Kalp Ağrısı Tedavisi

Kalp Ağrısı Tedavisi
Kalp Ağrısı Tedavisi

 

Kalp ağrısı birçok sebepten dolayı görülmektedir. Göğüs ve kalp arasında görülen ağrıların ilk nedeni olarak kalp krizi akla gelse de ağrıların nedenleri farklı sağlık sorunlarına işaret edebilir. ABD’de yapılan araştırmalara göre göğüs ağrısı yaşayan kişilerin yaklaşık olarak %25’inde ağrıların kalp ile bir ilgisi olmadığı görülmüştür. Göğüs kısmında bulunan sinir sıkışmaları, akciğer hastalıkları, kaburga incinmeleri, kas problemleri ve yemek borusu sorunları da kalp bölgesinde ağrıya neden olur, ancak kalbe bağlı olmayan sorunlardır. Yaşanabilecek kalp ağrısı sorunlarının bazıları hayatı tehdit edebilir ve müdahaleye ihtiyaç duyulur. Bazı kalp ağrıları ise yapılacak basit tedavi yöntemleri ile kısa sürede iyileşme gösterir.

İnceleyen ve onaylayan: Prof. Dr. Murat Dikmengil, Uzm. Dr. Sevinç Bilgin

Kalp Ağrısı Tedavisi Hakkında

Kalp ve göğüs bölgesinde görülen ağrılar, kalp hastalıklarının en sık rastlanan ve en önemli olan belirtisidir. Kalp krizinin belirtisi olan ağrılar genellikle göğsün ön bölgesinde geniş bir alanda olup sol omuza ve boyna doğru yayılma gösterir ve künt vasıflıdır. Ağrı bir noktada ya da iğne batması şeklinde olan ağrılar değildir. Göğüs kısmında hissedilen ağrıların yaklaşık %90’ı kas ve iskelet sistemi ile alakalı olan ağrılardır. Göğüs kafesi ve çevresinde yaşanılan şiddetli ağrılar aort kapağı darlığı, aort yetersizliği, anemi, hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati, hipertansiyon, hipoksi yani dokularda oksijen azalması, kalp zarı iltihabı (perikardit), ana damarın yırtılması (aort diseksiyonu), reflü, yemek borusu spazmı ya da yırtılması, ülser, kardiyak psikoz ve depresyon gibi pek çok nedenden kaynaklı görülebilir.

Kalp Ağrısı Nedir?

Göğüste yaşanılan ağrılar için ilk akla gelen düşünce kalp krizi geçiriyor olma ihtimalidir. Kolda uyuşma ve ağrının daha çok sol tarafta yaşanması ile daha çok korkulur. Göğüs ağrısı kalp problemlerinin ilk görülen belirtisidir ancak birçok farklı sağlık sorunu göğüs ağrısına yol açabilir. Yapılan araştırmalar sonucunda göğüs ağrısı ile hastaneye başvuran hastaların büyük bir çoğunluğunun kalp ile bir sorunu olmadığı görülmüştür.

Kalp ağrısı herkeste farklı seyredebilir. Bazı hastalarda ağrılar zaman zaman görülürken, bazılarında ise şiddetli ağrılar şeklinde ortaya çıkar. Göğsün tam ortasında hissedilen güçlü bir ağrı göz ardı edilmemelidir. Yaşanılan kalp ağrısına baygınlık hissi, bulantı, soğuk terleme, kol ve omuzlarda uyuşma da eşlik ediyorsa durum ciddi olabilir. Bu tarz ağrılar genellikle kalp damar hastalığı gibi nedenler sonucunda oluşmaktadır. Daha çok ellili yaşlar sonrasında görülen göğüs ağrılarının büyük çoğunluğu kalp ile ilişkilidir. Ancak kalp zarı, göğüs sinirleri, akciğer zarı, kemik ve kaslarında oluşan sorunlarda ağrılara neden olabilmektedir. Mide, kalın bağırsak ve safra kesesinde görülen hastalıklar da göğüs ağrısına yol açabilir.

Kalp ağrıları daha çok egzersiz sonrasında ortaya çıkıyor ve uzun süreli olarak kendini gösteriyorsa mutlaka doktora gidilmesi gerekir. Ayrıca göğüs bölgesine dış çevreden gelen şiddetli darbeler sonucunda da kemiklerin zarar görmesi ile ağrılar yaşanabilir. Bunun sebebi ise magnezyum ve kalsiyum minerallerinin eksik olmasıdır. Kemiklerde hasar oluşması ile ağrı hissedilmektedir. Ağrıların nedenini tam olarak öğrenmek için detaylı muayene olmak gerekir.

