksel ve ruhsal olarak hazır oldukları anda hamile kalmalarıdır. Ancak anne adayı iki ya da daha fazla düşük yapmış ise nedeni araştırılmadan tekrar gebe kalınması anne adayını riske atabilir.

Kürtaj, istenmeyen gebeliğin sonlandırılmasıdır. Öncelikle istenmeyen gebeliği önlemek için modern aile planlaması yöntemleri tercih edilmelidir. Buna rağmen istenmeyen bir gebelik olduğunda kürtaj son seçenek olarak yapılmalıdır. Kürtajın yapılmasındaki bir diğer amaç ise düşük sonrası rahim içi materyalin tam atılamamasıdır. Kürtajın uzman kişiler tarafından yapılmaması annenin daha sonraki gebeliklerini etkilemesine neden olabilmektedir. Uzman kişiler tarafından yapılmayan kürtajda rahim içinde parça kalma, rahim delinmesi veya enfeksiyon gibi durumlar görülebilir. Bu nedenle mutlaka uzman ve deneyimli biri tarafından yapılmalıdır.

Çoğul Gebelik

Günümüzde görülme sayısı gittikçe artan çoğul gebeliğin oluşmasında etkileyici olan başlıca iki faktör bulunmaktadır. Bunlardan biri yaş faktörüdür. Gebe kalma yaşı otuzun üstündedir. Çoğul gebeliklerin görüldüğü yaş da genellikle otuz üstüdür. Bu dönemlerde kullanılan gebe kalmaya yönelik teknikler ve ilaçlar da çoğul gebeliğin artmasında etkili olan nedenlerdendir. Ultrason ile yapılan kontrollerde gebeliğin çoğul gebelik olup olmadığı teşhis edilebilmektedir. Çoğul gebeliklerde ikizler genellikle tek veya çift yumurta ikizi olurlar. Çoğul gebelik yaşayan anne adaylarında bulantı, kusma, uykuya eğilim, midede yanma, yorgunluk gibi durumlar daha yoğun ve yorucu şekilde meydana gelebilir. Bebekler anne karnında daha fazla yere ihtiyaç duyduğu için anne adayında karın ağrısı ve nefes alma güçlüğü çok sık meydana gelebilir. Anne adayının çoğul gebe olduğu öğrenildikten sonra özel bir beslenme programı uygulaması istenebilir. Anne adayının günlük 2700 ile 2800 arası kalori alması ve gebelik boyunca 15 kg alması hedeflenir. Çoğul gebelikler erken doğum riski taşıyabilmektedir. Bu durum ikiz gebeliklerde yüzde altmış, üçüz gebeliklerde yüzde sekseni bulabilmektedir. Erken doğum riski bulguları var ise doktorunuzla daha sık görüşmelisiniz. Çoğul gebelikte normal doğumun yanı sıra sezaryen de tercih edilmektedir. İkiden fazla bebek var ise sezaryen ilk tercih haline gelmektedir.

Rahim Ameliyatı Geçirmiş Olmak

35 yaş üstü üç anne adayının birinde miyom görülmektedir. Görülen miyomların çoğunluğu bir veya iki adet olmakla birlikte boyutları genellikle 1 cm, 2 cm veya 3 cm olmaktadır. Bu tür miyomlar gebelik için riskli olmayan bölgelerde oluşur. Gebelik için riskli olmayan bu miyomlar erken doğum olasılığı veya sezaryen zorunluluğu oluşturmazlar. Eğer hamilelik dönemi öncesi rahim iç tabakasına doğru yani bebeğin yerleşeceği yere doğru oluşmuş bir miyom var ise onun hamilelik öncesinde ameliyat ile çıkarılması gerekebilir. Çünkü bu miyom bebeğin rahime yerleşmesine engel olabilir veya ileriki dönemlerde düşük riski yaratabilir. Bunun dışında doktorunuz hamilelik öncesi yapılan kontrollerde miyomun hamileliğe engel olabileceğine, erken doğuma veya düşüğe neden olabileceğine karar verirse de miyomun boyut ve sayısına bakılmaksızın ameliyat yapılabilir. Tüp bebek hamilelik durumunda anne adayında görülen tüm miyomların alınarak hamilelik döneminde yaratabileceği tüm riskler ortadan kaldırılmaya çalışılır. Burada tamamının alınmasının nedeni normal hamilelik ile tüp bebek hamileliği arasında birtakım farklılıklar olmasıdır.

