Dermoid Kist Oluşumu

Dermoid Kist Oluşumu
Dermoid Kist Oluşumu

 

Dermoid kist; yumurtalık bölgesinde oluşabilen, daha ziyade üreme çağındaki kadınlarda görülen iyi huylu bir kist türüdür. Yumurtalık kaynaklı dermoid kistleri, büyüklükleri 2-3 cm’den başlayarak 20-30 cm’lere kadar ulaşabilen dermoid kist, içerisinde yoğun, yağlı ve sarı bir sıvı barındırır. Dermoid kisti diğerlerinden ayıran en belirgin ve ilginç özelliği ise içerisinde vücuda ait kıl, saç, tüy, diş, kemik, sinir dokusu gibi parçalar barındırıyor oluşudur. Nadir görülen vakalarda dermoid kistin içerisinde tiroid dokusu da bulundurduğuna şahit olunmuştur. Bu tür vakalar vücutta struma ovarii adı verilen aşırı tiroid hormonu üretimine neden olur. Genellikle sağ veya sol yumurtalıkta tek olarak görebildiğimiz dermoid kistler, ender vakalarda iyi yumurtalıkta birden görülebilir.

İnceleyen ve onaylayan: Doç. Dr. Mehmet Akif Sargın

Dermoid Kist Hakkında

Dermoid kist, ona sahip olan kadınların ortalama %65’inde hiçbir belirti göstermeyen sinsi bir hastalıktır. Bu sebeple dermoid kistlerin teşhisi genellikle ultrason veya başka amaçla yapılan bir muayene esnasında yapılır. Yine de bazı vakalarda disüri (idrar yapma zorluğu), adet ağrısının normalden daha şiddetli hale gelmesi, istemsiz kilo alma, cinsel ilişki esnasında duyulan ağrı, mide bulantısı veya kusma, vajinadan kan gelmesi, sırt ağrısı, şiddetli olarak meydana gelebilen karın, pelvik veya bel ağrısı ve karında şişlik hissi gibi belirtiler dermoid kist semptomları olarak görülebilmektedir.

Dermoid Kist Nedir?

Dermoid kist, tıpta bir tür kistik teratom olarak nitelenir. Kist; içi yağ gibi veya koloit veya yarı sıvı bir maddeyle dolu patolojik bir torba anlamına gelir. Teratom ise organ parçalarını içerisinde barındıran bir tür tümör olarak adlandırılmaktadır. Dermoid kist, hem kistik hem de teratom özelliği gösterebilen atipik bir kist türüdür. Nitekim dermoid kist fotoğrafları incelendiğinde; üzerinde gerçek anlamda diş büyümüş bir tümör, üzerinde göz barındıran bir kist, bakıldığında eli olan bir tümör gibi ürpertici fotoğraflarla karşılaşılacaktır.

Vücudumuzun deri tabakasında oluşan bir tür kesecik olan dermoid kist, üzerinde biyolojik yapısı gereği orada bulunmaması gereken dokular barındırabilir. Nitekim birçok dermoid kist vakası üzerinde diş, kıl yumağı, çeşitli kemikler ve hatta oldukça ender görülse de insan vücudu, göz, el, ayak ve diğer uzunlar tespit edilmiştir. Dermoid kist içerisinde genel olarak fazlaca kıl kesecikleri, ter bezleri ile deri tabakaları barındırırken; kan, yağ, kemik, diş, tırnak, sebum, diş, göz, kıkırdak ile tiroid dokusu da dermoid kistin içerisinde görülebilen unsurlardandır. Bunun sebebiyle yukarıda anlatıldığı üzere dermoid kisti oluşturan germ hücrelerinin neredeyse her doku ve organlara dönüşebilme özelliğini haiz olmasıdır. Germ hücresinin hangi doku veya organa dönüşeceği ise genetik yapı ile çevre şartları tarafından belirlenecektir.

Nasıl ve Nerede Oluşur?

