Meme Kanseri Ameliyatı


Meme Kanseri Ameliyatı

Meme kanseri ameliyatı, meme bölgesinde bulunan tümörlerin ortadan kaldırılması amacıyla uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Cerrahi yöntemin uygulanabilmesi ve eğer uygulanırsa başarıya ulaşabilmesi için bazı faktörler göz önünde tutulur. Bu faktörler tamamen kişi özelinde belirlendiği ve çeşitli tetkiklerin ürünü olduğu için tamamının, risk faktörlerine sahip hastalar tarafından bilinmesi gerekmektedir. Meme kanseri sanıldığının aksine sadece kadınlarda değil, kadınlara göre daha az rastlansa bile erkeklerde de görülür. Erkeklerde gözlemlenen meme kanserlerinin çok büyük bir bölümü genetik yatkınlıktan kaynaklanmaktadır. İstatistiksel veriler incelendiğinde her sekiz kadından bir tanesi meme kanserine yakalanmakta; meme kanserine yakalanan her yüz kadına karşılık olarak ise bir erkek meme kanseriyle mücadele etmektedir. Yapılan araştırmalara göre Kuzey Avrupa ve Amerika bölgelerinde meme kanserine yakalanma oranı ülkemizin üzerindedir. Ülkemizdeki meme kanserine yakalanma oranı ise Dünya ortalamasının biraz üzerinde seyretmektedir. Bu istatistiksel verilerden ortaya çıkarılabilecek sonuç, belli gen farklılıklarının meme kanserine yakalanma oranını değiştirmesidir. Kadınlarda görülen kanser çeşitleri görülme sıklıklarına göre sıralandığında meme kanseri birinci sırada gelir. Bu sebepten dolayı erken tanı yöntemleri ve tedavinin mahiyeti hakkında halk devamlı olarak bilinçlendirilmektedir.

Meme kanserine sebep olan faktörler tam olarak bilinmese dahi yapılan araştırmalar sonucunda kesin olarak adlandırılabilecek bazı bulgulara ulaşılmıştır. Genel bir çerçeve çizmek gerekirse hangi sebepten olursa olsun vücudun östrojen hormonuna aşırı ya da uzun süreli maruz kalması meme kanseri riskini büyük ölçüde arttırmaktadır. Normal şartlarda erkek vücudunda da bir miktar östrojen hormonu bulunur. Normal düzeyde seyreden östrojen hormonu seviyesinin belirli sebeplerden dolayı beklenmedik artışı meme kanseri riskini erkek vücudunda da arttırmaktadır. Her ne kadar memeler erkeklerde işlevsiz olsa da meme kanserinin geliştiği süt kanalları varlığını sürdürdüğünden dolayı bu bölgede gelişen mutasyona uğramış hücreler kanser oluşumunu tetiklemektedir.

Meme Kanseri Ameliyatı Hakkında

Meme kanseri ameliyatları uygulanma amaçları incelendiğinde ikiye ayrılırlar. Bunlardan birincisi ve şartlar el verdiği taktirde ilk tercih edileni koruyucu meme cerrahisidir. İkincisi ve giderek azalan sıklıkta kullanılanı ise tüm meme cerrahisi yani mastektomi olarak adlandırılır. Hangi yöntemin seçileceği tamamen hastanın özel durumları gözetilerek belirlenir. Kanserin hangi aşamada tanısının koyulduğu, tümörün büyüklüğü, yayılım oranı gibi detaylar cerrahi yöntemin seçilmesinde başlıca etmenlerdir. Seçilen cerrahi yöntemin hangi yardımcı tedaviler sonrası veya sonrası uygulanacağı da yine hastanın özel koşullarına tabi olarak belirlenir.

Belirtileri

Diğer kanser türleri de hesaba katılarak meme kanserinin gelişim süreci incelenirse, diğer kanser türlerine göre daha yavaş geliştiği ve daha az belirti verdiği söylenebilir. Tümörün, ortalama meme boyutları için kritik olarak kabul edilen iki santimetre çapına ulaşması yaklaşık olarak beş ile yedi yıllık bir süre alır. Bu süre içerisinde de tümör çapı bir santimetreyi genelde geçmez. Her ne kadar gelişim süreci yavaş olsa da meme kanseri de lokal bazı belirtiler ortaya çıkarır. Bu belirtilerin anlaşılabilmesi için kişilerin kendi vücudunu tanımaları ve değişimleri algılayabilmeleri gerekmektedir.

Meme Başında Akıntı

Meme başında akıntı olması, meme kanserinin verdiği belirtiler arasında en gözlemlenebilir olanıdır. Bu akıntı meme kanserinin ilk evrelerinde ortaya çıkar. Süt kanalından başlayan kanserlerde akıntının ortaya çıkma ihtimali daha yüksek olmakla birlikte memenin herhangi bir bölgesinden ortaya çıkan kanserlerde de akıntı gözlemlenebilir. Akıntı genelde kanlı olur. Genelde hastanın çamaşırında, meme uçlarının temas ettiği bölgede gözlemlenir. Bazı durumlarda akıntı hastanın çamaşırında iz bırakmadığından dolayı hasta tarafından yapılan rutin kontrollerde meme ucunun sıkılarak akıntının olup olmadığının gözlemlenmesi gerekir. Kanlı akıntının mevcut olması durumunda ise doğrudan doktora başvurulmalıdır.

Meme Cildinde Yara veya Kızarıklık

İlk evre meme kanserlerinde meme cildinin çeşitli deformasyonlara maruz kalması muhtemeldir. Bu deformasyonların başında ise meme cildinin kızarması ve kızarıklıktan bir süre sonra yara haline dönüşmesi gelmektedir. Özellikle meme ucu çevresi ve meme cildinin alt bölgelerinde meydana gelen bu tip durumlar için doğrudan doktora başvurulması gerekir.

Memede Büyüme ve Şekil Bozuklukları

İlk evre meme kanserlerinin bir diğer belirtisi ise meme simetrisinin bozulması olarak gösterilebilir. Normal şeklinde bulunan iki memenin, meme uçlarının tamamen simetrik olması gerekmektedir. Meme kanserine yakalanan hastalarda zaman içerisinde bu simetri bozulmakta ve memelerden kanserli olanı dışa doğru açı kazanmaktadır. Ayrıca kanserli meme, kanserli olmayan memeye göre daha büyük gözükmektedir. Ayna karşısında hastanın kendisi tarafından yapılan muayenelerde bu durumların keşfedilmesi halinde doğrudan doktora başvurulması gerekmektedir.

Meme Başı Derisinde Değişiklikler

İlk evre meme kanseri belirtileri arasında en sık rastlanan belirtilerden bir tanesi meme başı derisinde meydana gelen şekil bozuklukları olarak söylenebilir. Kanserli hücrelerin meme bölgesinde oluşturduğu negatif etkiden dolayı meme başı bölgesini kaplayan deride soyulma ya da kabuklanma meydana gelebilir. Doğrudan meme kanseri teşhisine götürmese de bazı şüphelerin hasta tarafında uyandırılması ve daha dikkatli olunması konusunda önemli bir belirti olarak sayılabilir. Meme başı derisinde kabuklanma ve soyulmanın görülmesi durumunda meme bölgesinin diğer belirtiler gözetilerek kişi tarafından tekrar muayene edilmesi ve gerekirse doktora başvurulması gerekir.

Memede veya Koltuk Altında Ele Gelen Kitle

Bir hastanın meme kanserine yakalanıp yakalanmadığının en net belirtisi meme bölgesinde veya koltuk altı lenflerinde mevcut olan kitlelerin mevcudiyetidir. Meme kanserleri genelde süt kanallarından başlar ve ilerleyen evrelerde -eğer yayılmacı karakterli ise- koltuk altı lenf bezlerine sıçrar. Hastalar aylık düzenli kontrolleri sırasında önce memelerini ardından da koltuk altlarını kitlenin varlığı ya da yokluğu açısından kontrol etmelidir. Bu kontroller diğer belirtilerin de gözlemlenebilmesi için mutlaka ayna karşısında yapılmalı, kontrol zamanı olarak da adet döneminden sonraki yedinci ile onuncu gün arası seçilmelidir. Memede veya koltuk altında kitle bulunması doğrudan meme kanserinin erken teşhisi olarak adlandırılır. Hasta, acilen doktora başvurmalıdır.

