Damar Tıkanıklığı Tedavisi

Damar Tıkanıklığı Tedavisi
Damar Tıkanıklığı Tedavisi

 

Damarlar tüm vücudu çevreleyen yapılardır. Sağlıklı şekilde çalışmalarını sürdürmeleri, organların beslenebilmesinde rol oynar. Damar tıkanıklığı, farklı bölgelerde görülebilen en önemli sağlık sorunları arasında bulunur. Tedavisinin her zaman en kısa süre içerisinde gerçekleştirilmesiyle beraber sağlıklı yaşamın sürdürülebilmesi sağlanır. Aksi takdirde iç organların yeteri kadar beslenememesi başta olmak üzere farklı pek çok sağlık sorununun oluşabilmesi olası olur. Görülme oranı oldukça yüksek olduğu gibi özellikle Türkiye’de damar tıkanıklığı sorunuyla karşı karşıya olan milyonlarca insan bulunur. Yetişkin yaşta olanlarda görüldüğü gibi genetik yatkınlığı ve özellikle sağlıksız yaşam standartlarına sahip olmak genç yaşta görülebilmesinde etkilidir. Damar tıkanıklığı tedavisinin her zaman kısa süre içerisinde gerçekleştirilmesi, başarılı sonuç alabilmede etkili olur. Tıkanıklıklar belirli yüzdelerde yaşanır. Belirtilerinin görülmesinin ardından doktora başvurulması sayesinde damar tıkanıklığının tedavisine kısa süre içerisinde başlanabilmesi mümkündür. Hem erkek hem de kadınlarda görülen bir hastalık olarak varlık gösterir. Hayatı farklı açılardan olumsuz etkilemesiyle beraber rahatsızlık verici durumların oluşmasını sağlar. Damar tıkanıklığının tedavisi mutlaka gerçekleştirilmesi gerektiği gibi, tedavinin sağlanmadığı durumlardaysa damar tıkanıklığının ilerleyebilmesi olası hale gelir.

İnceleyen ve onaylayan: Prof. Dr. Murat Dikmengil, Doç. Dr. Zekeriya Küçükdurmaz

Videolar

Damar Tıkanıklığı Tedavisi Hakkında

Tedavi türleri farklı kategorilere ayrılarak tedavi uygulamaları tamamlanır. Her hastanın damar tıkanıklığının seviyesinin farklılaşıyor olması nedeniyle gerçekleştirilecek olan müdahalelerin tamamında da özel olarak sonuçların alınabilmesine yönelik tedavi uygulamalarına başvurulur. Günümüzde damar tıkanıklığının tedavi edilebilmesinde alınan sonuçların başarı oranı oldukça yüksektir. Düşük yüzdeli tıkanıklığa sahip olan damardan, tamamen tıkalı olan damara kadar geniş yelpazede hastaların incelenerek tedavi edilebilmeleri mümkün olur. Damar tıkanıklığı tedavisine başlanmasının öncesinde hastaların genel sağlık kontrollerinin gerçekleştirilmesinin yanı sıra damar tıkanıklık seviyelerinin ölçümü yapılır. Tercih edilen yöntemin belirlenmesinde damarın mevcut durumunun gözden geçirilmesi ön plana çıkar. Vücudun her bölgesinde bulunan damarlara yönelik olarak tedavi işleminin gerçekleştiriliyor olmasıyla birlikte tercih edilen uygulama yöntemler açısından birbirlerinden ayrılırlar. İlaçlı tedavi ve girişimsel müdahaleler, hastanın durumuna bağlı olarak farklı şekilde gerçekleştirilebilen tedavi yöntemleri olmalarıyla sonuç odaklıdırlar. En uygun tedavinin seçilebilmesinde hastanın sağlık durumu belirleyici olarak ön plana çıkar özelliktedir. Günümüzde damar tıkanıklığı sorunlarının başarılı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi mümkün olduğu gibi her seviyede tıkanıklığın açılabilmesi olanağı da söz konusudur.

Damar Tıkanıklığı Nedir?

Damar tıkanıklığı, arterlerin aterom adlı yağ maddelerinin veya plaklar nedeniyle damarın tıkanması durumudur. Sağlık açısından ciddi derecede olumsuz bir durum olarak kabul edilir. Arterlerde sertleşme, daralma, kan dolaşımında sınırlama, organlara oksijen taşınmasında sınırlama ve beyindeki kan akışını potansiyel engelleyici olarak tanımlanıyor olmasıyla birlikte son derece dikkat edilmesi gereken özelliğe sahiptir. Damarlardaki tıkanıklık durumunun ilerlemesiyle birlikte sağlık açısından farklı risklerin ortaya çıkabilmesi de söz konusu olur. Ölümlü sonuçlara kadar uzanabilen tehlikeli sağlık sonuçlarının görülebilmesine neden olabilecek seviyede dikkate alınması gereken özelliğiyle beraber damar tıkanıklığı her zaman potansiyel risklere sahiptir. Belirtileri kendine özel olarak görülen bir sağlık sorunu olmasıyla beraber ortaya çıkmasında ve gelişiminde özellikle yaşam şartları ön planda bulunur. Damar tıkanıklığının oluşumunda belirleyici olan çok sayıda farklı faktörün mevcut olmasıyla birlikte, bunlar genellikle yaşam şartlarıyla doğrudan ilişkili olarak görülebilmesi olasıdır. İlerleyen yaşlarda olanlar için damar tıkanıklığı yaşanma riskinin daha yüksek olmasıyla beraber diğer hastalıklarla birlikte ortaya çıkabilmesi muhtemel olur. Her yaş grubunda tedavi edilebildiğinden dolayı, hayati derecede etkisini göstermeden doktor müdahalesinin gerçekleştirilebilmesi öneme sahiptir.

Damar Tıkanıklığı Belirtileri Nelerdir?

Çoğu zaman, damar tıkanıklığının belirtileri hafif seviyede değildir. Belirgin derecede belirti gösteriyor olmasının yanı sıra hastalar genellikle, damar tıkanıklığının ilerlemesiyle beraber tedaviye başlangıçlarını gerçekleştirirler. Felç ve kalp krizi sorunlarının yaşanmasına kadar genel olarak aksatılıyor olması nedeniyle ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilme olasılığı yüksektir. Damar tıkanıklığı belirtileri arasında bulunan belirtilerin her birinin dikkate alınması önem arz eder. Tek tek görülebilmeleri mümkün olduğu gibi aynı zamanda birden fazla belirtinin aynı anda yaşanabilmesi olasılığı bulunur. Damarın %70'inden fazlasının tıkanması durumunda yaşanan belirtiler, damar tıkanıklığı oluştuğunun göstergesi haline gelir.

En sık karşılaşılan damar tıkanıklığı belirtileri arasında göğüs ağrısı baş sıralarda yer alır. Genel olarak göğsün ortasında başlayan ağrının farklı bölgelere doğru yayılım göstermesiyle beraber kendisini belli eder. Göğüs ağrısı baskı veya bıçak kesiği şeklinde hissedilebilir. Damarlarda mevcut olan tıkanmaya bağlı olarak gelişen ağrının şiddeti farklı seviyelerde görülür. Ağrı genel itibariyle uzun süreli olarak gerçekleştiği gibi bir o kadar da baskılıdır. Halsizlik durumuyla birlikte baş dönmesinin yaşanması damar tıkanıklığına bağlı olarak gelişebilecek sorunların başında gelir. Günün farklı anlarında belirgin olarak hissedilebilme durumunu oluşturduğu gibi hayatı direkt olarak olumsuz anlamda etkiler. Kesik kesik belirli periyotlar halinde yaşanabilecek belirtilerden birisi olduğu gibi uzun süre boyunca etkisini sürdürür. Halsizlik veya baş dönmesi hayatın içerisinde yaşanabilecek olası problemlerden birisi olarak ön plana çıktığından dolayı, damar tıkanıklığına bağlı olup olmadığının belirlenebilmesi için diğer belirtilerin de incelenmesi önem arz eder.

Damar tıkanıklığı belirtilerinden birisi de terlemedir. Genellikle terlemenin soğuk soğuk gerçekleşmesi durumuna eşlik eden göğüs ağrısı damar tıkanıklığının en önemli belirtileri arasında bulunur. Bu durum yaşandığında en kısa süre içerisinde doktora başvurulması, yaşanabilecek diğer olumsuz sonuçların önüne geçebilme noktasında etkilidir.

En sık yaşanan ve belirgin seviyede olan belirtilerin yanı sıra diğer önemli belirtilerin de ayrı bir kategoride incelenerek, hastalık hakkında bilgi sahibi olunması önem arz eder. Nefes darlığı, bulantı, kusma, damar tıkanıklığı bölgesi ağrı (çoğunlukla göğüs bölgesi), yaralarda geç iyileşme, iktidarsızlık, parmak uçlarında soğukluk, kas kasılmaları, kramplar ve kalp ritim bozukluklarının yaşanması damar tıkanıklığı yaşandığının göstergesi olan belirtiler arasında kategorize edilir. Her belirtinin kendisine özgün derecede yaşanıyor olmasıyla beraberinde getirdiği sorunlar ayırt edici seviyede yaşanır ve hayatı olumsuz anlamda etkiler.

