Anoreksiya Hastalığı

Anoreksiya Hastalığı
Anoreksiya Hastalığı

 

Anoreksiya Nervoza olarak tanımlanan anoreksiya hastalığı daha çok genç kadın kadınları etkileyen, yemek yememe, az uyku uyuma gibi eylemlere rağmen aktif bir yaşam sürmeye neden olan psikolojik bir bozukluktur. Hastalık daha çok ergenlik döneminde başlar, nadir olarak erişkinleri de etkiler. Aşırı zayıflama tutkunu olan herkes bu hastalıktan etkilenebilir. Hastalık çoğu zaman aşırı şişmanladığını düşünen kişilerin abartılı bir şekilde rejim yapmasıyla başlar. Başlangıçta iştahını kontrol edebilen kişi ilerleyen zamanda bu hâkimiyetini kaybeder ve anormal derecede zayıflamaya başlar. Hastalık sadece genç kızları değil, erkekleri de etkileyebilir. Bazı hastalarda tedavi olumlu etki yapmadığında yaşamsal risk oluşabilir.

Anoreksiya hastalığı yoğun psikolojik sorunu olan kişileri de etkileyebilir. Kilo verme, diyet yapma takıntısı olmasa da problemli bir yaşamı olan kişilerde de yeme bozukluğu ortaya çıkabilir. İş, aile, okul ya da duygusal açıdan çöküntü içinde olanlar yeme yemeyi istemez, zorla yediklerini de çıkarma eğilimi gösterirler. Bunun sonucunda kısa sürede aşırı kilo kaybeder ve anoreksiya hastalığının etkisine girerler. Eğer sorunları çözüme kavuşursa yeme sorunlarını aşarlar. Fakat bu süreçte kalıcı etki yapabilen ciddi fizyolojik sorunlarla boğuşurlar.

Anoreksiya hastalığının tanı kriterleri arasında kişinin kilo alma ve şişmanlamaktan aşırı derecede korkması, normal kilosunu kabul etmemesi, beden algısının bozulması ve en az üç ay adet görememesi vardır. Bu hastalığın neden olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ancak hastalığın risk faktörleri arasında kadın olmak, hızlı kilo alıp vermek, genetik faktörler, popüler kültürün etkisinde kalmak ve ergenlik döneminde olmak gibi bazı ölçütler vardır.

Anoreksiya hastalığının tedavi süreci oldukça zorlu ve uzundur. Hastalar genellikle tedavi olmaya kendi isteğiyle yanaşmaz. Psikiyatrik bir hastalık olduğundan genellikle başka branşlardaki doktorların yönlendirmesi ile tedaviye başlanabilir. Tedavinin başarısı hasta ve doktor arasında güven köprüsünün kurulmasına bağlıdır. Doktor hasta ve ailesiyle iletişim halinde olur.

Ailenin tedavide doktorla işbirliği yapması önemlidir. Hastaların önemli bir kısmında beden algısı bozukluğu ile depresyon olduğu için ilaç tedavisine başlanır. Antidepresan ilaçlar kullanılır. Psikoterapi sırasında kilo alma ve beslenme önceliklidir. Korkular, kaygılar, duygusal çatışmalar ele alındığında hasta doktor ilişkisi daha sağlıklı olur.

İnceleyen ve onaylayan: Uzm. Dr. Güler Mocan

Anoreksiya Hastalığı Hakkında

Genellikle ergenlik döneminde başlayan ve kadınları etkileyen anoreksiya hastalığı bir yemek yeme bozukluğudur. Günümüzde sık görülen bu hastalık yemek yeme bozukluklar arasında en fazla görülenidir. Gençlerin “0” beden takıntısı nedeniyle toplumda her 20 gençten biri bu hastalıktan etkilenmektedir. Özellikle ergenlikle birlikte başlayan kilo takıntısı, kısa sürede kilo verme isteği bazı sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Genç kızların hızlı kilo vermek için çabalamaları sağlık sorunlarının yanında ölüm riskini de gündeme getirmektedir.

Anoreksiya hastalığı genç kızlar kadar olmasa da erkekleri de etkileyebilir. Özellikle yoğun psikolojik sorunları bulunanlar daha fazla risk altındadır. Yaşamsal riski de olan bu hastalığın tedavi edilmesi de zordur. Tedaviye erken aşamada başlanması başarı şansını arttırmaktadır.

Oyuncularda, manken ve modellik yapanlarda, sporcularda daha fazla görülen bu hastalık yemek yedikten sonra kişinin kendini kötü hissetmesi ve yemek porsiyonlarını hatırı sayılır şekilde azaltması ile başlar. Başlangıçta basit görünen bir diyet ile başlayan, devamında hızlı ve kilo verme isteğiyle ciddi boyutlara ulaşan bir hastalıktır.

Kişinin anoreksiya hastalığının etkisinde kalmasında ruh hali de baskın olur. Kişi kilosuna takıntısı olduğu için devamlı agresif tavırlar içine girer ve kendi içine kapanır. Kilosu yüzünden kendini değersiz görür, zaman içinde kendine güvenini de yitirir. Hastalar yemek yemekten kaçındığı gibi yemek yediğinde kendilerini suçlamaya başlarlar. İlk başlarda yedikleri porsiyonları küçültür, daha sonra yediklerini de kusmaya başlar. Kusma eylemini kendileri gerçekleştirir. Hastalar kusarak kilo almayacaklarını düşünürler.

Bilimsel olarak anoreksiya hastalığının nedeni açıklanamamaktadır. Ancak genellikle psikolojik sorunların hastalığın ortaya çıkışında etkili olduğu düşünülmektedir. Özellikle mükemmeliyetçi yapıdaki kişiler bu hastalığa yakalanmaya eğilimli olurlar. Yaşamında bu yapılarından ödün vermeyenler kendilerini her işte başarılı olacakmış gibi hissederler. İş ya da eğitim hayatındaki baskıcı tavırlar sonucunda yaşanan yoğun stres bu hastalığı tetikleyebilir.

Anoreksiya nedenleri arasında toplum ve medya baskısı da gösterilmektedir. Özellikle meslekleri gereği zayıf kişilerin ön planda olması gereken kişiler kilo sorununu büyütebilir ve hastalığın ortaya çıkışı tetiklenebilir. Hastalığa yakalananların genellikle mükemmeliyetçi olmaları nedeniyle hastalığın ilerlemesi kaçınılmaz olur. Özgüvenini yitiren hastalar kendini başarısız ve yetersiz olarak görmeye başlarlar. Daha iyiye ulaşmak istemeleri sağlıklarını tehdit etmeye başlar.

