Diş Ağrısı Tedavisi

Diş Ağrısı Tedavisi
Diş Ağrısı Tedavisi

 

Diş ağrısı günümüzde birçok insanın hayatını kısa veya uzun süreli yaşanmaz derecede olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Birçok farklı nedeni olmasına karşın genel anlamıyla diş ağrısına neden olan en büyük etken düzenli olarak diş bakımının yapılmaması. Her ne kadar teknolojinin ve bilimin geliştiği bir çağda da olsak günümüzde bile diş ağrısı tedavisinde geleneksel yolları kullanan insanlar vardır. Diş ağrısının daha da şiddetlenmesine, diş kaybına ya da daha farklı ağız hastalıklarına sonuç doğursa da ülkemizde geleneksel tedavi yöntemlerinin kullanılmasından vazgeçilmiyor. Ağız ve diş hastalıklarının neredeyse tamamı günümüzde tedavisi günümüzde mümkün olsa da bu tedavi yöntemlerinin birçoğu günümüz teknolojinin gelişmesiyle son zamanlarda ortaya çıkmıştır. Diş ağrısının birçok farklı sebebi olduğu için gelişen teknoloji ve tıp bilimiyle beraber bu tedavi de farklı yol ve yöntemler bulunmaktadır. Uzun bir sürecin ve dikkatsiz veya hiç yapılmayan ağız ve diş bakımının bir sonucu olarak oluşan diş ağrısı tedavisi birden bire ortaya çıkar ve kişiyi iyileşene kadar iş ve kişisel yaşantısından mahrum bırakabilecek şiddetlere ulaşabilir. Çocukluk döneminden başlamak üzere ömür boyu düzenli diş fırçalamak, ağız ve diş bakımı yapmak ve düzenli olarak gidilen doktor kontrolleri diş ağrısının oluşmadan önlenebilmesi mümkündür.

İnceleyen ve onaylayan: Dt. Mustafa Sercan Akat

Diş Ağrısı Tedavisi Hakkında

Diş ağrısı tedavisinin oluşma sebebine bağlı olarak birçok tedavi yöntemi vardır. Kişinin diş ağrısı hissetmesinden sonra halk arasında yanlış ve farklı fiziksel hastalıklara yol açabilecek tedavi yöntemlerinden kaçınarak öncelikle bir diş doktoruna muayene olması gerekmektedir. En çok görülen diş ağrısı sebebi ise dişlerde çürümeye bağlı olarak dişleri besleyen damarların tıkanması veya tahrip olmasına bağlı olan diş ağrılarıdır. Bunun yanında diş ağrısı tedavisi hakkında en doğru bilgi alanında uzman bir diş doktoru tarafından alınmalıdır. Aksi takdirde diş kaybı veya ağız içerisinde oluşabilecek birçok farklı hastalığa neden olabilir. Diş ağrısı tedavisinde çürüğün veya hastalığın ilerleme safhasına bağlı olarak uzman bir doktor tarafından uygulanan cerrahi operasyon veya ilaç tedavisi yanında yine doktor tavsiyesiyle kişisel olarak evde de uygulanabilecek bir takım tedavi veya hastalığı önleme yöntemleri de mümkündür. Diş ağrısı tedavisinin sürecinde en çok yapılan yanlışlardan birisi de diş ağrısı başlamasından hemen sonra bir diş doktoruna muayene olmamaktır. Dişlerin dış yüzeyinde biriken bakterilerin dişi dış çeperden başlayarak içteki sinirlere kadar çürütme aşamasında geçen zamanda kişi çok fazla ağrı hissetmese de ilk hissettiği zamanda geçeceği kanısına varabilir. Ağrının başlama sürecinden hemen sonra eğer tedavi süreci başlar ise çürük sinirlere ulaşmadan diş içerisindeki çürük yer temizlenerek dolgu yapılabilir. Eğer çürük devam edip sinirlere ulaşırsa kanal tedavisi uygulanır fakat dayanılmaz ağrılara rağmen çürük sinirlere ulaşıp tahrip edene kadar tedavi süreci başlamazsa günlük yaşamın olumsuz etkilenmesinin yanı sıra diş çekimine yani dış kaybına neden olur. Diş ağrısı tedavisinde en çok kullanılan yöntemler ağrıya sebebiyet veren çürüğün ilerleme durumuna göre diş temizlenmesi, dolgu, kanal tedavisi ve diş çekimi. Fakat unutulmamalıdır ki diş ağrısının en sık rastlanan sebebi dişteki çürük ve iltihaplanma olsa da bu sebeplerden bağımsız olarak gerçekleşen oral cerrahi operasyonlardan sonra da diş ağrısı görülebilir. 20lik diş çekiminden sonra veya implant tedavisinden sonra da kullanılan ilaçlardan veya cerrahi operasyona bağlı olan sebeplerden dolayı hastada diş ağrısı görülebilir.

Diş Ağrısı Nedir?

Diş ağrısı insanların günlük yaşantıda en çok karşılaştıkları hastalıklardan birisidir. Birçok farklı sebepten oluşsa da en çok karşılaşılan sebep kişinin düzenli ve sağlıklı bir ağız ve diş bakımı yapmamasından kaynaklanır. Genel olarak diş ağrısı, ağrıya sebep olan bölgede yoğun olmak üzere çene, yüz ve şakak kısmında oluşan ağrıya denilmektedir. Diş her ne kadar sert bir yapıda gibi görünse de besinleri daha sağlıklı öğütmemiz için dişin en dış kısmında dişe sertliği veren diş minesi bulunur. Dişin ortasında diş özü denilen yumuşak ve süngerimsi bir kısım bulunmaktadır. Ağrıya sebep olan en önemli faktör diş özünün çürümeye bağlı olarak dezenformasyona uğramasıdır. Besinlerden ve çeşitli nedenlerden dolayı diş minesi aşıldıktan sonra ağız içerisindeki bakteriler diş özüne rahatlıkla yapışarak diş ağrısına neden olan çürümeyi ve süreci başlatır. Diş özü tahrip olduktan sonra dişi besleyen damarlar ve sinirler açıkta kalır. Kişi herhangi bir yiyecek yediğinde veya içecek içtiğinde özellikle soğuk ve sıcak olma durumunda besinler açıkta kalan dişi besleyen sinirlere değerek ağız ve çene bölgesine yayılan bir ağrıya neden olur. Diş çürüğü olan ve ağrı hisseden kişilerin en çok hata yaptığı safhalardan birisi de bu noktada başlamaktadır. Herhangi bir yiyecek veya içecek alınmadığında ağrının geçebileceği düşünüldüğünden günden güne ağız içerisindeki bakteriler diş özünü ölür ve enfeksiyona sebep olur. Enfeksiyonun sinirlere kadar ulaşmasından sonra dişte apse oluşur ve özellikle geceleri uyutmayan ağrılara ve baş bölgesinde şiddetli zonklamalara sebebiyet verir. Bu safhada acil bir tedavi yöntemi belirlenmediği sürece ilerleyen safhada geri dönülemez sonuçlara yol açar ve kişi diş kaybı yaşar. Diş kaybının yanı sıra yanlış tedavi yöntemleri de uygulanırsa eğer hasta dişini kaybetmekle kalmaz çürük yani enfeksiyon ve iltihaplanma diğer dişlere de sıçrayabilir ve ağrıyı daha da şiddetlendirerek kusma halsizlik, baş dönmelerine ve şişliklere sebebiyet verir. Her ne kadar dişlerdeki bir tahribat sonucu diş ağrısı çeksek de pek çok farklı neden de diş ağrılarıyla karıştırılabilir ve dişler bu durumdan etkilenmeyebilir. Yine ağız ve diş bakımının eksik veya hiç yapılmamasından dolayı oluşan diş etleri rahatsızlıkları, sinüzit, baş ve yüz bölgesindeki eklem rahatsızlıkları bu duruma örnek gösterilebilir.

