Omurilik Tümörü Ameliyatı


Omurilik Tümörü Ameliyatı

Omurilik, omur adı verilen kemiklerle kaplı yapıdır. Omurilik sistemi beyin tarafından gerçekleştirilen fonksiyonların vücuda aktarılmasını sağlar. Bu bakımdan santral sinir sisteminin bir parçası olarak adlandırılır. Omuriliğin başladığı nokta beyin sapının bittiği nokta olan ense kökü, bittiği nokta ise kuyruk sokumudur. Bu iki nokta arasında birbirinden bağımlı ve bağımsız olmak üzere iki tipte bulunan omur kemikleri tarafından travmalara karşı koruma altına alınmış durumdadır.

Omurilik tümörleri sinir köklerinden yayılan tümörler ve omur kaynaklı tümörler olmak üzere iki kategori altında incelenebilir. Omuriliğin en az beyin kadar kapalı ve korunan bir yapı olması, yerine getirdiği işlevlerde düşünüldüğünde, kanser tedavisi açısından özel uzmanlık gerektiren bir alan olarak karşımıza çıkar. Vücudun genelinde ortaya çıkan kanser türleriyle mukayese edildiğinde, omurilik tümörlerinin görülme sıklığının düşük olduğunu söylemek mümkündür. Uzun süredir tutulan güvenilir istatistiksel veriler incelendiğinde her yüz bin kişide ortalama olarak iki ile on arasında vakaya rastlanmaktadır. Ortaya çıkan vakaların kanser türleri de iyi huylu ve kötü huylu olarak kategorize edilirse yüzde doksana varan oranda iyi huylu kitle oluşumunun mevcut olduğu gözlemlenir.

Kitlenin iyi ya da kötü huylu olması, omurilik yapısının sinir ağı üzerindeki fonksiyonları da düşünüldüğünde mutlaka müdahale edilmesi gerekliliğini değiştirmez. Vücudun en temel fonksiyonlarının dahi bu sinir merkezi üzerinden kontrol edilmesi, bu bölgeye iç veya dış kaynaklı gelebilecek baskıların doğuracağı sonuçlar hesaba katıldığında en iyimser ihtimalde dahi felç gibi kalıcı sonuçları doğuracaktır. Omurilik tümörü ameliyatları, bu alanda uzmanlaşmış beyin cerrahisi hekimleri tarafından bu sonuçların ortadan kaldırılması amacıyla uygulanmaktadır.

Omurilik tümörünün gelişim gösterdiği bölgenin altında kalan tüm bölgeler, tümörün ortaya çıkaracağı tüm olumsuz sonuçlardan doğrudan etkilenmektedir. Dar bir kanal şeklinde, omur kemikleri tarafından koruma altına alınan yapının içerisinde gelişen tümör, zaten kısıtlı alanda faaliyet gösteren ve dikey eksende altında kalan tüm reseptörlerin işlevsiz hale gelmesine onları baskılayarak sebep olacaktır.

Omurilik Tümörü Ameliyatı Hakkında

Omurilik ameliyatları bölgenin hassasiyeti de gözetilerek yoğun bir dikkat içerisinde, modern tıbbın en son imkanları kullanılarak icra edilir. Tümörün yeri ve büyüklüğü genelde ameliyat stratejisinin temel belirleyicisi konumundadır. Omur adı verilen kemikler tarafından kapalı kutu misali koruma altında bulunan iç yapıya ulaşmak büyük kesiler yardımıyla mümkün ve güvenli değildir. Operasyonun icra edileceği bölgeye ufak bir kesi atılarak mikro cerrahi teknikleri altında operasyon gerçekleştirilir. Operasyonu gerçekleştiren ekip tarafından azami özenin gösterilmesi zaruridir. İster sinir uçları ister zar kaynaklı olsun, müdahale edilmediği taktirde felç gibi geri dönülemez sonuçlar doğabileceğinden ötürü, tümör teşhisinin yapılması ile operasyona geçilmesi arasında oldukça kısa bir süre vardır. Tümörün, omuriliğin dikey ekseninde konumlandığı nokta operasyonun zorluğu açısından büyük bir sıkıntı yaratmaz iken; yatay eksende yani ciğer ile sırt arasındaki bölgede ciğerlere daha yakın bölgede konumlanması operasyonun zorluğunu ciddi derecede arttırmaktadır.

Omurilik ile ilgili kanser veya herhangi başka bir amaçla yapılan operasyonlarda ilk amaç sinir sisteminin bütünlüğüne zarar verebilecek müdahalelerden kaçınmaktır. Bu kaçınma eyleminin düzgün şekilde yapılabilmesi amacıyla sinir sistemindeki elektrik akışını kontrol edip cerraha anlık bilgiler sağlayan tıbbi cihazlar geliştirilmiştir. Sinir sistemini olumsuz yönde etkileyebilecek her türlü müdahaleden kaçınılması operasyonların birincil amacı olarak karşımıza çıkar.

Omurilik Tümörü Belirtileri

Omurilik, merkezi sinir sisteminin en kritik elemanlarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bölgenin vücutta meydana gelebilecek her türlü fonksiyonu ileten sistem olduğu da göz önüne alınırsa, semptomlar bakımından oldukça geniş bir yelpazeden söz etmek mümkündür. Omurilik ve omurgada ortaya çıkan tümörlerin bölgesel belirtileri gece boyunca hissedilen şiddetli ağrı olarak karşımıza çıkmakla beraber hissedilen bu şiddetli ağrı özellikle genç yaştaki hastaları etkisi altına almaktadır. Nadiren karşılaşılan bir yan etki olarak da beyin omurilik suyunun tümör tarafından engellenmesi sonrası ortaya çıkan mental rahatsızlıklar söylenebilir. Bunun dışında gözlemlenen yan etkiler tamamen tümörün, omuriliğin hangi lokasyonunda yer aldığıyla alakalıdır.

Geceleri Yoğun Hissedilen Sırt Ağrıları

Kişinin dinlenmeye başlamasına rağmen geçmeyen sırt ağrıları ve nadiren de karın ağrıları omurilik tümörlerinin en çok rastlanan belirtilerinden bir tanesidir. Özellikle genç yaştaki hastalarda doğrudan omurilik tümörü şüphesinin ortaya çıkmasına sebep olan bu ağrıların dinlenmeyle geçmesi mümkün değildir. Çoğu zaman tümörün lokasyonundan bağımsız tüm sırt bölgesine yayılan bu ağrılar oldukça şiddetli olarak tarif edilmektedir. Ağrı şikâyeti doğrudan tümör belirtisi olmadığından dolayı bu şikayetle başvuran hastalara, olması daha muhtemel sebepler için testler uygulansa da ağrının kaynağı belirlenemediği taktirde omurilik tümörü şüphesiyle MR yapılmaktadır.

Sıcak ve Soğuğa Karşı Hissizleşme

Vücutta sıcağa ve soğuğa ne tür tepkilerin verileceğini belirleyen organ beyindir. Duyu organlarından alınan sıcak – soğuk bilgilerinin elektriksel mesajlara dönüştürülerek beyine aktarılmasından sorumlu olan ise santral sinir sisteminin elemanı omuriliktir. Omurilikte, özellikle sinir uçları kaynaklı ortaya çıkabilecek tümörler bu bilgi akışının engellenmesine sebep olabilirler. Kişiler, sıcak ve soğuğa karşı tamamen duyarsız hale gelirler. Bu his yoksunluğunun vücudun hangi bölgesinde gözlemlendiğinin teşhis edilmesi kaba şekilde konulacak tanı için gereklidir. Hastanın vücuduna sıcak – soğuk testleri yapılarak tümör gelişiminin hangi omurlar arasında yer aldığının saptanması mümkündür. Sonrasında ise MR ve biyopsi gibi yöntemler aracılığıyla tümörün niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir.

Yürümede Düşme Noktasına Gelecek Kadar Zorlanma

Yürüme eylemi motor yeteneklerden en temel olanıdır. Bu eylemin gerçekleşmesi için beyin bölgesinden gönderilen sinyal ilgili kasların üzerinde bulunan sinir uçlarına gönderilir. Sistemde herhangi bir sorun olmaması halinde olağan şekilde devam eden yürüme eylemi, omurilik bölgesinde ortaya çıkan tümör yapısının sinir uçlarını baskılaması yüzünden sekteye uğrayabilir. Tümör çapının sinir uçlarını baskılayacak boyutlara ulaşması acil müdahale gerekliliğini de beraberinde getirir. Omurilik tümörleri yüzünden kaybedilen ve kaybedilmesi kalıcı hale gelen becerilerin ameliyatla tekrar kazanılması mümkün olmadığından, yürümede problem çıkması doğrudan müdahale edilmesi gerekliliğini doğurmaktadır.

Kollarda, Bacaklarda ve Eklem Noktalarında His Yoksunluğu

Duyu organlarından alınan verilerin elektrik sinyallerine çevrilerek beyine gönderilip yorumlanması vücudun normal haliyle yaptığı en temel işlevlerin başında gelmektedir. Omurilik tümörlerinin omur bölgesinde gelişerek sinir sistemini ve hissetme ile alakalı sinir uçlarını etkilemeye başlamasıyla vücudun çeşitli bölgeleri için his yoksunluğunun oluşması muhtemel etkiler arasında yer almaktadır. Tümör çapının zaten dar olan omur içi bölgeyi iyice baskılaması beraberinde acil müdahale gerekliliğini de doğurur. Kaba tanının konulabilmesi amacıyla alttan başlayarak ilerleyecek şekilde iğne batırma testleri uygulanır. Hangi bölgeden sonra hissizleşmenin meydana geldiğinin tespit edilmesi aynı zamanda tümörün hangi omurlar arasında geliştiğinin de ortaya çıkmasını sağlar. Sonrasında çekilen MR ve yapılan biyopsi ile tümörün niteliği belirlenerek müdahale edilir.

