ameliyat.com

Pyeloplasti (UPJ Darlığı) Ameliyatı


Resim Yükleniyor...

Böbrekler, karnın arasında ve omurganın iki tarafında da bulunan organdır. Böbrekler; potasyum, asit ve tuz dengesini sağlamak ile görevlidir. Vücuttaki artıkları ve fazla olan sıvıları atarlar. Böbrekler aynı zamanda idrarı üretirler. UPJ yani üreteropelvik bileşke, böbreklerin üreter ile bağlandığı bölümde oluşan tıkanıklıktır. UPJ, çocuklarda yetişkinlere oranla daha fazla görülen bir durumdur. Oluşan hastalık, böbreklerden çıkan idrarın akışını engellemektedir ve akış engellendiği için böbreklerde sıvı basıncı zamanla artarak böbreğin fonksiyonlarını etkilemeye başlar. UPJ darlığı hastalarda doğuştan olabilmektedir ya da zamanla kendiliğinden de gelişebilir. Böbrekte görülen tıkanıklık zaman içerisinde yaş ile birlikte vücutta bazı değişimlere sebep olmaktadır. Tıkanmanın başladığında vücutta bazı semptomlar göstermektedir. Yapılan testler ile oluşan tıkanma görülebilmektedir. Bu tıkanma sonucunda yapılan ameliyata ise pyeloplasti (UPJ Darlığı) ameliyatı denilmektedir. Birçok yöntem kullanılarak yapılan ameliyat ile başarı oranları oldukça yüksektir.

Pyeloplasti (UPJ Darlığı) Ameliyatı Hakkında

UPJ darlığı sonucunda böbrekten üretere giden idrar akışı, oluşan tıkanıklık yüzünden engellenmektedir. Yani böbrekte üretilen idrar, oluşan tıkanıklıktan dolayı rahatlıkla boşaltım yapamamaktadır. Bu probleme müdahale edilmediği taktirde ilerleyen zamanlarda böbreklerde hasar oluşmaktadır. UPJ darlığı hastalığı artık kolaylıkla anne karnındaki çocuklarda teşhis edilebilmektedir. Kadınlara oranla erkeklerde daha sık görülen bir hastalıktır. Genellikle sol böbrekte görülür. Böbrekte oluşan tıkanıklık durumu ultrasonografi ile teşhis edilebilir. Bazen ultrasonografi ile tespit edilemeyen durumlar olabilmektedir. Bu durumda farklı tetkikler kullanılarak tespit edilmektedir. Hastaya UPJ darlığı teşhisi konulması ile hastaya tedavi yöntemleri anlatılarak ameliyat için hazırlık yapılmaktadır. UPJ tedavisi yapılmadan önce bakılan önemli bir kriter bulunmaktadır. 18 aylık çocuklarda ve daha küçüklerde ilk çözüm yolu ameliyat değildir. Küçük çocuklarda idrar geçişine bağlı olan problem geçici olabilmektedir. Yani bir süre sonra düzelme ihtimali bulunmaktadır. Tabii ki bu durum herkes için aynı olmamaktadır. Bazı çocuklarda durum düzelebiliyorken bazı çocuklarda daha da kötü hale gelebilmektedir. Kötüleşme durumlarında mutlaka ameliyat olunması gerekir. 18 aylık ve daha küçük olan çocuklar için hastalığın takibi önemlidir. Sürekli olarak tetkikler yapılıp durum kontrol altında tutulmalıdır. UPJ darlığının düzelmediği takdirde ve iyileşme ihtimalinin bulunmadığı durumlarda cerrahi müdahale gereklidir.

Pyeloplasti (UPJ Darlığı) Nedir?

Böbreklerin görevi vücuttaki kanı süzüp, fazla tuzu ve atık maddeleri idrar yolu ile vücuttan dışarı atmaktır. İdrarı vücuttan atmak için öncelikle böbreğin içinde bulunan küçük daha sonra da büyük toplayıcı kanalı olan Pelvis Renalis’e gitmektedir. Burada toplanan idrar daha sonra üretere ve mesaneye yani idrar kesesine gitmektedir. Pelvis ve üreterin birleştiği bölüme ise UPJ adı verilir. UPJ darlığı, özellikle çocukluk döneminde ortaya çıkıp, böbrekte bulunan pelvis ile üreter arasında olan noktada idrarın geçişi sırasında darlık sonucunda idrarın dışarıya atamama problemi olmaktadır. Darlık sonucunda idrar üretere iletilemez ve pelviste birikir. Bunun sonucu olarak da pelviste genişleme ortaya çıkar. Genişleme ise zamanla böbreğin fonksiyonlarını etkiler ve sonunda böbrekler iflas etmektedir. UPJ darlığının genel sebebi doğumsal olmaktadır. Kas hücrelerinin tam olarak gelişememesi ile ortaya çıkar. Yetişkin bireylerde sık rastlanmasa da UPJ darlığı görülebilmektedir.

UPJ Darlığı Nedenleri

UPJ darlığı nedenleri olarak 2 nedenden bahsedilebilir. İlki, idrar borusunun iç kısmında olan duvarlarında oluşan nedenlerdir. İdrar borusunu oluşturan kasların gelişiminde olan duraklama ya da kollejen lif yapısında görülen değişimdir. İkincisi ise idrar borusunun dış kısmında oluşan nedenlerdir. İdrar borusunun dış kısmında olan bir damarın baskısı ile dıştan daralması olabilmektedir. UPJ darlığına sebep olan 2 neden tek başlarına görülebildiği gibi ikisi birden de görülebilmektedir. UPJ darlığı olan bebeklerde belirtiler ya da şikâyet görülmez. Daha çok çocuklarda semptomlar görülmeye başlanmaktadır. Aynı zamanda ilerleyen yaşlarda da semptomlar görülebilir.

İdrar Yolları Tıkanıklığı

İdrar böbrekte oluşur ve gerekli kanallardan geçerek idrar kesesinde birikir. Burada toplanan idrar da vücuttan dışarı atılmaktadır. Oluşan bu sisteme efluks adı verilmektedir. İdrarın kanallardan geçerek idrar kesesinde toplanma olayı sadece yerçekimi etkisi ile olmamaktadır. Vücutta idrarı aşağı doğru iten, düzenli ve kendiliğinden ayarlı olan basınç sistemleri bulunur. Vücutta bulunan bu sistem idrarın böbrek yoluna tekrar geri kaçmasını da engellemektedir. İdrarın geri kaçmasını önleyen kas sistemine üretero trigonal kompleks adı verilir. İdrar tıkanıklık sebebi ile geri kaçacak olursa reflü adı verilen hastalık oluşabilmektedir. Reflü de zaman içinde böbreklerin fonksiyonlarını etkiler ve böbrek yetmezliğine kadar gidebilmektedir. İdrar yolu tıkanmasının nedenleri arasında; erkekler için yaşlı bireylerde görülen prostat büyümesi, idrar kesesi kanseri ve böbrek taşı bulunmaktadır. Kadınlarda ise idrar kesesi kanseri ve idrar yolu enfeksiyonu sonucunda meydana gelmektedir. Hastalarda görülen genel belirtiler; uzun süreli olan idrar boşaltımı, idrarın boşaltımı sırasında zorlanma, idrar sonrası dripling ve sık tuvalete çıkılarak az idrar boşaltımı yapılması. İdrar yolları tıkanıklığı sonucunda, idrar yolu enfeksiyonu ya da böbrek enfeksiyonları da sık karşılaşılan durumlardır. Ağrıları çok olan hastalar idrar yapamama sorunu yaşamaktadır. Karnın alt bölgesinde ağrılar ya da gerilen idrar kesesi sebebi ile şişkinlik hissedilebilir. Bu gibi ağır vakalarda biriken idrarı boşaltmak için kateter kullanılır. İşe yaramaması halinde öncelikle kullanılan yöntem ilaç tedavisidir. En son çare olarak ise ameliyat tercih edilir.

Üreter Tıkanıklığı

İdrar yolları kanalları; böbrek, üreter, mesane ve üretradan oluşur. Böbrekler, vücuttaki atık olan maddelerin, kanın temizlendiği ve filtre edildiği yerdir. Böbreklerden kanın geçip filtre edilmesi ile idrar oluşur ve idrar üreterlere gidip üreter yolu ile mesaneye yani idrar torbasına ulaşır. İdrar torbasında biriken idrar ise üretra yoluyla dışarı atımı sağlanır. İdrar yollarında oluşan tıkanıklık idrarın boşalımına engel olarak geri dönmesine neden olur. İdrarın mesaneye ulaşamadığında böbrek içinde idrar yollarında genişleme oluşur ve buna hidronefroz adı verilir. Hidronefroz, üreteri de içine aldığında hidroüreteronefroz adı alır. Hidronefrozun oluşum nedenleri arasında; taş, inflamatuvar hastalıklar, geçirilmiş ameliyatlar sırasında üreter yaralanmaları ve tümör bulunmaktadır. Hidronefroz zamanında tedavi edilmez ise böbrek fonksiyonlarında bozulmalar başlar. Üreter de görülen darlık ve tıkanmalar, kişilerde ileri yaşlarda genellikle mesane girişinde ve distal bölgesinde görülür. Erişkin bireylerde üreter darlığı ve tıkanması tümörlere bağlı ya da mesane, serviks ve uterus ameliyatlarında gelişen komplikasyonlar ile oluşabilir. Üreterde gelişen darlık ve tıkanmaların tedavisi için retrograd yol ile mesanenin giriş kısmına ya da perkütan yol ile doğrudan böbreğe ciltten girilerek antegrad yol kullanılır. Kullanılan yöntemlerin amacı, böbrek içi idrar yollarının renal pelvis ile mesane arasında idrarın geçişinin rahatlıkla sağlanmasıdır. Kansere bağlı olarak oluşan darlık ve tıkanıklarda böbrek içi idrar yollarında kalisiyel sistem adı verilen yöntem ile iğne kullanılarak katater yerleştirilir. İğnenin içinde bulunan kılavuz tel yardımı ile dilatör ve manuplasyon katateri böbrek içi idrar yollarına yerleştirilir. Üreterde bulunan darlık ya da tıkanıklık sorunu kılavuz tel ve katater yöntemi ile çözüme kavuşur. Kataterin mesaneye ulaşması ile kontrast madde ve sistogram alınmaktadır. Tüm işlemler lokal anestezi altında yapılarak aynı gün taburcu olunabilir. Yapılan işlemin riski olabilmektedir. Bu risk üreterin delinme ihtimalidir. İşlem sonrasında idrarın dışarı kaçtığı görülmesi ile anlaşılır.

Üreteropelvik Bileşke Tıkanıklığı

İdrarın böbrekteki kısımdan yani pelvisten üretere geçişi kısmında oluşan tıkanıklığa üreteropelvik bileşke tıkanıklığı adı verilmektedir. Bu durum genellikle hamilelik döneminde bebeklerde oluşmaktadır. Tıkanıklık renal pelvisten üretere geçiş kısmında daralma olması ile görülür. Daralma sonucunda idrar birikerek böbreğin zarar görmesine neden olur. Bir diğer sebep olarak ise böbrek damarlarından bir tanesinin yanlış yerden gelmesi ve üreterin üzerinden geçmesi nedeni ile üreterde daralma meydana gelir. Bebeklerde bu şekilde gelişen tıkanıklıklar çocuklarda ve yetişkinlerde farklı olabilmektedir. Üreteropelvik bölgede nedbe dokusuna bağlı olarak, önceden yapılmış olan tedaviler sonucu, enfeksiyonlar ya da taş gelişimi nedeni ile görülebilir. Gelişen teknoloji ile artık doğum öncesinde yapılan ultrasonografi ile hamilelik esnasında fark edilebilmektedir. Tıkanıklık boyutu ileri düzeyde ve böbreğe zarar verme ihtimali olması halinde çok erken yaşlarda ameliyat gerekebilir. Çocuklar için ve genç olan kişilerde cerrahi operasyonların geciktirildiği durumlar bulunmaktadır. Bazı kişilerde ise ameliyat gerekmemektedir. Üreteropelvik bileşke tıkanıklığının bulguları arasında; kanlı idrar, idrar yolu enfeksiyonu, kusma, böbrek enfeksiyonu ve böbrek gelişiminin yetersizliği bulunmaktadır. Aynı zamanda hamilelik döneminde de fark edilebilir. Gerekli tetkiklerin yapılması sonrasında tanı koyulması ile tedavi aşamasına geçilmektedir. İdrarın geçişinin rahatlatılması için ameliyat yapılır. Küçük bebekler için yan karın insizyonu yöntemi sıklıkla tercih edilmektedir. İdrarın akışını engelleyen dar yapı çıkarılır ve sağlıklı olan dokuların birleştirilmesi ile ameliyat yapılmaktadır. Tekrar yapılan idrar yolunun idrar akışını sağlaması ve iyileşmesi için idrar yoluna tüp yerleştirilir. Bu tüp yaklaşık 3-4 hafta sonra çıkarılmaktadır. Erken tanı konulması böbrek sağlığı için oldukça önemli olmaktadır.

