Şizofreni Tedavisi

Şizofreni Tedavisi
Şizofreni Tedavisi

 

Günümüzün en sık görülen psikolojik rahatsızlıklarının başında şizofreni hastalığı gelir. Herhangi bir ırk, cinsiyet ve coğrafya ayrımı yapmayan bu hastalık, aslında her bireyin birer şizofreni adayı olduğunu gösterir. Özellikle ergenlik çağında yaşanan ağır travmalar, şizofreni hastalığının tetiklenmesinde son derece etkili olur. Bunun yanı sıra çocukluk dönemlerinde yaşanan sorunlar da şizofreninin tetiklenmesinde ki en önemli unsurlardan biridir. Şizofreni hastalığının genel dağılımı, kadın erkek fark etmeksizin eşittir. Bu durum da hastalığın aslında belirli bir kitleye hitap etmediğini gösterir. Tıbbın son zamanlarda psikolojik tedavilerde ilerlemiş olması, söz konusu hastalığın başarılı bir tedavisinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Şizofreni tedavisinde öncelikli hedef, hastalığın ilerlemesini önlemektir. Hastalık hangi evrede olursa olsun, önüne geçilmesi son derece önemlidir. Şizofreni hastalığının önüne geçebilmek adına ise genel olarak ilaç tedavisi ve psikososyal tedaviye başvurulur. Bu tedavi türlerinin dışında da başka seçeneklerin olduğunu söylemek mümkündür.

İnceleyen ve onaylayan: Uzm. Dr. Güler Mocan

Şizofreni Tedavisi Türleri

Şizofreni hastalığı sadece tedavi türleri ile değil, bunun yanı sıra hastanın da bireysel olarak göstermiş olduğu çabalar sonucunda ortadan kaldırılabilir. Hastanın doktor tarafından uygulanan programa mutlak suretle uymasının yanı sıra tedaviye ve genel olarak hayata olumlu bakması gerekir. Mümkün olduğunca hastalığıyla ilgili bilinçli olması, hastalığıyla barışık olması ve hastalığını yeneceğine inanması gerekir. Hastanın göstermiş olduğu bu çabalar, tedavinin de bir diğer kısmı olarak bilinir. İlaç tedavisi, psikososyal terapi, hastanede belirli bir süre gözetim altında kalma, elektrokonvulsif terapi ve beyin cerrahisi, şizofreni hastalığının belli başlı tedavi türleridir.

İlaç Tedavisi

Şizofreni ilaçlarının günümüzde yaşamış olduğu evrim, şizofreni hastaları için çok büyük bir nimet olarak görülür. İlk olarak 1950’li yıllarda ortaya çıkan şizofreni ilaçları, yan etkileri nedeniyle sürekli olarak yakınılmıştır. Tıbbın ilerlemesi ve şizofreni ilaçlarının özellikle son on yıl içerisinde yaşamış olduğu büyük değişimler, yan etkilerin çoğunu ortadan kaldırmış ve önemli yan etkileri de hafifletmiştir. Yeni ilaçlar serotonin ve dopamin etkilerini büyük ölçüde engellerken, hastalık hangi evrede olursa olsun etkisini net bir şekilde gösterir. Ayrıca geçmişte şizofreni hastalarının yaşamış olduğu hayata karşı demoralize durumu, günümüz ilaçları sayesinde en aza inmiştir. Günümüz ilaçlarının en büyük avantajlarından bir diğeri ise hastalığa karşı tam olarak sonuç verebilmesidir. Bazı hastalarda ise ilaçların tam olarak yeterli olmadığı görülebilir. Thorazine, Zyprexa, Seroquel, Saphris, Risperdal, İnvega, Prolixin, Geodon, Clozaril, Stelazine, Trilafon, Hadol, Abilify ve Mellaril, şizofreni hastalıklarında ilaç tedavilerinde kullanılan ilaçlardır.

