Lupus Hastalığı


Lupus Hastalığı

Kişinin otoimmun sisteminin vücudun sağlıklı hücrelerine karşı çıktığı hastalık. Vücut savunma sisteminin bu tarz bir saldırı ile sağlıklı hücrelerini tahrip etmesi sağlıklı dokularda hasara neden olur. Hastalık nedeniyle bu tip tahribatların şekli tahrip edilen dokuya bağlı olarak farklı şekillerde gerçekleşir. Bağışıklık sisteminin yarattığı bu tahribat antikorlar ile yapılır.

Lupus Hastalığı Hakkında

Lupus hastalığı dünya genelinde karşılaşılan bir rahatsızlık olmakla beraber sıklıkla Afro-Amerikanlar, Hispanikler ve Asyalılar da görülmektedir. Yoğunluk istatistikleri ele alındığında Avrupa kıtası ülkelerinde yaşayan 2 bin 500 kişiden birisinde lupus teşhisi yapılmış ve bu kişilerin %15’ine 18 yaş öncesinde lupus teşhisi koyulmuştur. Lupus ile ergenlik sonrası dönemde daha sık karşılaşılır. Yine istatistik verileri incelendiğinde doğurganlık dönemindeki kadınlarda lupusun ortaya çıkması daha yaygın olmakla beraber ergenlik öncesi dönemde ise erkeklerin daha sık lupusa yakalandığı biliniyor.

Lupus Hastalığı Nedir?

Kronik bir otoimmun hastalığı olan lupus, otoimmun sisteminin sağlıklı dokular ile savaşması ile komplikasyonların ortaya çıkmasıdır. Sıklıkla kan, böbrekler, deri, eklemler ve merkezi sinir sistemini etkileyen hastalık, vücudun farklı organlarında tahribata yol açmakta. Bağışıklık sistemi normal şartlar altında vücuda giren virüs ve bakterilere karşı mücadele ederken, lupusun meydana gelmesi durumunda hastanın kendi sağlıklı dokularına saldırır. Hastalığın tıp dilinde bilinen ismi “sistemik lupus eritematozus”. Bu isim 1900’lü yılların başlarında hastalığın tanımlanmasında kullanılmış olup, Yunanca ve Latince kelimelerin bir araya gelmesinden oluşur. Hastalığa ismini veren kelimelerden Lupus, Latine “kurt” anlamına gelir ve hastalığın ciltte yarattığı kurtların yüzündeki gibi kelebek şeklinde döküntülere işaret eder. Eritematozus ise Yunanca kırmızı anlamına gelir ve hastalık sebebiyle ortaya çıkan deri döküntülerinin rengine işaret eder. Sistemik kelimesi tıp tabiri olarak vücudun hastalıktan çoklu organın etkilendiğini ifade ediyor. İsmi itibariyle kendisini tanımlayan hastalıkta kişiler yaygın olarak yüz bölgesi derisinde döküntü şeklinde başlayan pullanmalar taşır. Hastalığın etkisi ile çok sayıda organ etkilenme altında kalabildiğinden alt organlarda sıklıkla teşhisi güç olur, aynı zamanda hastalığa bağlı belirtiler birçok hastalıkla ilişkili belirtileri gösterdiğinden “büyük taklitçi” ismiyle de anılır. Lupusta en sık karşılaşılan ayırt edici belirti özellikle burun dokusunda ve yanaklarda meydana gelen kelebeksi cilt döküntüsü. Her kişiye has tutulum özellikleri olan hastalığın genel belirtileri; artrit, bitkinlik, alevlenme ve cilt döküntüsüdür.

Vücudun Hangi Bölgelerini Etkiler?

Hastalık sistemik bir türde olması dolayısı ile tutulmanın hangi organda veya noktada gerçekleşeceği bilinemez. Kişiden kişiye değişen bir tutulma yönü olan lupus hastalığında en sık karşılaşılan komplikasyon hastalığın ciltteki etkisidir. Döküntüler burundan başlayarak yanaklara doğru simetrik bir şekil alır ve kurtların yüzündekine benzer bir lekelenme yaratır. Lupusun vücutta etkilediği diğer bölgeler ise; saçlar, eklemler, böbrekler, kan basıncı, beyin ve sinir sistemi, kemik iliği olarak belirlenmiştir. Az sıklıkla olmakla beraber lupusun dalak, karaciğer, bağırsak ve pankreası da etkileyebilir. Geniş bir perdede çok sayıda organda etkili olabilen hastalığın teşhisi bu nedenle zor olur ve başka hastalıklarla sıklıkla karıştırılır.