Kalp Ağrısının Nedenleri Nelerdir?

Kalp ve göğüs ağrısına neden olan pek çok durum vardır. Kalp ağrısına neden olan sorunlardan bazıları ciddi hastalıklar iken bazıları da kişinin tercih ettiği yaşam tarzı sonucunda meydana gelir. Kalp ağrısına neden olan sağlık sorunun öğrenilmesi ile beraber uygun tedavi yöntemi uygulanır. Bunun için öncelikle detaylı muayeneye ve bazı tetkiklerin yapılmasına ihtiyaç vardır. Görülen kalp ağrısı sorununu göz ardı etmemek gerekir. Yaşın ilerlemesi ile kalp damar hastalıklarının görülme riski yüksektir ve kalp ağrılarının ihmal edilmesi durumunda tedavi için geç kalınabilir.

Hareketsiz Yaşam

Hareketsiz bir yaşam vücutta bazı hastalıkların oluşmasına yol açar. Aynı şekilde hareketsiz yaşam kalp hastalıklarının zemini sayılmaktadır. Aşırı kilo yani obezite günümüzün en büyük sorunları arasındadır. Beslenme tarzında ve alışkanlıklarda zaman içerisinde yaşanılan değişim, fiziksel aktivitenin çok az olması ve hareketsiz bir yaşamın etkisiyle obez olan kişilerin sayısı gittikçe artmaktadır. Hareketsiz yaşam tarzı, kalp damar hastalıklarına yol açtığı için gün içerisinde daha aktif olunmalıdır. Bu durum ise alışkanlık haline getirilmelidir. Günlük olarak en az 30 dakikalık yürüyüşler kalp hastalıkları riskini azaltır.

Sigara İçmek

Sigara içmek kalp hastalıklarına yol açan önemli bir risk faktörüdür. Özellikle erken yaşlarda sigaraya başlamak ve uzun yıllar boyunca sigara kullanmak kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına neden olmaktadır. Sigara kullanmış ama bırakmış kişilerde kalp krizi riskinin yıllar içerisinde azaldığı görülmüştür.

Kalp hastalıklarında kontrol edilebilen risk faktörleri ve kontrol edilemeyen risk faktörleri bulunmaktadır. Sigara kullanımı, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol ve genetik gibi risk faktörleri kalp hastalıklarını etkilemektedir. Temel risk faktörlerinin birçoğuna dikkat ederek önlem alınabilir. Sigara içmekte kontrol edilebilecek bir risk faktörüdür ve bırakarak kalp hastalıkları riski azaltılabilir.

Beslenme

Beslenme düzeni ve tüketilen yanlış besinler kalp hastalıklarına zemin hazırlamaktadır. Çok fazla yağlı ve hayvansal gıdalar tüketmek kalp hastalıklarına yol açabilir. Sağlıklı ve düzenli beslenme ile kalp hastalıkları riski de azaltılabilir. Mineral ve vitamin bakımından zengin, düşük kalorili gıdalar tüketmek gerekir. Lifli gıdaları arttırmakta sağlık açısından önemlidir.

Hangi Hastalıklar Kalp Ağrısına Neden Olur?

Kalp ve göğüs bölgesinde meydana gelen ağrılar herkesi tedirgin eder ve bu endişenin altında da haklılık payı bulunmaktadır. Göğsün sol tarafında ağrıların görülmesinin genel nedenleri arasında egzersizler ilk sırada bulunmaktadır. Antrenman yaparken ya da antrenman sonrasında kalp daha fazla oksijene ihtiyaç duyar ve bu bölgede ağrılar gözlemlenebilir. Bunun dışında kalp ağrısına neden olan pek çok faktör bulunur.

Astım Hastalığı

Astım hastalığı, hava yollarının daralmasına neden olarak nefes almayı güç bir hale getirir. Hastalık ataklar halinde gelir ve yaşam boyu devam eder. Dünya genelinde yaklaşık olarak 300 milyon astım hastası bulunmaktadır. Astım ataklarının kontrol altına alınabilmesi için hastalığı tetikleyen etkenlerden korunmak gerekir.

Ülke genelinde her 100 yetişkin bireyin 7’sinde, her 100 çocuğun 15’inde astım hastalığı görülmektedir. Astım, çevresel faktörlerin birleşik hareketleri sonucunda meydana gelir. Yaşam kalitesini oldukça düşüren astım hastalığının tetikleyici faktörlerinden uzak durarak ve ilaçları düzenli olarak kullanarak şikayetler kontrol altına alınabilir. Bu tarz önlemler alarak solunum yetmezliğine giden sürecin önüne geçilmiş olur.