Dermoid kistler vücudumuzun belirli bölgelerinde görülebilmektedir, bunların da ciddi bir kısmı kuyruk sokumu bölgesinde ortaya çıkar. Nitekim kayıtlı dermoid kist vakalarının ortalama %57’lık bir kısmı vücudun sakrum da denilen kuyruk sokumu bölgesinde tespit edilmiştir. Dermoid kistlerin kadınlarda yumurtalık, erkeklerde testis olmak üzere üreme organları, diğer adıyla gonadlarda görülme oranı ise tıbbi veriler ışığında %29 civarındadır. Retroperitoneal bölge de denilen karın zarının arkasındaki bölgede %4, rahim ağzında ise %3 gibi bir oranda görülen dermoid kist, en sık 20-40 yaşları arasında görülebilmekte olup, belirtildiği üzere yaş fark etmeksizin yaşamın herhangi bir zaman diliminde oluşabilir.

Kuyruk sokumunda oluşan kist dermoid sakral; bir hastalıktan ziyade yanlış yaşama biçiminden kaynaklanan bir rahatsızlık olarak nitelenebilir. Sert, rahatsız zeminlerde uzun süre oturulması ve/veya kuyruk sokumu bölgesinde fazla kıllı olunmasından veya vücudun ense gibi üst bölgesindeki kısımlardan gelen kıllar gibi sebepler bu rahatsızlığın temelini oluşturur.

Yumurtalık dermoid kistinin nasıl oluştuğu tıp dünyasındaki önemli sorulardan biri olup, günümüzde hala gizeminin önemli bir kısmını korumaktadır. Over kaynaklı dermoid kist, genetik sebepler ve çevre faktörleri sebebiyle farklı dokular içerebiliyor olmakla beraber bir aylık bebekte de, 6 yaşında bir çocukta da veya 70 yaşında bir kadında da görülebilmektedir. Hal böyle iken yumurtalık kistinin her yaşta görülen bir vaka olduğu aşikârdır. Bu zamana kadar yapılan tıbbi çalışmalar neticesinde yumurtalıklardan dolayı meydana gelen dermoid kistler yumurtalık içerisinde germinal hücrelerinin atipik olarak mayoz bölünmesi ile meydana geldiği kanısına varılmıştır. Hücrelerin atipik bölünmesini hangi patolojik sinyallerin, ne şekilde ve ne zaman bu bölünmeyi tetiklediği ile henüz sırrını korumakta ve üzerine hala ciddi çalışmalar yapılmaktadır. 1975 yılında, Linder J. Adlı uzman patolojist ve alanında uzman arkadaşları bu hususta fazlaca mesai harcamış, yumurtalık dermoid kistinin genetik altyapısı üzerine yapılan araştırmalar neticesinde problemin kaynağının tek bir germ hücresinin mayoz bölünmedeki atipik davranışını olduğunu tespit etmişlerdir. O günden bugüne farklı uzmanlarca yapılan tonlarca araştırma, gözlem ve tecrübe henüz bu atipik davranışın sebebine ulaşılması için yeterli olamamış vaziyettedir.

Kist Dermoid Sakral

Kist dermoid sakral, kuyruk sokumu üzerinde kist oluşmasını ifade etmektedir. Dilimizde yaygın kullanımıyla kıl dönmesi olarak da adlandırılan kist dermoid sakral, çoğunlukla ergenlik çağında seks hormonlarının vücuda etki etmesi ile vuku bulur. Düzenli olarak sert koltuklarda uzun sürelerle oturmak zorunda kalan kişilerde, yine mesleği veya başka bir sebep gereği düzenli olarak uzun süreli araç kullanan kişilerde veya düzenli olarak oturarak uzun yolculuk yapmak durumunda kalan kişilerde kist dermoid sakralın daha sık görüldüğü tespit edilmiştir. Kılların iki kaba et arasındaki yağlı ve terli oluğa takılıp sürtünmesiyle beraber oluğun dibindeki ter bezi deliklerinden dönerek deri altı yağ dokusu içine hissettirmeden girmesi ve zamanla bu bölgede tüneller açması, ardından bu tünellere giren bakterilerin de katkısıyla beraber bölgeyi iltihaplandırarak kanlı veya cerahatlı, pis kokulu apse veya akıntı oluşması olarak açıklanabilecek kist dermoid sakral, pratikte en sık enseden dökülen kılların kalçaların hareketi ve otururken oluşan fazla basıncın etkisiyle cildi derip içeri girmesi şeklinde görülür.

