Uzağı Görememe (Miyop) Ameliyatı


Uzağı Görememe (Miyop) Ameliyatı

Miyop, göz hastalığı değil göz kusurudur. Uzağı görememe sorunu olan miyop, dünyada yaygın görülen göz kusurlarından biridir ve körlük nedenleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Genetik faktörler nedeniyle ortaya çıkan bu göz kusuru bilgisayar kullanımı, göz kaslarının zayıflaması ve el işleri gibi nedenlerle de gelişebilir. Miyop tedavisi genellikle gözlük ya da lens kullanımı ile yapılmaktadır. Miyop ameliyatı ise ileri derece miyop sorunu olan hastalar için lazerle yapılmaktadır. Lazerle yapılan ameliyatın farklı türleri mevcuttur. Miyop ameliyatında kişiye özel göz içi lens değişimi de uygulanabilir.

Miyop Ameliyatı Hakkında

Miyop ameliyatı, lazerle ameliyat ya da göz içi lens cerrahisi şeklinde yapılabilir. Ameliyatın hangi yöntemle yapılacağına bazı koşullar altında karar verilir. Lazer ameliyatı kontakt lens ya da gözlüklerden kurtulmayı sağlayan ameliyattır. Lazer ameliyatının yapılabilmesi için hastanın 18 yaşının üzerinde olması, son 2 yıl içinde gözlük ya da lens kullanıyor olması, son 2 yıl içinde gözlük numarasında çok fazla değişiklik olmaması, diyabet ya da romatizma gibi sistemik bir hastalığının bulunmaması, gözlerinde başka bir hastalığın bulunmaması, ön muayene sonucunda göz ve kornea yapısının lazer ameliyatına uygun olması gerekir.

Göz içi lens cerrahisi ise lazerin uygulanamayacağı durumlar için tercih edilen bir ameliyat yöntemidir. Hastalarda 6 dereceden büyük miyop olması durumunda uygulanır. Bu yöntem sayesinde gözünde 12 ya da 14 derece miyop olan hastalar bile tedavi edilebilir. Lazerin uygulanacağı kornea tabakasının ince olması, hastada yoğun göz kuruluğunun bulunması ve miyop derecesini 6’dan yüksek olması durumunda lazer cerrahisi uygulanmaz. Yüksek numaralar için uygulanan lazer cerrahisi göz kuruluğunun artmasına ve gece görüş problemlerinin yaşanmasına neden olabilir. Ayrıca bu hastalarda ikinci bir lazer işlemi de uygulanması gerekebilir. Göz içi lens cerrahisi ise son 20 yıldır üzerinde çalışmalar yapılan ve başarı oranı yüksek olan bir tedavi yöntemidir. Lazerin sınırlığı kaldığı durumlarda uygulanan bu cerrahi yöntemiyle, hastaların gözlüklerinden kurtulması mümkündür.

Göz içi lens cerrahisi 25-40 yaşları arasında olan hastalar için uygulanır. Bu ameliyat yapılırken hastaların göz yapısı çok iyi incelenmeli ve göz yapısına uygun lensler tercih edilmelidir. Bu ameliyat yönteminde göz kuruluğu yaşanmaz, kornea yapısı incelmez ya da tekrar ameliyat yapılması gerekmez. Göz içi lens cerrahisi yalnızca yüksek miyop derecesi olanlar için uygulanmaz. Düşük derecesi olan ancak kornea yapısı yeteri kadar kalın olmayan kişiler için de güvenle uygulanabilir.

Göz içi lens cerrahisi uygulanırken hastanın gözünün içine, kontak lensi andıran bir lens yerleştirilir. Bu lensin dışarıdan bakıldığında fark edilmesi mümkün değildir, çünkü yapısı oldukça şeffaf ve incedir. İnsanın doğal lensi gibi ışığın kırılmasına ve geçmesine izin veren bu lensler, göz içi dokularla uyumlu materyaller kullanılarak üretilmektedir. Bu lensler gözün renkli tabakası ve saydam tabakası arasına yerleştirilir. Bu ameliyatın süresi ortalama olarak 20 dakikadır.

Ameliyat sırasında küçük kesiler yapıldığı için hastaların, hastanede kalmalarına gerek yoktur. Hastalar, ameliyattan sonra göz tansiyonu için izlemeye alınır. 1-2 saat hastanede kalındıktan sonra aynı gün içinde taburcu işlemleri yapılır. Ameliyattan sonra hastaların banyo yapması ya da yüzünü yıkayabilmesi için 24 saat geçmesi gerekir. Ameliyat sırasında yapılan kesiler 24 saat sonra iyileşecektir. Hastalar bir hafta sonra spor yapabilir ve yüzebilir. Ameliyattan sonraki birinci ayda ve atınca ayda hastaların göz tansiyonlarının ölçümü yapılır. Sonraki kontroller ise yılda bir kez gerçekleştirilir. Hastalarda herhangi bir risk hissedilmesi durumunda lensler çıkarılıp gözün eski haline döndürülmesi mümkündür. Ancak lazerle tedavide geri dönüş yoktur.

Miyop Nedir?

Miyop, gözün belirli bir uzaklığın ilerisindeki nesneleri odaklayamaması, yani uzağı net görememe sorunu olarak ifade edilir. Uzakta bulunan nesnelerden yansıyan ışınların tam olarak görme merkezinde değil de daha önde odaklanması durumunda miyop oluşur. Gözün ön-arka uzunluğunun normalden fazla olması, kornea kırıcılığının normalden fazla olması ya da her ikisinin birden normalden fazla olması durumunda, uzaktaki cisimlerin görüntüleri gözde bulunan sarı noktanın ön tarafına düşer. Bu durum, uzağı görememe problemine neden olur. Miyop sorununun asıl nedeni, gözün bazı eksenlerindeki uzunlukların değişmesidir. Miyop sorunu gözün önden arkaya doğru uzun olduğu ya da kornea veya kırma gücünün normalden fazla olduğu durumlarda ortaya çıkar. Genel olarak sebebi genetik faktörler olan miyop sorununun çevresel faktörler nedeniyle oluşma ihtimali de bulunmaktadır.

En yaygın görme kusurlarından biri olan miyop, göz merceğinin uzağı net olarak odaklayamaması sorunudur. Miyop sorunu olan kişilerde uzaktaki nesnelerin görülmesi çok zorken, yakındaki nesneler oldukça net görülebilir. Miyop olan kişiler uzaktaki nesneleri bulanık olarak görüldüğü için gözlerini kısmak zorunda kalırlar. Bunun sonucunda baş ağrısı ve göz yorgunluğu meydana gelir. Genellikle ergenlik döneminde başlayan, zamanla kötüleşen bir sorundur. Daha küçük yaşlarda görülme ihtimali de vardır. Miyop yavaş ilerlediği için hastalar genellikle fark etmekte geç kalırlar.

Miyop türleri basit miyop ve patolojik miyop olmak üzere iki grupta incelenir. Basit miyop; ışığı kırma derecesi -6 ‘ya kadar olan ve genellikle ergenlik çağında ortaya çıkan miyop türüdür. Patolojik miyop ise miyop derecesi çok yüksek olan kişilerde ortaya çıkan bir sorundur. Patolojik miyop sorunu olan hastalarda gözün aşırı uzaması ve retina, optik sinir, vitröz ve koroid yapılarında değişiklik olması durumları görülür. Patolojik miyop sorununun belirtileri genellikle çocukluk çağında ortaya çıkar ve ergenlik dönemiyle birlikte kötüleşmeye başlar. Miyop için yapılan tedaviler gözün uzamasını yavaşlatamaz. Patolojik miyop ile birlikte göz tansiyonu, retina dekolmanı, gözde anormal kan damarı büyümesi ve retinanın orta kısmında sıvı birikmesi gibi durumlar meydana gelebilir. Bu durumların tedavisi sağlanabilir.

Patolojik ve basit miyop türlerinin dışında geceleri uzak görüşte sıkıntı yaşanan gece miyobu ve göz kaslarında spazm olması sonucunda meydana gelen yalancı miyop türleri de bulunmaktadır. Miyop dereceleri ise üç gruba ayrılmaktadır. Düşük dereceli miyop sorununda hastanın göz derecesi -4, -3, -2, -1, 0 ve 0,75 değerlerindedir. Orta dereceli miyop sorununda ise göz derecesi değerleri -4 ve -6 arasındadır. Orta derece miyop olan kişilerde göz tansiyonu görülme ihtimali artmaktadır. Yüksek dereceli miyop durumunda hastaların göz dereceleri -6 ve üstündedir. Yüksek miyop olması durumunda hastalarda retina dekolmanı, göz tansiyonu ve katarakt olma ihtimali artar. Bu hastalıkların her biri ise görme kaybına neden olabilir.

Miyop Belirtileri Nelerdir?

Miyop, çocukluk çağında başlayan ve fark edilmeyen bir sorundur. Çocukların miyop olduğu genellikle fark edilmez. İlerleyen yaşlarda ise uzağı görme kalitesi düşse bile, çoğu insan miyop olduğunu fark edemez. Ancak odaklanma sıkıntısı yaşandığında ya da ciddi bir işle uğraşılması sırasında sıkıntı yaşandığında fark edilir. Miyop sorununun geç fark edilmesi ise tedaviyi zorlaştırıcı bir etkendir. Anne ve babası miyop olan çocukların düzenli olarak göz kontrolüne götürülmesi gerekir. Miyop belirtileri iyi takip edilmeli ve vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.

Gözlerini Kısarak Bakma

Miyop olan insanlarda, uzaktaki nesneleri tam olarak görmeme sorunu vardır. Bu hastalar, uzaktaki nesneleri görebilmek için gözlerini kısarak bakarlar. Gözlerin kısılması hedefteki nesneye daha fazla odaklanmayı sağlayarak görüntüyü kısmi olarak iyileştirir. Özellikle küçük çocukların gözlerini kısarak televizyona veya tahtaya bakması, miyop sorununun en önemli belirtisidir.

Uzağı Görememe

Miyop sorunu olan hastalar uzak mesafelere bakarken nesneleri seçemezler. İnsanlar 2 metre uzaktan fark edilemez. Gece ışıklar, parlak ve dağınık şekilde görülebilir. Miyop olan hastalarda uzaktaki nesneler bulanık göründüğü için net seçememe durumu yaşanır.

Göz Yorgunluğu Yaşama

Miyop sorunu olan hastalar, gözlerini uzaktaki nesneleri görmek için kısar ve odaklanma sorunu yaşar. Bu sorun gözlerin yorulmasına neden olur. Gözlerin sürekli görmek için odaklanması sonucunda gözlerde yanma, bulanık görme, sulanma ve batma oluşabilir. Bütün bunlar göz yorgunluğu belirtisidir. Miyop sorunu, göz yorgunluğunu da beraberinde getirmektedir.

Odaklanma Sırasında Baş Ağrısı Yaşama

Uzaktaki nesnelerin görülmesi için odaklanma sırasında gözlerdeki kaslar fazlasıyla yorulur. Bu kaslar baş ağrısına neden olur. Bu ağrı, gözün üst bölgesinde ve alın bölgesinde görülür. Miyop nedeniyle görülen baş ağrısı uzun sürelidir ve genellikle ağrı kesiciler ile geçer. Ancak gözlerin mutlaka dinlendirilmesi gerekir.

Çocukluk Çağında Sakar Davranışlar

Miyop, aileden gelen kalıtsal bir sorun olabilir. Bu durumda, çocukluk çağından itibaren görülmeye başlar. Özellikle 8 ile 12 yaşları arasında fark edilir. Çocuklar, uzaktaki nesneleri net olarak göremedikleri için bakışlarını uzağa odaklar ve genellikle etrafındaki nesneleri göremez. Bu da sakar davranışlara neden olur. Çocukluk çağında görülen miyopun en önemli belirtisi tahtanın okunamamasıdır. Çocuklar, uzağı göremediklerini ancak tahtayı okuyamadıkları zaman fark ederler. Bu durumda vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Çünkü çocukluk çağında görülen miyop, okul hayatının olumsuz etkilenmesine neden olurken çocukların sakar davranışlar sergilemesine ve odaklanma sorunu yaşamasına da yol açar.

Ekranları Çok Yakından İzleme

Miyop olan insanlar ekrandaki alt yazıları okuyamaz. Ekrandaki ışıklar uzaktan bulanık ve dağınık görünebilir. Ekranda bulunan görseller de bulanık görünür. Bu nedenle televizyon, yakından izlenmek istenebilir. Özellikle miyop sorunu olan çocuklarda ekranı yakından izleme isteği gelişir.

Sık Sık Bir Yerlere Çarpma

Miyop sorunu olan insanlar odaklanma problemi yaşandığı için dikkatleri dağınık olur ve sık sık bir yerlere çarpabilirler. Özellikle çocuklarda görülen bu durum, miyop sorununun en önemli belirtilerinden biridir. Miyop olan çocuklarda 6 yaşından itibaren belirtiler görülmeye başlar. Bu çocuklar, uzaktaki nesneleri net olarak görmediği için yakındaki nesneleri takip etmekte zorlanır ve bir yerlere çarpabilir. Aynı durum bebeklerde de geçerlidir.

Miyop Nedenleri Nelerdir?

