Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

 

İnsanlar sosyal varlıklardır. Standart ölçülerde gelişen insan bedeni ve psikolojisi sürekli olarak başka insanlara ihtiyaç duyar. Bu sosyal sürecin işletilmesi nörolojik birçok faaliyetin sürekli olarak beyinde gerçekleşmesine ve gerçekleştikçe gelişmesine sebep olur. Yani beynimiz ihtiyaçlarını giderirken aynı zamanda kendini de geliştirmekte; günden güne ihtiyaç tiplerini de değiştirmektedir. Uygun bir gelişim ortamı yakalamış insan beyni belirli bir yaştan itibaren sosyal ortamlarda kabul görme ihtiyacını kendinde hissetmektedir. Bu ihtiyacı karşılamak için de sosyal ortamlara girerek kendini kabul ettirmeye çalışmaktadır. Yine normal gelişim gösteren psikolojik yapının bu kabul işlemini elde etmesi kolaydır. Ancak insan psikolojisinin gelişimi dış faktörlere oldukça duyarlı olduğu için süreç her zaman istenildiği gibi gerçekleşmez. Ayrıca bu dışsal faktörlere değiştirilemeyen genetik faktörlerin de eşlik etmesi durumunda insan beyninin ve buna bağlı olarak gelişen psikolojisinin sağlıklı bir gelişim göstermemesi söz konusu olmaktadır. Bu sağlıksız psikolojik gelişim DEHB gibi hastalıklara; bu hastalıklar da sosyal ortamdan dışlanmaya sebep olmaktadır.

Dikkat eksikliği ya da dağınıklığı kişilerin tüm hayatlarını baştan sona değiştirme potansiyeli sahip, belirtileri açısından birçok diğer hastalık ile karıştırılabilen, çeşitli seviyelerde hiperaktivitenin de kendisine eşlik edebildiği oldukça kompleks bir hastalıktır. Bu hastalığın doğru şekilde tanımının yapılması oldukça yenidir. Çocuklarda ve yetişkinlerde görülebilir. Görüldüğü yaş aralığı ile ortaya çıkardığı belirtiler ve hayatı etkileme potansiyeli arasında bağlantı vardır.

Hastalığın tam adı “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite” olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’de kısaltma olarak DEHB; anadili İngilizce olan bölgelerde ise ADHD kullanılmaktadır. Her iki kısaltma da aynı hastalığı temsil etmektedir. Ayrıca hastalığın tipine göre değişen kısaltmalarla da karşılaşılmakla birlikte genel olarak dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi her seviyede tanımlamak amacıyla DEHB kullanılmaktadır.

Hastalığın net belirtiler veren tek bir tipi bulunmaz. Kişinin özellikle sıfır ile yedi yaş arasında yaşadıklarından hareketle dikkat eksikliğine başka klinik durumlar da eşlik eder. Bunlardan en sık rastlananı dikkat eksikliğinin küçük yaşlarda hiperaktivite ile beraber gözlenmesidir. Yaşın ilerlemesiyle beraber hiperaktivitenin bilinen etkileri körelerek şekil değiştirmesine rağmen tüm hayat boyunca kişinin hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite nörolojik kaynaklı olarak gelişen bir hastalıktır. Toplumda oldukça sık rastlanır ve yıldan yıla bu hastalığa yakalanma oranları artmaktadır. Bunun sebebi çevresel koşulların oldukça etki hale gelmesi ve hastalığın tanı, teşhis aşamasının daha başarılı işletilmesidir. Yani günümüzde görülen artışların büyük bir kısmı zaten hasta olan bireylerin yeni teknikler sayesinde keşfedilmesinden kaynaklanmaktadır. 2000’li yılların başından günümüze kadar gelen süreçte hastalığa sahip olanların oranı yüzde üçten yüzde dörtlere ve hatta beşlere kadar tırmanmış durumdadır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite kendini sadece çocuklarda ortaya çıkarmaz. Hastalığı ortaya çıkaran sebepler hep var olmasına rağmen çeşitli tetikleyicilerle birlikte yetişkinlerde de bir anda ortaya çıkabilmektedir. Ancak yapılan incelemelerde çocuklukta ortaya çıkan DEHB’in zamanla köreldiği; tedavi açısından kabul edilebilir seviyeye indiği gözlenmiştir. Yani çocukluktan erişkinliğe doğru giden süreçte DEHB’in etkileri körelip değişirken aynı zamanda tedaviyi de mümkün kılmaktadır.

DEHB’in varlığı herkeste aynı seviyede olmaz. Hastalık kişinin yaşam koşullarına ve çocukluğunda yaşadığı travmalara bağlı olarak belirli seviyelerde varlığını sürdürür. Düşük seviyeli DEHB olan hastaların yaşlarının ilerlemesiyle beraber kendi kendilerini tedavi ettikleri gözlemlenmiştir. İleri seviye DEHB hastalarının ise bırakın kendi kendilerini tedavi etmeyi, klinik yardımla bile tamamen tedavi olmaları mümkün değildir.

İnceleyen ve onaylayan: Uzm. Dr. Güler Mocan

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Hakkında

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tüm Dünya’da geniş kitleler arasında görülmektedir. Çağımızın vebası olarak adlandırılan bu hastalığın hem teşhis hem de tedavi aşamasında büyük zorluklar yaşanmaktadır. Genelde tek başına ortaya çıkmaz. Depresyon gibi ağır koşullara eşlik eder şekilde ortaya çıkar ve belirtilerini, beraberinde ortaya çıktığı hastalığın arkasına gizleyerek teşhis aşamasının oldukça zorlaşmasına sebep olur.

Hastalığın en net teşhis edilebildiği zamanlar genelde yedi yaş ve öncesidir. Yedi yaş öncesinde potansiyel hastanın davranışlarını en doğal halinde gözlemlemek oldukça kolay olduğundan iyi bir uzman sayesinde kişide DEHB olup olmadığının sonucuna büyük ölçüde varılabilir. Hastalık kökenini nörolojik bir bozukluktan almasına rağmen psikolojik nitelikler içermeyen herhangi bir test ile saptanması mümkün değildir. Yani kan testi, MRI gibi yöntemler dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin saptanması için uygun araçlar değildir.

Toplumun yaklaşık olarak yüzde beşinde görülüyor olmasından dolayı birçok kişi hastalığın pençesi altındadır. Herkeste şiddetli olarak görülmemesi hayatı yaşanabilir kılsa da hastalığın belirtilerini oldukça şiddetli yaşayanlar açısından hayat oldukça zor bir macera halini almaktadır. Kendini gerçekleştirme isteğinin de kişide belirmesiyle sosyal ortamlarda kabul görmemek, sosyal ortamları baltalamak oldukça büyük sosyal sıkıntıları doğurmaktadır.

