Ön Çapraz Bağ Ameliyatı


Ön Çapraz Bağ Ameliyatı

Çapraz bağlar, anatomik yapı itibarı ile ön çapraz bağlar ve arka çapraz bağlar olarak ikiye ayrılır. En çok karşılaşılan yaralanma ve kopma durumları ise ön çapraz bağlarda meydana geliyor. Bunun sebebi ise ön çapraz bağların diğer arka çapraz bağlara kıyasla yaralanma ve özellikle de kopmaya daha meyilli olmasıdır. Ön ve arka çapraz bağlar, dizin yapısının normal bir şekilde işlev görebilmesi bakımından son derece büyük bir önem taşıyor.

Spor aktiviteleri esnasında, yürürken yapılan ters hareketler esnasında, kazalarda ya da diğer birçok farklı faaliyet anında oluşan çapraz bağ kopmaları ve yaralanmaları, çeşitli şekillerde tedavi edilebiliyor. Sporcuların yaklaşık olarak 4 hafta boyunca spor aktivitelerinden uzaklaşmak zorunda kaldığı bu yaralanmalar, profesyonel sporcularda sıklıkla görülmekte. Ön çapraz bağlarda meydana gelen yaralanmaları iç menisküs ve diğer iç bağ yaralanmaları izliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde bir yıl içerisinde yaklaşık olarak 200 binden fazla ön çapraz bağ yaralanması kaydedilmektedir. Toplumun spora karşı gösterdiği ilgisi arttıkça söz konusu sayıda da artış meydana geliyor. Net bir istatistik olmamakla birlikte ülkemiz kapsamında da bir yıl içerisinde toplamda 3 binden fazla ön çapraz bağ yaralanmalarının ve diğer kopma anomalilerinin yaşandığı tahmin ediliyor.

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Hakkında

Ön çapraz bağ yaralanmaları, kopmaları ve diğer benzeri anomali durumları, başta ameliyat olmak üzere çeşitli yöntemler ile tedavi edilebilmekte. Tetkik ve teşhis aşamalarından sonra elde edilen yaralanma bulguları neticesinde planlanan tedavi süreci kapsamında hangi aşamaların izleneceği ve tedavinin nasıl seyredeceği belirlenmekte ve bu yönde tedavi tamamlanmaktadır. Genel itibarı ile ön çapraz bağların herhangi bir zorluk yaşanmadan tedavi edildiği bilgisini de vermek mümkün.

Ön Çapraz Bağ Yaralanması Belirtileri

Ön çapraz bağlar yırtıldığı, yaralandığı veya koptuğu anda kısa bir süre içerisinde belirti verir. Yani ön çapraz bağların herhangi bir yaralanmaya maruz kaldığını anlamak basit olduğundan erken teşhis ve erken müdahale mümkündür. Özellikle de yaralanma türü, kopma veya yırtılma gibi durumlarda değişiklik gösteren belirtiler, tedavi sürecine de yön veriyor.

Kopmanın Ardından Dizde Bir Boşluk Hissi Başlaması

Ön çapraz bağlarda meydana gelen kopma, anlık olarak bir boşalma belirtisi verecektir. Özellikle de spor aktiviteleri anında yaşanan ön çapraz bağların kopması, hemen beraberinde diz bölgesinde bir boşluk hissini getiriyor. Bu hissin yaşanması halinde diz eklem yerini sabitleyerek veya oynatmamaya dikkat ederek, en kısa süre içerisinde bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor. Spor müsabakalarında halihazırda sağlık ekipleri bulunduğu için gerekli müdahale kısa süre içerisinde yapıldığı için herhangi ekstrem bir yaralanma meydana gelmemekte ve daha kısa sürede tedavi tamamlanabilmektedir. Diz eklem bölgesinin, ön çapraz bağlar koptuktan sonra oynatılması veya ani hareketler yapılması, birtakım fazladan yaralanmalara da mahal verebiliyor. Bunun yanı sıra ani hareketler ağrı ve acıyı da artıracağından sabitlemek veya oynatmamaya dikkat etmek gerekmekte.

Dizin Kontrol Edemez Duruma Gelmesi

Bağların yırtılması ya da kopması, diz yapısının bozulmasına sebebiyet verdiğinden diz işlevleri de kısmi veya tamamen kaybedilebiliyor. Bu bakımdan ön çapraz bağlar, diz yapısı ve diz işlevleri için önemli bir konumdadır. Çapraz bağlar koptuğu anda diz ile yapılan hareketler veya dolaylı olarak diz kıvraklığı gerektiren hareketler de yapılamaz hale gelebilir. Dizin kontrolden tamamen çıkması, genel itibarı ile ön çapraz bağların tamamıyla koptuğunun bir belirtisi olarak kaydedilmiştir. Ancak yine de diz kontrolünün tamamıyla sağlanamaması, kısmi bir yırtılma veya ön çapraz bağ yaralanması gibi durumlarda da baş gösterebilir.

Kopma Esnasında Ses Duyulması

Yürürken yapılan ters bir hareket anında ve özellikle de ani bir hareketten hemen sonra, dizden meydana gelen bir kopma sesi, ön çapraz bağların koptuğunu gösterir. Tabi ki eklem boşluklarında meydana gelen sıvıların aniden boşalması ile de bu sesin görülebildiğini söylemek gerekir. Dolayısı ile de kopma anında meydana gelen sesin, diğer belirtiler ile beraber görülmesi halinde ön çapraz bağların koptuğuna karar vermek daha doğru olur. Ön çapraz bağların, özellikle de spor aktiviteleri esnasında kopması halinde çevredeki seslerden dolayı sessiz bir şekilde gerçekleşmesi mümkündür. Yani ortaya çıkan sesin duyulmaması veya sesin çıktığını hissedememek de ön çapraz bağların kopmadığı anlamına gelmiyor. Söz konusu belirti veya diğer belirtilerden herhangi bir veya birkaçının görülmesi halinde bu anomalinin gerçekleştiğine ihtimal vererek, bir sağlık kuruluşuna kısa bir süre içerisinde başvurmak ve bu yönde de tedaviye başlamak gerekmekte.