Diş Ağrısı Nedenleri Nelerdir?

Diş ağrısı kişinin yaşam tarzına ve beslenme şekline bağlı olarak oluşmasının yanında doğal ve evrimsel biyolojik nedenlerden de olabilir. Çocuklukta yeni çıkan dişler diş ağrısına sebep olurken yetişkinlerde 20lik diş denilen dişlerin çıkması da diş ağrılarına sebebiyet verir. En sık rastlanan diş ağrısı nedenleri kişinin yanlış beslenme, ağız ve diş bakımı yapmaması ve düzenli olarak yaptırılması gereken doktor kontrollerini ihmal etmesidir. Diş ağrısının en temel nedeni dişin ortasında diş minesi denilen sert tabakayla kaplı olan diş özünün iltihaplanmaya başlamasıyla oluşur. Genellikle düşler çürüdüğünde, dişlerde delik veya çatlak oluştuğunda ortaya çıkar. Diş çürümesinden farklı olarak gerçekleşen bir cerrahi oral operasyondan sonra veya diş çekiminden sonra boşlukta kalan diş yerinde yemek yenilirken de diş ağrısı oluşabilir. Diş ağrısına neden olan etkenleri kısaca şöyle sıralayabiliriz;

  • Diş çürümeleri: Beslenme, sigara ve alkol alışkanlıklarına bağlı olarak diş minelerinin aşınması sonucu oluşur.
  • Diş eti hastalıkları
  • Diş abseleri
  • Gömülü dişler (20 lik dişler)
  • Sinüzit
  • Baş ve çene bölgesinde bulunan eklem rahatsızlıkları

Diş ağrısına neden olan çürüklerin oluşmasının en büyük sebeplerinden biri olan alkol ve sigara ağızdaki diş minelerinin aşınmasında büyük rol oynar. Alkol asidik bir madde olduğu için diş minelerini aşındırma özelliğine sahiptir. Alkol gibi içerisinde asit bulunan birçok yiyecek ve içecek diş minelerine zarar verip aşınmalarına neden olur. Bunun yanında şekerli yiyecek ve içecekler, gazlı içecekler, sert cisimler, kabuklu yiyecek ve kuruyemişler de diş ve diş etlerine zarar verdiği için diş ağrılarına neden olur.

Diş Çürümesi

Ağız ve diş hastalıklarının hem nedeni hem de bir sonucu olarak ortaya çıkabilen diş çürümeleri genellikle diş ağrıların en temel nedenlerinden biridir. Geçirilen bir cerrahi oral operasyondan sonra dişin hassas noktalarını ortada bırakabilecek bir durumda ağız içerisindeki bakterilerin hassas noktaya yapışarak orada üremeleri dişi çürütebilir. Bundan bağımsız olarak da yediğimiz yiyecek ve içeceklerin asidik, bazik; sertlik, yumuşaklık gibi özelliklerine dikkat edilmeden tüketilmesi de diş çürümesine dolayısıyla diş ağrılarına neden olabilir. En genel ve en çok rastlanan diş çürümesi olayı dişin en dış tabakasındaki diş minesinin ağızdaki bir takım bakterilerin ürettiği asitlerle aşınarak dişin orta bölgesinde bulunan yumuşak ve süngerimsi doku olan diş özüne ulaşması ve orayı tahrip etmeye başlamasıdır. Daha çok ağrının görülmediği bir safha olmasının yanı sıra ilerlemesi durumda dayanılmaz baş ve çene ağrıları ve baş bölgesinde şiddetli zonklamalara neden olur. Diş çürümesinden sonra alınan yiyecek ve içecekler özellikle soğuk veya sıcaksa çürümeye bağlı olarak dışarıda kalan diş sinirlerine değdiği zaman çene bölgesinde ani ağrılara neden olabilir.

Diş İltihabı ve Apse

Diş çürümesine sebep olan bakterilerin diş minesini ve etrafını aşındırdıktan sonra kişi eğer bir diş hekimine görünmezse veya tedavi olmazsa bakteriler diş özüne ulaşır ve orayı tahrip etmeye başlar. İltihaplanma bu noktada başlar. Bakterilerin diş yumuşak ve süngerimsi olan diş özünü tahrip ettikten sonra yavaş yavaş dişin köküne doğru yani dişi besleyen sinir ve damarlara ulaşır. Hastalığın bu evresinde geceleri uykudan uyandıran ağrılar baş zonklamaları hatta daha ileri seviyelerinde mide bulantıları görülebilmektedir. Bakterilerin diş özünü tahrip ettikten sonra dişi besleyen ve sinirlere ulaşması durumunda orayı tahrip eder ve yüksek ihtimalle diş kaybına neden olur. Bu noktada iltihaplanma diş etine ve diğer dişlere de yayılabilir. Acil ve göreceli biraz daha zor bir tedaviyle iyileşebilmesi mümkün olan hastanın tedavi olmazsa ağız ve çene bölgesinde hatta bakteriler daha da ileri giderek yüz bölgesinde de çok farklı hastalıklara neden olabilmesi mümkündür. Diş etine ve çeneye yayılan iltihap kişide baş ağrısı, zonklamanın yanı sıra yanaklarda şişliğe yani apseye neden olur. Apse tanım olarak şu şekilde açıklanabilir; insanlarda ya da diğer canlılarda mikrop üremesi ve yayılmasına bağlı olarak ağız içerisinde oluşmuş içi ölmüş akyuvar ve mikroorganizmalarla dolu ( irin sıvısı) şişlik. Sıcak ve soğuk apse olmak üzere iki türü mevcuttur. Sıcak apse durumunda vücutta ısı yükselmesi oluşur. Bunun yanında ve buna bağlı olarak hasta ağrı ve zonklama hisseder. Şişliğin orta kısmı yumuşak olmasına karşın çevresi biraz daha serttir. Apse her ne kadar ağız ve çene bölgesinde başlamış olsa da tedavisinin aksatılması durumunda ağrılar vücudun genelinde de hissedilir ve hastada iştahsızlık, kırıklık ve halsizlik gibi belirtiler de gösterebilir. Apse durumunda derhal cerrah yöntemlerle şişlik içindeki irin sıvısının boşaltılması gerekmektedir. Soğuk apse ise daha çok verem hastalığı sonucu ortaya çıkan bir apse türüdür. Bu apse türünde şişlik üzerine dokunulduğunda herhangi bir sıcaklık algılanmaz ve şişliğe bastırıldığı zaman çok yüksek şiddetli bir ağrıya sebep olmaz fakat tedavi sürecinde içi boşaltılırken içerisindeki sıvıya bakıldığında sıcak apse ile aynı içeriğe sahiptir. Yani soğuk apse durumunda da şişlik içerisinde mikroorganizmalara bağlı tahribat sonucu oluşmuş irin sıvısı bulunur.