Pediatrik

Böbrekteki idrarı mesaneye bağlayan kanalda darlık olması sebebi ile idrar akımında azalma görülmektedir. Bu durum çoğu zaman anne karnındaki dönemde tespit edilebilir ve tanı konulur. Tüm yaş gruplarında görülebilen bir durum olup genellikle erkeklerde sol böbrekte karşılaşılır. Oluş sebepleri olarak iki gruba ayrılmaktadır. İdrar borusunun duvarından kaynaklanan sebepler ve idrar borusunun dışından kaynaklanan sebepler olarak ayrılır. İdrar borusunun duvarında, boruyu oluşturan kasların gelişmeme nedeni ile görülür. Dış sebepler olarak anormal gelişen damar baskısı sebebi ile duvarı daraltır. UPJ darlığı, bebeklerde şikâyet göstermezken, çocuklarda bazı semptomlar gösterebilir. Tanısı için anne karnında ultrason takipleri yapılarak, böbrekte şişme görülmesi halinde tanı koyulmaktadır. Takiplerin sürekli yapılmasına rağmen bazen tanı koyulamamaktadır. Bunun için ultrason harici tetkiklerinde yapılması önemlidir. UPJ darlığı teşhisi için klasik olarak yapılan tetkiklerden birisi IVP olarak bilinen intravenöz yani ilaçlı böbrek filmidir. Ultrasonografide görülmeyen idrarın pelvisten yeteri oranda atılamaması sebebi ile genişlemiş olan böbrek havuzu görülmektedir. IVP tetkiki ile boyar madde vücuda damar yolu ile verilerek böbrekten süzülür ve verilen madde idrar yolu ile atımı sırasında seri filmler çekilerek böbrek fonksiyonu, üretere ilacın geçmesi ve mesane değerlendirilir. UPJ darlığı IVP yani ilaçlı böbrek filminde görülmektedir fakat kesin tanı konulabilmesi için idrar sökücülü diüretikli renogram yapılır. Bu tetkikin yapılması hem tanı konulması için hem de ameliyat yapılması halinde iyileşmenin takibi için önemlidir. UPJ darlığı tedavisi için öncelikle bilinmesi gereken faktör, 18 aylık ve daha küçük bebekler de darlık ve tıkanmaların geçici olabileceğidir. Bu durum kendiliğinden de düzelebilmektedir ve cerrahi müdahale gerektirmez. Yapılan tetkikler sonucunda daralmanın düzelmeyeceği ve daha kötüye gideceği anlaşılması halinde ameliyat kaçınılmaz olmaktadır. Ameliyat yapılmaması halinde böbreklerde hasar meydana gelmektedir. UPJ darlığı olan bebeklerin takibi yakından yapılmalıdır.

Yetişkin

UPJ darlığı teşhisi için genellikle ultrasonografi kullanılır. Gebelik sırasında tespit edilebileceği gibi ileri ki yaşlarda da tespit edilmektedir. Ultrason ile yapılan tetkik ile böbreğin orta havuzunda yani pelvisde genişleme görülür. Hidronefroz olarak adlandırılan genişlemenin şiddeti 4 derecede sınıflandırılmış olup ultrason ile görülmektedir. Yetişkinlerde UPJ darlığı sebepleri olarak; yakın zamanlarda böbrek taşının üretere düşmesi, idrar yollarının manipyasyonu, üreteropelvik bileşkeyi çaprazlayan böbrek veni, jinekolojik kanser, kolon kanseri, dışarıdan üreteri baskılayan retroperitoneal hastalık görülmektedir. UPJ darlığı belirtileri arasında yetişkinlerde şiddetli olmayan ve süreklilik gösteren yan ağrısı, sık görülen idrar yolları enfeksiyonu olabilmektedir. Bazı durumlarda hiçbir belirti de göstermeyebilir. UPJ darlığı teşhisi konulması ile yapılacak olan cerrahi yöntem seçilir. Hangi operasyonun gerçekleştirileceği hastanın durumuna göre seçilmektedir. Genel olarak kullanılan yöntem ise pyeloplastidir. Pyeloplasti yönteminde tıkanık olan böbrek pelvis ve üreter üst kısmı çıkarılarak tekrardan anastomoz yapılır.

Diğer Yaygın Böbrek Hastalıkları

Böbrek hastalıklarının oluşumu genellikle doğuştan gelse de sonradan da oluşumu görülebilmektedir. Bebeklerde ve çocuklarda görülen böbrek hastalıkları doğuştan ve anatomik sebepler nedeni ile ortaya çıkmaktadır. Erişkin bireylerde görülen böbrek hastalıkları ise genellikle sonradan ortaya çıkan sebeplerden kaynaklanmaktadır. Böbrek taşı; sıklıkla karşılaşılan bir böbrek hastalığı olup her 10 kişiden 4’ünde görülür. Böbrek taşı kadınlara oranla erkeklerde daha fazla görülmektedir. Böbrek kumu denilen hastalık böbrek taşı ile aynı olmaktadır. Böbrek taşı oldukça zararlı bir hastalık olup tedavisi ihmal edilmemelidir. Böbrek kisti; böbrek taşı kadar yaygın bir hastalıktır. Böbrek kisti, her yaşta görülebilir ama yaşın ilerlemesi ile ortaya çıkma ihtimali daha fazla artan bir hastalıktır. Böbrek kistlerinin çoğunluğu zararsız kist olmaktadır ve tehlike arz etmez. Bunun yanında tehlikeli olan kistlerde bulunmaktadır. Bu yüzden gerekli tetkiklerin yapılması ve tanı koyulması gerekir. Üretra darlığı; böbrek ile doğrudan bir alakası olmasa da üretrada oluşan darlık sonucunda böbrekte zarar görmektedir. Mesane sonrasında gelişen darlık böbrekteki basıncı artırır ve böbreğe kalıcı hasarlar verebilir. Böbrek kanseri; böbrek tümörü de denilen hastalıkta son yıllarda oldukça artış görülmektedir. Böbrek kanserine neden olanların başında sigara ve alkol gelmektedir. Bunun dışında sağlıksız beslenme ve sıklıkla fast food tüketimi de nedenler arasındadır. Böbrek kanserinde erken tanı oldukça önemlidir. Böylece tedavi seçenekleri artar. Kanserin böbrek dışında çevre dokulara yayılmış olması tedaviyi zorlaştırabilir. Böbrek düşmesi; bu durum böbreğin olması gereken yerde olmamasıdır. Böbrek düşmesi, zayıf hastalar da ve böbreğin olduğu bölüme sert darbe alması ya da travmalar yaşanması sebep olmaktadır. Böbreğin yerinde kalmasını sağlayan kasların işlevini yitirmesi sebebi ile böbrek mesaneye doğru düşer. Böbreğin düşmesi ile böbrek görevlerini yerine getiremez ve böbrekte hasar oluşur. Enfeksiyon ve iltihaplanma; tedavi edilmeme sonucunda böbrek yetmezliği oluşmaktadır ve diyaliz gerektirir. İdrar yollarında oluşan enfeksiyon sonucunda üriner sisteminde iltihaplanma görülür ve böbreklerde kalıcı hasar oluşur. Enfeksiyon ve iltihaplanma böbreklerin fonksiyonlarını kaybetmesine sebebiyet verebilir ve ihmal edilmemesi önemlidir. Diyabet ve tansiyon; bu durum yetişkin kişilerde görülen böbrek hastalıklarının en büyük sebebidir. Böbreklere en fazla zarar veren şeker, tansiyon ve kişinin fazla kilosudur. Şeker hastalığı, kanın bileşen dengesini bozduğu için böbreklere zararı fazladır. Tansiyon ise böbreklerin içerisinde bulunan kanın süzülmesini sağlayan ince damarlara baskı yaparak böbrekte hasara neden olmaktadır. Fazla kilolar, kanın içerisinde bulunan glikoz seviyesini artırarak böbreğin yükünü artırır. Böbrek hastalıkları arasında doğuştan böbrek eksikliği ya da at nalı adı verilen böbrek hastalığı da bulunur. Bu hastalıkların bazıları doğuştan gelebilir bazıları ise sonradan gelişmektedir. Böbrek hastalıkları belirtileri arasında; idrar kaçırma, yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, bulanık idrar, kanlı idrar, ağrılı şekilde idrara çıkma, idrarda azalma, çarpıntı, nefes darlığı, ödem, yüksek tansiyon, bulantı, kusma ve halsizlik görülebilir. Belirtilerin görülmesi halinde doktora başvurulması gerekir. Yapılacak olan tetkikler ile böbrek yapısında problem olup olmadığı belirlenir.

UPJ Darlığı Belirtileri

UPJ darlığı belirtileri yeni doğan bebeklerde görülmez. Çocuklarda ise bazı belirtiler göstermektedir. Gelişme geriliği, üriner sistem enfeksiyonu, idrarda kanama, beslenme güçlüğü, böbrek taşı ve ağrılar belirtiler arasındadır. Büyük çocuklarda ve yetişkinlerde görülen belirtiler arasında ağrı, bulantı ve kusma bulunur. Aynı zamanda idrar yolu iltihabı, karında şişlik ve yan ağrısı ile de kendini gösterir.

UPJ Darlığı Tedavi Yöntemleri

UPJ darlığı tedavisi için oldukça gelişmiş yöntemler kullanılmaktadır. Tedavi seçeneği fazladır ve başarı oranı yüksek yöntemler kullanılır. Tedavi yöntemleri arasında ilaç ile tedavi ve cerrahi girişim yöntemleri bulunmaktadır.

İlaçla Tedavi

UPJ darlığı görülen bebeklerde ya da çocuklarda ilk yöntem olarak cerrah işlem yapılmamaktadır. İlk tanı konulmasından sonraki süreçte darlık düzelebilmektedir. UPJ darlığı ilaç ile düzelemeyen bir hastalıktır. UPJ darlığı tanısı konulmuş ve iyileşme ihtimali görülmeyen durumlarda ise cerrahi yöntemlere başvurulmaktadır. İlaç kullanımı ile düzelmeyen bir hastalıktık olduğu için cerrahi işlem gerektirir.

Cerrahi Girişim Yöntemleri

UPJ darlığında çözüm olarak sıklıkla cerrahi girişim tercih edilmektedir. Bebeklerde ve çocuklarda ilk aşamadan sonra düzelmeyen darlık için çözüm yoludur. UPJ darlığı tedavisinde birden fazla seçenek bulunmaktadır. Laparoskopik pyeloplasti, needloskopik pyeloplasti, robot yardımlı laparoskopik (Robotik) pyeloplasti ve endopyelotomi yöntemi. Başarı oranları yüksek yöntemler olup birbirlerine göre avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır.

Laparoskopik Pyeloplasti

Anahtar deliği cerrahisi de denilen laparoskopik pyeloplasti ameliyatı, son yıllarda yaygınlaşmış ve başarılı bir ameliyattır. Laparoskopik cerrahisi, genel anestezi altında yapılır ve açık pyeloplasti ameliyatına benzemektedir. Aralarındaki bariz fark laparoskopik cerrahide büyük kesilerin yapılmamasıdır. Ameliyat yapılırken 3-4 adet 0,5 ila 1 cm’lik delikler açılarak vücut içerisine girilir. Laparoskopik pyeloplasti ameliyatı yaklaşık 2-3 saat sürmektedir ve %95 oranında başarısı bulunmaktadır. Ameliyat sonrasında UPJ darlığının tekrarlama olasılığı oldukça düşüktür.

