Kireçlenme (Artroz) Tedavisi

Kireçlenme (Artroz) Tedavisi
Kireçlenme (Artroz) Tedavisi

 

Tıbbi olarak osteoartrit ya da artroz adı ile bilinen kireçlenme genellikle ilerleyen yaş gruplarında görülmektedir. Yaşın getirmiş olduğu durumlar, enfeksiyonlar, aileden gelen genetik yatkınlıklar ve aşırı kilo gibi nedenlerden dolayı neredeyse vücudun her bölgesinde ortaya çıkabilir. Kireçlenme (Artroz) eklemlerde ortaya çıkan iltihapsız romatizma olarak tanımlanabilir. Kireçlenme görülmesi durumunda bir ya da birçok eklemde de ağrı seyredebilir.

İnceleyen ve onaylayan: Prof. Dr. Mehmet Soy

Kireçlenme Tedavisi Hakkında

Kireçlenmenin vücudun hemen hemen her bölgesinde görülmesine neden olan durum kalsiyumdur. Kan dolaşımında taşınan kalsiyum ile vücut dokusunda, damarlarda ve organlarda bir birikim meydana gelir. Oluşan birikim zaman içerisinde vücudun normal işleyişini sertleştirebilir ya da bozabilir. Kalsiyum vücutta en fazla dişlerde ve kemiklerde bulunmaktadır. Az olarak bulunduğu yerler ise kaslar, kan ve diğer vücut dokularıdır.

Hastanın şikayetleri doğrultusunda detaylı bir değerlendirme yapılır. Röntgen ve diğer testler uygulanarak hastalığın hangi bölgede olduğu tespit edilerek uygun tedavi yöntemi gerçekleştirilir.

Kireçlenme (Artroz) Nedir?

Kireçlenme, genç bireylere oranla daha çok ilerleyen yaşlarda sık görülen ve eklem hareketlerini kısıtlayarak zorlaştıran ağrılı bir hastalık olmaktadır. Eklem bölgelerinde kemiklerin yapısının birleşim yerleri bulunur. Birleşim yerlerinde eklemlerin hareket etmesini sağlayan sıvıların çekilmesi ve eklemlerde sorunların oluşması sonucunda kireçlenme oluşur. Kireçlenme yani artroz bilinenin aksi olarak eklemlerde fazla kireç birikmesi olarak düşünmek yanlış bir inanıştır.

Kireçlenme erkeklere oranla kadınlarda daha fazla görülmektedir. Her ne kadar ilerleyen yaşlarda sık yaşansa da genç bireylerde de görülebilir ve aynı şekilde acılı seyreder.

Yaşanılan ağrıların yanında hareket kısıtlılığı, eklem tutukluğu, şekil bozuklukları ve eklemden ses gelme sorunları da yaşanabilir. Kireçlenme ağrıları hareket halinde iken daha sık görülür ve kişinin dinlenmesi üzerine geçer. Ağrıların yaşandığı bölgeler daha çok hareketli eklemlerde görülür. Ağır egzersiz yapanlar ve iş yükü fazla yerlerde çalışan kişilerde kireçlenme sık yaşanır. Bu durumda iken aşırı kilo da risk faktörü olarak görülür. Artroza sebep olan farklı hastalıklar da bulunmaktadır. Bunların başında damar hastalıkları, metabolizma bozuklukları ve kolesterol gelmektedir.

Kireçlenme (Artroz) Türleri Nelerdir?

Kireçlenmeler, vücutta birçok yerde oluşabilmektedir. Oluşan yerler bakımından türlere ayrılırlar. Kalp kapakçıkları, diz eklemleri, kaslar, yumuşak dokular, böbrek, mesane ve safra kesesi, beyin, küçük ve büyük arterler olmak üzere farklı bölgelerde görülebilir.

