Miyom Ameliyatı

İnceleyen ve onaylayan: Doç. Dr. Mehmet Akif Sargın

Vücudun çeşitli fonksiyonlarına dair düzenlemelerin yapılması, fonksiyon seviyelerinin belirlenmesi, organların işlevler açısından düzenlenmesi gibi işler hormonlar tarafından yapılmaktadır. Kadınlar ve erkekler hormon salgıları bakımından çeşitli farklılıklara sahiptir. Erkeklerde baskın olan testosteron hormonunun yerini kadınlarda östrojen hormonu almaktadır. Her hormon, hormona bağlı veya hormondan bağımsız bozukluklar yüzünden çeşitli sorunlara sebep olmaktadır. Hücre seviyesinde gerçekleşen bu bozulmalar zaman içerisinde büyüyerek insanların hayatını dahi tehlike altına atabilecek sorunlara dönüşebilmektedir.

Kadın vücudundaki hormon hareketlerine bağlı olarak değişen ve bu değişimlerden etkilenen bölgeler arasında başı rahim ve rahme bağlı bölgeler çekmektedir. Rahim kadın vücudunun oldukça kritik ve önemli bir organıdır. Doğurganlığın sağlanabilmesi için olmazsa olmaz olan bu organ hormon seviyelerine oldukça duyarlıdır.

Miyom Ameliyatı Hakkında

Rahim armut şeklinde, oldukça esnek hale gelebilen bir organdır. Kişinin hamile olmadığı dönemlerde büyüklüğü bir avuç kadardır. Temel görevi bebeği dışsal etkilerden olabildiğince koruyabilmektedir. Bunun için de oldukça kuvvetli yapılardan ve katmanlardan oluşur. Bu katmanlar arasında hiç şüphesiz en önem verilmesi gereken parçalardan biri rahim kaslarıdır. Rahim kasları, miadını dolduran bir gebelikte bebeğin doğmasını sağlayan temel unsurlardır.

Kas tabakasını içten örten yapıya ise rahim iç yüzeyi adı verilmektedir. Her ay, belirli bir düzende görülen adet kanamalarının sebebi de bu dokunun yenilenmesinden kaynaklanmaktadır. Rahim kaslarının diğer bölgeler ile bağlantısını kesen, rahmi izole bir yapı haline getiren kısım ise, rahim kaslarını bütün olarak örten rahim dış duvarıdır. Yani, rahim üç katman üzerinde şekillenmektedir ve hormon sorunları bu üç tabakayı da ayrı ayrı etkileyebilmektedir. Hormon dengesizliklerine karşı en hassas olan ve miyomların en sık geliştiği bölge rahim iç duvarıdır.

Miyom Nedir

Miyomlar rahmin iç yüzeyinde, kas dokusunda veya dış yüzeyinde ortaya çıkan zararsız kitlelerdir. İyi huylu tümörler olarak adlandırılan bu yapılar kadınların yüzde yirmi beşinde, hayatlarının bir döneminde mutlaka ortaya çıkmaktadır. Görülme sıklığı oldukça fazla olduğu için de doğal bir olaymış gibi kabul edilmektedirler. Miyomlar görülmeye başladıklarında genelde bir adet olarak değil, birden fazla adet olarak ortaya çıkarlar. Fazlaca görülmelerine rağmen çapları genelde bir santimetreyi geçmez. Çok nadiren üç santimetre çapı geçen miyomlar ile karşılaşılmaktadır.

Miyomların ortaya çıkış sebebi tam olarak bilinmese de hormon hareketlerinin oluşumları üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Östrojen hormonuna bağlı olarak ortaya çıktıkları ve büyüdükleri için üreme kapasitesine sahip, östrojen hormonunu yoğun olarak salgılayan kadınlarda görülmektedirler. Bu savı kanıtlayan temel unsur ise gebelik döneminde miyom görülme sıklığının, östrojen salgısına bağlı olarak artmasıdır.

Miyomlar rahmin üç bölgesinde gelişim gösterebilirler. İç yüzey en fazla miyomun görüldüğü bölgedir. Sonrasında ise kas dokusu ve dış yüzey gelmektedir. Rahim iç yüzeyini yoğun bir etki altına alan miyomların yumurtalıklara ve rahim kanalına doğru gelişim gösterdiği de bilinmektedir. Ortaya çıktıkları ve gelişim gösterdikleri bölgelere göre de etkileri değişmektedir. Miyomlar genel olarak hayat konforunu etkilemezler ancak çapları büyüdüğünde dikkatli olunmalıdır.

Üreme kapasitesi açısından oldukça kritik bölgelerde bulunuyor olmalarından dolayı miyomlar ile üreme kapasitesi arasında derin bir bağlantı bulunmaktadır. Farklı tip miyomların kısırlığa, zor doğuma ya da bebek ölümlerine sebep olduğu bilinmektedir. Yani, gebe kalındığı dönemler ya da gebelik için çabalanan dönemler miyomlar için de kritik dönemlerdir.

İntramural Miyomlar

Miyomun en yaygın çeşidini intramural miyomlar oluşturmaktadır. Rahmin en önemli tabakası olan kaslar üzerine yerleşirler. İçe doğru gelişim gösterdiklerinden dolayı içyapıyı da etkilemeleri söz konusudur. Üzerlerinde yer alan yoğun östrojen reseptörleri sayesinde birçok belirtinin ortaya çıkmasına sebep olabilirler. Ortaya çıkan belirtiler ile intramural miyomların boyutları ile sayıları arasında bağlantı bulunmaktadır. Çap arttıkça görülen belirtiler ve belirtilerin şiddeti artmaktadır. İntramural miyom gelişimi görülen kadınlarda adet döneminden bağımsız kanama olması, adet süresinin yüzde kırka varan oranlarda uzaması, rahmin büyümesi, karnın alt bölgesinde şiddetli ağrı oluşması, dolgunluk hissinin varlığı, mesanenin baskı altında kalması ve buna bağlı olarak sık idrara çıkma gibi belirtilerle karşılaşılabilir. Çoğu zaman cerrahi ya da ilaçlı müdahaleye gereksinim duymazlar. Çapları dört santimetreyi aşmadığı müddetçe yakın takip altında tutulurlar.

Submuköz Miyomlar

Rahmin iç yüzeyi gebelik durumunun ortaya çıkmadığı her ay hormonların da etkisiyle kendini yenilemektedir. İç yüzeydeki tüm yapı adet kanaması ile birlikte atılmakta; sonrasında ise yine hormonların etkisiyle tekrar oluşmaktadır. Yani rahmin iç yüzeyinin sürekli olarak taze olduğunu söylemek mümkündür. Submuköz miyomlar rahmin iç bölgesinde yerleşirler. Bölgenin sürekli olarak bir döngü içerisinde olmasından dolayı da oldukça az rastlanırlar. Genelde rahmin içinde yer alan boşluğa doğru gelişim gösterirler. Eğer oluşurlarsa çok küçük çaplardan itibaren belirti ortaya çıkarmaya başlarlar. İlk ve en net belirtileri ise kanama riskinin artmasıdır. Adet döneminden bağımsız olarak kanama gerçekleştirebilirler. Ayrıca adet dönemlerinin de daha kanamalı geçmesine sebebiyet verebilirler. Submuköz miyom varlığında adet süresi uzamaktadır. Çapları dört santimetre ve üzerine çıkana kadar müdahale gerçekleştirilmez ancak yakından takip edilirler.