10 yıldır yapılan bilimsel çalışmalara göre, kronik astım hastalarının %16’sının kalp hastalığına yakalandığı görülmüştür. Çalışma sonucunda kronik astım hastalığı da kalp sağlığını bozan risk faktörleri arasında değerlendirilmektedir. Astım hastası olan kişiler olmayanlara göre kalp hastalığına (kalp krizi, kalp durması, felç, göğüs ağrısı ve ölüm) yakalanma durumu %60 daha fazla olduğu görülmüştür.

Kalp Yetersizliği

Kalp yetersizliği, kalbin yeterli oranda kan pompalayamaması durumunda ortaya çıkar. Kalbin vücut için yeterli miktarda kan pompalayamaması kalp damarlarında oluşan darlık, çarpıntılar, kalp krizi ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunları ile ortaya çıkabilir. Tüm bu sağlık sorunlarının olmaması durumunda yani her şey normalken de aniden kalp adalesinde güçsüzlük görülebilir. Kalpte oluşan boşluklar giderek büyük ve kalp yetmezliği gelişir. Bu duruma kardiyomiyopati yani kalp yetersizliğine neden olan kalp kası bozukluğu adı verilir. Görülen bu hastalık daha çok geçirilmiş viral enfeksiyonlardan sonra ortaya çıkar.

Kalp yetersizliğinde görülebilecek belirtiler ise; kesik kesik nefes alma, çok çabuk yorulma, gece nefes darlığıyla uyanma, karın ve bacaklarda şişlik, çarpıntı, yüksek yastıkta uyuma ihtiyacı ve göğüste şiddetli ağrılardır.

Koroner Kalp Hastalıkları

Akut koroner sendrom olarak adlandırılan hastalıklar bütününde, kalp kası yeterli oranda kan ile sıkıştırır gibi bir basınç hissi vermektedir. Hastalığa bazı durumlarda çenede omuzlarda uyuşma ve ağrı eşlik eder. Koroner kalp hastalıkları yalnızca doktor tarafından yapılacak kan tahlili ve elektrokardiyogram (EKG) gibi tetkikler yardımıyla teşhis edilir. Özellikle hayvansal gıdaların içerisinde bulunan ve çok fazla miktarlarda tüketildiğinde damarların iç yüzeyine yapışan “kolesterol” adı verilen yağ türü, normalde esnek olan damarların esnekliğini azaltır ve damarların içerisinde birikerek damar boşluğunun tıkanmasına neden olur. Damarların içerisine biriken yağ ile sertleşme veya damarların tıkanması durumuna ateroskleroz adı verilmektedir. İlerleyen yaş ile damar yapısının bozulması, yüksek tansiyon ve sigara tüketimi gibi etmenler de ateroskleroz durumunu hızlandırır.

Ailede kalp hastası bulunması, erkek olmak, kan basıncının yüksek olması, kan kolesterolünün yüksek olması, fazla kilo, diyabet, sigara içmek ve alkol tüketmek koroner kalp hastalıklarına neden olan risk faktörleri arasındadır. Koroner kalp hastalığında göğüs ağrısı (sol omuz ve sol kola doğru yayılabilir), eforla gelen nefes darlığı, egzersiz kapasitesinin kısıtlanması, çabuk yorulma, senkop yani bayılma ve ani ölüm gibi bulgular görülebilmektedir.

Panik Atak

Hastaların genel olarak kriz olarak adlandırdığı nöbetlere panik atağı adı verilmektedir. Panik atağın temel özelliği, aniden ortaya çıkan ve belli bir zaman tekrarlayan, insanları dehşete düşüren bir yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir.

Panik ataklar beklenmedik bir anda başlar ve şiddeti gittikçe artar. 10 dakika içerisinde atağın şiddeti en yoğun düzey çıkar ve genel olarak 10-30 dakika (nadiren 1 saate kadar) devam ettikten sonra yine kendiliğinden geçer.