Doğum Sancısı Komplikasyonları

Gebelikte doğal bir süreç olan doğum sancıları, anne adayına bebeğin dışarıda yaşamaya elverişli olduğunun işaretini verir. Anne adayının sancılarının görülme sıklığı ve şiddeti giderek artıyor ise bu gerçek doğum sancısıdır. Yalancı doğum sancısının görülme sıklığı ve şiddeti azdır. Anne istirahat pozisyonuna geçtiğinde ağrılarının azaldığını hisseder. Anne adayının doğumu beklenen zamanda yani otuz sekizinci haftada meydana gelirse doğuma hazırlıklı olan anne adayının sancıları dikkate alma olasılığı yüksektir. Anne adaylarının ikinci veya üçüncü doğumlarında acı eşikleri daha yüksek olabilmektedir. Bu durumda diğer belirtiler de göz önünde bulundurulmalıdır.

Erken Doğum Komplikasyonları

Erken doğuma neden olan durumlar tam olarak bilinmemekle birlikte bazı risk faktörleri anne adayının erken doğum yapabileceğini işaret eder. Anne adayının önceki doğumları erken doğum olarak gerçekleşti ise bu doğumda da aynı durumla karşılaşma riski vardır. Çoğul gebeliğin görüldüğü anne adaylarında da erken doğum riski yüksektir. Gebelik dönemi öncesi veya gebelik döneminde rahim yada rahim ağzı sorunu yaşanmış ise erken doğumu tetikleyebilir. Yaşanan problemler sonrası cerrahi bir müdahale görüldü ise bu da erken doğuma neden olabilir. Bunlar dışında amniyon suyunun fazla olması, idrar yolu enfeksiyonları, karın bölgesine darbe almak, travmatik olaylar, servikal yetmezlik, uterus veya serviks ile ilgili yapısal anormallikler de erken doğum görülmesine neden teşkil edebilir. Anne adayının gebelik dönemi boyunca hem kendi sağlığını hem bebeğin sağlığını olumsuz etkileyecek sigara, alkol gibi alışkanlıklardan uzak durması gerekir. Anne adayının yaşı 35’i geçti ise erken doğum riski artacağı için alışkanlıklar konusunda daha da özenli olması gerekir. Yaşı 18’den küçük olan anne adaylarında da erken doğum riski vardır.

Anemi, aşırı zayıflık ve stres anne adayında erken gebelik görülmesine neden olabilecek risk faktörleri arasında yer aldığı için beden ve ruh sağlığına dikkat etmelidir. Bu tür sağlık sorunları gebeliğini olumsuz etkileyecek düzeye gelmeden bu alanlarda uzman olan doktorlar ile görüşmelidir.

Doğum Sancısı Nasıl Önlenir?

Sancılar doğum sürecinin en doğal unsurlarından biridir. Anne adayının heyecanının endişeye dönüşmemesi için hamilelik süreci ile ilgili genel kabulleri tekrar düşünüp psikolojik olarak kendini rahatlatması gerekir. Sancının şiddetini en çok etkileyen faktörlerden biri psikolojidir. Her anne adayının ağrı eşiği farklı olduğundan hissedilen sancılara bağlı olarak yapılması gerekenler de farklılık gösterir.

Öncelikle gerçek doğum sancısı ile yalancı doğum sancısını birbirinden ayırmak gerekir. Gerçek doğum sancısı on dakikada en az üç kez meydana gelir ve giderek şiddetini artırır. İstirahat pozisyonuna geçse dahi şiddeti azalmaz. Rahimde toplanma veya gevşeme olarak hissedilen bu sancılar 45 -50 saniye sürebilir. Bu sancının hafiflemesi için ilk olarak olumlu düşünmek gerekir. Ağrılar yerine doğum sonrasına odaklanılması anne adayını rahatlatacaktır. Yavaş ve derin nefes egzersizleri yapması anne adayı bir sonraki sancı için güç toplamasını sağlayacaktır. Doğum eğitiminde öğretilen masajların partneri tarafından uygulanması da anne adayının daha hissetmesini sağlar. Sancı hissedildiğinde yürümek, mevcut pozisyonu değiştirmek gerginliğin azalmasına yardım eder. Doktorunuz tarafında sırtınıza sıcak veya soğuk kompres uygulaması istenebilir. Bu kan dolaşımının hızlanmasını sağlayacaktır. Son olarak bu ağrıları daha hafif olarak hissetmek için uygulanacak tıbbi yöntem epidural doğumdur. Epidural doğum diğer adıyla ağrısız doğum, epidural anestezi ve spinal anestezi ile anne adayının bölgesel olarak uyuşturulmasıdır. Bu sayede anne adayı rahim kasılmalarını daha az hissederek konforlu bir doğum yaşayabilmektedir.

