Romatizma Tedavisi

Romatizma Tedavisi
Romatizma Tedavisi

 

Romatizma, dilimize Yunancadan geçmiş olan, “akmak” anlamına gelen ve geçmişi antik çağlara dayanan bir hastalık olarak bilinir. Romatizma kavramının çok geniş bir kavram olduğunu belirtilir ve birçok romatizmal hastalığı kapsar. İltihabi romatizma hastalıkları, aşınmaya bağlı olarak gelişen eklem ve omurga romatizmaları (ankilozan spondilit) ve yumuşak doku romatizmaları, bilinen romatizma hastalıklarıdır. Genetik nedenlerden veya diğer risk faktörlerinden meydana gelebilen romatizma; yaş, cinsiyet, meslek, travma ve daha birçok unsurların getirisinden de kaynaklanabilir. Romatizma, çoğunlukla kronik olarak kendini gösterir ve günümüz şartlarında tedavisi hem doktoru hem de hastayı zorlamaz.

Özellikle yaşın ilerlemesiyle birlikte daha çok ortaya çıkan romatizma, erkeklere oranla kadınlarda daha fazla görülür. Günümüzde romatizma hastalıkları 2 grupta incelenir. İltihabi olmayan ve iltihabi şeklinde bilinen romatizma hastalıkları, genellikle iltihabi olmayan şeklinde görülür. Özellikle belirli bir yaşı aşmış olan kadınlarda, menopoz dönemine girilmesiyle birlikte vücut romatizmaya daha açık bir hal alır. Bunun yanı sıra iltihabi ve iltihabi olmayan romatizma hastalıkları, ayrı ayrı tedavi edilir. İltihabi olan romatizma hastalığında tedavi daha çok mikropların öldürülmesine yönelikken, iltihabi olmayan romatizmada ise hastanın bağışıklık sistemi olarak güçlenmesi ve romatizmadan arınması amaçlanır.

İnceleyen ve onaylayan: Prof. Dr. Mehmet Soy

Romatizma Tedavisi Hakkında

Eklemler, kaslar, yumuşak dokular ve kemikler başta olmak üzere, diğer birçok vücut yapısını etkileyen romatizmanın en belirgin belirtisi, genellikle bölgesel olarak gelişen ağrılardır. Bu ağrılar harekete bağlı ya da harekete bağlı olmadan ortaya çıkabilir. Ağrıların kronikleşmesi ve giderek şiddetini arttırıyor olması, haliyle kişinin bir sağlık merkezi yada kurumundan destek almasına neden olur. Hastanın şikâyetleri dinlenir ve bu doğrultuda gerekli olan tetkikler yapılarak, sorunun romatizmaya bağlı olarak mı kaynaklandığı, romatizmadan kaynaklanıyorsa da romatizmal hastalığın türü belirlenmeye anlaşılmaya çalışılır.

Hemen hemen tüm hastalıklarda olduğu gibi romatizmal hastalıklarda da erken teşhisin önemi oldukça büyüktür ancak genellikle erken teşhisin çok zor olduğu söylenebilir. Bunun nedeni romatizmal hastalığın ilk evrelerinde belirti olarak kendini şiddetli göstermemesi ve romatizma hastalarınında bu durumu fark etmemesidir. Romatizmal hastalıkların erken teşhisi için belirli eklem veya bölgelerin sürekli olarak uzman hekimler tarafından incelenmesi gerekir. Bu nedenle ortada herhangi bir sebep yokken inceleme olmayacağı için romatizmaya bağlı etkenlerin erken fark edilmesi son derece zordur.

Romatizma tedavisine başlanmadan önce hastanın günlük yaşamı, yaşı, fiziği, kullandığı ilaçlar, geçirdiği operasyonlar ve daha birçok konu hakkında hastadan bilgi alınmalıdır. Alınan bilgiler sonucunda hasta için en uygun olan tedavi seçeneği belirlenmeli ve hastaya da romatizma tedavisi için gerekli önerilere uyması gerektiği, uymaması durumunda ne gibi tehlikelerin hastayı beklediği detaylıca anlatılmalıdır. Romatizma tedavisinin günümüzde başarı oranı son derece yüksekken, hastanın göstermiş olduğu çaba bu başarının gerçekleşmesi konusunda önemlidir.

Romatizma Nedir?

100’den fazla çeşidi olan ve çok geniş bir yelpazede incelenen romatizma; kas, kemik ve eklem gibi bölgelerde meydana gelir. Söz konusu bölgelerde iltihaplı sıvı birikimi zamanla çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişir ve bu duruma genellikle “romatizma” adı verilir. Halk arasında romatizmal hastalıkların dizde veya sadece bir bölgede ortaya çıkması gibi bir yaygın inanış vardır ancak romatizma birden fazla bölgede ve özellikle diz dışında diğer yapılarda da görülebilir. Romatizmaya bağlı durumların belirli bir yaşa hitap ettiği söylenemez ve genellikle her yaşta görülebilen bir hastalıktır. Halk arasında doğru bilinen yanlışlardan bir diğeri ise romatizmanın sıcak veya soğuk havalara bağlı olarak gelişen bir hastalık olduğudur. Romatizmal hastalıkların hava ya da benzeri faktörlerden kaynaklanması söz konusu değildir.

Romatizma özellikle kadınlar ve kilolu bireylerde çok daha sık görülen bir hastalıktır. Özellikle kilolu bireylerin vücudu, iltihaplanmaya daha açık olduğu için söz konusu kişilerde romatizmal hastalıklara daha çok rastlandığı söylenebilir. Genellikle eklem, kemik ve kaslarda kendisini şiddetli ağrıyla gösteren romatizma; şişlik, yanma ve daha birçok belirtiyle de ortaya çıkabilir.

Romatizmaya yakalanan bir birey, romatizmal hastalıkla sürekli olarak mücadele etmesi gerektiğini ve tedavilerini aksatmaması gerektiğini bilmelidir. Romatizmanın tedavi edilmemesi durumunda eklem, kas ve kemik gibi önemli yapılara ciddi zararları olur. Özellikle bağışıklık sisteminin zayıflaması romatizmaya daha çok davetiye çıkarırken, genetik nedenlerin de romatizma için önemli bir rol oynadığını unutmamak gerekir. Romatizmal hastalıkların verimli tedavi edilmemesi durumunda sadece romatizma belirtilerinin şiddetlenmesi gibi bir sorun görülmez. Romatizma sorunlarının yanı sıra artık eklemlerde kilitlenmeler ve kişinin hareket kabiliyetinde zayıflık gibi önemli romatizmal problemler de ortaya çıkabilir.

Romatizmaya yakalanan kişilerin yaşam kalitesini görmezden gelmek mümkün değildir. Kişi hareket halindeyken ve hatta hareketsizken dahi eklemlerde şiddetli ağrılarla karşılaşabilir. Romatizma kronik bir hastalık olmasından ötürü ne zaman, nerede ve ne şekilde hastanın karşısına çıkacağı kestirilemez. Fizik tedavi ve rehabilitasyon ve buna ek olarak kullanılan romatizma ilaçları romatizmanın en büyük mücadele unsurları olarak bilinirken, romatizma nedeniyle bazı kişilerin ameliyat dahi olduğu görülebilir. Romatizma bazı bireylerde sadece kas, kemik veya eklem gibi yapılarda görülmeyebilir. Yumuşak doku başta olmak üzere diğer birçok yapıda da çeşitli nedenlere bağlı olarak romatizma hastalığı görülebilir.

Romatizma Çeşitleri

Romatizma hastalığının 100’den fazla çeşidi bulunmasına rağmen romatizmal hastalıkların 3 ana grupta incelendiği görülür. İltihaplı romatizma, yumuşak doku romatizması ve eklem romatizmaları, genel olarak bilinen ve en sık karşılaşılan romatizma çeşitleri olarak bilinirler. Romatizma çeşitleri arasında tedavi farklılıkları görülebilir ve tedavi farklılıklarının görülmesi sadece romatizma çeşitleriyle alakalı değil, hastayla da alakalı olabilir.

Romatizma hastalığının tedavisine başlanmadan önce hastanın iyi bir şekilde analiz edilmesi ve hangi romatizma hastalığına yakalandığının tespit edilmesi gerekir. Ardından hasta ve hastalık çeşidi göz önünde bulundurularak bir tedavi denklemi kurulmalı ve hastaya en uygun tedavi şeklinin hangisi olduğu belirlenmelidir. Romatizma çeşitlerinin tedavileri benzerlik gösterse de hasta profili nedeniyle tedavilerde farklı uygulamalara gidilebilir. Bu nedenle hastanın hangi romatizma çeşidine yakalandığının ve bu romatizma türüne göre hangi tedavi şeklinin uygulanması gerektiği gibi detaylar önem taşır. Aksi halde yanlış uygulamalar sonucunda hastanın daha büyük eklem, kas ve kemik problemleriyle karşı karşıya gelmesi söz konusu olabilir.

İltihaplı Romatizma (Romatoid Artrit)

Romatizmal hastalıklar arasında en sık karşılaşılan ve genellikle eklemlerde meydana gelen iltihaplı romatizma, müdahale edilmemesi durumunda vücutta şekil bozukluklarına ve kas, kemik, eklem gibi yapıların da yapı olarak bozulmasına neden olabilir. Romatizma çeşitleri arasında en tehlikeli hastalıklardan biri olan iltihaplı romatizma, tıp dilinde romatoid artrit olarak bilinir. İltihaplı romatizma (romatoid artrit) en çok el ve diz eklemlerinde meydana gelirken, vücudun farklı bölümlerinde de ortaya çıktığı görülebilir.

