Nasır Ameliyatı


Nasır Ameliyatı

Nasır, çeşitli sebeplerden oluşan sürtünme ve baskı karşısında cildin savunma mekanizması olarak o bölgeyi sertleştirmesi olarak tanımlanabilmektedir. Sıklıkla hastaların ayak, el ve parmaklarında görülmektedir. Hastalar çoğunlukla evde bazı tedaviler uygulayarak nasırın geçmesini sağlamaya çalışmakta, geçmediği takdirde bir sağlık kuruluşuna başvurmaktadırlar. Eğer hastanın nasırı ilerlemiş ise ameliyata karar verilmektedir; çünkü nidus adı verilen nasır kökü yüzeysel tedaviler ile yok edilememektedir. Ayrıca klasik cerrahi operasyonun yanı sıra radyo frekans yöntemi adı verilen alternatif bir tedavi de söz konusudur.

Nasır Ameliyatı Hakkında

Nasır, hastalar için hayati bir tehlike oluşturmamaktadır; ancak yaşam kalitesini oldukça etkilemektedir. Ayağında nasır problemi olan bir hasta ayakta durduğu ve yürüdüğü zamanlarda o bölgeye uygulanan basınç veya temas sonucunda ağrı, batma, acı hissetmekte en olağan eylem olan yürüme bile zorlaşmaktadır. Nasır bu duruma geldi ise evde uygulanacak tedaviler ancak kısa bir süre için rahatlama sağlayacak sonra şikayetler devam edecektir. Doğru çözüm nasır ameliyatı ile problemi tamamen ortadan kaldırmaktır. Hasta nasır için ne tedavi uygularsa uygulasın kök kısmı içerde kaldığı sürece nasır tekrar edecek ve iyileşme sağlanamayacaktır. Nasır ameliyatında lokal anestezi uygulanarak nasırla birlikte kök kısmı da çıkarılmaktadır. Ameliyat sonrası da hasta bölgenin bakımına dikkat etmeli, nasırın tekrarlamaması için çeşitli önlemler almalıdır.

Nasır Türleri

Nasırlar cilde uygulanan basınç sonucunda vücudun kendini korumak için o bölgeyi kalınlaştırıp sertleştirmesi sonucu oluşmaktadır. Oluşan bu nasırların hepsi aynı yerde ve biçimde değildir. Çoğunlukla ellerde, ayaklarda, parmak aralarında ve topuklarda görülen nasırlar; iltihaplı, yumuşak, sert, ağrılı ve ağrısız gibi farklı şekillerde olabilmektedir. Temel olarak nasır türleri sert nasır, yumuşak nasır ve tohum nasır olarak ele alınmaktadır.

Sert Nasır

Sert nasırda adından da anlaşılabileceği üzere diğer nasırlara göre daha fazla sertleşmiş bir deri tabakası mevcuttur. Çoğunlukla ayak parmaklarının üzerinde, uç ve yan kısımlarında görülmektedir. Sert nasırın ağrıya sebep olan yoğun bir merkezi kısmı bulunmaktadır.

Yumuşak Nasır

Yumuşak nasırlar hem yumuşak olmaları hem de bulundukları yer itibari ile diğer nasırlarla farklılık göstermektedirler. Çoğunlukla parmak aralarında oluşan yumuşak nasırlar, oluştukları bölgenin daha sıcak ve nemli olmasından kaynaklı yumuşak yapıdadırlar. Genelde kızarmış, hassas bir görüntüye sahiptirler ve merkez kısımları sert nasırlara oranlara daha ince yapıdadır.

Tohum Nasır

Tohum nasırlar da çoğunlukla ayak topuğunun arka ve yan kısımlarında gözlenmektedir. Bu bölgelerde bulunan ölü cilt hücrelerinden meydana gelmektedir. Çok sayıda küçük nasırın bir araya gelmesi ile de oluşabilmektedir. Ayağın basma ve yürüme gibi eylemleriyle çok fazla acı ve batma hissedilebilmektedir.

Nedenleri

Nasır belirli bir noktanın sürekli olarak basınç veya sürtünmeye maruz kalması sonucu o noktadaki derinin korunma amaçlı kalınlaşması durumudur. Nasırın birçok farklı sebebi vardır. En yaygın sebep ayakkabı tercihi olmakla birlikte; yanlış yürüyüş biçimleri, kemikli ayaklara sahip olmak, sert zemin, çıplak ayakla dolaşmak, aşınma, ağır işlerde çalışmak, uzun süre ayakta kalmak gibi nedenlerle baskı ve sürtünmeye maruz kalınması nasırın sebepleri olarak ele alınabilmektedir.

Aşınma

Nasır oluşumunda aşınmanın büyük payı vardır. Derinin herhangi bir nedenle aşınmaya uğraması sonucunda o bölgede kalınlaşmalar meydana gelmektedir. Bu aşınma durumu çözülemediği sürece nasırlar tedavi edilseler bile tekrarlama ihtimalleri vardır.

