Bipolar Bozukluk Tedavisi

Bipolar Bozukluk Tedavisi
Bipolar Bozukluk Tedavisi

 

Bipolar bozukluk, tıpkı fiziksel olarak oluşabilecek hastalıklar gibi gerçek bir hastalıktır ve tedavi edilmesi gerekir. Bipolar bozukluk tedavi edilmediği durumda farklı evrelerde ilerlemeye zemin hazırlanır. Bireylerin duygusal dünyalarındaki iniş çıkışların, standartların çok daha üzerinde yaşandığı bir hastalık olarak kabul edilmesi nedeniyle tedavisi büyük önem arz eder. Sevinç, öfke, üzüntü, huzursuzluk, endişe veya coşkunun uç noktalarda yaşanmasıyla kendisini gösteren bipolar bozukluk, tedavisi mümkün ruhsal hastalıklardan biri olarak kategorize edilir. Bipolar bozukluk hastalığına sahip olan bireylerde; düşünceler, duygular, davranışlar ve fiziksel sağlık etkilendiğinden dolayı direkt olarak hayatın etkilenmesi söz konusudur. Tedavinin düzenli olarak gerçekleştirilmesi ile beraber ruhsal sağlık tamamen normal standartlarına döndürülebilir.

Bipolar bozukluk tedavisi için yapılacak olan uygulamalarda süre belirlemesi hastalığın şiddet eğrisine bağlı olarak farklılaşır. Ortalama olarak seans sayısı bir hasta için 15-20 arasında belirlenmekle beraber, seans sayısında farklılık oluşabilmesi söz konusu olabilir. Bipolar bozukluk yaşayan her birey için tedavilerin aktif olarak uygulanarak tamamlanması zorunludur. Yarıda bırakılan bipolar bozukluk tedavisi, kısa veya uzun vadeli dönemlerde hastalığın kendini tekrar edebilmesine neden olabilmektedir. Başarılı tedavi sürecinin planlaması ile beraber, hastaların programa uygun şekilde profesyonel destek almaları olmazsa olmazdır. Profesyonel yardım almadan bireylerin tek başına bipolar bozukluğu atlatabilmeleri mümkün olmaz. Alınacak destekle beraber öncelikli olarak, bipolar bozukluğun hangi seviyede olduğunun tespitinin gerçekleştirilmesi sayesinde başlanacak tedavi türü belirlenir. Hastanın durumuna göre bipolar bozukluk tedavisi başlatılmasıyla beraber süreç boyunca aktif olarak uygulama gerçekleştirilir. Tedavi türlerinde mevcut olan farklılıklar hasta özelinde en iyi sonuçların alınabilmesi için etkili yöntemin seçilebilmesi için tek tek değerlendirilerek ele alınır.

İnceleyen ve onaylayan: Uzm. Dr. Güler Mocan

Bipolar Tedavisi Hakkında

Bipolar bozukluğun tedavisi bu konuda çalışma yapmış tıp doktorları, psikiyatristler tarafından sağlanır. Hastalığın teşhisi de yine bu alanda uzman doktorlar tarafından konulabilir. Hastalığın şiddetine göre tedavi ekibine psikolog, sosyal hizmet hemşiresi ve psikiyatri hemşiresi de dahil olabilir.

Bipolar bozukluk yaşam boyu süren bir durumdur. Tedavi ise semptomları kontrol altına almaya yöneliktir. İhtiyaçlara bağlı olarak tedavi ilaçlar, devamlı terapi, hastaneye yatış gibi unsurlar içerebilir. İlaç kullanımı dengesiz ruh halini kısa sürede dengelemek için kullanılır. Fakat tedavi devamlılığı önemlidir, hasta kendini iyi hissetse de devam edilmesi gerekir. İlk tedaviyi atlatan kişiler hastalığın tekrar etme olasılığı ile karşı karşıyadır. Küçük bir ruh hali değişikliği depresyona dönüşebilir.

Doktor hastanın durumuna göre gündüz tedavi programlarına katılmayı önerebilir. Bu da hastalığın kontrol altında tutulması için gerekli danışmanlığı ve desteği sağlar. Eğer hastalığı ağırlaştıracak bir madde bağımlılığı söz konusu ise bunun tedavi edilmesi büyük önem taşır. Alkol ya da uyuşturucu gibi bağımlılıklar hastalığın tedavi edilebilmesi neredeyse olanaksız kılar.

Hastaların birçoğu hastaneye yatışa gerek kalmadan semptomları kontrol altına alabilir. Fakat bazı kişilerde intihara meyil, kendine ve çevreye zarar verme tehlikesi, gerçeklikten kopma gibi sorunlar baş gösterebilir. Böyle durumlarda hastanın bir süre hastanede kalması önerilir. Bu süreçte yoğun ve kontrollü bir tedavi programı uygulanır ve ruh halindeki dengesizlik kontrol altına alınır. Hastada semptomlar hafiflediğinde evine ve sosyal yaşantısına dönebilir.

Bipolar Bozukluk Tedavisi Türleri

Bipolar bozukluk tedavisindeki tedavi türleri, temel olarak iki farklı grupta incelenebilir. Akut tedavi yöntemi veya koruyucu tedavi yöntemi uygulamaları, hastalığın tedavisi için yapılacak uygulamayı belirleyen temel kategoriler olarak tanımlanırlar. Hastalar için uygun tedavi türünün belirlenmesinin ardından kısa süre içerisinde tedaviye başlanması hasta açısından olumludur. Akut tedavi yönteminin uygulanması, hastalığın belirtileri başladığı esnada hastanın mümkün olan en yakın zaman dilimi içerisinde yatıştırılmasına yönelik olarak uygulanır. Hastaneye yatarak tedavi olmayı gerektirebileceğinden dolayı, dikkatle yürütülmesi gereken bir süreçtir. Hastanın hem kendisinin hem de çevresinde bulunanların güvenli şekilde hayatlarını sürdürebilmelerine yönelik olarak uygulanır. Mani dönemde sakinleştirici etkiyle, depresyon dönemindeyse ruhsal açıdan yeterliliği sağlayacak tedavi olarak gerçekleştirilir.

Tedavi türlerinden biri olarak koruyucu tedavide ise temel hedef yeniden hastalanmayı engellemektir. Bipolar bozukluk tedavisi için uygulanacak olan koruyucu tedavi planlaması, ilk adım olan akut tedaviden sonra gerçekleştirilir. Doğru planlamanın yapılması sayesinde, hedef süre içerisinde bipolar bozukluk tedavisi için önemli yol kat edilebilmesi olanağını sağlar.

Bipolar bozukluk tedavisi için hastanın kontrolünün ardından planlanan tedavi türleri; ilaçlı tedavi, eğitim ve psikoterapi olarak sıralanırlar. Ek olarak bipolar hastanın, intihara meyilli olma derecesine göre EKT tedavisi veya TMU tedavisi de uygulanabilir yöntemler olarak gündeme gelir.

İlaçlı Tedavi: Bipolar bozukluk tedavisi için biyolojik etkiyi sağlamak için ilaç tedavisi elzemdir. İlaçların dozu farklı olabileceği gibi aynı zamanda içerik açısından da farklılaşabilirler. Tedavi aşamasında uygulanacak olan ilaç yöntemi, akut tedavi ile başlatılarak hastalar için ilk adım atılmış olur. İlaçlı tedavi öncesinde gerçekleştirilecek olan profesyonel değerlendirmenin ardından gerekli olduğu seviyede uygulanabilir tedavi yöntemi konumundadır. Bipolar bozuklukta ilaçlı tedavi yarım bırakıldığı veya hiç başlanmadığı takdirde, hastalığın tedavisi için ilerleme kaydedilebilmesi mümkün olmaz. İlaç tedavisinin başlatılması iyileşme için gerekli zemini hazırladığı gibi farklı tedavilerle desteklenebilir.

Eğitim: Eğitim, her hastalıkta olduğu gibi bipolar bozukluğun tedavisinin gerçekleştirilebilmesinde çok önemlidir. Hastalar için gerekli şartlarda bipolar bozukluk hakkında eğitim verilmesi sayesinde, farkındalık yaratmak için en iyi sonuçların elde edilebilmesi hedeflenir. Bipolar bozukluk tedavisi için uzman yardımıyla verilecek eğitimde, hastalık hakkında bilgilendirme ve tedavi sürecinin işleyişine yönelik olarak kapsamlı bir süreç yürütülür. Bipolar bozukluk tedavisi için eğitim en önemli ön şartlardan birisi olarak kabul edilir. Doğru eğitimin başlatılması ve uygulanması sayesinde hasta için gerekli olan farkındalığın sağlanabilmesi mümkündür. Tedavide yol kat edebilmek için hastayla etkileşim halinde olunması, özellikle başlangıç aşamasında bipolar bozukluk yaşayanlar için çok önemlidir.

Psikoterapi: Bipolar bozukluk yaşayan hastalar için olmazsa olmaz tedavi yöntemlerinden biri olarak belirlenmiştir. Terapi aşamasında gerçekleştirilecek olan uygulamaların tamamından geri dönüş elde edilebilmesi olanağı bulunur. Bipolar bozukluk tedavisi için en etkili yöntemlerden biri olmasıyla beraber, psikoterapi her hasta için bir gereklilik olarak belirlenmiş durumdadır.

EKT (Elektro Konvülsif Tedavi): İlaçlara karşı bipolar bozukluk hastalığında direnç yaşayanlar için intihar riski yüksektir. Elektro Konvülsif Tedavi yönteminin uygulanması ilk adıma gerçekleştirilebilir. Pek çok hasta için günümüzde hale en önemli tedavi yöntemi olarak bilinen EKT, ilaçların yetersiz kaldığı vakalarda da uygulanır. Ağrılı bir tedavi yöntemi olmaması nedeniyle, bipolar bozukluk tedavisi için hastalara kolaylıkla uygulanabilir yöntem olarak bilinir. Bireyin anestezi yöntemi kullanılarak hissizleştirilmesi sağlanırken, beyne elektrik uyarısının gönderilmesi yöntemi esas alınır.

Manyetik Uyarım (TMU Tedavisi): Bipolar bozukluk tedavisi için aktif olarak uygulanabilir durumdaki yöntemlerden olan manyetik uyarım tedavisi, beynin elektriksel aktivite akışının düzenlenmesinde etkilidir. Saçlı kafa derisinin üst kısmından olacak şekilde elektromanyetik bobin kullanılması yöntemiyle uygulanır. Dış noktada güçlü ve kısa manyetik alanın oluşturulması tedavi içeriğini oluşturur. Beyindeki belirlenen noktada nöronal depolarizasyon adı verilen değişimin gerçekleştirilmesinde rol oynar. Bipolar bozukluk hastalığı yaşayan bireyler için, beyinde yeteri kadar çalışmayan doğal süreçlerin harekete geçmesinde etkilidir. Anestezi gerektirmeden uygulanır.