Hangi Vakalarda Uygulanır?

Laparoskopi ameliyatının kullanımı ürolojik cerrahide oldukça fazladır. Bunlar; böbrek kanseri, prostat kanseri, böbrek kanalı çıkım darlığı (UPJ Darlığı), böbrek üstü bezi kanseri, böbrek kisti, testis kanseri, inmemiş testis, mesane kanseri, mesane sarkması gibi birçok hastalığın tedavisinde laparoskopi yöntemi kullanılır.

Avantajları

Laparoskopik pyeloplasti ameliyatının birçok yönden avantajı bulunmaktadır. Bu avantajlar doğrultusunda açık pyeloplasti ameliyatından daha fazla tercih edilmektedir. Açık cerrahide olduğu gibi büyük kesilere ihtiyaç yoktur ve bu ameliyat sonrasında kalan iz için önemlidir. Ameliyat yapılacak bölge büyük ekrana aktarıldığı için ameliyat kolaylıkla gerçekleştirilir. Ameliyat sonrasında ağrılar açık cerrahiye göre daha azdır. Daha hızlı iyileşme görülür. Ameliyat sonrasında estetik açıdan daha iyi görünüm olur.

Hastanede Yatış Süresi

Laparoskopik pyeloplasti ameliyatı sonrasında hastanede kalma süresi hastanın yaşına göre değişiklik gösterebilmektedir. Genel olarak hastanede kalış süresi 1 ya da 2 gündür.

Dezavantajları

Laparoskopik cerrahinin hasta için dezavantajı bulunmaz. Ancak laparoskopik ile yapılacak olan ameliyat herkes için uygun olmayabilir. Bunun için hasta seçimine dikkat edilmelidir. Laparoskopik cerrahinin uygun olmadığı durumlar arasında barsak tıkanıklıkları, karın zarına yayılmış kanser, düzeltilme durumu olmayan kanama hastalıkları bulunur. Bazı durumlarda ise göreceli olarak kabul edilmemektedir. Bunlar; gebelik, aşırı şişmanlık, karın içi organlarında önceden geçirilmiş ameliyatlar ve kalp hastalıkları bulunmaktadır.

Fiyatları

Laparoskopi ameliyatlarının yapılması her hastanede farklılık gösterebilmektedir. Cerrahi işlemde kullanılan aletlerin tek kullanımlık olması da ameliyatın fiyatını yükseltmektedir. Ameliyat fiyatları yaklaşık 4000 TL civarında olmaktadır ve fiyat değişebilir. Fiyat bilgisi için hastaneye başvurulması gerekir.

Needloskopik Pyeloplasti

Needloskopik pyeloplasti yani iğne deliği cerrahisinde vücut içine yerleştirilen teleskopik cihazlar için kullanılan borucuklar ve kullanılan cihazlar oldukça incedir. Kullanılan cihazların boyutları yaklaşık 2-3 mm olmaktadır. Kullanılan cihazların ince olması sebebi ile vücutta açılan deliklerde küçük olmaktadır. Needloskopik cerrahisi laparoskopik cerrahiye benzemektedir ve aynı düzen içerisinde yapılır. İki yöntem arasındaki farklar ise kullanılan borucuklar, teleskoplar ve kullanılan cerrahi cihazların daha ince olmasıdır. Needloskopik cerrahide vücuda 1 adet 5 mm, 2 ila 3 adet 3 mm lik delikler açılmaktadır ve böylelikle işlem gerçekleştirilir. Ameliyat sonrasında açılan deliklerin dikişe ihtiyacı yoktur sadece yara bandı ile kapatılır. Ameliyat sonrasında vücutta yok denecek kadar az iz kalmaktadır.

Hangi Vakalarda Uygulanır?

Needloskopik pyeloplasti temelinde laparoskopik cerrahi ile aynı olduğu için tedavi edilen vakalar aynıdır. Böbrek kanseri, prostat kanseri, böbrek kanalı çıkım darlığı (UPJ Darlığı), böbrek üstü bezi kanseri, böbrek kisti, testis kanseri, inmemiş testis, mesane kanseri, mesane sarkması gibi.

Avantajları

Needloskopik pyeloplasti ameliyatının avantajları; açık cerrahide olduğu gibi büyük kesiler gerekmez, ameliyat için çok ufak delikler yeterlidir. Ameliyat sonrasında açık cerrahiye göre oldukça az ağrı görülür. Ameliyat daha büyük görüntü altında yapılmaktadır. Hastanede kalma süresi kısadır. Hızlı iyileşme görülmektedir. Laparoskopik ve robotik cerrahiye oranla ameliyat sonrasında daha estetik görünüm vardır.

Hastanede Yatış Süresi

Needloskopik pyeloplasti ameliyatı sonrasında hastanede kalış süresi hastanın durumuna göre değişebilmektedir. Genel olarak 1-2 gün kalınmaktadır.

Dezavantajları

Needloskopik pyeloplasti ameliyatının hastalar açısından hiçbir dezavantajı bulunmamaktadır. Sadece bazı durumlarda needloskopik cerrahi yöntem terci edilmemektedir. Hastanın vücut kitle indeksi doğrultusunda yani kilolu olmayan hastalarda tercih edilen bir yöntemdir. Bunun sebebi kullanılan aletlerin inceliğidir. Kilolu olan hastalarda ya da daha önce açık pyeloplasti ameliyatı geçirmiş ve daha sonra tekrar darlık oluşan hastalarda, böbrek dokusunun etrafında olan yağ fazlalığı sebebi ile cerrahi aletlerde itme ve çekme gücü uygulanamamaktadır. Bu tür hastalarda needloskopik yöntem yerine laparoskopik yöntem tercih edilmektedir.

İstatistikler, Başarı Oranları

Needloskopik pyeloplasti ameliyatının başarı oranı oldukça yüksektir. Laparoskopik yöntemde olduğu gibi başarı oranı %95 olup hastalığın tekrarlaması çok nadir görülür.

Fiyatları

Ameliyat sırasında kullanılacak olan aletler pahalı olması sebebi ile fiyatlarda değişiklik görülebilmektedir. Hastanın net bir fiyat alabilmesi için muayene olması gerekir. Muayene sonrasında fiyat belirlenmektedir.

Robot Yardımlı Laparoskopik (Robotik) Pyeloplasti

Robot yardımlı laparoskopik pyeloplasti ya da robotik cerrahi olarak adlandırılan teknik ile yapılan ameliyatların başarı oranı diğer pyeloplasti ameliyaları kadar yüksektir. Robot olarak tabir edilen cihaz bilgisayar tabanlı tele-manipülatör olmaktadır. Laparoskopik cerrahide karşılaşılan zorluklar robotik pyeloplasti ile giderilmiştir. Robotik pyeloplasti ile 3 boyutlu görüntü sağlanarak çok yönlü hareket eden robot kolları yardımıyla ameliyat gerçekleştirilir. Bu yöntem de vücuda açılan deliklerin boyutu daha büyük olmaktadır (13 mm, 10 mm, 2 adet 8 mm).

Hangi Vakalarda Uygulanır?

Diğer yöntemlerde olan vakalarda uygulanmaktadır. UPJ darlığının şiddetlenmesi, böbrek fonksiyonlarının daha kötüye gitmesi halinde, tek böbrekli olma durumunda, taş olması ya da enfeksiyon gelişiminde ve hipertansiyona yol açması halinde robotik pyeloplasti yöntemine başvurulmaktadır.

Avantajları

Robotik pyeloplastinin avantajları olarak; açık cerrahide olduğu gibi büyük kesiler atılmaz ve operasyon 13 mm, 10 mm ve 2 adet 8 mm olan deliklerden yapılır. Ameliyat daha büyük ve 3 boyutlu net görüntü altında gerçekleştirilir. Ağrılar, açık cerrahi sonrasında olandan daha azdır. Laparoskopik yöntem ile farkı bulunmamaktadır. Hastanede kalış süresi de kısadır. Ameliyat sonrasında hızlı iyileşme görülür. Çapraz damar varlığı net olarak ortaya konur ve tedavisi gerçekleştirilir.

Hastanede Yatış Süresi

Hastanede yatış süreci kısa olmaktadır. Bu süre hastanın sağlık durumuna göre değişiklik gösterebilir. Bunun için ameliyat sonrasında ki hastanın durumuna göre hareket edilir. Genel olarak hastanede yatış süresi 1-2 gün olmaktadır.

Dezavantajları

Robotik pyeloplasti cerrahisinin en büyük dezavantajı yüksek maliyetli olmasıdır. Ameliyat yapılırken açılan deliklerin büyük olması da sonrası için iz kalma olasılığını yükseltmektedir. Bunun yanında laparoskopik deneyimi olmayan doktorların açık cerrahiden direkt olarak robotik cerrahiye geçmesi de hasta için dezavantaj oluşturmaktadır. Robotik teknik için ciddi bir öğrenim ve tecrübe gerekmektedir.

İstatistikler, Başarı Oranları

Robotik pyeloplastinin başarı oranları açık cerrahide olduğu gibi yüksektir. Ameliyat başarı oranları yaklaşık %95’dir. Ameliyat sonrasında hastalığın tekrarlaması çok düşük ihtimaldir.

Fiyatları

Robot yardımlı laparoskopik (Robotik) pyeloplasti ameliyatı fiyatları diğer ameliyat tekniklerine oranla daha fazla olmaktadır. Kullanılan materyaller doğrultusunda ameliyatın fiyatı yükselmektedir. Ameliyatın net tutarını öğrenmek için öncelikli olarak muayene olunması gerekir. Bunun için bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Endopyelotomi

UPJ darlığı için uygulanan bir diğer yöntem ise endopyelotomi adı verilen cerrahi işlemdir. Endopyelotomi tekniği günümüzde açık cerrahi için alternatif bir yol olmuştur. Endopyelotomi, antegrad ya da retrograd yol ile uygulanabilir. Endoskopik kesi adı da verilen bu yöntem de idrar kanalı içine girilerek dar olan bölge kapalı sistem ile ufak bir kesici yardımıyla kesilerek düzeltilmesidir. Endopyelotomi yöntemi iki şekilde gerçekleşmektedir. Retnograd endopyelotomi, ince bir optik cihaz yardımı ile idrar deliğinden girilir ve darlık bölgesine ulaşılır. Dar olan bölge endoskopik kesi ile kesilir. Antegrad endoplotomi ise böğür bölgesine açılan küçük bir kesi açılır ve ince optik cihaz buradan girer. Cihaz, böbreğe oradan da dar olan bölgeye ulaşır ve endoskopik kesi ile kesilir.

Hangi Vakalarda Uygulanır?

Endopyeletomoi yöntemi UPJ darlığı olan hastalarda uygulanmaktadır. Genel olarak çocuklarda tercih edilmektedir.

Avantajları

Endopyelotomi yöntemin en büyük avantajı, tedavinin idrar kanalı içinde yapılmasından dolayı hastanın günlük yaşamına daha hızlı dönmesini sağlamaktadır. Ağrılar açık yönteme göre daha az olmaktadır.

Hastanede Yatış Süresi

Cerrahi işlem sonrasında hastanede yatış süreci kısa olmaktadır bu süre 1 gün olabilir. Hastanede yatış süresi kişiden kişiye göre değişebilmektedir. Bunun için hastanın durumu gözlenmektedir.

Dezavantajları

Endopyelotomi tekniğinin kullanılması ile hasta günlük aktivitelerine daha hızlı dönse de tekniğin başarısını etkileyen bazı etkenlerin olması sebebi ile her kişiye uygulanamamaktadır. Yöntemin başarısını etkileyen 4 faktör bulunur. Bunlar; böbrek fonksiyonu, darlık uzunluğu, böbrekteki hidronefroz yani şişme derecesi ve çapraz damar varlığıdır. Çapraz damar varlığı tedavi başarısını oldukça düşürmektedir. Hastada bu faktörlerden birisi ya da birden fazla bulunması halinde yöntemin başarı şansı düşmektedir.