Hamilelik Döneminde Danışmanlık Hizmeti Almak

Anne adayını ve bebeği hamilelik dönemi boyunca zorlu bir süreç beklemektedir. Bu sürecin hem anne adayı hem de bebek için daha sağlıklı bir hale gelebilmesi gebelik dönemi öncesinden itibaren danışmanlık alınması gereklidir. Çift olarak alınması gereken eğitimler ile gebelik döneminde yaşanabilecek riskler konusunda bilgi sahibi olunur. Aile kendisini bekleyen sorumluluk hakkında bilinçli hale gelir. Çiftin bu süreçte beraber ilerleyerek sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıkları azaltması, kilo optimizasyonunun sağlanması önemlidir. Gebelik öncesi, çiftin mevcut kronik hastalığı ve uygulanan tedavi yöntemlerinin kontrol altına alınması gerekebilir. Hamilelik dönemine gelindiğinde ise bu dönem üç aşama olarak ele alınır. İlk üç aylık dönem, ikinci üç aylık dönem ve üçüncü üç aylık dönem olarak değerlendirilir. Bu dönemlere özel verilen danışmanlık hizmeti sayesinde çift, bebeğin hangi ayda kendilerini duyduğu, hangi ayda organlarının geliştiği gibi detayları yakından takip edip öğrenebileceklerdir. Anne adayının normal doğum ile sezaryen doğum arasında kalması halinde kendisine destek olacaklardır. Danışmanlık hizmeti ile doğum çantasının hazırlanması, bebek odasının hazırlanması, prematüre bebeğin gelişimi, yenidoğan sarılığı, lohusalık depresyonu, kordon kanı, kolik bebek, anne sütü gibi konularda çift bilgilendirilir. Çiftler için doğum sürecini endişeli ve zor bir sürece dönüştüren şey bu konudaki bilgisizliktir. Danışmanlık hizmeti ile bu endişeler giderilerek çiftin doğuma hazır hale getirilmesi sağlanır. Psikolojik olarak hazır hisseden anne adayı daha sancısız ve ağrısız bir doğum geçirilecektir.

İdeal Kiloyu Korumak

Anne adayları için hamilelik döneminde alınan kilolar doğum ve doğum sonrası için büyük taşımaktadır.

Hamilelik döneminde kilo alımı düzenlenmediği takdirde kontrol altına alınamayan bir hale gelip, sağlık sorunlarına neden olabilir. Anne adayının bu dönemde özellikle beslenme alışkanlıklarını düzenli hale getirmesi önemlidir. Her anne adayı için değişen ideal kilo alım düzeyinin ortalama dokuz ila on iki kilo arasında olması beklenir. Alınabilecek kilo oranını anne adayının normal şartlardaki vücut kitle endeksi belirlemektedir. Anne adayı normalde zayıf ise kilo alımı on beşe çıktığında da normal kabul görülmektedir. Daha kilolu anne adayları için ise kilo alımının en fazla sekiz olması beklenir. Bu oranlar anne adayının vücut yapısına ve bebeğin gelişim durumuna göre farklı olabilir. Anne adaylarının sağlıklı besinlerden oluşan bir beslenme düzeni oluşturması hem bebeğinin gelişiminin istenen düzeyde olmasını sağlar hem ideal kilosunu koruyarak sağlıklı bir doğum süreci yaşamasını sağlayacaktır.