Omurgada Şekil Bozuklukları

Omurilik tümörleri ve omurga tümörleri, oluştukları bölge açısından farklılık gösterirler. Birbirlerine yakın olmaları ve aşağı yukarı aynı tıbbi sürecin parçaları olmalarından dolayı sıkça karıştırılırlar. Omurgada ortaya çıkan tümörlerin, omurilikte ortaya çıkan tümörlere göre belirti farklılıklarının başında omurganın yapısında meydana gelen şekil bozuklukları gelmektedir. Bilindiği üzere omur kemiklerinin bir kısmı birbirinden bağımsız çalışırken bir diğer kısmı da birbirine yapışık halde çalışmaktadır. Bu bağımsız yapıların aralarında gelişecek omurga tümörleri yüzünden omurganın genelinde şekil bozukluklarının ortaya çıkması muhtemeldir.

Vücudun Çeşitli Bölgelerinde İnmeler

İnme yani daha çok bilinen adıyla felç doğrudan sinir sistemini ilgilendiren bir hastalıktır. Bu hastalığın sebebi ilgili bölgede bulunan sinir uçlarına elektrik sinyallerinin iletilemiyor oluşudur. Omurilik tümörleri doğrudan santral sinir sistemini etkisi altına alarak baskıladığı için ileri seviye tümörlerde vücudun tamamına veya belli bir lokasyonuna felç inmesi gibi durumlar söz konusu olabilmektedir. Omurilik tümörleri yüzünden gerçekleşen felç vakalarında ne yazık ki ameliyattan sonra geri dönüş yani iyileşme mümkün değildir. Çok uzun sürelerde çok az iyileşmeler gerçekleştiği için bu hususta dikkat edilmesi gereken husus, tümör felç aşamasına gelmeden önce doktora başvurulması ve gerekli testlerin yaptırılmasıdır.

Boyun Bölgesinde Sürekli Ağrıları

Boyun bölgesinde sürekli olarak görülen ağrıların sebebi omurgada meydana gelen şekil bozuklukları olmaktadır. Omurgada meydana gelen şekil bozukluklarının temel sebebi kötü oturuş pozisyonu, yatma pozisyonu ve omurganın olağan şekline zarar verebilecek travmalar olsa da bazı durumlarda bu şekil bozukluklarının sebebi tümör oluşumları olabilmektedir. Özellikle sırt değil de boyun bölgesinde görülen ağrının temel sebebi omurganın üst taraflarında ortaya çıkan tümör oluşumlarıdır. Bulunduğu bölgenin beyin sapına yakın olmasından dolayı dikkatlice incelenmesi ve eğer gerekiyorsa ameliyat edilmesi gereken bölgelerin başında, omurganın ve doğal olarak omurilik yapısının üst tarafları gelmektedir. Tümör kaynaklı ağrılar genelde dinlenme pozisyonundayken artmakta, dinlenmek ağrının ortadan kalkması için yeterli olmamaktadır. Ayrıca gece vakitlerinde artan şiddetteki ağrı için mutlaka doktora tümör şüphesiyle başvurulmalıdır.

Omurilik Tümörü Tipleri

Omurilik tümörlerini daha kolay incelemek amacıyla türlere ayırmak ve kaynaklarına göre tasnif etmek mümkündür. Omurilik, omurga tarafından korunur ve kapalı bir kutuyu andırır. Bu bölgede ortaya çıkan tümörler de kaynağına göre ayrılırlar. Bunlardan birincisi ekstradural yani dış kaynaklı; ikincisi ise intradural yani iç kaynaklı tümörlerdir. Omurga ve omurilik bölgesi için karşılaşılan vakalar istatistiksel olarak incelendiğinde bölgedeki kanser vakalarının yüzde elli beşi ekstadural (dış kaynaklı) iken; yaklaşık olarak yüzde kırk beşi intraduraldır (iç kaynaklı).

Ekstradural Omurilik Tümörleri

Omurilikte görülen tümörlerin yaklaşık olarak yüzde elli beşini oluşturan ekstradural tümörler kendi içlerinde de metastatik ekstradural tümörler ve primer spinal tümörler olmak üzere ikiye ayrılır. Ekstradural olarak adlandırılan tümörlerin büyük bölümünü metastatik ekstradural tümörler oluşturur. Tümörler genelde iyi huylu olarak gözlemlenirler. Gelişim süreçleri, intradural tümörlere göre daha yavaştır. Bu durum da teşhis ile tedavi arasında hem cerrahlara hem de hastalara zaman kazandırır. Ekstradural tümörler sonucu görülen semptomların büyük bir bölümü, oluşan tümör yapılarının, omurilik içerisinde bulunan nöral yapılara baskı oluşturması sonucu ortaya çıkar. Genel olarak hangi bölgede yerleşirse yerleşsin bazı temel semptomların görülmesine sebep olsa da servikal yani boyun bölgesinde yerleşen ekstradural tümörler ağrı, kuvvet kaybı ve astrofi gibi belirtiler ortaya çıkarır. Omurilik suyunun engellenmesi sonucu hidrosefali gibi bir semptom nadiren de olsa gözlemlenir.

Metastatik ekstradural tümörler genel olarak şu özellikleri barındırırlar:

  • Metastaz, kanser hücrelerinin kan dolaşımını kullanarak başka bölgelere yayılım göstermesini ifade eden süreçtir. Çok kompleks bir süreç olmasından kaynaklı olarak görülme sıklığı nadirdir. Kansere bağlı ölümlerin çok büyük bir bölümü metastaz kaynaklı olduğundan dolayı, üzerinde ciddi olarak durulması gerekir.
  • Omurilik bölgesinde metastatik tümör olarak adlandırılan yapılar genelde akciğer, meme, prostat, böbrek, tiroid, gastrointestinal sistem ve lenfoma kaynaklıdır.
  • Cinsiyet olarak incelendiğinde ise, omurilik bölgesinde metastatik olarak sınıflandırılan tümörlerin ortaya çıkış sebebi erkeklerde prostat ve akciğer; kadınlarda ise meme ve akciğer olarak kategorize edilebilir.
  • Metastatik tümörler altıya dört oranında erkeklerde daha sık gözlemlenirler.
  • Omurilik bölgesinin genelinde görülme riski bulunsa da en çok bel ve sırt bölgesinde ortaya çıkarlar.
  • Metastatik ekstradural tümörlerin en belirgin semptomları kuvvet kaybı, sfinkter kas problemleri ve duyu kaybı olarak sıralanabilir.
  • Cerrahi yöntemle tümör dokusunun tamamı ortadan kaldırılamaz ise yardımcı tedavi olarak radyoterapi de kullanılabilir.

Primer spinal tümörler, ekstradural tümörler sınıfında incelenirler. Ekstradural tümörlerin taşıdığı çoğu özelliği bünyelerinde barındırmalarına rağmen ekstra olarak ise şu özellikleri taşırlar:

  • Metastatik ekstradural tümörlere göre rastlanma sıklığı çok düşüktür.
  • Vakanın yaşı ile tümörün huyu arasında bağlantı mevcuttur. Yirmi bir yaş altındaki hastalarda genelde iyi huyludurlar. Bu yaşın üstünde kötü huylu olma ihtimalleri daha yüksektir.
  • Cerrahiyle tümör yapısının tamamen alınamaması halinde radyoterapi ve kemoterapi ek tedavi yöntemleri olarak kullanılabilir.

İntradural Omurilik Tümörleri

İntradural omurilik tümörleri çok çeşitli tiplerde varlık gösterebilirler. Bu tümörlerin çok az bir bölümü dış kaynaklıdır. Yani doğrudan omurilik yapısının içinde gelişim gösterirler. Gelişim süreçleri akut yani hızlı olarak tanımlanır. Bu durum teşhis ile tedavi arasındaki sürenin kısa olmasına sebep olur. Sürenin kısa olmasından dolayı tedavileri ciddi derecede uzmanlık gerektirir. Omurilik tümörlerinin geneli gibi intradural tümörler de genelde iyi huyludur. En belirgin semptomu şiddetli ve dinlenme ile geçmeyen, geceleri artan ağrıdır. İntradural tümörlerin ileri evrelerinde semptom olarak seksüel yetersizlikler de gözlemlenir. Tedavi yöntemi ilk tercih olarak cerrahidir. Cerrahi yöntem ise laminektomi adı verilen, intradural tümörlerin tedavisinde kendini kanıtlamış bir yöntem ile icra edilir. Tümörün kötü huylu olması durumunda ise cerrahi yönteme ek olarak radyoterapi de uygulanır. İntradural omurilik tümörleri ikiye ayrılır.

1- İntradural ekstramedüller omurilik tümörleri

  • İntradural ekstramedüller omurilik tümörlerinin yaklaşık yüzde doksanı iyi huyludur ve cerrahi yöntem olarak mikro cerrahi kullanılır.
  • Kendi içinde nörofibroma/schwannoma ve menengioma olarak ikiye ayrılır.

A- Nörofibroma / Schwannoma

  • Tümörün kaynağı schwan hücreleridir.
  • İntradural tümörler içerisinde sık rastlanan tümör tiplerinden bir tanesidir.
  • Genelde otuzlu ve ellili yaşlar arasında vaka verir.
  • Diğer bölgelerde ortaya çıksa da en çok sırt bölgesinde gözlemlenir.
  • İntradural tümörlerde gözlemlendiği gibi yüzde doksan oranında iyi huyludur.
  • İçinde bulunduğu kategorinin aksine yavaş gelişim gösterir.
  • İlk ve belirgin semptom şiddetli ağrıdır.

