Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından daha fazla bilgi için Kişisel Verilerin Korunması Kanunu sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.

Böbrek Nakli Ameliyatı

Ameliyat Özeti
Anestezi Türü: Genel Anestezi
Ameliyat Süresi: 6 Saat
Hastanede Kalma Süresi: 5 Gün
İşe Dönme Süresi: 30 Gün

Ameliyat ve tedavi süreçleri, kişiden kişiye farklılık arz edebilir. Ameliyat.com tedavi ve ameliyat özetlerinde, ortalama değer niteliği taşıyabilecek örnek tablolardan yararlanılmıştır.

Böbrek Nakli Ameliyatı Hakkında
Böbrek Nakli Ameliyatı Öncesi
Böbrek Nakli Ameliyat Sonrası
Sık Sorulan Sorular

Hastaların yaşadığı sorunlar tıbben tedavi edilemeyecek duruma geldiğinde ya da tedavi hayat kalitesini düşürüp sosyal yaşamına engel olduğunda organ nakline başvurulur. Organ nakli Türkiye’de 60’lı yıllardan bu yana başarıyla gerçekleştirilmektedir. Hatta bu konuda ülkemizdeki uzman doktorlar konferans ve seminerler ile deneyimlerini diğer ülke hekimleriyle paylaşmaktadır. Ancak ülkemizde yapılan nakillerin çoğu maalesef canlıdan yapılmaktadır. Bu istenilen bir durum değildir. Ülkemizde bu konuda çok fazla kirli bilgi olmasından dolayı insanlar kaybettikleri yakınlarının organlarını bağışlamak istememektedirler. Oysa bir insan öldüğünde sekiz insana umut olabilir. Burada organ bağışına engel durumlardan en popüleri insanların, organ bağışıyla beraber vefat eden kişinin bedeninin zarar göreceğini düşünmesidir. Ama böyle bir durum mevcut değildir.

Doktorlar organı bağışlanan kadavradan organları aldıktan sonra estetik dikiş yapmaktadır. Kadavrada yakınlarının bile fark edemeyeceği kesiler oluşmaktadır. Bir diğer durum ise dini inançlarının buna izin vermeyeceğine olan inançtır. Ancak hiçbir inanç insanın yaşatılmasının, tedavi edilmesinin, yardımlaşmanın karşısında durmamıştır. Kadavradan alınan organların en ihtiyacı olandan başlanarak adaletli ve etik kurallar dahilinde nakil olacağından yakınları endişe duymamalıdır. Hayattayken organ nakil merkezine gidilip öldükten sonra organlarının bağışlanması yönünde ufak bir kart dolduran herkes organ bağışçısı olabilir. Unutulmamalı ki bu işlem ülkemizde sadece bir vasiyet olarak kabul edilmekte ve yine ölümden sonra bağış isteğinde bulunan vatandaşın yakınlarına bağış yapmak isteyip istemedikleri sorulmaktadır. Yakınları vasiyeti yerine getirirler ise uygun olan hastalara bağışçının organları nakil edilmektedir.

Böbrek Nakli Ameliyatı Hakkında

Böbreğin vücuttaki görevlerini yerine getirememeye başlamasıyla hastada böbrek yetmezliği görülür. Kronik böbrek hastalığı olan bir hastada aniden gerçekleşen bir durumla enfeksiyon, zatürre vb. gibi, böbreğin çalışamaz duruma gelmesi durumu gözlemlenebiliyor. Eğer ileri düzeyde değilse hastanın durumu sıvı tedavisi ya da ilaç tedavisi ile düzeltilebilir. Bazen ise bunlar dışında geçici olarak diyaliz tedavisi uygulanabilir. Geçici diyaliz tedavisi ile hastanın kalıcı bir iyileşme yaşaması sağlanmaktadır. Ancak bu oran oldukça düşük olmakta ve hastalara genellikle ya kalıcı diyaliz tedavisi uygulanmakta ya da böbrek nakli gerçekleştirilmektedir.

Diyaliz tedavisi haftada üç gün olup dört saat sürmekte ve bu hastaların günlük yaşamında, genç hastaların okul hayatında ya da iş bulmasında olumsuz etkilere neden olabilmektedir. Bu yüzden böbrek nakli diyaliz hastaları için büyük önem taşımaktadır. Türkiye’de şu an yetmiş bini aşkın hasta böbrek nakli beklemektedir. Toplumsal önyargılar bir an önce yıkılmalı ve öncelikli olarak kadavra ve sonrasında canlı organ bağışçısı sayısı artırılmalıdır. Organ nakil ameliyatı basit bir ameliyattır.

Böbreğinin tekini bağışlayan bağışçılar kısa bir sürede eski hayatlarına dönebilmekte ve tek böbrekle yaşamanın bir eksiklik hissettirmediğini görmektedirler.

Böbreğin Fonksiyonları

  • Vücudumuzda bel omurlarımızın iki tarafında da bulunan böbreklerden kan akımının yüzde yirmi ikisi geçmektedir. İki sağlıklı böbrekte de vücudun başka bir yerinde bulunmayan özel bir sistem mevcuttur. Bu sistemde böbrek, seçici bir geçirgen yapıya sahip olup gerekli olan maddelerin emilip kan dolaşımına geçmesini sağlarken gerekli olmayan maddelerin geri emilmeden idrar yoluyla vücuttan atılmasını sağlar. Bir insanın kanının plazma kısmı 3 litre iken vücut bu işlemle her gün yüz seksen litre kan temizlemekte yani günde altmış defa vücuttaki kan tamamen temizlenmektedir. Böbreğin kanı temizleme hızını glomerül filtrasyon hızı (GFR) ile ölçerek böbreğin bu fonksiyonunu ne denli yerine getirebildiği gözlemlenmektedir.
  • Her böbrekte kanı süzüp idrar oluşumunu sağlayan yaklaşık bir milyon nefron bulunmaktadır. Nefron sayısı doğumla birlikte maksimum seviyeye ulaşır. Bu sayı yaş ilerledikçe artmayıp tam tersine azalmaktadır. Özellikle kırk yaşından sonra düzenli olarak azalan nefron sayısı böbreklerin fonksiyonlarını tamamen kaybetmesi gibi bir duruma neden olabilmektedir. Ancak ihtimal dahilinde olan bu kayıplar çoğu zaman gerçekleşmez. Bunun nedeni ise kaybedilen nefronlar yerine vücutta bulunan diğer nefronların daha fazla çalışmasıdır.
  • Vücutta kan basıncı düzenini sağlamak için su ve tuz atılımını ayarlar. Fazla tuz tüketimi gerçekleştiğinde bile tansiyonun yükselmesini önler.
  • Asit – baz düzeyinin dengede kalmasını sağlar.
  • İnsanın aç kalma süresi uzadığında protein ve diğer besinlerden glikoz sentezi yaparak açlığa dayanılmasına yardımcı olur.
  • Eritropoetin üreterek kan yapımını düzenler. Böbrek yetmezliği yaşayan hastalarda ise eritropoetin üretimi bozulur ve hastalarda anemi gelişmeye başlar.
  • Vücuttaki kemik mineral yapısını korumak ve denge düzeyinde kalmasını sağlamak için dihidroksi vitamin D salgılar.

Böbrek fonksiyonlarını yerine getirememeye başladığında kandan atılması gereken ama atılamayan zararlı maddeler ciddi rahatsızlıklara neden olurken böbreği tamamen çalışamaz hale bile getirebilirler. Böbrekteki fonksiyon kayıpları ile hasta idrar yapamama ya da çok sık idrara çıkma veya altına kaçırma gibi durumlarla karşılaşılabilir. Hastada aniden meydana gelen ishal, ateş, kusma, vücutta su kaybı, ağızdan ya da dışkıdan kan gelmesi gibi durumlar da böbreğin fonksiyonlarını tam olarak yerine getirememesinden kaynaklanıyor olabilir. Bu durum böbreklerin fonksiyonlarını kaybetmesinden kaynaklanıyorsa böbreklerde taş oluşumu, böbrek yetmezliği, idrar yolu iltihaplanması gibi ciddi hastalıkların işareti olarak görülebilir. Hastalar en azından senede bir defa idrar testi ile böbreklerinde bir rahatsızlık olup olmadığı kontrol ettirilmeli ve ciddi bir hastalıkla karşı karşıya kalmadan önce tedavi olmalıdır.

Böbrek Hastalıklarında Tedavi Yöntemleri

Böbrek yetmezliği, idrar ve kan testleri ile kolay bir şekilde erken dönemde teşhis edebilecekken çok belirgin belirtileri olmaması ve sinsice ilerlemesinden dolayı tedaviye geç dönemlerde başlanabilir. Ülkemizde çoğu hasta hastalık son evreye geldiğinde böbrek yetmezliğinin farkına vardıklarını söylemektedir. Sinsice ilerleyen bu hastalığın erken teşhisi mümkün olmakla birlikte risk grubundaki hastaların yılda bir kez tetkiklerini yaptırarak ilaç ile tedavi olabileceği doktorlar tarafından sık sık dile getirilmektedir. Risk grubu içerisinde yer alanlar:

  • Şeker hastaları,
  • Tansiyon hastaları,
  • Devamlı olarak doktor reçetesi olmadan ağrı kesici kullananlar,
  • Sık sık taş düşürenler,
  • Ailesinde daha önce böbrek yetmezliği görülenler,
  • Altmış beş yaş ve üstü olanlardır.

Kronik böbrek yetmezliğinin kesin bir belirtisi olmayıp laboratuvar ortamında yapılacak idrar analizi ile risk grubundaki hastalara erken teşhis konularak ilaç tedavisi, sıvı tedavisi veya geçici diyaliz tedavisi uygulanabilir. Bu tedaviler ile böbrek eski sağlığına kavuşturulabilir. Burada normal diyaliz ile geçici diyaliz birbirine karıştırılmamalıdır. Geçici diyaliz yöntemi ile erken teşhis konulan hastada kalıcı bir tedavi sağlanabilirken normal diyalizde hasta böbrek nakli olana kadar zorunlu bir şekilde düzenli olarak diyalize girmektedir. Özellikle risk grubunda yer alan şeker ve tansiyon hastalarının tedavileri sırasında dikkatli yapılan tetkikler sonucunda böbrek yetmezliği hastalığına erken teşhis konulabilmekte ve hızla ilerleyen bu hastalık durdurulabilmektedir. Bu gruptaki hastaların doktorunun söylediği beslenme düzenine uyması, egzersizlerini yapması, sigarayı bırakması gibi önlemlerle risk durumunu en aza indirdiği de gözlemlenmektedir.