Yanlış Ayakkabı Tercihi

Nasır oluşumunun belki de en yaygın sebebi yanlış ayakkabı tercihidir. Kişinin ayağına küçük veya büyük gelen ayakkabı kullanımı, topuklu ayakkabı kullanımı, ayak yapısına uygun olmayan ayakkabı kullanımı nasıra neden olmaktadır. Büyük numaralı ayakkabı içerisinde ayak yürüme esnasında hareket edeceğinden sürtünmeler olacaktır, bu da nasıra sebep olacaktır. Küçük numaralı ayakkabılar ayağı sıkacağından bazı noktalara baskı uygulamaktadır. Topuklu ayakkabılar da aynı şekilde ayağın bazı bölgelerine baskı uygulamaktadır. Ayak yapısına uygun olmayan ayakkabı kullanımı da kemik yapısına bağlı olarak nasır oluşumuna sebep olabilmektedir. Kişinin her gün aynı ayakkabıyı giymesi de nasıra neden olabilmektedir.

Sert Zemin

Kişinin uzun süreler boyunca sert zemine basması, elini koyması, böyle bir yerden derinin baskı görmesi de nasıra sebep olmaktadır. Çıplak ayakla sert zemine basılması, sert zemin sebebi ile deride oluşan aşınmalar, sürtünmeler maruz kalınan bölgede kalınlaşmalara neden olabilmektedir. Böyle durumlarda cildi koruyacak çeşitli önlemler alınmalıdır.

Baskı

Cildin sürekli olarak belirli noktalarına baskı uygulanması da nasır oluşumuna sebep olmaktadır. Kalem, makas gibi araçları sürekli aynı şekilde kullanan kişilerde bu aletlerin tutulduğu bölgelere sürekli baskı uygulandığından buralarda nasır oluşumu gözlenebilmektedir. Giyilen dar ayakkabılar ve topuklu ayakkabılar ayağın bazı noktalarına baskı uygulamakta ve bu noktalarda deride kalınlaşmalar meydana gelmektedir. Kişinin yürüme biçimi de nasır oluşumunu etkilemektedir. Sürekli ayağın belli bir kısmına basarak yürüyen bireylerde de o bölgede nasır oluşma ihtimali daha fazladır.

Sürtünme

Yürürken, koşarken, bir iş yaparken ellerde ve ayaklarda sürtünmeler meydana gelebilmektedir. Ayağa büyük gelen ayakkabılar içerisinde ayak hareket edip sürtünmektedir, çıplak ayakla dolaşıldığında ayakta sürtünmeler görülmektedir; yani cildimiz herhangi bir sebeple bir nesneye sürtünebilmektedir. Bu sürtünmeler sonucunda da ciltte kendini korumak amaçlı sertleşmeler meydana gelmektedir.

Fizyolojik Bozukluk

Nasırlar ayakkabı seçimi, çalışılan iş, maruz kalınan zemin gibi dış etkenler sebebi ile oluşabileceği gibi doğrudan kişide bulunan fizyolojik bozukluklar sebebi ile de oluşabilmektedir. Örneğin kişinin ayağı çok kemikli bir yapıda ise nasır oluşma ihtimali daha fazladır. Çekiç parmak hastalığı ve bünyon gibi rahatsızlıklar da fizyolojik bozukluklardandır. Bu tarz problemleri bulunan insanların ayak yapılarına en uygun ayakkabıyı kullanarak bu sorunları en aza indirmeleri faydalı olacaktır.

Ağır İşlerde Çalışma

Nasırın sebeplerinden bir diğeri de kişilerin ağır işlerde çalışmalarıdır. Ağır işlerde çalışan kişilerin uzun süre ayakta kalması, yapılan işe göre ellerin ayakların sürekli belirli bölgelerinin basınca, sürtünmeye veya aşınmaya maruz kalması nasıra sebep olabilmektedir. Bunların yanı sıra belirli noktalara basınç uygulanarak yapılan bazı sporlar da nasıra sebep olabilmektedir.

Uzun Süre Ayakta Kalma

Uzun süre ayakta kalmak durumunda olan kişilerde de nasır oluşma ihtimali daha fazladır. Uzun süre ayakta kalmak ayağın sürekli bir basınca maruz kalmasına neden olmaktadır. Ayrıca giyilen ayakkabının da yapısına göre bu süre boyunca ayağa baskı uygulaması söz konusu olabilmektedir.

Belirtileri

Nasır çok ciddi bir hastalık olarak algılanmasa da hastaya oldukça rahatsızlık veren ve yaşam kalitesini düşüren bir problemdir. Nasırın anlaşılmasını sağlayan belirtiler genellikle hastanın rahatlıkla fark edebileceği gözle görülebilir niteliktedir. Nasırlar genellikle kendilerini deride sert bir tabaka, renk değişimleri, şişlikler ve ağrılar ile göstermektedir.

Deride Sert Tabaka

Nasırın oluşumu zaten bir sürtünme, basınç veya aşınmaya maruz kalan cilt yüzeyinin koruma amaçlı sertleşmesi durumudur. Bu durumda nasırın görülebilecek en doğal belirtisi deride oluşan sert tabakalardır. Bu durum fark edildiğinde genellikle derinin yumuşatılması için ponza taşı ile törpüleme ve nemlendirici kremler kullanılması gibi çeşitli yöntemler denenmektedir.

Deride Renk Değişimi

Nasırın belirtilerinden biri de deride renk değişimi görülmesidir. Nasır oluşan ve kalınlaşan deri tabakası cildin diğer bölgelerine göre daha sarı bir renk almaktadır. Bakıldığında sarı bir leke görüntüsü de verebilmektedir.