Bunun yanı sıra cilt döküntüsü veya elbise tozu da aynı problemin oluşmasına yol açabilir. Kist dermoid sakral kadınlarda nadir görülen bir oluşumdur, öyle ki erkeklerde kist dermoid sakralın görülme oranının kadınlara oranla yaklaşık 10 kat daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Yine tıbbi veriler ışığında kıllı ve/veya kilo fazlası olan erkeklerde bu oranın açıkça daha da arttığı söylenebilir. Bunun yanında özellikle vücut temizliğine aşırı özen gösteren ve bu bağlamda cilt sağlığı açısından uygunsuz yöntemlerle tüylerini alan kadınlarda kasık ve koltuk altı bölgesinde dermoid kist sakral vakaları diğerlerine oranla daha sık görülür. Anlatıldığı üzere yoğun olarak kuyruk sokumu bölgesinde oluşan kist dermoid sakralın çeşitli vakalarda göbek deliği bölgesinde de görülebildiği gözlemlenmiştir.

Kist dermoid sakral kendisini mutlaka kıllı bölgenin arasında giriş deliği ile belli edecektir. Bunun yanında bölgede ağrı, pis kokulu akıntı ve şişlik gibi bulgular da görülecektir. Özellikle iltihabı ilerlemiş bir apse mevcut olması halinde ağrı ciddi seviyelere ulaşacak ve hasta için dayanılması zor bile hale gelecektir. Nitekim bu tür durumlarda tedavinin gecikmesi halinde giriş deliklerinin artması veya uzak mesafelerde çıkış deliklerinin açılması suretiyle hasta için tedavi ve rehabilitasyon sürecini oldukça zor bir hale getirebilir. Rahatsızlığın teşhisi için alanında uzman bir doktorca yapılan muayene yeterli olup; laboratuvar ortamında yapılacak herhangi bir tetkik veya MR gibi teknik görüntüleme yöntemine gerek yoktur.

Kist dermoid sakralın tedavi edilmediği durumlarda hasta birçok problemle karşı karşıya kalır. Bunlar; apsenin gelişerek şiddetli ağrı ve yüksek ateşe neden olması, kistin büyüyerek açılan tünellerin 5-10 cm’ye kadar genişlemesi ve vücudun bölgede önemli tahribatlara yol açması, kişinin sosyal hayatını olumsuz yönde etkileyecek pis kokulu kronik bir akıntı oluşması, kronik ve iltihaplı akıntılar ile bunu nadiren de olsa takip edebilen epidermoid kanser ve yine nadiren de olsa kist ile tünellerin genişleyerek rektum, kalın bağırsak ve mesane içerisine ilerlemesi, bazı vakalarda mesane kanserine dahi yol açması olarak sayılabilir.

Kist dermoid sakralın birden fazla tedavi yöntemi mevcuttur. Bunlardan ilki primer kapama yöntemidir. Primer kapama metodunda genel anestezi altında kist dermoid sakral çıkartılarak yara ağzı karşılıklı olacak şekilde dikilir. Bu yöntemin avantajı yara yerinin çok hızlı iyileşmesidir, ancak hastalığın tekrarlama oranının yüksek olması gibi bir handikabı olması sebebiyle sıklıkla doktorlarca ilk önerilen yöntem olmaz. Ayrıca yaranın bulunduğu yer bakımından kolayca gerilerek açılabilme olasılığı da hasta açısından problem yaratabilecek bir unsurdur. İkinci yöntem ise açık bırakma metodu, teknik ismiyle marsüpyalizasyon işlemidir. Bu yöntemde yine genel anestezi altında kist dermoid sakral çıkarılır ve yara açık şekilde bırakılır. Bu yöntemin yaranın 4-8 hafta arası gibi uzun bir süreçte iyileşmesi gibi bir dezavantajı olmasının yanında uzun süreci ve ağrılı yara pansuman süreçleri, düzenli iç çamaşırının değiştirilme zorunluluğu ve dolayısıyla hastanın günlük hayata dönüşünün neredeyse imkânsız hale gelmesi gibi zorlukları da vardır. Bütün bunların yanında rahatsızlığın tekrarlama oranlarının da yüksek olması marsüpyalizasyon yöntemini dermoid kist sakral rahatsızlığında tercih edilmez ve kullanılmaz duruma getirmiştir. Dermoid kist sakral tedavisinde en sık görülen ve yüksek başarı oranına sahip tedavi yöntemi ise flap yöntemidir. Özellikle ilgili bölgede birden fazla tünel oluşmuş ve orta veya ileri derece semptomlar gösteren vakalarda, dermoid kist sakralın oluştuğu bölgenin geniş bir biçimde çıkartılması gerekir. Bu kapsamda çıkartılan bölge başka doku parçalarıyla kapatılacaktır. İlk bakışta diğer yöntemlerden daha korkunç görülebilecek olsa da flap yöntemi gerek rehabilitasyon süreci gerek tekrarlama oranları açısından oldukça memnun edici sonuçları haizdir. Hastanın, ameliyat sonrası hastanede ortalama yalnızca bir gün geçirmesi gerekirken, 5-6 gün içerisinde normal hayat ve aktivitelerine dönüş sağlayabildiği gözlemlenmiştir. Bu kısa rehabilitasyon sürecinin yanında flap yöntemi ile tedavi edilen kist dermoid sakrallarda tekrarlama oranı %0,1-2 arasındadır. Hem kısa rehabilitasyon süreci hem de fazlasıyla düşük tekrarlama oranı flap yöntemi ile tedavi edilen hastaların da dolayısıyla %90-95 arası bir memnuniyete sahip olmasını sağlamıştır. Sayılan üç ana tedavi yönteminin yanında alternatif tedavi yöntemi olarak gümüş nitrat ve fenol uygulaması da yapılmakta olup, gümüş nitrat veya fenol, foliküllerden veya fistül ağzı kısmından verilmesi suretiyle gerçekleştirilir.