İstatistikler, Başarı Oranları

Endopyelotomi tekniği diğer tekniklerden daha düşük bir başarı şansı bulunmaktadır. Bunun en önemli sebebi olarak darlığa sebep olan ya da bulunan darlığın şiddetini arttıran çapraz damar varlığıdır. Bu yöntem için başarı oranını etkileyen faktörlerin bulunması halinde bu oran düşmektedir.

Fiyatları

Cerrahi işlemin fiyatını öğrenmek için sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Fiyat için öncelikle muayene olunmalıdır.

Pyeloplasti Ameliyatı Hangi Uzmanlık Alanına Girer?

Böbrek hastalıklarına bakan uzmanlık alanı üroloji olmaktadır. Üroloji ya da diğer ismi ile bevliye, idrar yolları ile olan hastalıkları inceleyen ve tedavi eden cerrahinin bir koludur. Üroloji branşında görev yapan doktorlara ise ürolog denilmektedir.

Ameliyatın Yapılacağı Hastane Şartları

Ameliyatın yapılacağı hastanenin steril olması önemlidir. Ameliyathane toz, kir ve diğer kimyasal maddelerden arındırılmış olmalıdır. Ameliyat öncesinde doktor tarafından ameliyat olacak bölge işaretlenir. Ameliyat öncesinde hata yapılmaması için önemli bir konudur.

Pyeloplasti (UPJ Darlığı) Ameliyatı Öncesi

Pyeloplasti (UPJ Darlığı) ameliyatı öncesinde böbrek fonksiyonlarının detaylı olarak değerlendirilmesinin yapılması gereklidir. UPJ darlığında aberan arter ya da venin varlığının ortaya konması da ameliyatın programlanması açısından önemlidir. Bilgisayarlı tomografi, ultrasonografi ve renal BT anjiyo ile aberan varlığı değerlendirilir. Böbreklerde fonksiyon kaybının kesin olarak kayıp edileceği düşünülmesi halinde yapılan değerlendirme signigrafik olarak yapılması önerilmektedir. Hastanın kullandığı ilaç var ise gerekmesi halinde bırakılması gerekebilir. Ameliyat öncesinde doktorun direktiflerine uyulmalıdır.

Tetkikler

Ameliyat öncesinde böbrek fonksiyonlarının tümüyle incelenmesi gerekir. Bunun için birçok test ve tetkik yapılarak ameliyata hazırlık yapılır.

Ultrasonografi

UPJ darlığı tanısı için kullanılan genel tetkiklerden birisi ultrasonografidir. Dokuları görüntülemek için ses dalgalarını kullanır. Ultrasonografi bazen darlığı görüntülemede eksik kalmaktadır ve ultrason harici başka tetkiklere de ihtiyaç duyulmaktadır.

İntravenöz Pyelografi

İntravenöz pyelografi tetkiki için iyotlu boya maddesi kullanılmaktadır. İyotlu boya maddesi hastaya enjekte edilir ve bu şekilde belli zaman aralıklarıyla yapılarak görüntüleme testleri uygulanır.

DTPA Sinitigrafi (Diüretikli Renogram)

UPJ darlığı tanısı için kullanılan yöntemler arasında İVP’de bulunmaktadır. İVP ile darlık tanısı koyulsa bile kesin tanı için idrar sökücü ilaç verilerek DTPA sinitigrafi (diüretikli renogram) kullanılır. DTPA sinitigrafi tetkiki hem tanı konulması açısından hem de ameliyat sonrasında iyileşmenin takibi açısından oldukça önemlidir. Diüretikli renogram tetkiki ile damar yolundan verilen radyoaktif madde böbrekte süzülmesi sırasında, iki böbrekteki fonksiyon ve drenaj ölçümü yapılır ve değerlendirilir. Değerlendirme ile sağ ve sol böbrek için drenaj eğrisi elde edilir. UPJ darlığı olan eğride boşalma görülmez ve eğri giderek artar. Yükselen eğri ile UPJ darlığının kesin tanısı konulmaktadır.

Tam İdrar Tahlili

Tam idrar tahlili, idrar yolu enfeksiyonu ve böbrek hastalıkları için kullanılan bir testtir. İzlem ve tanı için yapılmaktadır. Ameliyattan önce yapılarak mikroskobik ve kimyasal incelemelere göre analiz edilir. İdrar tahlili yapılmadan önce kişinin aç karnına olması gerekmemektedir. Test yapılmadan önce idrara renk verecek olan gıdaların tüketilmemesi önemlidir.

Tam Kan Sayımı

Tam kan sayımı sık kullanılan bir test olup hastanın genel sağlık durumunun saptanmasında rol oynar. Doktorun gerekli görmesi halinde yaptırılmaktadır. Test öncesinde kişini aç ya da tok olması sorun yaratmamaktadır. Sadece tahlil öncesinde yağlı yiyecekler tüketilmemelidir. Tahlil sonuçları yetişkinlerde ve çocuklarda farklılık göstermektedir.

Elektrokardiyografi (EKG)

Elektrokardiyografi (EKG) kalbin elektriksel aktivitesinin kâğıda aktarılmasıdır. Elektrokardiyografi ile kalp genişlemesi, kalp büyümesi, kalp hasarları ve kalbe giden kan miktarındaki azalma gibi birçok konu hakkında bilgi alınmaktadır. Anestezi öncesinde istenen tetkiklerdendir. EKG testi 5 ila 10 dakika arasında sürmektedir ve çekim sırasında risk bulunmamaktadır.

Serum Açlık Kan Şekeri

Açlık kan şekeri, kişinin aç olduğu zaman kan dolaşımındaki şeker miktarını göstermektedir. Açlık kan şekeri tahlili, vücut fonksiyonları hakkında bilgi vermesinden dolayı sıklıkla istenen test olmaktadır. Açlık kan şekeri tahlili öncesinden kişinin bir süre aç kalması gerekir. Bu süre 8 ila 10 saat arasındadır.

Kreatinin

Kreatin klirensi testi de böbrek fonksiyonlarının öğrenilmesi ve değerlendirilmesi için kullanılan kan ve böbrek testleridir. Bu testin kullanılması için böbrek fonksiyonlarının bozukluğundan şüphelenilmesi gerekir. Kreatin klirensi testi için hem idrar hem de kan örneği gereklidir.

Karaciğer Fonksiyon Testleri

Karaciğer fonksiyon testleri (ALT, AST, GGT), karaciğerde oluşan hasarı ve hastalıkların teşhis edilmesine yardımcı olmaktadır ve yapılan testler karaciğer fonksiyonların hakkında bilgi vermektedir. Yapılan enzim ve protein tahlillerin hepsi karaciğer fonksiyon testi olarak adlandırılır. Yapılan testler sadece karaciğer değil başka hastalıklar hakkında da bilgi verir. Karaciğerde görülen bozukluklar böbrekleri ve boşaltım sistemini de etkileyebilir. Kanda bulunan üre azotu karaciğerde üretilir ve idrar yolu ile vücuttan atılır. Karaciğer fonksiyon testleri ile kanda bulunan azot miktarı tespit edilmektedir. Testler ile hem karaciğerin hem de böbreklerin fonksiyonları hakkında değerlendirme yapılır. Testler için gereken şey kan verilmesidir. Bunun için kişinin 8 ila 10 saat aç kalması gereklidir.

Elektrolitler

Elektrolitler, vücut sıvılarında bulunur ve kalp, sinir, kas fonksiyonlarının düzenli bir biçimde çalışmasını sağlar. Vücutta eksilmeleri halinde hayati risk taşımaktadır. Elektrolitler, vücutta bulunan hücrelerin sıvı dengesini sağlamaktadır. Elektrolitler arasında; kalsiyum, fosfor, potasyum, klor ve magnezyum bulunur. Potasyum; böbrek, kalp, sinir ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasında rol oynamaktadır. Potasyum seviyesindeki değişiklikler böbreği de etkilemektedir. Bunu öğrenmek için gerekli testler yapılarak elektrolitlerin durumu hakkında bilgi elde edilir.

Sodyum

Sodyum, hücre dışında bulunan osmotik basıncı yani hücrenin sahip olduğu sitoplazma yoğunluğundan oluşan emme kuvvetinin çoğunu sodyum oluşturur ve asit-baz dengesini sağlar. Nöronların ve kas hücrelerinin arasında oluşan elektriksel aktivite için de sodyum gereklidir. Vücuttaki sodyum dengesinin bozulması ile hiponatremi ya da hipernatremi oluşmaktadır. Hipernatremi ile fazla sodyum tüketmeye bağlı olarak aşırı su kaybı görülür ya da ajitasyona bağlı olarak hücre içi sıvı kaybı olur. Hiponatremi ise diyare (ishal), baş dönmesi, aşırı terleme, baş dönmesi, kusma, düşük tansiyon ve şok sebebi ile gerçekleşir. İçerisinde sodyum bulunan besinler arasında; zeytin, salam, sosis, et suyu tabletleri, tuzlanmış balık, salamura ürünler, soya sosu, karbonat ve kabartma tuzu.

Potasyum

Potasyum; kalp, böbrek, kas, sinir ve sindirim sisteminin fonksiyonlarını düzenli olarak yerine getirmesini sağlamaya yardım etmektedir. Potasyum, hücre içinde bulunan osmotik basıncın çoğunu potasyum oluşturmaktadır. Nöronların ve kas hücrelerinin arasında oluşan elektriksel aktivite için de potasyum gereklidir. Potasyum anormal hücre bölünmesi doğrultusunda oluşan kanserin önlenmesinde de rol oynamaktadır. Potasyum dengesinin bozulması ile kusma, diyare (ishal), böbrek hastalıkları, kalp ile ilgili hastalıklar, kasılma ve kramp gibi birçok hastalığa sebep olmaktadır. İçerisinde potasyum bulunan besinler; turunçgiller, yeşil sebzeler, kuru baklagiller, ay çekirdeği, kavun, muz, patates, kuru meyveler, avokado ve çaydır.

Klorür

Vücutta bulunan klor, asit ve baz dengesini sağlamaktadır. Mide mukozasından salgılanan hidroklorik asidi oluşumunda görev almaktadır. Klorür, hücre dışındaki ve kan dolaşımının dışındaki negatif yüklü elektrolit olmaktadır. Klorür eksikliği nadir rastlanan durum olup vücudun fazla sıvı kaybetmesi sonucunda görülmektedir. Sodyum bakımından zengin olan besinler aynı zamanda klorür bakımından da zengindir.

Kolesterol Testi

Kolesterol kalp, bağırsak, karaciğer, kaslar ve sinirler gibi vücudun her yerinde bulunan maddedir. Kolesterol ile hormon, D vitamini ve yağları sindiren safra üretilmektedir. Vücutta fazla kolesterol olması kan damarlarının sertleşmesine ve daralmasına neden olmaktadır. Kan damarlarında kolesterol birikmesine arteriyoskleroz adı verilmektedir. Kolesterol vücutta hangi organın damarında birikirse o organda hastalık oluşmaktadır. Kalp damarlarında biriken kolesterol göğüs ağrısına ve kalp krizine yol açmaktadır. Aynı şekilde böbrek damarlarında kolesterol birikir ise böbrek yetmezliği ve hipertansiyon gibi hastalıklara neden olur. Vücuttaki kolesterol seviyesindeki değişimler hastalık oluşumuna sebebiyet verdiği için ameliyat öncesinde kolesterol testi yapılmaktadır.