Meme Cildinde Ödem, Şişlik ve İçe Doğru Çöküntüler Olması

Meme kanserinin ileri evrelerinde meme bölgesinde ödem, şişlik ve içe doğru çöküntüler gözlemlenir. Düzenli kontrollerini yapan ve yaptıran hastalarda genelde bu evreye gelmeden kanser teşhisi yapılır. Eğer hasta memesini ve koltuk altlarını düzenli olarak kontrol etmiyorsa tümör yapısının bulunduğu evreden dolayı bu belirtiler gözlemlenir. Hasta şişlik, ödem ve çöküntüyle karşılaşması durumunda acilen doktoruna başvurmalıdır.

Risk Faktörleri

Meme kanserine yakalanma riskini oluşturan faktörler tek tek incelendiğinde ortaya çıkacak tablo bizlere iki net sonuç verir. Bunlardan birincisi genetik faktörlerin varlığı iken ikincisi östrojen hormonuyla alakalı olan faktörlerdir. Meme kanserine yakalanma riski bulunan gruplar bilimsel verilerin ışığı altında incelendiğinde, östrojen hormonuna maruz kalma süresi ve sıklığı çeşitli sebeplerden dolayı yüksek olan hastalarda aynı zamanda meme kanserine yakalanma oranının da yüksek olduğu gözlemlenmiştir. İstatistiksel olarak düşük ihtimaller barındırsa da uzun boy da kadınlarda risk faktörü olarak sıralanabilir. Ayrıca yaşa bağlı olarak hücrelerde meydana gelen olağan bozulmalar meme kanserinin tetikleyicisi konumunda olabilmektedir.

İlk Regl Yaşı

Kadın vücudunun ilk regl olduğu yaş, aynı zamanda östrojen hormonun da aktif olarak vücutta göreve başladığı tarihtir. İlk regl ile menopoz arasında geçen süre ise vücudun hangi süreyle östrojen hormonuna maruz kalacağını belirlemektedir. Bu yüzden ilk regl yaşı düşük olan kişilerde meme kanserine yakalanma riski, regl yaşı fazla olan kişilere göre daha fazladır.

Menopoz Yaşı

İlk regl, östrojen hormonun hangi yaşta vücutta etkin hale geldiğini belirtirken, menopoza giriş yaşı ise östrojen hormonunun hangi yaşta vücuttaki etkinliğinin ortadan kalktığını belirtmektedir. Başlangıç ve bitiş yaşları arasındaki matematiksel fazlalık bize aynı zamanda meme kanserine yakalanma riskinin bu faktöre göre ne derece az ya da çok olduğunu söylemektedir. Menopoza erken giren kadınlarda meme kanseri riski daha azdır. Menopoza girme yaşının gecikmesi ise aynı oranda meme kanserini riskini arttırmaktadır.

Emzirme

Gebelik ve emzirme gibi vücudun hormonal dengesini değiştiren yani östrojen hormonunun etkinliğini kısıtlayan durumlar meme kanseri riskini azaltan faktörler olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum her ne kadar tartışmalı olsa da kesin olmayan araştırma sonuçlarına göre beş ve üzeri doğum ise meme kanseri riskini arttırmaktadır. Yine otuz yaş ve üzerinde ilk gebelik, meme kanseri riskinin artmasındaki başka bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Menopoz Sırasında Hormon Tedavisi

Menopoz dönemi kadın vücudunda östrojen hormonunun dip yaptığı, östrojen eksikliğine bağlı bazı sıkıntıların baş gösterdiği bir dönemdir. Bu sıkıntıların ortadan kaldırılabilmesi için menopoza giren hastalara östrojen eksikliğini giderecek hormon tedavileri uygulanmaktadır. Uygulanan hormon tedavisi her ne kadar bu problemlere çare olsa da ortaya çıkma riski östrojen hormonunun etkinliğine bağlı olan meme kanserinin oluşumunu tetikleyebilmektedir. Kısaca, menopoz döneminde uygulanan hormon tedavisi, menopoz kaynaklı problemleri ortadan kaldırırken meme kanseri riskini ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca menopoz sırasında olmasa dahi doğum kontrol haplarının uzun süreli kullanımı da meme kanseri riskini oldukça arttırmaktadır.

Alkol Tüketimi

Alkol sadece meme kanserinin değil birçok kanser türünün oluşumunda risk faktörü olarak sıralanmaktadır. Hormonal dengenin meme kanseri oluşumundaki etkinliği düşünülürse, alkol gibi hormonal dengeye nüfuz eden bir içeceğin tüketimi, meme kanseri oluşumu riskinin artmasına sebep olmaktadır.

Sigara Tüketimi

Sigara, içerisinde vücuda zararlı olma ihtimali çok yüksek olan maddeler barındırır. Vücudun içine oral yoldan enjekte olan sigara dumanı hücrelerde mutasyon yani kanser riskini doğrudan arttırır. Sigara sadece meme kanseri için değil, başta akciğer kanseri olmak üzere diğer tüm kanser türleri için risk faktörü olarak sıralanmaktadır. İstatistiksel veriler incelendiğinde kansere yakalanma sebepleri arasında sigara başı çekmektedir.

Obezite

Aşırı kilo ile meme kanseri arasında doğru orantı olduğu, özellikle menopoz sonrası dönemde bu istatistiksel verinin daha da doğrulanabilir hale geldiği gerçektir. Özellikle bel üstü bölgede beslenme ve obeziteye bağlı yağ depolanmasının artması halinde meme kanseri riski de aynı oranda artmaktadır. Meme kanserine yakalanma riskinin en fazla olduğu yaş aralıklarında beslenme alışkanlıklarına oldukça dikkat edilmelidir.

Teşhis

Meme kanseri, yüz güldüren kanserlerden bir tanesi olarak bilinir. Erken teşhis ihtimalinin, diğer kanser türlerine göre daha fazla olması ve bu kanser tipine yakalanan hastaların yaklaşık olarak yüzde ellisinin erken evrede teşhisi sayesinde kolayca tedavi edilebilmesi imkan dahilindedir. Meme kanserinin teşhis edilebilmesi doğrudan hastanın kendisinde başlamaktadır. Belirtilerin hasta tarafından anlaşılmasından sonra ayna karşısında yapılan el ile kontrol ve mamografi erken teşhisin iki önemli aracı olarak bilinir.

Meme Muayenesi

Meme muayenesi ile ifade edilmek istenen, kişinin düzenli aralıklarla kendi memesini el ile kontrol etmesidir. El ile muayene ile amaçlanan kişinin memesini ve meme kanseri kaynaklı olarak memesinde meydana gelen değişimleri ayırt edebilmesidir. Yirmi yaşından itibaren her kadının düzenli olarak bu muayeneleri yapması gerekmektedir. Muayeneler arasındaki süre adet dönemi baz alınarak oluşturulmalıdır. Adet dönemiyle birlikte meme üzerinde oluşan suni etkinin kalkması için bir hafta beklenmelidir. Etkinin bir hafta sonunda tamamen ortadan kalkmasıyla el ile muayeneye geçilebilir. Eğer kişi adet görmüyorsa yani menopoz sonrası dönemde ise her ay aynı tarihte aynı muayeneyi yapmalıdır. Ayrıca kişinin emzirme eylemine devam ediyor oluşu da muayene zamanını etkiler. Kişi el ile muayeneyi eğer emzirme dönemindeyse, emzirme bittikten sonraki dönemde yapmalıdır.