Thorazine

Şizofreni hastalığının tedavisinde belli başlı ilaçlardan biri olarak kullanılan Thorazine, hastanın sakinleşmesini sağlar ve hastalığın yan etkilerini en aza indirir. Oldukça etkili bir ilaç olarak bilinir ve kullanımı esnasında birçok detaya dikkat edilmelidir. Özellikle kan hastalıkları olan kişiler, sürekli alkol kullanan kişiler, karaciğer hastaları, Parkinson hastaları, hamile veya emzirmekte olan kişiler, mutlaka doktor kontrolünde bu ilacı kullanmalıdırlar. İlacın, psikolojik rahatsızlığı olmayan kişiler tarafından ya da uzman doktor kontrolü dışında kullanılması kesinlikle sakıncalıdır. Bu nedenle hastanın bu ilacı başkasıyla paylaşmaması ve dozlarını atlamaması gerekir. Öte yandan hasta gün içerisinde alacağı dozu kaçırırsa, sonraki kullanıma en geç 1 saat kala ilacı kullanabilir. Eğer hasta dozu kaçırırsa ve diğer doza 1 saatten az bir süre kaldıysa, kesinlikle 2 hap birden almamalıdır. İlacın ilk zamanlarda aşırı uyku, bulanık görme ve baş dönmesi gibi yan etkileri olabilir. Bu etkilerin ileri derecede olması gibi durumlara karşın, hasta günlük hayatındaki her türlü detaya ilaca göre yön vermesi gerekir. Öte yandan ilacın alkollü içeceklerle birlikte tüketilmesi sakıncalıdır.

Prolixin

Şizofreni tedavisinde önemli ilaçlardan biri olan Prolixin, depresif ruh hali, subkortikal beyin bozukluğu ve diğer birçok psikolojik rahatsızlıkta kullanılır. İlaç direkt olarak merkezi sinir sistemine etki ederek, vücutta ciddi anlamda bir rahatlama sağlar. Bu nedenle ilacın aşırı derecede uyku veya uyuşukluğa neden olabilmesi söz konusudur. İlacın kullanımından sonra motorlu araçlar kullanılması ya da yüksek yerlerde durulması önerilmez. Ayrıca ilacın huzursuzluk, baş ağrısı, kabızlık, sürekli uyku, aşırı halsizlik gibi birçok yan etkisi görülebilir.

Hadol

Şizofreni ataklarını büyük ölçüde azaltan, yatıştıran ve zaman içerisinde en aza indirmeye yarayan Hadol, şizofreni tedavisinin en etkili ilaçları arasında yer alır. Genel olarak 1 saat içerisinde etkisini gösteren bu ilaç, 4-6 saat kadar etkisini devam ettirebilir. İlacın alınması ile birlikte; nefes, düşük kan basıncı, baş dönmesi, kaslarda hareketlenme, mimiklerin kısa süreli kaybı ve uykusuzluk gibi yan etkileri görülebilir. Tiroit hastaları, karaciğer ve böbrek hastaları, bu ilacı doktorlarına danışmadan kullanmamalıdır.

Stelazine

Şizofreni tedavisinde birtakım ilaçlarla birlikte kullanılan Stelazine, şizofreni ataklarını önlemekte olan bir başka ilaçtır. Şizofreni hastalarının zaman zaman agresif ve tahammülsüz olmaları gibi durumlarını yatıştırmak için kullanılan bu ilaç, beyinde salgılanan hormonların stabilize edilmesinde etkilidir. Gün içerisinde hastanın 2 defa bu ilacı kullanması yeterliyken, genel olarak aç karnına kullanması tavsiye edilir. Hastanın durumuna göre doz ayarlaması doktor tarafından yapılır ve mide bulantısı, kusma, baş dönmesi, uyuşukluk gibi yan etkileri bulunur. Bu yan etkileri günlük alınan dozla da doğru orantılı olabilir.

Trilafon

Beyinde salgılanan kimyasalların doğru bir şekilde yönlendirilmesine yardımcı olan Trilafon, şizofreni hastalığı ile mücadele konusunda en etkili ilaçlar arasında yer alır. Görüş kaybı, kan akışının hızlanması ya da azalması, sarılık, vücutta belirli bölgelerde anormal şişkinlikler, morarmalar ve nefes zorluğu gibi yan etkileri görülmesi durumunda acilen uzman doktor tarafından destek alınması gerekir. Etkisinin bünyeye ve yaşa göre değişim gösterebilmesinden ötürü, ilacın reçetesiz olarak kullanılması ölümcül sonuçlara bile neden olabilir. Bu nedenle ilacı sadece şizofreni hastası olan birinin kullanması gerekir. İlacın günde bir defa alınması yeterlidir ancak doktor kontrolünde bu doz arttırılabilir.

Mellaril

Şizofreni tedavisinde kullanılan temel ve orta seviye ilaçların, olumlu bir sonuç vermemesi durumunda Mellaril adlı ilaca başvurulur. Şizofreni ile mücadele konusunda güçlü etkileri ile tanınan bu ilaç, ileri derece şizofreni hastalarının tedavisinde oldukça etkilidir. Atakların veya krizlerin bastırılmasında başarılı olması ile birlikte, hastanın zaman içerisinde düzenli kullanım sonucunda olumlu bir sonuç almasına neden olur. İlacın yaşlılar tarafından kullanımı uygun değilken, tansiyon hastaları, nefes darlığı sorunu yaşayan kişiler ve kalp hastalarının da söz konusu ilacı kullanmaması önerilir. Günlük tavsiye edilen doz dışında kullanılmaması gereklidir ve doz atlanması durumunda iki dozun aynı anda alınması son derece tehlikelidir. Kas hareketlerinde yaşanan kontrolsüzlük, kafa bölgesinde yaşanan şişkinlikler ve nefes almakta zorluk çekme gibi durumlar, bu ilacın belli başlı yan etkileridir.