Hastalığa ilk evresinde müdahale edilemediyse geriye iki tedavi yöntemi kalmaktadır. Bunlardan biri böbrek nakli diğeri ise diyaliz tedavisidir.

Diyaliz

Diyaliz tedavisi ile böbrek yetmezliği görülen hastalarda böbreğin artık yerine getiremediği ve kişi için hayati önem taşıyan fonksiyonların gerçekleştirilmesi sağlanır. Bu fonksiyonlardan biri vücutta biriken sıvıların atılması, diğeri ise kanda biriken zararlı atıkların atılmasıdır. Ancak bu işlemle vücuttan atılması gereken sıvının ve kandaki zararlı atıkların tamamı atılamamakta ve buna ek olarak hastaya diyet verilmektedir. Burada bahsedilen işlevler normal bir böbreğin yerine getirdiği görevlerin sadece birkaçı olup diğer önemli fonksiyonlar için ayrıca ilaç tedavisi uygulanmaktadır.

Diyaliz tedavisi ile hastanın yaşam kalitesini artırıp günlük aktivitelerinde sıkıntı yaşamaması hedeflenir. Diyaliz hastaları haftada üç defa, dört saat düzenli olarak diyalize girerler.

Periton Diyalizi

Periton diyalizinde hastanın vücut yapısına uygun olarak çocuklarda 100 – 1000 ml, yetişkin hastalarda ise 2000 – 2500 ml diyaliz solüsyonu karın boşluğuna uygulanarak tedavi gerçekleştirilir. Dört ila altı saat kadar karın boşluğunda kalan solüsyon sayesinde böbreğin yapamadığı kandaki atık ve fazla sıvının atılması işlemleri yerine getirilir. Bu işlem hasta tarafından günde dört ya da beş defa gerçekleştirilir ve literatürde Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi (SAPD) olarak adlandırılır. Bir diğer periton diyalizi yöntemi ise hastanın yatmadan önce set ve solüsyon torbalarını periton diyalizi makinesine yerleştirerek makineyi programlayıp gece uyurken sekiz – on saat sürecek olan yine karın boşluğu üzerinden yapılacak aletli periton diyalizi tedavisidir.

Periton diyalizi sayesinde hasta aldığı eğitim sonrasında sık sık hemşireye veya hastaneye başvurmak zorunda kalmayıp işlemleri kendi evinde yapabilir. Beslenme ve sıvı tüketimi konusunda diğer diyaliz yöntemlerine göre daha esnektir. Bu yöntemde oluşabilecek riskler ise protein kaybı, enfeksiyon, karında sürekli kateter kalımıdır. Genellikle yaşlı ve çocuk hastalarda tercih edilir.

Hemodiyaliz

Hemodiyaliz yöntemi kronik böbrek yetmezliği hastaları için en sık tercih edilen tedavi yöntemlerinden biridir. Bu yöntem ile kanın damardan alınarak hemodiyaliz makinesinden geçirilip temizlenmesi ve tekrar damar yoluyla hastaya verilerek tedavi süreci sağlanır. Hemodiyalizde öncelikle damar yolunun açılması gerekir. Arteriyovenöz fistül olarak adlandırılan yöntem ile kol veya bacakta herhangi bir noktada atardamar ile toplardamar ortasında cerrahi bir işlemle yol açılarak bağlantı sağlanır. Diyalize girecek hastada öncelikle aktif olmayan kolda sonrasında aktif kolda, el bileği, ön kol ve üst kol olmak üzere fistül açılarak ya da sonraki tercih olarak yapay damar ve kalıcı kateter takılarak damar yolu açılır. Oluşturulan fistül ile normalde diyaliz makinesine girmek için yeterli olmayan toplardamar buna hazır hale getirilir ve arteriovenöz fistülle atardamardan gelen kan toplardamara yönlendirerek böbrek yetmezliği nedeniyle gerçekleştirilemeyen fonksiyonlar yerine getirilir. Bu işlemler sonrasında sürekli diyalize girecek hastaya fistül kontrolünün nasıl yapılacağı öğretilir. Hastanın fistüllü koluyla artık ağır yük taşımaması, saat veya takı takmaması, kolunu sıkabilecek giysiler giymemesi, tansiyonunu bu kolundan ölçtürmemesi ve temizliğine ayrıca dikkat etmesi gerekir. Ayrıca hasta bu kolunda meydana gelecek şişlik, ağrı, kızarıklık gibi durumlarda hemen doktoruna başvurmalıdır. Hemodiyaliz tedavisinin düzenli bir şekilde yapılması ve aksatılmaması büyük önem taşır. Hastaların haftada üç kez dört saat zorunlu olarak diyalize girmeleri gerekir. Tedavinin aksatılması yaşamsal riskler meydana getirebilir.

Böbrek Nakli

Son evreye gelen ve böbrek yetmezliği görülen hastaların tedavileri gerçekleştirilmezse yaşamaları mümkün olmamaktadır. Hastaların bu süreçte seçebileceği iki tedavi yöntemi vardır. Bu yöntemlerden biri kalıcı diyaliz diğeri ise böbrek naklidir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi diyaliz yönteminde hastanın gün içerisinde sürekli olarak tedaviye yer vermesi günlük yaşamını aksatabilmektedir. Bundan da önemlisi hiçbir makine bir insan organının yaptığı işlemleri tam olarak yerine getirememektedir. Diyaliz makinesi böbreğin fonksiyonlarının sadece yüzde on gibi bir kısmını gerçekleştirebilir. Böbrek nakli yapılan hastanın yaşam kalitesi eski haline gelmekte, hasta istediği gibi beslenebilmekte herhangi bir kısıtlama yaşamamaktadır. Hasta diyaliz merkezinde geçireceği dört saati daha iyi değerlendirerek sosyal hayatında ve iş yaşamında daha aktif hale gelebilmektedir. Böbrek nakli işlemi diyalize göre çok daha az masraf gerektirir. Böbrek nakli için gerekli olan organ canlı ya da kadavra vericiden sağlanır. Ülkemizde canlıdan organ nakli kadavradan nakile göre daha yüksektir. Bu istenilen bir durum değildir. Kadavradan yapılacak bağışlarla daha çok hastaya ulaşılıp sağlıklarına kavuşmaları sağlanabilir.

Böbrek Nakli Ameliyatı Nedir? Nasıl Yapılır?

Böbrek nakli kadavradan veya canlı bağışçıdan yapılabilmektedir. Kadavradan yapılacak olan böbrek naklinde zaman çok önemlidir. Beyin ölümü gerçekleşmiş olan bağışçıdan böbrek çıkarılarak dört derece ve altındaki soğuk havada alıcı için bekletilir. Bekleme süresi çok uzatılmadan uygun olunan ilk fırsatta nakil işlemi yapılır. Çünkü böbreğin bekletilme süresi uzadıkça nakil yapılan hastada böbreğin uyum sağlayamama ve çalışamama ihtimali yükselir. Kadavra böbrek nakli tam olarak önceden belirlenemeyen bir acil durum olduğu için nakledilecek hasta hemen ameliyata hazırlanır bir yandan da kadavradan alınan böbrek özel paketinden çıkarılıp zamana karşı bir yarışa başlanır.

Canlıdan yapılan böbrek naklinde ise süreç daha planlı ilerlemektedir. Kendisi için bağışçı olabilecek bir yakını olan hastalar genellikle diyaliz tedavisine hiç girmeden nakil işlemini yaptırmak ister. Hasta ve bağışçı gerekli tetkiklerden sonra doktorunun belirlediği günde hastaneye gelirler. Öncelikle bağışçı ameliyata hazırlanır ve alınır. Bağışçıda ameliyatın ilk evresi gerçekleştirildikten sonra alıcı ameliyata alınır ve bağışçıdan böbrek çıkarılacağı sırada alıcı da böbreği almaya hazır hale getirilmiş olur. Bu aşamada zamana yine çok önem verilir. Böbreğin kansız kalması çalışma ihtimaline düşüreceği için nakil işlemi hızla gerçekleştirilir.

Böbrek Nakli Ameliyatı Yöntemleri

Ameliyat yönteminin belirlenmesinde hem alıcının hem vericinin yaş, sağlık ve hastanenin şartları gibi durumlar göz önünde bulundurulur.

Açık Ameliyat Yöntemi

Açık ameliyatta yedi – sekiz santimetre olacak şekilde vücudun üç büyük kası kesilerek böbrek nakli gerçekleştirilmektedir. Kesiler sayesinde doktor daha rahat bir şekilde ameliyatı yapabilmekte ve daha az komplikasyonla karşılaşılmaktadır. Ancak önemli üç kasın kesilmesi nedeniyle hastada ağrılar daha şiddetli ve uzun süreli olabilmektedir. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile eğer hastanın durumu ve hastane şartları uygunsa diğer yöntemler daha çok tercih edilmektedir.

Kapalı Ameliyat

Kapalı ameliyat yöntemi ile alıcı ve vericide kas kesilme işlemi yapılmadan ameliyat bölgesinde küçük bir kesi (bir santimetre kadar) açılıp buradan kamera sokularak yapılır. Kaslar kesilmediği için hastada ağrı oranı daha az ve kısa sürelidir. Kapalı ameliyatta böbrek çıkarılması esnasında tamamı endoskopik aletler yardımıyla gerçekleştirilebileceği gibi el yardımlı laparoskopik nefrektomi dediğimiz, cerrahın elini karın içerisine sokması ile de böbrek çıkarabilir. Burada tam laparoskopik yönteme göre daha büyük, yaklaşık sekiz – on santimetrelik kesiler açılmaktadır.

Kapalı ameliyatta görülebilecek olan komplikasyonlar kanama sebebiyle tekrar ameliyat, dalak ya da bağırsaklarda yaralanma, büyük damarlarda pıhtılaşma, akciğer embolisi ve her ameliyatta olduğu gibi çok az da olsa ölüm riskidir. Bu risklerin görülme oranı açık ameliyata göre kapalı ameliyatta daha düşüktür.

Böbrek Nakli Ameliyatı Öncesi

Kronik böbrek yetmezliğinin son evresinde olan bir hastanın böbrek nakli olmaya karar vermesiyle süreç başlar. Eğer hastanın yakın çevresinden birisi bağışçı olursa süreç hızlı bir şekilde ilerlemeye devam eder. Böyle bir durum mevcut değilse hastanın risk durumuna göre organ bağışı bekleyen hasta listesine ismi eklenir ve sırası geldiğinde nakil işlemine başlanır. Ameliyat basit bir operasyon olduğu için öncesinde yapılması gereken çok fazla hazırlık bulunmamaktadır. Ameliyattan önce eğer canlı verici var ise onunla ve hasta ile motive edici konuşmalar yapılarak ameliyatın hem alıcı hem de vericinin hayatının geri kalanında yaratacağı pozitif durumlar anlatılır.