Lupus Hastalığı Türleri

Temel tabirde yaygın olarak lupus olarak anılan rahatsızlık aslında çok sayıda hastalığa işaret eden bir isimdir. Belirlenmiş olan altı rahatsızlığı içinde barındıran genel lupus kavramında; SLE, DLE, SKLE, Neonatal Lupus, İlaç İlişkili Lupus, Overlap Sendromu yer alır. Bunları sırayla tanımlayacak olursak; Sistemik Lupus Eritematozus (SLE): Lupus rahatsızlığında yer alan tanıların en büyük kısmı bu tipte yer alır ve en sık karşılaşılan lupus türüdür. Kronik Kutaneöz Lupus Eritematozus (DLE): Lupusun etkilerinin yalnızca deri komplikasyonları ile ortaya çıktığı lupus formudur. Genel anlamda yüz derisinde, saç derisinde ve bu bölgelere kıyasla daha düşük oranlı olsa da kol ve gövdede sınırlı plak şeklinde döküntülerin oluştuğu lupus tipi. Subakut Kutaneöz Lupus Eritematozus: DLE’nin belirtilerinin ortaya çıkmasının ardından %30/%50 oranında Sistemik Lupus Eritematozus’a dönüşür. Bu tip lupusta vücudun genel olarak çok sayıda noktasında sedef hastalığını andıran lezyonlar meydana gelir. İlaç İlişkili Lupus: Bu tip lupusta ciddi bir organ tutulması olmaz. Genel anlamda hidralazin, prokainamid, izoniazir ve alfa-metil Dopa türü ilaçların etkisiyle ortaya çıkar. Yalnızca bu tip ilaçlar değil çok sayıda ilaç ve kimyasal etkisiyle de lupus tutulması meydana gelebilir. Genellikle bu tip lupus, ilgili kimyasal ve ilaçların kesilmesi sonrasında tedaviler ile iyileştirilir. Neonatal Lupus: Gebelik döneminde Sistemik Lupus Eritematozus taşıyan annenin bebeğinin doğum sonrasında lupus tutulması yaşamasıdır. Sıklıkla doğum sonrasındaki 6-8 aylık süre içerisinde bu lupusun geçtiği görülür. Overlap Sendromları: En düşük orana sahip lupus tipi çakışma sendromu olarak da bilinen overlaptır. Lupus tipi hastalıkların %5lik kısmında söz konusudur ve başka bir kronik rahatsızlıkla beraber lupusa dair bulguların olması halidir.

Diskoid Lupus Eritematozus

Lupusun yalnızca deriyi etkileyen türü olarak bilinir. Bu tip lupus sıklıkla güneş ile temas halindeki cilt bölgelerinde komplikasyonlar geliştirir. Ciltte meydana gelen bu komplikasyonlar; kabarıklık, kaşıntı, kızarıklık ve kaşıntı olarak gerçekleşir. DLE tipi lupusta meydana gelen kaşınmalar aralıksız olarak günlerce devam edebileceği gibi kimi zaman aralıklı olarak yıllarca da kendisini gösterebilir. Çok düşük oranlar olmakla beraber DLE tipi lupusun SLE’ye dönüştüğü de görülmüştür. DLE’de komplikasyonların başlaması ciltte bir travmanın meydana gelmesi, aşırı güneş ışığına veya soğuğa maruz kalma, psikolojik çöküntülerle olabilir. Atrofi şeklinde küçülmelerle, skarlaşma ve pigment değişiklikleri ile iyileşmesi söz konusudur. DLE’de cilt dışında bir organ tutulumu genellikle olmaz ancak %10 ihtimalle SLE’ye geçişin yaşaması da mümkün.

Sistemik Lupus Eritematozus

Lupus hastalığının en sık karşılaşılan türü olmakla beraber hastalığın tüm olgularını içerisinde barındırır. Lupus hastalarının %70’i SLE ile karşı karşıyadır. İlk defa 1833 senesinde Biett (Fransız Dermatolog) tarafından kronik dermatoloji rahatsızlığı olarak tıp literatürüne girmiştir. SLE’nin bulguları arasında ateşlenme, ciltte döküntüler, vücut eklemlerinde şişlik ve ağrılar yer alır ve merkezi sinir sistemi, akciğer ve böbrek gibi organlarda tutulma şeklinde gelişebilir. Genel anlamda hastalarda spesifik kabul edilmeyen belirtiler baş gösterir. Bunlar; kilo yitimi, kas ağrısı ve alevlenme olarak sıralanır. Organlara dayalı veya nörolojik semptomlar da genel olarak lupusun belirtileri arasında yer alır. Uzun süre örtülü ataklarla semptomlarını ortaya koyan rahatsızlık, enfeksiyon taklidi yapabilir. Hastalığın genetik olarak yatkınlığının olduğu yapılan istatistik çalışmaları ile ortaya konulmuştur ve bu anlamda aile bireylerinde ve ikizlerde lupus taşıyan bir kişi olması durumunda, diğer bireylerin de bu rahatsızlık ile karşılaşma olasılığının olduğu biliniyor.

Lupus Hastalığı Tedavisi

Lupus hastalığının tedavi süreci tutulmalara bağlı olarak şekillenir ancak hastalığın alevlenmesinden korunmak amacıyla alınacak önlemler tüm tedavilerde etkinliği arttırmak adına oldukça önem arz eder. Bu anlamda güneş ışınlarından korunmak, enfeksiyon riskinden uzak durmak ve hatalığı tetikleyebilecek ilaç ve kimyasallardan kaçınmak tedavinin etkinliğinde önemli rol oynar. Hastalığın tedavisinde sıtma ilaçları, siklofosfamid, klorambusil, azatioprin, ritiksumab, belimumab gibi monoklonal ilaçlar kullanılır.