Bir kişide küçük yaştan itibaren DEHB olması o kişinin okul yaşamında, ergenlik çağında, iş hayatında ve evlilik hayatında büyük sorunların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Hastalığın en net belirtileri toplum tarafından kabul görmediği, şiddetle eleştirildiği için DEHB hastaları oldukça büyük sosyal problemler ile uğraşmaktadır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Nedir

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite kaynağını nörolojik sorunlardan alan, tespiti ancak psikolojik testler ve gözlem yoluyla yapılabilecek, oldukça yeni tanımlanmış olmasına rağmen nüfusun ciddi bir oranını etkisi altına almış komplike bir hastalıktır. Hastalığın belirtileri kişinin bilinç sürecini etkilemek şeklinde kendini göstermektedir.

Standart bir insan kendisine herhangi bir iş verildiğinde belirli aşamalardan geçerek o işi tamamlamaktadır. DEHB hastalarında ise odaklanma süreci bir yerde kesintiye uğramaktadır. Yani dikkat eksikliği ve hiperaktivite hastalarının odaklanma problemi olduğundan bahsetmek mümkündür. Bu hastalığın gelişimi yedi yaş ve öncesinde başlar. Doğum anında yaşanan sıkıntılar veya doğumdan sonra ortaya çıkan travmalar yüzünden nörolojik hasarlar meydana gelir. Bu nörolojik hasarlar nöronların kendileri ve diğer hücrelerle kurduğu iletişimin bozuk olmasından ileri gelir. Yani DEHB hastalarının asıl problemi nöron – nöron ve nöron – hücre iletişiminin kısmi bozukluk yaşamasıdır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite hastalığının nedenlerini tam olarak ortaya koymak mümkün değildir. Nöron iletişiminde meydana gelen sinirsel bazı problemler gibi görünse de bunu ortaya çıkaran faktörler tam olarak kestirilememekte; yapılan deneyler ile ancak mantıklı tahminler üretilebilmektedir.

Hastalığa yakalanan bireyler hastalığın tipine ve o tipin seviyesine göre belirti verirler. Bazı hastalarda hiperaktivite baskın olabilirken bazı hastalarda hiperaktivite bastırılmış olabilir. Bu durum tamamen hastanın psikolojik durumu ile alakalı gelişen geç dönem komplikasyonlarına bağlıdır.

En net DEHB belirtilerinden bir tanesi duyu organlarındaki fonksiyon kayıplarıdır. Özellikle duyma ve görme duyularında meydana gelen tam veya kısmi fonksiyon kayıpları hastanın kaybın boyutuna göre DEHB olmasına sebep olmaktadır. Yani kaybın boyutu büyük ise DEHB şiddetli; kaybın boyutu küçük ise DEHB daha hafif olarak ortaya çıkmaktadır. Duyular ile hastalık arasındaki bağlantının sebebi iletim senkronizasyonunun genetik yatkınlığın da etkisiyle nöronlar arasında tam olarak kurulamıyor olmasıdır.

Bazı kişiler genetik olarak hastalığa yatkın olmasına rağmen bebeklik döneminin psikolojik travmalar açısından sorunsuz geçmesinden dolayı hastalığı ortaya çıkarmamaktadır. Ergenlikten ve üniversite yaşamından sonraki stresli iş yaşamı, karmaşık şehir yaşamı, beslenmenin düzensiz olması ve ani stres patlamaları gibi durumlardan dolayı DEHB bir anda ortaya çıkmaktadır. Yani yetişkin dönemde de hastalığın hafif belirtileri ya da olmayışı bir anda şiddetlenerek kişinin hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu İstatistikleri

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite çağımızın vebası olarak adlandırılıyor. Vebadan farkı ise tanısının oldukça zor olması. Aynı zamanda tedavisi de en az tanısı kadar zor. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite her zaman tek tipte görülen bir hastalık değildir. Hastalığın bazen dikkat eksikliği tarafı bazen de hiperaktivite ve dürtüsellik tarafı daha baskındır. Yapılan istatistiksel çalışmalar dikkat eksikliğinin kız çocuklarda; hiperaktivite ve dürtüselliğin ise erkek çocuklarda daha baskın olduğunu göstermektedir. Yani cinsiyet ile DEHB’in tipi arasında ilinti bulunmaktadır.

Dünya üzerinde yapılan çalışmalarda ilkokul çağına gelen çocukların yaklaşık olarak yüzde üç ile yüzde yedi arasında dikkat eksikliği ve hiperaktiviteye sahip olduğu görülmektedir. Ayrıca erkeklerde kızlara göre dört kat fazla görülen bu hastalık ülkemizde dünya ortalamasının üst sınırlarında yer almaktadır. Türkiye’de DEHB görülme sıklığının ilkokul çağına gelen çocuklar için oranı yaklaşık olarak yüzde altı buçuktur.

Yapılan başka bir istatistiki çalışmada DEHB şüphesi oluşturacak şekilde psikiyatri kliniklerine başvurunun, tüm başvurular arasında yedinci sıraya yerleştiği görülmektedir. Toplamak gerekirse ilkokul çağına gelen her yirmi çocuktan birinde; ergenliğe giren her yirmi beş çocuktan birinde DEHB ile karşılaşılmaktadır. Oransal olarak bunların oldukça ciddi rakamlar olduğunu söylemek gerekir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Türleri

Dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin görülme sıklığı oldukça yüksektir. Ayrıca erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir. Doğulan ülke, sosyolojik bunalımlar, psikososyal travmalar, çocuk istismarı, aile yaşamı, genetik sebepler gibi birçok faktöre bağlı olarak gelişen bu hastalığın, hastalığı oluşturan uçlar arasındaki duruma göre belirlenmiş üç tipi bulunmaktadır. Bu tipler verdikleri belirtiler açısından farklılaşmakta ve bu farklılaşma beraberinde hastalığın tedavisi aşamasında yürütülecek komplike süreci de etkilemektedir.

Hastalığın tiplere ayrılmasında tek hastalıkmış gibi değerlendirilen ama aynı hastalığın iki ucunu temsil eden dikkat eksikliği ve hiperaktivite önemlidir. Bazı kişilerde hiperaktivite baskınken dikkat eksikliği bastırılmış; bazı hastalarda ise dikkat eksikliği baskınken hiperaktivite bastırılmış durumdadır. Bir de ikisinin beraber gözlendiği bileşik tip bulunmaktadır.

DEHB Bileşik Tip

Üç DEHB türünden birisi olan bileşik tip hem dikkat eksikliği belirtilerinin hem de hiperaktivite belirtilerinin aynı anda gözlemlenmesidir. Zaman zaman tüm hastalarda iki duruma dair belirtiler gözleniyor olmasına rağmen bunun sürekli olması halinde bileşik tipten bahsetmek mümkündür. Yapılan sınıflandırmalara göre bileşik tipteki DEHB hastalarının en az altı aylık süre boyunca sürekli olarak iki tarafında belirtilerini göstermesi gerekmektedir. Bazı belirtilerin günler süresince etkin olması kişide bileşik tipin olduğu anlamını taşımamaktadır.