Psikoeğitim

Çok katılımlı olarak gerçekleştirilen psikoeğitim, bipolar bozukluk hakkında bilgilendirme yapılması yöntemidir. Bireysel olarak yapılacak bilgilendirmede amaç, farklı katılımcıların yaşadıkları deneyimlerin tamamını ve hayatlarını sürece katmalarıdır. Doktor ve hasta arasında pasif ilişki ortamı oluşması yerine, daha çok etkileşim kurularak bilgi alışverişi yapılması hedef alınır. Hem bilgi hem de güvene dayalı olarak gerçekleştirilen psikoeğitim, bipolar bozukluk hakkında bilgi edinmeyi profesyonel olarak sağlayan bir çeşit terapi olarak tanımlanabilir. Uzun yıllardan günümüze kadar farklı yöntemlerle psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde psikoeğitim kullanılmıştır. Son yıllarda modern bilgiler ışığında yeniden tasarlanmış olan psikoeğitim modelleri sayesinde, kontrollü olarak çalışmalar gerçekleştirilebilir durumdadır. Psikoeğitimin içeriği oldukça geniş olduğu gibi aynı zamanda eğitim süreci de uzundur.

Psikoeğitimle birlikte bipolar bozukluk tedavisi desteklenirken, yaşam hedeflerine dair de seanslar da etkileşim sağlanır. Hastaların sahip oldukları düşüncelerin grup terapisiyle birlikte paylaşımını destekler seviyedeki psikoeğitim sayesinde, hasta bireyler kendilerini hem rahat hissederler hem de kolaylıkla terapinin gerçekleştirilebilmesi için uygun zeminin hazırlandığını görebilirler. Yoğun bir süreç olarak devam etmesiyle birlikte 6 aya kadar devam edebilir. Bipolar bireyler için farkındalık oluşturulması, ilaçla uyum sağlanması, ilacın kötüye kullanımının engellenmesi, yeni durumlar oluşmasına karşın erken tespit, stres yönetimi ve düzenli alışkanlıklar da psikoeğitim süreci boyunca psikoterapist tarafından denetlenir. Bipolar bozukluk tedavisi için fark yaratan psikoeğitim, grup halinde katılım sayesinde başarılı sonuçlar alınabilmesi olanağını sağlar.

Psikoterapi

Bipolar bozukluk tedavisi için gerçekleştirilen psikoterapi, kişinin problemlerle başa nasıl çıkabileceğine dair uygulamaları kapsar. Bireysel açıdan, aile ve arkadaşlar başta olmak üzere çevreyle yaşanabilecek çatışmaların nasıl çözümlenebileceğine dair bipolar bireylere çeşitli yöntemlerin gösterildiği uygulama olmasıyla önem taşır. Psikolojik açıdan olumsuz tüm etkenlerin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak gerçekleştirilen bir terapi olarak ön plana çıkması nedeniyle, psikoterapi sayesinde hastaların sosyal anlamda başarılı sonuçları alabilmeleri mümkündür. Tedavi sürecinin ayrılmaz parçası olarak dâhili şekilde sürdürülmesi sayesinde sosyal açıdan eksiklik yaşanmadan bipolar bozukluğu yaşayan hastaların tedavilerine eşlik edecek şekilde planlanır. Psikoterapinin içeriği 3 farklı kategori üzerinden incelenebilir. Bipolar bozukluk için psikoterapi olarak sıklıkla kullanılan yöntemler:

  • Bilişsel Davranışçı Terapi
  • Aile Odaklı Terapi
  • Kişilerarası ve Sosyal Ritim Terapisi olarak şekillenir.

Bilişsel Davranışçı Terapi: Kişinin düşüncelerinin duygularını nasıl etkilediğini kavrayabilmesini sağlayan terapi uygulamasıdır. Psikoterapinin içeriklerinden birisi olmasıyla beraber, pozitif yaklaşımlarla nasıl davranış kalıplarının değiştirilebileceğine yönelik olarak çalışmaların yapılmasına dayanır. Bipolar bozukluk yaşayan tüm hastalar için geçerlidir. Pozitif yaklaşımlar sayesinde sağlanacak olan değişimler, hastaların hayatlarının mevcut durumundan daha farklı seviyeye ulaşmasını sağlama amacına sahiptir. Bipolar bozukluklarda terapinin temel odak noktasında, semptomların yönetilebilmesi ve problem çözme yeteneğinde yaşanan kayıpların geri kazanılması bulunur. Bilişsel davranışçı terapi sayesinde bireysel anlamda değişimlerin sağlanıyor olması önemli bir gelişim sürecini başlatacak ilk adımlardan birisidir.

Kişilerarası Terapi ve Sosyal Ritim Terapisi: İkili ilişkilerde ve grup ilişkilerinde yaşanan sorunların tamamı için, hastanın kendisi üzerinden psikoterapi uygulanarak değişim yaşanması hedeflenir. Kişilerle olan ilişkilerin geliştirilmesine yönelik kapsama sahip olan psikoterapi tedavisi olarak belirlenen kişilerarası terapi ve sosyal ritim terapisi, aktif sosyal hayatın normal standartlara ulaşmasını sağlayacak olan değerlerden biridir. Stres seviyesinin toplum içerisindeyken azaltılmasına yardımcı olacak bipolar bozukluk tedavisi uygulamalarından biri konumunda yer alır. Stres, bipolar bozuklukların tamamında en önemli tetikleyicilerin başında gelen kavramlardan birisi olarak değerlendirilir. Duygudurum değişikliklerinin semptomlarının azaltılması konusunda yardımcı olacak şekilde gerçekleştirilen bir yöntem olması sayesinde, terapi sonrasında ilk durum ve son durum arasındaki değerlendirme yapılabilmesi mümkündür. Bipolar bozukluk yaşayan hastaların genel olarak biyolojik saatleri oldukça hassas seviyededir. Günlük hayatın içerisindeki aktiviteler dolayısıyla, biyolojik saatlerde etkilenme yaşanabilir. Psikoterapi tedavisi kapsamında gerçekleştirilen sosyal ritim terapisi; yeme içme, uyku düzeni ve egzersiz gibi sosyal ritmi belirleyen fonksiyonların tamamı için dengeleyici terapi yöntemidir.

Aile Odaklı Terapi: Bipolar bozukluk yaşayan biriyle aynı hayatı sürdürmek, ailenin diğer üyeleri için zorlayıcı olabilecek durumlardan biri olabilir. Aile odaklı terapi uygulamaları sayesinde aile üyeleri arasında mevcut olan bağın tekrar kaliteli şekilde kurulabilmesi ve bununla birlikte sağlıklı ev hayatının oluşturulabilmesi sağlanır. Bipolar bozuk tedavisinin en önemli noktalarından biri olan psikoeğitim içerisinde mevcut olan aile odaklı terapi, fark yaratır.

Bipolar bozuklukların tedavisi için aktif olarak uygulanan psikoterapi, bireysel bazda iyileştirmelerin sağlandığı tedavi yöntemi olması sayesinde hayatı daha kaliteli standartlarda yaşamak için uygulanır. Bipolar bozukluk için iyileşme döneminin bir süreç olarak ele alınmasıyla birlikte, bu sürecin değişilmez parçası psikoterapidir. Diğer tedavilerle eş güdümlü uygulanması sayesinde maksimum fayda sağlanması mümkündür. Verimli ve hızlı şekilde ilerleyebilir durumda olması, bunun yanı sıra ilk psikoterapiden itibaren değişimin görülebilir durumda olması bipolar bozukluk tedavisi için en önemli noktaların başında gelir. Başlangıcından terapinin sonlanmasına kadar geçen süreç içerisinde, profesyonel terapist eşliğinde gerçekleştirilecek olan uygulamaların her seansında aile hayatına ve sosyal hayata dair iyileştirmeler sağlanır.

İlaç Tedavisi

Bipolar bozukluk tedavisi için ilaç kullanımı temel unsurdur. Psikiyatrik bir hastalık olarak tanımlanması ile birlikte, farklı dönemlerde yaşanabilecek olan ruhsal dalgalanmaların kontrol altında tutulabilmesine yönelik olarak ilaç tedavisi uygulanır. İki uçlu bozukluk olarak tanımlanan bipolar bozukluk, duygu durum değişimlerinin uç noktalarda yaşanmasına neden olur. İlaç tedavisi mani ve depresyon dönemlerine özel olarak sürdürülür. Bipolar bozukluk hastalığına sahip olan bireyler için, depresif dönemlerde antidepresan kullanımına başlanır. Duygudurum düzenleyiciler bipolar bozukluk tedavisi için en önemli ilaçlardır. Manik ataklarda etki seviyeleri yüksek olması dolayısıyla kullanılabilir durumda olmaları sayesinde, uzun dönem koruyucu tedavi sayesinde atakların tekrarlanmasını önlerler.

İlaç tedavisi düzenli olarak uygulanması gereken tedavidir. Hastalığın tamamen iyileşmesine dek geçen süre içerisinde verilen ilaçların tamamının belirlenen sürelerde ve dozda kullanılması sayesinde başarılı sonuçların alınabilmesi olanağı bulunur. Bipolar bozukluk tedavisi için, hastanın durumuna bağlı olacak şekilde farklı ilaçlar kullanılabilir. Hastalığın hangi aşamada olduğu ve hastanın analizinin yapılmasının ardından ilaç tedavisi uygulaması için ilaçların belirlenebilmesi mümkündür. Teşhisin konulmasının ardından ilaç tedavisine başlanması sayesinde, gerekli tedavi şartlarının oluşması sağlanabilir durumdadır. Kullanıldıkları andan itibaren etkilerini kısa süre içerisinde gösterebilmekte olan bipolar bozukluk ilaçları, hastaların ruhsal açıdan daha iyi durumda olmalarını ve agresifliklerini önleme önceliğine sahiptir. Farklı dönemlerde yaşanabilecek olan ataklara karşı etkili çözüm sağlarlar.

Duygu Durum Dengeleyicileri

Duygudurum, bir kişinin nasıl hissettiğinin tarif edilebilmesi için kullanılan kavramdır. Bireylere ait olan duygudurum dışarıdan da gözlenebilir. Mutlu, keyifsiz, üzüntülü, coşkulu, kaygılı veya düşünceli gibi kavramlar, duygudurumun tam olarak açıklanabilmesi için verilebilecek örneklerdir. Olağan dışı duygu durum değişimlerinin bir bireyde aynı anda görülmesi, bipolar bozukluğu oluşturur. Depresyon, mani ve hipomani olağan dışı duygudurumlar olarak belirlenmiştir. Bireyler, sahip oldukları normallikten belirgin seviyede farklılaşan ataklar yaşayabilme gibi olumsuzluklarla karşılaşabilirler. Mevsimsellik, tekrarlayıcılı ve kendiliğindenlik özelliklerine sahiptir. Yaşanan değişimlerin önlenerek, bireylerin stabil ruh hallerinin sağlayabilmeleri için duygudurum dengeleyicileri ön kullanılır. Duygudurumu dengeli seviyede tutabilmede, mevcut olan ilaçların kullanımı etkilidir. İlaç kullanımı olmadan duygudurumun kontrol altında tutulabilmesi, bipolar hastalığına sahip olan bireyler için mümkün değildir.

En çok bilinen duygudurum dengeleyicisi lityum, genellikle ilk tedavi aşamasında tercih edilirler. Lityuma ek olarak Valproat, Karbamazepin, Lamotrijin de duygudurumun iyi olabilmesi olanağını sağlayan ilaçlar arasında değerlendirilir.