İltihaplı romatizma (romatoid artrit) genellikle aktif ve inaktif olarak iki süreçte incelenir. Aktif dönemde romatoid artrit yavaş yavaş vücuda yerleşmeye başlar ve hangi eklemler üzerinde etkili olacağını seçer. Vücudun en çok kullanılan iki eklemi olan bilek ve dizlerde meydana gelen romatizma, daha sonrasında inaktif evreye doğru ilerler. İnaktif evreye girilmesiyle birlikte iltihap artık eklemlerde gelişmeye başlar ve kendini ağrılarla belli eder. Sürecin daha da ilerlemesi durumunda artık söz konusu eklem ve çevresinin yapı olarak bozuldukları görülür. Eklemler zamanla özelliklerini kaybederler ve bölgede gözle görülür boyutlarda şekil bozuklukları meydana gelir. Bu tür durumlarda romatizmaya acil müdahale gerekir.

İltihaplı romatizmanın (romatoid artrit) diğer romatizmalara göre genetik yatkınlığı daha fazla olduğu için aile bireylerinde veya yakın akrabalarda görülmesi durumunda, diğer aile dertlerinin de risk altında olduğu söylenebilir. Bireyler eğer kalıtsal nedenlerden ötürü söz konusu hastalığa yakalanmaktan çekiniyorlarsa, en yakın sağlık merkezi yada kurumundan bu konuda destek alabilirler. Romatoid artrit konusunda kalıtsal nedenlerden şüphe duyan kişiler, özellikle bağışlık sistemlerini güçlendirme konusunda birtakım önlemler almalıdırlar. Bunun yanı sıra iltihaplı romatizmadan (romatoid artrit) kurtulmak veya hastalık ortaya çıktığında tedaviden başarılı bir sonuç alabilmek adına kişilerin mutlaka aşırı antibiyotik kullanımından kaçınmaları gerekir.

Yumuşak Doku Romatizması

Romatizmal hastalıklar arasında eklem ve kemik gibi yapılarda görülmeyip de daha çok kas ve sinir gibi yapılarda görülen romatizmaya, yumuşak doku romatizması adı verilir. Vücutta ciddi deformasyonlara neden olan yumuşak doku romatizması, özellikle bölgesel ve uzun süreli ağrılarıyla kendini gösterir. Hastalar sabahları uyandıklarında, uyku sırasında dinlenmiş olmaları gerekirken, yumuşak doku romatizması nedeniyle yorgun, bitkin ve halsiz olarak uyanırlar. Söz konusu romatizmal hastalık nedeniyle bireyin kas gücünde ciddi bir azalma meydana gelirken, kısmı özürlülük ve sinir sisteminin kontrol edilememesi gibi romatizmaya bağlı sorunlar da görülebilir.

Tıp dilinde “Fibromiyalji” olarak adlandırılan romatizmal hastalıklar arasında yer alan yumuşak doku romatizmasının neden kaynaklandığı henüz belli değildir. Özellikle uyku bozukluğu, sinir sisteminde bulunan nörotransmitter adı verilen maddelerin dengesizleşmesi, ağrı algılama sorunları, sempatik sistemin aşırı çalışması ve hormonal bozukluklar, yumuşak doku romatizmasına neden olan faktörler olarak bilinirler. Genellikle kaslarda veya sinirlerde ağrıyla birlikte şişliğin görülmesi, söz konusu romatizmal hastalığın en belirgin semptomu olarak bilinir. Bunun yanı sıra sabahları tutukluk, uyku düzeninin bozulması, uyuşukluk, kuru göz ve el-ayak gibi bölgelerde meydana gelen renk değişiklikleri, romatizmal hastalığın diğer belirtileri olarak tanımlanabilir.

Yumuşak doku romatizması genellikle erkeklerde daha sık görülürken, romatizmal hastalığın en çok rastlandığı dönem ise erken ve orta yetişkin dönemler olarak bilinir. Diğer romatizmal hastalıklar, yumuşak doku romatizmasını tetiklerken, kalıtsal nedenlerden ötürü romatizmal hastalığın ortaya çıkabilme ihtimali de bulunur. Romatizmal Hastalığın teşhisi konusunda herhangi bir yöntem bulunmaz. Genellikle şikayetler sonucunda şüphelenilen hastalıklar üzerinde durulur ve bu hastalıklara dair herhangi bir bulguya rastlanmazsa, yumuşak doku romatizması tanısı konulabilir.

Eklem Romatizmaları

Eklem romatizmaları 2 farklı başlık altında incelenir. Osteoartrit ve romatoid bilinen eklem romatizmalarıdır. Osteoartrit halk arasında sıkça bilinen “kireçlenme” hastalığıyken, romatoid ise genellikle el veya ayak bileklerinde görülen bir romatizma türüdür.

  • Osteoartrit (Kireçlenme): Genel olarak eklemlerde meydana gelen deformasyon nedeniyle görülen kireçlenme (artrit), 50 yaş ve üzeri kişilerde sıklıkla görülür. Kireçlenme(artrit) belirtileri sadece dizde ortaya çıkan bir romatizma türü değildir. Omurga, bel, kalça ve el gibi bölgelerde bulunan eklemlerde de kireçlenme sorunu ortaya çıkabilir. Kireçlenmenin oluşmaya başlamasıyla birlikte, eklemlerde bulunan kıkırdakların yapısal olarak bozulduğu görülür. Söz konusu bozulmalar sonucunda ise kıkırdağın hemen altında bulunan kemiklerde de doku olarak değişiklikler gözlemlenir. Kireçlenme nedeniyle hem dışarıdan görülen bir şekil bozukluğu ortaya çıkar hem de hastanın her hareketinde ağrı hissetmesi söz konusu olur. 

Kireçlenme (artrit) nedeniyle eklemin hareket kabiliyeti büyük oranda kısıtlanırken, kıkırdağın da yavaş yavaş eridiği görülür. Eğer kireçlenme sorunu herhangi bir şekilde tedavi edilmezse, artrit ilerleyen süreçte iltihaplı eklem romatizmasına (romatoid artrit) dönüşebilir. Öte yandan kireçlenmenin yaş, genetik, yıpranma ve kemik yapısının güçsüz olması gibi faktörlerden ötürü kaynakladığı söylenebilir.
  • Romatoid Artrit: Romatoid artrit hastalığı en çok küçük eklemleri hedef alan, bu nedenle el ve ayak eklemlerinde sıklıkla görülen romatizmal bir hastalıktır. Söz konusu romatizmal hastalığın sağ veya sol eklemde değil, çoğunlukla her iki eklemde de ortaya çıktığı görülür. Sadece el ve ayak eklemlerinde görülmeyen romatoid artrit, kalça, diz, omuz gibi eklemlerde de ortaya çıkabilir. Romatizma çeşitleri arasında en tehlikeli romatizmal hastalıklardan biri olarak bilinen romatoid artrit, diğer romatizmal hastalıklarına göre eklemlere daha fazla zarar verir. Genetik nedenlerden ötürü sıkça görülen romatoid artrit, genetik nedenlerin yanı sıra stres, mikrobik nedenler ve üzüntü gibi sebeplerden de kaynaklanabilir.

Özellikle 20-50 yaş aralığında sıklıkla görülen romatoid artrit kadınlarda daha sık rastlanır. Halk arasında genellikle iklimsel nedenlerin romatoid artrit hastalığı tetiklediği bilinse de aksine iklimsel nedenlerin romatoid artrit hastalığında herhangi bir etkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Hastalık daha çok el ve ayak bileklerinde, şişlikle birlikte duyulan şiddetli ağrılarla ortaya çıkarken, bazı eklemlerin de romatoid artrit nedeniyle tutulduğu görülebilir. Romatoid artrit tedavisi mümkündür ancak buna rağmen hastalık tedavi edilmezse, iç organlara yayılması gibi bir durum söz konusu olabilir.

    İç Organ Romatizmaları

    İç organ romatizmaları, genel olarak ortaya çıkan romatizma hastalıklarının tedavi edilmemesi veya tedavinin başarısız olması durumunda ortaya çıkan romatizmal hastalıklar olarak bilinirler. Nasıl ki romatizma nedeniyle eklemler tutulum meydana geliyorsa, romatizmanın iç organlara sıçraması gibi durumlarda, iç organlarda da eklem benzeri tutulmalar ortaya çıkabilir. Romatizmanın eklem, kas ve kemik gibi yapılarda görülmesi herhangi bir hayati önem taşımazken, iç organlarda görülmesi hayati açıdan büyük önem taşır.

Günümüzde sıklıkla görülen iç organ romatizmaları en çok kalp, akciğer, böbrek ve sinir sistemi gibi iç organlarda meydana gelir. Akciğerde görülen romatizma nedeniyle, hastanın belirli bir efor sarf etmesi sonucunda, şiddetli ve kuru öksürük, nefes darlığı gibi problemler ortaya çıkabilir. Kalpte görülen romatizma sonucunda ise kalp çarpıntısı, ritim bozukluğu, şiddetli göğüs ağrısı gibi sorunlar meydana gelebilir. Böbreklerde görülen romatizmada ise böbrek yetmezliği, idrar sorunları ve tansiyon dengesizliği gibi hayati önem taşıyan sorunlar gelişebilir. Bunun yanı sıra iç organ romatizmaları, epilepsi, romatizma, şiddetli baş ağrıları, hissizlik ve karıncalanma gibi sorunlara da neden olabilir. Bu nedenle romatizma hastalıklarının, iç organ romatizmalarına dönmeden önce acilen tedavi edilmesi gerekir.

Romatizma Belirtileri Nelerdir?

Romatizma hastalığı, kendini birçok belirtiyle gösterebilen ve direkt olarak tıbbi destek alınmasına neden olan romatizmal bir hastalık olarak bilinir. Romatizmanın belirtileri hem türüne göre hem de hastaya göre farklılık gösterebilir. Yani, her hastada farklı romatizma belirtileri görülebilir ve hastadan hastaya romatizma türünde de değişiklikler olabilir. Bazı romatizmal hastalıklar sindirim sistemi, dolaşım sistemi ve sinir sistemi gibi önemli bölgelerde görülürken, bazı romatizmaların ise göz, solunum sistemi, tırnak vb. diğer birçok bölgede ortaya çıkması söz konusu olabilir. Ayrıca romatizma belirtileri, diğer hastalıkların belirtileriyle de benzerlik göstereceği için her sağlık sorununun romatizmaya yorulması yanlış bir değerlendirmedir.