Nefes Darlığı

Damarlar işlevlerini sağlıklı bir şekilde devam ettirmeleri durumunda oksijenin taşınması normal seviyede olur. Damarlarda tıkanıklık yaşanması dolayısıyla görülen belirtilerin başında nefes darlığı gelir. Her zamankinden daha farklı şekilde nefes alışlarının yaşanması durumu nefes darlığını tanımlar. Nefes darlığı olması sebebiyle; yürürken, koşarken veya eforlu egzersizler yaparken fark edilebilir derecede nefes alışverişlerinin değiştiğinin hissedilebilmesi mümkündür. İleri seviyede damar tıkanıklıklarında nefes darlığı, gün içerisinde en küçük harekette bile fark edilebilir seviyeye ulaşabilir. Anormal bir şekilde gerçekleşen nefes alışverişleri bir anda boğucu halde görülür. Akciğerlere nefes gelmesini zorlaştıran bir durum olarak ön plana çıktığından dolayı nefes darlığı, damar tıkanıklığının belirtileri arasında yer alır. Göğüste ağrıyla birlikte görülebilecek olduğu gibi aynı zamanda bireysel açıdan etki seviyesinin yüksek olduğunun ön plana çıkması da söz konusu olur. Nefeste yaşanan değişimler bireysel açıdan son derece rahatsızlık verici duruma geldiği gibi aynı zamanda bir o kadar da yüksek derecede rahatsızlık seviyesine sahip olmasıyla ön plandadır.

Bulantı Kusma

Bulantı ve kusma, hayatın içerisinde farklı sebeplere bağlı olarak gelişebilecek durumlar arasında değerlendirilirler. Damar tıkanıklığının belirtisi olarak da ortaya çıkabilmesi muhtemel olduğundan dolayı son derece dikkate alınması gereken sağlık sorunu belirtilerinin başında geldiği görülür. Mide bulantısı ve kusmaya sebebiyet veren damar tıkanıklığı sorunu, midede baskı hissini ve ağırlık hissiyle yaşanır. Rahatsızlık verici derecede oluşan midede ağırlık oluşması durumunda bulantı en sık rastlanan sorunlardan biri olarak ön plana çıktığı gibi beraberinde kusmayı da getiriyor olduğundan dolayı oldukça olumsuz etkilenebilmeye yol açar. Günlük hayata devam ederken, damar tıkanıklığına sahip olanlarda pek çok farklı an içerisinde şiddetli bulantı ve bununla birlikte kusmanın oluşabilmesi söz konusudur. Tıkanıklığın ne seviyede yaşandığına bağlı olarak bir belirti halinde farklı süreler içerisinde görülebilmesi olasıdır. Kendisini belirgin şekilde gösteriyor olması nedeniyle damar tıkanıklığına bağlı olarak bulantı kusma sorunu yaşandığında vakit kaybı olmaksızın doktora başvurulması gerekir. Belirti olarak ortaya çıktığında belirli bir periyot boyunca devam edebilmesi mümkündür.

Damarın Tıkalı Olduğu Bölgede Ağrı

Damar tıkanıklığının olduğu bölgede ağrı yaşanması durumu, damar tıkanıklığının en belirgin göstergeleri arasında baş sıralarda bulunur. Vücudun farklı bölgelerine dağılım gösterebiliyor olduğundan dolayı damar tıkanıklığının bulunduğu her bölgede belirli seviyede ağrı yaşanabilmesi muhtemel hale gelir. Hiçbir aktivite yapılmazken yaşanabilecek hafif şiddette ağrılar görülebileceği gibi aynı zamanda efor sarf ederken yüksek şiddetli derecede yaşanabilmesi muhtemel ağrılar da bulunur. Damarın tıkalı olduğu bölgede gelişim gösteren sorun son derece rahatsız edici olduğu gibi bir o kadar da yoğun seviyededir. Tıkalı olan damardan kan geçişlerinin zorlu hale gelmeye başlamasıyla beraber damar tıkanıklığının yaşandığı bölgede ağrının görülebilmesi söz konusu olur. Her zaman en belirgin arasında bulunduğundan dolayı, %85- %90 oranında ağrı şikâyetleri sebebiyle doktora başvurulduğu görülür. Tıkalı olan bölgenin sağlıklı işlevini kaybetmiş olması durumu nedeniyle yaşanan ağrı sorununun etkileyicilik oranının yüksek seviyeye ulaşması beraberinde oldukça kötü sonuçların alınabilmesine yol açabilecek durumların başında gelir. Hayat kalitesini olumsuz anlamda etkileyen ağrılar, özellikle şiddetli hale ulaştığında son derece yüksek seviyede olumsuz durumları beraberinde getirecek kadar etkiye sahip olur. Ağrılar bazen şiddetini artırarak devam ettirdiğinden dolayı hem günlük hayatta hem de iş hayatında çeşitli sorunların oluşumunu beraberinde getirebilir.

Yaralarda Geç İyileşme

İnsan vücudu, yara oluşumu durumunda yenileyici özelliğe sahip olmasıyla beraber belirli bir süre içerisinde mevcut olan yaraların tamamında iyileştirici etkisini gösterir. Ancak damar tıkanıklığı sorunu yaşanması durumunda yaralarda geç iyileşme durumunun görülebilmesi muhtemel sonuçlar arasında bulunur. Vücudun farklı noktalarında oluşabilecek yaraların tamamında geç iyileşme durumunun görülüyor olması damar tıkanıklığının bir belirti olarak yaşanabilecek sorunlar arasında baş sıralarda yer alır. İyileşme süresi normalde daha kısa sürecek olan yaralarda, gecikmelerin yaşanmasına sıklıkla rastlanıyor olduğundan dolayı son derece zorlu durumların ortaya çıkabilmesi olasılığı artar. Yaralarda geç iyileşmenin yaşanıyor olması fark edilebilir bir belirtidir. Damarların ne seviyede tıkandığına göre yaralarda iyileşmenin gecikmesi de aynı oranda tanımlanır. Geciken iyileşme durumları her yarada görülebiliyor olduğundan dolayı, vücudun farklı noktalarında sorun yaşanabilmesini de beraberinde getirebilecek durumların başında bulunur. Farklı sebeplere bağlı olarak oluşan yaraların tamamında iyileşmenin geciktiği rapor edilmiştir. Yaralarda geç iyileşme durumunun başlıca sebebi olan damar tıkanıklığının devam ettiği süre boyunca aynı şekilde vücudun farklı bölgelerinde bulunan yaraların tamamının iyileşmesinde gecikme olduğu görülür.

İktidarsızlık

Damar tıkanıklığına bağlı olarak iktidarsızlık yaşanabilmesi muhtemel durumlardan birisidir. Cinsel hayatta mutsuzluğu beraberinde getirecek olan iktidarsızlık sorunu, tedavinin gerçekleştirilmesine kadar devam edebileceğinden dolayı en istenmeyen durumlar arasında baş sıralarda bulunur. İktidarsızlık yaşanmasının sebepleri farklılık gösterebildiğinden dolayı akla ilk gelen genellikle damar tıkanıklığı sorunları değildir. Ancak damar tıkanıklığının diğer belirtilerinin yaşanmasıyla birlikte görülen iktidarsızlık sorunu yüksek derecede belirginlik kazanır. Kan akışının penis bölgesine yeteri kadar sağlanamaması durumuyla beraber damar tıkanıklığının neden olduğu iktidarsızlık, cinsel açıdan olumsuz etkileri bakımından sorun yaşanabilmesinde doğrudan etkili olur. Damar tıkanıklığı tedavisinin gerçekleştirilmesine kadar devam edebildiğinden dolayı oldukça sorunlu bir durum konumunda değerlendirilebilir. İktidarsızlık yaşandığı zamanın uzun süreli olarak devam ediyor olması sebebiyle doktora başvurulması önem arz eder. Cinsel yaşamda mutsuzluk, hayata doğrudan etki eden sebeplerden birisi olarak ön plana çıkıyor olduğundan dolayı aynı zamanda damar tıkanıklığına bağlı şekilde gelişim göstermesi nedeniyle son derece kötü sonuçların yaşanabilmesi olasılığını artıran bir durumdur.

Parmak Uçlarında Soğukluk

Damar tıkanıklığı sorununa sahip olan hastalarda parmak uçlarının normalden daha soğuk olduğunun görülebilmesi olasılığı bulunur. Sıcaklık seviyesinin belirgin derecede düşmesinde etkili olan damar tıkanıklığı, özellikle parmak uçlarındaki soğukluk durumuyla kendisini belli eder. Soğukluk sadece belirli bir süre için geçerli olmaz. Uzun süre boyuna soğukluk seviyesinin aynı kalarak parmak uçlarının ısınmaması durumu son derece yüksek etkiye sahiptir. Damar tıkanıklığına bağlı olarak her zaman yaşanabilmesi söz konusu durumlar arasında yer aldığından dolayı parmak uçlarındaki soğukluk, sıcak bir ortamda bile görüldüğü durumda damar tıkanıklığı işaretçisi olarak ön plana çıkar. Hem sağ hem de sol el parmaklarında yaşanabilmesi muhtemel durumlardan birisi olduğundan dolayı, hayat standartlarını aşağı seviyeye çeker. Parmakların uç bölgesi hayatın içerisinde aktif olarak kullanılan noktalardır. Bir nesneye dokunurken, yemek yerken ve daha pek çok farklı anda aktif olarak kullanılıyor olmaları dolayısıyla parmak uçlarında soğukluk yaşanması fark edilebilir durumlar arasında bulunur. Damar tıkanıklığına bağlı olup olmadığının kesin olarak belirlenebilmesi için doktor görüşünün alınması gerekir. Parmak uçlarının uzun süreli olarak soğuk olması durumu doğrudan damarla ilişkilendirilebilir olduğu gibi farklı hastalıklar nedeniyle de nadiren oluşur. Bu nedenle uzman görüşünün alınması yüksek önem taşır.