DEHB Dikkat Eksikliğinin Baskın Olduğu Tip

Bu tipte sadece dikkat eksikliğinden bahsedilmez. Aynı zamanda dürtüsellik ve hiperaktivite de vardır ancak ikisi de oldukça baskılanmış durumdadır. Bu tipte DEHB’e sahip hastalarda dikkat eksikliğinin uzun süreli belirtileri gözlenir. Yapılan sınıflandırmalara göre dikkat eksikliği belirtilerinin en az altı ay boyunca gözlemlenmesi kişide DEHB hastalığının dikkat eksikliğinin baskın olduğu tipinin olduğu anlamı taşımaktadır. Zaman zaman kimi bireylerde bu durumlara dair anlık belirtiler gözlense de altı aydan daha kısa sürdüğü için depresyon gibi durumlara yorulmaktadır.

Dikkat eksikliğinin baskın olduğu DEHB hastalarında şu belirtiler gözlenir. Bu belirtilerden en az altı tanesinin minimum altı ay boyunca hastada gözlemlenmesi gerekmektedir:

  • Bir işin yapılması sürecinde dikkat edilmesi gereken ayrıntıların tamamını veya büyük bir bölümünü gözden kaçırır. Yapılacak işin oldukça önemli olması ve bu durumun kendisine hatırlatılması dahi ayrıntılara dikkat etmesi için gerekli motivasyonu sağlamaz. Aslen bu durum bilinçli değil tamamen bilinçsiz olarak gelişen nörolojik bir süreçtir.
  • Bir işin yapılması veya takip edilmesi esnasında ayrıntılara dikkat etmemesinin yanında işi yarım bırakma ihtimali oldukça yüksektir. Bu durumun yapılacak işin ya da takip edilecek işin niteliği ile herhangi bir alakası bulunmaz. DEHB hastaları üstlendikleri işleri yarım bırakmaya meyillidir.
  • Doğrudan doğruya kendisine hitap edildiği durumlarda dinliyor gözükmekten oldukça uzaktır. Yüz mimiklerinden dinlemediği gibi bir izlenim alınsa da durum böyle değildir. Bazen gerçekten dinlemeyip hayal kurmaları gibi durumlar söz konusu olmaktadır.
  • Bir işin yapılması sürecinde adım adım hazırlanan ve işin tamamının doğru bir şekilde yapılmasını sağlayacak yönergeleri takip edemez, etmekte zorlanır. Bu sebepten ötürü fonksiyonel şekilde icra edilmesi gereken işlerin hiçbirinde başarılı olamaz.
  • Zihin kabiliyet ile icra edilebilecek işleri üstüne almaktan kaçınır. Bunun sebebi geçmiş deneyimlerdir. Kişi böyle işleri icra edemeyeceğini bilir.
  • Oldukça unutkandır. Ayrıca günlük rutinlerini yapmakta dahi bazen zorlanır. Herhangi bir işi yaparken dışarıdan gelebilecek etkilere karşı dikkati oldukça hassastır, hemen dağılır. Unutkan olması aynı zamanda işiyle veya ödeviyle alakalı materyalleri kolayca kaybetmesine sebep olur.

Sonuç olarak dikkat eksikliğinin hakim olduğu DEHB tipinde hastalar hiperaktivitenin ve dürtüselliğin getirdiği etkilerden büyük oranda arınmış olmalarına rağmen çok daha büyük ve sosyal yaşamdaki başarılarının önüne set çekecek problemlerle uğraşmaktadırlar.

DEHB Dürtüselliğin Bakın Olduğu Tip

Aynı dikkat eksikliğinde olduğu gibi dürtüsellik ve hiperaktivitenin baskın olduğu tipin de klinik seviyede tespitinin yapılabilmesi için uzun süreli gözlem gerekmektedir. Bu şekilde sınıflandırılacak DEHB hastaları için sayılacak maddelerden en az altısının minimum altı ay boyunca gözlemlenmesi gerekir.

Hiperaktivite hareketleri kontrol edememe ve sürekli olarak hareket halinde olma isteğidir. Bir nevi dürtüsel olarak gelişen bir durumdur. Dürtüsellik ise kısaca kişinin sonuçlarını düşünmeden eyleme geçmesidir. İkisi birbirinden oldukça farklı kavramlardır. Dürtüselliğin baskın olduğu DEHB hastalarında hiperaktivite ve dürtüsellik beraber gözlenmektedir.

Hiperaktivitenin belirtileri şunlardır:

  • Kişinin uzuvları oturduğu zaman bile hareket eder. Bu kas hafızası şeklinde gelişen bir durum değil, hastalığa sahip kişinin isteğidir. Hareket ettirmediği takdirde rahat edemeyeceğini düşünür.
  • Oturması veya hareket etmemesi gerektiği durumlarda oldukça huzursuz olur ve hareket etmek için elinden gelen herşeyi yapar. Çocuklarda bu durumun varlığı oldukça büyük bir problemdir.
  • Hareket kabiliyetinin engellendiği durumlarda ise sürekli olarak konuşma ihtiyacı hisseder. Konuşmanın hareket ihtiyacını karşılayacağı gibi bir sanrı vardır.
  • Hiperaktivite ergenlikten itibaren körelmeye başlar. İleri yaştaki DEHB hastalarında hiperaktivitenin yerini sabırsızlık gibi bir hissiyat alır.

Dürtüselliğin belirtisi ise şunlardır:

  • Kişinin sırasına olan bağlılığı yoktur. Yani henüz harekete geçmesinin gerekmediği ya da istenmediği durumlarda bir anda harekete geçebilir. Soru sormadan konuşabilir, başkalarının sözünü kesebilir.
  • Tehlikeli olabilecek eylemlerin tehlikeli olan boyutlarına karşı oldukça kayıtsızdır. Akan trafikte sağına soluna bakmadan karşıdan karşıya geçmeye çalışabilir. Bu durum bizim için oldukça tehlikeli olsa da DEHB hastalığının dürtüsellik tipine sahip kişilerde bu durum oldukça olağandır.
  • Belirtilerden de anlaşılabileceği üzere DEHB hayat konforunu büyük ölçüde düşüren, sosyal yaşamın gereklerinin karşılanması konusunda problemler çıkaran bir hastalıktır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun Nedenleri

Dikkat eksikliği her insanın hayatının belirli bölümlerinde oluşma ihtimali bulunan; kısa süreli oluşumu genelde çevresel faktörlere ve kişinin o an içerisinde bulunduğu duruma bağlı olan, hayat kalitesi üzerinde oldukça olumsuz etkileri bulunan bir durumdur. Hiperaktivite ise genelde çocukluk çağlarında ortaya çıkıp çocuğu zapt edilemez bir hale büründüren kronik bir problemdir. Hiperaktivite çocuklukta ortaya çıkmasına rağmen zaman içerisinde körelerek sabırsızlık gibi bir forma bürünür. Yani yaş doğrudan doğruya durumu değiştiren bir rol oynamaktadır.

Dikkat eksikliğinin hastalık sayılabilmesi için yukarıda sayılan belirtilerden birkaç tanesinin en az altı aylık süre boyunca gözleniyor olması gerekir. Ancak bu durumda dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi kısa süreli sendrom dışında hastalık olarak tanımlamak mümkün olmaktadır.