Trigliserid

Kolesterol gibi trigliserid de damarlarda dolaşan yağdır. Sağlıklı bir vücutta trigliserid miktarı 150 mg/dl olmaktadır ve bu seviyenin aşılması halinde sağlık sorunları oluşmaktadır. Trigliserid miktarının fazla olması ile damarlarda plak oluşumu görülür ve bu da damarların tıkanmasına sebep olur. Damarların tıkanması ile kalp krizi ve felç riskleri oluşmaktadır. Trigliserid yüksekliği genel olarak aşırı kiloya sahip kişilerde görülmektedir. Bunun yanında trigliserid düzeyinin yükselmesine neden olan diğer etkenlerden bazıları; böbrek hastalıkları, şeker hastalığı, kandaki idrar içeriğinin artması, pankreas iltihaplanması ve kandaki yağ değerlerinin yükselmesidir. Trigliserid seviyesinin yüksek olmasının vücut için ciddi zararları bulunmaktadır. Damar sertliği, kalp ve damar hastalıkları, tansiyon dengesizlikleri ve inme gibi birçok sorun trigliseridin yani kandaki yağ seviyesinin yükselmesi sebebi ile olmaktadır. Bu sebep ile kandaki trigliserid oranı ölçülerek genel anestezi için değerlendirilme yapılması gereklidir.

Akciğer Grafisi

Akciğer grafisi, göğüs hastalıklarının tanısı için kullanılan tetkiktir. Akciğer grafisi iki yönlü olarak çekilmektedir. İlk basamak grafi çekilerek bulgular değerlendirilir ve önden, yandan çekilerek kalp ve diyaframın arka kısmında bulunan lezyonlar belirlenir. Çekilen akciğer grafisi, akciğer kanseri, kalp, kemik rahatsızlıkları ve yumuşak doku hakkında bilgi vermektedir. Akciğer grafisi her zaman net bilgi vermeyebilir. Net bilgi için ayrıcı akciğer tomografisi çektirilir. Kronik böbrek yetmezliği sebebi ile akciğerde ödem oluşabilir ve bunun içinde akciğer grafisi çekilmektedir. Ayrıca anestezi öncesinde değerlendirme için yapılan tetkikler arasındadır.

Anestezi Kontrolü

Anestezi kontrolü çok yönlü yapılmaktadır. Anestezi kontrolü sonunda yapılan değerlendirme ameliyata yön vermektedir. Anestezi kontrolü öncesinde tam kan sayımı, tam idrar testi, akciğer grafisi, karaciğer fonksiyon testleri, kreatinin, kolesterol, trigliserid, elektrolitler ve EKG gibi birçok test ve tetkik yapılmaktadır. Hastanın genel sağlık durumu ve daha önce olan hastalıkları ile ilgili tam bilgi verilmelidir. Alerji durumu ya da ilaçlara alerjisi bulunuyor ise anestezi doktoruna söylenmesi gerekir ve gereken değerlendirme yapılır. Daha önce geçirdiği ameliyat ve ameliyatta kullanılan anestezi yöntemi hakkında bilgi verilmelidir. Anestezi doktoru tarafından kullanılan ilaçların bilinmesi önemlidir.

Fiziki Muayene

Yapılan tetkikler ve anestezi kontrolü sonrasında doktor ile tekrar değerlendirme yapılır. Fiziki muayene yapılarak ameliyat için gerekli olan bütün bilgiler toplanır. Ameliyat öncesindeki son basamaktır. Doktor ile görüşme sırasında gerekli olan sorular sorularak eksik olan bilgiler tamamlanır.

Ameliyat Öncesi Sigara ve Alkol Tüketimi

Her ameliyat öncesinde olduğu gibi pyeloplasti ameliyatı öncesinde de sigara ve alkol tüketiminin bırakılması önerilmektedir. Sigara kullanımının bırakılması ya da kullanımının azaltılması anesteziyi kolaylaştırmaktadır. Aynı zamanda ameliyat sonrasında akciğer rahatsızlığı olasılığını düşürmektedir. Aynı şekilde alkol kullanımının da ameliyat öncesinde tamamen bırakılması gerekir. Alkol kullanımı ameliyatı olumsuz etkilemektedir.

Kullanılan İlaçların Hekim ile Paylaşılması

Ameliyat öncesinde yapılan muayenede kullanılan bir ilaç var ise doktora bilgisinin verilmesi gereklidir. Bazı ilaçların kullanımının bırakılması gerekebilir bu yüzden önemli bir husustur.

Ameliyat Öncesi Kan Sulandırıcı İlaç Tüketimi

Ameliyat öncesinde bütün ilaçlar hakkında değerlendirilme yapılmaktadır. Kan sulandırıcı ilaçların kullanımı ameliyatı olumsuz etkilemektedir. Ameliyat tarihinden bir hafta öncesinden kan sulandırıcı ilaçlar (aspirin, coraspin, ecopirin, plavix vb.) bırakılmalıdır. Kullanılan ilaçların bırakılması yasak ise mutlaka doktora bilgisi verilmelidir.

Antibiyotik Tüketimi

Kullanılan antibiyotik ilaçlar var ise kullanımı bırakılmalıdır. Antibiyotikler, anestetikler ile etkileşebileceği için ameliyat öncesinde zararlı olabilir. Kullanılması zorunlu ise doktora bilgisi verilmelidir ve antibiyotiğin dozu düşürülebilir.

Diğer İlaçlar

Kan sulandırıcı ve antibiyotikler dışında kullanılan ilaçlar var ise onlarında bilgisi verilmelidir. Sakinleştiriciler, idrar söktürücüler ya da steroidler gibi ilaçlar ameliyat öncesinde kullanımı bırakılmalıdır. Sakinleştiricilerin kullanımı kan basıncını düşürebilir ve şoka neden olur. İdrar söktürücü ilaçlar ise potasyum ve sıvı kaybına neden olabilir.

Alınan Tedaviler ve Hastalık Geçmişi Kapsamında İnceleme

Önceden geçirilen hastalık ya da ameliyat var ise doktora bilgisi verilmelidir. Ayrıca geçirilen ameliyat var ise hangi cerrahi teknik ve hangi anestezi yöntemi kullanıldığının da bilgisi verilmelidir. Verilen bilgiler kapsamında detaylı inceleme yapılmaktadır.

Operasyon Yöntemi ve Planının Belirlenmesi

Yapılan tetkikler ve muayeneler sonucunda ameliyat için hangi cerrahi yöntemin kullanılacağı belirlenir. Bu konu için hastanın görüşleri de önemlidir. Hastanın istediği bir yöntem var ise doktor ile düşünceleri paylaşılmalıdır ve yöntemin hastaya uygunluğu denetlenir. Cerrahi yöntemin belirlenmesi ile ameliyat günü ve saati kararlaştırılır. Belirlenen ameliyat planı ile ameliyat öncesinde yapılacaklar hastaya bildirilir.

Ameliyata Hazırlık

Ameliyat öncesinde yapılan tetkikler ile böbreğin bütün fonksiyonları detaylı şekilde değerlendirilir. Hastada üst solunum ve alt solunum enfeksiyonu var ise tedavi edilir. Cerrahi yöntem belirlenerek ameliyatın planı tamamlanmaktadır. Ameliyat öncesinde kan sulandırıcı ilaçlar, sigara ve alkol tüketimi durdurulması gereklidir. Ameliyat günü saatinden önce hastanede olunması önemlidir. Hasta kayıt işlemleri yapılarak hastaneye giriş yapılır. Eksik olan test ya da kontrol var ise yapılır. Önceden yapılan tetkik sonuçları da hastaneye getirilmelidir.

Ameliyathane Hazırlığı

Seçilen cerrahi yöntem doğrultusunda ameliyathane hazırlanmaktadır. Gerekli olan aletler ve materyaller önceden hazırlanır. Ameliyat saati geldiğinde hastaya sakinleştirici iğne vurularak ameliyathaneye getirilir.

Ameliyat Cihazları

Ameliyat için kullanılacak cihazlar önceden belirlenerek hazır hale getirilir. Hangi yöntem belirlenmiş ise cihazlar ona göre ayarlanmaktadır. Ameliyattan önce son kez kontrol edilerek hata riski ortadan kaldırılır.

Sterilizasyon

Ameliyatta kullanılacak olan aletlerin ve cihazların steril olması oldukça önemli bir konudur. Kullanılan cihazlar genellikle tek kullanımlık olması sterilizasyon açısından güvenlidir. Ameliyattan önce alet ve cihazlar kontrol edilerek steril hale getirilir.

Yardımcı Materyaller

Ameliyat öncesinde ameliyatta kullanılacak olan tüm aletler ve teknik donanım kontrol edilir ve arızalar giderilir. Ameliyathanede sık kullanılan materyaller solüsyon yardımı ile dezenfekte edilir. Ameliyattan önce bütün hazırlıklar tamamlanır.

Ameliyat Ekibinin Hazırlanması

Ameliyat için operasyonu gerçekleştirecek cerrah, ameliyathane hemşireleri, anestezi uzmanı ve asistanlar bulunmaktadır. Ameliyat için ameliyat ekibinin de hazırlanması gereklidir. Ameliyat öncesinde hastanın ve ameliyat ekibinin enfeksiyondan korunması için steril olmak gerekir. Ameliyat için koruyucu gözlük, koruyucu ayakkabılar ve önlük giyerek gerekli hazırlıklar tamamlanır.

Hastanın Hazırlanması

Ameliyattan önceki son aşama ise hasta hazırlığıdır. Hastanın ameliyattan önce cerrahi alanı yani ameliyat yapılacak olan bölgeyi hazırlaması gereklidir. Cerrahi alan temizlenerek bir drape ile örtülür. Cerrahi alanın açık kalacak şekilde steril örtü ile örtülür. Hastaya son olarak damar yolu ya da ağız yolu ile sakinleştirici verilerek ameliyathaneye götürülür.

Mutfak Hazırlığı

Ameliyat sonrasında doktor hastaya belirli bir beslenme ve diyet programı hazırlamaktadır. Bu kişiden kişiye değişiklik gösterdiğinden mutfak hazırlığı listeye göre yapılmalıdır. Verilen bir diyet ve beslenme programı olmaması halinde sağlık ve düzenli beslenmelidir. Su tüketimine önem verilmelidir. Çok yağlı besinlerden uzak durulmalıdır.

Hasta ile Mutabakat ve Bilgilendirme

Yapılan tetkikler sonucunda değerlendirme yapılarak hasta ile birlikte cerrahi yöntem seçilmektedir. Hasta ile mutabık kalınması halinde cerrahi yöntem kararlaştırılarak ameliyat tarihi belirlenir. Doktor, cerrahi yöntem hakkında hastayı bilgilendirir ve hastanın bütün sorularını cevaplar. Böylelikle yöntem ve ameliyat hakkında hasta bilinçli hale gelmektedir.

Ameliyat Öncesi Beslenme ve Diyet

Beslenme ve diyet için öncelikle doktor kontrolleri, tahlil ve tetkiklerin hepsinin yapılması gereklidir. Hastalığın tespiti sonrası hasta diyetisyene yönlendirilmektedir. Böbrek hastalıklarında vücutta bulunan potasyum, fosfor, sodyum gibi tüm elektrolitlerin hesaplanması gereklidir. Doktorun önerileri ve testler doğrultusunda hastaya özel beslenme ve diyet listesi oluşturulmaktadır.

Ameliyat Tarihinden 1 Gün Önce

Ameliyat öncesinde verilen beslenme ve diyet programına devam edilmelidir. Doktorun ya da diyetisyenin diyet programını değiştirmediği sürece devam edilmelidir. Diyet programı verilmemiş ise akşam için sıvı ve yumuşak gıdalar tercih edilebilir. Ameliyat tarihinden 1 gün önce akşamüstü aç karnına 1 bardak su içine karıştırılmış 45 ml fleet fosto-soda içilebilir.

Ameliyat Günü

Ameliyat saatinden 6 saat öncesinden hiçbir besin tüketilmemelidir. Tüketilen besinler mideden bağırsaklara geçmediği için anestezi uygulandıktan sonra nefes borusuna kaçabilme riski bulunur. Bu sebep ile ameliyattan 6 saat önce sıvı ya da katı besin tüketilmemelidir. Ameliyattan önce evde ya da hastanede lavman yapılmalıdır.

Hastaneye Yatış ve Ameliyatın Başlaması

Hastanın ameliyat günü belirlenen saatte hastaneye giriş yapması gereklidir. Kimlik bilekliği teyit edilerek takılması gerekir. Ameliyat öncesinde hastanın ojelerini çıkarması ve üzerinde hiçbir takı olmaması gereklidir. Hastaya damar yolu açılır. Cerrahi alanın hazırlanması ve ameliyat önlüğünün giyilmesi ile ameliyat için hazırlık tamamlanır. Damar yolu ya da ağız yolu ile verilen sakinleştirici ile hasta uyutulur. Belirlenen yöntem ile operasyon gerçekleştirilir.

