Uyku Apnesi Ameliyatı

Uyku Apnesi Ameliyatı
Uyku Apnesi Ameliyatı

Gün içerisinde yürüttüğümüz (farkında olalım ya da olmayalım) vücudumuzu yorar. Bu yorgunluğu atabilmek için de hayatımızın büyük bir kısmını kaplayan uykuya başvurmamız gerekir. Uyku sırasında vücut kendini fiziki açıdan toplar. Ayrıca zihinsel açıdan da dinlenme gerçekleştirilir. Gün içerisinde öğrenilen bilgiler bellekler arasında transfer edilerek kalıcı hale getirilir. Kısacası uyku da en az uyunmayan vakitler kadar önemlidir.

Ortalama bir insanın gece vakitlerini (sebebi hormon hareketleridir) kapsayacak şekilde yedi ile sekiz saat uyuması gerekmektedir. Bu yedi ya da sekiz saatlik uykunun kendi içerisinde de bölümleri bulunmaktadır. Uykunun bölümleri spesifik bazı işlevlerin gerçekleştirildiği zaman aralıkları olduğu için, her uyku evresine kaliteli şekilde geçilmesi uyku kalitesi açısından oldukça önemlidir. Uyku kalitesini belirleyen unsurlar da şunlardır:

  1. Gün içerisinde yapılan faaliyetler ve vücudun ne kadar enerji harcadığı,
  2. Yatılan saat ve stres düzeyi,
  3. Yatılan ortamın fiziki koşulları,
  4. Vücutta mevcut bulunan hastalıklar,
  5. Nefes alma kalitesi ve ortamdaki oksijen seviyesi.

Görüldüğü üzere uykunun kalitesini (insandan insana değişmekle birlikte) etkileyen faktörler genel olarak bunlardır. Bu faktörlerin hangi derecede olması gerektiği ve şekli de insandan insana göre değişmektedir.

Uyku Apnesi Ameliyatı Hakkında

Uykuya dair gün içerisindeki koşulların sağlanması ve fiziki ortamın alışkanlıklara uygun hale getirilmesinden sonra geriye tek koşul olarak solunum ve solunan havanın kalitesi kalır. Hava kalitesi de fiziki ortam şartlarına dahil olduğu için değerlendirme dışı bırakılarak uyku hastalıklarının ekseriyetini doğuran asıl koşul yani solunum kalitesi oldukça önemli bir yere sahiptir.

Solunumu sağlayan kaslar ve zihinsel bir süreç bulunmaktadır. Bu sürecin zihinsel kısmı düşünceden oldukça uzaktır ve kas hafızası öne çıkar. Solunum kalitesi uyku pozisyonu, solunum yolunun fiziki durumu ve akciğerlerin durumuna göre belirlenir. İnsanların horlaması ve buna bağlı olarak horlamanın spesifik bir noktasında nefesin kesilmesi uyku apnesi olarak adlandırılmaktadır. Solunumun ölüme sebebiyet vermeyecek şekilde yaklaşık on saniye boyunca kesilmesi ise uyku kalitesi ve uykuya bağlı diğer koşullar açısından oldukça sıkıntılı bir sürecin doğmasına sebep olmaktadır.

Uyku Apnesi Nedir

En bilinen uyku probleminin başında horlama gelir. Horlamayı bir sorun olarak adlandırmak mümkünken, horlamanın sebebi aynı zamanda uyku apnesini de ortaya çıkarabilir. Derin uyku sırasında horlamayla birlikte görülen anlık solunum durmalarına uyku apnesi denmektedir. Kişiden kişiye göre değişmekle birlikte uyku apnesi esnasında yaklaşık olarak yedi ile on saniye arasında solunum tamamen durabilir. Bazı vakalarda ise solunumun yüzeysel hale gelmesi de mümkündür. Yüzeysel hale gelmesinden kasıt, alınan nefes miktarı ile akciğerin şişme oranı arasındaki orantının kopmasıdır.

Horlamaya ve uyku apnesinin başlıca sebebi üst solunum yollarını uygun konumda tutan, kaliteli bir uykuya elverecek şekilde açık tutan kasların gevşemesidir. Bu gevşemeye ek olarak solunum yolu üzerindeki diğer bölgelerin de şekil değiştirmesiyle horlamaya ek olarak uyku apnesi gelişir. Yani solunum yolu kapandığından dolayı yaklaşık olarak on saniye boyunca nefessiz kalınır.

Solunum bilinçli bir hareketten ziyade kas hafızasına dayandığı ve yaşam için olmazsa olmaz olduğu için onuncu saniyeden sonra beyin ilgili bölgelerin şekline müdahale ederek (bunu kişiyi uyararak ya da kasları sıkarak yapar) solunum fonksiyonunun devamlılığı sağlar. Her ne kadar uyku apnesi ile tamamen nefessiz kalmak söz konusu olmasa da bu durum anında uyku bölündüğü ve uykunun evresi değiştiği için kalite bozulur.

