Gül Hastalığı Tedavisi


Gül Hastalığı Tedavisi

Enfeksiyözlerin, genetik sorunların ve bağışıklık sisteminin neden olduğu ciddi bir deri problemidir. Hastalık, kişiyi sağlık açısından olumsuz etkilediği gibi görsel olarak da olumsuz etkiliyor. Yüz bölgesi, vücudumuzun en dikkat çekici noktalarından olduğu için insanlar da ilk etapta bu bölgeye bakıyor ve gül hastalığı da ne yazık ki yüz bölgesini ele geçiren sıkıntılı bir hastalıktır. Bu bölgede abartılı bir kızarıklık durumunun yanı sıra şişlikler de meydana geliyor ve bu durum kişiyi bir süre sonra sosyal hayattan uzaklaştırmaya başlıyor. Kişinin sahip olduğu özgüveni de zedeleyen bir hastalık olduğunu söyleyebiliriz. Erken teşhis ile birlikte kısa sürede tedavi edilebilir ve kontrol altına alınabilir.

Gül Hastalığı Tedavisi Türleri

Gül hastalığı, tedavi edilebilen bir hastalık ve geçmiş yıllara kıyasla tedavi alternatiflerinin arttığını da görebiliyoruz. Cerrahi müdahaleye gerek kalmadan çok daha basit yöntemlerle bu hastalık tedavi edilebiliyor ve özellikle lazer tedavisi de etkili yöntemlerden bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Gelişen tıp dünyası ile birlikte hastalığın kontrol altına alınması da mümkündür. Yapılacak tetkikler ve hastalığın seviyesine bağlı olarak en uygun tedavi yöntemi tercih ediliyor ve bu yöntem sağlıklı bir şekilde uygulandığı takdirde başarılı sonuçlar elde ediliyor. Geciktirmek yerine bir an önce bir uzmandan yardım almalısınız ve erken teşhis ile birlikte tedavinin de çok daha kolay olacağını belirtmekte fayda vardır.

Lazer Tedavisi

Son dönemin en etkili yöntemlerinden bir tanesi olan lazer tedavisi, birçok klinikte sorunsuz bir şekilde uygulanıyor ve elde edilen sonuçlar da gayet başarılı görünüyor. Lazer tedavisi için uygun iseniz eğer doktorunuz da muhtemelen bu yöntemi tercih edecektir çünkü hem çok daha kısa sürede sonuç elde ediliyor hem de tedavi yönteminin çok fazla yan etkisi bulunmuyor. Lazer ışınları yalnızca ilgili bölgeye ulaştırılıyor ev bölgesel bir tedavi yöntemi olduğunu da söyleyebiliriz. Hassas cilt yapıları için de uygulanabilen bir yöntemdir ve kısa sürede sonuç elde etmek mümkün. Kızarıklık ve hafif çapta morarma tarzı yan etkiler gözle görülmeyecek seviyededir.

Topikal Tedavi

Antibiyotik tedavisi olarak da bilinen topikal tedavi de birçok hastada başarılı sonuçlar sunuyor. Eritromisin ve klindamisin en çok tercih edilen ilaç grupları arasında yer alıyor. Asidik etki ile birlikte gül hastalığının deriden atılması sağlanıyor ancak ilaç tedavisi öncesinde hasta vücudunun nasıl bir reaksiyon vereceği de tespit edilmeli ve buna göre hareket edilmelidir. İlaç tedavisinin başarı oranı da bir hayli yüksek ancak hastanın vereceği reaksiyon tespit edilmeden bu tedaviye başlanılması tavsiye edilmiyor. Doktorunuz bu konuda aldığı sorumluluğun bilincinde olacağı için herhangi bir sorun yaşamazsınız ve en uygun ilaç tedavisi yine doktorunuz tarafından belirlenecektir.