Muayenede uygulanması gereken metot ise şöyledir: Hasta ayakta ve dik bir duruşla aynanın karşısında konumlanır. Eller bel arkasında konumlandırılabilir. Dikkat edilmesi gereken ilk nokta memelerin birbirleriyle olan simetrisidir. Sonrasında ise aynı pozisyondayken şekil, renk tonu ve meme başı pullanmasının varlığı yönünden değerlendirilir. Sonrasında ise sağ meme için sağ el; sol meme için ise sol el baş arkasına alınarak diğer elin avuç içini kullanmak suretiyle herhangi bir kitlenin varlığı kontrol edilir. Kitlenin varlığının ortaya çıkarılması için en ideal pozisyon ise yatar şekilde olandır. Kişi, sırt üstü yatarak yine elleri aynı pozisyonda olacak şekilde memelerindeki kitle varlığını kontrol eder. Kitlenin veya meme kanserinin belirtileri kısmında sayılan belirtilerden herhangi birinin hissedilmesi durumunda kişi acilen doktoruna başvurmalıdır.

Mamografi

Mamografi, meme kanseri ortaya çıktıktan ve ilk evrelerini yaşamaktayken hekime ilk bulguları veren radyolojik tanı yöntemidir. Erken teşhis konusunda büyük imkanlar sağladığından dolayı hem hastanın estetik kaygılarının giderilmesinde hem de tedavi şansının yüzde doksanların üzerine varan yüzdelere çıkması konusunda önemli bir araçtır. Mamografi meme kanserlerinin büyük bir bölümünün teşhisinde önemli bir araç olmasına rağmen, yoğun meme yapılarında gelişen tümörleri bulamama imkânı olduğundan dolayı sonografi yöntemi de ikincil olarak kullanılmaktadır. Meme kanseri şüphesiyle mamografi yöntemine başvuran hastaların en büyük korkusu, yöntem ile alınan radyasyonun kanser riskini arttırma ihtimalidir. Mamografi ile yıllık bazda ve menopoza kadar alınan radyasyon kanser riskini yaklaşık olarak binde iki oranında arttırdığından dolayı önemsiz olarak kabul edilmektedir. El ile muayene yapıldığında belirtiler teşhis edilmese dahi her kadının yılda bir kez mutlaka mamografi testine girmesi gerekmektedir. Mamografi ile alınan risk ve sağlanan fayda arasında büyük farklar olduğundan dolayı hekimler düzenli kontrolü önermektedir.

Meme Kanseri Evreleri

Her kanserde olduğu gibi meme kanserinde de çeşitli risklere ve tedavi yöntem ile ihtimallerine göre oluşturulmuş evreler mevcuttur. Bu evreler hastalığın hangi aşamada olduğu ile hangi tedavilerin hangi şekillerde uygulanacağını ortaya koymaktadır. Bir nevi meme kanserinin tasnifi evreler aracılığıyla yapılmaktadır. Evrelere göre hayatta kalma oranları ise sırasıyla %100, %100, %92, %81, %67, %54 ve %20 olarak sıralanabilir.

Evre 0

Evre 0, meme kanserinin olmadığını ama anormal hücrelerin varlığını ifade etmektedir. Bu evrede hastalığın el ile muayene şeklinde teşhis edilmesi imkansızdır. Esasen bir hastalığın varlığından da söz etmek mümkün değildir. Anormal hücrelerin varlığından dolayı bu evredeki hastaları yüksek risk grubuna dahil edebiliriz. Bu evrede anormal olarak tarif edilebilecek hücreler henüz süt kanalının dışına çıkmamıştır.

Evre 1

Bu evre, meme kanserinin başlangıç evresi olarak kabul edilmektedir. Kanserli hücreler sadece meme dokusunda bulunmakla birlikte henüz lenf bezlerine yayılmamıştır. Bu evredeki tümörün çapı kritik değer olan iki santimetrenin altındadır. Doğal olarak anormal olarak tarif edilebilecek kanserli hücreler süt kanallarından meme dokularına sıçramış durumdadır.

Evre 2

Evre iki kendi arasında ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi Evre 2A diğeri ise Evre 2B olarak adlandırılır.

Meme kanserinin Evre 2A olarak adlandırılabilmesi için bazı ihtimallerin gerçekleşmesi gerekir. Bu ihtimaller ise şunlardır:

Meme dokularında kanser gözlenmez. Kanserli hücreler koltuk altı lenf bezlerinde mevcuttur. Tümörlü yapının boyutu iki santimetrenin altındadır. Meme dokusuna ek olarak koltuk altı lenf bezlerine de yayılım göstermiştir. Tümörlü yapının boyutu iki santimetre ile beş santimetre arasında olmasına rağmen sadece meme dokusunda gözlemlenmiş, koltuk altı lenf bezlerine yayılmamıştır.

Meme kanserinin Evre 2B olarak adlandırılabilmesi için Evre 2A’dan farklı bazı ihtimallerin gerçekleşmiş olması beklenir. Bu ihtimaller şunlardır:

Tümörlü yapının boyutu iki santimetre ile beş santimetre arasındadır. Kanserli hücreler meme dokusuna el olarak koltuk altı lenf bezlerine de yayılmıştır. Tümörlü yapının boyutu beş santimetreden büyüktür ama sadece meme dokusunda gözlemlenmiş, koltuk altı lenf dokusuna yayılmamıştır.

Evre 3

Evre 3’e geçen meme kanserleri ciddi şekilde yaşamı tehdit eder hale gelmiş bulunur. Doğru şekilde müdahale edilebilmesi amacıyla Evre 3’de kendi arasında Evre 3A ve Evre 3B ve Evre 3C olarak üçe ayrılır. İkide birbirini kapsayıcı belirtiler verirler.

Evre 3A’da kanser:

Meme dokusunda tümör bulunmaz ancak koltuk altı lenf bezlerinde birbirlerine veya çevreye yapışık şekilde kanserli hücreler bulunur. Tümör beş santimetreden küçük olmasına rağmen meme bölgesinde sağlıklı olarak adlandırılabilecek çevre dokular ile koltuk altı lenf bezlerine yapışık durumdadır. Tümör beş santimetreden büyüktür ve koltuk altı lenf bezlerine yapışık haldedir.

Evre 3B olarak sınıflandırılan tümörler herhangi bir boyutta gözlemlenebilirler.

Meme dokusuna ek olarak memeyle komşu olan diğer dokulara da yayılmış halde bulunurlar. Bu dokular kaburgalar, göğüs duvarı, deri olarak sıralanabilir. Meme içerisindeki ve koltuk altı lenf bezlerindeki nodlara yayılım gösterebilirler.

Evre 3C’de kanser

Köprücük kemiğinin altında bulunan lenf nodlarına yayılmış haldedir. Kol altı ve meme içerisindeki lenf nodlarına yapışık haldedir.

Evre 4

Evre 4’te kanser metastatik kanser halini almış ve vücudun diğer bölgelerine yayılım göstermiş haldedir.

Meme Kanserine Karşı Önlemler

Meme kanseri istatistiksel olarak incelendiğinde yüz güldüren kanser tiplerinden bir tanesidir. Erken teşhisin belki de en önemli olduğu kanser tiplerinden biri olduğundan dolayı, erken teşhis orijinli önlemler önem kazanmaktadır. Genel olarak kanser ne kadar erken evrede teşhis edilirse hayatta kalma şansı o derece yüksek olarak bilinmektedir.

Rutin Elle Muayenede

Yukarıda da tarif edildiği üzere belli periyotlarla hastanın kendi memesini muayene etmesi gerekir. Birkaç tedaviden sonra meme yapısını tam olarak tanıyan el, ilerleyen süreçte meydana gelebilecek değişimleri doğrudan hissedeceği için, kitlenin varlığı daha ilk oluştuğu anda tespit edilecek ve gerekli önlemler doktorlar tarafından alınacaktır.

İki Yılda Bir Mamografi Çektirme

Elle muayene çoğu zaman sonuca ulaşmak için en basit yol olsa dahi tıbbi görüntüleme tekniklerinin yine belli aralıklarla kullanılması gerekmektedir. Yoğun meme yapılarında, el ile yapılan muayeneler sonucu kitlenin tespiti zor hale gelebilmektedir. Yıllık veya iki yıllık periyotlar halinde mamografi ve gerektiğinde sonografi yaptırılması meme kanserinin erken teşhisi için etkili önlemlerdir. Kişiler her ne kadar mamografi ile maruz kalacakları radyasyondan korksa da hastalığın tespit edilmesi sonucu elde edilecek fayda düşünüldüğünde bu durum göz ardı edilebilmektedir.