Subseröz Miyomlar

Subseröz miyomlarla da nadiren karşılaşılır. Rahmin kas dokusunu koruyan dış tabakada yerleşim gösterirler. Büyüme eksenleri genelde rahmin dışına doğrudur. Rahmin dışına doğru büyüme gösteriyor olmalarından dolayı diğer organlara bağlı belirtiler ortaya çıkarabilirler. Karın bölgesinde şişlik ve dolgunluk hissi, orta şiddetli ancak sürekli karın ağrısı, kabızlık ve mesanenin baskı altına alınmasından dolayı sık idrara çıkma ile karşılaşılabilir. Karnın içine doğru büyüme gösterdiklerinden dolayı yakın takip altında tutulurlar. Üreme sürecine en az zarar verme ihtimali olan miyomlar bu tiptendir.

Servikal Miyomlar

Esasen rahim kası üzerinde çıkan miyomlar arasında değerlendirilse de çıktıkları bölgeler oldukça özel olduğundan dolayı farklı bir çeşit olarak incelenirler. Rahmin vajina ile bağlantı kurduğu noktada, boğazda gelişirler. Bu sebepten ötürü de üremeye en çok etki eden miyom çeşitleridir. Küçük çaplardan itibaren takip edilir ve eğer üreme kapasitesini olumsuz yönde etkileyecek şekilde gelişirlerse alınırlar.

Miyomların Oluşma Nedenleri

Miyomlar rahim içerisinde, üzerinde ya da dışarısında ortaya çıkan ve yüzde doksan beş oranında zararsız olan tümörlerdir. Çoğu zaman alınmaları dahi gerekmez. Kadınların dörtte birinde görülmelerinden dolayı da ekstrem bir durum olarak kabul edilmezler. Bu kadar çok kadında görülüyor olmalarına rağmen miyomları ortaya çıkaran sebepler tam olarak bilinmemektedir. Miyom gelişen kadınlardan alınan verilerle bazı risk grupları belirlense de, miyom şu sebepten çıkıyor denilebilecek bir durum keşfedilememiştir.

Ailesinde miyom öyküsü olan kadınlarda miyom gelişme ihtimalinin altmışın üzerinde olduğu gözlemlenmiştir. Genetik miras olarak östrojen seviyesine bağlı sorunların bırakıldığı tahmin edilmektedir. Miyom geliştiren kadınların, miyomun geliştiği zaman aralığında östrojen hormonu açısından oldukça zengin olduğu bilinmektedir. Ayrıca çıkarılan miyomlar incelendiğinde östrojen reseptörü bakımından oldukça zengin oldukları görülmüştür. Miyomlar yalnızca yüksek östrojen seviyelerinde ciddi bir gelişim göstermektedirler. Östrojen hormonu kadar süreci destekleyen bir diğer hormon ise progesterondur.

Genelde otuz beş ile kırk yaşları arasında yer alan kadınların daha fazla miyom geliştirdiği gözlemlenmiştir. Kilo alımının fazla olduğu durumlarda ise miyomların görülme yaşı daha geri çekilmektedir. Yani aşırı kilolu kadınların miyom geliştirme ihtimali çok daha yüksektir.

Miyom Ne Zaman Ameliyat Gerektirir

Miyomlar kadınların yüzde yirmi beşinde hatta yüzde otuzunda görülebilen oldukça yaygın bir sorundur. Bu yaygınlıktan dolayı her miyomun alınması ya da miyoma yönelik ilaç kullanılması söz konusu değildir. Miyom geliştiren her hasta, içerisinde bulunduğu koşullar ışığında değerlendirilmektedir. Miyomun çıktığı bölge, çıktığı zaman, gelişim hızı, mevcut büyüklüğü ve büyüklüğüne bağlı etkileri değerlendirilmekte; tüm bunların tehlikeli bir gidişat içerisinde olduğu görülürse miyoma müdahale edilmektedir.

Genel olarak ise, miyom yapısının sarmal hale gelmemesi durumunda miyomlara dört – beş santimetre çapa ulaşmadan önce müdahale edilmemektedir. Burada önemli bir husus ise miyom çapı kadar, miyom sayısıdır da. Sayının fazla olduğu durumlarda çok daha küçük çaplarda miyomlara müdahale edilebilir. Miyomların sayısı azken cerrahi müdahale gerçekleştiriliyorsa, gelişimsel bazı etkilerin önemi büyüktür. Normalden çok daha hızlı gelişen ve vücuda zarar verme potansiyeli yüksek olan miyomlar önceden tespit edilebilmekte ve alınabilmektedir.

Miyomların alınması için yeterli sebeplerden birisi, kanama riskini muazzam derecelerde artırıyor olmalarıdır. Adet döneminden bağımsız olarak görülen bu kanamalar sonucunda ciddi kansızlık sorunlarının ortaya çıkma ihtimali bulunmaktadır. Ayrıca bu kanamalara bağlı olarak vitamin ve mineral eksiklikleri de büyük seviyelere ulaşabilmektedir. Böyle bir durumun keşfedilmesiyle, çap fark etmeksizin miyom alınmaktadır.

Rahmi büyüten, rahim kanalını tıkayan ya da üreme üzerinde etki oluşturan her türlü miyom da çapına bakılmaksızın alınmaktadır. Sürekli olarak kabızlık geliştiren dış miyomlar da çapına bakılmaksızın alınır. Rahim içerisinde olmasına rağmen ters bir gelişim göstererek rahim dışına sarkan miyomlar da alınmaktadır.

Ameliyatı gerektiren son durum ise rahim içerisindeki veya dışındaki yapının miyom olup olmadığının kestirilememesidir. Kanser gibi çok daha büyük risklerden korunmak amacıyla ilgili kitlelere miyom olsalar da olmasalar da cerrahi müdahale gerçekleştirilmektedir.

Ayrıca gebelik ihtimali tamamen ortadan kalkan ya da bir şekilde tekrar gebe kalmayı düşünmeyen hastalarda miyom yerine rahim çıkarılabilmektedir. İlgili koşullar gerçekleştiği takdirde miyomlar rahatsızlık vermese dahi rahim tamamen alınır. Böylece hasta hem miyomlardan hem miyom oluşma ihtimalinden hem de rahim ve yumurtalık kanserlerinden korunmuş olur.

Miyom Ameliyatı Nasıl Yapılır

Miyom ameliyatları ile rahmin iç yapısına ya da dış yapısına müdahale edilebilmektedir. Hastanın içerisinde bulunduğu duruma özel olarak uygulanacak ameliyatın yöntemi seçilir. Kapalı ya da açık ameliyat yönteminin seçilmesi mümkündür. Ayrıca miyom ameliyatlarında rahmin tamamen alınması da seçenekler arasındadır. Bu kararın verilmesinde rahim içerisinde miyom sayısı ve çapları etkilidir.