Lityum

Bipolar bozukluk tedavisi için duygudurum düzenleyici ilaçlar arasındaki en eski ve aynı zamanda hala pek çok hastada en etkili ilaç olarak tanımlanır. Ekonomik olmalarıyla beraber, tedavi süresi boyunca aktif olarak erişilebilir olmalarını sağlar. 60 yıllık süreye dayanan geçmişleriyle birlikte yapılan araştırmalarda, lityum kullanımının uzun vadede bipolar bozukluk nedeniyle yaşanan intiharları engellendiği rapor edilmiştir. Mani ve depresyon dönemlerini engeller olmasına ek olarak tetikleyici dönemler için de kullanımı uygundur.

Lityum duygudurum düzenleyicisi kullanıldığı dönemde görülebilecek belli başlı yan etkiler bulunur. Su içme isteği, idrara çıkma, mide bulantısı, genç hastalar için sivilceye neden olabilme ve ellerde titreme yaşanması olarak yan etkiler tanımlanır. Kısa süre kullanımla oluşabilen bu yan etkiler haricinde uzun süreli olarak kullanım nedeniyle görülebilecek bazı yan etkiler de mevcuttur. Yüksek dozda uzun vadeli kullanımlarda tiroid bezinin işlevini yerine getirmesinde azalma yaşanabilir. Böbrek işlevleri de yüksek dozlu uzun kullanımlar nedeniyle etkilenebilmektedir. Lityum kullanan bipolar bozukluk yaşayan bireyler için belirli periyotlarda kontroller gerçekleştirilmelidir. Tiroid işlevlerini denetleyecek olan T3, T4 ve TSH testlerine ek olarak böbrek işlev kontrolleri de eksiksiz olarak uzman desteği alınarak tamamlanabilir.

Lityum ile koruma sağlanmasıyla, yeni hastalık dönemlerine geçişin %70 ila %80 seviyesinde engellenmesi mümkündür. Düzenli lityum kullanımına rağmen duygudurum dengelenmemesine karşın, lityuma ek olarak farklı ilaç kullanılabileceği gibi ilaç değişimi de yapılabilir. Akut hastalık döneminin tekrar etmesi durumunda lityumla beraber o dönem için uygun olan antipsikotik ilaçların geçici süreli olacak şekilde beraber kullanılması önerilmektedir.

Bipolar bozukluk tedavisi için lityum kullanımındaki en önemli noktalardan birisi de, kan lityum değerlerinin kontrol edilmesidir. Son içilen lityumun ardından 12 saatlik süre sonrasında kan verilmesiyle birlikte kandaki değerlerin başarıyla ne durumda olduklarının görülebilmesi mümkündür. Kanda belirli bir aralığın (0.6-1.00 mEq/L) altında bulunan lityumun etkisi olmadığı gibi bu aralıktan daha yüksek düzeyde olması nedeniyle yan etkileri artış gösterir. Lityum kullanımında dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri olan kandaki değer kontrolü sayesinde, kullanımın kontrol altında tutulabilmesi mümkündür.

Valproat

Koruma tedavisi, karma dönem tedavisi ve maniye karşı kullanılan bir ilaçtır. Lityumun yetersiz kaldığı dönemlerde lityumla birlikte kullanılabilir durumda olan Valproat önemli duygudurum düzenleyicilerinden biridir. Uzun yıllar boyunca bipolar bozukluk tedavisi için başarılı sonuçların alınmasını sağladığı gibi günümüzde de başarıya ulaşan tedavilerde kullanılır durumdadır. Hızlı döngülü bipolar bozukluk yaşayanlar için kullanılması özellikle büyük önem taşır. Lityumla birlikte kullanılabilir durumda olduğu gibi tek başına da kullanılabilir. Duygudurumun stabil şekilde kalabilmesini sağlamada etkili olduğundan dolayı, aktif olarak kullanımı önem arz eder. Kan düzeyi ölçümlerinin yapılması bu ilaçta da gereklidir. Belirlenmiş standart değerlerinin altına düşülmemesi ve üzerine çıkılmaması tedavi sürecinin başarılı şekilde işlemesi için en önemli faktörlerden biridir.

Valproat etkisini hemen gösteren bir ilaç olarak tanımlanamaz. Kullanıma bağlı olarak bazı semptomların hafiflediğinin görülebilmesi için 1-2 haftalık sürenin geçmiş olması gerekebilir. Bipolar bozukluk yaşayan bireylerin tamamında farklılık gösterecek şekilde dozların uygulanması farklılaşır. Genel olarak 400 mg ve 2500 mg arasında belirlenen dozlar, nadiren artış gösterebilir. Düzenli kullanım durumunda kilo artışı, adet düzensizliği ve saç dökülmesi gibi yan etkiler ortaya çıkabilecek durumlardır.

Karbamazepin

Bipolar bozukluk tedavisi için mani dönemde ve aynı zamanda koruma tedavisinde kullanılabilir ilaçlar arasında yer alır. Etkili olup olmadığının kontrol edilebilmesi için kanda 6-10 micro g/ml seviyesinde tutulmalıdır. Karbamezepin kullanan hastalar için karaciğerin işlevlerinin denetlenmesi en önemli hususlardan biridir. İlaç yıkımının karaciğerde sağlanmasıyla birlikte, etken maddeleri dolayısıyla karaciğere zarar vermesi durumuyla karşı karşıya kalınmaması adına düzenli kontroller önem taşır. Duygudurum düzenleyici ilaçlar arasında yer alan Karbamazepinin hangi dönem için uygulandığına bağlı olacak şekilde dozlar farklı seviyede belirlenir.

Karbamazepin kullanımına bağlı olarak en çok görülebilecek şikâyetler arasında; ishal, kusma, bulantı, iştahsızlık, kabızlık ve mide şikâyetleri yer alır. İleri seviyede rahatsızlık oluşması durumunda doktora başvurulması gerekir. Uzun vadeli kullanımında Karbamazepin İn bipolar bozukluk yaşayan hastalarda duygu durumun stabil kalmasını sağladığı gözlenmiştir.

Lamotrijin

Bipolar bozuklukta, depresif hastalık dönemlerinin oluşmaması için kullanılır. Akut depresyon dönemi içerisinde bulunanlar için de kısmi olarak fayda sağladığı bilinir. Lamotrijin kullanımına düşük dozlardan başlanarak, ilerleyen dönemde dozların yavaş yavaş artırılması planlanır. Ortalama olarak 8-12 haftalık süre içerisinde, istenilen doza ulaşılması mümkündür. Duygudurumun ani olarak değişmesine yönelik olarak önleyici etkiye sahip olması sayesinde günlük olarak 25 mg – 400 mg. dozlarla kullanılması sağlanır. Lityum, Karbamazepin ve Valproat kullanımına göre daha kolay kullanımı bulunuyor olması sayesinde, hastaların tedavi döneminde oldukça etkilidir.

Lamotrijin kullanımına bağlı olacak şekilde görülebilen tipik yan etkileri arasında çok sık olmamakla beraber baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı ve kusma yer alır. Nadiren deri döküntüleri de bu ilaç kullanımına bağlı olarak oluşabilir. Hızlı doz yükseltme nedeniyle iç organların etkilenebilme olasılığı bulunduğundan dolayı, mutlaka uzman önerisiyle bipolar bozukluk tedavisi için kontrollü seviyede kullanılmalıdır.

Antipsikotik İlaçlar

Psikotik bozuklukların tedavisinde kullanılan antipsikotik ilaçlar, bipolar bozukluk tedavisi için aktif olarak tercih edilirler. Akut dönem tedavisinin gerçekleştirilmesinde ve bununla beraber bazı durumlarda koruma tedavisi için duygudurum dengeleyici ilaçların etkisinin desteklenmesine yönelik olarak kullanılırlar. Ek olarak farklı ilaçlarla kullanılacak olmaları durumunda düşük dozda verilirler. Antipsikotik ilaçlar 2 farklı grupta incelenirler. Tipik Antipsikotikler ve Atipik Antipsikotikler olarak sınıflandırılmaları, özellikleri bakımından ayrı olacak şekilde değerlendirilmelerini sağlar.

Tipik Antipsikotikler: Duygudurum dengeleyicileri ve tipik antipsikotik ilaç kullanımına başlamadan önce bipolar bozukluk tedavisi için sıklıkla kullanılan ilaçlar olarak değerlendirilirler. Kasların iç noktasına iğneyle beraber uygulayabilmeleri formülüne sahip olmaları, hastane yatışlarındaki akut yükseliş dönemlerinde kısa sürede tedavi gerekliliği oluştuğu durumlar için kullanıma uygundurlar. Etkisini kullanıldıkları andan itibaren gösterme özelliğine sahip olmaları nedeniyle, kullanıldıkları dozların yeterli olması büyük önem taşır.

Atipik Antipsikotikler: Pozitif sonuçların bipolar bozukluk tedavisi için alınabildiğinin görülmesiyle birlikte, atipik antipsikotikler daha sık kullanılmaya başlanmıştır. Beynin bazı bölgelerine etki eden ve serotonin düzeyine de etkileri olan bu ilaçların farklı çeşitleri bulunur. Risperidon, olanzapin, ketiapin, aripiprazol ve amisülpirid olarak birbirlerinden ayrılırlar. Bazı bipolar bireylerde uyku yapıcı etkiye sahip olması nedeniyle, uyku yapıcı olarak kullanıldığı düşüncesi yaygındır. Genel kanının aksine, atipik antipsikotikler kategorisinde yer alan ilaçların kullanımı bipolar bozuklukta depresyon dönemi tedavisinde sonuç alınmasına yönelik olarak tercih edilir. Hem kısa hem de uzun vadede etkisini gösterebilir durumda olması sayesinde bipolar bozukluk yaşayan bireylerde fark yaratırlar.

Bipolar Bozukluk Tedavisi Öncesi

Bipolar bozukluk yaşayan bireylerde tedavi sürecinin olduğu kadar tedavi süreci öncesinin önemi de büyüktür. Tedavi öncesi dönemde yapılacak olan analiz, testler, bipolar hastalığın dönemi ve hastanın geçmiş hayatı üzerine yapılacak incelemeler sayesinde belirli bir tedavi süreci planlaması yapılır. Her bipolar birey, kendi özelinde farklı kaynağa dayanan hastalık zeminine sahiptir. Bipolar bozukluk durumunun oluşumuna neyin neden olduğunun bilinmesi sayesinde tedavi sürecinin daha başarılı şekilde işleyebilmesi sağlanır.

Tedavi öncesi dönemde, bipolar bozukluk yaşayan bireyler için tedaviye hazırlık da oldukça önemli bir husustur. Hastaların bilinçli şekilde bipolar bozukluk tedavisini almaları sürecin daha iyi işlemesine olanak sağlar. Doktor hasta ilişkinin kuvvetlendirileceği tedavi öncesi dönemde sağlanacak etkileşimle birlikte, tedavi öncesi dönemde akılda bulunan tüm soru işaretlerinin giderilmesi de hedeflenir. Mevcut olan soruların cevaplarının net şekilde hastalara verilmesi, tedavi sürecinin nasıl işleyeceğinin belirtilmesi ve aynı zamanda gerekli farklı mental hazırlıkların gerçekleştirilmesi sayesinde etkili bipolar bozukluk tedavisine zemin hazırlanır. Tedavi öncesindeki dönemde hastaya ait olan tüm detayların öğrenilmesiyle birlikte, hem hasta hem de doktor tedaviye başlamak için gerekli olan her bilgiye sahip olur.