Miyop sorunu doğuştan gelebileceği gibi çevresel faktörler nedeniyle de oluşabilir. Bu faktörlerden en önemlileri, özellikle çocukluk çağında çok televizyon izlenmesi, uzun süre kitap okuması, bilgisayar ekranına uzun süre bakılması ve yetersiz beslenmedir. Telefon ve tablete uzun süre bakılması sonucunda da miyop sorunu ortaya çıkabilir. Dünya genelinde en çok görülen görme kusuru olan miyop, insanların bilgisayar başında çalışması nedeniyle artış göstermiştir. Yapılan araştırmalar, kapalı alanda kalan bireylerin ve çocukların miyop olma ihtimalinin arttığını kanıtlamıştır. Bunun nedeni sürekli yakın mesafede iş yapılması, yorgunluk ve stres olarak görülmektedir. Uzmanlara göre dışarıda vakit geçiren çocukların daha fazla gün ışığına maruz kalmaları nedeniyle miyop olma ihtimali azalmaktadır. Ancak miyop olduktan sonra dışarıda vakit geçirmenin, miyop üzerinde olumlu etkisi bulunmaz.

Genetik Faktörler

Miyop, doğumdan itibaren görülebildiği gibi sonradan da gelişebilir. Miyopun temel nedeni, kalıtımsal olarak geçmesidir. Aileden birinde miyop varsa, çocukta da görülme ihtimali artar. Özellikle anne ya da babasında miyop olan çocuklarda bu sorunun görülme ihtimali 10 kat artar. Bu nedenle miyop teşhisinde, ailenin miyop geçmişi çok önemlidir.

Yapılan araştırmalara göre miyop sorununa neden olan 24 adet genetik risk tespit edilmiştir. Bu genetik riskler, miyop olma ihtimalinin 10 kat artmasına neden olur. Son zamanlarda İngiltere’de yapılan ve ünlü bir dergide yayımlanan araştırmaya göre miyop sorununa RASGRF1 ismi verilen gen neden olmaktadır.

Çevresel Etkenler

Miyop sorununa çevresel etkenler de neden olabilir. Özellikle kapalı ortamlarda fazla kalınması, bilgisayar ekranına fazla bakılması, uzun süre kitap okunması, yorgunluk ve stres gibi durumlar, miyop gelişmesine neden olabilir. Yakın mesafeli işlerin uzun süre yapılması, çevresel etkenler arasında yer alır.

Şeker Hastalığı

Şeker hastalığı, süresi arttıkça ve iyi kontrol edilmedikçe, gözlerde hasar oluşturma ihtimali artan bir hastalıktır. Vücuttaki insülinin artması ya da azalması nedeniyle retina dekolmanı, ödem, kanama, net görememe ve göz tansiyonu gibi durumlar meydana gelir. Gözde meydana gelen bu durumlar miyop oluşması ihtimalini arttırmaktadır.

Katarakt

Katarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi nedeniyle oluşan bir göz hastalığıdır. Bu hastalığın nedeni yaşın ilerlemesi ile birlikte gözdeki proteinlerde bozulma olmasıdır. Katarakt hastalığının başlangıç aşamasında görme olayı çok az etkilenir ancak hastalık ilerledikçe görme sorunları artar ve görme kaybına kadar gidebilir. Katarakt belirtileri buzlu cam arkasından görme, renklerin soluklaşması, ışıkların etrafa saçılması ve görmede azalma olmasıdır. Diğer belirtileri ise gece görüşün normalken parlak ışıkta görmenin azalması ve gözlük numaralarının sıklıkla değişmesidir. Katarak olan hastalarda görülen bu belirtiler, miyop sorununa neden olabilir. Katarakt olan hastaların miyop ya da hipermetrop olması ihtimali artar.

Yalancı Miyop Hastalığı

Miyop, yaygın görülen ve herkes tarafından bilinen bir hastalık olmasına rağmen yalancı miyop, pek çok kişi tarafından bilinmez. Yalancı miyop da sıklıkla görülen bir sorundur. Bu sorunun nedeni gözlerde bulunan siliyer adı verilen kasların spazm geçirmesi ve buna bağlı olarak uzağın görülememesidir. Gözlerde bulunan siliyer kasları, gözün bütün mesafelerde görüşünü arttırmak için göz merceğinin bombeliğini değiştirerek, odaklanmayı sağlar. Kısa mesafeli görüşlerde bu kaslar kasılır. Uzun süreli kitap okunması, bilgisayara bakılması, yazı yazılması, tablet ve telefonda uzun vakit geçirilmesi gibi durumlar siliyer kaslarının uzun süre kasılı kalmasına ve uzağa bakıldığında bulanık görmeye neden olur. Bu duruma yalancı miyop adı verilir. Gözlerde bulunan siliyer kasları yorgunluk ya da aşırı yüklenme nedeniyle tamamen gevşeyemez ve yalancı miyop sorununa neden olur. Yalancı miyop görülen hastaların büyük bir kısmında miyop sorunu görülmektedir.

Lazerle Ameliyat Yöntemleri

Lazer, son zamanlarda pek çok hastalığın tedavisinde ve cerrahide kullanılabilen bir yöntemdir. Işık kaynaklı ısı ve pek çok küçük enerji dalgası ile çalıştığı için kontrol edilebilir ve güvenilir bir yöntemdir. Lazerle ameliyat yöntemi ile 10 dereceye kadar miyop olan hastalar, 15 dakika gibi kısa bir süre içinde gözlük ve kontakt lens kullanımından kurtulabilir. Lazerle ameliyat yöntemi sayesinde görme kusurları, bıçak kullanılmadan ve tek bir seansta düzeltilebilir. Lazerle göz kusurları tedavisi için farklı yöntemler kullanılır. Bu yöntemler, lazerle aynı şekilde çalışır ancak farklı özelliklere sahiptir. Kullanılan lazer teknolojisi gözün numarasına, hastanın gereksinimlerine ve göz ölçümlerine göre değişiklik gösterir. Lazerle ameliyat yöntemi, 18 yaşın üzerindeki her insan için güvenle uygulanabilir.

Lazerle göz kusurlarının giderilmesi, pek çok hastane tarafından bir teknik olarak değerlendirilir ancak gerçekte bir ameliyattır. Hastaların lazerle ameliyat yöntemi hakkında bilgi sahibi olması, sonucun daha başarılı olmasında büyük bir etkendir. Lazerle ameliyat yöntemleri, göz yorgunluğunu tedavi etmez ancak şaşılık, miyop, hipermetrop gibi göz kusurlarının tedavisi için kullanılabilir. Bu ameliyat sonucunda yapılan tedaviler ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek olan astigmat gibi sorunları engelleyemez. Yalnızca var olan göz kusurlarının tedavisi için kullanılır. Lazerle ameliyat yöntemi FDA onaylı olan ve tamamen güvenilir bir yöntemdir.

Lazerle yapılan ameliyatlardan sonra görme kaybı yaşanmaz. Bu yöntem 1980 yılından beri uygulanmaktadır ve yapılan araştırmalara göre lazerle ameliyat olan hastaların ileride görme kaybı yaşadığına rastlanmamıştır. Lazer ameliyatı, ilerleyen zamanlarda yapılabilecek başka bir göz ameliyatına engel değildir. Lazer ameliyatı 1 ile 10 derece arasında miyop sorunu olan hastalar için uygulanabilir. Lazerle yapılan ameliyatlar, ilerleyen zamanlarda tekrarlanabilir ancak bunun için göz yapısının uygun olması gerekir.

Lazerle ameliyat yöntemi, gözün kornea tabakasına uygulanır. Bu nedenle retina tabakasının zarar görmesi mümkün değildir. Lazer ameliyatı sonrası renk körlüğü oluşmaz. Bu ameliyat gözün kornea tabakasında uygulandığı için kanama olmaz çünkü bu tabakada damar yoktur. Ayrıca ameliyat sırasında damlalı anestezi kullanıldığı için ameliyat, tamamen ağrı ve acı hissedilmeden yapılır. Halk arasında yaygın bir görüş olan lazer ameliyatından sonra ömür boyu damla kullanılması gerektiği tamamen yanlıştır. Bu ameliyatlardan sonra yalnızca birkaç ay süre ile damla kullanılması gerekir. Ömür boyu damla kullanılmaz. Damla kullanım süresi, yeni lazer yöntemleri ile çok daha kısadır.

Fakik Lens

Fakik lens, göz içi lens tedavisi olarak uygulanan bir yöntemdir. Miyop, miyop astigmat, hipermetrop ve hipermetrop astigmat gibi görme kusurlarının tedavisinde kullanılabilir. Lazerle düzeltilemeyecek olan göz kusurlarının tedavisi amacıyla kullanılır. Lazerden farkı, fakik lens uygulamasının geri dönüşümlü olması ve yüksek miyop ve hipermetrop derecesine sahip olan hastalar için uygulanabilmesidir.

Fakik lens ameliyatı 18 yaşından büyük olan, gözlük numarasında son iki yıl içinde ilerleme olmayan, gözlerinde göz tansiyonu, katarakt ve retina hastalıkları bulunmayan kişiler için uygulanır. Hastaların bu tedaviye uygun olup olmadığı, yapılacak göz muayenesi sonucunda belirlenir. Kornea dokusu, özel yöntemler ile incelendikten sonra hastanın bu tedavi yöntemine uygun olup olmadığına karar verilir. Bu yöntem ile miyop hastalarında 8 ile 10 numaranın, hipermetropta ise 5 numaranın üzerindeki görme kusurları tedavi edilebilir.

Fakik lens ameliyatı yapılırken hastalar genel anestezi ile uyutulmaktadır. Bu sayede işlem sırasında ve sonrasında ağrı hissedilmez. Korneadan açılan 3 küçük kesi yardımıyla, göz içi lensler yerleştirilir. Bu lensler, uygun aparatlar kullanılarak göz içine alınır. Bu işlem sırasında gözün doğal merceğine herhangi bir işlem uygulanmaz. İşlemin ardından göze antibiyotikli ilaç damlatılarak ameliyat tamamlanır. Bu ameliyat bir göz için ortalama olarak 15 dakika sürmektedir. Aynı gün içinde diğer göze de ameliyat yapılabilir.

Fakik lens ameliyatından sonra hastaların hastanede kalmasına gerek yoktur. Gözleri için bandaj ve pansumana gerek duyulmaz. Hastaların yalnızca ameliyat günü koruyucu gözlük kullanması gerekir. Korneada ödem oluşmaması durumunda, ameliyatın ertesi günü normal görüş gerçekleşir. Bu ameliyattan sonra doktorun tavsiyesi ile kortizonlu, antibiyotikli göz damlaları ve göz yaşı damlaları kullanılması gerekebilir. Bu ameliyat sonrasında kontroller ilk gün, bir hafta sonra, 1 ay sonra ve 3 ay sonra yapılır ancak doktorun uygun görmesine göre, kontrol zamanları ve sıklıkları değişiklik gösterebilir.

Fakik lens ameliyatından sonra gözlerde numara kalabilir. Bu durumda lazer tedavisi yapılarak göz kusuru tamamen sıfırlanır. Ameliyattan sonra gözün kornea tabakasında ödem olabilir. Bu ödemin nedeni ameliyat sırasında hasar olmasıdır. Bu ödem, doktorun vereceği damlalar ile çok kısa süre içinde geçebilir. Göz içi ameliyatlardan sonra yüksek göz tansiyonu görülebilir. Bu durum göz ağrısına neden olur. Göz tansiyonunun artması, verilen göz damlaları ile geçirilebilir. Nadir olarak ikinci bir müdahale yapılması gerekebilir.

Fakik lens ameliyatından sonra katarakt gelişebilir. Bunun nedeni, ameliyat sırasında göz merceğine bir temas olmasıdır. Bu durum çok nadir görülür ancak katarakt ameliyatı ile sorun giderilebilir. Göz içi ameliyatlarından sonra görülebilen bir başka sorun göz enfeksiyonlarıdır. Bu sorun oldukça nadir görülür ancak erken müdahale gerektiren, ciddi bir sorundur.

Fakik lens ameliyatından sonra gözde bulunan iris damarlarında kanama olabilir. Bu kanama, oldukça kolay şekilde kontrol altına alınabilir. Göz içine yapılan ameliyatlardan sonra nadir görülen bir durum olsa da retina yırtıkları ile de karşılaşılması ihtimali vardır. Fakik lens ameliyatı sonrası retina yırtığı oluşması durumunda, retina uzmanı tarafından müdahale edilmesi gerekir.

Fakik lens ameliyatı, ileride yapılabilecek olan göz ameliyatlarına engel değildir. İleriki yıllarda ortaya çıkan katarakt sorunun tedavisi için yapılan ameliyatlarda, göz içinde bulunan lens çıkarılır, katarakt ameliyatı yapılır ve göz içi lens tekrar göze yerleştirilir. Göz içi lens ameliyatının geri dönüşümlü olması, göz için farklı tedavilerin yapılmasına imkân sağlamaktadır.

Smile Lazer

Smile lazer, görme bozukluklarının tedavisi için yapılan lazer tedavisinde son noktadır. 1990’lı yıllardan beri kullanılan lazer tedavisinin en son gelinen aşaması olan smile lazer yöntemi, en yeni teknolojilerden biridir. Diğer lazer yöntemlerinde göre çok sayıda avantajı olan smile lazerde, diğerlerinin aksine daha küçük kesiler ile ameliyat yapılmaktadır. Bu lazer yöntemi, bıçaksız lazer tedavisidir. Bu yöntem sayesinde yüksek dereceli miyop sorunları bile çözüm kavuşturulabilir. Bu yöntemin en sevilen avantajı ise bıçaksız olması ve tüm lazer aşamalarının tek basamakta gerçekleştirilmesidir.