Tetkikler

Hastaların nakil işleminden önce böbrek hastalığının ve diğer hastalıklarının ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi önemlidir. Eğer hastaya gönüllü olan bir yakını tarafından bağış yapılacak ise bağışçının da aynı şekilde testlerden geçmesi, uzmanlar ile görüşerek kendini ameliyata hazır hissetmesi sağlanır. Hasta kadavra böbrek bekleme listesinde yer almakta ise yılda bir defa bu tetkikleri yaptırarak sağlık durumunu doktoruyla paylaşmalıdır.

Kan Tahlili

Organ naklinde kan tahlilleri ekstra bir önem taşımaktadır. Organ nakli için öncelikle kan grubu uyumu aranmaktadır. Ama aranan Rh uyumu değil ABO kan grubu uyumudur. Alıcı – verici uyumu şöyle olmalıdır:

  • Alıcı 0 Verici 0
  • Alıcı A Verici 0 ve A
  • Alıcı B Verici 0 ve B
  • Alıcı AB Verici 0, A, B ve AB

Bağışçının herhangi bir sağlık sorunu olmadığında kan grubu uyumu bağışın gerçekleştirilmesi için yeterlidir. Ancak günümüzde teknolojinin gelişmesi ile sağlıklı bir vericiden kan uymasa dahi çapraz ağ yöntemi ile alıcıya naklin gerçekleştirme oranı yüksektir. Yani kan grubu uyumu nakil için yeterlidir elbette ama günümüzde bu uyum olmasa dahi nakil işlemini gerçekleştirebilen merkezler bulunmaktadır.

İdrar Tahlili

İdrar tahlili de hem alıcı hem verici için yapılmaktadır. Verici için yapılacak olan idrar tahlili için vericiden yirmi dört saat içerisinde yaptığı tüm idrarı toplaması istenir. Bağışçı boş, temiz bir su kabı alıp gün boyu içerisinde idrarının her damlasını toplamalı ki yapılan tahlilde tam sonuca ulaşılıp doğru değerlendirme yapılabilsin. Verici tetkik için aldığı şişeye ilk uyandığı andaki idrarını tuvalete yaptıktan sonra hastaneye teslim edeceği sabahki dahil tüm idrarını toplamalıdır. Sonuçlar aynı gün içerisinde çıkabilmektedir.

Akciğer Grafisi

Böbrek nakli görece kolay bir ameliyat olmasına rağmen öncesindeki hazırlığın olabildiğince iyi yapılması gerekmektedir. Canlı bir vericiden alınan böbrek durumu söz konusu ise ameliyattan önce akciğer grafisi çekilmektedir. Bunun temel sebebi de vücudu baskı altına alabilecek, ameliyat sırasında ve sonrasında komplikasyon riskini artırabilecek her türlü durumun önceden tespit edilmesidir. Akciğer grafisi sayesinde akciğer kanseri, pnömoni, bronşektazi, akciğer apsesi, akciğer kisti, plörezi ve diğer akciğer hastalıkları teşhis edilebilmektedir.

EKG

Neredeyse her cerrahi operasyondan önce standart bir prosedür olarak EKG uygulaması yapılır. Kalp kası ve kapakçıkları ile bunların ürettikleri sinyallerin dağılım grafiğini görmek için EKG oldukça kullanışlı bir araçtır. Böbrek nakli öncesinde kalbin fonksiyon seviyesi, olası problemler ve diğer sorunlar ciddi bir öneme sahiptir. Operasyondan önce bunlara karşı önlem alma ihtimali EKG sayesinde artmakta; komplikasyonların ortaya çıkma riski ise büyük oranda azalmaktadır.

Meme USG/Mamografi (Kadınlarda)

Bağışıklık sistemini ve vücudu baskı altına alabilecek kanser ve tümör teşhislerinin yapılabilmesi, en azından bu risklerin ortadan kaldırılabilmesi için meme kanseri riski açısından yüksek risk grubunda yer alan kadınlara, böbrek nakli operasyonundan önce mamografi veya ultrason uygulaması yapılması söz konusudur. Genelde ultrason uygulaması ile süreç tamamlanır ancak şüpheli bir durum varsa daha detaylı görüntü imkanı sunan mamografi de yapılır.

Batın USG

Karnın üst ve alt bölgesinin ultrason ile incelenmesi vücudu etkisi altına alabilecek, bağışıklık sistemini zayıflatabilecek ve sonuç olarak böbrek nakli sürecini tehlikeye düşürebilecek sorunların tespit edilmesi açısından oldukça önemli bir testtir. Bu testle birlikte genelde üst karın incelenir ancak gerekli görülmesi durumunda idrar yollarını takip edecek şekilde alt karın bölgesi de görüntülemeye dahil edilebilir.

Ameliyat Öncesi Görüşülecek Uzmanlık Alanları

Gerekli tetkikler yapıldıktan sonra sonuçlar uzman doktorlar tarafından incelenir. İncelemeler neticesinde alıcının ve vericinin ameliyat için uygun olup olmadığı değerlendirilir. Ameliyat sırasında veya sonrasında oluşabilecek durumlara karşı hazırlanılır. Hastaların bu süreçte hem fiziki hem de psikolojik olarak ameliyata hazır hissetmesi sağlanır. Operatör cerrah, nefroloji uzmanı, böbrek hastalıkları uzmanı, anestezi uzmanı, dahiliye uzmanı görüşülecek uzmanlıklara örnek olarak verilebilir ancak duruma göre diğer bazı uzmanlıklar ile görüşmekte mümkündür.

Nefroloji

Yunanca nephros (böbrek) ve logos (bilim) kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Böbrek ile ilgili hastalıkların teşhisi ve tedavisi ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Teşhis sonrasında diyaliz ve böbrek nakli gibi tedavi yöntemlerine karar verilmesinde büyük önem taşır.

Nefroloji konusunda uzmanlaşmış olan nefrologlar; altı yıllık temel tıp eğitimi, ardından iç hastalıklar dalında dört yıllık uzmanlık eğitimi ve sonrasında nefroloji alanında üç yıllık yan dal uzmanlık eğitimi almış hekimlerdir.

Ameliyat öncesinde hem alıcı hem de verici nefroloji alanında uzmanlaşmış doktorlara görünerek yapılan tetkiklerin sonucunda izlenecek yolu doktorları ile belirlerler. Vericinin bir sağlık sorunu bulunmadığı durumda diğer uzman doktorlar ile görüşmeye yönlendirilir. Vericide bir sağlık sorunu olduğu takdirde yeni bir verici aranır ya da hasta kadavradan nakil için sıraya girer.

Kardiyoloji

Kardiyoloji geçmişte dahiliyenin bir alt dalı iken günümüzde başlı başına bir branş haline gelmiştir. Kardiyoloji; aterosklerotik kalp hastalıkları, kalp ritim bozuklukları, doğuştan gelen kalp hastalıkları veya başka hastalıklara bağlı olarak gelişen kalp hastalıklarının tanısının ve tedavisinin sağlandığı bölümdür.

Kardiyologlar, yeterli tıbbi eğitimi aldıktan sonra Türk Kardiyoloji Yeterlilik Kurumu’nun yapacağı bilgi ve beceri değerlendirme sınavlarında gerekli puanı alabilmiş, sonrasında beş yılda bir yapılacak olan sınavlarda başarı göstererek Yeterlilik Belgesini yenileyebilmiş ve dört yarıyıllık uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayabilmiş hekimlerdir.

Böbrek nakli öncesinde yapılan EKG gibi, kalp ile ilgili tetkikler ve kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilir. Hastaların daha önce bir kalp rahatsızlığı geçirip geçirmediği öğrenilir. Alıcı ve verici için ameliyatın herhangi risk taşımadığından emin olunur.

Kadın Hastalıkları

Kadın hastalıklarını inceleyen bilim dalına jinekoloji denir. Jinekoloji eski Türkçede “nisaiye” geçer iken, İngilizcede ve Latin dillerinde “gynecology” olarak geçmektedir.

Kadın hastalıkları uzmanları altı yıllık tıp eğitiminden sonra beş yıl süren ihtisas eğitimini tamamlarlar.

Kadınların düzenli olarak en azından yılda bir defa jinekologlar tarafından jinekolojik muayene edilmeleri gerekir. Bu muayeneler erken teşhis için çok önemlidir. Böbrek nakli yapılacak kadın hasta ve verici yakın zamanda bu muayeneleri yaptırmadı ise ameliyata karar verilmeden önce muayene edilir. Kadın hastalıklarında vajinal muayene ya da karından muayeneye başvurulmaktadır. Muayeneden sonra hastalar ultrason incelemesine alınarak böbrek nakline engel olacak bir hastalık olup olmadığı incelenmektedir. Alıcıda ve vericide ameliyata engel bir durum olmadığı tespit edildikten sonra diğer uzmanlık alanlarına yönlendirilirler.

Göğüs Hastalıkları

Göğüs hastalıkları Avrupa’nın birçok ülkesinde ve Amerika’da dahiliyenin bir alt dalı iken ülkemizde ayrı bir anabilim olarak geçmektedir. Ülkemizde göğüs hastalıkları uzmanları altı yıllık eğitimin ardından beş yıllık ihtisas eğitimi almaktadırlar.

Akciğer kanseri, alerji, astım, bronşit, pnömoni (zatürre), sarkoidoz (bütün doku ve organları tutabilen, nedeni tam olarak bilinmeyen sistemik bir hastalık), pnömotoraks (akciğerin sönmesi), pulmoner emboli (akciğer embolisi), sigaraya bağlı hastalıklar göğüs hastalıklarının tanı ve tedavi alanına girmektedir.

Böbrek nakli alıcısının ve vericisinin yaptırdığı tetkikler göğüs hastalıkları uzmanı tarafından da incelenir. Eğer gerekli görürse farklı tetkikler de yaptırabilir. Nakil yapılacak olan hastada ve vericide ameliyatı erteleyecek veya iptal edecek bir rahatsızlık görmediğinde göğüs hastalıkları uzmanından sonraki görüşülecek uzmana yönlendirilirler.