Kafeinli İçeceklerden Uzak Durmak

Birçok insan tarafından kafeinli içecekler gün içerisinde enerjik olmak, zinde kalmak veya sohbet sırasında keyif almak için tüketilir. Ancak bu bazı kişilerde aşırı tüketime dönüşen alışkanlık haline gelmektedir. Çok fazla kafein tüketimi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Hamilelik döneminde tüketilen kafein ise sadece anne adayını etkilemek ile kalmıyor bebeklerde geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Anne adayının içecekler yolu ile aldığı kafein hızla vücuda geçer ve plasenta aracılığı ile bebeğe ulaşır. İçecek yolu ile vücuda giren 200 mg kafein bile bebeğe kan gönderen plasentanın içindeki akım yüzde yirmi beş azalmakta ve henüz kafein yıkımını sağlayacak metabolizmaya sahip olmayan bebeğe ulaşacaktır. Kafein yıkımı sağlanamadığı için bebek annenin tüketirken hissettiği kafein oranından çok daha fazlasını hissedecektir. Anne adaylarının bunlara dikkat etmeden uzun süre kafein alması bebeğin kilosundan ve gelişiminden çalacaktır. Günde 200 mg kafein tüketiminin bebeğin kilosunda 60 -70 gr azalmaya neden olduğu yapılan araştırmalar sonucunda netleşmiştir. Anne adayının hamile kalmadan önce gün içerisinde tükettiği kafein miktarı da süreci etkilemektedir. Eğer önceden 300 mg kafein alırken hamilelikte bunu 50 mg düşürdü ise olumlu yansımalar görülmektedir. Kafein içeren ürünleri kahve çeşitleri, siyah çay, yeşil çay, kola, meşrubat, enerji verici içecek, çikolata çeşitleri olarak sıralayabiliriz. Bu ürünlerdeki kafein oranları hesaplayarak anne adayının günlük 300 mg’dan fazla kafein almaması önerilir.

Su Tüketimi

Su, anne adayının aldığı gebelik vitaminlerinin ve düzenli olarak tüketmekte olduğu sağlıklı besinlerin emilmesine ve hücrelere gönderilmesini sağlayan yardımcıdır. Bu nedenle gebelik sürecinde sistemin iki kişilik çalışabilmesini sağlamak adına su tüketiminin artırılmasına ihtiyaç vardır. Vücut yapısına göre tüketilmesi gereken su miktarı değişmekle birlikte günde ortalama 8 ila 10 bardak arasında tüketilmesi uygundur. Su tüketirken yudum yudum içmeye özen gösterin. Bir kerede içilen su sizde tokluk hissi yaratabilir ve beslenme düzeninizi bozabilir. Gün içerisinde su şişenizi yanınızdan ayırmayın. Özellikle egzersizlerden sonra su tüketmeyi ihmal etmeyin. Egzersizler sırasında su kaybı yaşayacağınız için sonrasında su tüketimi ayrıca önem taşımaktadır. Yeterince su tüketip tüketmediğinizi anlamak için idrara çıktığınızda idrarınızın rengini kontrol edebilirsiniz. İdrarınızın rengi soluk ve renksiz olması su tüketiminiz yeterli düzeyde olduğunu gösterir. Hamilelik döneminde tükettiğiniz su bebeğinizin güvende olmasını sağlar.

Egzersizler

Doğum öncesinde yapılan egzersizler hem anne adayı hem bebek için çok faydalıdır. Hamilelik dönemi boyunca yapılan egzersizler, yürüyüşler anne adayının rahat bir doğum geçirmesine de katkıda bulunacaktır. Egzersizlere başlamadan önce mutlaka doktorunuzla görüşün ve tavsiyelerini dikkate alın. Egzersizle kan şekerinde hızlı değişiklikler olabileceği için egzersiz öncesi elma, muz gibi düşük glisemik karbonhidratlardan yiyebilirsiniz. Anne adayı bitkin ya da enerjisiz hissediyor ise egzersizi yavaşlatmalıdır. Devam edemeyecek gibi hissediyor ise kendini daha fazla yormadan durmalıdır. Egzersizini bitirirken ısınma ve esneme hareketlerini ihmal etmemelidir. Enerjisinde düşüş hisseden anne adayları karbonhidratlı bir atıştırma hazırlayabilir. Gün içerisinde bol su tüketmesi gereken anne adayları egzersiz sonrasında da buna dikkat etmelidir. Egzersiz sırasında kaybedilen su göz önünde bulundurularak sonrasında su tüketimi yapılmalıdır. Egzersiz yaptığınız yerin ve kıyafetlerinizin sizi rahat ettirdiğinden emin olunuz. Gebelik döneminde önemli olan anne adayının ve bebeğin sağlığıdır. Bu nedenle egzersizler sırasında anne adayının kendini zorlamaması gerekir. Egzersiz sırasında vajinal lekelenme yada kanama, eklem ağrısı, baş ağrısı, görme bulanıklığı, uyuşukluk, bitkinlik, karın ağrısı, nefessiz kalma, alt bel ağrısı, vajinadan ani su gelme, bebeğin hareketlerinde değişiklik gibi durumlardan bir veya birkaçını hisseden anne adayının egzersizi bırakması gerekir. Sonrasında mutlaka yaşadığı durumla ilgili doktoruyla görüşmelidir.