Smile lazer yönteminde çok daha küçük kesilerle işlem yapıldığı için yüksek numaralı hastalarda bile güvenli tedavi sağlanabilir. Bu tedavi ile daha az yanma, batma, daha az göz kuruluğu problemi ve daha hızlı iyileşme sonuçları alınır. Bu yöntem FDA onaylı olan, oldukça güvenilir bir yöntemdir ve iyileşme süreci oldukça hızlıdır. Bu yöntemle yapılan ameliyatlardan çok kısa bir süre sonra, sorunsuz görme gerçekleşir.

Smile lazer yönteminde -10 dereceye kadar miyop ve -5 derecenin üzerinde astigmat tedavisi yapılabilir. Bu yöntem aktif yaşam tarzı olan ve darbeye ve basınca maruz kalabilen sporcular için uygundur. Aynı özelliklere sahip meslek gruplarında çalışanlar için de tercih edilebilir. Smile lazer teknolojisi miyop ve astigmat tedavisi ile birlikte korneanın korunmasını sağlayan, ince kornea yapısında bile güvenle uygulanabilen, kapalı cerrahi tekniği ile yapılabilen, büyük ameliyat kesileri gerektirmeyen ve tek aşamalı ameliyat sağlayan bir yöntemdir.

Smile lazer yönteminde hastanın gözünün ön tabakasında bulunan korneanın içine, tek adımda disk şeklinde bir doku oluşturulur. Ameliyat sırasında doktor tarafından, oluşturulan bu doku 2 mm lik bir kesiden dışarı çıkarılır. Ameliyat sırasında herhangi bir kapakçık kesmeye gerek bulunmaz. Gözün içinde oluşturulan bu dokunun çıkarılmasından sonra, gözdeki kornea yapısı şekil değiştirir ve miyop sorunu düzeltilir. Bu ameliyat yöntemi ile gözün kornea yapısı çok daha az etkilenir. Bu nedenle ameliyat sonrası komplikasyon görülme ihtimali en aza iner.

Smile lazer teknolojisi 18 yaşından büyük hastalara, son bir yıl içinde göz numarası değişmemiş olan kişilere, miyop derecesi -1 ile -10 arasında ve astigmat derecesi -5’den büyük olanlara, genel göz yapısı ve kornea sağlığı uygun olan kişilere uygulanabilir. Göz numarası değişen, gözünde hipermetrop bulunan, 18 yaşından küçük olan, iyileşmeyi etkileyebilecek cilt ya da göz hastalıkları bulunan, korneada hastalığı bulunan, ileri derece göz tansiyonu olan, görmeyi etkileyecek derecede katarakt rahatsızlığı bulunan, kontrolsüz diyabet hastası olan, göz enfeksiyonu geçirmiş olan, hamilelik ve emzirme döneminde olan kişiler için uygulanmaz.

Smile lazer yöntemi uygulanmadan önce çok detaylı bir göz muayenesi yapılmalı, göz yapısının bu teknolojiye uygun olup olmadığı belirlenmelidir. Bu ameliyat sonrasında hastaların bir gün süre ile dinlenmesi gerekir. Ameliyat sırasında yaklaşık bir gün sürecek olan sulanma, ışıklarda parlama ve gözlerde hassasiyet sorunları yaşanabilir. Bu durumlar göz damlası ile kontrol altına alınır. Ameliyattan bir gün sonra gözlerdeki sorun iyileşir ve görme keskinleşir.

Smile lazer ameliyatından sonra, ameliyat sırasında büyük bir kesi yapılmadığı için önemli komplikasyonlar oluşmaz. Uzun dönemde, göze alınacak olan herhangi bir darbeden sonra kapakçığın yerinden oynaması beklenmez. Ameliyat sırasında daha az kesi yapıldığı için kesilen sinir sayısı azdır ve buna bağlı olarak yaşanabilecek göz kuruluğu problemi en aza indirgenmiş olur. Smile lazer yöntemi diğer yöntemlere göre sessiz ve kokusuzdur. Özellikle aktif sporcular için oldukça konforlu olan bu ameliyattan birkaç gün sonra aktif yaşam hayatına dönülmesi, temas sporları, yüzme ve fitness gibi ağır sporların yapılması mümkündür.

Excimer Lazer

193 nm dalga boyunda olan ultraviyole ışınlarını içeren ve bu ışınlar ile korneayı yeniden biçimlendirerek miyop, astigmat ve hipermetrop gibi göz kusurlarını düzelten teknolojiye, excimer lazer adı verilir. Oldukça büyük bir hassasiyete sahip olan bu yöntem, 25 yıldan fazla süredir kullanılmaktadır. Bu yöntem, korneanın üst yüzeyinde bulunan tabakanın kapakçık şeklinde açılarak, bu yüzeydeki göz kusurlarının düzeltilmesi şeklinde uygulanır.

8 dereceye kadar miyop olan hastalar, kornea kalınlığı yeterli derecede olanlar, gözlerinde başka bir hastalığı bulunmayanlar, yapılan incelemeler ve muayene sonucunda göz yapısı lazer için uygun olanlar, 18 yaşın üzerinde olan ve gözlük ya da lens kullanan kişiler, son bir yıl içinde 1 dereceden fazla göz numarası değişmemiş olan kişiler, diyabet ve romatizma gibi sistemik hastalıkları olmayanlar için excimer lazer yöntemi, güvenle uygulanabilir. Excimer lazerin birden fazla yöntemi mevcuttur. Hangi yöntemle bu lazerin uygulanacağına, yapılan göz muayenesi sonucunda doktorunuz tarafından karar verilir.

Excimer lazer tedavisi uygulanmadan önce bazı tetkiklerin yapılması ve gözün bu lazer yöntemine uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, lazer öncesinde yapılan muayene sırasında hastaların göz numaraları belirlenmelidir. Hastaların göz haritası ortaya çıkarılmalı, kornea kalınlığı ölçülmeli, göz yaşı testi yapılmalı, göz tansiyonu ölçülmeli, göz bebeğinin genişletilmesi sonucunda ön segment ve retina tabakası kontrol edilmelidir. Bu muayenelerin sonucunda herhangi bir hastalığa ya da olumsuzluğa rastlanmadığında, ameliyatın yapılmasına karar verilir.

Lazer, bir ışık kaynağıdır ve ışığı oluşturan dalga boylarının yalnızca bir tanesinin kuvvetlendirilerek, şiddeti artırıldıktan sonra belirli bir yöne yönlendirilmesi ile elde edilir. Excimer lazer de bu şekilde elde edilir ve gözle görülemeyen mor ötesi dalga boyunda yer alır. Kırma kusuru adı verilen, gözlük ya da lens kullanmayı gerektiren görme bozukluklarının tedavisinde, excimer lazer kullanılır. Bu yöntemin uygulandığı göz sayısının dünya genelinde 15 milyona yaklaştığı bilinmektedir. ABD’ye bakıldığında, yılda 1 milyon kişinin gözü, excimer lazer ile tedavi edilir. Türkiye’de tedavi edilen kişi sayısının, tam olarak bilinmemekle birlikte 500 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Excimer lazer için kullanılan cihazlar Amerika ve Avrupa ülkelerinde yapılmaktadır. Lazer tedavisinin yaygın olarak kullanılması, dünya genelinde kabul gördüğünün ispatı olarak kabul edilmektedir.

Lazer tedavisinin hastalara uygulanabilmesi için korneanın normal yapısında olması, kornea kalınlığının yeterli sınırda olması, göz tansiyonun normal seviyede olması, gözlerde katarakt hastalığının bulunmaması, göz içinde iltihap olmaması ve retina adı verilen sinir tabakasının normal yapıda olması gerekir. Lazer tedavisinde hastaların yaşına önem verilir. Miyop, 10-15 yaşlarında ortaya çıkan ve 20’li yaşlarda ilerleme gösteren bir sorundur. Bu nedenle miyop tedavisi yapılmadan önce hastalığın duraksama zamanlarının beklenmesi gerekir. Miyop sorununun ilerlediği bir dönemde lazer tedavisi yapıldığında, miyop sorunu ilerleyen zamanlarda tekrar ortaya çıkabilir.

Miyop olan hastalarda göz tansiyonu görülmesi ihtimali fazladır. Bu nedenle excimer lazer tedavisinden önce göz tansiyonu ölçümü yapılmalı ve göz tansiyonu yüksek olan hastalara kesinlikle uygulanmamalıdır. Ailesinde göz tansiyonu geçmişi olan ve kendisinde de göz tansiyon tespit edilen kişiler için de lazer tedavisi uygulanmaz. Şeker hastalığı olan kişilerde de excimer lazer yöntemi uygulanmaz. Bunun nedeni, şeker hastalığının ilerleyen yaşlarda katarakt, göz tansiyonu ve göz arkasında kanama gibi sorunlara neden olabileceğidir. Lazer tedavi bu hastalıkları doğrudan etkilemez ancak tedavilerinde zorluk çıkmasına neden olabilir.

Katarakt başlangıcı olan hastalar için de excimer lazer tedavisi uygulanmaz. Çünkü katarakt ameliyatı yapılan hastaların göz mercekleri alınır ve aynı işlem sonrasında yeni bir göz merceği yerleştirilir. Bu yeni göz merceği, gözde bulunan kırma kusurlarını da düzelteceği için ikinci bir uygulamaya gerek bulunmaz. Gözün arka kısmında delik ya da yırtık bulunan miyop hastalarında excimer lazer uygulanmadan önce, argo lazer adı verilen kaynak lazer yöntemi uygulanmalıdır. Bu tedaviden sonra yırtık ya da delik kapanır ve yaklaşık 2 yıl sonra excimer lazer tedavisi uygulanabilir.

Excimer lazer tedavisi korneada incelme ya da şekil bozukluğu yapan bir hastalık bulunması durumunda, kornea kalınlığı yeterli olmayan kişilerde, kontrol edilemeyecek derecede göz içi iltihabı olan kişilerde, şiddetli kuru göz sorunu olanlarda, hamile ve lohusalarda, ileri derecede böbrek hastalığı olan kişilerde de uygulanmamaktadır. Excimer lazer tedavisi bir cerrahi tedavi olduğu için her ameliyat kadar riski bulunmaktadır. Bu yöntemin gelişmişliği sayesinde ameliyat sonrası görülen problemler ve riskler yok denecek kadar azalmıştır. Lazer tedavisini uygulayan doktorun tecrübesi de ameliyat sonrası risk gelişme ihtimalini etkiler. Tecrübeli olan doktorlar tarafından uygulanan excimer lazerin riski önemli ölçüde azalmaktadır.

PRK lazer yöntemi; lazerle tedavi ilk uygulanmaya başladığı zamanlarda kullanılan yöntemdir. Her hastaya aynı şekilde uygulanan bu yöntem, günümüzde çok fazla tercih edilmemektedir. Günümüzde, korneası yeterli kalınlıkta olmayan hastalar için uygulanan bir yöntemdir. Bu tedavi yönteminde kornea yüzeyindeki epitel adı verilen tabaka kazınır ve alta kalan dokuya excimer lazerle yeniden şekil verilir. Bu işlemden sonra miyop tedavi edilebilir. Bu yöntemin uygulanıp uygulanmayacağı, detaylı olarak yapılan muayeneler sonrasında belirlenir. 18 yaşını doldurmuş olan, korneası diğer lazer yöntemleri için yeterli kalınlıkta olmayan ve son bir sene içinde gözlük numarası değişmemiş olan hastalar için uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntem ile 6 dereceye kadar miyop sorunu tedavi edilebilir.

Korneasında yapısal bozukluk olan, emzirme ya da hamilelik döneminde olan korneası yeteri kalınlıkta olmayan, göz tansiyonu ve göz kuruluğu gibi sorunları olan, şeker ya da romatizma gibi hastalıkları olan ve HIV saptanmış olan hastalar için PRK yöntemi uygulanmaz. PRK excimer lazer uygulaması yapılmadan önce yumuşak lens kullananların 1 hafta, sert lens kullananların ise 2 hafta önce lens kullanımının bırakması gerekir. Ameliyat öncesi hastanın gözünde çapaklanma ve batma yaşanması durumunda mutlaka doktora bilgi verilmelidir.

PRK excimer lazer uygulamasının yapılacağı gün hastaların makyaj yapmaması gerekir. Ameliyat, uyuşturucu damla ile gerçekleşeceği için hastaların aç kalmasına gerek yoktur ameliyattan önce hafif yemekler yenebilir. PRK tedavisi her iki göz için aynı süre içinde yapılabilir. Hastalar ameliyat sırasında ağrı ya da acı hissetmez ancak dokunma hissi ve gözde baskı hissetme görülebilir. PRK ameliyatı yapılırken öncelikle, gözler damla ile uyuşturulur. Göz kapakları ve çevresi sterilize edildikten sonra yapışkan bir bant aracılığı ile örtülür. Bu örtü yüzün bir kısmını kapladığı için nefes almaya engel olmaz. Ameliyat boyunca gözlerin açık kalmasının sağlanması için göz kapakları bir alet yardımıyla açılır. Gözün en üst tabakası kazınır ve vakum işlemi yapılmaz. Kazıma işleminden sonra excimer lazer uygulanır ve kornea yapısı yeniden şekillendirilir. Ameliyattan sonra ağrının en aza indirgenmesi için kontakt lens takılır. Göze antibiyotikli bir damla damlatıldıktan sonra göz kapaklarında bulunan alet çıkarılır ve ameliyat tamamlanır. Bu ameliyatın süresi her iki göz için toplamda 10 dakikadır.