Şişlik

Nasırın oluştuğu bölgede deride sertleşme ve renk değişiminin yanı sıra şişlik de oluşabilmektedir. Nasır problemi ilerlediğinde nasırın etrafındaki deride kızarıklıklar ve iltihaplanmalar meydana gelebilir. Bu tür durumlarda bir sağlık kuruluşuna gitmekte fayda vardır.

Ağrı

Nasır oluşumlarında görülen ilk belirti ve en yaygın şikâyet ağrıdır. Nasır oluşan derinin sertleşmesi, renk değişimi hastayı çok fazla etkilemese bile ağrı durumu can sıkıcı olabilmektedir. Özellikle ayak tabanında oluşan nasırlarda yürüme eylemi sırasında çok fazla ağrı hissedilmektedir. Ağrının çok fazla olduğu durumlarda hastanın hayatını olumsuz etkilememesi için vakit kaybedilmeden nasırın tedavi edilmesi gerekmektedir.

Ameliyat Yöntemleri

Nasır problemine sahip olan hastaların bazıları ameliyattan korkmaktadır. Nasırdan kurtulmak için evde çeşitli yöntemler denenmektedir. Ponza taşı, silikon yastıklar, nasır sökücü bitkisel ürünler, bantlar nasırı geçirmek için kullanılan yöntemlerden bazılarıdır. Ancak bu yöntemler ilerlemiş ve kökleşmiş bir nasır için kesin tedavi sağlayamamaktadır. Nasırın kesin tedavisi uzun süredir kullanılan klasik ameliyat yöntemi ve radyo frekans yöntemi ile yapılmaktadır. Bu iki yöntemle de nasır ile beraber nasır kökü de çıkarılmaktadır.

Radyo Frekans Yöntemi

Nasır tedavisinde cerrahi operasyondan korkan bireyler için daha uygun bir tedavidir. Klasik yöntemin aksine kesi ve dikiş yoktur. Nasır bölgesi lokal anestezi yapılarak uyuşturulur. Radyo frekans yönteminde nasırlı bölgeye ısı uygulanmaktadır. Bu ısı sayesinde nasırlı bölge ve kök kısmı temizlenir. Herhangi bir kesi ve dikiş olmadığı için iyileşme süresi daha kısa ve ağrısız olmaktadır. Hasta kısa bir süre sonra günlük işlerine dönebilmektedir.

Fiyatları

Radyo frekans yöntemi ile nasır tedavisinin fiyatları hastadan hastaya ve kurumdan kuruma farklılık göstermektedir. Hastanın sosyal güvencesinin olması da belirleyici bir etkendir. Tedavi fiyatlarını etkileyen bir başka etken nasırın boyutudur ve sayısıdır. Fiyatlar muayene yapılıp tedaviye karar verildikten sonra daha net bir şekilde öğrenilebilmektedir.

Klasik Yöntem

Klasik yöntem radyo frekans yöntemine göre daha az tercih edilmektedir. Burada esas olan nasır ile beraber nidus adı verilen kök kısmında çıkarılmasıdır. Nasırlı bölge lokal anestezi ile uyuşturulmaktadır. Daha sonra bölgeye uygun büyüklükte kesi yapılarak nasır ve kök kısım çıkarılıp, deride gerginlik olmamasına dikkat edilerek gereken sayıda dikiş atılmaktadır. Özellikle nasır ayak tabanında ise hasta uzun bir süre ayağı üzerine basamamaktadır. Radyo frekans yöntemine göre daha ağrılı ve uzun bir iyileşme süreci olmaktadır.

Fiyatları

Klasik yöntemde de fiyatlar çeşitli değişkenlere göre belirlenmektedir. Hastanın sosyal güvencesi olup olmaması, ameliyatı özel bir sağlık kuruluşunda mu yoksa devlet hastanelerinde mi yaptıracağı, özel sağlık kuruluşunun ve ameliyatı gerçekleştirecek olan doktorun fiyat politikaları, hastanın sahip olduğu nasırın boyutu ve sayısı bu değişkenlerden bazılarıdır. Fiyat konusunda en sağlıklı bilgi muayene yapıldıktan sonra öğrenilmektedir.

Nasır Ameliyatı Öncesi

Nasır şikâyeti olan hasta doktora başvurup muayene olduktan sonra ameliyat kararı verilmiş ise ameliyat öncesi yapılması gereken çeşitli işlemler vardır. Ameliyatın hangi yöntem ile yapılacağının belirlenmesi, hastanın ameliyata engel herhangi bir durumunun olup olmadığının öğrenilmesi, hastadaki nasır sayısının ve durumunun belirlenmesi bu işlemlerden bazılarıdır. Ameliyatın problemsiz geçmesi ve başarıya ulaşması için ameliyat öncesi kontroller ve uygulamalar titizlikle yapılmalıdır.

Ameliyat Yöntemine Karar Verme

Nasır tedavisinde iki çeşit ameliyat yöntemi bulunmaktadır; bunlar klasik yöntem ve radyo frekans yöntemidir. Bu iki yöntemde de hastaya lokal anestezi uygulanır ve nasır nidusu ile birlikte çıkarılır. Ancak klasik yöntemde kesi ve dikiş atılması nedeni ile radyo frekans yöntemi daha çok tercih edilmektedir. Bu iki yöntemden hangisinin uygulanacağına hastanın ve nasırın durumuna bağlı olarak doktor ve hasta beraber karar verebilmektedir.