Hastanın Durumunun Analiz Edilmesi

Bipolar bozukluk tedavisi için başarılı sonuçların alınabilmesi için tedavi öncesi dönemde gerçekleştirilecek olan ilk işlem, hastanın durumunun analiz edilmesidir. Yapılacak olan analizle birlikte hangi evrede bipolar bozukluk yaşandığının netleştirilebilmesi sağlanır. Hasta durum analizinin sağlanması için belirli değerlendirmeler gerçekleştirilir. Kapsamlı olarak yapılacak görüşmeyle birlikte bipolar bozukluk tedavisi için başlangıç aşamasında hastayla alakalı olarak verilerin toplanması sağlanır. Her hastaya yaklaşım farklı olma gerekliliğini taşıdığından dolayı, doğru yapılacak analizle beraber tedavi sürecinin kısalarak en iyi sonuçların alınabilmesi için tedavinin hastaya göre şekillendirilmesi sağlanır.

Hasta durumunun bipolar bozuklukta analiz edilmesi sadece uzman tarafından gerçekleştirilebilir. Gelişigüzel olarak analiz yapılabilmesinin mümkün olmamasının yanı sıra aynı zamanda doğru uygulamaların tamamlanabilmesi için de bipolar bozuklukta hasta durumunun analiz edilmesi önemlidir. Mani dönemi veya depresyon döneminde olan hastalara yaklaşımın farklı olmasına ek olarak hastalığın tedavisi süresince kullanılması istenilecek ilaçlar da değişir. Hastanın ne sıklıkla bipolar bozukluk ataklarının yaşıyor olduğunun değerlendirilmesi de hasta analizi kapsamında gerçekleştirilir.

Hastalığa Genetik Yatkınlığın Tespiti

Bipolar bozukluk hastalık, klasik şekilde tanımlanan genetik hastalıklardan biri olarak değerlendirilmez. Hastalığa genetik yatkınlığın tespiti için kapsamlı olarak incelemeler gerçekleştirilir. Güçlü genetik bileşenlerin aktarımının sağlanıp sağlanamayacağının belirlenmesi, bipolar bozukluk için genetik yatkınlığı belirleyen unsurlar arasında yer alır. Bu hastalık için özelinde yapılan değerlendirmelerde sadece bir genin değil, birbirinden farklı çok sayıda genin rol oynadığı tespit edilmiştir. Bipolar hastalığa yakalanma olasılığı, birinci derecede olan akrabalarda normal nüfustan daha yüksek seviyededir. Aynı genetiği taşıyan tek yumurta ikizlerinden birinde bipolar hastalığı bulunuyorsa diğer ikizin de genetik yatkınlığın oldukça yüksek seviyede olduğu bilinir. Çoğu zaman bipolar bozukluk için genetik yatkınlığın tek başına etkili olmadığı gözlenmiştir. Çevresel faktörler ve hastalığa olan yatkınlığın birleşimi neticesinde, bipolar hastalığına yakalanmada tetikleyici unsurların harekete geçtiği bilinenler arasındadır.

Bipolar bozukluk tedavisi için hastalığa genetik yatkınlığın tespitinin yapılması, hastalardaki bipolar bozukluğun kaynağının görülebilmesinde temel unsurlardan biridir. Genetik yatkınlığı bulunan hastaların hayatlarının ilerleyen dönemlerinde gen aktarımlarını sağlamaları dolayısıyla, çocuklarında da bipolar hastalığa yakalanma riskinin bulunup bulunmayacağının saptanması genetik yatkınlık durumuyla ilişkilidir. Genetik durum hakkında yapılacak incelemeyle birlikte genel anlamda iyi seviye bipolar bozukluk tedavisine başlanabilir.

Hastanın Geçmiş Hayatının İncelenmesi

Bipolar bozukluk hastalığına sahip olan pek çok kişinin, hastalığa sahip olmasındaki temel etken olarak geçmiş hayatı ön plandadır. Hastanın geçmiş hayatının incelenmesi, bipolar bozukluk tedavisi için temel noktalardan biridir. Hastalığın hikâyesini öğrenebilmek adına geçmiş hayata dair bireylerin yaşadıkları durumların tamamında farklılaşma görülebilir. Geçmiş hayatı içerisinde normal seviyenin üzerinde stres yaşayanlar, trajik olay yaşayanlar ve aynı zamanda yoğun üzüntü yaşayanların bipolar bozukluğa yatkın oldukları belirlenmiştir. Hastanın geçmiş hayatının incelenmesiyle birlikte, bireysel olarak hangi durum veya durumlardan kaynaklı olarak bipolar bozukluk gelişimi yaşandığı tespit edilir. Yapılacak olan tespitle beraber, geçmiş hayatın incelenmesi baz alınarak tedavi sürecinin başlatılması mümkündür.

Ekonomik durum, çalışma düzeni, şiddet, ailevi sorunlar veya boşanma gibi durumlar hastanın geçmişinde yer alıyorsa, tetikleyici role sahip olarak ayırt edilebilmeleri sağlanır. Her bireyin hastalık seyri kendi iç dinamiklerine bağlı olarak şekillendiğinden dolayı bipolar bozukluk tedavisi için hastanın geçmiş hayatının incelenmesi tedavi öncesi ön aşamalarından biri olarak kabul edilir. Hastanın geçmiş dönemlerde yaşadığı sorunlar dolayısıyla bipolar bozukluk yaşamalarının inceleme sonucunda tespit edilmesi, hayatın ilerleyen evrelerinin sağlıklı şekilde planlanabilmesi olanağını da sağlar. Hastanın geçmiş hayatında yaşadıklarının tekrar etmemesi adına tedavi sürecinde uzman desteğinin sağlanmasıyla birlikte, gerekli önlemlerin alınabilmesi olanağı bulunur. Bipolar bozukluk tedavisi öncesi dönemini kapsamında gerçekleştirilen hastanın geçmiş değerlendirilmesinin yapılmasında, hastalık oluşturabilecek kadar etkili seviyede yaşanan olumsuz durumların bilinmesi gerekir.

Belirtilerin Şiddetinin Tespiti

Bipolar bozukluk tedavisinin başarıya ulaşmasındaki kritik detaylardan biri, belirtilerin ne kadar şiddetli olduğunun tespit edilmesidir. Hastanın mevcut durumuna bağlı olarak belirtilerin şiddeti değişir. Her birey için farklı seviyede görülebilecek olan belirtilerin şiddeti, hafiften başlayarak ağır şiddete kadar uzanır.

Mani dönemi, bipolar bozukluk hastalığının en şiddetli belirtilerinin görüldüğü dönemdir. Enerji seviyesinde abartılı yükselme, coşkulu ruh hali ve yeni fikirlerin hızlı oluşumuyla kendini gösterir. Hızlı konuşma ve uykuya standart seviyeden daha az ihtiyaç duyma gibi durumlar en şiddetli halini alır. Gerçeklikten tamamen kopuk düşüncelere sahip olmalarıyla beraber bipolar bozukluk tedavisinin bu hastalar için kullanılan ilaçların dozu daha ağır olarak belirlenir. Belirtilerin gösterdiği şiddette zaman zaman azalma yaşanabilse de genel olarak çoğunlukla şiddetli halde belirtilerin kendini göstermesi ön plandadır. Bipolar bozukluk hastalığına sahip olan bireylerde mani döneminde pek çok belirti aynı anda ve farklı şiddet seviyelerinde olacak şekilde görülebilir.

Depresyon döneminde bipolar bozukluk yaşayanlar için, depresyonun sahip olduğu şiddetin derecesi değişkenlik gösterir. Bipolar bozukluk belirtilerini gösteren hastaların değerlendirilmesinde, depresyon dönemindeki şiddetin tespiti için hastayla düzenli olarak iletişim halinde kalınması en kritik detaylarda arasında bulunur. Tespit aşamasında, belirtilerin şiddetine göre bipolar bozukluğun tedavisinin gerçekleştirilebileceği yöntemin planlanabilmesine ek olarak hastaya pozitif etki sağlayacak doğru yöntemlerin uygulanma süreci kısalır.

Bipolar bozukluk için şiddetine göre değişkenlik gösteren belirtiler aşağıdaki şekilde sıralanır:

  • Alışılmışın dışına çıkan yüksek duygudurum değişkenliği
  • Yoğun üstünlük düşünceleri
  • Uyku ihtiyacında azalma durumu
  • Günlük enerjide değişkenlik
  • Konuşmanın değişmesi
  • Zihinde sürekli düşüncelerin oluşması
  • Düşünceler arasında hızlı geçiş
  • Odaklanma zorluğu
  • Muhakeme kabiliyetinin azalması
  • Cinsel dürtülerde olağan dışı artış
  • Sonuçları düşünmeden karar verme ve hareket etme
  • Halüsinasyonlar

Bipolar bozukluk belirtilerinin tamamının göz önünde bulundurulmasıyla beraber, hastalığın şiddet durumu ölçülebilir. Genel olarak yapılan değerlendirme sonucunda bipolar bozukluk tedavisine nasıl başlanabileceğine dair net bilgi elde edilir. Şiddetin derecesine göre, bipolar bozukluk hastalığını yaşayan bireylere yönelik olarak tedavi süreci başlatılır.

Doğru Teşhis için Düzenli Doktor Kontrolü

Bipolar bozukluk teşhisinin doğru şekilde yapılabilmesi için doktor gözetmenliği zorunludur. Belirtilerinin bazı psikiyatrik hastalıklarla benzerlik gösterebilmesi nedeniyle, zaman içerisinde doğu tanının koyulabilmesi düzenli doktor kontrolüyle mümkündür. Bipolar bozukluk belirtilerinden bir veya birkaçının görüldüğü andan itibaren doğru teşhis için düzenli doktor kontrolü gerçekleştirilmelidir. Doktor kontrolünün sürekliliğini koruması sayesinde, dikkatten kaçabilecek olan herhangi bir olumsuz durumun da tespit edilebilmesi sağlanır. Bipolar bozukluk tedavisine başlanması aşamasında doğru teşhis için doktor tarafından yapılacak olan gözlemler neticesinde en iyi sonuçların alınabilmesi olasılığı bulunur. Mevcut olan şartların değerlendirilmesi ile birlikte bipolar bozukluk tedavisi için gerekli olan her detay belirlenir. Teşhisin net olarak konulması ile beraber hastanın hangi seviyede bipolar bozukluk yaşadığına dair bilgi elde edilir.