Sistematik Tedavi

Tetrasiklinlerden herhangi bir sonuç elde edilemediği takdirde sistematik tedavi altında yine ilaç ve antibiyotik tedavisi uygulanıyor. Makrolidler ve Eritromisin ağırlıklı bir tedavi yöntemi olduğunu belirtmek gerekiyor. Çok şiddetli ve dirençli hastalıklarda ilaçların dozu belli oranda arttırılıyor. Az önce de söylediğimiz gibi yan etkileri mevcut olan ilaçlardır bu yüzden kullanım konusunda dikkatli davranmanızda fayda var. İlaç tedavisi boyunca karşı karşıya gelebileceğiniz her türlü sorunda hiç vakit kaybetmeden doktorunuza başvurmanızı tavsiye ediyoruz. Yan etkiler, abartılacak boyutta sorunlar değildir ve tedavi ile birlikte kısa sürede ortadan kaldırılıyor. Başarı oranı yüksek bir tedavi yöntemidir ve hastalığa uygun şekilde doz belirlemesi yapıldığı takdirde elde edilecek sonuçlar çok daha başarılı olacaktır.

Cerrahi Tedavi

Gül hastalığının erken teşhis ile birlikte daha basit tedavi yöntemleri ile tedavi edilebileceğini daha önce de sizinle paylaşmıştık. İlerleyen seviyelerde ise cerrahi müdahaleye başvurulabiliyor. Cerrahi müdahale altında iki farklı yöntem mevcut ve bu yöntemleri de az sonra detaylı bir şekilde ele alacağız ve birlikte inceleyeceğiz. Başarı oranı bir hayli yüksek ve birçok hasta cerrahi yöntemden memnun olduğunu dile getiriyor. Eğer diğer tedavi yöntemlerinden başarı sağlanamazsa ve bununla birlikte beklenen reaksiyon alınmazsa cerrahi tedaviye başvurulacaktır. Kriyoterapi ve dermabrazyon incelemelerini birlikte yapalım istiyoruz ve bu sayede cerrahi müdahaleye karşı olan önyargılarınız da bir nebze olsun ortadan kaldırılacaktır.

Kriyoterapi

Geçmişi çok uzun yıllara dayanan ve birçok medeniyet tarafından uygulanan ilginç bir tedavi yöntemi olduğunu söyleyebiliriz. Mısırlılar tarafından bulunan bu yöntem, asırlardır uygulanıyor ve başarılı sonuçlar elde edildiğini de belirtmekte fayda var. Elbette teknolojik gelişmeler ile birlikte ve tıp dünyasındaki yenilikler doğrultusunda çok daha modern bir hal almış durumda. Hastalıklı dokuyu yok etmek adına uygulanan doku onarımı tedavisi olarak da biliniyor ve bölgesel bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Dondurma, kar ya da soğuk tedavisi olarak da adlandırılır. Doku hasarına sebebiyet vererek hastalıklı dokuyu çok kısa bir süre içerisinde ortadan kaldırıyor ve daha sağlıklı bir görüntü yaratıyor.

Dermabrazyon

Her ne kadar cerrahi müdahale başlığı altında yer alsa da bu uygulamanın cerrahi bir yöntem olmadığını belirtmek gerekiyor. Bazı kaynaklarda bu şekilde belirtildiği için bizler de bilgi vermek adına aktarmayı uygun bulduk. Mekanik uygulama ile birlikte cilt soyulmasına verilen tedavi yönteminin adıdır. Ağrısız ve sancısız özel bir tedavi yöntemidir. Ciltte meydana gelen birçok hasarda başarılı bir yöntem olarak uygulanıyor. Yalnızca gül hastalığının tedavisinde değil, cildin yeniden yapılandırılmasında ve cildin daha taze daha genç bir görüntü kazanmasında da yine bu tedavi yöntemi tercih edilebiliyor. Gayet basit ve uygulama süreci hızlı olan bu tedavi yöntemi ile birlikte gül hastalığı da kısa sürede tedavi edilebiliyor ve elde edilen sonuçlar da tatmin edici.

Genel Tedavi

Geçmiş yıllara bakıldığında bu hastalığın tedavisinde az sayıda alternatif olduğunu görebiliyoruz ancak yeni dönem ile birlikte tıp dünyası büyük bir ilerleme kaydetti ve bu ilerleme neticesinde hastalığın tedavisinde farklı alternatifler de ortaya çıktı. Bunlardan bir tanesi topikal tedavi yöntemi iken bir diğeri de lazer tedavisidir. Bu iki tedavi yöntemi çok kısa sürede sonuç veriyor ve başarı oranı da bir hayli yüksektir. Özellikle lazer tedavisi cilde herhangi bir şekilde zarar vermiyor yani yan etkileri de bulunmadığı için birçok uzman ve hastanın tercih ettiği yöntemlerden biri olduğunu söyleyebiliyoruz. İlgili tetkikler neticesinde en uygun tedavi yöntemi belirlenecek ve süreç hakkında sizlere de bilgi verilecektir.