Hastanın Kronik Hastalıkları

Ameliyat öncesinde hastanın herhangi bir kronik hastalığı ve kullandığı ilaçların olup olmadığı öğrenilmelidir. Diyabet, kalp damar hastalıkları, astım gibi solunum yolu hastalıkları veya kronik cilt hastalıkları ve bunların tedavisinde kullanılan ilaçlar ameliyatı etkileyebilmektedir. Kullanılan ilaçların hastaya verilecek anestezi ilaçları ile herhangi bir etkileşime girmemesi de önemlidir.

Ameliyat Bölgesinin Belirlenmesi

Nasırlar vücuttaki derinin çeşitli sebeplerle oluşan basınç ve sürtünme karşısında sertleşmesi ile oluşan yapılardır. Vücudun bu basınç ve sertleşmeye maruz kalan herhangi bir bölgesinde oluşabilmektedirler; ancak vücutta en sık görülen yerler ayaklar ve ellerdir. Hastanın ellerinin veya ayaklarının hangi kısmında nasır oluşmuş ise bu bölge ameliyat ile temizlenir.

El Bölgesi

El bölgesindeki nasıra genellikle çalıştığı iş dolayısı ile ellerini çok kullanan ve elleri sürtünmeye maruz kalan kişilerde rastlanmaktadır. Eldeki nasır enstrüman çalmak, sürekli kalem tutmak, el aletleri ile çalışmak ve benzeri sebeplerle oluşmaktadır. Nasırlar elin avuç içi kısmında ve parmaklarda görülebilmektedir.

Ayak Bölgesi

Nasırların en çok görüldüğü yer ayak bölgesidir. Ayağın kemik yapısı, kullanılan ayakkabının dar veya ayağa göre büyük olması, yürüyüş biçimi, uzun süre ayakta kalmak gibi nedenlerle ayakta nasır oluşmaktadır. Ayağın alt kısmında, topuk kısmında, parmak aralarında, parmakların yan veya üst kısımlarında nasır görülebilmektedir.

Genel Değerlendirme

Nasır ameliyatı öncesi hastanın durumunun incelenmesi gerekmektedir. Hastada nasır oluşumuna yatkınlık, ciltte hassasiyet ve başka herhangi bir cilt sorunu olup olmadığı öğrenilmelidir. Nasır ameliyatı sonrası nasırın tekrarlama ihtimalinin olup olmamasının değerlendirilmesi de önemlidir.

Hastadaki Diğer Cilt Sorunları

Ameliyat edilecek hastanın nasır dışında başka bir cilt sorunu olup olmadığı ve varsa bu sorunun kaynağının bilinmesi faydalı olabilmektedir. Diğer cilt sorunlarından bazıları egzama, mantar, sedef, siğil ve ciltte alerji olarak sıralanabilir.

Hastanın Cildinin Nasıra Yatkın Olması

Bazı insanlar nasır oluşumuna diğerlerinden daha yatkın olabilmektedir. Kuru cilt tipine sahip insanlar ve yaşlandığı için cildi sertleşen insanlar buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gruptaki insanların nasır problemi yaşamamak adına daha dikkatli davranmaları gerekmektedir. Ameliyat öncesi hastanın bu grupta olduğu tespit edilirse nasırın tekrar etmemesi için çeşitli önlemler alınması tavsiye edilmelidir.

Cilt Hassasiyeti Değerlendirmesi

Cilt hassasiyeti değerlendirmesi ile hastanın nasır oluşumuna ne kadar açık olduğu ve herhangi bir cilt alerjisi olup olmadığı öğrenilebilir. Eğer hastada cilt hassasiyeti yüksek ise basınçtan, sürtünmeden ve darbelerden daha çok etkilenmekte ve nasır oluşumu daha kolay olmaktadır.

Hasta Kontrolleri

Ameliyat sırasında herhangi bir komplikasyonla karşılaşmamak için ameliyat öncesi bazı kontroller yapılması gerekebilmektedir. Hastanın anestezi almaya uygun olup olmadığı, hastalığın öyküsü, nasırın bulunduğu bölge, nasırın büyüklüğü, birden fazla nasır var ise bunların durumu bazı kontroller ile belirlenmektedir.

Anesteziye Uygunluk

Nasır ameliyatlarında hastalara bölgesel olarak da anılan lokal anestezi uygulanmaktadır. Ameliyat öncesi anestezi uzmanları tarafından hastanın anestezi almaya engel herhangi bir durumu olup olmadığı kontrol edilir. Hasta birtakım ilaçlar kullanıyor ise anestezi ilaçları ile etkileşime girmemesi adına bunları bildirmelidir. Hastanın anestezi ilaçlarına karşı herhangi bir alerjisi olup olmadığı da test edilmelidir.

Nasırın Nidusunun Derinliği

Nasır ameliyatlarının en önemli noktası nasırın kök kısmı da denilen nidusun çıkarılmasıdır. Nasır deri yüzeyinin altında huni şeklinde ilerlemekte ve uç noktada nidus bulunmaktadır. Nidus çıkarılmadığı takdirde nasır tekrar etmektedir. Ameliyat sırasında sertleşmiş deri tabakasının ardından nidusa ulaşılır ve nidus da çıkarılarak işlem tamamlanır. Bu nedenle ameliyat öncesinde nidusun ne kadar derinlikte olduğu öğrenilmelidir.