Üroloji

Üroloji kadının ve erkeğin idrar yolları ve üreme organlarını inceleyen ve bu bölgede oluşabilecek hastalıklar ile ilgilenen bilimdir. Üroloji uzmanlarının baktığı hastalıklar: prostat büyümesi, idrar yollarında tıkanıklık, iktidarsızlık, kısırlık, idrar kaçırma, böbrek taşı, böbrek kanseri, böbrek kisti, prostat kanseri, mesane kanseri, yumurta kanseridir. Ürolojide yetişkin hastaların yanı sıra çocuk hastalar ile de ilgilenilir.

Üroloji uzmanı hastaların şikayetlerini dinledikten sonra gerekli gördüğü ayrıntıları not alır. Sonrasında hastaların fiziki muayenesini yapar. Muayene sonrasında gerekli görürse ürolojik test ve tetkiklerde bulunur. Yapılan fiziki muayenede ve testlerde alıcı ve vericinin ameliyatı engelleyecek bir hastalıklarının olmadığı tespit edilir ise böbrek naklini onaylar.

Psikiyatri

Psikiyatri beyin hastalıkları ile ilgilenen bir tıp dalıdır. Psikiyatri alanında görev yapan hekimlere psikiyatrist denilmektedir. Psikiyatri hekimleri, altı yıllık tıp eğitimi aldıktan sonra dört yıllık psikiyatri ihtisası yapan uzman hekimlerdir. Psikiyatristler bilimsel olgulara dayanarak insanların duygularında, düşüncelerinde, ilişkilerinde oluşan değişimleri hedefleyen psikoterapi uygulayabilirler. Hastanın tedavisinde gerekli gördüğü zaman ilaç, elektrokonvulzif gibi yöntemlere başvurabilir.

Böbrek nakli öncesi alıcı ve verici son olarak psikiyatri uzmanına yönlendirilir. Vericinin nakil için hür iradesiyle karar vermiş olması çok önemlidir. Vericide ameliyat öncesinde oluşabilecek bir korku veya ameliyat sonrasında oluşabilecek olumsuz davranış ve düşüncelerin giderilmesi için bu görüşme önemlidir. Aynı şekilde alıcı nakil işleminden dolayı kendini vericiye borçlu veya suçlu hissedebilir. Alıcılarda oluşan bir diğer sorun ise “nakil sonrası ya böbrek çalışmazsa” korkusudur. Bu süreçte bunların uzman bir hekimle görüşülüp aşılması büyük önem taşır.

Ameliyat Öncesi Sigara ve Alkol Kullanımı

Genellikle ameliyatlardan birkaç hafta önce sigara ve alkol tüketiminin bırakılması gerekir. Böbrek nakli ameliyatında bu konu diğer ameliyatlara oranla daha çok hassasiyet taşır. Hastanın yaşadığı böbrek rahatsızlığını oluşturan en önemli faktörlerden birisi de sigara ve alkol kullanımı olabilir. Sigara böbrek içindeki kılcal damarlarda dolaşımı yavaşlatıp oksijenin azalmasına neden olmaktadır. Bu da böbreğin fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmesini engellemektedir. Hastaların uzun zaman fazla miktarda alkol alması neticesinde böbrek, işlevlerini yerine getiremez hale gelir. Zamanla sıvı ve yararlı mineralleri kaybeden vücutta böbrek yetmezliği meydana gelmeye başlar. İlk evrelerde fark edilebilirse hastalık diyalize veya nakle gerek kalmadan tedavi edilebilir. Ancak sinsi bir hastalık olduğu için bu zor bir ihtimaldir.

Doktorlar alıcıdan yapılan tetkikler sonucunda yeni böbreğinde vücuda bir an önce uyum sağlaması ve sonrasında herhangi bir sağlık sorunu yaşanmaması için sigara ve alkol kullanımına son vermesini isteyebilir. Vericinin bağışta bulunabilmesi için sağlığına dikkat etmesi aşırı sigara ve alkol tüketiminden uzak durması önemlidir. Bağışta bulunduktan sonra tek böbrekle yaşama devam edeceği için fazla miktardaki sigara ve alkol tüketimi onu da risk grubu içerisine atabilir. Hem alıcının hem vericinin böbrek nakli ameliyatı öncesi ve sonrası zararlı maddelerden uzak durmak konusunda daha dikkatli olmaları gerekir.

Hastanın Tedavi Geçmişinin İncelenmesi

Hastanın daha öncesinde böbrekleri ile ilgili bir tedavi görüp görmediğini doktoru ile paylaşması önemlidir. Hasta daha önce ilaç tedavisi almış olabilir veya bir süre diyaliz tedavisi görmüş ve sonrasında nakil olmaya karar vermiş olabilir. Bunlar doktorun ameliyat öncesinde ve sonrasında izleyeceği yolu belirlemede önemlidir. Yapılacak olan ameliyatın yöntemini belirlemede de daha önce uygulanmış olan tedavilerin bilinmesi doktorunuz için ehemmiyet taşır. Bu nedenle eğer tedaviye başladığınız hekim ile devam etmiyorsanız, yeni doktorunuza geçmişte kullandığınız ilaçları, tedavi yöntemlerini eksiksiz olarak bildirmelisiniz. Vericinin de aynı şekilde bu süreç boyunca görüştüğü tüm uzman hekimlere geçmişte yaşadığı rahatsızlıklar ve bu rahatsızlıklar için kullandığı ilaçları, uygulanan diğer tedavi yöntemlerini anlatması gerekir. Bilgi alışverişi ameliyat sürecinde hem hastalar için hem doktorlar için önemlidir.

Ameliyat Planının Hazırlanması

Gereken tetkikler yapılıp hasta ve verici uzman hekimlerle görüştükten sonra; alıcının ve vericinin yaşına, daha önce aldığı tedavilere ve hastanenin şartlarına göre ameliyat yöntemine karar verilir. Seçilen yöntem ile ilgili hasta bilgilendirilir. Ameliyat sonrasında oluşabilecek komplikasyonlara karşı neler yapması gerektiği alıcıya ve vericiye anlatılır. Yöntem de belirlendikten sonra alıcı – verici ve doktor için uygun olan gün ve saatte ameliyatın yapılmasına karar verilir.

Böbrek nakli canlı verici yerine kadavradan yapılacak ise ameliyat süreci bu kadar planlı gelişmeyebilir. Kadavradan yapılacak olan nakilde, böbreğin bekleme zamanı yirmi dört saati geçtiğinde böbrekte çalışmama riski oluşmaya başlayacağı için vakit kaybetmeden hızla harekete geçilir. Bu nedenle kadavra sırasındaki hasta ve yakınları sıraları yaklaştıkça daha dikkatli davranmalıdır.

Ameliyat Öncesi Beslenme

Böbrek nakli ameliyatında hasta ve verici ameliyat için karar verilen günden bir gün önce hastaneye yatırılır. Hasta, hastalığının teşhisinden sonra hemen nakil yoluna başvurmadı ve diğer tedavi yöntemlerinden birini gördü ise bu süreçte uyguladığı diyet programına diyetisyen eşliğinde devam eder. Bu program hastanın hastalık derecesine göre ve böbrek hastalığının yanında başka rahatsızlıklarının olup olmamasına göre değişiklik gösterir. Verici nakil için yaptırdığı tetkikler neticesinde uzman hekimler tarafından diyetisyene yönlendirilebilir. Ameliyatta herhangi bir sorun yaşamamak adına vericinin de diyetisyeninin önerdiği besinleri tüketmesi ve gerekli miktarda sıvı alması önemlidir. Hastaneye yatırılan alıcı ve verici gece yarısına kadar doktor ve hemşireler gözetiminde beslenmeye ve sıvı tüketmeye devam ederler. Gece yarısından sonra hastanın ve vericinin yiyip içmemesi gerekir.

Hastaya kadavradan nakil yapılacak ise bekleme süresi boyunca diyetisyeninin hazırladığı programa uyulmalıdır. Ameliyat birden yapılabileceği için tüm değerlerinin kontrol altında olması gerekir.

Böbrek Nakli Ameliyat Sonrası

Ameliyattan sonra alıcı ve verici için en zor olabilecek anlar ilk on iki saatte gerçekleşir. Verici bu saatleri atlattıktan sonra ameliyatın ertesi günü kendini iyi hissetmeye başlar. Yaklaşık üç gün sonra ise evine gidebilecek kadar iyi hisseder. Doktor kontrolünden sonra taburcu edilebilir. Alıcıda da benzer bir iyileşme süreci gerçekleşir. Ancak alıcının nakilden sonra bağışıklık sistemini güçlendirmek için ayrıca bir tedaviye tabi tutulması gerekir. Bu nedenle alıcı ameliyattan sonra bir hafta kadar daha hastanede kalır ve sonrasında taburcu edilir. Taburcu olduktan sonra da hastanın kontrollerini aksatmaması herhangi bir beklenmeyen durumla karşılaştığında ertelemeyip doktoruna başvurması önemlidir.

Ameliyat Günü

Ameliyat için karar verilen günden bir gün önce hastaneye yatırılan alıcı ve verici için gerekli olan tetkikler son defa bir daha gerçekleştirilir. Yapılan tetkiklerden sonra daha önce hastayı ve vericiyi değerlendirmiş olan uzman hekimler tekrardan sonuçları gözden geçirme fırsatı bulurlar. Bu işlemler sırasında alıcı ve verici daha önce nakil olmuş hastalar ile görüşme fırsatı yakalar. Hasta ve verici bu görüşmeler sayesinde daha pozitif düşünüp kendilerini ameliyata hazır hissederler.

Ameliyat günü alıcıya ve vericiye ameliyat öncesi anestezi ilaçları uygulanır. İlaç sayesinde ameliyathaneye giderken daha iyi hissederler. Ameliyata önce verici alınır. Alıcı ise vericiden bir saat sonra ameliyathaneye getirilir. Her ikisine de ameliyattan önce belirlenmiş olan anestezi yöntemi uygulanır. Ameliyatın süresi genellikle alıcı için de verici için de iki saati bulmaktadır. Ancak yapılan ameliyatta vericinin böbrek çevresindeki yağ dokusunun sertliği, çok fazla böbrek arterine bağlı olması gibi daha birçok faktöre bağlı olarak süre değişiklik gösterebilir. Vericinin kapalı ameliyat sırasında kanama, akciğere hava kaçması gibi durumlarla karşılaşılması halinde açık ameliyata geçilebilir. Tüm bu işlemler ameliyatın süresini etkiler. Ameliyat gerçekleştikten sonra anestezi uzmanı hastanın uyandığını gözlemledikten sonra odaya çıkmasına karar verir. Nadiren alıcının birkaç saat yoğun bakımda gözlemlenmesine karar verilir. Bu süreçte alıcı ve vericiyi bekleyen yakınlarına bilgilendirmelerde bulunulur.