PRK ameliyatından sonra aynı gün için koruyucu gözlük kullanılmalıdır. Ameliyat sonrasında ağrı, yanma, batma, sulanma ve göz ağrısı gibi şikâyetler görülebilir. Ameliyat sonrası kortizonlu ve antibiyotikli göz damlaları ile gözyaşı damlaları kullanılabilir. Ameliyat sonrası kontroller ilk gün, beşinci gün, bir ay sonra, 3 ay sonra ve 6 ay sonra yapılmaktadır. PRK excimer lazer ameliyatından sonra gözlerde numara kalması ya da korneada bulanıklık gibi sorunlar görülebilir. Bulanıklık sorunu hekimin vereceği damlalar ile tedavi edilebilir. Gözlük numarasında geriye dönme sorunu da yaşanabilir. Bu ameliyatı geçirmiş olan kişilerin ileri yaşlarda katarakt olması durumunda, katarakt ameliyatı yapılabilir. PRK excimer lazer tedavisi, ileride yapılabilecek göz ameliyatları için engel değildir.

PRK tedavisinden sonra ilk 24 saat gözlerin ovalanmaması ve banyo yapılmaması gerekir. Bir gün sonra hastaların normal hayatına dönmesinde sakınca yoktur. Bu tedavinin sonuçları tam olarak 1-2 ay sonra alınır. Bu tedavi ile miyopun tamamen tedavi edilmesi amaçlanır ancak yüksek miyop olan hastalarda, gözlerde numara kalması ihtimali vardır.

LASIK lazer yöntemi; PRK tedavi yönteminden 3-4 yıl sonra geliştirilen ve günümüzde en çok kullanılan tedavi yöntemlerinden biridir. LASİK tedavisinde miyop, hipermetrop ve astigmat gibi görme kusurları, excimer lazer kullanılarak tedavi edilir. Bu yöntem, halk arasında göz çizdirme olarak da bilinmektedir. Bu ameliyatın yapılıp yapılmayacağı, detaylı muayenelerden sonra belirlenir. 18 yaşını doldurmuş olan ve son bir sene içinde göz numarasında değişiklik olmayan hastalar için uygulanabilir. Yapılan göz muayenesi sırasında keratokonus, katarakt ve şiddetli göz kuruluğu gibi ameliyatı engelleyebilecek sorunların olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu ameliyat yapılmadan önce hastalarda retina yırtıkları, delikleri ve göz kayması gibi sorunların olup olmadığı da değerlendirilir. LASIK sayesinde 10 dereceye miyop sorunu tedavi edilebilir.

LASIK excimer lazer tedavisi keratokonus, korneanın genetik olarak bulanık olması gibi sorunları olan, kornea kalınlığı ameliyat için yeterli olmayan, şiddetli göz kuruluğu olan, göz tansiyonu, şeker ve romatizma gibi hastalıkları bulunan, emzirme ve hamilelik döneminde olan ve HIV taşıyan hastalar için uygulanmaz. Ameliyattan önce lens kullanan hastaların, yumuşak lens kullananların 1 hafta önce, sert lens kullananların ise 2 hafta önce lens kullanmayı bırakması gerekir. Gözlerinde yanma, batma ve çapaklanma gibi şikâyetleri olan hastaların ameliyattan önce mutlaka doktoruna bilgi vermesi gerekir.

LASIK ameliyatının olacağı gün hastaların makyaj yapmamaları tavsiye edilmektedir. Ameliyat, uyuşturucu damla ile yapılacağı için hastaların aç kalmasına gerek yoktur. Hastalar, LASIK ameliyatı sırasında ağrı ya da acı hissetmez ancak dokunma ve baskı hissedilebilir. Ameliyat sırasında her iki göz için de işlem yapılabilir.

LASİK ameliyatına ilk olarak uyuşturucu damla damlatılarak başlanır. Göz kapakları ve çevresi dezenfekte edildikten sonra koruyucu ve yapışkan bir bez örtülür. Ameliyat sırasında gözlerin açık kalmasının sağlanması için göz kapakları bir alet yardımıyla açılır. Mikrokeratom adı verilen otomatik bir alet aracılığı ile korneadan ince bir kapakçık kaldırılır. Bu aşamada lazer tarafından göze vakum uygulandığı için etrafın bir süre karanlık görülmesi normaldir. Çıkarılan kapakçığın altında kalan kornea dokusu excimer lazer kullanılarak yeniden şekillendirilir ve çıkarılan kapakçık, lazerle şekillenen kornea yüzeyine tekrar kapatılır. Göze antibiyotikli bir damla damlatıldıktan sonra ameliyat tamamlanır ve göz kapaklarına yerleştirilen alet çıkarılır. LASIK excimer lazer ameliyatının süresi, her iki göz için toplam olarak 10 ya da 15 dakikadır.

LASIK ameliyatından sonra 3-4 saat boyunca gözlerde yanma, batma, ağrı, sulanma ve bulanık görme gibi şikayetler olabilir. Ameliyatın yapıldığı gün koruyucu gözlük kullanılmalıdır. Ameliyat sonrası hekiminizin tavsiyesi doğrultusunda kortizonlu ve antibiyotikli göz damlaları ile gözyaşı damlaları kullanılabilir. Ameliyat sonrası kontroller ise ilk gün, 1 ay sonra ve 3 ay sonra yapılacaktır. Bu ameliyat sonrasında gözlerde net görme hemen başlar ve 1-2 gün içinde tamamen iyileşme görülür. Gözdeki şeffaf tabakanın çok ince olduğu ve göz arkasının ileri derecede zayıflamış olduğu hastalar için LASİK yöntemi güvenle kullanılabilir.

LASIK ameliyatından sonra, gözlerdeki miyop sorununun derecesine bağlı olarak numara kalması görülebilir. Ameliyat sırasında vakum uygulandığı için ameliyattan sonra göze kan oturması da görülebilir. Bu kanlanma gözlerde ağrı yapmaz ve yaklaşık 1 ay içinde kendiliğinden geçer. Ameliyattan sonra alerjik bir reaksiyon olarak diffüz lameller keratit sorunu görülebilir. Bu sorunun tedavisi için kullanılan damlaların sıklığı artırılabilir ya da hastanın gözü serumla yıkanabilir. Bu ameliyattan sonra hastalarda göz kuruluğu görülme ihtimali de vardır. Bu kuruluk bir süre için görülür ve verilen gözyaşı damlaları ile tedavi edilebilir. Bu ameliyattan sonra nadir olarak da olsa ektazi sorunu görülebilir. Bu sorun kornea yapısı uygun olmayan bir göze lazer uygulandığında görülse de yeteri kalınlık ve yapıda olan gözlerde görülme ihtimali de vardır. LASIK ameliyatından sonra gözlerin ilk 24 saat korunması, ovalanmaması ve banyo yapılmaması gerekir. 24 saat sonra hastalar, normal hayatlarına dönebilir. Doktor kontrollerinin aksatılmaması tavsiye edilmektedir. LASIK ameliyatından sonra, ilerleyen dönemlerde katarakt görülmesi durumunda, katarakt ameliyatı yapılabilir. LASIK tedavisi, göz için başka ameliyatların yapılmasına engel değildir. Bu tedavide miyop sorununun tam olarak düzeltilmesi amaçlanır. 0,50 derecenin altına düşen gözlük numarasından sonra gözlük kullanımına gerek kalmaz. Yüksek miyop olan hastalarda, bu tedaviden sonra az da olsa gözlük numarası kalma ihtimali bulunmaktadır.

Wavefront lazer sistemi; lazer tedavisinden sonra bazı gözlerde aberasyon adı verilen optik düzensizliklerin oluşmasına bağlı olarak geliştirilen bir lazer sistemidir. Excimer lazer sistemlerinden biri olan wavefront, 2000 yılından sonra uygulanmaya başlamıştır. Gözde meydana gelen aberasyonlar gece görüşün zayıflatmakta ve görme keskinliğinde azalma meydana getirmektedir. Lazer ameliyatından sonra gece ışığında saçılmalar oluşması, bu yöntem sayesinde tedavi edilebilir. Bu yöntem, FDA tarafından onaylanmış olan ve kişiye özel uygulanabilen bir lazer sistemidir. Wavefront cihazı sayesinde gözün tüm tabakları ölçülebilir ve bu bilgiler ışığında lazer tedavisi yönlendirilebilir. Bu sayede her göze özel tedavi şeması oluşturulabilir ve sağlıklı sonuçlar elde edilebilir.

Bu yöntemin toplumda bilinen adı kartal gözüdür. Kişinin göz yapısına ve görme kalitesine göre özel olarak uygulanan bu yönteme kartal gözü denmesinin sebebi ise kartal gibi keskin gece görüşüne sahip olan kuşların görme derecesinin, insanlarda da elde edilmesidir. Bu yönteme süper görme adı da verilir. Bu tedaviden sonra hastaların görme dereceleri büyük ölçüde tedavi edilmektedir. Düzensiz astigmat da dahil olmak üzere yüksek dereceli miyop kusurlarına kadar tüm göz kusurları tedavi edilebilir. Bu tedavi, lazer tedavisinden sonra göz bebekleri geniş olan bazı hastaların gece görüşünü kaybetmeleri, hastaların gece araba kullanırken farların etrafında oluşan halka görünümlerinden ve ışık parlamalarından rahatsız olmaları ve lazer tedavisinden sonra ortaya çıkan şikayetlerin azaltılması gibi nedenlerle uygulanmaktadır.

Epi-lasik lazer yöntemi; lazerle kırma kusurlarının tedavisi amacıyla uygulanan yeni yöntemlerden biridir. Lasik ameliyatının yapılamadığı, kornea yüzeyi çok ince olan hastalar için tercih edilen bir yöntemdir. Lasik lazer ameliyatından farkı ise korneanın üst tarafından tabakanın kaldırılması için özel bir aletin kullanılmasıdır. Lasik yöntemine göre ameliyat sonrası iyileşmesi süreci daha kısadır ve korneası ince olan hastalarda uygulanabilen en güvenilir yöntemdir.

Epi-lasik yöntemi, ilk olarak lazer tedavisinde kullanılan ve yüzey tabakasının kazınması ile yapılan PRK sisteminin gelişmiş şeklidir. Bu sistem uygulanırken şeffaf tabakanın üzerinde bulunan zar yapısı, özel bir aletle kaldırılır ve göze excimer lazer tedavisi uygulandıktan sonra kaldırılmış olan tabaka tekrar göze yayılır. Bu işlem sırasında herhangi bir kesme işlem yapılmadığı için oldukça basit şekilde uygulanır. Bu işlemden sonra aşırı ağrı görülmez ve işlem süresi oldukça kısadır. Her iki göz için ortalama 10-15 dakika sürer. Görme düzeyi, 3 ile 5 gün arasında düzelmeye başlar ve tam olarak 1-3 hafta sonra netliğe kavuşur. Bu işlem sırasında şeffaf olan kornea tabakasının bütünlüğü korunduğu için ilerleyen yıllarda problem görülmesi riski bulunmaz. Göze darbe alma riskinin yüksek olduğu sporcu grubunda, askeri personelde ve itfaiyeci gurubunda tercih edilmesi gereken bir uygulamadır.

Intralase lazer yöntemi; kişiye özel uygulanabilen lasik lazer yöntemlerinden biridir. Yeni gelişen teknoloji olarak bilinen bu yöntemle kornea kalınlığı çok düşük olan hastaların tedavi edilmesi sağlanabilir. İ-lasik olarak da bilinen bu yöntem yüksek dereceli miyop kusurlarını tedavi etmek için uygulanabilir. Bu yöntemin normal lasik yönteminden farkı ise gözdeki saydam tabaka olan korneada oluşturulan kapakçık aşamasıdır. Lasik yönteminde bu kapakçık mekanik bir bıçak yardımıyla oluşturulurken i-lasik yönteminde bu kapakçığın bıçak kullanılmadan, lazer yardımıyla oluşturulması büyük avantaj sağlamaktadır. Lazer ışınları aracılığı ile oluşturulan bu kapakçık, %100 güvenli şekilde oluşturulur.

İ-lasik yöntemi excimer lazer cihazı ile uygulanabilen bir yöntemdir ve yüksek astigmatı olan, korneasında aberasyonları olan yani göz kusurları dışında kırma düzensizlikleri de bulunan, lasik ameliyatı sonrası gözünde numara kalan, daha önce katarakt ve kornea nakli gibi göz ameliyatı geçirmiş olan kişilerde uygulanabilir. Bu yöntemde uygulanan tedavi aşamaları, standart lasik ameliyatı ile aynıdır, yalnızca uygulama şekli farklılık göstermektedir. Bu tedavi yöntemi ile miyop kusurlarının tam olarak düzeltilmesi sağlanabilir.

İ-lasik ameliyatı yapılmadan önce hastanın uygunluğu kontrol edilir. Son bir yıl içinde göz numarasında değişme olmayan, 18 yaşından büyük olan ve ameliyat öncesi yapılan testlerden olumlu sonuç alan hastalarda güvenle uygulanabilir. Bu yöntem ile 10 dereceye kadar miyop sorunu tedavi edilmektedir. Korneada yapısal bozukluğu ya da genetik bozukluğu olan, kornea kalınlığı ameliyat için yeterli olmayan, göz tansiyonu bulunan, şiddetli göz kuruluğu olan hastalar için bu yöntem uygulanmaz. Ameliyattan önce hastaların yumuşak lens kullanımını bir hafta önce, sert lens kullanımını ise 2 hafta önce bırakması istenir. Ameliyat öncesi çapaklanma ya da batma gibi şikayetlerin olması durumunda, hemen doktora bilgi verilmelidir.