Nasır Ameliyatı Sonrası

Nasır ameliyatı sonrası iyileşme sürecinde ve sonrasında herhangi bir sorun yaşanmaması için dikkat edilmesi gereken hususlar, alınması gereken çeşitli önlemler vardır. Hasta bu konulara ne kadar dikkat eder ise ameliyat sonrası yaşanabilecek komplikasyonlar ve nasırın tekrarlama ihtimali o kadar az olur.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Nasırın tedavisinde ameliyat kadar ameliyat sonrası süreç de önemlidir. Hastanın yara bakımına dikkat etmesi, pansumanını aksatmadan yaptırması, doktor kontrollerini ihmal etmemesi, düzenli beslenmesi, sakıncalı şeyleri yapmaktan kaçınması iyileşme sürecini olumlu etkilemektedir. Bu hususlara dikkat edilmediği takdirde yarada geç iyileşme, enfeksiyon gibi komplikasyonların görülme ihtimali artmaktadır.

Beslenme

Ameliyat lokal anestezi ile yapıldığı için hasta ameliyat sonrası istediği zaman yemek yiyebilmektedir. Nasır ameliyatı sonrası hastanın özel olarak uyması gereken bir diyet listesi de bulunmamaktadır. Ancak hasta hem genel vücut sağlığı için hem de yaranın çabuk iyileşmesi için mümkün olabildiğince dengeli ve düzenli beslenmelidir.

Yara Bakımı

Ameliyat sonrası yara bakımı çok önemlidir. Ameliyat bölgesinin kuru ve temiz tutulması gerekmektedir. Yara temiz tutulmadığı takdirde enfeksiyon riski oluşmaktadır, bu da yaranın iyileşme sürecini uzatmaktadır. Ameliyat bölgesi yukarda kalacak şekilde istirahat edilmelidir. Yara ve dikişler herhangi bir darbeye karşı korunmalıdır. Yarada kanama, dikişlerde açılma söz konusu olduğu zaman doktora başvurulmalıdır.

Pansuman

Nasır ameliyatı sonrası hastanın düzenli olarak pansuman yaptırması gerekmektedir. Genellikle pansumanlar iki günde bir yapılmaktadır, bu pansumanlarda yaranın durumu, iyileşme süreci doktor tarafından takip edilmektedir. Pansumanın yanı sıra uygun zamanda dikişler alınmalıdır. Dikişlerin alınma zamanı hastanın durumuna, ameliyat bölgesine ve iyileşmeye bakılarak doktor tarafından belirlenmektedir.

Spor Yapma

Ameliyat sonrası ilk günler özellikle ağır sporlar yapmaktan kaçınılmalıdır. Eğer hastada dikiş var ise dikişler alınana kadar darbe alınmasına neden olabilecek aktiviteler yapılmamalıdır. Ameliyat ayak bölgesine yapıldı ise koşmayı içeren sporlardan, ameliyat el bölgesine yapıldı ise tutmayı ve voleybol gibi el ile vurmayı gerektiren sporlardan bir süre kaçınılmalıdır.

Vitamin Takviyesi

Ameliyat sonrası hastanın yeterli beslenememesi durumunda yaranın iyileşmesi gecikebilmektedir. Ayrıca bazı araştırmalar bir takım vitamin eksikliklerinin (A ve E vitamini) nasır oluşumunu etkileyebileceğini göstermektedir. Bu tür durumlarda doktorun tavsiyesi ile hasta alması gereken vitaminleri bu şekilde karşılayabilmektedir.

Soğuk Pres

Nasır ameliyatı sonrasında ameliyat bölgesinde ağrı ve şişlik görülebilmektedir. Bu ağrı ve şişliğin azaltılması amacı ile ameliyat bölgesine bir süre soğuk kompres uygulaması yapılabilmektedir.

Dinlenme Süresi

Nasır ameliyatı sonrası dinlenme süresi hastadan hastaya farklılık göstermektedir. Ameliyat bölgesi, hastanın iyileşme süresi, alınan nasırın büyüklüğü, hastada dikiş olup olmaması gibi etkenler bu süreyi değiştirmektedir. Radyo frekans yöntemi uygulanan hastalar ertesi gün günlük işlerine dönebilecekken ayak tabanından klasik yöntem ile ameliyat olan bir hastanın yaklaşık iki hafta dinlenmesi gerekebilmektedir. Hastanın dinlenmesi gereken en uygun zamanı doktor sürece bakarak hastaya söyleyecektir.

Dikişlerin Alınması

Dikişlerin alınması da ameliyat bölgesine ve dikişlerin kaynama süresine göre değişmektedir. Ayak bölgesindeki derinin kalın olması dikişlerin kaynaması süresini de uzatmaktadır. Bu nedenle başka herhangi bir bölgedeki dikişler bir hafta civarı bir sürede alınırken ayak tabanı gibi bir bölgedeki dikişlerin alınması yaklaşık iki haftayı bulabilmektedir. Dikişlerin ne zaman alınacağı doktor kontrolleri sırasında belirlenmekte ve hastaya bildirilmektedir.