Rutin Klinik Meme Muayenesi

El ile yapılan muayenenin yetersiz olması ya da hastanın çeşitli meme kanseri şüpheleri barındırması durumunda uzman doktorlar tarafından meme muayenesinin çeşitli araçlar kullanılarak yapılması söz konusudur. Sonuç olarak meme kanserinin erken teşhis edilmesi için kişinin kendini devamlı muayene etmesi ve düzenli olarak mamografisini yaptırması gerekmektedir.

Meme Kanseri Türleri

Meme kanseri türlerinin ayrımı yayılmacı veya yayılmacı olmayan kanserler şeklinde yapılır. Yayılmacı kanserlere invaziv kanserler adı verilir iken; yayılmacı olmayanlara ise noninvaziv ya da in situ denilmektedir. Kanserlerin diğer ayrım noktası ise hangi noktadan başladıkları noktasındadır. Kanser süt kanallarından (duktal) başlayabileceği gibi süt bezlerinden de (lobüler) başlayabilir.

Duktal Karsinom

Tüm meme kanserleri içerisinde görülme sıklığı olarak en yüksek orana sahip olan meme kanseri türüdür. Bu türde kanser süt kanallarından başlayıp diğer meme dokularına yayılmaya başlamıştır.

Lobüler Karsinom

Meme kanserinin bu türü süt kanallarında değil de süt bezlerinde başlangıç gösterir. Görülme sıklığı yaklaşık her on meme kanserinden biri şeklindedir. Genelde kırk ile elli beş yaş arasındaki kadınlarda gözlemlenir. İnvaziv yani yayılmacı bir kanser türüdür. Tanısı elle ya da mamografi ile zordur. Doğrudan bir kitle değil, alana yayılmış kalın bir tabaka şeklinde kendini belli eder.

Duktal Karsinoma In Situ

Süt kanallarında başlayan kanser yayılmacı bir davranış sergilemez. Anormali gösteren hücrelerin tamamı süt kanallarının içerisindedir. Kolayca tedavisi mümkündür. DCIS olarak da adlandırılır. Duktal Karsinom ile farklı davranışlar sergilemelerinden dolayı farklı bir kanser türüdür.

Lobüler Karsinoma In Situ

Doğrudan kanser olarak isimlendirilmez. Eğer LCIS mevcut ise hasta meme kanseri risk grubuna alınarak gözlem altında tutulur. LCIS’e sahip hastaların büyük bir kısmında meme kanseri gözlenmese de yine de sürecin hekim tarafından takip edilmesi şarttır.

İnvaziv (Yayılım Gösteren) Karsinoma

(Tür ayrımı yanlış yapılmış. Bu daha genel bir ayrımı ifade ediyor. Yazılmasına gerek yok)

Inflamatuar Meme Kanseri

Meme kanseri türleri arasında görülme sıklığı olarak en düşük olanıdır. Mastit adı verilen iltihaplı bir hastalıkla olan semptom benzerliğinden dolayı onunla karıştırılması muhtemeldir. Mastit’in aksine antibiyotik ile tedavisi mümkün değildir. Ortaya çıkan ödem ve şişliklerin sebebi bakteriler değil, lenf kanallarının tümörlü hücreler tarafından tıkanmasıdır. Diğer meme kanseri türlerinin aksine hızlı yayılır. Başlangıç noktası olarak süt kanalları gösterilir. Hızlı yayılmasından dolayı aylarla ifade edilebilecek bir süreç sonunda meme, portakal kabuğu benzeri bir görüntüye kavuşabilir.

Tedavi Yöntemleri

Erken tanı koyulan meme kanserlerinde tedavi yöntemi ilk tercih olarak cerrahidir. Geç teşhislerde ise yardımcı tedaviler sayesinde tümör istenen seviyeye indirilerek cerrahi müdahaleye geçilir. Ayrıca cerrahi operasyonlardan sonra da yardımcı tedavilerin kullanılması mümkündür.

Cerrahi Yöntemler

Cerrahi yöntemlerde amaç hastayı kanserli hücrelerden tamamen kurtarırken memenin bütünlüğünü olabildiğince koruyabilmektir. Son yıllarda gelişen tıbbi teknikler sayesinde bu amaç giderek daha fazla sağlanabilmektedir. Cerrahi yöntemler meme kanserinin bulunduğu evreye göre değişkenlik gösteren şekillerde uygulanır.

Basit Mastektomi

Mastektomi memenin alınması işlemine verilen isimdir. Basit mastektomi sanıldığının aksine memelere sınırlı bir müdahaleyi değil toptan bir müdahaleyi gerçekleştirme yöntemidir. Bu yöntemle birlikte ister koruyucu amaçlı olsun ister kanserli hücreleri temizleme amaçlı olsun tüm meme, meme başı dahil olmak üzere alınır. Eğer koruyucu amaçlıysa her iki memenin alınması da söz konusu olabilmektedir. Basit mastektomi ameliyatıyla koltuk altı lenf bezlerine müdahale edilmez.

Cilt Koruyucu Mastektomi

Tamamen estetik kaygılar güdülerek uygulanan bu mastektomi tekniğinde memenin iç yapısı cerrahi yöntemle tamamen boşaltılırken meme derisi ve başı alınmaz. Sonrasında uygulanacak protez tedavileri için doğal bir görünümün sağlanması amaçlanır. Cilt koruyucu mastektomi ameliyatıyla alınan doku miktarı hemen hemen basit mastektomi ile alınan doku miktarı eşittir. Yöntemin başarıyla icra edilebilmesi için kanserli dokuların cilt dokusuna uzak olması gerekir.

Radikal Mastektomi

Radikal mastektomi, basit mastektomi ile alınmayan alanların da alınmasını amaçlayan ve gelişen tıbbi teknikler sayesinde modası geçmiş bir cerrahi yöntemdir. Bu yöntemle tüm meme dokularına ek olarak koltuk altı lenf bezleri ile göğüs duvarı kasları alınır. Günümüzde eğer kanserli hücreler göğüs duvarı kaslarına sıçramış ise nadiren tercih edilmektedir. Bu yöntemin yerine daha çok modifiye edilmiş radikal mastektomi ameliyatları uygulanmaktadır.

Meme Koruyucu Cerrahi

Meme koruyucu cerrahi yani sınırlı mastektomi ile amaçlanan olabildiğince fazla meme dokusunun korunmasıdır. Bu yöntemde meme dokusunda kanserden etkilenmiş bölge büyük bir titizlikle ayıklanır ve sonrasında uygulanacak olan radyoterapi için metal klipsler yerleştirilir.

Lenf Bezi Cerrahisi

Meme bölgesinde başlayan kanser oluşumunun koltuk altı lenf bezlerine sıçrayıp sıçramadığının tespit edilmesi gerekir. Bu amaçla koltuk altı bölgesinden alınan örnekler incelenir. Eğer kanserli hücre tespit edilirse bölgeye müdahale edilmesi gerekir. Ayrıca lenf bezlerine kanser hücrelerinin sıçramış olması, kan dolaşımıyla diğer bölgelere de sıçrayabileceklerinin işaretçisi olduğundan dolayı ne tür bir tedavi yolunun izleneceği kestirilebilir. Kanserli hücrelerin koltuk altı lenf bezlerini etkileyip etkilemediğini öğrenmek için kullanılan iki yöntem vardır.

Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu: Koltuk altı lenf bezleri bölgesinde kanserin mevcut olup olmadığını anlamak için ortalama olarak yirmi adet lenf bezi alınır. Bu lenf bezleri incelenerek kanser var mı ve varsa hangi aşamada tespit edilir. Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu mastektomi ya da koruyucu meme cerrahisi ile aynı anda uygulanabilir. Sonuçların pozitif çıkması durumunda ise koltuk altı bölgesine müdahale için cerrahi plan oluşturulur. Koltuk altı lenf bezi diseksiyonunun ortaya çıkardığı problemlerin başında örnek için alınan lenf bezlerinin alındığı bölgelerde ödem oluşumu gösterilebilir. Sentinel lenf bezi biyopsisi: Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu tekniğinde her bölgeden lenf bezi alınarak kanserin hangi bölgede olduğu tespit edilir. Daha garanti bir yöntem olsa da barındırdığı ödem riski dolayısıyla günümüzde pek tercih edilmemektedir. Sentinel lenf bezi biyopsisi ise kanser hücrelerinin yayılım haritası incelenerek oluşturulan bir tekniktir. Eğer kanser koltuk altı lenf bezlerine yayılmış ise ilk bulacağı yer sentinel lenf bezidir önermesinden yola çıkılarak oluşturulan teknik sayesinde sadece sentinel lenf bezi alınarak kanserin varlığı tespit edilebilir.

