İdrar Kesesi Ameliyatı


İdrar Kesesi Ameliyatı

Mesane, böbreklerde süzülen idrarı biriktirmekten sorumlu bir kas yapısıdır. Yapısal olarak oldukça esnektir. Böbreklerde süzülen idrar, sol ve sağ üreter tüplerinden ilerleyerek mesaneye iletilir. İdrar kesesinde yeterince idrar biriktikten sonra, idrar yolu sayesinde boşaltımı sağlanır.

İdrar kesesinde enfeksiyon, mesane taşları, mesane kanseri ve mesane sarkması gibi hastalıklar birçok farklı sebebe bağlı olarak meydana gelebilir. Ameliyat gerekliliğinin en büyük belirtisi, hastanın istemsizce idrar kaçırmasıdır. Özellikle gülerken, öksürürken, hapşırırken ya da cinsel ilişki sırasında idrar kaçırılabilir.

İdrar Kesesi Ameliyatı Hazırlık

İdrar kesesi ameliyatı öncesinde tümör ve tümörün idrar kesesindeki durumu radyolojik teknikler yardımıyla detaylı şekilde incelenmeli. Ameliyat, TUR tekniği ile yapılacaksa bu adım oldukça önem taşır. Çünkü tümör kazındıktan sonra idrar kesesi duvarında kalınlaşma ve ödem görülür. Bu durum MRI ve BT görüntülerine bulanıklaşma olarak yansır. Ameliyat öncesinde çekilen görüntüler sayesinde bu bulanıklığın ameliyat nedeniyle mi yoksa tümörün yayılmasıyla mı ortaya çıktığı netlik kazanır. Ancak yine de bazı vakalarda re-TUR operasyonu ile bu dokunun bir kez daha kazınmasına ihtiyaç duyulabiliyor.

Cerrahi operasyondan 10 ila 15 gün öncesinde anestezi tetkikleri yapılmaya başlanır. Bu hazırlıklar için tam kan ve idrar tahlili, akciğer grafisi, EKG, karaciğer ve böbrek fonksiyon tetkikleri yapılması gerekir. Ameliyat öncesinde kullanılan tüm ilaçlar hekime bildirilmeli ve yapıla düzenlemelere uygun olarak kullanılmaya devam edilmeli.

Laparoskopik Radikal Sistektomi ya da robotik teknikle yapılacak ameliyatlardan bir gün öncesinde hastaneye yatış yapılması gerekir. Böylece tedbir amaçlı antibiyotik tedavisine başlanır ve idrarın depolanması için kullanılacak olan ince bağırsak yıkanabilir. Operasyondan iki gün öncesinde bol miktarda protein ve kalori içeren tanesiz yiyeceklerin tüketilmesi tavsiye edilir. Aynı zamanda çekirdekli, posalı ve taneli yiyeceklerin tüketiminden kaçınmak gerekir.

Belirtileri

İdrar kesesi iltihabının en yaygın belirtisi ağrılı ve sık idrar yapılması. İdrarın içerisinde enfeksiyon oluşması sebebiyle idrar kesesi duvarı tahriş olur. Bu idrarın dışarı atılması için sık sık idrara çıkılsa da rahatlama hissi yaşanmaz. Karnın alt kısmında ağrı duyulabilir. Ve idrar bittikten sonrasında birkaç ağrılı damla görülür. Yapılan idrar tetkiklerinde mikrop ya da kana rastlanır. Tüm belirtilerle birlikte titreme ve ateş de görülüyorsa, enfeksiyon böbreklere yayılmıştır.

Mesane kanserinde en sık görülen belirti ise idrarda gözle görülür şekilde kan olmasıdır. İdrar yapıldığı süre boyunca kanama sürer. Zaman zaman pıhtılar görülebilir. Tümör idrar kesesinde tıkanmaya yol açarsa tüm idrar yapılamaz. Aynı zamanda hastalar yanma hissi ile birlikte sık sık idrara çıkar. Tümör sebebiyle iştah kesilmesi, kilo kaybı, mide bulantısı, halsizlik ve kusma gibi semptomlar yaşanabilir.

İdrar Yaparken Zorluk Yaşama

İdrar yaparken duyulan ağrı hissi kadın ve erkek hastalarda farklı olarak görülür. İdrar yapılmaya başlandığı andan itibaren zorlanma ve acı hissi kendini gösterebilir. Ancak çoğunlukla idrar bittikten sonra şiddetli bir ağrı ve mesanenin tam olarak boşaltılamadığı hissedilir. İdrar yapmaya başlandığı andan itibaren duyulan acı genellikle idrar yolu enfeksiyonunun habercisidir. Ancak bittikten sonraki ağrı hissi prostat ya da diğer mesane hastalıklarının belirtisi olarak görülür.

Kadın hatların duydukları acı ve zorlanma hissi her zaman idrar yolları ya da mesane hastalıklarının habercisi değil. Cildin tahriş olması ya da enfeksiyon gibi semptomlar da idrar yaparken zorluk yaşanmasına yol açabilir.

Cinsel İlişki Esnasında İdrar Kaçırma

Cinsel ilişki sırasında idrar kaçırmak, psikolojik ya da fizyolojik sebeplere bağlı olarak ortaya çıkabilir. İlişki esnasında idrarın varlığını hissetmek, G noktası adlı haz merkezinde meydana gelen bir durum olabilir. Bu durum karşısında birçok kadın ilişkiyi yarım bırakmayı tercih eder. Sebebi ise idrar kaçırarak mahcup olma korkusu. Ancak bu his özellikle orgazm sırasında meydana gelen normal bir duygudur.

İdrar kaçırma korkusu ile cinsel ilişkiyi yarıda kesmek yalnızca çiftlerin haz duygusuna değil; G noktası ve idrar kesesi dengesine de zarar verir. İlişki sırasında G noktasına basınç uygulanması ve haz sıvılarının salgılanmaya başlaması için bu noktanın uyarılması orgazm için gerekli. Ancak bu sıvıları salgılayan merkez ile idrar salgılama merkezi birbirlerine hayli yakındır. Bu nedenle birçok kadın zevk basıncını yanlış değerlendirerek idrar hissi ile karıştırabilir.

İleri yaşta bulunan ya da zor doğumlar geçiren kadınlar, cinsel ilişki sırasında idrar kaçırma problemi yaşayabilir. İlişki öncesinde idrara çıkıldığı halde mesane boşaltılamamışsa idrar kaçırma vakaları sıklıkla ortaya çıkar. Böbrek taşı, omurilik deformasyonları, bel fıtığı, mesane tümörü, enfeksiyon ya da diğer idrar kesesi hastalıkları mesanenin tam olarak boşaltılmamasına neden olabilir. Bu durum karşısında vakit kaybetmeden uzman bir ürolog ile görüşmek ve gerekli tetkikleri yaptırmak gerekir.

İdrar kaçırma problemi psikolojik sebepler nedeniyle ortaya çıkıyorsa kişinin kendini serbest bırakması ve rahatlatması gerekir. Aynı zamanda endişelerini partneri ile paylaşarak yardım isteyebilir. Bu sayede çiftlerin cinsel hayatları daha sağlıklı ve tatmin edici şekilde devam edecektir. Orgazm tamamlandıktan sonra idrar hissi kayboluyorsa durum sadece psikolojik olup, G noktasına uygulanan basınçla alakalıdır.

İdrarın Tam Olarak Yapılmadığı Hissi

Mesane hastalıkları çoğu zaman idrarın tam olarak yapılamadığı hissine yol açabilir. Bu durumun sebebi idrar yollarında görülen enfeksiyon ya da mesanenin tam olarak boşaltılmasını engelleyen hastalıklar olabilir. Mesane tümörleri ya da böbrek taşları gibi problemler, idrar kanallarını tıkayarak mesanenin tam olarak boşaltılmasına engel olur. Hastalar idrara çıksalar dahi mesane tam olarak boşaltılamadığı için kısa süre içerisinde yeniden idrara çıkma ihtiyacı duyulur.

İdrarın tamamen yapılamaması durumu enfeksiyon kaynaklıysa antibiyotik ilaçlar ile tedavisi mümkün olacaktır. Ancak farklı bir mesane hastalığı sebebiyle görülüyorsa uygulanacak tedavi yöntemi değişiklik gösterir.

Gülerken, Öksürme, Hapşırma Esnasında İdrar Kaçırma

İdrarın istemsiz ve ani şekilde idrar yolundan çıkmasına idrar kaçırma adı verilir. Bu durum gülerken, hapşırırken, öksürürken, ağır bir yük kaldırırken, egzersiz yaparken, yürürken, yatar pozisyondan doğrulurken, ayağa kalkarken, cinsel ilişki sırasında ya da günlük yaşam aktiviteleri esnasında kendini gösterebilir. Kişinin yaşam kalitesini yeniden kazanabilmesi için bu durumun sebebi ve altta yatan başka bir problem olup olmadığı detaylı şekilde araştırılmalı.

Sinir sistemi problemleri, şeker hastalığı ya da mesane hastalıkları idrar kaçırma problemine yol açabilir. Kan şekerinin yükselmesi ile birlikte sık sık idrara çıkma ve idrar kaçırma sorunları ortaya çıkar. Ayrıca uzun süredir şeker hastası olan ve kan şekeri dengesi kontrol edilmeyen hastaların vücutlarındaki çoğu sinir tahrip olabilir. Bu sırada idrar kesesi sinirleri de hasar görmüşse mesane görevlerini yerine getiremez ve idrar kaçırma problemi meydana gelir.

İdrar kaçırma sorunu birçok farklı neden yüzünden oluşabilir. Ancak tedavi edilmesi mümkün bir problemdir. Birçok insan bu problemden dolayı mahcup olarak doktora gitmeyi reddedebilir. Hastanın sağlığına kavuşabilmesi için idrar kaçırma problemi ortaya çıkar çıkmaz bir üroloğa başvurması ve gerekli tetkikleri yaptırması gerekir.

Sistit Gibi, Sürekli İdrara Çıkma Gereği

Mesanenin iltihaplanması durumuna sistit adı verilir. Tedavi edilmediği halde kronik hale gelebilir. Kronik sistit, böbrekler ve idrar kesesinde kalıcı deformasyona sebep olur. Sık sık idrara çıkmak, idrarın tam yapılamadığı hissi, ağrılı son damla, sızlama, bulanık idrar, yanma, idrarda kötü koku oluşumu, aniden idrara çıkma ihtiyacı, idrarda kan, ateş, bulantı, karın altında ve kasıklarda ağrı, cinsel ilişki sırasında acı duyumu gibi belirtileri vardır. Bakteri kaynaklı olduğu için antibiyotik ilaçların düzenli kullanımı ile tedavisi mümkündür. Ancak kronikleştikten sonra bu ilaçların kullanımı yetersiz kalabilir, hasar gören çevre organlara farklı tedavi yöntemleri uygulanır.

İdrar kesesi hastalıkları belirtilerinden en yaygını, sistit gibi sürekli idrara çıkma ihtiyacı duyulması. Bu durum genellikle, idrara çıkılsa dahi mesanenin tam olarak boşaltılamaması ile alakalı. Böbrek taşları ya da mesane tümörlerinin varlığı tüm idrarın boşaltılmasına engel olarak sürekli idrara çıkma ihtiyacına yol açar. Bu durum karşısında vakit kaybetmeden bir hekime başvurmak gerek.

İdrar Kesesinde Görülen Bozukluklar

İdrarın birikmesi için depo görevi gören organa mesane adı verilir. Kaslardan oluşan ve kalın duvarlı bir organdır. Esnek bir yapıya sahip olan mesane, böbreklerde süzülen idrarı depolamakla görevlidir. Erişkin kişilerin mesaneleri 0,5 litre idrarı bünyesinde tutabilir. Ancak idrarın uzun süre tutulması halinde bu miktar artış göstermekte. Sağlıklı olan ise mesane tam olarak dolmadan önce boşaltılması.

İdrar kesesinde zaman zaman çeşitli hastalıklar ortaya çıkabilir. Ancak bu hastalıklar erken teşhis ve tedavi ile kolayca tedavi edilebilir. İdrar kesesinde görülen bozukluklar; normalden daha aktif idrar kesesi sendromu, idrar kesesi kanseri, idrar kesesinde taş olması, idrar kesesi ekstrofisi, idrar ve stres idrar inkontinası, nörojenik idrar kesesi, intersisyitel sistit, akut sistit ve akut idrar retansiyonudur.

İdrar kesesinde görülen bozukluklar, toplumun büyük çoğunluğunu etkiler. İhmal edilmesi halinde ise kalıcı hasar oluşumuna yol açabilir. Bu durumun önüne geçmek için idrarda ve idrar alışkanlıklarında bir değişiklik görülür görülmez bir sağlık kurumuna başvurmak gerekir.