Kas Kasılmaları ve Kramplar

İstem dışında oluşan kas kasılmaları ve kramplar, hareketleri kısıtlayıcı etkiye sahip olabileceğinden dolayı damar tıkanıklığının en belirgin göstergeleri arasında sınıflandırılırlar. İstemsizce ortaya çıktığından dolayı oldukça yüksek derecede olumsuz etki gösterebilmesi olasılığı bulunur. Kaslarda mevcut olan kasılmaları ani şekilde gerçekleşebilecek olan kasılmaları olarak ön plana çıkarlar. Kas kasılmaları ve kramplar yüksek derecede hayatı olumsuz etkiliyor olduklarından dolayı aynı zamanda hareket kabiliyetini de kısıtlama özelliğini gösterirler. Damar tıkanıklığına bağlı olarak yaşanan sorunlar olarak ön plana çıkmaları durumunda yüksek derecede sorun yaşanması durumunu beraberinde getirebilecek özelliktedir.

Kas kasılmaları, vücudun farklı bölgelerinde bulunan kaslar için geçerli olabilecek kasılmaları olarak ön plana çıkarlar.

Özellikle bacak bölgesinde kramp yaşanması durumu sıklıkla damar tıkanıklığıyla ilişkilendirilebilecek bir durumdur. Bir kez yaşanması normal olarak kabul edilebilecek kas kasılmaları ve kramplar, sıklıkla yaşanmaya başladığının görülmesiyle beraber bir tehlikenin işaretçisi haline gelirler. Genel itibariyle damarların tıkanıklığa bağlı olarak işlevlerini tam olarak yerine getirememeleri nedeniyle kas kasılmaları ve bununla birlikte krampların oluşması muhtemeldir.

Kalp Ritim Bozukluğu

Kalpte ritim bozukluğunun yaşanabilmesine sebep olan çok sayıda etken bulunuyor olmasıyla beraber, özellikle damar tıkanıklığı sorunu yaşayanlarda genellikle kalp ritim bozukluğuna rastlanır. Kalbin normal ritminin üzerine çıkması ya da normal ritminden daha düşük seviyede çarpması nedeniyle yaşanan kalp ritim bozukluğunda normal kalp çarpıntısı yerini farklı ritimlerdeki çarpma hızlarına bırakır. Düzensiz ritimlerde işlevini sürdüren kalp, son derece olumsuz sonuçların görülebilmesinde doğrudan etkili olduğundan dolayı hayatın pek çok anını olumsuz anlamda etkiler. Kalp ritim bozukluğu yaşanması durumu ciddi sağlık sorunlarının başında gelir. Damar tıkanıklığı durumunda kalbin yeterince beslenememesi söz konusu olduğundan dolayı, kalp ritim bozukluklarının oluşumuna zemin hazırlandığı görülür. Risk altında olmayı beraberinde getiriyor olması nedeniyle damar tıkanıklığı sorununa bağlı olarak gelişim göstermesiyle beraber hastalığın ilerlemesi durumunda çok daha yüksek seviyede sorunun yaşanabilmesi olasılığı söz konusudur. Kalp ritim bozukluğunun görülmesi kolaylıkla diğer sağlık sorunlarından ayırt edilebilecek bir durumdur. Her açıdan etkisini belirgin olarak gösteriyor olması nedeniyle yüksek derecede sağlığın olumsuz etkilenmesini beraberinde getirebilecek durumlar arasında sınıflandırılır. Kalp ritim bozukluğu oluşmasıyla beraber ağrı durumunun göğüs bölgesinde oluştuğu da rapor edilen detaylar arasında bulunur.

Görme ve Konuşma Bozukluğu

Damar tıkanıklığının belirtileri arasındaki en ciddi sorunların başında görme ve konuşma bozukluğu gelir. Görmede bulanıklık oluşabilmesi durumunu ortaya çıkabilecek bir sağlık sorunu olan damar tıkanıklıkları aynı zamanda beraberinde konuşmada bozulmaların yaşanabilmesine de neden olur. Özellikle beyin damar tıkanıklıklarında temel fonksiyon kayıplarının görülebiliyor olması nedeniyle hem görmede hem de konuşmada belirli seviyede bozuklukların yaşanabilmesi muhtemel durumlar arasında sınıflandırılır. Damar tıkanıklığının belirtisi olarak görülen bozukluklar acil olarak doktora başvurulmasını beraberinde getirir. Görme ve konuşma bozukluğunun ilerleyen damar tıkanıklığına bağlı olarak felç durumuyla ortaya çıkabilmesi muhtemeldir. En ciddi belirtiler arasında sınıflandırılıyor olmaları nedeniyle vakit kaybetmeden yapılacak olan değerlendirmelerle birlikte damar tıkanıklığının tedavisinin gerçekleştirilebilmesi olanağı bulunur. Hem görmede hem de konuşmada yaşanan bozuklukların ileri seviyeye ulaşmadan ortadan tamamen kaldırılabilir olması en etkili sonuçların alınabilmesi olanağını beraberinde getirir. Başlangıç seviyesinde olan bozukluklar, ilerleyen süre içerisinde yerini oldukça zorlayıcı durumlara bırakabileceğinden dolayı istenmeyen durumların yaşanabilmesi olasılığına sebebiyet verir.

Bacaklarda Ağrı

Bacaklarda ağrı, Türk toplumunda en sık görülen sağlık sorunlarından birisi olmasıyla beraber genellikle dikkate alınmaz. Ancak bacaklarda ağrı oluşmasında direkt olarak etki sağlayacak durumların başında damar tıkanıklıkları gelir. Bacak bölgesinde bulunan atardamarlarda yaşanan tıkanıklık durumunda ağrının görülebilmesi olasılığı söz konusudur. Yaşanan ağrının seviyesi hafif olabileceği gibi aynı zamanda şiddetli de olabilir. Bacaklarda ağrıya eşlik eden yürüme sorunlarının damar tıkanıklığına bağlı olarak görülebilir durumda olması nedeniyle her zaman ciddiye alınması gereken sağlık sorunlarının başında gelecek şekilde değerlendirilmelidir. Bacak ağrısının yaşanması yaşam kalitesini düşüren en önemli sorunlardan biri olarak değerlendirilebileceği gibi aynı zamanda bir o kadar da olumsuz sonuçların görülebilmesinde etkili olur. Ağrının tek bacakta olabilmesi durumu söz konusu olabileceği gibi aynı zamanda her iki bacakta da yaşanabilmesi olasılığı bulunur. Farklı şiddetlere sahip olarak görülebilecek ağrıların oluşumuna yol açan temel etkenlerin başında geliyor olduğu gibi aynı zamanda ilerleme de gösterebilir. Bacaklara kan akımının azalmasına sebebiyet verebilecek bir sağlık sorunu olarak ön plana çıkıyor olması nedeniyle bacaklarda ağrı özellikle yaşı 40’ı geçmiş olanlar için zorlayıcı hale gelir. Etkisini her açıdan gösterebilen bir durum olması nedeniyle yürüme sorunlarının oluşumunda doğrudan etkili olur.

Damar Tıkanıklığında Kalp Krizi Geçirme Riski Nedir?

Damar tıkanıklığı, kalp krizi riskini tetikleyen en önemli faktörlerin başında yer alır. Kalbe yeteri kadar kan gitmemesi durumunda kalp damarı doğrudan etkili olduğundan dolayı riskin artmasına sebebiyet verir. Risk seviyesinin ne olduğunun bilinebilmesi için öncelikli olarak damar tıkanıklığının durumu kontrol edilmelidir. Damar tıkanıklığı yaşanmasına bağlı olarak kalp krizi riskinin artış göstermesine sebebiyet verebilecek en önemli durum, kalbi besleyen damarın tıkanıklık seviyesinin yüksek yüzdeye ulaşmış olmasıdır. Damarın kan akışının sağlıklı şekilde devam edememesine neden olacak hale gelmesi durumunda kalp krizi geçirme riski yükselir. Damar tıkanıklığının tedavisine geç kalınması ve belirtilerin göz önünde bulundurulmaması nedeniyle kalp krizinin oluşumuna zemin hazırlanabilmesi söz konusudur. Kalp damarının tıkanıklığının yüksek seviyeye gelmesi durumunda yaşanabilecek en önemli sağlık tehditlerinden birisi olan kalp krizi geçirme riskinin yüksek seviyede değerlendiriliyor olmasıyla birlikte, çok sayıda bireyin bu durumdan etkilenebilmesi olasılığı söz konusudur. Yaşamsal faaliyetlerin aktif olarak devam edebilmesinde rol oynayan kalbin, yeteri kadar kanla beslenememesine sebebiyet verebilecek damar tıkanıklığı sebebiyle kalp krizi geçirme riski %65-70 seviyesinde değerlendirilir.

Damar Tıkanıklığı İle Vücutta Hangi Değişiklikler Olur?

Vücudun her bölgesi damarlarla kaplı olduğundan dolayı, damar tıkanıklığının oluştuğu noktaların değişkenlik gösterebilmesi olasılığı bulunur. Belli başlı değişimlerin yaşanabilmesine sebebiyet verebilecek özellikte olan damar tıkanıklığı, vücudun işlevsel açıdan fonksiyon kaybının oluşabilmesinde etkili olduğu gibi aynı zamanda bir o kadar da zorlayıcı durumların görülebilmesine sebebiyet verebilir.