Yan Etki / Komplikasyon

Her ameliyatta olduğu gibi nasır ameliyatı sonrasında da bazı yan etkiler ve komplikasyonlar görülebilmektedir. Önemli olan çeşitli önlemler alarak bu yan etkileri en aza indirmek ve önlemektir. Bunun için doktor kontrolleri aksatılmamalı ve doktorun tavsiyelerine uyulmalıdır. Nasır ameliyatının yan etkileri ve komplikasyonları enfeksiyon, ağrı, şişlik ve nasırın tekrar etmesi olarak sıralanabilir.

Enfeksiyon

Ameliyat sonrası hastanın yara bakımını çok iyi yapması gerekmektedir. Ameliyat bölgesinin olabildiğince temiz tutulması ve hijyenik olmayan ortamlarla temastan kaçınılması gerekmektedir. Bu hususlara dikkat edilmediğinde yarada enfeksiyon oluşumu görülebilir; bu da yarada ağrı, şişlik ve iyileşme süresinin uzamasına neden olabilmektedir. Hasta ameliyat bölgesinde enfeksiyon oluştuğunu fark ederse vakit kaybetmeden doktora gitmeli ve tedavisini yaptırmalıdır.

Ağrı

Ameliyat sonrası ağrı görülmesi normal bir durumdur. Bu ağrı aşırı olmayan ağrı kesici ilaçlar kullanıldığında geçebilecek bir ağrıdır. Hasta ağrı kesici ilaçları rastgele kullanmamalı doktorun reçete ettiği ilacı kullanmalıdır. Ağrı kesici ilaç alındığı halde ağrıda azalma olmuyorsa doktora başvurulabilir.

Şişlik

Ameliyat sonrası komplikasyonlarından biri de şişliktir. Şişlik oluşumunu azaltmak için ameliyat sonrası bölgeye soğuk kompres yapılabilir. Oluşan şişlik birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçmektedir. Klasik yöntem kullanılarak yapılan ameliyatların aksine radyo frekans yöntemi ile yapılan tedavilerde genellikle şişlik görülmemektedir.

Nasırın Tekrarlaması

Nasır tedavilerinin başarıya ulaşması için nasırın nidus adı verilen kök kısmı ile birlikte çıkarılması gerekmektedir. Nasır ameliyatlarında bu kök kısım da çıkarılmaktadır. Ancak bu kısmın iyi temizlenmediği durumlarda nasırın tekrarlama olasılığı vardır. Ayrıca hastanın nasır oluşumuna yatkın bir cildi var ise ve ameliyat öncesinde nasıra sebep olan etkenleri ortadan kaldırmadı ise yeniden nasır oluşma ihtimali vardır.

Önlemler

Nasır belirli koşullar oluştuğunda yeniden oluşabilen bir hastalıktır. Yanlış ayakkabı kullanımı, uzun süre ayakta kalma, ağır işler yapma, çıplak ayakla dolaşma gibi sebeplerle nasır oluşabilmektedir. Hasta ameliyat sonrasında böyle bir durumla karşılaşmamak için nasıra sebep olabilecek davranışlardan kaçınmalıdır. Bunun için düzenli deri bakımı yapmak, kendine uygun ayakkabı kullanmak, cildin nem dengesini korumak gibi önlemler almalıdır.

Düzenli Deri Bakımı

Nasır ameliyatı sonrası hasta düzenli olarak deri bakımı yapmalıdır. Deri temiz ve yumuşak olmalıdır. Banyo veya herhangi bir yumuşatma işlemi sonrasında ponza taşı kullanılarak cilt ölü hücrelerden arındırılmalı ve çeşitli kremler kullanılarak nemlendirilmesi sağlanmalıdır. Cildin sert zeminle temas etmesinden olabildiğince kaçınılmalıdır.

Doğru Ayakkabı Seçimi

Doğru ayakkabı seçimi nasır oluşumunu önlemede çok önemlidir. Ayakta meydana gelen nasırın en önemli sebeplerinden biri yanlış ayakkabı kullanımıdır. Ayağına dar gelen ayakkabı kullanan hastalarda ayağın bazı bölgeleri baskıya maruz kalmaktadır, ayağına bol gelen ayakkabılar kullanan hastalarda ise ayak ayakkabı içerisinde hareket ederek sürtünmeye maruz kalmaktadır. Bu tür durumlar da nasır oluşumuna neden olmaktadır. Ayrıca kemik yapısı ve herhangi bir fizyolojik rahatsızlığın varlığı da doğru ayakkabı seçimini etkilemektedir.

Sık Çorap Değiştirmek

Ameliyat sonrası nasır oluşumunun önlenmesi için yapılacak şeylerden biri de sık sık çorap değiştirmektir. Ameliyat sonrası ve iyileştikten sonra da temizlik çok önemlidir. Bu nedenle hasta çoraplarını olabildiğince sık değiştirmeli, terli ve kirli çoraplarla güne devam etmemelidir. Ayrıca kullanılacak çorap ayağı sıkmayan ve rahat ettiren bir yapıda olmalıdır.

Krem Kullanmak

Ameliyat sonrası nasır oluşumunun önlenmesi için çeşitli kremler kullanılarak bölgenin nemlendirilmesi ve yumuşak bir yapıda olmasının sağlanması gerekmektedir. Hastanın el ve ayak bakımına dikkat etmesi, düzenli olarak bu bölgelerin temizliğinin yapılması, krem ve benzeri maddeler uygulanması önerilmektedir.

