Halsizlik Tedavisi

Halsizlik Tedavisi
Halsizlik Tedavisi

 

Halsizlik tedavisi, halsizliğin bir haftayı aşması veya kronikleşmesi halinde uygulanan; halsizliğin ortaya çıkış sebebine göre yöntemi değişebilen oldukça kompleks bir süreçtir. Tedavinin kompleks olmasının altında yatan sebep, tedavinin uygulanması için ortaya çıkması gereken halsizlik durumunun oldukça kompleks olabilmesinden dolayıdır. Toplumun büyük kesiminde gayet basit sebeplerden ortaya çıkan halsizlik hali bazı durumlarda tahmin edilemez durumların, hastalıkların ve sendromların belirtisi olarak kendini gösterir. Halsizliği ortaya çıkaran faktörün tedavi edilme şekline göre halsizliğin tedavisi de değişir ve şekillenir.

Vücudun tamamında hissedilen bitkinlik durumuna halsizlik adı verilir. Ortaya çıkan bitkinliğin hissedilen kısmı yorgunluktur. Halsizlikle beraber gelen yorgunluk vücudun tamamını şiddetli bir şekilde etkisi altına alır. Genelde ilk bakışta sebebi anlaşılamasa da fiziksel kaynaklı veya psikolojik kaynaklı olabilir. Nadiren de olsa iki faktörün birbirini tetiklemesiyle hem psikolojik hem de fiziksel kaynaklı olarak gözlenebilir ki bu vakalar halsizliğin yoğun yaşandığı ağır vakalardır.

Psikolojik halsizlik halinin temeli sosyal çevrede, sosyal ilişkilerde, iş yaşamında ve şehir yaşamındadır. En ufak psikolojik çöküntü bile beraberinde depresyonla birlikte halsizliği getirir. Fiziksel olarak herhangi bir yetersizlik durumu olmasa da psikolojik halsizliğe bağlı fiziksel yorgunlukla da karşılaşılır. Kaslar ve dokular enerji harcamamış olmalarına rağmen enerjileri kalmamıştır. Psikolojik halsizlik durumunun en net belirtisi ise kişinin hareket isteğini tamamen ortadan kaldırmasıdır. Kişi ne işi ne okulu ne de herhangi başka bir görevi için kımıldamak dahi istemez, üşenir. Üşengeçlik hali genellikle psikolojik halsizliğe yorulur.

Fiziksel halsizliğin temelinde ise kasların ve dokuların aşırı yorulması gelir. Çoğu zaman, fiziksel yorgunluğun sebebi bir mecburiyet ise psikolojik yorgunluk ile birleşir. Yani fiziksel yorgunluğa, halsizliğe sebep olan fiziksel durum sevilerek yapılan bir şey ise kişinin halsizliği uyuyana kadardır. Fiziksel yorgunluğu ortaya çıkaran durum sevilmeyen bir işin icrasından dolayı ise uyku bile halsizliği ortadan kaldırmaz. Ayrıca çeşitli hastalıkların ve sendromların yarattığı halsizlik durumu da fiziksel olmakla beraber hoşnut olunan bir durum olmadığından dolayı psikolojik halsizlik ile birleşmekte ve kişiyi daha derinden etkilemektedir. Fiziksel yorgunluğun en net belirtisi vücudun tamamında görülen yoğun ağrılardır. Bu yoğun ağrılar kas dokularında ve eklem noktalarında daha da şiddetli hissedilir. Harekete geçmek ağrıların şiddeti üzerinde olumsuz etki yaparak katlanmasına sebep olur.

Halsizlik eğer derin psikolojik sorunlardan kaynaklanmıyorsa doğrudan hayatı tehlikeye atan bir durum oluşturmaz. Hayat konforunu bozucu ve günlük rutini değiştirici etkiler yapar. Kişi alıştığı gibi yaşayamaz. Bunun sebebi de doğrudan doğruya halsizliğin yol açtığı kararsızlık, harekete geçmede yetersizlik gibi durumlardır.

İnceleyen ve onaylayan: Uzm. Dr. Mehmet Karahan

Halsizlik Tedavisi Hakkında

Kaynağını hem psikolojik hem de fiziksel kaynaklardan alan bir durumun sebeplerinin kestirilmesi büyük uzmanlık gerektirir. Günümüzde halsizliği ortaya çıkaran sebeplerin büyük bir kısmı kolayca anlaşılabiliyor olsa da birçok sebep hala gizemini korumaktadır. Bu sebeplerin klinik olarak tespiti mümkündür ancak hangi durumda halsizlik gibi oldukça olumsuz ve konfor bozucu bir duruma sebep oldukları bilinmemektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde halsizliğin sınırlarını çizmek oldukça zordur.

Bir hastalığın, bir sendromun veya spesifik bir durumun sınırlarının çizilmesi, onun tedavisinin çok kolay yapılabilmesini sağlar. Tedavi süreci kolay olmasa bile doğru yöntemlerin bilinmesi başarı yolunda kazanılabilecek en büyük artıdır. Halsizliği ortaya çıkaran sebepler arasında ufak bir solunum yolu enfeksiyonu yer alabileceği gibi oldukça kompleks ve tedavisi zor hastalıklardan sayılan kanser de yer alabilir. Halsizliği ortadan kaldırmak için birisinde dinlenmek yeterli iken diğerinde oldukça ağır tedavilerin uygulanması gerekmektedir. Uygulanan tedavi esasen kanseri ya da solunum yolu enfeksiyonu gidermek için yapılsa da ikincil amacı halsizliği ortadan kaldırmaktır. Halsizliğin varlığı durumu sadece hayat konforunu bozmakla kalmaz aynı zamanda mevcut olan ve halsizliği ortaya çıkaran hastalığın şiddetinin de artmasını sağlar. Yani tedavi esnasında ikincil amaç olarak görülen halsizlik tedavisi oldukça önemli bir amaçtır. İçinde bulunduğumuz çağın baskıcı durumlarının fazlalığı her insanın psikolojik veya fiziksel sebeplerle halsizlik yaşamasına sebep olur. İki ya da üç günlük halsizlik durumları herkes için oldukça normaldir. Bir haftaya kadar her türlü halsizlik durumu göz ardı edilebilir. İlk günden itibaren sürekli şiddetini artıran ve bir haftadan uzun süren her türlü yorgunluk, halsizlik ve bitkinlik için mutlaka doktora başvurulması; ardında yatan sebebin tam olarak bulunması gerekmektedir. Sınırları belli olmayan bir durumu yani halsizliği saptamak da oldukça zordur. Yapılacak fiziksel ve psikolojik muayeneler sonrasında sebep kestirilemezse eleme yönteme dayanılarak çeşitli klinik testlerin uygulamasına geçilmekte; buradan alınacak sonuçlara göre de tedavi icra edilmektedir.

Halsizlik Nedir

Halsizlik her türlü ruhsal veya fiziksel azalış, çöküş durumunu tanımlayan geniş bir ifadedir. Yalnızca birkaç saat süren basit bir yorgunluk hissiyatı da halsizlik olarak tanımlanabilmektedir. Halsizliğin ortaya çıkış sebebi, ortaya çıktığı zamanlar, hangi şiddette hissedildiği ve ne kadar sürdüğü muammadır ve kişiden kişiye göre değişmektedir. Bu değişim durumundan ötürü de her halsizlik vakası oldukça özeldir.

Halsizlik en basit tanımıyla yorgunluktur diyebiliriz. İster psikolojik kaynaklardan ister fiziksel kaynaklardan ortaya çıksın en nihayetinde hissedilen temel şey yorgun olma halidir. Bu yorgunluğun şiddeti yine halsizlik gibi birçok faktöre bağlı olduğundan dolayı, şiddete göre bir ayrım yapmak güçtür. Genel bir yorgunluk hali içinde bulunan, sosyal hayatına ve çevresine karşı anormal bir ilgisizlik hali yaşayan, karar vermekte ve seçim yapmakta güçlük çeken, uyumak ile uyanmak arasında kalan her bireyin bir çeşit halsizlik durumu içerisinde olduğunu söylemek mümkündür.

