Nefes Darlığı Tedavisi

Nefes Darlığı Tedavisi
Nefes Darlığı Tedavisi

 

Nefes darlığı, kendi başına bir sağlık problemi olarak tanımlanırken, aynı zamanda birçok sağlık sorunun da habercisi olarak görülür. Yürüyüş, egzersiz, merdiven çıkma ve yük kaldırma gibi birçok durumda karşılaşılan nefes darlığı, yaşam kalitesini düşmesine neden olur. Nefes darlığı nedeniyle başvurulan bir sağlık kurumunda, nefes darlığıyla birlikte diğer belirtilerin olup olmadığına bakılır. Bunun nedeni ise nefes darlığının akciğer, kalp, damar, dolaşım sistemi ve solunum yolları hastalıklarının habercisi olmasıdır.

Nefes darlığı, hastanın gerek fiziki gerekse psikolojik olarak yeterli miktarda nefes alamadığını hissetmesi durumu olarak tanımlanır. Her nefes darlığı aynı derecede ortaya çıkmazken, bazı hastaların ciddi anlamda soluk alamadıkları görülür. Bazı hastalarda ise nefes darlığı bu denli şiddetli görülmez. Hasta nefes darlığını giderebilmek adına sürekli olarak derin ve sesli nefesler alır. Nefes darlığı yaşayan kişilerin, darlığın yanı sıra göğüs kafeslerinde de baskı hissettikleri görülür. Bu nedenle de sürekli olarak göğüs kafeslerini genişletme ihtiyacı duyarlar.

Psikolojik nedenlerden kaynaklanan nefes darlıkları, büyük sağlık sorunlarına yol açmazlar. Çeşitli sağlık sorunlarına bağlı olarak gelişen nefes darlıkları ise giderek şiddetini artırıp, hastanın ufak çaplı krizler geçirmesine neden olabilirler. Nefes darlığı bir an önce incelenmesi gereken bir sağlık sorunudur. Bunun nedeni ise nefes darlığını gidermek yerine, nefes darlığına neden olan hastalığı bulmak ve sorunu ortadan kaldırarak, oluşabilecek hayati riskleri de bertaraf etmektir.

İnceleyen ve onaylayan: Uzm. Dr. Sevinç Bilgin

Nefes Darlığı Tedavisi Hakkında

Nefes darlığı yaşayan kişilerin büyük bir çoğunluğunda solunum yolu hastalıkları görülür. Astım, koah, zatürre ve solunum yolu sorunları, nefes darlığına neden olan hastalıklar olarak bilinirler. Bunun yanı sıra kalp ve damar hastalıklarının da nefes alırken güçlük yaşanmasına neden olduğu söylenebilir. Kalp kapak hastalıkları, damar tıkanıklıkları, ritim bozuklukları ve kalp yetmezliği gibi hastalıklar nefes darlığına neden olabilir. Bunun yanı sıra nadiren de olsa hastaların psikolojik nedenlerden ötürü nefes darlığına maruz kaldığı görülür. Hastanın yoğun stres altında olması, daha fazla nefes alma ihtiyacı hissetmesine neden olduğu için nefes darlığıyla karşılaşılabilir.

Hastanın solunum darlığı yaşayıp yaşamadığı yapılan tetkikler sonucunda ortaya çıkar. Bu tetkikler sırasında nefes ölçüm aletleri kullanılır ve hastanın yeterli miktarda nefes alışverişi yapıp yapmadığını ölçer. Çıkan sonuçlara bakıldığında ise hastanın psikolojik nedenlerden mi yoksa çeşitli hastalıklardan dolayı mı solunum darlığı yaşadığı tespit edilir.

Nefes Darlığı Nedir?

Her bireyin, yaşı, fizik yapısı, cinsiyeti ve çeşitli unsurlar sonucunda, vücuda yeterli oksijeni sağlayabilmesi adına belirli bir miktarda dışarıyla oksijen alışverişi yapması gerekir. Bazı durumlarda solunum yollarında darlık meydana gelir ve kişi, dışarıdan yeteri miktarda oksijeni vücuduna aktarmayabilir. Bu tür durumlara nefes darlığı adı verilirken, psikolojik baskı veya stres altında olan hastaların da yeterli miktarda oksijen alışverişi yapmalarına karşın nefes darlığı yaşadıkları görülebilir.