Hareket Kısıtlanmaları: Hareket kısıtlanmaları vücutta damar tıkanıklığına bağlı olarak en çok yaşanan ciddi sorunlar arasında baş sıralarda yer alır. Günlük hayatın içerisinde sürekli olarak hareket halinde olunduğundan dolayı, yaşanacak kısıtlanmalar dolayısıyla zorlanmaların yaşanabilmesi mümkün olur. Damar tıkanıklığı sebebiyle kan akışının ilgili bölgelere sağlıklı şekilde devam ettirilemiyor olması dolayısıyla harekette kısıtlanmaların yaşanabilmesi olasılığı artar. Hareketlerde kısıtlanmayla beraber istenildiği gibi hareket edilememesi durumunun ortaya çıkması yüksek derecede rahatsızlık verici olur.

Çabuk Yorulma: Damar tıkanıklığına bağlı olarak çabuk yorulmanın ortaya çıkabilmesi muhtemel sonuçlar arasında bulunur. Hayatın pek çok anında hareket ettikten sonra dinlenme isteğinin ortaya çıkmasının temel sebebi damar tıkanıklığıdır. Çok yüksek efor sarf etmeden bile yorgunluk oluştuğunun görülebilmesinde doğrudan etkiye sahiptir.

Ağrılar: Farklı bölgelerde damar tıkanıklığı oluşumuyla ağrı görülmesi ve bu ağrıların geçmeyen şekilde devamlılığını sürdürmesi vücutta görülen en önemli değişikliklerden birisi olur. Damar tıkanıklığından önce herhangi bir ağrı durumunun yaşanmıyor olmasıyla birlikte, tıkanıklığın ardından belirgin seviyede görülen vücut ağrıları yaşanan değişimler arasında en çok ön plana çıkan detaylardandır. Vücut içerisinde görülebilecek değişimler arasında da kanın yeterli iletime sahip olamaması gelir. Kan akışı damarın açık olduğu durumda sürekli olarak devam ettiği gibi damar tıkanıklığının oluşum seviyesine bağlı olarak öncelikli olarak kan iletimi azalır ve zaman içerisinde damarın tamamen tıkanmasına bağlı olarak tamamen kan iletimi için engelleyici bir faktörün oluştuğunun görülebilmesi söz konusudur. Damar tıkanıklığı pek çok açıdan vücutta değişim yaşanabilmesine sebebiyet veren bir sağlık sorunu olduğu gibi aynı zamanda çok da ciddi sorunların oluşumu için tetikleyici faktör olarak tanımlanır.

Damar Tıkanıklığı Tedavi Türleri

Damar tıkanıklığı için uygulanan tedavi türleri değişken olur. Tıkanıklığın arz ettiği riske göre ve aynı zamanda bulunduğu bölgeye göre tedavi türleri şekillendirilir. Öncelikli olarak damar tıkanıklığının bulunduğu bölgenin tespit edilmesiyle birlikte gerekli görülen testlerin yapılması sağlanır. Tedavi türlerinin her biri günümüzde aktif olarak uygulanıyor olduğundan dolayı başarı oranında doğrudan artış yaşanabilmesi mümkündür. Her tedavi türünün kendi içerisinde özel uygulama yöntemi bulunuyor olduğu gibi aynı zamanda bir o kadar da fark yaratan sonuçların elde edilebilmesi de olasıdır. Tedavi türleri açısından değerlendirildiğinde, birbirinden ayrılan uygulamaların yapılabiliyor olması hastaların damar tıkanıklığı sorununu tamamen iyileştirilebilmesinde etkili olur. Farklı bölgelerde yaşanan tıkanıklıklar, damarın ne derecede tıkandığından bağımsız olarak tamamen açılarak kan akışının sağlıklı şekilde devam edebilmesine yönelik olarak işlem gerçekleştirilir. Günümüzde gerçekleştirilen başarılı tedaviler sonucunda çok sayıda damar tıkanıklığı hastasının, tedavisinin sağlandığı görülür. Damar tıkanıklığıyla alakalı en önemli durumların başında hastalığın erken teşhis edilmesi gelir. Damarlarda mevcut olan tıkanıklık durumunun belirlenmesi ne kadar erken yapılırsa, hastalığa bağlı olarak olumsuz sonuçların yaşanması durumunun önüne geçilebilmesi muhtemel olur. Hayati derecede risk faktörlerini taşıyan damar tıkanıklığının tamamen iyileştirilebilmesine yönelik olarak uygulanan tedavi türleri, doktor kontrolünde gerçekleştirilmekle beraber hayatın içerisinde bazı değişimler de istenir. Damar tıkanıklığı tedavisinin gerçekleştirilmesinin ardından dikkat edilmemesi durumunda tekrar yaşanabilecek bir sağlık sorunu olarak ön plana çıkıyor olması nedeniyle, mutlaka dikkat edilmesi gereken konulara karşı hassasiyet gösterilmesi zorunluluğu bulunur.

İlaç Tedavisi

Damar tıkanıklığıyla alakalı halk arasında yaygı olarak yanlış bilinen konuların başında, tedavi olarak sadece cerrahi müdahalelerin uygulandığı gelir. Tıkanıklık belirtileri görülse bile ameliyat olma düşüncesi ağır bastığından dolayı doktora başvurmada gecikmelerin yaşanabilmesi söz konusu olabildiği gibi aynı zamanda bunun sonucu olarak hayatı ciddi derecede etkileyen sağlık sorunlarının görülebilmesi olasılığı da bulunur. Günümüzde ilaç tedavisi, damar tıkanıklığının ortadan kaldırılabilmesine yönelik olarak uygulanabilir bir tedavi yöntemi olarak kabul edilir. Farklı formüle sahip olan ilaçların aktif olarak kullanılması sayesinde damarlarda bulunan daralmalar belirli bir seviyeye kadar açıldığı görülür. İlaç tedavisi genel olarak damar tıkanıklığının başlangıç aşamasındayken uygulanabilir olarak kabul edilir. Tedavinin gerçekleştirilebilmesi için tedavi öncesinde incelemelerin gerçekleştirilmesi ve hastanın ilaç tedavisi yöntemi için uygunluk durumuna sahip olması önem arz eder. Başlangıç aşamasında olan damar tıkanıklıklarında ilaç tedavisinin ortaya çıkardığı sonuçlar önem kazanıyor olmakla beraber oldukça başarılı şekilde damar tıkanıklığının ileri seviyeye ulaşmadan engellenebilmesi olasılığı bulunur. Tedavinin gerçekleştirilmesinde önerilen ilaçlar doktor tarafından belirli dozlardadır. Bu noktada damar tıkanıklığı yaşayanların farklı ilaç kullanım kullanmadıkları öneme sahip olur.

Damar Açıcılar

Damar tıkanıklığının ortadan kaldırılabilmesine yönelik olarak geliştirilmiş formüle sahip ilaçlar kategorisinde değerlendirilirler. Damar açıcılar, damarın tıkanmasına sebebiyet veren başlıca yağlanma olmak üzere farklı tipteki sorunların tamamen ortadan kaldırılmasında etkili olur. Tedavisi ilaçlı olarak gerçekleştirilebilir şekilde belirlenmiş olan tüm damar tıkanıklıkları için aktif olarak tavsiye edilen ilaçlar olan damar açıcılar, yarattıkları farklar bakımından son derece etkili ilaçlar olarak ön plana çıkarlar. Vücudun farklı bölgelerinde yaşanan damar tıkanıklıklarının giderilebilmesine yönelik olarak ilk olarak başvurulan ilaçlar olmaları sayesinde, en iyi sonuçların alınabilmesinde etkilidir. Damar açıcı kategorisinde üretilen ilaçlar damarlara direkt olarak etki etmesiyle beraber ön plana çıkarlar. Farklı bölgelerde bulunan damarların tamamen açılabilmesi hedefiyle kullanım süreleri belirli bir zaman dilimi boyunca devam eder. Doktor tarafından gerekli kontrollerin gerçekleştirilmesinin ardından kullanımlarının yeterli olduğunun belirlenmesinin ardından damar açıcıların etkisinin görülebilmesi mümkündür.

Tansiyon Ayarlayıcılar

Tansiyon ayarlayıcı olarak geliştirilmiş özel ilaçlar, damar tıkanıklığı sorunu yaşayan hastalara önerilen ilaçlar arasında bulunurlar. Damarın işlevini yerine getiremiyor olması beraberinde direkt olarak tansiyonda bozulmaların yaşanabilmesine neden olur. Tansiyon ayarlayıcılar sayesinde başarılı şekilde tedavinin gerçekleştirilebilmesi olanağının bulunuyor olmasıyla beraber damar tıkanıklığı çözüme kavuşturulabilir. Damar tıkanıklığına bağlı olarak gelişim gösteren tansiyon bozulmaları sağlık açısından tehdit unsuru olduğundan dolayı, tedavi aşamasında tansiyon ayarcıların sahip olduğu önem bir hayli büyüktür. Tam anlamıyla başarılı bir şekilde tedavinin gerçekleştirilebilmesine yönelik olarak kullanılabilir durumda olan tansiyon ayarlayıcılar yaşam standartlarını yukarı noktaya taşıyabilme olasılığını beraberinde getirir.