Pyeloplasti (UPJ Darlığı) Ameliyatı Sonrası

Ameliyatın sonrasında hastanın yapması ve uyması gereken bazı kurallar bulunmaktadır. Hızlı iyileşmek ve ağrısız bir süreç geçirmek için tüm bunlar önemlidir. İstirahat, banyo yapımı, ilaç kullanımı, ağır kaldırma, beslenme gibi birçok konuda ameliyat sonrasında dikkat edilmesi gereklidir.

Ameliyat Günü

Ameliyat günü tüm hazırlıklar tamamlanarak hasta ameliyata alınır. Seçilen yöntem ile ameliyat gerçekleştirilir ve ameliyat yaklaşık 2-3 saat sürmektedir. Bu durum kişiden kişiye göre değişebilmektedir.

Ağrı

Ameliyat sonrasındaki ağrılar için ilaç verilmektedir. Seçilen yönteme göre ağrılar da değişebilir. Yeni yöntemler ile ameliyat sonrasında ağrılar çok az görülmektedir. Taburcu olunduktan sonra ağrı kesici ilaçların kullanımı sürekli olarak değil sadece ağrılar olduğu zaman kullanılır. Kanı inceltmeyen ağrı kesici ilaçlar kullanılmalıdır.

Hareket Kabiliyet

Ameliyat sonrasında ani hareketlerden kaçınılması gereklidir. Ameliyat bölgesine dikkat edilerek kişi ihtiyaçlarını karşılayabilir.

Ayağa Kalkma

Ameliyat sonrasında ihtiyaç olmadıkça ayağa kalkılmalıdır. Erken ameliyat sonrası dönem olduğu için yemek yeme ya da diğer temel ihtiyaçlar dışında bir hafta süre ile yatak ve ev istirahati yapılmalıdır. Böylelikle daha hızlı iyileşme görülür.

Beslenme ve Diyet

Taburcu olduktan sonra ilk hafta ağır gıdalardan uzak durulmalıdır. Henüz bağırsak hareketliliği yerine gelmediği için gazlı içecekler ve ağır gıdalar sağlık sorunlarına neden olmaktadır. İlk haftalar için sebze, patates püresi, çorba ve haşlama gibi hafif yiyecekler yenilmelidir. Bunun yanında sıvı tüketimi unutulmamalıdır ve sadece su içilmelidir.

İlaç Kullanımı

Ameliyattan sonra ilaç kullanımı oldukça önemli bir konudur. Ağrı kesicilerin kullanımı sadece ağrıların olduğu zaman olmalıdır. Antibiyotik ya da başka ilaçlar verilmiş ise onların kullanımı da düzenli olmalıdır.

Pansuman ve Kontrol

Yeni gelişen yöntemler ile yapılan operasyonlarda pansumana ihtiyaç duyulmamaktadır. Açık teknik ile operasyon gerçekleşmiş ise 2-3 sonrasında pansuman yaptırılabilir. Kontrol için ameliyattan 7-8 gün sonrasında gidilmelidir.

Psikoloji

Ameliyat sonrasında ki hasta psikolojisi oldukça önemlidir. Kişi ameliyat için psikolojisini yüksek tutmalıdır. İyileşmenin ilk adımı olarak psikoloji görülebilir. Ameliyat sonrasında ağrılar çok az olur ve kişinin bir hafta istirahati sonrasında günlük yaşama kolaylıkla dönülebilir. Pyeloplasti ameliyatı başarı oranlarının da yüksek olması psikolojinin yüksek tutulması açısından önemlidir.

Dren-Stapler Kullanımı

Ameliyat esnasında ya da ameliyat sonrasında birikebilecek sıvıların ve pis kanın atılabilmesi için dren denilen yumuşak bant şeklinde bir tüp takılmaktadır. Üreterin kapanmasını önlemek amacı ve idrar drenajını sağlamak için üretere stent takılmaktadır. Stent adı verilen tüpler üretere takıldığı için dışarıdan bakıldığında görülmemektedir. Drenler hastaneden çıkmadan önce çıkartılmaktadır. Dren ve stent kullanımı her hasta için uygulanmayabilir. Ameliyat sonrasında idrar kesesini rahatlatmak için sonda da kullanılmaktadır.

Stent Kontrolü

İdrar kanalına takılan stentlerin kontrolü için gereken süreyi doktor taburcu olurken söyleyecektir. Stent yaklaşık 6 ila 8 hafta takılı kalmaktadır daha sonra anestezi altında 5-10 dakika arasında ağrısız bir şekilde çıkarılır.

Çapraz Damar Varlığı

Çapraz damar varlığı, UPJ darlığına sebep olmaktadır ya da var olan darlığın şiddetini artırır. Pyeloplasti yolu ile yapılan cerrahi müdahaleler ile UPJ darlığına baskı yapan çapraz damar varlığı UPJ üzerinden uzaklaştırılır. Ameliyat sonrasında çapraz damar varlığı kontrol edilmektedir. Tekrar UPJ üzerine baskı yapıp yapmadığı kontrol edilerek gerektiği yerde müdahale edilmektedir.

Gözetim Süresi

Ameliyat sonrasında kişi bir süre gözetim altında tutulmaktadır. Anestezinin etkisi geçip kendine geldiğinde normal odaya alınarak tedavisi orada devam eder.

Riskler, Yan Etkiler, Komplikasyonlar

Ameliyat sonrasında oluşabilecek bazı riskler, yan etkiler ve komplikasyonlar bulunmaktadır. Bunlar çok sık görülmemekle birlikte görülmesi halinde hemen müdahale edilmektedir.

Kas Ağrıları

Ameliyat sonrasında sık görülen bir yan etkidir. Cerrahi işlemin gerçekleştiği bölge ve çevresinde görülebilir. Kas ağrıları için ağrı kesici ilaçlar verilmektedir. İlk günlerde görülen durumdur.

Büyük Böbrek Damarlarında Kanama

Ameliyat sonrasında ya da ameliyat esnasında böbrek damarlarında kanama riski görülebilmektedir. Kanama böbrek içerisinde, atar ve toplar damarlarda, pelviste ya da kılcal damarlarda meydana gelir. Büyük böbrek damarlarında kanama birçok sebepten dolayı oluşabilmektedir. Kanamaların bazıları geçici bir durum olurken büyük damarlarda oluşan kanamalar hayati risk taşımaktadır. Böbrek damarlarında yırtılmalar, böbrek taşları ya da doğrudan ameliyat bölgesine alınan darbe gibi birçok neden sonucu görülebilir. Böbrek damarlarında görülen kanamanın belirtileri arasında; idrarda kan görülmesi, idrar yaparken yanma, böbrek kısmında şiddetli ağrılar, mide bulantısı ve kusma bulunur. İdrarda kan görülmesi ve yan ağrıları en sık görülen belirtiler arasındadır. Belirtilerin görülmesi halinde derhal hastaneye gidilmesi gerekir. Gerekli test ve tetkikler yapılarak tanı konulur. Nadir görülen bir komplikasyondur.

Ek Cerrahi Girişim

Böbrek damarlarında oluşan kanamanın öncelikle belirlenmesi gereklidir. Yapılan test ve tetkikler ile kanamanın yeri tespit edilir ve uygulanacak tedavi yöntemi doktor tarafından belirlenir. Yöntem olarak ilaç tedavisi ya da kapalı cerrahi girişim uygulanır. Kanamanın durumuna göre direk olarak ameliyata alınabilir.

Kan Nakli

Yapılacak ameliyat için hastaya kan nakli gerekebilir. Bunun için hastanın kan grubu belirlenerek hasta yakınlarına bildirilir. Kan grubu aynı olan kişilerden yeterli miktarda kan alınarak ameliyat için hazırlık yapılır.

Akciğer Komplikasyonları

UPJ darlığı ameliyatı sonrasında solunum komplikasyonları görülmesi oranı düşüktür. Akciğer komplikasyonu görülen durumlarda genellikle yaşlı, şişman, kalp hastası ya da sigara kullanan kişiler bulunur. Bu etkenler akciğer komplikasyonunu riskini artırmaktadır. Komplikasyonun görülmesi halinde müdahale edilmektedir.

Uyuşma

Cerrahi işlem gerçekleştirilen bölgede sonradan ciltte uyuşmalar görülebilir. Görülen bu yan etki geçici bir durumdur. Uzun süre geçmemesi halinde doktor bilgi verilmelidir.

Karın İçinde Gizli Kanama

Kanı taşıyan damarların zarar görmesi halinde organlarda iç kanama görülmektedir. İç kanamalar kolay fark edilmemektedir. İç kanamanın miktarı, zarar görme ve iç kanamanın görüldüğü organ ile ilişkili olmaktadır. Gizli kanamalar erken fark edilmez ise hayati risk oluşturur. Bunun sebebi kanamanın görüldüğü organda fonksiyon bozuklukları yaşanması ve kan kaybı olmasıdır. İç kanama görülmesinin birçok nedeni bulunmaktadır. Kan damarlarından bir tanesinin ya da birden fazlasının zarar görmesi, pıhtılaşma mekanizmasının çalışmaması, damarların çatlaması, kazalar, yaralanmalar, karaciğerin hasar görmesi ya da ameliyat sonrasında oluşabilecek durumlar gibi nedenler iç kanamalara sebep olabilir. İç kanamanın belirtileri bulunduğu yere ve sebep olan duruma göre çeşitlilik gösterebilmektedir. Belirtiler kademeli olarak ortaya çıkar ve giderek şiddetlenebilir. Aynı zamanda hiçbir belirti göstermeyen durumlarda vardır. Karın boşluğunda ve karın boşluğundaki iç organlarda görülen kanamaları tespit etmek güçtür. Karın boşluğunda görülen iç kanama her yere yayılması nedeniyle şiddetli ağrılara ve kramplara sebep olur. Böbrekte görülen iç kanamaların belirtisi olarak idrardan kan gelmesi durumu görülür. Pyeloplasti ameliyatı sonrasında nadir görülen bir durumdur. Belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybı yaşamadan hastaneye başvurulmalıdır. Gerekli tetkikler yapılarak tanı konulur ve tedavisi gerçekleştirilir.

Sıvı Tedavisi

Doktor, iç kanamanın tespit edilmesi halinde değerlendirme yaparak gerekli ilaçları verir ve gerekmesi halinde cerrahi işlem uygulanır. Aynı zamanda kaybedilen kan miktarına göre hastaya sıvı tedavisi yapmaktadır. Bunun için doğru tanı ve kanama miktarının belirlenmesi oldukça önemlidir.

Ek Cerrahi Girişim

İç kanamanın yerinin belirlenmesi için birçok test ve tetkik yapılmaktadır. Tam kan sayımı, ultrason, endoskopi, kolonoskopi, CT taraması ve anjiyografi gibi tetkikler yapılarak kanamanın nedeni ve yeri tespit edilir. Yapılan tetkikler sonucunda var olan kanamanın durdurulmasına yönelik tedavi yapılır. Bunun için ek cerrahi işlem gerçekleştirilebilir.

Toplayıcı Kanalın Böbrek Dışına Kaçışı veya Birikmesi

Ameliyat sonrasında toplayıcı kanala dikiş atıldığından, toplayıcı kanaldan idrarın böbrek dışına kaçışı ya da burada birikmesi riski görülebilmektedir. Toplayıcı kanalın böbrek dışına kaçışı veya birikmesi riski görülme oranı yaklaşık %13 olarak belirlenmiştir. Bu durumun görülmesi halinde tekrar işlem yapılması gerekebilir.

Karın İçinde Cerahat Birikmesi

Ameliyat sonrasında görülen bir diğer komplikasyon ise karın içinde cerahat birikmesidir. Karın içinde cerahat birikmesi gibi enfeksiyon durumu çok nadir görülmektedir. İstatistik olarak görülme oranı %2’dir.