Hemen her hastalıkta olduğu gibi kist dermoid sakral tedavisi görmüş bir kişinin rahatsızlığın tekrarlamaması adına dikkat etmesi gereken belirli hususlar mevcuttur. Kişi ameliyat bölgesinin bakım ve hijyenini eksiksiz biçimde sağlamalı, bu kapsamda kuyruk sokumu bölgesini antiseptik veya antibakteriyel şampuanlarla yıkamalı ve temizlik ile pansumanlarını aksatmadan düzenli bir biçimde gerçekleştirmelidir, nitekim bölgenin enfeksiyon kaparak yeniden benzer veya başka problemler ortaya çıkması göz ardı edilmemesi gereken bir ihtimaldir. Vücudundaki kıl miktarı fazla olan kişilerse kuyruk sokumu oluğu bölgesini ortalama ayda bir kez tüy dökücü krem kullanmak suretiyle temizlemeli veya bölgedeki kılları lazer gibi yöntemlerle kalıcı olarak yok etmelidir. Ortalama 30 yaşından sonra insan derisi giderek kalınlaşmaya, daha az terleyen ve kuru bir hal almaya başlar. Bununla beraber kist dermoid sakral oluşma ihtimali ilerleyen yaşlarda giderek azalmaya başlar.

Yumurtalıkta Dermoid Kist

Öncelikle belirtmek gerekir ki yumurtalıkta oluşan dermoid kist, diğer adıyla matur kistik teartom, ultrason veya MR yöntemiyle görüntülemede oldukça korkunç bir görüntüyü haiz olabilir, ancak yumurtalığın iyi huylu tümörlerindendir. 6 aylık bir bebekten 60 yaşında bir insana kadar insan hayatının her evresinde oluşabilen bu gizemli kist, önceden de belirtildiği üzere üzerine yapılan tonlarca araştırma ve harcanan mesaiye rağmen oluşma nedenini tetikleyen unsurun gizemini hala korumaktadır. Yumurtalık dermoid kistinin en karakteristik özelliği embriyonun anne karnında gelişmesini sağlayan endoderm, mezoderm ve ektoderm adlı üç ana dokunun artıklarını köken almasıdır. Her üç embriyolojik yapraktan da köken alıyor olması sebebiyle de içinden veya üzerinden kemik, diş, tiroid bezi vb. dokular çıkan yumurtalık dermoid kistleri bulunduğu tıp dünyasında en kabul gören teorilerden biridir. Birçok vakada yumurtalıkta oluşan dermoid kist üzerinde tespit edilen kulak, el vb. vücut parçaları ise yumurtalık dermoid kistini daha da gizemli bir hastalık haline getirmiştir.