Miyomların kesin olarak ortadan kaldırılabilmesi için cerrahi yöntemin uygulanması mecburiyettir. Ancak, cerrahi yöntemin uygulanması miyomların tekrar gelişmeyeceğinin garantisini vermez. Yalnızca içinde bulunulan tehlikeli durumdan hastanın kurtulmasını sağlar.

Günümüzde miyom ameliyatlarının yaklaşık olarak yüzde doksan beşi kapalı teknikle icra edilmektedir. Hem operasyonun kolaylığı hem de operasyondan sonraki dönem için bu tercih yapılmaktadır. Miyom sayısının fazla olduğu ancak rahmin tamamen alınmayacağı ameliyatlarda ise açık ameliyat tekniği tercih edilmektedir. Ameliyatın kapalı ya da açık, hangi teknikle yapılacağının seçilmesinde operasyonun süresi ve operasyondan sonraki süreç dikkate alınmaktadır.

Operasyon kapalı teknikle yapılıyorsa uygun bölgelerde üç – beş arasında kesi yapılır. Yapılan kesilerden karın iç yüzeyine cerrahi aletler sarkıtılır. Karbondioksit gazı verilerek yapıların birbirinden ayrılması sağlanır. Sonrasında ise rahmin ilgili yerine girilerek miyom temizlenir. Sonrasında aynı keşiden çıkılarak kesiler kapatılır. Miyomun cerrahi olarak alınması için açılan kesiler estetik dikişlerle kapatılarak iz kalmaması sağlanır.

Açık yöntemle icra edilen miyom ameliyatlarında ise rahmin üzerinden geniş bir kesi açılır. Yapıların birbirinden ayrılması için içeriye karbondioksit gazı verilir. Sonrasında ise rahim açılarak miyomlar temizlenir. Açılan geniş dikiş estetik olarak kapatılır ancak iz kalması muhtemeldir. Ayrıca açık ameliyat yönteminde, kapalı ameliyat yöntemine göre çok daha fazla kanama olur. Operasyondan sonraki iyileşme süresi de en az iki kat uzundur.

Miyomektomi, rahmin kas dokularında oluşan küçük - orta çaplı miyomların alınması amacıyla uygulanmaktadır. Üreme kapasitesine zarar vermediği için de genelde hamile kadınlar tarafından tercih edilmektedir. Miyomektomi ameliyatları sonrasında üreme kapasitesinde herhangi bir azalma olmaz. Endometrial ablasyon ise rahmin iç yüzeyinde bulunan miyomların alınması amacıyla uygulanmaktadır. Rahim astarında gelişen miyomlar nadir olduğu için, endometrial ablasyon da nadiren uygulanmaktadır.

Eğer miyom sayısı oldukça fazla ve tek tek temizlenemeyecek durumda ise rahmin tamamen alınması düşünülebilir. Artık hamilelik düşünmeyen kadınlarda uygulanan bu yönteme histerektomi adı verilmektedir. Rahim ve bazen de yumurtalıklar bu operasyon dahilinde tamamen çıkarılmaktadır. Çıkış noktası olarak karın üzerindeki kesi ya da vajina kullanılmaktadır. Operasyon oldukça hassas olduğundan dolayı hasta genel anestezi ile uyutulur. Tüm miyom ameliyatları içerisinde en geniş müdahale alanına sahip yöntem histerektomidir.

Rahim tamamen alınmasa bile rahim içerisinde, özellikle de kanal yakınındaki miyomlara müdahale edebilmenin en ergonomik yolu ise histereskopidir. Özel cihazlar yardımıyla vajinadan giriş yapılır. Önce rahim kanalı sonra da rahim içi değerlendirmeye tabi tutulabilir. Herhangi bir cerrahi kesi yapılmadığı için en konforlu yöntem olarak değerlendirilmektedir.

Miyom Ameliyatı Öncesi

Miyom ameliyatlarından önceki süreç oldukça kısadır. Genelde, küçük yaşlardan itibaren takip edilen ve kritik döneme gelmiş miyomların alımı gerçekleştirilmektedir. O güne kadar fark edilmemiş ancak birden belirti vermeye başlamış miyomların alınması için doktora başvurulacaksa, daha doğrusu miyom teşhisi olmasa dahi ilgili şikayetlerle doktora başvurulacaksa belirli bir seçim ve hazırlık süreci olabilmektedir.

Miyom ameliyatları genelde oldukça basittir. Hastanın özel bir çabaya girmesi gerekmez. Uygulama sıklığının fazla olmasından dolayı da uzman doktor sayısı oldukça fazladır. Yine de miyomun tipinin belirlenmesi, müdahale şeklinin belirlenmesi ve risklerin azaltılması amacıyla tetkiklerin yapılması mecburiyettir.

Yapılan tetkikler ışığında miyom ameliyatı bir hafta içerisinde gerçekleştirilebilir. Bazı durumlarda, miyomun çok büyük olması halinde ameliyattan önce ilaç kullanımı gerekebilmektedir. Bu da doğal olarak operasyon öncesi sürecin uzamasına sebep olmaktadır.

Hastane ve Cerrah Tercihi

Miyom ameliyatları her ne kadar basit ameliyatlar olarak adlandırılsa da hastane ve uzman doktor seçimi oldukça önemlidir. Seçilecek doktorun bu operasyonlar üzerine bilgi seviyesinin yeterli olması mecburiyettir. Özellikle gebelik düşünen hastalarda bölgeye yapılacak müdahaleler hassaslaşmaktadır. Bu hassaslıkta ancak uzman doktorlar tarafından sağlanabilmektedir.

Doktor kadar önemli olan bir diğer husus ise hastanedir. Hastane koşullarının üst seviyede olması, komplikasyonlara karşı yeterli ekipmanların olması gerekmektedir. Merdiven altı olarak adlandırılabilecek kliniklerde ya da ekipmanın yetersiz olduğu kliniklerde ameliyat olunması halinde riskler yükselecektir. Üreme kapasitesini etkileyen bu ameliyat tam teşekküllü hastanelerde, uzman doktorlar tarafından yapılmalıdır.

Hastanın Tıbbi Değerlendirmesi

Operasyondan önce en önemli aşama hastanın tıbbi açıdan değerlendirilmesidir. Her miyomun alınması gerekmez. Bu kural, miyom belirti veriyor olsa dahi geçerlidir. Bu açıdan da alınması gereken miyomların tespit edilmesi amacıyla hastanın değerlendirilmesi gerekir. Değerlendirme kısmında:

  1. Miyom ameliyatından önce yapılan fiziki muayenelerde yalnızca karnın şişliğine bakılır. Özellikle rahmin dış yüzeyinde ortaya çıkan miyomlar doygunluk hissini beraberinde getirmektedir. Doktorlar da ufak bir kontrolle bunu tespit edebilmektedirler.
  2. Fiziki muayene aşamasında hastanın tıbbi öyküsü alınır. Ayrıca ailesinde miyom varlığına dair emareler aranır. Hastanın bugüne kadarki şikayetleri miyom şüphesi altında tekrar değerlendirilir.
  3. Eğer tehlikeli bir miyom ile karşı karşıya olunduğuna dair ciddi şüphe ortaya çıkarsa hasta tetkiklerin yapılması amacıyla ilgili kliniklere yönlendirilir.