Hafif Lupus

Lupus hastalığı kişiden kişiye değişen bir yapıda olabilir. Bu anlamda kimi vakalarda hastalığın şiddetli alevlenmeler ve tutulmalarla seyrettiği gözlemlenebilirken bazı hastalar lupus olgularını kısa sürede hafif etkilerle tamamlar. Genel anlamda lupusun belirgin tutulmalarının ciltte meydana geldiği ve komplikasyonların kısa sürede ortadan kalktığı durumlar hafif lupus olarak tanımlanır. Kısa süreli tedaviler ve rahatsızlığa ilişkin doktor önerisi ile alınan önlemler kısa sürede iyileşmeyi sağlar.

İlaç Tedavisi

Lupusun iyileştirilmesinde oral yoldan alınan ilaçlar ile birlikte kortikosteroid kremler kullanılır. SLE hastalığının belirtileri yaygın olarak iltihap ile ilişkili olduğundan tedavi ile iltihap azaltıcı etkiler hedeflenir. Bu yönden hastalığın tedavisinde Nonsteroid Anti-inflarmatuvar etkili ilaçlar tercih edilerek iltihaplar ile mücadele edilir. Ayrıca sıtma ilaçları da SLE’nin tedavisinde sıklıkla başvurulan tedavi yöntemidir. Sıtma ile SLE arasında ortaya konulan bir bağlantı olmamasına rağmen sıtma ilaçları ile SLE’nin belirtileri arasında yer alan güneş hassasiyeti, deri döküntüleri kontrol altına alınabilir.

NSAİİ

Nonsteroid Antiinflarmatuvar ilaçlar ile genel olarak artritlerin giderilmesi amaçlanır. Artrit, eklemlerde etkili olan iltihaplı komplikasyonlardır. NSAİİ grubundaki ilaçlar iltihap giderici ve ağrı kontrolü etkili olduğundan lupus hastalığının iltihap etkili seyrini ve tutulmalarını engellemede etkilidir. Ibuprofen ve naproksen türü ilaçların yer aldığı bu grup sıklıkla kısa süreyle hastalara reçete edilir ve artritin giderilmesi ile ilaçların dozajı düşürülerek kesilir.

Antimalaryal İlaçlar

“Kinin” ismi ile bilinen bu ilaç grubu sıtma ile mücadelede kullanılmakta. Klorokin ve hidrosiklorokin ilaçlar ciddi yan etkileri olmayan ve modern dönemde sıtma dışında birçok hastalığın tedavisinde etkin olarak tercih ediliyor. Bu tip ilaçların SLE hastalarında kullanımında güneş hassasiyeti ve ciltte meydana gelen döküntüler kontrol altına alınmada etkili ve SLE’de gerçekleşen otoimmun anormalliklerini düzenlemekte.

Güneşten Korunma

Cildin güneş ışığına uzun süre maruz kalması durumu ile deri lezyonlarının meydana gelmesi ve SLE’ye bağlı alevlenmelerin ortaya çıkması olası. Hastalığın kontrol altında tutulabilmesi için güneş ışığından ve yansımalarından yoğun olarak kaçınma gerekir. Dışarıda vakit geçirilmesi gereken durumlarda mutlaka yüksek koruyucu özelliği olan güneş kremleri ile vücudun açık bölgeleri koruma altına alınmalıdır. Güneş kremi ile açık bölgeler tamamen kaplandıktan sonra etkili olabilmesi için 20-30 dakika süre ile kuruma ve nüfuz etmenin beklenmesi gerekir. Ultraviyole ışınların tetiklediği cilt lezyonlarının lupusu hareketlendirmesinin önüne geçmek için ayrıca bulutlu günlerde dahi şapka, uzun kollu giysiler tercih edilmeli. Ayrıca ev içinde kullanılan çeşitli aydınlatıcılar ve teknolojik cihazların yaydığı ışıklar cilt hassasiyetini hareketlendirebildiğinden UV filtreli aydınlatıcıların kullanılması ve uzun süre teknolojik cihazlardan yansıyan ışığa maruz kalınmaması önerilir.

Egzersiz

Hafif lupusun yaygın olarak ortaya çıkardığı belirti eklem ağrısıdır. Artrit olarak tanımlanan eklem iltihaplanmalarından kaynaklanan ağrıların giderilmesi ve iltihabın iyileştirilmesi için egzersiz yapılması oldukça önemlidir. Eklem bölgelerinin çalıştırılması ve kasların aktifleştirilmesi lupus kaynaklı artritlerin giderilmesinde oldukça etkili ve ilaç tedavilerinin etkinliğinde oldukça destekleyici.

Ağır Lupus

Sistemik lupus tutmalarının organlara verdiği hasarın seviyesi yüksek olduğunda ağır lupus tanısı ortaya konulur. Özellikle çocuklarda lupus bu şekilde ağır geçer, yetişkinlerde ise komplikasyonların etki ettiği organa da dayalı olarak ağır lupus tanısı koyulur. Ağır lupusta tedavi süreci hafif lupusa göre daha yoğun bir baskılama uygulamasıyla geçer. Kortizon tedavisi ve immunosüpresif ilaçlar ağır lupus tedavisinde tercih edilir.