Panik atağın en önemli belirtisi göğüste oluşan ağrı ya da göğsün sıkışmasıdır. Görülebilecek diğer belirtiler; terleme, çarpıntı (kalbin kuvvetli ya da hızlı vurması), soluğun kesilmesi, nefesin daralması ya da boğulma hissi, baş dönmesi, sersemlik, düşecek ya da bayılacak gibi olmak, uyuşma, karıncalanma hissi, terleme, bulantı, karın ağrısı, sarsılma ya da titreme, üşüme ya da ateş basması, kontrolünü kaybetme, çıldırma korkusu ve ölüm korkusudur. Bu belirtilerden en az 4 tanesi ya da daha fazlası bulunması halinde panik atak durumundan bahsetmek mümkündür. 4 taneden daha az belirtinin görüldüğü durumlara kısıtlı panik atağı adı verilmektedir.

Oksijen Yetersizliği

Kalp sürekli olarak çalıştığı için vücutta bulunan diğer organların birçoğundan daha fazla oksijene ihtiyacı vardır. Kalbin sol karıncığından pompalanan oksijen tarafından zenginleşen kan, aort damara aktırılır ve kan tüm vücuda taşınır. Kalbin her vurumuyla aort damarına atılan kan, bir ağacın gövdesinden ayrılan dallar gibi gidere incelir ve tüm dokulara yayılır. Aorta ana damarının verdiği ilk dallar doğrudan kalbi besleyen damarlardır. Kalpte bulunan kaslara bu damarlar ve dalları kan götürmektedir. Kalbi besleyen damarlara ve dallara koroner yani taç damarları veya koroner arterleri (atar damarları) adı verilmektedir. Bu damarların bazı sebeplerden dolayı daralıp içlerinden yeterli miktarda kanın akmayacağı duruma gelmesine ise koroner damar hastalığı denilmektedir.

Kalp damarlarının ya da dallarından herhangi birinin tıkanması, yeteri kadar kan ve oksijen ulaştırılamadığı için tıkanan dalın beslediği kalp kasının ağrı çekmesine ve son olarak zayıflayarak ölmesine neden olur. Bu duruma kalp krizi ya da infarktüs denir. Tıkanan damarın büyüklüğüne ve oksijensiz kalıp ölen alanın genişliğine bağlı olarak kalp o kadar ağır yaralanır.

Kardiyomiyopati

Kalp yetmezliği ve kalp kası bozukluğu sonucunda kardiyomiyopati sağlık sorunu meydana gelmektedir. Kalp kasının kasılma gücünde olan azalma ile birlikte görülen kardiyomiyopati, çeşitli sorunlar sonucunda ortaya çıkabilir. Yapılan araştırmalara göre kardiyomiyopatilerin büyük bir çoğunluğunun 2 yaş altında başladığı görülmüştür. Kardiyomiyopati genel olarak farklı kalp hastalıklarını nitelendiren genel bir terimdir. Kalp kasının zarar görmesi sonucunda kalbin işleyişinde meydana gelen bazı sorunlar kardiyomiyopatinin başlıca nedenleri arasındadır.

Kalbin kanı pompalaması sırasında ortaya çıkan sorunlar ile kan kalpte hareketsiz kalarak kanın pıhtılaşma olasılığını büyük oranda artırır. Kan pıhtılaşma sorununu yanı sıra emboli riskinde de artış görülebilir. Çeşitli sebeplere bağlı olarak oluşan kardiyomiyopati, çoğunlukla damar tıkanıklığı nedeniyle kalp kasında ortaya çıkan güç kaybı ile olabileceği gibi damar tıkanıklığı olmadan kalp kasında meydana gelen güçsüzleşme sonucunda da oluşabilir. Diyabet, bazı zehirlenmeler, kalp damarının tıkanmasına bağlı oluşan kalp krizi, bazı iltihabi hastalıklar, hipertansiyon, ritim bozukluğu, kokain kullanımı, sağlıksız ve düzensiz beslenme, alkol ve sigara kullanımı gibi faktörler kardiyomiyopati hastalığının nedenleri arasındadır.

Kardiyomiyopati hastalığında göğüs ağrısı, halsizlik, nefes darlığı, çabuk yorulma, bacaklarda görülen şişkinlik yani ödem, çarpıntı ve bayılma gibi belirtiler görülmektedir.

Kalp Ağrısı Tedavi Türleri

Kalp ağrısı çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıktığı için birçok farklı tedavi türü bulunmaktadır. Kalp ağrısı şikayeti olanların öncelikle detaylı bir muayeneye ihtiyacı vardır. Hastalığın teşhis edilmesi ile hastaya uygun olan tedavi yöntemi uygulanır.

İlaç Tedavisi

Kalp ağrısına neden olan durumlar oldukça çeşitlidir. Bu sağlık sorununa neden olan durumun teşhis edilmesi ile hastaya ilaç tedavisi uygulayabilirler. Durumun ilaç ile düzelmemesi halinde diğer bir tedavi seçeneği olan cerrahi operasyon yoluna gidilir.