Alıcıda Ağrı ve Ayağa Kalkma Süresi

Hastalar ameliyat sonrasında duruma göre en az altı – yedi gün hastanede gözetim altında kalırlar. Ameliyat sonrası başlayan bu bakım sürecinde hemşirelerin ve doktorunun gözetimi altında olan hastanın ağrıları kontrol altında olur. Özellikle ameliyattan sonra kullanılmaya başlanılan steroid ilacı ile hastanın ağrı eşiği güçlendirilir. Alıcı ameliyattan iki üç gün sonra eve gidebilecek duruma gelir. Ancak bağışıklık baskılayıcı bir tedavi görmesi gerektiği için hastanede kalması gereken süre bir haftaya kadar uzar.

Doktorların hastalara diğer tedavi yöntemleri yerine ilk olarak böbrek nakli ameliyatını tavsiye etmelerinin nedeni hastaların daha sağlıklı, konforlu bir yaşama kavuşmalarıdır. Alıcı hastanedeki tedavi sürecinden sonra eve geçtiği günden itibaren doktorunun söylediklerine uyması iyileşme sürecini hızlandırır. Ameliyat sonrası beklenen konfora kavuşur ve aktif yaşamına eskisinden daha sağlıklı bir şekilde devam eder.

Vericide Ağrı ve Ayağa Kalkma Süresi

Böbrek nakli operasyonları, böbreğin alındığı beden canlı ise iki taraflıdır. Yani böbrek alıcı kadar vericinin de iyileşme süresi operasyonlardan sonra oldukça önemlidir. Böbreği veren kişinin iyileşme süresi, böbreği alan kişiye göre daha kısadır ve konforludur. Bunun temel sebebi de böbreği alan kişiye böbrek uyumu için ekstra tedavi uygulanıyor olmasıdır. Normal şartlarda tek böbrekle de sorunsuz olarak yaşam devam ettirilebildiğinden ötürü böbreğini bağışlayan kişi operasyondan sonra en ufak bir sorun hissetmez. Olağan olarak açılan kesilerden dolayı bir rahatsızlık olabilir ancak bu da geçicidir.

Operasyonun tamamlanmasıyla beraber böbreği veren kişi bakım ünitesine alınır. Anestezi ilaçlarının etkisinin geçmesiyle beraber ağrıya karşı direncini artıran ilaçlar verilir. Yaklaşık dört – beş saat sonra ayağa kalkmasında sakınca yoktur. Bir ya da iki gün kadar hastanede yatış yaptıktan sonra ayakta taburcu edilir. Operasyondan sonra ortaya komplikasyon çıkma ihtimali sıfıra yakındır. Bu sebepten ötürü de ekstrem davranışlardan kaçınıldığı sürece böbreğini bağışlayan kişi süreci sorunsuz olarak tamamlar.

Alıcıda Hareket Kabiliyeti ve Doktor Kontrolleri

Günümüzde neredeyse tüm ameliyatlar kapalı teknikle yapılmaktadır. Kapalı ameliyat tekniğinin açık ameliyat tekniğine karşı olan tüm avantajları böbrek nakli operasyonlarında da ortaya çıkmaktadır. Ufak bir kesiden girildiği ve böbrek kasık bölgesindeki ufak bir kesiden çıkarıldığı için operasyondan sonraki iyileşme süresi oldukça kısa ve konforludur. Böbreğe giriş için bir santimetre, böbreğin çıkarılması için ise altı santimetre kadar kesiler yapılır. Bu kesilerin özel dikişlerle dikiliyor olması birçok sorunu ortadan kaldırır.

Operasyondan sonra böbrek nakli yapılan hasta bakım ünitesine yatırılır. Böbrek ile vücut arasındaki uyum kontrol edilir. Eğer herhangi bir uyum sorunu yok ise hasta birinci ya da ikinci gün ayakta taburcu edilir. Sonrasında ise bazı durumlara dikkat etmesi koşuluyla hareket etmesinde sıkıntı bulunmaz. Eskiden uygulanan açık ameliyat yönteminde ortaya çıkan kanama ve fıtıklaşma gibi sorunlar kapalı ameliyat tekniğinde bulunmaz. Bu da hastaların hareket kabiliyetlerini büyük oranda artırır. Genel olarak ilk haftadan sonra hasta en ufak bir rahatsızlık dahi hissetmeden, nakilden önceki hayatına göre çok daha konforlu şekilde hayatını devam ettirmeye başlar.

Böbreğin nakil edildiği hastanın doktor kontrollerini aksatmaması gerekmektedir. Rutin kontrollerin temel amacı böbreğin vücut ile sağladığı uyumun kontrol edilmesidir. Bunun dışında beklenmedik bir durum ortaya çıktığında rutin olmayan kontroller gerçekleştirilir. Eğer rutin olmayan bir durum yok ise kontroller ilk hafta ve ikinci hafta çok yoğun şekilde devam eder. Bu süreç zarfında uyumun sağlanması amacıyla ilaç tedavisi de uygulanabilir. Böbrek ile vücut arasındaki uyumun sağlanmasından sonra ise kontroller azalarak biter. Üçüncü aya kadar rutin kontroller devam eder. Üçüncü aydan sonra ise ağrı ya da acı olmadığı; idrar sorunları ortaya çıkmadığı sürece düzenli kontrole gerek yoktur.

Vericide Hareket Kabiliyeti ve Doktor Kontrolleri

Böbrek nakli ameliyatlarında en rahat olan taraf böbrek naklinin yapıldığı kişilerdir. Sağlık açısından herhangi bir sıkıntıları olmadığından dolayı operasyondan sonra ekstra bir sorunla karşılaşmaları ihtimali oldukça düşüktür. Operasyondan önce iyi bir hazırlık sürecinin atlatılması, operasyonun da özel teknikler ile yapılması sayesinde hastanın konforu ve iyileşme süresi maksimum seviyeye çekilir.

Operasyon yapılırken böbreğin çıkarılması için kapalı ameliyat tekniği kullanılır. Böbrek kasık bölgesinde, ilk bakışta görülmeyen bir bölgeden açılan kesiler yardımıyla çıkarılır. Sonrasında ise bu bölge estetik dikişler ile kapatılır. Operasyondan sonra ekstra bir malzeme kullanımına gerek yoktur. Hasta operasyonun tamamlanmasından sonra bir gece hastanede yatırılır ve sonrasında taburcu edilir. Üçüncü günden itibaren sorunsuz şekilde hafif yürüyüşler, masa başı işler ve diğer aktivitelerini yerine getirebilir.

Böbreği veren kişilerin doktor kontrolleri o kadar sık yapılmaz. Bunun temel sebebi de tek böbreğin sorun yaratmadan hayatı idame ettirme noktasında yeterli olmasıdır. Böbreğin verilmesinden ve taburcu olunmasından sonra ilk kontroller ilk haftanın sonunda yapılır. Vücudun genel kondisyonu ölçülerek genel durum tespiti yapılır. Sonrasında ise birinci ayın sonunda ve üçüncü ayın sonunda ikinci ve üçüncü kontroller gerçekleştirilerek süreç tamamlanır.

Riskler, Yan Etkiler ve Komplikasyonlar

Böbrek nakli operasyonları basit ancak bir o kadar da karmaşık operasyonlardır. Tam uyum sağlandığı sürece ameliyata bağlı riskler dışında herhangi bir risk ile karşılaşmak söz konusu değildir. Ameliyata bağlı riskler de sadece organ nakillerinde değil, en ufak cerrahi müdahalede dahi ortaya çıkma ihtimali bulunan risklerdir. Operasyonun yani böbrek naklinin temel kaidelerine yönelik gerçekleşen riskler ise oldukça fazladır. İyi bir hekim, uygun verici ve alıcı ile tüm bu riskler minimize edilebilir ancak sıfırlanamaz. Genel olarak rejeksiyon, idrar yolu enfeksiyonu, idrar kaçağı, ödem, zatürre, soğuk algınlığı, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, bağırsak düğümlenmesi, akciğer büzülmesinden bahsetmek mümkündür.

Vücudun Böbrekleri Reddetmesi (Rejeksiyon)

Rejeksiyon riskinin ortaya çıkmasının temel sebebi vücut dokuları ile böbrek dokuları arasındaki uyumsuzluktur. Operasyondan önce uyumlu gibi görünen dokular operasyondan sonra sorun yaratabilir. Vücudun kendi bağışıklık sistemi, boşaltım sistemine entegre edilen yeni dokuları mikrop gibi görerek saldırmaya başlar. Böbrek nakli operasyonlarından sonra yapılan testlerde rejeksiyon riskinin tespit edilmesi halinde bağışıklık sistemini etkisiz hale getiren, baskılayan bazı ilaç tedavileri uygulanır.

Esasen tam uyum sağlansa dahi böbreğin vücutta kaldığı süre boyunca rejeksiyon riski bulunur. Rejeksiyon riski birinci yıldan itibaren hızla azalır ancak hiçbir zaman tamamen bitmez. Rejeksiyonun belirtileri şunlardır:

  1. Cerrahi müdahalenin sonuçlarından bağımsız olarak, ağrı kesiciler ile kesilemeyen sürekli ağrı durumunun mevcudiyeti. Ağrıyla birlikte operasyon bölgelerinde şişlik.
  2. Kontrol altına alınamayan yüksek ateş hali.
  3. Metabolizma ile ilgili sorunlar ve tansiyonun sürekli yüksek olması.
  4. Normalde olandan daha fazla kilo alma eğilimine girilmesi.
  5. Vücudun (başta eklem bölgeleri olmak üzere) tamamında görülen şişlikler.
  6. Böbrek fonksiyonlarının doğrudan göstergesi olan idrarın miktarında, renginde ve kokusunda değişme.
  7. Geçmeyen halsizlik durumu.
  8. Sarılık.

Vücudun dokuları yabancı olarak görmeye başladığının kanıtları bunlardır. Bu belirtiler operasyondan hemen sonra ortaya çıkabileceği gibi operasyondan çok sonra dahi ortaya çıkabilir. Ameliyat gününden uzaklaştıkça ilgili belirtilerin görülme şiddeti azalır. Belirtilerin görülmesiyle beraber organın reddedildiği anlamı doğmaz ancak mutlaka bir doktora görünmekte fayda vardır.