Uyku apnesine bağlı problemlerden dolayı hayatın genel kalitesi düşer. Dikkat isteyen işlerin yapılması imkansız hale gelir. Ayrıca kişi sürekli olarak yorgunluk hissettiği için birçok sosyal faaliyetten de geri kalır. Günümüzdeki birçok koşul uyku apnesini besler nitelikte olduğundan dolayı her geçen gün daha fazla insan uyku apnesi problemi ile baş başa kalmaktadır. Uyku apnesi ortaya çıkış sebeplerine göre tıkayıcı uyku apnesi ve kompleks yani santral uyku apnesi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Tıkayıcı Uyku Apnesi

Tıkayıcı uyku apnesi, solunum yolu üzerindeki herhangi bir bölgenin solunum yolunu tıkamasıyla ortaya çıkan; tüm uyku apnesi vakalarının yaklaşık olarak yüzde doksanını oluşturan türdür. Bu tür apnelerde çok şiddetli horlamalar görülür. Ayrıca gelişimsel bir çizgi izler. Akut bir sorunun sonucu olarak ortaya çıktığı nadiren görülür. Tıkayıcı uyku apnesi boyun bölgesindeki yağ problemlerine ve genel kilo problemlerine bağlı olarak daha sık görülmektedir. Çocuklarda görülme oranı da oldukça fazladır.

Kompleks (Santral) Uyku Apnesi

Solunum beyindeki solunum merkezinden ilgili kaslara sinyal gönderilmesi ile yapılan oldukça hayati bir işlevdir. Bu işlevin yapılabilmesi için bilinçli bir süreç gerekmez. Doğumdan ölüme kadar aynı sıklıkta ve düzende olmasa da solunum devam eder. Sağlıklı insanlarda beyin ile solunum kasları arasındaki sinirlerde sorun olmadığı için herhangi bir iletim ya da iletişim sorunu ortaya çıkmaz. Günün her saatinde beynin ilgili merkezi ile kaslar arasında bağlantı vardır.

Kompleks ya da güncel sınıflandırmasıyla santral uyku apnesi hastalarında ise beynin ilgili merkezi ile kaslar arasında iletişim sorunu bulunmaktadır. Sinyal bazen iletilmemekte bazen de geç iletilmektedir. Sıkışmanın sonucu olarak da bazı durumlarda normalden daha fazla iletilmektedir. Yani uzun süreli bir gözlem yapıldığında solunum sinyallerinin frekansında bozukluk tespit edilmektedir. Santral uyku apnesi hastalarında solunum yolunu tıkayacak herhangi bir sorun yoktur. Aksine tüm yol oldukça kaliteli şekildedir ancak sinyallerden kaynaklanan sorunlardan ötürü solunum beş – on saniyeliğine tamamen durur.

Tüm uyku apnesi problemlerinin yaklaşık olarak yüzde onunu santral uyku apnesi oluşturur. Akut bir sorunun (felç vs.) sonucu olarak ortaya çıkma ihtimali çok yüksektir. Genetik olarak sinir sistemi hastalıklarına yatkın olanlarda da santral uyku apnesi hastalığı ortaya çıkabilir.

Kompleks uyku apnesi sorunu yaşayanlar:

  1. Uyku sırasında solunumun tamamen durması,
  2. Gün içinde ve genelde uykuda solunum frekansının bozulması,
  3. Hareket edildiğinde solunum probleminin ortadan kalkması,

Gibi problemler ile karşılaşırlar.

Uyku Apnesinin Nedenleri

Ağız ile akciğerler arasında alınan havanın izole bir şekilde seyahat etmesini sağlayan solunum yolu bulunur. Bu yol kaslar tarafından kontrol edilir ve aynı zamanda bademcikler gibi organlar tarafından da baskı altına alınır. Sağlıklı bir insanda solunum yolunun hiçbir koşulda kapanmıyor ya da daralmıyor olması gerekir. Ancak, birçok sebebe bağlı olarak bu yol daralabilir veya anlık olarak kapanabilir. Uyku apnesi problemi ile kalıcı kapanma söz konusu değildir.

Fazla Kilo ve Boyun Çevresindeki Yağlar

Vücut kitle indeksi yani metrekare cinsinden vücut alanı arttıkça uyku apnesinin gelişme riski de artmaktadır. İdeal vücut kitle indeksinin yüzde yirmi fazlasından başlamak üzere, yüzde yirminin de üzerinde yer alan her değer uyku apnesine yakalanma riskini yaklaşık olarak on kat artırmaktadır. Özellikle boyun bölgesinde birikerek solunum yollarını dışardan baskı altına alan yağlar uyku apnesinin gelişimi ve etkisi üzerinde etkili olmaktadır. Fazla kiloları ortaya çıkaran her türlü faktör de uyku apnesinin risk faktörleri arasında yer almaktadır.

Sinir Sistemi Sorunları

Santral uyku apnesi probleminin ortaya çıkmasında sinir sisteminde meydana gelen bozulmalar yer almaktadır. Uyku apnesi sendromuna sahip hastaların yaklaşık olarak yüzde beşini oluşturan bu grubun ortaya çıkmasında beyindeki kas merkezinden çıkan sinyallerin solunum yolunu açıp kapatan kaslara sağlıklı şekilde ulaşamaması yatmaktadır. Bu iletim problemini ortaya çıkarma ihtimali bulunan her türlü sinir hastalığı ve zedelenmesi de uyku apnesi nedenleri arasında yer almaktadır.

Cinsiyet

Esasen pek bir ilgi yokmuş gibi görünse de uyku apnesinin gelişim riskini artıran faktörlerin başında cinsiyet gelmektedir. Diğer faktörlerin de katkısıyla beraber uyku apnesi erkek hastalığı olarak bilinmektedir. Toplumdaki görülme sıklığı incelendiğinde her üç hastadan ikisinin erkek olduğu gözlemlenmektedir. Ayrıca yaş arttıkça uyku apnesine yakalanma ihtimali de artmaktadır. Vücut kitle indeksi idealin üzerinde olan otuz yaş üstü erkekler en riski grubu oluşturmaktadır.