Abilify

13-17 yaş arası ergenlerde ve yetişkinlerde kullanılan Abilify, şizofreni hastalığının halüsinasyon, kendini dış dünyadan soyutlama ve gerçeklerden uzaklaşma gibi etkilerini en aza indirir. Öte yandan öfke nöbetleri, kendini suçlu hissetme duygusu ve depresyon gibi durumlarda da ilacın kullanımı söz konusudur. İlacı kullanan kişi alkol ve sigara kullanımı alışkanlıkları olan kişilerde, normal bireylere göre doz ayarlaması farklı olabilir. Bu nedenle mutlaka kişinin doktoruna bu gibi alışkanlıklarını da belirtmesi gerekir. Genel olarak günde 1 defa kullanımı yeterliyken, hastanın durumuna göre daha fazla kullanılabilir. İlaç, baş dönmesi ve halsizlik gibi başlıca yan etkileri sahiptir.

Clozaril

İleri seviye şizofreni hastalarının tedavisinde kullanılan Clozaril, özellikle bu hastalık nedeniyle sürekli olarak intihar eğiliminde olan hastalar için kullanılır. Şizofreni hastalığının yanı sıra tedavide kullanılan ilaçların da intihara yöneltmesi sonucunda Clozaril kullanımı kaçınılmaz bir hal alır. Nefes almakta zorluk yaşama, göğüs ağrısı, bayılma, şiddetli baş dönmesi, kalp ritim bozukluğu ve ateş, bu ilacın yan etkileri arasında yer alır. Günlük olarak 2 defa kullanımı uygunken, hastanın durumuna göre kullanım şekli uzman doktor tarafından belirlenir.

Geodon

Şizofreni hastalığı nedeniyle yaşanan ataklarının ortadan kaldırılması, önüne geçilmesi ya da azaltılması amacıyla Geodon adlı ilaç kullanılır. Şizofreni tedavisinde yeri ve önemi oldukça büyükken, her ilaçta olduğu gibi bu ilacında birtakım yan etkileri söz konusudur. Aşırı yorgun ve uykusuz hissetmek, mide bulantısı, kabızlık, iştahsızlık, kusma, baş dönmesi ve titreme gibi yan etkileri görülür. Şizofreni durumu normal seviyede olan bir hasta için günde 2 defa kullanılması gerekir.

Invega

Kişinin kendi hakkında olumsuz düşüncelerin ortadan kaldırmaya çalışan, özgüven veren ve yaşama bakışını değiştiren ilaçlardan biri de Invega’dır. Şizofreni hastaları, dış dünyaya karşı son derece olumsuz baktıkları için bu durumu ortadan kaldırabilmek adına Invega, şizofreni tedavisi içerisinde mutlaka yer alır. Beyinde hormonal bir hareketliliğe neden olurken, aynı zamanda hastanın kendini çok iyi hissetmesine katkı sağlar. Günde 2 defa kullanımı uygundur ve tabletlerin direkt olarak yutulması gerekir.

Risperdal

Şizofreni tedavisi sırasında, dopamin ve serotonin gibi maddelerin dengelenmesi adına Risperdal adlı ilaç kullanılır. Bu iki maddenin dengelenmesinin yanı sıra hastanın ruh halini de olumlu ölçüde değiştirir. Öte yandan hastanın aşırı derecede davranış bozuklukları sergilemesi durumunda, yine söz konusu ilaç oldukça etkilidir. Şizofreni tedavisinde kullanımı mutlak suretle düzenli olması gereken ilaçların başında gelir. Hastanın durumuna göre günde 1 veya 2 defa kullanılması uygundur.

Saphris

Hastanın duygusal anlamda çökmüş olması, mental açıdan ciddi anlamda kötü hissediyor olması ve genel ruh halinin son derece kötü olması gibi durumlarda, Saphris adlı ilaç şizofreni tedavisi programı içerisine alınır. Sinir sistemine doğrudan etki eden bu ilaç, hastanın ciddi anlamda rahatlamasına neden olur. Aynı zamanda beyinde salgılamış olduğu hormonlar sayesinde hastanın hayata karşı pozitif bakmasına olanak sağlar. Günde 1 veya 2 defa kullanılması uygunken, uyuşukluk, baş dönmesi, kilo, ağız uyuşması, huzursuzluk ve kabızlık gibi yan etkileri görülebilir.