Bruksizm

Günlük yaşantıda diş gıcırdatmak olarak da bilinen bu hastalık türü özellikle uyku durumundayken çene kaslarının ağızda herhangi bir besin olmadan kişinin çene ve çiğneme kaslarını çalıştırmasıyla meydana çıkan durumdur. Çoğunlukla bu hastalığa sahip olan kişiler bunu daha çok gece ve uykudayken yaptıkları için bunun pek farkına varmazlar ve semptomları yıllar sonra görülebilir. Kadınlarda erkeklere nazaran daha sık görülen bu hastalık tedavi edilmediğinde yine diş ve eklem ağrılarına neden olur. Bu nedenle erken teşhis ve tedavisi büyük önem arz etmektedir. Tedavisinde daha çok gece gıcırdatmayı önleyen aparatlar ve kas gevşeticileri kullanılır. Bruksizmin ağrıları ağız bölgesinden başlayarak şakaklara, çene kemiklerine hatta sırta bile vurabilir. Tedavisi için baş, eklem ve boyun ağrılarında uzman olan diş hekimleri tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bir çok farklı nedene bağlı olarak oluşan Bruksizm hastalığının başlıca oluşma nedenleri şunlardır;

  • Çene ve yüz bölgesindeki doğuştan veya sonradan oluşan anatomik bozukluklar ve dişlerin ağız içerisinde karşılıklı olarak düzgün yerleşmemesi.
  • Anksiyet, kişinin iş, okul veya özel yaşantısında yoğun stres altında kalması; hiperaktif bir kişiliğe sahip olması ve bastırılmış öfke ve sinirler.
  • Yanlış yapılan ağız ve diş hastalıkları tedavisi
  • Hastanın beyin travmasına bağlı olarak nörolojik bazı sorunlar yaşaması
  • Uyku sırasında ani gevşeme ve stres altında olma durumunda ortaya çıkabileceği gibi, uyku bozukluğu olan kişilerde de görülebilir.
  • Travmaya bağlı olarak ortaya çıkan nedenler.
  • Sigara ve alkol bağımlılığı
  • Kişinin beslenme alışkanlığının bozuk olması ve birtakım hormonal bozuklukları da Bruksizme sebep olabilir.

Bruksizmin tedavisi yapılırken yine baş ve boyun ağrıları alanında uzman olan bir diş hekimi tarafından hastalığın oluşum sebebi dikkate alınarak ona göre bir tedavi yöntemi uygulanmalıdır. Kişiye bağlı olan, farmakolojik nedenlerden veya anatomik nedenlerden dolayı ortaya çıktığı tespit edildikten sonra tedavi yöntemleri bunlardan bu sebeplerden hangisine bağlı ise ona göre belirlenerek uygulanır.

Başlıca kullanılan Bruksizm tedavi yöntemleri ise şunlardır;

  • Biofeedback tedavisi
  • Hastalığa sebep olan kişisel alışkanlıkları değiştirmeye yönelik tedaviler
  • Stres veya sinir kontrolüne bağlı olarak oluşan durumlarda psikolojik ve psikiyatri tedavisi.
  • İlaçlarla beraber yürütülen farmakolojik tedaviler.
  • Ortodonti ile ağızdaki dişlerin çiğneme durumuna rahatlıkla uyum sağlayabilecek bir diş düzeni oluşturma tedavisi.
  • Hem kolay hem de etkili bir tedavi yöntemi olması dolayısıyla diğerlerinden daha çok kullanılan ağızda aşınmayı ve ağrıları önleme amaçlı dişlerin arasına yerleştirilen aparatların kullanılması.

20’lik Diş Ağrıları

20’lik dişler olarak nitelendirilen evrimsel gelişimimizin bir sonucu olarak ortaya çıkan bir diğer adı gömülü dişler olan dişlerin oluşumu cinsiyete bağlı olarak çıkma yaşı değişmesinin yanı sıra çoğunlukla 18 ile 25 yaş aralığıdır. Çene kemiklerinin en arka tarafında bulunan ve gömülü olan dişler çıkmaya başladığı zaman kişide diş ağrısına ve baş ağrılarına neden olabilmektedir. 20’lik dişler hem çıkarken hem de çürürken kişide dayanılmaz ağrılara sebebiyet verebilmektedir. Bazı doktorlar tarafından çıkması halinde cerrahi operasyonla hemen alınması tavsiye edilirken bazı kişilerde de çok büyük sorunlara yol açmadığından dolayı herhangi bir cerrahi operasyona gerek kalmamaktadır. 20’lik dişlerin ağrısı baş ve çene ağrılarına neden olabilecek şekilde geniş bir bölgeyi etkileyebilmektedir. Genellikle cerrahi operasyon ile dişin çıktıktan sonra çekilmesi söz konusudur. Fakat diş çekimine gerek kalmadığı durumlarda kendiliğinden çürüyebilir. Genellikle 20’lik dişler çıktığında farklı bir diş ağrısıyla karıştırılabilirken dişin çürümesi ed fark edilmeyebilir. Çıkmaya ve ağrısı hissedilmeye başlandığı anda doktor muayenesinden sonra çekilmesi tavsiye edilen dişlerin ağrısı yıllarca aralıklı olarak kişiyi rahatsız edilebilir. Evrimsel olarak oluşan ve giderek bazı insanlarda çıkmadan çürüyebilen ve işlevini kaybeden bir diş olduğu için uzmanlar tarafından önümüzdeki nesillerde hiç çıkmama ihtimali de olabildiği söylenmektedir. 20’lik diş ağrıları çeken kişilerin bir uzman tarafından tıbbi bir yardım almayıp kendi imkanlarıyla ağrıyı dindirmeye çalışmaları ağrıyı geçirmek bir kenara dursun daha da şiddetlenerek devam edebilir. Tıptaki birçok konuda olduğu gibi bu durumda da geleneksel yöntemlere başvurmadan önce uzman bir hekime danışılıp gerekli tedavilerin uzman hekimlerce gerçekleştirilmesinde fayda vardır. En çok kullanılan ağrıyan yere alkol basma yöntemi her ne kadar kısa süreliğine ağrıyı geçirse de uzun vadede içerisindeki asitlerden dolayı hem diğer dişlerin aşınmasına neden olur hem de etkisi geçtikten sonra daha fazla ağrıya maruz kalmamıza neden olabilir.