Alkol ve Sigara Kullanımı

Alkolün kan damarları ve kaslar üzerinde çeşitli olumsuz etkileri bulunmaktadır. Alkol tüketildikten sonra kan damarları aşırı genişlediği için kanın iletiminde çeşitli problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu durum taşınan oksijen miktarını; taşınan oksijen miktarı da kas hareketlerini etkilemektedir. En genel bakış açısıyla değerlendirildiğinde sürekli alkol tüketenlerde horlama ve horlamayı takiben uyku apnesi gelişme riski oldukça fazladır.

Sigara tüketimi ise solunum yollarını tıkama ve kas hareketlerini engelleme noktasında oldukça etkilidir. Bir yıldan daha uzun süre düzenli olarak sigara tüketenlerde uyku apnesinin ortaya çıkma ihtimali çok yüksektir. Uykuda öksürük, horlama ve nefes kesilmesi beraber görülmektedir ki bu da uyku apnesinin ortaya çıkardığı problemlerin katlanarak artmasına sebep olmaktadır.

Sakinleştirici İlaç Kullanımı

Sakinleştirici yani antidepresan ilaçlar kullananların temel problemi sinir sistemlerindeki sorunlardır. Sakinleştiricilerin etki mekanizması sinirleri gevşetmek şeklinde olduğu için vücuttaki tüm kaslarla ve fonksiyonlarla beraber solunum yolunu kontrol eden kaslar da etkilenmektedir. Düzenli sakinleştirici kullananlarda kas hareketlerinin gecikmesine ya da tamamen durmasına bağlı olarak uyku apnesi görülme ihtimali vardır.

Burun Tıkanıklığı ve Tıkanıklığa Sebep Olan Diğer Durumlar

Uyku apnesi solunum yolunu en başından sonuna kadar ilgilendiren oldukça ciddi bir problemdir. Burun, geniz, ağız, dil, çene, diş, bademcikler, soluk borusu ve akciğerlerde meydana gelen herhangi bir problem uyku apnesi sorununu ortaya çıkarabilir. Başta burun tıkanıklığı ve sinüzit olmak üzere solunum yolunun genişliği üzerinde etki oluşturan hastalıklar (kalıcı veya geçici) beraberinde uyku apnesi sendromunu da getirebilmektedir.

Uyku Apnesi Belirtileri

Uyku apnesi oldukça zor fark edilen bir sendromdur. Sebebi de ortaya çıkardığı belirtilerin birçoğunun diğer hastalıklarla karıştırılıyor olmasıdır. Hastaların bir nevi kendilerini teşhis etmesi gerektiği için, gün içerisinde sürekli olarak yorgun olanların uyku apnesi belirtilerini anlamaları ve gerekli gözlemleri yapmaları gerekmektedir. Uyku apnesi oldukça farklı sebeplere bağlı olarak gelişebildiği için görülen belirtiler ve bu belirtilerin seviyeleri farklılaşabilmektedir. Genel olarak:

  1. Uzun nefesler sırasında küçük dil bölgesinde başlayan gürültülü ve kesintisiz horlama,
  2. Uykuya dalma ve uykuyla uyanıklık arasındaki süreçte rahatsız hissetme,
  3. Nefes on saniye kadar kesildiğinde bir anlık uyanma,
  4. Oda sıcaklığından bağımsız olarak uykuda sürekli terleme,
  5. Solunum yolları probleminin bir sonucu olarak ağızda ve boğazda kuruluk,
  6. Sürekli rahatsızlık hissinden ve stresten dolayı oluşan reflü,
  7. Gün içerisinde soluma frekansında ani değişmeler,
  8. Yorgunluğa bağlı olarak cinsel istekte azalma,
  9. Yorgunluğa ve uykusuzluğa bağlı dikkat azalması,
  10. Hafıza problemleri,
  11. Yorgunluğa bağlı sinirlilik hali,
  12. Kilo alma ve verme süreçlerinde beslenme alışkanlıklarından bağımsız bir düzensizlik hali.

Bunlara ek olarak da belirtiler görülebilmektedir. Kesin teşhis uzman bir doktor tarafından konsa da kişilerin ilgili belirtiler düzleminde kendini gözlemlemesinde fayda vardır.

Uyku Apnesi Tedavi Yöntemleri

Uyku apnesinin tedavi edilmesinde, uyku apnesi bir belirti olduğu için esas sebebe odaklanma eğilimi bulunmaktadır. Uyku apnesinin altında yatan sebebe göre de çok farklı tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir. Genel yaklaşım ameliyatsız yöntemleri öne çıkarsa da cerrahi kesi olmadan tedavi edilemeyecek uyku apnesi vakaları da bulunmaktadır. Yani, uyku apnesinin tedavi edilmesinde ameliyatlı ve ameliyatsız yöntemler ihtiyaca göre kullanılmaktadır. Tedavi yönteminin belirlenmesinde hastanın durumu, uyku apnesinin seviyesi ve sebebi önemli yer tutmaktadır.