Doktor kontrollerinin düzenli olarak devam etmesi belirli bir süreç boyunca devam eder. Doktor tarafından hastanın durumunun sürekli olarak görülmesi sayesinde, bipolar bozukluk tedavisi için gerekli şartların ne durumda olduğunun da belirlenebilmesi mümkündür. Bipolar bozukluk tedavisinin başarıyla sonuçlandırılabilmesine yönelik bir şart durumunda olan düzenli doktor kontrolü ile birlikte, teşhisten kaynaklı olarak yanlış tedavinin oluşması gibi olumsuz durumlarla karşı karşıya kalınmaz. Hastaların bu noktada bilinçlendirilerek düzenli doktor kontrollerinin gerçekleştirilmesini sağlamak yüksek derecede öneme sahiptir.

Hastaya Uygun Tedavi Yönteminin Seçilmesi

Her hasta, farklı seviyede bipolar bozukluk hastalığı yaşıyor olabileceğinden dolayı uygun tedavi yönteminin seçilmesi iyileşmeye giden yolda mesafe kat edilmesindeki temel taştır. Hastaya uygun tedavi yönteminin seçilmesi için, hastaya dair dikkate alınması gereken her şey ön planda tutularak tedavi süreci gerçekleştirilir. Bipolar bozukluk tedavisi için hastalara uygun olan tedavi yöntemlerinin doğru analiz edilerek uygulanmaya başlamasıyla birlikte, bipolar bozukluğun tedavisinde yüksek derecede başarı elde edilebilmesi olanağı bulunur. Uygun tedavi yönteminin seçimi doktor tarafından belirlenir. Yöntemin seçildiği andan itibaren yapılacak uygulamalar, hastanın tedavi sürecinin başlangıcı olarak kabul edilir.

İlaç Tedavisinde Uygunluk: Bipolar bozukluk tedavisi için ilaç kullanımı her evrede gereklidir. Hastalığın tamamen iyileştirilebilmesi ve hastanın hayatını daha çok stabil şartlarda yaşayabilmesi için ilaç tedavisinin önemi büyüktür. Hangi ilaçların kullanıldığı, uygun tedavi şartlarını oluşturur.

Psikoterapide Uygunluk: Psikoterapi tedavisi, ilaç kullanımına ek olarak hastaya uygun olan terapidir. Hastanın mevcut şartlarına göre psikoterapi yönteminin uygulanıp uygulanamayacağına dair alanında uzman psikoterapist tarafından uygunluk durumu kontrol edilir.

Elektrik Dalgası Uyarımı için Uygunluk: Hastaya uygun tedavi yöntemlerinin seçimi bipolar bozukluk yaşayan hastaların tedavilerinde en önemli kriterlerin başında gelir. Bazı hastalar için tedavi yöntemi olarak beyne hafif şiddetli elektrik dalgalarının gönderilmesi uygun tedavi yöntemi olarak kabul edilir. Tedavi öncesinde yapılacak olan tüm kontrollerin ardından bu tip tedavi yönteminin uygulanabilmesi için zemin hazırlanmış olur.

Bipolar bozukluk tedavisi için hastaların nasıl iyileşebileceklerine yönelik olarak tedavi yöntemlerinin seçilmesi sayesinde başarılı bir süreç başlatılabilir. Hastanın yaşadığı bipolar bozukluğun şiddetine bağlı olarak uygulanabilecek olan tüm tedavi yöntemleri içerisinde en uygun olanının tercih edilmesi sayesinde hastanın da zorlanmadan tedaviye yanıt verebilmesi mümkündür. Tedavi süreci boyunca uygunluk durumunu taşıyan hastaların kontrollerinin gerçekleştirilmesiyle tedaviye verdikleri yanıtlar gözlemlenir.

Bipolar Bozukluk Tedavisi Sonrası

Bipolar bozukluk hastalığına sahip olanlar için tedavi sonrası dönem kısa ve uzun vadeli dönem olarak incelenir. Uygulanan tedavinin amacı, tedaviden sonra bipolar bozukluğa sahip olanların yaşadıkları iniş çıkışların tamamen kontrol altında tutulabilmesi ve bipolar hastalığa zemin hazırlayan olayların ortadan kaldırılmasıdır. Tedaviden sonraki dönemde, düzenli olarak belirli periyotlar içerisinde doktor kontrolü gerçekleştirilmesi sayesinde sürecin daha rahat işleyebilmesi sağlanabilir. Tedavi sonrası dönemde hastalarda belirgin seviyede değişimlerin gözlenmesi dolayısıyla, bipolar bozukluk döneminde yaşanan durumlarda kademeli olarak düzelme yaşanır.

Tedavi sonrasındaki kısa vadeli dönem içerisinde, bireyler kendilerini ruh hali olarak belirli bir standartta bulurlar. Düşünceler arasındaki hızlı geçiş veya ani iniş çıkışlar, tedavinin tamamlanmasını takip eden süreç içerisinde gözlenmez. Bipolar bozukluk tedavisi gerçekleştirilmiş olan bireyler için tedavi sonrasını takip eden süre içerisinde konuşma ve hareketlerde yavaşlama görülebilir. Sakin tavırlarla birlikte gündelik hayatın içerisinde daha aktif olarak yer alabilme isteği bulunur. Bipolar bozukluk tedavisinden sonraki uzun vadeli dönemde, hastalarda normal bir bireyin hayat standartlarına geri dönüş görülür. Hayat kalitesinde artış yaşanması ile beraber, konuşma ve hareketlerdeki düzen de normale döner. Uzun bir sürenin geçirilmiş olması genel itibariyle 8-12 aylık dönemi kapsar. Tedavi sonrası dönemde yaşanan olan gelişmelerin hasta tarafından da fark edilebilir durumda olması sayesinde başarılı sonuçlar elde edilir. Tedavinin üzerinden uzun bir süreç geçmesiyle birlikte bireyler isteklerine veya doktorun tavsiyesi üzerine kontrole gidebilirler.

Tedavi sonrası dönemde, mental anlamda belirli değişimlerin yaşanabileceğinin bilincinde olunması önem taşır. Tedavi aşamasında hayata dair hedeflerin planlamasının hastalara yapılıyor olmasıyla birlikte, tedaviden sonraki zaman diliminde bireysel anlamda mevcut olan hedeflere ulaşılabilmesinde motivasyon kazanımı sağlanır.

Hastanın Yapması Gerekenler

Hastanın tedaviden sonra hayatı tamamen akışına bırakmaması gerekir. Yapılması gerekenlerin yerine getirilmesiyle beraber tedavi sonrası dönemin çok daha pozitif ve aynı zamanda etkili geçirilebildiği görülür. Tedavi öncesindeki dönemden çok daha farklı bir dönemin başlıyor olması sayesinde, hastanın yapması gerekenlerin yerine getirilmesi gerekir. Yaşam biçimi değişiklikleri, bipolar bozukluk tedavisi sonrasındaki dönemde fark yaratacak olan en önemli gerekliliklerin başında gelir. Hastalık döneminde mevcut olan yaşam biçiminden uzaklaşarak, yaşam biçiminin tedavi sonrasına özel olarak düzenlenmesi gerekir. Duygu durumda, tedavi sonrasında yaşanabilecek olan küçük değişimlerin bile yaşanmasını engellemede önem taşır. Düzenli egzersiz yapmak ve güneş ışığını yeterli miktarda almak sayesinde, tedaviden sonraki dönem içerisinde maksimum verim alınır.

Uyku düzeni sağlamak, hastanın yapması gerekenler arasında önemli yer tutar. Bipolar bozukluk tedavisi sonrasındaki dönemde uykunun belirli bir düzene oturtulması sayesinde, hayatın daha çok kontrol altında tutulabilmesi sağlanır. Hayatın hiçbir anında stres yaşamamak için strese karşı çeşitli aktivitelerde bulunmak öneme sahiptir. Farklı aktivitelerin gerçekleştirilmesi sayesinde çok daha hareketli bir yaşamın oluşturulabilmesi mümkündür. Tedaviden sonraki zaman diliminde, hastalık dönemindeki hayatın tamamen geride bırakılması için yeni pozitif alışkanlıklar edinilmesi fark yaratır. Stres seviyesini azaltacak olan tüm etkinlikler fayda sağlar.

Bipolar bozukluk tedavisi sonrasında hastanın alkol, uyuşturucu ve benzeri maddeleri kesinlikle kullanılmaması önerilir. Hastaların tedaviden sonraki dönemde farklı yeme içme alışkanlıkları kazanmalarını sağlamaları sayesinde hayatlarını düzene sokabilmeleri kolaylaşır. Özel olarak oluşturulacak beslenme düzeni sayesinde, mental açıdan sağlık kazanılabileceği gibi fiziksel anlamda da daha iyi duruma sahip olabilmek mümkündür. Spor ve çeşitli aktivitelere eşlik edecek olan sağlıklı beslenme sayesinde, tedaviden sonraki dönem başarılı şekilde sürdürülebilir.

Kontrol Süreci

Tedavi sonrasındaki dönemde kontrol süreci doktor tarafından belirlenen süreler içerisinde gerçekleştirilmelidir. Hastalıkta tamamen düzelme yaşanıp yaşanmadığına dair kontrol sürecinin belirli bir plan içerisinde gerçekleştirilmesi ile birlikte doktor tarafından kolaylıkla gözlem yapılabilmesi olanağı bulunur. Kontrol sürecinin doğru şekilde yönetilmesi sayesinde, bireysel anlamda mevcut olan durumun profesyonel gözünden incelenmesi sağlanır. Bipolar bozukluk tedavisi sonrasındaki kısa vadeli süre içerisinde kontroller doktor tarafından sık aralıklarla istenebilir. İlerleyen zaman dilimlerinde daha az aralıklarla birlikte kontrol sürecinin yönetilebilmesi olanağı bulunur. Bipolar bozukluk tedavisinden sonraki dönemde kontrol sürecinin aktif olarak sürdürülmesiyle beraber, yaşanabilecek olan olumsuz durumların önüne de kolaylıkla geçilir.

Kontrol süreci devam ederken doktor tarafından hastalara bazı öneriler yapılabilmesi olasıdır. Hastaların tedavi sonrası dönemde kontrol süreci içerisindeyken tavsiyelere uymaları gerekliliği bulunur. Doktor tarafından paylaşılan önerilerin tamamında başarılı sonuçların alınabilmesine yönelik olarak doğru uygulamalar yapılır. Tedavi sonrasındaki kontrol sürecine önem verilmeli ve kontroller hiçbir zaman atlanmadan gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde gözlemin yapılabilmesi mümkün olmadığından dolayı, hastalık sonrası dönemin doğru yönetilebilmesi zorlaşır. Kontrol sürecinin devam ettiği zaman diliminde her detaya önem verilir. Tedavileri tamamlanmış olan bireylerin mevcut durumlarının görülebilmesine yönelik olarak gerçekleştirilecek olan kontroller çok daha sağlıklı bir süreci beraberinde getirir.

Mental anlamda yapılacak olan uzman değerlendirmelerinin taşıdığı önemin farkında olarak, tedavi olmuş hastalar tarafından kontrol süreci her zaman dikkate alınmalıdır. Doktor ve hasta arasında sağlanacak olan bilgi alışverişi kontrollerin temelini oluşturur. Tamamen objektif şekilde yapılacak paylaşımlar sayesinde, tedavi sonrasındaki dönemin nasıl ilerlediğine dair doktorun bilgi sahibi olabilmesi ve bununla birlikte süreci yönetebilmesi mümkündür. Aralıkları azalarak devam eden kontrollerin ardından, hastanın artık tamamen iyileştiğine dair net yargıya varılması sayesinde kontrol süreci de tamamlanmış olur.