Ameliyatın yapılacağı gün hastaların makyaj yapmaması gerekir. Ameliyat sırasında damlalı anestezi uygulanacağı için aç kalmaya gerek yoktur ancak hastaların yine de hafif öğünler tercih etmesi tavsiye edilmektedir. Bu ameliyat iki göze de art arta uygulanabilir. Ameliyat sırasında ağrı ve acı hissedilmez ancak hafif dokunma ve basınç hissedilebilir.

İ-lasik ameliyatına başlanmadan önce her iki göz, damla ile uyuşturulur. Göz kapakları ve gözün etrafı dezenfekte edildikten sonra göz bölümüne yapışkan bir örtü serilir. Ameliyat boyunca gözlerin açık kalmasını sağlamak amacıyla bir alet kullanılır. Korneadan, lazer ışınları ile ince bir kapakçık oluşturularak kaldırılır ve gözün iç tabakasına excimer lazer uygulanarak görme kusurları düzeltilir. Kapakçığın kaldırılması sırasında az bir miktar vakum uygulanacağı için kısa bir süre etrafın karanlık görülmesi normaldir. Kapakçığın altında bulunan kornea dokusu yeniden şekillendirildikten sonra çıkarılan kapakçık tekrar takılır ve ameliyat tamamlanmış olur. Bu ameliyatın süresi her iki göz için ortalama olarak 10-15 dakikadır.

İ-Lasik ameliyatından sonra gözlerde 3-4 saat boyunca yanma, batma ve sulanma görülebilir. Ağrı ve bulanık görme gibi şikayetlerde olacaktır ancak bu şikayetler oldukça kısa sürelidir. Ameliyat sonrası ilk gün koruyucu gözlük kullanılması tavsiye edilmektedir. Kortizonlu ve antibiyotikli göz damlaları ile gözyaşı damlaları, hekiminizin reçete ettiği şekilde kullanılmalıdır. Ameliyat sonrası kontroller ilk gün, 1 ay sonra ve 3 ay sonra yapılacaktır. İ-lasik ameliyatından sonra göze kan oturması, gözlerde numara kalması, alerjik reaksiyonlar, göz kuruluğu ve ektazi gibi sorunlar görülme ihtimali vardır.

İ-lasik ameliyatından sonra ilerleyen yaşlarda katarakt ameliyatı olunabilir. Bu ameliyat, daha sonra yapılacak göz ameliyatları için engel değildir. Ameliyattan sonra ilk 24 saat gözlerin ovalanmaması, banyo yapılmaması ve kontrollerin aksatılmaması gerekir. Bu ameliyat, lasik yöntemine göre daha net başarı sağlar. Bu ameliyat yöntemi sayesinde kişiye özel flep kalınlığı, çapı ve yerinin tespiti bilgisayar aracılığı ile yapılır. Bu nedenle mükemmel başarı ve hassasiyet sağlanır. Bu yöntem ile flep oluşturma tamamen ağrısız olarak gerçekleşir. İnce kornası olan kişilere de lasik uygulanabilme imkânı sağlar. Ayrıca yüksek kırma kusurları olan kişiler için de tamamen uygun bir yöntemdir.

İ-lasik yöntemi ile ameliyattan sonra göz kuruluğu ve alerjik reaksiyon yaşanması ihtimali en aza iner. Oluşturulan flep altına kan oturması ihtimali oldukça azdır. Keskin kenarlı flep kullanıldığı için kayma ve kırışma riskleri azalır. Uygulanan fleplerin keskin kenarlı olması, mükemmel bir yapışma sağlar ve bu sayede gözün iyileşme süresi oldukça kısalır. Bu yöntem, kapakçık açılması zor olan göz kapağı aralığı dar, çok dik ya da çok düz korneası olan kişilerde bile güvenle kullanılabilir. Ayrıca yüksek astigmatı olan kişilerde de başarı sağlayan bir yöntemdir. İ-lasik yöntemi kornea yapısının lazer uygulamasına izin vermeyecek derecede ince olduğu durumlarda, gözlerde miyop ve hipermetrop gibi kırma kusurları ile birlikte kornea hastalığı ya da korneada leke bulunması durumunda, yüz ve göz kapaklarının yapısındaki bozukluk nedeniyle lasik lazer uygulaması yapılamayan durumlarda tercih edilen bir uygulamadır.

Topolazer yöntemi; keratokonus adı verilen hastalık, gözün ön kısmında bulunan ve saydam tabaka adı verilen kornea yapısının öne doğru bombeleşmesi ve incelmesi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hastalık her iki gözü de etkiler ve ilerleyebilir. Kornea sivrileşmesi olarak da bilinen bu hastalık kalıtsal olabileceği gibi alerjik reaksiyonlar sonucu da gelişebilir. Gözlük numarasının sık değişmesine neden olur ve ilerlediği zamanlarda gözlükle bile görme zorlaşır. Keratokonus adı verilen hastalığı bulunan kişilere lazer uygulaması yapılamaz. Ancak geliştirilen topolazer teknolojisi ile bu hastalığı taşıyan kişilere de lazer uygulanabilir ve gözlerdeki kırma sorunları tedavi edilebilir. Topolazer yöntemi ile gözün topografik haritası alınarak, korneanın dik olduğu bölge belirlenir. Hastanın görmesine engel olan bu bölge törpülenerek tedavi yapılır. Excimer lazer kullanılarak uygulanan bu yöntemde pentacam adı verilen, son derece hassas olan topografı makinesi ile gözün topografisi çekilir. Bu cihazdan alınan bilgiler özel bir alet yardımıyla lazer cihazına aktarılır. Lazer cihazı, korneadaki kalınlığına göre törpülenecek olan bölgedeki doku miktarını belirler. Bu işlemin ardından gözü izleme sistemi başlatılır ve lazer uygulamasına başlanabilir. Damla anestezi ile yapılan bu tedavi yönteminde hastalar ağrı hissetmez.

Lasek lazer yöntemi; Lasek yöntemi de tıpkı PRK gibi yüzeysel tedaviye dayanmaktadır. Diğer yöntemlerde korneada oluşturulan yüzeysel kapakçık, bir alet yardımıyla kaldırılarak gözün içine excimer lazer uygulanır ancak Lasek yönteminde kapakçığın kaldırılması alkolle yapılır ve cerrahi alet kullanılmaz. Bu yöntemin en önemli özelliği gözdeki epitel dokunun alkol yardımı ile kaldırılmasıdır. Gözdeki kırma kusurları tedavi edildikten sonra bu epitel doku yerine yayılır. Bu yöntemde de güvenilir sonuçlar alınabilir. Hastaların ameliyattan sonra 2-3 gün yanma, batma ve sulanma gibi şikayetleri olabilir. Bunun nedeni, çıkarılan epitel dokunun yerine kaynaşmasının biraz uzun sürmesidir. Diğer yöntemlere göre daha uzun bir iyileşme dönemi gerektirir. Hastalar genellikle 1 hafta ile 3 hafta arasında değişen aralıklarda net görmeye başlayabilir. Tam iyileşmenin olması, 4 hafta kadar sürebilir.

Göz derecesi küçük olduğu halde kornea kalınlığı Lasik için yeterli olmayan hastalar için uygulanan bir yöntemdir. 3 dereceye kadar miyop ve astigmat tedavilerinde kullanılır. Ameliyat sırasında gözler, diğerlerinde olduğu gibi damla ile uyuşturulur. Ameliyat sırasında hastalarda ağrı olmaz. Ameliyattan sonra korneanın kendini toparlaması ve gücünü korunması amacıyla 3-4 gün süre ile kontak lens kullanılması gerekir. Bu lensler, verilen sürenin sonunda, doktor kontrolünde çıkarılmalıdır.

Relex Lazer

Relex lazer, smile teknolojisinin en yeni haline verilen isimdir. Bıçak kullanılmadan gerçekleştirilen bu lazer yöntemi oldukça konforlu ve daha kısa sürede iyileşme özelliği gösterme özelliklerine sahiptir. Göz kuruluğu problemi olan ve ince kornea yapısına sahip olan hastalarda bile güvenle kullanılabilir. Çok yüksek ve çok düşük miyopla birlikte astigmat gibi görme kusurlarının tedavisinde kullanılır. Dünyanın seçkin kliniklerinde uygulanabilen bu yöntem görme bozukluklarını düzeltmek için kullanılan en yeni tedavi yöntemlerinden biridir. Bu yöntemde korneanın dış tabakası tamamen korunurken daha hızlı sonuç alınır. Hassas ve güvenilir bir yöntemdir.

Eski lazer yöntemlerinde, örneğin LASIK lazer tedavisinde kapakçık bir alet yardımıyla açılırken başka bir cihaz ile göz kusurları tedavi edilir. Ancak relex lazer yöntemi ile bütün bu işlemler tek bir cihazda ve çok daha kısa sürede uygulanabilir. Üstelik diğer yöntemlerde kullanılan 8 mm’lik kesiler yerine 2 mm’lik çok küçük kesi kullanılır. Bu nedenle iyileşme süresi daha kısadır. Bu yöntemde kornea kapakçığı açılmasına gerek kalmaz ve uygulama yaklaşık olarak 22 saniye sürer. Ameliyat sırasında açılan 2 mm’lik kesilerden kornea içinde oluşturulan ve kırma kusurunun düzeltileceği doku parçası çıkarılır. Ardından kırma kusurlarının düzeltilmesi için tedavi uygulanır ve kapakçık tekrar yerine kapatılarak ameliyat tamamlanır. Kapakçık oluşturma işlemi 22 saniye sürerken toplam ameliyat süresi 3-4 dakikadır.

PRK, LASİK ve Excimer lazer yöntemlerine göre daha ince kornea yapısına sahip olan gözlerdeki kırma kusurlarının düzeltilmesine imkân sağlamaktadır. Kornea yapısının yani sağlamlığının daha iyi korunmasını sağlayan bu yöntem, aynı zamanda doğal göz yapısına en yakın sonucun elde edilmesine imkân sunar. Bu yöntemin en önemli avantajları ise 10 dereceye kadar miyop hastalarının ve göz kuruluğu olan hastaların bile tedavi edilebilmesidir.

Relex lazer yöntemin diğerlerinden farkı, korneada kapakçık nedeniyle kesi olmaması ve bunun sonucunda gözün ovalanması ya da göze darbe alınması ile birlikte kapakçığın kayma ya da yer değiştirme gibi riskler taşımamasıdır. Ameliyattan sonra hastaların görme kalitesi 1-2 gün içinde düzelmektedir. Tam olarak iyileşme ise 1-2 hafta içinde gerçekleşir. Bu tedavi yöntemi uygulanırken hastalar, tedavi sırasında ve sonrasında konforlu olurlar. Sessiz ve kokusuz bir tedavidir ve damlalı anestezi ile uygulanır. Hastalar, ameliyat sırasında hiçbir ağrı hissetmez.

Relex lazer ameliyatından sonra hastalarda, ilk birkaç saat boyunca hafif batma ve sulanma yaşanması normal kabul edilir. Tedavi sonrasında hastalara kortizonlu ve antibiyotikli damlalar ile gözyaşı damlaları verilebilir. Bu damlaların doktorun reçete ettiği şekilde ve düzenli olarak kullanılması gerekir. Hastaların, ameliyattan sonraki ilk 24 saat gözlerini ovalamaması ve banyo yapmaması gerekir. Oluşabilecek enfeksiyon ihtimaline karşı hastaların ameliyattan sonra 20 gün boyunca havuza ya da denize girmesi yasaklanır. Ameliyattan sonraki doktor kontrolleri aksatılmamalıdır.

No Touch Lazer

Göze dokunulmadan ve temas edilmeden yapılan tedavi şekline verilen isimdir. TransPRK adı da verilen bu yöntemde hastanın uzaktaki ışık kaynağına bakması ile tedavi sağlanır. Diğer lazer yöntemlerinde göze temas edildiği için hastalar tedirgin olabilmektedir. Bu yöntem sayesinde, hastaların yaşadığı tedirginlik ortadan kalkar.

Klasik lazer yöntemlerinde gözdeki kornea dokusu özel bir bıçak ya da lazer yardımıyla kesilir ve çıkarılır. Lasek yönteminde ise gözdeki kornea dokusu alkol yardımıyla çıkarılır. No touch lazer tedavisinde bu işlemlerin yapılmasına gerek bulunmaz. Tek adımda yapılan tedavide hastaların uzaktaki ışık kaynağına 30-50 saniye bakmaları yeterli olacaktır. Bu yöntem sayesinde, femtosaniye ve LASIK tedavilerinden sonra görülen ve ektazi adı verilen ileri derecede kornea incelmesi ya da ameliyata bağlı olarak gelişen yüksek astigmat gelişmesi riskleri sıfıra iner. Yine LASIK ve femtosaniye yöntemleri uygulanırken kullanılan vakum yöntemi nedeniyle gelişebilecek retina yırtılması riski de ortadan kaldırılmış olur. Lazer ameliyatlarından sonra yaşanan göz kuruluğu riski de en aza iner.