Radyoterapi

Radyoterapi sadece meme kanserinde değil diğer tüm kanser çeşitlerinde de kullanılan ve hastaların şikayetlerini azaltan bir tedavi yöntemidir. Radyoterapi cerrahi müdahalelerden önce ya da sonra kullanılabileceği gibi başlı başına bir kanser tedavisi olarak da kullanılabilir. Tedavi, X ışınlarının belli yoğunlukta kanserli bölgelere uygulanması ve uygulandıkları bölgelerdeki anormal (kanserli) hücreleri yok etmesi mantığına dayanıyor. Uygulandığı bölgedeki sağlam hücrelere de zarar vermesine rağmen bu hücreler tedavi bitiminde kanser hücrelerinin aksine kendilerini iyileştirebiliyor. Farklı radyoterapi yöntemleri farklı kanser tipleri için tercih edilmektedir. Meme kanserleri için tercih edilen yöntem ise eksternal yani dışarıdan radyoterapi uygulaması şeklindedir.

İlaç Tedavileri

Meme kanserinin ortadan kaldırılması genelde cerrahi yönteme ek olarak uygulanan ilaç tedavileri sayesinde mümkün olmaktadır. Tümörün ve kanserin hangi evrede bulunduğuna göre değişen şekillerde ve dozlarda uygulanan bu ilaç tedavileri sayesinde kanserin ortadan kaldırılması ve sonrasında tekrarlamaması amaçlanmaktadır.

Kemoterapi

Kemoterapi, kelime anlamı olarak ilaçla tedavi anlamı gibi daha genel bir anlamı ifade etse de günümüzde tamamen kanserin ilaçlı tedavi şeklinde algılanmaktadır. Kemoterapi ilaçlarıyla amaçlanan, kanserli hücrelerin, kanserli hücrelerin yok edilmesi amacıyla geliştirilen ilaçlar yardımıyla ortadan kaldırılmasıdır. Kemoterapinin süresi, hangi ilaçların kullanılacağı ve hangi dozda ilaç verileceği gibi durumlar kanserin tipine ve hastanın kişisel özelliklerine göre değişmektedir. Kemoterapi meme kanserinde genelde cerrahi uygulamadan sonra, kanserin tekrarlamaması amacıyla kullanılsa da teşhisi geç yapılmış ve beklenmedik şekilde büyümüş tümörlerde ana tedavi olarak uygulanır. Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği olan ve çeşitli sebeplerden bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda ise kemoterapi bir seçenek olarak sunulmaz.

Hormonoterapi

Meme kanserinin oluşumu doğrudan östrojen hormonuyla alakalıdır. Östrojen hormonunun baskılanması ve eğer kanser mevcut ise mevcut olan kanser hücreleriyle bağ kuramaması için östrojen hormonunun baskılanması gerekmektedir. Hormonoterapi ile ifade edilen süreç östrojen hormonunu baskılayıcı hormonların vücuda enjekte edilmesi anlamını taşımaktadır.

Akıllı Tedaviler

Doğrudan meme bölgesinde bulunan kanserli hücreleri etkileyecek şekilde modifiye edilmiş ilaçların ağız yoluyla alınması şeklinde olan bu tedavi yöntemi henüz emekleme döneminde olduğundan ve sonuçları uzun vadeli gözlemlenmediğinden dolayı fazla tercih edilmemekte, çoğu zamana bu tip ilaçlara ulaşım mümkün olmamaktadır.

Meme Kanseri Ameliyatı Öncesi

Meme kanserinin el ile muayene teknikleri ve mamografi gibi görüntüleme teknikleri sonrası teşhis edilmesi sonrası tam olarak hangi bölgelere yayılım gösterdiği ile hangi evrede bulunduğunun saptanması gerekmektedir. Ayrıca muhtemel müdahaleler için hastanın hazırlık sürecine alınması da bu dönem dahilinde gerçekleşir.

Tetkikler

Meme kanserleri tür olarak invaziv ve noninvaziv olarak ayrılır. Bu türler yayılmacı ve yayılmacı olmayan olarak da söylenebilir. Tümör kitlesinin varlığından haberdar olunduktan sonra hangi yöntemler dahilinde müdahale edileceğinin belirlenebilmesi için çeşitli testlerin hastaya uygulanması gerekmektedir.

BT ve BAT Taraması

Kemik ve yumuşak dokuda meydana gelen tümör yapılarının tespiti amacıyla bu iki görüntüleme tekniğinden yararlanılması mümkündür. Meme kanserinde en etkili görüntüleme tekniği mamografi olsa da elli yaş altı hastalarda verdiği %22’lik yanlış sonuçtan dolayı tamamlayıcı bazı görüntüleme tekniklerinin kullanılması kesin sonucun elde edilmesi için gerekmektedir. BT ve BAT taramalarında X ışınları sayesinde üç boyutlu anatomik görüntüler oluşturularak kanserli yapının tespiti sağlanabilir.

PET

Kanserin etkin teşhisi, evrelendirilmesi ve tedavi planının tam olarak çıkarılabilmesi amacıyla artan oranlarda PET kullanılmaktadır. İsabetli sonuçlar alınması amacıyla PET ve BT birleştirilerek, kanserin oluşumu, yayılım haritası gibi bilgiler doğrudan açığa çıkarılabiliyor. Hastaya enjekte edilen F-18 isimli radyoaktif madde bölgeye yayıldıktan sonra PET ve BT ile görüntülenerek kanserli hücreler tamamen açığa çıkarılmaktadır.

Biyopsi

Meme kanserinin kesin teşhisi amacıyla uygulanmaktadır. Kanserli olan bölgeden alınan doku patoloji testine tabi tutulur ve kanserin varlığı ve eğer varsa hangi özellikleri barındırdığı ortaya çıkarılır. Meme bölgesine uygulanan biyopsi çeşitleri üç tanedir. Cerrahi biyopsi, iğne biyopsisi ve vakumlu biyopsi. Bu üç seçenekten hangisinin seçileceği kanserli alanın büyüklüğüne ve konumuna göre değişkenlik gösterebilir.

MRG

MRG ya da bilinen adıyla MR, yumuşak dokularda ortaya çıkan tümör yapılarının tespiti için kullanılabilmektedir. Radyasyon içermediğinden dolayı bu konuda hassasiyeti olan hastalara rahatça uygulanmaktadır. Görüntüleri radyo frekanslar yardımıyla elde eder. Teknik, tüp şeklindeki haznenin içerisine hastanın hareketsiz şekilde uzanması şeklinde uygulanır. Hastanın hareket etmemesi ve metal eşya bulundurmaması önemlidir. Görüntüler dev mıknatıslar yardımıyla elde edilmektedir.

Akciğer Filmi

İleri evre meme kanserlerinin, memeyle komşu olan dokuları etkileme riski bulunmaktadır. Başlangıçta meme kanserinin yayıldığı alan koltuk altı bölgesinde yer alan lenf bezleri olsa da bu aşamadan sonra tespit edilemediği taktirde akciğerlere dahi sıçrama riski bulunmaktadır. Bu yüzden ileri evre kanserlerde akciğer filmi, kanserin akciğere yayılıp yayılmadığının kontrolü amacıyla uygulanabilir.