Operasyondan önceki süreçte bu kadar dikkatli olunuyor olmasının temel sebebi, miyomların üreme kapasitesi üzerindeki etkileridir.

Tetkikler

Miyomla rahim içerisinde veya üzerinde gelişmektedir. Reseptörler açısından zengin olduklarından dolayı da metabolizma üzerinde etki oluştururlar. Kan değerleri, idrar değerleri ve hormon değerleri miyomların varlığı durumunda değişmektedir. Miyomların aşırı büyüdüğü durumlarda tüm bu değerlerde ciddi saplamalar tespit edilebilmektedir.

Hastanın miyom varlığı açısından değerlendirilmesi ve eğer alınması gereken bir miyom varsa ameliyat yöntemi açısından değerlendirilmesi için çeşitli tetkikler uygulanır. Bu tetkiklere tam kan sayımı ile başlanır. Sonrasında idrar testi ve son olarak da hormon testi uygulanır. Tüm bunların miyoma yönelik belirti vermesiyle de görüntüleme tekniklerine geçilir. Miyomlar genelde ultrason ile tespit edilmektedir ancak görüntünün yeterli olmadığı durumlarda diğer görüntüleme tekniklerinden de yararlanılması mümkündür. Bazı durumlarda miyomun zararlı olma ihtimali doğar. Bu ihtimali ortadan kaldırmak ve eğer varsa da doğrulamak için biyopsi yapılabilir.

Tüm testler ve özellikle de görüntüleme teknikleri sayesinde miyom ameliyatının ne zaman ve nasıl yapılacağına karar verilir.

Ameliyata Hazırlık

Miyom ameliyatları genelde basittir. Ancak yine de belirli bir hazırlık sürecine dahil olunması gerekmektedir. Hazırlık dönemi boyunca ya çok büyük miyomun küçültülmesi için ilaç kullanılır ya da miyomu büyütme ihtimali bulunan faktörler bırakılır. Ameliyattan önceki hazırlık döneminde hastanın hormon dengesine dikkat etmesi oldukça önemlidir. Vücudun dengesinin bozulmaması açısından bu önemlidir. Hasta bu sayede operasyon öncesindeki ve sonrasındaki süreci çok daha konforlu biçimde atlatabilir.

Miyom ameliyatları her ne kadar basit olsalar da eğer histereskopi ile uygulanmıyorlarsa cerrahi operasyon sınıfında değerlendirilirler. Bu da cerrahi operasyonlardan önce dikkat edilmesi gereken her şeyi, hazırlanılması gereken her şeyi sürece dahil eder. Kan sulandırıcı ilaçların ve yiyeceklerin tüketilmemesi, vücudun fazla yorulmaması gibi hususlar miyom ameliyatlarına hazırlık dahilinde önemli olan şeylerdir.

Sigara ve Alkol Kullanımı

Herhangi bir cerrahi operasyondan önce olduğu gibi miyom ameliyatlarından önce de sigaranın ve alkolün bırakılması mecburiyettir. Eğer hazırlık dönemi uzun ise operasyondan bir ay önce sigara tamamen bırakılmalıdır. Eğer hazırlık süreci kısa ise de operasyonun yapılacağının kesinleştiği tarihte sigara bırakılmalıdır. Sigara kullanımı doku hasarını artırmaktadır. Solunum fonksiyonlarını olumsuz etkilemesinden dolayı da iyileşme süresini uzatabilmektedir. Mümkünse operasyondan sonra da sigaraya hiç başlanmamalıdır.

Alkol ise operasyondan bir hafta önce bırakılmalıdır. Alkolün tüketimi karaciğer fonksiyonlarını aşırı yormakta, buna bağlı olarak da vücutta olumsuz etkiler oluşmaktadır. Operasyondan sonra bir ay kadar alkol kullanımı tavsiye edilmez. Sonrasında ise günde bir kadehi geçmeyecek şekilde alkol tüketimine başlanabilir. Rahmin ve yumurtalıkların tamamen alındığı miyom ameliyatlarında bu süre daha uzun tutulmalıdır.

İlaç Kullanımı

Miyomların ortaya çıkmasında ve sonrasında büyülemelerinde etkili olan temel faktör östrojen hormonu salgısıdır. Östrojen hormonunun fazla salgılandığı dönemlerde miyomlardaki büyüme ivmesi artmaktadır. Operasyonlardan önce çapı aşırı büyük olan miyomların küçültülmesi amacıyla östrojen hormonunun salgılanmasını durduran ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlara “erken menopoza sokan ilaçlar” denilmektedir. Kullanılmaya başlandıktan sonra vücudun östrojen hormonu salgısı durmaktadır. Kaynakları kesilen miyomlar da küçülerek daha normal çapara inmektedirler. Dört – beş – altı santimetre çapına gerileyen miyomlar cerrahi yöntemlerle alındıktan sonra bu ilaçların kullanımı tamamen kesilmektedir.

Operasyondan önce hormon dengesi üzerinde etkisi olan herhangi bir ilaç kullanılıyorsa bu ilacın doktor ile paylaşılması gerekmektedir. Bu ilaçlar operasyon öncesinde tamamen kesilebilir veya dozu tekrar ayarlanabilir. Ayrıca operasyondan önce kanı sulandıran, akışkan hale getiren ilaçların da kullanılmaması gerekmektedir.

Beslenme

Operasyondan önce özel bir beslenme planının uygulanmasına gerek yoktur. Ancak cerrahi müdahalenin risklerini en aza indirebilmek amacıyla E vitamininden yoksun bir beslenme düzeninin uygulanmasında fayda vardır. Ayrıca, mideyi ve doğal olarak sindirim sistemini aşırı baskı altına alarak karın bölgesinde rahatsızlıklar yaratacak ağır yağlı ya da çok şekerli beslenme düzeninden kaçınılmalıdır.

Operasyondan bir gece önce, akşam saat yediden itibaren besin tüketimi tamamen kesilmelidir. Akşam ondan itibaren ise sıvı alımı da kesilmelidir. Sabah uyanınca, hastaneye gitmeden önce besin tüketilmemeli, doktorun vereceği tavsiyelere göre hareket edilmelidir.

Hijyen

Her cerrahi müdahaleden önce olduğu gibi miyom ameliyatlarından önce de vücudun hijyenine azami özen gösterilmelidir. Operasyon kapalı teknikle, açık teknikle veya vajinadan girilerek gerçekleştirilebilir. Açık ve kapalı teknikte zaten operasyondan önce temizlik yapılmaktadır. Vajinadan gerçekleştirilen müdahalelerde ise operasyondan önce hastanın bu bölgeyi temiz tutması beklenmektedir. Operasyon sırasında veya sonrasında herhangi bir sorun çıkmaması için bu temizliğin yapılması mecburiyettir.