Bu tedavi yöntemi göz yapısı uygun olan miyop ve hipermetroplu hastalar için uygulanabilir. Aynı zamanda kornea yapısı ince olan ya da normalden daha dik yapıda olan hastalar için de uygun bir tedavi yöntemidir. Hastalara bu tedavinin uygulanabilmesi için son bir yılda gözlük numarasının değişmemiş olması ve 18 yaşının doldurulmuş olması gerekir. Bu tedavi uygulanmadan önce hastaların gözlerine topografik ölçümler yapılır. Korneanın ön ve arka yüzünün değerlendirmesi yapılarak hastalara uygun olup olmadığı belirlenir. Bu tedavi yöntemi korneası çok ince olduğu için kesi yapılamayan, lazerle tedavi yapılamayan ve kornea yüzeyi düzensiz olduğu için lazer tedavisinin riskli olduğu söylenen pek çok hasta için çözüm üretmektedir. Yüksek göz numarası gelişen, daha önce kornea nakli yapılan, daha önce katarakt ameliyatı getiren ya da göz içi lens takılmasına rağmen gözlük numarası sıfırlanmamış olan hastalarda da güvenle uygulanabilen bir yöntemdir.

No touch lazer yöntemi uygulanırken hastalara damlalı anestezi uygulanır. Bu sayede işlem sırasında ağrı hissedilmez. Gözlerde dokunma hissi de olmadığı için hastalar, bu tedavi sırasında oldukça konforlu hisseder. Excimer lazer kullanılarak yapılan bu tedavide hastaların karşıda bulunan yeşil lazer ışığına bakması istenir. Bu ışık kaynağı, gözün yapısına göre kendini ayarlar ve gözdeki kırma kusurlarını düzeltir. Tedaviden sonra hastaların gözlerinin kapatılması gerekmez. Aynı seans içinde her iki göze de tedavi yapılabilir. Ameliyattan sonra koruyucu olması açısından kontakt lens takılması istenir. Bu lensler 3 gün sonra çıkarılır. Tedaviden sonraki, ilk 36 saat yanma, batma, ışıktan rahatsız olma, bulanıklık ve televizyondaki küçük yazıları bulanık görme gibi durumlar yaşanabilir. 4 gün sonra hastalarda tam iyileşme gerçekleşir. 4 günün sonunda hastalar otomobil kullanma, bilgisayarda çalışma, havuza ya da denize girme, banyo yapma, ağır sporlar gibi faaliyetlerini gerçekleştirebilirler. Bu tedavi yöntemi ile 6-8 dereceye kadar miyop kusurları tedavi edilebilir.

Femtosaniye Lazer

Miyop, astigmat ve hipermetrop gibi görme kusurlarının tedavisi için kullanılan en yeni yöntemlerden biridir. Hem lazer hem de göz içi lens tedavilerinde güvenle kullanılabilen bu yöntemde hastanın gözüne yapılan bıçaklı kesi yerine, bilgisayar kontrollü olarak lazerle kesi yapılır. Bu yöntem, bilgisayar kontrolünde yapılır ve hastanın korneasında, ince bir kapakçık ve kesi açılmasının istenilen düzeyde olmasını sağlar. Femtosaniye lazer yöntemi kişiye özel kesi oluşturabildiği için ameliyatın başarı oranını artırmaktadır.

Bu yöntem sayesinde, bıçaklı kesi yapılan diğer yöntemlerde görülen planlanmayan cerrahi sonuçlarının olması, kapakçık yırtıklarının oluşması, ince korneası olan kişilerde oluşan yüksek risk, göz numarası yüksek olan kişilerde tedavi uygulanması, göz kuruluğu oluşması gibi ihtimaller sıfıra kadar inebilir. Bu yöntem ile ince kornea yapısı olan ve göz numarası yüksek olan hastalara tedavi uygulanabilir. Bu yöntemle tedaviden sonra göz kuruluğu görülme ihtimali çok azdır. Femtosaniye lazer yöntemi ile göz yapısı küçük olan ya da daha önce operasyon geçirmiş olan hastalar bile güvenle tedavi edilebilir.

18 yaşını doldurmuş olan ve son bir yıl içinde göz numarasında değişiklik olmayan hastalar için uygulanan bu yöntemle, 10 dereceye kadar miyop sorunu tedavi edilebilir. Günümüzde en yaygın kullanım alanı ise katarakt ameliyatlarıdır. Ameliyattan sonraki ilk 24 saat gözlerin ovalanmaması, ilk bir hafta koruyucu gözlük kullanılması tavsiye edilmektedir.

Miyop Ameliyatı Öncesi

Miyop ameliyatı yapılmadan önce hastaların göz yapıları detaylı olarak incelenir. Topografik göz haritası çıkarılarak kornea ve göz yapısının hangi tedavi için uygun olduğu anlaşılır. Birtakım testler ile hastaların göz yapıları detaylı olarak incelenir. Miyop derecesi ve son bir yıl değişkenliği incelenir. Muayene edildikten sonra, yapılan tetkikler de göz önünde bulundurularak, tedavi yöntemine karar verilir. Bu aşamada hastalara, tedavi yöntemlerinin riskleri hakkında detaylı bilgi de sunulmalıdır. Ameliyat öncesi muayene yapılırken en önemli detay, hastaların kontakt lens kullanımını bırakmalarıdır. Yumuşak lens kullananların bir hafta, sert lens kullananların ise 3 hafta öncesinden lens kullanımını bırakmaları gerekir.

Ameliyat Hazırlığı

Miyop ameliyatı yapılmadan önce hastaların tam olarak değerlendirilmesi ve detaylı muayene yapılması gerekir. 9 ile 11 adet arasında test yapıldıktan sonra hastaların ameliyata uygun olup olmadığına karar verilir. Hastalarda, ameliyatı yapmaya engel olabilecek diğer hastalıkların varlığı da kontrol edilmelidir.

Hastada Sistemik Hastalıkların Varlığı

Hastalarda bazı sistemik hastalıkların bulunması, lazer ya da göz içi lens ameliyatını olumsuz etkileyebilir. Diyabet hastalığı olanlarda lazer ameliyatı kornea yapısını daha kötü hale getirebilir. Hamilelik ya da emzirme döneminde olanlarda, vücutlarında görme keskinliğinin azalmasına neden olabilecek hormonlar bulunabilir. Bu nedenle hassas ameliyatların yapılması zorlaşır. HIV ya da romatizma gibi bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen hastalıklar, ameliyat sonrası iyileşme yeteneğini azaltabilir. Bütün bu nedenlerin ameliyat öncesinde değerlendirilmesi ve hastaların geçmiş hastalık öykülerinin mutlaka araştırılması gerekir. Bu hastalıkların olması durumunda, miyop ameliyatı yapılamaz.

Göz Yapısının Lazere Uygunluğu

Göz yapısının miyop ameliyatı için uygun olup olmadığının anlaşılması aşamasında birtakım testlerin yapılması gerekir. Detaylı göz muayenesi ile göz bozukluğunun tespiti, görme derecesi, göz tansiyonunun ölçümü ve biyomikroskopik incelemeler yapılır. Bunların ardında göz bebeklerine bir damla damlatılır ve göz bebekleri büyütülür. Bu büyütme işlemi ile damlalı olarak göz numaraları tekrar belirlenir. Ayrıntılı olarak göz dibi muayenesi yapılır. Bu muayenede retina damar yapısı ve göz sinirleri incelenir. Detaylı göz muayenesi ile birlikte topografı, epitel kalınlık haritası, pakimetri ve pulliometre gibi testler yapılır. Bu testler sonucunda kornea tabakasının şekli ve kalınlığı belirlenir.

Hastadaki Diğer Göz Hastalıkları

Miyop ameliyatı yapılmadan önce hastaların gözlerinde, başka hastalıkların olup olmadığı ayrıntılı olarak değerlendirilir. Keratokonus adı verilen hastalık, gözü ön tarafından bulunan ve saydam tabaka olan korneanın öne doğru bombeleşmesi ve incelmesi sonucunda gerçekleşir. Bu hastalık ilerleyicidir ve ameliyatın yapılmasına engeldir. Hastaların gözünde olan katarakt ve şiddetli göz kuruluğu da ameliyatın yapılmasını engelleyen hastalıklardır. Miyop ameliyatı yapılmadan önce hastalarda göz kayması yani şaşılık olup olmadığı da değerlendirilmektedir. Detaylı bir retina muayenesi yapılarak retinada yırtık ya da delik olup olmadığı araştırılır. Yırtık ya da delik olması durumunda hastaların ameliyattan önce retina doktoruna görünmesi gerekir.

Glokom, göz tansiyonu olarak da bilinen ve ileri yaşlarda görme kaybına neden olabilen, sinsi bir hastalıktır. Göz içi basıncın yükselmesi ile gözlerdeki sinirlerin harabiyeti olarak tanımlanabilir. Sıklıkla görülen ve erken tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına neden olan bu hastalığı taşıyan kişiler de miyop ameliyatı için uygun değildir. Miyop ameliyatı sırasında zaten harap olmuş sinirlerden dolayı görme kaybının artma riski bulunmaktadır.

Anesteziye Uygunluk

Miyop ameliyatı her ne kadar basit ve hızlı şekilde yapılsa da her hastaya damlalı anestezi verilmesi gerekir. Anestezi komplikasyonu yaşayan kişiler, damlalı anestezi verildiğinde de aynı komplikasyonları yaşayabilirler. Bu nedenle hastalara, ameliyattan önce anesteziye uygun olup olmadıklarını kontrol etmek için bir miktar anestezi verilir ve etkileri gözlemlenir. Hastada herhangi bir alerjik reaksiyon gelişmiyorsa, ameliyat anestezi ile yapılabilir.

Risklerin Belirlenmesi

Miyop ameliyatlarından sonra hastalarda bazı risklerin görülmesi ihtimali vardır. Hastaların göz yapısı incelendikten ve ameliyat yapılacak yönteme karar verildikten sonra bu riskler hakkında hastalara bilgi verilmelidir. Her miyop ameliyatının farklı riski bulunur. Genel olarak görülen riskler ise gözde numara kalması, göze kan oturması, diffüz lameller keratit görülmesi, göz kuruluğu oluşması, ektazi ve korneada puslanma oluşması şeklindedir.

Gözde numara kalması, miyop derecesine bağlı olarak değişebilen bir risktir. Bu risk hakkında doktorunuz tarafından detaylı bilgi verilecektir. Göze kan oturması, ameliyat sırasında uygulanan vakum yöntemine bağlı olarak gelişir ve yaklaşık bir ay içinde kendiliğinden geçer. Herhangi bir müdahaleye gerek yoktur ve göz ağrısı yapmaz. Diffüz lameller keratit ise kornea ve kapakçık arasında kalan yüzeyde enfeksiyona bağlı olarak gelişen, alerjik bir reaksiyondur. Bu sorunun giderilmesi için tedavide kullanılan göz damlalarının sıklığı artırılabilir ya da gözün serumla yıkanması sağlanabilir. Göz kuruluğu ise her miyop ameliyatından sonra görülme ihtimali olan bir risktir. Ameliyattan sonra verilen gözyaşı damlaları ile giderilmesi sağlanır. Keratokonus ise gözdeki kornea tabakasının öne doğru bombeleşmesi, sivrileşmesi ve incelmesi sonucunda meydana gelen ve ilerleyen bir hastalıktır. Bu hastalığın lazerle yapılan ameliyatlardan sonra görülmesine kornea ektazi adı verilir. Bu durum, kornea kalınlığı ve topografisi uygun olmayan gözlere, lazer uygulanmasının sonucunda gelişir. Ancak yeteri kalınlıkta olan korneaya lazer uygulanmasının sonucunda, nadir de olsa görülebilen bir risktir.

Korneada puslanma oluşması riski, PRK tedavisinden sonra görülebilir. Bu durumun giderilmesi için kortizonlu damlaların kullanılması gerekir. Fakik göz içi lens ameliyatından sonra korneada ödem oluşması, glokom, katarakt, göz enfeksiyonu, kanama ve yırtık görülme ihtimalleri mevcuttur. Korneada ödem oluşması, ameliyat sırasında korneanın en iç tabakasında hasar oluşması nedeniyle meydana gelir ve göz damlaları ile giderilebilir. Glokom, göz içi basıncın yükselmesi anlamına gelir ve genellikle göz içine yapılan ameliyatlardan sonra görülen bir durumdur. Göz ağrısına neden olan glokom, doktorun vereceği damlalar ile tedavi edilebilir. Katarakt ise ameliyat sırasında doğal mercek yapısına bir temas olması durumunda gerçekleşebilir. Nadir de olsa ameliyat ile tedavi edilir. Göz içi ameliyatlarından sonra görülebilen ciddi komplikasyonlardan biri de göz içi enfeksiyondur. Erken müdahale edilmesi gerekir. Bu tür ameliyatlardan sonra iris tabakasında kanama görülebilir ve genellikle kontrol altına alınabilir. Retinada yırtık oluşması riski ise göz içi ameliyatlarından sonra nadir olarak görülen bir durumdur ve retina doktoru tarafından müdahale edilmesi gerekir.

Trifokal göz içi lens ameliyatlarından sonra, fakik göz içi lens ameliyatlarında görülen risklerin yanında göz içi kanaması ve sarı noktada ödem oluşması riskleri de bulunmaktadır.