Her hastalığın olduğu gibi DEHB hastalığının da sebepleri bulunur. DEHB, kısa süreli depresyon gibi tamamen çevresel faktörlere bağlı olarak gelişen bir hastalık değildir. DEHB’in ortaya çıkmasında çevresel faktörlerin büyük etkisi olsa da çekirdekte yatan sebep nörolojiktir. DEHB’i kısaca nörolojik sebeplere bağlı olarak ortaya çıkan kronik gelişim bozukluğu olarak tanımlamak mümkündür.

Bu gelişim bozukluğu yaşla birlikte form değiştiriyor olmasına rağmen kontrol altına alınmadığı yani tedavi edilmediği durumlarda kişinin önüne sürekli olarak engeller çıkarmaktadır. Bu engellerden büyük bir kısmı sosyal hayatın önüne çıkabileceği gibi birkaç tanesi de doğrudan hayatı tehdit etmektedir. Örneğin dürtüselliğin baskın olduğu DEHB tipinde kişi sonunu düşünmeden trafiğin içerisine atlamakta, bunun olumsuz sonuçlar doğurmaması için herhangi bir eylemde bulunmaktadır.

Yani farklı bir bakış açısından incelendiğinde DEHB oldukça tehlikeli bir hastalıktır ve tedavisi mecburidir. İnsan yaşamının konforu üzerinde yıkıcı etkilere ve nadiren de olsa ölümcül tehlikelere sahip olan bu hastalığın ortaya çıkış nedeni nörolojik; nörolojik problemi tetikleyerek hastalığın seviyesini belirleyen durumlar ise çevreseldir. Yani tek kaynaktan hastalığın beslenmesi söz konusu değildir. Fark edilebilecek derece DEHB hastası olanlarda hem genetik hem de çevresel faktörler aynı anda etkili olmaktadır. Kişi özelinde bu durumun saptanması ancak uzun bir süreç ve komplike bir çalışma sonrasında mümkün olmaktadır. Hastalığın ortaya çıkış nedenleri ve ağırlıkları detaylı olarak incelenmelidir.

Duyu Organlarında Problem Olması

Bilindiği üzere insanın bilinç seviyesi duyu organları yardımıyla gelişir. Henüz anne karnındayken duyu organları yardımıyla bilgi toplanır ve beyin tarafından işlenerek somut verilere dönüştürülür. Duymak, görmek ve dokunmak başlıca duyulardandır. Beyindeki nörolojik yapı duyulardan alınan bilgilerin yorumlanmasından sorumludur. Kişinin genetik sebeplere bağlı olarak nöronları arasındaki iletişim kopukluğunun seviyesi duyu organlarındaki fonksiyon kayıplarıyla birleştiğinde DEHB tetiklenmektedir. Yani duyu organlarındaki fonksiyon kayıplarının zaten kişide var olan nörolojik bir sorunu tetiklediğinden bahsetmek mümkündür.

Bilindiği üzere DEHB hastalarının dikkatlerini belirli bir noktada odaklamak konusunda oldukça büyük sıkıntıları vardır. Bir iş veya ödev üzerinde odaklanırken duyu organlarının fonksiyonlarına tam kapasite ihtiyaç duyarız. Yani duyu organlarının ilettiği verilerdeki artış veya azalış doğrudan doğruya dikkat toplanmasına veya dağılmasına sebep olacaktır. Bu bölgelerde fonksiyon kayıplarının olması sağlıklı veri aktarımının önündeki en büyük engel olduğundan dolayı özellikle görme ve duyma organlarındaki problemin DEHB’e sebep olduğu söylenebilir.

DEHB ile duyu organı arasındaki bağın en azından duyma kısmında ilişiğinin kesilmesi için doğuştan gelen duyma bozukluklarının tedavi imkanı varsa yedi yaşından önce mutlaka tedavi edilerek DEHB için kritik olan yedi yaşın sağlıklı bir şekilde atlatılması gerekmektedir.

Genetik Faktörler

İstatistiksel olarak ailesinin geçmişinde DEHB varlığına rastlanan kişilerin de bu hastalığa yakalanma riskinin yüksek olduğu bilimsel verilerle kanıtlanmıştır. Yapılan incelemelerde her dört DEHB hastasından bir tanesinin aile geçmişinde de hastalığın bulgularına rastlanmıştır. DEHB ile gen mutasyonu arasındaki bağlantı tam olarak kurulamasa da genetiğin hastalığın gelişiminde ve sonrasında geçişinde önemli olduğu bilinmektedir. Genetik olarak yatkınlığı olan hastalarda bazı kritik fiziksel belirtiler olmakla birlikte bu belirtilerin özel olarak bakılmadığı sürece fark edilmesi mümkün değildir.

Nörolojik muayene yapılarak hastanın beyin fonksiyonlarının elektriksel yükü araştırıldığında fark edilen temel nokta nöronlar arasındaki bağlantıyı kuran nörotransmitterlerin eksik olduğudur. Bu transmitterler hem nöron – nöron arasındaki hem de nöron – hücre arasındaki iletişimi sağlamakla yükümlüdürler. DEHB’de davranışsal bozukluklar sınıfında olduğundan dolayı, hücre davranışlarının iletişim probleminden dolayı kalibre edilememesi sorunu ortaya çıkmaktadır. Yani nörotransmitterlerin eksikliği genetik duruma bağlı olarak gelişme gösterebilmektedir.

Ayrıca genetik duruma bağlı olarak beynin davranışlarını kontrol eden kimyasalların da eksik olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Yani genetik faktörler hormonlara ve nöronlara müdahale ederek beynin kendi davranışlarını kontrol edememesine sebep olmaktadır. Yine yapılan incelemelere göre ağır derece DEHB hastalarının beyinlerinin sağ lobunun sol loba göre yaklaşık yüzde üç daha küçük olması söz konusudur.

Bilindiği üzere beyin vücudumuzun en çok enerji tüketen organlarındandır. Enerji ihtiyacını kan ile gelen glikoz sayesinde sağlar. Yapılan ölçümlere göre DEHB hastalarında glikoz kullanım oranı düşüktür. Yani DEHB hastalarının beyinleri daha az enerji ile çalışmaktadır. Bu duruma sebep olan şeyin de sinirsel aktivitelerdeki düşüş olduğu sanılmaktadır.

Yetersiz Uyku, Düzensiz Beslenme ve Egzersiz Yapmama

Vücudun sadece DEHB açısından değil diğer tüm hastalıklar açısından korunması için düzenli beslenilmeli, spor yapılmalı ve uyku düzeni belirli bir standarda oturtulmalıdır. Yapılan incelemelerde bu üçünden en az ikisine sahip olmayanlarda DEHB gelişme ihtimali yüksektir. Genetik yatkınlığa bağlı olarak eklenen çevresel faktörler yedi yaşından sonra dahi hastalığın uzun süreli gelişmesine imkan tanımaktadır. Normalde hastalığın yedi yaş öncesi gelişmesi ve sonrasında uzun süreli belirtiler vermesi gerekirken vücut fizyolojisi üzerinde oldukça kötü sonuçlar doğuran bu üç maddeden dolayı hastalık yedi yaşından sonra da bazı kişilerde hızlı bir gelişim göstermektedir.

