Çölyak Tedavisi

Çölyak Tedavisi
Çölyak Tedavisi

 

Çölyak, gluten içerikli olan yiyeceklere bağırsakların vermiş olduğu alerjik reaksiyonlar sonucu ortaya çıkar. İçerisinde buğday, çavdar, arpa ya da yulaf gibi tahılların bulunması sonucunda alerjik reaksiyon oluşur. Ağız yolu ile alınan bu tahıllar, bağırsakta iyi bir şekilde sindirilemediğinden dolayı hazımsızlık ve buna bağlı olarak ishal oluşur. Çölyak hastalığı aslında tedavisi mümkün olan hastalıklar arasında yer alır. Hastalık aynı zamanda genetik olması ile de bilinir. Aile bireylerinden birinde bu rahatsızlık söz konusu ise mutlaka diğer bireylere de geçer.

İkiz olarak dünyaya gelen çocuklar tek yumurta ikizi ise %70, çift yumurta ikizi ise %30 görülme olasılığı bulunur. Çölyak hastaları ömür boyu çok sevdikleri yiyeceklerden uzak olarak yaşarlar. Çikolata, bisküvi, gofret ya da buna benzer gıdalar ise en çok gluten içeren yiyecekler arasında yer alır. Çölyak hastalığı çok küçük yaşlardaki çocuklarda görülebileceği gibi 40 yaş ve üstü kişilerde de ortaya çıkabilir. Özellikle daha ileri yaşlar hastalığın ortaya çıkışı için riskli dönemler arasında yer alır. Çölyak hastaları için uygulanan diyetler sayesinde hastalığın pek çok yan etkisinden ve olumsuzluklarından kurtulmak da mümkün olabilmektedir. Glutenin bağırsakta oluşturduğu etkiyi biraz inceleyecek olursak, iltihap ve hasardan bahsedebiliriz. Emilimi sağlanan gluten, bağırsak mukozasından kana karışarak emilim gerçekleştiremediğinden dolayı reaksiyonlara neden olur. Uzman hekimler hastalar için uygun diyet listelerini hazırlar ve hastayı kontrol altına alırlar. Süpermarketlerde satılan pek çok gıda ise aşırı gluten içerdiğinden dolayı diyet listesinde yer almaz.

Çölyak eğer kontrol altına alınamazsa hastalarda şiddetli karın ağrıları ve buna bağlı olarak hazımsızlık sorunları ortaya çıkabilir. Çocuk ya da yetişkin fark etmeksizin pek çok kişide bu durum ile karşılaşmak da mümkün olabilmektedir. Bir diğer önemli husus ise tüm belirtilerin gözlenip gözlenmediğinin araştırmasının iyi yapılması gerektiğidir. Hastalara gerekli tetkikler uygulandıktan sonra ne tür bir tedavi metodu uygulanacağına karar verilebilir. Uzun vadede en önemli faktör ise hiç kuşkusuz hastaların tüm diyet faktörlerine uyum sağlaması ve buna uygun olarak beslenmesi şeklindedir.

İnceleyen ve onaylayan: Prof. Dr. Yusuf Akcan

Çölyak Tedavisi Hakkında

Günümüzde çölyak hastalığının tek tedavisi ömür boyu süren sıkı bir glutensiz diyete bağlılıktır. Glutensiz yaşayan insanlar, ekmek, bira gibi buğday, çavdar ve arpa içeren yiyeceklerden kaçınmalıdır. Bir kesme tahtası veya ekmek kızartma makinesinden kırıntı gibi az miktarda gluten alınması, ince bağırsak hasarını tetikleyebilir. Bu nedenle hastalığın kötü etkilerinden korunmak hastalar için zor bir süreç olabilir. Çölyak hastalığı aynı zamanda çölyak hastalığı, çölyak lağı, tropik olmayan ladin ve glutene duyarlı enteropati olarak da bilinir.

Glutensiz yiyecekler yemek, ince bağırsaklarınızın iyileşmesini sağlar ve gelecekteki sorunları ve iltihabı durdurur. Buğday ve buğday unu ile yapılan yiyeceklerden hastaların kaçınması gerekir. Ayrıca çavdar, arpa, makarna, irmik, graham unu, malt, irmik gibi besinlerden herhangi birini içeren yiyecekler tüketilemez çünkü içlerinde gluten bulunur.

Çölyak Tedavisi Türleri

Çölyak hastalığı için tedavi yöntemi olarak diyetlerden bahsedilebilir. Hastalara ömür boyu uygulanacak diyet listeleri sayesinde alerjiler ortadan kaldırılır. Hastaların tamamen bu diyete uyarak önlemlerini almaları ve tüm olumsuzlukları ortadan kaldırmaları mümkün olabilir. Genetik bir rahatsızlık olan çölyak hastalığı, aynı zamanda pek çok rahatsızlığın da zeminini oluşturur. Laktoz intoleransı ile benzerlik göstermesi de yine aynı önlemlerin alınması gerektiğini kanıtlar. Hastaların çölyak hastalığına dâhil olup olmadıkları biyopsi taramaları sonucunda ortaya çıkar. Uzmanlar yapacakları taramalar sonucunda hastalık ile ilgili net raporlamalar sunabilir. Bir diğer önemli husus ise çölyakın ne derecede olduğudur. Hastalık belli belirtilerle ortaya çıkar. Bu belirtiler ise;

  • Yaşa göre değişen kilo azalması,
  • Kaslarda zayıflama,
  • Kansızlık,
  • Büyük tuvalete çıkma ihtiyacının her geçen gün artması,
  • Dışkıda farklılıklar ve renk değişiklikleri,
  • Kusma,
  • İştahsızlık ve gaz oluşumu,
  • Halsizlik,
  • Eklemlerde görülen ağrılar,
  • Gelişimde gerileme,
  • Karında şişkinlik,
  • Asabiyet,
  • Ağızda aft oluşumu,
  • Ciltte oluşan kaşıntılı döküntüdür.

Hastalarda bu belirtiler görüldüğünde çölyak hastalığının varlığından şüphelenilir. İncelemeler yapıldıktan sonra ise en uygun diyetler sunularak, hastalığın alerjisinin en az seviyeye indirilmesi sağlanır. Diyet listeleri arasında ise gluten olmayan gıdalar tercih edilir. Gluten içermeyen unlar ile yapılan gıdalar, çölyak hastalığının önlenmesi konusunda önemli hususlar arasında yer alır.

Hastalar diyetlerin yanı sıra ilaç tedavileri ile de kontrol altına alınabilir. Bunların başında ise kemik güçlendirici ilaçlar yer alır. Gluten diyetlerinin bozulması sonucunda ortaya çıkan hastalıkların önlenebilmesi ve çölyak etkilerinin tamamen azaltılabilmesi için bu tür ilaçların tam desteğinden söz edilebilir. Hastalar aynı zamanda uzun vadede ilaç kullanımı gerçekleştiremez. Bu yüzden de diyet listelerinin düzenli kontrol altında tutulması çok daha önemlidir.

Hastalar için bir diğer alternatif ise bitkisel tedavi metotlarıdır. Bitkisel tedavilerde kullanılabilecek kürler sayesinde de çölyakın daha ileri safhalara taşınmasına engel olunabilir. Böylece kemik erimesi, bağırsak kanseri ya da eklem ağrıları sonlandırılabilmektedir. Diş çürümesi de çölyak ile yakından ilişkili bir hastalık olduğundan dolayı kişilerin bitkisel tedavi yöntemlerinden birini seçmesi de etkili olabilir.

Glutensiz Diyetler

Gluten intoleransı ile çölyak hastalığı benzer gibi görünse de aslında çok büyü farklılıklar söz konusudur. Gluten intoleransı olan kişiler glutenli yiyeceklerden belli oranda yiyebilirken çölyak hastaları glutenli yiyeceklerden hiçbir şekilde yiyemezler. Bu durumun temel nedeni ise hastaların kısa bir süre içinde alerjik reaksiyonlarının ortaya çıkmasıdır. Hastalara gluten bulunmayan diyetler uygulanır ve çölyakın etkilerinin hafifletilmesi sağlanır. Burada temel nokta ise tamamen yiyecek listesinin en iyi şekilde ayarlanmış olması ile alakalıdır.

Hastalar, içeriğinde gluten bulunan yerine mısır, pirinç, darı ya da keten tohumu gibi gıdalar tüketebilir. Özellikle hastaların ekmeklerinin bu tip unlar ile yapılması önerilir.

Çölyak hastalığı tamamen vücudu etkisi altına alan bir rahatsızlık olarak bilinir. Gluten içerikli yiyecekler alındığı anda hastalarda karın ağrısı, gaz sancısı ya da şişkinlik gibi durumlar söz konusudur. Bunun önüne geçebilmek için ise ömür boyu uygun diyetlerin uygulanması gerekir. Hastaların günlük olarak tüketebilecekleri ve çölyak ile mücadele edebilecekleri listelerden bahsedebiliriz.

Hastaların uygulayabilecekleri 1 haftalık örnek diyet listesi aşağıda yer almaktadır.

Kahvaltı:

  • 1 çay bardağı şekersiz çay
  • 1 dilim kaşar peyniri ya da beyaz peynir
  • 1 tane haşlanmış yumurta
  • 3-4 tane zeytin
  • 1 ya da 2 parça ceviz içi, salatalık – domates
  • 2 dilim glutensiz ekmek.

Ara Öğün:

  • Bir bardak çay
  • 1 porsiyon meyve

Öğlen Yemeği:

  • 100 gram kadar haşlanmış ya da ızgarada yapılmış et
  • mevsim salatası
  • 1 bardak ayran
  • 1 dilim glutensiz ekmek

Ara Öğün:

  • 1 bardak süt
  • 1 paket glutensiz bisküvi

Akşam Yemeği:

  • Pirinç pilavı
  • Unsuz çorba
  • 1 kâse yoğurt ya da ayran

Çölyak hastalığı ile mücadele eden kişiler için akşam yemeğinden sonra son öğün olarak mevsim meyvesi tercih edilebilir.