Anoreksiya hastalığının nedenleri arasında genetik faktörler de etkili olabilir. Ailesinde bu hastalığın olması riski arttıran bir etkendir. Ancak tek başına bu yeterli olmayabilir. Aile geçmişi ile birlikte depresyon gibi psikolojik sorunları olan kişilerde hastalığın gelişme riski artar.

Anoreksiya hastalığı olan kişilerde aşırı zayıflık, devamlı kilo verme isteğinin olması, zayıf olmalarına rağmen kilolu olduklarını düşünme gibi belirtiler vardır. Bu yüzden fazla egzersiz yapar, devamlı diyette olurlar. Yemek yediklerinde de gizlice kusmayı tercih ederler. Uyku düzensizliği yaşarlar, agresif ve sinirli olurlar. Çevresinde dikkat çekme ihtiyacı duyarlar. Her gün pek çok defa tartılırlar, dikkat eksikliği sorunu yaşarlar.

Anoreksiya hastalığı başta bağırsak hastalıkları olmak üzere çeşitli sindirim sistemi hastalıklarına neden olabilir. Yediklerinden yeterince vitamin ve mineral almadıkları için kısa sürede bu hastalıklar oluşabilir. Sağlıksız beslendikleri için kemik erimesi meydana gelir. Kemikleri inceldiği için kolayca kırılacak dereceye gelebilir. El ve ayaklarda şişlik, kusma nedeniyle diş çürümesi gibi sorunlar yaşarlar. Ciltleri cansızlaşır ve kuru bir görünüme sahip olur. Anoreksiya hastalarının en fazla maruz kaldığı hastalıklar arasında kısırlık, böbrek yetmezliği, kalp krizi geçirme riski, cilt hastalıkları, uykusuzluk, kabızlık ve mide hastalıkları sayılabilir.

Anoreksiya hastalarının tedavisine başlanmadan önce detaylı bir değerlendirme yapılmalıdır. Hastalığın derecesine göre en uygun tedavi planlaması yapılmalıdır. Ancak hastanın tedaviyi kabul etmesi çok önemlidir. Alacağı psikolojik destekle durumunu kabul etmesi ve tedaviyi aksatmaması gerekir. İleri aşamadaki hastalar hastanede gözetim altında tedavi edilmelidir. Tedavi tamamlandığında kontroller ihmal edilmemelidir. Hastalar sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanırsa, hastalığın tekrarlanması önlenebilir.

Anoreksiya Nedir?

Anoreksiya daha çok 12-18 yaş aralığındaki gençlerde şişmanlama korkusu nedeniyle bilinçli olarak zayıf kalma çabalarıyla ortaya çıkan psikolojik bir bozukluktur. Toplumda görülme sıklığı eskiye oranla daha fazladır. Anoreksiya hastalarının yaklaşık % 95 kadarı kadınlardan oluşmaktadır. Ayrıca ailesinde kız kardeş gibi yakınlarında anoreksiya olan kişilerde hastalığın ortaya çıkma riski artmaktadır. Bu rahatsızlık üst sosyo-ekonomik sınıflarda olanlarda daha sık görülmektedir.

Hastalığın temel belirtisi fazla kilo alma korkusunun olmasıdır. Kişi yemek konusunu fobi haline getirmektedir. Şişmanlama korkusu vücut algısının bozulmasına neden olur. Zayıf ve ince bile olsalar, kendilerini aşırı şişman olarak görürler. Kilo kontrolü için bazı hastalar yiyecekleri aşırı oranda kısıtlar. Az yemek yer, az kalorili yiyecekleri tercih ederler. Buna karşılık aşırı egzersiz yaparlar.

Bazı hastalarda yemek yemeyi aşırı derecede azaltır. Arkasında aşırı yemek yeme dönemleri yaşarlar. Aşırı yedikleri dönemde kilo alma korkusu nedeniyle parmaklarını boğazlarına sokarak kusmaya çalışırlar. Bunu çok sık yaptıklarından ellerinde cilt sertleşmesi oluşabilir. Ayrıca sıkça kustukları için mide sorunları, diş çürükleri gibi sağlık sorunları yaşarlar.

Hastalarda yiyecekler ve yemek yeme konusunda hakkında garip davranışlar gözlenebilir. Saatlerce mutfakta yemek yapmak için uğraşma, yiyecekleri saklama bu davranışlara örnektir.

Anoreksiya kesin nedenleri bilinmese de psikolojik, biyolojik ve sosyolojik nedenlerden oluştuğu düşünülmektedir. Ergenlikle birlikte etkili olan bu hastalık, kişinin bu dönemde görülen cinsel ve sosyal çatışmalarla başa çıkmakta yetersiz kalması yüzünden yiyeceklerden kaçınma fobisinin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Hastalarda yaşına ve boyuna göre normal olan kiloyu kabul etmeme, kilosu az olmasına rağmen şişmanlamaktan, kilo almaktan korkmak anoreksiya hastalığının en önemli belirtileridir. Kişinin vücut şeklini ya da kilosunu algılamasında bozukluk vardır. Kilosu düşük bile olsa, vücudunu aşırı yer kaplıyor diye değerlendirir. Kadın hastaların birbirini takip eden 3 ay adet görmemesi de anoreksiya belirtileri arasındadır.

Anoreksiya hastalığı iki şekilde ortaya çıkabilir. Bunlardan kısıtlı tip yiyecekleri az yiyen, porsiyonlarını azaltan hastalardır. Diğer hasta grubu patlayıncaya kadar yemek yedikten sonra kusma, idrar söktürücüler ve lavman gibi araçlarla yediklerini çıkarma eğilimi olur. Hastalardaki genel düşünce yemekle alakalıdır. Bazı hastalar artan yiyecekleri biriktirir, bazı hastalar ise yapamayacağı yemek tariflerini toplamaya başlarlar. Toplum içinde yemeye karşı isteksiz davranabilirler. Hastalığın ilk aşamasında çevresindeki kişilerin ilgisini çekmek için yiyeceklerini kısıtlamaya başlarlar. Kilolarını gün içinde birden fazla tartarlar.