Tetkikler

Miyop ameliyatları, göze müdahale edildiği için oldukça hassas olan ve doğru yöntemin uygulanması gereken ameliyatlardır. Miyop için birden fazla yöntem bulunması hem teknolojinin ilerlemesine hem de insanların göz yapısının değişmesine bağlıdır. Bu nedenle miyop ameliyatı yapılmadan önce hastaların göz ve kornea yapıları ayrıntılı olarak incelenmelidir. Bunun için yapılan birtakım testler mevcuttur.

Göz Yapısının Kontrolü

Göz yapısının kontrolü, detaylı göz muayenesi ile yapılır. Bu muayene sırasında kornea tabakasının şekli ve kalınlığının değerlendirilmesi gerekir. Bunun için ilk etapta topografi yapılır. Topografi sayesinde gözün kornea tabakasının ayrıntılı topografisi çekilir. Pakimetri testi ile kornea kalınlığının ölçümü yapılır. Kornea kalınlığının ölçülmesi, miyop tedavisi için uygulanacak cerrahi yöntemin belirlenmesinde en önemli etkendir. Bu iki testin ardından pupillometri adı verilen test yapılır. Bu test ile göz bebeğinin çapı ölçülür. Işığın şiddetine göre büyüyüp küçülebilen göz bebeği, bazı kişilerde yapısal olarak büyüktür. Bu kişilerde yapılacak miyop tedavisinin gözbebeğinin büyüklüğüne göre belirlenmesi sonucunda ameliyat sonrası ışık parlaması, gece görüş problemleri ve görüntüde dağılma olması gibi problemlerin önüne geçilebilir.

Miyop Derecesinin Belirlenmesi

Yukarıda anlatılan üç aşamalı tetkikler yapıldıktan sonra, bu veriler kullanılarak göz muayenesi yapılır. Muayene sırasında görme keskinliği, miyop numarası ve bağlayıcı ölçümler yapılır. Biyomikroskopik muayene yapılır. Bu aşamada hastadaki sistemik hastalıkların varlığı sorgulanır. Yaş etkeni, guatr, şeker ve yüksek tansiyon gibi sistemik hastalıkların olması durumunda miyop için ileri tetkikler yapılabilir.

Göz numarasının belirlenmesinin son aşamasında damlalı göz muayenesi yapılır. Göz bebeklerini genişleten bir damla damlatıldıktan sonra 30 dakika beklenir. Ardından göz numaraları tekrar belirlenir ve göz bebeğinden ayrıntılı olarak göz dibi muayenesi yapılır. Göz dibi muayenesinde retinanın damar ve sinir yapısı incelenir. Bu muayene sırasında retinada yırtık, delinme ya da incelme gibi sorunlar varsa, argon lazer ile korunmaya alınır. Argon lazer, miyop tedavisinin 3 hafta ileri alınmasına neden olur ancak tedavi için engel değildir. Miyop tedavisinin daha güvenli yapılmasını sağlar.

Göz Tansiyonunun Ölçülmesi

Miyop ameliyatı yapılmadan önce son olarak göz tansiyonu ölçülür. Bu ölçüm, tonometre adı verilen cihazlar ile yapılır. Bu cihazların göze temas eden ve etmeyen türleri mevcuttur. Göze temas eden cihazlardan daha verimli sonuçlar alınabilir. Göze temas eden cihaz yardımıyla göz tansiyonu ölçülmeden önce, göze uyuşturucu bir damla damlatılır. Gerek görülen durumlarda gözler, sarı bir boya ile boyanabilir. Göze temas etmeyen cihazla göz tansiyonu ölçülürken de göze hava püskürtülür. Göz tansiyonu normal olan hastalar için ameliyat yapılmasına karar verilir.

Yapılan tüm göz kontrolleri ve tetkikler 2-3 saat arasında sürer. Elde edilen tüm veriler cerrahlar tarafından değerlendirilir ve hastaya en uygun tedavi yöntemine karar verilir. Ameliyatın yapılacağı gün, en erken bir gün sonraya verilir çünkü damlalı muayene sonrasında göz bebekleri büyür ve normal haline dönmesi için bir süre beklenmesi gerekir.

Ameliyat Günü

Miyop ameliyatının yapılacağı gün, ameliyat sırasında damlalı anestezi kullanılacağı için hastaların yemek yemesinde sakınca yoktur ancak ameliyat öncesine hafif öğünlerin tercih edilmesi gerekir. Hastaların ameliyat öncesinde kan sulandırıcı ilaçlar içmemesi, parfüm kullanmaması ve makyaj yapmaması gerekir.

Tedavi Yönteminin Belirlenmesi

Yapılan kontroller ve tetkikler sonucunda, hastaların tüm verileri göz önüne alınarak miyop için uygulanacak ameliyat yöntemine karar verilir. Bu aşamada hastanın konforu da ön planda tutulmalıdır. Hastanın istekleri de değerlendirildikten sonra yapılacak ameliyat yöntemi, ortak olarak belirlenir ve ameliyat gününe karar verilir. Hastanın ameliyat için herhangi bir engeli yoksa, tetkiklerden bir gün sonra ameliyat gerçekleştirilebilir.

Hastanın Bilgilendirilmesi

Miyop tedavisi için belirlenen ameliyat yöntemleri, hastalara ayrıntılı olarak anlatılmalıdır. Ameliyat öncesi ve sonrası yaşanacaklar hakkında hastaya detaylı bilgi verilir. Hangi ameliyat türünün, ne tür riskleri olduğu hakkında uyarılarda bulunulur. Doktor ile hasta arasında yapılan bu detaylı görüşmenin ardından miyop ameliyatı için tek bir yöntemde karar verilir.

Hastaya Diğer Görme Sorunları için Ek Tedavi Seçenekleri Sunulması

Hastalarda katarakt ya da astigmat gibi diğer görme sorunları varsa, miyop ameliyatı ile birlikte ya da sonrasında yapılması gereken diğer tedavi seçenekleri hakkında, hastalara detaylı bilgi verilir. Miyop için uygulanan ameliyatlar, yapılacak olan diğer göz ameliyatları için engel değildir. Hastalarda, diğer görme sorunları varsa, miyop ameliyatından daha başarılı sonuçlar alınması için bu sorunların giderilmesi gerekecektir. Bu nedenle ek tedavi yapılması önerilebilir.

Lens Kullanımının 1-3 Hafta Önce Bırakılması

Lens kullanımı göz muayenesi zorlaştıracağından, hastaların muayene olmadan en az bir hafta önce lens kullanımını bırakması gerekir. Miyop olan hastalarda kontakt lens kullanımının, yumuşak lenslerde bir hafta önce, sert lenslerde ise 3 hafta önce bırakılması gerekir. Muayeneden önce bırakılan lensler, ameliyat süreci tamamlanana kadar tekrar kullanılmamalıdır.

Hastane Çıkışı için Refakatçi Bulma

Miyop ameliyatından sonra hastalar, aynı gün içinde evlerine gönderilir. Ancak ameliyat için hangi tedavi yöntemi uygulanırsa uygulansın, ilk 24 saat gözlerde yanma, batma, sulanma ve bulanıklık oluşabilir. Hastaların, ameliyat sonrasında araba kullanmaması gerekeceğinden yanlarında bir refakatçi bulundurması gerekir. Miyop ameliyatlarından sonra gözler kapatılmaz ancak gözlerde oluşan bu komplikasyonlar nedeniyle ilk gün görme sorunları yaşanır. Hastaların güvenliği için ameliyat günü hastaneye, bir refakatçi ile gelmeleri tavsiye edilmektedir.

Miyop Ameliyatı Sonrası

Miyop ameliyatından sonra iyileşme hemen gerçekleşmez. Hastaların ilk bir hafta boyunca uyması gereken kurallar vardır. Ameliyattan sonra doktor kontrollerine uyulması gerekir. Yapılan ameliyata göre hastalara kortizonlu, antibiyotikli göz damlaları ile gözyaşı damlaları verilir. Ameliyattan hemen sonra bu damlaların alınması ve doktorun reçete ettiği sıklıkta kullanılması gerekir. Ameliyattan sonraki iki gün koruyucu gözlük kullanılması gerekir.

Riskler, Yan Etkiler, Komplikasyonlar

Her ameliyattan sonra olduğu gibi miyop ameliyatlarından sonra da bazı risklerin ya da komplikasyonların görülmesi ihtimali vardır. Lazerle yapılan ameliyatlardan sonra yan etki görülmesi normal kabul edilir. Bu etkiler genellikle kısa sürelidir ancak nadir de olsa ciddi komplikasyonlar görülebilir. Bu durumlar, hastalara ameliyat öncesinde detaylı olarak anlatılır. Anlatılan komplikasyonların görülmesi halinde, vakit kaybedilmeden doktora bilgi verilmesi gerekir.

Enfeksiyon

Miyop tedavisi için yapılan göz içi ameliyatlarından sonra ya da lazer ameliyatları sonrasında enfeksiyon görülme ihtimali her zaman vardır ancak bu durum nadir olarak görülür. Enfeksiyon görülmesi ciddi sonuçlar doğurabileceğinden önemli bir durumdur ve hemen müdahale edilmesi gerekir. Ameliyat sonrası gözlerde şiddetli ağrı, akıntı ve aşırı sulanma görülüyorsa, hemen doktora bilgi verilmelidir.

Keratektazi

Keratektazi, lazer ameliyatlarından sonra görülen keratokonus hastalığına verilen isimdir. Bu hastalık kornea yapısının ameliyattan sonra bombeleşmesi, öne doğru belirginleşmesi ve incelmesi olarak adlandırılır. Bu durum, kornea yapısı ve kalınlığı lazer ameliyatına uygun olmayan hastalarda gelişir ancak nadir de olsa miyop ameliyatı için kornea kalınlığı yeterli olan hastalarda da görülebilir. Bu sorunun tedavi edilmesi için ikinci bir müdahale gerekebilir.

Katarakt Gelişimi

Miyop ameliyatlarından sonra görülen katarakt sorunu, ameliyat sırasında doğal merceğe temas edilmesi nedeniyle gerçekleşir. Bu durum fakik göz içi lens ya da trifokal göz içi lens ameliyatlarından sonra gelişebilir. Kataraktın tedavi edilmesi için ikinci bir ameliyat gerekebilir. Oldukça nadir görülen bir komplikasyondur.

Görme Netliğinde Bozulma

Miyop ameliyatlarından sonra görme netliğinde bozulmalar da yaşanabilir. Bazı ameliyatlardan sonra gece görüş sorunları meydana gelebilir ve ışıklar dağılabilir. Aynı zamanda, ameliyat sonrası gelişen keratektazi nedeniyle de görme netliğinde sorunlar yaşanabilir. Görmenin bulanıklaşması ve netliğin azalması, ameliyattan sonra güneş gözlüğü kullanılmaması ya da koruyucu gözlüklerin erken çıkarılması sonucunda da gelişebilir. PRK ameliyatına bağlı olarak kornea yapısında görülen puslanmada da görme kalitesinin ve netliğinin azalmasına yol açabilir. Görme sorunlarının giderilmesi için verilen göz damlalarının sıklığı artırılabilir ya da ikinci bir tedavi yapılması gerekebilir.

Baş Ağrısı

Miyop ameliyatı sonrası, genellikle baş ağrısı görülmez. Glokom yani göz tansiyonu oluşması halinde baş ağrısı görülebilir. Bu durumu yaşayan hastaların, kan sulandırıcı olmayan ağrı kesiciler kullanması tavsiye edilir.

Kısa Süreli Bulanık Görme

Miyop ameliyatlarından sonra, genellikle ilk 24 saat bulanık görme gerçekleşir. Gözlerin net görmeye başlaması ise 2 ile 4 gün sürecektir. Tam olarak iyileşme gerçekleştikten sonra hastalar daha net görmeye başlayacaktır. Bu iyileşme süreci, yapılan ameliyatın türüne göre 1 ile 4 hafta sürebilir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Miyop ameliyatları oldukça hassas olan ve gözlerin, belirli bir süre koruma altına alınması gereken ameliyatlardır. Ameliyattan sonra herhangi bir komplikasyon gelişmemesi ve gözlerdeki iyileşmenin tam olarak sağlanabilmesi için doktorun vermiş olduğu talimatlara tam olarak uyulması gerekir.

1 Hafta Boyunca Denize/Havuza Girmeme

Miyop ameliyatlarından sonra gözlerin enfeksiyon almaması ve ciddi komplikasyonların gelişmemesi için hastaların, ilk bir hafta boyunca denize ya da havuza girmesi yasaktır. Bir hafta sonra, doktorun da izin vermesi ile birlikte havuz ya da denize rahatlıkla girilebilir. Yine enfeksiyon oluşmasını önlemek amacıyla hastaların ilk bir hafta boyunca makyaj yapmamaları gerekir.

Antibiyotik Kullanımı

Ameliyattan hemen sonra gözlere antibiyotikli damla damlatılır ve hastalar evlerine gönderilir. Doktorlar tarafından hastalara, en az bir hafta süreyle kullanmaları için antibiyotikli göz damlaları verilir. Bu damlaların, reçete edilen sıklıkta kullanılmasına özen gösterilmelidir. Gözlerde herhangi bir komplikasyon görülmesi durumunda, doktorunuz tarafından antibiyotikli damlaların kullanım sıklığı değiştirilebilir.