Diyete Uyulmadığında Oluşabilecek Riskler

Çölyak hastalığı ile mücadele eden kişilere uzmanlar belli diyetler sunar. Bu diyetlere uyulmadığı takdirde ise birtakım olumsuzluklar ortaya çıkabilir. Bu olumsuzluklar ise kadınlarda sürekli düşük yapma, çocuklarda ya da yetişkinlerde kemik erimesi ve bağırsak kanseridir. Düzenli olarak glutensiz diyet listesini uygulayan kişilerde bu tür sorunlar ile karşılaşmak zordur. Hatta hastalığın pek çok belirtisi yapılan diyetler sayesinde tamamen ortadan kalkar. Ancak düzeni bozan kişiler çeşitli sorunlar ile karşı karşıya kalır.

Diyet listesine uyum sağlayan kişilerde herhangi bir sorundan bahsetmek güçtür. Çocuklar sağlıklı bir şekilde koşup oynayabilirken okullarına gidebilmekte ve hatta aksaklık yaşamadan hayatlarını devam ettirebilmektedir. Ancak ne yazık ki diyete uyum sağlanmadığında kemik erimesine bağlı olarak vücut işlevlerinde bozukluk söz konusu olabilir. Hastaların mutlaka gerçekleştirmesi gereken nokta uzman bir hekime muayene olmak, hastalığın teşhisinin tam olarak gerçekleştirilmesi ve sonrasında da ne gibi önlemlerin alındığına karar verilmesidir. Böylece ileriki dönemlerde oluşabilecek olumsuzluklar da tamamen ortadan kaldırılabilir.

Hastalığın belirtileri arasında yer alan kusma, ishal, kemik erimesi, hazımsızlık, midede şişkinlik ve gaz gibi sorunlar ise tam anlamıyla gluten diyetinin bozulmasına bağlı olarak gelişir. Çölyak tanısını koyabilmek için ise tüm tetkiklerin tam olarak yapılmış olması gerekir.

Glutensiz Diyetler Yapılabilecek Tedavi Yöntemleri

Çölyak hastalığı diyetler ile kontrol altına alındığından dolayı hastaların birtakım tedavi seçeneği araştırdığı doğrudur. Çölyak hastalığı ilaçlar ile tedavi edilmediğinden dolayı sadece diyet listeleri verilir ve hastaların bu listeye uyum sağlaması beklenir. Özellikle uzun yıllar boyunca çölyak hastalığı ile başa çıkacak olan kişilerde bu durum farksızdır. Çünkü hastalığın tek noktası diyet listelerinin söz konusu olması şeklinde ilerler. Uzmanlar gluten açısından eksik olan besinleri listelerken seçici davranır. Çünkü bağırsak emilimine bağlı çölyak hastalığı farklılık gösterebilir.

Glutensiz diyetler içerdiği gıda grubuna göre farklıdır. Hastaların tedavi yöntemleri belirlenirken belli tetkikler de uygulanır. Elbette diyet listelerinin tamamı bu tetkiklerin sonucuna göre belirlenir. Önemli hususlardan biri de hastaların ne gibi problemlerle karşı karşıya kalacaklarını tespit edebilmelidir. Bunların hepsi de tamamen tetkiklere dayalı olarak ortaya çıkar. Glüten içerikli yiyeceklerde bir diğer husus ise hastaların ne tür diyetler ile karşı karşıya kaldığıdır. Uzman olan kişilerin mutlaka en uygun diyet listelerini hazırlamaları ve hastaların da bu diyetlere uymalarını beklemeleri gerekir. Diyete uyum sağlanmadığı takdirde ne gibi olumsuzluklar olabileceğine daha önce değinmiştik.

Besin Olmayan Gluten Kaynakları

Çölyak hastaları glutenden sadece besin olarak uzak durmazlar. Aynı zamanda besin olmayan ürünlerde de gluten bulunabilir ve bu da hastalık için benzer sonuçlar doğurur. Hastaların dikkatli olması gereken ürünler diş macunu, ruj, posta pulu, gargara gibi ürünlerde gluten bulunabilir. Ayrıca bazı ilaçların içinde de kullanıldığı bilinir. Bu nedenle çölyak hastalarının kendini eğitmesi ve etiket okumayı öğrenmesi gerekir. Alınan ürünlerin besinlerin içerik listelerini okumak ve gluten içermeyenleri tercih etmek gerekir.

Çölyak Hastalığında Yapılabilecek Diyet Önerileri

Çölyak hastalığı ile karşı karşıya kalan kişilerin uygulayabilecekleri pek çok diyet türünden bahsedilebilir. Sabah kahvaltısından akşam yemeğine ve ara öğünlere kadar pek çok alanda liste sunmak mümkündür. Hastaların ise rahatlıkla uygulayabilecekleri birkaç diyet listesi aşağıda yer alıyor.

Diyet listesi 1

  • Hastalar sabah kahvaltısında gluten içermeyen 1 dilim ekmek ile birlikte peynir, zeytin, salatalık ile domates ve 1 bardak şekersiz çay tüketmeleri önerilir. Glutensiz ekmeğin yanı sıra glutensiz bisküvi ya da buna benzer ürünler de tüketilebilir.

  • Hastalara öğlen yemeği için yoğurt, 1 tabak mevsim salatası, 1 dilim glutensiz ekmek ve ayran önerilir.

  • Akşam yemeği için ise 1 tabak sebze yemeği, 1 dilim glutensiz kepek ekmeği ve 1 porsiyon mevsim meyvesi önerilir.

Diyet Listesi 2

  • Sabah kahvaltısı için hastalar glutensiz kahvaltı gevreklerinden faydalanabilirken aynı zamanda ekmek ya da kek gibi ürünlerden de yararlanabilir. Kek ve buna benzer hamur işlerinin ise kesinlikle glutensiz unlar ile yapılmış olması gerekir.

  • Öğlen yemeğinde hastalar meyve salatası yiyebilecekleri gibi bir kâse yoğurt da tüketebilirler. Yoğurt tüketimi çölyak hastalarının bağırsak hareketlerini düzene sokma konusunda da oldukça etkilidir.

  • Akşam yemeği ise bir kâse sebze yemeği ile tamamlanabilir.

Diyet Listesi 3

  • Sabah kahvaltısı için hastalar daha çok glutensiz ekmekleri ve buna benzer hamur işi ürünleri tercih edebilir.

  • Öğlen yemeğinde gluten içermeyen gıdalar ile hazırlanmış çorba, yoğurt ya da ayran tüketilebilir.

  • Akşam yemeği için ise ızgara balık ya da yine ızgara olarak hazırlanmış olan kümes hayvanlarından tüketilebilir. Yanında yoğurt ya da mevsim salatası tercih edilebilir.

Kemik Erimesi ve Tedavisi

Kişilerin kemik yapısı küçük yaşlarda çok daha sağlıklı ve sağlamdır; ancak yaş ilerlemeye başladıkça hastalar çok daha sağlıksız bir iskelet yapısına sahip olur. Bu durumun temel nedeni ise hastaların çölyak diyet listesine uyum sağlamaması ve kalsiyum açısından son derece eksik beslenmesinden kaynaklanır. Durum ile karşı karşıya kalan kişiler çocuklar olabileceği gibi yaşlılar da olabilir. Menopoza giren kadınlarda bu duruma sık rastlanır iken çok daha küçük yaşlardaki çocuklarda da görülmesi olasıdır.

Hastaların yeterli oranda beslenememesinden kaynaklı olan bu durum, kısa vadede büyük komplikasyonların ortaya çıkmasına da neden olur. Bir diğer önemli husus ise kemik erimesinin tedavi altına alınabiliyor olmasıdır. Çölyak hastalığı ile başa çıkmaya çalışan kişiler yeterli oranda diyet yapamazlar ise kemik erimesi zamanla kendisini gösterir.

Kemik erimesi, kemiklerin deforme olması ve işlevlerini zamanla yitirmesi anlamına gelir. Kalsiyum eksikliği de yine bu rahatsızlığın temel nedenleri arasında yer alır. Hastalığın tedavi altına alınabilmesi için öncelikli olarak safhanın belirlenmesi gerekir. Bunun için de yapılması gereken şey, DEXA taramasıdır. Tarama yapıldıktan sonra hastaların nasıl bir durumda olduklarına dair detaylı analizler gerçekleşir. Bu analizler sonucunda ise çok daha ileri dönemlerde ne gibi değişiklikler yapılabileceğine dair bilgiler sunulabilir.

Kemik erimesi, sadece çölyak hastalığına bağlı olarak gelişmez. Özellikle durumun netlik kazanabilmesi için hastaların geçmişi araştırılır. Ne gibi rahatsızlıklar geçirdikleri ya da ailede ne gibi sağlık sorunları yaşandığı konu üzerinde son derece etkilidir. Bunların saptanması ise tedavi aşamasının çok daha kolay bir hal almasına aracı olur.

Hastalara yapılan taramalar sonucunda ortaya çıkan değerler T cinsinden hesaplanır. Bu değerlere göre 1 üzerinde olan hastalarda kemik yoğunluğu normal kabul edilir. 1 ile 2,5 arasında değerlere sahip olan kişilerde kemik yoğunluğunun azalmasından söz edilebilir; fakat kemik erimesinden söz edilmez.

2.5 ya da çok daha yüksek değerlere sahip olan kişilerde ise tam anlamıyla kemik erimesinden söz edilebilir. Uzmanlar bu değerlere göre hastalar için uygun bir tedavi şekli uygular. Tedavi yöntemi seçilirken genellikle ilaç tedavilerine başvurulur. Kemikleri güçlendirecek olan ek besinler, hormon ilaçları, kemiği güçlendirmeye yarayan ilaçlar ve buna benzer pek çok faktör tedavi alanında tercih edilir.

Hastalar ise daha çok ilaç tedavileri neticesinde iyileşme gösterebilir. Bunun temel nedeni ise kemiklerin kısa süre içinde desteklenmesinden ve güçlendirilmesinden kaynaklıdır.

Çölyak hastalığı ile mücadele eden kişilerde kemik erimesi görülüyor ise hastalara hormon ilaçları takviye edilebilir. Bu ilaçların kullanım amacı genellikle menopoza giren ya da girmek üzere olan kadınlardaki kemik erimesinin durdurulmasıdır. Menopoza bağlı kemik erimeleri çok daha büyük farklılıklar gösterir. Östrojen hormonunun dengelenmesi için bu tür ilaçların varlığı bilinir. Fakat hastalar 2 seneden çok daha uzun bir süre bu ilaçları kullanamaz.