Teşhis

Ön çapraz bağ kopması teşhisi genelde hastanın şişlik, ağrı, boşalma hissi gibi şikayetleriyle travma yaşadıktan sonra doktora gitmesiyle konulur. Doktor burada bir fizik muayene ile hastanın ön çapraz bağı yırtığına özel testler yapar. Bunun dışında röntgen tetkiki ve MR tetkikleri ile de ön çapraz bağı yırtığını görebilir. Ön çapraz bağ yırtığı dışında, beraber menisküs yaralanması veya diğer bağ yaralanmalarının olup olmadığını, kıkırdak probleminin olup olmadığını teşhis etmek adına da çeşitli tetkikler uygulanmaktadır. Dolayısı ile de teşhis aşamasında en önemli tektik uygulamasının MR olduğunu da eklemek mümkün.

Diz Muayenesi

Hastanın hekime müracaat etmesi ile beraber ilk olarak doktorun bir diz muayenesi yapması ile teşhis aşaması başlar. Dizde çeşitli noktalara yapılan nokta baskılar ile hastanın tepkileri ölçülür. Bunun yanı sıra meydana gelen kopma, yaralanma veya diğer anomali durumları neticesinde oluşan şişlikler de detaylı bir şekilde kaydedilerek teşhis aşaması için veriler elde edilir. Diz muayenesi kapsamında uygulanan diğer bir test ise doktorun dize, kontrollü bir şekilde hareket kazandırmaya çalışmasıdır. Hastadan istenilen hareketlerin yapılıp yapılamadığı veya hangi hareketin ne kadar sağlıklı, ağrısız ve düzgün yapılabildiği gibi sorulara verilen cevaplar kapsamında diz muayenesi verileri de oluşturulmaktadır. Tüm bu muayene işlemleri sonucunda elde edilen bulgular kapsamında, diğer tetkik aşamaları da tamamlanarak hastanın ne tür bir ön çapraz bağ yaralanması veya ne tür bir kopma, yırtılma anomalisine maruz kaldığı saptanmaktadır.

Ön Çekmece Testi

Anterior instabilitenin değerlendirilebilmesi amacı ile kullanılan diz ekleminin tetkiklerinden biri olan ön çekmece testi, hastanın sırt üstü pozisyonda yatırılması ile başlar. Kalça genel olarak 45 derecelik bir fleksiyona getirilir ve ardından diz ise 90 derecelik bir fleksiyonda tutulur. Hekim, bu test boyunca hastansın ayakları üzerine oturur ve iki eli birlikte güçlü bir şekilde tibiayı proksimalinden kendine doğru çeker. Bu aşamada eğer hareket 6 mili metre boyundan fazla ise test pozitif bir sonuç verir. 6 mili metre boyundan kısa bir sonucun elde edilmesi ise negatif bir sonuç vermekte. Test sonucuna göre diğer tetkik aşamalarına geçilir.

Lachman Testi

ACL, yani ön çapraz bütünlüğünü test etmek amacı ile ortopedik muayenelerde kullanılan ve oldukça yaygın olan Lachman testi, ön çapraz bağlarının kontrolünde son derece etkin bir tetkik olarak bilinmekte. Testi uygulamak için öncelikle hasta sırt üstü pozisyonda yatırılır. Test edilecek diz 15 derecelik açı ile bükülmelidir. Ardından muayene eden hekimin elleri de test edilecek dizin distal femurunu tutar ve bu yönde dengeler. Muayeneye katılan diğer kişiler ise aynı bacağın proksimal tibiasını kavrar. Hekim, başlama pozisyonundan proksimal tibia üzerinde öne doğru çeker. Tibia translasyonunda yumuşak bir son elde edildiğinde söz konusu test pozitif olarak kabul ediliyor. Yumuşak uç hissi, yani son nokta, tibianın devam eden anterior translasyonunu durduran sekonder oluşumlarının göstergesi olarak kaydedilir. Aşırı öne çeviri de aynı anda kaydedilebilir. ACL tam olduğu ve ayrıca ani translasyonun devam etmesinin tam olarak durdurulduğu anda ise sert ve sıkı bir his elde edilecektir. Lachman testi uygulama ve doğru sonuç verme açısından son derece etkindir. Ancak ACL bütünlüğünü belirleme ya da çıkarma açısından tek kriter olarak kullanılmamaktadır.

Neden Olduğu Sorunlar

Ön çapraz bağ yırtılması, kopması veya benzeri bir yaralanma anomalisinin neden olduğu birden fazla sorun meydana gelebilir. Bu sorunlar, tedavinin hangi süre içerisinde yapıldığı, ne denli etkin şekilde uygulandığı ve bunun gibi diğer faktörlere göre değişiklik göstermekte. Dolayısı ile de yaralanma anında yapılan ilk müdahale, ardından gelişen tedavi süreci ve bunun gibi diğer hususlar önem arz etmektedir. Bunun yanı sıra, ACL bütünlüğünün kaybedilmesi ile beraber oluşan ve tamamıyla yaralanma anında meydana gelen etkilenmeler ile de çeşitli sorunlar söz konusu olabilmekte. Bu sorunlar da ön çapraz bağ kopması ve yırtılması için uygulanan tedavi esnasında giderilebilmekle beraber, harici ya da ek tedaviler ile de giderilebilmektedir.

Diz Gevşekliği

Spor aktiviteleri esnasında meydana gelen yaralanmalarda, ön çapraz bağların kopması ile beraber doğrudan bir diz gevşekliği komplikasyonu meydana gelebilir. Eklemlerin olması gerekenden biraz daha fazla hareket açıklığına sahip olması durumu, çeşitli eklem sorunlarına yol açabiliyor. Bunlardan biri de eklem hipermobilitesi sendromu olarak karşımıza çıkmakta. Marfan sendromu veya Ehlers Dansal sendromu gibi çeşitli hastalıklardan kaynaklanabilen bu dizde gevşeme, diğer adı ile eklem esnekliği, ön çapraz bağ yaralanmaları sonucunda da karşılaşılabilen bir durum olarak biliniyor.

Menisküs Yırtıkları

Diz kemiklerinin arkasında yer alan ve kıkırdak dokuya sahip olan menisküsün, ön çapraz bağların yaralanması ile beraber yırtılması, bu tip anomalinin neden olduğu sorunlardan biri olarak bilinmektedir. Yırtılan menisküs, bacak kemikleri arasında sıkışmakta ve sürtünmenin etkisi ile de ağrıya sebep olmaktadır. Ön çapraz bağ yırtığı belirtilerine ek olarak menisküs yırtığının belirtileri arasında, bacağı bükerken ve gererken zorlanma hissi ve yürümekte zorlanma gibi belirtiler yer alıyor. Menisküs yırtığının ilk oluşma anında dayanılmaz bir ağrının oluşmadığını ve zaman geçtikçe ağrının şiddetlendiğini de söylemek mümkün.