Aşırı yeme ve yediklerini çıkartma eğiliminde olan hastalarda duygusal durum dalgalanmaları, aşırı alkol ve madde kullanımı, dürtülerini kontrol etmede zorluk çekme davranışları izlenmiştir. Hastalar kilo kaybını artırmak için aşırı egzersiz yaparlar. Daha fazla enerji harcamak için oturmak yerine ayakta durmayı, el ve ayaklarını sürekli hareket ettirmeyi tercih ederler. Bir deri bir kemik kalacak şekilde kilo verseler bile kilolu olduklarını düşünürler. Uzun bir yiyecek listesi yaparak bunları yemeyeceklerine dair kendilerine söz verirler. Gramla kilo aldıklarında bile şişman olduklarını düşünürler. Kendilerine olan güvenleri azalır, konsantrasyonları düşer ve sosyal çevreden kendilerini soyutlamaya başlarlar.

Anoreksiya Sıklığı

Psikiyatri alanında yeme bozuklukları arasında bulunan anoreksiya sıklığı her geçen gün artmaktadır. Kişinin enerji kısıtlamasını uygulamasıyla kilo kaybetmesi, normal vücut ağırlığının altına düşmesiyle sonuçlanır. Bazı hastalar vücudunun tamamını şişman görürken, bazıları vücudunun bazı alanlarını şişman görebilir. Sıkça tartılırlar, vücudunda ölçümler yaparlar. Kendileri durumlarından yakınmaz, genellikle aile bireyleri tarafından doktora götürülürler.

Hastalar yememe nedeniyle ortaya çıkan ruhsal ve fiziksel sorunları yüzünden doktora giderler. Anoreksiya hastalığı diş çürümesinden, mide hastalığına, böbrek yetmezliğine, beyin küçülmesine kadar pek çok sağlık sorununu gündeme getirebilir. Bazı hastaların hastanede yatarak tedavi görmesi gerekir. Tedavi gören hastaların gidişatı genellikle olumlu olur. Tedavi edilmeyenlerin ölüm riski daha yüksek olur.

Kimlerde Görülür?

Anoreksiya hastalığı açısından 14-15 yaşları en riskli dönemdir. Çoğu zaman ergenlikle birlikte başladığı görülse de nadiren 9 yaşında ve menopozdan sonra başlayan vakalarda bulunmaktadır. Bu hastalık genellikle sosyo ekonomik düzeyi yüksek ailelerde görülür. Genç kızların mankenlere olan özentisi, şişmanlık korkusu, psikolojik etkenler, gelişim problemleri hastalığın nedenleri arasında gösterilmektedir. Yediklerinden suçluluk duyma nedeniyle kusmak, yiyecekleri tiksinerek yemek, bir daha yiyemeyecekmiş gibi yiyeceğe saldırmak anoreksiya hastalığının ortaya çıkışına işarettir.

Anoreksiya hastalığı en fazla genç kızlarda görülmekte, hostes, manken, dansçı, aktör, şarkıcı gibi dış görünümüyle ön planda olan bir mesleği olanlarda ortaya çıkmaktadır. Ayrıca son yıllarda erkeklerde de bu hastalığın görülme sıklığı artmaya başlamıştır. Bu hastalarda depresyon, homoseksüellik, aseksüellik, kişilik bozukluğu, anksiyete, uyuşturucu madde kullanımı sık görülmektedir.

Atletlerde, vejeteryan olanlarda, ölümcül hastalığı olanlarda da anoreksiya görülme sıklığı fazladır. Kişinin yetiştirilme tarzı, genetik etkenler, biyolojik ve kültürel özellikleri de hastalığa uygun zemin hazırlamaktadır. Bu hastalık ilerledikçe kişinin beyninde de kalıcı hasarlara neden olmakta, beyin kütlesinin azalmasına, beyinde kimyasal reaksiyonlara yol açmaktadır.

Tanı Kriterleri

Yeme bozukluğu hastalıklarından olan anoreksiya için bazı tanı kriterleri vardır. Hastalarda şişmanlık korkusu, vücut ağırlığı ve vücut şeklini algılamanın bozulması oldukça barizdir. Kadınlarda üç ay aralıksız adet görememe, yediklerini çıkarma, yemek yemekten kaçınma gibi tanıya yardımcı olacak belirtiler varsa anoreksiya teşhisi konulabilir.

Şişmanlık Korkusu

Anoreksiya hastalarının kilosu ne olursa olsun şişmanlık korkusu vardır. Kilosu normal değerlerde olsa bile kendilerini şişman olarak görürler. Bu nedenle yemek yemekten kaçınır, yediklerini kusmak ister. Ayna karşısında baktıklarında iğne iplik gibi ince olmalarına rağmen kendilerini kilolu hissederler. Yediği her lokmada pişmanlık duyar ve şişmanlayacaklarını düşünürler.

Vücut Ağırlığı ve Şeklini Algılamanın Bozulması

Anoreksiya hastalarında vücut ağırlığı ve şeklini algılamanın bozulması nedeniyle kendilerini kilolu hissetmeleri yaygındır. Çok zayıf bir vücut yapısı olmasına rağmen kendilerini şişman gibi hissederler. Bu yüzden yemek yemeyi istemezler.

Amenore

Amenore yani kadınlarda adet düzensizliği, adet görememe gibi sorunlar anoreksiya hastalarında görülen belirtiler arasındadır. Kadın hastalarda aralıksız şekilde 3 ay boyunca adet görülmemesi, adet döngüsünün düzensiz olması yaygın görülen belirtiler arasındadır.

Spesifik Tipleri

Anoreksiya hastalığının spesifik tipleri kısıtlayıcı tip ve kusma tipi denilen tıkanırcasına yeme özelliği gösteren hastalardır. Kısıtlayıcı tipte olanlarda katı şekilde uygulana mükemmeliyetçilik, obsesif kompulsif eğilimler, yiyecek türlerini kısıtlayarak en az kaloriyi alma eğilimi gibi belirtiler vardır. Daha sık görülen kusma tipinde hastalar tıkanırcasına yemek yerler, ani gelişen yeme atakları vardır. Bu hastalar yediklerini kusma şeklinde çıkarmaya yeltenirler. Bazı hastalar Diüretik, laksatif ilaçlar da kullanırlar. Ayrıca hastalarda kişilik bozuklukları ve kendine zarar verme eğilimi vardır.

Kısıtlama

Anoreksiya hastalarının yiyecekleri kısıtlama eğilimi olabilir. Yedikleri yiyeceklerin porsiyonlarını bariz şekilde küçültürler. Bu şekilde kilo almayacaklarını düşünürler. Bu hasta grupları kısıtlayıcı tipte olanlardır.