Genel Kontroller

Meme kanseri özelinde gelişmeyen bu kısımda hastanın genel olarak sağlık durumu ve hastalık geçmişi ele alınarak, cerrahi operasyon sonucu ortaya çıkabilecek komplikasyonların minimalize edilmesi amaçlanır. Bu noktada hasta ile doktor arasında tam mutabakat ve bilginin sağlanması, ameliyatın başarılı şekilde icra edilebilmesi ve sonuçlarının korunabilmesi için elzemdir.

Elle Muayenede

Tüm tarama testlerinden ve biyopsiden alınan sonuçlara ek olarak doktor tarafından son kez elle muayene gerçekleştirilebilir. Amaç, kitlenin tam büyüklüğünün ve yerinin doktor tarafından saptanabilmesidir.

Gebelik Öyküsü

Östrojen hormonu meme kanseri oluşumunda etken hormonlardan olduğundan dolayı, meme kanserine yakalanan hastanın gebelik geçmişi hastalığın seyri ve sebepleri konusunda fikir vermektedir. Gebelik süreçlerinin tam olarak anlatılması, operasyonun başarısı açısından önemlidir.

Hasta Öyküsü

Hastanın tüm tıbbi geçmişinin bilinmesi, meme kanserinin başlangıcının ve seyrinin idrak edilebilmesi için önemlidir. Uygulanacak tedavideki ince nüansların bu hikâyeye göre belirlenmesi ihtimal dahilinde olduğundan dolayı, hasta ile doktor arasında tam bilgi paylaşımı olmalıdır.

Hastanın Sistemik Hastalıkları

Şeker, tansiyon ve tiroid gibi sistemik hastalıklar cerrahi operasyonun icrası ve sonuçları üzerinden doğrudan etki potansiyeline sahip hastalıklar olmalarından dolayı, bu gibi sistemik hastalıklara önlem alınması ve varlıkları dahilinde operasyon planlarının oluşturulması şarttır.

Düzenli Kullanılan İlaçlar

Düzenli kullanılan ilaçlar genelde vücutta yer edinmiş, cerrahi ya da ilaçlı tedavisi tamamen mümkün olmayan hastalıklar için kullanıldıklarından dolayı, bu hastalıklar varlığı dahilinde cerrahi operasyon planlarının oluşturulması gerekmektedir. Operasyon dahilinde ilaçların kullanılıp kullanılmayacağının, eğer kullanılacaksa hangi dozlarda kullanılacağının meme kanseri ameliyatı öncesinde belirlenmesi şarttır.

Anesteziye Uygunluk

Meme kanseri ameliyatları genel anestezi altında yapılan operasyonlardır. Bu operasyon sürecinde ağrı ya da acı hissedilmemesi amacıyla zerk edilen anestezik ilaçların vücutta ne gibi etkiler doğuracağının önceden bilinmesi amacıyla, anestezi uzmanları tarafından, ameliyata girecek hastaya anesteziye uygunluk testleri yapılmaktadır. Bu testin sonuçlarına hangi dozlarda anestezik ilacın kullanılacağı belirlenmektedir.

Ameliyata Hazırlık

Cerrahi operasyonun başarılı şekilde icra edilebilmesi için vücudun kan değerlerinin kabul edilebilir düzeylere çekilmesi ve bu değerleri bozabilecek şeylerden uzak durulması gerekmektedir. Operasyondan önce uzun süreli perhizler uygulanabileceği gibi eğer doktor tarafından uygun görülürse operasyondan kısa süre önce kan değerlerini bozabilecek etmenler kesilebilir.

Sigara ve Alkolün Bırakılması

Kanser oluşumunda risk faktörü olarak değerlendirilen iki zararlının operasyondan önce değil, kanser teşhisiyle birlikte bırakılması gerekmektedir. Ancak böyle bir durumun söz konusu olmadığı hastalarda sigara ve alkol operasyondan yaklaşık üç hafta önce tamamen bırakılmalıdır. Meme kanserinin barındırdığı tekrarlama riski de düşünüldüğünde, operasyondan sonra da bu iki zararlıya tekrar başlamak tavsiye edilmemektedir.

Yeme İçmenin Kesilmesi

Operasyondan önceki gece son yemek yenilmeli ve operasyon aç girilmelidir. Yiyeceklerle alınanlar kan değerleri üzerinde saptırıcı etkiye sebep olabileceklerinden dolayı, bu kurala kesin şekilde uyulmalıdır.

Düzenli İlaçların Bırakılması

Kullanılması mecburi olan ilaçlar dışında tüm ilaçların tamamen bırakılması gerekmektedir. Kullanılması zorunlu olan ilaçlar ise doktor tavsiyesine göre kullanılmalı, dozu doktorun belirleyeceği sınırlar dahilinde kalmalıdır.

Meme Kanseri Ameliyatı Sonrası

Ameliyatın başarılı şekilde icra edilmesi büyük bir başarı da olsa ameliyattan sonra kritik bir dönem söz konusudur. Kişi bu süreçte ortaya çıkabilecek yan etkilere, komplikasyonlara karşı hazırlıklı olmalı; bu gibi durumların ortaya çıkmaması için ise bazı hususlara azami özeni göstermelidir. Meme kanseri, tekrarlama riski olan bir hastalık olmasından dolayı düzenli kontroller de ameliyat sonrası hayatın bir parçası haline gelecektir.

Risk ve Komplikasyonlar

Günümüzde gelişen tıbbi teknikler sayesinde yapılan ameliyatlar minimum kesi – maksimum fayda esasına göre icra edildiğinden dolayı, cerrahi kaynaklı risk ve komplikasyonlar minimize edilmiş durumdadır. Kanser hücrelerinden kaynaklanan risk ve komplikasyonların ortadan kalkması ise başarılı bir operasyon planlaması ve icrası ile ancak mümkün olabilmektedir.

Kanserin Tekrarlaması

Operasyon icra edilirken amaçlanan temel nokta kanserli hücrelerin tamamen ortadan kaldırılmasıdır. İster koruyucu meme cerrahisi, isterse mastektomi olsun amaç sabittir. Bu amacın gerçekleştirilmesi için kanserin bulunduğu en ufak bölgeler dahi temizlenmekte ve operasyon sonrası hastanın vücudunda kanserli hücre bırakılmamaktadır. Ancak çeşitli sebeplerden ve kanserin doğasından ötürü tekrarlama riski her zaman bulunmaktadır. Hastaların tekrarlama riskine karşı morallerini yüksek tutmaları her zaman fayda bir eylem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Damar Tıkanıklığı

Doğrudan cerrahi müdahalenin bir sonucu olarak değil de kemoterapi ilaçlarının sonucu olarak damar tıkanıklığının ortaya çıkma riski bulunmaktadır. Bu riskin tetiklenmesini sağlayan birkaç faktör mevcuttur. Kanserin hangi evrede olduğu, hangi dozda kemoterapi ilacı kullanıldığı gibi. Önemli olan husus kemoterapiyi ve kemoterapi ile elde edilen sonuçları sıkı şekilde takip ederek, operasyonla elde edilen başarıları koruma altına almaktır.

Kanama

Meme kanseri operasyonları icra edilirken açılan kesiler kanserin hangi bölgede ve evrede bulunduğuna göre değişiklik göstermekle birlikte minimal seviyede tutulmaktadır. Kesilerin ufak olmasından kaynaklı kanama riski minimalize edilmiş durumdadır. Hastanın hareket kabiliyetinden kaynaklanan dikiş atmaları dışında kanama riski mevcut değildir.

Göğüsten Akıntı Gelmesi

Operasyon öncesinde kanser hücrelerinin etkisiyle meme başından akıntı gelmesi durumu söz konusu olabilmektedir. Eğer operasyonla birlikte meme başı korunacak şekilde operasyon gerçekleştirilmiş ise sonrasında akıntı riski mevcut değildir.

Enfeksiyon Riski

Her cerrahi operasyonda olduğu gibi meme kanseri ameliyatında da enfeksiyon riski bulunmaktadır. Ancak hijyen koşullarına azami özen gösterilerek bu risk en alt seviyelere indirilebilir. Ayrıca enfeksiyonun operasyon bölgesinde baş göstermesi sonrası antibiyotik tedavileriyle bu problemin üstesinden gelmek mümkündür.