Kıkırdak Hasarı

Oldukça büyük bir önem arz eden ortopedik anomalilerden olan kıkırdak hasarı, osteokondrit ismi ile tıp dünyasında anılmaktadır. Söz konusu ortopedik sorun, ön çapraz bağların kopması veya yaralanması ile beraber oluşan sorunlardan biri olarak biliniyor. Özellikle de yürürken ters harekette bulunma, spor aktiviteleri esnasında ani hareketler yapma sonucunda ön çapraz bağların yaralanması sonucu, beraberinde kıkırdak hasarlarını da getirebilmektedir. Bu kapsamda erişkin bireylerin kıkırdak lezyonlarının kendiliğinden iyileşme yeteneği yoktur. Dolayısı ile de ön çapraz bağ tedavisi ile senkronize bir şekilde veya harici bir tedavi yöntemi ile kıkırdak hasarları da tedavi edilmelidir. Aksi takdirde diz yapısı işlevlerinin tam olarak kazanılamayacağını da söylemek mümkün.

Erken Kireçlenme

Çeşitli sorunlara sebep olabilen ön çapraz bağ yaralanmaları, aynı zamanda eklem noktalarında meydana gelen kireçlenme sorunlarının erken yaşta oluşmasına da sebep olabiliyor. Bunun sebebi ise ön çapraz bağların yaralanması ile beraber, eklem bölgelerinde var olan eklem sıvılarının kontrolsüz bir şekilde hareket etmesi ve buna bağlı olarak kireçlenme sorununun oluşabileceği şartların kısmi olarak sağlanmasıdır. Dolayısı ile de kireçlenme ile diz ve bacak hareketlerinin engellenmesi veya kısıtlanmasına kadar varabilecek anomaliler doğabilir. Bunun önüne geçebilmek için de yine teşhis aşamasında elde edilen bulgular dahilinde eklem sıvısı ve kireçlenme ihtimalinin detaylı bir şekilde incelenmesi ve var olan bulgular kapsamında tedavi sürecinin en doğru şekilde hesaplanması gerekir.

Ön Çapraz Bağ Tedavisi

Günümüzde ortopedi alanında yaşanan yenilikler ve gelişmeler, özellikle de spor dünyası kapsamında profesyonel sporcuların daha kısa süre içerisinde ve daha etkin bir iyileşme ile müsabakalara geri dönmesini sağlamıştır. Bu gelişmeler kapsamında ön çapraz bağların yaralanmaları ile ilgili olarak uygulanan tedaviler de geliştirilmiş ve dolayısı ile de kısa bir süre içerisinde ve etkin bir şekilde tedavi uygulanarak hastaların sorunsuz bir şekilde aktivitelerine devam edebilmeleri sağlanmıştır. Ön çapraz bağlar için uygulanan çeşitli tedavilerin başında, en çok kullanılan fizik tedavi gelmektedir. Fizik tedavi uygulamaları sayesinde, herhangi bir cerrahi girişim olmadan, yaralanmaların vücut hareketleri ile giderilebildiğini söylemek mümkün. Fizik tedaviye ek olarak uygulanabilen diğer birtakım tedaviler ile bu yönde yaralanmaların giderilebildiğini de ekleyebiliriz. Diğer bir tedavi yöntemi ise cerrahi girişim ile uygulanan ameliyat yöntemidir. Bu yöntem ise daha çok, fizik tedavi ile giderilebilmesi mümkün olmayan vakalar için uygulanmakta ve yine etkin sonuçlar alınabilmektedir. Ancak ameliyat ile uygulanan tedavi kapsamında ameliyata hazırlık süreci, ameliyat süreci ve ameliyat sonrası iyileşme süreci gibi uzun süreler söz konusu olduğu için spor hayatından belli bir süre uzaklaşma durumu söz konusu olabilir. Yine de etkin ve başarılı bir ameliyat sonrasında bireyler, spor hayatlarına kaldıkları yerden devam edebiliyor.

Fizik Tedavi

Ön çapraz bağ yaralanmaları vakalarında çoğu zaman hastaya sadece cerrahi tedavi seçeneği sunuluyor. Bunun en önemli sebebi ise dizin büyük öneme sahip olan bu bağın olmadığı hallerde, yeniden sakatlanmanın riskinin daha yüksek olması ve ayrıca zaman içerisinde dizde kireçlenme gibi risklerin söz konusu olabilmesidir. Ancak yapılan araştırmalar ve çalışmalarda cerrahi tedavi uygulanan hastalarda da riskli sporlara aynı şekilde devam edildiğinde dizde yeni oluşan travmalar ve ayrıca ileride kireçlenme gelişebildiği görülmektedir. Aynı zamanda ön çapraz bağ yaralanması olan hastaların bir bölümü yaralanma sonrasında ilk yıl içerisinde dizde boşalma atağı görülmeden eski işlevlerine dönebildikleri ve bir bölümünün de spor faaliyetlerini azaltarak dizlerinde herhangi bir sorun yaşamadan yaşantılarına devam edebildiklerini gösteriliyor.