Uyku ile halsizlik hali içerisinde derin bir ilişki bulunur. Uyuma saatleri içerisinde halsizliği ve yorgunluğu ortaya çıkarabilecek durumların giderilmesi gerekirken, halsizlik yaşayan kişilerde ya uyuma ya da uyanma sorunları mevcuttur. Yani kişi çok uyuduğunda da az uyuduğunda da halsizliğe yakalanabilmektedir. Bu durum bizi çok kritik bir yere, uykunun kalitesine götürmektedir. Yapılan çalışmalara göre derin bir halsizlik hali içerisinde bulunan kişilerin uyku kalitesi çok düşüktür. Yani halsizliğin temel sebebinin uyku hali sırasında yaşanan sıkıntılar olduğunu söylemek mümkündür. Bu durumun dışında hücre fonksiyonlarında meydana gelen sıkıntılar ve bazı hastalık ile sendromlar da halsizlik durumunu ortaya çıkarmaktadır.

Genel olarak halsizlik sosyal yaşamda ve özel hayatta sıkıntılar yaratır. Uzun süreli ve tedavi edilmeyen halsizlik durumlarında kişinin sosyal hayatı bitme noktasına gelir. Arkadaş çevresinden dışlanır ve iş hayatında başarısız olmaya başlar. Bu açıdan oldukça tehlikelidir ve depresyon gibi ciddi sonuçlar doğurabilecek durumların ortaya çıkmasına sebep olur. Uzun süreli halsizlikle mücadele edenlerde depresyon gelişme ihtimali yüzde yüze yakındır.

Halsizliğe Sebep Olan Durumlar

Halsizliğe, genel yorgunluk haline veya daha çok zikredilen adıyla bitkinliğe sebep olan durumlar saymakla bitmez. Herhangi bir yaş, herhangi bir cinsiyet veya herhangi bir coğrafyadaki her insan halsizliğin hedefi olabilir. Her insanın yılda iki – üç günü halsizlik hali içinde geçmektedir ve bu durum otoriteler tarafından normal olarak sınıflandırılmaktadır. Bir haftaya kadar olan her türlü halsizlik durumu normal karşılanabilir düzeydedir. Ayrıca bu normal karşılanma süresi içerisinde halsizliğin şiddeti önemsizdir. Bu süre genelde genel bir boşalma hali olarak adlandırılmakta, kişinin negatif enerjisinin vücudu ele geçirdiği zamanlar olarak görülmektedir. Bir haftadan sonra sürekli artan bir ivme ile devam eden halsizlik durumu ise incelenmelidir. Genel yorgunluk halinin yani halsizliğin arkasında daha önemli ve tedavi edilmesi gereken bir faktör bulunduğu durumlarda halsizlik durumu da hastalığın veya sendromun durumuna göre seyir göstermekte; hastalık şiddetlenince şiddetlenmekte, hastalık hafifleyince hafiflemektedir.

Hastalığın fiziksel bazı deformasyonlardan dolayı kaynaklanmadığı her türlü durum psikolojik sebep sayılır. Örneğin iş yaşamında kişinin yaşadığı baskıdan dolayı psikolojik sorunlar yaşaması ve sonrasında genel bir yorgunluk haline bürünmesi hastalığın psikolojik sebeplerindendir. Aynı şekilde şehir yaşamı, bunalma hali, ikili ilişkilerde yaşanan sıkıntılar, sosyal yaşamda ortaya çıkan sorunlar da bu genel yorgunluk halini tetikleyebilecek durumlardır. Psikolojik kaynaklı olarak gelişen halsizlik durumu, kendisini ortaya çıkaran faktör ortadan kalktığında kaybolur. Nadiren fiziksel halsizlik ile birleşir ve daha yoğun hissedilir.

Hormon seviyeleri halsizliğin oluşumunda büyük rol oynar. Serotonin eksikliği genel yorgunluk halinin başlıca sebepleri arasında yer almasına rağmen çözümü oldukça kolay olduğundan dolayı uzun süreli sorunlar ortaya çıkarmaz. Ayrıca menopoza giren kadınlarda da genel yorgunluk hali ile sıkça karşılaşılır. Bunlar tamamen vücudun hormon dengesinin bozulması ile alakalıdır ve oldukça kolay tedavi edilmektedirler.

Enzim, Vitamin ve Mineral Eksiklikleri

Enzimler, mineraller ve vitaminler vücudun dengeli olarak çalışmasını sağlayan temel unsurlardır. Her birinin vücudun farklı bölgelerinde çeşitli görevleri olmakla beraber hepsinin birleştiği tek nokta hücre faaliyetlerinin düzenlenmesidir. Bilindiği üzere hücreler vücudun en küçük bölümleridir ve birçok görevi yerine getirirler. Karaciğer hücreleri birleşerek bildiğimiz karaciğer fonksiyonlarını; böbrek hücreleri de birleşerek böbrek fonksiyonlarını yerine getirirler. Tüm bu süreç dahilinde de enerji üretimi ve tüketimi söz konusudur. Vücuda giren çeşitli maddelerin enerjiye dönüştürülmesi ve sonrasında kullanılması süreci hücreler tarafından yerine getirilir. Bu sürecin düzgün kimyasal reaksiyonlar şeklinde ilerleyebilmesi için enzimlere, vitaminlere ve minerallere ihtiyaç vardır. Üçünün dengede olması halinde eğer başka bir problem yok ise vücudun enerji üretimi ve tüketimi olması gerektiği gibi olmaktadır.

Hücrelerin de vücudun her parçası gibi hayat çizgileri bulunur. Başka bir hücrenin bölünmesi ile oluşan hücre zaman içerisinde yaşlanır, bölünür ve ölür. Bu sürecin sağlıklı şekilde işleyebilmesi için de koenzim q10 adı verilen bir enzimin yeteri kadar bulunması gerekir. Her hücrenin doğalında bu enzimler bulunsa da eksikliği ortaya çıkaracak bazı durumların gelişmesi halinde bazı hücrelerde bu enzimler gelişmemektedir. Enerji üretimi için gereken kimyasal reaksiyonların hızının ayarlanmasından da bu enzim sorumludur. Gerektiği kadar enerjiyi gerektiği zaman üretmek, hücre sağlığını ve vücudun genel sağlığını etkilemektedir. Ayrıca diğer görevleri arasında hücreyi serbest radikallere karşı korumak da bulunmaktadır. Yani bu enzim hücrenin enerji üretim sürecinin en kritik elemanıdır. Enerji açısından yetersiz kalan bir hücre görevlerini yapamaz. Bir hücre grubunun bu sorunla karşılaşması hali de vücutta genel olarak halsizliğin yani enerjisizliğin ortaya çıkmasını sağlayan temel durumdur.

Vücudun sağlıklı ve dinç hissetmesinin altında yatan bir diğer durum da vitaminlerdir. Özellikle D vitamini olmak üzere B12 vitamini de bu sürecin aktörlerindendir. D vitaminin alınması ve sentezlenmesi çok özel bir süreç olduğundan dolayı eksikliği ile de sıkça karşılaşılmaktadır. Aynı şekilde vücutta sentezlenmesi açısından çıkan B12 eksikliğine de sık rastlanmaktadır. Her iki vitaminin veya birinin eksikliği durumunda hücre fonksiyonları sekteye uğrar. D vitamini hücrelerin çalışma düzenlerini bir hormon edasıyla düzenlemektedir. Bu düzenlemeden mahrum kalan hücrelerin enerji üretiminde ve tüketiminde dengesiz davranabilmektedir. Enerjinin gerektiğinden çok ya da az üretilmesi; hızlı ya da yavaş tüketilmesi vücudun halsizlik ile uğraşmasına sebep olmaktadır. Beyin fonksiyonları üzerinde etki yapan B12 vitaminin eksikliği durumunda da hücrelerin ürettiği enerji çok hızlı kullanılmakta, vücut kolayca halsizlik durumuna geçebilmektedir.