İlaç ve cerrahi ikinci seçenekler iken ilk seçenekler genelde uyku apnesini ortaya çıkaran sebebin tamamen yok edilmesidir. Kişinin beslenme düzeninin değiştirilmesi, spora başlatılması, enfeksiyonlarının tedavi edilmesi gibi süreçler izlenmektedir. Temel amaç kişiyi sağlıklı hale getirerek ikincil bir fayda olarak uyku apnesini ortadan kaldırmaktadır. Tüm bu yöntemlerin işe yaramadığı durumlarda ise daha girişken yöntemlerin uygulanmasına geçilir.

Sürekli Pozitif Hava Yolu Basıncı (PAP Tedavisi)

Orta ve ileri seviyeli uyku apnesi hastalarının tedavi edilmesinde tedavi standartlarını belirleyen ve hastanın hayat konforunu en yükseğe taşıyan yegane tedavi yöntemi PAP tedavisidir. Cerrahi bir yöntemden ziyade mekanik solunum desteği olarak adlandırmak mümkündür. Cihaz KBB doktorlarının belirlediği ideal basınç seviyesinde temiz ve solunabilir havayı solunum yoluna sürekli olarak üfleyerek yolun kapanmasını engellemektedir. Bu özelliği sayesinde solunum yolu kapanmadığı için uyku kalitesi de muazzam ölçülerde artmaktadır.

Hava basıncının solunum yoluna verilmesinde farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Genel olarak:

  1. Sabit bir basıncı sürekli olarak solunum yoluna veren cihazlar,
  2. Ayarlanmış basıncı gerektiği durumlarda solunum yoluna veren cihazlar bulunmaktadır.
  3. Uyku apnesine farklı bir akciğer hastalığı da eşlik ediyorsa özel cihazlar kullanılarak farklı basınç seviyeleri farklı zamanlarda aynı cihaz tarafından uygulanabilir.

Hangi cihazın ne zaman kullanılacağı doktorun inisiyatifindedir. Uyku pozisyonundaki bozukluklardan kaynaklanan uyku apnesi problemlerinde değişken dozlu basınç cihazlarının kullanılması daha etkili olmaktadır.

PAP cihazlarının kullanımı oldukça basittir ancak hastaya özel bazı özellikleri barındırmaları gerekebilir. Üst solunum yollarında kuruluk olan hastalara bir miktar nemlendirilmiş basınçlı hava verilebilir. Verilecek olan basınçlı hava özel maskeler yardımıyla iletilir.

Cerrahi Uygulamalar

Uyku apnesinin tedavi edilmesinde kullanılan en etkili yöntem PAP olsa da PAP tedavisine uyum sağlayamayan ve cihaz kapsamına giremeyen hastalara cerrahi müdahaleler gerçekleştirilebilir. Erken ve orta evre uyku apnesi sorunlarında tercih edilen cerrahi yöntem solunum yolunun yeniden şekillendirilmesi ve baskı unsurlarından kurtarılması için uygulanmaktadır.

Cerrahi müdahaleye başlamadan önce uyku apnesi sorununu ortaya çıkaran faktör tespit edilir. Eğer darlıktan kaynaklanan bir problem varsa darlık noktası işaretlenerek baskı unsurlarının temizlenebilmesi için plan yapılır. Bademciklerin alınması, kas bağ dokularının kuvvetlendirilmesi, burnun ve çenenin şekillendirilmesi, dile müdahale edilmesi gibi seçenekler masadadır. Uyku apnesi cerrahisinde hangi uygulamanın yapılacağı hastanın durumuna göre değişmektedir.

Burun bölgesine:

  1. Septoplasti,
  2. Burun eti ameliyatları,
  3. Sinüs cerrahisi uygulanabilmektedir.

Geniz bölgesine:

  1. Geniz etinin alınması ya da küçültülmesi,
  2. Geniz yapısının düzenlenmesi yapılabilir.

Damak bölgesine:

  1. Damağın şeklinin düzeltilmesi,
  2. İmplant uygulamaları yapılabilir.

Dil bölgesine:

  1. Dil kökünden doku alımı,
  2. Dil kökünün açısının değiştirilmesi uygulanabilmektedir.

Bunlara ek olarak ileri seviyeli ve hayat kalitesini çok fazla etkileyen uyku apnesi problemlerinin giderilebilmesi için çok daha farklı cerrahi uygulamalar yapılabilmektedir. Eğer sorun solunum yolundaki birkaç noktadan kaynaklıyorsa birkaç cerrahi müdahale kombin de edilebilmektedir.

Uyku Apnesi Ameliyatı Öncesi

Ameliyattan önceki süreçte uyku apnesini ortaya çıkaran faktörün tam olarak tespit edilmesi ve ideal yöntemin belirlenmesi gerekmektedir. Uyku apnesinin tedavi edilmesi için uygulanabilecek yöntemler oldukça fazla olduğundan dolayı en uygun yolun seçilmesi için onlarca farklı test uygulanabilir. Süreç KBB uzmanının kontrolünde devam edeceği için, en ideal tedavi yöntemine ulaşılacaktır.

Süreç, hastanın ilgili belirtileri tespit etmesi ve doktora başvurmasıyla başlar. Duruma göre görüntüleme tekniklerinden yararlanılabilir. Ayrıca uyku sürecinin izlenmesi için uyku kliniklerine başvurulması da söz konusu olabilmektedir.