Enfeksiyonlara Karşı Önlem Almak

Anne adaylarının en sık karşılaştığı ve ciddi hastalıklara neden olabilen enfeksiyon türü idrar yolu enfeksiyonudur. İdrar yolu enfeksiyonu belirti vermeden başlayıp ilerleyebilmektedir. Hamilelik döneminde enfeksiyonlar ile mesaneye ulaşan bakteriler bir belirti göstermeden idrar torbasında canlı olarak durabilirler. Bu bakteriler bir soruna yol açmayabilir. Ancak yüksek enfeksiyon seviyesine ulaşan bakteriler mesane veya böbrek iltihabı oluşmasına neden olabilir. Mesane ya da idrar iltihabı anne adaylarının yüzde onunu etkilemektedir. İdrar iltihabının hissedilmesi sonrasında doktorunun tavsiye edeceği antibiyotikleri kullanarak hastalığın ciddi enfeksiyona dönüşme ihtimalini ortadan kaldırabilir.

Antibiyotik tedavisinden sonra hastalık tekrarlar ise birtakım yeni testler yapılır ve sorunun nedenine göre yeni bir tedavi yolu belirlenir. Hamilelik döneminde görülen idrar yolu enfeksiyonu erken doğuma ya da su kesesinin açılmasına yol açabilir. Bu olaylar bebeğin yaşamında risk oluşturabilir. Anne adayı enfeksiyonlardan korunmak için günde en az iki buçuk litre su içmeli, beslenmesine dikkat etmeli, mümkün olduğunca sık tuvalete gitmeli ve idrarın mesaneden tamamen boşalmasını beklemelidir. Gebelik dönemi boyunca rutin tedavilerinde idrar tahlilini ve idrar kültürü sonuçlarını doktorundan istemelidir.

Sık Sorulan Sorular

Doğum sancısının belirtilerini, türlerini, öncesinde ve olduğu anda neler yapılması gerektiğini detaylı bir şekilde başlıklar halinde inceledik. Anne adayları için hamilelik sürecinin sonu, doğumun başlangıcı olan bu aşamayı sık sorulan sorular başlığı altında derledik.

Doğum belirtileri ne kadar sürer?

Hamilelik sürecinde 38. ve 40. haftalar normal doğum için vaktin geldiğini gösterir. Bu haftalardan önce meydana gelen doğumlar erken doğum, sonrasında gerçekleşen doğumlar ise geç doğum olarak adlandırılır. Doğum belirtileri ve süreci her anne adayında farklılık gösterebilir. Bazı anne adaylarında yalancı doğum sancıları daha yoğun görülebilir. Bunların gerçek doğum sancısı sanılması ve hastaneye gidilmesi ile de süreç normalden daha uzun yaşanır. Doğum sancısı genellikle yedi ila sekiz saat aralığında görülür. Sancı, şiddetli kasılma şeklinde başlar. Sonrasında görülme sıklığı ve şiddeti giderek artar. Bu sancıların hissedilme şiddeti anne adayının acı eşiğine göre değişebilmektedir. Anne adayları ikinci, üçüncü doğumlarında bu ağrıları daha az hissedebilmektedir. Rahim ağzı açılana kadar doğum sancısı tolere edilmeye çalışılır. Anne adayının psikolojik durumu bu süreçte çok önemlidir. Rahim ağzı açıklığı 1 -2 cm olduktan sonra rahim kasılmaları hissedilir. Süreç anne adaylarında farklılık göstermekle birlikte düzenli kasılmaların hissedilmesi ile 7 ila 8 saat aralığında doğum gerçekleşir.

Doğum yaklaştığında bebeğin hareketleri nasıl olur?