Mineraller vücudun oluşumu ve sonrasında korunumu noktasında büyük fayda sağlarlar. Bu mineraller arasından özellikle kalsiyum minerali kemik oluşumu ve sağlığı konusunda kritik öneme sahiptir. Eklem noktalarında, kas dokularında ve kemik dokularında hissedilen ağrıların oluşması tamamen kalsiyum eksikliğine bağlıdır. Kalsiyumun alınmaması veya D vitamini eksikliğine bağlı olarak sentezlenememesi durumlarında kas ve kemik ağrıları ile karşılaşılır. Bu iki durum doğrudan doğruya fiziksel halsizlik halinin ortaya çıkmasına sebep olur. Gerekli tedavilerin yapılmaması halinde fiziksel halsizlik hali psikolojik halsizlikle birleşerek kişinin sağlığında büyük gerilemelerin olmasına sebep olur.

Uyku Problemleri

İnsanlar gün içindeki işlerini hallederken büyük miktarda enerji harcarlar. Sadece beyin fonksiyonlarının aktif olması bile vücudun enerjisinin büyük oranda kullanılmasına sebep olur. Buna ek olarak iş ve okul yaşamının, sosyal hayatın ve cinsel yaşamın da bulunması vücudun enerjisinin inanılmaz azalması halini ortaya çıkarır ve özellikle uykudan önce ciddi bir halsizlik ortaya çıkar. Bu halsizlik tamamen geçici olmakla beraber uyku hali olarak adlandırılır.

Sağlıklı bir bireyin gün içerisinde harcadığı yüksek enerjiyi uyku sırasında yerine koyması beklenir. Hücrelerin kendini yenilemesi, beyin fonksiyonlarının düzene alınarak buradaki enerji kullanımının azaltılması gibi birçok durum ancak derin uyku durumundayken gerçekleştirilebilmektedir. Uyku gözlerin kapatılması ile başlamaz. Çeşitli aşamaları vardır ve bu aşamalara geçilmesi için sorunsuz, sessiz ve karanlık bir ortam gereklidir. Hangi sebeple olursa olsun derin uykunun veya derin uykuya geçişin bozulması hali, ancak derin uykuda yapılabilen işlemlerin aksamasına sebep olur. Sağlıklı ve yetişkin bir birey kesintisiz olarak günde yedi saat uyumalıdır. Ağır işlerde çalışanlar daha fazla sürelerde uyuyarak enerjilerini toplayabilirler. Bebekler ve çocuklar on ile on dört saat arasında değişen sürelerde uyumak zorundadır.

Uyku bozuklukları saymakla bitmez ancak hepsinin ortak noktası derin uykuyu veya derin uykuya geçici bozmalarıdır. Kişi günde yirmi saat uyusa bile derin uykuya geçemediğinden dolayı dinlenemez, beyin fonksiyonları düzene giremez. Bu durum da beraberinde gün içerisinde halsizlik oluşmasına sebep olur. Uyku bozukluklarının tedavisinin yapılmaması halinde halsizlik de kronik hale gelerek kişinin hayatını yaşanmaz duruma getirir. Kişi, uyku bozukluklarına bağlı olarak genel bir yorgunluk hali içerisine girer. Vücudunun tamamında ağrılar hisseder, karar vermekte ve iş yapmakta zorlanır. İş hayatında, okul hayatında, ikili ilişkilerinde başarısız olmaya başlar. Uyku bozukluklarından halsizliğe sebep olanların başında uyku apnesi gelmektedir. Kişi uykuya dalar ancak uykunun bir yerinde solunum durur. Solunumun durmasıyla kişinin tüm hücreleri alarma geçerek uyku durumunu bozar. Sonrasında ise kişinin solunumu normale döner ancak uykusu bozulmuş olur. Ne zaman derin uykuya geçilse bu durum tekrarlanır.

Kanser, Kemoterapi, Radyoterapi ve İlaç Kullanımı

Hücrelerin durumu ile vücudun sağlık durumu arasında bağlantı büyüktür. Bunun sebebi, vücudun çalışmasını sağlayan her türlü sistemin hücrelerden meydana geliyor oluşudur. Hücrelerin doğumu, bölünmesi ve ölümü tamamen DNA yapılarına kodlanmış durumdadır ve anne ile babadan alınmaktadır. Yani her hücre, aksi bir durum olmadığı müddetçe yaşamını DNA kodlarına göre yürütmektedir. Kanser hücre yapılarının kontrolsüz yani DNA’dan bağımsız olarak çoğalmasını ifade eden durumdur. Belirli bir bölge veya dokuda hücre veya hücreler kontrolsüz şekilde çoğalarak amaçsız, sadece tüketim yapan hücreleri oluştururlar. Bu durum kanser olarak bilinmektedir. Kanserin varlığı hem vücudun gereksiz enerji harcamasına hem de bağışıklık sisteminin çökmesine sebep olur. Kanserli hücrelerin yok edilmesi süreci oldukça sorunlu bir süreçtir ve vücudu her yönden yormaktadır. Kanser olduğunu öğrenen kişilerde psikolojik bir çöküş de başladığından dolayı, tüm bu girdilerin toplamı beraberinde halsizliği getirmektedir.

Kanserin tedavi süreci de en az kanser kadar zordur. Günümüzde birçok yöntem olsa da başlıca yöntemler cerrahi müdahale, kemoterapi ve radyoterapidir. Üç yöntem de ayrı ayrı yorucudur ve kişinin moral olarak da fiziksel olarak da çökmesine sebep olmaktadır. Cerrahi müdahale belki de içlerinden en az soruna yol açanıdır. Kişide sadece cerrahi kesiklere ve alınan dokulara bağlı olarak kısa süreli, hafif şiddetli halsizlik gözlemlenmektedir. Kemoterapide ve radyoterapide ise verilen ilaç ve ışınlar kanserli hücrelerle birlikte sağlıklı hücreleri de yok ederek vücudun uzun süreli, yoğun şiddetli bir halsizliğe kapılmasına sebep olmaktadır. Ayrıca kemoterapi ile alınan ilaçlar vücudun oldukça zayıflamasına sebep olmaktadır. Aynı şekilde radyoterapide alınan ışınlar da belirli bir seviyede kişinin enerjisinin ortadan kalkmasına sebep olmaktadır. Yani kanser ve tedavileri halsizliğin başlıca sebepleri arasında yer alırlar. Tüm bu aşamalarda kişinin moralinin yüksek tutulması gerekmektedir.

Vücudun halsizliğe kapılmasına sebep olan üçüncü durum ise çeşitli ilaçlardır. Bu ilaçlar genelde depresyon, uykusuzluk ve iltihaplar için kullanılmaktadır. Ayrıca kolesterol ilaçları da halsizlik yapan ilaçlar sınıfına girmektedir. Bu ilaçlar vücudun merkezi sinir sistemini veya hücrelerini etkileri altına almakta; sinirsel aktiviteleri azaltarak veya hücre fonksiyonlarını bozarak halsizliği ortaya çıkarmaktadır. Enerji seviyesinin oldukça önemli olduğu halsizlik, hücrelerin kimyasal süreçlerinin bozulmasından dolayı çok daha şiddetli hissedilebilmektedir. Ayrıca, kolesterol ilaçları hafıza fonksiyonları üzerinde oluşturdukları olumsuz durumlardan dolayı kişinin psikolojik açıdan halsiz hissetmesine sebep olabilmektedirler. Bir ilacın kullanımından önce mutlaka doktora başvurulması ve onun tavsiyelerine göre hareket edilmesi oldukça önemlidir.