Mesane İltihabı

Mesanede iltihap oluşması durumuna sistit adı verilir. Bakteri kaynaklı bir enfeksiyon hastalığıdır. En sık görülen mesane hastalığı da sistittir. Erişkin kişiler ve çocuklarda görülebilen bu durum, her kadının en az bir kez yaşadığı bir durumdur. İnterstisyel sistit, kronik sistit ve akut sistit olmak üzere üç türde görülür. İdrar kanalı aracılığı ile vajinada, böbreklerden ya da bağırsaklardan gelen mikropların mesaneye ulaşması ile ortaya çıkar.

Akut sistit, sıklıkla idrara çıkma ihtiyacı ve mesanenin tam boşaltılamaması hissi ile birlikte kendini gösterir. Kimi vakalarda idrarda kan olabilir. İdrar rengi değişir, bulanık bir hal alır ve kötü koku oluşumu gözlenir. Karnın alt kısmında ve kasıklarda ağrı hissedilir. İdrar bittikten sonra ağrılı birkaç damla daha görülür.

Kronik sistit, akut sistitin sürekli olarak kendini tekrarladığı durumuna verilen addır. Belirtiler daha az şiddetli görülür. Ancak şikayetler daha uzun sürelidir ve kendini tekrar eder. Akut sistitin tedavi edilmemesi halinde ortaya çıkar. Birçok hasta akut sistit tedavisi için reçete edilen ilaçları düzenli olarak ve belirtilen süre boyunca kullanmıyor. Aynı zamanda reçete edilmediği halde ilaç kullanarak bakterileri dirençli hale getirebiliyor. Bu durumlarda ise kronik sistitin tedavisi daha güç bir hale geliyor. Sistitin kronik olarak görülmesindeki bir diğer unsur ise çeşitli mesane hastalıkları. Mesane tümörleri, idrar kesesinde taş oluşumu, mesanede yabancı bir cismin bulunması, idrar kesesinin sinirsel çalışmasındaki bozukluklar, prostat büyümesi ya da idrar kesesinden böbreklere idrar kaçması gibi problemler de kronik sistit oluşumuna yol açmakta.

Interstisyel sistitte idrar kesesi çeperi büyük oranda kalınlaşır. Bunun sonucunda ise idrar kesesinin çalışma kapasitesi daralır. Mesane içerisinde bulunan ve idrarın diğer tabakalara geçmesini önleyen tabakanın deforme olması sonucunda ortaya çıkar. Bu deformasyon ile birlikte idrar iç katmanlara geçerek enfeksiyon oluşumuna yol açar. Hastalar uzun süre idrarını tutarsa kanama görülebilir. İdrar kesesi kapasitesinin daraldığı görülür. Ayrıca sık sık idrara çıkma, karnın alt kısmında ağrı ve idrar sırasında acı duyumu gibi şikayetler bulunur. Kültür ve idrar tetkikleri ile interstisyel sistit tespit edilemez. Teşhis için sistoskopi ve potasyum tahlili yapılması gerekir. Sistoskopi işlemi sırasında cerrahi bir alet ile mesanenin içerisi görüntülenir. Bu işlem sırasında idrar kesesi genişletilirse şikayetler %30 ila %40 oranında düşüş gösterir. Ancak bu geçici bir rahatlamadır. Başlangıç aşamasındaki vakalarda oral ilaç kullanımı ve mesaneye ilaç enjeksiyonu işlemleri uygulanır. İlerlemiş evrelerdeki hastalarda ise idrar kesesi alınarak yapay bir idrar kesesi yerleştirilir.

Mesanenin iltihabı hastalıklarının geneli prostat büyümesi, kabızlık, vajina enfeksiyonları, hormon seviyesindeki düşüşler, idrar yolları darlığı, doğum kontrol hapı kullanımı, kadın hastalarda idrar kesesinin sarkması, idrar kesesi ya da yollarında tümör ve taş oluşumu, idrar kesesinden böbreklere idrar kaçması ve idrar kesesinin sinirsel çalışmasındaki bozukluklardır.

İdrar kesesi enfeksiyonlarının tedavisi mümkün. Şikayetler başladıktan hemen sonra hasaya idrar tahlili yapılır. Ardından uygun ilaçlar reçete edilir. Hastaların genital hijyenine dikkat etmesi, reçete edilen ilaçları belirtilen süre boyunca düzenli olarak kullanması ve varsa kabızlık sorunun giderilmesi gerekmekte. Tedavinin ardından şikayetler kendini tekrar ederse uzun süre boyunca baskılayıcı idrar yolları antiseptikleri kullanılır. Gerekli durumlarda hormon ilaçları ile tedavi sağlanır. Bakterilere karşı direnç gösteriliyorsa savunma sistemini güçlendirmek için aşı yapılabilir. Bu sayede enfeksiyonun tekrarlama ihtimali %60 ila %70 oranında düşüş gösterir.

Mesane Tümörü

Mesane tümörleri, idrar kesesini meydana getiren hücrelerin kontrolsüz bir şekilde artmaları sonucunda oluşur. Bu artış idrar kesesinin yüzeysel tabakası ile sınırlı kalırsa yüzeysel idrar kesesi kanseri denir. Ancak yağ ve kas katmanlarına kadar ilerlerse idrar kesesi kanseri ya da invaziv adını alır. İnvaziv vakalarında kanserli hücreler çevre dokulara yayılma gösterebilir, karaciğer ya da akciğerler gibi diğer organlara sıçrayabilir. Ayrıca kan dolaşımı ile birlikte uzak metastaza da yol açabilir.

Prostat kanserinin ardından en çok görülen ürolojik sistem hastalığı, mesane tümörleri. Her yaş grubundan insan da görülebilse de özellikle erkeklerde, sigara kullanan kişilerde, 50 yaşın üzerindeki kişilerde ve bazı meslek grubundaki insanlarda daha sık karşılaşılıyor. Tümörlerin %10’u iyi huylu, %90’ı ise kötü huylu grubunda yer alır. Tekstil, boya, kimya ve deri sektöründe çalışan kişilerde mesane tümörü görülme oranı %25’tir. Radyasyon tedavileri, kronik sistit, yanlış diyetlerin uygulanması, paraziter enfeksiyonların varlığı gibi etmenler mesane tümörü riskini tetikleyen unsurlar arasında yer alır.

İdrar kesesi tümörleri, idrarda kanama ile kendini gösterir. İdrar yaparken ya da sonrasında ağrı duyumu olmaz. Sık sık idrara çıkmak ve idrar yollarında yanma da belirtiler arasında yer alır. Kimi vakalarda ise tümörler belirti vermez. Bu vakalar, sistoskopi ya da rutin muayeneler sırasında tespit edilebilir. Tümörün idrar kesesindeki konumu, çevre dokulara ya da mesanenin alt tabakalarına ilerleyip ilerlemediği, hastanın genel sağlık durumu, yaşı, tümörün hangi derecede olduğu ve vücuttaki diğer organlara yayılıp yayılmadığı gibi unsurlar tedavi yolunun seçilmesinde etkilidir. Operasyon kararı ürolog, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu ve hastanın ortak kararı ile alınır.

İdrar kesesi tümörleri kendini tekrar etme riski taşır. Bu sebeple operasyon sonrasında hastanın dikkatli bir yaşam sürmesi kaçınılmaz. Hastalar sigara kullanmamalı, beslenme düzenine dikkat etmeli, 5 sene boyunca düzenli olarak kanser takibi yaptırmalı, gerekirse iş sektörünü değiştirmeli.

Mesane Kanseri

Kanser vakaları arasında en sık görülenlerden biri de mesane kanseridir. Özellikle son dönemlerde hastalığın görülme sıklığı artış göstermekte. Mesane kanserinin en büyük sebebi ise sigara alışkanlığı. Ancak sağlık alanında görülen gelişmeler, mesane kanserinin tedavisinde büyük gelişmeler yaşanmasını sağlayarak hayatta kalım oranlarında artışa sebep olmakta.

Mesane kanseri, mesaneyi oluşturan hücrelerin artış göstermeye başlaması ile meydana geliyor. Bu kontrolsüz artış kimi vakalarda yüzeysel kalırken, kimi vakalarda kas ve yağ tabakalarına kadar ilerleme gösteriyor. İlerleme gösteren ve invaziv adı verilen durumlarda kanserli hücreler çevre dokulara ve kan dolaşımı ile birlikte diğer organlara dağılabiliyor.

Mesane kanseri belirtileri genel olarak idrar yolu enfeksiyonları belirtileriyle karıştırabilir. Kanser kendini idrarda kanama, ağrılı idrar, sık sık ve acilen idrara çıkma ihtiyacı gibi bulgularla gösterir. Ancak erken teşhis ve tedavi için risk grubunda yer alan kişilerin vakit kaybetmeden muayene olmaları gerekir. İşi gereği kimyasal maddelere maruz kalan kişiler, sigara bağımlıları, 50 yaşın üzerindeki kişiler ve genetik yatkınlığı bulunanlar risk grubunda yer alır. Mesane kanseri her yaş grubunda ortaya çıkan bir hastalık olsa da genel olarak 50 yaşının üzerindeki kişilerde görülür.

Mesane kanserinden şüphelenmesi halinde hastanın tıbbi geçmişi incelenir, fiziki muayene yapılır. Ardından böbrek, mesane ve üreterlerin görüntülenmesi için üriner tomografi ya da ultrasonografi tetkikleri istenir. Mesane kanserinin net olarak tespit edilebilmesi için lokal anestezi ile sistoskopiyle idrar kesesinin içi incelenir. Kanser teşhis edilmişse radyoterapi, cerrahi yöntem, biyolojik tedavi ya da kemoterapi seçenekleri değerlendirilerek en verimli seçenek belirlenir.

İdrar Kaçırma Hastalığı

İdrar, böbreklerden gelerek mesaneyi doldurur. Bu sırada sinirler beyne sinyal göndererek mesanenin kasılmasını ve idrar tutan kasların kasılmasını sağlar. İdrar kesesinin fazla dolması ile sinyaller daha sık gönderilir. Böylece mesane kasları kasılır, idrarı tutan kaslarsa gevşer ve idrar yapılır. İdrar kesesi esnek bir yapıya sahip olduğu için dolduğu zaman basınç artmaz ve idrar biriktirmeye devam edebilir. Hemen altında bulunan ve sürekli olarak kasılmış halde duran kaslar ise idrarın kaçmasını önler. Kadınların idrar borusu anatomik açıdan daha kısa. Bu nedenle idrar yapma sırasında mesane aşağı doğru biraz hareket eder. Ancak altta bulunan kaslar destek olarak istemsiz idrar çıkışının engeller. Normal doğum gibi bazı durumlarda bu kaslar tahrip olabilir ya da yırtılabilir. Böylece mesane sarkar ve kişi idrar kaçırmaya başlar.

İdrar kesesi enfeksiyonları, mesane tümörü ve kanseri, bazı sinirsel hastalıklar, hormon değişimi, mesane taşları, bazı ameliyatlar, prostat büyümesi, alkolizm ve diyabet, kadın hastalarda vajina ve idrar yolunun birleşmesi, erkeklerde ise mesane ve çevresinde yapılan ameliyatlar idrar kaçırma hastalığına neden olabilir. Kas gevşetici, idrar söktürücü, tansiyon düşürücü, alerji baskılayıcı, sakinleştirici ve antidepresan ilaçların kullanımı; alzheimer, demans ya da beyin fonksiyonlarını kısıtlayan damarsal hastalıklar da kişilerin idrar kaçırmasına yol açar.

İdrar kaçırmanın teşhis edilebilmesi için ilk olarak hastanın hikayesi dinlenir ve muayene yapılır. Ardından idrar takip çizelgesi, ürodinami ya da kaçırılan idrar miktarını ölçmek için ped testi yapılır. Ürodinami, operasyon geçirmesine karar verilen ya da operasyon yapılmış olmasına rağmen idrar kaçırma problemi yaşamaya devam eden hastalara uygulanır. Bir kateter yardımı ile idrar kaçırmaya neden olan sorunlar tespit edilir. Ardından uygun tedavi yöntemine karar verilir.

İdrar kaçırma problemini tedavi etmek için cerrahi yöntemler, ilaç kullanımı ya da egzersizler tercih edilebilir. Egzersizlerin hiçbir yan etkisi bulunmaz ve farklı şekillerde yapılabilir. Tedavi sırasında hastaya kaslarını nasıl doğru şekilde kullanılacağı öğretilir. Son dönemlerde en sık başvurulan pasif egzersiz yöntemi Manyetik Pelvik Taban Stimülasyonu. Hayli ağrısız ve kolay bir yöntem olmakla birlikte, 20 dakikalık seanslarla haftada 2 ya da 3 kez uygulanır. 10 haftanın sonunda kaslar güçlenir, idrar kaçırma problemi azalır ya da tamamen yok olur. Uygulama sırasında hasta bir sandalyede oturur. Pasif egzersiz yolu ile pelvik kasları çalıştırılır.

İdrar kaçırma probleminde ilaç tedavisi genellikle diğer tedavi yöntemlerine destek olması için tercih edilir. Çünkü bu ilaçlar, şeker ya da tansiyon ilaçları gibi kullanımı devam ettiği sürece etki gösterir. İlaçların yan etkileri ve sürekli kullanım gerektirmesi gibi nedenlerden dolayı hastalar zorluk yaşayabilir. Özellikle öksürürken, hapşırırken, yatar pozisyondan doğrulurken ya da tuvalete yetişemeyerek idrar kaçıran hastalara ilaç tedavisi uygulanır.