Astım hastaları, diğer bireylere göre daha fazla solunum darlığı veya yetmezliği durumuyla karşı karşıya kalırlar. Hatta bazı durumlarda solunum yollarının tamamen daraldığı, bu nedenle çok az miktarda oksijen aldıkları için çeşitli krizler yaşadıkları da görülür. Nefes darlığı birçok hastalığın temel belirtisi olarak bilinirken, mutlaka bir an önce kontrol edilmesi gereken sağlık sorunları arasında yer alır.

Nefes Darlığı Belirtileri Nelerdir?

Nefes darlığının en önemli belirtisi, kişinin istediği veya alması gerektiği nefesi alamıyor olmasıdır. Diyafram ve akciğerin ortasında büyük bir baskı hisseden hastalar, bu baskıdan kurtulmak için derin derin nefes almaya çalışırlar. Doğru nefes egzersizleri, bu belirtinin yenilmesi konusunda hastalara yardımcı olur ancak solunum darlığının tek belirtisi bu değildir.

Uzun süreli öksürüklerin görülmesi, bu öksürüklerin hemen ardından oluşan akciğer ağrıları, nefes darlığının en sık görülen bir diğer belirtisi olarak bilinir. Bununla birlikte hastanın uyurken veya yorgunken nefes alışverişleri son derece sesli bir şekilde gerçekleşir. Çoğu zaman hırıltı veya ıslık benzeri sesler duyulur. Hastalar boğazlarındaki balgamı dışarı atmakta büyük güçlük çekerler ve bu durum baş ağrılarına dahi neden olabilir. Nefes darlığı tedavi edilmezse ve evre olarak ilerlerse, hastanın ayak bileklerinde ve bacaklarında şişlik görmesi, basit hareketlerde dahi nefes nefese kalması, sürekli olarak halsiz ve yorgun hissetmesi gibi belirtiler de şiddetli bir şekilde ortaya çıkabilir.

Nefes Darlığı Hangi Hastalıkları İşaret Eder?

Nefes darlığı ilk olarak solunum yolu hastalıklarını, sonrasında ise kalp ve damar hastalıklarını işaret eder. Alerjik solunum yolu rahatsızlıklarından tutun da akciğer kanseri, astım, koah ve diğer solunum yolu hastalıkları, nefes darlığı sayesinde ortaya çıkabilir. Bununla birlikte kalbin çalışma sisteminde ve damarlarda bir sorun olduğunun habercisi yine solunum darlığı sorunu olarak bilinir.

Solunum darlığı sadece, solunum yolu hastalıkları, kalp ve damar rahatsızlıklarını işaret etmez. Hastanın solunum yollarında, kalp yapısında ve damarlarında herhangi bir sorun yoksa, akla direkt olarak hematolojik nedenler gelebilir. Kansızlık, en önemli hematolojik hastalıklardan biri olarak bilinirken, aşırı derecede olması durumunda nefes darlığının görülmesi kaçınılmaz bir hal alır. Bunun yanı sıra soluk dudaklar, soluk cilt ve tırnak güçsüzlükleri de yine nefes darlığıyla görülen hematolojik sorunlar olarak bilinirler.

Obezite en önemli nefes darlığı belirtilerinden biri olarak bilinirken, psikolojik nedenleri de bu konuda mutlaka es geçmemek gerekir. Kişinin iş, eğitim ve sosyal yaşantısında yaşamış olduğu her türlü psikolojik travma nefes darlığına yol açabilir. Anksiyete bozukluğu ve panik atak, nefes darlığının işaret etmiş olduğu psikolojik rahatsızlıklar olarak bilinirler.

Hangi Meslekler Nefes Darlığı Risk Grubundadır?

Nefes darlığı ve birlikte görülen solunum yolu sorunları, sadece hastalıklardan kaynaklı olmayabilir. Çevresel nedenler ve bu çevresel nedenler içerisinde büyük bir pay sahibi olan meslekler, nefes darlığı ve çeşitli solunum yolu hastalıklarının temel yapı taşı olarak bilinirler. Hastanın işyerinin yeterli sağlık koşullarına uygun olmaması ve işyerinde aşırı miktarda toz olması, nefes darlığına doğrudan sebebiyet verir. Havada aşırı miktarda bulunan toz parçacıkları, çalışan bireyler tarafından solunduğu zaman direkt olarak akciğerde yer edinir ve iltihaplanmalara yol açar.