Oburluk/Çıkarma

Bazı anoreksiya hastalarında tıkınırcasına oburluk derecesinde yemek yeme eğilimi vardır. Bu hastalar yemeye oturduklarında normalden çok fazla yerler. Ardından yediklerinden pişman olup bunları çıkarmaya çalışırlar. Kusmak için parmaklarıyla boğazlarına baskı yaparlar. Bu yüzden hastaların el yüzeyinde zamanla cilt kalınlaşması meydana gelir.

Anoreksiya Hastalığı Nedenleri

Anoreksiya hastalığı nedenleri kesin olarak ortaya konmamıştır. Fakat uzmanlar psikolojik, biyolojik ve çevresel faktörlerin bu hastalığın ortaya çıkışında etkili olduğunu belirtmektedir. Hastaların mükemmeliyetçi olması, genetik olarak ailede hastalığın olması, depresyon, kişilik bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklarının olması, bazı mesleklerde çalışıyor olması gibi etkenler hastalığın nedenleri arasında gösterilmektedir.

Biyolojik Faktörler

Genlerin anoreksiya hastalığının nedenleri arasında ne kadar etkili olduğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak bazı kişilerde genler vücudu anoreksiya hastalığına karşı savunmasız hale getirebilir. Hastaların genellikle azimli, olaylara karşı duyarlı, mükemmeliyetçi olması genetik faktörlerin hastalığın nedenleri arasında görülmesinde etkili olmaktadır.

Psikolojik Faktörler

Duygusal özellikler anoreksiya hastalığının gelişmesine neden olabilir. Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu, depresif ruh hali anoreksiya hastalığına zemin hazırlayabilir. Bu kişiler duygusal özellikleri nedeniyle kilolarını takıntı hale getirebilir. Bu durum anoreksiya hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir. Kişi kendini yardıma muhtaç görür, ancak kendini yardım edilemez olarak kabul eder. Hem kendi hem de çevresi üzerinde denetimi kaybetme korkusu yaşar. Başkalarının görüşlerine göre özgüvenlerini koruyabilirler. Destek almadıkları zaman kendilerini hiç işe yaramaz görürler. Bu kişilerde bir şey tam olacaksa olsun ya da hiç olmasın düşüncesi hâkimdir.

Sosyokültürel Faktörler

Sosyokültürel faktörler kişilerde güzellik ölçütü olarak zayıflığı ön plana çıkarabilir. Modellik, hosteslik, dansçılık gibi görselliğin ön planda olduğu bazı meslekler bu yüzden anoreksiya bakımından riskli kabul edilir. Zayıf ve ince olmanın moda olması ergenlik dönemindeki gençlerde olumsuz etkiler yapabilir. Buna genetik özellikler eşlik ederse ince olmayı takıntı haline getirenlerde anoreksiya hastalığının ortaya çıkışı daha kolay olur. Toplumda gençler arasında görülen kronik hastalıklar arasında anoreksiya üçüncü sırada yer almaktadır.

Anoreksiya Hastalığı Belirtileri

Anoreksiya hastalığı belirtileri fiziksel, duygusal ve davranışsal olarak sınıflandırılabilir. Hastalığın en belirgin semptomu aşırı kilo kaybı yanında yorgunluk hissi, kalp ritminin düzensiz olması, uyku sorunları, kadınlarda adet görememe ya da adet düzensizliği, erkeklerde testis oranının düşmesi, tırnaklarda mavimsi renk değişimi, baş dönmesi, bayılma, saç tellerinin incelmesi ve saç dökülmesi gibi fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir. Ayrıca ciddi derecede böbrek sorunları, kabızlık, kol ve bacaklarda şişme, ciltte kuruma ve renk değişimi gibi ciddi belirtiler oluşabilir.

Açlık hissinin inkâr edilmesi, devamlı yiyeceklerle ilgilenme, sosyal yaşamdan geri durma, kilo alma korkusu, depresyona girme, depresif ruh hali gibi duygusal ve davranışsal belirtiler de izlenebilir.

Anoreksiya hastalığı yaşam boyu etkisini sürdüren bir rahatsızlıktır. Hastalar bu belirtiler olmasına rağmen tedavi olmayı kabul etmez. Hastalarda belirtilerin daha ciddi boyutlara gelmesi durumunda aile desteği çok önemlidir. Hastayı doktora gitmeye ikna etmek aile yardımıyla olabilir. Tedavi edilmeyen anoreksiya hastalığı kişinin yaşamını tehdit edici seviyeye gelebilir. Kişinin aç olmasına rağmen lezzetli yemekleri bile reddetmesi, ince olmasına rağmen kendini kilolu hissetmesi, vücudunu bol giysilerin altına saklaması, başka kişilerin görüşlerine önem vermemesi hastalığın ciddi boyutlara geldiğini gösterir.

Hızlı ve Belirgin Kilo Kaybı

Anoreksiya hastalarında hızlı ve belirgin kilo kaybı ilk aşamada dikkati çeken belirtiler arasındadır. Hastalar yemek yemekten kaçındıkları için ya da tıka basa yedikten sonra kendi inisiyatifiyle kustuğu için hızla dikkat çekici derecede kilo vermeye başlar.

Kilo Alma Korkusu

Hastalardaki kilo alma korkusu yemekten kaçınmalarına neden olur. Çok sevdiği ya da çok lezzetli olan yiyecekleri bile yemek istemez. Bu korku nedeniyle dayanamayıp yemek yediklerinde de kusmayı tercih ederler.

Yemek Yerken Yemeği Çok Küçük Parçalara Bölmek

Anoreksiya hastaları yemek yerken yemeği çok küçük parçalara bölmek, yemek yerken oyalanmak, yemek yediği için suçluluk duygusu içinde olmak gibi belirtiler gösterebilir. Kilo alma korkusu nedeniyle yemeği bu şekilde kurcalama eğilimi gösterebilirler.

Sürekli Kusmaya Çalışmak

Hastaların kilo alma korkusu olduğu için dayanamayıp yemek yedikten sonra sürekli kusmaya çalışmak gibi bir girişimi olabilir. Bu şekilde yemek yeseler bile kilo almayacaklarını düşünürler. Kusma girişimi sürekli tekrarlandığından bu hastalarda diş çürükleri ve mide sorunları daha sık görülür.