Hangi hastanın egzersiz ağırlığa sahip olan bir fizik tedavi programına tabi tutulup tutulmayacağı, birtakım tetkik ve incelemeler ile önceden saptanabilmekte. Yaralanma sonrasındaki ilk ay içerisinde dizde birtakım boşalma ataklarının görülmemesi halinde olumlu bir bulgu olarak kaydedilebilir. Söz konusu hastanın diz çevresi kaslarının gücünün yeterli olduğunu ve ayrıca egzersizlerle daha da geliştirilerek bağ yaralanması sonuçlarının en aza indirilebileceğinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Fitzgerald ve çalışma arkadaşları 93 izole ön çapraz bağ yaralanma vakalarını tedavi seçimi öncesinde değerlendirmiş ve bu hastalardan 39’unu potansiyel konservatif tedavi adayı olarak saptamıştır. Uygulanan algoritmada izole ön çapraz bağ lezyonuna sahip hastaların tamamını akut dönem rehabilitasyon programına almış ve daha sonra bir dizi test protokolü uygulayarak da konservatif tedaviye yanıt verme potansiyeli yüksek hastaları saptamışlardır. Dizde boşalma atağı görülmeyen ve hoplama testinde %80 veya üzerinde bir seviyede başarılı olan, Self – assessment puanına sahip olan KOS – ADLS vakalarında %80 ve daha yüksek olan ve aynı zamanda global değerlendirme skalasında da %60 ve üzeri seviyede olan hastalar, konservatif tedavi grubuna alınarak bu yönde tedavilere başlamışlardır. Bu algoritma ile konservatif tedavi kapsamında seçilen 39 hastadan 28’i kısa bir süre içerisinde instabilite atağı olmadan aktif olarak spor hayatlarına devam edebilmişlerdir. Benzer olarak Mosknes ve çalışma arkadaşları da 2008 senesinde yayınladıkları incelemelerinde 102 ön çapraz bağ yaralanma vakalarında 3 ay akut dönem rehabilitasyon programından sonra 52 hastaya konservatif ve 50 hastaya ise ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu uygulamışlardır. 1 yıllık gözlem sonucunda konservatif tedavi ile gözlemlenen grubun %69’u rekonstrüksiyon uygulananların ise %70’i yaralanma öncesinde devam ettikleri aktivitelere dönmüşlerdir. Fonskiyonel netice değerlendirmelerinde hoplama testlerinde opere olmayan kısmın lehine fark dışında iki bölüm arasında herhangi bir fark saptanamamıştır.

Ön çapraz bağ anomalilerinde konservatif tedavinin dayanmış olduğu temel ligamentöz stabilite yetersizliğinin güçlü, hızlı ve koordine kas aktivitesi sayesinde kompanse edilmesidir. Ön çapraz bağ rüptürü sonrasında hastanın başarılı bir şekilde yaralanma öncesindeki spor aktivitelerine dönmesi dinamik diz stabilitesinin sağlanmasına bağlı olarak gelişmektedir. Dinamik diz stabilitesi hızla değişen spor faaliyetleri sırasında ekleme binen yüklerin değişmesine rağmen eklemin stabil kalması olarak kaydedilmiştir. Dinamik stabilite ligamentöz desteğin söz konusu olmadığı hallerde ise nöromüsküler adaptasyon yoluyla işlem yapılır. Ön çapraz bağ anomalilerinde konservatif tedavinin asıl amacı hareket ve gücün tekrar elde edilebilmesi ve aynı zamanda dinamik diz stabilitesinin elde edilmesi, nöromusküler kontrolün elde edilmesi ve son olarak da olası en yüksek faaliyet düzeyine dönüşün de mümkün olmasıdır.

Akut dönemde fizik tedavinin bileşenleri; hasta eğitimi, gerektiği hallerde ekstensiyonda kilitli breys, akut tedavi ilkeleri (RICE), kuadriseps kontrolü elde edilinceye dek koltuk değneği desteği, immobilizasyonun etkilerinin azaltılması ve ayrıca tam EHA sağlamak gibi bileşenlerden oluşmaktadır. Uygulanan temel fizik tedavi egzersizleri ise topuk kaydırma (duvarda ve yatakta), kuadriseps ve ayrıca hamstring izometrik egzersizleri gibi egzersizlerdir. Bunların yanı sıra patellar mobilizasyon, gastrosoleus ve hamstring germe ile düz bacak kaldırma egzersizleri uygulanır. Aktif ekstensiyon (90 – 400), kapalı kinetik zincir antrenmanları, mini çömelme (0 – 300) ve basamak ile kondisyon bisikleti olarak karşımıza çıkıyor.

Cerrahi Tedavi

Ön çapraz bağ yaralanmaları için uygulanan tedavi yöntemlerinden biri de ameliyat olarak karşımıza çıkıyor. Söz konusu ameliyat için uygulanan çeşitli yöntemler mevcut olup, çeşitli etkenlere bağlı olarak hangi ameliyat yönteminin uygulanacağı yönünde bir karar verilmektedir. Her cerrah farklı hastalar için farklı yöntemler kullanabiliyor. Çapraz bağın uç uca dikilmesi yönünde uygulanan teknik, eskiden kullanılan bir yöntem olarak yüksek oranda başarısızlıkla sonuçlanıyordu. Günümüzde ise teknolojinin son evresinin tıp dalına entegresi ile elde edilen yöntemlerin uygulanması üzerine ön çapraz bağ yaralanmaları, ameliyat yöntemleri ile kolayca tedavi edilebilmekte. Ön çapraz bağın yeniden yapılandırılmasında hastanın kendisinden alınacak olan kemik uzantılı patellar tendon ya da hamstring tendonlarının kullanılabileceği gibi ayrıca herhangi bir kadavradan alınan benzer dokular da kullanılabilmekte. Günümüzde ön çapraz bağ cerrahisinde artroskopik yöntemler kullanılmaktadır. Açık cerrahide hem sonuçlar daha kritik ve başarısız hem de kozmetik anlamda elde edilen sonuç, hastanın uyumunu ve memnuniyetini olumsuz yönde etkileyen bir şekilde uygulanmakta. Dolayısı ile de kapalı yöntemler, ön çapraz bağ yaralanmaları tedavisinde daha etkin bir şekilde kullanılabilmekte.

Ön çapraz bağ yerine ikame edilecek doku, tercihen hastanın kendisinden temin edilmekte. Bu doku dizin ön tarafından alınacak ucunda patella ve tibiadan kemik parçalar barındıran patellar tendon olabilir. Bunun yanı sıra dizin iç kısmından alınan hamstring tendonları da aynı şekilde iş görebiliyor. Alınan söz konusu dokuların açılacak tüneller içerisinde sabitlenebilmesi için de çeşitli yöntemler mevcut. Titanyum vidalar, vücutta emilebilen materyaller ve çelik çivilerden imal edilen vida veya benzeri çiviler tercih edilebiliyor.

Kemik – tendon – kemik greftler; diz önünden yapılan ve alt alta her biri ortalama olarak iki santimetrelik iki kesi vasıtası ile alınmakta. Tiiba ve femur kemikleri içerisine ise greftin ucunda yer alan kemik parçalarının girebileceği boyutta tüneller açılmakta. Ardından greft yerleştirilerek titanyum, çelik veya emilebilir özellikteki vida çivi ile sabitlenir. Söz konusu yöntemin avantajı ise fikasyon kapsamında yüksek bir kuvvetin elde edilebilmesidir. Bunun yanı sıra yeniden yapılandırılan ön çapraz bağ, orijinali kadar ve hatta daha kuvvetli olabilmektedir. Dezavantajları ise diz önü ağrılarının var olabilmesi, yere diz çökerek yapılan çalışmalarda uzun süreli sorunlar meydana gelebilmesi ve diğer benzeri komplikasyonlardır.