Sık Sorulan Sorular

Bipolar bozukluk tedavisiyle alakalı olarak sık sorulan soruların bilinmesi önem arz eder. Merak edilen her şeyin doğru şekilde öğrenilebilmesine olanak sağlayan sık sorulan sorular sayesinde, akla takılan her konu üzerine yanıt bulunabilmesi olanağı bulunur.

  • Tedavi Süreci İlaçsız Sürdürülebilir Mi?

En sık sorulan soruların başında gelir. Bipolar bozukluk tedavisinde ilaç kullanımı olmazsa olmazdır. İlaçsız tedavi uygulamalarında başarılı sonuç alınabilmesi mümkün değildir. Bipolar bozukluk tedavisi için belirlenen ilaçların türü ve dozu değişkenlik gösterir.

  • Bipolar Bozukluk Tedavisi Her Yaş İçin Aynı Şekilde Mi Uygulanır?

Tedavi aşamasında yaştan daha çok bipolar bozukluğun hangi seviyede görüldüğü önem taşır. Tedavi süreci için mevcut olan şiddetlerin kontrol edilerek ardından tedavi için gerekli olan yöntem tercih edilir.

  • Her Hasta İçin Tedavi Farklılaşır Mı?

Her hasta, tedavi öncesinde özel olarak incelenir. Öncelikli olarak hastalığın teşhisinin koyulması ve ardından hangi seviyede olduğunun görülmesi sağlanır. Hastalar özelinde tedavilerin farklılaşıyor olmasıyla beraber, tedavi sürecinin başarılı şekilde ilerleyebilmesine yönelik olarak en iyi tedavinin uygulanması sağlanır.

  • Bipolar Bozukluk Tedavisinde Başarı Oranı Yüksek Mi?

Doğru tedavinin uygulanması sayesinde bipolar bozukluk hastalığı yaşayanların %70 ve %90’ının kalıcı olarak tedavi edilebilmesi olanağı bulunur. Başarı oranının ilaçlı tedaviye ek olarak psikoeğitim uygulanmasıyla arttığı görülür.

  • Bipolar Bozukluk Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Atakların sıklıkla yenilemesi nedeniyle bipolar bozukluk tedavisi gerçekleştirilmediği dönemde hastalar hayatın her anında zorlu süreçlerle karşı karşıya kalabilme durumuna sahip olurlar. Bipolar bozukluğu tedavi edilmemesi dolayısıyla oluşabilecek sorunların tamamı hayatı direkt olarak etkiler.

  • Psikoterapinin Faydaları Neler?

Sosyal hayatında ve ailevi hayatında sorun yaşayanların sahip oldukları bu sorunlara çözüm üretilmesi için psikoterapi uygulaması gerekliliği bulunur. Psikoterapi sayesinde ilaç kullanımının düzenli olarak sürdürülmesi ve aynı zamanda tedavi sürecinde motivasyon kazanımı da sağlanır. Psikoterapiye başlangıcın hastanın bireysel isteğiyle gerçekleştirilmesi gereklidir. Baskı altında gerçekleştirilen psikoeğitim katılımları, bir sürenin ardından isteksizlikten dolayı hasta tarafından yarım bırakılabilir.

  • Tedavi Yarım Bırakılırsa Ne Olur?

Bipolar bozukluk tedavisinin yarım kalması durumunda hastalık belirli sürenin ardından tekrar etkinlik gösterir. Yarım kalan tedaviye tekrar başlamak istendiği durumlarda, sürecin en baştan uygulanabilmesi gerekliliği ortaya çıkabileceğinden dolayı sıklıkla motivasyon düşüşüne rastlanır.

  • Şiddetli Bipolar Bozukluk Yaşayan Hastaların Tedavisi Mümkün Mü?

Hastalığın şiddetinin artış göstermesi, tedavi aşamasının zorlaşmasını sağlıyor olsa da tedavi mümkündür. Şiddetli bipolar bozukluk yaşayan hastaların tedavilerinde ilaç ve psikoeğitim haricinde farklı yöntemlerin uygulanabilmesi gerekliliği de oluşabilir.

Bipolar Bozukluk Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Bipolar bozuklukta tedavi süreci hastadan hastaya farklılık gösterir. Tedavi sürecinin belirlenmesinde hasta için uygulanacak olan tedavi yöntemi en önemli değişken konumunda yer alır. Hastalığın şiddetine bağlı olacak şekilde gerçekleştirilen tedavi yöntemiyle birlikte bipolar bozukluk tedavisinin süreci belirlenmiş olur. Tedavinin başarılı şekilde tamamlanabilmesi için düzenli olarak kontrollerin sağlanması gerekliliği de bulunur. Kontroller de bipolar bozukluk tedavisi için gerekli olan sürenin içerisine dâhil edilir.

Hafif şiddete sahip olan bipolar hastalık belirtilerine sahip olan hastaların tedavi süreci 4-6 aylık dönem içerisinde gerçekleştirilebilir. Tedaviden sonraki dönemde periyodik olarak doktor kontrolü sağlanır.

Orta ve ağır şiddette hastalık yaşayanlar için tedavi süresi 6-12 aylık süreye yayılabilir. Kullanılacak olan tedavi yöntemine bağlı olarak tedavinin süresinde artış yaşanabildiği de gözlenmiştir. Dolayısıyla ortalama olarak bu sürenin üzerine çıkılabilir. Bipolar bozukluk tedavisi sürecinin kontrol süreci tedaviden farklı olarak devam eder. Doktor tarafından gerçekleştirilecek olan kontroller orta ve ağır şiddette bipolar bozukluğa sahip olanlar için daha sık ve uzun süreli olarak sürdürülebilir.

Tedavi aşamasında yapılacak olan gözlemlerle beraber, tedavinin sürdürülmesi tamamen hastanın iyileşme durumu için gerçekleştirilen kontrollere bağlı olacak şekilde değişkenlik gösterir. Her hastanın kendisine özel olarak tanımlanabilecek olan tedavi süresi için genel ortalama haricinde kesin yargılarda bulunulamaz.

Tedavinin Uygulanması Hastanın Tercihine Mi Bağlıdır?

Hastalarda muhakeme yeteneğinin kaybolabilmesi söz konusu olduğundan dolayı dürtülerle hareket etmeye eğilim görülebilir. Tepkisel davranışlarda artış yaşanması dolayısıyla saldırganlık derecesi hastalığın şiddetine göre şekillenir. Bipolar bozukluk hastaları için tedavinin uygulanmasında hastanın isteği hem iyileşme sürecinin istenilen şekilde yürütülebilmesi için hem de hastalığın tedavi edilebilmesi için önem taşır. Tedavinin uygulanmasında hastanın isteği önem taşıyor olduğu gibi dürtüsel ve tepkisel davranışlar yoğun olarak gözlenebildiğinden dolayı çevreye zarar verebilme gibi olumsuz durumlarla karşı karşıya kalınabilir. Öfke patlamaları, taşkınlık, aşırı harcamalar ve bireylere zarar verme gibi hastalıktan kaynaklı olarak sorunların yaşanabilmesinden kaynaklı olarak tedavinin uygulanmasında hastanın tercihi hastalığın durumuna bağlı olacak şekilde ikinci planda kalabilir. Bipolar bozukluklar intihara meyilli olmayı da beraberinde getirebiliyor olduğundan dolayı, hastaların can güvenliğinin sağlanması büyük önem taşır. Hastaların hem kendilerine hem de çevrelerinde bulunanlara zarar verebilme eğilimlerinin yüksek olması dolayısıyla bipolar bozukluk tedavisinin gerçekleştirilmesinde ilk olarak doktorun tedavi önceliği dikkate alınır.

Tedavinin uygulanma sürecinde hastanın tercihleri her zaman ön planda tutulur. Hastaların tedaviye karşı isteksiz olmaları durumunda etkileşimli olarak doktor ve hasta arasında doğru iletişim kurulmalıdır. Bipolar bozukluk tedavisi için gerçekleştirilecek olan tedavilerin hastaya doğru aktarılması ve sürecin nasıl işleyeceğine dair bilgi verilmesi sayesinde hastanın tercihlerinin değiştirilebilmesi olanağı bulunur. Bipolar bozuklukların tehlike arz edebilmesinden kaynaklı olarak, tedavi uygulamalarında doktor tarafından belirlenen gereklilikler uygulanır.

Bipolar Bozukluk Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?

Bipolar bozukluk tedavisi, hastaların iyileşmesine yönelik uygulanıyor olsalar da ilaç kullanımına bağlı olacak şekilde belirli yan etkilerin görülebilmesi olasılığı mevcuttur. Tedavi aşamasında yan etkilerin şiddetli seviyede görülmesi durumunda vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekir. Genel itibariyle kullanılan ilaçlar dolayısıyla belirgin yan etkiler veya belirli süre içerisinde nadir yan etkilerin görülebilmesi mümkündür. Bipolar bozukluk tedavisinin yan etkilerinin bilinmesi, hastalığın tedavi sürecinin hastalar açısından daha sağlıklı şekilde sürdürülebilmesini mümkün kılar.

Bipolar bozukluk tedavisi yan etkileri aşağıdaki maddelerle tanımlanır:

  • Aşırı su içme isteği
  • Hareketlerde yavaşlama
  • Konuşmada yavaşlama
  • Uyuşukluk hali
  • Baş ağrısı
  • Mide bulantısı
  • Kusma
  • İştahsızlık
  • Sürekli uyku hali
  • Ellerde titreme
  • Sık idrara çıkma
  • Deri döküntüleri
  • Saçlarda dökülme
  • Karaciğer rahatsızlığı
  • Kilo alma

Tedavi uygulama süresi boyunca görülebilecek olan yan etkiler, olası yan etkiler olarak sınıflandırılmalarıyla birlikte rahatsız edici seviyeye gelmeleri durumunda doktor kontrolünde ilaç değişimlerinin gerçekleştirilebilmesi sağlanır. Alternatif tedavi yöntemleri arasında yer alan beyne elektrik dalgaları gönderilmesi yöntemine dayanan uygulamalarda oluşabilecek yan etki, kısa süreli epilepsi nöbeti olarak tespit edilmiştir. Bu yöntemin uygulanmasında yan etki oluşması durumunda kontroller gerçekleştirilerek tedavinin tekrar uygulanıp uygulanmayacağına dair net karar alınır. Bipolar bozukluk tedavisindeki yan etkilerin görülmeleri farklı dönemlerde oluşabilir. Hastalar için belirli aralıklarda olacak şekilde testlerin yapılması yan etkilere karşı önlem alınabilmesine olanak sağlar. Hastaların kullanılan tedavi yöntemlerine verdikleri tepkiler farklı olabileceğinden dolayı, uygulamalara bağlı olarak fiziksel açıdan değişimler söz konusudur.

Tedavide Kullanılan İlaçlar Bağımlılık Yapar Mı?