Sindirim Sistemi Şikâyetleri

İç organ romatizmaları ve bazı diğer romatizma hastalıklarında görülen sindirim sistemi şikayetleri, özellikle karın bölgesinde meydana gelen şiddetli ağrılarla kendini gösterir. Hasta, bağırsaklarında bir tıkanıklık olduğunu hisseder ve bununla birlikte şişkinlik hissi de oldukça fazladır. Özellikle boşaltım yapma konusunda ciddi güçlük çeken hasta, romatizma ile beraber kabız belirtileri gibi benzer belirtilerle karşılaşabilir. Bunun yanı sıra idrar yaparken zorlanma, sürekli idrar hissi ve idrar sırasında yanma gibi durumlar nadiren de olsa meydana gelebilir.

Romatizma bir müddet sonra iç organlara ilerlediği için bu durumdan elbette ki sindirim sitemi de etkilenir. Özellikle omurga veya kalça romatizmalarında (ankilozan spondilit) sindirim sistemi şikâyetleri daha sık görülebilir. Sindirim sistem şikâyetleri sadece iç organ romatizması nedeniyle görülmez. Bölgeye yakın olan kaslarda veya kemiklerde meydana gelen romatizma, haliyle sindirim sisteminde görevli olan kasların da etkilenmesine neden olabilir. Hastalar genellikle sindirim sistemi şikâyetlerini romatizma olarak değerlendirmezken, tedavinin de bu nedenle aksadığı görülebilir. Romatizmaya yakalanan her hastada sindirim sistemi problemlerinin oluşacağını düşünmek yanlış bir algıdır. Bazı hastalarda sindirim sistemi şikâyetleri değil de başka problemler romatizma belirtileri olarak ortaya çıkabilir.

Böbrek Fonksiyonlarında Azalma

Böbrek fonksiyonlarında azalma en çok iç organ romatizmasında görülür. Böbreğe yakın olan kemik, kas ve eklemlerde meydana gelen romatizma hastalıkları, herhangi bir şekilde tedavi edilmezse veya doğru yöntemlerle tedavi edilmezse, romatizma böbreklere sıçrayabilir. Bu durum böbreklerin kısa sürede derinden etkilenmesine neden olur. Böbrek başlıca görevlerinden biri olan idrarı süzme olayını tam olarak yerine getiremeyebilir. Haliyle bu durum idrar problemlerine ve hatta idrar yolu enfeksiyonlarına kadar yol açabilir. Bunun yanı sıra hasta, böbreğinin romatizma nedeniyle etkilenmesinden ötürü tansiyon konusunda da çeşitli problemler yaşayabilir.

Romatizmanın böbreklere sıçraması, vücut için hayati risk taşıyan bir süreçtir. Romatizmanın bu evreye girmesiyle birlikte acilen tedavi edilmesi gerekir. Her hastada romatizma nedeniyle böbrek sorunları görülmese de romatizmanın iç organlara sıçraması, her halükarda hayati risk taşır.

Nörolojik Belirtiler

Romatizmanın ileri evrelere geçmesi ve vücutta iyiden iyiye ilerlemesi durumunda nörolojik belirtilerin giderek arttığı görülebilir. Özellikle konuşma güçlüğü, baş ağrısı, denge sorunu, görme bozuklukları, his kaybı, el ve ayaklarda uyuşma, güç kaybı, unutkanlık ve yürüme bozukluğu gibi sorunlar en sık görülen nörolojik belirtiler olarak bilinirler. Romatizmanın nörolojik belirtilere neden olması, artık sinir sisteminin ve beyin fonksiyonların büyük bir kısmının genellikle hastalıktan etkilendiğini gösterir. Algı problemleri başta olmak üzere, hasta beyinsel güç gerektiren herhangi bir iş yapmak istediğinde sürekli sorun yaşar. Özellikle el-göz koordinasyonunda ciddi kopukluklar meydana gelirken, tıbbi müdahalenin gecikmesi durumunda hastanın artık kendi başına bir yapması zorlaşır. Özellikle yaşı ilerlemiş olan hastalarda nörolojik belirtilere daha sık rastlanır.

Kalp ve Dolaşım Sistemi Belirtileri

İç organ romatizmasının bir başka belirtisi olan kalp ve dolaşım sisteminde meydana gelen sorunlar, hastanın aşırı derece rahatsız hissetmesine neden olurlar. Kalp ve dolaşım sistemi belirtileri arasında kalp çarpıntısı, en sık rastlanılan belirti olarak bilinir. Hastanın kalbi çok şiddetli bir şekilde atar ve hastanın bu şiddetli çarpıntı nedeniyle göğüs ağrısı yaşadığı görülür. Bunun yanı sıra kalp ritminde düzensizlik de görülen bir başka belirti olarak bilinir. İç organ romatizmasında görülen kalp ve dolaşım sistemi belirtileri, romatizma hastaları için tehlikeli olan belirtiler arasında yer alır. Söz konusu belirtiler özellikle yaşı ilerlemiş olan hastalarda kalp krizi, kalp yetmezliği ve ani kalp durmalarına neden olabilir. Söz konusu belirtilerin artması durumunda hastanın acilen tedavi olması ve sürekli olarak müşahede altında tutulması gerekir.

Kas Güçsüzlüğü

Romatizma çeşitlerinin büyük bir çoğunluğunda görülen kas güçsüzlüğü, her geçen güç şiddetini arttırmakta olan bir romatizma belirtisidir. Hastanın iş gücü veya fiziksel gücü zaman içerisinde azalmaya başlar. Hasta bir müddet sonra iş hayatına devam edemez hale gelirken, ilerleyen süreçlerde de yakınlarından yardım almak zorunda kalır. Kas güçsüzlüğünün nedeni romatizmanın eklemlerin yanı sıra kaslara da baskı uygulaması, bu nedenle de kasların yapısal olarak bozulmasına sebebiyet vermesidir.

Kas güçsüzlüğü özellikle 50 yaş üstü hastalarda sıklıkla görülür ve 50 yaş üstü hastaların belirli kısmında, meydana gelen bu kas güçsüzlüğü romatizmayla etkin bir şekilde mücadele edilmesine rağmen tekrar eski haline gelmez. Bu nedenle romatizmanın erken teşhisi ve tedavisi, özellikle 50 yaş üstü hastalarda ciddi bir öneme sahiptir.

Tırnak Değişiklikleri

Romatizma hastalarının büyük bir kısmında görülmese de vücutta rahatlıkla fark edilebilecek derecede bir belirti olan tırnak değişiklikleri, genellikle romatizmal hastalıklarla ilişkilendirilmez. Romatizma hastalarının geneli tırnak değişikliklerini başka sorunlara ya da bakımsızlık gibi nedenlere yorar. Oysaki romatizma, sadece eklemlere, kaslara veya kemiklere etki etmekle kalmayıp, birçok vücut yapısını ciddi anlamda etkiler. Tırnaklarda romatizmanın etkilerinden payını alarak; sararma, güç kaybı, şekil bozukluğu ve daha birçok şekilde etkilenir.

Gözlerdeki Şikâyetler

Romatizmal hastalıkların ilerlemesi ve diğer vücut organlarına hızlı bir şekilde yayılması durumunda, sadece ağrı, şişlik ya da şekil bozukluğu gibi problemler ortaya çıkmaz. Gözlerde meydana gelen şikâyetler de en sık görülen romatizma belirtileri olarak bilinirler. Özellikle romatizmal problemleri olan hastaların çift görme, bulanık görme ve çeşitli görme bozukluklarından yakındıkları söylenebilir. Romatizmal hastalıkların gözlere kadar etki ediyor olması, hastalığın evre olarak çok ilerlediğini ve artık hayati bir boyuta büründüğünü gösterir.

Gözlerde meydana gelen şikâyetler nedeniyle romatizma acilen tedavi edilmeli ve hemen ardından gözlerde ortaya çıkan bozuklukların giderilmesi gerekir. Aksi takdirde romatizma, göz yapısına büyük zararlar vermesi ve bu nedenle hastanın görme yeteneğini tamamıyla kaybetmesi söz konusu olur.

Solunum Sistemi Belirtileri

Genel olarak iç organ romatizmalarıyla ortaya çıkan solunum sistemi belirtileri, bazı durumlarda diğer romatizma hastalıklarında da kaynaklanabilir. Romatizmanın solunum yollarına ve bölgede bulunan kaslara zarar vermesinden ötürü nefes darlığı sıklıkla yaşanır. Hasta herhangi bir efor sarf etmese dahi nefes darlığı görülür. Hastanın kalp atışının hızlanması; koşma, yürüme veya diğer egzersizlere başlamasıyla birlikte nefes darlığı şiddetini daha da arttırarak, hastanın yapmış olduğu egzersizi yarıda bırakmasına neden olabilir.

Solunum yolu belirtileri arasında öksürük ve göğüs ağrıları da diğer sık rastlanan belirtiler olarak bilinir. Söz konusu romatizma belirtileri, diğer iç organ romatizması belirtileri gibi hayati riski taşıdığı söylenebilir. Gençlerde solunum sistemi belirtilerine pek rastlanmasa da yaşlıların söz konusu sorunlarla sıklıkla mücadele ettiği bilinir.

Romatizma Nedenleri Nelerdir?