Kendini Sürekli Çok Kilolu Hissetmek

Anoreksiya hastaları kendini sürekli çok kilolu hissetleri için yemek yemekten kaçınırlar ya da yediklerini kusarak çıkarmak isterler. Çok ince görünümlü olsalar da ayna karşısına geçtiklerinde kendilerini kilolu olarak görürler. Bu düşünce hastaların yiyeceklerden ve yemek yemekten kaçınmasına neden olur.

Depresyon

Anoreksiya psikolojik bir rahatsızlıktır. Genellikle hastalarda başka psikolojik rahatsızlıklar da vardır. Bunların başında depresyon gelir. Hastalarda depresyon rahatsızlığı olması nedeniyle içe kapanma, depresif ruh hali gibi belirtiler görülür. Bu hastaların tedavisi sırasında depresyon için antidepresan ilaç kullanılmalıdır.

Tehlikeli Diyetler Yapmak

Hastalarda kilo alma korkusu olduğundan tehlikeli boyutta diyet yapma eğilimi vardır. Hasta diyet yapmayı o kadar çok abartır ki neredeyse hiç yemek yemeyecek hale gelebilir. Vücudunun ihtiyacı olan besin maddelerini alamaz. Tehlikeli diyetler kişinin yaşamını tehdit edici boyutlara gelebilir.

Tanı Ve Teşhis Yöntemleri

Anoreksiya tanı ve teşhis yöntemleri hastalığın kesin tanısını koymaya, en uygun tedavi planının belirlenmesine yardımcı olur. Hastalardaki belirtilerin değerlendirilmesi, öyküsünün dinlenmesi yanında hormon değerlerinin ölçülmesi, adet periyodunun takip edilmesi gibi yöntemlere de başvurulur.

Hormonların Değerlerin Ölçülmesi

Anoreksiya hastaları hızlı bir şekilde kilo verdikleri için vücuttaki hormon değerleri de değişir. Bu vücut sistemlerini bozan bir etki yapar. Hastalara en uygun tedavinin uygulanabilmesi için hormon değerlerinin ölçülmesi gerekir. Buna uygun tedavi planlaması yapılır.

Adet Periyodunun Takibi

Anoreksiya hastaların yaklaşık % 90-95 kadarı kadın hastalardan oluşmaktadır. Hastalığın ilerleyen döneminde kadınların adet döngüsünde düzensizleşme, adet görememe gibi sorunlar yaşanabilir. Bu yüzden tanı sırasında adet periyodunun takip edilmesi gerekir. Kişi üç ay boyunca aralıksız şekilde adet görmüyorsa bu anoreksiya hastalığının teşhisinde önemli bir etkendir.

Anoreksiya Hastalığı Risk Faktörleri

Anoreksiya hastalığı risk faktörleri arasında en önemli olanı kişinin görselliğin önemli olduğu, zayıf olunması gereken meslekleri yapmasıdır. Zayıflığın güzelliği yansıttığı düşünülen mankenlik, şarkı söylemek, dans etmek, hosteslik gibi meslekleri yapanlarda anoreksiya hastalığı daha fazla görülmektedir. Ayrıca anoreksiya hastalığı kadınlarda daha fazla görüldüğünden kadın olmak ta bir risk faktörü olarak kabul edilir. Ailesinde yeme bozukluğu olanlarda da risk yüksektir.

Hastaların aile bireylerinde depresyon, şişmanlık, yeme bozukluğu, alkolizm gibi rahatsızlıklara sık rastlanır. Kişilerin geçmişte cinsel tacize uğraması, çocukluk dönemine başlayan diyabet hastalığının olması gibi etkenlerde hastalığın risk faktörleri arasında yer alır.

Kadın Olmak

Anoreksiya hastalığı kadınlarda erkeklere oranla çok daha fazla görülmektedir. Her on hastadan dokuzu kadındır. Bu nedenle kadın olmak anoreksiya hastalığının risk faktörleri arasında kabul edilir. Kadınlar arasında yapılan bir araştırmada dünyadaki 200 kadından birinde bu hastalığın bulunduğu belirlenmiştir.

Ergenlik Döneminde Olmak

Anoreksiya hastalığı genellikle ergenlik döneminde başlar. Bu yüzden diğer risk faktörlerinin olması ve ergenlik döneminde olmak hastalığın gelişmesine uygun ortam hazırlar. Ergenlik döneminde başlayan anoreksiya çeşitli gelişim sorunlarını da beraberinde getirir. Kişiler hasta olduklarını kabul etmezler. Bu nedenle aile bireylerine çok iş düşmektedir. Kişinin tedaviye ikna olmasını sağlamaları gerekir. Anoreksiya hastalarının çoğunluğunu doktora gitmeye aileleri ikna etmektedir.

Genetik Yatkınlık

Anoreksiya hastalarının aile bireylerinde şişmanlık, alkolizm, depresyon ve yeme bozukluğu rahatsızlıklarına daha fazla rastlanır. Kişilerin anneleri genellikle diyet yaparak yeme bozukluğu yaşayabilir, devamlı diyet yapma takıntısı olabilir. Kızları da diyet konusuna yoğunlaşabilir. Bu nedenle yaptığı diyetlerle yeme bozukluğu oluşabilir. Bu hastalığın genetik yatkınlık nedeniyle ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Yapılan araştırmalar anoreksiya hastalığının genetik özelliklerden dolayı ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Ailesinde yeme bozukluğu olan kişiler daha riskli kabul edilirler.

Hızlı Kilo Alıp Vermek

Kişilerin hızlı kilo alıp vermesi anoreksiya hastalığına uygun zemin hazırlar. Vücut mekanizmasının bu şekilde bozulması kişilerde yeme düzenini de etkiler. Bir süre sonra hastaların vücut algısı bozulur ve anoreksiya hastalığı belirtileri görülmeye başlar. Hızlı kilo alıp vermek kişinin vücut algısında bozukluğa neden olduğundan anoreksiya hastalığı riskini artırır.

Anoreksiya Komplikasyonları

Anoreksiya komplikasyonları hastalığın başlangıç aşamasından itibaren görülmeye başlar. Vücudun her bölgesinde çeşitli olumsuzluklar gelişir. Cilt renginde koyulaşma, el ve ayaklarda ödem oluşması, tansiyon düşmesi ve kalp hızının yavaşlaması hastaların pek çoğunda görülebilir. Ayrıca midenin boşalmasında yavaşlama, tükürük bezlerinde büyüme, karaciğer fonksiyonlarında bozulma, kabızlık gibi komplikasyonlar da oluşabilir.