Tedavi için kullanılan ilaçlar özel olarak üretiliyor olmalarıyla birlikte hastaların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik formüle sahiptirler. En çok merak edilen konulardan biri olan bipolar bozukluk tedavisi için ilaçların bağımlılık yapıp yapmayacağının cevabı, kesin olarak bağımlılık yapmayacaklar şeklinde verilebilir. Modern tıp teknolojisiyle geliştirilen bipolar bozukluk tedavisi ilaçları, beyne etki etme özelliğine sahiptirler. Antidepresan ve aynı zamanda duygudurum düzenleyici kullanılması doktorlar tarafından belirlenen şartlarda gerçekleştirilir. İlaçlar olmadan gerçekleştirilemeyecek tedavi nedeniyle, her ilaç her hastada özel etki göstermesi için oluşturulmuştur. Bipolar bozuklukların tamamında kullanılabilir durumda oldukları gibi aynı zamanda kullanım süreleri açısından da tedavide kullanılan ilaçlar birbirlerinden ayrılırlar. Haftalarca ya da aylarca sürebilecek olan tedavi sonrasında bile bağımlılık yapmadan kullanılabilir olmaları sayesinde hastanın tedaviyi olumlu şekilde tamamlayabilmesi olanağını sağlarlar. Tedavide kullanılan ilaçların, bipolar bozukluk tedavisinde başarı oranını yükseltiyor olmaları sayesinde önemleri tartışılmaz derecededir. İlaç kullanımına bağlı olarak oluşabilecek çeşitli yan etkiler bulunuyor olmakla birlikte, bağımlılık bu yan etkiler arasında yer almaz. Hastaların, sadece tedavi amacıyla ilaçları kullandıklarının görülebilmesi için kontroller gerçekleştirilir. Yapılan kontroller sonrasında mevcut durumun tespit edilebilmesi mümkündür. Bipolar bozukluk tedavisinde belirli dozlarda kullanılacak olan ilaçlar bağımlılık riski taşımaz durumda olduklarından dolayı, doktor tarafından belirlenecek şekilde kullanımları sayesinde herhangi bir olumsuz durumun oluşmasını sağlamadıkları gibi bunun tam tersi olarak başarılı sonuçlar alınmasında direkt rol oynarlar.

Bipolar bozukluk tedavisinde kullanılacak olan ilaçlar aynı anda bir veya birden fazla olacak şekilde, hastanın durumuna bağlı olarak belirlenir. Bağımlılık gibi sorunların oluşmaması için özel olarak üretilmiş olmaları nedeniyle bipolar bozukluk tedavisinde hastaların aklında herhangi bir soru işareti kalmadan kolaylıkla ilaçların kullanımı gerçekleştirilebilir. Bağımlılık riski bulundurmadıklarından dolayı, tedavi sonrasındaki dönemde hastaların tekrar ilaç aramaları gibi durumlar söz konusu olmadan tedavi sürecinin bitirilmesi olanağı bulunur.

Tedavi Sürerken Alkol, Uyuşturucu Madde, Sigara Kullanılmasının Bir Sakıncası Var Mı?

Tedavi süreci devam eden hastalar için alkol, uyuşturucu madde ve sigara kullanımı tavsiye edilmez. Tedavide kullanılacak olan ilaçların ve diğer yöntemlerin etkilerini gösterebilmeleri adına, zararlı maddelerin vücuda alınmaması gerekir. Bipolar bozukluk tedavisinin başarılı olmasını sağlayabilmek adına tedavi gerekliliklerinin yerine getirilmesi doğru olur. Tedavi aşamasında vücuda ilaçların yapacakları yan etkileri artırabilme durumuyla karşı karşıya kalabilmeye neden olacak alkol, uyuşturucu madde ve sigara kullanımı aynı zamanda mental açıdan da sahip oldukları yoğun rahatlatıcı etkiler nedeniyle, tedavinin ilerlemesinin önüne geçer. Bağımlılık yapan maddeler olduklarından dolayı, bipolar bozukluk yaşayan hastalar kendilerini bu zararlı maddelerle rahatlatma arayışı içerisine girebilme riskine sahip olurlar. Tedaviye başlamadan önce zararlı madde kullananlar için doktor kontrolünde tedavi sürecine hazırlığın gerçekleştirilmesi ve sonrasında hastaların tedavisinin gerçekleştirilmesi sağlanır.

Devam eden tedavinin hiçbir aşamasında alkol, uyuşturucu madde ve sigara kullanımı önerilmediği gibi bunu tam aksine kullanılmamaları gerekliliği bulunur. Hastaların, tedavinin başından sonuna kadar zararlı maddeleri kullanmamaları gerekir. Başarılı bir tedavinin sağlanabilmesi olanağını beraberinde getirecek olan zararlı maddelerden uzak şekilde hayatı şekillendirmek, tedavi süresinin kısalması olasılığını da artırır. Hem vücuda hem de beyne zarar veren maddeler tedavide kullanıldığı takdirde başarılı sonuçların alınabilmesi mümkün değildir. Hastalar için belirlenen süre içerisinde tedavinin yürütülebilmesini sağlamak için, tedavinin devam ederken sağlıklı alışkanlıklar hastalara kazandırılır. Zararlı maddelerden uzak bir tedavinin sürdürülmesi, her açıdan pozitif sonuçların oluşumuna zemin hazırlar.

Tedaviden Sonra Hastalık Tekrarlar Mı?

Bipolar bozukluk için doğru ilaç kullanımıyla birlikte desteklenen psikoterapiyle başarılı sonuçlar alınabilmesi mümkündür. Günümüzde tıp şartlarında yaşanan gelişmelerle birlikte, mental hastalıklar için de gelişmiş yöntemlerin bulunması sayesinde en iyi tedaviyi gerçekleştirebilmede başarı elde edilebilir. Gerekli olduğu durumlarda alternatif yöntemlerin tercih edilmesi sayesinde de tedavinin başarılı şekilde gerçekleştirilebilmesi planlanır. Bipolar bozukluk tedavisinin tamamlanmasının ardından %100 başarı elde edilemeyebilir. Yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen iyileşme oranı dünya çapında %80'lik ortalamaya sahiptir. Tedaviden sonra tekrar edebilir bir hastalık olmasıyla birlikte bipolar bozukluk için tekrar durumu oluştuğunda tekrar doktor görüşü alınması gerekir. Atakların yinelemesi olasılığı bulunduğundan dolayı, yapılacak olan müdahale önemlidir. Tedaviden sonra bipolar bozukluk hastalığının tekrarlamasına neden olabilecek pek çok farklı faktör mevcuttur. Tedavi sürecinde hastaların her gerekliliği yerine getirmesi, tedavinin bitmesinden sonra alınacak olan sonuçlarda fark yaratır. Düzensiz ilaç kullanımı veya psikoeğitimlerin aksatılması dolayısıyla tam bir iyileşme söz konusu olmadığı gibi tedaviden sonraki dönemlerde tekrarlayabilir. Hastalar tarafından düzenli olarak her önerinin yerine getirilmesiyle birlikte tekrar eden bipolar bozukluk hastalığında, tedavi için özel yöntemlerin uygulanması gerekliliği doğabilir. Bipolar bozukluk tedavisinden sonraki dönemde kısa, orta veya uzun vade içerisinde hastalığın tekrarlayabilmesi söz konusudur. Ne zaman tekrarlayacağına dair belirli bir kesinlik bulunmayacağından dolayı, hastaların bireysel olarak bilinçli olmaları bu durumda büyük önem taşır. Tedavi döneminden sonraki zaman diliminde doktor kontrollerinin aksatılmaması ve belirli periyotlarda gerçekleştirilmesi gerekliliği bulunur. Yüksek başarı oranıyla tamamen iyileştirilebilir durumda olan bipolar bozuklukta, tekrar yaşanmasının en önemli nedeni olarak zararlı alışkanlıkların sürdürülmesi ve yaşam biçiminin hastalık döneminde olduğu şekilde devam ettirilmesi gelir. Tedaviden sonraki dönemde hayata yeni alışkanlıklar kazandırılarak devam edilmesiyle birlikte hastalığın tekrarlama riski minimum seviyeye iner. Aynı şekilde zararlı madde kullanımından uzak durmak da önemlidir. Bipolar bozukluk tedavisi kapsamlı bir süreci kapsadığından dolayı, tedaviden sonraki döneme de gerekli önem verilmelidir.

Hasta Tedaviyi Reddederse Ne Olur?

Hastanın tedaviyi reddetmesi durumuna, her hastalıkta olduğu gibi bipolar bozukluk tedavisinde de rastlanılabilir. Hastanın tedaviye karşı direnç göstermesi nedeniyle bipolar bozukluk ataklarının sürekli olarak yaşanabilmesi durumu ortaya çıkabilir. Tedaviyi reddeden tüm hastalar için gerekli olan tedavi zeminin oluşturulması gereklidir. Hastaların tedaviyi reddetmesine bağlı olarak, bipolar bozukluk hastalığının uzun süreli olarak devam edebilmesi ile karşı karşıya kalınabilir. Hastanın, hayat şartlarının iyi seviyeye getirilebilmesi için tedavinin aktif olarak gerçekleştirilmesi zorunluluğu bulunur. Reddedilen tedaviler hasta için zorlayıcı sürecin başlangıcını oluşturabildiğinden dolayı hem bireysel anlamda hem de çevre açısından olumsuz sonuçların ortaya çıkabilmesine neden olabilir. Hasta için mevcut olan şartların iyi değerlendirilmesiyle birlikte hastanın tedaviye karşı ret durumunun ne olduğunun görülebilmesi mümkündür. Bipolar bozukluk tedavisinde hasta tarafından tedavinin reddedilmesi durumunda, hasta hiçbir şekilde baskı altına alınmamalı ve tedavi için hastayla iletişimin pozitif tutulması gerekir. Doğru yaklaşımların oluşturulması sayesinde bipolar bozukluk tedavisinde ilk olarak tedaviyi reddeden hastalar ilerleyen dönemlerde hastalığa karşı daha olumlu yaklaşarak tedavi için motivasyon kazanabilirler.

Hangi Durumlarda Hasta, Hastaneye Yatırılmalıdır?

Belirli şartlar oluştuğu durumda bipolar bozukluk yaşayan hastaların hastaneye yatırılması zorunluluğu oluşur. Hastaneye yatırılması gereken hastalar için, doktor tarafından yapılan gözlemin ardından yatış işlemi başlatılır.