B- Menengioma

  • İnstadural ekstramedüller tümörler arasında her on vakadan yedisi menengiomadır.
  • Ellili ve altmışlı yaşlarda sıkça rastlanır. Vakaların cinsiyet dağılımı ise genelde kadın ağırlıklıdır.
  • Sırt, boyun ve bel bölgelerinde sıkça rastlanan bu tümör tipinin kadın vakalarda en sık yerleştiği bölge ise sırttır.
  • İntradural tümörlerde olduğu gibi ilk ve belirgin semptom şiddetli ağrıdır.
  • Cerrahi yöntemler ile tümör yapısı tamamen temizlenebildiğinden ötürü tekrarlama olasılığı çok düşüktür.
  • Cerrahi yöntemin büyük başarılarla icra edilmesinden ve tümörün tamamen çıkarılıyor olmasından dolayı radyoterapi ve kemoterapi uygulaması neredeyse hiç kullanılmaz.

2- İntradural intramedüller omurilik tümörleri

Sık rastlanan üç tanesine ek olarak altı tipi daha bulunur. Özellikleri verilmeyenler ise dermoid, epidermoid, teratoma, oligodendrioglioma, ganglioglioma ve lipomlar olarak sıralanabilir.

A- Epandinom

  • Vakaların genelde otuzlu ve kırklı yaşlarda oldukları saptanmıştır.
  • Erkeklerde, kadınlara göre daha sık gözlemlenirler.
  • Genelde bel ve boyun bölgesinde oluşurlar.
  • İntradural tümörlerde olduğu gibi ilk ve en belirgin semptom şiddetli ağrı, ikinci belirgin semptom ise kuvvet kaybıdır.
  • Tüm intradural intramedüller omurilik tümörü vakalarının yüzde otuz beşi epandinom tipi tümörlere sahiptir.

B- Astrositom

  • Tüm intradural intramedüller omurilik tümörü vakalarının yüzde kırk beşi astrositom tipi tümörlere sahiptir.
  • Genç yaşlarda sıkça rastlanan tümör tipidir.
  • Erkeklerde, kadınlara oranla daha sık rastlanırlar.
  • Yerleşim yeri genelde sırt ve boyun bölgesidir.
  • İntradural tümör tiplerinin hepsinde olduğu gibi ilk ve belirgin semptomu şiddetli ağrıdır.
  • Vakalar istatistiksel olarak incelendiğinde, her üç iyi huylu astrosistom tümörüne karşılık bir tane kötü huylu astrositom tümörünün varlığı söz konusudur.
  • Bulunduğu bölgenin narin olmasından dolayı cerrahi yöntemle tümör tam olarak çıkartılamaz. Bu sebepten dolayı, cerrahi yönteme ek olarak radyoterapi de kullanılır.

C- Hemanjioblastom

  • Genelde iyi huylu tümör tipleridir.
  • Hastaların sırt ve boyun bölgesinde ortaya çıkarlar.
  • Kırk yaşın altındaki hastalarda, üstündeki hastalara göre daha sık karşılaşılırlar.

Teşhis

Omurilik tümörü şüphesinin ortaya çıkmasından sonra hastanın doktora başvurmasıyla beraber, çeşitli teşhis yöntemlerinin kullanımı gerçekleşir. Teşhisin ilk yapılması kaba tanı olarak adlandırılır ve semptomlara bağlı çıkarımlar ilk muayenede yapılır. Sonrasında ise MR ile tümörün varlığı saptanır. Teşhis için kullanılan en iyi yöntem MR’dır. Tümör yapısının kemiklerle olan bağlantısının incelenmesi için ise tomografi tekniği kullanılır. Kanserinin türünün ve huyunun tam olarak saptanabilmesi yani ince teşhisin yapılabilmesi için ise histopatolojik inceleme yapılır. Tümör yapısından alınan parça, mikroskop altında incelenir.

Ortopedi Muayenesi

Omurilik yapısını omur kemikleri korur. Omurgada ortaya çıkan tümörlerin, duruş bozuklukları ortaya çıkarma ihtimali bulunmaktadır. Eğer böyle bir durum varsa bunun tespiti ortopedik muayene ile belirlenir. Ortopedik muayene kaba tanının bir parçası olduğundan dolayı sonrasında mutlaka görüntüleme tekniklerinden yararlanılarak kesin tanı kısmına geçilir.

Direkt Grafi

MR kadar gelişmiş bir teknik olmadığından dolayı omurga bozukluklarının tespiti dışında genelde kullanılmaz. Genelde röntgen olarak bilinir. Ortopedik muayeneye yardımcı araçlardan birisi olarak teşhis kısmında sıralanabilir. Direkt grafi yönteminde X ışınları kullanılır ve istenilen bölgenin iki boyutlu grafisi çıkartılır. Ortaya çıkan diğer tüm görüntüleme tekniklerinin atası durumunda olan bu teknik, kaba tanı için kullanılabilecek seviyededir.

Nöroloji Muayenesi

Omurga ve omurilik bölgesi santral sinir sisteminin en önemli araçlarındandır. Bu bölgede ortaya çıkan tümörler doğrudan nöronları etkileri altına alırlar. Bu etkiler genelde baskı oluşturmaları sonrasında ortaya çıkarak, çeşitli semptomları doğururlar. Nöroloji muayenesi sayesinde, ilgili bölgedeki elektrik akışı ölçülür ve tümörün hangi bölgeyi ne derecede etkilediği tespit edilir. Tedavinin uzaması halinde vücudun hangi bölgelerinin kalıcı hasarlara maruz kalabileceği nöroloji muayeneleri sonrasında ortaya çıkabilmektedir.

MR

Emar, MRG olarak da bilinen bu teknik, omurga ve omurilik tümörlerinin tespiti için kullanılan en ideal görüntüleme tekniğidir. Bu görüntüleme tekniğinin standart prosedürle uygulanması sırasında ilaç alınması da söz konusu olmadığından dolayı, herhangi bir alerjik riskin ortaya çıkması söz konusu değildir. Güçlü mıknatıslarla çevrili tüpün içine hareketsiz uzanan hastaya radyo sinyalleri gönderilerek iç yapının (deri altı) görüntüleri elde edilir. Birçok farklı türü ve tipi bulunan bu teknikte kanser hücrelerinin tespiti için çeşitli ajanlar vücuda enjekte edilebilir.

Hastalığı Etkileyen Faktörler

Omurilik tümörlerinin fiziksel olarak etkisi altına aldığı bölge omurilik ve omurga yapıları olmasına rağmen, etkiledikleri bölgenin santral sinir sisteminin bir parçası olmasından dolayı verdiği zararlar daha büyük olabilmektedir. Sinir uçları tümörün etkisi altında kalarak olağan fonksiyonlarını kaybedebilirler. Bu fonksiyon kaybı genelde kalıcıdır. Bazı hastalarda çok az iyileşme gözlemlenebilir. Omurilik bölgesindeki tümörü erken teşhis etmek, hastalığı etkileme potansiyeli bulunan faktörlerin de ortadan kaldırılması için en büyük adımdır.

Tedavi Öncesi Güç Kaybı Olup Olmadığı

Omurilik tümörlerinin tespit edilmesi ve tedavi edilmesi arasında geçen süre genelde kısadır. Dış kaynaklı tümörlerin gelişim süreçleri yavaş olduğundan dolayı, tespit ile tedavi arasında geçen süreç uzayabilir. İç kaynaklı tümör oluşumlarında ise gelişim süreci akut olarak tespit edilmiştir. Zamanında tespit edilemeyen tümör yapıları omurilik bölgesine baskı uygulayarak çeşitli fonksiyon kayıplarına ve güç kaybına sebep olabilir. Gelişim evresinin sonlarına doğru hala tespit edilememiş tümörler ise vücutta kalıcı zararlar bırakırlar. Bulunduğu omurun altında kalan tüm sinirsel fonksiyonların ortadan kalkmasına sebep olabilecek tümörlerde ise zarar kalıcı hale gelmiş demektir. Tedaviye başlamadan önce hangi fonksiyonlarda hangi oranda kayıp olduğunun tespit edilerek ne oranda iyileşme beklendiğinin belirlenmesi, tedavinin seyri açısından da önemlidir.

Hastalığın İlerleme Hızı

Omurilik tümörlerinin yüzde kırk beş kadarı hızlı ilerleme gösteren tiptedir. Vücudun diğer bölgelerinde görülen tümör yapılarının aksine, teşhis ile tedavisi arasındaki süre kısadır. Bunun temel sebebi, vücudu kontrol eden sinir ağlarının omurilik bölgesinde birleşerek, gelen elektrik sinyallerini beyine iletiyor oluşudur. Yani omurilik bölgesi, tümör kaynaklı baskılara karşı gayet hassas durumdadır. Tümörün fazla büyümesi, sinir ağlarını sıkıştırarak işlevsiz hale getireceğinden dolayı, sıkışan sinir ağları üzerinden fonksiyonlarını gerçekleştiren bölgeler işlevsiz hale gelecektir. Bu yüzden, tümör tespit edildiği andan itibaren hızlıca cerrahi operasyon planı hazırlanarak müdahalede bulunulur.