Kanda beyaz kürelerde azalma olduğundan hastalarda enfeksiyona yatkınlık oluşabilir. Kandaki üre yükselir ve böbrek yetmezliği gelişebilir. Vücuttaki elektrolit dengesinde bozulma olur. Ayrıca potasyum seviyesi de düşer. Hormonal sistemde de bazı komplikasyonlar gelişebilir. Seks hormonları azalır, kan şekerinde düşme izlenir. Ayrıca tiroid hormonları azalırsa hastalarda beklenmeyen yan etkiler oluşabilir. Anoreksiya hastalarda osteoporoz hastalığına neden olabilir. Bu hastalarda kemik incelmesi ve kemik erimesi oluşur.

Ergenlik Dönemi Gelişim Sorunları

Anoreksiya hastalığının başlangıcı genellikle ergenlik dönemine rastlar. Hastaların yemek yemekten kaçınması, kendilerini kilolu görüp zayıflama isteğinin olması ergenlik dönemi gelişim sorunlarını beraberinde getirir. Hastaların kan değerleri ve hormon seviyeleri olumsuz etkilenir. Bu yüzden ortaya çıkan gelişim sorunları nedeniyle kişiler yaşıtlarından geri kalırlar.

Gebe Kalamama Durumu

Anoreksiya hastalarının çoğunluğunu kadınlar oluşturur. Bu hastalık kadınların adet düzeninin bozulmasına, adet kanamasının kesilmesine neden olabilir. Bu sorun kişilerde gebe kalamama sorunu yaşanmasına neden olabilir.

Kas Güçsüzlüğü

Hastalarda hızlı bir şekilde aşırı kilo vermekten kaynaklanan kas güçsüzlüğü sorunu yaşanabilir. Günlük alınan kalorinin anormal şekilde kısıtlanması yüzünden vücutta olumsuz tepkiler meydana gelir. Genel halsizlik, yorgunluk hissi, kas güçsüzlüğü gibi sorunlar bunlar arasındadır.

Böbrek işlevlerinde Bozulma

Anoreksiya hastalarının ilerleyen aşamalarında böbrek işlevlerinde bozulma gibi ciddi bir komplikasyon gelişebilir. Bu hastaların hastanede yatarak tedavi altına alınması gerekir. Kandaki üre değerinin yükselmesi böbreklerin işlevlerini yerine getirmesini engeller. Bu hastalar açısından yaşamsal risk oluşturur.

Aritmi

Anoreksiya hastalığı komplikasyonları arasında aritmi yani kalp ritminde bozulma sorunu en fazla görülen sorunlardır. Aritmi nedeniyle hastalarda kalp krizi, ani kalp durması gibi yaşamsal risk oluşturan sorunlar gelişebilir.

Kalp Hastalıkları

Anoreksiya hastalarında kalp hastalıkları görülme riski fazladır. Aşırı kilo verme, hızlı bir şekilde zayıflama vücuttaki dengeyi bozmaktadır. Kalp ritminin bozulması, kan basıncının düşmesi gibi etkenler kalp hastalıklarına zemin hazırlar.

Anoreksiya Hastalığı Nasıl Önlenir?

Anoreksiya hastalığı kişilerin kendi isteğiyle başlayan psikolojik kökenli bir rahatsızlıktır. Bu hastalığın nedenleri konusunda çeşitli görüşler bulunmaktadır. Anoreksiya hastalığın önlenmesi için bu görüşlere göre hareket edilebilir. Bazı uzmanlar kişinin kendi görüşlerinin hastalığı tetiklediğini, bazıları kişinin biraz kilo vermesinin çevresi tarafından beğenilmesi nedeniyle bunun abartılması sonucunda hastalığın tetiklendiğini belirtirler. Genel olarak kişinin ilk kilo kaybı ve sonradan gelen abartılı kilo kaybı isteğinin olması anoreksiya hastalığının başladığı belirtilmektedir. Buna genetik özellikler, ruhsal durum gibi etkenlerde destek olmaktadır. Bu nedenle çocuklara ve gençlere özel eğitimler verilmelidir. Modaya uyma, güzellik algısının zayıflığa bağlanması gibi düşüncelerin olumsuz sonuçları konusunda bireyler bilinçlendirilmelidir.

Çocuklara Ve Gençlere Eğitimler

Günümüzde anoreksiya hastalığı daha yaygın şekilde görülmektedir. Genellikle ergenlik dönemi hastalığı olarak kabul edilse de hastalığın görülme yaşı 9 yaşlarındaki çocuklara kadar inmiştir. Çocuklara ve gençlere eğitimler verilerek bu hastalığın önlenmesi konusunda detaylı bir çalışma yapılmalıdır. Çünkü çocukluk ve ergenlik döneminde bireyler çevresinden daha fazla etkilenmektedir. Mükemmel bir vücuda sahip olmanın yolunun zayıflıktan geçtiği düşüncesi hakimdir. Bu düşüncelerden arınmaları için eğitim yeme bozukluklarının önlenmesinde önemli bir tedbirdir.

Sık Sorulan Sorular

Yeme bozuklukları arasında yer alan anoreksiya hastalığı hakkında detaylı bilgiler vermeye gayret ettik. Bu bölümde anoreksiya hastalığı hakkında merak edilen soruların yanıtlarına ulaşabilirsiniz.

Gençlerde Yeme Bozuklukları Neden Kaynaklanır?

Gençlerde yeme bozuklukları genellikle çevresel etkenlerden gelişebilir. Gençlerin çevresindeki kişilerin zayıf oldukları için güzel olduklarını düşünmesi, çevresindeki kişilerden kilosuna gelen tepkiler, yaptıkları mesleklerde zayıflığın ön planda olması gibi etkenler yeme bozukluğu gelişmesine neden olabilir. Ayrıca gençlerde genetik yatkınlık varsa bu rahatsızlıkların gelişmesi daha kolay olur.

Anoreksiya Psikolojik Bir Hastalık Mıdır?

Anoreksiya psikolojik bir hastalıktır. Genellikle ekonomik seviyesi yüksek olan toplumlarda ergenlikle birlikte ortaya çıkabiliyor. Hastaların çoğunda mükemmeliyetçi bir yapı olduğu dikkat çekmektedir. Hastaların takıntılı bir kişiliğe sahip olması, vücut ölçülerine dikkat etmesi gibi özellikleri vardır. Bu yüzden hastalığın tedavi aşamasında psikoterapi seansları yapılmaktadır. Yeme bozukluğu nedeniyle gelişen diğer hastalıkların tedavisinde ise ilaçlar kullanılmaktadır. Kişilerde anoreksiya ile birlikte depresyon gibi psikolojik hastalıklar da olabilir. Bu hastalıklarda tedavide ele alınır.