Beslenme Alışkanlıkları ve Kilo Problemleri

Vücudun enerji üretimi ve tüketimi kişinin yorgunluk seviyesini etkiler. Enerji üretim mekanizmasının sağlıklı şekilde çalışması birçok girdinin doğru çalışmasına bağlıdır. Alınacak besinlerin doğru seçilmesi, doğru zamanda ve miktarda alınması, sorunsuz şekilde sindirilmesi ve hücreye yönlendirilmesi gibi. Vücudun enerji üretebilmesi için kalori açısından zengin ve ihtiyacı karşılayan besinlerin öğünler şeklinde alınması gerekir. Alınmadığı takdirde ise halsizlik ortaya çıkar. Sadece et ağırlıklı ya da sadece sebze ağırlıklı beslenmek hücrelerin fonksiyonlarını yerine getirirken kullandığı vitamin ve minerallerin bir kısmının alınamamasına sebep olabilir. Bu sebepten ötürü ister kilo probleminiz olsun ister olmasın, derin bir yorgunluk hali ile karşı karşıya iseniz diyetisyenlerle görüşmeniz gerekebilir.

Aşırı beslenen, buna bağlı olarak da fazla kilo alan kişiler, kilolarından kolayca kurtulamıyorsa obezite hastası olarak tanımlanırlar. Obezite hastalarının tükettiği besinlerin kalori miktarı inanılmaz fazladır ancak vücutlarında derin bir yorgunluk hali mevcuttur. Bunun sebebi, alınan besinlerle elde edilen kalorilerin tamamının enerjiye dönüştürülmüyor oluşudur. Alınan besinlerin fazla olan kısımları yağ şeklinde vücudun çeşitli bölgelerinde saklanır. Bir süre sonra bu yağ miktarı o kadar artar ki kişi kilolarını taşıyamaz hale gelir. Kaslarında, kemiklerinde, eklem noktalarında ve dokularında yorulmalar başlar. Obeziteye bağlı olarak gelişen halsizlik hali hem fiziksel hem de psikolojik kaynaklıdır. Obezite hastası kilolarını veremediği için psikolojik bir çöküntüye girebilir. Vücudu ise ağırlığı taşıyamadığı için fiziksel halsizliğin en net belirtilerinden olan sürekli ağrıları vermeye başlar.

Bağışıklık Sistemi Zayıflıkları ve Enfeksiyonlar

Bağışıklık sistemi vücudun savunma mekanizmasıdır. Bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için beslenmenin ve hayat tarzının oldukça iyi yönetiliyor olması gerekir. Hücrelere saldıran zararlı maddelerin yakalanarak vücuttan atılması beraberinde hücrelerin de daha sağlıklı çalışması durumunu getirdiğinden ötürü hücreler, bağışıklık sistemi ve enerji arasında bağlantı bulunmaktadır. Vücudun enerji seviyesinin korunarak dinç olunması, bağışıklık sisteminin sağlıklı olması ile alakalıdır. Eğer savunma mekanizması gerektiği gibi çalışmazsa vücudun dengesini bozacak, hücrelere saldıracak ve onları etkisi altına alacak birçok hastalık kolayca gelişebilir.

Enfeksiyonlar, bağışıklık sisteminin zayıf olmasından yararlanarak ortaya çıkan hastalıklardır. Bakteriler tarafından oluşturulurlar ve oldukça tehlikelidirler. Halsizliğe sebep olan enfeksiyonların başında idrar yolları enfeksiyonu ile böbrek enfeksiyonu gelmektedir. Ayrıca solunum yolu enfeksiyonları da kısa süreli halsizlik durumunu ortaya çıkarmaktadır. Enfeksiyonlar hem vücuda verdikleri zarar ile hem de bağışıklık sistemini yorarak vücudun enerji seviyesinin oldukça hızlı şekilde düşmesine sebep olurlar. Bu sebepten ötürü yeteri özen gösterilmez ve enfeksiyon tedavi edilmezse başta halsizlik olmak üzere birçok ciddi problem de görülebilir.

Sıvı Tüketim Alışkanlıkları

Hücreler enerji üretirken besine, oksijene ve sıvıya ihtiyaç duyarlar. Bilindiği üzere vücudumuzun sıvı ihtiyacını da büyük oranda sudan karşılarız. Sıvı tüketim alışkanlıklarının kötü olması, az veya sağlıksız sıvı tüketilmesi beraberinde hücrelere yeteri kadar sıvı taşınamamasını getirir. Her şey tam olmasına rağmen enerji üretiminde girdilerden birisi olan sıvının eksik olması halinde hücreler yeteri kadar enerji üretemez. Üretilen enerji düzensiz olur ve buna bağlı olarak halsizlik durumu ortaya çıkar. Hücrelerdeki kimyasal sürecin başlamasından ve düzenlenmesinden sorumlu olan enzimlerin çalışması büyük oranda sıvı seviyesi ile alakalıdır. Özellikle koenzim q10 çalışmak için büyük miktarda sıvıya ihtiyaç duyar. Sıvının yeterli olmaması halinde enerji üretilemez, hücre savunmasız kalır. Sağlıklı ve yetişkin bir insanın kilosuna göre değişmekle birlikte günde en az bir buçuk – iki litre su içmesi gerekir. Ağır çalışma koşulları altında olanların, spor yapanların ve terleyenlerin ise yaklaşık iki buçuk litre sıvı tüketmesi, hücre fonksiyonlarının sorunsuz olarak çalışması ve halsizlik oluşmaması için elzemdir.

Depresyon ve Alkol Tüketimi

Depresyon, ruh halinin sebepli veya sebepsiz olarak aşırı derecede olumsuz bir hale bürünmesidir. Depresyonun geçici değil de kalıcı olduğu durumlarda en baştan itibaren fiziksel halsizlik ile karşılaşılır. Kişiler harekete geçmekte ve yataktan çıkmakta güçlük çekerler. Fiziksel olarak ağrı hissederler. Depresyon, halsizliğin başlıca sebepleri arasında yer alır ve tedavi edilmediği takdirde halsizliği kronik hale dönüştürür.

Alkol tüketimi kan değerlerini, mineral seviyesini ve böbrek fonksiyonlarını ilgilendirir. Alkol tüketiminin fazla olması, böbrek fonksiyonlarının fazla çalışmasına sebep olarak gereksiz enerji harcanmasına sebep olur. Ayrıca beyin fonksiyonları ile sinir ağlarında duyarsızlığı ortaya çıkarır. Kişi, geçici de olsa halsizlik yaşar.

Şeker Seviyesi Dengesizlikleri

Şeker seviyesinin düşük olması halsizliğin geçici olan şeklinin ortaya çıkmasının başlıca sebebidir. Genelde gündüz uyanıldığında hissedilen halsizlik, kan şekerinin düşük olmasından kaynaklanmaktadır. Kişi gece yatarken yeteri kadar şeker veya şekerli besin tüketmediği için gece boyu hücreler enerji üretemez. Bu duruma bağlı olarak da kalkıldığında, iyi bir uyku uyunmuş olsa dahi yorgunluk hissedilir. Gün içerisinde besin alınmasıyla bu halsizlik durumu ortadan kalkar.

Tiroid Bezi Hastalıkları

Tiroid bezleri vücutta çok önemli roller üstlenmektedir. Ürettikleri hormonlar sayesinde bu görevi kazanırlar. Özellikle T3 ve T4 hormonları olmak üzere diğer birçok hormon hücrelerin enerji üretim seviyeleri ve tüketim seviyeleri üzerinde söz sahibidir. Tiroid bezlerinde hastalıklar gelişmesi, hormonların yeteri kadar salgılanamaması hallerinde hormonların eksikliğine bağlı olarak kronik halsizlik durumu ortaya çıkabilir. Tiroid hormonlarının eksikliğine bağlı olarak gelişen halsizlik haline birçok yan belirti de eşlik eder. Ciddi dereceli saç – kaş dökülmesi, cilt problemleri, kilo problemleri örnek olarak verilebilir.