Seroquel

Şizofreni hastalarında en çok görülen sorunlardan biri olan, odaklanma sorununu en aza indiren Seroquel, bununla birlikte halüsinasyon gibi etkilerin de önüne geçer. Hastanın kendisini güvensiz ve güçsüz hissetmesi gibi sorunlar da yine söz konusu ilaçla tedavi edilebilir. Genel olarak günde 2 veya 3 defa kullanımı uygundur. Hasta, bu ilacı kullanmadan önce mutlaka doktoruna diğer hastalıkları ve kullanmış olduğu ilaçları hakkında bilgi vermelidir.

Zyprexa

Şizofreni hastalarının yaşamış oldukları depresif durumların tedavisinde Zyprexa adlı ilaç kullanılır. Beyinde salgılamış olduğu kimyasallar nedeniyle, kimyasallar arası bir düzenleme sağlar. Yaşlılar için kullanımı pek uygun değilken, gençlerin genel sağlık durumlarına göre kullanımında herhangi bir sorun bulunmamaktadır. İlaç, hastanın durumuna göre gün içerisinde 1 veya 2 defa kullanılabilir. Kilo alımı, baş dönmesi, uyuşukluk, kabızlık ve ağızda kuruluk, ilacın en çok görülen yan etkileridir.

Psikososyal Terapi

Şizofreni hastalarının, genel olarak dünyaya bakış açılarında ciddi bir farklılaşma görülür. Bu farklılaşma sonucunda kendilerini toplumdan soyutlamaya başlarlar ve fazlasıyla kendi iç dünyalarına yönelebilirler. Toplumdan giderek uzaklaşan şizofreni hastaları, ilerleyen süreçlerde toplumla olan iletişim yeteneklerini tamamıyla kaybedebilirler. Toplumla aralarında olan bağ bir müddet sonra kopar ve toplum yapısına da ters hareketler sergileyebilirler. Psikososyal terapi ise tam olarak bu noktada devreye girer. Hastalara gerekli olan tedavi yöntemleri ile toplumla yeniden barışık olabilme adına birtakım yüklemeler yapılır. Şizofreni tedavisinde ve tedavinin başarıya ulaşmasında psikososyal terapinin önemi bu nedenle oldukça önemlidir.

Rehabilitasyon

Şizofreni hastalığının tedavisinde rehabilitasyonun önemi azımsanmayacak kadar büyüktür. Şizofreni hastalığı sadece ilaçlar yardımıyla tedavi edilemez. Hastanın psikolojik olarak aldığı destek, genel tedavi sürecinin sonucunda belirleyici olabilir. Bu nedenle rehabilitasyon sürecinde hastanın ruh sağlığı ciddi anlamda üst seviyelere çıkabilir. Rehabilitasyon merkezlerinde, aile destek programı, adli/mali danışmanlık, evde yaşam becerileri eğitimi, iş eğitimi, zaman yönetimi ve toplumsal beceri eğitimi gibi önemli konularda hastaya destek verilir. İlaç tedavisi ile birlikte rehabilitasyonun birlikte gerçekleşmesi, hastanın şizofreni hastalığını kısa sürede yenmesine sebep olabilir.

Bireysel Psikoterapi

Zor ama etkili tedavilerden biri olan bireysel psikoterapi, hastayla doktor arasında gerçekleşir. Doktor, öncelikle hastaya bir güven duygusu vermeli ve hastaya son derece dikkatli bir şekilde yaklaşmalıdır. Şizofreni hastaları ikili diyaloglardan genel olarak kaçınırken, karşısındaki kişi kim olursa olsun çekingen dururlar ve güven sorunları daima kafalarının bir kenarında, karşısındaki kişiye karşı tetikte olur. Doktor ile hasta arasındaki güven bağı kurulduktan sonra, hastaya gündelik hayatta ne gibi davranışlar sergilemesi gerektiği aşılanır. Toplumun aslında sanıldığı kadar kötü olmadığını ve ikili ilişkilerin ona daha iyi geleceği konusunda mesajlar hastaya aktarılır. Sorunların çözümü konusunda nasıl davranması gerektiği ve hayata karşı bakış açısının nasıl olması gerektiği, bireysel psikoterapi programı içerisinde hastaya sağlanır.