Cerrahi Tedavi

Kalp ağrısına neden olan hastalıkların yelpazesi oldukça geniştir ve bu sebeple hastalığa uygun olarak cerrahi tedavi yöntemi uygulanır. Kalpte görülen delikler akciğerlere olması gerekenden fazla kan gitmesine neden olur. Akciğere gelen fazla kan ise organın yapısını bozar ve gerginleşmesine yol açar. Zaman içerisinde pulmoner hipertansiyon ve sağ kalp yetersizliği de görülebilir. Kalp delikleri kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiler ve yaşamını tehdit eder. Bacak toplardamar sisteminde oluşabilecek kan pıhtıları, buradaki delikten geçerek beyne gidebilir ve beyin damarlarını tıkayarak felce neden olabilir. Bu kalp hastalığı için ameliyatsız kapama yöntemi uygulanabilir ve genel anestezi kullanmaya gerek kalmaz. Kasık toplardamarından iğre yardımı ile bir yol oluşturulur ve bu yol aracılığıyla birbirine ortadan bağlı olan iki disk gibi olan kapama cihazların yerleşmesiyle delik kolaylıkla kapatılır. Bu yöntemin uygulanacak olması halinde hastaya, kapama cihazlarının yapıldığı maddeye karşı alerjisi olup olmadığı sorulur. Bu cerrahi tedavi yöntemi yaklaşık olarak 30-180 dakika arasında sürmektedir. İşlem sırasında hasta yarım saat kadar uyutulabilir. Bu işlem genel anestezi değildir. Burada uyutma yöntemine derin sedasyon ya da derin uyku adı verilir. İşlemin bitmesi ile hasta hemen uyandırılır.

Kalp sıkışması probleminde, kalbe giden kan akışı zayıflayarak göğüs ağrılarına neden olur. Kalp sıkışması için anjiyoplasti adı verilen minimal invaziv bir stabil anjina tedavisi uygulanır. Bu işlem sırasında cerrah, atardamarın içerisine küçük bir balon yerleştirir. Arteri genişletmek için balon şişirilir ve sonrasında o kısma bir stent (küçük tel örgü bobini) sokulur. Damarın açık tutulması için stent artere kalıcı olarak sabitlenir. Göğüs ağrılarını önlemek için tıkalı olan arterlerin cerrahi işlemden geçmesi gerekebilir. Açık kalp ameliyatı, koroner arter bypass grefti için kullanılabilir. Bu ameliyat koroner kalp hastası olan kişiler için uygulanabilir.

Kalp kası hastalığı adı verilen kardiyomiyopatinin tedavisi türüne göre farklılık göstermektedir. Sadece bir tedavi yöntemi bulunmayan kardiyomiyopatinin evresi, seyri ve türüne göre farklı tedaviler uygulanır. Damarların tıkanıklığı söz konusu olduğunda balon yöntemi ya da bypass ameliyatı yapılabilir. Kalınlaşmanın sebep olduğu bazı tıkanıklarda ise ilaç tedavisi uygulanarak kasın gevşemesi ve tıkanıklığın azalması amaçlanmaktadır. Uygulanabilecek bir başka tedavi yöntemi ise kalp pili takılmasıdır. Hastaya takılacak olan kalp pili ile ritim bozukluğu önlenebilir ve kalbin vuruş yönü değiştirilebilir. Böylece kalınlaşmaya bağlı olan tıkanıklık en aza indirilmiş olur. Bir başka kalp pili uygulaması ise 3 odacığa yerleştirilen kalp pili yöntemidir. Bu yöntem daha çok kalp yetmezliğinin tedavisinde uygulanmaktadır.

Kalbi besleyen atardamarlarda görülebilecek ani bir tıkanma ile kalp kası yeteri kadar oksijen alamaz ve kalp dokusunda hasarlar meydana gelir. Kalbe kan akışı bakımından sorumlu olan atardamarların duvarlarında kolesterol ve yağ gibi maddeler birikerek plak adı verilen yapılar oluşturur. Oluşan bu plaklar zaman içerisinde çoğalır ve kalp damarlarını daraltır. Damarların üzerlerinde de çatlak oluşumları görülebilir. Bu çatlaklar sonucu oluşan pıhtılar damarları tıkayarak kalp krizine sebep olur. Kalp krizi acil bir durum olduğu için belirtilerin ortaya çıkması halinde mutlaka hastaneye başvurulmalıdır. Kalp krizi ile gerçekleşen ölümlerin büyük bir çoğunluğu krizin başlamasından sonra geçen birkaç saat içerisinde gerçekleşir. Bu sebeple hastaya doğru tanının konulabilmesi ve doğru müdahale edilebilmesi hayati önem taşır. Doktorun gerekli görmesi halinde hastanın damarlarını kontrol edebilmek için anjiyo yapılabilir. Anjiyo sonrasında ise ilaç tedavisi ya da cerrahi tedavi uygulanabilir.