Vajinanın temizliği yalnızca dış bölge için düşünülmemelidir. Operasyondan önce cinsel ilişkiye girmemek, bölgenin steril hale getirilmesi açısından faydalı olacaktır.

Miyom Ameliyatı Sonrası

Miyom ameliyatları oldukça basit ve kısa süren ameliyatlar olmalarından dolayı, operasyondan sonraki süreç de oldukça konforludur. Kullanılan teknik kapalı teknik ya da histereskopi ise konfor artmakta; açık teknik ise de göreceli olarak azalmaktadır. Operasyon öncesinde yapılan hazırlıklara ve operasyonu yapan cerraha; operasyonun yapılmasına sebep olan miyomların büyüklüğüne ve yerine göre operasyondan sonraki süreç çeşitli değişimlere uygulamaktadır. Süreci operasyondan hemen sonraki dönem ve uzak dönem olarak iki temel başlık altında incelemek mümkündür.

Operasyondan sonraki yakın dönemde cerrahi müdahalenin etkileri vardır. Daha çok fiziksel iyileşme üzerine kurulu bir dönemdir. Operasyondan sonraki uzak dönemde ise miyomların alınmış olmasının getirdiği fiziksel ve psikolojik rahatlama mevcuttur.

Genel olarak anestezinin etkileri, ağrı faktörü, riskler ve komplikasyonlar ile iyileşme süreci üzerine kurulu bir dönemden bahsetmek mümkündür. Hastadan hastaya değişen bu süreçte, doktorun tavsiyelerine azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Ancak bu sayede sağlıklı bir süreç geliştirilebilecektir.

Ameliyat Günü

Hastaların operasyonları, akşamına taburcu edilebilmeleri için genelde erken saatlerde yapılmaktadır. Hasta operasyon gününün sabahında hastaneye yatar. Yatmasıyla birlikte de cerrahi müdahalenin yeter şartlarının kontrolü için çeşitli testler uygulanır.

Kalp fonksiyonları, tansiyonu, kan şekeri ve kolesterolü ölçülür. Ayrıca diğer ihtimallere karşı da çeşitli testler yapılabilir. Tüm testlerin olumlu sonuç vermesiyle beraber de hasta operasyon alınır. Operasyon genelde yarım saat ile bir saat arasında sürmektedir. Sorunlu yapıların tamamının temizlenmesinden sonra hasta eğer ekstrem bir durum söz konusu değilse dinlenmesi için normal odaya alınır. Normal odaya alınmasından sonra çeşitli risklere karşı gözlem altında tutulur.

Anestezinin Etkileri ve Ağrı

Operasyonların tamamına yakını genel anestezi altında icra edilmektedir. Genel anesteziye karşı komplikasyon geliştirebilecek hastalarda ise lokal anestezi kullanılabilmektedir. Operasyondan hemen önce, hastaya uygun dozda ilaç verilir. Hasta bu ilacın etkisiyle tamamen uyuşur ve ağrı ile acı hissinden arınır. Hastanın operasyon sırasında veya operasyondan hemen sonra bu ilaçların etkisiyle ağrı ya da acı hissetmesi söz konusu dahi değildir.

Hastaların acı eşiğine göre, operasyondan hemen sonra ağrı kesici iğneler yapılmaktadır. Bu iğnelerin etkisi ile bir gün daha en ufak acı ya da ağrı hissedilmez. Taburcu olduktan sonra ise hastaya güçlü ağrı kesiciler reçete edilir. Uygun dozlarda ve zamanlarda kullanılması ile bu ilaçlar sayesinde hasta miyom ameliyatından sonra en ufak ağrı hissetmez.

Hareket Kabiliyeti ve Taburculuk

Hastalar operasyondan sonra ekstrem bir durum yok ise normal odaya alınırlar. Hastaların normal odaya alınmalarından bir saat kadar sonra anestezinin etkisi tamamen ortadan kalkar. Anestezinin etkisinin ortadan kalkması ile hastalar hareket kabiliyetlerini kazanırlar. Ayağa kalkmalarında, hafif yürüyüşler yapmalarında ve gerekiyorsa tuvalete gitmelerinde herhangi bir sakınca yoktur. Yani miyom ameliyatından sonra hastaların hareket kabiliyeti oldukça yüksektir.

Hastalar genelde ilk günün akşamında ya da diğer gün taburcu edilirler. Taburcu edilmeleri sırasında hastalar ayaktadır. Eve gidip dinlenmeleri istenir. İki ya da üç günlük dinlenmenin ardından hastalar masa başı işlerine dönüş yapabilirler. Üç ay boyunca efor gerektiren işlerinden uzak durmaları gerekmektedir. Üçüncü aydan itibaren ise en ufak sorun yaşamadan fiziki efor gerektiren işlerine dönebilirler.

Eğer hastalar spor egzersizleri ile ilgileniyorsa, ikinci haftadan itibaren hafif; altıncı haftadan itibaren de efor gerektiren spor egzersizlerine dönüş yapabilirler.

Beslenme

Miyom ameliyatıyla beraber beslenme düzenini uç noktalarda etkileyecek sonuçlar doğmaz. Miyomların vücuttan alınmasıyla beraber rahatlama gerçekleşir. Bu etkiyle beraber de hormon seviyesinde ufak değişimler ile karşılaşmak mümkündür. Hastalar bu değişimlere bağlı olarak bir hafta kadar yediklerine dikkat etmelidirler. Sonrasında ise normal beslenme düzenine dönebilirler.

Dikişlerin alınacağı süreye kadar kanı akışkan hale getiren yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Kanama riskinin tamamen ortadan kaldırılması için bu mecburiyettir. Ayrıca metabolizmayı fazla yoracak olan aşırı şekerli veya aşırı yağlı gıdalardan da uzak durulmalıdır. Sindirilmesi kolay, dışkılarken sorun çıkarmayacak; ıkınmaya sebep olmayacak besinler tüketilmelidir. Kısacası, lif ağırlıklı tüketim yapılması tavsiye edilmektedir.

Riskler, Yan Etkiler ve Komplikasyonlar

Miyom çıkarma ameliyatları genel olarak basit ameliyatlardır. Çok nadiren acil olarak uygulandıklarından dolayı, her türlü hazırlık operasyon öncesinde yapılabilmektedir. Hazırlık sürecinin uzun tutulmasından dolayı da tüm risklere karşı maksimum düzeyde hazırlık sağlanır. Yine de, miyom ameliyatlarının doğasından ve cerrahinin doğasından kaynaklanan çeşitli riskler mevcuttur.