Küçük ve Büyük Arterler

Küçük ve büyük arter kireçlenmesi atardamar tıkanıklığı olarak da bilinmektedir. Hastalık kişinin yürümesine engel olarak hareketlerini kısıtlar. Hareket halinde olan ağrılar kişinin dinlenmesi ile geçiyor. Bu durum hastalığın ilk evreleri için geçerli olmaktadır. İlerleyen evrelerde ise kişinin adım atması bile güç hale gelebiliyor. Küçük ve büyük arterlerde görülen tıkanıklıkların tedavisine geç kalınması halinde durum daha ciddi hale gelebilir ve kangrene dönüşebilir. Erken ve uygun tedavi ile bu durumların önüne geçebilmek mümkündür.

Küçük ve büyük arterlerin tıkanması genel olarak damarların sertleşmesi sebebi ile damarların daralması ve damar kireçlenmesi ile ortaya çıkmaktadır. Hastalık sinsi bir şekilde ilerler ve tedavisinin gecikmesi halinde kötü sonuçlar doğurabilir.

Kalp Kapakçıkları

Kalpte mitral, aortik, pulmoner ve triküspid olmak üzere dört adet kapakçık bulunmaktadır. Yaşın ilerlemesi ile bu kapakçıklardan herhangi birinin kireçlenme ihtimali ortaya çıkar. Kireçlenme sebebi olarak sadece yaşlılık gösterilmez. Yanlış beslenme, yüksek kolesterol ve fazla yağlı besinler de kalp kapakçıklarında kireçlenmeye neden olabilir.

Kalp kapakçıklarında görülen kireçlenmeler sağlıksız beslenme şikayeti olan kişilerde görülür. Aynı zamanda fazla zayıf olanlarda da ortaya çıkabilir. Kalpte bulunan kapakçıkların birinin kireçlenmesi halinde kanın kalpten akışında sorun oluşabilir ve bu durum kalp hastalıklarına kadar ilerleyebilir. Tüketilen besinler de yeteri kadar magnezyum bulunmaması kireçlenme nedenlerinden biridir. Kireçlenmenin doğal nedeni ise yaşlılıktır. Aortik kapağın kireçlenmesi 70-75 yaş üzeri hastalarda sıklıkla görülen bir sağlık problemidir. Aortik kapağın kireçlenmesine neden olan diğer sebepler ise yüksek tansiyon ve fazla zayıf olmaktadır.

Kalp kapakçıklarında kireçlenme görüldüğü durumlarda ise hastanın beslenme programını düzenlemesi önemli bir adımdır. Tüketilen besinlerin magnezyum değerlerinin yüksek olduğuna dikkat edilmelidir. Magnezyum tarafından zengin olan besinler arasında kıvırcık lahana, ıspanak, brokoli ve diğer yeşil sebzeler bulunmaktadır. Aynı zamanda tam tahıllı gıdalar tüketilerek de magnezyum alımı arttırılabilir. Kireçlenmeye sebep olan yüksek kolesterolü önlemek için ise fazla yağlı besinlerden uzak durulmalıdır. Yüksek tansiyonu önlemek açısından meyve ve sebzelerin tüketimi de fazla olmalıdır. Zayıf olan kişiler ise vücut kitle endeksi doğrultusunda değerlerini orantılamalıdır.

Kalp kapakçığı kireçlenmesi tedavi edilmediği takdirde kalp hastalıkları riski yüksektir. Kalp hastalıkları belirtileri olarak bitkinlik, kalp çarpıntıları, göğüs ağrısı ve sıkışması, nefes darlığı ve baş dönmesi bulunmaktadır. Bu belirtilerin görülmesi halinde acil olarak uzman bir doktora başvurulması gereklidir.

Beyin Kireçlenmesi

Yaşlılık ile damar kireçlenmesi birbirini takip eden süreçlerdir. Yaş ilerledikçe damarların içerisinde kireç oluşumları da başlamaktadır. Bu durum oldukça doğaldır ve herkeste görülebilir. Kireçlenme ile damarlar daralmaktadır ve bu durumda organlara daha az kan gitmektedir. Bunun sonucunda ise organ hasarları oluşmaya başlar. Beyin kireçlenmesi de bu şekilde başlamaktadır. Beyne giden damarların kireçlenmeye başlaması sonucunda kireç plakaları damarları tıkayabilir ve felce sebep olabilir.