Hemstring grefti yönteminde ise hastanın kendi semitendinozus ve grasilis tendonları dokuları, dizin iç bölümünden alınmakta. Bu yönde uygulanan tedavi yöntemi, özellikle de büyüme plağı açık olan genç hastalarda tercih ediliyor. Söz konusu yöntemin avantajlarının başında ise tendonların alındığı kesinin diz önünden uzak olması sebebi ile diz önü ağrılarının meydana gelmemesidir. Bunun yanı sıra patellar tendon da sağlam kalarak uzun dönemli problemler söz konusu olmamakta. Dezavantajları için de kemik – tendon iyileşme hızı, kemik – kemik iyileşme hızına göre bir miktar daha yavaştır ve dolayısı ile de daha uzun süre alır. Hemstring tendonlarında ortalama olarak %10’luk kuvvet kaybı söz konusu olabilir fakat bu genel olarak hasta tarafından fark edilmeyecek bir düzeydedir.

Allogreft yönteminde ise alınacak olan patellar tendon, hemstring tendonu veya aşil tendonu, kadavradan alınmakta. Fikasyon için ise benzer malzemeler kullanılabiliyor. Söz konusu yöntem ile uygulanan ön çapraz bağ ameliyatlarında kaydedilen avantajların başında greft alınmadığı için alınmaya bağlı gelişen riskler söz konusu olmamaktadır. Ayrıca ameliyat süresi daha kısa olmakla beraber, iyileşme süresi de nispeten kısadır. Dezavantaj olarak enfeksiyon bulaşma riskinin, düşük de olsa mevcut olduğu söylenebilir. Aynı zamanda allogreftler işlemden geçirildikten sonra boyları kısalmaktadır. Eğer ameliyat sırasında yeteri kadar uzatılmaz ise ameliyat tamamlandıktan sonra da gevşeme problemi ile karşılaşılabilir.

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Öncesi

Her ameliyat gibi, ön çapraz bağ ameliyatı öncesinde de birtakım hazırlıklar ve çeşitli işlemler yapılmaktadır. Özellikle de tetkikler, testler ve teşhis aşamasında uygulanan diğer işlemler, tedavinin seyri ve tedavinin etkinliği konusunda büyük bir önem taşımaktadır. Aynı zamanda yapılan genel hazırlıklar ve hastanın ameliyata hazırlanması gibi hususlar da ameliyatın seyri ve sonraki iyileşme süreci için önem arz ediyor.

Genel Hazırlıklar

Genel hazırlık süreci, ameliyata karar veren ekip tarafından ve aynı zamanda ameliyat ekibi tarafından incelenen etkenlerin, detaylı bir şekilde test edildiği evre olarak nitelendirilebilir. Genel kapsamı itibarı ile hastanın yaşı, fiziksel aktivite durumu, hareket kısıtlılığı için sahip olunan uyum ve genel sağlık durumu gibi etkenler, bu noktada incelenmektedir.

Hastanın Yaşı

Ön çapraz bağ yaralanmaları, genel itibarı ile sporcularda meydana gelen bir yaralanma – anomali durumu olduğu için, hastanın yaşı da yine genel itibarı ile genç bir yaş aralığında olacaktır. Ancak yine de orta yaş ve ileri yaşlarda da çeşitli ters hareketler, ani hareketler ve benzeri diğer durumlar kapsamında ön çapraz bağ yaralanmalarının görüldüğünü söylemek mümkündür. Hastaların sahip oldukları yaşları dahilinde, ortalama olarak 18 – 30 yaş aralığında yoğun olarak ön çapraz bağ yaralanmalarına rastlanıldığını da eklemek mümkündür. Ameliyattan önce, hastanın yaşı incelenerek hangi yöntem ile ameliyatın daha sağlıklı olabileceği, tedavinin seyri açısından hastanın yaşı itibarı ile nasıl etkileneceği ve bunların yanı sıra genç yaştaki hastalar için daha erken spor hayatına dönme imkanları gibi durumlar gözetilmekte ve bu yönde de saptamalar yapılmaktadır.

Hastanın Fiziksel Aktivite Durumu

Fiziksel aktivite durumu, ön çapraz bağ yaralanmalarının başlıca kaynağı olduğu için tedavinin seyri, iyileşme süreci ve bunların yanı sıra ameliyat yöntemi ile tedavi yöntemi gibi etkenleri de etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Hastanın daha önce hangi sporlar ile profesyonel anlamda ilgilendiği ve ne tür bir aktivite sonucunda yaralandığı incelenmekte ve ameliyat sonrasında spor aktivitelerine hangi yönde devam edeceğine bakılmakta ve bu yönde de yine incelemeler yapılmaktadır.

Hastanın Hareket Kısıtlılığına Uygunluğu

Ameliyat sürecinde ve ameliyattan sonraki belli bir süre boyunca, hareketsizlik esas olacağı için hastanın hareket kısıtlılığına uygun olup olmadığı da incelenen konulardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle de sürekli aktif olunması gereken birtakım spor dallarına mensup olan hastalar için uzun bir zaman gerektiren tedavi yöntemleri önerilmemekte ve uygulanmamaktadır. Bunun sebebi ise hastanın motivasyon ve psikolojik durumlarının, tedavi seyrine vermiş olduğu etkidir. Yani hasta ne kadar kısa süre içerisinde tedaviyi tamamlarsa, fiziksel iyileşme de o yönde daha kısa süre içerisinde gerçekleşecektir. Aynı zamanda daha önce uğraşılan spor aktivitelerine geri dönmenin de yine fiziksel ve psikolojik olarak iyileşmeye etkisi olduğu söylenilebilir.