Romatizmanın vücutta neden var olduğu ve romatizmal hastalığın var olma sebebi henüz daha tam olarak yanıt bulmasa da bazı nedenlerin romatizmada oldukça etkili olduğu söylenebilir. Özellikle genetik nedenler bu konuda fazlasıyla öne çıkarken, yaş, deformasyon ve bağışıklık sisteminin zayıf olması gibi durumlar, romatizmanın temel nedenleri olarak bilinirler. Genetik nedenler ve yaş gibi önemli iki faktöre pek müdahale edilmesi söz konusu değilken, deformasyon ve bağışıklık sistemi gibi nedenlerden dolayı romatizmanın oluşumun engellenmesi söz konusu olabilir. Sadece hastanın bu konularda biraz daha özen göstermesi ve özellikle ailesinde romatizma hastalığına yakalanan başka bir birey varsa, bu unsurlara daha çok dikkat etmesi gerekir.

Genetik Nedenler

Romatizmanın oluşum nedenleri arasında, genetik nedenler büyük bir pay sahibi olarak bilinir. Bunun nedeni ise romatizma hastalığına yakalanan bir bireyin, ailesinde veya yakın akrabalarından herhangi bir bireye daha önce romatizma teşhis edilmesidir. Eğer bireyin ailesinde romatizmaya yakalanan başka bir birey bulunuyorsa, söz konusu birey romatizmaya daha yakındır ve romatizma oluşumuna neden olan diğer etkenler, bu bireyde daha etkin bir şekilde kendini gösterir. Yine de her bireyde genetik nedenlerden ötürü oluştuğunu söylemek doğru değildir. Bazı bireylerde genetik olarak değil de çevresel faktörlerin etkili olduğu görülebilir.

Yaş

Yaş, romatizmal hastalıkların en büyük nedenlerinden bir diğeri olarak bilinir. Özellikle 50 yaş ve üstü hastalar romatizma konusunda en riskli sınıfta yer alırlar. Bununla birlikte romatizmaya bağlı durumların görülme yaşı %80 oranla 50 yaş üstüdür. Yaş nedeniyle bireylerin kemik yapılarının zayıflıyor olması, kasların güçsüzleşmesi, düzensiz beslenme alışkanlıkları ve hareketsizlik, yaş nedeniyle romatizmanın oluşumuna katkı sağlayan unsurlar olarak değerlendirilebilir. 50 yaş üstü bireylerin, vücut yapılarına aykırı hareketlerde bulunmamaları ve ağır yük kaldırmamaları gerekir. Vücut yapısına ters hareketler ve ağır yükler kaldırmak, eklem veya kıkırdakların zarar görmesine neden olabilir.

Mesleki Deformasyon

Mesleki deformasyonun romatizmal hastalıklarda ayrı bir yeri bulunur. Bunun nedeni ise bu unsurun önlenebilir olması ancak çoğu bireyin mesleki deformasyonun önüne geçemiyor olmasıdır. Romatizmaya doğrudan zemin hazırlayan nedenlerden biri olan mesleki deformasyon, bireylerin meslekleri nedeniyle eklemlerini ve kas yapılarını yeterince çalıştırmıyor olmaları veya söz konusu yapıları aşırı zorlamalarıyla alakalıdır.

Bireyin ağır işlerde çalışması, sporcu olması ve ağır eklem sakatlıkları yaşaması, sürekli olarak hareketsiz kalmasına neden olan bir işte çalışıyor olması gibi birçok durum, mesleki deformasyona neden olabilir. Mesleki deformasyon sonucunda ise genellikle eklemlerde aşınmalar, kıkırdakların zarar görmesi ve kasların aşırı iş yükünden ötürü zayıf düşmesi gibi durumlar söz konusu olabilir. Bu tür durumlarda kaslar, eklemler ve kemikler romatizmaya daha açık hale gelir. Haliyle bireyin yaşı kaç olursa olsun, sağlıksız iş koşulları nedeniyle romatizma hastalığına yakalanması söz konusu olabilir.

Bağışıklık Sisteminin Güçsüz Olması

Romatizmanın vücutta temelden oluşmasının ve sonrasında kendini geliştirebilmesinin en büyük nedenlerinden biri, kişinin bağışıklık sisteminin yeterince düzgün çalışmaması veya normalden daha zayıf olmasıdır. Yapılan araştırmalar neticesinde bağışıklık sisteminde meydana gelen problemler, romatizmanın vücutta daha kolay yer edebildiğini göstermiştir. Bu nedenle hastaların romatizmal hastalıklardan korunabilmek adına bağışıklık sistemlerini yeterince tanıyor olmaları gerekir. Çeşitli testlerle bağışıklık sisteminin durumu öğrenilebilirken, romatizma hastaları bu doğrultuda bağışıklık sistemini güçlü kılabilmek adına gerekli olan tıbbi desteği alabilir.

Özellikle hem bağışıklık sistemi zayıf olanlar hem de ailesinde romatizma olan bireyler, bu konuda daha çok risk altındadırlar. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve romatizmanın önüne geçilebilmesi adına düzenli bir besin programı oluşturulabilir ve doktor tarafından uygun görülürse çeşitli romatizmal ilaçlar kullanılabilir. Eğer kişinin sürekli olarak antibiyotik kullanma gibi bir alışkanlığı bulunuyorsa, bu alışkanlığını bırakarak da bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlanabilir.

Romatizma Tedavi Türleri

Romatizma, kronik olarak ortaya çıkabilir ve ne zaman etkilerini göstereceği hiçbir şekilde belli olmaz. Romatizma hastalığına yakalanan bir birey, her şeyden önce romatizmayla yaşamayı kabullenmeli ve hayatını bu şekilde sürdüreceğini bilmelidir. Buna istinaden de romatizmal tedavi sürecini hiçbir şekilde aksatmamalı ve harfiyen tedaviye uymalıdır.

Hastanın tedavisini aksatması durumunda romatizma belirtileri, çok daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkar. Tedavi nedeniyle romatizmanın vücutta yayılımı ve gelişimini belirli oranda durdurulur. Haliyle ağrı, şişlik ve diğer belirtilerde büyük oranda ortadan kaybolur. Hasta eğer romatizma tedavisini aksatırsa, tedaviye alışmış olan vücut, romatizmaya olan direncini kaybeder ve romatizma belirtileri hastanın daha şiddetli belirtilerle karşılaşmasına neden olur.

İlaç Tedavisi

Romatizma tedavisi içerisinde kullanılan ilaçlar, hastanın durumuna göre, romatizmanın türüne göre ve hastanın tedaviye vermiş olduğu cevaba göre değişim gösterebilir. Kullanılan ilaçlar; analijezikler, steroidler ve inflamatuar ilaçlar olmak üzere 3 grupta incelenir. Her ilaç grubu romatizmayla ayrı ayrı mücadele etmek amacıyla tercih edilirken, romatizmayı tamamen bitirmeselerde romatizma belirtileri bulunan hastanın büyük ölçüde rahatlamasına olanak sağlar.

Analijezikler

Romatizma belirtilerinin ortadan kaldırılması veya hastanın rahatlaması konusunda büyük önem taşıyan analjezik ilaçlar; eklemlerde, kaslar ve kemiklerde meydana gelen ağrıların giderilmesinde büyük rol oynarlar. Analjezik (ağrı kesiciler) ilaçlar ağrının azalmasında görev alırken, aynı zamanda kişinin bilinç olarak etkilenmemesi için de çaba sarf ederler. Bu nedenle söz konusu ilaçların yan etkileri son derece azdır ve hasta bu yan etkiler nedeniyle yaşamını kısa süreli devam ettiremeyecek hale gelmez.

Bazı ağrı kesici ilaçlar hastaların araç sürmesine dahi mani olurken, analjezik ilaçlar hastanın her türlü işi yapabilmesine yardımcı olurlar. Özellikle yanma veya sızlama gibi ağrıları ortadan kaldıran bu ilaçlar, ağrının derecesine bağlı olarak sinir sistemini uyarır. Bu sayede sinir sisteminin de aşırı baskı altında kalması önlenir.

Steroidler

Romatizma tedavisinde sıklıkla kullanılan steroidler, vücudun kan dolaşımına ve hormonal yapısına etki eden ilaçlar olarak bilinirler. Kan dolaşımını düzenleyen ve dolaşım sırasında eksik olan maddelerin üretilmesini sağlayan steroidler, bu sayede romatizmanın beslenmesinin ve büyümesinin önüne geçeler. Kandan almış olduğu birtakım maddeler sayesinde daha çok yayılan ve beslenen romatizma, bu sayede etkili olduğu bölgede büyümez.

Beslenmesinin durmasıyla birlikte kullanılan diğer ilaçlar ve fizik tedavi ile belirli bir miktarda küçülen romatizma, bu sayede vücutta daha az etkin bir hal alır. Özellikle romatizmanın iltihaplanmasını önleyen, iltihaplanmışsa bile bu iltihabın kurumasına yardımcı olan söz konusu ilaçlar, bunları yaparken bağışıklık sistemine de herhangi bir olumsuz etki de bulunmazlar.

İnflamatuar İlaçlar

Romatizma tedavisinde destekleyici nitelik taşıyan inflamatuar ilaçlar, özellikle romatizmaya bağlı olan ağrı ve diğer romatizma belirtilerinin azalmasına yardımcı olurlar. Vücutta emilimleri kolay ve hızlı olan söz konusu ilaçlar, bu nedenle romatizma tedavisinde sıklıkla kullanılırlar. İleri evrelerde olan romatizma hastaları için ve iç organ romatizması hastalığına yakalanan bireyler için sıklıkla tercih edilen bu ilaçlar, doğru oranla kullanılması durumunda büyük oranda başarı sağlarlar.

İnflamatuar ilaçların romatizmal tedavide kullanılabilmesi adına hastanın kullanmış olduğu diğer ilaçların da bilinmesi gerekirken, doğru ilaç denklemi yapılarak, hastanın romatizmaya yakalanmış olmasına rağmen daha rahat bir yaşantı sürmesi sağlanabilir. Vücut içerisinde yan etkisi son derece az olan inflamatuar ilaçlar, direkt olarak vücut içerisinde romatizmayla mücadele ederler.