Aile Terapisi

Şizofreni hastalığı ile mücadele konusunda sorumlu olan tek kişi hasta değildir. Aile bireyleri de hastaya karşı sorumluluklarını iyi bir şekilde bilmelidir. Bu nedenle aile, hastanın dışında ayrı olarak bir “Aile Terapisi” programına tabi tutulur. Bu programda hastaya nasıl yaklaşmaları gerektiği, hastanın bakımı ve hangi davranışlardan uzak durmaları gerektiği söylenir. Bununla birlikte kriz durumlarında aile fertlerinin ne gibi davranışlarda bulunacağı ve ne şekilde müdahale edecekleri de ufak çaplı bir eğitimle gösterilir. Hastanın toplumsal davranışlarının aile tarafından nasıl geliştirileceği, ailenin hastaya vereceği mesajların ne şekilde olumlu yönde olacağı ve hastanın tedavisinde ailenin payı, aile terapisi programında detaylı olarak anlatılır. Şizofreni tedavisinde, ailenin tutumları, davranışları ve hastaya vermiş olduğu mesajlar, tedavi programının başarısını etkileyen en önemli unsurlardan biridir.

Grup Terapisi

Gündelik yaşam, sorunlar ve ilişkiler üzerinde, hastaya karşı pozitif yüklemelerin yapıldığı bir program olan grup terapisi, önem düzeyi yüksek olan tedaviler arasında yer alır. Söz konusu terapide mesajlar terapistten çok, grup üyeleri tarafından verilir. Haliyle bu durum hastada güven duygusunun ve gerçeklik duygusunun ciddi ölçüde artmasına neden olur. Grup terapilerinin olumlu yönde etkisi, birçok terapiden daha fazladır.

Hastaneye Yatma

Genel olarak ülkemizdeki şizofreni hastalarının büyük bir çoğunluğu, ayakta tedavi edebilmektedir. Bazı hastaların durumlarına göre hastanede yatırılması kararı verilebilir. Şizofreni hastalarının hastanede yatarak tedavi olmalarının en büyük nedeni, çevreye, kendilerine ve başkalarına zarar veriyor olmalarıdır. Ayrıca şizofreni semptomlarının bir hayli fazla olması durumunda ise yine hastanın, hastanede tedavi olması istenir. Hastanede yatan hasta, kendine özgü bir odada veya 2-3 kişilik odalarda tedavi edilir. Bu süreç içerisinde bir yandan psikoterapi tedaviler, diğer yandan ise ilaç tedavileri devam eder. Hastanın tedaviye olumlu cevap vermesi durumunda, uzmanlar tarafından yapılan testler sonucunda hastanede tedavi sonlandırılabilir. Hastanın, hastane yatarak tedavisinin sonlanması durumunda, ilerleyen süreçlerde ilaç kullanımını düzenli bir şekilde devam ettirmesi ve mutlak suretle psikoterapilere katılması gerekir.

Elektrokonvulsif Terapi

Özellikle ileri derece şizofreni hastalarının tedavisinde kullanılan elektrokonvulsif terapi, hastanın kafasına yerleştirilen elektrotlar vasıtasıyla yapılır. Bu elektrotlar beyne belirli seviyede elektrik şoku göndererek, beynin genel çalışma yapısının düzene girmesine ve salgılanan hormonların normal seviyeye dönmesine olanak sağlar. Eğer ilaç tedavisi ve diğer tedaviler herhangi bir şekilde sonuç vermediyse söz konusu tedaviden faydalanılır. Ülkemizde kullanımı son derece az olsa da tedavinin artık ilerlemesi durumunda olumlu sonuç alınabilir.

Beyin Cerrahisi

Şizofreni hastalığının en tehlikeli tedavilerinden biri olarak bilinen beyin cerrahisi, direkt olarak hastanın beynindeki sinir bağlantılarının kesilmesi ile gerçekleşir. Günümüzde kullanımı son derece az iken, geçmiş yıllarda ilaçların ve tedavi yöntemlerinin az olması nedeniyle, hastalığın daha da çok ilerlemesi durumunda bu yöntem kullanılırdı. Günümüzde ise nadiren de olsa başvurulan bir yöntemdir ve hayati riski oldukça yüksektir. Olumlu sonuç alınması tamamıyla şans ve cerrahi yeteneğe bağlıyken, işlemden sonra hastada ciddi anlamda kişilik değişiklikleri ortaya çıkabilir.