Çene Zayıflığına Bağlı Ağrılar

Diş ağrısı ile çene zayıflığına bağlı ağrıların arasında çok organik bir bağ vardır ve birbirlerini tetikleyebilirler. Kişinin beslenmesinden anatomik yapısına hatta yaşam tarzına kadar birçok şeyin neden olduğu çene ağrıları genellikle çene kaslarını ve eklemlerini zayıflatarak ağrılara neden olurlar. Başlıca sebebi çarpık diş düzeni, stres, uyku bozukluğu, hormonal bozukluklar, fiziki bir müdahale, yanlış yapılan cerrahi oral operasyonlar bu ağrılara sebep olabilmektedir.

Çene zayıflığına bağlı ağrıların birçok belirtisi vardır. Çene eklemlerinden başlamak üzere kulak boyun, dişer ve baş bölgesinin geneline yayılan ağrılar; yemek yeme sırasında ya da esneme sırasında ağzın çok güç açılması; yüz bölgesinde ağrı ve şişlik; kulaklarda çınlama veya kulak bölgesinde ağrı oluşması vb. şeyler çene zayıflığına bağlı ağrıların temel belirtileri olarak gösterilebilir. Bu belirtilerden herhangi biri ya da birkaçını gösteren kişilerin bir diş hekimine veya kulak burun boğaz doktoruna görünmesinde fayda vardır. Tedavisi sırasında asıl amaçlanan şey çene eklemi içerisindeki basıncın düzenlenmesi ve olması gereken çene fonksiyonlarına kavuşturulmasıdır. Bu yöntem etrafında çene zayıflığına bağlı ağrıların nedeni belirlendikten sonra basınç düzenlenmesi, çenenin normal fonksiyonlarına kavuşturulması için çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabilir. Çene eklemlerine ve kaslarına yüklenen fazla ağırlıkların ortadan kaldırılabilmesi için plak takılması ya da bir takım ilaçlarla beraber çene kaslarını güçlendirmek kullanılan tedavi yöntemlerinden bazılarıdır. Hastanın tedavi olduktan sonra doktorun belirlediği kurallara uyması çene zayıflığına bağlı ağrıları geçirmekte ve bir daha tekrarlanmamasında önemli rol oynamaktadır. Yapılan araştırmalar da kanıtlamıştır ki çene zayıflığına bağlı ağrılar oluşmadan kişinin beslenme ve hayat tarzına dikkat etmesi ya da düzenli olarak yapılan doktor kontrolleri ile engellenebilmektedir.

Dişe Uygulanan İşlem Sonrası Ağrılar

Diş ağrılarının her ne kadar çürüme ve iltihaplanmaya bağlı oluşmasına sık rastlanılsa da tedavi sonrasında da diş ağrıları oluşabiliyor. Çürümüş ya da iltihaplanmış bir dişin tedavisinden sonra tedaviden kaynaklanan bazı ağrılarla karşılaşmak mümkün. İltihaplanmış ve bakterilerin diş köküne kadar ulaştığı ya da ağrının bütün çeneye yayıldığı durumlarda iltihaplanmanın kaynağı temizlense de hasta tedaviden bir süre sonra da diş ağrısı çekmeye devam edebilir. Diş çekimi sonrası çekilen dişin yerine bir şey konulmadığı için ilk zamanlarda yenilen yemekler ya da sıcak ve soğuk besinler dişin çekildiği yere temas ettiğinde ağrı oluşabilir. Ayrıca çekilen dişin yanlarındaki dişler boşta kalacağı için iltihaplanma orada da kolayca başlayabilir. Bunun sebebi diş eksildiği için dişin hassas kısımlarının ortada kalması.

Kanal tedavisinde diş canlı değilse kök kanalı içerisine konulan antiseptik maddeler ağızda bir süre bekledikten sonra diş köklerindeki kanallarındaki kökler doldurularak kanal tedavisi tamamlanır. Kanal tedavisi sonrası özellikle eğer tedavi edilen dişler tamamen ölmüş değillerse tedaviden dolayı kişinin günlük hayatını önemli derecede etkilemeyen ağrılar oluşabilir. Kanal tedavisinden sonra oluşan ağrıların en büyük sebebi yanlış beslenme ve yanlış yapılan kanal tedavisidir. Telafisi mümkün bir durum olduğu için ne kadar hatasız yapılsa da tedaviden sonra hasta yediklerine içtiklerine ve ağız ve diş bakımına dikkat etmezse ağrılar devam eder.

  • Dişe uygulanan işlem sonrası oluşan ağrılar için ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir.
  • Kişinin sağlığı açısından dişlerini günde minimum iki kere fırçalanmasında büyük fayda vardır.
  • Tamamen iyileşene kadar katı yiyecekler yerine besin değerleri yüksek içecekler ve yumuşak yiyecekler yenilebilir.

Diş çürükleri tedavisinde köke ulaşmamış çürüğün doktor tarafından temizlenmesinden sonra dişte boş kalan kısma dolgu yapılır. Dolgu tedaviden hemen sonra dişin bir parçasıymış gibi davranmadığından bazı kişilerde ağrı yapılabilir veya tedavi sürecini takiben düştüğü takdirde kişi tarafından fark edilmediği için alınan yiyecek ve içecekler de tedavi yapılan yerle temasa geçtiğinde ağrı yapabilir.

Diş Ağrısı Neden Gece Olur?