Bipolar bozukluk yaşayan hastaların kendilerine veya çevreye zarar verici davranışlarının oluşması, hastaneye yatırılmayı gerektiren durumlardan birisidir. Hastanın agresif davranışlarına bağlı olacak şekilde yaşanabilecek olan ani öfke patlamaları nedeniyle ani çıkışlar bir süre sonra sakinleşme döneminde fark edildiğinde, hastalar şiddetli şekilde üzüntü yaşayabilme durumuna sahip olurlar. Yüksek derecede agresiflik durumuna sahip olan bipolar bozukluk yaşayan hastalar için ayakta tedavi yöntemi uygulanabilir durumda olmadığından dolayı, gerekli önlemlerin alınabilmesi için hastaneye yatış zorunluluğu doğar. Hastaneye yatırılan hastalar için tedavi yatış halinde başlatılır ve hastanede öncelikli olarak sakinleştirme hedef alınır. Hastaneye yatırılma durumunun bipolar bozukluk yaşayan hastalarda oluşmasına neden olabilecek sorunlardan biri motor etkinliklerde artışa ve uykusuzluğa bağlı olarak genel sağlık durumunda yaşanan sorunlardır. Hastanın sağlığının mental açıdan bozulmasına ek olarak fiziksel yansımalarının da görülmesi dolayısıyla hastaneye yatırılmaları gerekebilir. Bipolar bozuklukta genel sağlık durumunun kontrol edilerek, ciddi derecede yaşanan sorunlar dolayısıyla erken önlem alınmasına yönelik olarak gerçekleştirilecek olan hastane yatırılma durumu hastanın sağlıklı tedavi edilebilmesi için zorunludur.
Tedaviye uyumsuzluk veya tedavinin reddi durumunda hasta hastaneye yatırılmalıdır. Bipolar bozukluk yaşayan bireylerde tedavinin başarılı şekilde sürdürülebilmesi hastanede yapılacak olan uygulamalarla gerçekleştirilebilir. Hastanedeki tedavi süreci belirli bir zaman dilimini kapsar.

İntihar riski olan hastalar için de hastaneye yatırılma zorunludur. Bipolar bozukluk, uç noktalarda yaşanabilecek bir ruhsal hastalık olduğundan dolayı bireylerin sürekli olarak intihar düşüncesine sahip olabilmeleri ve sonucunda da canlarını tehlikeye sokabilecek durumların oluşumunun engellenmesi için bipolar bozukluk tedavisi hastanede sağlanabilir durumdadır. Hastalığın tedavisinin sağlanabilmesi amacıyla hastaların hastaneye yatırılması ile birlikte kendilerine zarar verebilecekleri durumlar engellenerek can güvenliği gözetim altında sağlanır.

Hastaneye yatırılan bipolar bozukluk hastalığı yaşayanlar için hastaneden çıkış sürecinin nasıl işleyeceğine dair doktor kontrolleri gerçekleştirilir. Düzenli olarak gerçekleştirilecek kontrollerle beraber hastaların tedavi sürecinin hastanede olan kısmının tamamlanabilmesi değerlendirmesi yapılabilir. Bipolar bozukluk için hastanede gerçekleştirilen tedavi sürecinin ardından hastane dışında ayakta tedavi dönemi başlar.

Hastalık, Hastanın Kendine Ya Da Çevresindekilere Zarar Verebileceği Şiddette İse Tedavi Nasıl Uygulanır?

Bipolar bozukluk hastalığı, hastalarda farklı şiddetlerde seyredebilir durumdadır. Hastanın kendine veya çevresindekilere zarar verecek şiddette gözlenen bipolar bozukluk için tedavi yöntemi hafif şiddette hastalığı yaşayanlara göre daha farklılaşır. Şiddetli derecede yaşanan bipolar bozukluk için duygudurum dengeleyicileri ve antidepresanlar aynı anda hastanın kullanması için doktor tarafından yazılır. Hastalığın seyrinin zarar verme aşamasında olması, hastaların hastaneye yatmasını gerektirir. Bipolar bozukluk hastalığı nedeniyle ruhsal açıdan uç noktalarda yaşayan hastalar, sahip oldukları farklı ruh halleri dolayısıyla zarar verebilme eğiliminde olabilir. Hastaların hem kendi can sağlıklarının hem de çevresindekilerin can sağlıklarını koruyabilmek için tedaviyi uygulamaları yüksek şiddete göre ayarlanarak tamamlanır.

Özellikle mani dönemde yaşanabilecek olan taşkınlıklar dolayısıyla hastaların duygu durumlarında tamamen bozulmalar görülebilir. Bu dönem içerisinde agresif davranışların şiddetini artırıyor olması nedeniyle bireylerin kendileri ve çevresindekiler risk altında olur. Hastalık, hastanın kontrolünün dışında ilerlediğinden dolayı fiziksel açıdan saldırganlığa bağlı olarak zarar oluşturulabilecek seviyede olduğundan, doktor tarafından gerekli kontrollerin tamamlanmasının ardından hastanede tedavi için gerekli olan süreç başlatılır. Hastalığın şiddetine bağlı olarak, gerçekleştirilecek olan tedavinin ağırlığı da özel olarak belirlenir.

Hastaların tedaviye yanıt verme durumlarına ve tedavi sürecine uyum sağlamalarının gözlenerek tedavi kontrol edilir. Hastaların hem kendilerine hem de çevresindekine zarar verebilme olasılıklarının göz önünde bulundurulmasıyla birlikte, hastalar doktor tarafından özel olarak değerlendirilirler. Bipolar bozukluğa bağlı olacak şekilde mevcut olan saldırganlık durumuyla beraber, hastalara uygulanacak tedavide değişiklikler yaşanabilmesi olanağı bulunur.

Hasta Yasal Olarak Atak Sırasında Yaptıklarından Sorumlu Sayılır Mı?

Manik dönemde hastaların suç işlemeleri beklenebilecek davranışlardan biridir. Duygudurum bozukluğunun en üst seviyede yaşandığı manik dönemde beyin aktivitelerinin yoğunlaşması olasılığı bulunur. Hastaların bipolar bozukluk nedeniyle atak yaşamaları dolayısıyla ceza sorumluluklarının bilinmesi önemlidir. Hastalar için atakların yaşanması esnasında yapılanların değerlendirilmesi, bu yaptıklarının sonuçlarının farkında olunup olunmadığına göre değişir. Temel olarak her bireyin ceza sorumluluğuna sahip olmasından harici olarak, ağır ruhsal bozukluklar nedeniyle bu sorumluluk ortadan kalkar. Bipolar bozukluk hastalığına sahip olanlar için atak yaşanması anında hastanın neleri niçin yaptığı ve yaptıklarına yönelik olarak farkındalık durumu bilirkişi raporuyla değerlendirilir. Yargılama sonucunda kısmi veya tam sorumsuz olarak hastalar hakkında karar verilebilmesi mümkündür. Cezai ehliyetleri tam olanlar için atak sırasında yaptıklarından dolayı sorumluluk standart prosedür içerisinde uygulanır. Bilirkişi tarafından yapılacak olan değerlendirmenin ardından sorumlu sayılabilecek konular için verilen rapor, net yargıları içeren resmi geçerliliğe sahip olan evrak olarak kabul edilir. Bu durumda, yasal olarak bipolar bozukluk hastalarının atak esnasında yaptıklarından muaf olabilme durumları belirli şartlar içerisinde oluşur. Atak yaşayan hastalar için mevcut şartların ne olduğu yasalarda öngörülen işlemlerin uygulanabilirliğini belirler.

Hasta, Tedavi Sürerken Çalışabilir Mi?

Hastaların tedavi süreci boyunca çalışmalarında, hastalığın şiddeti düşükse herhangi bir problem bulunmaz. Tedavi devam ederken hastanın psikoeğitim desteği alması sayesinde sosyal ve ikili ilişkilerinde hayatına yön verebilmesi olanağı sağlanır. Hastalığın devam ettiği süre boyunca çalışabilme olanağına sahip olan hastalar dikkat edilmesi gereken önemli nokta, iş hayatının içerisinde yoğun stres yaşamamaktır. Bipolar bozukluk hastalığına sahip olanlar için tedavinin devam ettiği süre boyunca aynı zamanda strese maruz kalınması nedeniyle istenmeyen olumsuz sonuçların ortaya çıkabildiği görülür. Genel sağlık durumu iyi olan ve bununla birlikte kendini iyi hisseden hastalar, tedavi süreci devam ettiği dönemde aktif olarak işlerine devam ederler. Hastanın çalışıp çalışmama durumunun belirlenmesi için kontrol doktor tarafından sağlanır. Gerçekleştirilen tedavilerin içeriği farklılık gösterdiğinden dolayı, mesleki açıdan zorluk yaşatmayacak durumda olan uygulamalarla aynı dönemde çalışma hayatı devam ettirilebilir.

Bipolar bozukluk hastalığı teşhisi konulan bireyler için çalışma durumunun belirlenmesinde hastalığın şiddeti önem taşıdığı gibi mesleğin içeriği de önem taşır. Farklı mesleklerde aktif olarak görev yapan hastalar bulunabilmesi olası durumlardan birisi olarak ön planda tutulduğundan dolayı, tedaviye olumsuz anlamda etki göstermeyecek mesleklerde çalışıyor olmaları beklenir. Tedavi ve meslek yeterliliğinin bir arada bulunması sayesinde hastanın tedavi sürecinin başarılı şekilde devam ettirilerek tamamlanması mümkündür. Hastanın çalışma durumu için doktora gerekli bilgileri sağlaması gerekir. Mesleğin tüm detaylarının bilinmesi sayesinde, hastanın çalışıp çalışamayacağı belirlenir.

Hastaların hangi kurumlarda görev yapabilecekleri de sıklıkla merak edilenler arasında yer alır. Çalışma durumunda herhangi bir engel görünmeyen bipolar bozukluk yaşayan hastalar, tedavi süreci boyunca tüm kurumlarda çalışabilir durumdadırlar. Hem özel sektörde hem de kamu kurumlarında hastaların aktif olarak çalışmalarını sürdürebilmeleri olanağı bulunduğu gibi aynı zamanda tedavilerine devam edebilmeleri de sağlanır. Sağlık durumunun raporla çalışmaya elverişli olmasıyla beraber, tüm sektörlerde faaliyet gösterilebilmesi mümkündür. Tedavi süreci uzun bir süreyi kapsadığından dolayı hastaların bu süreç içerisinde bipolar bozukluğu şiddetli seviyede yaşamıyor olmalarında sürdürülebilir çalışma motivasyonu artıracak unsurlardan biridir. Toplum içerisinde bulunmakta ve ikili ilişkilerde sorun yaşayan hastaların, tedavi devam ederken çalışmamaları tavsiye edilir. Hayat standartlarını etkilemeyecek durumda olan işlerde çalışmakta sakınca görülmez. Hastanın tedavi süresi boyunca kullanacağı ilaçlar nedeniyle sürekli dinlenme isteği var olabileceğinden dolayı, işe tam performans gösterebilmesi mümkün değildir. Tedavinin uygulama yöntemi ve tedavinin dozu, bipolar bozukluk tedavisi sırasında çalışmanın devam etmesi durumunu şekillendiren faktörlerden biri olarak ön plana çıkar. Bireyin kendisinin de işte çalışma için motivasyona sahip olması beklenir. Tüm şartların elverişli olduğu koşulların incelemesiyle birlikte son karar yine doktora ait olur.

Bipolar Bozukluk Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Bipolar bozukluk mutlaka tedavi edilmesi gereken psikolojik kaynaklı hastalıkların başında gelmektedir. Tedavi edildiği durumlarda dahi ciddi sorunlara yol açabilmesi, tedavi edilmediği takdirde olabileceklerin habercisidir. Birçok bipolar, tedaviyi reddetme eğilimindedir. Tedaviyi reddedenlerde ileri seviyede hayat konforu düşüşü gözlenir. Eğitim süreci ve kariyer kesintiye uğrar. İleri seviyelerde ise intihara olan meyil artar. Yani bipolar bozukluk tedavi edilmezse ölüme dahi sebep olabilir.