Şizofreni Tedavisi Öncesi

Şizofreni hastalığının tedavisi süreci kadar, tedavi öncesi süreci de büyük önem taşır. Tedavi öncesinde dikkat edilmesi gereken birçok husus bulunur. Hastanın geçmişte yaşadığı hastalıklar, kullandığı ilaçlar, tedavide kullanılan ilaçların oluşturabileceği hastalıklar, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, şizofreni hastalığının seviyesi ve buna göre belirlenecek tedavi yöntemi gibi birçok detay öne çıkar. Tüm bu detaylar arasında uzman doktor önemli kombinasyonlar sonucunda hastaya en uygun olan tedavi şeklini belirler. Bu süreçte hastanın da doktoruna karşı olan dürüstlüğü büyük önem taşır. Hasta bütün sağlık sorunlarını, kendine ait bilgileri ve gündelik yaşamına ait detayları tüm çıplaklığıyla doktoruna aktarmalıdır. Gözden kaçırılan veya kasıtlı olarak atlanılan en ufak bir detay, şizofreni hastalığının bambaşka boyutlara gelmesine neden olabilir.

Hastalığın Tanısının Konulması

Şizofreni hastalığının tanısının belirlenebilmesi adına bir psikiyatr, 7 ana madde etrafında gözlemlerini gerçekleştirir. Bu maddeler ise şu şekildedir:

  • Sanrı: Kişinin doğruluğu kanıtlanmış olan bilgileri inkâr etmesi ve mantık dışı şeylere inanıyor olması, şizofreni tanısının konulmasında etkilidir. Bu yanlış inançlar veya düşünceler, kişinin gözünün önünde kanıtlansa bile, kişi kesinlikle kendi bildiklerinden başkasına inanmaz.
  • Dağınık Düşünceler: Hastada çok ciddi bir konsantrasyon sorunu vardır. Düşünceleri mantık çerçevesinde birbirine bağlayamaz ve özellikle konuşmasında ciddi anlam karmaşaları söz konusu olabilir.
  • Varsanım: Şizofreni hastalığının en önemli tanı maddelerinden biridir. Hasta, normal bireylerin göremediği, duyamadığı, koklayamadığı veya hissedemediği şeyleri, görür, duyar, koklar ve hisseder. Özellikle halüsinasyon olayı oldukça fazladır ve bu durum hastaya gerçekmiş gibi gelir.
  • Toplumdan Uzaklaşma: Hasta ikili ilişkilerini olabildiğince en aza indirmeye çalışır. Tamamıyla içine kapanma eğilimindedir ve kişisel bakım oldukça azdır.
  • İsteksizlik ve İlgisizlik: Hastanın, şizofreni hastalığına yakalanmadan önce yapmaktan aşırı zevk aldığı tüm aktiviteleri yapmaktan kaçınması, en büyük belirtilerden bir diğeridir. Verilen görevleri tamamlamaz ve amaçlara odaklanmaz.
  • Duygusal Çöküş: Hastanın duygusal anlamda ciddi bir karmaşaya girdiği görülür. Duygularda ciddi bir azalma meydana gelir. Bununla birlikte olaylara karşı ters tepkiler verebilmeleri söz konusudur.
  • Diğer Etkenler: Tüm bu belirtilerin 6 veya daha uzun bir süredir devam ettiği görülür. Özellikle aileye karşı olan bağlılık sıfıra kadar inebilir ve iş hayatlarında fark edilir bir performans düşüklüğü ortaya çıkar.

Hastanın Tıbbi Geçmişinin İncelenmesi

Şizofreni hastalığının tespit edilmesinde herhangi bir laboratuvar testi bulunmaz. Hasta direkt olarak fiziksel bir muayeneye tabi tutulur. Belirtilerin başka bir hastalıktan olup olmadığına dair yapılan testler sonucunda, hastanın başka bir hastalığı olup olmadığı da ortaya çıkar. Hastanın farklı bir hastalığı yoksa alanında uzman bir psikiyatriste gönderilir. Burada şizofreni hastalığına dair özel olarak yapılan testler hastaya uygulanır. Sonrasında ise teşhis koyma işlemi gerçekleşir. Tedavi programının oluşturulması adına hastanın önceden geçirmiş olduğu hastalıklar, hâlihazırdaki hastalıkları, kullanmış olduğu ilaçlar ve genel sağlık durumu da, hastanın tıbbi geçmişinin incelenmesinde dikkate alınır.