Tümörün Cinsi

Omurilik tümörlerinin çok büyük bir kısmı iyi huyludur. Tümörün davranış tarzı ile cinsi arasında, sınıflandırma açısından doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca omurilik ve omurga tümörlerinin tasniflenmesinde, tümörün hangi kaynaktan ortaya çıktığı da önemlidir. İç kaynaklı tümörler ile dış kaynaklı yani metastatik tümörlerin hastalığın seyri konusunda farklı davranışları mevcuttur. Tümörün cinsinin tam olarak belirlenebilmesi ancak biyopsi ile mümkündür. Tümörün cinsinin tam olarak bilinmesi, hangi yöntemler kullanılarak tedavi edileceğini, ne zaman müdahale edileceğini, hangi yardımcı tedavilerin kullanılıp kullanılamayacağını belirler.

Tedavi Öncesi İdrar ve Bağırsak Fonksiyonları

Omurilik, beyin ile kas yapıları arasındaki bağlantıyı sağlayan santral sinir sisteminin en önemli parçasıdır. Tüm vücuttan gelen sinir ağları bu noktada toplanarak beyin ile iletişim kurar. Bu bölge üzerinden kontrol edilenlerin başında da idrar ve bağırsak fonksiyonları gelmektedir. Özellikle metastatik ekstradural tümörlerin ilerleyen evrelerinde sfinkter kaslarla ilgili belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Bu kas yapısı doğrudan anüs bölgesindeki kasılmaları kontrol eder. Bu kasta meydana gelecek problemler doğrudan bağırsak hareketlerinin bozulmasına ve kontrolsüz dışkılamaya ve idrara sebep olabilecektir.

Tedavi Yöntemleri

Omurilik ve omurga bölgesinde ortaya çıkan tümörlerin tedavisi için tercih edilen ilk yöntem cerrahidir. Cerrahi yöntem sayesinde ideal şartlar altında çıkarılamayacak tümörler için radyoterapi ve kemoterapi gibi teknikler de cerrahi müdahaleye eklemlenebilir. İlaç ve ışın tedavisinin temel amacı ya ameliyattan önce tümörü küçültmek ya da ameliyatla tamamen çıkarılamayan kanser hücrelerini yok ederek tekrarlama riskini ortadan kaldırmaktır.

Kemoterapi

Kemoterapi, kanserin ilaç kullanılarak, cerrahi müdahale olmadan tedavi edilmesi yöntemidir. Kemoterapi tedavisi, erken evre harici neredeyse tüm kanser hastalarında uygulanmakla birlikte, omurilik kanserlerinde kullanım alanı dardır. Bunun sebebi, kemoterapinin işlevsiz oluşu değil, omurilik tümörlerinin çok büyük bir kısmının iyi huylu oluşudur. Kemoterapinin uygulanabilmesi için hastaların kan değerlerinin ve böbrek ile karaciğer fonksiyonlarının normal seviyelerde olması gerekir. Karaciğer ve böbrek fonksiyonlarının normal olması, ilaçların ortaya çıkarabileceği olumuz sonuçları minimalize etmek içindir. Kemoterapi ilaçları DNA’sına bağlandığı tüm hücreleri öldüren zehirler olarak tariflenebilir. Kemoterapinin süresi ve periyotları, hastalığın hangi evrede teşhis edildiği ile hangi tipi barındırdığına göre değişir. Omurilik tümörlerinde kemoterapinin kullanım alanı iki tanedir. Omurgayla sınırlı alanın darlığından doğan yer sıkıntısını çözmek amacıyla tümörün küçültülmesi için veya ameliyatla tam olarak alınamayan tümörün tamamen ortadan kaldırılması için. Daha önce de bahsedildiği üzere, omurilik kanserlerinde kemoterapinin kullanımı, tümörlerin genelde iyi huylu olmasından dolayı sınırlıdır.

Radyoterapi

Işın tedavisi olarak da bilinmektedir. Radyoterapide iyonlaştırıcı radyasyon kullanılır. Kullanılan bu iyonlaştırıcı radyasyon, hastalıklı hücrelerin DNA’larına zarar verip ölmelerini sağlar. Radyoterapi tedavisinin kritik noktalarından bir tanesi, radyasyon ışınlarının hastalıklı bölgelere yönlendirilmesini sağlayan cihazlardır. Kullanılan cihazın türüne göre radyoterapi tedavisi iki türe ayrılır. Bunlardan birincisi uzaktan radyoterapi iken; ikincisi yakından radyoterapi tedavisi olarak adlandırılır. Günümüzde gelişen, geliştirilen tıp teknikleri sayesinde hastaların çok büyük bir bölümü uzaktan radyoterapi tedavilerini tercih etmektedir. Yakından tedavilerde radyasyon içeren ışınlar ya doğrudan deri içerisine ya da çok yakınına yönlendirilir. Uzaktan tedavilerde ise ışını yönlendiren cihazlar hastaya en az bir metre uzaktan müdahale ediyor. Uzaktan uygulanan radyoterapi tedavilerinde en çok kullanılan cihazlar yoğunlaştırıcı etkili olanlar. Bu cihaz ile yönlendirilen radyasyon ışınları doğrudan tümörün şeklini alarak, sağlıklı dokuya zarar vermiyor. Omurilik tümörlerinde radyoterapi ya tümörün küçültülmesi ya da eğer cerrahi müdahale ile tamamı çıkarılamamış ise tamamen temizlenmesi amacıyla kullanılıyor.

Cerrahi Tedavi

Omurilik tümörlerinin teşhis edilmesinden sonra tercih edilen ilk yöntem cerrahi olmaktadır. Cerrahi yöntemle çıkarılamayacak büyüklüğe ulaşan tümörler için öncesinde radyoterapi veya kemoterapi ile küçültme işlemi de yapılabilir. Hangi tedavi yolunun izleneceğine beyin cerrahı, medikal ve radyasyon onkolojisi uzmanları ortak karar veriyor. Alanın hassasiyeti dolayısıyla mikro cerrahi yöntemleri kullanılır. Büyük kesiler yerine, mikro cihazların hareket edebileceği ufak kesiler açılır. Cerrahi ve cerrahi olmayan tedavilerin kombine edilmesinde tümörün bulunduğu yer ve büyüklüğü en büyük etken olmaktadır. Tümörün büyüklüğü ve tipi ne olursa olsun, tespiti ile tedavisi arasında çok kısa süreler olması mecburidir. Oluşan tümörün vücudun ön bölgesine daha yakın olması cerrahi müdahaleyi zorlaştıran etmenlerin başında gelir. Operasyon icra edilirken dikkat edilen noktaların başında sağlan sinir dokularına zarar verilmemesi gelmektedir. Operasyon süresince, omurilik bölgesindeki elektrik akımını kontrol ederek cerrahlara anlık bilgiler veren cihazlar mevcuttur.

Omurilik Tümörü Metastazı

Omurilik bölgesinde görülen tümörler iki kaynakta ortaya çıkarlar. Bunlardan birincisi doğrudan omuriliğin kendi iç yapısı iken diğeri başka bölgedeki kanserli hücrelerin bölgeye yerleşmesidir. Omurilik zarının dış bölgesinde ortaya çıkan kanserli hücrelerin yüzde doksan kadarı metastatik olarak sınıflandırılır. Akciğer, meme, prostat gibi organlardan yayılan kanserli hücrelerin başka bölgelere yerleşerek oralarda da tümör yapıları oluşturmalarına kısaca metastaz denir. Metastatik kanserlerin tedavisi ilaçla, ışınla veya cerrahi olarak yapılabilir. Metastatik kanserin türü, tedavi planının oluşturulmasında en önemli etkendir.

Omurilik Tümörü Ameliyatı Fiyatları

Omurilik tümörüyle ilgili yapılan ameliyatları sigorta karşılamaktadır. Fiyatların hangi seviyede belirleneceği ise hastaneye, tıbbi ekibe, hastanın durumuna bağlıdır. Yardımcı tedavilerin kullanılıp kullanılmayacağı da fiyatların belirlenmesinde bir diğer etkendir. Destek tedavilerin fiyat aralığını ise ilaç fiyatları, kür sayısı, kür süresi gibi etmenler belirlediğinden dolayı, en net fiyat ancak detaylı bir muayene sonrası belirlenecektir.

Omurilik Tümörü Ameliyatı Öncesi

Omurilik tümörü ameliyatından önce tümörün türünün ve büyüklüğünün tam olarak belirlenmesi, hastanın hazırlanması ve eğer gerekiyorsa ışın ve kemoterapi gibi tedavilerin yapılması gerekir. Hastanın verdiği semptomların yönlendirmesiyle yapılan MR gibi testler sonrasında tümörün tam yeri ve büyüklüğü belirlenir. Sonrasında yapılan biyopsi işlemiyle tümörün huyu ve türü belirlenir. Eğer alan azlığından dolayı tümör tam olarak çıkarılamayacak ise radyoterapi veya kemoterapi ile tümör küçültülür. İdeal boyutlara gelen tümör, cerrahi operasyon için hazır hale getirilmiş olur. Hastanın psikolojik olarak hazırlanması da operasyon öncesi için en önemli hazırlanma kalemlerinden bir tanesidir.

Genel Hazırlıklar

Omurilik bölgesinde bulunan tümörün türünün ve büyüklüğünün saptanmasının ardından tedavi yönteminin ve sürecinin takvim olarak hazırlanması gerekir. Bu süreç çeşitli uzmanlar tarafından birlikte yürütülerek belirlenir. Hastaya hastalığının mahiyeti ve operasyonun başarısız geçmesi halinde oluşabilecek riskler anlatılır.