Genel Önlemler

Gül hastalığından korunmak için alabileceğiniz birtakım önlemler var ve bunlardan bir tanesi de güneşten korunmak olacaktır. Eğer güneşin yoğun olduğu bir bölgede yaşıyorsanız gün içerisindeki faaliyetleriniz için dışarı çıktığınızda bile koruyucu kremleri tercih etmeniz gerekiyor. Bunu daha önce de sizinle paylaşmıştık ancak bir kez daha belirtmek istiyoruz. Sıkıntı ve stres gibi duygu değişimleri bu hastalığın en büyük tetikleyicileri arasında yer alıyor. Yoğun iş hayatı ile birlikte gelen stres durumundan korunmak ve uzaklaşmak için daha olumlu düşünmek ve derin analizlerden de uzak durmak gerekiyor.

Güneşten Koruyucu Kullanımı

Güneş ışınları ne yazık ki her zaman için fayda sağlamıyor ve beyaz tenli kişiler için gerçek bir kabusa da dönüşebiliyor. Güneşin zararlı ışınlarından korunmak adına gündelik hayatlarınızda da güneş koruyucu kremleri tercih edebilirsiniz. Cildiniz için en uygun kozmetik ürünü tercih ettikten sonra bu zararlı ışınlardan korunmanız da daha kolay olacaktır. Kozmetik dünyasında beklentilerinize yanıt verecek çok sayıda ürün yer alıyor ve cilt testi ile birlikte daha uygun ürün seçimi yapabilmek de mümkün olacaktır. Hassas ciltler için bu durum daha büyük bir öneme sahip ve az önce de söylediğim gibi açık bir tene sahip iseniz güneş ışınları konusunda çok daha hassas davranmanız gerekiyor.

Gül Hastalığı Tedavisi Öncesi

Yüz bölgesindeki şişme ve kızarıklıkların kılcal damar genişlemesi ile birlikte daha geniş bölgeye yayılması durumu olarak tanımlanabilir. Sıkıntılı bir deri hastalığıdır ve 30 yaş üstü açık tenli her insan risk grubunda yer almaktadır. Hastalık, kısa süreli olabildiği gibi tekrarlayan ve her dönem sıkıntı yaratabilen bir hastalık olarak da karşımıza çıkıyor. Öncelikli olarak gözlemlemek ve kontrol altında tutmakta fayda vardır ve bazen kendiliğinden geçebiliyor. Aksi bir durum söz konusu ise hiç vakit kaybetmeden doktora gitmek ve tedavi olmakta fayda var. Gül hastalığı yalnızca kadınlarda değil, erkeklerde de çok sık görülüyor ve az önce de bahsettiğimiz gibi dönem dönem tekrarlayabilen bir hastalıktır.

Gül Hastalığına Sebep Olan Faktörler

Bağışıklık sistemindeki zayıflığın yanı sıra genetik faktörler de bu hastalığın en önemli nedenleri arasında yer almaktadır. Çevresel faktörler ile birlikte sıkıntı ve stres gibi duygu değişimleri de bu hastalığın nedenleri arasında gösteriliyor. Açık tenli kimseler bu hatalığa daha kısa sürede ve daha kolay bir şekilde yakalanabiliyor. Enfeksiyonlar da yine gül hastalığının nedenleri arasında yer almaktadır ve bağışıklık sisteminin zayıflaması ile birlikte kendini daha belirgin bir şekilde ortaya koyabiliyor. Hastalığın çok sayıda evresi var ve burada en önemli detay ise ilk evrede takip etmek ve tedavi yöntemleri ile birlikte hastalıktan bir an önce kurtulmaktır.