Tedavi Yöntemine Karar Verilmesi

Bir bireye şizofreni tanısı konulabilmesi adına, bireyin ya da ailesinin şikâyetçi olduğu semptomların en az 6 aydan beri devam ediyor olması gerekir. Eğer bireyde 6 aydan beri devam eden semptomlar söz konusuysa, yapılan testlerin ardından şizofreni tanısı konulabilir. Şizofreni tanısının konulmasının ardından, şizofreni hastalığının hangi boyutta olduğu belirlenir. Hastalığın evresine belirlendikten sonra, hastanın bünyesine göre, hastalık durumuna göre ve genel yaşam kalitesine göre bir program oluşturur. Uzman doktor, kullanılacak ilaçların dozajını ve ilaç tedavisi dışında yapılacak olan terapileri özel olarak belirler. Bu süreçte hastanın dışında ailesi de tedavi programı içerisinde yer alır. Ülkemizde şizofreni hastalığı ile mücadelede genel olarak ilaç tedavisi ve terapi tedavileri aynı anda uygulanır. Bununla birlikte hastanın çevreye karşı ve kendine karşı tutumuna göre hastanede tedavi kararı da alınabilir.

Şizofreni Tedavisi Sonrası

Şizofreni hastalığı, belirli bir tedavi programından sonra sonuçlanabilen bir hastalıktır ancak yeniden nüksetmesi gibi bir durumda söz konusudur. Tedavi sonrasında yapılan kontroller ve dikkat edilmesi gereken unsurlar, hastalığın tekrardan ortaya çıkmaması konusunda etkilidir.

Doktor Kontrolleri

Şizofreni tedavisinin bitmesinin ardından yapılan düzenli doktor kontrolleri, hastaların ömür boyu bu hastalıkla karşılaşma oranını büyük ölçüde düşürür. Yapılan her kontrolde hastanın genel durumu özel testler sonucunda belirlenir. Eğer hastanın durumu iyiyse, ilerleyen süreçlerde yapması gerekenler hakkında bilgi verilir. Tedavi bittikten sonra bile hastanın durumuna göre ilaç kullanımının devam etmesi istenebilir. Kullanılan ilaç dozu tedavi süreci ile aynı olmazken, bazı uzmanlar ilaç kullanımının ömür boyu devam etmesi taraftarıdır. Tedavi sürecinden sonra aylık kontroller söz konusuyken, bu süreçler hastanın durumuna göre 3 ayda bir, 6 ayda bir veya yılda bir şeklinde düzenlenebilir. Her kontrolde hastanın durumu yapılan özel testlerle değerlendirilir ve hastanın fikirleri mutlak suretle dikkate alınır. Durum iyiye gidiyorsa ilaç kullanımı azalır ve uygun görülürse bir yerden sonra sonlanır. Doktor kontrollerinin atlanmaması, hastalığın tekrar etmemesi adına önemlidir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tedavi sürecinden sonra hastanın en çok dikkat etmesi gereken durumlardan biri, sürekli olarak birtakım faaliyetlerle yoğun olmasıdır. Hasta gün içerisinde planlı ve programlı hareket ederek, kafasının sürekli olarak meşgul olmasını sağlamalıdır. Şizofreni atakları en çok kişinin yalnız olduğu zamanlarda kendini gösterir. Tekrar ortaya çıkmaması adına ise hastanın olabildiğince yalnız olmaması gerekir. Bununla birlikte spor yapması, bir hobi edinmesi ve özgüven arttırıcı faaliyetlere katılması, hastanın tedavi sonrası süreci için büyük önem taşır. Öte yandan tedavi sonrasında ilaç kullanımı uygun görüldüyse, ilaçların mutlaka belirlenen program dahilinde kullanılması gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Şizofreni Atağı Nasıl Olur?

Şizofreni ataklarında genel olarak gerçeklik dışı olayların yaşandığı görülür. Hasta, gerçeklik dışı durumlar nedeniyle ani duygu değişimleri içerisine girebilir. Bununla birlikte aniden sinirlenmeler, güvensizlik ve hastanın birden bire içeri kapanması görülebilir. Halüsinasyon ise şizofreni ataklarının en belirginidir. Şizofreni ataklarının büyük bir çoğunluğu, hastanın etrafındaki kişiler tarafından fark edilmez ya da görmezden gelinir. Bu nedenle şizofreni ataklarını en çok hasta bilir ve ataktan sonra neler olduğunu anlamaya çalışır.

Şizofreni Hastalarının Cezai Ehliyeti Var Mıdır?

Şizofreni hastalarının herhangi bir cezai ehliyetleri bulunmaz ancak konuyla ilgili raporlarının olması, hukuki süreçlerden daha az zarar görmelerine neden olur. Herhangi bir şizofreni hastası, anlık kriz nedeniyle bir suç işlerse direkt olarak cezaevine gönderilmez. Öncelikle hasta olup olmadığı konusunda testler yapılır. Sonrasında ise akıl hastanesine gönderilerek tedavi programı içerisinde alınır. Hasta tedaviye olumlu yanıt verirse, ilerleyen süreçlerde gündelik yaşamına, belirli periyotlar kapsamında kontrole gelmesi şartıyla dönebilir.