Doğumun yaklaşması ile anne adayı birtakım değişiklikler hissetmeye başlar. Vücudun doğuma hazırlanması bir ay öncesine dayanır. Normal doğum yapan anne adaylarında bu otuz altı veya otuz yedinci haftaya tekabül eder. Bebek bu zaman diliminde aşağıya doğru inmeye başlar. Bu hareket bebeğin pelvise yerleşme sürecinin başladığını gösterir. Anne adayları özellikle ilk hamileliklerinde bebeğin bu hareketiyle bir rahatlama hissetmeye başlarlar. Daha rahat nefes almayı sağlayan bu rahatlama kaburgalara olan baskıların azalmasından kaynaklanır. Bebekte hissedilen bu hareketlenme halk arasında bebeğin kanala girişi olarak adlandırılır. Anne adayı bebeğin hareketlerini az hissediyor ya da hissetmiyorsa hemen doktorunu aramalıdır.

Yalancı doğum sancısı nedir?

Braxton Hicks hazırlık dalgaları, halk arasındaki adı ile yalancı doğum sancıları 35. haftadan itibaren başlayabilir. Yalancı doğum sancıları anne adayını doğuma hazırlar. Günde on defayı bulabilen bu sancılar 5 -10 saniye gibi kısa sürelidir. Anne aday istirahat pozisyonuna geçtiğinde veya bir duş aldığında sancıların azaldığını hisseder. Yalancı doğum sancılarının görülme sıklığı ve şiddeti artmaz. Anne adayı bu kasılmalardan dolayı ağrı hissetmez. Braxton Hicks kasılmaları sayesinde bebeğin başı pelvise doğru doğru hareketlenir. Doğum için gerçekleşmesi gereken rahim ağzı açıklığına vücut yalancı sancılar sayesinde hazırlanır.

Yalancı doğum sancısının riskleri nelerdir?

Yalancı doğum sancılarının hissedilmesine neden olan şey kesin olarak bilinmemektedir. Yapılan araştırmalar sonrasında yalancı sancıların rahmi gerçek doğuma hazırladığı ortaya çıkmıştır. Yalancı doğum sancıları; bebeğin anne karnında aktif olması, karın bölgesine bir darbe alınması, seksüel ilişki, susuz kalmak gibi nedenlere bağlı olarak hamileliğin son üç ayı boyunca meydana gelebilir. Doğum süreci anne adayına özgü olduğu için yaşanılan sıkıntılar ve sonuçları farklılık gösterebilir. Yalancı doğum sancıları hisseden anne adayı uzanarak istirahat etmelidir. Eğer sancılar yatış pozisyonundayken meydana geldiyse anne adayı ayağa kalkmalı ve kendini yormayacak şekilde hareket etmelidir. Masaj uygulamaları da yalancı doğum sancılarını azaltmak için iyi bir yöntemdir. Yapılan hareketlerden veya yürüyüşlerden sonra bol su tüketmeyi de ihmal etmemelidir. Tüm yapılanlara rağmen sancı geçmiyor ve anne adayını gündelik yaşamına devam edemez hale getiriyorsa doktoruna başvurmalıdır.

Doğum sancısı esnasında neler hissedilir?

Gerçek doğum sancıları belden başlayıp kasıklara doğru iner. Görülme sıklığı ile birlikte şiddetinin dozu da her defasında artar. Çoğu anne adayı gerçek doğum sancılarında bebeğin bir yerde toplandığını hissettiklerini dile getirirler. Düzenli olarak hissedilmeye başlanan gerçek doğum sancıları, anne adayları tarafından önceden tahmin edilebilmektedir. Hissedilen sancılar pozisyon değiştirmek veya masaj yaptırmak ile geçmemektedir. Sancıların şiddetli bir şekilde 30 ila 60 saniye boyunca hissedilmektedir.

Yalancı doğum kasılmalarında ağrı görülmezken, gerçek doğum kasılmalarında şiddetli sancı ve ağrı hissiyatı birbirini takip eder. Anne adayları sancı hissetmeye başladığında öncelikle bunun gerçek doğum sancısı mı yoksa yalancı doğum sancısı mı olduğunu analiz etmesi gerekir. Gerçek doğum sancıları olduğu düşünüldüğünde telaşa kapılmamalı, fiziksel ve ruhsal yönden kendini hazır hissetmelidir.

Doğum sancısı kaçıncı haftada başlar?