Halsizlik Belirtileri

Halsizliği ortaya çıkaran sebeplerin oldukça fazla olması, halsizlikle birlikte birçok farklı belirtinin de görülmesini sağlar. Halsizlikle beraber görülen belirtilerin neler olduğu ayırıcı tanı yapmada büyük bir olanak sağlar. Ayrıca ortaya çıkan belirtilerin tamamı halsizlikten değil; halsizliği de ortaya çıkaran asıl faktörden dolayı gelişmektedir.

Uzun süreli halsizlik durumunun ortaya çıkardığı belirtiler ise psikolojik alandadır. Fiziksel alanda halsizliğe bağlı olarak belirti gelişmesi ayları hatta yılları bulabilir. Buna karşın halsizliğe bağlı olarak depresyonun gelişmesi günler içinde gerçekleşebilir. Belirtilerin biri veya birkaçı kombine şekilde görülebilir. Ayrıca halsizliğe ek olarak ortaya çıkan diğer belirtilerin şiddeti, artıp azaldıkları zamanlar ve döngüleri halsizliği ortaya çıkaran faktörün tam olarak saptanabilmesi açısından oldukça önemlidir.

Şişkinlik, Karın Ağrısı, İshal ve Kabızlık

Halsizliği ortaya çıkaran sebeplerin başında gelen sindirim sorunları beraberinde birkaç sorunun daha gelişmesini sağlayabilir. Vücudun enerji üretim sürecini sekteye uğratan, vitamin ve mineral alımını kısıtlayan hastalıklar karın ağrısı, ishal, kabızlık gibi sorunları da ortaya çıkarırlar. Ayıca sindirim sorunlarına bağlı olarak özellikle karın bölgesinde şişlikler görülebilir. Halsizliğin ortaya çıkmasıyla beraber yeme – içme faaliyetlerinde azalma gözlenir. Ayrıca sürekli bulantı ve kusma hissi de duruma eşlik edebilir. Bu iki durumun sonucu olarak da karın ağrısı gelişir. Karın ağrıları orta şiddetlidir. Çoğu zaman kramp şeklinde hissedilmezler. Ayrıca zaman içerisinde bu durum (bir ya da iki günlük süreçte) ya şiddetli ishalin ya da kabızlığın gelişmesine sebep olur.

Kronik Hale Gelen Yorgunluk

Yorgunluk ile halsizliği birbirinden ayırmak oldukça güçtür. Genelde psikolojik kaynaklı halsizlik durumlarında, eğer hafif gerçekleşiyorsa yorgunluk ile karşılaşılmaz. Onun dışındaki tüm halsizlik tiplerinde yorgunluk standart bir özelliktir. Yorgunluğun hangi şiddette ve ne süreyle görüleceği, halsizliğin süresi ve sebebi ile doğrudan alakalıdır. Hangi alandan başlarsa başlasın ileri seviyeye ulaşmış bir halsizlik halinin en net belirtisi fiziksel yorgunluktur. Bu yorgunluk kendini kas ve eklem noktalarında yüksek şiddetli ağrılar, hareket zorlukları, acı hissi olarak hissettirebilir. Kişinin çoğu zaman yataktan kalkmaya bile hali olmaz.

Motivasyon, Koordinasyon ve Konsantrasyon Problemleri

Vücudun enerji seviyesinin sürekli olarak düşük olması yalnızca fiziksel alanda kendini hissettirmez. Sosyal becerilerin devam ettirilmesinde önemi olan süreçlerin de bu durumdan etkilenmesi kaçınılmazdır. İş hayatı, okul hayatı ve ikili ilişkiler de tamamen motivasyon, koordinasyon ve konsantrasyon eksikliğine bağlı olarak kötü bir ivme kazanmaktadır. Genelde ileri dereceli halsizlik durumlarında sıkça karşılaşılan bu durum kişinin karar alma süreçlerinin yavaşlamasına ve çoğu zaman hiç işlememesine sebep olmaktadır. Psikolojik problemlerle beraber kendini gösteren süreç oldukça tehlikelidir.

Halsizlik Tedavi Türleri

Halsizlik durumunun tedavisi oldukça değişkendir. Bunun sebebi, halsizliği ortaya çıkaran faktörlerin oldukça çeşitli olmasıdır. Bu faktörlerin tedavisiyle, ikincil bir fayda olarak halsizliğin tedavi edilmesi söz konusudur. Günümüzde doğrudan halsizliği bir faktör olarak kabul eden tedavi süreci işletilmemektedir. Her durumda halsizliğin arkasında bir sebep bulunması, tedavi yöntemlerinin de o sebepleri ortadan kaldırmaya odaklanmasına sebep olmuştur. Genel olarak psikolojik sorunlardan, sosyal sorunlardan, iş hayatından, hastalıklardan ve sendromlardan kaynaklanan halsizliğin tedavisi de bu sorunları ortadan kaldırmaya yöneliktir. Kimi zaman kanser tedavisi iken kimi zamanda basit bir ilaç tedavisidir. Çoğu zaman ise psikolog görüşmeleri dışında herhangi bir müdahale gerçekleştirilmemektedir.

Hastalığa Sebep Olan Faktörlerin Tedavi Edilmesi

Halsizliğe sebep olan faktörler oldukça fazladır. Hepsinin tek tek sayılması mümkün olmasa da, halsizliği ortaya çıkaran faktörlerden en çok karşılaşılanlarının tedavi yöntemleri hakkında ufak bilgiler vermek, halsizliğin tedavisine yönelik de bilgiler verilmesini sağlayacaktır. Genelde bu tedaviler ile asıl amaçlanan halsizliğin ortadan kaldırılması değildir. Hastalığın sebep olduğu sorunlar ortadan kalktığında halsizlik de kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Vitamin, mineral ve enzim eksiklikleri durumunda yapılması gereken şey hangi enzimin eksik olduğu ve ne kadarlık bir takviye ile bunun giderileceğidir. Eğer beslenme yöntemiyle veya basit müdahaleler ile eksiklik giderilemiyorsa tablet şeklinde takviyeler verilmelidir. Tabletler ile yapılan takviyenin de işlevsiz kalması halinde iğne ile doğrudan damara yapılan takviyeler kullanılmalıdır. Bu tür eksikliklerin çözümü genelde takviye şeklinde olmakla beraber fonksiyon kayıplarından kaynaklı (organların fonksiyonları) bir sorun var ise bu sorunun çözülmesi takviyeden önce gelmektedir. Uyku problemlerinin çözümü, yorgunluğun ortadan kaldırılması için elzemdir. Günümüzde karşılaşılan halsizliklerin birçoğu uykuda meydana gelen sorunlardan kaynaklıdır. Kişinin bu şikayetle doktora başvurmasından sonra uykuyu bölen unsur tespit edilip tedavi edilecektir. Tedavi genelde uykuya yardımcı ekipmanların kullanılması, solunum yollarının açılması veya ilaç kullanımı şeklinde olmaktadır. Obezite ve kilo problemlerinin halsizliğe sebep olduğu bilinmektedir. Bu tür hastalıkların tedavisinde de diyetisyen gözetiminde rejimler ile spor egzersizleri uygulanmaktadır. Ayrıca tüp mide ameliyatları da sıkça uygulanmaktadır. Tüm bu yöntemler beraberinde halsizliğin de ortadan kalkmasını getirmektedir. Ayrıca süreç boyunca aşırı kiloların kemiklere verdiği zararların ortadan kaldırılabilmesi için kalsiyum takviyeleri hastaya verilmektedir. Çeşitli tedaviler ve ilaç kullanımları da halsizliği ortaya çıkaran sebepler arasında yer almaktadır. Bu tedaviler ve ilaç kullanımlarının kesilmesi ile halsizlik ortadan kalksa da doktor tavsiyesi olmadan kullanılan ilaçlar yüzünden halsizlik kronik hale gelebilmektedir. Bu gibi durumların önüne geçmek için kullanılan ilaçların doktor onayına sunulması, dozlarının ayarlanması gereklidir. Ayrıca kanser tedavisi için kullanılan kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemler de halsizlik yapar. Bu yöntemlerin dozunun ayarlanması, azaltılması söz konusu değildir. Bunlara bağlı olarak gelişen halsizlik ancak tedavinin sonlanmasıyla ortadan kalkacaktır.

