Tiroid Bezi Tedavisi

Tiroid Bezi Tedavisi
Tiroid Bezi Tedavisi

 

Boyunda Adem elması adı verilen kıkırdağın altına yerleşmiş olan tiroid bezi, vücudumuzda enerji kullanımı ve depo edilmesinden sorumlu olan T3 (Triiodotironin) ve T4 (Tiroksin) hormonlarını üretir. Tiroid hastalıklarını birkaç grupta toplayabilmemiz mümkündür. Tiroid bezinin olduğundan fazla çalışması diğer adıyla hipertiroid, tiroid bezinin normalin altında çalışmasına ise hipotiroid denilmektedir. Tiroid bezlerinin normal oranlarının dışında büyümesine de guatr denilmektedir. Bu hastalıkların genellikle genetik özelliklerden, iyot eksikliğinden ve çevresel etkenlerden dolayı ortaya çıktığı düşünülür. Özellikle guatr hastalığının en önemli nedeni iyot eksikliğidir.

Tiroid hastalıklarının tespit edilmesi ve kontrol edilmesi şu anki teknoloji ile beraber oldukça kolay bir şekilde gerçekleşmektedir. Tiroid hastalığından şüphe edilen kişilere tiroid hormonlarının kontrolünü içeren kan testleri ve buna ek olarak da tiroid bezi ultrasonografisi yapılacaktır. Tiroid bezi hastalıkları tedavisi kandaki tiroid hormonlarının seviyesine, tiroid bezindeki büyüme, nodül gibi özelliklerine göre belirlenir. Tedavi planlamasında takip, ilaç tedavisi, radyoaktif iyot ya da ameliyat yöntemlerinden uygun olanı tercih edilir. Hastalarda ilaç tedavisi uygulanırsa, tedavinin süresi ve ilaç dozu tiroid hastalığının seyrine göre düzenlenir.

Guatr hastalığında tiroid bezinde tek ya da fazla sayıda nodül ya da tiroid bezinin tamamının büyüdüğü bir durum yaşanabilir. Hastaların tiroid bezi ultrasonografisi eşliğinde boyun muayenesi yapıldığında küçük oydaki nodüllerde tespit edilebilir. Bu nedenle tanı rahatlıkla konulabilir. Tiroid nodüllerinin tedavi planlamasında hastanın öyküsü, aile geçmişi, USG bulguları dikkate alınır.

İnceleyen ve onaylayan: Op. Dr. Mehmet Toprak

Tiroid Bezi Hastalıkları Tedavisi Hakkında

Tiroid bezi hastalıkları genel olarak iki şekilde ortaya çıkar. Bunlar tiroidin fonksiyonel hastalıkları ve tiroidin nodüler hastalıkları olarak değerlendirilir. Tiroidin fonksiyonel hastalıkları da kendi içinde hipertiroidi ve hipotiroidi şeklinde yani tiroid bezinin fazla çalışması ve az çalışması olarak ayrılır. Tiroid bezinin normalden az çalışması halinde cerrahi tedavi uygulanmaz. Bu hasta grubunda eksik tiroid hormonu ilaç şeklinde verilir. Tiroidin fazla çalışması halinde hastalar cerrahi tedaviye alınır. Fakat hastaların ameliyat edilmesi zorunlu değildir.

Tiroid bezinin tamamının fazla çalışması yani Graves hastalığı ya da diğer adıyla diffüz toksik guatr hastalığında ise tedavide önce ilaçlar kullanılır. İlaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda ya da tiroid hormonları normal seviyeye geldikten sonra hastalığı tekrarlayan hastalarda ileri tedavi seçenekleri uygulanabilir. Bu tedavi yöntemlerinin biri iyot tedavisi, diğeri tiroid bezinin kısmen ya da tamamen çıkarıldığı cerrahi girişimdir.

Tiroid bezinin anormal çalışmasına sebep olabilecek bir durum ise bir ya da birden çok nodülün aşırı çalışması yani toksik nodüler guatr hastalığıdır. Bu hastalarda tiroid bezinin kalan kısmı normaldir. Bu yüzden tedavide aşırı çalışan nodül ya da nodüller cerrahi olarak çıkarılır. Fakat ameliyat olmak istemeyen ya da sistemik bir hastalığı olan kişilerde iyot tedavisi (RIA) uygulanabilir. Ancak bu tedavi yöntemi toksik nodüler guatr hastalarında olumlu etki yapmayabilir. Bu yüzden ameliyat tedavide ilk tercih olarak değerlendirilir.

Tiroid bezi hastalıkları içindeki ikinci grup yani nodüler hastalıklarda tiroid bezinin fonksiyonları normal olur. Fakat tiroid bezinde anatomik şekilde yapısal bozukluk bulunur. Bu hastalarda nodül ya da nodüllere tiroid kanseri teşhisi konulursa, nodüller çevre dokulara baskı yapıyor ise ameliyat gündeme gelir. Nodüllerin iğne biyopsisi sonrası iyi huylu olduğu belirlenir ve bu klinik bulgularla teyit edilirse ameliyat yapılmasına gerek kalmayabilir. Bu hastalar düzenli olarak kontrol altında tutulur. Nodüller selim olmasına rağmen zamanla büyüme gösterirse ya da çevre dokulara baskı yaparsa yeniden ameliyat gündeme gelebilir. Bazı hastalarda iğne biyopsisi sonucunda tanıya yeterli olabilecek materyal elde edilemeyebilir. Bu durumda da olası kanser şüphesi açısından cerrahi tedavi uygulanabilir. Özellikle klinik muayene ve görüntüleme tetkikleri nodülün kötü huylu olduğunu güçlü bir şekilde desteklerse hastalar ameliyat edilebilir. Bulgular nodüllerin iyi huylu olduğunu desteklerse 1-3 ay içinde yeniden iğne biyopsisi yapılarak tedavi planlaması yapılabilir. İğne biyopsisi tekrarında tatmin edici sonuçlar alınmazsa hasta yine ameliyata alınabilir.

Tiroid Bezi Nedir?

Tiroid bezi boyunda yerleşmiş, görünümü kelebeğe benzer bir yapıdır. Boyuna önden bakıldığı zaman alt çenenin altında yer alır. Erkeklerin boynunda daha belirgin görülebilen Adem elması adındaki kıkırdak çıkıntısının hemen altındadır. Soluk borusunun biraz önünde ve her iki yanında bulunur. İki yandaki parçalar sağ tiroid ve sol tiroid ya da sağ ve sol lob olarak tanımlanır. İç salgı bezi olan tiroid T3, T4 hormonlarını üretir ve kana salgılar. Bu hormonların kanda yeterli düzeyde olması gerekir. Hormonların vücuttaki temel işlevi, metabolizmadaki işlemleri kontrol altında tutmak ve işlemlerin doğru yürütülmesini sağlamaktır.

Tiroid Hastalıkları Nelerdir?