Romatizmal kalp hastalığı, romatizmal ateş nedeniyle meydana gelebilen kısa süreli (akut) ya da uzun süreli (kronik) olan kalp hastalıkları grubunu tanımlamaktadır. Romatizmal ateşin sık karşılaşılan sonucu kalp kapak hastalıklarıdır. Romatizmal ateş sonrasında oluşabilen hastalıkların erken teşhis edilmesi kalp romatizmasında oldukça büyük önem taşır. Hastalığın kısa süreli (akut) olması halinde antibiyotik ve iltihabı gideren (aspirin, nonsteroid antienflamatuarlar, kortizon) ilaçlar verilebilir. Uzun süren yani kronik olan kapak hastalığında kişinin ameliyat olması gereklidir.

Kalp Ağrısı Tedavi Öncesi

Kalp ağrısı tedavi öncesinde hastanın detaylı bir muayeneye ihtiyacı vardır. Hastalığın teşhisi konulduktan sonra hastaya uygun olan tedavi yöntemi uygulanır. Kalp ağrısı şikayetlerinin büyük bir çoğunluğu kalp ile ilgisi olmayan sağlık durumlarından dolayı kaynaklansada dikkate alınması gereken bir durumdur. Şikayetlerin görülmesi halinde uzman bir doktora danışmak gerekir.

Muayene

Kalp ve göğüs bölgesinde yaşanılan ağrılar bazı hastalıkların habercisi olabilir. Ayrıca kalp, bu sağlık sorunlarının dışında bazı rahatsızlıklar sebebiyle de ağrıyabilir. Kalp sık sık ağrıyorsa altında yatan durumu öğrenmek için mutlaka muayene olunmalıdır. Doktor doğru bir teşhis konulabilmesi için hastaya bazı sorular yöneltir. Ağrıların hangi sıklıkla tekrarladığı, ağrıların şiddetini ve ne tür bir ağrı hissedildiğini (bıçak gibi, donuk, aralıklı, ve sürekli gibi) sorar. Fiziki muayene dışında hastanın durumuna bağlı olarak bazı test ve tetkiklerde yapılabilir.

Tetkikler

Kalp ağrısına neden olan sorunun teşhisi için bazı tetkikler yapılmaktadır. Yapılacak olan detaylı değerlendirme ile altta yatan sorun teşhis edilir ve gerekli tedavi yöntemi uygulanır.

EKO

Ekokardiyografi (EKO) adı verilen tetkikte ultrasondan yani ses ötesi dalgalardan yararlanılır. Bu dalgalar insan kulağının duyma sınırlarının ötesindedir. Ses dalgaları, duyarlı bir alet yardımı ile kalbe gönderilir. Gönderilen ses dalgaları kalp duvarlarından, kaslarından ve kapakçıklardan alete geri gelir. Her doku ses dalgalarını farklı bir şekilde yansıtır. Bu şekilde kalpten geri gelen ses dalgaları bilgisayar aracılığıyla resme çevrilir. Eko ile kalp hakkında önemli detaylar öğrenilebilir. Yapılacak olan bu tetkikin herhangi bir zararı yoktur ve hızlıdır. Ayrıca koroner kalp damarları hakkında bilgi almak için ilaçla yapılan stres eko tetkiki uygulanabilir.

EKG

EKG yani elektrokardiyogram yöntemi ile olması muhtemel kalp hastalıklarının teşhisi konulabilir. EKG yönteminde elektrotlar yardımıyla grafiksel sonuçlar çıkarılır. Kalp ve damar hastalıkları ve kronik kalp yetmezliği gibi birçok hastalığın teşhisi için bu yöntem kullanılabilir.

Kan Testleri

Kalp hastalıklarının öğrenilmesine dair yapılabilecek bir başka test ise kan tahlilleridir. Troponin adi verilen protein kalp kasına özgüdür. Kalp kasının hasar görmesi veya kalp hücresinin ölmesi halinde kastan kana karışır. Özellikle kalp krizinin teşhis edilmesinde sıkça kullanılır. Troponin kan tahlilleri yardımıyla ölçülebilmektedir.