Genetik Yatkınlık

Genetik faktörler, hastalığın en önemli sebeplerinden bir tanesidir. Eğer ailenizde bu hastalığı yaşayan birileri varsa sizler de risk grubunda yer alıyorsunuz demektir. Bu tür bir durum mevcut ise doktor kontrollerini aksatmamanızda fayda var çünkü bağışıklık sisteminin de zayıflaması ile birlikte hastalık kendini daha kısa sürede ve daha kolay bir şekilde ortaya çıkartabiliyor. Düzenli doktor kontrolleri sayesinde hastalığı tespit ve teşhis etmek mümkündür ve bu sayede daha hızlı bir tedavi süreci de mümkün hale gelecektir. Genetik faktörlerin yanı sıra çevresel faktörler de hastalığın oluşumunu tetikleyen unsurlar arasında yerini almış durumda ve bu konuda da dikkatli davranmakta fayda var.

Enfeksiyöz Nedenler

Bağışıklık sistemi zayıf olan vücut, mikropların çok daha kısa sürede ve çok daha kolay bir şekilde yer edinebileceği kolay lokma olarak görülüyor. Enfeksiyöz nedenler, gül hastalığının en önemli nedenlerinden bir tanesidir ve zayıf bir bağışıklık sistemi ile buluştuğu takdirde hastalığın ortaya çıkması da daha kolay bir hal alıyor. Erken teşhis ile birlikte hastalık ilerlemeden tedavi edilebiliyor ve yaşam konforunuz da arttırılıyor. Ertelenecek bir hastalık değildir ve müdahale edilmediği takdirde hem sağlığınız açısından hem de estetik açıdan sizleri büyük ölçüde rahatsız edecektir. Uygun tedavi yöntemi ile birlikte eski sağlığınıza kısa sürede kavuşabilir kaybettiğiniz özgüveni de yeniden kazanabilirsiniz.

Çevresel Faktörler

Genetik faktörlerin yanı sıra çevresel faktörleri de yine bu hastalığın nedenleri arasında gösterebiliriz. Sıkıntı, stres, sosyal yaşam, zararlı ışınlar ve daha birçok neden sıralanabilir. Gül hastalığının çok farklı nedenleri mevcut ve bu nedenlerin tamamından korunmak da kimi zaman mümkün olmayabiliyor. Özellikle ailesinde bu hastalığın yer aldığı kimseler bir süre sonra gül hastalığı ile karşı karşıya geliyor. Düzenli doktor kontrolü ile birlikte varsa bir tehdit unsuru, bunu kontrol altına almak mümkündür. Gül hastalığı, kişinin sağlığı ile birlikte özgüvenini de olumsuz etkileyen bir hastalık çünkü görsel olarak etkisini çok daha yüksek seviyelerde gösterebiliyor ve yüz bölgesini esir aldığı için bu bağlamda da sıkıntılar yaratabiliyor.

Psikojenik Etmenler

Stres, kaygı, endişe, cinsel sorunlar, anksiyete ve benzeri durumlar da gül hastalığını tetikleyen ve bu hastalığa sebebiyet veren sorunlardan bazılarıdır. Açık tenli kişiler daha fazla risk altında ve genetik faktörler de mevcut ise ne yazık ki u hastalıktan kaçmak pek de mümkün olmuyor. Bu tür bir risk taşıyorsanız eğer düzenli kontroller ile birlikte hastalığın risklerini kontrol altına alabilirsiniz. İlerleme kaydedildiği takdirde hiç vakit kaybetmeden tedavi olmalı ve ilerleyişi durdurmalısınız. Gül hastalığı farklı evrelerden oluşuyor ve az sonra hastalığın evrelerini de alt başlıklar halinde ve detaylı bir şekilde incelemeye çalışacağız.

Doğal Bağışıklık Sistemi

Bağışıklık sisteminin güçlü olması, dış etkenlere ve mikroplara karşı önemli bir koruma kalkanı olarak görev yapıyor. Görevini yerine getiremeyen ve her geçen gün biraz daha zayıflayan bağışıklık sistemi, vücudu da hastalıklara açık hale getiriyor ve kolay hedef olarak gösteriyor. Bağışıklık sistemini güçlü ve zinde tutmak için de dikkat etmeniz ve yapmanız gereken birçok şey vardır. Genel sağlık durumunun iyi olması bu bağlamda büyük bir öneme sahiptir. Gül hastalığından kaçınmak için genel sağlık durumunuzun ve bağışıklık sisteminizin de güçlü olması gerekiyor. İyi beslenmek, spor yapmak, hareket etmek ve daha birçok detay karşımıza çıkıyor.