Kan şekeri seviyesinin düşük olmasına bağlı olarak ortaya çıkan halsizlik durumu günümüzde en sık karşılaşılandır. Bunun tedavisi de gece uyumadan önce ufak bir şekerin yutulması şeklinde olabilir. Bu ufak şeker hem aşırı şeker alımının önüne geçecek hem de gece boyu vücudun ihtiyaç duyduğu kan şekerini sağlayacaktır.

Tiroid hastalıklarına bağlı olarak gelişen halsizlik durumları ile sık karşılaşılır. Tiroid hormonuna yapılan müdahaleler de doğrudan halsizliği oluşturabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde oldukça hassas bir denge olduğunu söylemek mümkündür. Günümüzde tiroid bezlerinde ortaya çıkan sorunları gidermenin iki yolu bulunur. Bunlardan birincisi sürekli ilaç kullanımı iken ikincisi cerrahi müdahaledir. Her iki tedavinin uygulanmasıyla halsizlik ortadan kalkabilir veya kişinin durumuna göre kronik hale gelebilir.

Vitamin ve Mineral Takviyeleri

Enerji üretiminde, kimyasal reaksiyonlarda ve diğer birçok fonksiyonda kritik öneme sahip hormonlar, vitaminler ve mineraller vardır. Ayrıca enzimler de bunların arasındaki reaksiyonların düzenlenmesi konusunda önemlidir. Kişinin bu üç, dört girdiden birisinde sorun yaşaması halinde enerji üretimi ve tüketimine bağlı olarak hücre boyutunda halsizlik ortaya çıkmaktadır. İlgili şikayetlerle başvurulmasından sonra genelde kan sayımı, idrar testleri ve diğer testler uygulanarak kişinin halsizliğine sebep olan durum tespit edilmektedir. Testlerin vitamin, mineral veya hormon eksikliğine bağlı sorunları göstermesi halinde bunların giderilmesine yönelik takviyeler yapılmaktadır. Genel olarak halsizliği ortadan kaldırmak amacıyla yapılan takviyeler şunlardır:

  • D vitamini takviyesi
  • B12 vitamini takviyesi
  • Koenzim Q10 takviyesi
  • Hormon tedavileri
  • Kalsiyum ve fosfor takviyeleri

Hayat Tarzı Değişiklikleri

Beslenme alışkanlıkları, uyku düzeni, çalışma düzeni ve spor alışkanlıklarının halsizlik üzerinde büyük etkisi bulunur. Sosyalleşme süresi ve süreci, sosyalleşirken kullanılan enstrümanlar da halsizliği doğrudan ortaya çıkarabilirler. Beslenme alışkanlıkları hücre boyutunda halsizlik ortaya çıkarırken diğerleri psikolojik kaynaklı olarak halsizliğin gelişmesine sebep olabilirler. Tedavi aşamasının başlamasıyla birlikte kişinin hayat tarzını düzenli hale getirmesi beklenir.

Genelde şehir yaşamının getirdiği yoğun baskılardan dolayı iki – üç günlük halsizlik, depresyon ve yorgunluk hali olağan kabul edilir. Üç günün üstüne çıkıp bir haftayı aşanlar ise kritiktir. Müdahale edilmesi şarttır. Halsizliğe karşı uygulanan tedavinin sınırlarının çok net olmaması kişinin hayat tarzına müdahale etmesini gerektirir. Genelde iş yerinin değiştirilmesi, arkadaş çevresinin değiştirilmesi, uyku düzeninin sağlanması yapılabilecek şeyler olsa da hiçbirisi kolay kolay uygulanır değildir. Daha yeşil ve doğayla iç içe alanlarda bulunmak halsizliği ortadan kaldırmaktadır. Yapılacak hayat tarzı değişiklikleri arasında sağlıklı beslenme, sıvı tüketiminin artırılması, düzenli spor gibi şeyler de bulunmaktadır. Bir bütün olarak düzenli ve sağlıklı yaşamaya başlamak, kısa süreli tatillere gitmek halsizliğin kronik hale gelmesini engelleyecektir.

Halsizlik Tedavi Öncesi

Halsizliğin tedavisine başlamadan önce neden ortaya çıktığının tespit edilmesi gerekir. Halsizliği ortaya çıkaran faktörler ufak bir hava değişimi olabilirken kanser gibi oldukça tehlikeli bir hastalık da olabilir. Tedavi öncesi süreçte, yani teşhis aşamasında önce en olası ihtimaller göz önüne alınır ve onlara yönelik teşhis süreci gerçekleştirilir.

Buralardan sonuç çıkmaması halinde laboratuvar testlerinin en basitlerinden başlamak üzere halsizliği ortaya çıkarabilecek diğer durumlar saptanmaya çalışılır. Daha ciddi testlere geçmeden önce psikolojik durum değerlendirmesi yapılabilir. Hala sonucun olmaması halinde ise ciddi testler yardımıyla halsizliği ortaya çıkaran durum tam olarak saptanmaya çalışılır.

Fiziki Muayene ve Psikolojik Değerlendirme

Hastanın yorgunluk, uyanamama, uykuyu alamama gibi şikayetlerle doktora başvurmasından sonra fiziki ve psikolojik değerlendirme aşamasına geçilir. Halsizlik şüphesini doğrulamak amacıyla çeşitli sorular sorulur, cevaplar alınır. Şüphenin kuvvetlenmesiyle beraber halsizliği ortaya çıkarabilecek durumlar üzerine tahminler yapılır. Bunları doğrulamak amacıyla, günün belli saatlerindeki veya belli faaliyetlerdeki yorgunluk seviyesi ölçülmeye çalışılır. Bu aşama tamamen sözlüdür. Fiziki olarak yapılabilecek şeylerin sınırı kas dokularına, eklem noktalarına baskı uygulayarak ağrının olup olmadığını anlamaktır. Halsizliği psikolojik kaynaklı olup olmadığını anlamak amacıyla hasta psikiyatri servisine yönlendirilebilir. Buradan sonuç alınamaması yani halsizliğin sebebinin bulunamaması durumunda laboratuvar testlerine başvurulur.

Halsizliğin Arkasındaki Sebebin Belirlenmesi İçin Testler Yapılması

Fiziki muayene ve psikolojik değerlendirmeden sonuç alınamaması halinde sebebin bulunması için laboratuvar testlerine ve son olarak görüntüleme tekniklerine başvurulur. İlk olarak kan değerlerinin ölçülmesi yapılır. Damardan alınan kan yardımıyla vitamin, hormon, enzim ve mineraller ölçülür. Halsizliğe yol açması muhtemel tüm durumlar incelenir.

İdrar testleri ile idrarla birlikte neler atıldığı ölçülür. Ayrıca kanın ne oranda temizlenebildiği, böbrek fonksiyonlarının durumu da ölçülerek halsizliğe sebep olabilecek durumlar netleştirilmeye çalışılır. Ekstra olarak idrar yolları enfeksiyonlarına yönelik testler, görüntüleme teknikleri de kullanılabilir. Kanser şüphesinin ortadan kaldırılması amacıyla MR çekimi de yapılabilir ancak kanserin tespiti halsizliğin ortaya çıkmasından çok önce yapılabileceğinden ötürü, halsizlikle şikayetiyle başvuran hastalarda kanser bulunma oranı oldukça düşüktür.