Ek Cerrahi ile Boşaltma

Karın içinde cerahat birikmesi halinde ek cerrahi uygulanmaktadır. Gerekli tetkikler yapılarak durum saptanmaktadır ve ek cerrahi ile boşaltılır.

Antibiyotik Tedavisi

Karın içinde cerahat birikmesi gibi enfeksiyon durumu ek cerrahi ile boşaltılır ve sonrasında antibiyotik tedavisi ile komplikasyon tamamen ortadan kaldırılır.

Bağırsak Yaralanması

Pyeloplasti ameliyatı sonrasında çok nadir görülen komplikasyondan bir değeri bağırsak içeriğinin kaçağına sebep olan bağırsak yaralanmasıdır. Bağırsak yaralanmasının görülme oranı %1’dir.

Ek Cerrahi İşlem

Bağırsak yaralanması komplikasyonu sonrasında ek cerrahi işlem gerekebilir. Bunun için gerekli tetkikler yapılır ve cerrahi işlem gerçekleştirilir.

Bağırsak Hareketleri Komplikasyonları

Ameliyat sonrasında bağırsak hareketleri komplikasyonları görülebilmektedir. Bağırsak hareketleri komplikasyonları görülme oranı %3 olmaktadır. Bağırsaklarda şişkinlik, yavaşlama ve durma gibi komplikasyonlar görülebilir. Bunların görülmesi halinde ek cerrahi işlem gerekir.

Yavaşlama

Bağırsak yavaşlaması denilen komplikasyon, kabızlık sorunu olarak görülmektedir. Dışkının çıkışında zorluk oluşur ve bağırsak hareketlerinde yavaşlama görülür. Kabızlık durumunda dahili muayeneden geçilmelidir ve gerekli kan testleri yapılmalıdır. Bağırsak hareketlerinin yavaşlaması genel olarak lifli gıdalar alınmadığında, karbonhidratlı besinlerin sık tüketiminde görülmektedir. Yeterli miktarda sıvı tüketilmemesi de durumu etkileyen faktörler arasında bulunur. Bağırsak hareketlerinde görülen yavaşlamanın yoluna girmesi için düzenli egzersiz yapılmalı, lifli gıdalar tüketilmeli, bol su içilmelidir. Bunlar dışkı oluşumunda yardımcı olur ve bağırsak hareketleri düzene girer.

Durma

Bağırsak hareketlerinin durması en riskli olan komplikasyondur. Bağırsak tıkanması olarak da bilinen durumda dışkının bağırsak kanalında ilerlemez ve kişi hiçbir şekilde dışkı ve gaz çıkaramaz. Erken tanı konulması önemlidir ve zamanında tedavi edilmez ise hayati risk oluşmaktadır. Yapılan cerrahi işlem sonrasında oluşan bağırsak tıkanması, erken dönemde görülen ve bağırsak duvarındaki dikiş hattından kaynaklanır. Yapılan cerrahi operasyondan 4-5 gün sonra bağırsak hareketlerinin durması ortaya çıkabilir. Belirtisi olarak hastada ateşin yükselmesi görülür.

Şişkinlik

Hassas bağırsak olarak da bilinen şişkinlik, sindirim sisteminde yapılan muayene sonucu yapısal bozukluğa rastlanılmayan bir hastalıktır. Şişkinlik sıkça görülen bir durumdur. İrritabl bağırsak sendromu olarak da bilinen hastalık bağırsaklara kalıcı hasar vermemektedir. Belirgin derecede şişkinlik, şişlik, sürekli tuvalet ihtiyacı ve karında hissedilen rahatsızlık hissi ile hastalık belirti gösterir. İlaç tedavisi, diyet ve stres yönetimi ile hastalıktan kurtulmak mümkündür.

Ek Cerrahi Girişimler

Ameliyat sonrasında nadir olarak görülen bağırsak hareketleri komplikasyonu sonrasında gerekli tetkikler yapılarak net bir tanı konulmaktadır. Gerekmesi halinde hastaya ek cerrahi girişim yapılır.

Yara Ağzının Kalınlaşması

Yara ağzının kalınlaşması komplikasyonu bazı hastalarda görülen bir durumdur. Bazı hastalarda yara yerinin iyileşmesi anormal olabilmektedir ve bunun sonucu olarak yara ağzı kalınlaşabilir.

Kızarıklıklar

Ameliyat sonrasında yara iyileşmesi bazı hastalarda anormal olabilmektedir. Bunun sonucu olarak da kızarıklıklar ve ağrılar görülebilir. Bu durum her hasta için geçerli değildir.

Yara Yerinin Açılması

Cerrahi işlem sonrasında görülebilecek bir diğer komplikasyon ise yara yerinin açılmasıdır. Bu durum da sık görülmemektedir. Yara yeri kısmen ya da tamamen açılabilir. Yara yerinin açılması halinde gerekli müdahale yapılır. Bu durum daha çok şişman hastalarda görülebilmektedir.

Bağırsakların Yapışması

Ameliyat sonrasında bağırsaklar arasında yapışıklık görülebilir. Bu durum kısa dönemde ya da uzun dönemde ortaya çıkan bir komplikasyondur. Bağırsak yapışması görülen bölgede darlık oluşmaktadır ve bağırsağın üzerinde hava ve sıvı birikmesi ile bağırsağın üst kısmında genişleme görülür. Bağırsak yapışması sonucunda oluşan tıkanıklık ince bağırsak ve mide arasında ise kusmalar görülebilir. Diğer belirtiler arasında; karın ağrısı, dışkıda kan, karında şişlik, ishal ve kabızlık bulunur. Bağırsakların yapışması halinde gerekli müdahale gerçekleştirilir.

Ek Cerrahi Girişim

Ameliyat sonrasında oluşan bağırsak yapışmalarında cerrahi işlem gereklidir. Etkili yöntemler arasında kapsül endoskopisi bulunur. Bu yöntem ile bağırsak yapışıklığı tam olarak tespit edilir ve seçilen yöntem ile yapışıklık giderilir.

Anestezi Komplikasyonları

Genel anestezi sonrası gelişebilen ve hayati risk barındırmayan bazı komplikasyonlar bulunmaktadır. Bu komplikasyonlar kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. En sık görülen yan etki mide bulantısı ve kusmadır. Geçici bilinç kaybı, kas ağrıları, boğaz ağrısı, kalp ritim bozuklukları, tansiyon yükselmesi ya da düşmesi gibi yan etkiler bulunmaktadır. Genel anestezi esnasında kullanılan ilaçlar sonucu en çok etkilenen bölge solunum sistemidir. Bu sebep ile anestezi komplikasyonları arasında en çok görülen problem solunum problemleridir.

Alerjik Reaksiyonlar

Alerjik reaksiyonlar etkili olduğu bölgeye değişiklik gösterebilmektedir. Solunum yollarında görülen alerjik reaksiyonlar olarak; kaşıntı, burunda akıntı, tıkanıklık ya da hapşırık bulunmaktadır. Gırtlakta görülen reaksiyonlar; kaşıntı, boğulma hissi, ses kısıklığı, öksürük, ses kısıklığı ya da yutma güçlüğü olarak ortaya çıkar. Akciğerde görülen reaksiyonlar; nefes darlığı, öksürük ve solunum yetmezliğidir. Mide ve bağırsaklarda görülen reaksiyonlar; bulantı, kusma, ishal, ağrı ve kramplar şeklinde kendini gösterir.

Diğer Uzun Dönemli Problemler

Uzun dönemli problemler arasında görülebilecek olan risk böbrek yetmezliğinin gelişmesidir. Böbrek yetmezliği görülmesi halinde hastaya diyaliz gerekmektedir. Bunun dışında oluşabilecek nadir riskler arasında; port giriş yerinde fıtık gelişimi, tekrar aynı bölgede darlık oluşumu, dalak ve karaciğer yaralanması, kana enfeksiyon karışması ve dikiş tutmaması bulunur.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Ameliyat sonrasında dikkat edilmesi gereken birçok konu bulunmaktadır. Dikkat edilmediği takdirde iyileşme hızı yavaşlayabilir, ağrılar görülebilir ve ameliyat bölgesi tekrar açılabilir. Bu yüzden ameliyat sonrasında hastanın dikkatli olması ve bol istirahat etmesi önemlidir.

Kısa Dönemli Antibiyotik Tedavisi

Hastanede kalma döneminde hastaya antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır. Enfeksiyonu önlemek amacı ile operasyon öncesi ve sonrası antibiyotik tedavisi uygulanır. Kısa dönemli antibiyotik tedavisi en uygun olandır.

Duş Alma

Hasta taburcu olduktan 3. gün sonrasında duş alabilmektedir. Yara yerinin ıslanmasında sakınca görülmemektedir. Duş aldıktan sonra yara yerlerinin dikkatle kurulanması ve temizlenmesi gereklidir.

Dinlenme

Taburcu olduktan sonra hastanın dinlenmesi gereklidir. 5-7 gün evde istirahat etmelidir ve kişisel ihtiyaçlar dışında yatak ve ev istirahati sağlanmalıdır. Bu iyileşme açısından önemli bir konudur.

Ikınma, Öksürüklerden Kaçınma

Hastanın istirahat döneminde şiddetli öksürük ve ıkınmalardan kaçınması gereklidir. Karın için basıncı artıran faaliyetler ameliyat bölgesindeki kanamayı tetikleyebilmektedir. Ikınma ve şiddetli öksürük olması halinde doktora başvurulması gereklidir. Bu konuda gerekli tedavi uygulanacaktır.

Konstipasyondan Korunma

Konstipasyon yani kabızlık olması halinde hasta ıkınma problemi yaşar ve karın içi basıncı artırarak kanama oluşumu görülebilir. Kabızlıktan (konstipasyon) korunmak için ameliyat sonrası ilk hafta ağır gıdalardan uzak durulması gereklidir. Gaz yapıcı içeceklerde tüketilmemelidir. Haşlama ve püre tarzı besinler tüketilmeli ve bol su içilmelidir.

Ağır Kaldırma

Dinlenme döneminde kesinlikle ağır kaldırılmamalıdır. Ağır kaldırma sırasında karın içi basınç artabilir ve kanama görülebilir. 7-10 gün süre ile ağır bir şey kaldırılmamalıdır.

Araba Kullanma

Taburcu olunduktan sonra istirahat dönemi boyunca araba kullanılmamalıdır. İyileşmeyi olumsuz yönde etkileyebilir.

Ağrı Kesici Kullanımı

Hastanın ağrısı olduğu durumda kanı inceltmeyen ağrı kesiciler kullanmalıdır. Ağrı kesiciler düzenli olarak değil, ağrıların olduğu zaman kullanılmalıdır.

Cinsel İlişki

Cinsel ilişkiden istirahat dönemi boyunca uzak durulmalıdır. Yara bölgesinin zorlanmaması gereklidir.

Sıcak – Soğuk Uygulamalar

Yara yerinin temizlenmesi ve duş alımında ne çok sıcak ne de çok soğuk su kullanılmalıdır. Bunun için ideal kullanım ılık olandır.

Kontroller

Ameliyattan 8 ila 10 gün sonrasında kontrollere gidilmesi gereklidir. Yapılacak olan tetkikler için 4-6 haftanın geçmesi beklenmektedir. Tetkikler yapılarak hastanın sağlık durumu değerlendirilir. Bir sorun olması halinde hastaya gerekli işlem yapılmaktadır.

Kanda BUN Testi

Kanda bulunan üre azotu karaciğerde üretilmektedir ve idrar yolu yardımı ile vücuttan atılır. BUN testi ile kanda bulunan azot miktarı ölçülür. Karaciğer ve böbreklerin nasıl çalıştığı BUN testi ile değerlendirilir.

Kreatinin Testi

Kreatin testi UPJ darlığı tanısı için de kullanılan testler arasındadır. Ameliyat sonrasında da böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek için kullanılan testtir. Kreatin testi ile için idrar ve kan örneği alınmaktadır.

Tam İdrar Tahlili

Ameliyat sonrası yapılan bir diğer test ise tam idrar tahlilidir. İdrar tahlili için kişinin aç karnına olması sorun oluşturmamaktadır.