Kortizon Tedavisi

Kortikosteroidler aracılığı ile lupus kaynaklı iltihaplanmaların ve ağrıların giderilmesi hedeflenir. Prednizon ya da prednizolon aracılığı ile otoimmunun aktivitelerini bastırarak SLE’nin kontrol altına alınması sağlanır. Tedavinin bu yolla izlenmesi ve uygulama dozu genel olarak hastalığın etkililiği ve etkilediği organa göre belirlenir. Kortikosteroidlerin uygulanması genel olarak ağır lupus grubuna giren ve merkezi sinir sisteminin etkilendiği, böbreklerin etkilendiği ve ağır hemolitik aneminin ortaya çıktığı durumlarda tercih edilir.

İmmunosüpresif İlaçlar

Otoimmun sisteminin sağlıklı dokulara saldırmasından kaynaklanan SLE hastalığında, hastalığın şiddeti ilerleyen boyutlarda seyrettiğinde immunosüpresif ilaçlar ile tedavi yolu izlenir. Bu ilaçlar bağışıklık sistemini baskılayıcı özelliğe sahiptirler. Sağlıklı dokulara zarar veren otoimmunun baskılanması genel anlamda da bağışıklığı pasifize etmektedir. Bu uygulama yöntemi kortikosteroidlerin yetersiz kaldığı durumlarda kortizon tedavisi ile birlikte gerçekleştirilir. İmmunosüpresif ilaçlar arasında azatiyoprin, metotreksat, mikofenolat mofetil ve siklofosfamid bulunur. Bunlardan siklofosfamid çoğunlukla merkezi sinir sistemini etkileyen lupus vakalarında hap ya da damar içi yolu ile uygulanır.

Lupus Hastalığı Nedenleri

Çok sayıda parametresi bulunan lupus hastalığının kalıtımsal risk faktörü sıklıkla dikkate alınır. Özellikle ergenlik döneminde hormonal anormallikler, yoğun mental stres, güneşe uzun süre maruz kalma, viral enfeksiyonların ve ilaçların SLE’yi tetikleyebildiği ortaya konuluyor. Otoimmun sisteminin yabancı maddelerle, sağlıklı dokuları ayırt etme kabiliyetinin ortadan kalktığı bir rahatsızlık olan lupusta çevresel faktörler de hastalığın gelişmesinde etkili olabilmekte.

Bağışıklık Sisteminin Vücudun Sağlıklı Hücrelerine Zarar Vermesi

Lupus hastalığının genel özelliği kişinin kendi savunma silahlarının kontrolünün ortadan kalkması ve bu silahların zararlı etkenlere değil aynı zamanda sağlıklı yapılara da doğrultulmasıdır. Kalıtsal özelliği bulunan, bulaşıcı olmayan ve önlenebilirliği henüz ortaya konulmamış olan rahatsızlığın kaynağı otoimmun olduğundan birçok hastalık ile karıştırılmaya da müsaittir. Bağışıklık sisteminin yaşadığı karmaşa nedeniyle hastalık ortaya çıktığında hangi organa veya noktaya odaklı olarak tutulmalara neden olacağı bilinmez. Genellikle hastalığın teşhisi komplikasyonların gerçekleşmesinden sonra ortaya konulmaya çalışılır. Belirgin semptomları haricinde alt türleri de söz konusu olan lupus hastalığının geç teşhisi veya başka hastalıklarla karıştırılması sıklıkla yaşanan bir durum.

Lupus Hastalığı Belirtileri

SLE’nin belirtileri diğer birçok hastalığın belirtileri ile benzer özelliktedir. Yakınmaların bir veya birden fazlası aynı anda meydana gelebilir veya bazı sorunlar çok uzun yıllar sonra alevlenebilir. Bu belirtilerden yaygın olanları; alevlenme, deri döküntüsü, artrit, eklemlerde iltihaplanma ve şişme, iştahsızlık, bitkinlik ve böbrek problemleridir.

Yüksek Ateş

Vücutta yüksek ateşe sebep olan çok sayıda rahatsızlık bulunduğundan bu tanı üzerinden lupusa ulaşmak ancak diğer hastalık opsiyonlarının ortadan kaldırılması ile mümkün olur. Bunun için idrar ve kan tahlili yapılarak ateşlenmeyi tetikleyen unsurlar açıklanmaya çalışılır. SLE hastalarının büyük çoğunluğunda özellikle organ tutulmalarına paralel olarak vücutta yüksek ateş görülür.

Deri Döküntüsü

Lupus hastalığının tüm türlerinin en yaygın özelliği ciltte yarattığı döküntülerdir. SLE ve DLE rahatsızlıklarında özellikle güneşe maruz kalan cilt bölgelerinde kırmızı plaklar halinde döküntüler meydana gelir. Yine lupusun belirgin semptomlarından birisi de burundan başlayarak yanaklara doğru yayılan kelebek biçimli kırmızı döküntüdür.

Eklem Ağrıları

İltihaplı bir hastalık olarak kendisini belli eden lupusun etkisiyle eklemlerde meydana gelen iltihaplanmalar ağrılara neden olur. Artrit olarak tanımlanan bu durum ile özellikle el, kol, bacak, dirsek ve diz bölgelerindeki eklemlerde şişmeler ve ağrılar olur. Ağrı eklemler arasında hareketlilik gösterebilir veya paralel olarak vücudun iki bölgesindeki benzer noktalarda etki edebilir.