Halsizlik Tedavi Sonrası

Halsizlik tedavisinin, halsizliği ortaya çıkaran sebebi ortadan kaldıracak şekilde yapılmasından sonra tekrarlamaması amacıyla çeşitli önlemler alınması şarttır. Bu önlemler halsizliği ortaya çıkaran faktöre göre değişebilmekle birlikte standart bazı durumları içermektedir. Halsizliği ortaya çıkarması muhtemel sağlıksız yaşamın ortadan kaldırılması, sosyal yaşamın düzenlenmesi ve daha çok sosyal ortama girilmesi gibi psikolojik durum üzerinde baskı yaratan unsurların ortadan kaldırılmasını içerir. Ayrıca iş hayatının ve yaşanılan ortamın değiştirilmesi ya da iyileştirilmesi de tedavi sonrasındaki süreci şekillendirir.

Sağlıklı ve Düzenli Beslenme

Sağlıklı ve düzenli beslenmek vücuda alınan maddelerin kontrol edilebilmesini sağlar. Tek tip beslenmek vücuda tek tip mineral ve vitamin alınmasını sağlar. Bunun yerine birçok çeşit besin tüketmek, et tüketimi yapmak, sebze tüketimi ve meyve tüketimi yapmak gerekmektedir. Ayrıca alınan besinlerin katkı maddeleri içermemeleri, doğal olmaları da sindirim sisteminin korunması açısından oldukça önemlidir. Kiloya, yaşa ve boya göre değişmekle birlikte alınacak kalori miktarının hesaplanması ve buna göre tüketim yapılması hem yeteri kadar enerjinin alınmasını hem de tamamına yakınının yakılarak kilo alınmamasını sağlayacaktır. Alınacak toplam kalorinin öğünlere bölünerek yağ birikiminin önüne geçilmesi de dikkat edilecek hususlar arasındadır.

Spor Egzersizleri Yapılması

Spor yapmak psikolojik rahatlama sağlamak amacıyla uygulanabilecek en güzel yollardan bir tanesidir. Ayrıca spor egzersizleri sayesinde metabolizmanın çalışma hızı da kontrol altında tutulabilir. Yağ tutumu, hücre fonksiyonları, çeşitli hastalıkların önüne geçilmesi, kalp sağlığı yapılan spor egzersizleri sayesinde olumlu bir çizgiye oturacaktır. Günlük düzenli olarak bir saat yapılan egzersiz, fiziksel yorgunluk getirse de genel bir yorgunluk halinin ortaya çıkmasını engelleyecektir.

Sosyal Yaşamın Kuvvetlendirilmesi

Halsizlik durumunun ortaya çıkmasında başlıca faktör içerisine girilen depresyon halidir. Depresyonu ortaya çıkaran faktörler incelendiğinde birinci sıraya sosyal yaşamda meydana gelen sıkıntılar oturmaktadır. Halsizliği önlemek için depresyonun, depresyonu önlemek için de sosyal yaşamdaki sıkıntıların önlenmesi gerekmektedir. İnsanlar sosyal olabildikleri ölçüde mutludur. Bazı istisnaları olan bu kuralı herkes için yapılması gereken bir şeymiş gibi genellemek, halsizliği ortadan kaldırma oranları düşünüldüğünde oldukça mantıklıdır.

Halsizlik tedavisinin tamamlanmasıyla birey, halsizliği ortaya çıkaran faktöre göre değişmekle birlikte mutlaka sosyalleşmeye önem vermelidir. Diğer insanlarla iletişim kurabileceği, iş hayatının ve şehir hayatının sıkıntılarını unutabileceği bir ortama girmelidir. Ayrıca ikili ilişkiler yürütmek de halsizliğin ortadan kalkması açısından oldukça faydalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Halsizlik konusunun kendisinde olduğu kadar tedavisinde de sınırları belirlemek noktasında büyük sıkıntılar vardır. Vücudun işleyişinde meydana gelen en ufak sorun dahi beraberinde halsizliği getirebilmektedir. Birçok basit ve ciddi hastalıkta belirti olarak görülen halsizlik; oldukça geniş bir skalada incelenmektedir. Risk grubu içerisinde olanların, halsizlik yaşayanların ve merak edenlerin aklında birçok soru veya sorun bulunabilir. Bunların, oluşturulacak özel başlıklar altında cevaplanması sorunların ortadan kalkması açısından elzemdir.

Halsizlik tedavisinde kullanılabilecek bitkisel tedaviler nelerdir?

Halsizliği en net belirtisi vücudun sebepsiz yere yorgun gibi görünmesidir. Esasen yorgunluğun altında yatan basit veya ciddi fark etmeksizin bir sebep bulunmaktadır. Yorgunluk uyku vakitlerinde, henüz uyanıldığında veya gün içerisinde kendini gösterebilir. Bazı bitkisel yöntemler sayesinde ortaya çıkan yorgunluktan kurtulmak mümkündür. Eğer halsizlik kronik değilse uygulanan bitkisel yöntem sayesinde yorgunluğun tamamen ortadan kaldırılabilmesi söz konusudur. Eğer yorgunluk durumu kronikse tıbbi yöntemlerden yararlanmakta fayda vardır. Kanser gibi ciddi sorunlar için, burada kullanılan bitkisel yöntemler işe yaramaz. Yorgunluğun hafifletilmesinde veya tamamen ortadan kaldırılmasında kullanılan bitkisel yöntemler şunlardır:

Meyan kökü şerbeti hazırlamak, yorgunluğun ortaya çıkardığı durumları kolayca ortadan kaldırabilir. Meyan kökünün içerisinde barındırdığı maddeler anlık olarak vücudun yüksek enerji kazanmasını sağlayabilir. Meyan köklerinin su içerisinde on dakika süreyle kaynatılması sonucunda bu şerbet kolayca elde edilebilir. Yorgunluğun hissedildiği zamanlarda veya uykudan uyanıldıktan sonra tüketilmesi halinde gün içerisinde yorgunluk hissedilmez. Günlük bir bardak tüketilmesi yeterlidir.

Üzüm suyu içilmesi veya çekirdekli üzüm tüketilmesi, iki tüketiminde yarattığı antioksidan etki sayesinde vücudun zararlı maddelerden arınarak bol oksijene kavuşmasını sağlayacaktır. Günlük olarak yapılan bir bardak tüketim sayesinde yorgunluğun anlık olarak önüne geçilecektir. Kronik olmayan yorgunluğun tamamen iyileştirilmesi içinde kısa süreli yoğun tüketim sağlanabilir. Üç günlük yoğun tüketim sonunda en ufak belirti kalmayacaktır.

Ceviz tüketimi, cevizin içerdiği yağlardan dolayı anlık olarak enerji patlaması yaşatacaktır. Kişinin içerisinde olduğu yorgunluk hali on dakika içerisinde tamamen ortadan kalkacaktır. Ayrıca kan akışının dengeye girmesine sebep olan ceviz sayesinde hücrelere taşınan kan daha düzenli olacaktır. Bu sayede enerji üretim süreci de dengeye girecektir. Sarımsak, soğan, bal, sirke, fındık, badem, fıstık, portakal suyu ve yumurta tüketimi de yorgunluğun ortadan kalkmasını sağlayan bitkilerdir.

Hangi hastalıklar halsizliğe neden olur?

Halsizliği belirti olarak ortaya çıkaran birçok hastalık bulunur. Bu hastalıkların başında da iltihaplı romatizmalar gelmektedir. Ayrıca kanser, idrar yolu enfeksiyonları, sindirim sistemi problemleri de halsizliği belirti olarak ortaya çıkarabilirler.

Demir eksikliğine bağlı kansızlık başlıca halsizlik sebepleri arasındadır. Hücrelere oksijen akışının azalmasını sağlayan kansızlık kronik halsizlik sebepleri arasında sayılır.