Sürekli Aynı Ayakkabıyı Kullanmamak

Sürekli aynı ayakkabıyı kullanmak ayağın aynı bölgesine sürekli belirli bir baskı uygulanması anlamına gelmektedir. Nasır oluşumunun sebeplerinden biri de bu durumdur. Bu nedenle hasta farklı ayakkabılar kullanmalı, ayağın sürekli aynı şekilde baskı ve sürtünmeye maruz kalmasını önlemelidir.

Sık Sorulan Sorular

Nasır pek çok kişinin başına gelen bir cilt problemidir. Bu nedenle çoğu kişi nasır hakkında bir şekilde bilgi almak istemektedir. Aşağıda nasır ve nasır ameliyatı hakkında sık sorulan sorulara ve bu soruların cevaplarına yer verilmiştir.

Nasır Ameliyatına Kaç Gün Rapor Verilir?

Nasır ameliyatı sonrası hastanın bir süre istirahat etmesi gerekmektedir. Bu istirahat süresi alınan nasırın durumuna, yerine, ameliyat yöntemine ve hastanın yaptığı işe göre değişkenlik gösterebilir. Nasırın büyüklüğü ve yapılan kesi küçük ise, hastanın çalıştığı iş ameliyat bölgesine zarar vermeyecek nitelikte ise, nasır ayak tabanı gibi zor bir bölgede değil ise istirahat süresi kısalabilmektedir. Ameliyat klasik yöntemle yapılmış ise hastada kesi ve dikiş olacağı için istirahat ve rapor süresi de buna göre düzenlenmektedir. Ameliyat bölgesinin iyileşme süresine göre doktor hastaya bir ila iki hafta civarında bir süre rapor verebilmektedir.

Nasır Ameliyatı Kaç Günde İyileşir?

Nasır ameliyatının iyileşme süresi de hastadan hastaya farklılık göstermektedir. Her hastanın yaralarının iyileşme süresi birbiri ile aynı değildir. Ayrıca alınan nasırın büyüklüğü, nidusun ne kadar derinlikte olduğu, kesi yapılan bölgenin büyüklüğü ve atılan dikiş sayısı da bu süreyi etkilemektedir. Ameliyat bölgesine göre de iyileşme süresi farklılık gösterebilmektedir; örneğin ayak tabanı bölgesine atılan dikişlerin iyileşmesi daha uzun sürüp iki haftalık bir sürede dikişler alınırken, kolay iyileşen bir bölgeden dikişler bir haftaya yakın bir sürede alınabilmektedir. Bunlara ek olarak radyo frekans yöntemi alınan nasırların iyileşme süresi çok daha kısa olmakta, hasta nasır bölgesine göre ertesi gün bile günlük işlerine dönebilmektedir.

Nasır Ameliyatını Hangi Doktor Yapar?

Nasır şikâyeti olan hastaların en sık sorduğu sorulardan biri de nasır tedavisi için hangi uzmanlık alanındaki doktora başvuracaklarıdır. Nasır şikâyeti olan hastalar dermatologlara ve genel cerrahi uzmanlarına başvurmaktadırlar; ancak nasır ameliyatını gerçekleştirecek olan doktorun genel cerrahi uzmanı olmasında fayda vardır.

Lazerle Nasır Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Lazer ile nasır tedavisi çoğunlukla radyo frekans yöntemi ile karıştırılmaktadır; ancak ikisi farklı yöntemlerdir. Lazer ile nasır tedavisinde hastanın cilt hassasiyeti kontrol edildikten sonra lazer ışınları ile nasırlı bölgenin yumuşatılması ve sert deri tabakasından arındırılması işlemi yapılmaktadır. Nasırın derinliğine göre bir veya birden fazla seansta tedavi tamamlanabilmektedir. Lazer ile nasır tedavisinde herhangi bir ağrı hissedilmemekte ve istirahate gerek duyulmamaktadır.

Nasır Ameliyatı Zararlı mıdır?

Nasır ameliyatının zararlı olduğuna dair herhangi bir veri bulunmamaktadır. Nasır ameliyatı kökleşmiş nasırlarda yani yüzeysel tedavi yöntemlerinin işe yaramadığı, nasırın kökü ile birlikte çıkarılması gerektiği durumlarda uygulanmaktadır. Asıl gerekli olduğu halde ameliyat yapılmadığında nasırın tekrar ettiği, ağrılı, hayat kalitesini düşüren yani hastaya zarar veren bir süreç oluşmaktadır.

Nasır Ameliyatı Kalıcı Çözüm Sağlar mı?

Nasır tedavisinde birçok farklı yöntem kullanılmaktadır. Nasırı yumuşatmak, ponza taşı ile törpülemek, nasırlı bölgeler için yastıklar, nasır bantları bu yöntemlerden bazılarıdır. Ancak bu yöntemlerin hiçbiri kalıcı bir çözüm sağlayamamaktadır; çünkü nasır kökü çıkarılmadığı sürece nasır tekrar oluşmaktadır. Nasır ameliyatlarının en önemli avantajı nasırla birlikte nasır kökünün de çıkarılması, böylece nasır problemine kalıcı bir çözüm sağlanmasıdır.

Nasır Kökü Nasıl Çıkarılır?