Kolesterol Düşürücüler

Yüksek kolesterol, damar tıkanıklığının ilerleyebilmesine doğrudan etki edebileceği gibi aynı zamanda bir o kadar da sağlıksız sonuçların görülebilmesinde rol oynar. Kolesterol düşürücüler, damar tıkanıklığı yaşayan hastaların kolesterollerinin yükseliş göstermemesi için önerilen ilaçlar olarak ön plana çıktıkları gibi bir o kadar da yüksek derecede etki göstermeleri sebebiyle günümüzde sıklıkla damar tıkanıklığı hastaları tarafından kullanılırlar. Yüksek kolesterol oluşumunu tetikleyici faktörlerin tamamen ortadan kaldırılabilmesine yönelik olarak tercih ediliyor olmalarıyla birlikte kolesterol düşürücüler pek çok açıdan avantajlı sonuçların alınabilmesine doğrudan etki ederler. Damar tıkanıklığı sorununa sahip olan her hastanın aktif olarak kullanabileceği ilaçlar kategorisinde değerlendiriliyor olmalarıyla birlikte sahip oldukları özellikleri bakımından damar tıkanıklığı dolayısıyla kolesterolün yükselmesine neden olan faktörlerin oluşumunu engelleyen çalışma mekanizmasına sahip özellikleri bulunur.

Girişimsel Yöntemler

Girişimsel yöntem uygulamaları pek çok sağlık soruna yönelik olarak gelişmiş yöntemler olarak tercih edilir. Günümüzde damar tıkanıklığının yaşanması durumuna yönelik olarak da girişimsel yöntemlerin tercih edilir. İlaç tedavisine uygun olmayan durumdaki hastalara yönelik olarak hazırlanan girişimsel yöntemler sayesinde oldukça başarılı sonuçların elde edilebilmesi olanağı bulunur. Etkili tedavi yöntemlerinden birisi olarak değerlendiriliyor olmasıyla beraber tüm dünya çapında girişimsel olarak damar tıkanıklığına yönelik müdahalenin gerçekleştirilebilmesi söz konusu olur. Başından sonuna kadar özel bir yöntem olarak uygulanıyor olduğu gibi aynı zamanda damar tıkanıklığının çözüme kavuşturulabilmesi açısından da yüksek etkiye sahip olmasıyla ön planda yer alır. Girişimsel tedavi, cerrahi müdahaleyle aynı kategoride değerlendirilemeyeceği gibi uygulanma yöntemleri açısından da farklılık gösterirler.

Aterektomi

Damar tıkanıklığına sahip olan hastalar için geliştirilmiş en özel yöntemlerden birisi olan aterektomi, damar içerisinde yer alan kireçlerin temizlenebilmesine olanak sağlar. Uzuv kayıplarının yaşanabilmesinin önüne geçme amacıyla uygulanan bir yöntem olmasıyla beraber aterektomi, hem yeni hem de gelişmiş bir yöntem olarak uygulanıyor olmasıyla başarılı sonuçların elde edilebilmesi avantajını beraberinde getirir özelliktedir. Damarlarda tıkanma, kan akışının sağlanamaması ve dolayısıyla beslenemeyen uzuvları beraberinde getirebilir. Kangren gelişimine neden olan durumlarda uzuvların kesilmesi zorunluluğu ortaya çıktığı gibi, aterektomi yöntemi olarak bu durumun ortadan tamamen kaldırılabilmesine yönelik olarak uygulanır.

Tedavi aşamasında hastaya hafif seviyede sakinleştirici verilmesiyle beraber kasıktan lokal anestezi uygulaması başlar. Üst uylukta bulunan uyluk atardamardan bir kesik açılarak içerisine kılavuz tel sokularak işlem devam eder. Tıkanıklığın olduğu yere kadar tel yardımıyla ulaşılabilmesi mümkündür. Ucunda özel bir bıçak olmasıyla beraber, tıkanıklığın bulunduğu bölgenin tamamen tıraşlanarak veya kazıma işlemi gerçekleştirilerek açılabilmesi sağlanır.

Aterektomi yöntemi girişimsel olarak uygulanıyor olduğu gibi yüksek başarı oranıyla beraber gelişmiş cihaz kullanımı yardımıyla etkili seviyede sonuçların alınabilmesinde etkili olur. Tam anlamıyla başarılı sonuçların alınabilmesine doğrudan etki ettiği gibi aynı zamanda bir o kadar da damar tıkanıklığının giderilebilmesinde avantajlı çözüm olanağına sahiptir. Rotasyonel aterektomi ve direksiyonel aterektomi yöntemleri damar tıkanıklığının açılabilmesinde aktif olarak uygulanan yöntemler olur. Girişimsel bir tedavi türü olmasıyla beraber iyileşme sürecinin kısa olması avantaj sağlar.

Cerrahi Tedavi

Damar tıkanıklığının ileri seviyeye gelmesiyle birlikte cerrahi tedavi kaçınılmaz olur. Tıkalı olan damarın kan akışını sürdürememesi dolayısıyla yaşamsal faaliyetlerin risk grubunda değerlendirilebilir olmasının yanı sıra aynı zamanda yüksek derecede de sağlık sorunlarının görülebilmesi muhtemeldir. Cerrahi tedavi yönteminin aktif olarak uygulanması, sonuçları bakımından başarı oranı yüksek yöntemlerden biri olarak kabul görür. Hastaların tıkalı olan damarlarına yönelik olarak müdahale gerçekleştirilmesi, ilgili bölgeden sağlanır. Cerrahi açıdan gerçekleştirilen uygulamayla beraber sağlık şartlarının daha iyi hale getirilebilmesi mümkündür.

Bypass Ameliyatı

Cerrahi açıdan en gelişmiş yöntemlerden birisi olarak damar tıkanıklıklarına yönelik gerçekleştirilen tedavi bypass ameliyatıdır. Tıkanıklığa bağlı olarak atardamarın beslediği bölgenin canlılığını yitirebilmesi söz konusu olduğundan dolayı, bypass ameliyatı sayesinde ilgili bölgede canlılığın sürdürülebilmesi mümkündür. Atardamarın tıkalı olan noktasına yönelik olarak tespit gerçekleştirilmesinin ardından, uygulama gerçekleştirilerek tıkalı bölgeye yeniden yeterli miktarda kan akışının olması sağlanır. Kalbi besleyen damarların tıkanması durumunda en çok başvurulan modern bir tedavi yöntemi olması sayesinde etkili seviyede sonuçların alınabilmesine yönelik olarak uygulamanın gerçekleştirilebilmesi mümkündür. Geçmiş yıllarda çoğunlukla çalışan kalpte bypass uygulamaları gerçekleştirilmekteydi. Günümüzdeyse bu yöntem yerini durdurulmuş olan kalpte bypass uygulamasına bıraktı. Akciğer kalp pompasıyla birlikte vücudun yaşamsal faaliyetlerinin devam ettirilmesiyle beraber bypass ameliyatının gerçekleştirilmesiyle tıkalı olan damarların açılması sağlanır.

Damar Tıkanıklığı Tedavi Öncesi

Damar tıkanıklığının tedavi öncesi aşamasında hastaların hangi tedavi için uyumlu olduklarının öğrenilebilmesine yönelik olarak gerekli işlemler yapılır. Genel sağlık durum kontrolleri, hasta analizi ve hastanın kullandığı bir ilaç bulunup bulunmadığı gibi tüm detayları kapsayan bir süreç olmasıyla beraber her zaman tedavinin başarılı bir şekilde oluşturulabilmesinde rol oynar. Tedaviye başlamadan önce gerekli tüm verilerin toplanması sayesinde hastaların yaşadığı damar tıkanıklığı sorunlarının ortadan kaldırılabilmesi avantajı bulunur. Her hastada farklı seviyede görülebilmesi olasılığının bulunduğu gibi oluşturabileceği riskler de ayrı kategoride sınıflandırılır. Tedavi öncesi sürecine önem verilmesiyle damar tıkanıklığının çözüme kavuşturulabilmesi mümkün olur.

Hastanın Durumunun Analiz Edilmesi

Hastanın durum analizinin gerçekleştirilmesi, tedavi öncesi süresinin en önemli adımlarından biri olarak ön plana çıkar. Her hasta özelinde ayrı şekilde tedavi uygulamalarının sağlanabilmesi için durum analizinin sağlanması yüksek önem taşır. Durum analizinin gerçekleştirilebilmesinde kullanılan yöntemlerde gelişmiş cihazların kullanımı mümkündür. Durum analizinin gerçekleştirilmesinde sağlıklı şekilde hastaya dair verilerin elde edilebilmesi olanağını sağlayan işlemlerle beraber doktor tarafından değerlendirmenin ardından tedavi uygulama yöntemine karar verilebilmesi sağlanır.

Bilgisayarlı Tomografi

Bilgisayarlı tomografi, günümüzde gelişmiş cihazlarla birlikte gerçekleştiriliyor olduğu gibi başarılı şekilde verilerin elde edilebilmesinde etkili olur. Damar tıkanıklığı olan hastaların durumlarının analiz edilebilmesinde kullanılır. Çalışma prensibi olarak x-ışını yani röntgen kullanılmasıyla beraber vücudun incelenen bölgesindeki kesitsel görüntünün oluşturulabilmesine yönelik olarak radyolojik teşhis yöntemidir. Bilgisayara bağlı olan cihaz 360 derecelik dönme açısına sahip olmasıyla beraber, vücudun farklı noktalarından veri elde edebilmeye olanak sağlar. Bilgisayarlı tomografide, dedektörler tarafından x ışınının vücudun içerisine geçen kısmıyla damar tıkanıklığına yönelik olarak hasta analizinin net şekilde yapılabilmesi mümkündür.