Hastalığın Tanısı

Hastalığın tanısı, fiziksel muayene ile birlikte konulabiliyor ve bunun yanı sıra hastanın genel sağlık durumunun incelenmesi de yine bu hastalığın teşhis edilmesinde doktora yardımcı olacaktır. Hastanın dinlenmesi ve genetik faktörlerin var olup olmadığının öğrenilmesi de fiziksel tedavi ile birleştirildiğinde hastalığı net bir şekilde ortaya çıkartacaktır. Teşhis edilen hastalık için daha fazla beklemeye ve vakit kaybetmeye gerek yok çünkü müdahale edilmediği takdirde her geçen gün biraz daha ilerliyor ve görsel olarak da kişiyi rahatsız edici bir seviyeye ulaşıyor. Hastalık birçok evreyi kapsıyor ve ilk evreden başlayarak son evreye kadar kendini net bir şekilde belli ediyor. Sağlık açısından sıkıntılı bir hastalık olmasının yanı sıra estetik açıdan da kişiyi rahatsız edici bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

1. Dönem

Hastalık, yüz bölgesinde meydana gelen hafif kızarıklıklar ile kendini belli eder ancak bu kızarıklıklar bir süre sonra kendiliğinden de geçebiliyor. Evre 1’de ise bu kızarıklıkların kalıcı hale geldiğini ve hem boyut hem de sayı olarak artış gösterdiğini söyleyebiliyoruz. Kılcal damarların genişlemesi yavaş yavaş başlar ve bu da gözle görülebilir bir hal alıyor. Cilt artık daha hassas ve daha zayıftır. Yanma hissi çok daha güçlü bir hal alır ve cilde dokunulduğunda acı hissi de kendini daha net bir şekilde belli edecektir. İlk evre sıkıntılı bir evre gibi görünmese de teşhis için en önemli dönemdir ve erken teşhis ile birlikte tedavi de çok daha kolay bir hal alacaktır.

2. Dönem

Cildi daha pürüzlü hale getiren ve haftalarca kalıcılığını koruyabilecek olan papüllerin yanı sıra püstüller de cildinizde yer edinebilir. Kızarıklık daha belirgin bir hal almıştır ve yine kızarıklığın olduğu bölgelerde şişlikler de mevcuttur. Tutulum durumu genellikle bu evrede gözlenir ve yüz bölgesinde olduğu gibi saçlı deride de tutulum gözlemlenebilir. Saçlı deri incelendiğinde iltihaplı kabarcıkların varlığı da net bir şekilde görülüyor. Göz tutulumu genellikle bu evrede baş gösteriyor ve hastalığın ikinci evre olarak adlandırılmasındaki en önemli nedenlerden bir tanesi de budur. İkinci evre, birinci evreye nazaran daha sıkıntılı ve daha zorludur.

3. Dönem

Nodüllerin gözlemlendiği evredir ve ikinci evreye nazaran cildin çok daha hassas ve ağrılı bir dönem geçireceğini de belirtmek gerekiyor. Üçüncü evrenin en sıkıntılı olaylarından bir tanesi de kızarıklıkların yanı sıra burun büyümesi denilen olayın gelişim göstermesidir. Burun, fiziksel olarak daha büyük bir boyuta ulaşır ve kızarıklık ile birlikte estetik açıdan çok daha rahatsız edici bir görüntüye sebebiyet verebiliyor. Hastalık, elbette sağlığınızı olumsuz anlamda etkisi altına alıyor ancak bunun yanında estetik görüntünün her geçen gün zayıflaması da kişinin sosyal yaşantısını etki altına alıyor. Görselliğin kaybolması ve bu durumun yüz bölgesinde gerçekleşmesi de hastalığın en can sıkıcı detaylarından bir tanesidir.