Eklem ve Tendon Kireçlenmesi

Kireçlenmelerin en fazla görüldüğü bölgeler hareketli eklemlerdir. Ayak bileği kireçlenmeleri sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Yapılan araştırmalara göre eklem sakatlanmalarının başlıca sebebi olarak kireçlenme görülmektedir. Eklem ve tendon kireçlenmesi birden fazla bölgede görülebilmektedir. Oluşan kireçlenmeler yürümeyi ve dengede durmayı da etkiler. Kalça bölgesinde bulunan eklem ağrıları kalça çevresinde bulunan tendon, yumuşak dokulardan ve kaslardan kaynaklanmaktadır. Yaşanılan eklem ağrıları kireçlenmenin durumuna göre artabilir. Kireçlenme görülen bölgelerde ve çevresinde hassasiyet görülebilir ve şişmeler yaşanabilir. Bu durum sonrasında hareket kısıtlamaları ortaya çıkar. Eklem ve tendon kireçlenmesi belirtileri arasında hassasiyet, ağrı, şişme, hareket kısıtlığı, yürümede zorluklar ve sertlik bulunur.

Kas ve Yağ Dokusunda Kireçlenme

Eklem kireçlenmeleri dışında kas ve yağ dokusunda da kireçlenmeler görülmektedir. Yumuşak dokular, göğüsler, kas ve yağ dokusunda oluşan kireçlenmeler eklem korunmasına neden olmaktadır.

Böbrek, Mesane ve Safra Kesesinde Kireçlenme

Kireçlenmenin görüldüğü diğer bölgeler ise böbrek, mesane ve safra kesesidir. Böbrek kireçlenmesi görülen hasta ciddi sorunlar ile karşı karşıya kalabilir. Böbrekte görülen kireçlenme böbrek damarlarının tıkanması olarak da ifade edilmektedir. Damar tıkanıklıkları ise damarların daralması nedeniyle ortaya çıkar. Böbreklerde görülen damar tıkanıklığı sorunu atardamarda görülen kireçlenme ile birbirine bağlı görülebilir. Kireçlenme ve tıkanıklıklar başka sağlık sorunlarına da yol açabilir. Böbrekteki damarların kireçlenmesi ile damarlar sertleşerek görevlerini gerçekleştiremezler. Görevlerin yerine gelmemesi ise kişide halsizlik, ağrı, az ya da sık idrara çıkma olarak sağlık sorunlarına neden olur.

Mesane kireçlenmesi ise mesanenin üst kısımlarında görülmektedir. Safra kesesinde görülen kireçlenmeye porselen safra kesesi adı verilmektedir. Safra kesesinin duvarlarında meydana gelen kireçlenme durumudur. Kronik iltihaplanma ve kireçlenme arasında bir bağlantı bulunabilmektedir.

Kireçlenme (Artroz) Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Kireçlenme yani artroz oluşumu için birden fazla neden bulunmaktadır. Enfeksiyonlar, kalıcı iltihap, kalsiyum metabolizması bozuklukları yani kanda bulunan fazla kalsiyum ve bağ dokularını etkileyen genetik bozukluklar kireçlenmeye neden olmaktadır.

Enfeksiyonlar

Kireçlenmeye sebep olan etken arasında enfeksiyon bulunmaktadır. Enfeksiyona neden olan hastalıklar daha sonra kireçlenmeye sebep olabilmektedir. Kireçlenme oluşumunu önlemek için enfeksiyonun doğru bir şekilde tedavi edilmesi önemlidir.

Kalsiyum Metabolizması Bozuklukları

Kalsiyum vücut için önemli bir mineraldir. Kemiklerin güçlü olması için vücudun kalsiyuma ihtiyaç vardır. Kalsiyum kan akımını, kasları ve sinirleri düzenleyerek kontrol etmektedir. Kalsiyum metabolizmasının bozulması da kireçlenmeye neden olur.