MRI

Manyetik Rezonans Görüntüleme cihazı olarak tanımlanan MRI, hasta analizi için en çok kullanılanları arasında yer alır. Hastalıkları daha kolay şekilde tespit edebilmek için geliştirilmiş bir tıbbi ürün olmasıyla birlikte pek çok hastalığa dair başarılı seviyede bilgi edinebilmeyi mümkün kılar özelliğe sahiptir. Canlıların iç yapısını görüntüleyebilme olanağını sunuyor olması sayesinde, damar tıkanıklığının bulunduğu bölgenin genel hatlarıyla incelenebilmesine yönelik olarak kullanılabilmesi söz konusu olur. MRI, başarılı seviyede veri analizi yapabilmeyi mümkün kılar özelliktedir. Manyetik alanların radyo dalgaları oluşturmasıyla birlikte hidrojen atomlarının uyarılması ve hidrojen atomları sayesinde enerji salmaya başlanması yöntemine dayanır. Salınan enerji cihaz tarafından algılanarak görüntü halinde gösterilir ve MRI yöntemi damar tıkanıklığına yönelik olarak en iyi hasta durum analizi yapabilme olanağını sunar.

ABI

Ayak bileği-Kol basınç indeksi olarak tanımlanan ABI, kan akışının gözden geçirilerek değerlendirilebilmesine yönelik olarak kullanılan hem pratik hem de güvenilir bir yöntemdir. Damar hastalıklarının ilerlemesini veya gerilemesini sağlayabilmede etkili olduğu gibi, tedaviye verilen yanıtın izlenebilmesinde etkili olan nesnel yollardan biri olarak ön plana çıkar. Ayak bileği hizasında yer alan atardamarlardan kan basıncının ölçülerek, kolda referans olarak kabul edilen ölçüme bölünmesi yöntemine dayanarak belirlenir. Normal sağlıklı şartlarda dolaşım sistemi neredeyse tüm atardamarlarda aynı basınca sahiptir. Dolayısıyla hesaplanan ABI oranı 1 sayısına eşit olur. Damarda tıkanıklık yaşanması durumunda bacaklara giden kan seviyesinde düşüş yaşanırken, ölçülen basınç seviyesi de aşağıya iner. ABI ölçümlerinde tanının kalabilmesinde 0.9 değerinin altında bir değere rastlanması önemli olur. Radyasyon riski olmadan kolaylıkla gerçekleştirilebilen bir test olmasıyla birlikte hasta durum analizinin gerçekleştirilebilmesinde yüksek derecede etki sağlamasıyla ön plana çıkar. Hangi damarın tam olarak tıkandığını göstermiyor olmakla beraber kan basıncı değerlerinden belirli bir veri elde edebilmeyi mümkün kılar özelliktedir. Ölçümün gerçekleştirilmesinde kollarla birlikte ayak bileği üzerine tansiyon aleti yerleştirilerek Doppler cihazıyla kan basınç ölçümünün yapılması mümkündür. Her iki kol ve bacakta da uygulanıyor olmasıyla, doğru verinin elde edilebilmesi olanağını beraberinde getiren bir analiz yöntemidir.

Efor Testi

Efor testi, günümüzde hasta durumunun analiz edilebilmesine yönelik olarak en çok kullanılan testlerden biri olarak ön plana çıkar. Kalp yükünün artırılacağı şekilde belirli bir tempoda egzersiz yapılmasıyla ölçüm gerçekleştirilir. EKG sürekli olarak izlenerek belirli aralıklar boyunca kayıt altına alınır ve damar tıkanıklığına yönelik olarak belirlemenin gerçekleştirilebilmesi mümkün olur. Hastaya dönen bir bant üzerinde yürüme veya sabit bir bisiklet üzerinde pedal çevrilerek kalp hızının artırılmasına yönelik olarak efor testi yapılır. Hasta egzersize devam ederken EKG kayıtlarının analizinin bilgisayarda gerçekleştirilmesine dayanan bir uygulama olur. Kan basıncı değişiklikleri, nabız değişiklikleri, göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi şikâyetlerin olup olmadığına yönelik olarak incelemenin gerçekleştirilmesi sağlanır. Normal EKG’de görülmeyen bozukluklar mevcutsa, efor testi sayesinde en ince ayrıntılarına kadar görülebilmesi mümkündür. Damar tıkanıklarının ilerleme göstermeden teşhis edilebilmesine yönelik olarak uygulama yöntemi olarak tanımlanır. Hasta analizinin gerçekleştirilebilmesinde başarılı sonuçlar veriyor olması sayesinde tam anlamıyla istenilen verilerin elde edilebilmesinde de ön plana çıkar.

Renkli Doppler Ultrasonografi

Ultrasonografi yönteminin renkli olması, damarların içerisinde dolaşımını sürdüren kanın renkli şekilde görülebilmesine olanak sağlayan bir yöntemdir. Damar tıkanıklığının teşhisinde aktif olarak uygulanıyor olması sebebiyle, en çok ön plana çıkan cihazlardan biri konumunda bulunur. Görüntüleme cihazı belirli seviyede ses dalgası oluşturur. Kan hücrelerine çarpıp geri dönmesi sırasında oluşan dalga boyları arasında fark bulunuyor olması görüntülerin net şekilde elde edilebilmesi olanağını sağlar. Görüntüleme yöntemi olarak kullanılıyor olmasıyla beraber, kan damarlarının çapının ne olduğunun bulunabilmesi olanağını sağlar. Kanın akış yönü ve akış hızının belirlenebilmesinde de renkli doppler ultrasonografi yönteminin gelişmiş bir yöntem olarak kullanılabilir durumda olmasıyla fark yaratılabilmesi olasılığı bulunur. Her zaman damar tıkanıklıklarının kontrol edilebilmesine yönelik olarak en çok ön planda bulunan uygulama yöntemlerinden biri olarak tanımlanır. Hastalara dair verilerin eksiksiz olarak alınabilmesi olanağını beraberinde getiriyor olması yöntemin başarı oranının yüksek olmasındaki en önemli etkenlerin başında gelir. Renkli doppler ultrasonografi sayesinde pek çok açıdan verimli sonuçların elde edilebilmesi olanağı söz konusudur. Vakit kaybı yaşanmadan kolaylıkla hasta durum analizinin değerlendirilebilmesine olanak sağlayan yöntemlerden birisi olarak fark yaratır.

Hastaya Uygun Tedavi Yönteminin Seçilmesi

Damar tıkanıklığı sorunu yaşayan her hasta, farklı seviyelerde damar tıkanıklığıyla karşı karşıya olabileceği gibi aynı zamanda sağlık durumlarının değişkenlik gösterebilmesi olanağı bulunur. Hastaya uygun tedavi yönteminin seçilmesi büyük bir önem taşıyor olması nedeniyle, her zaman ön planda tutulması gereken detayların başında gelir. Doğru tedavi uygulamalarıyla beraber en iyi sonuçların alınabilmesi olanağı bulunduğundan dolayı hastalar özelinde değerlendirmenin yapılması fark yaratır. Hastaya dair tüm verilerin incelenmesiyle beraber uygun tedavi yönteminin seçimi uzman doktor tarafından gerçekleştirilir. Başarılı bir uygulamanın gerçekleştirilebilmesine yönelik olarak tedavi yöntemi belirlemesinde tedavi öncesinde hem testlerle hem de hastanın hikâyesini dinlemeyle kararın nihai olarak verilebilmesi mümkün olur.

Damar Tıkanıklığı Tedavisi Sonrası

Damar tıkanıklığının tedavisinin gerçekleştirilmesinin ardından, hastalığın tamamen ortadan kaldırıldığı söylenemez. Tedavinin gerçekleştirilmesinin ardından damarın tekrar tıkanmamasına yönelik olarak damar tıkanıklığı tedavisi sonrası dönemine yüksek derecede önem verilmesi gerekir. Tedavinin gerçekleştirilmesiyle beraber tıkalı olan damarın tamamen açılabilmesi mümkün olsa da, gerekli özeni göstermemek tekrar damar tıkanıklığı yaşanabilmesine sebebiyet verir. Hastalığın nüksetmemesi için, tedavinin ardından hastalık tamamen geçti olarak değerlendirilmemeli ve belli başlı noktalara özellikle dikkat edilmesi gereklidir. Başarılı bir tedavinin tamamlanabilmesinde tedavi aşamasının olduğu kadar tedavi sonrası aşamasının da yüksek önemi söz konusu olur.

Tedavinin gerçekleştirilmesinin ardından geçen süre içerisinde tüm detaylara dikkat edilmesiyle beraber damar tıkanıklığının tekrar yaşanması durumunu istemeyen hastaların hayat düzenlerini değiştirmeleri zorunlu olarak kabul edilmiştir. Doktor tarafından verilecek olan önerilere uyulması ve aynı zamanda daha sağlıklı yaşam şartlarına sahip olmak tekrar damar tıkanıklığı sorununun yaşanabilmesinin önüne geçecek temel faktörlerin başında gelir.

Kontrol Süreci

Tedaviden sonraki dönemde, kontrol sürecinin aksatılmadan sürdürülmesi yüksek öneme sahip olur. Her zaman belirli zaman dilimlerinde doktor kontrollerinin sağlanmasıyla beraber damar durumlarının aktif olarak nasıl olduğunun tespitinin gerçekleştirilebilmesi olanağı bulunur. Sağlanan kontrollerle birlikte olası olumsuz durumların erkenden engellenebilmesi sağlanır. Kontrol sürecinin hiçbir zaman aksatılmaması tedavi olan hastalar açısından çok büyük öneme sahip olur. En iyi seviyede kontrol sürecinin yönetilmesiyle beraber damar sağlık durumunun görülebilmesine olanak tanınır. Her hastada tedaviye verilen yanıtın farklı olması dolayısıyla kontrol sürecinin başarılı bir şekilde yürütülememesi demek, riski beraberinde getirebilecek özelliğe sahip olur. Kontrol süreci doktor tarafından belirlenen şartlar doğrultusunda gerçekleştiriliyor olduğu gibi özenli şekilde tamamlanır.