  1. Operasyonların tamamına yakını genel anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Doğal olarak anestezi merkezli oluşabilecek riskler her zaman mevcuttur. Solunum problemleri yaşanması, akciğerlerin sönmesi gibi örnekler verilebilir. Operasyondan önce böyle komplikasyonlara karşı tetkikler yapılmaktadır.
  2. Operasyon sırasında kalp ile ilgili sorunlar çıkabilir. Operasyondan önce EKG yapılarak hastanın kalp fonksiyonları kontrol edilir. Kalp üzerinde çıkabilecek riskler de (kalp krizi, kalp durması, ritim bozukluğu vs.) cerrahiye bağlı riskler arasındadır.
  3. Miyom ameliyatlarında karna ve rahime kesi yapılır. Rahime yapılan kesilerden dolayı kanama miktarı oldukça yüksektir. Uzman bir doktor tarafından yapılmayan operasyonlarda kesiler fazla olacağından ötürü, kanama fazla gerçekleşmektedir. Operasyon sırasında ve sonrasında da bu fazlalığa bağlı sorunlar oluşabilir.
  4. Açık ameliyat tekniği kullanılan miyom ameliyatlarında üreme organlarının ve iç yapılarının birbirine yapışma, işlevsiz kalma riski vardır. Operasyon sırasında kullanılan karbondioksit ile bu ihtimal azaltılsa da operasyonun süresinin kısa tutulması bu riski daha da azaltmak için önemlidir. Kapalı ameliyat tekniğinde ise bu risk ile karşılaşma ihtimali çok düşüktür.
  5. Planlama aşamasında rahmin tamamının alınması düşünülmeyen ameliyatlarda, operasyon sırasında gerçekleşen sorunlara veya gelişen yeni durumlara göre rahmin tamamının alınmasına karar verilebilir. Önceden hazır olunmayan bir senaryo olduğu için de psikolojik komplikasyonlar gelişebilir.
  6. Cerrahi tekniğe göre değişmekle birlikte operasyon sırasında, operasyon bölgesinde yer alan bazı organların zarar görmesi ihtimaller dahilindedir. Ancak, uzman bir cerrah ile beraber bu risk sıfıra yaklaşmaktadır. Ayrıca kapalı ameliyat yöntemi de bu riski büyük oranda ortadan kaldırmaktadır.
  7. Miyomların alınması sırasında rahim ağzına veya kanalına zarar verilmesi durumunda normal doğum yolunun önü tıkanabilir. Gelişen komplikasyonlardan sonra hasta gebe kalsa dahi normal doğumla gebeliği sonlandıramaz. Bu durumdaki hastalara sezaryen yapılmaktadır.
  8. Operasyon sırasında görünür herhangi bir sorun olmasa dahi operasyondan sonraki süreçte üreme fonksiyonlarında düşüş gözlenebilir.

Miyom ameliyatlarının riskleri, yan etkileri ve komplikasyonları genel olarak bunlardır. Bunların dışında, hasta özelinde gerçekleşebilecek çeşitli riskler de bulunmaktadır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Miyom ameliyatlarıyla rahimdeki miyomlar temizlenir. Genel olarak açık veya kapalı teknik ile uygulanan yöntem, oldukça konforlu bir iyileşme süreci sunmaktadır. Yine de operasyondan sonra komplikasyon riskini sıfırlamak için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır.

  1. Vücudunuzu genel olarak sıcak tutmanız faydalı olacaktır. Özellikle operasyondan hemen sonra ayaklarınızı ve kollarınızı sıcak tutacak şekilde hareket etmeniz gerekmektedir.
  2. Operasyondan hemen sonra su içilmesi tavsiye edilmez. Eğer içerseniz bulantı hissiyle karşılaşmanız mümkündür.
  3. Operasyondan sonra, dinlenirken ufak yürüyüşler yapmanızda fayda vardır. Kendinizi kötü hissettiğiniz anda yatağınıza dönmelisiniz.
  4. Ameliyattan sonraki bir hafta boyunca operasyon bölgesini ağır baskı altına almamak için uyku pozisyonuna dikkat edilmelidir. Mümkünse yanal destekler konularak yatış pozisyonu sabitlenmeli, dikiş bölgeleri yukarıda tutulmalıdır.
  5. Ani hareketlerden kaçınmak, dikişleri koruyabilmek açısından önemlidir.
  6. Operasyondan sonra tüketilen besinlere dikkat edilmelidir. Gaz yapacak besinlerden uzak durmak, konfor hissi açısından faydalı olacaktır.
  7. İster kapalı yöntemle yapılsın isterse de açık, karın bölgesinde dikiş olması kaçınılmazdır. Bu bölgelerin temiz tutulması için günlük olarak pansuman yapılmalıdır.
  8. Vücudun genel hijyenini koruyabilmek için dikişler alınana kadar umumi ortamlardan uzak durmak faydalı olacaktır. Duş, sauna, hamam, deniz ve solaryum bu alanlara örnek olarak verilebilir.
  9. Operasyondan sonra bir ay kadar cinsel ilişkiden uzak durmak gerekmektedir. Bu sürede hem dış yaralar hem de rahim içi iyileşecektir.
  10. Eğer çocuk yapma düşüncesi varsa en az altı ay ertelenmelidir.
  11. Eğer kullanılması gereken ilaçlar, özellikle de vitamin ve mineral destekleri var ise bunlar aksatılmamalıdır.

Genel olarak dikkat edilmesi gereken hususlar bunlardır. Bunların dışındaki hususlar hasta özelinde değiştiği için en iyi tavsiyeler, operasyondan sonra kağıda dökülmüş şekilde doktorunuz tarafından verilecektir.

İyileşme Süreci

Operasyon sırasında uygulanan yöntemin iyileşme süreci üzerindeki etkisi oldukça büyüktür. Günümüzde, iyileşme dönemini çok hızlandırdığı için kapalı yöntem tercih edilmektedir ancak bazı hastalarda mecburiyetlerden ötürü açık yöntem tercihi de olabilmektedir. Kapalı yöntemle ameliyat olan hastalar, aynı gün taburcu edilmektedir. Sonrasında ise hastanın üç ile yedi gün arasında evinde istirahat etmesi gerekmektedir. İstirahatini başarılı şekilde tamamlayan, dikişlerini aldıran hastalar masa başı işlerine dönüş yapabilirler. İkinci aydan itibaren ise fiziki efor gerektiren işlerine dönmelerinde herhangi bir sakınca yoktur. Altıncı aydan itibaren ise gebe kalabilirler.

Eğer ameliyat açık yöntem ile icra edilmişse hastalar üç güne kadar hastanede yatırılmaktadır. Hastanede yatışın tamamlanmasından sonra eve istirahat için gönderilen hastalar on gün kadar evde dinlenmelidir. Bu dönem içerisinde hafif yürüyüşler yapabilirler ancak büyük oranda yatağa bağımlıdırlar. İstirahatin tamamlanmasından sonra dikişler alınır. Hasta üçüncü haftadan itibaren masa başı işine dönebilir. Ağır efor gerektiren işlerine dönmesi ise üçüncü – dördüncü ayı bulabilir. Kapalı yöntemde olduğu gibi açık yöntemde de gebelik altıncı aydan itibaren planlanmalıdır.