Fizik Tedavi

Romatizma tedavisinin en önemli ve en rahatlatıcı konularından biri de fizik tedavi desteğidir. Fizik tedavi, hastaların mücadele etmiş olduğu romatizma türüne göre belirlenen egzersizlerin ve hareketlerin yapıldığı bir aktivite olarak tanımlanabilir. Yapılan tüm hareketler, romatizmanın oluştuğu bölgedeki kas ve eklemlerin rahatlamasına neden olur. Hareketler bölgede kan akışının hızlanmasına ve damalarına daha iyi beslenmesine yardımcı olarak, şişlik ve ağrı gibi rahatsız edici belirtilerin de ilaç tedavisiyle birlikte tamamen ortadan kalkmasına zemin hazırlar.

Fizik tedavi sadece ağrıların önüne geçmek amacıyla değil, aynı zamanda bölgenin güç kaybı yaşamaması ve güç kaybı yaşamışsa bile tekrar güçlendirilmesine adına da uygulanır. Sürekli olarak uygulanan fizik tedavi gerek ağrı gerek şişlik gerekse güçlendirme konusunda büyük başarı sağlarken, periyodik olarak ortaya çıkan romatizma belirtileri, fizik tedavi ve ilaç tedavisinin birlikte uygulanmasıyla birlikte çok daha uzun periyotlarda ortaya çıkar.

Romatizma Tedavisi Öncesi

Romatizmanın tedavisine başlanmadan önce, tedavi haritasının oluşabilmesi adına hastanın birtakım muayenelerden geçirilerek ve belirtileri incelenerek hangi romatizmal hastalığa yakalandığını tespit etmek gerekir. İltihaplı romatizma, eklem romatizması, iç organ romatizması ve farklı birçok romatizma türü bulunduğu için her romatizma hastalığının tedavisi aynı olmaz.

Bununla birlikte uygulanan yanlış tedavi programları, romatizmanın daha da çok ilerlemesine ve yeni sağlık sorunlarının da ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle öncelikle hastanın yakalanmış olduğu romatizma hastalığının türü belirlenir.

Romatizmanın türünün belirlenmesi adına öncelikle hasta romatolojik muayeneden geçirilir. Romatolojik muayene sonrasında emin olabilmek adına birtakım tetkikler uygulanır. Kan testi ve görüntüleme taramaları da yapıldıktan sonra, romatizmanın türü tam olarak belirlenir. Bununla birlikte vücudun başka bir bölgesinde de romatizma ya da benzeri oluşumların meydana gelip gelmediği de kontrol edilir. Ardından romatizmanın aktif mi yoksa inaktif mi olduğu da kararlaştırılarak, hastanın durumuna göre en uygun romatizma tedavisi oluşturulur.

Tedavi öncesinde, hastanın yaşı, yaşına oranla fizik yapısı, varsa diğer hastalıkları, kullanmış olduğu ilaçlar ve mesleki hayatı gibi önemli konularda bilgiler alınır. Hastanın hikâyesi dinlendikten sonra ise hastanın yaşantısına ve diğer detaylara en uygun tedavi programı belirlenir. Tedavinin başarılı olabilmesi adına hastanın tüm tedavi detaylarına özen göstermesi gerekir. Bu nedenle hastanın hikâyesi dikkatlice dinlenir ve hastanın yaşantısına göre tedavi programı belirlenir.

Romatolojik Muayene

Romatolojik muayene, fiziksel olarak yapılan bir muayenedir ve genellikle dıştan gözlemlerle gerçekleşir. Romatolojik muayenede hastanın belirli hareketler yapması istenir ve bu hareketlerin hepsi doktor kontrolünde belirli açılarla yapılır. Yapılan hareketler sonucunda eklemler, kaslar ve kemikler incelenerek, romatizmaya dair bulgular vücut üzerinde aranır. Bölgesel olarak yapılan romatolojik muayenede, her bölgeye özgü çeşitli pozisyonlar bulunur ve hasta bu pozisyonlarda incelenir. İki kolun belirli derecede yukarı kalkması, kolların arkaya uzatılması, bacakların belirli açılarla açılması ve daha birçok pozisyon romatolojik muayene esnasında söz konusu olur.

El, ayak, bel, diz, omuz, omurga ve akla gelebilecek her türlü bölge bu muayene sırasında detaylıca incelenir. Eğer herhangi bir romatizma oluşumu varsa, yapılan hareketler sonucunda simetrik bozukluklar veya şişlikler olarak kendini gösterir. Romatolojik muayenede incelenen sadece kemik, kas ve eklem grupları değildir. Hastaların vücutlarında diğer romatizma belirtileri de aranır. Tırnakların sararması, elde görülen lekeler, şişlikler ve daha birçok cilt sorunu tespit edilmeye çalışılır. Romatolojik muayenede tıbbi cihazlardan çok nadiren yararlanılır. Genellikle gözle muayene söz konusu olurken, romatolojik muayenede doktorun tecrübesi büyük önem taşır.

Tıbbi görüntüleme cihazlarından nadiren yararlanılması ve tamamen gözleme dayalı olması, tecrübe gerektiren hususlar olarak nitelendirilebilir. Bu nedenle romatolojik muayene konusunda alanında uzman doktorlara görünmek, daha başarılı bir teşhis ve tedavi süreci geçirilmesine katkı sağlayabilir. Doktorun gözlemlerinin yanı sıra hastanın şikayetleri ve ağrıları da romatolojik muayene esnasında değerlendirmeye alınır. Ardından romatizma hastalığının türü üzerinde durularak, gerekli olan tetkikler yapılır ve tedaviye başlanır.

Tetkikler

Romatizma hastalıklarının tespite edilmesi konusunda tetkiklerin büyük önem taşıdığı söylenebilir. Yapılan kan testlerinde bazı değerlerin durumu incelenir ve görüntüme taramalarıyla da bölgenin röntgeni veya MR’ı çekilerek, romatizma oluşumunun ne boyutta olduğu tespit edilir. Görüntüleme sayesinde hangi romatizma türünün oluştuğu rahatlıkla tespit edilebilirken, kan testi sayesinde de romatizmal hastalığın evresi ve vücuda olan etkileri görülür.

Kan Testleri

Romatizma nedeniyle yapılan kan testlerinde, kan içerisinde bulunması gereken maddelerin veya bulunan maddelerin seviyeleri ölçülür. Romatoid faktör, C-reaktif protein, ASO ve ESR gibi değerlerin ne durumda olduğuna bakılırken, normal şartlarda her değerlendirme faktörünün kendine özgü değerlerinin olması gerekir. Vücutta romatizmanın etkili olmasıyla birlikte birçok yapı bu durumdan etkileneceği için söz konusu faktörler de değer gözlemi yapılarak, romatizmanın vücuda ne gibi zararlar verdiği ve evre olarak hangi boyutta olduğu tespit edilir.

Tedavi haritasının oluşturulması konusunda önemli yapı taşlarından biri olan kan testleri, hangi ilacın ne kadar miktarda uygulanacağından tutun da ne kadar süreceği ve ne şekilde gerçekleşeceği gibi birçok detayı belirler. Kan testi sırasında hastalardan genel olarak 5 tüp kan alınırken, tüp sayısı doktorun talebine göre artabilir veya azalabilir. Kan testleri herhangi bir hayati risk taşımaz, enfeksiyon riski barındırmaz ve hasta testin hemen ardından günlük yaşamına dönebilir.

Görüntüleme Taramaları

Romatizma nedeniyle yapılan görüntüleme taramalarında, en çok MR ve röntgen gibi yöntemlerden faydalanılır. Yapılan kan testleri ve romatolojik muayene sonrasında bölgede romatizmanın nasıl bir yer edindiği söz konusu görüntüleme sistemleri sayesinde incelenir. Bazı romatizma hastalıklarında röntgenin yeterli olmaması durumunda MR yönteminden faydalanılır. Yapılan incelemeler sonrasında ise romatizmanın türü daha net bir hal alır ve tedavi de artık netlik kazanmış olur.

Romatizma Tedavi Sonrası

Romatizma, tedavisi sonlanmayan ve herhangi bir şekilde vücuttan atılamayan bir hastalıktır. Hastaların büyük bir çoğunluğu romatizmanın tedavi sonrası biteceğini düşünür ve tedaviden sonra da dikkatsiz tavırlar sergiler. Bu nedenle romatizmanın daha sert bir şekilde ortaya çıktığı ve tedavinin de öncekine göre daha da çok zorlaştığı görülür. Tedavi sonrasında hastanın sürekli olarak tetikte olması, beslenme programı oluşturması ve spor yapması gerekir. Ayrıca hasta, tedavi sonrasında ne gibi hareketlerden kaçınacağını ve romatizmanın tekrar etmemesi için neler yapması gerektiğini bilmelidir.

Romatizma tedavisi sonrasında, hasta olabildiğince hassas olmalı ve tedaviye, tedavi sonrasında dahi bağlı kalmalıdır. Romatizmal tedaviden hemen sonraki süreç, en tehlikeli süreç olarak bilinirken, hasta bu süreçte yürürken veya oturduğu yerden kalkarken dahi kendine büyük özen göstermelidir. Tedavi sonrasında her hastanın kullandığı ilaçlar söz konusu olurken, bu ilaçların aksatılması ise romatizmanın tekrar ve daha sert bir şekilde eklem ve diğer bölgelerde ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle ilaç kullanımı özenli bir şekilde devam ettirilmeli ve hasta egzersizlerini de sürekli hale getirmelidir.

Tedavi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Romatizma tedavisi sonrasında hastanın, özellikle yaptığı hareketlerde, yük kaldırma konusunda ve travmalar konusunda çok hassas olması gerekir. Eklemler ve kaslar tedavi sonrasında son derece hassas olacakken, yaşanan en ufak ters bir durum, tekrardan romatizmanın oluşmasına veya yapıların ciddi zararla görmesine neden olabilir. Öte yandan beslenme konusunun da hasta tarafından atlanmaması gerekir. Hastanın sürekli olarak kemik sağlığını, kas yapısını ve eklemleri besleyecek olan gıdalar tüketmesi önem arz eden bir başka durumdur.