Üç çeşit rejeksiyondan bahsetmek mümkündür. Hiperakut, akut ve kronik rejeksiyon. Ameliyat masasında ret durumu ortaya çıkarsa hiperakut; ilk üç ay içerisinde rejeksiyon ortaya çıkarsa akut; bir yıldan daha uzun bir süre sonra ortaya çıkarsa da kronik rejeksiyondur.

İdrar Kaçağı

Böbreklerin doğal çalışma düzeninin aksine bir durum olması halinde idrar kaçağının varlığından bahsetmek mümkündür. Normal koşullar altında böbrekler kanı süzerek idrara dönüştürür. Kandaki mikroplar ile bezenen idrar, idrar yolunu takip ederek mesaneye ulaşır, vücuttan atılmak üzere burada depolanır. Ancak bazı durumlarda, böbrek nakli ameliyatının bir komplikasyonu olarak idrar mesaneye ulaştıktan sonra tekrar böbreklere çıkma eğilimi gösterir. Bu durumun sonucunda da enfeksiyon riski doğar. Eğer operasyondan sonra yapılan rutin kontrollerde idrar kaçağı tespit edilirse antibiyotik tedavisi uygulanır.

Ödem

Vücuda alınan sıvı kadarı böbrekler tarafından vücuttan atılır. Bu sayede vücudun sıvı dengesi sağlanırken aynı zamanda temizlik de garanti altına alınır. Böbrek naklinden sonra nakledilen böbreğin tam kapasite ile çalışmaması halinde vücuda alınan suyun büyük bir bölümü atılamaz. Atılamayan su vücudun çeşitli bölgelerinde toplanmaya başlar. Vücuttaki mikropların da atılamamasından dolayı genel olarak kan değerleri bozulur. İlerleyen aşamalarda ödemler akciğer ve kalp sağlığı için tehlike oluşturmaya başlar. Nadir karşılaşılan ancak oldukça tehlikeli bir komplikasyondur. Fark edildiği andan itibaren radikal bir tedavi uygulanır. İdrar söktürücüler ve ödem söktürücüler ile süreç kontrol altına alınmaya çalışılır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Böbrek nakli operasyonlarından sonra oldukça dikkatli olunması gerekmektedir. Operasyona bağlı olarak gelişebilecek komplikasyonlar oldukça fazladır. Ancak operasyona hazırlık sürecine azami özen gösterilmesi, operasyonun iyi bir cerrah tarafından yapılması ve operasyondan sonra bazı hususlara dikkat edilmesi sayesinde süreç sorunsuz olarak tamamlanır. Operasyondan sonra dikkat edilmesi gerekenlerin temel mantığı vücudun direncini yüksek tutmak üzerinedir. Büyük ihtimal ile bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılacağı için, vücuda mikrop girmesini engelleyecek önlemlerin alınması mecburiyettir. Ayrıca ameliyattan kalan yorgunluğun atılması, ameliyat bölgelerinin travmalardan korunması da dikkat edilmesi gereken hususlardan bazılarıdır.

Duş Alma

Operasyondan sonra maksimum iki gün içerisinde taburcu işlemleri gerçekleştirilir. Hastane ortamında duş alınması tavsiye edilmez. Eve geçildikten sonra operasyonun yapıldığı alanların üzerindeki baskı da azalmış olacağından dolayı duş alınmasında problem yoktur. Ancak duş almadan önce duş alınacak ortamın steril hale getirilmesi faydalı olacaktır. Bunun temel sebebi de bağışıklık sisteminin halihazırda baskılanıyor oluşudur. Ayrıca duşun çok sıcak ya da çok soğuk değil, ılık olması gerekmektedir. Vücudu ve özellikle de ameliyat bölgesini travmalardan korumak operasyondan sonra dikkat edilmesi gereken hususlar arasındadır.

Duşun tamamlanmasından sonra vücudun iyice kurulanması, nemden tamamen arındırılması faydalı olacaktır.

Ağır Kaldırma

Operasyondan sonra hafif yürüyüşler yapmak, hareket etmek ve masa başı işlerde çalışmak sorun değildir ancak vücudu yoracak, dikişleri tehlikeye atabilecek, iç kanamaya sebep olabilecek faaliyetlerden kaçınmak faydalı olacaktır. Genel olarak operasyondan sonraki üç ay boyunca ağırlık kaldırılmaması tavsiye edilir. Sanki fıtık varmış gibi her türlü ağır işten kaçılması gerekmektedir. Üç aylık sürenin tamamlanmasından sonra ise doktor tavsiyesini de alarak ağır işlere dönmek mümkündür. Gerek hafif gerekse de ağır işler süresince sıvı dengesinin sağlanması böbrek sağlığının korunabilmesi açısından önemlidir.

Cinsel İlişki

Böbrek nakli ameliyatından sonra bağışıklık sistemi ilaçlar yardımıyla baskılanmaktadır. Bu baskılamanın bir sonucu olarak da vücudun genel kondisyon seviyesi düşmektedir. Ayrıca ameliyatın yapılma tarzından, uyum sırasında böbreğin vücudu ekstra yormasından dolayı cinsel ilişki gibi yüksek kondisyon gerektiren bir durum tavsiye edilmez.

Böbrek nakli operasyonundan sonra cinsel ilişkinin iki – üç hafta kadar ertelenmesi iyi olacaktır. Bu sayede hem vücut fazladan yorulmayacak hem de böbreğin vücuda olan uyum sürecinde sorun çıkmayacaktır.

İlaç Kullanımı

Böbrek nakli operasyonundan önce bazı metabolizma hastalıklarına ve diğer hastalıklara yönelik kullanılan ilaçlar tamamen kesilir. Bazı ilaçların ise dozlarında düzenlemeler yapılır. Bunların temel sebebi vücudun ve kan değerlerinin stabil kalmasını sağlamaktır. Operasyondan sonra ise ilgili ilaçlara yeni düzenlemeler getirilir. Birçok ilaç böbrek yetmezliğinden dolayı kullanıldığı için operasyondan sonra kullanılmasına gerek kalmaz. Geriye kalan ilaçların ise dozları düzenlenerek operasyondan sonra ikinci haftadan itibaren tekrar kullanıma alınabilirler. İlaçlar alınırken, alınan her ilacın böbrek üzerinde baskı yaratacağının bilinmesi gerekmektedir.

Operasyondan hemen sonra kullanılması gereken ilaçlar ise bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlardır. Bu ilaçların temel görevi, bağışıklık sistemindeki lökositlerin yeni yerleştirilen böbrek dokularına saldırmamasıdır. Normal koşullar altında bağışıklık sistemi tam uyum halinde dahi yeni dokuları düşman kabul ederek saldırmaktadır. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar sayesinde bu olumsuz durum ortadan kaldırılarak organ ile vücut uyumunun tam olarak sağlanması gerçekleştirilir.

Seyahat

Böbrek nakli operasyonun tamamlanmasından sonra iç dikişler ve dış dikişler atılır. Bu dikişler özel dikişler olmakla beraber bir süre sonra vücut tarafından emilerek yok edilirler. Bu süreç yaklaşık iki haftayı bulabilir. Hastanın hastaneden taburcu olmasını takiben geçen iki haftalık süreçte uzun seyahatlere çıkmaması tavsiye edilmektedir. Ayrıca bu iki haftalık süre boyunca uçak kullanmaması da oldukça önemlidir. İki haftalık sürenin tamamlanmasından sonra doktor tavsiyesi de alınarak seyahat edilmesinde bir sakınca bulunmamaktadır.

Seyahat sırasında ortaya çıkabilecek en büyük tehlike dikişlerin patlamasıdır. Böyle bir durumda dış ya da iç kanama riski ortaya çıkabilir. Eğer seyahat sırasında böyle bir sorun çıkarsa acil olarak doktora başvurulmalıdır. İkinci sorun ise seyahat etmenin vücut üzerinde baskı oluşturmasıdır. Vücudun genel kondisyonundaki bu aşırı yükleme hali operasyon sonrası iyileşme sürecini yavaşlatabilir.

Uyku Pozisyonu

Operasyonla birlikte böbrek vücudun bir bölgesine yerleştirilir. Yerleştirilecek olan taraf doktor tarafından belirlenir ve en uygun konumdur. Operasyonun tamamlanmasından sonra yatış pozisyonuna azami özen gösterilmesi gerekir. Yatış pozisyonu, böbreğin olduğu taraf üstte olacak şekilde olmalıdır. Ya da tamamen yüzüstü ya da sırt üstü yatılmalıdır. Yani sakıncalı denebilecek tek pozisyon ameliyatlı tarafın alta geldiği, vücudun tüm yükünün de ilgili tarafa bindiği pozisyondur.

Uyku pozisyonunda yanlış olması sonucu ciddi bir sorun ortaya çıkmaz. Yalnızca hastanın konforu bir miktar bozulur. Uyku kalitesindeki bozulmanın sonucu da vücudun genel durumuna olan etkidir.

Spor ve Egzersizler

Operasyondan sonra ikinci gün hasta ayakta taburcu edilir ancak bu hastanın doğrudan doğruya sosyal yaşamına döneceği anlamına gelmez. Taburcu edilen hastanın vücudunun genel durumuna azami özen göstererek evinde dinlenmesi gerekmektedir. Böbrek nakli ameliyatlarından sonraki iki hafta oldukça kritiktir. Bu dönem, rejeksiyon riskinin en fazla olduğu dönem olduğundan dolayı vücudu yoracak her türlü hareketten kaçınmak gerekmektedir. Doktor tavsiyesi olmadan hafif işlere dönülmemeli, spor egzersizleri yapılmamalıdır.

İki hafta ile iki aylık süre içerisinde hafif yürüyüşler ile vücudun kondisyonu korunmalı; ikinci aydan itibaren de doktor tavsiyesi alınarak spor egzersizlerine başlanmalıdır.

Beslenme Düzeni

Böbrek naklinden önce hastalar ciddi perhizlerle boğuşmak zorundadır. Böbrek fonksiyonlarının tamamen durması ya da kısmen durmasının doğal sonucu olarak gelişen bu süreç, diyaliz makinesi ile de bir yere kadar idare edilebilmektedir. Vücudun genel sağlığı ile birlikte yaşamı koruyabilmenin yolu da perhizlerdir.