Genetik ve Otoimmün Bozukluklar

Kireçlenme problemi aileden genetik olarak geçebilir. Otoimmün bozukluklarda aynı şekilde kireçlenmeye neden olur. Otoimmün bozukluklar, vücudun kendi hücre ve dokularına karşı bağışıklık sistemi oluşturmasına sebep olan hastalıklar olarak adlandırılmaktadır. Bağışıklık sistemi vücutta bulunan bazı bileşenleri yok sayarak, organlara, dokulara ve hücrelere saldıran otoantikorlar üretir. Oluşan otoantikorlar ise hasarlara, iltihaplanmaya ve son olarak otoimmün bozukluklarına neden olmaktadır.

Kalıcı İltihap

Kireçlenme (Artroz) Hastalığında Hangi Şikayetler Görülür?

Kireçlenme (Artroz) hastalığında en önemli belirti ağrı olmaktadır. Kireçlenme hastalığının ilk evrelerinde hasta eklemlerini kullandığında yaşanılan ağrılar dinlendikten sonra geçmektedir. İlerleyen yaşlarda ise bu durum daha kalıcı hale gelerek ağrılar şiddetlenir. Eklemlerde kemik çıkıntıları, şekil bozuklukları ve şişlikler oluşabilir. Hastalığın ileri evrelerinde ise hareket etmek zorlaşarak işlev kayıpları yaşanabilir.

Kireçlenme Tedavi Türleri

Kireçlenmenin hangi bölgede olduğu ve hangi evrede olduğu tedavi yöntemini de etkilemektedir. Bazı durumlarda ilaç tedavisi yeterli iken, hastalığın ileri evrelerinde cerrahi müdahale şarttır.

İlaç Tedavisi

Kireçlenme tedavisinin ilk adımı ilaç kullanımıdır. İlaç tedavisi ile hastalığın belirtileri azaltılarak kontrol altına alınabilir. Genel olarak ağrı kesici ilaçlar ve anti-inflamatuar adı verilen ilaç kullanılır. Kireçlenme tedavisinde kullanılan ilaçların uzun süre kullanılması halinde böbrek ve midede yan etkilere neden olabilmektedir.

Fizik Tedavisi

Kireçlenme hastalığında fizik tedavi yöntemi de sıklıkla kullanılmaktadır. Fizik tedavisi hastaya bir rahatlatma yaşatır fakat kalıcı bir çözüm yolu değildir.

Enjeksiyon Tedavisi

Ağrı ve fazla şişlik görülen diz bölgesindeki eklemlerde kortizon enjeksiyonu uygulanabilir. Enjeksiyon eklemlerde görülen alevlenmeyi azaltacaktır. Sıklıkla kullanılan enjeksiyon uzun vadede eklemlerdeki aşınmayı hızlandırabilir. Hyalüronik asit enjeksiyonu ise hastalıkta görülen şikayetleri belli bir süre azaltmaya ve hastayı rahatlatmaya yarar. Viskosuplemantasyon adı verilen enjeksiyon tedavisinin bazı alerjik reaksiyonları bulunmaktadır. Ciddi yan etkiler görülmez.

Cerrahi Tedavi

Kireçlenme hastalığının ilerlemesi, fizik, enjeksiyon ve ilaç tedavisinin yetersiz gelmesi halinde son yöntem olarak cerrahi tedavi uygulanmaktadır. Cerrahi tedavinin de farklı seçenekleri ve yöntemleri bulunmaktadır. Kemik düzeltici ameliyat, artroskopik temizleme, eklem protezleri ve eklemlerin dondurulması (artrodez) kullanılabilecek yöntemler arasındadır.

Artroskopik Temizleme

Artroskopik temizleme tedavi yöntemi hastalığın ilk evrelerinde kullanılmaktadır. Artroskopik tedavi yöntemi ile kapalı ameliyat şeklinde gerçekleşir. Küçük kesiler açılır ve bu kesiler yardımı ile kamera eklemlerin içine yerleştirilir. Böylelikle serbest cisimlerin çıkartılması, menisküs, temizleme ve yıkama işlemleri yapılır. Artroskopik temizleme ile en az 6 ay ve 5 yıl arasında hastanın şikayetleri azaltılarak rahatlama sağlanır. Kireçlenme hastalığının doğal seyrini değiştirmeyen bir tedavi yöntemidir. Hastalığın ilerleyen evrelerinde ise bu yöntem işe yaramamaktadır.