Hastanın Bilgilendirilmesi

Kanser hücrelerinin seyrini belirleyen en önemli faktörlerin başında moral gelmektedir. Erken ve geç aşamada hastanın tam olarak bilgilendirilmesi, bilgilendirmenin tamamen doğru olması, hasta moralinin sağlanması açısından büyük önem arz eder. Hasta ve doktor arasında tam mutabakat sağlandığı taktirde, operasyonu hazırlayan süreç çok daha başarılı şekilde sürdürülerek, operasyonun başarısız olma ihtimali azaltılacaktır.

Tümörün Büyüklüğü ve Türü Doğrultusunda Tedavi Yönteminin Belirlenmesi

Kanser tedavilerinde tümörün hangi türde olduğu ve büyüklüğünün ne olduğu büyük önem taşır. Vücudun diğer bölgeleriyle kıyaslanamayacak derecede önemi ise omurilik bölgesinde taşır. Alanın çok kısıtlı ve kapalı olmasından dolayı büyüklük ve konum, tedavi sürecinin belirlenmesinde anahtar olarak kabul edilebilir. Radyoterapi veya kemoterapi gibi yardımcı tedavilerin kullanılıp kullanılmayacağı da tümörün büyüklüğü ve türüyle doğrudan ilintilidir. Tek operasyonla alınamayacak büyüklükteki tümörler için ek tedaviler önceden yapılarak tümör küçültülür. Tekrarlama riskinin olduğu hastalarda tedavi sürecine ameliyattan sonra yine bu ek tedaviler eklemlenebilir. Amaç, optimal bir bileşke oluşturarak sinirsel bir kayba sebep olmadan hastayı tedavi etmektir.

Riskler Hakkında Bilgilendirme

Operasyonun başarısız geçmesi, tümörün tam olarak çıkartılamaması, alanın dar olmasından dolayı sağlıklı sinir yapıları zarar verme gibi durumlar, omurilik tümörü ameliyatlarında çeşitli riskler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu gibi risklerin azaltılması uzman ekipler sayesinde mümkün olsa da her zaman mevcut olduklarından dolayı hastanın tam olarak bilgilendirilmesi gerekir. Hastayla operasyonu yapacak ekip arasında sağlanan tam koordinasyon, operasyonun başarılı geçmesi için ilk adımdır.

Tetkikler ve Testler

Omurilik tümörlerine ideal şekilde müdahale edilebilmesi için çeşitli tetkiklerin uygulanması gerekir. Bu tetkiklerden alınan sonuçlar neticesinde ideal tedavi takvimi hazırlanabilir. Tetkiklerin amacı başlangıçta tümörün türünü, yerini ve büyüklüğünü tespit etmek iken; ilerleyen süreçte muhtemel riskleri ve tümör kaynaklı sonuçları minimize etmek yatmaktadır. Yardımcı tedaviler olarak adlandırılabilecek radyoterapi ve kemoterapiye hastanın uygun olup olmadığının saptanması da ameliyat öncesinde mutlaka yapılmalıdır. Operasyon öncesinde uygulanmamış ve operasyon sonrasına da planlanmamış olsa bile, tümörün tam olarak çıkartılamaması durumunda bu tedavilerin uygulanma ihtimali bulunur.

Bilgisayarlı Tomografi

Bilgisayarlı tomografi organların, yumuşak doku ve kemiklerin şekilleri ile tüm bunların yerleşimini çok net gösterir. Bunu, miktarı uygulayan teknisyen tarafından kontrol altına alınmış radyasyon ile yapar. Bu radyasyonun vücuda ekstrem bir zararı yoktur. Operasyondan önce ve sonra çekilen bilgisayarlı tomografiler sayesinde hastalığın seyri kontrol edilebilir. Omurilik kanserlerinde de MR’a ek olarak ihtiyaç duyulması halinde kullanılabilir.

MR

Omurilik kanserlerinin türünün, konumunun ve büyüklüğünün belirlenmesinde en çok kullanılan yöntemdir. Bu yöntemle mükemmele yakın sonuçlar alınabilir. Türü hakkındaki son karar ise mutlaka biyopsiden sonra verilir.

İdrar Testi

Çeşitli durumlarda cerrahi müdahaleden önce veya sonra hastanın kemoterapi tedavisine girmesi gerekebilir. Ameliyattan önce tümörün küçültülerek ideal boyutlara indirgenmesi, ameliyattan sonra ise eğer cerrahi müdahale ile temizlenememiş durumdaysa kalan kanserli hücrelerin temizlenmesi amacıyla kullanılır. Kemoterapinin uygulanabilmesi için hastanın bazı özel koşullara sahip olması gerekir ki idrar testi ile de bu durumlardan bir tanesi kontrol edilir. Kemoterapi ile zerk edilen ilaçların böbreklerde beklenmedik sonuçlara yol açmaması amacıyla idrarın yapısı incelenerek böbrek fonksiyonlarının normal olup olmadığı kontrol edilir. Böbrek fonksiyonları normal olmayan hastalara kemoterapi uygulaması yapılmaz.

Kan Testi

İdrar testinde olduğu gibi kan testinde de hastanın kemoterapiye uygunluğu kontrol edilir. Tam kan sayımının beklenen normalitede çıkmaması halinde hastaya kemoterapi uygulaması yapılmaz ve kan değerlerinin normale dönmesi beklenir. Eğer hastanın kan değerleri normale dönecek durumda değilse de çeşitli alternatif tedavilerin uygulamasına geçilir.

Akciğer Grafisi

Eğer metastaz oluşmuş ise, omurilik tümörünün akciğer bölgesine sıçrayıp sıçramadığının kontrolü amacıyla akciğer grafisi kullanılabilir. Ayrıca omurilik tümörünün akciğer bölgesine yakın olması durumunda da bu teste başvurulabilir. Omurilik tümörlerinin tanısı konusunda oldukça az başvurulan bir yöntemdir.

Anesteziye Uygunluk

Omurilik tümörünün cerrahi tedavisi amacıyla uygulanan yöntemler genel anestezi altında yapılmaktadır. Anestezik ilaçların hastanın vücudunda hangi seviyede arzu edilen seviyede etkinliğe geçtiğinin ve eğer varsa olumsuz reaksiyonların tespiti amacıyla operasyon öncesinde anesteziye uygunluk testleri yapılır.

Ameliyata Hazırlıklar

Omurilik ve omurga tümörlerinde teşhis ve hazırlık süreleri oldukça kısadır. Bu kısalıktan payını ameliyattan önceki hazırlıklar da almış durumdadır. Tümörün etkileme ihtimali yani baskı altına alma ihtimali bulunan bölge merkezi sinir sistemi olduğundan dolayı, hızlı müdahale gerekmektedir. Hızlı müdahale edilmediği taktirde geri dönülemeyecek sonuçlar doğurabilecek tümörlere karşı, ameliyat öncesi hazırlık önemli bir konumdadır. Operasyonun başarılı geçmesi için hastaların yapması gerekenler mevcuttur.

Yeme İçmenin Bırakılması

Planlanmış operasyonun gerçekleşeceği günden bir önceki gün yemenin ve içmenin kesilmesi gerekmektedir. Kanı sulandıracak gıdalardan özellikle uzak durulması şarttır. Kan değerlerinin normal seviyelerde olması operasyonun başarılı geçmesi açısından önemli bir kriter olarak karşımıza çıkar.

Doktor Kontrolünde İlaçların Bırakılması

Teşhisten başlayarak operasyon anına kadar geçen süreçte kullanılan ilaçların doktor kontrolünde olması, hastalığın seyrinin değişmemesi ve kan değerleriyle böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının normalleştirilmesi için gereklidir. Operasyon anına kadar yeniden ayarlanan dozlarda kullanılan ilaçların da eğer etkileri devam edecekse operasyondan önce bırakılması gerekmektedir.

Sigaranın Bırakılması

Günümüzde kanserin ve özellikle akciğer kanserinin temel sebeplerinden bir tanesi olarak sigara gösterilir. Metastaz kaynaklı kanserlerin ilk ortaya çıkış sebebi incelendiğinde sigara olduğundan dolayı, kanser olmasanız dahi kullanmamanız gereken bu zararlının mutlaka bırakılması gerekmektedir. Tiryakilik seviyesinde olan kanser hastalarının da profesyonel yardım alarak bırakması ve operasyondan sonra da başlamaması, kanserin tekrar ortaya çıkmaması açısından önemli bir kriterdir.

Alkolün Bırakılması

Yüksek dozlarda alkolün vücuda zararlı olması muhtemeldir. Operasyondan en az üç hafta önce alkolün tamamen kesilmesi, kan değerleri ile karaciğer böbrek fonksiyonlarının normal düzeylerde seyredebilmesi için önemlidir.

Hasta Yakınları İçin Hazırlıklar

Omurilik bölgesinden cerrahi operasyona maruz kalan hastaların ameliyata hazırlanma sürelerinde onlara yardımcı olmak için refakatçi bulunabilir. Refakatçinin bulunması hem hastanın moralinin yüksek tutulması hem de ihtiyaçlarının doğrudan görülmesi açısından önemlidir.

Refakatçi Hazırlıkları

Hastaneye yatış gerçekleştiğinde gerekli işlemlerin yapılarak refakatçi kartının alınması gerekir. Hastanın ihtiyaçları dahilinde gerekli yerlerin öğrenilmesi ve hastaya yardımcı olabilecek materyallerin bulundurulması da önemlidir.

Yatış Süresince Hastanın İhtiyaçlarını Belirleme

Hasta özelinde ihtiyaçlar değiştiği için, refakatçinin, hastanın ihtiyaçlarını önceden belirleyerek buna yönelik materyalleri yanında bulundurması gerekir. Böylece olumsuz bir durum yaşanmayacak ve hastanın morali yüksek tutulacaktır.