Fiziki Muayene ve Tetkikler

Fiziki muayenede hastanın nefes alma sürecine dair incelemeler yapılır. Eğer var ise uyku apnesi sendromunu ortaya çıkarabilecek fiziksel olgular değerlendirilir. Ayrıca uyku apnesine bağlı olarak oluşan fiziki durumlar da bu muayene sırasında incelenir. Uyku apnesine teşhis koymanın yegane yolu tetkikler olduğu için hastanın tıbbi öyküsünün de alınmasından sonra ilgili tetkiklere geçilir.

Hangi tetkiklerin uygulanacağı hastadan hastaya göre değişmektedir. Hastalığı ortaya çıkaran faktörün belirlenmesi amacıyla testler uygulanabileceği gibi; hastalığın tedavisinde en etkili yöntemin tespit için de testler uygulanabilir.

  1. Solunum frekansının ölçülmesi,
  2. Kan ve tansiyon ölçümleri,
  3. Uyku pozisyonunun değerlendirilmesi için uzun süreli uyku testleri,
  4. Akciğer ve kalp fonksiyonlarına dair testler uygulanır.

Tüm sürecin bir sonucu olarak da, hastanın tıbbi öyküsü de hesaba katılarak ideal tedavi yöntemi belirlenir. Eğer cerrahi müdahale bir zorunluluk olarak ortaya çıkmışsa hangi bölgelere müdahale edileceği gibi planlamaların yapılacağı aşamaya geçilir.

Hastanın Tıbbi Öyküsünün Alınması

Uyku apnesi sendromuyla baş başa kalan hastanın ilgili sorunu yaşamasına sebep olan faktörün ya da faktörlerin tam olarak tespit edilebilmesi için, bu aşamaya gelene kadarki süreçte yaşanılan tıbbi olayların değerlendirilmesi gerekir. Hastanın gördüğü tedaviler, aldığı ilaçlar, yaptıkları ve yapmadıkları bu öyküye dahildir.

Tedavinin Planlanması

Tedavi aşamasında birkaç seçenek olsa da ideal yöntem olarak PAP cihazları öne çıktığı için bunlara yönelik çalışmalar yapılır. PAP cihazlarının etkili olamayacağı düşünülüyor ve cerrahi yöntem daha etkili görülüyorsa çok daha detaylı bir planlama aşamasına geçilir.

Cerrahi yöntem tüm üst solunum yolunu etkileyecek şekilde yapılacağı için, yanlış bir uygulamanın ciddi sonuçları olabilmektedir. Bu gibi ciddi risklerin önüne geçmek için on – on beş kadar testin yanı sıra ciddi bir planlama süreci de gerekir. Üst solunum yolu ve ilişkili unsurlar her türlü detay göz önünde bulundurularak incelenir ve cerrahinin planlaması yapılır. Planlama aşamasında:

  1. Uyku apnesi sorununu ortaya çıkaran noktalar tespit edilir. Üst solunum yolunda darlığa sebep olan tek bir faktör olabileceği gibi birden fazla faktör de olabilir. Şekil bozuklukları da bu aşamada tespit edilerek operasyon planına dahil edilir.
  2. Darlık yaratan noktaların hangi tekniklerle ideal şekle kavuşturulabileceği planlanır. Üst solunum yolunun tüm unsurlarına müdahale edilmesi de gündeme gelebilir. Dil kökü, damak, çene, dişler, burun bazı operasyon noktalarıdır.
  3. Simülasyon üzerinden çalışmalar yapılarak ideal soluk alma – verme süreci planlanır. Herhangi bir sorun görülmemesi halinde hazırlık aşamasına geçilir.

Ameliyat Öncesi Hazırlıklar

Ameliyat öncesindeki tüm süreçlerin başarılı bir şekilde geçirilmesi ve tedavi yöntemi olarak cerrahi müdahaleye karar verilmesi durumunda hazırlık sürecine geçilir. Hazırlık süreci hastanın durumuna göre uzatılabilir çünkü uyku apnesinin belirtileri göz ardı edilebilir durumdadır. Hazırlık döneminde yapılacak cerrahi müdahalenin kapsamından bağımsız olarak bazı şartlar yerine getirilir:

  1. Sigara ve alkol tüketimi tamamen kesilir.
  2. Uyku apnesini ortaya çıkaran problem olmasa da destekleme ihtimali bulunduğu için bazı sakinleştirici ilaçların kullanımı bırakılır.
  3. İyi bir beslenme ve uyku düzenine geçiş yapılır. Bu vücudun hormon düzenini yeniden kurmak için gereklidir.
  4. Spor egzersizlerine başlanarak kas hareketleri ve genel olarak metabolizma kontrol altına alınır.

Hazırlık süreci bir hafta ile bir ay arasında sürebilir. Bazı hastalarda ise hazırlık dönemine ihtiyaç duyulmadan operasyona geçiş yapılabilir.

Uyku Apnesi Ameliyatı Sonrası

Uyku apnesi ameliyatı ile üst solunum yollarına cerrahi müdahale gerçekleştirilir. Tek bir bölgeye müdahale gerçekleştirilebileceği gibi birden fazla bölgeye de cerrahi müdahale yapılabilir. Yani, doğrudan ve standart hale getirilmiş yöntem olmadığı için ameliyattan sonraki süreç hastadan hastaya göre değişebilir. Söz gelimi çene estetiği yapılarak tedavi edilen uyku apnesinin ameliyat sonrasındaki süreci ile geniz eti alınması şeklinde yapılan müdahalenin sonrası birbirinden oldukça farklıdır.