Gebeliğin son aylarına gelindiğinde doğum sancıları hissedilmeye başlanır. Hissedilen bu sancılar gerçek doğum sancılarına hazırlık diyebileceğimiz yalancı doğum sancılarıdır. Yalancı doğum sancılarının başlangıcı anne adaylarında farklılık göstermekle birlikte genellikle son üç aya girilmesi itibari ile hissedilir. Nadiren de olsa bazı anne adaylarında bu sancıların altıncı ayda başladığı görülür. Zamanından önce gerçek doğum sancısı belirtileri görülürse hemen doktora başvurulmalıdır. Doktorunuz erken gerçekleşecek doğumu durdurma ve önleme adına önlemler alacaktır. Bebeğin gelişim sürecini tamamlamadan doğması birtakım sağlık sorunlarına yol açabileceği için doktorunuz elinden geldiği kadar bu süreci ertelemeye çalışacaktır. Anne adayının gebelik boyunca stresten uzak durması, sağlıklı beslenmesi ve düzenli kontrollere gitmesi sağlıklı bir hamilelik süreci geçirmesini sağlayacaktır.

Normal doğum sancısı hangi ağrıya benzetilir?

Normal doğum sancısı adet sancısına benzetilmektedir. Doğum sancısı adet sancısında olduğu gibi belden başlar ve şiddetini artırarak kasıklarda da hissedilmeye başlar. Ancak adet sancısında olduğu gibi ilaç kullanılarak şiddeti ve ağrısı azaltılamaz. Gerçek doğum sancıları başladığı noktada kalmayarak giderek şiddetini artırır. Hissedilen sancılar anne adayının acı eşiğine bağlı olarak da değişiklik göstermektedir. Bazı anne adayları hafif bir sancı hisseder ve hastaneye kontrole gittiğinde rahim ağzı açıklığının istenilen düzeyde olduğu görülür. Anne adayı hemen doğumhaneye alınır ve yarım saatte doğum gerçekleştirilir.

Burada kişisel faktörler, hamilelik süreci ve anne adayının acı eşiği süreci etkileyen önemli faktörlerdir.

Doğum sancısı ne sıklıkta olur?

Yalancı doğum sancıları çok sık aralıklar ile meydana gelmez ve en fazla 15 saniye kadar sürer. Gerçek doğum sancıları ise ortalama on dakikalık bir süreçte en az üç defa ve yarım dakika ila bir dakika aralığında hissedilir. Yalancı doğum sancıları son üç aylık dönem boyunca görülebilir. Gerçek doğum sancıları başladıktan 7 -8 sonra doğum gerçekleşir. Yalancı doğum sancıları pozisyon değişimi, ılık bir duş veya masaj ile hafifletilebilir. Gerçek doğum sancıları ise bu tür yöntemler ile hafiflemez. Ancak gerçek doğumda sancısında da anne adayının ağrılarını dindirecek alternatif yöntemler mevcuttur. Anne adayının psikolojik olarak kendini hazır hissetmesi doğum sürecinin kolaylaştırmasına büyük katkı sağlayacaktır.

Doğum sancısının başlamadığı durumlar nelerdir?

Doğal bir süreç olan doğum, bebeğin dışarıda yaşayabilir hale gelmesi ile başlar. Doğum, planlanan zamanda gerçekleşebileceği gibi hiç beklenmeyen bir anda da olabilir. Doğal sancılar gelene kadar doğum için beklenir. Ancak bazı anne adaylarında 41. veya 42. haftayı geçmiş olmasına rağmen sancıların ve diğer belirtilerin oluşmadığı gözlemlenir. Bu süreçte artık bebeğin yaşamı tehlikeye girebileceği için anne adayına suni sancı verilir. Suni sancılar ile anne adayı doğuma hazır hale gelir. Tıbbi zorunluluk olmadığı sürece bu yöntem tercih edilmez. Sürecin doğal bir şekilde ilerlemesi beklenir. İkinci veya üçüncü doğumlarını yapan anne adaylarında ağrı eşiği yükseldiği için sancıları daha hafif hissedebilirler.

Endişelenmeleri ve strese girmelerini gerektiren bir durum değildir. Bu anne adayları rahimde sertleşme hissettikten sonra sancılarının şiddetlenmesini beklemeden doktorlarına başvurmalıdırlar. Sancıların başlamasının veya şiddetlenmesinin beklenilmeden hastaneye gidilmesi gereken diğer bir durum ise anne adayının suyunun gelmesidir. Zaman kaybetmeden en yakın hastaneye başvurulmalıdır. Aşırı kanama görülmesi veya bebeğin hareketlerinde durağanlık hissedilmesi halinde de yine hemen hastaneye gidilmelidir.