Böbrek nakli operasyonlarının tamamlanmasıyla birlikte, böbrek fonksiyonlarına dair sıkıntılardan dolayı icra edilen perhizler tamamen bırakılır. Daha önceden tüketilmesi sakıncalı olan vitaminlerin ve minerallerin alınabiliyor olması büyük bir özgürlük oluşturur. Böbrek nakli ameliyatından sonra süreci takip eden ekibin içerisinde bir adet uzman diyetisyen bulunmaktadır. Sizin özel koşullarınız ile böbrek nakli operasyonunun sonuçlarını birleştiren bu uzman diyetisyen size özel bir beslenme programı oluşturacaktır.

Uzman diyetisyen tarafından oluşturulacak beslenme düzenini temel amacı vücudun yoğun bir baskı altında olduğu dönemde böbrek – vücut uyumunun tam olarak kurulabilmesidir. Bilindiği üzere bu uyumun sağlanması amacıyla ilaçlar kullanılmaktadır. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar beslenme düzenini de alt üst edebilmektedir. Böbrek nakli ameliyatından sonra uygulanacak diyetin temeli de bu olumsuzluğu düzenlemektir. Kullanılan ilaçların vücut üzerinde oluşturduğu etkiler şunlardır

  1. İştah artar, kilo alımı hızlanır.
  2. Kan yağları olumsuz seviyelere ulaşır.
  3. Kan şekeri dengesiz biçimde artar ve azalır.
  4. Kandaki tuz miktarı artar.
  5. Kemik ve kas yoğunluğu azalır.
  6. Kan basıncı yani tansiyon artar.
  7. Vitamin ve mineral dengesi bozulur.

Bu etkilerin olabildiğince azaltılabilmesi için de:

  1. Kilo sürekli olarak kontrol altında tutulmalıdır.
  2. Aşırı yağlı ve aşırı şekerli besinler tüketilmemelidir. Genel olarak yağ azaltılmalıdır.
  3. Kan şekerini hızlı artıran hamur işleri tüketilmemelidir.
  4. Yüksek kaloriye sahip şerbetli tatlılar tüketilmemelidir.
  5. Çiğ sebze ve meyve tüketimine ağırlık verilmelidir.
  6. Protein ihtiyacını karşılayabilmek için kırmızı et ve beyaz et tüketimi artırılmalıdır.

İyileşme Süreci

Operasyonun tamamlanmasından sonra iyileşme süreci başlamadan evvel vücudun organı kabul edip etmeyeceğine bakılır. Eğer kabul gerçekleşirse iyileşme süreci farklı; gerçekleşmezse daha farkı olmaktadır. Eğer kabul gerçekleşirse iyileşme süreci:

  1. Hastanın yoğun bakıma gereksinimi olmadığı için taburcu edilmesi yedi günü geçmez. Ancak sonrasında karantina süreci işletilir. Bunun temel sebebi de bağışıklığın baskılanmasına yönelik kullanılan ilaçlardır. Bağışıklığın baskılandığı dönemde mikroplara maruz kalmamanın yolu da karantina sürecidir.
  2. Taburcu olduktan sonra ekstra bir sorun çıkmadığı müddetçe hasta çok hızlı iyileşmektedir.
  3. Eve geçilmesinden sonra kalınan evin hijyenine çok önem verilmelidir. Temas edilen ya da edilmeyen her alan steril hale getirilmelidir.
  4. İyileşme süreci boyunca evdeki diğer insanlarla temas edilmemesi gerekir. Ayrıca aynı ortamda bulunan insanlardan etkilenmemek için maske takmalıdır. Ev ortamında ise hasta ile beraber diğer ev sakinleri de maske takmalıdır.
  5. İki aylık süre sonunda tam iyileşme sağlanır. Bu süreç boyunca hasta olabildiğince az insanla temas etmelidir.

Eğer vücut organa karşı aşırı bir direnç gösteriyorsa iyileşme süresinin büyük bir bölümü hastane koşullarında, doktor kontrolünde gerçekleşir. Ekstrem bazı önlemlerin alınması da mümkündür.

Sık Sorulan Sorular

En sık uygulanan organ nakil operasyonlarından olan böbrek nakline dair kafalarda onlarca sorunun olması muhtemeldir. Bunun temel sebebi de böbrek fonksiyonlarının vücudun geri kalanı ile yakından alakalı olmasıdır. Böbrek nakline giden süreci başlatan faktörler, böbrek hastalıklarının gelişim süreci, bu hastalıklara dair tedaviler ve sonuç olarak böbrek nakli soru kalıplarının oluşmasını sağlamaktadır. İlgili sorulara dair spesifik bazı soru başlıklarının cevaplandırılması oldukça faydalı olacaktır.

Böbrek vericisi olmanın sağlığa etkisi nedir?

Her insanın (gelişimsel bir sorun olmadığı müddetçe) iki adet böbreği bulunmaktadır. Normal koşullarda iki böbrek beraber çalışarak kanı temizlemektedir. Tek böbreğin verilmesiyle beraber ilgili fonksiyonda herhangi bir kayıp yaşanmaz. Aynı zamanda sanıldığının aksine tek böbrek ile yaşamak herhangi bir sorun oluşturmaz. Böbrek hastalıklarının ve böbrek yetmezliğinin gelişim riski de artmaz. Bu veri oldukça nettir. Net olması ise yaklaşık elli yıllık verilerden kaynaklanmaktadır. Canlı donör olanların hiçbirisinde, böbreğini vermeyenlere göre risk artışı gözlemlenmemiştir.

Diyaliz hastası için tek tedavi yolu böbrek nakli midir?

Böbrek hastalıklarının ve böbrek yetmezliğinin seviyeleri bulunmaktadır. Aynı şekilde böbrek hastalıklarına ve böbrek yetmezliğine yönelik tedavilerin de seviyeleri bulunmaktadır. Bazı böbrek hastalıkları ilaçla bazıları ise cerrahi müdahale ile çözülür. Böbrek yetmezliğinin ilk aşamalarında geçici diyaliz ile böbrek kurtarılabilir. Orta seviye böbrek yetmezliğinde daha sıkı uygulanan diyaliz ile sorun çözülebilmektedir. İleri seviye böbrek yetmezliğinde ise kalıcı diyalize ihtiyaç vardır. Kalıcı diyalizden kurtulmanın yegane yolu da böbrek naklidir.

Canlıdan nakil ile kadavradan nakil arasında bir fark var mıdır?

Operasyonun sonuçları açısından da süreç açısından da ufak bazı nüanslar bulunmakla beraber canlı nakil ile kadavradan naklin amaçları açısından herhangi bir fark bulunmamaktadır. Genel olarak iki farklı nakil türünün şöyle farklılıkları bulunmaktadır:

  1. Canlıdan nakil yapılacaksa hazırlık süreci oldukça uzun tutulabilir. Komplikasyon ve uyumsuzluk riskini sıfıra indirebilecek her türlü test uygulanabilir. Kadavradan nakilde ise yirmi dört saatlik bir süre vardır. Ayrıca bir taraf vefat ettiği için detaylı testler mümkün değildir.
  2. Kadavradan nakilde süre oldukça limitli olduğu için geçen her dakika böbreğin uymama riskini biraz daha artırır. Ufak problemler dahi ciddi sonuçlar doğurabilir. Canlıdan nakilde ise böyle bir sıkıntı yoktur.

Organ bağışçısı olabilmek için ne yapmak gerekir?

Eğer bir yakınınıza böbreğinizi bağışlamak istiyorsanız, bağışlayacağınız hasta ile beraber organ nakil merkezine başvurmanız ve yönlendirmelere uymanız yeterlidir. Eğer ölümünüzden sonra organlarınızın bağışlanmasını istiyorsanız yapmanız gereken şey Türkiye Organ Nakli Vakfı’na başvurmaktır. Aynı zamanda bazı büyük hastanelerde de organ bağışı için servisler bulunmaktadır.

  1. İlgili kuruma iki tanık ile beraber başvuru yapılır.
  2. Ölümünüzün ardından organlarınızı bağışlamak istediğinizi beyan eder ve size verilen formu doldurursunuz.
  3. Formun doldurulmasının ardından yanınızda taşımanız için bir kart verilecektir.
  4. Ölümünüz halinde kartın üzerinizde bulunması ile beraber süreç başlayacaktır. Sürecin aileniz tarafından engellenmemesi için bu konu hakkında ailenizi de bilgilendirmeniz faydalı olacaktır.

Hayattayken böbreğinin birini bağışlayan kişiyi bekleyen bir sağlık sorunu var mıdır?

Canlı iken bir yakınına veya arzu ettiği birine böbreğini bağışlayan insanları bekleyen herhangi bir tehlike bulunmamaktadır. Yaklaşık elli yıllık süreyi kapsayan veriler üzerinden yapılan incelemelerde, böbreğini veren insanların ekstra bir riski üstlendiği gözlemlenmemiştir. Yani iki böbrek ile tek böbrek arasında fonksiyonel ve risk açısından en ufak bir fark dahi bulunmamaktadır.

Böbrek nakli sonrası işe ne zaman dönebilirim?

Eğer böbreği veren siz iseniz işinize dönmeniz daha kolaydır. Eğer böbrek size nakil edilmişse işe dönmeniz çok daha uzun süreleri alabilir. Genel olarak masa başı iş, hafif fiziksel aktivite isteyen iş ve ağır fiziksel aktivite isteyen iş olarak sınıflama yapmak mümkündür. Buradan hareketle eğer böbreği veren kişi iseniz:

● Masa başı işe dönmeniz bir hafta, ● Hafif fiziksel aktivite isteyen işe dönmeniz bir ay, ● Ağır fiziksel aktivite isteyen işe dönmeniz ise iki ayı bulacaktır.

Eğer böbrek size nakil edilmiş ise:

● Masa başı işe dönmeniz bir ay, ● Hafif fiziksel aktivite isteyen işe dönmeniz iki ay, ● Ağır fiziksel aktivite isteyen işe dönmeniz ise altı ayı bulacaktır.

Organ bağışlamanın dinen bir sakıncası var mıdır?

Kutsal kitapta doku ve organ bağışına dair herhangi bir hüküm bulunmaz. Bunun temel sebebi de kutsal kitabın indirildiği sıralarda böyle bir tıbbi mucizenin varlığının olmayışıdır. Ancak bu dini otoritenin organ ve doku bağışını düzenlemediği anlamına gelmez. Bu konuyu ilgilendiren genel hükümler üzerinden Diyanet İşleri Başkanlığı bir fetva yayınlamıştır.