Eklemlerde Şişme

Artrit kaynaklı olarak lupusun eklemlerde iltihaplanmaya neden olması bu bölgelerde şişliklere sebep olur. SLE hastalarının büyük çoğunluğunda teşhis edilen bulgular eklem şişliklerinin dikkate alınması gereken bir semptom olduğunu ortaya koyar.

Eklem İltihabı

Lupus hastalığına tutulan kişilerin %90’ında kas ve eklem ağrısı tanıları görülür. Bu durumun nedeni SLE kaynaklı olarak eklemlerde iltihaplanmanın oluşmasıdır. Bu durumlarda lupus artritini gidermek adına ibuprofen ya da naproksen ilaç tedavisine başvurulur.

İştah Kaybı

İmmun sisteme dayalı birçok hastalığın belirtileri arasında iştah kaybı bulunur. Beslenme bozukluğunu tetikleyen ve iştah kaybına yol açan lupus, kendisi ile mücadele etmekte olan otoimmun sistemini de zayıflatır.

Aşırı Yorgunluk

Kişide yorgunluk durumunun gözlenmesi lupus hastalığında sıkça karşılaşılan bir durumdur. Lupus nedeni ile meydana gelen yorgunluğun nedeni ise tam olarak ispatlanamamıştır. Uzmanlar, lupus ile birlikte kendisini belli eden yorgunluğun sebebini başka rahatsızlıklarla ilişkilendirmeye odaklı çalışmalar ortaya koyuyorlar. Bunlar arasında yorgunluk durumu ile sıkça karşılaşılan sorun ise tiroid ve kansızlık problemleri oluyor.

Böbrek Problemleri

SLE’nin sıklıkla tutulmaları böbreklerde olmakta. Böbrek tutulumunda tutulmanın ağırlık derecesi değişkenlik gösterir. Lupusta böbrek tutulmasının olup olmadığı kimi zaman kişi tarafından fark edilmez veya rutin muayenelerle tespit edilemez ancak kan ve idrar tahlilleri ile böbrekte tutulmanın olduğu ortaya konulabilir.

Lupus Hastalığı Teşhis ve Tanı Yöntemleri

Araştırmaların ortaya koyduğu bilgilere bakıldığında saptanmış olan lupus türlerinin birçoğu belirgin tutulmaları ile kendilerini ortaya koymadıklarında ancak tahliller neticesinde diğer hastalıkların elenmesiyle tespit edilebilir. Bu anlamda kan ve idrar tahlillerinden elde edilen sonuçlar ile rahatsızlığın etkileri arasındaki ilişki doğru konulmalı ve takibi yapılmalıdır. SLE’nin tanısının koyulmasında hastalığın beraberinde getirdiği 11 tanıdan 4’ünün yerine gelmesi gerekir. Bu tanılar hastalığın belirgin semptomlarıdır.

Kan Testi

SLE’nin teşhis edilmesinde kan tahlili önemli rol oynar. Hastalığın organ tutulmalarına sebep olan etkenlerinin saptanmasında kan tahlillerinin sonuçlarının değerlendirilmesi ve uygun testlerin yapılması önem arz eder. Bu yönden yapılabilecek olan tahliller; Anti-Nükleer Antikor (ANA): Lupus hastalarının çok büyük kısmında ANA testinin sonucu pozitif olur. Bazı sağlıklı kişilerin de ANA testinin pozitif çıkması olası olduğundan sonuç itibariyle doğrudan hastalık tanısı konulmaz.

Anti Çift Zincir DNA Testi: Bu test sonucunun pozitif olması halinde hastaya lupus teşhisi konulması olasılığı büyük oranda artar. Testin sonucunun tekrar ölçümlenmesi halinde bir artış saptanması hastalığın ilerlediğine delalet eder. Hastalık tanısı konulduktan sonra belirli aralıklarla Anti-dsDNA testinin tekrarlanması ve kıyaslanması gerekir.

Anti-Ro Antikor Testi: Test sonucunun (+) çıkması durumunda sıklıkla Raş adı verilen ciltte kuruluk bulguları ile ortaya çıkan Sjögren Sendromu’nun hastalıkla birlikte baş göstermesi beklenir. Hamilelik sürecinde bu antikorlar anneden bebeğe aktarılabildiğinden, hastanın gebelik halinde iyi takip edilmesi gerekir. Antifosfolipid Antikor Testi: Test sonucunun pozitif olması durumunda damarlarda pıhtı oluşması ve gebelikte düşük ihtimali artar.

İdrar Testi

Hastalığın özellikle böbrek tutulmasına sebep olduğu durumlarda idrar testinin önemi büyüktür. Kan tahlili aracılığıyla idrardaki kırmızı kan hücreleri ve protein seviyesi ölçülerek hastalığın saptanması sağlanır.

Lupus Hastalığı Risk Faktörleri

Lupus hastalığının dağılım sıklığı ele alındığında çeşitli risk faktörleri tespit edilmiştir. Bunların arasında ağırlıklı olarak cinsiyet faktörünün öne çıktığı görülmekte. Diğer faktörler ise; stres, bazı ilaçların kullanımı, bazı enfeksiyonların etkisi, güneş ışını etkisi ve sigaradır.

Cinsiyet

Lupus hastalığının saptanma sıklığı ele alındığında dünya genelinde hastalığın kadınlarda daha sık görüldüğü ortaya konulur. Kadınlarda lupusun meydana gelme olasılığı erkeklere göre 9 kat daha fazladır.