Düzensiz beslenme ve spor yapmama beraberinde obeziteyi getirmektedir. Ayrıca uyku düzeninin bozuk olması salgılanan hormonların yetersiz veya fazla olmasına sebep olmaktadır. Obezite ve hormon salgılamada düzensizlikler birleştiğinde DEHB için uygun ortam oluşmaktadır.

Stres ve Yoğun Yaşam Temposu

Son yüzyıldır şehirlerde insan nüfusunun toplandığı görülmektedir. Öncesinde kırsal kesimde dağınık olarak yaşayan insanların dar bir bölgede yoğun olarak toplanması ciddi sonuçları da beraberinde getirmektedir. Sanayi devrimi öncesinde dar alanlarda ortaya çıkan veba gibi salgınlar insanlara ders vermemiş olacak ki insanlar sanayi devrimiyle birlikte tekrar dar bölgelerde yani şehirlerde toplanmaya başlamıştır. Bu toplanmanın en net sonucu da çağımızın vebası olarak adlandırılabilecek sendromların ve hastalıkların ortaya çıkması olmuştur.

DEHB, veba kadar ölümcül bir hastalık olmasa da etkisi altına aldığı kitle bakımından onunla yarışır durumdadır. Kişilerin dar bir alanda, hayat koşuşturmacasını devam ettirmesi stres denilen faktörün insan bedeni üzerinde ortaya çıkmasını ve çözüm bulunmadığı takdirde yıkıcı sonuçlar doğurmasını mümkün kılmaktadır. Günümüzde bu stresli koşturmacanın en büyük belirtisi depresyon olarak kendini göstermektedir. DEHB depresyonun belirtilerinin arkasına kendini gizleyerek yaşamını devam ettiren oldukça sinsi bir hastalıktır.

İnsanlar arasındaki sağlıksız ilişkiler, doğal olmayan beslenme, doğal besinlere ulaşımın imkansız olması, iş yaşamındaki sıkıntılar depresyonun ortaya çıkmasına; depresyon ise genetik yatkınlığı olan kişilerde DEHB’in tetiklenmesine sebep olmaktadır. Klinik olarak teşhis edilmesi oldukça zor olduğundan dolayı DEHB hastaları uzun bir süre kendilerinde geçmeyen depresyon olduğunu düşünmektedirler. Dikkat dağınıklığı, hata yapma katsayısındaki artış gibi standart DEHB belirtileri tamamen depresyonla bağdaştırılarak çözüm aranmamaktadır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivitenin Belirtileri

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite birçok belirti vermesine rağmen bu belirtilerin özellikle ilkokul sonrasında itibaren anlaşılması oldukça güç bir hal almaktadır. DEHB’in belirtilerine göre en net teşhisler yedi yaş öncesi dönemde yapılmakta; yedi yaş sonrası dönemde hastalığın net teşhisi ancak uzun süreli gözlemler ve mülakatlar sonucu yapılabilmektedir.

Hastalığın belirtilerini iki kategori altında incelemek mümkündür. Bilindiği üzere DEHB hastalığında ya dikkat eksikliği ya da hiperaktiviteyle beraber dürtülsellik daha baskın olmaktadır. Bu iki uç arasındaki belirtilerde doğal olarak farklı olmaktadır. Ayrıca yaş ile DEHB’in verdiği belirtiler arasında da farklılıklar gözlenebilmektedir. En net ayrım yaş ile belirtiler arasında kurulabileceğinden dolayı belirtileri ergenlik ve öncesi dönem ile erişkin dönem olarak ayırmak daha makul olacaktır.

Belirtilerin sıralanmasından önce özel bir durumun belirtilmesinde fayda vardır. Genelde kullanılan dikkatsizlik kelimesi ile dikkat dağınıklığı tanımlaması arasında büyük bir fark bulunur. Dikkatsizlik, dikkatin toplu kalmasını sağlayan sürecin kesintiye uğramasını değil; sürecin hiç başlatılmamasını ifade eder. Dikkat dağınıklığı ya da eksikliği ise sürecin başlamasını ama bir aşamada kesilmesini belirtir. DEHB hastalarında dikkatsizlik değil dikkat eksikliği mevcuttur.

Bilindiği üzere dikkat süreci belirli aşamalardan geçer. İşin başlamasıyla süreç başlarken işin bitimiyle de sonlanır. Standart bir insan bilinci dikkat sürecini şu şekilde işletir:

  • Duyu organları ile bulunulan ortam idrak edilir ve odak noktaları belirlenir.
  • Yapılacak işe göre odaklanılacak durum, iş veya materyal seçilir.
  • Yerine getirilecek görevi tamamlamak için odaklanmayı sürdürürüz.
  • Duyu organları ile algılanan ve odağı bozacak durumlara karşı direnç gösteririz.
  • Gerektiğinde dikkat odağını değiştirir ve süreci tamamlarız.
  • DEHB hastalarında ise bu süreç bir yerde kopmaktadır.

Ergenlik ve Ergenlik Öncesi Dönemde DEHB Belirtileri

Esasen ergenlikten önce, yedi yaş öncesi dönem hastalığın gelişiminin en net gözlenebildiği dönemdir. Bu döneme kadar ortaya çıkmayan DEHB’in bu dönemden sonra ağır belirtiler vermesi gibi bir durum söz konusu değildir. O yüzden zaman görülen hafif belirtili DEHB durumları belirtiler arasına alınmamıştır. Yapılan sınıflandırmada birçok maddenin uzun süreli olarak bir kişide bulunması o kişinin DEHB hastası olarak sınıflandırılması için yeterlidir.