Nakliyat, depolama, metal sanayi, sigara sanayi, ahşap sanayi, demir ve çelik endüstrisi, porselen sanayi, tuğla ve kiremit sanayi, döküm sektörü, maden ocakları, mermer sanayi, çimento sanayi, un fabrikaları ve benzeri alanda hizmet veren her türlü sektör veya iş yeri, nefes darlığı risk grubu içerisinde yer alırlar. Bu sektörlerde veya işyerlerinde çalışan bireylerin büyük bir çoğunluğunda nefes darlığı başta olmak üzere diğer birçok solunum yolu hastalığı görülür. Ülkemizde bu sektörlerde veya iş grupları içerisinde yer alan işletmelerin, yeterli havalandırma sistemlerine sahip olmamaları, kaliteli ekipman kullanmamaları ve benzeri nedenler direkt olarak hastalıklara yol açar.

Nefes Darlığı Tedavi Türleri

Solunum darlığının veya yetmezliğinin, herhangi bir hastalıktan kaynaklanmayıp, direkt olarak ortaya çıkması durumunda hastanın çok şanslı olduğu söylenebilir. Bunun nedeni ise hastanın diğer hastalıkların tedavisiyle uğraşmayıp, ufak çaplı yöntemler sayesinde nefes darlığı sorunundan kurtulabilme şansına sahip olmasıdır. Bitkisel yöntemler bu konuda sıklıkla tercih edilirken, derin nefes alma yöntemleri ve büzük dudak solunumu sayesinde hastalar nefes darlığı problemini büyük ölçüde aşabilirler.

Derin Nefes Alma Teknikleri

Derin nefes alma teknikleriyle nefes darlığından kurtulabilmek adına hastanın öncelikle doğru nefes alma mantalitesini kavraması gerekir. Doğru bir nefes alma hareketinde, hastanın göğüs bölgesi değil de diyaframı hareket halinde olur. Nefes alışverişi sırasında diyaframı çalıştırabilmek adına hastanın sanki bir çiçek veya farklı bir nesneyi kokluyor gibi yapması yeterli olur. Hastanın bu hareket esnasında ciğerlerini iyice havayla doldurması ve karnını da dışarı doğru hareket ettirmesi istenir.

Nefes aldıktan sonra, bu nefesin verimli bir şekilde dışarıya atılması da önemlidir. Nefes verilişi sırasında karın bölgesinin yavaş bir şekilde içeriye çekilmesi gerekir. Yapılan bu hareket sayesinde diyafram nefes alışverişinde daha etkili bir şekilde kullanılmış olur. Hastanın nefes alışverişi sırasında diyaframı da olaya dahil etmesi, göğüs boşluğu, basınç farkı ve diğer nefes problemlerinin de ortadan kalmasına yardımcı olur. Hasta bir müddet sonra derin nefes alma tekniklerini alışkanlık haline getirir ve sürekli olarak diyaframını kullanmayı öğrenir. Özellikle sigarayı bırakan hastaların, akciğerlerinde bulunan nikotini dışarı atmaları konusunda diyaframın etkin bir şekilde kullanılması, büyük oranda hastanın başarılı olmasına yardımcı olur.

Büzük Dudak Solunumu

Bilinen en etkili solunum teknikleri arasında yer alan büzük dudak solunumu, solunum yollarının daralması durumunda kısa sürede kişinin daha rahat nefes alabilmesine olanak sağlar. Büzük dudak solunumunun temelinde, solunum yollarında sorun yaşayan hastalar yer alır. Tekniğin bulunması ve geliştirilmesi konusunda en önemli pay sahibi hastalardır.

Uygulanış olarak son derece basit bir tekniktir ve her hasta kolaylıkla uygulayabilir. Hastanın öncelikle burundan yavaş ve normal süreli soluk alması gerekir. Ardından dudakların mum söndürürken yapılan üfleme hareketindeki şekli alması, sonrasında da alınan nefesin iki katı kadar ağızdan geri verilmesi yeterlidir. Nefes kesilene kadar soluk verme işlemi devam etmeli ve hastanın almış olduğu nefesi geri vermesi konusunda herhangi bir ekstra çaba veya güç uygulamaması gerekir.