İnsanların ağrılarının en çok hissedildiği zaman dilimi gecedir. Sadece diş ağrısı değil birçok ağrı gece daha fazla hissedilir, şiddeti gece daha fazla olur. Diş ağrısı da sebebine bağlı olarak değişmesine rağmen kişiyi aşırı derecede rahatsız eden bir ağrı türü olduğu için gece oluşması ve herhangi bir sağlık kurumuna yakın değilse kişiyi zor durumda bırakabilir. Gece diş ağrısı veya başka bir ağrıyla karşılaşıldığı zaman oturur pozisyona geçmek ve baş bölgesindeki kan akış yoğunluğu azalana kadar beklemek ve alternatif ağrı kesici yöntemler uygulanabilir.

Diş ağrısı da dahil bütün ağrıların gece daha şiddetli hissedilmesinin en büyük sebebi ısı değişiminden dolayıdır. Gece yatar pozisyondayken kan akışı yukarıya doğru hızlanır ve baş bölgesinde yoğunlaşır bu da doğalında dişlerde bir ağrıya sebebiyet verir. Gece uyurken hem ortamın sıcaklığından dolayı hem vücut sıcaklığından hem de kan akışının baş bölgesinde yoğunlaşmasından dolayı yastığımız ısınır. Özellikle çürük ya da iltihaplanmış, apse yapmış dişimizin üstüne yattığımızda yastığın ısısı dişe doğrudan etki eder ve bu da ağrıya sebebiyet verir.

Bir sağlık kurumuna yakın değilsek ağrı kesicilerle kısa vadeli çözümler bulunabilir ardından tedavi için bir diş hekimine görünmek gerekmektedir.

Diş Ağrısı İçin Evde uygulanabilecek Yöntemler Nelerdir?

Öncelikle diş ağrısına en büyük çözüm ağrıya sebebiyet verecek koşulların oluşmasını engellemek, ağız ve diş bakımının düzenli ve eksiksiz yapılmasıdır. Diş ağrısına sebebiyet veren olayların neredeyse hiçbiri evde ya da bireysel imkanlarla kesin çözüme kavuşmaz. Gece uyurken veya bir sağlık kurumuna uzak bir noktada diş ağrısı çeken birisi ağrıyı geçirmek için uygulanabilecek yöntemlerden bazıları şunlardır;

  • Alkolün çok az da olsa uyuşturucu etkisi olduğu için gargara yapılabilir.
  • Buzlu soğuk kompresör uygulanabilir fakat buzun cilde temasına kesinlikle izin verilmemelidir aksi takdirde ciltte buz yanıkları oluşabilir.
  • Ağrı kesici kullanmak.
  • Dişlerin fırçalanması ve yemeklerden sonra besin artıklarının temizlenmesi. Aksi takdirde ağız içerisindeki bakterilerin hızlı çoğalmasına ortam hazırlanmış olur.
  • Tuzlu suyla ya da üzümlü sirkenin diş ağrılarında uyuşturucu bir etkisi de olduğundan gargara yapılabilir.
  • Oksijenli su ile gargara yapılabilir.

Diş ağrısında evde uygulanabilecek bu yöntemlerin geçici bir çözüm olduğu unutulmamalıdır. Diş ağrısını kısa süreliğine geçirip ya da azalttığı durumlarda vakit kaybedilmeden uzman bir hekim tarafından muayene edilmesi ve gerekli ise tıbbi müdahalede bulunması gerekir.

Diş Ağrısı Nasıl Önlenir?

Diş ağrısının oluşmadan önlenebilmesinin en kesin ve doğru yolu günde en az iki defa diş fırçalamak, ağız ve diş bakımının düzenli olarak yapmak. Anatomik sebepler dışında oluşan diş ağrıları kişinin kendi çabasıyla önlenebilmesi büyük ölçüde mümkündür. Ülkemizde yaygın bir çok kişi tarafından alışkanlık haline getirilmemiş düzenli doktor kontrolleri de diş ağrısı veya ağız ve diş hastalıklarının önlenmesinde en etkili yollardan birisidir. Diş çarpıklığı veya farklı diş bozuklukları olan kişinin bir süre sonra diş ağrısı çekmesi kaçınılmazdır. Bunun için erken yaşta hem kişisel ağız ve diş bakımı hem de doktor tarafından uygulanabilecek tıbbi yöntemlerle bu ağrılar oluşmadan önlenebilir. Aynı şekilde 20’lik diş olarak nitelendirilen gömülü dişlerin kendiliğinden çürümemesi durumunda ağrının şiddetinin artmasını beklemeden cerrah yöntemlerle çekilebilir böylece ağrı önlenebilir.

Diş Ağrısı Tedavi Türleri

Diş ağrısı tedavisinde kullanılan birçok yöntem vardır. Tedavide hangi yöntemin kullanılacağını belirlemek için öncelikle ağrının sebebinin bulunması, kişinin sağlık sorunları ve bunun gibi birkaç parametreye bakılması gerekmektedir. Diş ağrısına sebep olan hastalık türüne göre uygulanan değişik tedavi yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz; Dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi, diş eti hastalıkları, implant tedavisi, ortodonti tedavi, diş temizletme ve ilaç tedavisi.

İlaç Tedavisi

Ağrının oluşma sebebine bağlı olarak değişen birçok farklı ilaç türü tedavi aşamasında ve öncesinde kullanılır. Tedavi öncesinde hastanın ağrılarının dindirilebilmesi için ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar kullanılabilir. Yine çene kasları üzerindeki fazla yüklerde ve kasların sertleşmesi durumunda oluşan ağrıların oluşmasında kas gevşeticiler ve ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir. Yeni başlamış veya henüz tıbbi bir müdahale gerektirmeyen durumlarda da içerisinde diş eti ve dişlerin temizlenmesi için antibakteriyel maddelerin olduğu ilaçlar da kullanılır. Alınan ilaçlarının hepsinin doktor tavsiyesi ile alınmasında fayda vardır.

Çürük Dişlerin Çekilmesi

Diş çürümesi durumunda erken tanı ve tedavi uygulanmadığı zaman dişin dış kısmını aşındırıp diş özüne doğru ilerleyen mikroorganizmalar diş özünü de tahrip ederek dişleri besleyen sinir ve damarlara yani diş köküne kadar ulaşır. Bu safhada kökün içerisine ve diğer bölgelere yayılmasını engellemek için kanal tedavisi uygulanmaya başlanırsa eğer diş kaybı oluşmaz. Tedavi edilmezse eğer diş köküne yayılan mikroorganizmalar sinirleri ve damarları tahrip ederek çenenin diğer kısımlarına ve diğer diş köklerine kadar yayılmaya yol açar. Diş kökünde oluşan iltihaplanma kişiye dayanılmaz ağrılara ve baş bölgesinde zonklamalara ve yanaklarda şişmeye (apse) sebep olur. Bu safhada hastaya enjeksiyon yoluyla ağrı kesici veya narkoz verilerek dişler köklerinden ve sinirlerinden ayrılır. Çekilen dişin yerine yeni diş çıkmayacağı gibi boş kalan yerde diğer dişlerin hassas noktaları da açıkta kalacağı için beslenme ve ağız ve diş bakımına özen gösterilmelidir.