Kemik Düzeltici Ameliyatlar

Kemik düzeltici ameliyatlar kireçlenme hastalığının orta derecesine ilerlemesi halinde yük taşıyan eklemlerde kullanılmaktadır. Ameliyatın amacı üzerine yük binen eklemlerin aşınmış kısımlarındaki yükü azaltmak ve ortadan kaldırmaktadır. Bu yöntem ile aşınmış kemikler kesilerek yeniden düzeltilir ve uygun bir açı sağlanır. Kemik düzeltici ameliyatlar genellikle protez kullanımının uygun olmadığı hastalarda tercih edilmektedir. Yapılacak ameliyat ile 5 ila 7 yıllık rahatlama sağlanmaktadır.

Eklemlerin Dondurulması (Artrodez)

Eklemlerin dondurulması diğer ismi ile artrodez yöntemi, kireçlenmenin görüldüğü önemli olmayan bazı eklemleri tedavi etmek için kullanılmaktadır. Bu eklemlere örnek olarak omurga, elde bulunan küçük eklemler ve ayak bileği verilebilir. Eklemlerde aşınmış olan bölümler çıkartılarak diğer iki kemiğin birbirine yeniden kaynaması sağlanır. Artrodez yöntemi ile ağrılar tamamen geçmektedir, fakat yöntemin uygulandığı eklem bölgelerinde hareket olmamaktadır. Bu yöntem, hareketin önem arz ettiği dirsek, omuz ve kalça gibi eklemlerde uygulanmamaktadır.

Eklem Protezleri

Bu yöntem ile aşınmış eklem bölgelerinin seramik, metal ya da plastik bir madde yardımı ile kaplanarak yeniden oluşturulması amaçlanır. Protez yöntemi en fazla omuz, diz ve kalça eklem bölgelerine uygulanmaktadır. Eklem protezi kireçlenme tedavi yöntemlerinde sık tercih edilen ve en etkili olandır. Yapılacak cerrahi yöntem ile hasta 2-3 ay sonrasında ağrıları artık kaybolmaya başlar ve günlük aktivitelerini rahatlıkla yapabilir. Protez yöntemi ile hastanın 15 ila 20 yıl rahatlaması sağlanır. Bu süre sonunda ise yıpranan ve gevşeyen bölgelerde tekrar değişim yapılması gereklidir.

Eklem protezi yöntemi genel olarak 65 yaşındaki ve daha üzeri hastalara uygulanmaktadır. Bazı durumlarda ise daha erken yaşlarda protez tedavi yöntemi yapılabilir.

Kireçlenme Tedavi Öncesi

Kireçlenme tedavi öncesinde gerekli tetkikler ve muayene yapılmaktadır. Bu süreçte doktorun tavsiye ve önerilerine uymak önemlidir.

Muayene

Hastanın şikayetleri doğrultusunda öyküsü dinlenir ve muayene yapılmaktadır. Ağrıların görüldüğü bölgelerde değerlendirme yapılır ve gerekmesi halinde tetkiklerde yapılır.

Tetkikler

Hastalığın belirtilerinin görülmesi durumunda kireçlenme tanısının konulması için bazı tetkikler yapılmaktadır. Radyolojik tetkikler, EMG incelemesi, kan testi ve eklem sıvısı analizi yapılabilecek tetkikler arasındadır.

Radyolojik Tetkikler

Kireçlenmenin hangi bölgede olduğunu net bir şekilde öğrenmek için bazı radyolojik tetkikler yapılmaktadır. Gerekli tetkikler arasında bilgisayarlı tomografi (BT) ve MR bulunmaktadır.