Bitkisel Yöntemler

Nefes darlığının anlık giderilmesi ve hastanın gün boyu rahatlayabilmesi açısından bitkisel yöntemler sıklıkla tercih edilir. Ayrıca solunum yolları uzmanları, bitkisel yöntemlerin kullanılması konusunda tavsiyede bulunurlar. Bitkisel yöntemler, herhangi bir bitkisel ilaç veya çeşitli işlemlerden geçirilmiş aktar ürünleri olarak anlaşılmamalıdır. Bitkisel yöntemlerle uygulanan tedavide direkt olarak bitkilerden ve bitki özü içeren çaylardan yararlanılır.

Zencefil çayı, çemen çayı, sıcak limonlu su, bal ve sarımsak gibi besin veya bitkiler, nefes darlığının kısa sürede atlatılması konusunda büyük katkı sağlarlar. Sarımsak iyi bir şekilde ezilir, karanfil ve sütle birlikte karıştırılarak kısa süreli bir pişirme işleminden geçirilir. Bu karışım, solunum yollarını tıkayan her türlü maddenin bölgeden uzaklaştırılması konusunda oldukça etkilidir. Öte yandan solunum darlığı sorunu yaşayan hastaların, yarım çay kaşığı tarçın ve bir çay kaşığıyla da bu sorunu günlük olarak atlatabilmeleri mümkündür. Bu iki besin de birbirleriyle iyice karıştırılır ve tüketilir. Özellikle bronşların daha verimli çalışmasına ve solunum yollarını tıkayan mukusların dışarı atılmasına yardımcı olur.

Nefes Darlığı Tedavi Öncesi

Nefes darlığının tedavisi, öncelikle hasta üzerinde yapılan incelemeler ve hastadan alınan bilgilerle başlayabilir. Hastanın nefes darlığının ne boyutta yaşadığı, nefes darlığıyla birlikte gelişen diğer sorunları ve nefes darlığının neden olduğu her türlü durum, iyi bir şekilde analiz edilerek diğer hastalıklarla bağdaştırılmaya çalışılır. Uygulanan tetkikler sayesinde solunum yollarının durumu ve diğer solunum yolu hastalıklarının var olup olmadığı konularında bilgiler elde edilir. Yapılan incelemeler, analizler ve elde edilen bilgiler ışığında ise hastanın hangi tedavi yöntemleriyle bu sorunlardan kurtulabileceği kararlaştırılır.

Fiziki Muayene

Fiziki muayene sırasında öncelikle hastanın hikayesi dinlenir ve hikayenin hangi solunum yolu sorunlarıyla kesiştiği tespit edilmeye çalışılır. Fiziki muayene esnasında steteskop yardımıyla hastanın solunumu dinlenir ve solunum yollarında herhangi bir tıkanıklığın olup olmadığı anlaşılmaya çalışılır. Hastanın nefes alışverişi sırasında yapmış olduğu hareketler, diyafram yapısı ve diğer dıştan görülebilecek her türlü unsur da değerlendirme çerçevesi içerisinde yer alır. Ardından uzman tarafından belirli hastalıklar veya sadece nefes darlığı sorunu üzerinde durulur. Tam teşhisin yapılabilmesi için birtakım tetkikler uygulanır ve sorunun kaynağına inilmeye çalışılır.

Tetkikler

Nefes darlığı nedeniyle uygulanan tetkikler doktordan doktora farklılık gösterebilir. Öncelikle bir akciğer röntgeni istenir. Akciğer röntgeninde solunum yolları ve diyafram detaylı bir şekilde incelenerek, solunum darlığının nedeni araştırılır. Bazı hastalarda ise röntgen yetersiz kalabileceği için MR ile görüntüleme yöntemine başvurulur. Bu yöntemlerin yanı sıra kan tahlili de istenen tetkikler arasında yer alabilir.

Akciğer hacmi, difüzyon kapasitesi ölçümü, spirometri, maksimal hava akışının ölçümü, tomografi, ultrasonografi, nükleer akciğer taraması ve pozitron emisyon tomografisi gibi diğer birçok akciğer inceleme tetkikine de başvurulabilir. Öte yandan kalp ve damar hastalıklarından şüpheleniliyorsa da bu hastalıklara özgü tetkikler de öne çıkabilir. Uygulanan bu akciğer tetkikleri, akciğer zarı, diyaframın detaylı yapısı, bronşlar, alt solunum yolları, üst solunum yolları ve akciğerle bağlantılı olan her noktanın detaylı bir şekilde incelenmesine yardımcı olur. Bu tetkikler, herhangi bir hastalık varsa, bu hastalığın teşhisinin ve tedavisinin yoksa da direkt olarak nefes darlığının tedavisinin başlamasına katkı sağlar.