Romatizmanın büyük bir çoğunluğu iltihaptan oluşurken, hastanın iltihap düşmanı olan besinler tüketmesi, romatizmanın etkilerini azaltır ve tekrar oluşma riskini de düşürür. Bunun yanı sıra romatizmanın bağışıklık sistemiyle doğrudan ilgisi olduğu için hastanın, bağışıklık sistemini sürekli olarak zinde tutan besinlere yönelmesi gerekir.

Tedavi sonrasında ilaç kullanımının aksatılmaması da önem taşıyan bir başka konudur. Romatizma tedavisiyle birlikte vücut kullanılan ilaçlara alışır ve romatizmayla mücadelede bu ilaçlardan destek alır. Romatizmanın büyümesi, belirtilerini göstermesi ve diğer yapılara sıçraması, söz konusu ilaçlarla önlenebilir. Bu nedenle de ilaçların aksatılması durumunda vücut romatizmaya karşı herhangi bir savunma gösteremez. Savunmasız bir vücut karşısında romatizma hastalığı eklemler, kaslar ve kemikler gibi yapılarla kalmayıp, aynı zamanda iç organlara dahi hızla yayılabilir. Bu nedenle ilaç kullanımı kesinlikle aksatılmamalıdır.

Tedavi Sonrası Takip

Romatizma tedavisinin ardından hastanın belirli periyotlarda doktor kontrolünden geçmesi gerekir. Bu periyotlar hastanın durumuna göre uzayıp kısalabilirken, uzman doktorun değerlendirmesi sonucunda belirlenir. Romatizmanın tedavi sonrası vücutta ne aşamada olduğu ve tedaviye nasıl bir yanıt verdiği, tedavi sonrası yapılan takibin asıl amacıdır. Bununla birlikte tedavi sonrasında devam eden hafif ilaç tedavisi de yine bu takip süreciyle gözlemlenir. Tedavi sonrası takip sürecinin, tıpkı tedavi sonrasında devam eden ilaç tedavisi gibi kesinlikle aksatılmaması gerekir. Romatizma belirli sebeplerden ötürü tekrar vücutta canlanabilir ve yapılara yerleşmeye başlayabilir. Hasta bu durumun farkında olmasa bile takipler sonucunda erkenden bu durum tespit edilerek, tedaviye de erken başlanabilir. Tedavi sonrasında gelişen romatizmalar, daha sert ve etkili bir şekilde kendini gösterir. Haliyle takiplerin aksatılması, yeni romatizmaların gelişme ihtimalini arttırır ve vücutta yeni bir romatizma hastalığı gelişirse, bu hastalığın tedavisi öncekine göre daha zorlu olur.

Tedavi Sonrası Spor ve Egzersiz

Tedavi sonrası spor ve egzersiz, hastanın mutlaka alışkanlık haline getirmesi gereken bir durum olarak nitelendirilebilir. Bunun nedeni ise tedavi sonrasında yapılan spor ve egzersizlerin romatizmanın tekrar oluşumunu büyük ölçüde engellemesidir. Bununla birlikte eklemler, kas yapıları ve bağlar, yapılan egzersizler sonucunda daha da güçlenerek, olası bir romatizma durumunda hastalığa karşı direnç gösterebilir.

Tedavi sonrasında yapılan spor ve egzersizler, her romatizma hastasında benzerlik göstermez. Romatizmanın farklı farklı türlerin olmasından dolayı, hastaların uğraşmaları gereken spor ve egzersizlerin türü de değişiklik gösterebilir. Yapılan spor veya egzersiz de hastanın kademeli olarak ilerlemesi gerekirken, ani yüklemelerden kaçınılması gerekir. Öte yandan aşırı kilo nedeniyle romatizma şikayeti olan kişiler, bol bol kardiyo yaparak, aşırı kilolardan kurtulmalı ve sonrasında da kademeli olarak güçlenmeyi prensip edinmelidirler.

Sık Sorulan Sorular

Romatizma tedavisi ve hastalığı hakkında sorulan sorular, birçok romatizma hastasının sorularına cevap olurken, siz de aklınızdaki soru işaretlerini giderebilirsiniz.

Kaplıca Tedavisi Romatizmal Hastalıklara İyi Geliyor Mu?

Halk arasında romatizma hastalığına kaplıcaların iyi geldiği yönünde yaygın bir inanış vardır ancak tıbben bu durumun kesinlik kazandığı söylenemez. Doktorlar genel olarak bu şekildeki alternatif tıp olarak nitelendirilebilecek uygulamalara karşı çıkarken, tedavinin yalnızca sağlık kurumlarında olması gerektiğini savunurlar. Toplumumuzda genellikle birçok kişi romatizma tedavisi için kaplıcalara giderek çare bulmaya çalışırken, genel olarak kaplıcaların yarardan çok romatizmaya zarar verdiği tespit edilmiştir.

Özellikle kaplıcalarda uygulanan sülük tedavisi gibi sağlıksız uygulamalar da yine doktorlar tarafından karşı çıkılan bir uygulamalardır. Sülük tedavisi bulaşıcı hastalıkların yayılmasına neden olabilecek bir uygulamayken, sülük tedavisinin romatizmaya iyi geldiğine dair herhangi bir tıbbi veri yoktur. Öte yandan turizmcilerin, halkın kaplıcalara olan ilgisinin artmasını sağlamak amacıyla böyle bir inanışı halk arasına yaydığı görülür. Bu nedenle hastaların kaplıca, sülük veya hacamat gibi uygulamalardan kaçınıp, tıbben geçerliliği olan tedavilere yönelmesi önerilir.

Romatizma Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Romatizma, birçok türü olan ve tedavisi sona ermeyen bir hastalıktır. Bu hastalığın tedavi edilmemesi, eklemlerde, kemiklerde ve kaslarda kalıcı hasarlara yol açabileceği gibi iç organların da hasar görmesine neden olabilir.

Romatizmada erken teşhis ve tedavi büyük önem taşırken, ne yazık ki toplumumuzda erken teşhis ve tedavinin oranı oldukça düşüktür. Birçok hasta, romatizmanın belirtilerini ilk evrelerde önemsemeyerek hastalığın ilerlemesine ve vücutta daha güçlü bir hale bürünmesine istemeden de olsa neden olurlar.

Romatizmanın tedavi edilmemesi durumunda ise vücuttaki etkinliği daha da artarak, öncelikle ağrı ve şişlik gibi belirtilere neden olur. Tedavinin bu evrede de gecikmesi durumunda ise bilek veya kas kilitlenmeleri meydana gelerek, hastanın belirli eklemlerinin hareket kabiliyeti ciddi oranda azalır. Kronik ağrılar her seferinde daha can yakıcı bir şekilde ortaya çıkarken, vücutta şekil bozuklukları artık gözle görülür oranda artar. Bu evreden sonra da tedavi edilmezse, yavaş yavaş kemik, eklem ve kasların yapısında bozulmalar meydana gelerek, romatizmanın etkili olduğu bölgedeki hareket kabiliyeti neredeyse sıfıra iner.

Halen daha romatizma tedavisine başlanmadıysa, romatizmanın artık kemik, kas ve eklemlerden çıkıp, iç organlara sıçraması kuvvetle muhtemeldir. İç organlara ulaşmasıyla birlikte de hasta hayati risk taşıyan bir evreye girer ve birçok iç organ yavaş yavaş görevini tam olarak yerine getirememeye başlar. Böbrekler, akciğer, kalp, sinir sistemi ve sindirim sistemi, romatizmadan etkilenen ilk organlar olarak bilinirken, hastalığın bu evreden sonra tedavi edilmemesi durumunda ise organlar bir müddet sonra çöker. Haliyle hasta ölüm riskiyle karşı karşıya kalır ve gerekli müdahale yapılmazsa da hastanın ölümü kaçınılmaz bir hal alır.

Genellikle romatizma tedavisine erkenden başlanması elbette ki büyük önem taşır ancak doğru tedavinin uygulanması gerekir. Romatizmal hastalığın türüne ve hastaya uygun olmayan bir tedaviye başlanılmışsa, romatizmanın kontrol altına alınması genellikle söz konusu olmaz. Tedavi nedeniyle hastanın farklı hastalıklarla karşılaşma ihtimali artar ve romatizma bu süreçte hızlı büyümeye başlar. Bu nedenle hem erken tedavinin hem de doğru tedavinin romatizmanın kontrol altına alınması konusunda ayrı bir öneme sahip olduğu söylenebilir. Günümüzde romatizmanın ölümcül evrelere sıçramaması durumunda, hastalığın tedavisi sağlanabilir ve romatizma vücutta kontrol altına alınabilir.

Hamilelik Döneminde Romatizmal Hastalıklar Nasıl Tedavi Ediliyor?

Romatizmal hastalıklar, acilen tedavi edilmesi gereken ve erken tedavi sonucunda yüksek başarı oranına sahip olan hastalıklar olarak bilinirler. Hastalığın normal bir bireyde tedavisi farklıyken, anne adayı bir bireyde de tedavisi farklılık gösterir. Öncelikle anne adayının hangi romatizma hastalığına yakalandığı belirlenir ve ardından gerekli tedavi programı oluşturulur. Teşhis sırasında kullanılan görüntüleme yöntemleri, bebeği tehlikeye atacak türdeyse veya böyle bir risk taşıyorsa, söz konusu yöntemlere başvurulmaz.