Kemik güçlendirici ilaçlar, bir diğer alternatif olarak bilinir. Bifosfonat grubuna ait olan ilaçları uzmanlar reçete ederek hastaların kullanmalarına aracı olabilir. Bu gruba mensup olan ilaçlar ise kemiklerin eski sağlığına kavuşmasına ve kendisini toparlamasına yardımcı olur. Bu tür ilaçları kullanan hastalar reflü, mide bulantısı ya da buna benzer yan etkiler ile karşılaşabilir. Bu yan etkilerin olması hastadan hastaya farklılık gösterebilir. Çene kemiğinde hasarlara neden olabilen bu ilaçlar, uzun vadeli kullanımlarda farklı bölgelerin kemik yapılarını da bozabilir niteliktedir.

Çölyak hastalığına bağlı kemik erimelerinde en büyük faktör hastaların diyet listelerine uyum sağlamamalarından kaynaklanır. Hastalara bir diğer tedavi seçeneği olarak biyolojik ilaçlar uygulanır. Yılda iki kez enjeksiyon olarak uygulanan bu ilaçlar sayesinde hastaların kemik deformasyonu yavaşlatılır. Tahribatların önüne geçilebildiğinden dolayı da son derece etkili yöntemler arasında yer alır. Çölyak hastalığına bağlı olarak gerçekleşen kemik erimelerinde ise bu yöntem oldukça etkilidir.

Kansızlık

Kansızlık, çölyak hastalarının sıklıkla karşılaştıkları durumlar arasında yer alır. Folik asit ve demir açısından eksik beslenen bireylerde bu durum çok daha sık yaşanır. Temel neden ise yine gluten diyetlerine uyum sağlanamamasından kaynaklı olarak gelişir. Hastaların başvurması gereken ilk yöntem demir ve folik asit eksikliklerini gidermek yönündedir. Bu aşamada sağlıklı bir yöntem uygulanmaz ise daha büyük komplikasyonların gelişmesi ise kaçınılmaz bir hal alır. Hastaların çoğunda laktoz intoleransı da söz konusu olduğu için kansızlık yaygın olarak görülür. Kansızlığın belirtileri arasında;

  • Kulaklarda uğuldama,
  • Ciltte sararma ya da solgunluk,
  • Bacaklarda ve kollarda halsizlik,
  • Baş ağrısı,
  • Ayaklarda ya da ellerde uyuşma,
  • Asabiyet ya da konsantrasyon bozukluğu gibi faktörler yer alır.

Hastalar uzun süreli gluten diyeti uygulamak durumunda olduklarından dolayı kansızlık kaçınılmaz bir hal alır. Kansızlığın tedavi altına alınabilmesi için ise uzmanların sunmuş olduğu diyetlere eksiksiz bir şekilde uyulması gerekir. Çölyak hastalığı kansızlık ile her zaman iç içe olan rahatsızlıklar arasında yer alır. Kansızlık tedavisi uygulanırken pek çok faktör değerlendirilir. Hastalara genel olarak demir hapı takviyesi gerçekleştirilir. Kansızlık teşhisi konmadan önce ise mutlaka çölyaka dair bir bulgu olup olmadığı araştırılır. Günlük dozlar ise belli bölümlere ayrılarak verilir.

Kansızlık, vücutta yeterli oranda demir bulunmamasından kaynaklanır. Hastaların diyetlerine demir içeriği bol olan gıdaların eklenmesi ile birlikte kansızlığın önüne geçilebilir. Örneğin ıspanak, balık, kümes hayvanları, kabuklu yemişler ve yumurta demir açısından son derece zengin besinler arasında yer alır. Bu besinlerin listeye takviye edilmesi sayesinde ise kan sayımları izlenir. Hastaların pek çoğunda, kısa bir zaman içinde kansızlığın yok olduğu izlenir. Kansızlık tedavisinde en etkili yöntem besinlerin dikkatli ve düzenli alınmasıdır. Demir hapları, kansızlığı önleyici faktörler arasında yer alır; ancak besin değeri olmadığından dolayı hastaların kilo kayıpları yaşamalarına da neden olabilir.

Kilo Kayıpları

Çölyak hastalığı izlenen hastalar, glutensiz beslenmedikleri takdirde ani kilo kayıpları ortaya çıkabilir. Bunun temel nedeni ise gizli çölyak hastalığının var olmasından da kaynaklanır. Hastalar düzenli olarak uzmanların reçete etmiş oldukları ilaçları almadıklarında ya da tamamen eksik beslendiklerinde ise bu duruma daha sık rastlanabilir. Kilo kayıpları hastalarda kısa bir süre içinde gözlenir. Bu sürede hastaların hangi besinler ya da maddeler açısından eksik olduklarına dair taramalar yapılır. Taramalar sonucunda ise eksik olan besinlere uygun yeni bir diyet listesi hazırlanarak durumun önüne geçilebilir.

Demir hapları, kalsiyum hapları ya da zengin gıda diyetleri, ani kilo kayıpları için sunulabilecek alternatifler arasında yer alır. Bu durum çocuklarda çok daha büyük sorunların doğmasına neden olabilir. Henüz gelişme çağındayken çölyak hastalığı ile karşı karşıya kalmış olan çocuklar, gelişim konusunda gerilikler ile karşı karşıya kalabilir.

Çocuklarda bu durumun öncelikli olarak araştırılması ve kilo kaybının temelinde ne gibi etkenler olduğunun araştırılması gerekir. Uzun vadeli diyetler, takviye haplar ya da kalsiyum açısından zengin besinler ise mutlaka kilo kaybını önler niteliktedir.

Protein, kalsiyum, manganez ve karbonhidrat vücut için gerekli olan maddeler arasında yer alır. Bu maddelerin tam olarak alınabilmesi ise tamamen beslenme şekline ve düzenine bağlı olarak gelişir. Hastaların uygun bir liste oluşturmaması ileriki dönemlerde çok daha büyük problemlerin oluşmasına neden olabilir.

Non-Çölyak Gluten Hassasiyeti

NCGS yani non çölyak gluten hassasiyeti, çölyak hastalığından farklı olarak gelişir. Çölyakın buğday ya da yulaf gibi gıdalara olan hassasiyetten kaynaklandığından bahsetmiştik. Hastalar bu tarz gıdaları aldıkları takdirde birtakım sindirim problemleri yaşarlar. Çölyak hastalığı ile yakından alakalı olan bu durum, kısa bir süre içinde hastaların hassasiyetlerinin artmasına neden olur. Uzun vadeli süreçte ise durum daha da büyük sorunların oluşmasına neden olabilir.

Gluten intoleransı olarak da adlandırılabilen non çölyak gluten hassasiyetinin etkileri, çölyakta olduğu kadar yaygın değildir. Bu nedenle de hastalar daha yoğun bir durum ile karşı karşıya kalmaz. Non çölyak hastalığının etkisi de çölyak kadar uzun vadeli değildir.

Hastalar çölyak hastalığında olduğu şekilde uzun vadeli diyetlere girmek durumunda kalmaz. Hastalar glüten içerikli gıdalardan belli oranlarda yiyebilir; ancak bu durum alerji ile aynı kategoriye yerleştirilebilir. Çünkü non çölyak gluten hassasiyeti belli dönemlerde vücudun alerjik reaksiyonlar göstermesine neden olur.

Hastalar non çölyak gluten hassasiyeti olup olmadığını da küçük testler ile ortaya koyabilir. Gluten, mide çeperine yapışabilecek düzeyde bir madde olduğundan dolayı hastaların pek çok dönemde rahatsızlık duymasına da neden olabilir. Hastalar gluten aldıklarında eğer olası bir yan etki görünmüyor ya da şiddetli çölyak belirtileri gözlenmiyor ise non çölyaktan bahsedilebilir.

Viral Enfeksiyonların Sebep Olduğu Hastalıklar

Virüsler, tüm vücudu etkisi altına alan ve kısa süre içinde büyük enfeksiyonların oluşmasına neden olabilen türler arasında yer alır. Hastalar viral enfeksiyonlardan birine maruz kaldığında farklı hastalıklar ile karşı karşıya kalabilirler. Vücudun tamamen etki altında kalması sonucunda ateşli hastalıklar oluşabileceği gibi vücut direncinin yok olmasına neden olabilecek hastalıkların da oluşması söz konusu olabilir.