Şişmanlık Korkusu Nedir?

Şişmanlık korkusu olan hastalar normal kilolu olsa da kendilerini kilolu görürler. Bu korkuları nedeniyle sürekli diyet yapma eğilimi içinde olurlar. Kilo verdikçe yeniden kilo alacaklarını düşünmeye başlarlar. Bu nedenle yiyeceklerini sürekli kısıtlama eğilimine girerler. Daha sıkı diyet yapar, daha fazla egzersiz yaparlar. Mankenlik, dansçı, şarkıcı gibi mesleklerle uğraşanlar ya da bu mesleği yapanlara hayranlık duyanlarda da şişmanlık korkusu oluşabilir. Kişiler tartılırken bile bu korkularına yenik düşerler. Yemek yemeyi bırakın su bile içmekten kaçınırlar. Bunların devamında kişilerde anoreksiya hastalığı gelişebilir.

Anoreksiya Tedavi Edilebilir Mi?

Anoreksiya tedavisi genellikle zorludur. Çünkü hastalar tedavi olmak için isteksiz olurlar. Tedaviye katılmaktan çekinirler. Çoğu zaman aileleri tarafından doktora götürülürler. Hastalığın tedavisinde grup ve aile terapisi, psikoterapi, ilaç tedavisi gibi yöntemlere başvurulur. Psikoterapi sırasında hastanın duygularını doğru ifade edebilmesi, vücut algısının düzeltilmesi, yemek yeme davranışının düzeltilmesi, özgüven sağlanması ve kişinin diğer kişilerle iletişiminin çözümlenmesi gibi yaklaşımlar izlenir. Hastalık yaşamı tehdit edici düzeyde kilo kaybına neden olduysa tüple beslenme desteği verilir. Bu hastaların yaşamlarına devam etmesi açısından önemli bir tedavi yaklaşımıdır. Anoreksiya hastalığının tedavi edilmesi için kişinin tedavi olmayı istemesi gerekir.

Anoreksiya Hastalığı Erkeklerde Görülür Mü?

Anoreksiya hastalığı kadınlarda daha fazla görülür. Ancak son yıllarda anoreksiya hastalığının daha yaygın görülmesiyle birlikte hastalığın erkekleri de etkilediği söylenebilir. Buna rağmen toplumda anoreksiya hastalığı kadınlarda erkeklere nazaran on kat fazla görülmektedir. Kadınlar arasında hastalığın görülme sıklığı ise yaklaşık % 1 seviyesindedir.

Anoreksiya İstatistikleri Nedir?

Anoreksiya çeşitli yiyecekleri yeme olanağına sahip olan, ancak güzel olmanın zayıf olmakla birlikte tanımlandığı toplumlarda daha sık görülmektedir. Anoreksiya hastalarının yaklaşık % 90-95 kadarı kadınlardan oluşmaktadır. Genç kızlarda görülme oranı % 0,5 seviyesinde olup daha çok 12-25 yaş aralığında ortaya çıkmaktadır. Yapılan bir araştırmada anoreksiya hastalığının yüz bin kişi arasında 15-20 kişiyi etkilediği belirlenmiştir. Anoreksiya istatistikleri hastaların yarısının iyileştiğini, dörtte bir kadarının kısmen iyileşme gösterdiğini ortaya koymaktadır. Hastalıkta ölüm oranı ise yaklaşık % 5 seviyesindedir.

Yeme Bozukluklarının Temel Sebebi Nedir?

Yeme bozukluklarının temel sebebi olarak psikolojik bozukluklar gösterilmektedir. Ancak hastalığın neden oluştuğuna dair net bilgiler bulunmamaktadır. Bu görüş hastaların ortak özelliklerine bakılarak ortaya konmaktadır. Yeme bozuklukları psikolojik hastalıklar içinde en yaygın görülenler arasındadır. Kişilerin aile içinde tartışmalı ortamda bulunması, aşırı geçimsizlik ilişkilerinin olması hastalığı tetiklemektedir. Ayrıca kişilerde nörotik davranış yapıları, obsesif kompulsif bozukluk, depresif gibi psikolojik rahatsızlıklar gelişebilir.

Anoreksiya Ölümcül Müdür?

Anoreksiya tedavi edilmediği takdirde % 5-15 oranında ölümcül olabilen bir rahatsızlıktır. Hastalığın tedavisi uzun sürer. İlk aşamadaki tedaviden sonra uzun süre düzenli kontrollere gidilmesi ve psikoterapiye devam edilmesi gerekir. Anoreksiya psikolojik bir rahatsızlıktır. Psikolojik hastalıklar ise ölüm oranı en yüksek hastalıklar grubunda yer alır. Anoreksiya ise bu hastalıklar arasında ölümcül olması bakımından ilk sıralarda yer alır. Tedavi edilmediği takdirde hastalar yaşamlarını kaybedebilir. Tedavi sürecinde olan hastalarda intihar eğilimi de yüksektir.

Anoreksiya Hastalığı Bulaşıcı Mıdır?

Anoreksiya hastalığı bulaşıcı değildir. Ancak aynı aileden olan kardeşlerde birbirinden etkilenme nedeniyle hastalık sağlıklı olan kardeşte de gelişebilir. Bunda genetik yatkınlığın da etkisi vardır. Yapılan araştırmalar anoreksiya hastalığının % 54-86 oranında genetik özelliklerden kaynaklandığını göstermektedir.

Anoreksiya Hastalarının Yaşam Süresi Nasıldır?

Anoreksiya hastalarının yaşam süresi hastalığın verdiği hasarlara göre değişebilir. Tedavi edilmeyen hastalarda hayatta kalma süresi ortalama 1,7 yıl arasında belirlenmiştir. Bu sürenin sonunda her 100 hastanın 5-20 kadarı yaşamını yitirir.

Ancak hastaların ölüm nedeni anoreksiya yüzünden yaşanan yeme bozukluğunun yol açtığı fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklardır. Hastalar tedavi görseler bile % 30 kadarı yeniden hastalığa yakalanabiliyor. Tedavisi ortalama 5-7 yıl süren anoreksiya hastalığından kurtulma oranı % 76 seviyesindedir. Bazı hastalarda tedavi süreci 10-15 yıl devam etmektedir.

Ancak hastalar tedavi edilse bile önceki yaşamlarına tam olarak dönememektedir.