Göğüs Röntgenleri

Göğüs filmi olarak da bilinen göğüs röntgeni akciğer, kalp ve çene kemiklerinin filmini çekmek için kullanılır. Göğüs röntgeni çekilirken az miktarda radyasyon kullanılmaktadır. Göğüsün yapısına bakmak için (kalp, akciğerler ve kemikler), kardiyak ve akciğer hastalıkları teşhis etmek için doktor göğüs röntgeni tetkikini uygular.

Koroner Anjiyografi

Koroner anjiyografi tanı konulması için kullanılan bir yöntemdir. Koroner anjiyografi yöntemi, kalp damarları içerisine (koroner arter) verilen özel bir ilaç yardımı ile röntgen ışınları kullanılan ve görüntülerinin alınması işlemidir. Bu işlem için hastanın uyutulmasına gerek yoktur.

Bilgisayarlı Tomografi Anjiyografi

Bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografi, kan damarlarının değerlendirilmesinde yardımcı olan bir tetkiktir. BT anjiyografi ile kalp, beyin ve boyun damarları ile göğüs kafesinin içerisinde bulunan büyük damarlar, kalp damarları, bacak ve kol damarları görüntülenebilir. Bu yöntem yardımıyla damar daralması, tıkanıklığı ve balonlaşması gibi birçok damar hastalığına kolay bir şekilde tanı konulabilir.

Kalp Ağrısı Tedavi Sonrası

Yapılan muayene ve tetkikler sonrasında hastalığın net bir teşhisi konulur. Hastalığın teşhis edilmesi ile hastaya en uygun tedavi yöntemi uygulanır. Tüm bu tedavi süreci sonrasında hastanın dikkat etmesi gereken ve uyulması gereken konular vardır. Doktorun tavsiyelerine uymak iyileşme sürecinde önemlidir.

Beslenme ve Egzersiz

Hayvansal gıdaların çok fazla tüketilmesi ve aşırı yağlı besinler tüketmek kalp hastalıklarına sebep olmaktadır. Bu nedenle bu tarz besinlerden mümkün olduğunca uzak durmak gerekir. Sağlıklı ve düzenli bir beslenme ile kalp hastalıklarının önüne geçilebilir. Ayrıca hareketsiz bir yaşam da kalp hastalıklarına yol açan bir faktördür. Günlük kısa yürüyüşler ve bedeni çok fazla yormayan egzersizler yapılarak sağlıklı bir yaşam sağlanabilir.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Sağlığı olumsuz olarak etkileyen faktörler yaşamdan çıkarıldığında daha sağlıklı ve rahat bir yaşam sürülebilir. Bu olumsuz faktörlerin en başında sigara ve alkol gelmektedir. Sigara ve alkol tüm vücudu etkiler ve hastalıkların başlıca nedeni olarak görülür. Haftanın 5 günü yapılacak egzersizler ve düzenli beslenme de sağlık için yapılabilecek önemli bir değişikliktir.

Sık Sorulan Sorular

Kalp Kontrolleri Ne Sıklıkla Ne Yapılmalıdır?

Kalp ağrısına sebep olan hastalığın durumuna bağlı olarak doktor kontrollerinin sıklığı değişebilir. Kalp kontrollerinin planı doktor tarafından yapılacaktır.

Çocuklarda Kalp Hastalıkları Görülür Mü?

Çocuklarda kalp hastalıkları görülmektedir. En sık görülen doğuştan kalp rahatsızlığı ise kapakçık ya da kulakçık arasının delik olmasıdır. Sonradan oluşabilecek kalp rahatsızlıklarının en fazla görüleni ise akut romatizmal ateş hastalığıdır. Çocuklarda oluşan kalp rahatsızlıklarında görülebilecek belirtiler; sık nefes alma, ağlarken morarma, emerken terleme, hızlı yorulma ve gelişim geriliğidir.

Mevsim Koşulları Kalp Sağlığını Etkiler Mi?

Mevsim koşulları kalp sağlığını olumsuz olarak etkilemektedir. İlkbaharın gelişine hazırlanırken soğuk seyreden havalar sağlığa ve kalbe karşı birtakım kötü etkiler yaratır. Mevsim geçişlerinde görülen bir serin, bir ılık havalar kalp sağlığını etkiler ve özellikle soğuk havalar büyük risk yaratır. Soğuk havalarda kalp ve dolaşım sistemi daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyar. Bu durum ise kalbin fazla yorulmasına neden olur.