Gebelik döneminde romatizmal hastalıkların tedavisi konusunda en çok önem taşıyan nokta genellikle kullanılan ilaçlar olarak bilinir. Normal bir bireyde farklı etkiler gösteren ilaçlar, anne adayı bir bireyde hem anne adayının hem de bebeğin hayatını riske atabilir. Bu nedenle genellikle gebeliğe en uygun olan romatizma ilaçları tercih edilir ve anne adayı da bu konuda detaylı olarak bilgilendirilir. Kullanılan ilaçların dozajı ve ne zaman kullanılacağı iyi bir şekilde hastaya aktarıldıktan sonra, hastanın da bu detaylara eksiksiz bir şekilde sadakat göstermesi gerekir.

Anne adayının bu süreçte mümkün olduğunca az ilaç kullanması gerektiği için uzman doktor anne adayına en uygun ilaç programını hazırlar. İlaç programının yanı sıra genellikle beslenme programı da bu noktada öne çıkar. Beslenme programının asıl amacı, anne adayının hamilelik nedeniyle ilaçlardan alamadığı desteğin bir kısmını, besinlerle vücuda takviye etmektir. Anne adayının tedaviye olan bağlılığı sayesinde romatizmayla gebelik döneminde etkin bir mücadele söz konusu olabilir.

Eğer gebeliğin son aylarıysa ve anne adayındaki romatizmal durum çok ileri evrelerde değilse, romatizma için tedavi uygulanmaması gibi bir durum da söz konusu olabilir. Bu sayede anne adayı hem daha rahat bir doğum süreci geçirir hem de bebeğin ilaçlardan etkilenme riski tamamen ortadan kaldırılmış olur. Kısacası, hastanın durumu acil değilse ve genellikle gebeliğin sonlanmasına kısa bir süre varsa, tedavinin ertelenmesi rahatlıkla söz konusu olur.

Romatizma Sadece Yaşlılarda Mı Görülüyor?

Romatizmal hastalıkların büyük bir çoğunluğu 50 yaş üstü hastalarda görülür ancak çocuklardan tutun, gençlerin ve hatta yetişkin bireylerin dahi romatizmaya yakalandığı söylenebilir. Özellikle genetik risk taşıyan bireylerin, yaş fark etmeksizin her yaşta romatizma riski altında olduğu bilinir. Çocukluk döneminde en çok akut eklem romatizması görülürken, diğer yaş gruplarında farklı romatizma hastalıkları görülebilir.

Özellikle genetik risk altında olan bireylerin sürekli olarak bağışıklık sistemlerini güçlendirecek şekilde beslenmeleri ve romatizmaya neden olan dış etkenlerden korunmaları gerekir. Risk altında olan bireyler, romatizmanın sadece yaşlanınca görülmediğinin bilincinde olarak yaşamlarını sürdürmelidirler.

Romatizma Risk Faktörleri Nelerdir?

Romatizma risk faktörleri denildiği zaman akla ilk olarak genetik faktörler gelir. Kişinin ailesinden herhangi bir bireyde veya yakın akrabalarında romatizma hastalığı varsa, kendisinin de romatizmal hastalığa yakalanma ihtimali oldukça yüksektir. Ailesinde romatizma olan her bireyin söz konusu romatizmal hastalıklara yakalanacağını söylemek yanlış olur ancak bireylerin genetik faktörler nedeniyle risk altında olduklarını bilmeleri gerekir.

Genetik faktörlerin dışında mesleki deformasyon, hareketsiz yaşantı ve aşırı kilolu olmak gibi durumlar da romatizmada söz konusu olur. Mesleki deformasyondan ötürü hastanın kemik, eklem ve kas sağlığı büyük oranda etkilenirken, romatizma hastalığı da bu zayıflıktan faydalanarak söz konusu yapılarda etkin bir şekilde ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra hareketsiz yaşantı da kasların ve eklemlerin zarar görmesine neden olan bir başka risk faktörü olarak değerlendirilebilir. Hareketsiz yaşantı nedeniyle yapı olarak zayıflayan kas ve eklem grupları, romatizma ve diğer hastalıklara karşı daha dirençsiz bir hal alarak, romatizmal hastalıklara açık bir hale gelebilir. Aşırı kilolar da kaslara, kemiklere ve eklemlere daha fazla yük bindirdiği için söz konusu yapıların aşınmasına sebebiyet verir.

Romatizma Genetik Geçişli Bir Hastalık Mı?

Romatizmanın bireylerde görülmesinin en önemli nedenleri arasında genetik geçişli bir hastalık olması yer alır. Genetik nedenlerden ötürü aile bireylerinin en az birinde görülen romatizma, diğer aile bireylerini de risk altında tutar. Aile öyküsünde romatizma olan herhangi bir bireyin, romatizma belirtileriyle karşılaşmasa bile tıbbi yardım alması ve romatizmadan korunması söz konusu olabilir. Bu sayede romatizmanın oluşumu engellenebilir ve hastanın genetik risk faktörünü büyük oranda ortadan kalkar.

Romatizma Tedavisinde Kullanılan İlaçlar Zararlı Mı?

Romatizma tedavisinde kullanılan ilaçların herhangi bir yan etkisi veya sağlığa zararı bulunmaz. Bu ilaçların elbette ki yapıları gereği birtakım sağlık sorunlarına zemin hazırladığı söylenebilir. Bu nedenle de tedavi öncesinde kan testleri yapılır ve hastanın genel sağlık durumu tüm detaylarıyla incelenir. Hastanın vücut yapısına en uygun olan ilaç dozajları tespit edilir ve ilaç tedavisinde, tedaviye verilen cevaba göre dozajlar kademeli olarak düşürülür. Bu nedenle hastanın herhangi bir romatizmal hastalık riski altında olduğunu söylemek yanlıştır.

Romatizma tedavisinde kullanılan ilaçlar, sadece belirli bir süreyi kapsar. Romatizmal tedavinin sonlanmasıyla birlikte ilaçların dozajı büyük oranda düşürülür veya daha farklı romatizma ilaçları kullanılarak, hastanın diğer hastalıklarla karşı karşıya kalma riski önlenir. Halk arasında romatizma tedavisinde kullanılan ilaçların vücuda zarar verdiğine dair yaygın bir inanış vardır ve bu nedenle bireyler alternatif tıptan yararlanmak ister. Özellikle kaplıcalar bu konuda fazlasıyla öne çıkarken, uzmanlar kaplıcaların romatizmaya yarardan çok zararının olduğunu belirtiler.

Romatizma Tedavisi İçin Hangi Bölüme Muayene Olmak Gerekiyor?

Romatizmal hastalıklar için genel olarak dahiliye polikliniği tercih edilirken, bazı hastanelerde dahiliyenin alt bölümü olan romatoloji polikliniğinin de olduğu görülür. Dahiliye polikliniği romatizmanın teşhisi ve tedavisi için yeterlidir ancak romatoloji polikliniğinin daha avantajlı olduğu söylenebilir. Romatoloji, direkt olarak romatizmal hastalıklar üzerinde yoğunlaşan ve uzman personellerde oluşan bir polikliniktir. Bu sayede romatizmal hastalık daha detaylı bir şekilde araştırılıp, hasta çok daha kapsamlı bir muayene ve tedavi sürecinden geçebilir.

Her hastanede romatoloji polikliniği bulunmazken, muayene olunacak poliklinik romatoloji veya dahiliye olsa da hastaların mutlaka randevu almaları gerekir. Söz konusu iki poliklinik de istisnai durumların dışında randevusuz hasta kabulü gerçekleştirmez. Eğer ebeveynler romatizmal hastalıklar konusunda çocuklarından şüpheleniyorlarsa, nefroloji ve immünoloji gibi bölümleri olan devlet ve özel hastanelere başvurabilirler. Çocuklardaki romatizmal hastalıkları söz konusu iki bölüm daha iyi bir şekilde muayene ederken, romatizmal tedavi konusunda da yine aynı şekilde avantaj sağlar. Nefroloji ve immünoloji gibi bölümlerin olmadığı hastanelerde ise ebeveynler çocukları için dahiliye polikliniğinden yardım alabilirler.

Romatizma Tedavisi İçin Bitkisel Tedaviler Uygulanabilir Mi?

Romatizma tedavisi için bazı bitkisel unsurlardan yararlanılması gayet doğal bir durumdur ancak bu bitkisel unsurların tamamen romatizmal şikayetlerin tedavisi yerine geçmesi mümkün olmaz. Romatizmaya iyi gelen ve ağrıları azaltan birçok bitki bulunur. Bu bitkiler sadece ağrı konusunda fayda sağlarken, hastalığın tamamen iyileşmesi gibi bir etkide bulunmazlar. Romatizma tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bir çoğunluğu zaten bitkisel özlerden yararlanılarak geliştirilmiş ilaçlardır. Bu nedenle hastaların söz konusu ilaçları kullanarak aslında bir nevi bitkisel tedavi sürecinden geçtikleri ve romatizmal belirtileri azalttıkları söylenebilir.

Hastaların romatizma tedavisinde son derece etkili olan ilaçları bir kenara bırakıp, bitkisel yöntemlere başvurmaları, romatizmal hastalıkların daha çok ilerlemesine neden olur. Bu nedenle romatizma için bitkisel tedavi uygulanacaksa bile ilaç tedavisinden ve fizik tedavi desteğinden asla taviz verilmemelidir. Bitkisel tedaviler, yalnızca ilaç tedavisini ve fizik tedavi aktivitelerini destekleyici unsurlar olarak kullanılabilirler. Romatizma tedavisinde genellikle bitkisel olarak yapılan takviyeler ise kiraz suyu, meyan kökü, zerdeçal, papatya, kuşburnu, ısırgan otu ve zencefil gibi bitkilerden oluşur.

Romatizma Tedavisinde Lazer Yöntemi Kullanılıyor Mu?

Romatizma tedavisinde genellikle gelenekselleşmiş yöntemlere başvurulurken, ülkemizde ve dünyada son dönemlerde lazer tedavisi de romatizmal hastalıklarla mücadelede tercih edilmeye başlandı.