Omurilik Ameliyatı Sonrası

Başarılı bir operasyon, erken teşhisle başlar ve sonrasında başarılı bir tedavi süreciyle sonlanır. Kanser hastalarında operasyon öncesi ve anı kadar, operasyon sonrası da önemlidir. Kanser, tekrar riski bulunan hastalıklar sınıfına girer. Tekrar riskinin ortadan kaldırılması, başarılı bir operasyon kadar operasyondan sonra hastanın yaşantısında yapacağı değişikliklere de bağlıdır. Kanser hastalarının sorunsuz şekilde iyileşebilmesinin anahtarı, öncesi ve sonrasıyla tüm sürecin kusursuz şekilde yönetilmesidir. Zamanında uygulanan testler, doğru bir takvim, uzman bir ekip ve gerekli ekipmanlara sahip hastane sayesinde tüm kanser hastalarının yaklaşık olarak yüzde elli beşinde tekrar riski olmadan kanserli hücreler yok edilebilmektedir.

Nadir Görülen Riskler ve Komplikasyonlar

Her cerrahi operasyondan sonra olduğu gibi, omurilik ve omurga tümörlerinin ortadan kaldırılması amacıyla uygulanan cerrahi müdahaleden sonra da çeşitli risk ve komplikasyonların ortaya çıkma ihtimali bulunmaktadır. Hasta ile cerrah arasında geçen tüm tıbbi süreç -ki teşhisten itibaren başlamaktadır- bu risk ve komplikasyonların minimize edilmesi amacını taşımaktadır. Erken teşhis için bireylerin sürekli olarak bilinçlendirilmesi, semptomlarla karşılaşıldığında neler yapılması gerektiğinin anlatılması da tüm bu sürece dahildir. Tümör ameliyatı öncesinde hastanın moralinin yüksek tutulması ve hazırlık sürecinin maksimum fayda gözetilerek geçirilmesi durumunda sayılacak risk ve komplikasyonların ortaya çıkma ihtimali oldukça düşüktür. Ancak müdahale edilen alanın, vücudun en hassas bölgelerinden olması sebebiyle, sinir sistemiyle alakalı bazı risklerin mevcudiyeti her zaman vardır. Önemli olan, operasyonu gerçekleştirecek ekibin benzer ameliyatlar konusunda deneyimli yani uzman olmasıdır. Deneyimli bir ekip, uygun hastane koşulları ve iyi bir hazırlık süreci ile beraber tamamlayıcı tedavilerin de yardımıyla operasyonlar büyük başarılar kazanmaktadır.

Enfeksiyon Riski

Omurilik ve omurga tümörü ameliyatlarında büyük cerrahi kesiler değil, mikro cerrahinin araçlarının sığabileceği genişlikte ufak kesiler açılmaktadır. Kesilerin büyüklüğü enfeksiyon riskiyle doğru orantılıdır. Ancak kesilerin ufak olması, operasyondan sonra dikkat edilmesi gerekenler arasından hijyen kuralının eksilmesini sağlamaz. Ne kadar küçük olursa olsun her cerrahi operasyondan sonra genel hijyen kurallarına ek olarak, doktor tarafından tavsiye edilen kurallara da uyulması gerekir. Enfeksiyonun ortaya çıkması halinde ise çeşitli antibiyotikler yardımıyla bu risk kolayca ortadan kaldırılabilmektedir.

Damarlarda Pıhtı Oluşumu

Cerrahi bir operasyondan sonra çeşitli sebeplerden dolayı vücudun verdiği tepkilerden biride damarlarda pıhtı oluşumudur. Operasyonla müdahale edilen alanda meydana gelen kan toplanması, operasyondan sonraki süreçte yüksek basınçla birlikte pıhtı oluşumuna sebep olabilir. Genelde vücudun verdiği doğal bir tepki olarak kabul görse de ciddiyetle takip edilmesi ve pıhtının dağılmaması durumunda müdahale edilmesi gerekir.

Anksiyete

Anksiyete, kısaca ameliyat korkusu olarak adlandırılabilir. Bu kaygıya sahip hastalar, operasyonla birlikte vücutlarına olan hakimiyetlerini kaybedeceklerini düşünürler. Hastalıklarından kurtulma ihtimallerini göz önünde bulundursalar dahi ağır basan ölüm korkusudur. Anksiyete ciddi bir kriz dönemi olarak göze çarpar. Omurilik tümörüne sahip hastaların böyle bir korkuya kapılmaları, morallerinin çöküşü anlamına geleceğinden dolayı acil olarak psikolojik yardıma başvurulması gerekir.

Ani Felç

Omurilik vücuttaki sinir dokularının birleşerek beyin ile iletişim sağladığı santral sinir sisteminin en önemli parçasıdır. Bu parça beyin tarafından verilen tüm komutların sorunsuzca gerekli yerlere aktarılmasını sağlar. Bunu yaparken de sinir ağlarını kullanılır. Omurilik veya omurga bölgesinde ortaya çıkan tümörler türlerine ve boyutlarına göre değişmekle birlikte bu akışın bozulmasına veya tamamen ortadan kalkmasına sebep olurlar. Omurilik tümörlerinde erken teşhis bu gibi geri dönülemez sonuçların ortaya çıkmaması için elzem bir adımdır. Cerrahi operasyon bölgesinin çok dar ve kapalı bir kutu olması müdahaleyi oldukça zorlaştırır. Sinir ağlarının iç içe geçmiş yapısı cerrah açısından zorlaştırıcı etkilerin başında gelir. En ufak yanlış hareket dahi sinir sisteminde onarılamaz sonuçlara yol açacağından dolayı uzmanlık oldukça önemlidir. Operasyon sırasında hataya yer bırakmamak için sinir sisteminin elektriksel yükünü anlık olarak takip eden cihazlar geliştirilmiş ve operasyonu yapan hekimin hizmetine sunulmuştur. Bu cihaz sayesinde müdahale edilen noktanın sinir sistemi üzerindeki etkisi takip edilmekte; alakasız bir konumdaysa müdahale edilmemektedir.

Nörolojik Fonksiyonlarda Gerileme

Ani felç riskinde olduğu gibi nörolojik faaliyetlerin gerilemesinde de temel sebep sinir ağına yapılan müdahalede hata yapılmasıdır. Bu tip hatalarda doğrudan bir felç durumu olmasa da sinir sisteminin fonksiyonlarında azalmalar gözlemlenmektedir.

Omurilik Sıvısı Kaçağı

Beyin ve omurilik birbiriyle ilintili çalışan kapalı bir sistem olarak tariflenebilir. Bu kapalı sistemin içerisinde ise omurilik sıvısı adı verilen bir sıvı dolaşır. Bu sıvı baş bölgesinde az, kuyruk sokumuna doğru ise çoktur. Operasyon sırasında, omuriliği kaplayan zarda açılan bir delikten bu sıvının kaçağı söz konusu olabilir. Operasyon mikro cerrahi ile yapıldığından dolayı ciddi kayıplar söz konusu olmaz. Bu kaçağın ortaya çıkması durumunda ortaya çıkan en belirgin semptom baş ağrısıdır. Kaçağa sebep olan deliğin vücut tarafından onarılması beklenir. Onarılma işleminin uzun sürmesi halinde de bölgeye kişinin kendisinden alınan kan enjekte edilerek işlemin hızlanması sağlanır.

Metastaz

Metastaz, vücudun başka bölgesindeki kanserli hücrelerin kan yolunu takip ederek diğer bölgelere sıçraması anlamına gelmektedir. Kötü huylu kanserlerde metastaz riski mevcuttur. Omurilik ameliyatlarından sonra tüm vücudun kanserli hücre varlığı açısından kontrol edilmesi gerekir.

Kanama

Operasyonda kullanılan mikro cerrahi teknikleri ile çok ufak kesiler atılır. Hasta, operasyon sonrasında doktorunun tavsiyelerine azami özeni gösterirse kanama riski bulunmamaktadır. Kanamanın ortaya çıkması halinde ise acilen doktora başvurulması gerekir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Operasyonla alınan başarılı sonuçların korunabilmesi ve tekrar riskinin ortadan kaldırılabilmesi için dikkat edilmesi gereken bazı noktalar mevcuttur. Operasyondan sonraki ilk günlerde dikkat edilmesi gereken noktalar genelde operasyon bölgesinin sağlığı ve hijyeni ile alakalı iken; ilerleyen dönemde tekrar riskinin endişesiyle yapılan düzenli kontrollerdir.

Tıbbi İlaçların Kullanımı

Operasyonun sonuçlarını garanti altına almak için operasyon öncesinde kullanılan ilaçların kullanımının ve dozajının operasyonu yapan ekip tarafından tekrar ayarlanması gerekmektedir. Kan değerleri operasyon öncesinde olduğu kadar sonrasında da önemlidir. Eğer operasyonu yapan ekip tarafından operasyon sonrasında kullanım için ilaç verilmişse mutlaka belirlenen dozajlarda kullanılmalıdır.

BT ve MR İncelemeleri

Her kanser beraberinde tekrar riskini de getirir. Omurilik tümörlerinin büyük bölümü iyi huylu da olsa tekrar riskinden dolayı düzenli olarak BT ve MR taramalarının yapılması gerekmektedir. Bu tanılar sayesinde tekrarlayan kanser de erken evrede teşhis edilir.