Operasyon günü, riskler ve dikkat edilmesi gerekenler yapılanlara göre değişir. Her hasta için özel bir durumdan bahsetmek mümkün olduğu için tüm bu faktörler hakkında en iyi bilgilendirmenin cerrahi müdahaleyi yapan hekim tarafından verileceğini söylemek mümkündür.

Ameliyat Günü

Daha öncesinden planlanan cerrahi müdahale koşullarının yerine getirilebilmesi için hasta operasyon günü veya bir gün önce hastaneye yatabilir. Genel uygulamada aynı gün yatış söz konusudur. Ancak operasyondan bir gün önce akşam ondan itibaren katı ve sıvı tüketiminin kesilmesi gerekmektedir. Bu anestezi risklerinin ortadan kaldırılması için gereklidir. Hasta sabah erken saatlerde hastaneye yatış yapar. Son tetkikler yapılır ve operasyona engel teşkil eden bir durum tespit edilmezse operasyon saatini beklemeye başlar. Yapılacak ameliyatın son hazırlıkları yapıldıktan sonra hasta ameliyathaneye alınarak anestezi ile uyuşturulur ve operasyona geçilir. Operasyonun tipine göre genel ve lokal anestezi arasında tercih yapılabilmektedir.

Riskler, Yan Etkiler ve Komplikasyonlar

Uyku apnesini tedavi etmek amacıyla uygulanan ameliyatlardan sonra cerrahiye bağlı, anesteziye bağlı ve yönteme bağlı sorunlar ortaya çıkabilir. Genelde küçük çaplı operasyonlar olmalarından dolayı hayati risk oluşma ihtimali düşüktür. Genel olarak:

  1. Alınan geniz etinin tekrar büyüyerek solunum yolunu tekrar baskı altına alması,
  2. Çene kemiğinin yanlış şekilde konumlandırılması,
  3. Burun içindeki yolun yanlış genişlikte ve açıda oluşturulması,
  4. Dil kökündeki bağ dokuların gevşemesinden kaynaklanan sorunlar,
  5. Bademcik bölgesinde sorunlar oluşması,
  6. Tekrarlayıcı sinüzitin gelişmesi

Gibi risklerle karşılaşılabilir. Ayrıca anesteziye bağlı olarak akciğerlerde su toplanması gibi sorunlar olabilse de bunların oranı oldukça düşüktür. Günümüzde yapılan uyku apnesi ameliyatları yüksek teknoloji kullandığından ötürü riskler minimize edilmiş durumdadır.

Tüm bu risklerden en büyüğü ise kapsamlı bir müdahale yapılmış olmasına rağmen uyku apnesinin iyileşme emaresi göstermemesi hatta ilerleyici bir tavra bürünmesidir ki bunun sonucu olarak çok daha girişimsel yöntemlerin denenmesi gerekebilir. Yöntemlerin kesinliği olmadığı için hastanın hayat konforunda düşme gözlenir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Uyku apnesini ortaya çıkaran sebepler oldukça fazla olduğu için operasyondan sonraki süreçte hem cerrahi uygulama yapılan bölgeleri korumak hem de tekrar uyku apnesi gelişim riskini ortadan kaldırmak için çeşitli durumlara dikkat edilmelidir. Dikkat edilmesi gereken bu durumların felsefesini operasyon bölgesini baskı altına almaktan kaçınmak olarak açıklamak mümkündür.

  1. Aşırı sıcak veya aşırı soğuk duş alınmamalıdır.
  2. Duş aldıktan sonra sinüs kanallarını baskı altına alabilecek şekilde davranılmamalı; mümkünse saçlar iyice kurutulmadan açık havaya çıkılmamalıdır.
  3. Uykuya yardımcı cihazlar verilirse bu cihazlar düzenli olarak kullanılmalıdır.
  4. Uyku düzeni kurulmalı, gün içerisinde enerji harcanarak kaliteli bir uykunun kapıları aralanmalıdır.
  5. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının gelişme riskini düşürmek amacıyla vitamince zengin besinler mutlaka tüketilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Uyku apnesi her yüz insandan beş – yedi tanesinde karşılaşılabilen oldukça geniş bir toplum kesimini ilgilendiren tedavisi de muallak olan bir sendromdur. Bu sendromun tedavi edilmesinde ikincil seçenek olarak kullanılan cerrahi yöntemler ve sonuçları hakkında insanların aklında soru işaretleri oluşabilmektedir. Bu soruların spesifik başlıklar altında cevaplandırılması faydalı olacaktır.

Uyku Apnesi Tedavi Edilmezse Ölüme Sebep Olur Mu?

Uyku apnesi sırasında solunum yaklaşık on saniye kadar durur. Vücut için hayati öneme sahip olan oksijenin bu süre boyunca iletilemiyor olması çok büyük sorunlara yol açabilir. Genel olarak yorgunluk, uykusuzluk, tansiyon gibi sorunlar gözlemlense de ileri seviyeli vakalarda felç ile de karşılaşılabilir. Çok nadiren görülen bir durum ise solunum kesildiği süre içerisinde beynin gerekli uyarıları yapamıyor oluşundan dolayı ölüm gerçekleşmesidir. Ancak bu durumun çok ileri seviyeli ve uyku apnesine eşlik eden hastalıkların varlığı durumunda oluştuğunu söylemek gerekir.

Uyku Apnesi Önlenebilir Mi?