Kanal Tedavisi

Dişlerde başlayan çürüme en dış noktadan başlayarak dişin kökünde bulunan ve dişi besleyen damar ve sinirlere doğru ilerler. Bakterilerin neden olabileceği çürüklerin yanında dişteki çatlak ve deliklerde de kanal tedavisi uygulanabilir. Kanal tedavisi diş kökünde ölmüş veya daha canlı olan dişlerdeki iltihaplanma ve çürümenin sinirlere kadar ulaşarak orayı tahrip edip daha sonra ağzın diğer yerlerine ulaşmaması için uygulanan bir tedavidir.

Kanal tedavisinde dişin orta kısmında bulunan yumuşak ve süngerimsi doku iltihaplanmanın köklere kadar yayılmasını engellemek için alınır ve o kısım antiseptik bir maddeyle temizlenir. Ardından boş kalan kısım doldurularak diş kaybına neden olmadan hastanın günlük yaşamına devam etmesi sağlanır. Eskiden çürüğün diş özüne ulaşması sırasında kanal tedavisi uygulanmadığı için dişler çekilirdi fakat artık kaybedilecek durumdaki dişler bile kurtarılabilir. Pulpa ismi de verilen diş özünün alınmasına sebebiyet veren durumlar başlıca çatlak diş, derin çürük dişler ve dışarıdan sert bir darbeye maruz kalmış diler olarak nitelendirilebilir. Kanal Tedavisiyle onarılan diş düzenli ve sağlıklı bir şekilde bakıldığı takdirde bir ömür boyu kullanılabilir.

Kanal tedavisinde öncelikle dişin arka tarafında bir delik açılır ardından dişin ortasında bulunan pulpa da denilen yumuşak ve süngerimsi bir dokuda bulunan diş özü çıkartılır ve kök kanalları genişletilerek temizlenir. Bu işlemin hemen sonrasında açılan kanal tamamen doldurulur. Ardından görünümünün eskisi gibi olması için diş kaplanır.

Diş Ağrısı Tedavi Öncesi

Bazı zamanlarda diş ağrısına maruz kaldığımızda hemen bir sağlık kuruluşuna başvurma imkanımız olmayabilir. Bunun için öncelikle en doğru ve mantıklı şekilde hareket etmeli ve ağrının mantıksız düşünmemizin önüne geçmesini engellemeliyiz. Etrafta varsa ağrı kesici veya ağrıyı kısa süreliğine de olsa dindirebilecek alternatif yöntemler denenmeli ve ilk fırsatta bir diş hekimine gösterilmesi gerekmektedir. Diş ağrısının tedavisine başlanmadan önce ağrıya sebebiyet veren şeyin belirlenebilmesi için bir doktor muayenesinden geçilmelidir. Muayeneden sebep gözle, mercekle belirlenebileceği gibi diş röntgenine de ihtiyaç duyulabilir. Tedavi öncesi yapılan muayene ve çekilen diş röntgenine göre tedavi yöntemi ve araçları belirlenir.

Diş Muayenesi

Diş muayenesi herhangi bir rahatsızlık veya ağrı hissetmemize gerek kalmadan kontrol amacı ile yapılması elzem olan bir şeydir. Oluşabilecek bir ağrı veya farklı hastalığının önüne geçilmesi için; dişte herhangi bir çürük başlangıcı varsa başlamadan çürüğün alınması için insanların yılda en az 2 kere diş muayenesi olması gerekmektedir. Diş ağrısı ile beraber yapılan diş muayenesinde ise doktorun talimatlarına harfiyen uyulmalı ve sorulan sorulara dikkatli ve doğru cevap verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde uygulanabilecek yanlış bir tedavide diş kaybı ya da daha kötü sonuçlar uygulanabilir. Diş muayenesinden sonra eğer dişlerde tedavi gerektiren herhangi bir durum varsa doktor tarafından röntgene gönderilip veya ilaç tedavisiyle ya da farklı bir tedavi yöntemiyle hasta tedavi edilir.

Diş Röntgeni Filmi Çekilmesi

Diş röntgeni ağız içerisinde doktorun gözle göremediği veya elle muayene sırasında belirleyemediği rahatsızlıkları x ışını yardımıyla belirlenmesidir. Diş hekiminin diş etlerinde, dişlerde ya da çene kısmında uygulanacak tedavi yöntemini belirlemesi için kullanılır. Muayene sırasında gözle görülemeyecek kadar küçük olan çürükler ve eğer ağızda apse oluşmuş ise hangi dişten kaynaklandığı da diş röntgeni yardımıyla kolaylıkla belirlenebilir. Rutin kontrollerde de kullanılan diş röntgeni kistleri, tümörleri ve çene bozukluklarını belirlemede de yardımcı olur.

Diş Ağrısı Tedavisi Sonrası

Diş ağrısına bağlı olan rahatsızlıkların tedavi süreci kişinin bireysel çabalarına ve doktora bağlı olarak kolay veya zor geçebilir. Fakat tedavi sonrası diş ağrısının tekrar etmemesi ve farklı bir rahatsızlığının ortaya çıkmaması büyük oranda kişinin bireysel çabalarına bağlıdır. Tedavi sonrası doktorun verdiği talimatlara harfiyen uyulmalı ve verilen ilaçların doktor tavsiyesi olmadan bırakılmaması ve aksatılmaması gerekir.

Tedavi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tedavi sonrası dikkat edilmesi gerekenler konusunda hastanın doktora danışması ve kişinin eski sağlığına kavuşana kadar ki süreci nasıl geçireceği konusunda bir plan ve program yapılması gerekmektedir. Ağız ve diş hastalıkları konusu hassas ve bir ömür süren bir süreç olduğu için kişi öncelikle beslenme ve hayat tarzına dikkat etmesi gerekmektedir. Tedavinin cinsine bağlı olarak tedavi sonrası dikkat edilmesi gerekenler farklılık gösterir. Diş çürükleri ve kanal tedavisi sonrası beslenmeye daha çok önem verilmesi gerekirken çene zayıflığına bağlı olarak uygulanan tedavilerde hem beslenme hem de yaşam tarzına dikkat edilmesi gerekmektedir aksi takdirde ağrıların tekrar etmesi ve yeni hastalıkların oluşması işten bile değildir. Bunlardan farklı olarak düzenli olarak doktor kontrolleri ve düzenli diş fırçalamakta çürüklerin ve iltihapların engellenmesi için önem arz etmektedir. Tedavinin tam bir başarıya ulaşması için doktor tarafından verilen ilaçların düzenli ve bilinçli şekilde kullanılması ve doktora danışılmadan bırakılmaması gerekmektedir.