Geçmiş dönemlerde uygulanan cerrahi operasyonların temeli, idrar kesesinin yukarı doğru çekilmesi prensibine dayanıyordu. Ancak gelişen teknoloji ile birlikte mesane sarkmasının değil, mesaneyi destekleyen kasların tahrip olması ile idrar kaçırıldığı tespit edildi. Böylece günümüzde tercih edilen ve mesanenin gereğinden fazla aşağı hareket etmesini engellemek için destek sağlayan maddelerin cerrahi tekniklerle yerleştirilmesi işlemi başlatıldı. Trans Vaginal Tape (TVT) adı verilen bu cerrahi yöntem, oldukça kolay ve ağrısız bir işlemdir. Aynı gün içerisinde taburcu olunur ve iyileşme süreci kısadır. Erken teşhis edilen vakalarda %90’a varan olumlu sonuçlar elde edilir. Operasyondan 5 sene sonra ise başarı oranı %80 oranında devam eder.

İdrar Kesesi Sorunlarının Nedenleri

İdrar kesesi hastalıkları farklı sebeplere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Sigara kullanımı, kimyasal maddelere maruz kalma, kronik sistit, radyasyon tedavileri, paraziter enfeksiyonlar gibi problemler mesaneyi oluşturan hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmalarına yol açabilir. Bunun sonucunda ise mesane tümörleri ve mesane kanseri ortaya çıkar.

Böbreklerde, bağırsaklarda ya da vajinada oluşan enfeksiyonlar idrar yolu ile mesaneye geçebilir. Bu durum sonucunda ise sistit (mesane iltihaplanması) görülür. Sistitin doğru tedavi edilmemesi ya da ihmal edilmesi, hastalığın kronik hale gelmesine yol açar. Bu nedenle alanında uzman bir hekim tarafından reçete edilen ilaçların belirtilen süre boyunca düzenli olarak kullanılması gerekir. Aksi halde enfeksiyon böbreklere ve diğer çevre dokulara yayılarak çok daha zorlu hastalıkların oluşumuna yol açar.

Kontrolsüz diyabet hastalığı, zorlu doğumlar, prostat büyümesi, idrar yolu ve vajinanın birleşmesi, beyin fonksiyonlarını yavaşlatan hastalıkların bulunması, bazı ilaçların kullanımı, karnın alt kısmına yapılan şua tedavisi, mesane tümörleri, mesane taşları, kabızlık, obezite ya da fazla kiloların bulunması, orta ya da ileri yaş grubunda bulunmak, menopoz, hormon seviyesindeki değişimler, genetik yatkınlık, vajinal enfeksiyonlar ve idrar kesesi enfeksiyonları sebebiyle idrar kaçırma hastalığı meydana gelir.

İdrar kesesi hastalıklarının en yaygın ve en genel sebepleri arasında yeterince sıvı almamak, genetik yatkınlık, sağlıksız beslenme, sistemik rahatsız lıklar ve sigara kullanımı yer alır.

Genetik Nedenler

Mesane hastalıklarında genetik yatkınlık, diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi etkili bir unsur. Özellikle mesane kanserinin, ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerde görülme ihtimali daha yüksektir. Ancak bu durum risk grubunda bulunan her insanın mesane hastalığına yakalanacağı anlamına gelmez. Genetik yatkınlığın dışında sigara kullanımı, uzun süre boyunca tatlandırıcı tüketimi ve bazı kimyasal maddelere uzun süre boyunca maruz kalmaz gibi sebepler de mesane hastalıklarını tetikleyen faktörler arasında yer alır. Risk grubunda bulunan kişilerin erken teşhis ve tedavi için düzenli muayene olmaları gerekir.

İdrar kesesi hastalıklarının hangi evrede olduğu, tedavi yönteminin belirlenmesi ve başarı sonucu yüzdesi için hayli önemli. Bu nedenle belirtiler görülmeye başlar başlamaz bir sağlık kurumuna başvurmak gerek. İdrarla birlikte kanama görülmesi, ağrılı idrar, idrar yolu enfeksiyonlarının tekrarlaması, karnın alt kısmı ve böbreklerde ağrı gibi belirtiler mesane hastalıklarının habercisidir. Hastalıklar erken dönemde teşhis edilirse egzersiz, ilaç kullanımı ya da robotik cerrahi gibi kolay operasyonlarla tedavi edilebilir. Ancak mesane kanseri gibi kendini tekrarlama ihtimali olan hastalıklarda operasyon sonrası süreçte oldukça önemli. Bu nedenle iyileşme görülse dahi düzenli kontroller yapılması gerekir.

Sistemik Hastalıklar

Mesane hastalıkları bazı durumlarda sistemik hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabilir ya da bu hastalıkların oluşumuna neden olabilir. Bu nedenle hastalığın kaynağını tespit edebilmek için ürolojinin yanı sıra dahiliye servisine de başvurmak gerekebilir. Böbrek havuzcuğu adı verilen bölgede görülen enfeksiyon nedeniyle idrar kaçırma problemi, ateş, karın ya da bel ağrısı gibi şikayetler ortaya çıkabilir. İdrarın içinde eriyik halde ürat, oksalar ve fosfat bulunur. İdrar yollarında enfeksiyon, tıkanma ya da yara olması durumunda bu maddeler çöker. Böylece idrar taşı oluşur. İdrara çıkıldığı halde mesanenin tam olarak boşaltılamadığı hissi, idrarda kan ya da sık sık idrara çıkma gibi belirtiler idrar taşının habercisidir.

Vücuda alınan glikoz, bowman kapsüllerinde süzülür ve idrara karışır. Ardından geri emilerek vücuda dağıtılır. Geri emilimin sağlanmasını engelleyecek bir problem olması halinde şeker hastalığı meydana gelir. Ayrıca vücutsal atıklar, idrar yoluyla vücuttan atılamazsa kanda birikmeye başlayarak üremiye yol açar. Mesane kanseri ya da tümörleri kan dolaşımı ile akciğerler ve karaciğer gibi organlarda tahribat yaratabilir.

Boşaltım sisteminde görülen taşlar, enfeksiyon, tümörler ya da diğer anomaliler mesaneyi etkileyebilir. Aynı zamanda mesane hastalıkları nedeniyle sistemik hastalıklar doğabilir. Bu nedenle belirtiler görülmeye başladıktan sonra vakit kaybetmeden uzman bir üroloğa başvurmak gerekir. Bu sayede hastalık, hastalığın kaynağı ve yol açtığı tahribatlar teşhis edilebilir.

Sağlıksız Beslenme

Yeterli ve dengeli beslenme, tüm vücut sistemlerinin sağlıklı şekilde çalışmaya devam edebilmesi için gerekli. Mesane kanseri başta olmak üzere birçok hastalık, sağlıklı beslenme ile daha az risk oluşturur. Mesane hastalığı bulunan kişiler özellikle antioksidan açısından güçlü olan taze sebze ve meyveleri tüketmeli. Aynı zamanda taze levrek balığı, lahana, yaban mersini, turp, roka da mesane dostu yiyecekler arasında yer alır.

Mesane hastalıklarından korunmak için üroloji sisteminin en büyük düşmanı olan aşırı tuz kullanımından vazgeçmek gerekir. Aksi halde böbrek yetmezliğine ve buna bağlı olarak gelişen hastalıklar ortaya çıkabilir. Aynı zamanda fazla kilolardan kurtulmak da idrar kaçırma ve mesane sarkması gibi hastalıkları önlemek için gerekli. Son olarak yeterli ve doğru şekilde su tüketilmeli, bu sayede üroloji sisteminin sağlığı korunmalıdır. Sağlıksız beslenme alışkanlıkları ile mesane hastalıklarının oluşması için gerekli olan zemin hazırlanmış olacaktır. Bu nedenle beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi zorunludur.

Yetersiz Sıvı Tüketimi

Böbrekler suyu organizmanın ihtiyacına göre tutar, elektrolit ve su atılımı yapar, suyun vücut tarafından geri emilimini sağlar. Kısaca vücuttaki suyun düzenlenmesinden sorumlu organdır. Vücutta oluşan ürik asit, üre ve kreatinin gibi zararlı atıklar suyla seyreldikten sonra vücuttan atılır.

Yetersiz sıvı tüketilmesi ile birlikte idrar akımı daha durağan hale gelir. Bunun sonucunda ise idrar yolu enfeksiyonları ve mesane taşları ortaya çıkar. Boşaltım sisteminin sağlıklı şekilde çalışabilmesi için yeterli sıvı alımı gerekir. Böylece mesane hastalıklarının oluşmasının ya da tekrarlanmasının önüne geçilebilir. Birçok uzman mesane enfeksiyonlarını tedavi etmek için antibiyotik ilaçlar yerine bolca sıvı alımını tavsiye eder.

Yapılan araştırmalar, sık idrara çıkılması ile birlikte kanserojen maddelerin uzun süre mesanede kalmadığını ve bu nedenle mesane kanseri riskine yakalanma oranında düşüş görüldüğünü kanıtlamıştır. Ancak gereğinden fazla su içmek de yetersiz su içmek kadar tehlikeli olabilir. Gereğinden fazla idrara çıkmak, vücuttaki kalsiyumun atılmasına sebep olur. Yeterince sıvı tüketilip tüketilmediği, idrarın renginden kolayca anlaşılabilir. İdrar sarımsı ve koyu bir renge sahipse daha fazla sıvı tüketmeni gerekir. Ancak açık renkliyse yeterince sıvı aldığınızı gösterir. Her insan günde en 1,5 litre, en fazla 2,5 litre su içmeli. İdeal sıvı alımı ise kişinin bünyesine ve fiziki şartlara bağlı olarak değişiklik gösterir.

Ameliyat Fiyatları

Mesane ameliyatı fiyatları birçok farklı etmene bağlı olarak fiyat değişikliğine yol açabilir. Ameliyatın türü, hastanın genel sağlık durumu, hastanın yaşı, genel sağlık sigortasının olup olmadığı, ameliyat sırasında tercih edilecek olan yöntem, operasyonun yapılacağı şehir, sağlık kurumu, cerrahın ve ameliyat ekibinin fiyat politikası ile sağlık kurumunun fiyat politikası bu etmenler arasında yer alır.

Genel sağlık sigortası ile anlaşması olan özel sağlık kurumları, SGK tarafından ödenen miktarın iki katına kadar fiyat farkı talep edebilir. Hasta bu fiyat farkını ödemekle yükümlüdür. SGK ile anlaşması olan sağlık kurumları ise kamu üniversite hastaneleri, vakıf hastaneleri, devlet hastaneleri ve eğitim- araştırma hastaneleridir.

Ameliyat olmadan önce sağlık kurumları hakkında araştırma yapmak ve cerrahlar hakkında bilgi toplamak gerekir. Ardından uygun gördüğünüz sağlık kurumunda muayene olarak ameliyat fiyatlarını net olarak öğrenmek mümkün olacaktır.

İdrar Kesesi Ameliyatı Öncesi

İdrar kesesi ameliyatı öncesinde yapılması gereken belirli hazırlıklar vardır. Genel hazırlıklar, tetkik ve tahliller, hastanın ameliyata hazırlanması gibi işlemlerin ardından operasyon başlatılır. Genel hazırlık evresinde ameliyat yöntemi belirlenir, hastanın anesteziye uygun olmadığı kontrol edilir, hasta bilgilendirilir ve ameliyata hazırlık için yönlendirmeler yapılır.

Tetkik ve tahlil aşamasında hastaya yapılması gereken zorunlu testler uygulanır. Bu testler; tam idrar tahlili, tam kan sayımı, sistoskopi, böbrek fonksiyon testleri ve idrar kültürü incelemesinden oluşur. Hastanın ameliyata hazırlanması, son hazırlıkların tamamlandığı ve hastanın operasyon için vücudunu hazırlama aşamasıdır. Ameliyattan en az 6 saat önce yeme içme kesilir, bir gün önce sindirimi kolay gıdalar ile beslenilir, en az 2 hafta önceden sigara kullanımı ve 1 hafta önceden alkol alımı bırakılır, ameliyat bölgesi temizlenir, kan sulandırıcı ve benzeri ilaçların kullanımı düzenlenir. Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra hasta operasyona alınabilir.

Genel Hazırlık

Mesane ameliyatı kararı verildikten sonra yapılması gereken bazı hazırlıklar vardır. Genel hazırlıklar aşamasında ilk olarak ameliyat yöntemine karar vermek gerekir. Mesane hastalıklarına bağlı olarak farklı ameliyat türleri bulunur. Mesane tümörleri için TUR ameliyatı, mesanenin komple alınması halinde ise yapay mesane yerleştirilmesi gibi tekniklere başvurulabilir. Ameliyat yöntemine karar verirken dikkat edilmesi gereken nokta ise hastanın genel sağlık durumu ve ameliyatın zarardan çok yarar sağlaması.