Genel hükümlerden hareketle ölü ya da diri fark etmeksizin insan vücudundan alınan dokuların bir şekilde kullanılması dinen caiz değildir. Ancak bazı modern İslam Alimleri bu hükümlerin bazı özel koşullarda esneyebileceğini düşünmekte ve buna yönelik fetva vermektedir. Kısacası belirli bazı kurallara dikkat edilmesi koşuluyla kan, doku ve organ nakli dinen caizdir.

Organ nakli ameliyatı olan hastalar kaç gün sonra sosyal yaşamına döner?

Organ nakli operasyonu geçiren hastalar operasyonun tamamlanmasıyla beraber karantina altına alınırlar. Bağışıklık sisteminin baskılandığı bu dönem boyunca olabildiğince az insanla temas etmek vücut sağlığını koruyabilmek ve enfeksiyon riskinden korunabilmek için oldukça önemlidir. Hastaneden bir hafta sonra taburcu olunur ve eve geçilir. Ev ortamında ve dışarıdaki yaşamda maske takılması, insanlarla fiziksel temas kurulmaması gerekmektedir. Bu süre iki ay ile altı ay arasında sürebilir. Sosyallik anlayışınıza göre değişmekle beraber tam iyileşmenin sağlanmasıyla beraber sosyal yaşamınıza tamamen dönebilirsiniz.

Nakledilen böbreğin ömrü ne kadardır?

Böbrek nakli operasyonları hiçbir zaman yüzde yüz başarıyı vaat etmez. Yapılan operasyonlardan sonra toplanan veriler incelendiğinde böbrek nakli operasyonlarının yaklaşık olarak yüzde doksan beş başarı ile icra edildiği görülecektir. Uzun vadeli veriler incelendiğinde de nakledilen böbreğin ömrü üzerine çıkarım yapmak mümkündür. Bazı hastalarda, bilinmeyen bazı durumlardan ötürü nakledilen böbrek ilk yılın sonunda ömrünü tamamlayabilir. Bazı hastalarda ise nakledilen böbrek ömür boyu tam kapasite çalışmaktadır. Bu sürenin belirlenmesinde ameliyatın başarısı, ameliyatı yapan doktor, doku uyumu, tıbbi geçmiş, operasyon sonrasındaki iyileşme süreci, kullanılan ilaçlar, beslenme alışkanlıkları oldukça önemlidir.

Böbrek nakli için yaş sınırı var mı?

Böbrek verecek olanların on sekiz yaşını geçmiş sağlıklı bireyler olması tercih edilmektedir. Böbreğin nakledileceği hastalarda ise herhangi bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Bunun temel sebebi de böbrek nakli operasyonlarının son çare olarak uygulanıyor oluşudur.

Böbrek taşı böbrek yetmezliği hastalığına neden olur mu?

Böbrek taşı birçok insanda görülüyor olmasından dolayı önemsiz bir hastalıkmış gibi görülmektedir. Bir süre ağrı yapan bu hastalık sonucunda insanların birçoğu doktora dahi başvurmamaktadır. Oysa ki böbrek taşı böbrek yetmezliğine de sebep olabilecek ciddi bir hastalıktır. Böbrek taşı oluştuktan sonra böbrek kanallarını tıkama eğilimine girer. Taşın çapı ile kanalın çapı birleştiğinde ise kanal tamamen tıkanır ve böbreğin iç basıncı artar. Bu da akut olarak böbreğin kaybedilmesine sebep olabilir.

Böbrek nakli için kan grubu uyumu yeterli midir?

Böbrek nakli oldukça sık uygulanan bir operasyondur. Günümüzde yeter şart olarak kan grubu aranmakla birlikte kan grubu aramayan bazı klinikler de bulunmaktadır. Bazı özel teknikler yardımıyla birbirine uymayan dokular birlikte çalışabilmektedir. Ancak bu tarz uygulamalar oldukça pahalıdır.

Hastalar nakil işleminden sonra bir ömür ilaç kullanmak zorunda mıdır?

Nakil işleminden sonra böbreğin sorunsuz olarak fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için bağışıklık sisteminin saldırılarından kurtulması gerekir. Bunu yapmanın yegane yolu da bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlardır. Eğer operasyondan sonra doktorun reçetesinin dışında ilaç kullanımı yapılırsa böbrekler iflas etmektedir. Yani, böbreklere saldırı olduğu sürece (genelde ömür boyu) ilaç kullanımı zorunludur.

Bitkisel hayata girmiş birinden organları alınabilir mi?

Bitkisel hayata giren insanların organ fonksiyonları sorunsuz olarak çalışmaktadır. Bu, böbreklerinin de sorunsuz olarak çalıştığı anlamına gelmektedir. Eğer uygun koşullar oluşur ve izinler alınırsa bitkisel hayattaki bir insandan organları alınabilir. Tabi öncesinde bitkisel hayatta olan hastanın ailesinin uyutma kararı alması gerekmektedir.

Bağışçı hasta bir kişiye organ bağışlamak için nasıl bir yol izlemeli?

Bir akrabanıza, eşinize veya dostunuza böbreğinizi bağışlamak için yapmanız gereken şey, organ bağışlayacağınız kişi ile birlikte organ nakil ofisine gitmektir. Sonrasındaki süreç oradaki görevlilerin yönlendirmesi ile devam edecektir.

Böbrek hastasının ağrı kesiciyi doktor tavsiyesi dışında almasının bir sakıncası var mıdır?

Ağrı kesiciler böbrekleri yormaktadır. Reçetesiz ve kafanıza göre aldığınız ağrı kesiciler ciddi sorunlar ortaya çıkarabilir. Yalnızca böbrek hastalarının değil tüm insanların ağrı kesicileri doktor tavsiyesi olmadan kullanmaması gerekir.

Daha önceden organ nakli olmuş hastalarla görüşmeli miyim?

Böbrek nakil operasyonlarında başarı oranı yüzde doksan beş kadardır. Diğer hastalar ile görüşmeniz operasyon sonrasındaki sürecin ilerleyişi açısından faydalı olacaktır ancak yine de doktorun tavsiyelerinden uzaklaşmamak gerekmektedir.

Böbrek nakli için ücret ödenmesi gerekiyor mu?

İnsanlar böbrek nakli olmadan önce uzun bir süre diyalize bağlı yaşam sürdürmektedir. Bu süreç oldukça zorludur. Hayatın sınırlarda yaşandığı, oldukça konforsuz ve psikolojik olarak yıpratan bir süreçtir. Böbrek nakli operasyonu ile bu sürecin tersine döndürülmesi söz konusudur. Yani böbrek nakli operasyonları tamamen sağlık amacıyla icra edilmektedir. Böyle bir operasyonun tüm masrafları SGK tarafından karşılanmaktadır. Operasyonun yapılacağı merkeze dikkat edilmeli, SGK ile olan anlaşmalarına dair bilgi alınmalıdır. Bazı hastaneler SGK ile anlaşma yapmadıkları için bu operasyon ücretli olabilmektedir. Ancak SGK ile anlaşmalı tüm kurumlarda sigorta kapsamında bu operasyon gerçekleştirilir.

Böbrek Nakli Ameliyatı Kaç Saat Sürer?

Böbrek nakli ameliyatı yaklaşık 6 saat sürmektedir.

Böbrek Nakli Ameliyatı Sonrası Kaç Günde İyileşilir?

Böbrek nakli yapılan hastada, böbreğe karşı ciddi bir ret krizi gerçekleşmez ise iyileşme oldukça hızlıdır. Hastanın ameliyattan çıkarılması ve bir hafta kadar karantinada kalması (karantina uygulamasının sebebi bağışıklık sistemini aşırı derecede baskılayan ilaçların verilmesidir) sonrasında hasta taburcu edilir. Sonrasında ise yaklaşık bir ay kendini çok yormadan evde istirahat etmesi, tam iyileşme için yeterlidir. Böbrek nakli oldukça kompleks bir uygulama olduğundan dolayı yaklaşık bir yıl boyunca da doktor kontrolleri yapılır.

Böbrek Nakli Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Böbrek nakli ameliyatları yarım yüzyıldan daha uzun bir geçmişe sahiptir. Canlıdan veya kadavradan alınan böbrek vücudun sağ bölmesine cerrahi kesi ile yerleştirilir. Sağ böbrek üstüne açılan yedi – sekiz santimetrelik açıklıktan böbreğin bağlantıları yapılır. Bağlantı işlemi sırasında böbrekler bacaklara giden ana damarlara birleştirilir. Böylece dolaşım sisteminin parçası haline getirilir. Kan damarı bağlantısının yapılmasından sonra böbreğin idrar yolu da mesaneye bağlanır. Operasyon genel anestezi altında yapılır ve yaklaşık bir buçuk saat sürer. Başarı oranı yüzde yüze yakındır.

Böbrek Nakli Ameliyatı Olan Ne Kadar Yaşar?

Yapılan bilimsel araştırmalara göre tek böbrek sahibi olmakla çift böbrek sahibi olmak arasında anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Yani, tek böbrekle yaşıyor olmanın ömür üzerinde ciddi bir etkisi olmaz. Ancak, böbrek nakline ihtiyaç duyanların böbrek naklini gerektirecek şekilde gelişen sorunları olduğu için, böbrek naklinden sonra ne kadar yaşayacakları mevcut hastalıklarına ve vücutlarının kondisyonlarına bağlıdır.

Böbrek Nakli Ameliyatı İçin Yapılan Testler – Tetkikler Nelerdir?

Böbrek nakli ameliyatlarında uyumsuzluk çıkmaması ve böbreğin vücut tarafından reddedilmemesi için birçok test uygulanır. Tam kan sayımından başlayan testler, vücudun genel kondisyonunun değerlendirilmesi ve operasyonunun planlanması için görüntüleme tekniklerine kadar gider. Hastaların durumuna göre testlerde de değişimler olabilir. Ancak tetkiklerin ekseriyetini bağışıklık sistemini ve uyum testleri oluşturur.

Böbrek Nakli Ameliyatı Sonrası Ölüm Riski Var Mı?

Böbrek nakli operasyonlarının yaklaşık yetmiş yıldır uygulanıyor olması birçok konuda doktorların gözü kapalı ameliyat yapabilmesini sağlamıştır. Gelişen tıp teknolojisi ve laboratuvar teknolojisi sayesinde de tam uyum gösterecek böbreğin saptanabilmesi mümkündür. Tüm bu koşullar altında doğru kararlar verildiği müddetçe böbrek nakli ameliyatları sırasında ya da sonrasında ölüm riski bulunmaz. Yine de genel anestezi altında yapılan cerrahi bir operasyon olduğu için bir miktar ölüm riskini içerisinde barındırır.

İlgili Bölümler
İlgili Hastalıklar