Yumurtalıktaki dermoid kist üzerindeki germ hücreleri bir diğer doku veya organa dönüşme aktivitesini başlattıklarında vücudumuzun herhangi bir bölgesinde orada olmaması gereken bir doku veya organ oluşumu başlamış olur. Hemen her bölgede görülebilecek olmasına rağmen bu tür doku veya organ oluşumları çoğunlukla kaş ile göz bölgesi, omurga ve üreme organlarında görülür. Germ hücreleri dönüşerek oluşturdukları doku veya organı o kadar kusursuz bir biçimde yaratırlar ki onun işlevini de gerçekleştirebilirler. Örneğin germ hücreleri tarafından oluşturulmuş bir tiroid dokusu, vücudumuzdaki tiroit bezlerinin salgılayacağı hormonları salgılama kapasitesine sahip olabilecektir. Bu tür bir durumda germ hücrelerince oluşturulmuş tiroid dokusu da tiroid hormonu salgılayacağında vücuttaki hormon dengesinde de bozulma görülebilecek, bu da beraberinde kişi için başka muhtemel sağlık sorunlarına yol açabilecektir.

Yumurtalıkta oluşan dermoid kistlerin ortalama %60’ı herhangi bir belirti göstermemektedir. Kişinin karın bölgesinde eline bir kitle gelmesi ve ağrı ise yumurtalık dermoid kistinin en sık karşılaşılan semptomlarındandır. Yumurtalık dermoid kisti için tanı ultrasonografi ile konulabilmekte olup, %100 tanı konulabilmesi için yağ baskılı, kontrastlı, dinamik MR ile görüntüleme gerekmektedir.

İyi huylu bir tümör olan yumurtalık dermoid kistinde ortalama %1-2 gibi bir oranla immatür bileşenler bulunduğu gözlemlenmiş ve bu tür kistlerin kansere dönüşme ihtimali bulunduğu tespit edilmiştir. Bundan daha muhtemel olan riskler ise kistin burkulması, diğer adıyla torsiyon ve kistin yırtılması, diğer adıyla rüptürdür.

Gözde Dermoid Kist

Dermoid kist göz bölgesinde de oluşabilen bir rahatsızlıktır, göz kapağı veya kaş bölgesinde kendini gösterir. Yüzey ektodermini oluşturan unsurların, orbita ve kapak bölgesinde embriyonik kleftin kapanma bölgelerinde hapsolması ile beraber koristomatöz malformasyon oluşması durumu olarak nitelenebilecek göz dermoid kisti, çocuk vakalarında göz bölgesinde en sık gözlenen iyi huylu göz, yani orbita tümörüdür. Kaşların dış kısmı ile göz kapağının üst kısmı ise dermoid kistin bu bölgede en sık görüldüğü alanlardır.

Hem çocukluk hem de erişkinlik çağında ortaya çıkabilen göz dermoid kisti; gözün normalden daha öne doğru ilerlemesi, görme değişiklik ve/veya bozuklukları, renkleri farklı algılama, çift görme gibi kişide kendini belli edecek semptomları haizdir. Göz bölgesinde oluşan kitlenin dermoid kist olduğu tanısı hekimce karar verilmek üzere MR veya biyopsi yöntemiyle konulduktan sonra kistin doğru şekilde çıkartılması işlemine geçilir.

Dermoid kist oluşan göz bölgesinde özellikle erişkin kişilerde kavernöz hemanjiyom da denilen damarsal kitleler gözlemlenebilir. Dermoid kisti, iyi huylu olmasından ötürü çok hızlı gelişmemekte ve hali hazırda ilerlemiş vaziyette değilse çoğunlukla acil müdahale gerektirmemektedir, ancak gözün dışarı çıkması ve görmede azalma gibi semptomlar kendini gösterdiğinde artık göz bölgesindeki dermoid kistin cerrahi bir müdahale ile bulunduğu bölgeden alınması hastanın sağlığı açısından zaruridir.

Gözdeki kistin doğru teşhisi doğru tedavi yönteminin uygulanması adına kritik bir önemi haiz olup, kistin iyi huylu veya kötü huylu olması tedavinin niteliği açısından devasa bir role sahiptir. Bu bağlamda alanında uzman bir doktora görünülmesi ve kötü huylu olabilecek bir tümörün iyi huylu olan dermoid kist ile karıştırılmaması şarttır. Nitekim iyi huylu olduğu düşünülen kötü huylu bir tümör bekleyerek gözlemlenmeye karar verilirse, bu durumda kötü huylu tümör şiddetle gelişmeye devam ederek hasta için geri dönüşü olmayan acılı bir yolun başlangıcı anlamına gelebilir.