Nedene Bağlı Tedavi Planı

Nedene bağlı olarak geliştirilen tedavi planı, nefes darlığının herhangi bir hastalıktan kaynaklandığını ve bu hastalığın tedavisiyle nefes darlığının giderilmeye çalışılacağını ifade eder. Nedene bağlı tedavi planlarında genel olarak solunum yolları hastalıklarının, nadiren de kalp ve damar hastalıklarının tedavisi öne çıkar. Kısaca, nedene bağlı tedavi planında nefes darlığının nedeni araştırılır ve araştırma sonucunda alınan veriler ışığında tedavinin uygulanması söz konusu olur.

Nefes Darlığı Tedavi Sonrası

Nefes darlığı, çeşitli tedavi yöntemleri sayesinde geçici veya kalıcı olarak atlatılabilen bir sağlık sorunudur. Hastalığın uzun süreli veya tamamen atlatılabilmesi için hastanın tedaviden sonra dikkat etmesi gereken bazı hususlar söz konusu olur. Kilo kontrolü bu hususlar konusunda büyük önem taşırken, sağlıklı beslenme de kilo kontrolüyle ilişkili olan bir diğer husustur. Nefes darlığı yaşayan ve tedavisini gören bir hastanın, mutlak suretle sigarayı bırakması gerekirken, tedavi sonrasında da yine uzak durulması gereken etkenlerden biri de sigaradır. Sigaranın yanı sıra alkolün de yine hastanın hayatında kesinlikle bir yeri olmamalıdır. Bunların yanı sıra uzmanlar, solunum darlığı yaşayan bireylerin sağlıklı bir uyku düzenine sahip olmalarını önerir.

Düzenli ve Sağlıklı Beslenme

Sadece nefes darlığı tedavisi sonrası dikkat edilmesi gereken detaylardan biri olarak değil, tüm hastalıkların tedavisinden sonra dikkat edilmesi gerekli olan detayların başında düzenli ve sağlıklı beslenme gelir. Bir bireyin düzenli ve sağlıklı bir beslenme alışkanlığına sahip olması, vücudunun zararlı olan yağ ve maddelerden uzak kalmasına yardımcı olur. Bu sayede aşırı kilolar söz konusu bile olmaz ve hasta aşırı kilolara sahipse bu kilolar yavaş yavaş vücuttan atılmaya başlar.

Sağlıklı beslenme sonucunda hasta ideal bir kiloya sahip olacağı için solunum yolları da bu durumdan kendine pay çıkarır. Hasta her hareketinde solunum alışverişi ideal kilo da daha etkin bir şekilde gerçekleşir. Öte yandan sağlıklı beslenme nedeniyle tüketilen besinlerin büyük bir kısmı, solunum yollarının rahatlaması ve bu sistem içerisinde yer alan her yapının yeteri kadar beslenmesine de yardımcı olur.

Sigara ve Alkolü Bırakmak

Sigara, solunum yollarının en büyük düşmanlarından biri olarak bilinir ve bu nedenle de solunum yolu rahatsızlıkları yaşayan hastaların sigarayı derhal bırakmaları gerekir. Sigaranın solunum yollarına bırakmış olduğu katran, nefes alışverişinin büyük ölçüde düşüş yaşamasına neden olur. Sigara içen bir hasta, yoğun katran tabakasından dolayı akciğerlerinden beklenen verimi alamaz. Sigara dumanı ise katranın yanı sıra solunum yolunda yer alan her türlü yapının yıpranmasına neden olur. Bu yıpranma da yine en az katran kadar solunum alışverişinin düşüşüne sebep olur.

Alkol kullanımı ise karaciğer başta olmak üzere, kalp ve solunum yollarına zarar verir. Alkol tüketimi sırasında söz konusu organlar kana karışan alkol nedeniyle büyük bir baskı altında kalırlar. Bu baskı doğal olarak nefes darlığına yol açarken, tedavi sonrasında tüketilmesi, nefes darlığının yeniden ortaya çıkmasına neden olabilir.