EMG İncelemesi

EMG yani elektromiyografi ile çevresel sinirlere etki eden hastalıkları belirlemek, tanı koymak, işlev bozukluklarını ve hasarların şiddetini öğrenmek için kullanılan bir yöntemdir. EMG incelemesi ile hastalık süreci takip edilir ve uygulanan tedavinin etki edip etmediği değerlendirilir. İnceleme sırasında hastaya birçok farklı test yapılmaktadır. En sık kullanılanlar ise iğne elektromiyografisi ve sinir ileti çalışmaları testleridir. Yapılacak incelemeler öncesinde hastanın aç durmasına gerek yoktur. İşlemler toplam olarak 2 saat sürmektedir. Hastanın kullandığı bir ilaç var ise bunu inceleme öncesinde doktora bildirmesi değerlendirme açısından önemlidir.

Kan Testi ve Eklem Sıvısı Analizi

Detaylı bir değerlendirme yapabilmek açısından hastaya kan testleri ve eklem sıvısı analizi yapılmaktadır. Vücutta bulunan eklem ve dokuların yüzeyinde ince bir zar bulunmaktadır. Bu zara sinovyal doku adı verilir. Sinovyal doku damarlarda oldukça fazla bulunur, dokunun görevi ise eklemin ihtiyaç duyduğu madde ve sıvıların üretmesidir. Bu sıvı eklemlerin birçoğunda az miktarda bulunmaktadır. Eklemlerde bulunan bu sıvı açık sarı bir renkte, açık, saydam ve kıvrımlı bir yapıya sahiptir. Bu sıvının görevi kıkırdak dokuyu besleyerek, eklemin temizlenmesine ve savunulmasına yardımcı olur. Kireçlenme oluşumunun teşhis ve tanısı için eklem sıvısı analizine ihtiyaç duyulmaktadır.

Kireçlenme Tedavi Sonrası

Tedavi sonrasında hastanın günlük hareketlerine ve bazı konulara dikkat etmesi iyileşme süreci açısından önemlidir. Kendini fazla zorlamamalı ve doktor tavsiyelerine uymalıdır. Beslenme, kilo kontrolü, istirahat ve egzersiz gibi konular hastanın tedavi sonrasında önem vermesi gereken konulardır.

Hastanın Dikkat Etmesi Gerekenler

Kireçlenme hastalığı bulunan kişilerin tedavi sonrasında dikkat etmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Öncelikle günlük hayatlarında ve yaşam tarzlarında bazı değişikliklere gidilmelidir. Eklemleri fazla zorlamamak için bazı spor türlerinden uzak durulmalıdır. Darbe gerektiren sporlar ve koşma gibi eklemleri zorlayacak eylemlerden kaçınılmalı ve golf, yüzme ve bisiklet gibi hafif sporlar yapılmalıdır. Baston kullanımı bu süreçte tercih edilebilir. Eklemlerin üzerindeki yükü azaltmak için yürürken kullanılabilir. Yürüyüşler için rahat ayakkabılar kullanılması faydalıdır.

Kilo Kontrolü

Fazla kilo ve obezite kireçlenme hastalığının risk faktörleri arasındadır. Fazla kilo eklem üzerindeki baskıyı ve yükü artırarak diz osteoratriti gelişmesine sebep olabilir. Tedavi sürecinin olumlu ilerlemesi açısından kilo kontrolü sağlanmalıdır.

İstirahat ve Egzersiz

Tedaviden sonra hastanın bir süre eklemlerini zorlamaması ve istirahat etmesi gerekir. Hasta iyileşme süreci içindeyken doktor tarafından verilen uygun egzersizlerin yapılması kasları güçlendirir. Omurga çevresinde görülen kireçlenmelerde egzersizin rolü büyüktür.

Takip

Kireçlenme tedavisinin olumlu olarak ilerlemesi için doktor takibi gereklidir. Takip ile hastalığın durumu ve tedavinin hastada işe yarayıp yaramadığı değerlendirilir.

Sık Sorulan Sorular

Kireçlenme Hastalığının Seyri Nasıldır?

Kireçlenme görülen eklemlerde belli bir hasar oluşmaktadır. Günümüz tedavi yöntemlerinde oluşan bu hasarı tamamen ortadan kaldırarak normal haline geri getirecek bir uygulama bulunmamaktadır. Artroz zaman içerisinde ilerleyerek daha fazla eklemde görülebilir. Hastalığın belirtileri dalgalanmalar gösterebilir. Bazı dönemlerde kişinin faaliyetleri sırasında ağrılarda artış görülebilir ve ilaç tedavisi ile belirtiler azalır.