Açlık Kan Şekeri Testi

Açlık kan şekeri testi yapılmadan önce kişinin 8 saat kadar aç kalmış olması gereklidir. Bu süre içerisinde su içilebilir. Kan şekeri testi yapılarak hastanın sağlıklı değer aralığında olup olmadığı öğrenilir.

Patoloji Takibi

Ameliyat sonrasında patoloji takibi yapılmalıdır ve kontrol sırasında doktora patoloji raporu verilmelidir. Patoloji sonucuna göre ek tedavi gerekip gerekmediği değerlendirme sonucu ortaya çıkacaktır.

Ameliyat Sonrası Stentlerin Çıkarılması

Ameliyat esnasında idrar kanalına yerleştirilmiş olan stentlerin 6 ila 8 hafta kalması gerekmektedir. 6-8 hafta sonrasında anestezi altında stent çıkarılmaktadır.

Ameliyat Sonrası Renogram ile UPJ Rekonstrüksiyonunun Etkinliği Kontrolü

Stentlerin çıkarılmasından 2-4 hafta sonra renogram ile UPJ bölgesindeki rekonstrüksiyonun etkinliği kontrol edilmektedir.

Ameliyat Sonrası Spor ve Egzersiz

Ameliyat sonrasında hastanın iyileşmeye başlaması ile spor ve egzersizlere de başlanması önemlidir. İlk başlarda hafif egzersizler yapılmalı ve kişinin istediği doğrultusunda ağır spor ve egzersizlere de geçilebilir.

Hafif Sporlar

Hafif sporlar için ameliyattan sonra 2-3 hafta kadar beklenmesi sağlık açısından önemlidir.

Ağır Sporlar

Ameliyat sonrası ağır sporlar için hastanın 4-6 hafta kadar beklemesi ve kendini zorlamaması gerekir.

Pilates

Spora geri dönebilmek herkes için aynı olmamaktadır. Hastaların iyileşme hızları birbirinden farklı olmaktadır. Pilates için 4-6 hafta kadar beklenmesi gereklidir. İlk zamanlar da kişinin kendini zorlamaması önemlidir.

Yüzme

Hastanın iyileşme durumuna göre yüzmek için 2-3 hafta beklenmelidir.

Fitness

Fitness için yine hastanın durumu etkili olmaktadır. 2-3 hafta süre ile yapılmaması önerilmektedir.

Diğer Profesyonel Sporlar

İkili mücadele gerektiren sporlar ya da profesyonel sporların yapılması için 6-8 hafta beklenmesi gerekir. Bu durum hastanın durumuna göre değişmektedir.

Ameliyat Sonrası Beslenme ve Diyet

Ameliyat sonrasındaki beslenme ve diyet iyileşmek açısından oldukça önemlidir. Bu konuda dikkat edilmesi önemlidir.

İlk Hafta Sıvı Ağırlıklı Diyet

Ameliyat sonrası ilk hafta sıvı ağırlıklı diyet uygulanması gereklidir. İlk hafta ıkınma ve kabızlık yaranın zorlanmasına sebep olduğu için sıvı ağırlıklı diyet yapılmalıdır.

Nekahat Dönemi Diyeti

Nekahat döneminde sebze türü yenmesi hasta için daha uygundur. Haşlama, muhallebi, çorba, patates gibi besinler tüketilebilir. Aynı zamanda diyetisyenin vereceği liste ve doktorun önerdiği besinlerden de yenilmelidir.

İyileşme Sürecinde Diyet

İyileşme sürecinde hasta sağlıklı ve düzenli olarak beslendiği sürece hasta her şeyi yiyebilir. Beslenme saatlerine dikkat edilmelidir ve öğünlerde çok fazla yenmemelidir. Su içimine de dikkat edilmelidir.

İyileşme Süreci

Yeni cerrahi yöntemler ile yapılan ameliyatlarda hızlı iyileşme görülmektedir. Bunun yanı sıra hastanın dikkat etmesi gereken konulara özen göstermesi de iyileşmeye etki eder. Hastanın ilk hafta evde dinlenmesi ve yatak istirahati yapması gereklidir. İlk haftadan sonra kişi rahatlıkla günlük ihtiyaçlarını karşılayabilir. Stentlerin çıkarılması ile de yapılması gereken sadece gerekli kontrollerin yapılmasıdır. Kontroller aksatılmamalıdır. UPJ darlığının tekrar nüksetmesi düşük bir ihtimal olsa da görülebilir. Bunun için yıllık yapılan tetkikler aksatılmamalıdır.

Pyeloplasti (UPJ Darlığı) Ameliyatı Sık Sorulan Sorular

Ameliyatsız Yöntemler ile UPJ Darlığı Tedavi Edilebilir mi?

Ameliyatsız yöntemler ile UPJ darlığı tedavi edilememektedir. Böbreğin oluşturduğu idrar pelvisten üretere geçerken sıkıntı yaşamaktadır. O kısımda oluşan darlığın ortadan kaldırılması için cerrahi işlem yapılmalıdır.

UPJ Darlığı Ameliyatı Zor Bir Ameliyat mıdır?

UPJ darlığı tedavisi için birçok yöntem kullanılmaktadır. Bu sebeple UPJ darlığı ameliyatı oldukça kolay yapılmaktadır. Ameliyat sonrası içinde hasta hızlı iyileşmektedir böylelikle hasta açısından da kolay bir ameliyat olmaktadır.

Ağrılı Bir Ameliyat mı? Ağrılar Ne Zaman Geçer?

Ağrılı bir ameliyat değildir. Açık cerrahide ağrılar görülmesine karşın laparoskopik cerrahide ve robotik cerrahide ağrılar çok az olmaktadır.

Ameliyat Kaç Saat Sürer?

Ameliyat yaklaşık 2-3 saat sürmektedir. Bu durum hastanın durumuna göre değişebilmektedir.

Hangi Ameliyat Yöntemi Neye Göre Tercih Edilir?

Ameliyat yöntemleri hastanın durumuna ve hastanın istekleri doğrultusunda seçilmektedir. Yapılan tetkikler sonunda hasta ile görüşme yapılır ve tedavi yöntemi belirlenir.

Ameliyat Sonrası İz Kalır mı?

Ameliyat sonrasında iz kalması tercih edilen yönteme göre değişmektedir. Açık cerrahi ile yapılmış olan ameliyatlarda iz kalma olasılığı bulunmaktadır. Robotik yöntem ve laparoskopik yöntem delik açılarak yapıldığı için çok daha küçük izler kalmaktadır.

İstirahat Raporu Verilir mi? İşe Ne Zaman Dönebilirim?

Ameliyat sonrasında istirahat raporu verilmektedir. Kişinin ameliyattan sonra mutlaka evde dinlenmesi gereklidir. Bir hafta sonrasında işe ya da okula dönülebilir ama kişi henüz kendini toparlayamadı ise bu süre uzayabilir.

Ameliyatta Yaş Sınırı Var mı? Yaşın Ameliyat Sonucuna Etkisi Var mı?

Ameliyatta bir yaş sınırı bulunmamaktadır. UPJ darlığı küçük yaşlarda ameliyat edilebilir. Yaş sınırı olarak bebeklerin 18 aylık ve daha küçük olması halinde beklenmesidir. Bunun sebebi düzelme ihtimali olmasıdır. Yaşın ameliyat sonucuna bir etkisi bulunmamaktadır.

UPJ Darlığının Ameliyat Sonrasında Tekrar Etme Riski Var mı?

UPJ darlığının ameliyat sonrasında tekrar etme riski bulunmaktadır. Sık rastlanılan bir durum olmasa da bazı hastalarda görülen bir durumdur.

UPJ Darlığından Korunmak İçin Neler Yapabilirim?

İdrar sorunları yaşandığı taktirde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Bu durumlar ertelenmemesi gerekir. Kadınlarda görülen idrar yapma güçlüğü ciddiye alınmadığı için hastalık ilerleyerek böbrek fonksiyonlarına etki etmektedir. Genel olarak doğuştan gelen bir hastalık olduğu için korunmak için bir şey yapılmamaktadır ama erken tedavi başarı oranını da arttırmaktadır.

En İyi Doktor Diye Bir Şey Var mı?

Alanında uzman doktorlar bulunmaktadır ama en iyi doktor kavramının kullanılması yanlış olmaktadır.

Özel Hastanede mi Devlet Hastanesinde mi Ameliyat Olmalıyım?

Özel hastanede ya da devlet hastanesinde de ameliyat yapılabilmektedir. Bu durum kişinin tercihine ve maddi durumuna bağlı olmaktadır.

Özel Robotik Ameliyat Yöntemleri Devlet Hastanelerinde Var mı?

Özel robotik ameliyat yöntemleri oldukça pahalı aletler ile yapılmaktadır. Maliyeti fazla olması sebebi ile devlet hastanelerinde bulunmamaktadır.

Ameliyat Ertelenebilir veya İptal Edilebilir mi?

Ameliyat ertelenebilir ya da iptal edilebilir. Hastanın ya da ameliyatı yapacak doktorun bir sebep sonucu ameliyatı erteleme durumu olabilir. Ameliyatın iptal edilmesi ise hastanın isteği üzerine yapılır ve bu durum hastalığı etkilemektedir. UPJ darlığının ilerlemesi böbrek fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilemektedir ve böbreği kaybetme ihtimalide bulunmaktadır. Bu sebeple ameliyatın bir an önce yapılması en doğru olandır.

Ameliyat Fiyatları Neye Göre Belirleniyor?

Ameliyat fiyatları hastalığın durumuna ve kullanılacak olan yönteme göre değişmektedir. Robotik yöntem ile yapılan ameliyat fiyatlarının daha yüksek olmasının sebebi kullanılan cihazların maliyeti olmaktadır.

Ameliyat Olanların Görüşlerini Dikkate Almalı mıyım?

Her hastanın ameliyat sonrasındaki görüşleri farklı olmaktadır. Bu durumun sebebi hastada kullanılan yöntem ve sonrasında görülen komplikasyonlardır. Her hastada aynı teknik kullanılmadığı gibi aynı riskler ve komplikasyonlar oluşmamaktadır. Hasta UPJ darlığı için ameliyatı geciktirmemelidir.

Ameliyat Öncesi, Ameliyat ve İyileşme Sürecinde Sosyal Hayatım Nasıl Olur?

Ameliyat öncesinde görülen belirtiler hastanın sosyal hayatına olumsuz yönde etki etmektedir. Ameliyat ve iyileşme sürecinde hasta istirahat etmek zorunda olduğu için sosyal hayatı olmamakla birlikte iyileşme sonrasında kişi rahatlıkla hareket edebilir.

Günlük İşlerimi Yapabilir miyim?

Ameliyat sonrasında günlük işlerin yapılabilmesi için ilk haftanın geçmesi beklenmelidir. Taburcu olunduktan sonra kişi sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayabilir. Bu süreçte kendini zorlamaması gereklidir.

Ameliyat Sonrasında Ağrıları Hafifletmek İçin Neler Yapılabilir?

Robotik ve laparoskopik yöntem ile yapılan ameliyatlar sonrasında hastanın ağrıları da az olmaktadır. Ameliyat sonrasında hastanın ağrılarının görülmesi halinde de ağrı kesici ilaçlar verilmektedir.

Ağrılar Bittiğinde Doktor Kontrollerini Bırakabilir miyim?

Ağrılar bittiğinde doktor kontrolleri bırakılmamalıdır. Ameliyat sonrasında tetkik ve kontroller devam etmelidir. Daha sonra yılda 2 kere ultrasonografi ve sintigrafik kontroller yapılmalıdır. Kontroller ile hastanın durumu değerlendirilir.

Ameliyat Sonrasında Kozmetik Görünüm Nasıl Olur? Estetik Gerekir mi?

Ameliyat açık cerrahi ile yapılmadı ise estetik gerekmemektedir. İzler çok küçük olduğu için kişiyi rahatsız etmezler. Açık cerrahi ile ameliyat yapılmış ise kişinin tercihe bağlı olarak estetik yaptırılabilir.

İlgili Organİlgili Bölüm