  • Ergenliğe kadar dikkat oldukça dağınıktır. En ufak ödevleri yaparken dahi çocuğun dikkati dağılmakta iş yarım kalmaktadır. Bu durum ergenliğe kadar süren gelişim sürecinin ciddi anlamda olumsuz etkilenmesine sebep olmaktadır. Ayrıca neredeyse her işin (çocuğun ilgisi olsa dahi) yarım kalıyor olmasından dolayı sosyal ortamdan da dışlanma söz konusudur. Bu dışlanmanın boyutu ile hastalığın boyutu arasında doğru orantı bulunmaktadır.
  • Kişiler rutin ve sıkıcı bir eyleme odaklanmakta oldukça büyük sıkıntılar çeker. Örneğin ödev yapılması gibi bir iş rutin ve sıkıcı görüldüğü için odaklanma süreci bilinçaltı seviyede kabul görmez yani başlatılmaz.
  • Ergenlik ve ergenlik öncesi dönemde tecrübesizlikten de hareketle herhangi bir işin başlangıç noktası bulunamaz. Yani kişi işe nereden başlayacağını kestiremez. Bu sebepten ötürü sürekli kararsızlık hissiyatı hakimdir.
  • Ayrıntıların idrak edilmesi oldukça zorlaşır. Bu sebepten dolayı basit dereceli ayrıntı içeren iş ve işlemler dahi yürütülemez. Basit bir ödevin hazırlanması imkansız bir hal alabilir.
  • Yaş grubuna uygun olacak oyunların ve işlerin yapılmasında dahi yarım bırakma durumu söz konusu olabilmektedir.
  • Çocuk veya ergen kendisiyle konuşulduğunda konuşmaya tamamen ilgisiz kalabilir. Bu bilinçli bir tercihten ziyade dürtüsel bir davranıştır. Bu durumlarda DEHB hastasının zihnen başka bir şey düşünüyor olma ihtimali oldukça yüksektir.
  • Fonksiyonel olarak hazırlanmış yönerge listesini takip ederek dahi bir işi tamamlayamaz veya tamamlarken büyük stres altına girer.
  • Unutkanlığa oldukça yatkındır. Sürekli olarak eşya kayıpları söz konusudur. Zihni yorgunluktan dolayı zihin gücü gerektiren herhangi bir işi yapmak istemez.
  • Bu belirtilerden bir veya birkaçının sürekli olarak kişide bulunması kişinin uzun süreli olarak incelenmesini gerektiren belirtilerdir. Kişiler bu belirtileri taşıyorsa doğrudan DEHB olarak sınıflandırılmaz en az altı ay olacak şekilde psikolojik süreçlere tabi tutulurlar. Ayrıca hiperaktivitenin belirtileri ergenlik ve ergenlik öncesi dönemde çok yoğunken sonrasındaki dönemde sabırsızlık hissine evrilme söz konusudur.

Erişkin Dönemde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Belirtileri

Erişkin dönemde DEHB’e dair belirtilerin körelmesi söz konusudur. Dikkat eksikliğine dair belirtiler artabilirken hiperaktiviteye ve dürtüselliğe bağlı belirtiler oldukça hafifler. Ayrıca kişinin bilinç seviyesinin yükselmesi de kendi kendini tedavi etme durumunu geliştirerek gözlenen belirtilerin daha da hafifleşmesine sebep olur.

Ayrıca ergenlik sonrası dönemde DEHB hastaları yeni bir ortama girdiklerinde hastalıklarına dair belirti vermeyi bilinçaltı seviyede keserler. Yani yeni bir ortamda (kısa süreli gözlem ortamı) kişinin DEHB hastası olduğunu kanıtlayacak tarzda belirtiler bulmak oldukça imkansızdır. Bu sebepten ötürü ancak uzun süreli incelemeler ile sonuçlar kesinleştirilebilmektedir.

Erişkin dönemde de belirtiler çocukluk dönemiyle benzerdir. Bu dönemde hiperaktivitenin etkisi sabırsızlığa doğru evrilir ve kişinin hareketleri üzerinde kontrol kurması kolaylaşır. Ancak derin sabırsızlık hissi beraberinde stres gibi yoğun bir durumun gelişmesine sebep olur. Erişkin dönemde ortaya çıkan DEHB belirtilerini saymak gerekir ise:

  • Kişinin baskınlığı dürtüselliğe ve hiperaktiviteye bağlı olsa da yaşla birlikte bu kısımların körelmesi ve ağırlığın dikkat eksikliğine doğru kayması söz konusudur.
  • İş yaşamında detaylara dikkat edilemediğinden dolayı sürekli hata yapılması söz konusudur.
  • Kişilerin sözünü kesmek, konuşturmamak, konuşulmaması gereken bir ortamda konuşmak, soru tam sorulmadan cevaba başlamak gibi durumlara sıkça rastlanır.
  • Sabırsızlığa bağlı olarak gelişen öfkeyi kontrol edememe durumuyla ani parlamalar şeklinde karşılaşılır.
  • Yine sabırsızlığa bağlı olarak sürekli emir verme durumu içinde olunabilir.
  • Sabırsızlığa bağlı olarak kurallara uymama huyu gelişebilir. Bunun sebebi kuralların insanları monotonlaştırdığının düşünülmesidir.
  • Gerek çalışma ortamında gerekse de evde düzensizliğin hakim olma durumu vardır. Ofis masasının üzerine karman çorman olabilir.
  • Geçmiş tecrübelerden de hareketle sosyal dışlanmaya bağlı olarak gelişen düşük özsaygı durumu olabilir.
  • Eğitim sisteminin standart olmasından ve DEHB hastalarının özel eğitim almaları gerekliliğinden dolayı kişilerin özel eğitim almadıklarında akademik kariyerlerinde başarısız olması söz konusudur.
  • DEHB’in erişkin dönem belirtileri evliliklerin bitmesine, kişilerin kariyerlerinin yerinde saymasına sebep olmaktadır. Ancak tedavi sürecinin daha nitelikli olabiliyor olmasından dolayı tedaviye verilen tepkiler oldukça iyi olmaktadır.

Dikkat Eksikliği ile Hiperaktivitenin Bozukluğunun Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Hiperaktivitenin tespiti görece kolay olmasına rağmen özellikle ileri yaşlarda olmak üzere dikkat eksikliğinin tespiti oldukça zordur. Teşhis için geliştirilen özel bir yöntemin olmaması da bu durumu zorlaştıran faktörler arasındadır. Teşhis aşamasında psikometrik testler, PET Scan, ailenin tıbbi öyküsü, davranış değerlendirme formları gibi yöntemler kullanılır. Ayrıca uzun süreli gözlem yapılması da hastalığın teşhisinin yapılmasında oldukça sık başvurulan bir yöntemdir. Klinik test yöntemlerinden herhangi biri ile bu hastalığın tanısını yapmak imkansızdır. Özellikle doktor tecrübesi sayesinde birçok vaka düşük seviyeli belirtilere sahipken ilkokul çağına gelmeden yakalabilmektedir.

Psikolojik Muayene ve Davranışların Uzun Süreli İncelenmesi

Dikkat eksikliğine veya hiperaktiviteye dair ilk belirtilerin fark edilmesinden sonra bu alanda uzman bir doktora başvurmak oldukça önemlidir. Doktorun yapacağı psikolojik değerlendirme hastalığın tedavisi için gereken sürecin belirlenmesinde kilit rol oynamaktadır. Kişinin veya çocuğun ailesinin ilgili şüphelerle doktora başvurmasından sonra belirli bir süreç dahilinde hastalığın kesin tanısı yapılmaya çalışılır. Bu süreç şöyle işler:

  • Kişi dikkat dağınıklığı, hiperaktivite veya ikisinin bileşimine yönelik şikayetler ile doktora başvurur.
  • Kişi ile doktor arasında sohbet tarzında bir muayene gerçekleştirilir. Bu sohbet esnasında hastanın gözünden kendi davranışları değerlendirilir.
  • Kişinin ailesi ve yakın çevresi ile görüşülerek davranışları değerlendirilir.
  • Gerekli durumlarda davranış ölçme formları doldurtularak belirli senaryolara kişinin vereceği tepkiler ölçülür.
  • Gerekli durumlarda nörolojik muayene ve PET Scan için randevu verilir.
  • Son olarak da hasta uzun süreli bir gözlem sürecine alınır. Bunun sebebi DEHB hastalarının yeni sosyal ortama girdiklerinde hastalığa dair belirtileri ustaca gizleyebiliyor olmalarıdır. Muayene de yeni bir sosyal ortam olduğundan dolayı uzun süreli gözlem mecburi hale gelmektedir.