Tiroid hastalıkları sınıflandırması farklı olabilir. Bunun nedeni farklı tiroid hastalıklarının bazı hallerde birlikte ortaya çıkmasıdır. Bu hastalıkların sınıflandırılması iyi huylu tiroid hastalıkları ve kötü huylu tiroid hastalıkları olarak ta yapılabilir. Tiroid hastalıkları tiroid bezinin aşırı çalışmasından, az çalışmasından ya da tiroid bezinin büyümesinden kaynaklanabilir. Tiroid bezinin büyümesinden kaynaklanan hastalığa guatr adı verilir. Bu hastalıkta tiroid bezinin tamamında ya da bölgesel büyümeler olur. Tiroid hastası olan herkeste tiroid’in direkt olarak bozuk çalışması beklenemez. Tiroid bezlerinde oluşan normal üstü veya altı çalışma bozuklukları illa guatr hastalığı olarak değerlendirilmemektedir.

Hipotiroidi, yani tiroid bezinin az çalışması, vücuttaki tiroid hormonunun az olmasına neden olur. Bu en sık görülen tiroid hastalıkları arasındadır. Tiroid hastalığı daha çok yaşlı grubunda yer almakla beraber, kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre çok daha fazladır. Ayrıca genetik yatkınlık yani aileden geçiş özelliği vardır. Hipotiroidi hastalarda yorgunluk, hareketsizlik, zihinsel durgunluk, cilt ve saçlarda kuruma, kilo artışı, adet düzensizliği ve kabızlık gibi belirtilere neden olabilir. Ancak bu bulgular sadece hipotiroidi hastalarına özgü değildir. Her hastada da farklı şiddette semptomlar görülebilir. Hipotiroidi şüphesi olursa, hastalara basit bir kan testi ile teşhis konulabilir.

Erişkinlerde görülen hipotiroidi hastalığının en sık görülen nedeni hashimoto tiroididir. Hastaların bağışıklık sisteminin tiroid bezine saldırması ve zarar vermesi sonucunda tiroid hormonları yeterli miktarda üretilemez. Tiroid hastalıklarının tedavi edilmesi amacıyla kullanılmakta olan radyoaktif iyot ile tedavi ve ameliyatın sonunda hastalarda hipotiroid oluşma ve gelişme ihtimali bulunur. Doğuştan tiroid bezinin yeterince gelişmemesi halinde de hipotiroidi görülebilir.

Hipotiroidi tedavi edilmediğinde yetişkinlerde fiziksel ve mental performansı azaltabilir, kolesterol yüksekliği nedeniyle kalp hastalığına neden olabilir. Ayrıca yaşamı tehdit edebilen miksödem komasına yol açabilir. Gebelik sürecinde hipotiroidi tanısı bebek sağlığı için de önemlidir. Doğumdan sonra yapılan rutin tetkiklerde bebeğe hipotiroidi tanısı konulabilir. Bunun tedavisi yapılmadığı takdirde zihinsel faaliyetlerde yavaşlama ve gerileme ya da gelişim bozuklukları ortaya çıkabilir.

Hipotiroidi tanısı yapılan kan testlerinde T3 ve T4 hormonlarının düzeylerine bakılarak konulabilir. Kandaki TSH düzeyinin yüksek çıkması, T4 hormonunun düşük çıkması hipotiroidi olduğunu gösterir. Erken aşamada ya da hafif vakalarda T4 hormonu düşmeden önce TSH düzeyleri yükselir. Bu yüzden kan testinde TSH düzeyi tanı konulurken öncelikle dikkate alınır. Hashimoto tiroidi hipotiroidin nedeni olursa, kanda tiroid bezine saldırıda bulunan oto antikorların da ölümü yapılır. Hipotiroidi tedavisinde levotiroksin denilen hormon ilacı kullanılır. İlaç tiroid bezinin ürettiği T4 hormonunun sentetik olarak üretilmiş halidir. Tedavide aynı firmanın ürettiği hormon ilacının kullanılması gerekir. Bunun nedeni tiroid hormon preparatlarının hepsinin aynı olmamasıdır. Bu tedavinin yaşam boyu devam etmesi gerekir. İlaç değişimi yapılacağı zaman yeniden TSH için kan testi yapılmalıdır. Bu hormon ilaçlarının gereğinden fazla kullanılması zamanla kalp fonksiyonlarında bozulmaya, kemik kaybına, kalp ritim bozukluğuna neden olabilir.

Hipertiroidi yani tiroid bezinin normalden fazla çalışması halinde tiroid bezi vücudun ihtiyacından fazla hormon üretir. Bu tiroid hastalığının tedavisi cerrahi müdahaledir. Hastalarda aşırı terleme, sinirlilik hali, kilo kaybı, çarpıntı gibi belirtilere neden olan hipertiroidi tedavisi ihmal edilmemelidir.

İyi Huylu Tiroid Hastalıkları

İyi huylu tiroid hastalıkları arasında ilk grupta tiroid bezinin büyümesi sonucunda oluşan guatr hastalığı yer alır. Tiroid bezindeki büyüme tamamını kapsayabileceği gibi, tiroid bezinin belirli bir ya da birkaç bölgesinde de büyüme olabilir. Tiroid bezinin iç kısmına ya da dış kısmına tomurcuklanma şeklinde büyüme olabilir. Bu tomurcuklara nodül, büyüyen tiroid bezine de nodüler guatr adı verilir. Guatr tek nodül içeriyorsa tek nodüllü guatr, çok sayıda nodül içeriyorsa multinodüler guatr ya da çok nodüllü guatr olarak tanımlanır. Bazı hastalarda göğüs boşluğuna büyüyen guatr hastalığı da olabilir. Bu da substernal guatr olarak tanımlanır.

İyi huylu tiroid olarak değerlendirilen hastalık grubunda ise, tiroid bezinin işleyiş şekli bozulur ve düzgün çalışması engellenir. Tiroid bezi fazla hormon ürettiğinde fazla çalışan tiroid ortaya çıkar. Bu zehirli guatr ya da hipertiroidi olarak tanımlanır. Tiroid bezinin az hormon üretmesi halinde hipotiroidi denilen hastalık ortaya çıkar. Guatr hastalarının büyük çoğunluğunda işlevsel bozukluk izlenmez. Bazılarında guatr ve işlevsel bozukluk bir arada olabilir.

İyi huylu tiroid hastalıkları üçüncü grubunda iltihabi hastalıklar vardır. Bu hastaların bir kısmında guatr hastalığı da olabilir. Haşimato hastalığı kişinin bağışıklık sisteminin tiroid bezini yabancı bir doku olarak algılamasıyla ortaya çıkar. Bu gruptaki hastalarda tiroid bezinin işlevsel bozuklukları daha fazla görülür.

Kötü Huylu Tiroid Hastalıkları

Eğer muayene ve kontroller aşamasında tiroid’in kötü huylu olduğunu biliyorsanız, bu artık kanser olarak değerlendirilmeye başlanır ve adına tiroid kanseri denmektedir. Tiroid kanserleri çoğu zaman tiroid bezinin yapısındaki hücrelerden kaynaklanır. Tiroid kanserleri genel olarak dört tipte değerlendirilir. Bunlar arasında papiller ve folliküler tipte olan tiroid kanserleri en sık rastlananlardır.