Ameliyat tekniği seçildikten sonra hastanın bünyesinin anesteziyi kaldırıp kaldıramayacağı kontrol edilir. Aksi halde solunum durabilir, böbrekler fonksiyonlarını kaybedebilir ya da hasta ameliyat sonrasında uyanamayabilir. Bu nedenle gerekli tahlil ve tetkiklerle hastanın uygunluğu test edilir.

Hasta anesteziye uygunsa sıradaki aşama hasta bilgilendirilmesi olur. Hastaya ameliyat sırasında yapılacak işlemler anlatılır, hastanın ameliyat öncesi ve sonrasında dikkat etmesi gereken noktalar belirtilir, ameliyat süresi ve ücreti gibi bilgiler aktarılır, varsa hastanın soruları yanıtlanır. Bu aşamada hastanın tıbbi geçmişi ve hastalık öyküleri de yeniden incelenebilir. Son olarak hasta ameliyat için yönlendirilir ve genel hazırlıklar tamamlanmış olur.

Ameliyat Yöntemine Karar Verme

Mesane hastalıkları tedavisinde hastalar için birden fazla tedavi şekli mevcut. Bu tedavilerin bir kısmı uzun süredir kullanılırken, bir kısmı henüz araştırma ve değerlendirme evresinde. Mesane kanseri ya da tümörü tespit edildikten sonrasında 4 farklı tedavi şekli tercih edilebilir. Bunlar cerrahi yöntemler, biyolojik tedavi, kemoterapi ve radyoterapidir. Ancak idrar kaçırma hastalığı ya da mesane enfeksiyonları gibi hastalıklarda ilaç kullanımı ya da egzersiz gibi alternatiflere de başvurulabilir.

Mesane ameliyatlarında en sık başvurulan tekniklerden biri Transuretral Tümör Rezeksiyonu yani TUR operasyonu. Ameliyat sırasında idrar yolundan idrar kesesine endoskop adı verilen cihazla girilir. Bu cihaz, optik sistemi bulunan, ışıklı, uzun ve ince bir cihazdır. Cihazın uç kısmında elektrik enerjisi taşıyan bir kısım bulunur. Böylece tümörü kazırken doku kesmen ve kanamayı kontrol altına almak mümkün hale gelir.

Salvage Sistektomi operasyonları sırasında öncelik hastayı rahatlatmaktır. Kanserli dokular tam olarak çıkarılamasa da idrar yapamama, kanama ve idrar yolunun tıkanması gibi diğer mesane hastalıklarının önüne geçmek hedeflenir. Kısaca kanseri vücuttan atmak için değil, idrar kesesindeki durumu sebebiyle başka sorunlar çıkarmaması için uygulanır.

Kanserli doku yalnızca mesane duvarına kadar ilerlemiş ve dar bir alanda kalmışsa, ilerleme potansiyeli çok düşük görülüyorsa Parsiyel Sistektomi işlemi uygulanır. Bu operasyon hayli sınırlı bir hasta grubuna yapılır. Operasyon sırasında mesanenin küçük bir kısmı alındığı için hasta normal idrar rutinine devam edebilir.

İdrar kesesi kanserinde kullanılan bir diğer teknik Radikal Sistektomi. Özellikle kanserli doku mesanenin kas tabakasına kadar ilerlemişse ya da agresif ilerleme potansiyeli görülüyorsa bu tekniğe başvurulur. Kadın hastalarda mesanenin yanı sıra yumurtalar ve rahim de çıkarılır. Erkek hastalarda ise idrar kesesine komşu olan meni kanallarıyla prostat bezi alınır. İdrar kesesi alındıktan sonra idrarı depolama görevini sürdürmesi için alternatif bir mesaneye ihtiyaç duyulur. Bu rezervuarı oluşturma işlemine üriner diversiyon adı verilir ve üç farklı şekilde uygulanabilir.

Mesane alındıktan hekimin kararına göre ince bağırsaktan alınan bir parça ile yapay mesane oluşturulabilir. Yeni idrar kesesi idrar yoluna bağlanarak işlevsel hale getirilir. Ortotopik yeni mesane adı verilen bu yöntem ile hastaların torba kullanma zorunluluğu ortadan kalkar. Hasta, tamamen normal yollarla idrar işlevlerini yerine getirme şansına sahip olur. Bu işlem açık cerrahi yöntemlerle, laparoskopik ya da robotik tekniklerle uygulanabilir.

Üriner diversiyon yöntemleri arasında yer alan MAINZ II, idrar yolunun kalın bağırsağın son bölümüne bağlanması ile gerçekleştirilir. Hastanın torba kullanma zorunluluğu kalmaz, kalın bağırsak fonksiyonları ile idrara çıkabilir. Temel prensip, dışkı tutma işlevleri sayesinde idrar tutmayı da dağlayabilmek. Ancak idrarın dışkı ile karışması bazı enfeksiyon oluşumlarına ve komplikasyonlarına yol açabilmekte. Operasyon açık cerrahi teknikleri ile yapıldığı takdirde hayli riskli olabilirken, laparoskopik ya da robotik cerrahi ile yapıldığında birçok avantaj sağlayabiliyor.

İdrar kesesi tamamen alındıysa ve bölgeye ışın tedavisi uygulanması gerekiyorsa ortotopik yeni mesane ya da MAINZ II teknikleri kullanılamayabilir. Çünkü kanserli idrar kesesi tamamen alınmış olsa da operasyon sonrasında kanser hücreleri kalmış olabilir. Kanser hücrelerinin tamamen öldürülmesi için adjuvant kemoterapi uygulanması gerekir. Bu durum bazı vakalarda diğer onkolojik ve teknik sebeplerle de ortaya çıkabilmekte. Bu gibi durumlar karşısında ince bağırsaklardan küçük bir parça alınarak idrar yoluna bağlanır. Ardından uzatılan idrar yolu, karnın cilt dokusuna birleştirilir. İleal Loop adı verilen bu teknik, idrarın karna yapıştırılan bir torbaya dolmasını sağlar.

Mesane ameliyatı sırasında laparoskopik ya da robotik tekniklerin tercih edilmesi birçok avantajı da beraberinde getirir. Bu teknikler ile yapılan ameliyatların başarı oranları daha yüksek, komplikasyon oranları ise daha düşük. Aynı zamanda iyileşme süreci daha kolay ve kısa geçer. Kanama, ağrı ve ameliyat izleri gibi problemler de önemli oranda düşüş gösterir.

Anestezi Uygunluğunu Kontrol Etme

Tüm cerrahi operasyonlardan önce hastalara anestezi uygulanır. Hasta sağlığının korunması için anestezi uzmanları tarafından bazı tetkiklerin yapılması istenir. Hastaların birçoğu en az ameliyat endişesi kadar anestezi için de paniğe kapılır. Anestezi uzmanları ameliyat olacak hastalarla ilk olarak anestezi polikliniklerinde tanışırlar. Bu klinikte risk değerlendirmeleri yapılır ve hastanın da fikri alınarak uygulanacak anestezinin türü belirlenir. Hastanın tıbbi geçmişi incelendikten sonra yaşı, cinsiyeti, hangi ameliyatın yapılacağı, daha önce geçirilen hastalıkları, ameliyat geçmişi ve genel sağlık durumu incelenir. Ardından anestezi için gerekli olan tahliller istenir.

Anestezi uygunluğunu kontrol etmek için kan şekeri seviyesi, tam kan sayımı, üre seviyesi, biyokimya tetkikleri, karaciğer fonksiyon testleri, idrar tahlili, EKG, böbrek fonksiyon testleri, pıhtılaşma ve kanama süresi tayini, sarılık testi, akciğer grafisi, sedimantasyon, kan grubu belirleme testi, ilaç kan seviyesi ve gebelik testi gibi tetkikler yapılır. Tahlil sonuçlarının normalin dışında çıkması ile birlikte ilave tetkikler yapılması gerekebilir.

Doğurganlığı koruyan hastalara gebelik testi yapılır. Ayrıca 40 yaşının altında olan, 50’li yaşlarında olan ve 60 yaşının üzerinde bulunan hastalara farklı tetkikler uygulanabilir. Tetkiklerin sonuçları, hastaya uygulanacak anestezi türünün belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Tüm incelemeler yapıldıktan sonra hastaya risk değerlendirmesi yapmak mümkün hale gelir. Sonuçlar hasta ve hasta yakınlarıyla paylaşılır, onay alındıktan sonra ameliyat kararı çıkarılır. Tetkik sonuçlarında olumsuz bir sonuçla karşılaşılırsa ve ameliyat aciliyet gerektirmiyorsa ertelenmesine karar verilir.

Anestezi uzmanı tarafından onay alan hastalar, ilgili servise giderek yeniden hekimleri ile görüşür. Hastanın ameliyat endişesi yaşamaması için tüm süreç detaylı şekilde anlatılmalı. Çünkü tereddütleri ve soruları olan hastalar, psikolojik olarak ameliyata hazırlanma konusunda güçlük yaşar.

Hastanın Bilgilendirilmesi

Hastaların kendilerini bilinçli bir şekilde ameliyat sürecini hazırlayabilmeleri için anestezi, ameliyat, taburcu olma süresi, uygulanacak işlemler, ameliyat sonrası ve iyileşme süreçleri hakkında bilgi verilmesi gerekir. Ameliyat olacak hastalar, tüm bu süreçler hakkında mümkün olduğunca çok bilgi sahibi olmak ister. Tereddütleri ve sorularına karşılık bulamadıkları durumlarda ise kulaktan dolma bilgilere yönelme eğilimi gösterirler. Ancak yanlış bilgilendirmeler sonucunda hastanın korkuları, endişeleri ve stres seviyesi artış gösterebilir. Bu nedenle hekimlerin hasta sorularını yanıtlamaları, tüm süreçleri anlatmaları, güven vermeleri ve gerekli tüm bilgilendirmeleri eksiksiz şekilde yapmaları gerekir.

Genç ve çocuk yaştaki hastaların bilgilendirilmeleri sırasında daha farklı bir yol izlenmeli. Özellikle 4 ila 8 yaş grubundaki hastaların psikolojik travma geçirmemeleri için 10 gün öncesinden ameliyat hakkında bilgi verilmeli. Ergenlik döneminde bulunan genç hastalarda ise bu süre en az 1 hafta. Aksi halde hastanın kendini operasyona hazırlaması mümkün olmaz. Hastanede yatış, yeme içmenin kesilmesi, yapılacak iğneler, anestezi gibi konularda bilgi ve güven vermek hastanın kendini daha rahat hissetmesini sağlayacaktır.

Hastanın Ameliyata Hazırlık İçin Yönlendirilmesi

Hastalar, geçirecekleri ameliyat hakkında bilgilendirildikten sonra operasyona hazırlanmak üzere yönlendirilirler. Bu süreç içerisinde hastaya ilaç tedavileri, sigara alışkanlığı, alkol alımı, uyuşturucu madde kullanımı gibi konulardaki kurallar anlatılır. Ayrıca ameliyat günü dikkat edilmesi gereken noktalar ve yapılması gereken talimatlar da anlatılır.

Astım, diyabet, akciğer hastalıkları, yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları gibi kronik hastalığı bulunan hastaların kullandıkları tüm ilaçları hekimlerine bildirmeleri gerekir. Çünkü anestezi için verilen ilaçlar ile etkileşime girme söz konusu olabilir. Aynı zamanda aspirin ve türevleri gibi ilaçlar kanama/ pıhtılaşma bozukluklarına yol açar. Hayati önem taşıyan ilaçlar için hekim tarafından doz düzenlemesi yapılabilir. Ameliyat günü gelene kadar bu ilaçlar belirtilen miktarda ve sıklıkta alınmaya devam edilmelidir.

Tetkikler/Tahliller

İdrar kesesi ameliyatına karar verildikten ve hastanın anesteziye olan uygunluğu kontrol edildikten sonra birtakım tetkiklerin yapılması gerekir. Bu tetkikler tam idrar tahlili, tam kan sayımı, sistoskopi, böbrek fonksiyon testleri ve idrar kültürü incelemesidir. Yapılan testlerle hastanın boşaltım sistemi ya da vücudunda ameliyata engel olabilecek herhangi bir problemin olup olmadığı incelenir. Aynı zamanda böbrekler başta olmak üzere diğer boşaltım sistemi organlarının işlevlerini yerine getirip getirmedikleri, enfeksiyon olup olmadığı ya da başka bir anomali gelişip gelişmediği kontrol edilmelidir.

Tam İdrar Tahlili

Tam idrar tahlili, böbrekler ve idrar kesesini ilgilendiren her durumda uygulanması gereken bir testtir. Aynı zamanda boşaltım sistemi ile alakalı en sık yapılan testte tam idrar tahlili. Tahlil için hastadan idrar örneği istenir ve bu örnek sentrifüj edilir. Ardından mikroskop ile incelenerek idrar içeriğinde bir anomali olup olmadığı değerlendirilir. İnceleme sırasında kristal parçalar, kan, bakteri ya da iltihap gibi bulgular, bilgisayar ve mikroskop yardımıyla ayrıntılı şekilde değerlendirilebilir.