Pıhtı Oluşumu

Kemoterapi ilaçlarından kaynaklanan riskler arasında pıhtı oluşumu da mevcuttur. Pıhtı oluşumunun gözlemlenebilmesi için kemoterapi ilaçlarının üst dozlarda verilmiş olması gerekmektedir. İdeal seviyelerde kullanılan kemoterapi ilaçları sonrası pıhtı oluşma riski düşüktür.

Metastaz

Meme kanserinin invaziv olması halinde yayılma riski her zaman mevcuttur. Özellikle koltuk altı lenflerine sıçrayan kanserlerin tüm vücuda yayılma ihtimali bulunmaktadır. Ancak başarılı bir temizlikten sonra metastaz riski minimum seviyelere indirilmektedir. Lenf bezlerinin, operasyon anında veya sonrasında alınan örnekler aracılığıyla kontrol edilmesi, metastaz riskinin azaltılması için önemli bir adımdır.

Yan Etkiler

Her cerrahi operasyon sonrası olduğu gibi meme kanserinin ortadan kaldırılması amacıyla yapılan cerrahi operasyondan sonra da çeşitli yan etkilerin ortaya çıkması muhtemeldir. Bu yan etkilerin kaynağı doğrudan hasta olabileceği gibi kemoterapi/radyoterapi ya da operasyonun başarısız icrası olabilir. Önemli olan operasyonun başarılı şekilde geçmesi ve yan etkileri ortaya çıkarabilecek aşırı durumlardan kaçınılmasıdır.

Ameliyat Bölgesinde Hassasiyet

Operasyondan sonra kısa süreli olarak operasyon bölgesinde hassasiyet oluşabilir. Anestezi etkisinin tamamen ortadan kalkması sonrasında bu hassasiyet de yok olacaktır.

Ameliyat Bölgesinde Ağrı

Operasyon genel anestezi altında hastanın ağrı ya da acı hissetmeyeceği şekilde uygulanır. Operasyondan sonra da hastanın ağrı ya da acı hissetmemesi için güçlü ağrı kesiciler verilir. Ağrı kesicilerin dozlarının düşürülmesiyle hafif şiddetli ağrı hissedilse de bu bir – iki günle sınırlı kalmakta, sonrasında hasta tamamen normal hissetmektedir.

Katı Gıda ile Beslenme

İleri evre meme kanseri teşhisi sonrası meme kanseri cerrahisi uygulamalarında meme ve göğüs bölgesiyle birlikte eğer sıçramış ise yemek borusuna da müdahale edilebilmektedir. Böyle bir durumun olmadığı cerrahilerde ise hastanın ilk günün ardından katı yiyecek tüketmesinde herhangi bir sakınca yoktur.

Şişlik

Operasyonun icra edildiği bölgede saatlerle ifade edilebilecek sürelerde şişlik oluşma ihtimali mevcuttur. Hastada anestezinin etkisinin geçmeye başlamasıyla birlikte şişlikler de tamamen yok olacaktır.

Kızarıklık

Şişliklerle eş değer zamanda eğer oluşmuş ise kızarıklıkların ortadan kalkması söz konusudur. Şişlik ve kızarıklık vücudun cerrahi müdahaleye verdiği doğal tepkilerdir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Operasyonun sonuçların korunabilmesi ve yan etki ile komplikasyon riskinin azaltılabilmesi amacıyla operasyonu takip eden süreçte hastanın dikkat etmesi gereken bazı noktalar mevcuttur. Bu noktalara gösterilen azami özen hem hastanın sonraki sosyal yaşamını hem de meme kanseri ameliyatının başarılı sonuçlarını koruyacaktır.

Cinsel İlişkiye Ara Verme

Operasyondan sonra kanama riskinin ortadan kaldırılması ve vücudun normal değerlerine dönebilmesi amacıyla cinsel ilişkiye bir ay kadar ara verilmesi tavsiye edilmektedir. Bir ayın sonunda tekrar cinsel ilişkiye girilebilir.

Sıvı Gıda ile Beslenme

Operasyondan hemen sonraki birkaç gün katı gıdalar tavsiye edilmez. Taburcu olduktan sonra ise hastanın eğer yemek borusuna müdahale edilmemişse katı yiyecekler tüketmesinde herhangi bir sorun yoktur.

Yeterli İstirahat

Meme kanseri ameliyatının amacı kanseri tamamen ortadan kaldırmak ve tekrarlamasını engellemektir. Moral ve istirahat kanserin tekrarlamaması için anahtar kelimelerdir. Sadece operasyondan sonra değil, operasyonu takip eden uzun bir süreç boyunca moral yüksek tutulmalıdır. Ayrıca vücut yeteri kadar dinlendirilerek yorgunluktan uzak tutulmalıdır.

Meme Bölgesi Travmalarından Kaçınma

Ameliyat sonrası hassaslaşan meme bölgesinin, dokusuna ve durumuna zarar verebilecek şiddette travmalardan uzak tutulması gerekmektedir. İlk evrede dikişler üzerinde olumsuz durum oluşturabilecek bu travmalar ilerleyen zamanlarda ise iyi huylu kitle oluşumuna sebep olabilmektedir.

Önlemler

Cerrahi operasyon sonrası meme kanserinden kurtulan hastalar ilerleyen süreçte ise kanserin tekrarlamaması için çeşitli önemler almalıdır. Bu önlemler yine el ile muayene, mamografi olarak adlandırılabilir. Kanser öncesi döneme gören artan sıklıkta bu tip önlemlerin alınması herhangi bir tekrar durumunun anında fark edilebilmesi için önem arz eder.

Periyodik Doktor Kontrolü

İki aylık süreler halinde düzenli doktor kontrolü, kanserin tekrarlama riskinin azaldığı dönemlere değin devam eder. Bu süreçte aksatılmaması gereken en önemli husus doktor kontrolleridir.

Düzenli Mamografi

El ve doktor muayenesinin tespit edemeyeceği küçüklükteki kanser tekrarlamalarının tespiti için altı aylık periyotlar halinde mamografi çektirilmesi gerekmektedir.

Emzirme Sürecinde Doktora Danışma

Bebek emzirme süreci de bir çeşit meme travması olabileceğinden ötürü bu sürecin sağlıklı şekilde atlatılabilmesi için uzman doktor danışmanlığı altında yürütülmesi şarttır.

Sık Sorulan Sorular

Hastalığın başlangıcından cerrahi müdahale sonrası bitişine kadar tüm sürecin anlatılmasından sonra hastaların aklına takılması muhtemel bazı spesifik soruların cevaplandırılması gerekmektedir.

Meme Kanseri Ameliyatında Memenin Tamamı Alınır Mı?

Meme kanseri ameliyatında yöntem olarak birkaç farklı tür bulunmaktadır. Ameliyat yönteminin seçilmesi ise kanserin hangi evrede olduğuna ve hangi özellikleri taşıdığına bağlıdır. Cerrahi operasyonlarla amaçlanan olabildiğince az meme dokusunu alarak kanseri ortadan kaldırmaktır. Günümüzde artan sıklıkta kullanılan koruyucu meme cerrahisi ile de bu amaçlanmaktadır. Mastektomi yani memenin tamamen alınmasına gerek kalmadan kanserin yok edilmesi amaçlanmaktadır. Sonuç olarak; kanserin türüne ve evresine göre değişmekle birlikte olabilecek en estetik şekilde meme dokusu korunmaya çalışılmaktadır.

Meme Kanseri Ameliyatı Kaç Saat Sürer?

Operasyonun kaç saat süreceği kanserin bulunduğu bölgeye, evreye, yayılım durumuna ve seçilen yönteme göre değişmektedir. Ortalama olarak bahsetmek gerekirse koruyucu meme ameliyatları bir – iki saat arası, radikal mastektomi ameliyatları ise iki – üç saat sürebilmektedir. Kanserin başka bölgelere sıçrayıp sıçramamış olması da bu süreyi uzatabilmektedir. Ayrıca operasyon sırasında koltuk altı lenf bezlerinden örnek alınıp alınmayacağı, radyoterapinin uygulanıp uygulanmayacağı, protez uygulamasının yapılıp yapılmayacağı da sürenin belirlenmesinde önemlidir.