Tiroid Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Tiroid bezi vücudumuzda önemli işlevler üstlenmiş bir salgı bezidir. Vücudumuzdaki çoğu faaliyeti kontrol altında tutar ve hormon üretimini gerçekleştirir. Tiroidin işlevini yerine getirememesi halinde yani tiroid hastalığı ortaya çıktığında bazı belirtiler ortaya çıkar. Tiroid hastalıkları toplumun üçte birini etkisi altına alır. Hastalıkların belirgin semptomları olduğu için, tiroid hastalığı tanısı konulması kolay olur. Tiroid hastalığı belirtileri arasında kilo alma ya da kilo verememe, aşırı terleme, boyunda ağrı ve şişlik, çarpıntı, ellerde titreme, kansızlık, cildin kalınlaşması, saç dökülmesi, kas seğirmesi, adet düzensizliği, halsizlik, yorgunluk, kabızlık, duygu durum bozuklukları, tansiyon yükselmesi sayılabilir.

Yorgunluk ve Uyku Bozuklukları

Tiroid hastalığı belirtileri arasında en sık rastlananlar arasında yorgunluk ve uyku bozuklukları vardır. Tiroid bezi işlevini yerine getiremiyorsa, tiroid bezinde büyüme gibi hastalıklar varsa, kişinin kendini yorgun hissetmesi ve uyku düzensizliği yaşaması normal sonuçlardır.

Kilo Değişimleri

Kilo değişimleri tiroid bezinin fonksiyonel hastalıkları sonucunda görülebilir. Tiroid bezinin az çalışması halinde kişi kilo verememekten, fazla kilodan yakınabilir. Tiroid bezinin aşırı çalışması halinde de kişi aşırı kilo vermekten yakınabilir.

Zihinsel Değişiklikler

Zihinsel değişiklikler de tiroid hastalığı nedeniyle ortaya çıkabilir. Vücut işlevlerinde kilit nokta olarak görülen tiroid bezinin işlevini yerine getirememesi halinde, kişinin ruh halinde değişimler ortaya çıkabilir. Stres, panik atak, depresyon gibi sorunlar yaşanabilir. Bu etkiler kandaki tiroid hormonlarının yetersiz ya da fazla olmasından kaynaklanabilir.

Bağırsak Problemleri

Tiroid hastalığı sindirim sistemine de olumsuz etkiler yapabilir. Bu sorun bağırsak problemleri yaşanmasına neden olabilir. Kabızlık, ishal gibi sorunlar oluşabilir. Tiroid hormonu fazlalığı kabızlık, hormonun azlığı ishal sorun yaşanmasında etkili olabilir.

Kas ya da Eklem Problemleri

Tiroid hastalığında kişilerde kas ya da eklem problemleri görülebilir. Kas güçsüzlüğü, kas seğirmesi, kas ve eklem ağrıları gibi sorunlar yaşanabilir.

Tiroid Bezinin Fazla Çalışması (Hipertiroidi) Nedir?

Tiroid bezinin fazla çalışması (Hipertiroidi), tiroid bezinin kandaki tiroid hormonuna bağlı kalmadan, sürekli vücudun ihtiyacından fazla tiroid hormonu üretmesidir. Bu tiroid hastalığına da toplumda sık rastlanır. Bunun sonucunda vücuttaki organların işlevlerinde de hızlanma meydana gelir. Hastalarda sıcağa tahammülsüzlük, ellerde titreme, ishal, saç dökülmesi, kilo kaybı, duygusallık, aşırı heyecan, sinirlilik, adet düzensizliği, gözlerin öne doğru fırlaması, güç kaybı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Hipertiroidi kadınlarda menopoz döneminde biraz daha sık görülebilir. Bu sorun menopozdaki kemik erimesi riskini de arttırır.

Tiroid Bezinin Az Çalışması (Hipotiroidi) Nedir?

Tiroid bezinin az çalışması (Hipotiroidi), tiroid bezinin normalden az çalışması ve daha az tiroid hormonu üretmesidir. Hastalarda yorgunluk, halsizlik, kabızlık, konsantrasyon zorluğu, soğuğa tahammülsüzlük, çabuk üşüme gibi belirtileri vardır. Bazı hastalarda ciltte renk değişimi, cildin kalınlaşması, cilt kuruluğu gibi belirtiler de görülebilir. Bu semptomların daha çok tiroid hastalığına eşlik eden dermatolojik hastalıklar nedeniyle görüldüğü düşünülmektedir.

Bu tiroid hastalığının bir başka nedeni de hashimoto hastalığıdır. Bu hastalığı olan kişilerde genellikle guatr hastalığı bulunur. Daha sonraki aşamada tiroid bezi küçülerek, hormonları yeterince üretemez hale gelir. Tiroid bezi ameliyatı da hipotiroidi nedeni olabilir. Operasyonla tiroid bezinin önemli bir kısmı alınırsa, tiroid hormonları yeterince üretilemez. Hastalara tiroid hastalığı nedeniyle radyoaktif iyot tedavisi de yapılırsa ya da bazı ilaçların kullanımı nedeniyle, hasar gören tiroid bezi gerektiği gibi hormon salgılayamaz. Bu kişilerde de hipotiroidi gelişir.

Guatr

Tiroid bezindeki büyüme guatr olarak tanımlanır. Bu tiroid hastalığı farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Tiroid bezinin sağ ve sol lobunun simetrik büyümesi nodülsüz guatr olarak tanımlanır. Bu tür guatr hastalığında tiroidin yüzeyi yumuşak ve düz olur. Nodüler guatr hastalığında ise tiroid bezi büyür. Ayrıca bezin içinde bir ya da birden fazla sayıda nodül bulunur. Tiroidin yüzeyi ise tümseklerden ve boğumlardan oluşur.

Nodülsüz guatr tiroid bezinin yeterince hormon üretmemesi nedeniyle oluşur. Kandaki tiroid hormonların seviyesi azaldığında, beyinden tiroid bezi hücrelerine hormon üretimi uyarısı gelir. Bu nedenle tiroid bezi hücreleri daha fazla hormon üretebilmek için çoğalmaya başlar.

Nodüler guatr ise beyinden hormon üretimi için gelen uyarıların tiroid bezindeki bazı hücreler tarafından daha çok algılanmasından ve hücrelerin bu yüzden çoğalmasından oluşur. Hücreler çoğaldıkça tiroid içinde nodül adı verilen oluşumlar meydana gelir. Tiroid nodüllerine çok sık rastlanır. Bunların sadece % 5-20 kadarı tiroid kanseri riski taşımaktadır. Daha çok küçük bir nodülün büyümeye başlaması, yapısının sert olması, çevre dokulara yapışık halde olması gibi etkenler nodülün kötü huylu olduğuna işarettir. Tiroid bezindeki çok nodüllü guatr daha az kanser riski taşır.

Tiroid Kanseri

Tiroid kanseri diğer kanser türlerine göre daha iyi bir seyir izler. Ayrıca toplumda çok fazla görülen bir kanser türü değildir. Tiroid kanseri tanısı yapılan hastalarda öncelikli tedavi seçeneği cerrahi müdahaledir. Ameliyat sonrasında tedavi süreci hormon ilaçları ve radyasyon tedavisi ile devam eder. Tiroid kanseri ameliyatı sırasında kanserli dokunun lenf düğümlerine kadar ilerlediği belirlenirse, tiroid bezinin tamamı alınır. İlerleme lenf bezlerine kadar olursa, lenf bezleri de ameliyatta alınır. Genellikle bütün tiroid bezinin alınması tercih edilir. Bu sayede tiroid kanserinin tekrarlama riski azaltılır. Ayrıca hastalığın kontrol altına alınması kolaylaşır ve radyoaktif tedavisi yapılabilir.