  • Kızamık, viral enfeksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkan en yaygın hastalıklar arasında yer alır. Genellikle çocukluk döneminde görülür ve hastaları kısa süre içinde etkisi altına alır. Son derece bulaşıcı olması ise hastalığı çekilmez kılar. Vücutta kırmızı küçük lekeler halinde seyreder. Bu durum da ateş, kusma ya da ishal gibi pek çok belirtiyi beraberinde getirir.
  • Suçiçeği, kızamık ile benzerlik gösteren hastalıklar arasında yer alır. Bulaşıcı bir hastalık olarak bilinir; ancak yaklaşık 10 gün içinde kendiliğinden geçer. Hastalarda halsizlik, yorgunluk ya da ateş gibi komplikasyonlar görülebilir. Bu durum da yine hastalığın bitkin bir şekilde geçmesine neden olan faktörler arasında yer alır. Suçiçeği de çocukluk hastalıklarından biri olarak yer alır.
  • Kabakulak, viral enfeksiyonlara bağlı olarak gelişen diğer hastalıklar arasında önemli bir yere sahiptir. Eski dönemlerde bu hastalığa dair bir aşı olmaması nedeniyle çok daha etkiliydi; ancak aşılamanın başlaması ile birlikte daha az seyretmeye başladı. Hastalığa yakalanan kişilerde diğer bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi kusma, ateş ya da halsizlik görülebilir. Temas ya da hava yolu ile bulaşır ve yaklaşık 10 gün gibi bir süre ile hastaları etkisi altına alır.
  • Çocuk felci, bulaşıcı hastalıklardandır ve viral enfeksiyonlara bağlı hastalıklar arasında yer alır. Çocukluk döneminde daha yaygın görülür ve dışkı teması ile bulaşır. Bu nedenle de son derece riskli hastalıklar arasında yer alır.
  • Nezle de viral enfeksiyonlar arasında yer alan hastalıklardan biridir. Mikropların vücuda girişi ile birlikte hastalığın seyri ilerler. Hatta pek çok kişi yıl içinde 6 ile 8 defa bu rahatsızlığa yakalanabilir. Bir diğer önemli husus ise farklı virüslerden kaynaklanıyor olmasıdır.
  • Kuduz, viral enfeksiyonlar arasında yer alır. Kuduz mikrobuna sahip bir hayvan tarafından ısırılmak ya da yarasaların bulunduğu mağaraların havasını solumak da bu rahatsızlığa neden olabilir.
  • Hepatit A, viral enfeksiyonun neden olduğu hastalıklar arasında ön sıralarda yer alır. Hepatit A, iyi pişmemiş yiyeceklerden geçebileceği gibi çok daha farklı nedenlerden dolayı da vücuda girebilir. Bunlar arasında ise ağız yolu ile hepatit A’lı bir hasta ile temasa geçmekten bahsedilebilir.
  • Hepatit B, kişilerde sonradan oluşabilen bulaşıcı bir hastalık olarak bilinir. Aynı eşyaların kullanılması sonucu kan yolu ile bulaşabilir. Cinsel yolla da bulaşabilen bir hastalık olarak bilinir. Viral enfeksiyona bağlı olan hastalıklar grubunda yer alır.
  • Hepatit C de hepatit B gibi bulaşma şekillerine sahiptir. Hastalık cinsel yollarla bulaşabileceği gibi kan yoluyla ya da anneden bebeğe geçiş şeklinde gerçekleşir.
  • Uçuk (herpes virüsü) kişilerin birbirlerini öpmesi ya da kucaklaşması sonucu geçer. Aynı zamanda cinsel yolla da bulaşması mümkün olabilir.
  • Kırım Kongo kanamalı ateşi, viral enfeksiyonlara bağlı olan hastalıklar grubunda yer alır. Taşıyıcı keneler aracılığı ile bulaşan bu hastalık, yaban hayvanları aracılığı ile de geçebilir. Bu nedenle hastaların bu tür hayvanlar ile temas etmesi önerilmez.
  • Ebola virüsü, Ebola kanamalı ateşi olarak da bilinir. Kan ya da vücutta bulunan diğer sıvılar ile geçişi sağlanır. Özellikle uzun süreli temaslar hastalığın geçişi konusunda büyük risk oluşmasına neden olabilir.
  • Sarıhumma, sivrisinekler aracılığı ile bulaşan bir viral enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık temas ya da damlacık yolu ile bulaşır.

Çocuklarda Çölyak Hastalığı Tedavisi

Çölyak hastalığı çocuklarda da görülebilen hastalıklar arasında yer alır. Belli belirtiler ile boy gösterirken çocuklarda da tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi hazım sorunlarının yaşanmasına neden olabilir. Çocukların 1 yaşından sonra katı gıdalara geçiş yapmasının ardından glutene bağlı olarak sindirim sorunları yaşanır. Her insanın bağırsaklarında bulunan çıkıntılar çok daha hızlı bir şekilde emilim sağlarken çölyak hastalarında çıkıntılar bulunmaz. Bu durum ise kısa vadede sindirim problemleri oluşmasına neden olur.

Çocuklarda çölyak hastalığı bulantı, kusma, gelişimde gerilik gibi sorunlar ile ortaya çıkar. Çocukların ergenliklerinde gelişme gibi sorunları gözleniyorsa, geçmeyen kabızlık ya da ishalden bahsediliyorsa ya da diş sorunlarına sahipse çölyak hastalığından söz edilebilir. Bu durumun temel nedeni ise çölyak varlığı olarak bilinir. Bu tür belirtileri gözleyen ve çölyak şüphesi taşıyan ebeveynlerin hemen bir uzmana başvurmaları gerekir.

Çölyak hastalığının ortaya çıkışından sonra uzmanlar belli bir tedavi yöntemine karar verir. Bu karara bağlı olarak ebeveynlerin de çocukları için gereken önemi göstermeleri gerekir. Çocuklarda çölyak hastalığının önüne geçebilmek için öncelikli olarak probiyotik ilaçlara başvurulur. Çocukların bağışıklık sisteminin güçlenmesi ise tamamen bu ilaçlara bağlıdır. Bunun yanı sıra ise hastalar için glutensiz diyetten bahsedilir. Glutensiz diyetler ise ömür boyu diyet programları arasında yer aldığından dolayı çölyakın tedavisi için oldukça etkilidir.

Çölyak Hastalığında İnce Bağırsak Biyopsisi

Çölyak hastalığının tam teşhis edilebilmesi için hastalara biyopsi yapılması gerekir. Biyopsi, bağırsaktan alınan 2 adet toplu iğne başı büyüklüğündeki doku ile sağlanır. Hastaların bu işlemi yaptırmadan önce bir şey yememeleri gerekir. Özellikle 6 saat öncesinden yeme ve içme kesilmeli ve biyopsi işlemi için hazırlanılmalıdır.

Hastalara biyopsi işlemi uygulanırken herhangi bir acı ya da ağrıdan bahsetmek söz konusu değildir. Hastalar biyopsi işleminden sonra günlük hayatlarına dönüş sağlayabilmekte ve kaldıkları yerden devam edebilmektedir. Günlük rutini bozmayan bu işlem sonrasında alınan parçalar patolojiye gönderilmekte ve burada dokuların ne gibi reaksiyonlar göstereceği incelenmektedir. Çölyak teşhisi ise tamamen dokular incelendikten sonra konulur. Bu duruma göre ise hastalara net bir tedavi yöntemi seçilir. Hastaların büyük bir kısmı sadece ilaç tedavisi sayesinde de çölyak belirtilerini ortadan kaldırabilir. Gluten intoleransı ve çölyak kesinlikle birbirine karıştırılmaması gereken hususlar arasında yer alır. Böylece hastaların ömür boyu çölyak diyeti yapmalarına da gerek duyulmaz.

Çölyak Tedavisi Öncesi

Çölyak hastalığı olan birçok insan bu durumu geç fark eder. Belirtiler gözlemlendiğinde kan testi, teşhise yardımcı olabilir. Bu seroloji testidir ve kanınızdaki antikorları inceler. Bazı antikor proteinlerinin yükselmiş seviyeleri, glütene karşı immün bir reaksiyonu gösterir. Bu testin sonuçları çölyak hastalığını gösteriyorsa, doktor muhtemelen endoskopi yapılmasını ister.

Endoskopi ağzınıza sokulan ve boğazınızdan geçen (üst endoskopi) küçük bir kamera ile uzun bir tüp kullanır. Kamera doktorunuzun ince bağırsaklarınızı görüntülemesini ve villikteki hasarı analiz etmek için küçük bir doku örneği (biyopsi) almasını sağlar.

Kapsül endoskopi ise tüm ince bağırsağınızın fotoğrafını çekmek için küçük bir kablosuz kamera kullanır. Kamera, yutacağınız vitamin büyüklüğünde bir kapsülün içine oturur. Kapsül sindirim kanalınızdan geçerken, kamera bir kayıt cihazına aktarılan binlerce resim çeker. Doktorunuz dermatit herpetiformis olduğundan şüpheleniyorsa, mikroskop altında incelemek için küçük bir cilt dokusu örneği alabilir (cilt biyopsisi).

Hastalığın varlığı tespit edilirse çölyak hastalığının neden olabileceği başka hastalıklar araştırılır. Bu da tedavinin kapsamını araştırmada etkilidir. Anemi ve kemik erimesi gibi durumlar araştırılır ve tedavileri planlanır.

Çölyaklı Bireylerin Yememesi Gereken Besinler

Çölyak hastası olan bireylerin kesinlikle tüketmemesi gereken birtakım gıdalardan bahsedilebilir. Hastalara uzmanlar tarafından bu tür gıdalar yasaklanmıştır. Yan etkilerin ortaya çıkmaması ve hastaların rahatsız olmaması için bu durum büyük önem taşır. Çölyak hastası olan kişilerin kesinlikle yememesi gereken gıdalar;

  • Kızıl ya da yeşil buğday, makarna, irmik, şehriye, bulgur, kuskus, çavdar, arpa, kamut ve buğday,
  • Yulaf ezmesi, müsli, kahvaltılarda tüketilen mısır gevrekleri, yoğurt ile tüketilebilen kahvaltılık gevrekler,
  • İçerisinde gluten bulunan unlar ile yapılan kekler ve hamur işi çeşitleri,
  • Gluten unu ile kızartılan balık ya da et çeşitleri,
  • İçerisinde gluten bulunan yemek ya da salata sosları,
  • Mısır gevreği ile birlikte üretilmiş olan çikolatalar,
  • Malt, arpa ve bira kesinlikle çölyak hastalığı ile mücadele eden kişilerin tüketmemesi gereken gıdalar arasında yer alır.

Çölyak olan ve bu tür gıdalardan uzak duran kişiler hastalıklarını ömür boyu rahat bir şekilde atlatabilirler. Fakat diyet listelerine uyulmaması ve bunun sonucunda gluten tüketilmesi, hastalığın seyrinin daha da ilerlemesine yol açabilir. Laktoz intoleransı olan kişilerin çoğunda çölyak hastalığı da gözlenir. Bu nedenle hastaların diyet listelerini oluşturmadan evvel mutlaka uzmanları ile görüşmeleri ve diğer hastalıklar ile ilgili tetkiklerini de yaptırmalıdır.

Çölyak hastalığı, gluten toleransının en ileri safhası olarak bilinir. Gluten intoleransı olan kişiler belli miktarda gluten içerikli yiyecekler yiyebilirler; ancak bu durum çölyak hastalığı için kesinlikle aynı değildir.

Çölyaklı Bireyler İçin Riskli Besinler

Çölyak hastalığı olan kişiler, belli besinler ile karşılaştıklarında risk söz konusu olabilir. Hastalar alışveriş yaparken öncelikli olarak ürünlerin içeriğine bakmalı ve sonrasında ürünlerin kullanımını gerçekleştirmelidir. Gluten değeri tam olarak araştırılmalı ve buna göre tercihler gerçekleştirilmelidir.

Çölyak hastası olan ve risk teşkil eden besinler;

  • Mayonez, ketçap, patates cipsi, hazır çorba,
  • Kabartma tozu, soya sosu, hazır soslar ve çeşniler,
  • Şarküteri ürünleri, puding, dondurma,
  • Hazır milkshake, çikolata ve gofret gibi gıdalardır.