Stres

Birçok akademik çalışmada ortaya konulan veriler stresin doğrudan olmasa dahi dolaylı yoldan lupusa etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Stres faktörü vücutta otoimmun sistemi dahil olmak üzere birçok organ ve hücreye olumsuz etki oluşturur. Öte yandan hastalığın cilt tutulmalarına sebep olduğu durumlarda kişiler karşılaştıkları psikolojik olumsuzluklar nedeniyle stres yapabilirler ve bu durum hastalığın çarpanını da arttıracaktır.

Bazı İlaçlar

İlaçların etkisi ile meydana gelen lupus hastalığı, bazı reçeteli ilaçların uzun vadede kullanımı ile kendisini gösterir. Bu etkiyi yaratabilecek ilaç sayısı ve grubu çok fazla olmakla beraber hastalıkla en sık ilişkilendirilenler; antipsikotik klorpromazin, hidralazin izoniyazid, prokainamiddir. Bu ilaçları kullanan kişilerde çok düşük olasılıkla lupus görülmekte. İlaç tedavisi bu süreçte en uzun birkaç yıla kadar daha devam ettirilir.

Bazı Enfeksiyonlar

Lupus ile ilişkili bir virüs olan Epstein-Barr virüsü neredeyse tüm insanların yakalandığı bir virüstür. Alevlenme ve boğaz ağrısı bulguları ortaya çıkarır ve ilk etkisi ortaya çıktığında yeniden aktif hale gelmediği müddetçe otoimmun sisteminde etkisizleşir. Kimi zaman tespiti mümkün olmayan sebeplerle Epstein-Barr virüsü enfeksiyon yarattığında lupus meydana gelmesine sebep olabilir.

Güneşin Zararlı Işınlarına Maruz Kalma

Lupus hastalığının sıklıkla karşılaşılan belirtisi cilt tutulmaları olup çeşitli bölgelerde meydana gelen döküntüler görülür. Büyük kısmı burun etrafında beliren kelebek şeklindeki döküntülerdir. Hastalığın aktifleşmesi ve tutulmaların etkinlik göstermesinde güneşin zararlı etkilerinin önemli role sahip olduğu biliniyor. Bu anlamda vücudun güneş ile temasta bulunan noktalarının güneş kremi ile korunması ve genel anlamda güneş ışınlarına maruz kalınmaması hastalığın alevlenmemesi ve semptom göstermemesinde önemlidir.

Sigara

Sigara kullanımı doğrudan hücrelerle ve kanla zararlı maddelerin temasını sağlar. Ayrıca pıhtılaşma ve hücre ölümünde etkisi olan sigaranın lupus ile dolaylı ilişkisi de buradan çıkar. Lupus hastalığı sinsi bir rahatsızlık olduğundan aktivitelerini tetikleyen benzer bir rahatsızlık ortaya çıktığında kendisi de alevlenir. Bu anlamda sigaranın lupusa etkisi oldukça fazladır. Genel anlamda günlük sigara tüketim miktarı ve sigara kullanımı ile kötü yaşam tarzı SLE hastalarında önemli bir risk faktörüdür.

Lupus Hastalığı Komplikasyonları

SLE hastalarında meydana gelen inflamasyon, SLE sistematik bir rahatsızlık olduğundan çok sayıda organda tutulmaya neden olabilir. Ancak sıklıkla ağır iltihaplanmalar, böbrek ve beyin hastalıkları lupusta görülen ağır komplikasyonlardır ve dikkatli takip edilmesi gerekir.

Ciddi İltihaplanmalar

SLE hastalığı genel anlamda vücudun çok sayıda bölgesinde iltihaplanmaya neden olabilir ve bu durumun şiddeti ve nasıl etki ettiği kişiden kişiye değişir. Akciğer, kalp ve karın zarında iltihap, mide ve bağırsak iltihaplanması ile böbrek iltihaplanması lupusta görülen iltihaplanma türleridir. Bu iltihaplanmaların saptanması ile birlikte tetkikler yapılarak SLE’nin tanısı koyulur.

Beyin Hastalıkları

SLE’de beyin tutulması durumu en riskli komplikasyonlardan birisidir. Sinsi bir hastalık olması sebebi ile SLE’nin geç tespit edilmesi ve beyin tutulmasına neden olması hayati tehlikeler doğurabilir. Tutulmaların en sık görülen belirtisi baş ağrısıdır. SLE tespit edilmiş ise bu ağrılara yönelik tedavilere başvurulur. Daha ağır seviyelerde ise epilepsi nöbetleri ve psikoz durumları ile karşılaşılabilir. Öte yandan aile öyküsünde eğer kalıtsal kalp-damar hastalıkları görülüyorsa tutulmalara paralel olarak inme ihtimali de doğabilir.

Böbrek Hastalıkları

SLE’nin en yaygın karşılaşılan tutulmaları böbreklerde görülür. Böbrek tutulmalarında erken teşhisin rolü çok önemli. SLE tanısı konulduktan hemen sonra mutlaka kan ve idrar tahlilleri ile hastalığın böbrek tutulumu yönünden takibi yapılmalıdır. SLE kaynaklı olarak böbrek tutulumu söz konusu olduğunda hastalarda genel olarak; el ve bacaklarda ödem ve hipertansiyon gibi semptomlarla karşılaşırlar. Böbrek tutulması tanısının konulması için böbrek biyopsisi yapılmalıdır ve tedavi süreci elde edilen tahlil ve biyopsi sonuçlarına göre izlenmelidir.