İdrar testi yapılmadan önce hastaların ağır egzersiz yapmaktan kaçınmaları ve idrar rengini değiştirecek olan gıdaları tüketmemeleri gerekir. İdrar örneği verileceği zaman eller ve genital bölgenin hijyeni sağlanmalı. Ardından verilen steril kabın iç kısmına temas etmeden belirtilen miktarda idrar yapılmalı. Örneğin havayla ve diğer mikroorganizmalarla temas etmemesi için kapak beklemeden kapatılmalı ve örnek görevliye teslim edilmelidir.

Tam Kan Sayımı

Tam kan sayımı ile hastanın genel sağlık durumu değerlendirilebilir, anemi gibi hastalıklar teşhis edilebilir ve izlenebilir, enfeksiyonlar saptanabilir. Tahlilin yapılabilmesi için parmak ucundan ya da kolda bulunan toplardamardan bir miktar kan alınır. Tahlil öncesinde hazırlık yapılmasına gerek yoktur.

Yapılan tam kan sayımı ile enfeksiyon düşmanı beyaz kan hücreleri, oksijen taşımaktan sorumlu olan kırmızı kan hücreleri, kanın pıhtılaşmasını sağlayan trombositler, kırmızı kan hücrelerinde oksijen taşımaktan sorumlu olan hemoglobin proteini, hematokrit ve plazma gibi bileşenler ile özelliklerini değerlendirmek mümkün olur. Sonuçlara göre hücrelerin anormal derecede azalma ya da artış göstermeleri gibi durumlarda ilave tetkikler istenebilir.

Sistoskopi

İdrar kesesinin görsel olarak incelenmesini sağlayan işleme sistoskopi adı verilir. İşlem sırasında sistoskop adı verilen cerrahi bir alet kullanılır. Kendi optik sistemine sahip olan bu uzun ve ince alet, ön idrar yolundan mesaneye doğru ilerletilir. Bu sayede mesane içerisinde bulunan tüm dokuları detaylı şekilde incelemek mümkün olur.

Sistoskopi özellikle idrar kesesi kanserinin periyodik muayeneleri ve takibi için kullanılan bir yöntem. Aynı zamanda idrarda kanama, ilaçlara direnç gösteren mesane enfeksiyonları, üriner sistem şikayetlerinin araştırılması ve gerekli durumlarda biyopsi yapılması için uygulanabilir.

Kanser riski taşımayan prostat büyümesi vakalarında sistoskopi ile prostatın tıraşlanması mümkündür. Ayrıca dış idrar kanalında meydana gelen darlıkların açılması, idrar yoluna geçici olarak katater takılması ve kapalı yöntemlerle mesanede bulunan taşların kırılması işlemleri de yapılabilir.

Böbrek Fonksiyon Testleri

Böbrekler, vücutta bulunan fazla sıvıların ve zararlı maddelerin atılmasından sorumlu organlardır. Aynı zamanda kan yapımı ve basıncının kontrolü, kemik yapımına destek olmak, mineral ve sıvı dengesini korumak gibi görevleri de vardır. Böbreklerin fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmeleri ile birlikte vücutta su, potasyum, sodyum, hidrojen, kalsiyum, bikarbonat, magnezyum ve fosfor gibi maddeler dengeli bir oranda bulunur. Ayrıca kreatinin, ürik asit, üre, toksin, ilaç artıkları vücuttan uzaklaştırılır.

Kronik veya akut böbrek yetmezliği, iştah kesilmesi, kusma, mide bulantısı, ishal, halsizlik, sıvı ve elektrolit dengesinin bozulması gibi durumlarda böbrek fonksiyon testleri yapılır. Aynı zamanda ameliyat sırasında hastanın böbreklerinin işlevlerini yerine getirip getirmeyeceğinden emin olmak için de bu testlere başvurulur. Böbrek fonksiyon testleri kan ve idrar örnekleri ile yapılabilir. Kan değerleri böbrek yetmezliği olup olmadığını erken dönemde gösterir. İdrar tahlilleri ise vücutta sistemik bir hastalık olup olmadığını; varsa ilerleme evresini ve türünü kolay şekilde ortaya çıkarır.

İdrar Kültürü İncelemesi

İdrar kültürü, tam idrar tahlili örneğinde herhangi bir enfeksiyon bulgusuna rastlanıldığı zaman yapılan bir tetkik. İdrar örneğinde bakteri ya da lökosit görülmesi halinde daha detaylı bir analiz yapılabilmesi için idrar kültürüne başvurulur. Bu sayede enfeksiyona yol açan mayalar ve bakteriler teşhis edilerek uygun tedavi seçilebilir.

Hastadan alınan idrar örneği, laboratuvar şartları altında üreyip çoğalmaya bırakılır. Üremenin sağlanması için özel teknikler kullanılır. İstenen bakteriler yeterince üredikten sonra antibiyotiklere karşı duyarlılıkları test edilir. Kültür antibiyogram adı verilen bu teknik ile en ideal ilaç belirlenerek kesin tedavi yoluna gidilir. Böylece yanlış ve gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilmiş olur.

İdrar kültürü için örnek verirken ilk olarak eller ve genital bölge dezenfekte edilir. Ardından ilk idrar dışarı yapılır. Bu sayede dışarıdan gelen mikroorganizmalar idrar örneğine geçmez. Ardından belirtilen miktarda idrar, verilen steril kaba yapılır. İdrarın kalanı yeniden dışarı boşaltılır. Böylece orta akım temiz idrar örneği alınabilir. Örnek verme sırasında steril kabın iç kısmına hiçbir yabancı madde temas etmemeli, idrar yapıldıktan sonra kapağı kapatılarak vakit kaybetmeden teslim edilmelidir.

Hastanın Ameliyata Hazırlanması

İdrar kesesi ameliyatı öncesinde hastanın kendini fiziksel ve psikolojik olarak hazırlaması gerekir. Tüm tetkikler yapıldıktan ve hastanın ameliyata uygunluğu kontrol edildikten sonra operasyon için gün ve saat belirlenir. Bu aşamadan sonra hastanın yapması gereken bazı hazırlıklar vardır.

Hasta, ameliyattan en az 6 saat önce yeme içmeyi kesmeli. Aynı zamanda operasyon gününden bir gün öncesinde sindirimi kolay olan gıdalar ile beslenmeli. Ameliyattan en az 2 hafta önce sigaranın, bir hafta öncesinde ise alkol alımının bırakılması gerekli. Ayrıca hastanın kronik bir hastalığı varsa kullandığı düzenli ilaçları bulunuyorsa hekim onayı ile bu ilaçların yeniden düzenlenmesi, kan inceltici özelliği bulunan ilaçların ameliyat günü alınmaması gerekir. Son olarak ameliyat bölgesinin kir ve kıllardan arındırılması işlemleri uygun tekniklerle yapılmalıdır.

Yeme İçmenin Kesilmesi

İdrar kesesi olacak hastaların ameliyata aç gelmeleri gerekir. Midenin dolu olması ile birlikte anestezi ilacı verildikten sonra kusma görülebilir. Fakat ilaçlar hapşırma, öksürme ve yutkunma işlevlerini yerine getiren koruyucu reflekslerin çalışmamasına sebep olur. Kusma sırasında mide sıvıları ve yemek artıkları nefes borusunun başlangıç kısmına kadar yükselir. Koruyucu refleksler ise bu maddelerin akciğerlere kaçmasını engeller. Ancak operasyon sırasında çalışmadıkları için parçacıklar akciğerlere ulaşarak hayati komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle operasyondan en az 6 saat önce yemek yemenin, 4 saat öncesinde ise su içmenin kesilmesi gerekir.

Katı gıdalar, süt ve kahve gibi ürünler midede uzun süre kalan gıda maddeleri. Bu nedenle ameliyat öncesinde tüketilmemesi gerekir. Hastanın operasyon için stres altında olması, midenin daha geç sürede boşalmasına yol açar. Ameliyat komplikasyonlarını minimum seviyeye indirmek içinse midenin tamamen boşalmasını beklemek gerek. Risksiz bir operasyon geçirebilmek için hekim tarafından önerilen gıdalar, belirtilen sürelerde tüketilmelidir.

1 Gün Önce Kolay Sindirilebilen Gıdalar ile Beslenme

İdrar kesesi ameliyatı olan hastaların operasyondan bir gün öncesinde sindirimi kolay olan gıdaları tüketmeleri gerekir. Genellikle yağsız, hafif ve sıvı ağırlıklı beslenmek operasyon sırasında oluşması muhtemel komplikasyonların önüne geçilmesini sağlar.

Hazmı güç olan gıda maddeleri uzun süre boyunca midede kalır. Bunun sonucunda ise anestezi ilacı verildikten sonra kusma görülebilir. Gıda maddelerinin akciğerlere ulaşmasını engelleyen refleksler, anestezi ilacı verildikten sonra çalışmaz. Böylece mide sıvısı ve kalan gıda artıkları akciğerlere ulaşarak ciddi komplikasyonlara neden olabilir.

Sigara ve Alkolü Bırakma

İdrar kesesi ameliyatından en az 2 hafta öncesinde sigara kullanımının bırakılması gerekir. Sigaranın içerisinde bulunan bazı maddeler, tansiyonun yükselmesine neden olarak kalp krizinin tetikler. Aynı zamanda sigara kullanımı damar sertleşmesi ve daralmasına yol açar. Sigara içen hastalarda doku oksijenizasyonu ve kanlanması bozulur, ameliyat yaraları daha uzun sürede iyileşir. Pıhtı oluşumu, enfeksiyon ve beyin kanaması gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

Anestezi sırasında verilen ilaçlar astım ataklarına yol açabilir. Sigara içen hastalarda atak görülme ihtimali, içmeyen hastalara oranla daha yüksektir. Hasta sigara içiyorsa gaz yolu ile anestezi yapılması riskli olacağı için damar yoluyla ilaç verilmesi daha uygun olur.

Alkol alımı karaciğeri zorlayarak çalışma kapasitesinde düşüşe neden olur. Ameliyat sırasında ve sonrası komplikasyon oluşmaması için operasyondan en az 1 hafta önce alkol alımının durdurulması gerekir.

Kan İnceltici İlaçları Kesme

Kronik hastalığı bulunan ve düzenli olarak ilaç alması gereken hastaların ameliyat öncesinde hekimlerine danışmaları gerekir. Kullanılan tüm ilaçlar ve dozları doğru bir şekilde belirtilmeli. Birçok ilaç, operasyon günü az miktarda suyla birlikte içilebilir. Ancak bazı ilaçlar kanama komplikasyonuna yol açacağı için anestezi uzmanı tarafından onay alınması gerek.

Kan sulandırıcı özelliği bulunan aspirin ve türevleri gibi ilaçlar, operasyon sırasında ya da sonrasında kanamaya yol açar. Genellikle hayati değerleri etkileyecek miktarda kanama görülmez. Fakat ciltte morarmalar ve yara bölgesinde kan toplanması gibi yan etkiler meydana gelir. Bu nedenle ilaçlara doz düzenlemesi yapılması ya da operasyon gününe kadar kesilmesi gerekir. Kalp kapak hastalıkları, aspirin dışındaki kan sulandırıcı ilaçlar, derin ven trombozu ya da kalp ritim bozukluğu gibi hastalıklar için verilen ilaçlar çoğunlukla ömür boyu kullanılmalı. Bu tip ilaçların kullanılması gerekiyorsa ne zaman bırakılacağı ve ne zaman yeniden başlanacağı gibi bilgiler hekim tarafından verilecektir.

Ameliyat Bölgesinin Temizlenmesi

İdrar kesesi ameliyatına girmeden önce, ameliyat bölgesinin kirden ve kıllardan arındırılması gerekir. Hasta, operasyondan 1 gün öncesinde duş almalı. Bölgenin tıraş edilmesi işlemi ise, operasyon saatine yakın bir zamanda ve hasta katında yapılmalıdır. Tıraş sırasında tüy dökücü kremler ya da uygun başlıklı bir tıraş makinesi tercih edilmeli. Jilet ya da ağda gibi yöntemlerdense kaçınmak gerekir. Jilet kesikleri enfeksiyon gibi komplikasyonlara neden olurken ağda ve benzeri yöntemler ciltte hassasiyet yaratarak soruna yol açabilir.

Tıraş edilecek alan ameliyat öncesinde cerrah tarafından belirlenir. Bu alan her zaman kesinin yapılacağı alandan daha büyük olmalıdır. Tıraş edilecek bölge ilk olarak antiseptik tamponla ıslatılır. Daha sonra kıllar, çıkış yönüne uygun olacak şekilde kesilir. Bu sırada cildi gerdirmek ve olası tahrişlerden korumak gerekir. Tüm bölge kıllardan arındıktan sonrasında yeniden antiseptik uygulanır. Gerek duyulursa hassasiyeti gidermek için krem ya da losyon uygulaması yapılabilir. İşlem sırasında kullanılan tüm araç gereçler steril olmalı.