Düzenli Uyku

Nefes darlığı tedavisi sonrasında düzenli uyku alışkanlığının edinilmesi gerekir. Hastanın sabah ve gündüz vakitlerini uyuyarak geçirmesi, gün içerisinde uyanık olduğu zaman diliminin büyük bir kısmını hava karardığında geçirmesi, vücudun ihtiyaç duyduğu oksijen değerinin alınamamasına neden olur. Havanın kararmasıyla birlikte havada yer alan oksijen değeri, hava aydınlıkken havada bulunan oksijen değerine göre daha azdır. Haliyle bu durum vücudun arzu etmiş olduğu oksijenin tüketilmesini değil de vücuda yeteri kadar verim sağlayamayacak oksijenin tüketilmesine neden olur.

Kilo Kontrolü

Vücut kitle indeksinin 20-25 arasında bir değerde olması, kişinin kilolu olmadığı anlamına gelir. Bu değerin 25 üzerine çıkması ise vücudun yoğun bir kilo problemiyle karşı karşıya kalmasına neden olur. Aşırı kilolar, birçok vücut yapısına olumsuz etkide bulunur ancak kiloların vücuda yapmış olduğu baskı, solunum yollarının da ciddi derecede etkilenmesine neden olur. Solunum yolları aşırı kilolar nedeniyle daha çok nefes alışverişine ihtiyaç duyar ancak kapasitesi belli olduğu için bu ihtiyacı karşılayamaz. Haliyle nefes darlığı ortaya çıkar ve hasta her hareketinde nefes nefese kalma durumuyla karşılaşır. Nefes darlığı tedavisinden sonra hastalıkla bir daha yüzleşmemek adına kişilerin mutlaka kilo kontrolünü aksatmamaları gerekir. Vücut kitle indeksinin sürekli olarak 20-25 değerleri arasında yer alması, hastanın kilo kontrolünü başarılı bir şekilde gerçekleştirdiğini ifade eder.

Sık Sorulan Sorular

Nefes Darlığı Hangi Durumlarda Risk Teşkil Etmektedir?

Nefes darlığı kendi başına yüksek risk teşkil eden bir hastalık olarak ifade edilmez. Akciğer kanseri, koah, astım, solunum yolu enfeksiyonları, kalp ve damar hastalıkları, nefes darlığının risk teşkil ettiği hastalıklar olarak tanımlanabilir. Genel olarak söz konusu hastalıkların solunum darlığı hastalığına neden olduğu görülür. Bu hastalıklar tedavi edilmezse hayati risk taşırlar ve en önemli belirtileri arasında nefes darlığı yer alır.

Hastalık Kendiliğinden Düzelebilir Mi?

Nefes darlığı, psikolojik etkenlerden kaynaklanıyorsa, hastalığın kendiliğinden düzelme ihtimali bulunur. Eğer hastalık solunum yolu hastalıkları, kalp ve damar hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkmışsa, tedavisinin son derecede zor olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Nefes Darlığının Yaşla İlgisi Var Mı?

Nefes darlığının yaşla ilgisini alakası vardır ancak yaşın nefes darlığında pek önemli bir etken olduğu söylenemez. Yaşa bağlı olarak gelişen solunum yolu hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, nefes darlığına neden olacakken, sadece bu konuda söz konusu sağlık sorununun yaşla ilgisi kurulabilir. Solunum yetmezliği, yaşa bağlı olarak ortaya çıkabilen bir hastalıktır ancak bu hastalık nefes darlığından farklı bir sağlık sorunudur.

Nefes Darlığı Kanser Belirtisi Olabilir Mi?

Solunum yolu hastalıklarının büyük bir genelinden nefes darlığı görülür. Bu hastalıkların en önemlileri arasında akciğer kanseri yer alır. Kanserli hücrelerin akciğerin belirli bir kısmında yapılara zarar veriyor olması, hastanın ideal nefes alışverişini aşırı miktarda etkiler. Bu nedenle nefes darlığı en önemli akciğer kanseri belirtilerinden biri olarak bilinir.

Nefes Darlığı Psikolojik Sorunlardan Kaynaklanabilir Mi?

Nefes darlığı sorunuyla ilgili kliniklere başvuran hastaların az bir bölümünde olsa dahi bu sağlık sorunun psikolojik sorunlardan kaynaklandığı tespit edilir. Sorunun psikolojik nedenlerden kaynaklandığının kesinleştirilmesi için detaylı bir akciğer taraması yapılması gerekir. Uygulanan tetkikler son derece kapsamlı ve ince ayrıntılardan oluşmalıdır. Yapılan tüm kapsamlı taramalar sonucunda herhangi bir sağlık sorunu bulunmazsa nefes darlığının psikolojik nedenlerden kaynaklandığından şüphelenilir ve bu doğrultuda tektiler yapılır.