En Çok Hangi Eklemlerde Kireçlenme Görülür?

Kireçlenme hastalığı en fazla yük taşıyan eklemlerde ortaya çıkmaktadır. Bu eklemler; kalça, el parmakları, diz eklemi ve omurgadır.

Kireçlenme Risk Faktörleri Nelerdir?

Kireçlenmenin risk faktörleri arasında en önemlisi yaş faktörüdür. 65 yaş ve üzeri kişilerde artroz riski yüksektir. Yaşlanma doğal bir faktördür. Fazla kilo da bireylerde kireçlenmeye neden olan faktörler arasındadır. Obezite riski olan kadınlar da kireçlenme hastalığı erkeklere oranla daha yüksektir. Aynı zamanda genetik sebeplerde kireçlenme hastalığı nedenlerindendir.

Kireçlenmeden Korunmak İçin Ne Yapılmalıdır?

Kireçlenmeden korunmak için öncelikle obeziteden kurtulmak ve kilo kontrolü sağlanması gereklidir. Obezite olan bireylerin eklemlerinde anormal yükler oluşur ve dokularda telafisi olmayan zararlar oluşur. Kireçlenme tanısının erken konulması bu duruma engel olur ve kilo kontrolü sağlanılarak hastalığın ilerlemesi yavaşlatılır.

Kişilerin aynı zamanda düzenli ve kendilerini zorlamayan egzersizler yapması sağlık açısından önemlidir. Haftalık düzenli yürüyüşler, uzun olmayan egzersizler eklem sağlığı için oldukça faydalıdır. Herhangi bir eklem yaralanmaları oluştuğunda tedavisinin gecikmeden uygun bir şekilde yapılması ileri zamanda oluşabilecek hasarların önüne geçebilir.

Kireçlenme Tedavisinde Bitkisel Tedavi Uygulanabilir Mi?

Kireçlenme tedavisi için kullanılabilecek birçok bitkisel tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bitkisel tedaviler bazı hastalarda işe yaradığı ve ağrıların geçtiği gözlemlenmiştir. Evde hazırlanabilecek basit kürler ile kireçlenme hastalığının şikayetlerine engel olunabilir.

Kireçlenme Tedavisinde Alternatif Yöntemleri Kullanılıyor Mu?

Kireçlenme tedavisi için son zamanlarda yeni yaklaşımlar kullanılmaktadır. Bu tedavi yöntemi kireçlenme hastalığının ilerlemesini yavaşlatmakta ve cerrahi müdahale gerektirmeden tedavi imkanı sunmaktadır. Kireçlenme tedavisinde alternatif yöntem olarak eklem için enjeksiyonlar kullanılmaktadır.

Kireçlenme Tedavisinde Lazer Tedavisi Uygulanıyor Mu?

Kireçlenme tedavisi için lazer uygulaması kullanılmaktadır. Bel, boyun ve omurgada görülen kireçlenmeler için ultrason ve lazer cihazları ile o bölgedeki dokuların dolaşımı daha fazla arttırılır ve dokular bu yöntem ile beslenir. Bu yöntemde dokunun metabolizması artar ve kireçlenme azaltılabilir.

Kireçlenme Tedavisi İçin Evde Uygulanabilecek Yöntemler Nelerdir?

Kireçlenme tedavisi için evde bitkisel tarzda kürler hazırlanabilir. Bu yöntemlerin sağladığı fayda ise kişiye göre değişmektedir.

Merdiven İnip Çıkmak Diz Kireçlenmesine Neden Oluyor Mu?

Kireçlenme genel olarak yaşlı bireylerde görülse de gençlerde de ortaya çıkmaktadır. Dizlerde görülen kireçlenmenin sebebi eklemlerin bir süre sonra ağırlığı taşıyamamasıdır. Merdiven inip çıkarken dizlere binen yük vücut ağırlığının 4 ila 5 katı olmaktadır. Bu durum ise kireçlenme nedenleri arasında görülebilir.