Hasta ameliyathaneye alındıktan sonra boş bir küvete antiseptik solüsyon hazırlanır. Cerrah, scrub fırça yardımıyla ameliyat bölgesinin sterilizasyonunu sağlar. Ardından steril kompres ile bölge kurulanır. İşlem sırasında akan solüsyonlar hastanın altında birikebilir. Bu nedenle dikkatli davranmak gerekir.

İdrar Kesesi Ameliyatı Sonrası

Mesane ameliyatlarının %90 ila %95’i başarılı sonuçlanır. Ancak her operasyonda olduğu gibi bazı komplikasyon riskleri bulunur. Bu risklerin birçoğu kolay şekilde tedavi edilebilir. Yine de ameliyat hazırlıkları ve iyileşme süreçlerinde özenli davranmak ve hekim önerilerine uygun davranarak tedbir almak hayli önemli.

İdrar kesesi ameliyatının ardından ilaçların belirtilen şekilde kullanılması ve tuvalet alışkanlıklarının düzenlenmesi gerekir. Ağır sporlardan uzak durmak, uyku pozisyonuna dikkat etmek, zorlayıcı hareketlerden kaçınmak, yeterli sıvı tüketmek, belirtilen süre boyunca cinsel ilişkiye yaşamamak, havuz ve denize girmemek de dikkat edilmesi gereken diğer maddeler arasında yer alır.

Riskler/Komplikasyonlar

İdrar kesesi ameliyatı sonrasında bazı komplikasyonlar görülebilir. Bu nedenle hastanın sağlığına özen göstermesi ve bir sorun olması halinde vakit kaybetmeden hekimine başvurması gerekir. En sık görülen komplikasyonlar arasında enfeksiyon, akıntı, kısırlık, idrar yapmada güçlük ve yüksek ateş yer alır.

Hastanın ateşi 38 derece ve üzerine çıkarsa derhal tıbbi yardım almak gerekir. Aynı zamanda yara bölgesinin şişmesi, kabarması, ağrıması, kızarması, çalkantı sesinin duyulması, kötü bir kokunun yayılması ve akıntının olması da komplikasyon göstergesi olabilir. İdrar yaparken güçlük çekilmesi, üç günden daha uzun süre dışkılayamama, kusma, mide bulantısı, titreme ya da üşüme gibi şikayetler olursa hastanın operasyonu yöneten cerraha muayene olması gerekir. Bu şikayetlerin hiçbiri yaşanmıyorsa operasyondan sonraki 2. haftada kontrol muayenesi yapılır. Herhangi bir bulguya rastlanmaması, sağlıklı bir iyileşme sürecinin geçirildiğini işaret eder.

Enfeksiyon Riski

Enfeksiyon riski tüm cerrahi operasyonların ardından ortaya çıkabilecek ciddi bir komplikasyondur. Önlem alınmaması ve tedavi edilmemesi halinde ölüm vakalarına yol açabilir. Enfeksiyon riskini ortadan kaldırmak için öncelikle sterilizasyona dikkat etmek gerekir. Fakat ne kadar dikkat edilse de bazı vakalarda bu durum ortaya çıkabilmekte.

Ameliyat sonrasında meydana gelen enfeksiyon, 3 farklı şekilde sınıflandırılır; organların boşluk bölümünde oluşan enfeksiyon, derin dokularda görülen enfeksiyon ve yüzeysel dokularda meydana gelen enfeksiyon. Tüm çeşitlerde hafif ancak belirgin işaretler bulunur. En belirgin işaret ise bağışıklık sisteminde ve kan dolaşımında bulunan mikroplar nedeniyle hastanın ateşinin yükselmesi. Ameliyat bölgesindeki dokuda irin, çürüme, rengin koyulaşması ve iltihap oluşumu bölgesel enfeksiyon belirtileridir. Ameliyatın hemen ardından ya da bir süre sonrasında görülebilir. Ancak ihmal edilmesi halinde kangren gibi hastalıklara sebep olabileceği için ortaya çıkar çıkmaz hekime başvurmak gerekir.

Enfeksiyon görülmesi halinde uygulanacak tedavi bölgeye ve sebebe bağlı olarak değişiklik gösterir. Çoğu vakada yüksek dozlu antibiyotik ilaçların kullanımı gerekir. Ancak enfeksiyon ilerlemişse ek tedavilere da başvurulur. Tüm tedavi yöntemlerindeki temek prensip, enfeksiyonun vücuttan atılmasını sağlamaktır.

İdrar Yapamama

Mesane ameliyatı sonrasında idrar yaparken zorluk yaşanması ya da idrarın hiç yapılamaması önemli bir komplikasyondur. İdrar yapma sırasında şiddetli sancı, baş ağrısı, mide bulantısı, üşüme, kusma, titreme ya da ishal gibi şikayetler ortaya çıkıyorsa kesinlikle ihmal edilmemeli.

İdrar yapma tamamen kesilmemişse daha fazla yapabilmek için ılık suyla oturma banyosu yapmak yardımcı olacaktır. Bunun için idrara çıkmadan 15 dakika öncesinde ılık su dolu bir küvete oturmak ve birkaç dakika beklemek yeterli olur. Fakat muayene olmak ihmal edilmemeli, hekim tarafından reçete edilen ilaçların düzenli olarak kullanılması gerekli.

Yüksek Ateş

İdrar kesesi ameliyatı bittikten sonraki ilk gün içerisinde görülen yüksek ateş, her vakada enfeksiyon belirtisi olmaz. Her ameliyat vücuda kontrollü şekilde uygulanan bir travmadır ve vücut bu travmaya karşı tepki olarak ateşle yanıt verebilir. Ancak ateşe eşlik eden inflamasyon, idrarda azalma ya da septik şok gibi şikayetler de varsa kesinlikle ihmal edilmemeli.

Ateşin 2 gün boyunca devam etmesi halinde sebebinin tespit edilmesi ve tedavi edilmesi gerekir. İlk 48 saat içerisinde ateşin yükselmesi, solunum komplikasyonu ya da vücudun verdiği normal bir tepki sayılır. 3. gün ve sonrasında ateşin yükselmesi ise genellikle enfeksiyon belirtisidir. 5. günün ardından yüksek ateş görülüyorsa vakit kaybetmeden bir sağlık kurumuna başvurmak ve muayene olmak gerekir.

Akıntı

İdrar kesesi ameliyatı sonrasında bazı komplikasyonlar görülebilir. Bu komplikasyonlardan biri de akıntı. Ameliyat kesisinde kanama, şişlik ve yüksek ateşle birlikte ortaya çıkar. Dikişlerin açılması halinde bölge, mikroplar ve zararlı bakterilerin üremesi için hayli uygun bir ortam haline gelir. İltihap nedeniyle şişlikler başlar. Herhangi bir zorlama halinde ise bu şişlik patlar ve iltihapla birlikte akıntı görülür.

Akıntı komplikasyonunun tedavisi için öncelikle ameliyat bölgesi dezenfekte edilir. Ardından iltihap vücuttan uzaklaştırılır ve yeniden pansuman yapılır. Şiddetli akıntının olduğu vakalarda ise antibiyotik ilaçların kullanımı ve iltihabın tamamen kurutulması gerekir. Hasta akıntıyı fark eder etmez uzman bir hekime başvurmalı. Aksi takdirde ciddi enfeksiyon komplikasyonları ortaya çıkabilir.

Kısırlık

İdrar kesesi kanseri ameliyatı sonrası kadın ve erkek hastalarda kısırlık görülebilir. Bu durum ameliyatın ardından kemoterapi ya da radyoterapi tedavisi gören hastalarda da ortaya çıkar. Kısırlık genellikle kalıcı bir durumdur. Fakat bazı vakalarda geçici olduğu, 5 ila 10 sene arasında yeniden sperm gelişiminin başladığı görülür. İlerleyen dönemlerde çocuk sahibi olan erkek hastalar, kemoterapiye alternatif gösterilebilecek tedavi türlerine yönelebilir ya da sperm dondurma tekniğini seçebilir.

Kısırlık problemi, genel sağlık durumu ve yaş gibi faktörlerden etkilenir. 40 yaşının üzerinde bulunan erkek hastalarda yeniden sperm gelişiminin görülmesi düşük bir olasılıktır. Ancak ergenlik döneminde bulunan hastalarda bu ihtimal daha yüksek.

Mesane kanseri ameliyatı sonrasında kemoterapi ya da radyoterapi gören kadın hastalar regl görmeye devam ediyor olsa da doğurganlık oranı düşmüş olabilir. Orta yaştaki hastaların adet dönemleri daha uzun sürede düzene girer. Aynı zamanda adetleri kesilebilir ve erken menopoz görülebilir. Doğurganlık seviyesinin uygun olup olmadığını görmek içinse yumurtalık rezervi ve hormonal testler uygulanmakta.

Ameliyat sonrasında sağlıklı bir fallop tüpü, sağlıklı bir yumurtalık, uygun bir rahim ve hormon seviyelerinin düzenli olması halinde çocuk sahibi olmak mümkün. Fakat çocuk sahibi olmak için ameliyatın ardından birkaç senenin geçmesi, hastalık seyrinin ve hormon seviyelerinin izlenmesi daha doğru olacaktır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

İdrar kesesi ameliyatı sonrasında dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Ağrı duyumu genellikle çok şiddetli değildir. Ancak mevcut ağrıların kesilmesi için hekim tarafından reçete edilen ilaçlar düzenli olarak kullanılmalı. Operasyon sırasında kendinden eriyen dikişler kullanıldığı için yeniden dikiş aldırmaya ihtiyaç duyulmaz. Ancak önerildiği süre boyunca düzenli olarak pansuman yapmaya devam edilir.

Ameliyat sonrasında her hastanın beslenmesine özen göstermesi ve kabızlıktan kaçınması büyük önem taşır. Bu nedenle sıvı ağırlıklı besinler tercih edilmeli, günde en az 1.5 litre su tüketilmeli. Operasyondan sonraki ilk saatin tamamlanması ile birlikte hastanın yavaş yavaş hareket etmeye başlaması, iyileşme sürecinin ilerlemesi ile birlikte basit egzersizler yapması gerekir. Bu sayede idrar kesesine destek olan kaslar yeniden güçlenir. Ameliyattan sonraki ilk 1- 1,5 ay cinsel ilişkiye girmek doğru olmaz. En uygun süre ise hekim tarafından belirtilecektir.

Mesane ameliyatı sonrasında genital akıntı, ateş, idrar yapmada zorluk, idrarda kötü koku ya da kabızlık gibi problemler oluşuyorsa vakit kaybetmeden operasyonu yapan cerraha danışmak gerek. Tümör ya da kanserli hücreler nedeniyle yapılan ameliyatların ardından önlem amaçlı antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Operasyon sırasında tüm hastaların kişisel temizliklerine dikkat etmeleri ve enfeksiyona karşı önlem almaları gerekir.

İlaçların Doğru Kullanımı

Mesane ameliyatı sonrasında hekim tarafından belirli ilaçlar reçete edilir. Bu ilaçların başında ağrı kesici özelliği bulunan tabletler gelmekte. Ameliyatın ardından hastanın acı ve ağrı duyumunu minimum seviyeye düşürmek için bu ilaçlar, hekim tarafından önerilen sıklıkta ve dozda alınmalı. Aksi takdirde iyileşme süreci çok daha sancılı bir dönem haline gelerek hastayı fizyolojik ve psikolojik olarak zorlayacaktır.

Ameliyattan sonra enfeksiyon ve akıntı gibi komplikasyonları engellemek için antibiyotik ilaçların kullanımı gerekebilir. Bu ilaçlar genellikle kısa bir dönem için kullanılır. Hekim tarafından belirtilen saatlerde alınır ve söylenen tarihten öncesinde kullanımı bırakılamaz. Aksi takdirde bakteriler antibiyotik direnci kazanır ve tedavi zorlaşır. Kullanılması gereken diğer ilaçlar ise idrar söktürmeye yardımcı olan tabletler. Bu ilaçların alımı ile hasta daha rahat şekilde idrara çıkar. Verilen tüm ilaçların düzenli ve doğru şekilde kullanılması ile komplikasyon riskleri düşer, hasta daha konforlu bir iyileşme süreci yaşar.

Yatış Pozisyonuna Dikkat Etme

İdrar kesesi geçiren hastaların dikkat etmesi gereken noktalardan biri de yatış pozisyonu. Hasta ameliyattan çıktıktan 1 saat sonrasında hareket etmeye ve kısa yürüyüşler yapmaya başlamalı. Aksi takdirde hareketsizliğe bağlı kas zayıflamalar ya da bası yaraları oluşabilir. Hasta kendini iyi hissetse bile ilk haftada kendini çok zorlamaması ve dinlenmesi gerekir. Tam iyileşmenin görülebilmesi için istirahat ihmal edilmemeli.