Hastalar süpermarketten bu tür gıdaları satın alırken içeriğini mutlaka değerlendirmeli ve buna göre gıda alışverişi gerçekleştirmelidir. Eğer beklenmeyen bir etki gözleniyorsa mutlaka uzman hekim ile iletişime geçilmesi tavsiye edilir. Çölyak hastalığı pek çok nedenden dolayı hastaların yaşam kalitesini düşürür. Çünkü hastalar genellikle yemek istedikleri yiyeceklerden uzak kalır. Çikolata ya da buna benzer pek çok ürün hastalar için ulaşılamayacak yiyecekler arasında yer alır. Bu tür gıdalardan tamamen uzaklaşmak yerine içerisinde gluten olmayanlarını tercih etmek daha uygun olacaktır. Ketçap ve mayonez ise bu noktada en riskli yiyecekler grubunda yer aldığından dolayı daha çok dikkat edilmesi gerekir.

Çölyak hastası olan kişiler aynı zamanda laktoz intoleransı olabildiğinden her iki türe karşı da alerjik reaksiyon oluşabilir. Bu nedenle tüm tespitlerin tam olarak yapılması gerekir.

Modifiye Nişasta

Modifiye nişasta olarak bilinen bu gıda, aslında nişastanın bir türevi olarak adlandırılır. Donmaya ya da ısınmaya duyarlı olan bu gıdalar, aynı zamanda farklı gıdaların içerisinde de kullanılabilir. Bu nedenle hastalar için riskli olan gıda grubunda önemli bir yer tutar. Hastaların yiyecekleri yemeklerin ya da satın alacakları gıda ürünleri arasında modifiye nişasta bulunmadığına ikna olmaları gerekir. Modifiye nişastaların içerisinde GDO olduğuna dair rivayetler de bulunur. Ancak bu gıda kesinlikle GDO içermez.

Modifiye nişasta grubu her türlü işleme açık olduğundan kolay bir şekilde işlenebilir. Glutene alerjisi olan ve çölyak hastalığı ile karşı karşıya kalan kişiler için bu nişasta grubu son derece tehlikelidir. Glutenli nişastaya maruz kalan kişilerde yüksek oranda olmasa da gluten etkisi görülebilir. Bu nedenle hastaların her zaman gluten içeriğine karşı tedbirli olmaları ve gıda seçimlerini buna göre gerçekleştirmeleri tavsiye edilir.

Modifiye nişastanın bir diğer kullanım alanı ise karton ve kâğıt sanayisidir. Oluklu mukavva, karton ya da kâğıt üretiminde bu madde yapıştırıcı olarak da kullanılır. Bu nedenle son derece tehlikeli gıdalar arasında yerini alır.

Modifiye nişasta çölyak hastalığı olanların kesinlikle uzak durması gereken gıdalar arasında ilk sırayı alır. Bu nedenle de satın alınacak olan ürünlerin kesinlikle içeriği çok iyi bir şekilde kontrol edilmesi ve buna göre tüketilmesi gerekir.

Dekstrin

Dekstrin, suda çözünen ve yapıştırıcı olarak kullanılabilen bir madde olarak bilinir. Nişasta türevi olması nedeniyle de pek çok alanda kullanımı gerçekleştirilir. Çölyak hastalığı olan kişiler bu içeriğe sahip olan gıdalar ile beslendikleri takdirde aynı gluten etkisi ile karşılaşabilir. Bu nedenle dikkatli olunması son derece önem taşır. Dekstrinin soğan gibi gıdalarda çokça bulunduğunu da söylemek gerekir. Özellikle soğan köklerinde yerleşik olan bu madde, kısa bir süre içinde vücudu etkisi altına almaya başlar. Bu durum da çölyaka ait yan etkilerin oluşması anlamına gelir.

Dekstrin içerikli gıdalar, risk grubunda bulunduğundan dolayı çölyaklılar için tehlike arz eder. Hastaların gıda alışverişlerini yaparlarken “içindekiler” bölümünden dekstrin olup olmadığını kontrol etmeleri tavsiye edilir. Uzun yıllar gluten diyetleri ile mücadele etmek durumunda kalan kişiler için dekstrin de önemli maddeler arasında yer alır.

Son derece yapışkan bir madde olarak bilinen dekstrin, dışkının yapışık bir hal almasında ve bağırsakların emilimi engellemesinde de etkisi oldukça fazladır. Bu nedenle de kaçınılması gereken maddeler arasında yer alır.

Hidrolize Bitkisel Protein

Lezzet artırıcı olarak bilinen hidrolize bitkisel proteinler gıdalarda sıklıkla kullanılır. Özellikle bisküvi ya da yemek soslarında bu tür maddeler sıklıkla kullanılır. Çölyak hastalığı olan kişiler ise mutlaka bu gıdalardan uzak durmak durumundadır. Hidrolize bitkisel proteinlerin var olup olmadığı ise gıdaların üstünde yer alan “içindekiler” bölümünden kolaylıkla anlaşılabilir. Hastaların tüm analizleri yaptıktan sonra bu tür gıdaların tüketilmesi önerilir. Özellikle bu gıdalar bilinmeden tüketildiği takdirde hastalarda tüm alerjik reaksiyonlar ortaya çıkmakta ve olumsuz etkiler baş göstermeye başlamaktadır.

Yulaf

İçerisinde yüksek oranda nişasta bulunan yulaf, çölyak hastaları için son derece risklidir. Taneli olan ve içerdiği protein nedeniyle gluten etkisine sahip olan yulaf, tarlalardan toplanarak öğütülmekte ve sofralar için kullanılmaktadır. Çölyak hastalığı olan kişiler yulafı genellikle un olarak tüketir. Yulaf unu ile yapılmış olan kekler ya da buna benzer hamur işi gıdalar çok farklı etkilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Hastalar tüketim gerçekleştirmeden önce mutlaka doktorlarına danışmalı ve ürün ile ilgili detaylı bilgi talep etmelidir. Yulaf ezmesi ya da yulaf içerikli olan bisküviler de çölyak hastaları için tehlike arz eder. Yulafın yanı sıra buğday ya da arpa gibi ürünlerin de kesinlikle kişiler tarafından tüketilmemesi önerilir.

Yulaf tüketecek olan kişilerin ise öğütülmüş olarak sunulan ürünleri tercih etmeli ve buna göre tüketim gerçekleştirmelidir. Yulafın yanı sıra taneli olan pek çok gıda da çölyak konusunda hastalar için risk oluşturur.

Baharatlar

Çölyak hastalığı ile başa çıkmaya çalışan kişilerin baharatlardan da uzak durması gerekir. Hastalar köfte baharı ve köri tüketimi gerçekleştirebilir; ancak bunun dışındaki baharatları kesinlikle tüketmemeleri önerilir. Hastalar evde çekilmiş olan son derece güvenli baharatları tüketebilirler. Çölyaklıların baharat tüketememelerinin nedeni ise her birinin bitki kökenli olması ve içerisinde çölyak ile etkileşime geçebilecek maddeler barındırmasından kaynaklanır. Baharatın yanı sıra içerisinde baharat bulunan gıdalar ve krakerler de diyet listesinde yer almaz.

Paketli Ürünler

Paketli ürünler grubunda farklı kategorilerden bahsetmek mümkün olabilir. Hazır çorbalar, makarna sosları ya da ketçap mayonez gibi ürünler paketli ürünler grubuna girer. Gluten içeriği olan bu ürünler çölyak hastalığı olan kişiler için riskler arasında yer alır. Bu nedenle hastaların öncelikli olarak gluten içerikli olan paketli ürünlerden uzak durmaları gerekir. Paketli ürünler üzerinde gluten olup olmadığı yazmaktadır. Bu nedenle hastalar paketli ürünler çölyak hastası olan kişilerin kesinlikle uzak durması gereken ürünler arasında yer alır.

Çölyaklı Bireylerin Yiyebileceği Besinler

Çölyak hastalığı olan kişiler belli yiyecekler konusunda serbesttir. Bu besinler istenilen oranda tüketilebilen besin grubuna girer. Bu nedenle de hastalar diledikleri zaman diyet listelerine bu gıdaları ekleyebilirler. Çölyak hastası olan kişilerin yiyebilecekleri gıdalar ise;

  • Havuç, patlıcan, kabak, domates, ıspanak ve pırasa gibi sebze çeşitleri,
  • Barbunya, mercimek, kuru fasulye ve nohut gibi bakliyatlar,
  • Karpuz, kavun, ayva, çilek, muz, armut, elma gibi meyveler,
  • Tatlı patates, kestane, darı, mısır, pirinç ve kinoa,
  • Pirinç unu, soya unu, patates unu, keçiboynuzu çekirdeği unu, nohut unu ve kestane unu ile yapılan gıdalar,
  • Kümes hayvanlarının eti, yumurtası, deniz ürünleri, beyaz et ve balık,
  • Kaşar peyniri, beyaz peynir, yoğurt, süt, mozzarella, parmesan ya da labne,
  • Zeytin, şeker, reçel veya bal,
  • Fındık yağı, ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, margarin ve diğer katı yağlar,
  • Asitli içecekler, meyve suları, maden suyu, kahve ya da çaydır.

Çölyak hastalığı ile mücadele eden kişiler yukarıda bahsi geçen gıdalar ile rahatlıkla beslenebilir. Bu gıdalar gluten içerikli olmayan gıdalar olduğundan dolayı hastalar için bir problem teşkil etmez. Zaten doktorlar da genellikle içeriğinde bu tür gıdaların olduğu listeleri hazırlar.

Hastaların diyet listesine uyum sağlaması son derece önemlidir. Diyet listesine uyum sağlamayan hastalarda ise çok daha farklı komplikasyonlar oluşur. Bu da hastalığın seyrinin değişmesine neden olabilir.