Ameliyat gerçekleştirildikten 6 hafta kadar sonra radyoaktif iyot tedavisine başlanabilmektedir. Bu tedavinin amacı kalan tiroid dokusunda ve diğer dokularda kanser riskini ortadan kaldırmaktır. Bu tedavi özel tıbbi donanımı olan hastanelerde yapılır. Bunun nedeni radyoaktivitenin çevreye kontrolsüzce dağılımının önlenmesi içindir. Hastalar özel bir odada kalır ve aktivitelerine burada devam edebilir. Düzenli olarak her gün hastaların vücutlarındaki radyoaktivite oranı ölçülür. Bu oran vücutlarında etkisiz bir seviyeye geldiği zaman taburcu edilebilirler.

Hastalar eve döndüklerinde de bazı önlemler almalıdır. Belirli dönemlerde kontrole gitmeleri ve tetkiklere uygun şekilde yaşamlarına devam etmeleri gerekir. Ameliyat ve radyoaktif iyot tedavisi sonucunda tiroid bezi yok edilen hastaların yaşamları boyunca tiroid hormonlarını ilaç şeklinde alması gerekir.

Gebelik Öncesi Tiroid Değerlerinin Kontrolü

Tiroid bezinin yeterince hormon üretememesi yani hipotiroidi hastalığına neden olan haşimato tiroidi ve diğer tiroidit denilen bazı hastalıklarda temel tedavi yöntemi düzenli olarak ilaç kullanılması ve hastanın yakından takip edilmesidir. Tiroid bezi yeterince çalışmayan kişilerde tiroid hormonlarının hap şeklinde dışarıdan verilmesi gerekir. Bu yüzden çocuk sahibi olmayı isteyenler gebelik öncesi tiroid değerlerinin kontrolü için doktora başvurmalıdır. Kadının vücudunda tiroid hormonu eksikliği olursa, anne karnındaki bebeğin fiziksel ve zekâ gelişimi olumsuz etkilenebilir.

Tiroid Bezi Hastalıkları Tedavi Türleri

Tiroid bezi hastalıkları tedavi türleri mevcut tiroid hastalığına uygun şekilde belirlenir. Tiroid bezinin aşırı çalışması nedeniyle gelişen hipertiroidi tedavisi sırasında ilk aşamada tiroidin ürettiği hormonlar dengelenir. Bu tedavide tiroid hormonlarının organ ve dokulara olan etkisini giderici ilaçlar kullanılabilir. Aşırı hormon üretimi dengelenince, nodülsüz hipertiroidi olan kişilerde hastalığın kesin tedavisi için nükleere tıp ünitesinde iyot (Atom) tedavisi ya da cerrahi tedavi uygulanır. Nodüllü vakalarda kesin tedavi için cerrahi müdahale yani tiroid ameliyatı tek seçenektir.

İyot (Atom) Tedavisi

İyot tedavisi tiroid hastalıklarının ardından ve tiroid bezinin aşırı çalıştığı vakalarda uygulanır. Atom tedavisi olarak ta bilinen bu tedavide ağızdan alınan radyoaktif iyot, sindirim sisteminde mide ve bağırsaklar tarafından emilir ve tiroid hücreleri tarafından tutulur. Bu sayede iyot tiroid hücrelerini tahrip eder ve büyüme yeteneklerini ortadan kaldırır. Tiroid bezinin anormal çalışması sonucu oluşan guatr ve Graves hastalığında iyot (Atom) tedavisi çoğu zaman en uygun tedavi yöntemidir. Tedavide düşük dozda radyoaktif iyot kullanıldığından, hastalara fazla zararı olmaz.

İyot tedavisi uygulanacak hastalar aç karnına ve tiroid ilaçlarını almadan hastaneye gelmelidir. Tedavinin etkinliğinin azalmaması amacıyla hastaların bir süre iyotlu tuz, kolalı içecek, kabuklu deniz ürünleri ve balık tüketmemesi gerekir. Tedavi tamamlandığında hastalar için beslenme kısıtlaması olmaz. Bazı hastaların tedavi süresince hastanede kalması da gerekebilir.

İyot tedavisi gören hastalarda yan etkiler oldukça azdır. Nadir olarak tükürük bezlerinde geçici iltihaplanma, bulantı gibi sorunlar olabilir. Hastaların bol su içmesi, sakız çiğnemesi, limon gibi yiyecekleri tüketmesi yakınmaları azaltır. İyot tedavisi hamilelere ve diyalize giren hastalara uygun değildir.

Tiroid Ameliyatı

Tiroid bezi hastalıkları için gerçekleştirilen ameliyatlar, tıpta tiroidektomi olarak tanımlanır. Tiroid ameliyatı tiroid bezinin çıkarılması amacıyla yapılır. Tiroid hastalığının türüne, tiroid bezinin durumuna göre iki taraflı ya da tek taraflı olarak uygulanabilir. Tek taraflı uygulanan ameliyatta bu bölümdeki tiroid dokusu, iki taraflı ameliyatta bütün tiroid dokusu çıkarılır. Bazı operasyonlarda boyundaki lenf bezleri de çıkarılabilir.

Tiroid ameliyatı sırasında gelişebilecek komplikasyonlar arasında ses tellerine uzanan sinirlerde zedelenme ve yaralanmadır. Bu yüzden hastalarda geçici ya da kalıcı konuşma sorunları gelişebilir. Tiroid bezine komşu iki sinir bulunmaktadır. Üst sinir zedelenmesi olursa, yüksek tonda ses çıkaramama ve konuşma sırasında sesin yorulması sorunları yaşanabilir. Bunlar sesini profesyonel olarak kullanan öğretmen, ses sanatçısı gibi kişilerde daha belirgin olur. Diğer hastalarda fazla sorun haline gelmez.

Diğer sinirde zedelenme olursa, hafif ses kısıklığından başlayarak, daha ciddi seviyede ses kısıklığına kadar giden bir sorun yaşanabilir. Tecrübeli doktorların gerçekleştirdiği tiroid ameliyatı sonrasında ses tellerinin işlevleri tam olarak korunabilir. Bu komplikasyonun önlenmesi için, kullanılan ameliyat tekniği önemlidir. Günümüzde tiroid ameliyatında alt ve üst sinirleri kontrol eden özel cihazlar ile sinir monitorizasyonu tekniği kullanılmaktadır.

Sinir Monitorizasyonu Tekniği

Tiroid ameliyatı sırasında kullanılan sinir monitorizasyonu tekniği, ses tellerindeki zedelenmeye engel olarak büyük fayda sağlar. Bu teknikte kullanılan cihaz guatr dokusundan geçer ve ses tellerini uyaran sinirleri gösterir. Ameliyatta sinirlerin olduğundan şüphe edilirse, sinir monitorizasyonu dokuların üzerine konularak kontrol edilir. Doku sinir ise cihaz tarafından korumaya alınır. Ameliyat tamamlandığında işlem yapılan bölgedeki sinirler de kontrol edilir. Bu sayede tiroid ameliyatı güvenli bir şekilde yapılabilir.