Hastalar istirahat ya da uyku halindeyken ağırlıklarını kalçanın yan kısımlarına vermeli. Aynı zamanda yatar ya da oturur pozisyondan doğrulurken ameliyat bölgesini zorlamaktan kaçınmalı. Çünkü bölgenin zorlanması ile birlikte dikişler açılabilir ve çeşitli komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur ise otururken ya da yatarken sert zeminler yerine yumuşak zeminlerin tercih edilmesidir.

Tuvalette Uzun Süre Kalmama

İdrar kesesi ameliyatı geçiren hastaların tuvalet alışkanlıklarını değiştirmeleri ve yeniden düzenlemeleri gerekir. Hastalar özellikle uzun süre boyunca tuvalette kalmaktan kaçınmalı. Bunun için yeterli sıvı tüketmeye, reçete edilen ilaçları doğru ve düzenli şekilde kullanmaya, kabızlığı önleyecek gıdaları tüketmeye dikkat edilmelidir. Aksi halde idrara çıkma güçlükleri ve kabızlık meydana gelerek ıkınma ihtiyacına yol açar. Fakat iyileşme süreci tamamlanmamışsa ıkınma ile birlikte ameliyat bölgesi zorlanır ve dikişlerin atmasına yol açarak bazı komplikasyonlara neden olur.

1 Ay Boyunca Cinsel İlişkiye Girmeme

Cerrahi operasyonların ardından cinsel hayata geri dönmek için tam iyileşmenin görülmesi beklenir. Bu süre genellikle 4 ila 6 hafta arasında sürer. Tam iyileşme öncesinde cinsel ilişki yaşamak, ameliyat bölgesini ve dikişleri zorlayarak iyileşme sürecini zorlaştırır. Hastanın konforlu ve sağlıklı bir iyileşme süreci geçirebilmesi için kontrol muayenelerini aksatmaması, hekim onayı aldıktan sonra cinsel ilişkiye girmesi gerekir.

Zorlayıcı Hareketler Yapmama

İdrar kesesi ameliyatları, başarılı oranı yüksek olan cerrahi operasyonlardır. Hastaların ameliyattan sonra sağlıklarına yeniden kavuşmaları ve günlük aktivitelerine yeniden dönebilmeleri için aylar boyunca beklemelerine gerek kalmaz. Ameliyattan 1 saat sonrasında yavaş yavaş yürümeye başlamak, 1 haftanın sonunda ise yavaş yavaş günlük hayat temposuna dönmeye başlamak mümkün. Ancak tam iyileşmenin beklendiği 4 ila 6 hafta boyunca hastanın kendisini ve ameliyat bölgesini zorlayacak hareketlerden kaçınması gerek. Aksi halde dikişler yırtılabilir, tam iyileşme görülmediği için kanama ve enfeksiyon gibi komplikasyonlar meydana gelerek hastanın sağlığını tehlikeye atabilir.

Denize/Havuza Girmeme

Mesane ameliyatı geçiren hastaların 1 buçuk ila 2 ay süreyle havuza ve denize girmemeleri gerekir. Bu süreden önce yara bölgesinin tam olarak iyileşmesi mümkün olmaz. Havuz ve deniz gibi steril olmayan ortamlarda zararlı bakteriler ve mikroplar yaygın olarak görüldüğü için enfeksiyon riski büyük oranda artış gösterir. Bu durum sonucunda ise hasta sağlığı hayati ölçüde tehlike altına girebilir. Hekim tarafından tam iyileşmenin sağlandığı belirtildikten ve onay verildikten sonra havuza ya da denize girmek mümkün olur.

Ağır Sporlardan Kaçınma

İdrar kesesi ameliyatı olan hastaların 4 ila 6 hafta boyunca ağır sporlar yapmaktan kaçınması gerekir. Tam iyileşme olmadan önce yapılan her iyileşme yara açılmasına sebep olur. Bunun sonucunda ise yara bölgesinde enfeksiyon oluşumu, ağrılı ve uzun bir iyileşme süreci, yeniden dikiş atılması gibi zorlayıcı etkiler ortaya çıkar. Tüm bu etkilerden korunabilmek için tam iyileşme sürecinin tamamlanmasını beklemek ve ağır sporlara hekim onayı ile başlamak gerekir.

Sıvı Tüketimine Dikkat Etme

Mesane ameliyatı geçirdikten sonra her hasta yeterli miktarda sıvı almaya özen göstermeli. Gereğinden fazla sıvı tüketimi, idrarla birlikte vücudun ihtiyaç duyduğu kalsiyum ve benzeri elementlerin atılımına yol açar. Gerekenden az sıvı tüketimi ise idrar akımının durağanlaşmasına; idrar kesesi taşları ya da idrar yolu enfeksiyonlarının oluşumuna sebep olur.

Operasyon sonrasında sıvı tüketimine dikkat etmek, özellikle hastalığın kendini yinelemesini engellemek için oldukça önemli. Hastalar ameliyatın ardından idrar renklerini takip ederek yeterince sıvı alıp almadıklarını kontrol edebilir. Açık sarı renkli idrar yeterli sıvı alındığını, koyu renkli ve bulanık sarı renkli idrar ise vücudun susuz kaldığını gösterir.

Yan Etkiler

İdrar kesesi ameliyatı sonrasında tüm ameliyatlarda olduğu gibi bazı yan etkiler ortaya çıkabilir. Beklenen yan etkiler arasında ateş yükselmesi, idrar yaparken ya da sonrasında yanma, ağrı, yara bölgesinde hassasiyet ve kabızlık gibi komplikasyonlar yer alır. Ancak reçete edilen ilaçların düzenli kullanımına rağmen bu şikayetler geçmiyorsa ya da farklı komplikasyonlar görülüyorsa vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurmak gerekir.

Yanma

İdrar yollarında yanma, mesane ameliyatı sonrası beklenen yan etkiler arasındadır. İdrar yapma sırasında ya da sonrasında yanma hissi oluşabilir. Hekim tarafından verilen ilaçlar, bu hissi azaltmak için yardımcı olur. Bu nedenle ilaçların doğru ve düzenli olarak önerilen süre boyunca alınması oldukça önemli. Yanma hissi azalmıyorsa ya da birkaç gün geçmesine rağmen devam ediyorsa hekime belirtilmesi ve kontrol muayenesi olunması gerekir.

Ağrı

Ameliyatlar, vücuda bilinçli ve kontrollü şekilde uygulanan travmalardır. Bu nedenle vücut, her ameliyatın ardından travmalara verdiği tepkileri verir. Ağrı duyumu tamamen beklenen bir etki olmakla birlikte birkaç gün boyunca devam edebilir. Anestezi ilaçlarının etkisi geçmeye başladıkça ağrı duyumu oluşur. Ancak reçete edilen ağrı kesicilerin önerilen şekilde kullanılması ile birlikte bu komplikasyon önlenebilir.

Kabızlık

Kabızlık, idrar kesesi ameliyatı yapıldıktan sonra ortaya çıkması beklenen bir yan etki. Kabızlığı önlemek için mümkün olduğunca sıvı ağırlıklı ve hazmı kolay gıdalar tüketilmeli. Aksi takdirde zorlama ve ıkınmadan dolayı dikişler açılabilir ve farklı komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu komplikasyon arasında en sık görülenleri enfeksiyon oluşumu ile iyileşme sürecinin uzamasıdır. Ameliyat sonrasında kabızlık görülürse ve 3 gün içerisinde iyileşme görülmezse vakit kaybetmeden hekime bildirilmeli ve verilen ilaçları doğru şekilde kullanmak gerekir.

Ameliyat Bölgesinde Hassasiyet

İdrar kesesi ameliyatı sırasında genellikle kendinden erime özelliğine sahip olan dikişler kullanılır. Bu sayede hastanın dikiş aldırma işlemi yaptırmasına gerek kalmaz. Dikişler düşene kadar ameliyat bölgesinde hassasiyet şikâyeti oluşabilir. Fakat hassasiyete eşlik eden yara bölgesinde akıntı, sızıntı şeklinde ya da doğrudan kanama, yara bölgesinin aşırı ısınması, dikişlerde açılma ya da hastanın ateşinin yükselmesi gibi komplikasyonlar görülüyorsa en kısa sürede uzman bir hekime muayene olmak gerekir.

Ateş

Ateş, ameliyat sonrası en sık karşılaşılan yan etkiler arasında yer alır. Operasyondan sonraki ilk gün içerisinde görülen ateş vakaları genellikle enfeksiyonla alakalı değil, kateter ya da solunum komplikasyonları ile ilgilidir. Fakat idrar miktarında düşüş ya da septik şokla birlikte görülürse vakit kaybetmeden önlem almak gerekir.

Operasyondan sonraki 3.günden itibaren görülen ateş yükselmesi çoğunlukla enfeksiyonun göstergesidir. Enfeksiyon ise ölüm vakalarıyla sonuçlanabilecek kadar ciddi bir komplikasyon. Bu nedenle vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak, verilen antibiyotik ilaçları doğru ve düzenli şekilde kullanmak gerekir. Aynı zamanda belirtilen süreden daha önce ilaçlar bırakılmamalı, kontrol muayeneleri aksatılmamalıdır.

Önlemler

İdrar kesesi ameliyatı sonrasında görülmesi muhtemel olan bazı komplikasyonlar vardır. Bu komplikasyonları engellemek hastanın sağlıklı şekilde iyileşme sürecini tamamlamasını sağlamak ve genel sağlık durumunu korumak için alınması gereken önlemler bulunur. Bu önlemler; ilaçları düzenli ve doğru kullanmak, düzenli doktor kontrolüne gitmek, beslenme düzenine özen göstermek ve yeterli sıvı tüketimine dikkat etmektir. Böylece ameliyat sonrası komplikasyonlarından korunmak mümkün hale gelir.

Düzenli Doktor Kontrolü

İdrar kesesi ameliyatı sonrasında kontrol muayeneleri için tarih belirlenir. Hekim tarafından belirlenen bu tarihlerde kontrol muayenesi olmak, hastalığın seyrini izlemek ve kendini tekrarlamasını önlemek açısından oldukça önemli. İdrar kesesi hastalıklarının çoğu kendini yinelemeye yatkındır. Bu nedenle ameliyat sonrasında düzenli olarak doktor kontrolüne gitmek, gerekli tetkikleri yaptırmak ve hekim tavsiyelerine uymak gerekir.

İlaçların Doğru Kullanımı

Mesane ameliyatı sonrasında hekim tarafından bazı ilaçlar reçete edilir. İlave bir tedaviye ihtiyaç duyulmadığı takdirde ağrı kesici, antibiyotik, idrar söktürücü ve gerekli durumlarda kabızlık önleyici özelliği bulunan ilaçlar kullanılmalı. Antibiyotikler genellikle enfeksiyonu önlemek amacıyla reçete edilir. İdrar söktürücü ve kabızlık önleyici ilaçlar ise iyileşme sürecinde hastayı rahatlatmak için verilir. Ağrı kesiciler, anestezi ilaçlarının etkisi geçtikten sonra acı duyumu azaltmak ve hasta konforunu yükseltmek için kullanılmalı.

Hastanı ilaçlarını belirtilen süreden daha erken bırakmaması gerekir. Aynı zamanda tavsiye edildiği şekilde aç ya da tok olarak almaya dikkat etmek, belirtilen saatlerin dışında içmemek, önerilen dozun altında ya da üzerinde ilaç almamak da uyulması gereken kurallar arasında yer alır.

Hekim tarafından verilen ilaçlar dışında ilaç almak gerekirse kesinlikle doktor onayı almak gerekir. İlaçların içerisinde bulunan etken maddelerin etkileşime girmesi sonucunda ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle kullanılan tüm ilaçlar eksiksiz olarak belirtilmeli ve yapılan doz düzenlemelerine uymak gerekir.

Beslenme Düzenine Dikkat Etme

İdrar kesesi ameliyatı sonrasında hastanın beslenme düzenine dikkat etmesi gerekir. Bu sayede vücut daha hızlı şekilde toparlanır ve ameliyat bölgesinde daha hızlı iyileşme görülür. Operasyonun ardından iştahta azalma görülmesi beklenen bir etkidir. Bu durum psikolojik sebepler, fizyolojik etmenler ya da ilaçların etkileri olarak ortaya çıkabilir. Fakat iştah azalsa dahi vücudun günlük olarak ihtiyaç duyduğu besin değerleri karşılanmalı; mineral, protein ve vitamin alımına dikkat edilmeli. Aynı zamanda işlenmiş gıdalardan, hazır yemeklerden, aşırı baharattan, çok yağlı ya da tuzlu yemeklerden uzak durmak gerekir.

Operasyon sonrasında özellikle hazmı zor olan ve kabızlığa yol açabilecek gıdalardan kaçınmak gerekir. Mümkün oldukça çorba gibi sıvı ağırlıklı ve hafif gıdalar tüketilmeli. Aksi takdirde ıkınma ya da zorlama sırasında dikişlerde açılma oluşabilir ve enfeksiyon gibi komplikasyonlar görülebilir.