Emilim Bozukluğuna Bağlı Çölyak Hastalığı

Çölyak hastalığı küçük yaşlardan itibaren ortaya çıkabilecek bir bağırsak emilim hastalığı olarak bilinir. Bebeklerde ya da çocuklarda görülebileceği gibi 40 yaş üstü yetişkinlerde de görülebilir. Bu nedenle hastalar her zaman kendilerini duruma hazırlamalıdır. Gluten içeren yiyecekler sindirim tamamlandıktan sonra bağırsaklar tarafından emilemediğinden dolayı ortaya hazımsızlık ya da ishal gibi problemler çıkar. Bu durumun temel nedeni ise bağırsakların gluten adı verilen maddeyi tam olarak parçalayamamasından kaynaklanır. Hastalar kısa bir süre içinde gaz sancısı, karında şişme ya da ishal gibi şikâyetler ile uzmanlara başvurur. Hatta hastalığın teşhisi de bu belirtilerden sonra ortaya çıkar.

Çölyak hastalığı emilim bozukluğunun oluşmasının ardından hastalarda ciddi yaşamsal rahatsızlıklara neden olur. Bunların başında ise şiddetli karın ağrısı yer alır. Karın ağrısı, hastaların gerek evlerinde gerekse iş yerlerinde günlük rutinlerinin bozulmasına neden olan faktörler arasında yer alır. Bu nedenle de bu tür problemler ile karşı karşıya kalmamak için tüm tetkiklerin en iyi şekilde yapılması gerekir. Alanında uzman olan doktorlar ise bu noktada büyük önem taşır.

Çölyak hastalığı ile başa çıkmaya çalışan hastaların bir diğer önemli özelliği farklı bağırsak hastalıklarına da mensup olmalarından kaynaklanabilir. Zamanında çölyak teşhisi konulmamış ya da teşhis için kontrollerini ihmal etmiş olan hastalarda ise kanser gözlenebilir. Bağırsak kanseri teşhisi olan kişilerin büyük bir kısmı ise çölyak nedeniyle hastalığa yakalanır. Kanser teşhisi konan kişilerin büyük bir kısmı ise gerekli müdahaleler zamanında yapılmadığında hayatını kaybeder.

Çölyak Hastalığının Sebep Olduğu Durumlar

Çölyak hastalığı pek çok durumda tedavi altına alınmaz ise farklı rahatsızlıkların oluşmasına neden olabilir. Bunların arasında ise kanserden ya da kemik rahatsızlıklarından bahsedilebilir. Hastaların büyük bir kısmı bu konudan dolayı şikâyet eder ve ne yapacağını bilemez duruma gelebilir. Hastaların sıklıkla karşılaştıkları rahatsızlıklar arasında kemik erimesi de büyük bir yer tutar. Gıdaların yeterince alınamaması, diyete uyulmaması ya da hastaların son derece dengesiz bir şekilde beslenmesi ise çölyak hastalarının komplikasyonlar ile karşılaşmasına neden olabilir.

Çölyak hastaları eğer zamanında teşhisi konmaz ve tedbiri alınmaz ise çok daha farklı rahatsızlıkların oluşmasına da neden olabilir. Bunlar arasında ise farklı durumlardan söz edilebilir. Örneğin hastalar gluten içerikli beslenirse ve bu besinler sonucunda emilim gerçekleşmez ise hastaların kanser riski de artabilir.

Çölyak Tedavisi Sonrası

Çölyak hastalığını tedavi etmenin tek yolu, yaşam boyu süren glutensiz bir diyettir.

Hastalık nedeniyle oluşan emilim eksikliği kansızlığa veya beslenme eksikliğine neden olduysa, doktor veya diyetisyen aşağıdakileri içeren takviyeler kullanmayı önerebilir:

  • Bakır
  • Folat
  • Demir
  • B12 Vitamini
  • D Vitamini
  • K Vitamini
  • Çinko

Vitaminler ve takviyeler genellikle hap şeklinde alınır. Sindirim sisteminiz vitaminleri emmekte güçlük çekiyorsa, doktorunuz bunları enjeksiyon yoluyla verebilir. İnce bağırsaklarınız ciddi şekilde hasar görmüşse veya refrakter çölyak hastalığınız varsa, doktorunuz iltihabı kontrol etmek için steroidler önerebilir. Steroidler bağırsak larıiyileşirken, çölyak hastalığının ciddi belirti ve semptomlarını hafifletebilir. Bunun için azathioprine (Azasan, Imuran) veya budesonide (Entocort EC, Uceris) gibi başka ilaçlar da kullanılabilir.

Hastalarada çölyaka bağlı olarak dermatit herpetiformis gelişebilir. Bu tip bir deri döküntüsü yaşarsanız, doktorunuz dapson gibi ağızdan alınan bir ilacın yanı sıra glütensiz bir diyet önerebilir. Dapson alıyorsanız, yan etkileri kontrol etmek için düzenli kan testlerine ihtiyacınız olacaktır.

Refrakter çölyak hastalığı da buna bağlı olarak gelişebilir, fakat nadir bir durumdur. Dirençli çölyak hastalığınız varsa, ince bağırsaklarınız iyileşmez. O zaman uzman bir merkezde değerlendirilmeniz gerekebilir. Dirençli çölyak hastalığı oldukça ciddi olabilir ve şu anda kanıtlanmış bir tedavisi yoktur.

Tedaviye başladıktan sonra hastalığın takibi önem taşır. Düzenli aralıklarla tıbbi takip, semptomlarınızın glütensiz bir diyete yanıt vermesini sağlayabilir. Doktorunuz kan testleriyle tedaviye verdiğiniz cevabı izleyecektir. Çölyak hastalığı olan çoğu kişi için, glütensiz bir diyet ince bağırsakların iyileşmesini sağlar. Çocuklar için bu genellikle üç ile altı ay sürer. Yetişkinler için tam iyileşme birkaç yıl sürebilir. Eğer semptomlarınız devam ederse veya semptomlar tekrar ederse, bağırsaklarınızın iyileşip iyileşmediğini belirlemek için biyopsi ile bir endoskopiye tekrar ihtiyacınız olabilir.

Yaşam Boyu Gluten Diyetleri

Çölyak hastalığı ile mücadele edecek olan kişilerin yaşam boyunca uygulamaları gereken birtakım diyetler söz konusudur. Zaten çölyakı kontrol altına alabilmek yalnızca bu diyetleri uygulamak ile alakalıdır. Böylece hastalar belirtileri ve komplikasyonları tamamen ortadan kaldırarak hayatları boyunca çölyak ile ilgili sorunları kontrol altına alabilirler.

Yaşam boyunca diyet uygulamak son derece zor bir olay olarak bilinir; ancak diyet listelerine alışıldıktan sonra bu durum kişilerin rahatlamasına ve hastalıklarını çok daha hızlı kontrol altına alabilmelerine yardımcı olur. Uzmanların seçmiş oldukları gıdalar ise hastaları desteklemekte ve çeşitli sorunların ortadan kalkmasına da yardımcı olmaktadır.

Hastalara diyet uygulaması gerçekleştirirken verilebilecek tavsiyeler bulunur. Bunların başında ise kendi ürünlerini kendilerinin hazırlamaları gelir. Kek, poğaça, ekmek ya da kraker gibi sürekli olarak tüketilen ürünlerin evde glutensiz unlar ile üretilmesi daha çok fayda sağlar. Böylece diyet listeleri sayesinde hastalar hastalıklarını kontrol altında tutabilirler.

Hastaların daha çok brokoli, kıvırcık salata, badem, köy yumurtası, keçi peyniri, avokado, salatalık, domates ve buna benzer ürünler üzerine alışveriş yapmaları önerilir. Özellikle uzun yıllar boyunca hastalık ile mücadele etmek zorunda kalan kişilerin tercihlerini doğru besinler üzerinden gerçekleştirmeleri önerilir.

Çölyak hastalığı aynı zamanda diyetlere uyulmadığında belli komplikasyonlara ve çeşitli hastalıklara neden olabilir. Bağırsakta sindirim bozuklukları ve buna benzer problemler ise komplikasyonlar arasında yer alır. Çölyak hastalığında hastalar diyete uymadıkları takdirde kemik erimesi ile de karşı karşıya kalabilir. Bu durumun temel nedeni ise süt ve süt ürünlerinin tüketiminden kaçınılmasıdır.

Sık Sorulan Sorular

Çölyak hastalığı ile mücadele eden kişilerin sıklıkla yönelttiği sorular da bulunur. Bu sorular hastalık ile ilgili detayları araştırmak ve cevap bulmak isteyen kişiler tarafından sıklıkla sorulur. Hastalığın tedavisi, ne gibi etkileri olduğu ya da buna benzer pek çok durumun bir arada ne şekilde bulunabileceğine dair tüm detaylar ise aşağıda yer almaktadır.

Çölyak Hastalığının Kalp Hastalıkları ile İlişkisi Nedir?

Çölyak hastaları glutensiz diyetler ile hayatlarını sürdürdüklerinden dolayı kalp hastalıkları oluşumu son derece az görülür. Bunun temel nedeni ise glutenin sindirimi zor bir besin kaynağı olmasından kaynaklıdır. Yalnızca hastalar değil, sağlıklı ve çölyak hastalığına mensup olmayan kişiler de gluten açısından zengin besinler ile beslenmediklerinde kalplerini koruyabilirler.

Çölyak hastalığı esnasında hastalara ömür boyu süren gluten diyeti uygulanır. Bu diyet ise çölyak belirtilerinin ortadan kaldırılmasına neden olabilirken aynı zamanda hastaların pek çok nedenden farklı komplikasyonlar ile karşı karşıya kalmalarına da engel olunabilir. Çölyak hastalığının aynı zamanda hastalar açısından pek çok eksisi de bulunur. Her istediği yiyecekten yiyememe ya da uzun bir süre tatlılardan uzak durma bu hastalığın eksileri arasında yer alır. Fakat kalp hastalıklarının büyük bir kısmının tamamen karbonhidrat ve şeker türevlerinden dolayı ortaya çıktığı unutulmamalıdır.

Çölyak Hastalığının Adet Düzensizliğiyle Bir İlgisi Var mı?

Çölyak hastalığı kişilerde kansızlık ve adet gecikmesi gibi problemler ortaya koyar. Çölyak hastalığının başlıca sebepleri bunlardır. Glutenli yiyecekler açısından fazla beslenen kişilerde bu durum daha yaygın gözlenir. Ergenlik döneminde hastaların pek çoğunda adet düzensizliğine dair bulgular söz konusu olabilir. Kadınlarda ise daha ileriki dönemlerde adet gecikmesi ya da adet düzensizliği söz konusu olabilir. Bu durumlar gerçekleştiğinde ise ilk şüphelenilecek konu elbette çölyak hastalığı olmamalıdır. Hastaların çölyak dışında bazı kadın hastalıkları da söz konusu olabilir. Bu durum sonucunda ise çok daha farklı hastalıklar ile karşılaşmak söz konusu olabilir. Rahim kanseri ya da yumurtalık kistleri de bunlar arasında yer alır.