Şizofreni Hastaları Ehliyet Alabilir Mi?

Şizofreni hastalarının ehliyet alabilme durumları tamamıyla uzman doktor tarafından verilen rapora bağlıdır. Doktor, hastanın tedavi programına ne kadar uyduğuna bakarak, hastalığının evresini dikkate alarak ve kriz aralıklarını hesaba katarak, “sürücü belgesi alabilir” şeklinde bir rapor verebilir. Hasta eğer şizofreni nedeniyle günlük hayatında büyük sıkıntılar yaşıyorsa ve tedavi programına tam olarak uymuyorsa, sürücü belgesi alma olasılığı yoktur.

İlaçları Ömür Boyu Kullanmak Gerekir Mi?

Şizofreni hastalarının ömür boyu ilaç kullanma durumları, tamamıyla hastalıklarının hangi evrede olduğuna ve tedavilere nasıl yanıt verdiğine bağlıdır. Eğer bir hastada şizofreni durumu ileri evrelerde fark edildiyse, tedavi süreci son derece zor olur. Bu nedenle tedavi sürecinden olumlu yanıt alınsa bile ilerleyen süreçlerde hastalığın tekrar etme olasılığının yüksek olduğu için ömür boyu ilaç kullanması gerekir. Eğer bir bireyde şizofreni hastalığı erken veya orta evrede fark edilmişse, tedavi programına tam uymuşsa ve tedavisi beklenenden daha iyi geçtiyse, doktor kararına göre ömür boyu kullanması gerekmez. Bazı uzman doktorların ise hastaların ilaçları ömür boyu kullanmaları gerektiği yönünde açıklamalar yaptığı görülmüştür.

Tedaviler Hastalığı Tamamen Geçirir Mi?

Şizofreni hastalığı, tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Sorunun tamamıyla ortadan kalkması mümkünken, tedavi programlarının büyük bir çoğunluğu başarı sağlar. Tedavi sürecinde en önemli nokta; hastanın tüm tedavi unsurlarına harfiyen uymasıdır. Aksi halde hastalığın tamamıyla geçmesi söz konusu değildir.

Hastalar Engelli Statüsüne Girer Mi?

Bir bireyin engelli statüsüne girebilmesi adına zihinsel ya da bedensel fonksiyonlarında eksiklik olması gerekir. Yapılan incelemeler sonucunda bireyin yüzde kaç oranında bedensel ya da zihinsel engelli olduğu raporla belirlenir. Şizofreni hastalarının psikolojik bir rahatsızlığa sahip olmaları nedeniyle engelli statülerine girebilmeleri mümkün sayılabilir. Engelli raporunun verilmesi adına, şizofreni hastası bir birey gerekli olan incelemelerden geçilir. Eğer hastalık durumu çok ileri düzeyde ise, kişi engelli statüsüne girebilir. Yani şizofreni hastasının engelli statüsüne girebilmesi için yapılan incelemeler belirleyici olur. Bu incelemelerde de hastalık durumu, tedavi süreci ve yaşanan krizler göz önünde bulundurulur.

Şizofreni ve Zekâ Arasında Bir İlişki Var Mıdır?

Şizofreni hastalığı ile zekâ arasında herhangi bir ilişki bulunmaz. Kişinin ileri zekâlı olması ya da zekâ geriliği olması, şizofreni hastalığına neden olmaz. Şizofreni hastalığı kalıtsal nedenlerden tutun da çevresel faktörlere kadar birçok olay dahilinde gelişim gösterebilir. Bu nedenle şizofreni ve zekâ arasında bir ilişki kurmak tamamıyla yanlıştır.

Şizofreni Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Şizofreniyi ortaya çıkaran sebepler ve bu sebeplerin beyin üzerindeki etki mekanizması henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Tedavinin niteliği, hastalığın verdiği belirtileri geriletmeye ve hastalığı kontrol altında tutmaya yöneliktir. Psikiyatrik destek, ilaç tedavisi ve klinik gözlem başlıca tedavi türleridir. Bu yöntemlerin tamamı bir arada uygulanabilir. Tedavi süresi, hastanın durumuna bağlı olarak değişse de genelde süreklilik arz eder. Şizofreni, en iyi döneminde dahi ciddi ataklar verme eğilimindedir. Özellikle ileri seviyeli şizofreni hastalarının klinik gözlemden çıkarılması dahi söz konusu olmayabilmektedir. Süre, hastanın durumuna göre bağlı olduğundan ötürü bu konuda uzman bir psikiyatrdan bilgi almak çok daha faydalı olacaktır.