Alt Sinirlerin Monitorizasyonu

Tiroid ameliyatında genel anestezi altındaki hastaların çoğuna, ameliyatta kontrollü solunumu sağlamak amacıyla soluk borusuna tüp yerleştirilir. Ameliyatta sinir monitorizasyonu tekniği kullanılıyorsa, bu tüpler daha farklı olur. Tüpün içinde ses tellerinin olduğu yerde algılayıcı bir tel olur. Tel ses tellerinin hareketini algılar ve bunu ses ve grafiksel görüntü olarak ekrana yansıtır. Ameliyatta ses tellerine uzanan alt sinir uyarıldığında, sinir sağlam olursa ses telleri hareket eder. Hareket ekrana görsel olarak yansır ve ses olarak duyulur. Sinir uyarımı sırasında ameliyatı yapan cerrah, bunu ses ve görsel olarak ekranda gördüğünde sinirin sağlam olduğuna karar verir. Alt sinirlerin monitorizasyonu sayesinde ameliyatta alt sinirlerde bir hasar olup olmadığı fark edilebilir. Bu hastaların ameliyattan sonra hastalarda ses sorunları olup olmayacağını gösterebilir.

Üst Sinirlerin Monitorizasyonu

Tiroid ameliyatında alt sinirler gibi üst sinirlerin monitorizasyonu da sinirde tahribat olup olmadığını gösterir. Sinir uyarıldığı zaman, sinirin çalıştırdığı tiroidin yakınındaki kasta oluşan kasılma izlenir. Kasta kasılma olursa sinirin hasar görmediği belirlenebilir. Ameliyatta bu tekniğin kullanılması daha güvenli bir operasyon yapılmasına yardımcı olur. Cerrah açısından büyük bir kolaylıktır. Görsel olarak dokunun sinir olup olmadığı kesin belirlenemez iken uyarım sayesinde ses ve görünüm alındığında, dokunun kesilmemesine daha kolay karar verilebilir. Ayrıca genel anestezi altında bile hastanın ameliyattan sonra ses sorununun olup olmayacağına karar verilebilir.

Paratiroidlerin Korunması

Ameliyatta tiroid bezinin arka yüzüne komşu olan paratiroidlerin korunması önemlidir. Paratiroid bezler mercimek büyüklüğünde 4 adet olur. Bezlerin vücuttaki kalsiyum dengesini sağlamada önemli bir etkisi vardır. İki taraflı tiroid ameliyatında bu bezlerin hepsi birden hasar görür ya da istemeden çıkarılırsa, kandaki kalsiyum seviyesi düşer. Bu durumda çeşitli sorunlar yaşanabilir. Tiroid ameliyatında sinirler gibi bu bezlere de özen gösterilmelidir. Paratiroid bezlerden en az bir tanesi hasarsız bir şekilde korunmalıdır.

Kandaki kalsiyum seviyesinin düşüklüğü ameliyattan 1–2 gün sonra etkisini gösterir. Hastada el ve ayak parmaklarında uyuşma, ağız çevresinde uyuşukluk, bazen kasılma gibi etkiler oluşur. Bu sorunların giderilmesi için hastalara kısa süreli kalsiyum verilir. Bazı hastalarda kalsiyuma ilave olarak D vitamini de verilebilir. Uygulama kandaki kalsiyum düzeyinin normal seviyelere gelmesini amaçlar.

Tiroid Bezi Hastalıkları Tedavi Öncesi

Tiroid bezi hastalıkları tedavi öncesi hastanın fiziki muayenesi yapılır. Muayene sırasında tam kan sayımı yapılarak, TSH, T3, T4 yani tiroid bezi hormon ölçümleri değerlendirilir. Bu değerlendirmelere göre tiroid ultrasonografisi, tiroid MR, tomografi incelemeleri, tiroid sintigrafisi gibi diğer tanı yöntemlerine başvurulur. Bu tanı yöntemleri yardımıyla tiroid bezi hastalıklarının kesin teşhisi yapılır. Hastanın öyküsü, şikayetleri, tiroid hastalığının belirtilerine göre farklı tanı yöntemleri kullanılabilir.

Fiziki Muayene

Tiroid bezi hastalıkları için tedavi öncesinde yapılacak fiziki muayene sırasında hasta bir koltuğa oturtulur. Kolları yana sarkıtılır ve boynu nötral pozisyona getirilir. Boynu yandan endirekt şekilde aydınlatılan hasta önden doktor tarafından muayene edilir. Bu şekilde aydınlatma ve boyun pozisyonu tiroidin rahat görünmesini sağlar. Muayene sırasında nodül belirlenirse boyutları cetvelle ölçülür. Tiroid lobları muayenesinde sternomastoid kasının gevşemiş halde olması gerekir.

Bunun için sağ tiroid lobu muayenesinde hasta boynunu hafifçe sağa, sol tiroid muayenesinde de hafifçe sola bükmelidir. Böylece kasın gerginliği azalır ve kasın içine parmaklarla kolayca girilir. Bu şekilde tiroidin loblarının palpe edilmesi kolay olur. Bu işlem yapılırken hasta sonradan susuzluk çekmemek için yudumlayarak su içer. Fiziki muayene tiroid bezi hakkında önemli bilgiler verir.

Tam kan sayımı

Tiroid bezi hastalıkları tanısı sırasında tam kan sayımı yapılır. Tiroid bezinden T4 (Tiroksin) ve T3 (Triiodotironin) adlı iki hormon salgılanır. Hormonlar metabolizmayı düzenleyerek, metabolizma hızını kontrol altına alır. Tam kan sayımında bu hormon değerlerine bakılarak tiroid bezinin çalışması hakkında değerlendirme yapılır.

Tiroid Bezi Hormon Ölçümleri (T3, T4, TSH)

Tiroid bezi hormon ölçümleri (T3, T4, TSH) kandaki tiroid bezi hormonlarının düzeylerini gösterir. Boynun ön tarafındaki tiroidler TSH hormonunun yardımıyla işlevlerini yerine getirir. T3 ve T4 hormonlarını üreten TSH hormonu mekanizmaya katkı sağlar. Kan tahlili sırasında ölçülen T3 hormonunda 3 iyot, T4 hormonunda da 4 iyot bulunur. Hormonlar kan içinde serbest halde ya da proteine bağlı şekilde bulunur. Kanda bulunan tiroid bezi hormonları kan testi yardımıyla belirlenirken proteine bağlı olursa total, serbest olanlarda serbest olarak tanımlanır.

Tiroid MR. Tomografi İncelemeleri

Tiroid bezi hastalıkları için kullanılan tiroid MR. Tomografi incelemeleri sayesinde tiroid nodüllerinin çevre dokularla ilişkisi, tiroid kanseri ve guatr tespiti yapılabilir. Bu tetkik yöntemleri tiroid bezinin üç boyutlu yüksek çözünürlükte görüntülenmesi amacıyla kullanılır. Fakat ultrasonografi tiroid dokusunun değerlendirilmesinde en iyi yöntemdir. Her tiroid hastasında MR ve BT incelemesine gerek duyulmaz. Özellikle iç guatr hastalığında tiroid dokusunun seviyesini belirlemek için bu tetkikler yapılabilir.