Tedavi Sonrası Beslenme

Diş ağrılarına ve çürüklere neden olan konuların başında dişinin beslenmesi büyük önem taşır. Ağız içerisinde yediğimiz yiyeceklerden kaynaklanan ve vücudumuz içerisinde bulunan bakteriler alınan şekerli yiyeceklerden beslenip çoğaldığı için diş çürüklerinin önüne geçilmesi için şekerli yiyeceklerden uzak durulması gerekmektedir. Bunun yanı sıra asidik yiyeceklerde diş minesini aşındırdığı için tüketilmemesine dikkat edilmesi gerekmektedir. Beslenme konusundan profesyonel bir kişiden de yardım alınabilir. Genel olarak tedavi sonrası tüketilmemesi gereken besinler şöyle sıralanabilir;

  • Aşırı şekerli yiyecek ve içecekler
  • Asidik yiyecek ve içecekler
  • Alkol
  • Sigara
  • Sert ve kabuklu yiyecekler

Tedavi sonrası hasta en azından sağlığına tam olarak kavuşana kadar kısa süreliğine katı ve sert yiyecekler yerine daha yumuşak yiyecekler ve çorba gibi sıvı besinlerin tüketmesi önerilir.

Yemek yedikten sonra ağız içerisinde bakterilerin çoğalmasını engellemek için her yemekten sonra (günde ortalama iki defa) dişlerin fırçalanması ve diş ipi, kürdan gibi aparatların diş etlerine zarar vermeyecek şekilde kullanması gerekir.

Tedavi Sonrası ilaç Kullanımı

Özellikle bakteriyel nedenlerden dolayı oluşan hastalıklarda tedavi öncesi, tedavi sırasında ve sonrasında ilaç kullanımına ihtiyaç duyulabilir. Tedavi sırasında ilaçlar doktor gözetiminde kullanılır. Tedavi sonrasında da yine doktor tavsiyesiyle verilen ilaçların eksiksiz ve doktor talimatı olmadan bırakılmaması gerekmektedir. Genellikle tedavi sonrası verilen ilaçlar tedaviye bağlı oluşabilecek mikroorganizmaların çoğalmasını engellemek, oluşabilecek ağrıların engellemek ve dişin tekrar sağlıklı bir şekilde kullanılabilecek düzeye gelmesi için uygulanır.

Sık Sorulan Sorular

Diş ağrısı tedavi sürecinin sağlıklı bir şekilde devam ettirilip sonlanması için hastaların genel halk arasındaki bilgiden daha ziyade uzman bir doktor tarafından verilen bilgileri kullanması daha doğrudur. Ülkemizde halen kolay ulaşılabilir diş ağrısı tedavileri olmasına rağmen kulaktan dolma bilgilerle kendi kendine tedavi etmeye çalışan insanlar vardır. Bu konuda diş sağlığı açısından herkesin güvenilir bir kaynaktan aldığı bilgilere vâkıf olması gerekir.

Ağız bakımı nasıl yapılmalıdır?

Ağrılara ve iltihaplanmalara sebebiyet vermemek için kişinin dikkat etmesi gereken en önemli nokta ağız bakımıdır. Bu konuda alanında uzman doktorlardan tavsiye alabilirler. Genel olarak ağız bakımındaki en önemli nokta yediğimiz yiyeceklerden ve içtiğimiz içeceklerden beslenerek çoğalan bakterilerin oluşmasını önlemektir. Bunun için her yemekten sonra dişlerin, dilin ve diş etlerinin herhangi bir yaralanmaya zarar vermeyecek şekilde günde en az iki defa fırçalanması gerekmektedir. Bunun yanı sıra antibakteriyel sıvılar da kullanılabilir. Bir diğer hassas nokta ve en çok eksik bırakılan nokta ise her ne kadar ağız bakımına dikkat etsek de düzenli olarak doktor kontrolüne gitmemek. Alkol ve sigara dişi aşındırarak diş üzerinde plaklar ve tabakalar oluşturur. Düzenli diş fırçalamanın yanında bir diş hekimine diş temizliğine düzenli olarak gitmek de diş ağrısına neden olabilecek çürüme ve iltihaplanma risklerini azaltır.

Diş fırçası bakımı nasıl yapılmalıdır?

Ağız temizliği konusunda önemli bir noktada duran diş fırçalamak, ağrılara sebebiyet vermeden önlenebilmesinde büyük katkıda bulunur. seçilen diş fırçası çok sert ve diş etlerinin tahrip etmemesi gerekmektedir. Dişlerimizi her yemekten sonra, sigara ve alkol kullanımından sonra aşınmaları ve bakteri üremelerini engellemek için fırçalamalıyız. Ağızda herhangi bir tahribata ve yaralanmaya sebebiyet vermeden yumuşak ve sık bir şekilde fırçalanması gerekmektedir. Diş fırçalarının mutlaka 3 ayda bir değiştirilmesi gerekmektedir. aksi takdirde ağız içerisindeki ve dışarıdan gelen bakterilerin çoğalmasıyla ağza alınan diş fırçaları da hastalıklara sebebiyet verebilir.

Sağlıklı dişler için nasıl bir diş macunu seçilmelidir?

Sağlıklı bir ağız bakımı için birkaç farklı parametre göz önünde bulundurulmalıdır ve en optimal olanı seçilmelidir. Diş fırçası seçimi kadar diş macunu da büyük önem arz etmektedir. Öncelikle diş macunu ve diş fırçası seçerken bir diş hekiminin danışmanlığından faydalanılabilir. Diş macunu seçerken en dikkat edilmesi gereken hususlardan biri diş macununun aşırı kimyasal bir yapıya sahip olmaması. Bunun yanında leke çıkarıcı bir diş macunu değil beyazlatıcı bir diş macunu almamız gerekir. Çünkü leke çıkarıcı macunlar dişi bir zamandan sonra aşındırarak dişleri zayıflatır. Diş macunu alırken dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli nokta da diş eti rahatsızlıklarına veya hassas bir diş etine sahip olup olmadığımızı bilmektir. Eğer diş eti rahatsızlığı veya aşırı hassasiyete sahipsek ona göre bir diş macunu kullanmamız gerekir.

Diş muayenesi hangi sıklıkla yapılmalıdır?