Hastanın Genel Sağlığı

Hastanın genel sağlık durumu, ameliyat öncesi detaylı bir şekilde incelenerek, farklı herhangi bir sorunun olup olmadığı yönünde saptamalar yapılıyor. Özellikle de yaralanan bölge için uygulanan tetkikler ile ön çapraz bağ yaralanması haricinde herhangi bir menisküs yaralanması, tendon yaralanmaları veya benzer bir yaralanmanın görülüp görülmediğine bakılır. Bunların yanı sıra ameliyat öncesi stabil olarak kan testi, kullanılan ilaçların incelenmesi, alınan tedaviler ve hastalık öyküsünün incelenmesi gibi durumlar da sağlanarak bu yönde de belirli veriler elde edilmektedir. Alınan sonuçlar kapsamında hastanın ameliyata uygun olup olmadığı yönünde de bir karar veriliyor. Eğer hasta, ameliyat için uygun bulunmazsa, alternatif tedavi yöntemleri kapsamında bilgilendirme yapılarak bu yönde bir tedavi sürecine devam edilebiliyor. Hastalığın seyri ve hastanın genel sağlık durumu kapsamında ameliyat için herhangi bir engel görülmediği durumda ise doğrudan ameliyat ile ilgili olan diğer tetkik ve prosedürler uygulanarak bu yönde bir tedavi süreci başlatılabilmekte.

Tetkikler

Ön çapraz bağ ameliyatı için uygulanacak olan tetkikler, tedavinin seyri ve sonucu açısından büyük bir önem arz etmektedir. Özellikle de ön çapraz bağ ile beraber herhangi bir menisküs yaralanması veya benzer bir tendon – doku yaralanması saptandığında, tedavi sürecinde uygulanacak olan girişimler farklı olabiliyor. Dolayısı ile de tetkiklerin tamamı, zamanında ve teşekküllü bir şekilde uygulanmakta ve bu yönde ameliyat planı oluşturulmaktadır.

Kan Testi

Kan tahlili tercihen sabah saatlerinde ve aç karnına yapılmaktadır. Alınan kan, istenen tahlilin cinsine göre değişiklik göstermekte ve farklı tüplere koyularak tahlili çalışacak ilgili laboratuara gönderilmektedir. Ön çapraz bağ ameliyatı öncesinde yapılan kan tahlili, hastanın ameliyata uygun olup olmadığı yönünde bilgi edinmek amacı ile ve aynı zamanda kanın pıhtılaşması ve diğer benzeri faktörleri incelemek amacı ile uygulanmaktadır.

Tam İdrar Tahlili

Tam idrar tahlili tetkiki ile Sg: Dansite (Yoğunluk), LEU: Lökosit, pH, NIT: Nitrit, PRO: Protein, GLU: Glikoz ERY: Eritrosit, KET: Keton, UBG: Ürobilinojen ve BIL: Bilirubin değerleri ölçülmektedir. Dansite için öngörülen referans aralığı 1.010 ve 1.020 aralığıdır. Söz konusu aralıklar dışında ölçülen bir değer için Refraktometre ismindeki cihaz ile tekrar ölçüm yapılıyor. İdrarın soğutulması ve ayrıca idrarda protein atımı dansiteyi artıran etkenlerdendir. LEU değeri kapsamında ise idrarda lökoside rastlanması patolojik etki olduğunu gösteriyor. Her alanda 4 veya 5 lökosit görülmesi normal olarak kabul edilmekte. pH değeri kapsamında ise referans aralığı 4.8 il 7.4 arasında değişmekte. Ortalama pH değeri ise 6 olarak kabul ediliyor. Nitrit değerlendirmesinde idrarda nitrit bulunması, nitrit üreten bakterilerin varlığını gösterir. Diğer değerler ile beraber tam idrar tahlilinin verdiği sonuçlar, ameliyatı yapacak olan ekip tarafından detaylı bir şekilde incelenmektedir.

Ultrason

Ultrason ile ön çapraz bağ yaralanmalarının teşhis edilmesi, yüksek frekansa sahip olan ses dalgalarının farklı yoğunluktaki dokularda farklı oranlarda tutulmaları ve yansımaları sayesinde saptanır. Ultrason dalgaları sayesinde dizde oluşan yaralanmanın boyutu, derinliği ve diğer ayrıntıları elde edilebilmekte ve bu yönde de tedaviye yön vermek kolaylaşmaktadır.

Anesteziye Uygunluk

Anestezi değerlendirmesinde elektro kardiyografi, akciğer filmi, kan sayımı, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri istenebilir. Ayrıca anestezi doktoru tarafından farklı tetkikler de istenebiliyor. Ameliyat öncesi çekilen akciğer filmi ve diğer elektro kardiyogram ile akciğer ve kalp ile ilgili kabaca bir fikir edinilmektedir. Ancak hastada herhangi bir kronik bronşit, astım gibi bir hastalık var ise solunum fonksiyon testi gibi farklı ve ek test ya da kalp ile ilgili bir bozukluk da var ise ekokardiyografi gibi kalp fonksiyonlarını net gösteren testler de istenebilmekte. Kan sayımında hastanın kansızlık değeri yüksek saptanırsa ameliyat öncesi düzeltilmekte ve ameliyat esnasında da olası bir kanama ihtimali için torba kan hazırlanmaktadır. Hastanın ameliyattan önce kan grubunun da bilinmesi gerekiyor. Anestezi ilaçlarının bir bölümü karaciğer ve böbreğe yan etki verebilmekte. Bu sebeple anestezi öncesinde karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri ile bu organların da değerlendirilmesi ve herhangi bir bozukluk halinde de bunlarla ilgili önlemler alınması gerekmektedir. Anesteziden önce yapılan görüşme, fiziki muayene ve tetkiklerle her hasta için ameliyat riski farklı bir rapor ile belirleniyor. Ameliyat ve hastanın güvenliği için riski artıran faktörler düzeltilmelidir.

Hastanın Ameliyata Hazırlığı

Fiziksel ve psikolojik olarak hastanın ameliyata hazırlanması da yine önem arz eden diğer hususlardan biri olarak karşımıza çıkmakta. Bu safhada hazırlık ne denli eksiksiz ve uygun şekilde yapılırsa, ameliyat esnasında gelişecek riskler için de aynı derecede sağlam hazırlıklar yapılabiliyor. Ayrıca ameliyat sonrasında oluşabilecek olan komplikasyonlar da bu yönde öngörülebilir ve gerekli müdahaleler daha kısa süre içerisinde uygulanabilir.

Yeme İçmenin Kesilmesi

Ameliyattan 8 – 10 saat önce yeme içmenin tamamen kesilmesi hastaya bildirilir. Söz konusu diyet programına uyulmaması halinde ameliyat ertelenebilir veya farklı bir anestezi planı hazırlanabilir. Bunun sebebi ise midenin dolu olması halinde veya sindirim sisteminin aktif bir şekilde çalışması halinde, uygulanacak olan anestezinin çeşitli riskler doğurabilme ihtimalidir. Bu yüzden ameliyattan önce bildirilen saat dahilinde yeme ve içmenin tamamı ile kesilmesi bildirilmektedir.