Akciğer Sorunları Nefes Darlığına Neden Olur Mu?

Akciğer sorunları, birçok belirtiyle kendini gösteren sorunlar olarak bilinirler ancak bu sorunların en önemli belirtileri arasında nefes darlığı yer alır. Belli başlı akciğer sorunlarına bakıldığı zaman astım, koah, akciğer kanseri vb. sağlık sorunlarıyla karşılaşılır. Bu hastalıkların hemen hemen hepsinde mutlak bir nefes darlığına rastlanılır. Ayrıca bu hastalıkların ilk teşhisinde kliniklere başvuran hastalar, özellikle nefes darlığı şikayetiyle ilgili kliniklere müracaat ederler.

Boğazda Balgam Oluşumu Nefes Darlığına Neden Olur Mu?

Boğazda balgam oluşumu hem nefes darlığı hem de hırıltılı bir nefes alışverişinin ortaya çıkmasına neden olur. Boğazdaki balgamın geçici olarak giderilmesi mümkündür ancak geçici çözümlerden çok, bu balgamın sebebi araştırılmalıdır. Boğazda yoğun bir balgam birikiminin nedeni tam olarak araştırılmazsa, balgama bağlı olarak gelişen nefes darlığı sürekli olarak tekrar eder. Öte yandan boğazda nefes darlığına neden olacak kadar balgam oluşması, birçok hastalığın da habercisi olarak nitelendirilebilir.

Kas Güçsüzlüğüne Neden Olur Mu?

Solunum darlığı şikayetiyle hastaneye başvuran hastaların büyük bir çoğunluğunda yoğun halsizlik, yorgunluk ve iş gücü kaybının olduğu görülür. Bu durum net olarak kas güçsüzlüğüne sebep olmaz. Nefes darlığıyla kas güçsüzlüğünün ilişkilendirilebilmesi için birtakım hastalıkların ortaya çıkması gerekir. Çeşitli solunum yolu, kalp ve damar hastalıkları bireylerin kas güçsüzlüğü yaşamasına neden olabilir. Nefes darlığı net olarak bir kas güçsüzlüğü problemine yol açmaz. Kas güçsüzlüğü, birtakım hastalıklarda nefes darlığıyla birlikte görülen bir belirti olarak tanımlanabilir.

Ölüme Neden Olur Mu?

Nefes darlığının direkt olarak ölüme neden olabilmesi pek mümkün olmaz. Hastanın farkında olmadığı hastalıklar ve bu hastalıklar nedeniyle görülen nefes darlığı, ölümle bağdaştırılabilir. Özellikle kalp ve damar hastalığına yakalanan hastaların büyük bir çoğunluğunda kalp krizine bağlı ölümler gerçekleşir. Kalp krizi yaşanmadan önce hastaların en çok yaşadığı belirtiler arasında sol tarafta uyuşma ve nefes darlığı yer alır. Nefes darlığıyla ölüm arasındaki bağ genel olarak bu şekilde kurulurken, herhangi bir hastalığa sahip olmayan bir bireyin direkt olarak nefes darlığı yaşayıp, hayatını kaybetmesi mümkün olmaz. Nefes darlığının sebepleri araştırılır ve bu araştırma neticesinde sahip olunan hastalıklar yalnızca ölümle ilişkilendirilebilir.

Nefes Darlığı Tedavisi İçin Hangi Bölüme Gidilir?

Nefes darlığı ortam şartlarına göre akut olarak gelişebileceği gibi, bazı hastalıkların sürekli ve değişmez belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Anlık bir nefes darlığından ziyade birkaç günü aşan nefes darlığı var ise mutlaka doktora başvurulmalıdır. Bu tip nefes darlıkları belirli bir hastalığın belirtisi olduğu için tedavisi çok daha farklı yöntemlerle uygulanmaktadır. Nefes darlığı gibi bir belirtiyi ortaya çıkaran hastalıklar göğüs hastalıkları bölümü bakmaktadır. Tedavi ilaç ile yapılabileceği gibi, cerrahi olarak da gerçekleştirilebilir. Eğer cerrahi bir girişim yapılacaksa bu göğüs cerrahisi uzmanlarınca gerçekleştirilmektedir.