4. Dönem

Hastalığın son evresi olarak bilinir ve artık tüm belirtilerin yanı sıra hastalığın kendini gerçek manada göstermesi durumudur. Burun büyümesi daha güçlü bir şekilde gözlemlenir ve bununla birlikte ciltteki yanma ve hassasiyet oranı da çok daha fazladır. Hastalık bu evreye ulaşmadan tedavi edilmesinde fayda var çünkü ilerlemeye başladığı takdirde kontrol altına alınması çok daha zor hale geliyor. Gül hastalığı, elbette tedavi edilebilen bir hastalık ancak birçok hastalıkta olduğu gibi erken teşhis her zaman için hastanın lehine oluyor. İlk evrelerde tespit edilmesi zor olabilir fakat düzenli kontroller neticesinde bu durum mümkün hale geliyor ve tedavi için harekete geçiliyor.

Gül Hastalığında Göz Tutulumu

Gül hastalığının dört farklı evreden oluştuğunu ve her evrenin farklı sorunları da beraberinde getirdiğini söyleyebiliriz. Göz tutulumu üçüncü evrede baş gösteriyor ve dördüncü evrede kendini daha net bir şekilde belli ediyor. Bu durum için net bir bilgi vermek çok da doğru olmayacaktır çünkü bazı hastalarda henüz ilk evrede bu sorun görülebiliyor. Hastalık bazı hastalarda direkt olarak göz bölgesinden başlayabiliyor ve bu durum bel başlı göz sorunlarını da ortaya çıkartıyor. Tedavi edilmesi şarttır çünkü basit bir hastalık olmaktan uzaklaşıp gözde görme bozukluklarına kadar gidebiliyor ve hastalığın en büyük sorunlarından bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor.

Gül Hastalığında Klinik Belirtileri Arttıran Faktörler

Düzensiz beslenme, bağışıklık sisteminin zayıf olması ve stres-üzüntü gibi duygu değişimleri, gül hastalığının belirtileri arasında yer alıyor. İlaç kullanımı da bu hastalığı tetikleyen faktörlerden bir tanesidir ve tedavi öncesi dönemde doktorunuz ile bu bilgiyi de paylaşmanız gerekiyor. Düzenli kullandığınız ilaçlar arasında hastalığı tetikleyen ilaçlar olabilir. Gül hastalığının teşhis edilmesi oldukça kolay ve belirtiler kısa sürede ortaya çıktığı için bu konuda herhangi bir sıkıntı yaşanmıyor. Düzenli kontroller ile birlikte hastalığı tespit etmek elbette çok daha kolay olacaktır ve tedavi için harekete geçmek de bu sayede mümkün oluyor. Dilerseniz hastalığı tetikleyen diğer faktörlere de alt başlıklar halinde göz atalım ve sizleri de bilgi sahibi yapalım.

Beslenme

Düzensiz ve daha da önemlisi sağlıksız beslenme, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olan en önemli sorunlardan bir tanesidir. Beslenmede yaşanan sorun, bir süre sonra bağışıklık sistemine de etki ediyor ve zayıf bünyeyi mikroplara açık hale getiriyor. Bilindiği üzre gül hastalığının nedenlerinden bir tanesi de enfeksiyonlar idi ve zayıf bağışıklık sistemi ile birlikte enfeksiyon detayı da bir adım daha öne çıkıyor. Doğru ve sağlıklı beslenme ile birlikte gül hastalığının ortaya çıkaracağı risklerden bir nebze de olsa uzaklaşmak mümkün. Bununla birlikte stres ve üzüntüden de olabildiğince uzak durmanız gerekiyor.

Hava ve Dış Etkenler

Cilt, hassas bir yapıya sahiptir ve dış faktörlerden çok kolay bir şekilde ve kısa sürede etkilenebilir. Hava ve dış etkenler de gül hastalığının nedenleri arasında yer alıyor bu yüzden dikkatli olmakta fayda var. Yaşadığınız yerdeki hava değişimi ya da aşırı sıcaklar da cildinize etki edebilir ve gül hastalığını tetikleyebilir. Özellikle güneş ışınları altında uzun süre kalmak gibi eylemler ne yazık ki birçok deri hastalığına da sebebiyet verebiliyor ve gül hastalığı da bu hastalıklar arasında yerini almış durumda. Güneş koruyucu kremler bu yüzden tavsiye ediliyor ve cildinizi koruma altına almadan güneş’te uzun süre durmamanız tavsiye ediliyor.