Kök Hücre Yöntemiyle Kireçlenme Tedavi Edilebilir Mi?

Kök hücre tedavisi yeni kullanılmaya başlayan bir yöntemdir. Genellikle protez yöntemini kullanmak istemeyen hastaların tercih ettiği yöntemdir. Bu yöntem ile dizlerde görülen kireçlenme vakalarında etkili olduğu görülmüştür.

Kireçlenme Tedavi Edilmezse Sonuçları Ne Olur?

Kireçlenme hastalığının ilk evrelerinde sadece ağrılar duyulmaktadır. Tedavi edilmezse kireçlenme ilerleyerek hastanın eklemlerinde geri dönülemez hasarlar ortaya çıkar. Hasta bazı eklemlerini kullanamaz hale gelebilir. Bu sebep ile belirtilerin görülmesi halinde yardım alınarak tedavi edilmesi hastanın sağlığı için önemlidir.

Genç Yaşlarda Da Kireçlenme Görülür Mü?

Genel olarak 65 yaş ve üzeri hastalarda görülen kireçlenme hastalığı genç bireylerde de ortaya çıkabilir.

Kireçlenme Tedavisinde Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Kireçlenme tedavisi farmakolojik ve cerrahi yöntemlerle yürütülürken beslenme düzeni de kireçlenme tedavisini destekleyecek şekilde yeniden oluşturulur. Vücuda alınan yağ asitlerinin, aminoasitlerin ve diğer bazı maddelerin işlevsel olarak çalışabilmesi için bu düzenleme mecburidir. Kireçlenme hastaları, hastalığın seyrini yavaşlatmak ve yakınmaları azaltmak için:

  1. Taze sebze ve meyvelerin tüketimine ağırlık vermelidir.
  2. Yumurta ve süt ürünlerinin tüketimi artırılmalıdır.
  3. Hayvansal ve bitkisel kaynaklardan protein alımına ise ağırlık verilmelidir.

    Kireçlenme Tedavisi Fiyatları Neye Göre Değişir?

    Kireçlenme tedavisinde fiyatları belirleyen en temel unsur tedavi yöntemidir. Hayat tarzı değişiklikleri, ilaç tedavileri ve cerrahi uygulamalar bulunur. Kireçlenmenin boyutuna göre de bu yöntemlerden birisi seçilir. Tedavi süreci, kullanılan ekipmanlar ve yapılan tetkikler, hastanın durumu, tedavi sürecini takip eden hekim gibi unsurlar da fiyat üzerinde etkilidir. Cerrahiye doğru kayıldıkça fiyatlar artar. Yine de her hastanın durumu oldukça özel olduğu için mutlaka muayene olunmalı ve olunan kurumdan fiyat talep edilmelidir.

    Kireçlenme Tedavisi Sonrasında İyileşme Süreci Ne Kadardır?

    Kireçlenme tedavisinde iyileşmenin ne kadar süreceği, hastanın tedaviye hangi aşamada başladığı ile alakalıdır. Hiçbir kireçlenme tedavisi gerçekleşen doku hasarlarını geri çevirebilecek nitelikte değildir. Yani, erken evrede müdahale edilen kireçlenme sorununun tedaviden sonra iyileşme hızı çok yüksek; tam tersi durumda olanın ise yavaştır. Genel olarak ise bir – iki aylık süre sonunda fiziki kapasitenin büyük oranda kazanılacağını söylemek mümkündür.

    Kireçlenme Tedavisine Hangi Bölüm – Doktor Bakar?

    Belirli bir yaşın üzerinde olan insanlarda çok sık ortaya çıkan kireçlenme sorunu neredeyse tüm doktorlar tarafından teşhis edilebilir hale gelmiştir. İnsanlar aile hekimlerine ya da ortopedi bölümüne ilk başvurularını yaparlar. Sonrasında ise gerek ortopedi bölümü tarafından gerekse de romatoloji bölümü tarafından kireçlenme tedavisi yürütülür.