Meme Kanseri Kaç Yaş Aralığında Sık Görülür?

Meme kanserinin görülme sıklığı menopoz sonrasın dönemle artmakla birlikte genelde 20 ile 45 yaş arasında sıkça rastlanmaktadır. Meme kanserine yakalanma oranı ile kadın vücudunun östrojene maruz kaldığı süre arasında doğru orantı bulunmaktadır. Erken adet görenler ile geç menopoza girenler en büyük risk grubu olarak adlandırılabilir.

Meme Kanserinin Nedenleri Nelerdir?

Meme kanserinin nedenleri tam olarak belirlenemese de genel olarak genetik faktörler ile östrojen miktarı ve östrojene maruz kalma süresinin vücuda etkisi olarak sıralanabilir. Bunun dışında diğer kanser türlerinin de ortaya çıkmasına sebep olabilecek sigara, alkol gibi risk faktörleri de meme kanserinin risk faktörleri içerisinde yer almaktadır.

Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci Nasıl Olur?

Ameliyattan sonra hasta beş – altı saat içerisinde temel bedensel aktivitelerini yerine getirebilir. Protez gibi uygulamaların yapılması halinde olağandan iki gün sonra taburcu edilir. İlk haftanın sonunda ise sosyal yaşamına tamamen döner. Bu süreçten sonra ise rutin kontroller süreci başlar.

Meme Kanseri Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Meme kanseri ameliyatı genel anestezi altında açık ameliyat şeklinde yapılır. Operasyonun hedeflerine göre koruyucu meme cerrahisi veya mastektomi şeklinde yöntemler izlenebilir.

Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Meme kanseri oluşum evreleri yavaş ilerleyen bir kanser türü olmasından dolayı verdiği belirtiler de bu yavaşlıkta ilerler. Ancak dikkatli hastalar tarafından düzenli kontroller sonucu ortaya çıkarılabilen belirtiler şunlardır:

Meme başında akıntı Meme cildinde yara ve kızarıklık Memede büyüme ve şekil bozukluğu Meme başı derisinde deformasyon Memede veya koltuk altında ele gelen kitle Meme derisinde ödem, şişlik, çöküntü

Mamografinin Kanser Oluşumuna Etkisi Var Mıdır?

Mamografi her kadının en az iki yılda bir yaptırması gereken görüntüleme yöntemidir. Meme kanserinin ortaya çıkarılabilmesi amacıyla kullanılan en başarılı ve pratik yöntem olarak bilinmektedir. Sistem görüntüleme için radyasyon yayar ancak maruz kalınan radyasyon ile sağlanan fayda arasındaki dengesizlikten dolayı sıkça tercih edilmektedir. Mamografinin uzun sürede kişiyi maruz bıraktığı radyasyondan dolayı kanser riski binde iki oranında artmaktadır. Bu, kanserin teşhisi için göz ardı edilebilecek kadar küçük bir miktardır.

Meme Protezi Her Yaşta Uygulanır Mı?

Hastalar arzu ettiği taktirde meme protezi her yaşta uygulanabilmektedir. Çoğu zaman meme protezleri, meme kanseri ameliyatlarıyla eş zamanlı olarak vücuda takılmaktadır. Bu yüzden isteyen hastaların öncesinde doktorlarıyla bu konu hakkında konuşmaları hem hastayı rahatlatacak hem de ameliyat yükünü azaltacaktır.

Fibroadenom Nedir?

Fibroadenom, kanserli tümörler ile sıkça karıştırılan iyi huylu tümörlerdir. Tüm kadınlarda görülme sıklığı yüzde on civarındadır. Genelde iki memede birden görülürler. Ultrasonografi ile düzenli takip edildikleri taktirde herhangi bir problem ortaya çıkarma riskleri bulunmaz. Hiçbir durumda kötü huylu tümöre dönüşmezler.

Memede Ele Gelen Her Kitle Kanser Midir?

Memede ele gelen her kitle kanser olmamakla birlikte ele gelen her kitleden sonra mutlaka doktora başvurulmalı ve mamografi testine girilmelidir. Ele gelen kitle fibroadenom ya da yağ bezesi olabilir.

Sigara ve Alkol Meme Kanserine Yol Açar Mı?

Barındırdığı zararlılar dolayısıyla sigara doğrudan kanseri oluşturan risk faktörlerinden birisidir. Diğer kanser türlerine sebep olabileceği gibi meme kanserine de sebep olabilir. Alkol ise aşırı dozlarda kullanıldığı taktirde doğrudan kansere sebep olmasa da olabilecek çeşitli faktörleri tetiklemektedir.

Doğum Kontrol Hapları Meme Kanseri ile İlişkili Midir?

Doğum kontrol hapları vücudun hormonal dengesini bozmalarından dolayı doğrudan meme kanserinin risk faktörleri içerisinde yer almaktadırlar.

Mamografi Acı Verir Mi?

Mamografi acısız bir görüntüleme tekniğidir. Bu teknik sayesinde meme kanserlerine kesin teşhisler konulabilmektedir.

Meme Kanserinde Erken Tanı İçin Doktora Hangi Sıklıkta Gidilmelidir?

Meme kanserinin erken teşhisi genelde doktor tarafından değil doğrudan hastanın kendisi tarafından yapılmaktadır. Yıllık veya iki yıllık doktor ve mamografi testleri ise tıbbi açıdan yeterli bulunmaktadır.

Kendi Kendine Muayene Ne Sıklıkla Yapılmalıdır?

Kişinin meme kanserini tespit etmek amacıyla kendini muayene etmesi gerekmektedir. Bu kontrolün süresi ise adet dönemini takip eden haftanın sonu olmalıdır. Kontroller aylık şekilde yapılmalıdır.

Ailede Meme Kanseri Olması Meme Kanseri Riskini Arttırır Mı?

Meme kanserinin oluşumunda genetik faktörler önemlidir. Ailede meme kanserinin olması sizi doğruda risk gruplarının içerisine dahil etmektedir. Ancak oluşan meme kanserlerinin yaklaşık olarak yüzde yirmi beşi genetik kaynaklıdır. Yani ailenizde meme kanseri olmasa dahi meme kanserine yakalanma riskiniz bulunmaktadır.

Fibrokistler Kansere Dönüşür Mü?

Tıbbi olarak fibrokistler hastalık olarak değil, bölgenin hormonal değişikliklere verdiği tepkiler olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden fibrokistlerin kansere dönüşme riski bulunmamaktadır.

Ameliyatta Alınan Meme Tekrar Yapılır Mı?

Kişinin isteği doğrultusunda ya kendi dokusundan ya da yapay olarak oluşturulan dokular yardımıyla memenin tekrar yapılabilmesi söz konusudur. Gelişen protez seçenekleri sayesinde eskisi kadar hatta ondan daha estetik memeler yapılabilmektedir.

Meme Kanseri Ameliyatında Koltuk Altı Lenf Bezleri Alınmalı Mıdır?

Eğer yapılan testler sonucu kanserli hücrelerin lenf bezlerine sıçramadığı tespit edilirse lenf bezlerinin alınmasına gerek yoktur. Ancak lenf bezlerine sıçrama mevcutsa bunun tedavi süreci meme kanseri tedavisinden ayrı olarak yürütülecektir.

Meme Kanseri Ne Zaman İyileşmiş Kabul Edilir?

Yaklaşık beş yıllık süreç içerisinde tekrarlama gözlemlenmez ise meme kanserinin iyileştiği kabul edilir.

Meme Kanseri Tekrarlarsa Ne Yapılmalıdır?

Meme kanseri ilk teşhis edildiğinde izlenen süreç izlenmeli yani doktora başvurulmalıdır. Tekrarladığı süreye, bölge gibi değişkenlere göre tedavi planı oluşturulacaktır.

Meme Kanseri Ameliyatı Sonrası Hamile Kalınır Mı?

Eğer doğurganlık için herhangi başka bir problem yok ise hamile kalınmasında herhangi bir sorun yoktur.

İlgili Organİlgili Bölüm
İlgili Tedavi
Mesane Kanseri Tedavisi