Periyodik Doktor Kontrolün

Operasyonla alınan sonuçların izlenmesi ve mevcut tekrar riskinin doğuracağı sonuçların önlenebilmesi amacıyla operasyondan sonra hasta düzenli olarak kontrollere gider. Bu kontrol süreci düzenli aralıklarla beş yıla kadar uzayabilir.

Tümörün Cinsine Göre Radyoterapi Tedavisi

Omurilik bölgesinde ortaya çıkan tümör türlerinin çoğu cerrahi operasyon sonrası tamamen çıkartılabilmektedir. Bazı durumlarda ise müdahale ile alınan risk, hastanın sağlığını aşırı derecede tehlikeye atarsa tümörün büyük bir parçası çıkarılmakta, kalan parça ise operasyon sonrasındaki kemoterapi veya radyoterapi tedavisine bırakılmaktadır. Operasyondan sonra iyileşmeyi takip eden süreçte dört ile sekiz kür arasında değişen dozlarda radyoterapi uygulaması hastalara uygulanmaktadır. Böylece kalan tümör parçaları da yok edilmekte, tekrar riski ortadan kaldırılmaktadır.

Pansuman Verildiyse Doğru Şekilde Yapılması

Operasyon her ne kadar mikro cerrahi tekniklerini barındırsa da omurilik bölgesine müdahale için kesiler açılmaktadır. Bu kesiler, bölgeye müdahale için en optimal boyutta olmakla birlikte genelde küçüktür. Ne kadar küçük olursa olsun bölgenin hijyenine operasyon sonrasında dikkat etmek gerekir. Enfeksiyon riskinin tamamen ortadan kaldırılması için pansumanın düzenli ve doğru şekilde yapılması gerekir.

Zorlayıcı Hareketlerden Kaçınma

Omurilik bölgesini yoracak, açılan kesilere zarar verebilecek spor hareketlerinden tam iyileşme sağlanana kadar uzak durulması gerekir. Bu süreç genelde bir ile iki ay arasında sürmektedir.

Ağır Sporlar Yapmama

Açılan kesilerin ufak olmasına rağmen, müdahale edilen bölgenin hassasiyeti de düşünülerek bir süre ağır sporlardan uzak durulması gerekir. Operasyondan sonra hafif ve orta dereceli spor hareketleri moral için önemli olsa ve bir ya da iki aylık sürecin sonunda izin verilse de ağır sporlara altı ay kadar ara verilmelidir.

Yan Etkiler

Her cerrahi operasyondan sonra olduğu gibi omurilik tümörünün ortadan kaldırılması amacıyla yapılan cerrahi operasyondan sonra da çeşitli yan etkilerin olması muhtemeldir. Bu yan etkiler operasyonun başarısızlığı ile alakalı değildir. Genelde maksimum bir hafta sonrasına tamamen ortadan kaybolurlar.

Ağrı

Omurilik tümörlerinin temizlenmesi amacıyla yapılan cerrahi operasyon olabildiğince küçük kesiler açılarak icra edilir. Operasyonun temelini mikro cerrahi yöntemleri oluşturduğundan dolayı, diğer açık ameliyat türlerine göre operasyon sonrasında oluşan ağrı etkisi daha düşüktür. Operasyonun anestezi altında yapılıyor olması operasyon anında acı ya da ağrı hissini engeller. Sonrasında verilen ilaçlar yardımıyla da ortaya çıkması muhtemel ağrı engellenir.

Halsizlik

Operasyondan sonraki ilk gün verilen anestezik ilaçların etkisiyle halsizlik hissedilmesi muhtemeldir. İlk günden sonra bu his tamamen ortadan kalkacaktır.

İştahsızlık

Genel olarak cerrahi operasyonlardan sonra iştahsızlık gibi bir yan etkinin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Hastanede yatılan sürenin başlarında serum ile bu sorun ortadan kaldırılır. Operasyonun başarılı sonuçlanmasıyla moral kazanan hasta ilerleyen süreçte de dengeli beslenerek bu problemden tamamen kurtulur.

Hareket Zorluğu

Operasyonun icra tekniği mikro cerrahi olduğundan dolayı, operasyonu gerçekleştirmek için açılan kesiler de minimal ölçülerdedir. Bu tip kesilerin hareket zorluğu yaratma ihtimali düşüktür. Omurga bölgesine yapılan müdahalelerden sonra ortaya çıkan hareket kısıtları ise ilk haftanın sonundan itibaren tamamen ortadan kalkar. Tümörün türünden dolayı omurgayı etkileyen bir yapısı varsa ve bu etki omurga eğriliği gibi bir sonuca ulaşmış ise hastanın yaralarının iyileşmesini takip eden süreçte fizik tedavi yöntemleriyle bu problemin de önüne geçilir.

Uyku Bozukluğu

Operasyon ile ilgili kaygılardan dolayı operasyon öncesinde oluşan uyku bozukluğu, operasyon sonrasına da sarkabilir. Verilen anestezinin de uyku bozukluğu oluşturma riski bulunmaktadır. Bu süreç çeşitli medikal ilaçların yardımıyla kolayca atlatılabilir.

Önlemler

Kanserin tekrarlamaması ve cerrahi operasyonla elde edilen başarıların korunması amacıyla operasyondan sonra çeşitli noktalara hastaların azami dikkat göstermesi gerekir. Hasta özelinde değişen bazı durumlar olsa da aşağıda sayılan noktalar genel profil için dikkat edilmesi gereken noktalardır.

Sigaranın Bırakılması

Sigara, içerdiği maddeler de incelendiğinde kanser riski oluşturan en büyük faktörlerden bir tanesidir. Günümüzde özellikle akciğer kanseri olmak üzere birçok kanser tipinin ortaya çıkmasında etken madde olarak göze çarpar. Halihazırda tümör varlığından dolayı ameliyat olmuş ve tekrar şüphesiyle izlenen bir hastanın sigaraya başlaması, tekrar riskinin katlanarak artmasına sebep olacağından dolayı, sigaranın mutlaka bırakılması gerekmektedir.

Alkolün Bırakılması

Alkol, sigara kadar olmasa da vücuda zarar veren maddelerin başında gelmektedir. Sağlığına ve moraline oldukça dikkat etmesi gereken hastaların, operasyondan sonraki süreçte alkolü mutlaka bırakmaları gerekmektedir.

Sağlıklı Beslenme

Kan değerlerinin korunması, vücudun dengeli bir iyileşme sürecini atlatması için dengeli ve düzenli beslenme olmazsa olmazların başında gelmektedir. Tümör ameliyatlarından sonra hastaların yeme içmelerine azami özen göstermeleri gerekir.

Düzenli Egzersiz

Vücudun dengesini koruyabilmek için hafif egzersizlerin düzenli olarak yapılması gerekmektedir. Bu egzersizler aynı zamanda hastanın operasyon sonrasındaki moralini yüksek tutmasına da yardımcı olacaktır.

Sık Sorulan Sorular

Sebepleri ve belirtilerinden başlayarak, operasyonun tamamlanması ve sonrasındaki sürece uzanan skalada bilgilerin verilmesinin ardından bireylere, sorabilme ihtimalleri bulunan bazı noktalar hakkında bilgi verilmesi de gerekmektedir.

Omurilik Tümörü Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Omurilik tümörü ameliyatının bazı risklerinin bulunmasının temel sebebi, operasyon müdahale edilen bölgenin hassas olmasıdır. Beyin ile vücut arasındaki iletişimin en önemli parçalarından bir tanesi omurga ile çevrili olan omuriliktir. Omurilik bölgesinde toplanan sinir uçları, vücudun çeşitli bölgelerinden gelen bilgileri beyine; beyinden gelen komutları da vücudun çeşitli bölgelerine aktarmaktadır. Bu bölgede gelişen tümörler de bu akışın bozulmasına sebep olurlar. Bu sebep oluşun en olumsuz sonucu kalıcı fonksiyon kayıplarıdır. Bu gibi sonuçların gerçekleşmeden engellenmesi amacıyla doğrudan cerrahi müdahale seçeneği uygulanır. Cerrahi yöntemin uygulanışı küçük kesi ve mikro cerrahi şeklindedir. Mikro cerrahi ile omuriliğe doğrudan müdahale edilerek tümör temizlenir. Bölgenin hassasiyetinden dolayı, yanlış bir müdahalenin sonucu kalıcı fonksiyon kayıpları olmaktadır. Bunun gerçekleşmemesi için operasyon sırasında anlık olarak sinirsel faaliyet bilgisi veren cihazlar kullanılmaktadır.

Omurilik Tümörü Ameliyatı Kaç Saat Sürer?

Omurilik tümörleri çeşitli boyutlarda ve türlerde bulunabilirler. Tümörlerin boyutları, türleri ve bulundukları bölge ameliyatın süresini doğrudan etkiler. Ayrıca operasyonu yapan ekibin deneyimi ve hasta özelinde belirlenen durumlar da (yaş vb.) operasyonun süresini etkileyen temel faktörler arasında sayılabilir. Genel olarak bahsetmek gerekirse operasyon süresi dört saat ile on iki saat arasında değişen sürelerde olabilmektedir.

Omurilik Tümörü Tanısı Nasıl Koyulur?

Omurilik tümörü tanısının koyulabilmesi için ortopedik muayeneye ek olarak kullanılan görüntüleme tekniklerinden sonuç alınması beklenir. Omurilik tümörünün tam olarak yerinin ve boyutunun saptanabilmesi amacıyla MR tekniği kullanılmaktadır. Bu teknikleri yeri ve boyutu belirlenen tümör yapısından alınan biyopsi ile de türü ve huyu belirlenerek müdahale planı hazırlanmaktadır. Ayrıca MR’a ek olarak çeşitli diğer görüntüleme teknikleri de kullanılabilmektedir.