Nasır tedavisinin kesin çözüme ulaşması için nasır kökünün de çıkarılması gerekmektedir. Klasik yöntemde nasırlı bölgeye lokal anestezi uygulandıktan sonra kesi yapılarak öncelikle sertleşmiş deri alınır, daha sonra nasır kökünün derinliğine bağlı olarak kök çıkarılana kadar nasır çıkarma işlemine devam edilir. Nasır ve kök kısmı çıkarıldıktan sonra dikiş atılarak kesi kapatılır. Radyo frekans yönteminde de lokal anestezi uygulandıktan sonra sert deri tabakasından başlanarak nasır kökünün bitimine kadar ısı uygulanır ve nasır kökü ile birlikte çıkarılana kadar işleme devam edilir. Nasır ve kök kısım çıkarıldıktan sonra kanama kontrolü yapılır ve yara kapatılır.

Nasır Kökü Nedir?

Nasırlar dışardan görünen kısım haricinde iç tarafta huni şeklinde devam etmektedir. İç kısma doğru daralan nasırların tepe kısmı nidus adı verilen nasırın kök kısmıdır. Nasır tedavisinin en önemli noktası nasır kökünün de alınmasıdır. Örneğin ayak tabanında nasır olan bir hasta ayağının üzerine her bastığında nasıra uygulanan baskının çok daha şiddetlisi gittikçe daralan kök kısmına uygulanacak ve hasta ağrı ve şiddetli bir batma hissi yaşayacaktır.

Nasır Ameliyatı Sonrası Ağrı Olur mu?

Nasır ameliyatı sırasında lokal anestezi kullanıldığı için ağrı hissedilmez; ancak ameliyat sonrası anestezi etkisini kaybettiğinde hastada bir miktar ağrı şikâyeti olabilmektedir. Ağrı şikayetini azaltmak için ameliyat sonrası bölgeye soğuk kompres uygulanabilir. Ameliyat sonrası oluşan ağrı hastanın dayanamayacağı kadar şiddetli bir ağrı değildir. Çoğunlukla doktorun verdiği ağrı kesici ilaçlar ile hastanın ağrıları geçmektedir.

Nasır Ameliyatı Ne Kadar Sürer?

Nasır ameliyatının süresi için net bir bilgi vermek pek mümkün değildir. Çünkü ameliyat süresi hastaya, kullanılan yönteme, nasırın ve nidusun durumuna göre farklılıklar göstermektedir. Hastanın cilt yapısı, kaç tane nasırının olduğu, nasırın ne kadar ilerlediği, nidusun derinliği ameliyat süresini etkilemektedir. Ayrıca ameliyatta klasik yöntem veya radyo frekans yöntemi kullanılması da süreyi etkileyen bir başka etkendir. Klasik yöntemde kesi yapılarak nasır ve nidus alınır, ameliyat bitiminde kesi yapılan bölgeye dikiş atılır. Bu nedenle klasik yöntem ile yapılan ameliyatlar radyo frekans yöntem ile yapılanlara göre daha uzun sürmektedir. Hastanın ve nasırın durumuna göre ortalama yarım saat ile bir saat arasında değişmektedir. Radyo frekans yönteminde ise herhangi bir kesi ve dikiş olmadığı için dakikalar içinde nasır alınıp, kanama kontrolü yapılır ve yara kapatılarak işlem sonlandırılır.

Ameliyat Sonrası Tekrar Nasır Oluşur mu?

Nasır tekrarlama ihtimali olan bir hastalıktır. Ancak nasır ameliyatlarında nasırın kök kısmı dikkatli bir şekilde çıkarıldığı sürece aynı bölgede nasır oluşmaz. Tabi nasırın tekrarlamaması hastanın dikkat etmesi gereken bazı hususlara da bağlıdır. Ameliyat öncesinde nasıra sebep olan etkenler öğrenilmeli ve ameliyat sonrası aynı şeyler tekrar edilmemelidir. Hasta daha önce nasırın oluştuğu bölgeyi ve nasır oluşabilecek diğer bölgeleri herhangi bir basınç ve sürtünme durumundan korumalıdır. Ayak yapısına uygun ayakkabı seçmeli, uzun süre ayakta kalmamaya dikkat etmeli, sert zeminlerle temastan kaçınmalı, el aleti kullanılan bir işte çalışıyor ise eldiven gibi yardımcı materyaller kullanmalı ve derisine düzenli olarak bakım yapmalıdır.

Ameliyattan Sonra İz Kalır mı?

Nasır tedavisi klasik yöntemle yapıldı ise kesi ve dikiş olmasından dolayı iz kalma ihtimali olabilir. Ancak kesinin büyüklüğü, ameliyatı yapan cerrahın titizliği iz kalma ihtimalini en aza indirmektedir. Radyo frekans yönteminde kesi ve dikiş olmadığı için iz kalma ihtimali de yoktur.

Nasır Ameliyatında Anestezi Yapılır mı?

Nasır ameliyatlarında lokal anestezi yöntemi kullanılmaktadır. Bazı hastalar nasır ameliyatından korktukları için tedaviyi ertelemekte; bu nedenle nasır ilerlemekte, daha fazla ağrıya ve probleme sebep olmaktadır. Ancak nasır ameliyatları lokal anestezi kullanılarak yapıldığı için hasta ameliyat sırasında herhangi bir acı hissetmemektedir.

İlgili Bölümİlgili Hastalık
Nasır
İlgili Tedavi
Nasır Tedavisi