Her yüz kişiden beş – yedi tanesi uyku apnesinin değişik seviyeleri ile uğraşmaktadır. Yani Dünya nüfusuna oranlandığında uyku apnesinin olduk yaygın bir sendrom olduğunu söylemek mümkündür. Risk oldukça fazla olduğu için, uyku apnesini önlemek için alınabilecek çeşitli önlemler bulunmaktadır.

  1. Gün içerisinde yorulmak, uyku sırasında derin ve rahat uykuya geçişi kolaylaştırmaktadır.
  2. Sürekli değişen uyku saatleri yerine sabit saatler belirlenmelidir. Günün belirli bir saatinde yatılmalı, belirli bir saatinde de kalkılmalıdır.
  3. Yüksek kilo başlıca uyku apnesi nedenlerinden olduğu için, uyku apnesini önlemek isteyenler kilo almamalı ya da almış ise vermelidir.
  4. Sırtüstü veya yüzüstü yatış pozisyonu uyku apnesi riskini artırmaktadır. Yan yatış pozisyonları daha koruyucudur.
  5. Günde en az yarım – bir saat hafif ve orta tempolu yürüyüş yapılmalıdır.
  6. Kas hareketlerini korumak için magnezyum içeren gıdalar ya da magnezyum desteği alınmalıdır.
  7. Sigar ve alkol bırakılmalıdır.

Bu önerilere dikkat edildiğinde uyku apnesinin gelişme riski azalır ancak sıfırlanmaz.

Uyku Apnesinin Kesin Teşhisi Hangi Testlerle Konur?

Öncelikle solunum yolunun değerlendirilmesi için endoskopi ve diğer görüntüleme tekniklerinden yararlanılır. Ayrıca kemik ve burun yapısı da görüntüleme teknikleri ile incelenerek solunum yolunun yapısı hakkında fikir elde edilir. Eğer sorun buradan kaynaklanmıyorsa sinir sistemini ölçmek amacıyla testler yapılabilir.

Uyku apnesinin kesin tanısı ise uykunun izlenmesine dayanan testler ile uyku merkezlerinde konur. Kişinin soluma frekansı, apne tekrarı gibi sorunları ölçülerek not alınır ve tanı bu sayılara göre konur.

Horlama Ve Uyku Apnesi Beraber Görülmek Zorunda Mı?

Uyku apnesinin gelişmesinde solunum yollarındaki daralma önemli yer tutar. Bu daralmanın hafif seviyelerinde dahi hırıltılı nefes ve hafif dereceli horlama söz konusudur. İkisinin beraber anılmasında da, horlamanın devamında uyku apnesinin gelişme riskinin yüksek olması yatmaktadır. Günümüzde uyku apnesi vakalarının neredeyse tamamında horlama da görülmektedir. Horlama sorununu, uyku apnesini de kapsayan bir küme olarak düşünmek faydalı olacaktır.

Uyku Apnesi Tedavisi Nerede Yapılır?

Uyku apnesi çok yaygın bir problemdir ve teşhisi ya özel kliniklerde ya da hastanelerde yapılmaktadır. KBB kliniği tarafından yapılan tanı, tedaviye de dönüştürülmektedir. Yani, ileri seviyeli uyku apnesi sorunları haricindeki tüm vakaların tedavisi KBB kliniklerinde yapılmaktadır.

Uyku Apnesi Tedavi Ücretleri Ne Kadar?

Uyku apnesinin tedavisini SGK karşılamaktadır. Sigortası olmayan hastalar ise cüzi miktarlar karşılığında apne tedavisi olabilirler. İşin içine cerrahi prosedür girdiğinde fiyatlar konusunda detaylı vermek mümkün değildir. Hangi bölgeye, hangi hastanede ve doktor tarafından, hangi prosedürle nasıl bir müdahale yapılacağı fiyatları ciddi şekilde etkilemektedir. Doğru ve kesin bir fiyat almak için muayene olmak gerekmektedir.

Yüksek Kilo İle Ortaya Çıkan Uyku Apnesi Geçici Midir?

Uyku apnesinin ortaya çıkmasına sebep olan faktörlerin başında yüksek kilolar gelmektedir. Özellikle vücudun üst bölgesinde biriken kilolar solunum yolunu da baskı altına alarak süreci desteklemektedir. Vücut kitle indeksi yirmi dokuz ve üzerine çıktığında horlama ile beraber uyku apnesi gözlemlenmeye başlamaktadır. Kilolar arttıkça uyku apnesi sorunu da gelişmektedir. Kiloların verilmesi sayesinde tamamen olmasa da uyku apnesinden büyük oranda kurtulmak mümkündür.

Uyku Apnesinde En Etkili Tedavi Yöntemi Nedir?

Uyku apnesinin tedavi aşamasına geçmeden önce birden fazla test yapılarak sorunun kaynağı bulunur. Eğer solunum yolunda bir sorun varsa ideal tedavi yöntemi cerrahidir ancak genel olarak tercih edilen yöntem PAP tedavisidir. Pozitif hava akımı veren bu cihazlar gece boyu solunum yolunu açık tutarak hastanın uyku kalitesini maksimize etmektedir. Tüm vakalar arasında değerlendirme yapıldığında ilk yöntem olarak PAP cihazları, ikincil yöntem olarak ise cerrahi müdahaleler tercih edilmektedir.

Uyku Apnesi Kimlerde Daha Çok Görülür?