Genel olarak ise, miyom ameliyatları sonrasında iyileşme sürecinin oldukça konforlu olduğunu söylemek mümkündür. Operasyon öncesindeki hazırlık sürecinin başarılı geçmesiyle beraber, iyileşme süreci daha da konforlu hale gelmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Kadınların yüzde yirmi beşinde görülen miyomlar birçok kadının aklında yer etmektedir. Halihazırda miyomu olanlar ya da bu riski barındıranlar, miyom ameliyatı hakkında bilgi edinme telaşı içerisindedir. Miyom ameliyatına hazırlık süreci, miyom ameliyatını gerektiren durumlar, ameliyat yöntemler, ameliyattan sonraki dönem ve miyom ameliyatının hayata olan etkileri merak konusu olmaktadır. Tüm bu soru ve sorunlara spesifik bazı başlıklar altında cevap verilmesi, risk grubunda olanlara faydalı olacaktır.

Miyomlar Ne Zaman Alınmalıdır?

Miyomların yüzde seksenine yakını herhangi bir tehlike oluşturmadan varlıklarını devam ettirmektedir. Zararlı olma kapasitesi bulunan miyomlar ise uygun yöntemlerle, ameliyata gerek kalmadan ortadan kaldırılabilmektedir. Ancak bazı durumlarda tek çare miyomun cerrahi yöntemle alınması olmaktadır. Miyomların alınmasını gerektiren durumlar şunlardır:

  1. Dört santimetre çapını geçen ve büyüme eğiliminde olan miyomlar alınır.
  2. Dört santimetre çapından küçük ancak birden fazla miyom varsa, miyomların tamamı alınır.
  3. Gelişim hızı çok yüksek olan, çok kısa sürede beş santimetre çapını geçecek olan miyomlar alınır.
  4. Adet dönemlerinde kanamayı artıran, kişide vitamin ve mineral eksikliği ile kansızlık gibi riskler oluşturan miyomlar alınır.
  5. Adet dönemi dışında kanama olmasına sebep olan miyomlar alınır.
  6. Rahmin hacim olarak büyümesine sebep olan miyomlar alınır.
  7. İdrar problemlerini ortaya çıkaran miyomlar alınır.
  8. Dışkılama üzerinde etki oluşturan, sürekli kabızlık haline sebep olan miyomalar alınır.
  9. Kendi etrafında dönerek sarmal oluşturan miyomlar alınır.
  10. Ters şekilde genişleyen, yani rahim dışına sarkan miyomlar alınır.

Bunlar dışında, doktorun alınmasını gerektiğini söylediği her miyom cerrahi uygulamalar ile alınmaktadır.

Gebelik Sonrası Miyom Oluşumu Görülür Mü?

Miyomların ortaya çıkışı ve büyümeleri büyük oranda östrojen hormonunun varlığına bağlıdır. Hamilelik öncesinde ve sırasında östrojen hormonu salgısı arttığı için, gebe olunsa dahi miyom oluşumu görülebilmektedir. Bu risk düşük olmakla beraber sıfır değildir. Eğer otuz beş yaş ve üzerindeyken gebe kalan kişiler var ise, bu kişilerde miyom gelişme riski çok daha fazladır. Ancak, gebeliğin bitmesinden sonra oluşan bu miyomlar aynı hızla yok olma potansiyeline de sahiptir. Rahim bölgesindeki kanlanmanın azalmasından sonra miyomların besin kaynakları kesilir. Buna bağlı olarak da önce sönerler sonra da yok olurlar.

Miyomlar Alınmaz İse Kansere Neden Olur Mu?

Miyomların alınıp alınmayacağına karar verilmesi sürecinde, miyom olduğu kesinleştirilemeyen her türlü yapı doğrudan alınmaktadır. Bu sayede, zararlı olmasa dahi kişinin kanser olmaması garanti altına alınmaktadır. Miyomlar genel olarak zararsız yapılardır. İçleri katı değil, sıvı doludur. Yani basit görüntüleme teknikleri ile dahi büyük oranda zararsız oldukları görünmektedir. Yine de, bazı miyomların kansere yol açma ihtimali bulunmaktadır. Bu tespite dahil olan miyomlar cerrahi müdahale ile hemen alınır. Ancak, sırf alınmadı diye kansere dönüşebilecek miyom yoktur. Belirli bir çapı aşan her miyom sürekli olarak takip edilerek kontrol altında tutulur. Vücuda zarar verme ihtimali doğduğu anda da alınır.

Miyom Düşüğe Neden Olur Mu?

Miyomlar üç bölgede gelişim göstermektedir. Rahmin dış çeperi, rahmin iç yüzeyi ve rahim kas dokuları. En sık rahmin kas dokuları üzerinde miyom oluşumu gözlenmektedir. Dış çeper hariç oluşan her miyom üreme fonksiyonları ve gebelik sürecini etkilemektedir. Özellikle kas dokularındaki miyomların etkisiyle düşük yapma ihtimali bulunmaktadır. Gebe kalınmasından sonra, yapılan incelemelerde miyomların varlığına ve etkilerine dair araştırmalar da yapılmaktadır. Bu araştırmalarda olumsuz bir durum tespit edilmesi halinde miyomlara müdahale edilmekte ve düşük riski tamamen ortadan kaldırılmaktadır.

Miyomlar Gebeliğe Engel Midir?

Miyomların çaplarının aşırı büyük olması ya da bir şekilde yumurtalıklarda, rahim kanalında ya da rahim ağzında gelişmeleri durumunda embriyonun rahim iç duvarlarına ulaşması ya da ulaşsa dahi tutunması imkansız hale gelebilmektedir. Bu sebepten ötürü de miyomların gebeliğe engel olduğu durumlar bulunur. Ancak, gebeliğin gerçekleşme sürecinde yapılacak kontrollerde miyomlara dair bulgular görülecek ve müdahale edilecektir.

Miyom Ameliyatı Sonrası Cinsel İsteksizlik Görülür Mü?

Miyom ameliyatlarıyla beraber üreme organlarına kapsamlı bir müdahale gerçekleştirildiği için operasyondan sonra bir müddet cinsel ilişkiye girilmemesi tavsiye edilmektedir. Hem rahmi hem de dikişleri korumak için konulmuş bir kuraldır bu. Ancak, hastanın hormon yapısına müdahale edilmediği için operasyondan sonra cinsel isteksizlik oluşma ihtimali azdır. Hastanın psikolojik durumundan kaynaklanan sorunlar ile karşılaşmak mümkündür ancak bunlar da geçicidir.

Eğer beklenmedik şekilde cinsel isteksizlik oluşmuş ise doktora başvurulmalıdır. Gerekirse psikolojik destek alınmalı, sorun ortadan kaldırılmalıdır. Hastaların birinci aydan itibaren istedikleri gibi cinsel ilişkiye girmelerinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.

Miyom Tedavisinde Cerrahi Olmayan Yöntemler Var Mı?

Sanıldığının aksine miyomun ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilmesi mümkündür ancak uygulanan tedavilerin yüzde yüz sonuç vermesi garanti altına alınamamaktadır. Bu sebepten ötürü de cerrahi yöntemler kesin sonuç veren yöntemler olarak bilinmektedir.