    Dikkat Eksikliğine Yönelik Testlerin Uygulanması

    Esasen hastalığın kesin tanısını sağlayabilecek ölçütte bir bilimsel testten söz etmek mümkün değildir. DEHB hastalarının kendi özel yaşamlarına yönelik geliştirdiği savunma mekanizması tüm testlerin net sonuçlar vermemesine sebep olmaktadır. Bu sebepten ötürü uygulanacak testler belirli senaryolara hastaların nasıl tepki vereceğinin ölçülerek bir intiba uyandırmayı amaçlamaktadır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin kesin tanısı ancak uzun süreli gözlem ile mümkün olmaktadır. Bu yüzden test sonucuna göre hareket etmek oldukça yanlış olacaktır. Sürecin sağlıklı işletilebilmesi için kişinin psikolojik değerlendirmeler ile dikkat seviyesinin ölçülmesi; ölçülen bu seviyenin yaşıtlarıyla olan farkının hesaplanması ve bunun sonucuna göre tanı konulması gerekmektedir.

Dikkat Eksikliğinin Risk Faktörleri

Dikkat eksikliğinin risk faktörlerinin temelini genetik miras oluşturur. Ayrıca çevresel faktörlere uzun süreli maruz kalma durumu da risk faktörlerinin oluşmasının temel unsurudur. Genel olarak saymak gerekirse dikkat bozukluğunun risk faktörleri şunlardır:

  • BT taramalarında beyninin sağ tarafı sol tarafına göre yüzde üç ile yüzde beş arasında daha küçük olanlar,
  • Beynin ön bölgesindeki kan akışının ve buna bağlı olarak gelişen metabolik etkinliğin düşük olması,
  • Doğum sırasında nörolojik bozulmayı tetikleyebilecek bir sorunun ortaya çıkması,
  • Gebelik zehirlenmesine bağlı olarak nörolojik fonksiyonlarda bozulmalar olması,
  • İlk doğumun erken yaşta olması,
  • Doğumun normalden çok daha uzun sürmesi sonucu bebeğin nörolojik fonksiyonlarının hasara uğraması,
  • Çocuğun ortalama bir bebekten çok daha hafif doğmuş olması,
  • Bebeğin doğumdan sonra ağır enfeksiyon hastalıkları geçirmesi,
  • Farkındalığın geliştiği üç ile yedi yaş arasında ağır psikososyal travmalar yaşamak risk faktörlerini oluşturmaktadır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivitenin Bozukluğunun Komplikasyonları

Dikkat dağınıklığının ve hiperaktivitenin komplikasyonları genelde sosyal yaşamın sekteye uğraması, öz saygı sorunlarının ve bu sorunlara bağlı olarak diğer psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıkması şeklinde sıralanabilir. Ayrıca dürtüselliğin ve hiperaktivitenin baskın olduğu DEHB hastalarında tehlike anlayışı oldukça farklı olduğundan dolayı fiziksel travmalara sebep olabilecek riskler ortaya çıkmaktadır. Örneğin karşıdan karşıya geçerken araba çarpması, ağaçtan düşmek, bilek burkmak gibi… DEHB nadiren ölümcül komplikasyonlar ortaya çıkarır. Bazı DEHB hastalarının intihara meyilli olması da komplikasyonlar arasında sayılabilir.

Çevreye Uyum Sağlayamama

DEHB hastalarının yaşadığı en büyük sorun çevrelerine uyum sağlayamamalarıdır. Bunun sebebi sosyal yaşamın gerektirdiği dikkat veya durgunluk seviyesini tutturamıyor oluşlarıdır. Dikkat eksikliğine bağlı hatalar, hiperaktiviteye bağlı hareket yoğunluğu ve dürtüselliğe bağlı ani parlama ve kararlar kişilerin sosyal çevreyle senkronize olamaması sorunu ortaya çıkarmaktadır. Bu durum kişinin belirtilerinin hangi şiddette olduğuyla doğrudan alakalıdır. Birçok DEHB hastası hafif belirtilerden dolayı bir nebze olsun sosyal çevreyle uyum sağlayabilmektedir. Ağır belirtilere sahip olanlar ise tamamen sosyal çevreden kopmaktadır.

Okul ve İş Hayatında Başarısızlık

DEHB hastalarının en çok karşılaştığı sorun okul ve iş hayatında başarısız olmalarıdır. DEHB hastalarının yaşadığı belirtiler eğer hastalığa teşhis konulmamış ise bilinçli olarak yapılıyor gibi algılanmaktadır. Okul hayatında ödevlerin yapılmaması, devam zorunluluğunun sağlanamaması, derslere katılımın olmaması gibi durumlardan ötürü başarısızlık kaçınılmaz iken; iş hayatında bu durum daha yıkıcı bir hal almaktadır. Okul hayatının büyük çabalarla da olsa başarılı tamamlayanlar iş yaşamının stresli ortamında ağır belirtiler yaşamaktadır. Verilen işlerdeki ayrıntı miktarına göre hata yapma ve yanlış karar alma ihtimali artmaktadır. İş hayatında sabırsızlık da büyük problemleri beraberinde getirmektedir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Nasıl Önlenir

Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi tam olarak önlemek ne yazık ki mümkün değildir. Hastalığın ilk nüvelerinin neredeyse anne karnında atılıyor olması ebeveyn tarafından alınacak önlemlerin de yetersiz kalmasına sebep olmaktadır. Hastalığın önlenmesinden ziyade belirtilerinin kontrol altına alınması söz konusudur. Uygulanan tedavi yöntemleri de hastalığı ortadan kaldırmayı değil kontrol altına almayı amaçlar. Nadiren de olsa oldukça hafif şiddetli DEHB hastalarının yaşın da ilerlemesiyle beraber iyileştiği gözlemlenmektedir ancak bu süreç bilinçli olarak işleyen bir önleme veya tedavi süreci değildir.

Motivasyon Kaynaklarını ve Motivasyonu Artırmak

Her ne kadar odaklanma sorunu olsa da kişilerin bu durumdan haberi olması durumunda yapabilecekleri ilk şey bunu bir motivasyon kaynağı olarak kullanmaktadır. Yani farkındalık doğrudan doğruya hastalığın en olumsuz özelliğini olumlu getirmeyi mümkün kılmaktadır. Hastalığın belirtilerini hafifletmek için zevkle yapılan ve yarıda bırakılmayan; yarıda bırakılsa dahi başarısızlık hissi yaratmayan uğraşların bulunması oldukça önemlidir. Kişi DEHB’e bağlı olarak işi yarım bıraksa dahi işin bu durumdan etkilenmemesi de hastalar için motivasyon kaynağı olacaktır.