Hastalar özelinde gerçekleştirilen kontrollerde damar sağlık durumuyla birlikte kan akışının ve basıncının da ölçümleri yapılır. Yeni tedavi olmuş hastalarda özellikle iyileşme döneminin tamamlanmasına kadar periyotlar aralığında kontrol sürecinin devam ettirilmesi sağlanır. Haftalık veya aylık olarak hastane ortamında doktor kontrolünde gerçekleştirilen tedaviler sayesinde tedavi sonrasında en iyi sonuçların alınabilmesi olanağı bulunur.

Hastanın Yapması Gerekenler

Hastanın yapması gerekenler, genel olarak damar sağlık durumunu doğrudan etkilediğinden dolayı tedavi sonrasının nasıl geçirileceğinde de belirleyici faktör olur. Her hastanın mutlaka yapması gereken bir takım önemli uygulamalar ve değişiklikler söz konusudur. Damar sağlığının korunabilmesinde tedavi öncesinde yapılan yanlışların köklü şekilde değiştirilmesiyle beraber başarılı iyileşme sonuçlarının kolaylıkla görülebilmesi olasıdır.

Düzenli Egzersiz: Tedaviden sonra hastanın gerçekleştirmesi gereken yaşam değişiklikleri arasında en önemli noktaların başında düzenli egzersiz yapmak gelir. Hareketsiz bir yaşam damar tıkanıklığının oluşum riskini artırıyor olduğu gibi düzenli egzersiz yapılması durumunda da bunun tam tersi olarak çok daha sağlıklı şekilde hayatın sürdürülebilmesi mümkün olur. Gün içerisinde aksatılmadan egzersiz yapılması yaşa göre farklı tempolarda gerçekleştirilebilir. Egzersiz programını her zaman uygulanmasıyla beraber en iyi sonuçların elde edilebilmesi olanağı bulunur. Özel olarak doktor tavsiyesi sayesinde gerçekleştirilebilecek olan egzersizlerle beraber yaşam standartları yüksek seviyeye çekilir.

Beslenme Programı: Damar tıkanıklığını etkileyen faktörler arasında beslenme programı yer alır. Beslenmenin sağlıklı şekilde gerçekleştirilebilmesine yönelik olarak belirli bir programın oluşturulabilmesi damar sağlığında etkili olan detayların başında yer alır. Yağlı besinler ve kolesterolü yüksek besinler damar sağlığı için tedaviden sonra tehdit edici unsurlar haline gelirler. Daha çok sebze meyve ağırlıklı ve buna ek olarak protein, tahıl grubu ağırlıklı beslenmek önem arz eder. Beslenme programının oluşturulmasında uzman desteğinin alınabilmesi mümkün olduğu gibi en iyi standartlar belirlenebilir. Doktor gözetiminde diyetisyen tarafından tedavi sonrası özel programının oluşturulmasıyla damar tıkanıklığının tekrar oluşum riski ortadan tamamen kaldırılabileceği gibi bir o kadar da sağlıklı sonuçların alınabilmesine zemin hazırlanabilmesi mümkün olur.

Stressiz Yaşam: Stresli bir yaşam pek çok sağlık sorunun oluşumunda temel etken olarak ön plana çıkar. Damar tıkanıklığı yaşanmasında da tetikleyici görevinde olan stres, hem iş hayatında hem de günlük hayatta etkisini arttırdığında çeşitli sorunlarını beraberinde getirir. Tedaviden sonra stressiz bir yaşam sürdürmek en az egzersiz yapmak ve beslenme programına değişimlere gitmek kadar önem taşır. Duygusal açıdan yıpranmamak her zaman damar sağlığı için koruyucu bir etken olarak ön plana çıkar. Stresin etkileri vücudun farklı noktalarına dağılım göstererek yaşanabileceği gibi aynı zamanda yüksek derecede de etkili olabilir. Bu nedenle stresten uzak bir yaşam sürdürülmesi tedavi sonrasının en önemli kriterleri arasında bulunur.

Kötü Alışkanlıklardan Tamamen Uzaklaşmak: Sigara ve alkolden tedavi sonrasında tamamen uzaklaşmak damar sağlığı için pozitif etki sağlar. Özellikle sigaranın damar tıkanıklığına yol açtığı pek çok kez kanıtlanmış olduğundan dolayı, içilmemesi gerekir. Alkolün da fazla tüketilmesi durumunda vücudun genel sağlığını bozarak damar tıkanıklığı yaşanabilmesine ortam hazırlayacak sonuçları beraberinde getirebileceğinin görülüyor olmasıyla birlikte kötü alışkanlıklardan tamamen uzaklaşmak aynı zamanda risk faktörlerinden da uzak durmak anlamına gelir. Damar tıkanıklığının tedavi edildiği dönemin ardından tekrarlamadan tamamen ortadan kaldırılabilmesine yönelik olarak gerçekleştirilen uygulamalar sayesinde fark yaratan sonuçların elde edilebilmesi olanağı bulunur.

Hayatın içerisinde yapılacak değişimlerle beraber damar tıkanıklığının tekrar yaşanabilmesi sorununun tamamen önüne geçilebileceği gibi aynı zamanda etkili sonuçların alınmasında da fark yaratan sonuçlara ulaşılabilir. Damar tıkanıklığı kalitesiz yaşam şartlarında gelişim gösterebilmeye müsait bir sağlık sorunu olduğundan dolayı ne kadar fazla damar sağlığını korumaya yönelik olarak değişim yapılırsa o kadar olumlu geri dönüşler alınır.

Sık Sorulan Sorular

Damar tıkanıklığı hakkında sık sorulan sorular, en çok merak edilen soruları kapsıyor olması itibariyle aynı zamanda bilgi sağlayabilmede de oldukça etkilidir. Doğru bilgiye ulaşma noktasında herkes tarafından merak edilen sık sorulan sorularla karmaşadan uzak bilimsel değerlendirmeler ışığında aklınızda olan her şeye yanıt bulabilirsiniz.

En Çok Tercih Edilen Tedavi Yöntemi Hangisidir?

Her hasta farklı seviyede damar tıkanıklığına sahip olduğu gibi farklı genel sağlık durumuna da sahiptir. En çok tercih edilen tedavi yönteminde belirli bir tedavinin ağır bastığı bu nedenle net şekilde söylenemez. Ancak öncelikli olarak ilaçlı ve girişimsel yöntemlerin uygulanması cerrahi yönteme göre çok daha pratik olduğundan dolayı tercih edilir. Günümüzde gelişmiş olarak uygulanmaya devam eden çok sayıda tedavi bulunuyor olmasıyla birlikte damar tıkanıklığının tamamen açılabilmesinde en çok tercih edilen tedavi yöntemlerinde baş sırayı aterektomi yönteminin aldığı söylenebilir.

Tedaviden Sonra Damar Tekrar Tıkanabilir Mi?

Tedavinin gerçekleştirilmesinin ardından damar tıkanıklığını tekrar oluşum riski bulunur. Damar tamamen temizlenerek açılmış olsa bile, dikkat edilmesi gerekenlere uyulmadığında belirli bir zaman içerisinde aynı damarın veya farklı bölgede bulunan bir damarın tıkanıklık sorununu ortaya çıkarabilmesi muhtemel olur. Sağlıklı ve düzenli bir yaşama sahip olmak, damar sağlığını koruyabilmede yüksek derecede etkiye sahip olduğu gibi aynı zamanda yaşanması muhtemel sorunların da tamamen önüne geçecek seviyede etkiye sahiptir. Tedavinin gerçekleştirilmesinden sonraki süre içerisinde damarın tekrar tıkanabilmesi muhtemel olduğu gibi aynı zamanda tekrar tedavinin yapılması zorunluluğu ön plana çıkar.

Damar Tıkanıklığı Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Damar tıkanıklığı, mutlaka tedavi edilmesi gereken hastalıklar kategorisinde sınıflandırılır. Tıkanıklık seviyesi düşük yüzdeye sahip olsa bile, ilerleyiş göstererek daha yüksek tıkanmaları beraberinde getirebilir. Damarın tamamen tıkanması durumundaysa organların beslenememesi sorunu yaşanır. Ölümcül sonuçlara kadar uzanabilen sonuçların görülebilmesine yol açan durumlarda damar tıkanıklığının etkisi göz ardı edilemez seviyede olur. Tedavinin gerçekleştirilmemesi durumunda yaşanabilecek çok yönlü sağlık sorunları bulunuyor olduğu gibi aynı zamanda belirtilerinin şiddetini arttırdığının da görülebilmesi söz konusu olur. Damar tıkanıklığı ilk andan itibaren ileri seviyeye ulaşmadan tedavi edilmelidir. Aksi takdirde yaşanabilecek sorunlar dolayısıyla görülen problemlerin önüne geçebilmek adına yapılan işlemler çok daha uzun yanıt süresine sahip olur. Damar tıkanıklığının tanısının erken yapılması ve tedavisine de hastaya uygun şekilde başlanması sayesinde etkili sonuçların alınabilmesi olanağı bulunur. Her kategoride olan hasta için damar tıkanıklığı tedavisinin etkili şekilde gerçekleştirilmesi gerekir.

Bypass Ameliyatı Hastanın Yaşamını Nasıl Etkiler?

Bypass ameliyatının gerçekleştirilmesi, kan akışının bozulması nedenine dayalı olur. Damarlardan kanın yeteri kadar dokulara ulaşamaması neticesinde kalbin iyi beslenmesi oldukça zorlu bir hal alır. Kanın geçmediği damara bypass uygulamasının gerçekleştirilmesiyle beraber kanın damarın uç kısmına kadar akışkanlık özelliği kazanması sağlanır.