Uyku apnesinin çeşitli risk faktörleri bulunur. Bu risk faktörlerinden birine veya birkaçına sahip olanlarda uyku apnesinin görülme ihtimali artar. Genel olarak ise orta yaş ve üzerindeki kilolu erkeklerde daha sık görüldüğünü söylemek mümkündür. Uyku apnesinin risk faktörleri şunlardır:

  1. Vücut kitle indeksi yirmi dokuz ve üzerinde olanlarda, diğer tüm insanlara göre on kat daha fazla uyku apnesi gelişme ihtimali vardır.
  2. Boyun çevresinin çapının artması uyku apnesi riskini artırmaktadır.
  3. Burun ve çene yapısında bozukluğu olanlarda risk fazladır.

Bunlara ek olarak horlamaya sebep olabilecek durumlar da uyku apnesi riskini artırmaktadır. Uygunsuz yatak ortamı, aşırı ses, çeşitli fobiler de risk faktörleri arasında sayılabilir. Yapılan incelemeler psikolojik kaynaklı horlama ve devamında uyku apnesinin oldukça yaygın olduğunu göstermektedir.

Uyku Apnesi Olanların Beslenme Düzenleri Nasıl Olmalıdır?

Uyku apnesi problemini kontrol altında tutabilmenin yolu iyi beslenmeden geçer. Amaç ideal kiloya doğru yaklaşmak olduğundan dolayı, beslenme alışkanlıkları hafif besinler üzerine inşa edilir. Şeker ve tuz kullanımı azaltılırken beslenme protein ağırlıklı bir düzene kaydırılır. Ayrıca sigara ve alkol gibi zararlılar da bırakılarak süreç desteklenir. Uyku apnesi olanların güç içerisinde öğün sayısını artırıp, öğün başına tükettikleri besin miktarını azaltması gerekmektedir. Böylece kan şekeri kontrol altında tutularak enerji seviyesi bir miktar da olsa kontrol edilebilir.

Uyku Apnesi Ameliyatı Riskli Mi?

Uyku apnesi ameliyatlarında temel amaç solunum yolunun her türlü engelden arındırılmasıdır. Bu sayede hastanın hayat konforunu artıran solunum cihazlarının çok daha efektif kullanılması sağlanmaktadır. Operasyonların neredeyse tamamı oldukça basit prosedürlerdir ve riskleri minimumdur. Yani uyku apnesi ameliyatlarının risksiz olduğunu söylemek mümkündür.

Uyku Apnesi Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?

Uyku apnesi ameliyatları ile yapılan müdahaleler etlerin temizlenmesi, eğriliklerin düzeltilmesi ve bazı durumlarda bademciklerin alınmasıdır. Bu ameliyatların tamamından sonra iyileşme süresi aşağı yukarı bir haftadır. Çok nadiren ikinci haftaya sarkan iyileşme süreçlerinden bahsetmek mümkündür. İlk birkaç gün tampon uygulaması yapılabileceğinden dolayı daha konforsuz; sonrasında ise çok daha konforlu bir iyileşme süreci mümkündür.

Uyku Apnesi Ameliyatından Kaç Gün Sonra Sigaraya Başlanır?

Sigara üst solunum yollarına çok ciddi zararlar vermektedir. Birçok hastada uyku apnesinin gelişmesine olmasa da ilerlemesine sebep en temel faktörün sigara olduğu keşfedilmiştir. Operasyondan önce de sonra da sigara içilmesi kesinlikle tavsiye edilmez. Sigara tüketimi hem iyileşme süresini uzatmakta hem de uyku apnesinin tedavi edilememesine sebep olmaktadır.

Uyku Apnesi Ameliyatı Kesin Çözüm Mü?

Uyku apnesi ameliyatında temel amaç kesin tedavi değildir. Amaç, nefes alma fonksiyonunu azaltan ya da alınan soluğun kalitesini düşüren her türlü fiziki unsurun ortadan kaldırılmasıdır. Doğal olarak operasyondan sonraki süreç iyi yürütülemediğinde uyku apnesi tedavi olmak bir yana çok daha etkili hale gelebilir. Operasyondan sonra kullanılan solunum desteklerinin azaltılması ya da uykun olmayan bir hayat tarzı yaşandığı sürece uyku apnesi ameliyatları kesin çözüm değildir. Bunun tersi durumda ise kesin çözüm olarak değerlendirmek mümkündür.

Uyku Apnesi Ameliyatı Hangi Bölüm – Doktor Tarafından Yapılır?

Uyku apnesi ameliyatlarını KBB uzmanları gerçekleştirir. Zaten hastaların takibini de en baştan beri bu klinikler gerçekleştirdiği için, hastanın tüm koşullara olan tepkilerini bilen uzmanların böylesine muallak bir operasyonu gerçekleştirmeleri en doğru şey olacaktır.

Uyku Apnesi Robotik Cerrahi İle Tedavi Edilebilir Mi?

Uyku apnesi ameliyatlarında gözetilen temel unsur fiziki engellerin temizlenmesidir. Bunlar da geniz ve burun etlerinin alınması, poliplerin temizlenmesi ve gerekirse bademciğin alınmasıdır. Tüm bunlar basit uygulamalar olduklarından dolayı robotik cerrahi gibi kompleks bir ekipman ihtiyacı duymazlar. Sonuç olarak uyku apnesi ameliyatları robotik cerrahi ile de yapılabilir ancak bu tercih edilmez.

DMCA.com Protection Status