İtalya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde kullanılan lazer tedavisi, romatizmal hastalıkların çok daha kısa sürede tedavi edilmesine ve hastaların ağrılarından bir anca önce kurtulabilmelerine olanak sağlayan bir tedavi olarak tanımlanabilir. Hilterapia olarak adlandırılan bu lazer yöntemi, romatizmayla daha etkin bir biçimde savaşır. Normal lazer sistemlerine göre farklı olan hilterapia, romatizmal hastalıklarla daha derinden mücadele ederek hastaların şikâyetlerini büyük ölçüde ortadan kaldırır. Sıradan lazer tedavilerinde derinin altına çok fazla inemeyen lazer ışınları, aynı zamanda da tedavi esnasında hastanın rahatsız olmasına neden olur.

Hilterapia derinin çok daha fazla altına inerek, aynı zamanda hastalara çok daha rahat bir lazer tedavisi imkanı sunar. Derinin altında bulunan romatizma unsurlarını büyük ölçüde azaltan bu yöntem, 1 yıl gibi kısa bir sürede hastaların ağrılarından büyük oranda kurtulmalarına yardımcı olur. Seanslar genel olarak 30 dakika kadar sürerken, hastanın romatizmasına göre 8 veya 12 seans sonunda etkili bir sonuç alınabilir. Yapılan tedavi sonrasında hastalar 1 yıl boyunca herhangi bir tedavi görmeden romatizmanın tüm rahatsız edici etkenlerinden rahatlıkla kurtulabilirler.

Özellikle ağrı, şişlik ve hareketsizlik gibi şikâyetlerin tamamını ortadan kaldıran bu lazer yöntemi, herhangi bir yan etkiye sebep olmaz. Hilterapia ülkemizde henüz yeni yeni uygulanmaya başlanmış olsa da Türkiye’de 5 hastanede bulunabilir ve bu hastanelerden tedavi konusunda her birey destek alabilir. Hasta yorumlarına bakıldığı zaman hastaların tedaviden genellikle memnun ayrıldıkları rahatlıkla görülebilirken, dünyada da hilterapia lazerli tedavi yönteminin romatizma hastalıkları için bir devrim niteliği taşıdığı ifade edilmektedir.

Romatizma tedavisinde hilterapia lazer tedavisi ve diğer tedavi yöntemleri arasında maddi karşılaştırma yapıldığı zaman ise lazer tedavisinin daha avantajlı olduğu görülür. Ülkemizde hastalar tarafından pek bilinmeyen hilterapia lazer tedavisi, sadece maddi açıdan değil, manevi açıdan da hastanın daha rahat hissetmesine olanak sağlar.

Özellikle fizik tedavi aktivitelerinin sağlamış olduğu olumlu etkileri seansları sayesinde tek başına yapabilen hilterapia, bu nedenle bilinen tüm romatizma hastalığı tedavilerinin yerine rahatlıkla geçebilir. Tedavinin uygulanması konusunda karar, doktor ve hastanın ortak değerlendirmesine bırakılırken, hastaların genel olarak tercihini hilterapia tedavisinden yana kullandıkları görülür. Hilterapia lazer tedavisinin tek problemi, şu an için ülkemizde sadece 5 farklı hastanede bulunuyor olmasıdır.

Romatizma Hastalığı His Kaybına Neden Olur Mu?

Romatizmal hastalıklar eklem ve kaslara zarar vererek, hareket kabiliyeti ve iş gücü gibi önemli kayıplara neden olurken, aynı zamanda his kaybı gibi önemli bir kaybın yaşanmasına da neden olurlar. Özellikle şiddetli eklem ağrılarının artmasından sonra görülen his kaybı, en çok el ve ayak eklemlerinde görülür. Eğer romatizmal hastalıklar nedeniyle hissizlik yaşanıyorsa, hastanın tedavide geciktiği veya romatizma tedavisi oluyorsa da uygulamanın başarısız olduğu söylenebilir. Romatizmada his kaybının önüne geçebilmek adına fizik tedavi büyük önem taşır. Hastanın fizik tedavi aktivitesine olabildiğince etkin bir şekilde katılması ve ilaçlarını da aksatmaması gerekir. His kaybı, romatizmal etkilerin artık vücut içerisinde yayıldığının ve eklem problemlerinin tehlikeli boyutlara geldiğinin en önemli göstergesidir.

Romatizma nedeniyle oluşan yapı bozukluğu ve iltihaplanma, zaman içerisinde kas, kemik ve eklem gibi yapılardan uzaklaşarak sinir sistemine de etki eder. Sinir sisteminin baskı altında olması nedeniyle de hastaların çok büyük his kaybı yaşadıkları görülür. Hastalar his kaybıyla birlikte çok yoğun bir karıncalanma hissine de kapılabilirler. Bu durum hastanın iş hayatından tutun da sosyal yaşantısına kadar olumsuz etkileyebilir.

Çocuklarda Romatizma Görülür Mü?

Romatizma sadece yaşlılarda ve yetişkinlerde değil, çocuklarda da görülebilir. Çocuklarda görülen romatizma genel olarak büyüme ağrılarıyla karıştırılır ve bu nedenle tıbbı destek alınmaz. Eğer çocuklarda romatizma erken teşhis ve tedavi edilirse, çocuğun ilerleyen yaşantısında romatizmal hastalığın etkileri oldukça az görülür. Eğer gelişime döneminde olan çocuklarda romatizma tedavi edilmezse, çocuğun kalıcı sakatlıklar veya şekil bozukluklarıyla karşı karşıya kalması söz konusu olabilir.

Çocuklarda romatizma belirtileri genel olarak kas güçsüzlüğü, eklemlerde sık sık ortaya çıkan ağrılar, ağızdan çıkan aft, anormal bir şekilde saç dökülmesi ve sürekli tekrar eden yüksek ateş, şeklinde görülür. 3 ve 12 yaş arasındaki çocuklar genetik faktörlerden ötürü büyük risk altındayken, bu belirtilerin diğer hastalıklarla karıştırılmaması veya çocuğun gelişimine yorulmaması gerekir. Çocuklarda romatizma ağrılarıyla birlikte kramplar da sıklıkla görülürken, ağrılar genel olarak bacaklar, bacakların ön kısımları ve baldırlarda ortaya çıkar. Romatizmal tedavide yapılan sıcak uygulamaları, masajlar ve bilinçsiz ağrı kesici kullanımı, söz konusu ağrıların belirli oranda önüne geçerken, romatizmal hastalığın daha çok ihmal edilmesine ve tedavinin daha çok gecikmesine neden olur. Bu nedenle bu şikâyetlerin görülmesi durumunda acilen romatizma şüphesiyle sağlık kurumuna başvurulması gerekir.

Romatizma Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Romatizmal hastalıkların ortaya çıkmasından sonra genellikle tamamen ortadan kaldırılması oldukça zordur. Metabolizma hastalıkları gibi hareket eden romatizma, ömür boyu hastayı etkisi altına almaktadır. Doğal olarak romatizmal hastalıkların tedavisi de süreklidir. Romatizma tedavisi, romatizmal hastalığın şiddetini artırdığı dönemlerde çok daha yoğun iken; hastalığın sessiz döneme girdiği zamanlarda daha seyrektir. Yani genellikle romatizmal hastalığın seyrine göre zaman zaman yoğunlaşan, zaman zaman da seyrekleşen ancak sürekli olan bir tedavi söz konusudur. Romatizmal hastalığın türüne göre genellikle ilaç, fizik tedavi ve cerrahi yöntemler uygulanmaktadır.

Romatizma Tedavisine Hangi Bölüm Bakar?

Romatizmanın tedavisiyle romatoloji bölümü ilgilenmektedir. Ancak hastalığın seviyesine göre değişmekle birlikte hareket kabiliyetini koruyabilmek, gerektiği durumlarda da artırılabilmek için fizik tedaviden de destek alınmaktadır. İlk aşaması atlatılan ve kontrol altına alınan romatizmaların tedavisi multidisipliner olarak yürütülmektedir. Hastalar, hastalığa dair belirtilerle ilk başvuruyu dahiliyeye de yapabilmektedir. Burada yapılan ilk incelemenin ardından duruma göre sevk işlemleri gerçekleştirilmektedir.

Romatizma Tedavisine Hangi Testlerle Karar Verilir?

Romatizma tanısının konulabilmesi için fiziki muayene yapılır, tıbbi öykü alınır ve bazı diğer testler uygulanır. Sonrasında ise tam kan sayımından ve idrar testlerinden başlayan ciddi bir sürece geçilir. Son olarak ise bağışıklık sistemini ilgilendiren testlere geçilir. Anti nükleer antikor ve romatoid faktör başlıca uygulamalardır. Tomografi ve MR ise romatizmal hasarın boyutunu anlamak amacıyla yapılmaktadır.

Romatizma Tedavisine Hangi Yiyecekler İyi Gelir?

Romatizma oldukça tehlikeli, kompleks ve bağışıklık sistemini ilgilendiren bir hastalıktır. Romatizmal hastalığın tedavisinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi oldukça etkilidir. Bağışıklık sistemini güçlendiren yiyecekler şunlardır: • Kişniş, zerdeçal, zencefil, ananas, şeker kamışı, bitkisel çaylar, balık yağları, maydanoz, yumurta ve süt ürünleri.

İltihaplı Romatizma Tedavisi Var Mı?

İltihaplı romatizmanın (romatoid artrit), normal romatizmada olduğu gibi tedavisi yoktur. Yani romatoid artrit herhangi bir tedavi girişimi ile ortadan kaldırılamaz. Tedavinin amacı romatizmal hastalığın belirtilerini azaltmak ve ilerlemesini durdurmaktadır. Bu amaçla da iltihaplı romatizmanın tedavisi için alternatif tıp teknikleri, bitkisel tedaviler, ilaçlar ve spor egzersizleri kullanılır.