Tiroid bezi Antikorları

TSH seviyesi kanda 4 mıu/L üzerinde çıkan kişilerde tiroid bezi antikorları düzeylerine de bakılmalıdır. Hashimoto tanısının konulması için, kanda anti TG ve anti TPO antikor değerlerine bakılmalıdır. Anti TPO düzeyi % 90-95 olanlarda hashimoto, % 60-90 olanlarda da Basedow hastalığı görülür. Tiroid hastalığı teşhisinde ve takibi sırasında anti TPO antikoru daha belirleyici olur. Antikorların yüksek çıkması kişide ilerleyen zamanda tiroid hastalığının tekrarlayacağını ve hipotiroidi riskinin yükseleceğini gösterir. Anti TPO seviyelerinin çok yüksek çıkması tiroid bezi lenfoması riskini gündeme getirir.

Papiller tiroid kanserlerinin takibi sırasında Tg ve anti Tg değerlerine bakılır. Bunlar kanser takibi sürecinde oldukça önemli ölçümlerdir. Tiroidit tanısında anti TPO ve anti Tg kadar önemlidir. Dışarıdan alınan tiroid hormonu nedeniyle oluşan hipertiroidi ile zehirli guatr ayırımı için Tg ölçümüne ihtiyaç duyulur. Zehirli guatr tansında ise TSH reseptör antikoruna bakılması gerekir. Graves hastalığı için uygulanan ilaç tedavisinin etkinliğini görmek için de TSH reseptör antikoruna bakılır.

Tümör Markerları (İşaretleyiciler)

Tümör markerları (işaretleyiciler), tiroid kanseri tanısı için ve tedaviden sonra kanserin tekrarlamasını tespit etmek için kullanılır. Tümör markerları yüksek çıkarsa kanserin varlığına işaret eder. Ancak tek başına bu değerler tanı koymaya yeterli gelmez. Bu nedenle diğer tanı yöntemleriyle birlikte tümör markerları kullanılır. Tiroid kanseri tedavisinden önce tümör markerları ölçülür. Tedavi sonrasında bu değerlerin düşmesi beklenir. Eğer değerler düşmez ise cerrahiye rağmen tiroid dokusunda kanserli doku kaldığına işaret edebilir.

Direkt Toraks Grafisi

Tiroid bezinin büyümesine neden olan guatr hastalığı genellikle boyun bölgesini etkiler. Ancak bazı hastalarda toraks içine doğru uzanabilir. Bu durum tanı sırasında direkt toraks grafisi ile tespit edilebilir.

Tiroid Ultrasonografisi

Tiroid ultrasonografisi yardımıyla tiroid bezinin büyüklüğü, tiroid bezindeki nodüller değerlendirilir. Doppler ultrasonografi ile nodül kan akımı incelendiğinde tiroid bezinde oluşan nodüllerin selim ya da habis olduğu da tespit edilebilir. Bu tanı yöntemi tiroid bezi hastalıklarında en önemli tetkikler arasındadır.

Tiroid Sintigrafisi

Tiroid sintigrafisi tiroid hastalığı tanısında ilaç kullanılarak, tiroid hücrelerinin birlikte gözlenmesini sağlayan bir filmdir. Görüntüleme sırasında teknesyum adı verilen ilaç hastaya damar yolundan enjekte edilir. Çekim işlemleri gama kamera denilen cihazla 20 dakikada tamamlanır.

Tiroid İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (TİİAB)

Ameliyattan önce tiroid kanserinin kesin tanısının konulması için tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi (TİİAB) yapılır. Bu tetkik sayesinde ameliyatta yapılacak tiroidektomi genişliği belirlenir. Bu tiroid hastalığında tedaviden önce yapılacak ilk tetkiklerden biridir.

Tiroid Bezi Hastalıkları Tedavi Sonrası

Tiroid bezi hastalıkları tedavi sonrası hastalara hareket, yeme, içme kısıtlaması yapılmaz. Yiyeceklerde iyotlu tuz kullanımı da mümkündür. Hastalara genel anestezi verilirken soluk borusuna tüp yerleştirildiği için yutkunurken boğazda hafifçe bir batma ve ağrı oluşabilir. Bu sorun birkaç günde düzelir. Hastalar iki gün sonra banyo yapabilir. Tiroid bezi ameliyatlarında kendiliğinden eriyen dikişler kullanılmakta olup, ameliyat sonrasında dikişlerin alınması gibi bir durumla karşılaşılmamaktadır. Yara yerine yerleştirilen bantlar 3–5 gün sonra açılır. Hastalara kalsiyum verilirse, her hafta bunu dozu birer tablet azaltılır. Eğer dudak çevresinde, el ve ayaklarda batma ve uyuşma olursa doktora bu konuda bilgi verilmelidir. Muhtemelen bu kalsiyum düşüklüğü bulgularıdır. Ayrıca yara yerinde kızarıklık, ağrı ve şişlik gibi sorunlarda doktora iletilmelidir. Hastalar herhangi bir sorun gelişmediğinde bir hafta sonra normal yaşamlarına geri dönebilir.

Tiroid Ameliyatlarında Gelişen Komplikasyonlar

Tiroid ameliyatlarında gelişen komplikasyonlar arasında kanamalar en önemli yeri tutar. Tiroidin dar bir boşluktan çıkarılması ve etrafının havayolu ile çevrelenmesi yüzünden boşluğun kanama ile dolması hastalarda solunum kısıtlamasına neden olabilir. Eğer beklenmeyen bir şekilde bu komplikasyon ile karşılaşılırsa, hastaların tekrar cerrahi müdahaleye alınması gerekebilecektir. Kanama genellikle ameliyattan sonraki 12 saat içinde görülebilir. Bu süreçte hastaların takibe alınması gerekir. Ameliyat edilen hastalarda % 2-4 oranında kanama komplikasyonu görülebilir. Ameliyatta çıkarılan tiroid dokusunun büyüklüğü kanama gelişme riskini artırabilir.

Tiroid ameliyatlarından sonra gelişebilen ses kısıklığı da önemli bir komplikasyondur. Tiroid bezinin iki tarafında bulunan sinirlerin ameliyatta hasar görmesi ses kısıklığına neden olabilir. Hasar tek taraflı olursa ses kalitesinde azalma, sıvı yutarken sıvının nefes borusuna kaçması gibi sorunlar yaşanabilir. Hasar çift taraflı olursa ses kısıklığına nefes darlığı sorunu da eşlik edebilir. Hastalarda genellikle 1-4 ay süren geçici ses kısıklığı oluşabilir. Özellikle bir yılda düzelmeyen vakalarda kalıcı ses kısıklığı olma olasılığı fazladır. Bu komplikasyon daha çok tiroid kanseri ameliyatı olan ve önceden tiroid cerrahisi geçiren hastalarda görülür.

Tiroid ameliyatı sonrasında sinir hasarı olmadan da hastaların ses kalitesi bozulabilir. Bu genellikle üst larenks sinirinde gelişen hasardan kaynaklanır. Bu sorun sesin ince tonda çıkmasına ve sesin erken yorulmasına neden olur.

Tiroid ameliyatları sonrasında hiperparatiroidi ve hipokalsemi gelişebilir. Bu komplikasyon hasar gören paratiroid bezleri nedeniyle kan kalsiyum seviyesinin düşmesi sonucunda gelişir. Paratiroid bezleri tiroid bezinin arkasında genellikle birbirine yapışık şekilde ikişerli olarak her iki tarafta yer alır. Dört adet olan bu bezlerin işlevi kan kalsiyum düzeyini düzenlemektir. Tiroid ameliyatında bu küçük bezler hasar görür ya da istemeden yerinden çıkarılırsa kan kalsiyum seviyesi bozulur.