Çölyak Hastaları Buğday Unu Tüketebilir mi?

Buğday unu, gluten içerdiğinden dolayı çölyak hastalarının kesinlikle kaçınması gereken ürünler arasında yer alır. Hastaların ise buğday ve türevleri olan gıdalardan mutlaka uzak durmaları önerilir. Uzun vadeli tüketimler ise çölyaka bağlı çok daha farklı problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Buğday ununun yanı sıra buğday içerikli olan diğer gıdalar da çölyakın etkilerini ortaya koyabilir. Özellikle kek, poğaça ya da buna benzer ürünler ömür boyu tüketilmemesi gereken ürünler arasında yer alır.

Çölyak hastalığı aynı zamanda çok daha farklı hastalıklar için de zemin hazırlar. Eğer gluten alerjisi olan kişiler ömür boyu diyete uyum sağlamaz ise kolon kanseri ya da kemik erimesi gibi problemler de görülebilir. Çölyakın belli türleri bulunur ve bu türlere göre belirtiler de değişiklik gösterir. Özellikle sessiz çölyak adı verilen ve son derece sinsi bir şekilde varlığını gösteren çölyak, daha farklı hastalıkların ortaya çıkışını hızlandırır.

Çölyak Hastalığı Dişleri Etkiler mi?

Çölyak hastalığı dişleri etkileyen hastalıklar arasında yer alır. Bunun temel nedeni ise kalsiyum açısından zengin besinlerin hastalıktan dolayı sindirilememesi ya da emilmemesidir. Hastalar bu noktalara dikkat etmedikleri takdirde dişlerde kararmalar da görülebilir. Dişlerde oluşan kararmalar zaman içinde görülebileceği gibi ani kilo kayıplarına da neden olabilir.

Çölyak hastalığı kemik erimesine de neden olabildiğinden dolayı diş çürümelerini hızlandırır. Diş çürümeleri kararma şeklinde oluşabilirken tamamen içten çürüme şeklinde de gerçekleşebilir.

Çölyak hastalığı sadece dişe değil, kemiklere de nüfuz eden bir rahatsızlıktır. Bu nedenle de etkisi son derece fazladır.

Çölyak Hastası Olan Kişilerin Çocuklarında Da Hastalığın Görülme Olasılığı Nedir?

Çölyak hastalığı kalıtsal bir hastalık olarak bilinir. Aile bireylerinde var ise diğer bireylerde de görülme olasılığı oldukça yüksektir. Çölyak hastalığı eğer aile büyüklerinde söz konusu ise ve anne ya da baba tarafından bireye geçiyorsa, bireyin çocuklarında da oluşabilir. Bu yüzden hastalığın görülme olasılığı %90 civarında seyredebilir.

Eklem Hastalıklarında Çölyak Hastalığının Rolü Nedir?

Eklem hastalıklarının ortaya çıkış nedenleri arasında çölyaktan bahsedilebilir. Gluten açısından zengin besinler ile beslenilmesi hastaların hazım sorunu yaşamasına neden olurken aynı zamanda eklemlerde ağrı ya da uyuşmaya da neden olabilir. Pek çok hastada en çok ortaya çıkan problemler arasında kemik erimesinden sonra eklem rahatsızlıkları boy gösterir. Eğer çölyak hastası iseniz ve şiddetli ağrılardan şikâyet ediyorsanız muhtemelen gluten diyetine uyum sağlayamadığınız anlamına gelir.

Eklem hastalıklarının yanı sıra çok daha büyük komplikasyonlardan da bahsedebiliriz. Bunlar kemiklerin çok daha çabuk kırılması ya da buna bağlı olarak ortaya çıkan kemik hasarları olarak nitelendirilebilir.

Gluten Nedir? Hangi Besinlerde Bulunur?

Gluten buğday, çavdar ve arpa gibi tahıllarda bulunan bir proteindir. Gluten içeren gıdaları tüketmek ishal, karın ağrısı ve şişlik gibi belirtilere neden olur. Bu nedenle, iyi protein sindirimi ve olamaz çünkü bu tahıllar ile gıdaların alımı çölyak hastaları gibi gluten intoleransı olanlar oldukça olumsuzdur.

Gluten içeren gıdalar, buğday, arpa veya çavdar kraker, kek, kurabiye, ekmek, ekmek, bira ve pizza hamuru gibi gıdalardır.

Emilimi son derece zor olan bu gıda bağırsaklarda hasarlara neden olabilir. Çölyak hastası olan kişiler bu gıdalardan aşırı tükettiklerinde ya da diyete uymadıklarında kanser riski ile karşı karşıya kalabilir.

Glutensiz gıdalar ağırlıklı olarak:

  • Meyveler ve sebzeler,
  • Pirinç ve türevleri,
  • Mısır ve türevleri,
  • Patates nişastası,
  • Et ve balık,
  • Şeker, çikolata, kakao, jelâtin ve dondurma,
  • Tuz,
  • Yağlar, zeytinyağı ve margarinlerdir.

Örneğin, patates nişastası gibi bu bileşenlerle yapılan bu gıdalar ve diğer ürünler, glutensiz bir diyette tüketilebilir. Etiket üzerinde glutensiz etiketli sanayileşmiş gıdalar da gluten içermez ve bu proteine ​​karşı tolerans göstermeyen kişiler tarafından tüketilebilir.

Gluteni gıdadan çıkarmanın temel faydası, işlenmiş ve kalorili gıdaların doldurulmuş bisküviler, pizzalar ve kekler gibi diyetten çıkarılmasıdır. Gluten intoleransı olmayan insanlar bile daha iyi hissetmeye başlarlar; çünkü daha sağlıklı yemeye başlarlar. Bu da bağırsağın ve vücudun işleyişini iyileştirir. Ek olarak, glutenin geri çekilmesi, gazın azalmasına ve bu proteine ​​daha duyarlı olan bazı insanların karnındaki şişmeye katkıda bulunabilir.

Glutenin pek çok gıdada bulunduğundan bahsedebiliriz. Gluten açısından zengin olan besinler ise;

  • Buğday ve tam buğday ürünleri,
  • Yulaf (kendisi, gluten içermez, ancak bununla birlikte işlenebilir)
  • Çavdar,
  • Ketçap,
  • Arpa,
  • Buğday unu,
  • İrmik,
  • Ekmek, tost, gofret, bisküvi, makarna, kek ve pizzalar,
  • Bira,
  • Atıştırmalık yiyecekler,
  • Buğday tohumu, buğday çimi, buğday irmiği,
  • Ketçap, mayonez, hardal,
  • Sosis,
  • Endüstriyel baharatlar,
  • Tahıllar, tahıl çubukları, şuruplar,
  • Endüstriyel soslar ve çeşniler,
  • Bazı çerezler,
  • Malt sirkesi,
  • Bazı salata sosları,
  • Konserve fasulyesi,
  • Dondurma,
  • Aromalı kahve,
  • Votka,
  • Bazı vejetaryen burgerler,
  • Kavrulmuş fındık,
  • Ekmekleşmiş gıdalar,
  • Bazı meyveler,
  • İşlenmiş peynir,
  • Dondurulmuş patatesler,
  • İşlenmiş çorbalar,
  • Sanayileşmiş köfte gibi yiyeceklerdir.

Çölyak Hastalığında Kesin Bir Tedavi Mümkün müdür?

Çölyak hastalığı ile karşı karşıya kalan kişiler için kesin ve kalıcı bir tedaviden bahsetmek ne yazık ki mümkün olmaz. Bu hastalık ile mücadele edecek olan kişiler kendilerini ömür boyu uygulayabilecekleri sıkı bir diyetin içinde bulurlar. Böylece hastalığın kalıcı etkileri ve ortaya koyacağı belirtiler tamamen kaldırılmış olur. Özellikle uzun yıllar boyunca diyete uyum sağlayan kişilerde kalp hastalıkları, kanser ya da buna benzer çölyak etkili hastalıklar görülmemiştir.

Çölyak hastalığının tedavisi için bazı dönemlerde ilaç kullanımı da sağlanabilir. İlaçlar gluten etkisini azaltmak amacı ile hastalara verilebilir. Bir yandan da metabolizmanın hızlanması ve çok daha dinç bir vücuda sahip olunabilmesi için bu tür ilaçlar kullanılır. Hastalar ise reçetelerine uyum sağlayıp sıkı bir diyet uyguladıklarında herhangi bir sorun yaşamaksızın hayatlarını sürdürürler.

Çölyak Tedavisi için Bir İlaç Var mı?

Çölyak hastalığı genellikle diyetler ile kontrol altında tutulabilen hastalıklar arasında yer alır. Hastalar tüm hayatları boyunca gluten içeren gıdalardan uzak durarak hastalığın yan etkilerini ortadan kaldırmaya çalışır. Uzun vadeli çölyak hastalığı ilaçlarla kontrol altına alınabilir; fakat bu ilaçların kullanılmasının nedenleri tamamen hastalığın etkilerini ortadan kaldırmak ve hastaların bünyesini güçlendirmek adına sağlanır.

Çölyak Hastaları Alkol Tüketebilir mi?

Çölyak hastalarının alkol tüketmeleri son derece sakıncalıdır. Alkol, votka ya da bira gibi ürünler zaten glüten içerdiğinden dolayı hastaların belirtilerinin çok daha hızlı ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu sebeple çölyak ile mücadele eden kişilerin yoğun olarak alkolden kaçınmaları gerekir. Bir diğer önemli husus ise alkol kullanımı gerçekleştirmek isteyen kişilerin glutensiz olanlarını tercih etmeleri gerektiğidir. Piyasada içeriğinde gluten olmayan pek çok farklı alkol çeşidi bulunur. Diyet listesi içinde bu tür içeceklerin tüketilmesi ise mümkün olabilir.

Gazlı içecekler de glutene sahip olduğundan dolayı bu tür içeceklerden de kaçınılması çölyak hastalarına önerilir.