Göz Damlası Kullanımı

Miyop ameliyatlarından sonra görülebilecek göz kuruluğu ihtimaline karşı hastaların, 3-6 ay süreyle gözyaşı damlası kullanması gerekir. Bu damlaların kullanım sıklığı ve dozu, doktorunuz tarafından reçete edilecektir. Ayrıca bazı ameliyatlardan sonra kortizonlu damlaların kullanılması da gerekebilir. Bu damlalar, doktorun tavsiye ettiğinden fazla ya da az kullanılmamalıdır. İyileşme sürecinin hızlanması ve ameliyatın başarılı sonuçlanması için doktorun vermiş olduğu damlaların mutlaka, reçete edilen şekilde kullanılması gerekir.

Gözün Ovuşturulmaması

Miyop ameliyatları retinadan kapakçık kaldırılarak gerçekleştiyse ya da göz içi lens uygulaması ile yapıldıysa, hastaların özellikle ilk 24 saat gözlerini ovuşturmaması gerekir. Çünkü göz içine yerleştirilen lens ya da kapakçık, ovuşturma sırasında kırışabilir ya da yerinden oynayabilir. Bu durumda ikinci bir müdahale yapılması gerekir. Bu sorunların yaşanmaması için hastaların bir hafta süre ile gözlerini ovuşturmaması istenir.

Gözü Travmalara Karşı Koruma

Miyop ameliyatı sonrası göze alınacak olan darbeler de kapakçıkların kaymasına, delinmesine, yırtılmasına ya da kırışmasına neden olabilir. Bu nedenle, özellikle ilk 24 saat koruyucu gözlük kullanılması gerekir. Aynı zamanda göze darbe alınabilecek olan sporların, en az bir hafta süreyle yapılmaması istenir. Ameliyattan sonraki ilk 24 saat boyunca gözle temas etmekten kaçınılmalıdır, gözler kaşınmamalı ve ellenmemelidir. Aynı zamanda gözlerin yıkanmaması ve banyo yapılmaması da gerekir. Yapılan ameliyatın türüne göre banyo yapma süresi 1 ya da 4 gün arasında değişmektedir.

Düzenli Doktor Kontrolü

Yapılan miyop ameliyatlarının ne derece başarılı olduğu, kontroller ile belirlenebilir. Aynı zamanda gözlerde oluşabilecek riskler de bu kontroller sırasında engellenebilir. Kontrollerin aksatılmaması, gözün iyileşme sürecini hızlandıracaktır. Miyop ameliyatından sonra ilk kontrol ertesi gün yapılır. Bundan sonraki kontroller ise 3 ay, 6 ay ve bir yıl olarak değişecektir. Kontrol zamanları, doktorun tavsiyesine ve gözün durumuna bağlı olarak, doktorunuz tarafından değiştirilebilir.

Gözü Yormamaya Çalışma

Ameliyattan sonra tam iyileşmenin sağlanması ve yan etkilerin azalması için gözün yorulmaması gerekir. Özellikle ilk 24 saat içinde araba kullanılmamalı ve işe gidilmemelidir. Kitap okuma, televizyon izleme, cep telefonu ya da bilgisayar kullanma gibi aktiviteler, ilk gün için kısıtlanmalıdır. Ameliyattan yaklaşık olarak 3 gün sonra hastalar normal hayatlarına dönebilir ve günlük işlerini kolaylıkla yapabilir. Hatta bilgisayar başına geçebilir ve spor yapmaya başlayabilir.

Güneş Gözlüğü Kullanma

Miyop ameliyatından sonra gözlerin güneşle temas etmesi baş ağrısı, sulanma, batma, kızarıklık, kaşınma gibi şikâyetlerin artmasına neden olabilir. Gözlerde herhangi bir yan etki ya da komplikasyon ile karşılaşmamak için ameliyattan sonraki ilk bir hafta boyunca hastaların, güneş gözlüklerini çıkarmamaları tavsiye edilmektedir.

Miyop Ameliyatı SSS

Miyop ameliyatı kişiye özel uygulanabilen, birden fazla yöntemi olan ancak her hasta için uygun olmayan ameliyatlardır. Her ne kadar kısa süren ve fazla risk olmayan ameliyatlar olsa da hastaların ameliyata alınmadan önce detaylı olarak muayene yapılması gerekir. Her hasta, her ameliyat için uygun değildir. Bu nedenle siz araştırıp kendinize uygun bir ameliyat yöntemi belirlemiş olsanız bile, hastanede yapılan tetkikler sonucunda belirlediğiniz ameliyatı olup olamayacağınıza karar verilir. Miyop ameliyatının detayları ve sonrası hakkında ne kadar fazla bilgiye sahip olursanız, kendinizi bu ameliyata o kadar hazır hissedersiniz. Ayrıca bilgi sahibi olmanız, iyileşme sürecinin hızlanmasına da katkı sağlayacaktır.

Miyop ameliyatı fiyatları ne kadar?

Miyop ameliyatı fiyatları ameliyatın yapılacağı hastaneye, ameliyatın uygulanacağı türüne, doktorun uzmanlığına ve yapılacak olan tetkiklerine göre değişiklik gösterir. Fiyatlara aynı zamanda, gözler için ek tedavi yapılıp yapılmama durumu da etki eder. Miyop ameliyatı yaptırmadan önce hastanelerin fiyat araştırmasını yapabilirsiniz ancak fiyatlar hakkında genel bilgi verilecektir. Tam fiyatını, detaylı muayeneden ve ameliyat yöntemi belirlendikten sonra öğrenebilirsiniz.

Miyop ameliyatı acılı ve ağrılı bir işlem mi?

Miyop ameliyatlarında kullanılan tüm yöntemlerde damlalı anestezi uygulanır. Hastalar aynı gün içinde evlerine gönderileceği için genel anestezi uygulanmaz ve hastaların ameliyat sırasında uyanık kalması istenir. Damlalı anestezi uygulandığı için ameliyat sırasında hastaların ağrı ya da acı hissetmesi mümkün değildir. Hastalar, yalnızca dokunma ve baskı hisseder. Ameliyattan sonraki ilk 24 saat, az da olsa ağrı hissedilebilir. Bu durumda, doktorun vermiş olduğu damlalar kullanılmalıdır.

Miyop ameliyatında anestezi uygulanır mı?

Miyop ameliyatlarında genel ya da lokal anestezi kullanılmaz. Yalnızca damlalı anestezi ile göz bölgesi uyuşturulur ve ağrı hissedilmez. Yalnızca göz içi lens ameliyatlarında, genel anestezi uygulanabilir.

Miyop ameliyatlarında başarı oranı nedir?

Miyop ameliyatlarındaki başarı oranı %100’e yakındır. Başarı oranını, doktorun uzmanlığı ve miyop için doğru ameliyat yönteminin tercih edilmesi gibi unsurlar etkiler. 0,5 dereceye kadar miyop numarasının inmesi, başarı olarak kabul edilir.

Miyop ameliyatı için cerrah ve klinik tercihi nasıl yapılmalıdır?

Miyop ameliyatı yapılmadan önce hastane seçimi yapılırken, kurumun teknolojik ve hijyenik alt yapısı araştırılmalıdır. Hekimin deneyimi ve miyop ameliyatı konusundaki uzmanlığı araştırılmalıdır. Miyop ameliyatının uygulanabilmesi ve tüm tetkiklerin yapılabilmesi için gerekli donanımların ve teknolojinin, hastanede bulunmasına önem verilmelidir. Ameliyat sırasında kullanılan enjektörlerden önlüklere, özel ilaçlardan tüm tıbbi malzemelere kadar tek kullanımlık olmasına ve kişiye özel olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca, ameliyatın yapılacağı hastanenin, gözün tüm branşlarında hizmet veriyor olmasına da önem verilmelidir.

Miyop ameliyatını SSK karşılar mı?

Miyop ameliyatı, devlet hastanelerinde devlet tarafından karşılanmaktadır. Ancak miyop için kullanılan her ameliyat yöntemi, devlet hastanelerinde mevcut değildir. Donanım olarak yeterli olan devlet hastanelerinde, miyop ameliyatı karşılanmaktadır. SGK ile anlaşmalı olan özel hastanelerde de miyop ameliyatının bir kısmı karşılanabilir. Ameliyat yapılmadan önce hastanelere danışarak, SGK’nın miyop ameliyatını karşılayıp karşılamadığını sormanız gerekir.

Miyop ameliyatından sonra ilaç tedavisi uygulanır mı?

Miyop ameliyatlarından sonra bir hafta boyunca kortizon ve antibiyotik içeren damlaların kullanılması gerekir. Ayrıca gözyaşı damlaları da 3 ya da 6 ay süreyle kullanılmalıdır. İlaçların kullanım sıklığı, doktorunuz tarafından belirlenecektir. Ameliyatın yapıldığı gün bu damlaların birer saat arayla damlatılması istenir. Ertesi günden itibaren kullanım sıklığı düşecektir. Bunların dışında herhangi bir ilaç kullanımına gerek duyulmaz. Hastada baş ve göz ağrısı olması durumunda, doktorunuz tarafından tavsiye edilen ve kan sulandırmayan ağrı kesiciler kullanılabilir.

Miyop ameliyatı sonrası şikayetleri nelerdir?

Miyop ameliyatı sonrası göz kuruluğu problemi, sık görülen şikayetler arasında yer alır. Bununla birlikte ameliyatın ilk günü yanma, batma, sulanma, ağrı ve bulanık görme gibi şikayetler olabilir. Her cerrahi tedavi gibi miyop ameliyatlarının da bazı riskleri ve yan etkileri mevcuttur. Ancak gelişen teknoloji sayesinde miyop ameliyatlarında büyük ilerleme kaydedilmiş ve ameliyattan sonra görülen şikayetlerin en aza indirgenmesi sağlanmıştır. Ameliyatı yapan doktorun tecrübesi ve uzmanlığı da ameliyat sonrası görülen yan etkilerde önemli bir faktördür. Uzman olan bir doktor tarafından yapılan miyop ameliyatlarından sonra problem görülme ihtimali yok denecek kadar azdır.

Bebekler miyop ameliyatı olabilir mi?

Bebeklerin miyop ameliyatı olması mümkün değildir. Çünkü miyop için yapılan ameliyatlarda en az 18 yaşını tamamlamış olmak gerekir. Miyop, bebeklerde kalıtsal olarak görülebileceği gibi ilerleyen zamanlarda yani çocukluk döneminde de ortaya çıkabilir. 1 yaşına gelen çocukların mutlaka göz kontrolü yaptırılmalıdır. Ailede miyop olan bebeklerin de miyop sorununu yaşaması ihtimali yükselir. Bebeklerde görülen miyop sorunu, gözlükle tedavi edilmelidir. 18 yaşına gelindiğinde ise ameliyat yöntemleri değerlendirilebilir.

Doğuştan miyop olunur mu?

Anne ya da babada miyop olması ve gözlük kullanılması durumunda, doğuştan miyop sorunu görülebilir. Bu tür göz kusurları genellikle doğuştan gelen, kalıtsal sorunlardır. Doğuştan miyop olan bir çocukta miyop sorununun ilerlemesi, çocukluk çağında da görülebilir. Ailede miyop sorunu varsa bebeklerin, bu sorun nedeniyle sıkıntı yaşamaması için mutlaka 1 yaşından itibaren, yılda bir kez olmak üzere doktor kontrolüne götürülmesi gerekir.

Miyop ameliyatından sonra göz kuruluğu olur mu?

Lazerle yapılan miyop ameliyatlarından sonra, belirli bir süre göz kuruluğu yaşanabilir. Bu sorun, gözyaşı damlaları ile kontrol altına alınır. Ameliyatın ardından, doktorun reçete ettiği şekilde gözyaşı damlalarının kullanılması gerekir. Genellikle 3-6 ay arasında kullanılan damlalardan sonra göz kuruluğu ortadan kalkar ve damlaya olan ihtiyaç azalmaya başlar.

Ameliyattan sonra görme kaybı olur mu?

Miyop ameliyatlarından sonra görme kaybı yaşanmaz. Gece görüş netliği azalabilir ya da bulanık görme gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu sorunlar geçicidir ve tedavi edilmesi kolay olan sorunlardır. Ameliyatın ardından kısmen de olsa görme kaybı yaşıyorsanız, vakit kaybetmeden doktorunuza bilgi vermeniz gerekir.

Miyop ameliyatı kaç saat sürer?

Lazerle yapılan miyop ameliyatları her iki göz için de ortalama olarak 10 dakika ile 20 dakika arasında sürmektedir. Ameliyat sırasında göze ek tedavi uygulanacaksa, ameliyat süresi uzayabilir. Miyop ameliyatı göz içi lens şeklinde yapılacaksa, ameliyat süresi her iki göz için toplam 30 dakika sürebilir.

Ameliyattan sonra hastanede kalmam gerekir mi?

Miyop ameliyatları damlalı anestezi ile yapıldığı için hastanede kalınmasına gerek yoktur. Ameliyattan sonra hastalar bir süre için gözlemlendikten sonra, aynı gün içinde evlerine taburcu edilir. Koruyucu gözlük kullanan ve ameliyattan sonra bulanıklık, yanma, batma gibi şikayetleri olabilecek hastaların yanlarında refakatçi getirmeleri gerekir. Hastaların, ameliyatın yapıldığı gün ve ertesi gün dinlenmeleri tavsiye edilmektedir.

İlgili Bölümİlgili Hastalıklar
Miyop (Uzağı Görememe)Yakını Görememe (Hipermetrop)
İlgili Tedaviler
Miyom TedavisiMiyop Tedavisi