Yeterli Sıvı Tüketimi

Yapılan her ameliyatın ardından olduğu gibi idrar kesesi ameliyatı sonrasında da yeterli sıvı tüketimine dikkat etmek gerek. Aksi halde vücut susuz kalarak dehidrasyona yol açabilir. Aynı zamanda mesane hastalıkları kendini yineleyebilir, mesane enfeksiyonları ya da idrar kesesi taşları oluşabilir.

Mesanenin komple alındığı vakalarda yeni mesane kapasitesinin belirlenmesi için hekim tarafından belirtilen miktarda sıvı almak oldukça önem taşır. Gereğinden fazla sıvı tüketimi, vücudun ihtiyaç duyduğu maddelerin atılımına yol açabilir. Yeterli sıvı alınıp alınmadığını test etmenin en kolay yolu idrar rengini test etmek. İdrara çıktıktan sonra rengin açık sarı olduğunu görmek, vücut için yeterince sıvı alındığının göstergesidir. Ancak koyu renkli, bulanık ya da kötü kokulu bir idrar görüyorsanız daha fazla sıvı tüketmeniz gerek.

Sık Sorulan Sorular

İdrar kesesi ameliyatı, ameliyat öncesi dönem, operasyon sonrası dikkat edilmesi gerekenler ve iyileşme süreci hakkında ne kadar çok bilgi sahibi olursanız kendinizi o kadar hazır hissedersiniz. Bu nedenle idrar kesesi ameliyatı hakkında sık sorulan soruları sizler için bir araya getirdik…

İdrar Kesesi Ameliyatı Sonrası İdrar Yapmada Zorluk Olur Mu?

İdrar kesesi ameliyatı geçiren her hasta idrar yapmakta zorluk geçirmez. Ameliyata sebep olan hastalık ve ameliyatın başarılı geçip geçmediği gibi etmenler bu durumu doğrudan etkiler. Operasyondan sonra idrar yapmayı kolaylaştırmak için idrar söktürücü özelliği bulunan ilaçlar reçete edilir. Bu ilaçları belirtilen şekilde ve düzenli olarak kullanarak bu problemin üstesinden gelmek mümkün. Aynı zamanda idrara çıkmadan birkaç dakika öncesinde ılık suyla oturma banyosu yapmak da idrara çıkmayı kolaylaştıracaktır.

İdrar Kesesi Ameliyatı Riskli Midir?

İdrar kesesi ameliyatı oldukça kolay ve başarı oranı hayli yüksek bir ameliyat. Ancak hastanın genel sağlık durumu ve hastalığın evresi bu konuda etkisi olan unsurlar. Operasyon öncesinde ve iyileşme sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalara uyulursa ameliyat komplikasyonları büyük oranda düşer. Ancak ihmal edilmesi halinde hastanın sağlığı ciddi oranda tehdit altına girerek operasyon riskini arttırır.

Ameliyat Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?

İdrar kesesi ameliyatından çıkan hastaların sağlıklı ve konforlu bir iyileşme süreci geçirebilmeleri için dikkat etmeleri gereken bazı noktalar vardır. İlk olarak hastanın kişisel hijyenine ve kaldığı ortamın sterilizasyonuna özen gösterilmesi gerekir. Aynı zamanda beslenme alışkanlıklarını düzenlemesi, sigara içmemesi, yeterli sıvı alımına dikkat etmesi, reçete edilen ilaçları doğru ve düzenli olarak alması, kontrol muayenelerini aksatmaması gerekir.

Ameliyattan çıktıktan sonrasında tam olarak iyileşmek için 4 ila 6 hafta arasında zamana ihtiyaç duyulur. Bu süre içerisinde hastanın kendisini zorlaması, ağır sporlar yapması, cinsel ilişkiye girmesi, yeterince dinlenmemesi, dikişlerini zorlaması, havuz ya da denize girmesi, yatış pozisyonuna dikkat etmemesi, tuvalette uzun süre kalması ya da kabızlık gibi şikayetler nedeniyle ıkınmaması gerekir. Aksi takdirde iyileşme süreci uzayarak daha zorlu bir hale gelir.

İdrar Kesesi Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Ne Kadar Sürer?

İdrar kesesi ameliyatı olduktan sonrasında 1 ila 7 gün arasında taburcu olunur. Ancak tam iyileşmenin görülmesi ve hastanın yeniden sağlığına kavuşması için 30 ila 45 güne ihtiyaç duyulur. Bu süre içerisinde dikkat edilmesi gereken noktalara özen göstermek, sağlıklı ve rahat bir iyileşme süreci geçirmek için oldukça önemli. Aksi halde iyileşme süreci uzayarak hastanın sağlığını tehdit edecek komplikasyonlara yol açabilir.

Ameliyat Öncesi Nasıl Hazırlık Yapılmalı?

Mesane ameliyatı öncesinde genel hazırlıklar, tahliller ve tetkikler, hastanın ameliyata hazırlanması olmak üzere üç aşama gerçekleştirilir. Ameliyat sırasında kullanılacak tekniğin belirlenmesi, hastanın anestezi için uygun olup olmadığının test edilmesi, gerekli bilgilendirmelerin yapılması ve operasyon hazırlıkları için yönlendirme yapılması genel hazırlıklar sırasında yapılması gereken işlemlerdir. Ardından tam kan sayımı, tam idrar tahlili, böbrek fonksiyon testleri, sistoskopi ve idrar kültürü incelemesi yapılarak tahlil/ tetkik aşaması tamamlanır.

Hastanın ameliyata hazırlanması aşamasında operasyondan 6 saat önce yeme ve içme kesilir, ameliyattan 1 gün önce kolay hazmedilir gıdalarla beslenilir, kan inceltme özelliği bulunan ilaçların alımı kesilir, sigara ve alkol alımı durdurulur, ameliyat bölgesi temizlenir. Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonrasında hasta operasyona alınır.

İdrar Kesesi Ameliyatı Sonrası Cinsel İlişki?

İdrar kesesi ameliyatı sonrasında 4 ila 6 hafta boyunca cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir. Bu süreden öncesinde tam iyileşme görülmez. Hastanın cinsel ilişki sırasında kendisini zorlaması sonucunda dikişler açılarak çeşitli komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle tam iyileşme görüldükten sonra hekim onayı almak ve sonrasında cinsel ilişkiye girmek gerekir.

İdrar Kesesi Ameliyatı Kaç Saat Sürer?

İdrar kesesi ameliyatı sırasında kullanılacak olan yöntem, hastalığın evresi ve yapılacak işlemler gibi unsurlar ameliyat süresinde değişiklik görülmesine sebep olur. Ortalama ameliyat süresi ise 6 ila 8 saat arasındadır. Ameliyattan çıkan hastalar 24 saate kadar yoğun bakımda kalır. 1- 7 gün arasında taburcu olmak mümkün olur.

Ameliyata Hangi Doktorlar Girer?

İdrar kesesi ameliyatı için öncelikle uzman bir ürolog ve anestezi uzmanının ameliyathanede bulunması gerekir. Kanserli hücrelerin çok yayıldığı mesane kanseri vakalarında genel cerrahın bulunması yardımcı olacaktır. Aynı zamanda ameliyatı yönetecek olan cerrahın operasyon ekibi (anestezi teknikeri, hemşireler) de ameliyata giren sağlık görevlileri arasında yer alır.

İdrar Kesesi Ameliyatı Ücreti Ne Kadardır?

İdrar kesesi ameliyatı için eğitim ve araştırma hastaneleri, kamu hastaneleri, vakıf hastaneleri, özel hastaneler, özel klinikler ve devlet hastanelerinde farklı ücret tarifleri uygulanır. Ameliyat öncesinde ilk olarak operasyonun yapılacağı sağlık kurumunu ve cerrahı seçmek gerekir. Ardından seçilen hekime muayene olarak operasyon sırasında kullanılacak olan teknik, verilecek anestezi türü ve diğer detaylar belirlenir. Böylece operasyon için net bir rakam öğrenilebilir. Hastanın genel sağlık durumu, sağlık sigortasının olması ve hastalığın hangi evrede olduğu gibi detaylar fiyatlarda değişiklik görülmesine yol açar.

Ameliyat Sonrası Kanama Olur Mu?

İdrar kesesi ameliyatı tamamlandıktan sonraki birkaç gün hafif kanamalar görülebilir. Bu durumun sebebi dikişlerin henüz iyileşmemiş olması. İdrarda hafif kan görülmesi ya da ameliyat bölgesindeki kanamalar normal karşılanır. Ancak kanama miktarı azalma göstermiyorsa ya da çoksa vakit kaybetmeden bir sağlık kurumuna başvurulmalı.

Ameliyattan Sonra İdrar Kaçırma Görülür Mü?

İdrar kesesi operasyonlarının ardından idrar kaçırma görülmesi için idrar tutmaya yaran kasların ya da sinirlerin zarar görmesi gerekir. Aksi halde operasyonun ardından idrar kaçırma problemi ortaya çıkmaz. Ancak bu durum tamamen geçici olabilir. Bu nedenle tedaviye başlamadan önce 6 ay ile 1 sene arasında beklemek doğru olur. Bu süre zarfı içerisinde herhangi bir iyileşme görülmüyorsa hastanın pelvik taban kaslarını güçlendirmek için egzersizler, kas güçlendirici damanyetik ya da elektriksel akım veya ilaçlar verilir. Hiçbir tedaviden olumlu yanıt alınmaması halinde idrar kaçırma ameliyatı uygulanır.

Doğumdan Sonra İdrar Kesesi Sarkması?

Mesane, vajinanın ön duvarı tarafından desteklenir. Fakat zorlu doğumlar ya da çok sayıda doğum yapmak gibi sebepler, mesanenin rahim içine doğru sarkmasına yol açabilir. Bu durumun sonucunda ise idrar kaçırma ve idrar yaparken zorlanma gibi şikayetler ortaya çıkar. İlerlememiş vakalarda kegel egzersizleri ile kasları güçlendirmek ve ilaç tedavisi ile iyileşmeyi sağlamak mümkün. İlerleyen durumlarda ise mesane yukarı doğru çekilip yeniden konumlandırılarak tedavi edilebilir. Ancak günümüze, gelişen teknoloji ile birlikte yapılmaya başlanan Vaginal Tape operasyonu daha sık tercih edilir.

Vaginal Tape yöntemi, 20 dakika ila 30 dakika içerisinde tamamlanır. Hastanede yatmaya gerek kalmaz ve iyileşme süreci hayli kısadır. Operasyonun başarı oranı hayli yüksek. 5 sene sonrasında dahi başarı oranının %80 olduğu kanıtlanmıştır. Ağrı duyumu, yok denecek kadar düşüktür.

İdrar Kesesi Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Mesane ameliyatları, idrar kesesinde bulunan hastalığa ve hangi evrede olduğuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Mesane sarkması halinde idrar kesesi yukarı doğru yeniden konumlandırılır ve sabitlenir. Aynı zamanda Vaginal Tape yöntemi ile mesaneye destek vermesi için cerrahi aparatlar yerleştirilebilir.

Mesane tümörü ya da mesane kanseri vakalarında tercih edilecek yöntem, hastalığın ne kadar ilerlediğine bağlı olarak seçilir. Kanserli hücreler mesanenin yüzey tabakasında ise radyoterapi ya da kemoterapi yeterli olabilir. Ancak alt tabakalara ilerlemişse ince bağırsaktan alınan parça ile yeni mesane yapılması gerekebilir. Ayrıca idrar yolu, yine ince bağırsaktan parça alınarak karın derisine kadar uzatılabilir. Ardından karna yeni idrar yolunun çıkacağı büyüklükte bir delik açılır ve torba bağlanır. Böylece idrar torbaya dolarak mesaneden boşaltılmış olur.

İdrar kesesi ameliyatlarında kullanılan bir diğer teknik ise, idrar yolunun kalın bağırsağın son kısmına bağlanması. Bu sayede kişi idrarını tutabilir ve kalın bağırsak yoluyla boşaltabilir. Torba kullanıma gerek kalmaması açısından daha rahat bir seçenek olsa da mesane enfeksiyonlarına yol açacağı için pek tercih edilen bir yöntem değildir.

Mesane ameliyatları genel ya da spinal anestezi altında uygulanır. Kimi vakalarda hastaya sedasyon verilerek ameliyat stresi azaltılabilir.

Ameliyat Sonrası Ağrı Olur Mu?

Mesane ameliyatları kolay operasyonlar grubunda yer alır. Ameliyat sonrasında çok şiddetli ve dayanılmaz ağrılar görülmez. Hafif ağrılar ise hastaya reçete edilen ağrı kesici ilaçların düzenli kullanımı ile geçecektir. İlaçların alınmasına rağmen şiddetli ağrı görülüyorsa farklı bir problemin habercisi olabilir. Bu gibi durumlarda vakit kaybetmeden operasyonu yapan hekime ulaşmak ve tüm şikayetleri anlatmak gerekir.

İlgili Organİlgili Bölümİlgili Hastalık
İdrar Kaçırma Hastalığı
İlgili Tedavi
İdrar Kaçırma Tedavisi