Ameliyat Bölgesinin Temizlenmesi

Ameliyatın steril bir şekilde tamamlanması ve herhangi bir enfeksiyona zemin oluşturmamak adına, ameliyat öncesinde cerrahi girişimin yapılacağı bölge detaylı bir şekilde temizlenmektedir. Temizleme işlemi dezenfekte sağlayan tıbbi malzemeler ile ve diğer günlük temizlik malzemeleri ile tamamlanabiliyor.

Sigaranın Bırakılması

Ameliyat ile ilgili olarak verilen talimatlar dahilinde, sigaranın da belirli bir müddet önce bırakılması hastaya bildirilen diğer bir husus olarak karşımıza çıkıyor. Bunun sebebi ise sigara içildiğinde kandaki değerlerin değişmesi ve özellikle de kan akışının olumsuz etkilenmesidir. Diğer zararlar neticesinde de ameliyat esnasında veya ameliyat sonrasında çeşitli riskler veya komplikasyonlar görülebiliyor.

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Sonrası

Yan Etkiler

Ameliyatın seyri ve ameliyat sonrasında uygulanan girişimlere bağlı olarak çeşitli yan etkiler gözlemlenebilir. Uç etkiler haricinde, ameliyat sonrasında görülen yan etkilerin büyük bir kısmının geçici ve kısa süreli olduğunu da eklemek mümkündür.

Halsizlik

Ameliyatın süresi, kullanılan ilaçlar ve diğer çeşitli faktörlere bağlı olarak gelişen halsizlik, bir müddet görülebilir. Son derece doğal olan halsizlik yan etkisi, dinlenme ve kendini yormama gibi hususlara dikkat ederek kendiliğinden geçecektir. Ekstra bir ilaç kullanımı veya benzeri bir uygulama, genel olarak gerekmemektedir.

Ameliyat Bölgesinde Kızarıklık

Daha çok ameliyat yöntemine ve operatör hekimin uyguladığı kesinin boyutuna göre değişen ameliyat bölgesi yan etkileri, çeşitli şekillerde oluşabiliyor. Bunlardan bir tanesi de ameliyat bölgesinde oluşan kızarıklıklar olarak karşımıza çıkmakta. Ameliyat sonrasında yapılan pansuman ve benzeri müdahaleler sonrasında, belirli bir süre ameliyat bölgesinin kızarıklığı sürebilir. Ek olarak herhangi bir ilaç veya krem kullanımı gerektirmeden, genellikle kısa bir süre içerisinde kendiliğinden geçmektedir.

Doku Hassasiyeti

Cerrahi müdahale, cildin alt tabakalarına kadar inen bir yapıya sahip olduğu için doku hassasiyeti de ameliyat sonrasında olağan şekilde artacaktır. Doku hassasiyetinin kendi kendine iyileşmesi, pansuman ve diğer benzeri yara iyileştirme uygulamalarının takibi ve doğru uygulanması ile beraber kısa sürede tamamlanabilir. Bu süre zarfında ameliyat bölgesine sıcak – soğuk temasından ve sert darbelerden kaçınmak gerekir.

Güçsüzlük

Ameliyat için uygulanan anestezi bile sadece güçsüzlüğe yol açabilen etkenlerden biridir. Bunun dışında ameliyat esnasında uygulanan girişimler, ameliyat sonrası verilen ilaçlar ve diğer benzeri uygulamalar da yine hastanın güçsüz kalmasına sebep olabiliyor. Bu bakımdan herhangi bir fiziksel aktivite, yorucu işler ve benzeri durumlar, ameliyat sonrasında belirli bir süre yasaklanmaktadır. Ameliyat sonrasında hastanın iyileşme süresi, iyileşme hızı ve özellikle de tedavi tamamlandıktan sonra spor hayatına geri dönmesi gibi hususlar, bu aşamada uygulanan dinlenmeler ile daha sağlam ve sağlıklı bir halde olabiliyor. Dolayısı ile de geçici bir şekilde görülen güçsüzlük, psikolojik olarak olumsuz etkilese de bir müddet boyunca dinlenerek giderilebilmekte ve tedavi tamamlanınca da tamamıyla ortadan kalkmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Sonrası Fizik Tedavi Uygulanır mı?

Ön çapraz bağ ameliyatı tamamlandıktan sonra, hastanın iyileşme durumuna bağlı olarak ve diğer faktörlere bağlı olarak fizik tedavi süreci başlatılabiliyor. Cerrahi sonrası fizik tedavi faz 1, faz 2, faz 3 ve faz 4 olmak üzere 4 aşamadan oluşuyor. Faz 1 aşamasında temek amaç immobilizasyonun olumsuz etkilerini azaltmak, grefti korumak, eklemde oluşabilecek inflamasyonu kontrol altına almak, tam ekstansiyon yanında 90 dereceye yakın fleksiyon elde etmektir. Faz 2 ise ön çapraz bağ ameliyatı sonrası 2 ve 4. haftalar arası yapılıyor. Bu dönemde çömelme hareketleri, 0 derece ve 30 derece fleksiyon arası kapalı kinetik zincir egzersizleri, ağırlıklı düz bacak kaldırma ve benzeri hareketlere başlanmaktadır. Faz 3 aşaması ise cerrahi sonrasındaki 6. hafta ve 4. ay arasında yapılmakta. Bu fazla ileri kapalı zincir güçlendirmeleri, açık kinetik zincir ve izokinetik egzersizlere bir miktar daha ağırlık veriliyor. Bu aşamada hastaya proprioseptif egzeresizler yanında koşulara da başlanabilmektedir. Eğer faz 1, faz 2 ve faz 3 çalışmalarında yeterli ve istenen seviye elde edildi ise faz 4 aşamasına geçilebiliyor. Faz 4 aşamasında ise amaç kısıtlamasız aktiviteye tam dönüşü sağlamaktır. Rehabilitasyon programı oluşturulurken hazırlanan bazı faktörler de değerlendirilerek faz 4 aşamasının detaylı programı belirlenir ve bu yönde fizik tedavi aşaması da tamamlanır.

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Hangi Hastanelerde Yapılır?