Düzenli Uyku, Spor Yapmak ve Sağlıklı Beslenme

DEHB’e bağlı belirtilerin ortaya çıkmasında ve hızlı gelişim göstermesinde düzensiz uyku, spor yapmamak ve sağlıksız beslenme önemli etmenlerdir. Bunların tam tersine çevrilmesi, hastalığın belirtilerinin önlenmesi açısından oldukça büyük adımlar olacaktır. Sağlıklı beslenen, düzenli uyuyan ve spor yapan bireylerin hormon aktiviteleri düzenli olacağından dolayı nörolojik sorunların üzeri örtülebilir.

Psikolojik Yardım Almak

DEHB hastalarının, hastalığın teşhisinden sonra yapmaları gereken ilk eylem bu konuda uzman bir psikolog ile görüşmeye başlamaktır. Hastalığın gelişiminin kontrol altına alınmasında, verilecek kararların ani olmaması konusunda psikolog desteği oldukça önemli olmaktadır. Ayrıca kendi bilinç düzeyini anlayamayan insanlarla dertleşme DEHB hastalarına olumsuz motivasyon yaratabilecekken bunu bir psikologla yapması hastalığın kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.

Sık Sorulan Sorular

DEHB, ortaya çıkış, teşhis ve tedavi olarak hala karanlık bir alandır. Bu kadar karanlık noktayı ve kesin olmayan durumları barındıran bir hastalığın, risk grubunda olanların kafasında oldukça fazla soru işareti bırakması gayet doğaldır. Bu soruların spesifik başlıklar şeklinde cevaplanması risk grubunda olanların kafalarındaki soruların ortadan kaldırılması açısından oldukça önemlidir.

Dikkat Dağınıklığı Nasıl Tedavi Edilir?

Dikkat dağınıklığının tedavisinde çeşitli ilaçlar ile bu ilaçların tedavisi sırasında sunulan psikolojik destek kullanılır. Ayrıca hastanın hayatını düzene sokması için spor egzersizleri, beslenme tavsiyeleri verilir. Son olarak da hastanın beyin egzersizleri yapması istenir. Bu beyin egzersizleri bulmaca çözmek üzerine kuruludur.

Dikkat Dağınıklığı Zeka Geriliği İşareti Olabilir Mi?

Dikkat dağınıklığı ile zeka geriliği arasında korelasyon kurmak mümkün değildir. Çok zeki insanlarda dikkat dağınıklığı olabileceği gibi IQ açısından oldukça düşük değerlere sahip insanlarda da bu sorun ortaya çıkabilir.

Dikkat Dağınıklığı Diğer Hastalıkların Habercisi Midir?

Dikkat dağınıklığı diğer hastalıkların habercisi değildir. Daha çok diğer hastalıklarla belirtileri karıştırılan ve onların arkasına gizlenen bir hastalıktır.

Doktora Gitmeden Hastalık Tedavi Edilebilir Mi?

Hastalığın tedavisi ancak doktora gidilmesi ile yapılabilir. Tedavi süreci oldukça komplekstir ve alanında uzman kişiler tarafından yürütülmelidir.

Dikkat Eksikliği Olanlarda Çekingenlik Gözlenir Mi?

Dikkat dağınıklığı olanların sosyal yaşamdan dışlanmasına bağlı olarak özgüven eksikliği yaşadığı bilinmektedir. Bunlardan hareketle çekingenlikle de sıkça karşılaşılır.

Dikkat Eksikliği Olanlar Neden Sürekli Aynı Soruları Sorarlar?

Verilen cevaba odaklanmakta ve anlamakta büyük sıkıntı yaşarlar. Anlamak için cevabı tekrar tekrar duymak isterler.

Dikkat Eksikliği Olanlar Unutkan Mıdır?

Dikkat dağınıklığının bazı tiplerinde unutkanlıkla sıkça karşılaşılır. Sebebi hayat koşturmacası içerisinde talimatların aşırı dikkat dağıtıcı olmasıdır DEHB hastaları için.

Dikkat Eksikliği İçin Hangi Bölüme Gidilir?

Dikkat eksikliğini ve dikkat eksikliğine eşlik eden hiperaktivite bozukluğunu teşhis ve tedavi, psikiyatri bölümünün görevleri arasındadır. Hastalığa dair belirtilerin ebeveynler tarafından gözlemlenmesinin hemen ardından en yakın hastanenin psikiyatri polikliniğine başvurulmalıdır.

Dikkat Eksikliğine Hangi Vitaminler İyi Gelir?

Dikkat eksikliğinin akut olarak ortaya çıkmasında bazı vitaminlerin eksik olması önemli yer tutabilmektedir. Kronik olarak gerçekleşen dikkat eksikliklerinde ise tedaviye yardımcı olması için çeşitli vitaminlerin tüketilmesinde fayda vardır. Özellikle B12 vitamini ve D vitamini, beynin daha efektif çalışması için önemlidir.

Dikkat Eksikliğinin Görülme Yaş Aralığı Nedir?

Dikkat eksikliği genelde hiperaktiviteyle beraber görülmektedir. İlk yaşlarda hiperaktivite daha baskınken yaş ilerledikçe dikkat eksikliği daha baskın hale gelmektedir. Üç – dört yaşından altmışlı yaşlara kadar olan her yaş dikkat eksikliğinin görülebildiği yaş aralığıdır. Altmışlı yaşlarla beraber beyin fonksiyonları daha da zayıfladığı için, dikkat eksikliği başka hastalıkların gölgesinde kalmaktadır.

Dikkat Eksikliği Neyin Belirtisidir?

İnsanlarda görülen dikkat eksiklikleri genelde anlıktır ve bir günden daha uzun süre devam etmez. Sürekli olarak görülen, beraberinde diğer bazı psikolojik rahatsızlıkların da bulunduğu dikkat eksiklikleri ise beyin fonksiyonlarındaki dengesizliğin belirtisidir. Yetersiz beslenmenin, düzensiz hayatın, hormon hastalıklarının ve sinir hastalıklarının belirtisi olarak dikkat eksikliği ortaya çıkabilmektedir.

Dikkat Eksikliği Hastalık Mıdır?

Dikkat eksikliğine neredeyse tüm insanlar hayatlarının bir döneminde maruz kalır. Bu maruz kalma hali en fazla birkaç günle sınırlıdır. Sonrasında ise kendiliğinden dikkat eksikliği ortadan kaybolur. Bir de hastalık olarak değerlendirilebilecek, ömür boyu farklı şiddette devam eden dikkat eksikliği vardır. Bu dikkat eksikliğinin altında çeşitli psikolojik rahatsızlıklar, hastalıklar ve hayat zorlukları yatmaktadır.

Bebeklerde Dikkat Eksikliği Neden Olur?

Çocukluktan itibaren görülen dikkat eksikliğinin temel sebebi zihinsel bazı problemlerdir. Bu problemler dürtüsellik, dikkatin çabuk dağılması, bir noktaya odaklanamama gibi sorunları ortaya çıkarmaktadır. Bazen sadece psikolojik bir rahatsızlık iken bazen de fiziksel sorunlara bağlı olarak gelişmektedir. Görme problemi, duyma problemi veya diğer algı sorunları dikkat eksikliğine sebep olabilmektedir.