Ağız ve diş hastalıklarının başlamadan önlenebilmesinde büyük bir fayda sağlayabilecek en önemli noktalardan birisi de düzenli olarak yapılan diş kontrolleri. Herhangi bir diş ağrısı çekilse de çekilmese de uzman bir diş hekimine yılda en az 2 defa düzenli aralıklarla muayene olunması gerekmektedir. Böylece diş çürük ve iltihaplanmaların dışında kist ve tümör gibi hastalıklar da erken teşhisiyle kolaylıkla tedavi edilebilir.

Diş eti rahatsızlıklarından kurtulmak için ağız bakımı yapmak yeterli mi?

Her ne kadar ağız ve diş bakımı birçok hastalığın başlamadan önlenmesinde etkili olsa da diş eti rahatsızlıkları gibi noktalarda yeterli olmayabilir. Hatta ağız bakımı yaparken kullandığımız diş fırçası, macun ve antibakteriyel sıvılar yüzünden diş eti rahatsızlıklarına neden olabiliriz. En öncelikli önlem olarak düzenli olarak gidilen doktor kontrollerinde diş eti hassasiyetimize göre nasıl bir ağız bakım yöntemi uygulayabileceğimiz konusunda bilgi almaktır. Aile içerisinde diş eti rahatsızlığı olan diğer bireyler de bu konuda yardım alabileceğimiz kişilerdir. Bakterilerin sebep olduğu diş eti rahatsızlıklarında düzenli ve bilinçli olarak yaptığımız ağız bakımları yeterli olmakla beraber doğuştan gelen bazı nedenlerden dolayı oluşan diş eti rahatsızlıklarında ağız bakımı yapmak yeterli gelmeyebilir. Bu durumda uzman bir doktor tarafından tedavi gerekebilir ve ona göre farklı ilaçlar da kullanılabilir.

Çürük olmayan dişlerde ağrı olabilir mi?

Dişlerde hissettiğimiz ağrıların en sık rastlanan nedeni çürükler olsa da bazı durumlarda çürük olmadan da diş ağrısı çekebiliriz. Çene bağlarının zayıflığının getirdiği bazı durumlarda, bruksizm hastalığı görülen kişilerde, diş düzeninin çarpık olduğu durumlarda ya da dişteki bir çatlak veya delikten dolayı açıkta kalan diş sinirlerine sıcak veya soğuk bir yiyecek, içecek değdiğinde de dişlerde ağrı oluşabilir.

20’lik dişlerin ağrı yapma sebebi nedir?

Ergenlik çağının ortalarından başlamak üzere yirmili yaşların ortasına kadar hemen hemen herkeste görülen 20’lik diş ağrısının oluşma sebebi; çene kısmının en arka tarafında gömülü olarak bulunan ve evrimsel sürecimizin doğal bir sonucu olan bu dişler çıkmaya başladığında insanlarda ağrıya sebebiyet verir. 20’lik yaş dişleri düzgün yapılmayan ağız bakımı sonrası oluşan atık besinlerin ve bakterilerin en çok toplandığı yer olduğu için çıktığı zaman hızlı çürür ve bazı kişilerde az görülmesinin yanında çoğu kişide şiddetli ağrılara neden olur. Kısacası 20’lik yaş dişleri hem çıkarken hem de çürürken ağrıya sebebiyet verebilir. Çürümeden sonra oluşan atık ve bakteriyeller enfeksiyon ve iltihaplanmalara da sebep olabilir.

Diş ağrısı için yapılan tedaviler hamilelikte farklılık gösterir mi?

Hamileyken bebeğin vücuda alınan ilaçlardan ve annenin çekeceği diş tedavisi sırasında oluşacak acılardan etkilenebileceği kesinlikle unutulmamalıdır. Bundan dolayı özellikle hamilelik başlangıcında etkili bir diş tedaviden kaçınılması gerekir. Enfeksiyon veya iltihaplanmalara bağlı olarak oluşabilecek ağrılar için acil bir tedavi gerekirse bir jinekolog ile beraber tedavi sürecinin devam ettirilmesi gerekir. Alınan ilaçların ve kullanılan tedavi yönteminin bebeği olumsuz etkileyebileceği göz önünde bulundurulması gerektiğinden, diş ağrısı çeken normal bir hastaya uygulanabilecek tedaviler ile hamile bir kadına uygulanabilecek tedavi arasında farklılıklar oluşur.

Hamilelikte diş bakımı nasıl yapılmalıdır?

Hamilelikte, salgılanan hamilelik organlarından dolayı dişlerde çürüme kolaylaşır ve diş eti hassasiyeti artar. Bundan dolayı hamilelikte anne adayın ağız ve diş sağlığına ayrı önem göstermesi gerekmektedir. Hamilelik sırasında anne adayının kesinlikle şeker tüketiminde çok dikkatli olması gerekiyor bu hem bebek sağlığı için hem de ağızda oluşacak bakteri yoğunluğunun artmasına engel olmak içindir.

Hamilelikte günlük ağız ve diş bakımı kesinlikle aksatılmaması gerekir. Hamilelikle beraber ağız mukozası bakterilere karşı daha hassas hale geldiği için iltihaplanma kolaylaşır. Hamilelik hormonlarının plak ve diş eti hastalıklarını doğrudan etkilediği için anne adaylarının düzenli bir ağız bakım kontrolünden geçmesi gerekir. Hamilelik sırasında özellikle ilk zamanlarda kusma sık olduğu için mutlaka kustuktan sonra ağız temizliği yapılmalıdır. Diş etinin hassasiyet kazanmasından dolayı tuzlu su ile gargara yapılması hem bakterileri öldürür hem de dişlerdeki ve diş etlerindeki hassasiyeti azaltır. Bunun yanı sıra düzenli olarak günde en az iki defa diş fırçalanması hem anne adaylarının sağlığı için hem de çocuk sağlığı için önemlidir.

Sigara ve alkol diş ağrısına neden olur mu?

Alkolün yapısında bulunan asit, dişlerin en dış kısmında bulunan diş minesini ve diş etlerini rahatlıkla tahrip ettiği için bakterilerin pulpa adı verilen diş özüne daha rahat ulaşmasını ve enfeksiyona daha uygun bir ortam hazırlanmasını sağlar. Dolayısıyla alkol diş ağrısına neden olabilir. Sigara kullanan kişilerde düzenli bir diş fırçalama alışkanlığı olsa dahi sigaradaki toksik maddelerden dolayı diş etlerinde morarma ve hassasiyet oluşur. Bu da hem diş fırçalaması sırasında kanamalara hem de bakterilerin rahatlıkla iltihaplanmalara dolayısıyla ağrılara neden olabilecek bir ortam oluşmasına neden olur.