Çölyak Hastalığı Olan Kişiler Sigara Kullanabilir mi?

Çölyak hastalığı ile mücadele eden kişiler eğer düzenli diyet listesine uyum sağlıyor ise sigara kullanımı gerçekleştirmelerinde sakınca bulunmaz. Fakat diyet listesine uyum sağlamayan kişilerde sigara biraz daha risklidir. Sigara kullanımı gerçekleştirmek isteyen kişilerin bağışıklık sisteminin gerçekten kuvvetli olması gerekir. Kefir ve probiyotik içerikli gıdalar bağışıklık sistemini güçlendireceğinden dolayı hastalara sigaranın etkisi yüksek olmaz. Elbette sigara sağlık için zararlı ürünler arasında yer alır; ancak hastalarında diyet listesi ile birlikte kullanım gerçekleştirmeleri mümkün olabilir.

Çölyak Hastalığının Sebepleri Nelerdir?

Genetik faktörlerin glüten tüketimi ve diğer etkenlerle bir araya gelmesi çölyak hastalığına katkıda bulunabilir, ancak kesin nedeni bilinmemektedir. Bebek besleme uygulamaları, gastrointestinal enfeksiyonlar ve bağırsak bakterileri de ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. Bazen çölyak hastalığı ameliyat, hamilelik, doğum, viral enfeksiyon veya ağır duygusal stresten sonra aktif hale gelir.

Vücudun bağışıklık sistemi gıdadaki glütene aşırı tepki verdiğinde, reaksiyon ince bağırsaklara giden ufak, kılcal çıkıntılara zarar verir. Villi denen bu yapılar yediğiniz yiyeceklerden vitaminleri, mineralleri ve diğer besinleri emer. Eğer bu yapılar zarar görürse, ne kadar yerseniz yiyin, yeterli besin alamazsınız.

Çölyak Hastaları Gluten Diyetini Bozarsa Ne Olur?

Çölyak hastalığı ile karşı karşıya kalan kişilerin devamlı ve düzenli olarak glutensiz gıdalar ile beslenmeleri gerekir. Diyeti bozan ya da devamlılığını sağlamayan kişiler birtakım sağlık sorunları ile karşı karşıya kalabilir. Bunlar içinde öncelikli olarak bağırsak kanseri, kemik erimesi ya da eklem ağrılarından söz edilebilir. Bu durumların oluşumu ise tamamen diyete olan uyumsuzluk ile alakalıdır.

Çölyak hastalığı aynı zamanda ömür boyu sürdüğünden dolayı hastalar devamlı olarak diyetle baş başa kalmak durumundadır. Bu durum da belli bir sürenin sonunda hastaların daha ilgi çekici yemeklere yönelmelerine neden olur. Örneğin çikolata, dondurma ya da cipsler hastaların hayat boyu imrendiği; ancak bir türlü yiyemediği yiyecekler arasında yer alır. Durum böyle olduğundan dolayı da diyet bozulur ve komplikasyonlar ortaya çıkmaya başlar.

Çölyak Hastası Kadınlar Hamilelik Döneminde Nelere Dikkat Etmelidir?

Çölyak hastalığına mensup olan kişiler eğer gebelik döneminde ise bebeğin gelişimi için belli noktalara dikkat etmek durumundadır.

Doğurganlık çölyak hastalığı tarafından hiçbir şekilde etkilenmez ve hamilelik döneminde bu hastalığa özgü riskler yoktur. Bir bebek bekleyen çölyak hastalarına karşı bir tehdit oluşturan faktörlerden bahsedilemez. Gebelik öncesi dönemde ve gebelik aylarında besinlerin emilim kalsiyum, demir ve folik asit ve nöral tüp efektleri bunun sonucunda artan risk, kemik bebek gelişimi problemlerinin şiddetli sıkıntısı neden olabilir. Kansızlık da bunların başında gelir. Ayrıca, hamilelik sırasında gluten alan çölyaklı kadınların çocuklarının erken doğma riski daha yüksektir.

Glütenin bağırsak mukozası ile temasıyla uyarılan immün reaksiyonun, embriyonun rahim duvarlarına yerleşip implant yapabilmesini engellediği anlaşılmaktadır. Düşük riski azaltmak için tek önleyici tedbir, gebelikten en az altı ay önce gıdadan gelen gluten izlerini ortadan kaldırmaktır. Bu önlemin amacı, kan dolaşımında anormal antikorların varlığını geçersiz kılmaktır.

Hamile kalmaya çalışan ve gluten intoleransından şüphelenen ya da çölyak hastalığı olan birinci derece akrabaları olan kadınların, aile hekimleriyle konuşmaları ve çölyak hastalığı tanısında uzmanlaşmış bir merkeze gitmeleri önemlidir. Olumlu bir sonuç elde edilmesi durumunda, kesinlikle glütensiz bir diyetin ardından, herhangi bir özel risk altında değildir veya hamilelik sırasında ek kontroller veya farmakolojik tedaviler gerçekleştirmeleri gerekmemektedir. Gebelik sırasında tanı konulursa, demir veya kalsiyum eksikliğine neden olup olmadığını ve bu minerallerin takviyelerinin reçete edilmesinin gerekip gerekmediğini kontrol etmek hekime kalmıştır. Aynısı doğumdan sonra, puerperiumda veya emzirme sırasında elde edilen teşhis için de geçerlidir.

Yüksek kalıtsal bir hastalık olduğundan, çölyak hastalığı, genetik mirasın bir parçası olarak anneden çocuğa bulaşabilir. Çocuk, yaşamı boyunca hastalığın gelişme riskini yaklaşık % 10 oranında artırır. Bugüne kadar, hamilelik sırasında veya bebeğin doğumundan sonra alınacak davranışlar veya önlemler, gluten intoleransı gelişme olasılığını azaltmak için henüz net olarak tanımlanmamıştır. Bebeğin glütene maruz kalmasını mümkün olduğu kadar geciktirerek vücudunun koruyucu bir etkiye sahip olduğu düşünülse de, bu çalışmaların henüz kesin sonuçlar vermediği düşünülmektedir.

Çölyak Hastası Çocuklar Nasıl Beslenmelidir?

Çölyak hastalığına sahip olan çocukların beslenme stilleri son derece önem taşır. Özellikle anne karnındaki gelişimi için de annenin beslenmesi oldukça önem taşır. Ebeveynlerin çocukları beslerken kefir ve buna benzer bağışıklık güçlendirici gıdalara başvurmaları önerilir. Aynı zamanda bebeklere özel laktozsuz süt ve içerisinde gluten bulunmayan gıdalar da mutlaka tercih edilmelidir.

Çölyak hastalığı çocuklarda çok küçük yaşlarda göründüğünden dolayı hastalık ile ilgili tüm klinik araştırmalar yapılmalı ve uygulanmalıdır. İlaçla tedavi çocuklarda pek mümkün olmaz; fakat probiyotik içerikli şuruplar rahatlıkla kullanılabilir. Gelişimin hızlanması için demir açısından zengin gıdalara başvurulması gerekir. Bunlar ise balık, kümes hayvanları, yumurta ve yeşil yapraklı sebzeler olarak bilinir. Anne ve babaların çocukları beslerken daha çok bu tür gıdalara yoğunlaşmaları ise öneriler arasında yer alır.

Çölyak Hastalığının Alternatif Tıpla Çözümü Mümkün Müdür?

Çölyak hastalığı ile karşı karşıya kalan hastalar için alternatif tıptan da bahsetmek söz konusu olabilir. Hastaların çörek otu, çölyak hastalığının tedavisinde kullanılan bitkiler arasında yer alır. Çölyak için çörek otu ile hazırlanan kürler uygulandığında hastalığın pek çok yan etkisi ortadan kaldırılabilir. Bunun yanında daha pek çok karışım elde edilebilirken daha büyük komplikasyonların oluşumu da ortadan kaldırılabilir.

Çölyak hastalığında uygulanabilecek kürler sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesi de sağlanabilir.

Hastalar 1 çay kaşığı çörek otunu aç karnına 1 su bardağı su ile 1 ay boyunca uyguladığı takdirde zamanla hastalığın etkileri yok edilebilir. Bu durum sonucunda ise hastaların bağışıklık sistemleri kuvvetlenmekte ve metabolizmaları da daha hızlı çalışmaktadır. İstenen etkilerin elde edilebilmesi ise en fazla 2 ay gibi bir sürede sağlanabilir.

Hastalar pek çok bitki çayından da fayda sağlayabilir. Papatya çayı çölyak hastalığı ile mücadele etmeye çalışan kişiler için alternatif bitkiler arasında yer alır. Her gün düzenli olarak tüketilen bitki çayı, hazımsızlığın giderilmesine ve metabolizmanın da düzelmesine yarar. Bu sayede çok hızlı bir şekilde hastalığın seyri de değiştirilebilir.

Semizotu ve diğer yeşil yapraklı bitkilerin haşlanması sonucu elde edilen sular da aç karnına tüketildiğinde çölyak etkisini kaldırmaya yardımcı olabilir. Elbette bu bitkilerin en düzenli şekilde kullanılması son derece önemlidir.

Çölyak Nasıl Tedavi Edilir?

Çölyak hastalığının tedavisi büyük oranda tanı ile ilgilidir. Tanı zor olduğu için, yanlış tanı ihtimali de bir o kadar yüksektir. Yanlış tanı beraberinde yanlış tedaviyi, yanlış tedavi de onlarca farklı sorunu getirir. Hastanın tanısı doğru konduktan sonra yapılacak ilk şey sıfır glüten esasına göre beslenme düzenin oluşturulmasıdır. Diyete rağmen bağırsak fonksiyonlarındaki sorunlar devam ediyorsa kortizon tedavisine başlanır.

Çölyak Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Çölyak hastalarının neredeyse tamamında tedavi yöntemi sıkı diyettir. Glütenden arındırılan bir hayat tarzı mecburidir. Bazı hastalarda ise çölyak ancak kortizon tedavisi ile kontrol altına alınabilmektedir. Diyet tedavisi ömür boyu iken kortizon tedavisi birkaç haftalıktır. Çölyak belirtileri şiddetlendikçe kortizon tedavisi de yenilenir. Hastalar diyet süresince az ya da çok fark etmeksizin kesinlikle glüten tüketmemelidir.