Miyomların cerrahi olmayan yani ameliyatsız tedavilerinde, miyomların durumuna göre yöntem seçimi yapılmaktadır.

  1. Çapı normalin çok üzerinde, ekstrem koşullara bağlı olarak büyümüş miyomlara ilaç tedavisi uygulanabilmektedir. Östrojen hormonunu ve bölgedeki kanlanmayı baskılayan bu ilaçlar miyomların hızla küçülmelerini sağlamaktadır. Aynı ilaçlar, miyomların cerrahiye uygun hale getirilmesi için de kullanılmaktadır.
  2. Eğer tek ve büyük bir miyom söz konusu ise (çevresinde çok ufak miyomlar olabilir) MR-HIFU adı verilen yöntem ile bu miyomlar yok edilebilir. Operasyonda yüksek yoğunluklu ultrason dalgaları kullanılır. Önce MR çekilir ve bölge haritalandırılır. Sonra da bu haritaya göre ultrason uygulaması yapılarak miyomun ortadan kalkması sağlanır.
  3. Ufak ancak birçok miyomun olduğu durumlarda girişimsel radyoloji tekniklerden yararlanmak gerekmektedir. Embolizasyon tedavisi olarak adlandırılan bu teknik bölgedeki kanlanmanın durdurulması üzerine inşa edilmiş bir yöntemdir. Özel bazı kataterler, belirlenmiş damarlara yerleştirilerek kanlanma kesilir. Operasyondan sonra hafif şiddetli bir ağrı hissedilmesi mümkündür.

Miyom Tedavisinde Rahmin Alınması Gerekebilir Mi?

Miyomlar rahim ve rahim çevresinde ortaya çıktıkları için üreme fonksiyonları üzerinde etki oluşturmaktadırlar. Eğer hastanın gebe kalma gibi bir planı varsa yalnızca miyomlar alınmakta, rahime zarar verilmemeye çalışılmaktadır. Eğer hastanın miyomu var ve gebelik düşünmüyorsa rahim tercih olarak alınmaktadır. Böylece hasta hem miyomlardan, hem miyom oluşma riskinden hem de kanserlerden korunmaktadır. Bazı durumlarda, rahmin alınması planlanmasa bile operasyon sırasında gelişen komplikasyonlardan dolayı rahim alınabilmektedir.

Ameliyat Sonrası Tekrar Miyom Oluşumu Görülebilir Mi?

Miyomların oluşum sebeplerine dair kesin yargılar bulunmamaktadır. Dünya’daki tüm kadınların yaklaşık yüzde yirmi beşinde görülen miyomlar büyük oranda östrojen destekli olarak gelişmektedir. Yani östrojen varlığının sürdüğü süre boyunca miyom oluşum riski devam etmektedir. Miyom ameliyatları da miyom oluşma riskini ortadan kaldırmak için değil, oluşan miyomları ortadan kaldırmak için uygulanmaktadır. Yani, operasyondan sonra da miyomların oluşma riski bulunmaktadır. Risk, östrojen hormonu salgısının azaldığı dönemlerde ortadan kalkmaktadır.

Miyom Kimlerde Daha Sık Görülmektedir?

Miyom oluşumları için bazı risk grupları belirlenmiş durumdadır. Miyomların bu risk gruplarında normalden daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir. Ancak, risk grubunda yer almasa dahi, bilinmedik bir sebepten ötürü insanlarda miyom gelişimi görülebilmektedir.

Miyom hastalığının risk grubu şu şekildedir

  1. Östrojen salgısının maksimum seviyeye çıktığı otuz beş ile kırk yaş aralarında miyom riski de maksimuma çıkmaktadır.
  2. Doğum yapmak miyom riskini düşürür. Doğal olarak doğum yapmamış kadınlar miyom riski açısından daha yüksek değerlere sahiptir.
  3. Aşırı kilolar ile miyomlar arasında doğru orantı bulunmaktadır.
  4. Afrika ve Amerika kökenli kadınlarda miyom oluşma riski daha fazladır.

    Miyom Ameliyatı Sonrası Kanama Olur Mu?

    Miyom ameliyatları sırasında birkaç farklı teknik kullanılabilir. En sık tercih edilen yöntemler kapalı olanlardır. Rahmin içerisinde yerleşen bu ufak tümör yapılarına müdahale gerçekleştirilirken miyomun alındığı bölgede bir miktar tahribat gerçekleşir. Operasyon sırasında bu tahribat yakılarak ortadan kaldırılsa da oluşan tahribata bağlı olarak operasyondan sonra bir hafta kadar kanama olması normaldir. Kanama her gün biraz daha azalan şiddettedir. Eğer kanama miktarında azalma gözlenmezse mutlaka doktora başvurulmalıdır.

    Miyom Ameliyatı Sonrası Karında Şişlik Oluşur Mu?

    Miyom ameliyatından sonra karında şişlik oluşması beklenen bir belirti değildir. Operasyon için kullanılan yönteme bağlı olarak ödem oluşması söz konusu ise bu ödemlerden kaynaklanan bir şişlik oluşabilir. Oluşan ödem ve şişlik üç – dört gün içerisinde tamamen ortadan kalkar. Eğer şişlik bu sürenin devamında da varlığını sürdürüyorsa başka bir sebepten şüphelenilmeli ve doktora başvurulmalıdır.

    Miyom Ameliyatı Açık Mı Kapalı Mı?

    Miyom ameliyatlarında genelde kapalı yöntemler tercih edilir. Bazı operasyonlar vajinadan girilerek yapılırken bazıları da karın üzerine dikey eksende delikler açılarak kapalı yöntemle yapılır. Yöntemin seçiminde miyomun konumu ve büyüklüğü önemlidir. Çapı dört – beş santimetreyi aşan miyomlar için mecburi olarak açık ameliyatı yöntemi tercih edilmektedir.

    Miyom Ameliyatı Sonrası Kabızlık Oluşur Mu?

    Sadece miyom ameliyatlarından sonra değil birçok ameliyattan sonra kabızlık oluşumu ile karşılaşılmaktadır. Sindirim sistemindeki yoğun sinir yapısı ile stresin bir birleşimi olarak ortaya çıkan bu durumdan kurtulmanın yolu stres unsurlarını azaltmak ve sindirim sistemini hızla çalıştıran besinleri tüketmekten geçer. Kısacası miyom ameliyatından sonra da kabızlık oluşma ihtimali vardır.

    Miyom Ameliyatı Sonrası Ne Zaman Banyo Yapmalıyım?

    Kullanılan yöntem banyo yapılacak zamanı belirler. Eğer vajinadan girilerek yapılan bir operasyon söz konusu ise üçüncü günden itibaren banyo yapılabilir. Kapalı teknikle yapılan operasyon söz konusu ise dördüncü – beşinci günden sonra banyo yapılabilir. Açık ameliyat tekniğinde ise dikişlerin alınması beklenmelidir ki bu da genelde onuncu güne denk gelmektedir.

DMCA.com Protection Status