Sessiz Kalp Hastalığı Nedir?

Sessiz kalp hastalıkları, hiçbir belirti vermeden ortaya çıkar ve ani ölümlere neden olabilir. Göğüs ağrısı, sol kol, sol omuz, sırt ve göğüste hissedilen baskı, çarpıntı, ani başlayan nefes darlığı ve aşırı terleme gibi şikayetler kalp krizinin en belirgin belirtileridir. Fakat tüm bu şikayetler görülmeksizin de kalp krizi geçirilmektedir. Bu sebeple düzenli kalp kontrollerinin yapılması gereklidir. Sessiz kalp hastalıkları belirti vermez ve kalp vücuda kan pompaladığı sürece yaşam devam eder. Ancak kalpte birtakım sıkıntılar görülebilir ve vücutta bazı semptomlar meydana gelir.

İnsan Hayatında Kalp Hastalığı İçin En Riskli Dönem Ne Zamandır?

İnsan hayatında kalp hastalığı için en riskli dönem 70 yaş ve üstü olan dönemdir. Ayrıca diyabet ve kronik böbrek hastalıklarının bulunması da bu durumu tetiklemektedir.

Sebepsiz Yorgunluk Kalp Hastalığı Belirtisi Olabilir Mi?

Aniden ortaya çıkan sebepsiz yorgunluk kalp hastalığı belirtisi olabilir. Sebepsiz yorgunluk, sessiz kalp hastalığında görülebilecek bir durumdur. Bu tarz belirtiler göz ardı edilmemelidir.

Yüksek Tansiyon Kalp Hastalıklarına Neden Olur Mu?

Yüksek tansiyon kalp hastalıklarını tetikleyen bir faktördür ve kalbin iş yükünü artırarak atardamarlara zarar verir. Zamanla kalp, böbrek, göz ve beyne kan taşıyan atardamarlar hasar alır. Yüksek tansiyon felç, kalp krizi ve böbrek yetersizliğin başlıca nedenidir.

Kalp Hastalıkları Daha Çok Kimlerde Görülür?

Kalp hastalıkları daha çok gençlerde görülmektedir. Ayrıca kalp hastalıkları yaşın ilerlemesi ile ortaya çıkabileceği gibi doğuştan da gelebilen kalp rahatsızlıkları bulunmaktadır.

Kalp Ağrısı Kalp Krizi Belirtisi Midir?

Kalp ağrısı kalp krizi belirtisi olabilir. Sol kol ve göğsün sol tarafına doğru yayılan ağrı ile kendini gösteren kalp krizi önemli bir durumdur. Bu tarz ağrıların yaşanması halinde kontrol amaçlı hastaneye gidilmelidir.

Kalp Ağrısı Nerede Hissedilir?

Kalpte ağrı olmasına sebep olabilecek çeşitli faktörler bulunur. Yaş, psikolojik durum, damar sağlığı ve kalp sağlığı başlıca ağrı faktörleri olmakla beraber ağrı da sorunun ortaya çıktığı bölgeye göre hissedilir. Genelde göğsün tam ortasından başlayan ve etrafa doğru azalarak ilerleyen bir ağrı varken bazen bunun tam tersi bir durum söz konusudur. Sanıldığının aksine kalp ağrısı göğüs tam sol yanında hissedilmez.

Kalp Ağrısı Tedavisinde Hangi Besinler İyi Gelir?

Kalp ve damar sağlığı ile besinler; doğal olarak da besinler ile ağrı arasında derin bir bağlantı bulunmaktadır. Kalp ağrılarından şikayetçi olmak istemeyenler beslenme alışkanlıklarını değiştirmeli ve önleyici şekilde beslenmelidir. Kalp ağrısını önlemek ve var ise tedaviye yardımcı olmak için şu besinler tüketilmelidir:

  1. Doymamış yağ içeren besinler,
  2. Az yağlı besinler,
  3. Taze sebze ve meyveler,
  4. Deniz ürünleri, süt ürünleri.

    Psikolojik Kalp Ağrısı Tedavisi Olur Mu?

    Kalp ağrısını ortaya çıkaran; kalbin ve damarların sağlığını bozan faktörlerin aşında stres gelmektedir. Stres ile mücadele etmenin yolu da psikolojik tedavilerdir. Psikolojik sorunun ortadan kaldırılmasıyla beraber dolaylı yoldan da olsa kalp ağrısı da tedavi edilir. Yani evet, psikolojik kalp ağrısının da tedavisi bulunmaktadır.