Anoreksiya Hastaları Spor Yapabilirler Mi?

Anoreksiya hastaları başlangıçta sıkı diyetler ve aşırı egzersizler yaparak kilolarından kurtulmaya çalışırlar. İlk aşamada enerjik olsalar da giderek bu çalılığı kaybederler. Ancak tedaviye başlayan anoreksiya hastalarının spor yapmaları sağlığına kavuşmasına yardımcı olabilir. Ancak bu aşamada düzenli beslenmeleri de gerekir.

Anoreksiya Hastalarındaki Metabolik Değişimler Nelerdir?

Anoreksiya kişilerde kendi isteği ile başlayan bir hastalıktır. Başlangıçta bilerek ve isteyerek yediklerini azaltmayı tercih ederler. Daha sonra az yemek yediklerinden aşırı kilo verirler. Dolayısıyla vücutlarında bazı metabolik değişimler olur. Kan tabloları bozulur, elektrolit bozukluğundan dolayı uykuya meyil, güçsüzlük ve kalp ritim bozuklukları ortaya çıkar. Kalp ritim bozukluğu hastalarda kalp durmasına ve kalp krizine neden olabilir. Karaciğer yağlanması, serum kolesterol düzeylerinde yükselme, cilt kuruması, diş çürükleri, kemik kırıkları, osteoporoz, mide boşalmasından gecikme, tiroid metabolizmasında düşme gibi komplikasyonlar gelişebilir. Ağır vakalarda metabolik bozukluklar gelişirse, hastanın normal kilosu 3 ayda % 30 seviyesine geldi ise hastanede yatarak tedavi edilmesi gerekir.

Anoreksiya Hastalığı Nasıl Fark Edilir?

Anoreksiya hastalığı verdiği belirtilerle fark edilebilir. Anoreksiya hastası olanlar kilo almaktan korkar ve şişmanlık korkusu yaşar. Daha önceki kilolarına inmeyi ya da çevresinde görünümleri ile beğeni kazanan kişilerin kilosunda olmayı hedefler. Bu nedenle gün içinde değişik zamanlarda tartılır ve kilosuna bakarlar. Toplum içinde ufak porsiyonlar yerler, bazen aç olsalar dahi tok olduklarını söylerler.

Menstruasyon dönemleri düzensiz olur, kabızlık sorunu çekerler. Vücutların tüylenme ve saç dökülmesi gibi sorunlar ortaya çıkar. Besinleri normal miktarda tükettiklerinde bile midelerinde şişlik ve bulantı hissi olur. Agresif, depresif ve hiperaktif davranışlar sergilerler. Zamanla sosyal yaşamdan koparlar. Devamlı spor ve egzersiz yapmaya başlarlar. Bazı hastalarda ders çalışma, temizlik yapma gibi takıntılar olabilir. Ayrıca cinsel sorunlar yaşanabilir. Bu belirtiler anoreksiya hastalığının fark Edilmesini Sağlar.

Yeme bozuklukları hangi yaşlarda başlar?

Yeme bozuklukları günümüzde modern çağ hastalığı olarak tanımlanır. Bu hastalıklar genellikle 13-17 yaşlarında başlar. Ancak toplumda mükemmel vücut yapısının ilgi görmesi ve modaya uyma merakı bu hastalıklarının görülme yaşını 9-12 arasında çekmiştir.

Anoreksiya Hastalarının Hormonlarındaki Değişimler Nasıldır?

Anoreksiya hastalarında az yemek yeme ve hızlı bir şekilde kilo verme nedeniyle hormon değişimleri olur. Vücudunda seks hormonları, tiroid hormonları gibi tüm hormon değerlerinde değişim olur. Bu durum vücut mekanizmasını bozar. Hormonlar sağlıklı bir yaşam sürmenin en önemli unsurudur.

Anoreksiya Hastalarının Tedavisini Hangi Bölüm Yapar?

Anoreksiya hastalarının tedavisinde psikolojik ve medikal yaklaşım esas alınır. Tedavi sürecinde hastanın da kabul etmesiyle beslenme uzmanları da tedavinin içinde olurlar. Anoreksiya hastalarının tedavisini psikiyatr, psikolog, beslenme uzmanı ve hastalık nedeniyle gelişen diğer hastalıkları tedavi edebilecek başka branşlardaki doktorlar birlikte yaparlar. Bu hastalığın tedavisi bir ekip çalışması dâhilinde yapılır. Tedaviye kadın doğum doktoru, fizik tedavi uzmanı, dâhiliye doktoru gibi doktorlarda dâhil olabilir. Anoreksiya hastalarının ilk aşamada hastanelerin psikiyatri bölümüne başvurması gerekir. Burada yapılan değerlendirmeler sonrasında diğer tıbbi bölümlerden destek alınacaktır. Tedavide psikiyatrik yaklaşım hastanın moralini yükseltmek, sosyal çevredeki ilişkilerini düzenlemek ve hastalara yaşam hedeflerine ulaşmaları için yardımcı olmak üzerine kuruludur.

Anoreksiya Hastalarının Evde Tedavisi Mümkün Mü?

Anoreksiya hastaların tedavisinde farklı yaklaşımlar uygulanabilir. Hastanın durumuna göre hastanede yatarak tedavi altına alınabilir. Bu tedavinin bitmesinden sonra hasta doğru beslenme kurallarını uyguluyorsa, sağlıklı kilosuna yaklaşmış ise tıbbi sorunları düzeldiyse, kusma kontrol altına alındıysa tedavisine evde devam edilebilir. Ancak hastaların sürekli kontrol altında olması gerekir. Yatarak tedavi anoreksiya hastalarında tedavinin küçük bir kısmını içerir. Ayaktan tedavi daha uzun bir süreci kapsar. Hastalar bu süreçte evde tedavi edilebilir. Bu aşamada aile tedavileri, psikoterapi uygulamaları düzenli olarak yapılır.

Anoreksiya Ne Hastalığıdır?

Anoreksiya psikolojik bir hastalıktır. Hastalığın onlarca sebebinin ortak belirtisi, ideal kilonun altındaki değerlerin dahi kişi tarafından fazla kilo olarak kabul ediliyor olmasıdır. Hasta yemek yemeyi büyük ölçüde keser ve bu, hastalığın sindirim sistemi hastalığı olması gibi algılanmasına sebep olur. Hastalık psikolojik kaynaklardan beslenen yeme bozukluğu olarak tanımlanmaktadır.