Hastalarda geçici ya da kalıcı kalsiyum düşmesi görülebilir. Bu daha çok önceden tiroid cerrahisi geçirenlerde ya da çift taraflı tiroid ameliyatı olan hastalarda görülür. Kan kalsiyum düşüklüğünde el ve ayaklarda kasılma, ağız etrafında uyuşma gibi yan etkiler görülebilir. Tedavide hastalara bir süre kalsiyumun yanında D vitamini de verilmesi gerekebilir.

Ameliyattan sonra görülebilen yara yeri enfeksiyonu hastaların % 2-4 kadarında etkili olabilir. Bu komplikasyon hastaların sıkça kontrollerinin yapılmasına ve antibiyotik tedavisinin uzamasına neden olur. Özellikle aktif enfeksiyonu olanlarda ve sigara içen hastalarda bu komplikasyon daha fazla görülür. Ameliyatın ardından yara izinin kalması da hastalar açısından ayrı bir sorun olabilir. Ancak yara yerinde enfeksiyon gelişmez ise yara izi belli bir sürede belirsiz hale gelebilir. Boyun bölgesinde kanlanma oranı fazla olduğu için, genellikle kalan yara izi de hastaları rahatsız etmeyecek düzeydedir.

Tiroid Ameliyatlarının Riskleri

Tiroid ameliyatlarının riskleri genel olarak düşüktür. Risklerin önlenmesi amacıyla her türlü önlem alınır. Tüm cerrahi girişimlerde olabilecek anestezi, kanama, enfeksiyon gibi risklere karşı ameliyat öncesi ve sonrası alınan önlemler özenle uygulanır. Hastalar doktorun önerilerine uyar, reçete edilen ilaçları dozunda kullanırsa ameliyatın riskleri azaltılabilir. Ayrıca tiroid ameliyatlarının donanımlı bir hastanede ve uzman bir cerrah tarafından yapılması da olası risklerden korunmaya yardımcı olur.

Ameliyat Sonrası Hasta Takibi

Tiroid ameliyatı olan hastaların ilk kontrolü çıkarılan tiroid dokusuna yapılan patoloji sonucunda yapılır. Ameliyat sonrası hasta takibi patoloji sonucuna göre yapılır. Taburcu edilen hastalarda hemen hormon ilacı kullanılmaya başlanır. İlaç dozu patoloji sonucuna göre yapılan hormon tetkikine göre belirlenir. İlaç dozu kontrolü ise iki ay sonra yapılır. Daha sonra hastanın genel durumuna bağlı olarak, 3–6 aylık aralıklarla kontrole devam edilir. Doz ayarlaması yapıldığında yıllık kontrollere geçilir. Eğer hastada çarpıntı, halsizlik gibi yakınmalar olursa, daha erken dönemde kontrole alınır.

Ameliyat Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Eğer ameliyat sonrasında doktorlarınızın tavsiyelerine uyar ve ona göre davranırsanız, iyileşme sürecinizi daha hızlı ve rahat atlatırsınız. Ayrıca iyileşme sürecinin kısalmasına destek olur. Ameliyattan sonra hastalar vücudun ihtiyaç duyduğu tiroid hormonlarını dışarıdan ilaç olarak alırlar. Bu ilaçların dozu doktorun ayarladığı şekilde kullanılmalıdır. Tiroid bezi ameliyatla çıkarıldığından, tiroid hormonu ilaçları yaşam boyu kullanılmalıdır.

Ameliyattan çıkan hastaların yeme içme kısıtlaması olmaz. Beslenmesine düzenli bir şekilde devam edebilir. Günlük aktivitelerinde de kısıtlama olmaz. Ancak birkaç gün boğazda hafif bir yanma hissi oluşabilir. Hastaların ameliyattan 2 gün sonra banyo yapması uygun görülür. Normal yaşama dönüş için hastaların bir hafta kadar evde dinlenmesi yeterlidir. Ancak bu süreç tiroid ameliyatı komplikasyonlarının gelişmesi halinde ya da hastaların iyileşmeye vereceği yanıta göre uzayabilir. Özellikle yara yeri enfeksiyonu gibi sorunlar gelişirse iyileşme süreci de uzayabilir. Ayrıca ameliyattan sonra hastaların doktor kontrollerini de aksatmaması gerekir. Boyun bölgesine yerleştirilen bantların kontrolü için ertesi gün hastaneye gidilmelidir. Bantların çıkarılması yaklaşık 3-5 gün sonra olur. Daha sonraki kontroller için bilgi alınmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Tiroid bezi hastalıkları hakkında açıklayıcı pek çok bilgi verdik. Bu bölümde ise tiroid bezi hastalıkları hakkında merak ettiğiniz soruların yanıtlarına ulaşabilirsiniz.

Tiroid Hormonu Cinsel Yaşamı Etkiler Mi?

Vücutta birçok dengeyi sağlayan tiroid hormonu, hastaların cinsel yaşamlarında da olumsuz etkiler yaratmaktadır. Kadın erkek cinsiyet gözetmeden sağlıklı bir cinsel yaşam için tiroid hormonu önemlidir. Tiroid bezi hastalıkları seks hormonlarını ve bunları kanda taşıyan proteinlerde değişikliğe neden olur. Bu etki seks hormonları seviyelerini olumsuz etkiler. Tiroid hormonu fazlalığı erkeklerde libido azalmasına, meme büyümesine (jinekomasti) neden olabilir. Ayrıca sperm hareketliliğini bozar ve spermlerde şekil bozukluğuna yol açabilir. Erkek hastaların % 70 kadarında ereksiyon bozukluklarına neden olur ve cinsel yaşamı etkiler. Buna erken boşalma, cinsel isteksizlik, geç boşalma gibi sorunlarda eşlik edebilir. Kadınlarda tiroid hormonu fazlalığı ya da azlığı adet düzensizliklerine neden olabilir. Özellikle tiroid hormonu fazlalığında bu sorun daha fazla yaşanır. Sigara içen kadınlarda sorun daha etkili olabilir. Hormonun fazlalığı kadınların bir kısmında kısırlık sorununa da neden olabilir. Tiroid hastalıkları tedavi edildiği zaman cinsel yaşam kalitesi de artabilir.

Saç Dökülmesi Hangi Hormonla İlgilidir?

Genetik saç dökülmesi DHT hormonu nedeniyle olur. Vücutta tiroid hormonunda oluşabilecek dengesizliklerde hastalarda saç dökülmesi yapabilmektedir.Hipertiroidi hastalarında kandaki tiroid hormonu seviyesi yüksek olduğu için saç tellerinde incelme ve dökülmeye neden olabilir. Bu yüzden genetik olmayan saç dökülmesi sorununda hormon testi de yapılmalı ve tiroid hormonu düzeylerine bakılmalıdır.

Tiroid Hastalıkları Duygu-Durum Değişikliklerine Sebep Olur Mu?

Tiroid hastalıklarının pek çok olumsuz etkisi vardır. Hastalıkların kendine has belirtileri olur. Bunların arasında duygu durum değişikliklerine neden olması da vardır. Hastalarda tiroid hormonu seviyelerinin değişmesi nedeniyle depresyon, panik atak, stres, sinirlilik hali gibi sorunlar yaşanabilir. Özellikle hormon seviyesi düşük olursa kişide duygu durum değişikliklerine neden olabilir. Depresif ruh hali hastalarda en fazla görülen sorundur.