Ameliyat Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

Omurilik tümörü ameliyatlarından sonra dikkat edilmesi gereken noktaların odağını sağlıklı yaşam oluşturur. Kanserin tekrarlama riskinden dolayı yaklaşık beş yıl kadar süren izleme süreci mevcuttur. Hastaların operasyondan sonra dikkat etmeleri gereken noktalar düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, düzenli kontrol ve sigara ile alkolün bırakılması şeklindedir.

Omurilik Tümörü Genellikle Hangi Yaşlarda Görülür?

Omurilik tümörlerinin çok büyük bölümü iyi huyludur. Çeşitli tümör türleri, çeşitli yaş gruplarını etkisi altına almış durumdadır. En genel bakışta ise kırk yaş üstü hastalarda omurilik tümörlerinin görülme sıklığı daha fazladır.

Ameliyat Sonrası Hareket Etmekte Güçlük Olur Mu?

Ameliyata girerken sahip olunan durum, ameliyattan sonraki durumu da doğrudan etkiler. Geç teşhis yüzünden geç müdahale edilen ve ağır semptomlara sahip hastalarda hareket güçlüğü mevcuttur. Vücudunun belli bir bölümü felçli olarak ameliyata alınan hastalarda çoğu zaman tam iyileşme imkânsız, kısmi iyileşme ise uzun süre alıcıdır. Erken teşhis ile anında müdahale edilen hastalarda ise ilk haftanın sonuna kalmadan, olağan bir cerrahi operasyonmuş gibi hareket kabiliyetinde sorun çıkmamaktadır.

Omurilik Tümörü Ameliyatı Sonrası Ek Tedavi Uygulanır Mı?

Bazı omurilik tümörü tiplerinde cerrahi operasyonla birlikte tümörün tamamı alınamaz. Bunun sebebi tümörün türü, yeri ve büyüklüğüyle alakalı olabilir. Böyle durumlarda güvenle alınabilecek maksimum miktar cerrahi olarak çıkartılır ve operasyon sonlandırılır. Kalan tümör yapısının yok edilmesi amacıyla da radyoterapi ya da kemoterapi gibi uygulamalar ek olarak tedaviye eklemlenir.

Ameliyata Hazırlanma Süreci Nasıl Olmalıdır?

Omurilik tümörünün geliştiği noktanın hassasiyeti de düşünüldüğünde, teşhis ile operasyon arasında çok kısa bir süre mevcuttur. Bu sürenin kullanımı da tıbbi olarak cerrahi operasyona hazır hale gelme sürecidir. Mental olarak hastaların kendilerini hazırlamaları ve doktor ile iletişim halinde kalmaları gerekmektedir.

Omurilik Tümörü Ameliyatsız Tedavi Edilir Mi?

Omurilik tümörlerinin çok büyük bölümünü iyi huylu tümörler oluşturur. Fark edilen tümörlerin ilk ve tercih edilen tedavisi cerrahidir. Cerrahi müdahalenin mümkün olmadığı durumlarda ise radyoterapi ve kemoterapi gibi ışın ve ilaç tedavileri tercih edilebilir. Bu tip cerrahi olmayan tedaviler ayrıca cerrahi müdahaleye yardımcı olarak da kullanılabilir.

Omurilik Tümörü Ameliyatı Olmak Şart Mı?

Tümörün geliştiği nokta santral sinir sisteminin en önemli elemanlarından bir tanesidir. Tüm vücudu kontrol eden sinirlerin toplandığı nokta olan bu bölge, gelişen tümör tarafından baskı altına alındığı taktirde, yaşamsal fonksiyonlarda kayıplar ve hatta yok olmalar gözleneceğinden dolayı, omurilik tümörüne sahip hastaların doktorları tarafından oluşturulan tedavi planına harfiyen uymaları gerekmektedir.

İyi Huylu Tümörlerde Ameliyat Gerekli Mi?

Tümörün iyi huylu ya da kötü huylu olması, müdahale gerekliliği açısından bir şey değiştirmez. İyi huylu olsa dahi tümörün sinir sistemine baskı uygulayarak fonksiyon kaybı ve felç gibi sonuçlara yol açma ihtimali bulunduğundan dolayı, tespitinden itibaren kısa sürede radyoterapi, kemoterapi veya cerrahi olarak müdahale edilmelidir.

Omurilik Tümörü Hangi Evrede Ameliyat Edilir?

Omurilik tümörlerinin birçoğu hızlı gelişim gösterirler. Bazen haftaları bulan sürelerde ameliyat ile çıkarılması gereken seviyelere geldiğinden dolayı, tespitinden sonra doğrudan cerrahi müdahale yapılmaktadır.

Omurilik Tümörü Ameliyatı Sonrası Normal Hayata Ne Zaman Dönülür?

Operasyon mikro cerrahi yöntemler izlenerek yapıldığından dolayı operasyon sonrasında hasta konforu üst seviyededir. Hastaların tam olarak sosyal yaşamlarına dönmesi bir aylık sürenin sonuna bulabilse de ortalama dönüş ilk hafta ile ikinci haftanın sonu olarak söylenebilir.

Omurilik Tümörü Ameliyattan Sonra Tekrarlar Mı?

Tüm kanser türlerinde olduğu gibi, omurilik kanserlerinde de her zaman tekrarlama riski bulunmaktadır. Bu riskin mevcut olduğu tümör türlerinde, tekrarlama olmaması için özel çaba sarf edilmektedir. Tekrarlama riskinin olmaması durumlarında dahi operasyondan sonra yaklaşık beş yıl kadar düzenli kontroller gerçekleştirilmekte, kanserin tekrar ortaya çıkması halinde ise anında müdahale edilmektedir.

Omurilik Tümörü Ameliyatından Sonra Metastaz Olasılığı Nedir?

Operasyondan sonra tekrarlama riski düzenli olarak kontrol edilir. Ameliyattan önce kan yoluyla başka bölgelere sıçrayan kanser hücreleri ise çeşitli görüntüleme teknikleri ile araştırılır. Tümör ameliyatlarından sonra her zaman tekrar ve metastaz riski bulunmaktadır. Önemli olan düzenli kontroller ile bu sürecin denetlenmesidir.

Omurilik Tümörü Ameliyatının Başarı Oranı Nedir?

Omurilik tümörlerinin büyük bir bölümünü iyi huylu tümörler oluşturur. Bu tür tümörlerin tekrarlama riski de bulunmadığından dolayı, başarı oranları gayet yüksektir. Tümörün yerleştiği bölgenin zorluğuna göre değişmekle birlikte hastaların büyük bir bölümü operasyondan memnun ayrılmaktadır.

Omurilik Ameliyatı Fiyatı Nedir?

Omurilik ameliyatlarının fiyatlarının oluşmasını sağlayan birkaç faktör bulunmaktadır. Hastanın durumu, tümörün boyutu, tümörün yeri, tümörün türü ve ayrıca hastanenin kalitesi ile operasyonu yapacak tıbbi ekibin deneyimi gibi. Tüm bu faktörlerin birleşmesiyle fiyat mekanizması çalışmaktadır. Ayrıca cerrahiye ek olarak yardımcı tedavilerin yapılıp yapılmayacağı da fiyatların belirlenmesinde bir ölçüttür. Bireyler en iyi fiyatı ancak tam muayenenin ardından alabileceklerdir.

Omurilik Tümörü Neden Olur?

Omurilik tümörlerinin ortaya çıkmasında iki temel sebep vardır. Bunlardan birincisi genetik miras iken; ikincisi çevresel faktörlerdir. Genetik faktörler için yapacak Bir şey olmasa da çevresel faktörlerden kaçınmak mümkündür. Çevresel faktörler ise şunlardan oluşur: radyasyon, kimyasallar, kanserojenler ve omurilik bölgesinde meydana gelen travmalar.

Hangi Şikayetler Dahilinde Omurilik Tümöründen Şüphelenmeliyim?

Bu belirtiler çok çeşitli olmakla birlikten en ufak şüphenin duyulması halinde doğrudan doktora başvurulması önemlidir. Omurilik tümörü şüphesini doğurabilecek belirtiler şunlardır:

  • Gece yatarken ortaya çıkan ve dinlenmek ile geçmeyen bel ve sırt ağrısı.
  • Kollarda ve bacaklarda kuvvet kaybı.
  • Vücutta his kayıpları.
  • Reflekslerde artma veya azalma. Yani olağan dışı bir durum.
  • Sıcak – soğuk hissinin kaybedilmesi.
  • Seksüel becerilerde kayıp.
  • İdrar ve dışkı kontrolüyle alakalı problemler.

Ameliyattan Sonra İz Kalır Mı?

Operasyonun icra edilmesi amacıyla açılan kesiler, mikro cerrahinin araçlarıyla doğru orantılı olduğundan dolayı görülebilecek derecede kesiler mevcut değildir. Doğal olarak operasyondan sonra iz kalması söz konusu değildir.

Hangi Cerrahlar Omurilik Tümörü Ameliyatına Girer?

Beyin cerrahi ile medikal ve radyasyon onkolojisi uzmanları operasyona girerler. Operasyonun başarısı için ekibin uzman ve uyumlu olması önemlidir.

Omurilik Tümörü Ameliyatından Sonra Kaç Gün Hastanede Kalınır?

Hastanede kalma süresi iki günü geçmemektedir. Ekstrem vakalarda bu süre bir haftaya kadar uzamakla birlikte bu nadiren karşılaşılan bir durumdur.

İlgili Organİlgili Bölüm