Lupus Hastalığı Nasıl Önlenir?

Lupus hastalığının tamamen giderilmesini sağlayacak bir tedavi ne yazık ki bulunmamakta. Ancak hastalığın alevlenmesinin önüne geçmek adına dikkat edilebilecek unsurlar vardır. Bu risk faktörlerine karşı dikkatli olan bireylerde lupus tutulmalarının alevlenme ihtimali düşüktür.

Güneşten Korunma

SLE’nin yaygın tutulmaları ciltte olduğundan cildi çeşitli travmalara ve güneşin zararlı ışınlarından koruma, hastalığın alevlenmesinin önüne geçmede önemlidir. Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmamak ve bulutlu havalarda dahi olsa yüksek koruyuculu bir güneş kremini vücudun açık bölgelerine uygulamak lupusun alevlenmesini engelleyecektir.

Sigara İçmeme

Sigara vücutta çok sayıda olumsuz etkiyi aynı anda tetiklemekte. Sigara kullanan kişilerde kanda pıhtılaşma ve hücre ölümü olur. Ayrıca vücut rejenerasyonunu zayıflatan sigara faktörü, otoimmuna da olumsuz etki eder. Bu anlamda sigara kullanan kişilerde lupusun alevlenmesi ihtimali, sigara kullanmayanlara göre daha fazladır.

Sık Sorulan Sorular

Hastalık Tehlikeli midir?

SLE hastalığı tehlikeli bir hastalıktır. Sinsi olarak seyreden tutulmalarla çeşitli organlarda ciddi deformasyonlara sebep olabilir. İltihaplanmalarla seyreden bu süreçte vücudun birden fazla organında zamanla işlevsellik kaybına dahi sebep olabilir.

Hastalığın Kesin Bir Tedavisi Var Mı?

Günümüzde halen lupus hastalığının tedavisi yoktur. Hastalık tüm vücutta etki edebilen bir yapıya sahip olduğundan kaynağı ve alevlenmesi de çoğunlukla belirlenememekte. Ancak hastalığın etkilerini hafifleten, tutulmaları önleyen ve hastalığın alevlenmesini önleyen tedavi yöntemleri gelişmiştir.

Hastalık Geçici Midir?

Lupus hastalığı kroniktir ve her ne kadar tüm etkileri ortadan kaldırılsa da bir süre sonra yeniden alevlenebilmesi ihtimali daima vardır.

Hastalık Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Lupus hastalığının tedavi edilmemesi durumunda tutulmanın söz konusu olduğu organda ilerleyen iltihaplanma ciddi hasarlara neden olabilir. Hastalığın etkilerinin özellikle kalp, akciğer ve beyni etkilediği durumlarda organ zarında sıvı birikmesi organların çalışma düzenini bozar. Bu anlamda lupus tedavi edilmemesi halinde ölümcül boyutlara da ulaşabilir.

Hastalığın Bitkisel Yöntemlerle Tedavisi Mümkün Mü?

Lupusun tedavisinde bitkisel yöntemlere başvururken dahi mutlaka hastalığın muayeneleri aksatılmamalı ve doktor tavsiyelerine uyulmalıdır. Ancak beslenme açısından lupusun alevlenmelerini azaltabilecek etkenlerin olduğu da söylenebilir. Vücudun güçsüz düşmesine neden olan ve alevlenmelere neden olan lupusun bastırılmasında doğal ve dengeli beslenme çok önemli rol oynar. Vitaminlerin, amino asitlerin ve Omega 3-6 yağ asitlerinin alınması hastalığın alevlenmesini bastırmada etkili olacaktır.

Lupus Hastalığı Şüphesiyle Hangi Kliniğe Gitmeliyim?

Lupus hastalığı genel anlamda romatizmal bir hastalık olarak kabul edildiğinden (eklem iltihaplanmaları baz alındığında) bu hastalığa Romatoloji ve Fizik Tedavi bölümlerinde müdahale gerçekleştirilir ancak hastalığın tanısını koymada Dahiliye ve Dermatoloji birimlerinden de destek alınabilir.

Lupus Hastalığı Bulaşıcı Mıdır?

Lupus hastalığı bulaşıcı değildir. Bir hastadan başka bir sağlıklı bir bireye geçmez ancak ebeveynden çocuğa aktarılabilir.

Hastalık Kansere Sebep Olur Mu?

Lupusun kanser riski hastalığın Hoçkin dışı lenfoma riskini artırmasından gelir. Bu şekilde lenfoma riski ise akciğer kanserini tetikleyebilir.

Hastalık İlerler Mi?

Lupus hastalığı teşhis edilmez veya tedavi edilmezse, hastalığın gösterdiği tutulmalar ilerler. Bu tutulmalar organların şiddetli iltihaplanması ve su toplaması ile sonuçlanmakla beraber, organ yetmezliği ve bilhassa beyin tutulmalarında inme riskini doğurur.

Hastalığın Tedavi Süresi Ne Kadardır?