Tiroid Hastalıkları Tedavisi İhmal Edilirse Sonuçları Ne Olur?

Tiroid hastalıkları tedavisi ihmal edilirse fiziksel ve zihinsel gelişimde bozukluklara neden olabilir. Tiroid hormonu eksikliğinden dolayı metabolik sorunlar ortaya çıkabilir. Bu kalp yetmezliği, kalp büyümesi, damar sertliği, yüksek tansiyon gibi ciddi rahatsızlıklara yol açabilir. Tiroid hastalıkları nedeniyle hormon seviyesinin değişmesi vücudun tüm işleyişini bozar. Bu tarz sebepler dolayısıyla tiroidin vakit kaybedilmeden tedavisine başlanılması gerekmektedir.

Tiroid Hastalıkları Adetin Tamamen Kesilmesine Sebep Olur Mu?

Tiroid hormonları vücut metabolizmasını düzenlemesinin yanında zihinsel faaliyetlerde ve üreme sisteminde de etkin rol oynar. Tiroid bezi beyindeki hipofiz bezi kontrolünde işlevlerini yerine getirir. Hipofizin salgıladığı TSH hormonu, T3, T4 denilen tiroid bezinin salgıladığı hormonların üretimini kontrol eder. Tiroid hastalıkları ise tiroid hormonlarının az ya da çok salgılanmasına neden olur. Bu sorun kadınlarda adet düzensizliğine, bazı hastalarda adetin tamamen kesilmesine neden olabilir. Özellikle tiroid bezi yeteri kadar hormon üretemediği zaman, kadınlarda adetin tamamen kesilmesine neden olabilir.

Tiroid Bezi Hastalıkları Görülme İhtimali Yüksek Olan Kişiler Kimlerdir?

Tiroid bezi hastalıkları görülme ihtimali yüksek olan kişilerde bazı risk faktörleri bulunur. Bunlar genetik özellikler, iyot alımı ve çevresel etkenler olarak sınıflandırılabilir. Yetersiz iyot alımı, ailede tiroid hastalığı öyküsünün olması, sigara alışkanlığının bulunması, 65 yaş üzeri ve kadın olmak, kilo sorunları yaşayanlar, genel halsizlik sorunu olanlar tiroid hastalıkları bakımından daha fazla risk altındadır.

Tiroid Bezi Hastalıklarının Alternatif Tıpla Tedavisi Mümkün Mü?

Tiroid bezi işlevleri bakımından metabolizma dengesinin sağlanmasında önemli bir yere sahiptir. Tiroid hormonları vücudumuzdaki işlemlerin düzenli ve devamlı olmasında etkili olur. Tiroid bezi hastalıklarının tedavisinde hormon ilaçları, cerrahi müdahale ve iyot tedavisi kullanılır. Bunun dışında tiroid hastalıkları alternatif tıpla tedavi edilemez. Ancak alternatif tıp tedavileri hastalıkların tedavisinde destekleyici olabilir. Tiroid bezinin az ya da çok çalışması nedeniyle oluşan hastalıklarda dereotu, ceviz gibi yiyeceklerin faydası olabilir. Bu yöntemi uygulamak için doktorunuza danışmalısınız. Tıbbi tedavilerinizi de aksatmamalısınız.

Tiroid Bezi Hastalıklarının Tedavi Süresi Nedir?

Tiroid bezi hastalıklarının tedavisi aslında yaşam boyu devam eder. Özellikle tiroid ameliyatı olan hastalarda, çıkarılan tiroid bezinin salgıladığı hormonların dışarıdan verilmesi gerekir. İlaçların dozu ayarlanarak hastalar takibe alınır. Sadece ilaç tedavisi uygulansa bile hastaların kanındaki tiroid hormonları devamlı kontrol edilir.

Tiroid Bezi Hastalıklarının Bitkisel Tedavisi Var Mı?

Tiroid bezi hastalıklarının tek başına bitkisel tedavisi olmasa da ilaç tedavisine iyileşme sürecini hızlandıracak seçenekler vardır. Tiroid hastalıklarında dereotu en fazla önerilen bitkiler arasındadır. Tiroid bezi hastalıklarının tedavi sürecinde 3 ay her öğün aç karnına 1 yemek kaşığı dereotu çiğneyebilir, biraz suyla yutabilirsiniz. Bu bitkisel tedavi tiroid bezinin çalışmasını ve iyileşmeyi destekler. Bunun dışında cevizle hazırlayacağınız bitkisel kürü de tedavi sürecinde uygulayabilirsiniz. Bir litre suyun içine (Ph değeri 7,5) 21 adet cevizi kırın ve bütün olarak koyun. Bunu ışık almayan serin bir yerde ağzı kapalı şekilde bir hafta bekletin. Daha sonra sabahları 1 fincan suyundan, bir tane cevizden yiyerek kürü her gün uygulayın. Bu bitkisel tedaviyi 20 gün uygulayarak, 1 hafta ara verin. Ardından aynı şekilde bir tertip daha uygulayın. 3 ay devam edeceğiniz ceviz kürü tiroid bezi hastalıkları tedavisinde iyileşme sürecini hızlandıracaktır. Ancak bu tür bitkisel tedavileri uygulamadan önce doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin. Kullandığınız ilaçlarla etkileşime girebilecek bitkisel kürlerden uzak durmalısınız.

Tiroid Bezi Hastalıkları Gebeliğe Engel Mi?

Tiroid bezi hastalıkları tiroid hormonlarının seviyesini etkiler. Tiroidin normalden çok ya da az çalışması kadınlarda adet düzensizliklerine, adetin kesilmesine, gebe kalamamasına, gebelikte düşük yaşanmasına neden olabilir. Tiroidin az çalışması yani hipotiroidi hastalarda gebe kalma zorluğuna, gebelikte düşüğe yol açabilir. Tiroid bezi hastalıkları tedavi edilirse bu sorun ortadan kalkar. Gebe kalan kadınlarda gebeliğin ilk ayında ölçülen tiroid hormonları ve TSH hormonu seviyesine göre ilaç dozu ayarlanır. Uzmanlar sağlıklı bir gebelik süreci için gebelikten önce TSH hormonu değerlerine bakılmasını önerirler.

Tiroid Bezi Tedavisi İçin Hangi Bölüme Gidilir?

Tiroid bezleri vücudun hormon dengesi üzerinde oldukça etkilidir. Birçok iç hastalığın ortaya çıkmasına sebep olabilen tiroid bezlerinin kontrolü, hastalığın teşhisi, tedavisi ve takibi dahiliye bölümü tarafından gerçekleştirilir. Esasen ise endokrinoloji uzmanları tarafından bu süreçler gerçekleştirilir. Tiroid bezi hastalarının da başlangıç için dahiliyeye başvurmaları yeterlidir.

Tiroid Bezi Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Tiorid bezi hastalıkları tedavi edilmediği takdirde vücudun hormon dengesi bozulur. Buna bağlı olarak da onlarca farklı hastalığın ortaya çıkma ihtimali bulunur. Guatr yani tiroid bezi büyümesi önlenemez şekilde ilerler. Tiroid hormonlarının aşırı ya da az salınmasından dolayı kalp – damar sağlığı üzerinde bozulmalar görülebilir.