Tiroid hastalıkları hormon seviyesine olan etkileri sayesinde enerji üretimini ve tüketimini kontrol ederler. Bu hastalıklar yüzünden hormonların yeteri kadar üretilememesi beraberinde halsizliği getirir.

İdrar yolu enfeksiyonları bağışıklık sisteminin aşırı yorulmasına sebep olur. Ayrıca kan değerlerinin bozulması da idrar yolu enfeksiyonları yüzünden olur. Tedavi edilmeyen idrar yolu enfeksiyonları yüzünden halsizlik kronik hale gelebilir. Böbrek hastalıkları da idrar yolu enfeksiyonları gibi etki yapar. Ayrıca böbreklere bağlı olarak üretilen hormonların seviyelerinde de değişmeler olur. Bu değişmelere bağlı halsizlik ile karşılaşılabilir.

Kalp hastalıkları yüzünden kan akışı bozulabilir. Hücrelerin yeterince besin ve oksijen alamaması beraberinde enerji üretiminin düşmesini getirir. Yeterince enerji elde edemeyen vücut yorgunlukla karşılaşır.

Romatoid artrit, SLE ve fibromiyalji gibi hastalıklar dokularda iltihaplanma oluşturur. Fiziksel ağrıların oluşması fonksiyon kayıplarını; fonksiyon kayıpları da halsizliği beraberinde getirir. Kanser de halsizlik oluşturan hastalıklar arasındadır. Hem oluşum hem de tedavi süreci vücudu yoğun şekilde baskı altına alır. Bu yüksek enerji kullanımı yüzünden vücut derin bir yorgunluk yaşar.

Halsizlik tedavisi hangi bölümde yapılır?

Halsizlikle ilgili ilk şikayetlerin fark edilmesinden sonra hastanelerin dahiliye servislerine başvurular yapılabilir. Yapılan mülakat ve fiziksel muayene sonrasında gerekirse psikiyatri servisine; çözüm değilse de diğer kliniklere sevk yapılabilir. Halsizlik ortaya çıkış sebepleri açısından geniş bir skalayı ilgilendirdiğinden dolayı her klinikten yardım alınabilir.

Halsizlik ve çabuk yorulma kimlerde daha sık görülür?

Halsizliğin ortaya çıktığı yaş grubu oldukça geniştir. Cinsiyetler arasında da fark görülmemektedir. Genel olarak bahsetmek gerekirse bağışıklık sistemi zayıf, hastalanmaya genetik olarak yatkın, ileri yaşlarda bulunan kişilerde halsizliğin gelişme riski daha fazladır. Buna ek olarak çalışma hayatı stresli, baskı altında olan, sosyal çevresi bulunmayan, şehir hayatından bunalan kişilerde de halsizliğin ortaya çıkması söz konusudur.

Uyku ile halsizlik arasında bağlantı var mıdır?

Uyku, günün yorgunluğunun atıldığı; hücrelerin yenilendiği ve birçok beyin faaliyetinin düzenlendiği oldukça kritik bir dönemdir. Gözlerin kapatılması uykunun başladığı anlamına gelmez. Uykunun da kendi içerisinde evreleri bulunmaktadır. Vücudun dinlenebilmesi için REM aşamasına geçilmesi şarttır ve REM aşaması oldukça hassas bir süreçtir. En ufak uyarıcı bile derin uykuya geçilmesine engeldir. Derin uykunun olmaması da dinlenmenin olmaması anlamına geldiğinden beraberinde yorgunluğu getirecektir. Yani uyku ile halsizlik arasında ilişki bulunmaktadır. İyi ve kesintisiz uyku beraberinde dinç bir hayatı da getirmektedir.

Halsizlik hisseden birisi neler yapmalıdır?

Halsizlik ile karşı karşıya olduğunu fark eden kişinin öncelikle ne kadar süredir böyle olduğunu tespit etmesi gerekir. Eğer henüz yeni ise ekstrem bir şey yapmasına gerek yoktur. Eğer imkanı varsa uyuyup dinlenmesi, eğer yoksa da enerji veren besinler tüketmesi yeterlidir. Bir haftayı aşan her türlü halsizlik durumunda mutlaka doktora başvurulması ve halsizliğin altında yatan sebebin bulunması gerekmektedir.

Aşırı egzersiz yapmak kalıcı halsizlik oluşturur mu?

Aşırı egzersiz, vücudun kapasitesinden fazla zorlanılması anlamına gelir. Fiziksel kapasitesinin artırılması amaçlanmıyorsa vücudun günler boyunca aşırı şekilde zorlanması beraberinde kas dokularında hasarı getirecektir. Kas dokularında meydana gelen hasarların onarılması uzun bir süreç almaktadır. Bu süreç tamamlanana kadar kas ağrıları ve halsizlik ile karşılaşılabilir. Eğer spor yapılacaksa (ki yapılması tavsiye edilir) vücudun kapasitesi dahilinde, bir uzman eşliğinde yapılması tavsiye edilir.

Pasif ve asosyal bir yaşam halsizliğe sebep olur mu?

Sosyal yaşam ve sosyal yaşamda aktif bir birey olmak psikolojik yükün azalmasını sağlar. Günümüzde halsizlik yaşayanların birçoğu psikolojik kaynaklı olarak bu sorunu yaşamaktadır. Yani evet, pasif ve asosyal bir yaşam, yalnız kalmak beraberinde halsizliği de getirebilmektedir. Kişiden kişiye değişmekle birlikte büyük oranda bu durum böyledir.

Halsizliğin günlük hayata etkileri nedir?

Günlük rutinin bozulması, halsizliğin günlük hayata verdiği en büyük zarardır. Rutinin bozulması ise iş hayatındaki görevlerin aksamasına, okul yaşamının bozulmasına sebep olarak kişinin hayatının bir noktadan sonra geri dönülemez şekilde bozulmasına sebep olmaktadır. Ayrıca sosyal yaşamda ve ikili ilişkilerde de halsizliğe bağlı olarak çeşitli sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Enerji yükselten gıdalar nelerdir?

Şekerli gıdalar, kalori açısından yüksek besinler, kırmızı et ve meyveler gibi doğal; kola ile kafein gibi zararlı besinler enerjinin artmasını sağlamaktadır. Sürekli yorgunluk ve halsizlik halinde olanların bu tür besinleri tüketmek yerine doktora başvurması tavsiye edilir.

Sigara kullanımı halsizliğe sebep olur mu?

Solunum yolları üzerinde yıkıcı etkiye sahip olan sigara kullanımı, hücrelere yeteri kadar oksijen gitmesine engel olabilir. Bu açıdan, uzun süreli kullanımlarda sigara halsizliğe sebep olabilmektedir.

Yetişkin bir insan halsizliği önlemek için ne kadar su tüketmelidir?

Kilosuna göre değişmekle birlikte ortalama cüsseye sahip yetişkin bir insanın günlük iki litre su tüketmesi, sıvı tüketimine bağlı halsizliğin önüne geçecektir.

Halsizlik cinsel yaşamı etkiler mi?

Fiziksel enerjinin olmaması cinsel yaşam üzerinde olumsuz etkilere sahiptir.

Halsizlik Tedavisi Nasıl Yapılıyor?

Halsizliği ortaya çıkaran psikolojik süreçler, fiziki hastalıklar ve çeşitli unsurlar bulunur. Neredeyse her hastalığın belirtisi olarak gözlenebilen halsizliğe yönelik tedavi, halsizlik halinin altında yatan sebebe yönelik olarak gerçekleştirilir. Söz gelimi stres kaynaklı bir halsizlik söz konusu ise psikolojik destek ile; vitamin eksikliğine bağlı bir halsizlik söz konusu ise de vitamin takviyesi ile tedavi gerçekleştirilir. Standart olarak ise kişinin uyku düzenini kurması, iyi bir uyku uyuması, spor yapması ve stres unsurlarından kurtulması tavsiye edilmektedir.