Lupusun tedavisinde sürenin ne kadar süreceği hastalığın seyrine ve etkilediği organa bağlıdır. Şiddetli tutulmalarda tedavi süresi çok uzun olmakla beraber hafif lupusta 3 hafta ile 3 ay arasında değişen bir tedavi süresi hastalığın baskılanmasında yeterli olabilmekte.

Hastalığın Tedavisi Neye Yarar?

Tedavide tercih edilen yönteme bağlı olarak değişir. Artirit giderici tedavilerde eklemlerdeki ve organlardaki iltihapların giderilmesi amaçlanır. Diğer yandan otoimmun baskılayıcı tedavide ise sağlıklı dokuya saldıran otoimmunun saldırılarının durdurulması amaçlanır.

Lupus Hastalığı Organ Hasarına Sebep Olur Mu?

SLE, organ tutulmaları ile seyreden bir rahatsızlık olduğundan, organlarda iltihaplanma ve zamanla su toplamaya sebep olur. Bu durumda da organların hasar görmesi mümkün olabilmekte. Özellikle böbrek, beyin, kalp ve akciğer tutulmaları sebebiyle organ hasarı ölümcül boyutlara da çıkabilmekte.

Tedavinin Yan Etkileri Nelerdir?

Lupus tedavisinde ortaya çıkan yan etkiler tedaviye göre değişir. NSAİİ ilaçları ile tedavide midede rahatsızlıkla sıklıkla karşılaşılır. Ayrıca morarma, böbrek ve karaciğer işlevselliklerinde değişim görülebilir. Sıtma ilaçları ile tedavide ise göz retinasında değişiklikler görülebilir. Kortikosteroidlerle tedavi sürecinde; kilo alma, kıllanma, deri hassasiyeti, tüberküloz riski, yüksek kan basıncı, hazımsızlık, mide yanması, depresyon gibi yan etkiler görülebilir.

Hastalığın Tedavisinde Kullanılan İlaçlar Bağımlılık Yapar Mı?

Lupus tedavisinde uygulanan ilaçlar ağrı kesici ve iltihap gidericidir. Bu tip ilaçlar yaygın olarak bağımlılık yapmamakla birlikte verdiği rahatlatıcı his nedeni ile bazı kişilerde tedavi sonrasında da kullanıma ihtiyaç duyma gibi durumlar gözlemlenmiştir.

Hastanın Alkol Kullanmasının Bir Sakıncası Var Mı?

Alkol kullanmak karaciğerlere zarar vermekte ve inflamasyona neden olmaktadır. SLE hastalığı kendi rahatsızlık semptomlarının başka faktörlerle alevlendirilmesi durumunda etkin hale gelebilmekte olduğundan alkolden kaçınmak gerekir.

Hastalık Kişinin Ömrünün Sonuna Kadar Sürer Mi?

SLE sinsi bir hastalıktır ve ne zaman nüksedeceği çoğu zaman kestirilemez. Kesin tedavisi olmadığından lupus ömür boyu taşınabilen ancak her zaman etkin olmayan bir hastalıktır.

Lupus Hastalığında Erken Teşhisin Önemi Nedir?

Hastalığın erken teşhisi, erken tedavi süreci anlamına gelir. Bu durumda tutulma riski ve tutulmaların etkisi erkenden giderileceğinden hastalığın şiddetlenmesi ve genel sağlığı etkilemesi önlenir.

Hastalık Sosyal Hayatı ve Çalışma Hayatını Nasıl Etkiler?

Lupus hastalarının güneş ile temastan kaçınması gerektiğinden çalıştığı iş ve sosyal ortamın buna uygun olması gerekir. Öte yandan hastalık ağrılı ve sancılı olduğundan atak gelişmesi durumunda aniden hastaneye ulaştırılması gerekebilir ve yine buna uygun şartların hep hazır olması gerekir. Lupusun şiddetli atakları yoksa çalışma hayatı önemli ölçüde etkilenmez.

Tedavi Süresince Hastanın Yapması Gerekenler Nelerdir?

Güneş ışınlarından daima korunmak, sigara ve alkolden uzak durmak, dengeli ve çeşitli beslenmek, sık sık egzersiz yapmak, stres ve baskıdan uzak durmak. Bu tip yaşam stilini olumlu yönde etkileyen tutumlar tedavinin etkinliğini artıracak, alevlenme risklerini düşürecektir.

Lupus Hastalığının Aşısı Var Mı?

Lupusu remisyon halinde tutacak aşıların geliştirilmesi halen devam etmektedir. Ancak genel anlamda tedavi sürecinde uygulanan reçeteli bir aşısı henüz yoktur.

Hastanın Hamile Kalmasının Bir Sakıncası Var Mı?

Lupus hastalığı kalıtsal olarak anneden çocuğa aktarılabildiğinden gebelik döneminin çok iyi takip edilmesi halinde hamileliğin bir sakıncası yoktur.

Hastalık Bebeklerde Görülür Mü?

Hastalığın %10’luk oranla karşılaşılan bir türü yeni doğan bebeklerde görülebilmektedir. Bu rahatsızlık ise genel olarak doğumu izleyen 6-9 aylık süre içerisinde giderilmektedir.

İlgili Organlarİlgili Bölümler
İlgili Tedaviler
Lupus Hastalığı Tedavisi