Gelişmiş bir tedavi yöntemi olarak uygulanıyor olması sayesinde, riski son derece düşüktür. Başarı oranı yüksek olduğundan dolayı bypass ameliyat sonrasında hastanın yaşamı pozitif anlamda etkilenir. Ameliyattan sonra yeni bir yaşamın başlayacağının bilinmesi her hasta için oldukça önemlidir. Bypass ameliyatından sonra tamamen tedavi olunmuş ve hayatın düzensiz şekilde yaşanabileceği şeklinde olan düşünceler son derece yanlıştır. Tedavinin gerçekleştirilmesinin ardından yeni yaşam tarzına uyum sağlanarak benimsenmesi önem arz eden temel faktörler arasında bulunur.

İdeal Kiloyu Korumak: Bypass ameliyatı sonrasında bireylerin ideal kilolarını korumaları gerekir. Damar sağlığının korunabilmesi için şeker, tuz ve kolesterolden kesinlikle uzak durulması fark yaratan sonuçların elde edilebilmesinde etkili olur. Kilonun ideal seviyeye getirilerek korunması sayesinde bypass ameliyatının sonuçları pozitiflik kazanır.

Aktif Yaşam: Hastalara ameliyat işleminin ardından hekim tarafından aktif yaşam tarzının benimsenmesi gerektiği söylenir. Yaşamda değişkenlik olmadan bypass ameliyatının neredeyse hiçbir etkisi bulunmaz. Değiştirilen bir yaşamla beraber çok daha kaliteli damar sağlığı elde edilebilmesi mümkündür.

Ağır Spordan Kaçınmak: Spor yapılması bypass ameliyatının gerçekleştirilmesinin ardından belirli bir süreden sonra tavsiye ediliyor olsa da ağır spordan her zaman kaçınmak önem taşır. Damar sağlığı için zorlayıcı olabilecek sporlar yerine daha hafif sporlara yönelme gerekliliği bulunur.

Bypass ameliyatından sonraki zaman diliminde tavsiyelere uyulması sayesinde, ameliyatın sonuçlarının en iyi şekilde görülebilmesinin sağlanıyor olması hayatı tamamen değiştirebilmeye olanak sağlar.

Tedavi Sürerken Alkol Ve Sigara Kullanımının Sakıncası Var Mıdır?

Alkol ve sigara kullanmak damar tıkanıklığına sahip olan bireylerin hiçbir zaman yapmamaları gereken uygulamalardır. Sağlıklı yaşam şartlarına sahip olmak damar tıkanıklığının tedavisi devam ederken en önemli konuların başında gelir. Hem tedavi aşamasında hem de tedavinin tamamlanmasından sonra hiçbir şekilde, damar sağlığını ve genel sağlığı olumsuz anlamda etkileyecek olan alkol ve sigara kullanımının gerçekleştirilmemesi gerekir. Sağlıklı alışkanlıkların kazanımı tedavi süresi boyunca olumlu sonuçları ortaya çıkaran etkenler arasında sınıflandırılabilir.

Tedavide Kullanılan İlaçların Yan Etkileri Nelerdir?

İlaçlar, belirli yan etkilere sahip olurlar. Damar tıkanıklığı tedavisinin gerçekleştirilmesinde kullanılan ilaçların yan etkilerinin bilinmesi oldukça büyük öneme sahip olur. En çok karşılaşılan durumların başında; baş ağrısı, mide bulantısı, karında kramp ve kusma gibi şikâyetler gelir. Yan etki yaşanma oranı genel itibariyle son derece düşük bir yüzdeyi kapsıyor olduğu gibi aynı zamanda hafif şekilde seyreder. Bazı bireylerde görülen yan etkilerin şiddetinin artarak devam etmesi durumunda acil olarak doktora başvurulması gerekir. Damar tıkanıklığı tedavisinde önerilen ilaçlara göre yan etkilerin farklılaşma gösteriyor olması ve etkilerinin yüksek oranda düşük olması nedeniyle tedavide başarılı sonuçların herhangi bir sağlık sorunu olmadan görülebilmesi olasılığı bulunur.

Damar Tıkanıklığı Kalp Krizine Sebep Olur Mu?

Kalbi besleyen damarlarda tamamen tıkanma yaşanması durumunda kalp krizi yaşanabilmesi olasıdır. Damar tıkanıklığının oluşturabileceği yaşam risklerinden birisi olması nedeniyle tam anlamıyla damar tıkanıklığının yaşanmadan, damarın içerisinin temizlenmesi kalp krizi yaşanma riskini ortadan kaldırır. Damar tıkanıklığının tamamen kalbin beslenmesinin önüne geçecek şekilde ilerleyiş göstermesi nedeniyle yaşanabilecek kalp krizi riski tedavi olmadığında her zaman bulunur.

Damar Tıkanıklığı En Çok Kimlerde Görülür?

Damar tıkanıklığının en çok görüldüğü bireyler; hareketsiz yaşama sahip olanlar, beslenmesine dikkat etmeyenler ve sürekli olarak stresli yaşamın içerisinde bulunanlardır. Genellikle 40 yaşın üzerindeki bireyler risk grubunda bulunuyor olmakla beraber mesleği sebebiyle sağlıksız yaşama sahip olan bireylerde daha genç yaşlarda görülebilmesi olasılığı bulunur. En çok kimlerde görülebileceğinin tespit edilebilmesine yönelik olarak yapılan araştırmalar sonucunda uzmanlar tarafından hazırlanan raporda bu detaylar ön plana çıkar.

Damar Tıkanıklığı Önlenebilir Mi?

Evet önlenebilir. Yaşam standartlarıyla doğrudan ilişkili olarak görülüyor olduğundan dolayı, damar tıkanıklığını önlemeye yönelik şekilde yaşamın yeniden düzenlenmesi gerekir. Hayat standartlarının ne durumda olduğu temel olarak damar tıkanıklığının tamamen ortadan kaldırılabilmesinde veya ilerleyiş gösterebilmesinde etkili olur. Önlenebilir olduğundan dolayı vücudun genel sağlığında sorun yaşanmasına zemin hazırlanmaması için gerekli sağlıklı şartların ön planda tutulabilmesi mümkündür.

Damar Tıkanıklığı Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Uygulanan yönteme bağlı olarak değişkenlik gösterir. Damar tıkanıklığı tedavisinin süresi ilaçlı tedavide aylar boyunca sürebileceği gibi girişimsel ve cerrahi yöntemle birlikte 45-90 dakika arasında tedavi edilebilecek şekilde uygulamaların gerçekleştirilebilmesi mümkün olur. Sürede yaşanan değişkenlik durumunda en belirleyici etkenlerden birisi de damarın ne kadar tıkalı olduğudur. Başlangıç aşamasında az tıkalı olan damarlarda tedavi ve tedavi sonrası dönem çok daha kısa süreli olarak devam eder.

Damar Tıkanıklığının Bitkisel Tedavisi Var Mı?

Tedavi olarak bitkisel yöntemlerin uygulanması yetersiz kalır. Damar tıkanıklığına yönelik olarak bitkisel tedavi olarak yeme içme düzenini değiştirilmesinde kullanılabilir. Sağlıklı bitkilerin çay olarak tüketilmesi veya direkt olarak yemeklerle beraber tercih edilmesi durumunda damar tıkanıklığına karşı sağladıkları etki olumludur.

Bypass Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Her ameliyat belirli risklere sahip olduğu gibi bypass ameliyatının da belirli riskleri bulunur. Günümüz şartlarında çok daha iyi şekilde uygulanabiliyor olmasından kaynaklı olarak ölüm riskinin oranı tüm dünya genelinde %1 olarak kabul edilir. Bypass ameliyatının böbrek, beyin veya solunum yollarında komplikasyon gösterebilme oranı %0.3 seviyesinde olmasıyla beraber; yaşlılar ve diyabet hastalarında bu risk yüzdesinin artış gösterebiliyor olduğu belirlenmiştir. Geçmiş yıllara oranla çok daha risksiz şekilde tamamlanan bir ameliyat olmasıyla etkili sonuçlarıyla ön plana çıkar.

Damar Tıkanıklığı Tedavisi Nasıl Yapılır?

Damar tıkanıklığına uygulanacak tedavi tıkanma yerine ve boyutuna göre değişiklik gösterir. Eğer yaşam tarzında ufak değişiklikler yaparak tıkanmanın açılması mümkün ise ilk önce bu yola başvurulur. Eğer bu mümkün değilse de ilaç tedavisine veya cerrahi yönteme başvurulur. İlaç tedavisi genelde tıkanmayı duraklatan türdendir, kanı akışkan hale getirir ve plak oluşumunu engeller. Cerrahi müdahale ise tıkanmayı tamamen ortadan kaldırmak üzerine kurgulanmıştır. Bypass, anjiyoplasti gibi yöntemlerle damar tıkanıklığı tedavisi gerçekleştirilebilir.

Damar Tıkanıklığı Tedavisi İçin Hangi Bölüme Gidilir?

Damar tıkanıklığının belirtiler üzerinden anlaşılması oldukça zordur. Vakaların bazılarında çeşitli gelişme süreleri var iken bazılarında akut problemler gerçekleşmektedir. Doğal olarak, damar tıkanıklığı tanısı ya da şüphesi diğer bazı bölümlerce oluşturulabilmektedir. Hastalar genelde belirtilerden dolayı iç hastalıklarına başvurmakta; bu başvurudan sonra sevk işlemi kalp ve damar cerrahisine gerçekleştirilmektedir.