Tam teşekküllü devlet hastaneleri, özel hastaneler, ruhsatlı operasyon klinikleri ve diğer aynı kriterlere sahip olan kamu veya özel sağlık kuruluşlarında ön çapraz bağ ameliyatı yapılabilmektedir.

Ameliyat Sonrası Yürüme, Koşma Gibi Faaliyetlerde Zorluk Yaşanır mı?

Ameliyattan hemen sonra hareket kısıtlılığı söz konusudur. Dolayısı ile de ameliyatın tamamlanmasından sonra belirli bir süre yürüme ve koşma gibi aktivitelerin durdurulacağını söylemek mümkündür. Bu süre zarfı boyunca fizik tedavi uygulamaları ve ameliyattan elde edilen başarı neticesinde, aşamalı olarak yürüme, egzersizler, koşma ve diğer spor aktivitelerine izin verilebiliyor. Dikkat edilmesi gereken husus ise bu aşamada sadece fizyolog hekim ve operatör hekimlerin yönlendirdiği şekilde egzersiz ve diğer hareketlere devam etmektir.

Ameliyat Esnasında Anestezi Uygulanır mı?

Ön çapraz bağ ameliyatı, genel anestezi altında yapılan bir ameliyattır. Ameliyat yöntemine göre bazı vakalarda lokal anestezi ile de ameliyat tamamlanabiliyor. Dolayısı ile de ameliyat esnasında anestezi altında cerrahi girişimlerin uygulandığını söylemek mümkün.

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Riskleri Nelerdir?

Söz konusu ameliyatın risklerinin başında enfeksiyon gelmektedir. Ameliyat bölgesinin yeteri kadar hijyenik olmamasına veya diğer faktörlere bağlı olarak gelişen enfeksiyon, ek tedaviler ile giderilebilmekle beraber, tedavinin seyrini de değiştirebildiği için önem verilmesi gereken hususlardan biridir. Ayrıca güçsüzlük, yorgunluk, ameliyat bölgesinde ağrı ve bunun gibi çeşitli komplikasyonlar da olağan görülüyor. Risk olarak değerlendirilen aksaklık, menisküs yaralanmaları, kıkırdak yaralanmaları ve ayrıca erken kireçlenme gibi anomaliler ise ek tedavi gerektiren diğer komplikasyonlar olarak bilinmekte.

Ön Çapraz Bağ Ameliyatından Ne Kadar Zaman Sonra Yürünebilir?

Ameliyat olduktan sonra, hastanın iyileşme hızı, fizik tedavi egzersizleri ve diğer çeşitli etkenlere bağlı olarak yürümeye başlama zamanı da değişiklik gösterebiliyor. Ortalama olarak bir hafta sonra yavaş ve kontrollü adımlar ile kısa periyotlu yürümeye izin verilebiliyor. Ancak bu süre, ameliyatın seyri, hastanın iyileşme hızı ve diğer çeşitli etkenlere göre değişebilmekte ve farklı süreler de geçerli olabilmektedir.

Ameliyat İzi Kalır mı?

Ameliyat izi, uygulanacak cerrahi yönteme göre değişiklik gösteriyor. Endoskopik ameliyatlarda kapalı yöntemler uygulandığı için genellikle iz kalmaz. Diğer açık ameliyatlarda ise yine cerrah hekimin tecrübesi ve dikişlerin estetik özel materyallerle atılışı gibi çeşitli etkenlere bağlı olarak ameliyat izinin kalmayabileceğini de eklemek mümkün. Bunların yanı sıra açık uygulanan ameliyatlarda, küçük boyutlarda bir ameliyat izinin kalma ihtimali olduğunu da belirtmek gerekir.

Ameliyata Hazırlık Süreci Nasıl Yapılır?

Ameliyat öncesi uygulanacak tetkikler ile ön çapraz bağ yaralanmasının boyutu, beraberinde menisküs yaralanması veya kıkırdak yaralanması gibi durumlar, detaylı bir şekilde teşhis edilir. Ardından hasta ile ilgili olarak diğer tetkikler sırası ile uygulanır. Kan testi, idrar testi, ultrason, anestezi kontrolü ve bunun gibi diğer tetkikler de uygulandıktan sonra, ameliyat ekibinin hazırlayacağı detaylı ameliyat planı hastaya bildirilerek bir mutabakat elde edilir. Bu aşamada aynı zamanda tedavi süreci ve ameliyat sonrasında izlenecek tedavi yöntemleri ve planları da tartışılarak belirlenir. Tedavi planının belirlenmesinde ise yine hastanın kişisel sağlık durumu ve diğer etkenler göz önüne alınmakta ve bu yönde bir plan hazırlanmaktadır.

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Sonrası Spora Devam Etmek Riskli midir?

Ameliyat sonrası ön çapraz bağlar eskisinden daha sağlam ve daha işlevsel bir hale gelebiliyor. Bunun yanı sıra çok düşük bir oran da olsa çapraz bağlar ile beraber kronik kireçlenme, menisküs yaralanmaları ve benzeri riskler de söz konusudur. Ancak genel itibarı ile titiz bir tedavi süreci sonrasında ön çapraz bağların tamamı ile eskisi gibi olabildiğini ve dolayısı ile de doktor onayına müteakiben spora başlanabileceğini de eklemek mümkündür. Özellikle de sporcular, zaman zaman ön çapraz bağ yaralanmalarına maruz kalmakta, ancak kısa süre içerisinde tedavi olarak spor hayatlarına geri dönebilmektedirler.

Ameliyat Sonrası Yürüme Sorunları Yaşanma Riski Nedir?

Düzenli bir ameliyat hazırlık süreci, ameliyat sonrası doktor kontrolleri ve ilaç kullanımı ile diğer fizik tedavi egzersizleri ve doktor tavsiyesi doğrultusunda yapılması gerekenler takip edilirse, ameliyat sonrasında herhangi bir yürüme sorununun meydana gelmeyeceği, genel anlam kapsamında söylenebilir. Bunun yanı sıra, düşük ihtimaller dahilinde erken kireçlenme ve benzeri komplikasyonların görülmesi halinde, yürümede aksaklıklar ve benzeri etkiler gözlemlenebilir. Yine bu komplikasyonların gerçekleşmesi halinde de birtakım tedavi yöntemleri ile maruz kalınan komplikasyonun giderilebileceği yönünde bilgi vermek mümkündür.

İlgili Organİlgili Bölümİlgili Hastalık
Ön Çapraz Bağ Kopması
İlgili Tedavi
Ön Çapraz Bağ Tedavisi