Psikolojik Stres

Stres, insan vücudunun en büyük düşmanlarından bir tanesidir ve birçok deri hastalığının da en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Psikolojik yorgunluk ve stres ile birlikte gül hastalığı da tetikleniyor. Duygu değişimleri de deri hastalıklarına davetiye çıkartabiliyor ve stres de bunlardan bir tanesidir. Yoğun iş hayatı ne yazık ki stresin en önemli nedenlerinden bir tanesidir. İş dünyasında yaşanan sorunlar ve ikili iletişim de strese sebebiyet verebiliyor. Deri hastalıklarından ve özellikle gül hastalığından korunmak istiyorsanız bu konuda biraz daha rahat olmanızda fayda var. Çok fazla düşünmemek ve derinlemesine analiz etmemek gerekiyor. Aksi takdirde yalnızca deri hastalıkları değil, farklı hastalıklara da davetiye çıkartmış olacaksınız.

İlaç Kullanımı (Kortikosteroid Kullanımı)

Steroid yapıdaki bu ilaçlar, bazı hastalıkların tedavisinde etkin rol oynarken hayat kurtarıcı bir görevde üstlenebiliyor ancak yan etkilerini de göz önünde bulundurmakta fayda var. Bu tür ilaçların sık kullanılması halinde birtakım deri hastalıkları da meydana gelebiliyor. Gül hastalığı da bunlardan bir tanesidir. Tedavi öncesi dönemde genel sağlık durumunun incelenmesi ile birlikte kullanılan ilaçların da detaylı bir şekilde paylaşılması gerekiyor. Doktorunuza bu konuda bilgi vermeniz sizlerin lehine olacaktır ve zaten doktorunuz da bu konudaki sorularını soracaktır. İlaç kullanımında ilaçların içerisindeki etken maddenin de detaylı bir şekilde araştırılması gerekiyor ve eğer cildinize zarar verecek bir etken madde söz konusu ise o ilaçtan uzak durmanızda fayda vardır.

Gül Hastalığı Tedavisi Sonrası

Hastalığın tedavi edilmesinden sonra hastaların hayat tarzlarında ve tüketim alışkanlıklarında değişiklikler yapması gerekir. Genel sağlık durumunun stabil hale getirilmesi için bu değişiklikler oldukça önemlidir. Özellikle bedeni ağır yük altında bırakacak egzersizlerden ve doku yenilenmesini yavaşlatacak zararlılardan uzak durulmalıdır.

Egzersiz ve Spor

Gül hastaları spor ve egzersiz yapabilir çünkü hastalık bu tür konularda hiçbir şekilde engel teşkil etmiyor. Hafif sporların yanı sıra ağır sporlar da sizleri olumsuz etkilemeyecektir çünkü hastalığın bu şekilde bir engelleyici tarafı bulunmuyor.

Alkol ve Sigara Tüketimi

Tedavi süresince tüketmemenizde fayda var çünkü bu iki zararlı içecek iyileşme süresini geciktirir ve hatta olumsuz etkiliyor. Doktorunuz da bu konuda uyarıda bulunacaktır ev bu uyarıları göz önünde bulundurmanızı tavsiye ediyoruz.

Sık Sorulan Sorular

Birçok hastalıkta olduğu gibi gül hastalığında da bilinen çok fazla yanlış var. Kaynaklar değerlendirildiğinde bilgilerin tutarsız olduğunu görebiliyoruz. En doğru kaynak kesinlikle doktorunuz olacaktır ancak bizler de elimizden geldiğince detaylı bir araştırma yaptık ve gül hastalığı ile ilgili merak edilen soruların yanıtlarını sizin için tek bir çatı altında topladık. Gül hastalığı, tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Sıkıntılı bir deri hastalığı olarak da bilinen gül hastalığı, sağlık sorunlarının yanı sıra estetik açıdan da kişiye zarar verebiliyor. Tedavide asıl amaç, hastalıklı dokuyu yok etmek ve cildin daha sağlıklı bir görünüme kavuşmasını sağlamaktır.

Gül Hastalığından Korunmak İçin Hangi Yöntemler Kullanılır

Gül hastalığı riskini azaltabilmek için yoğun stresten uzak durmanız gerekiyor. Eğer açık tenli iseniz güneş ışınları da en büyük düşmanınız olacaktır. Bu düşmandan korunmak için güneş koruyucu kremleri tercih etmenizde fayda var. İş hayatınızdaki sorunlar ile sıkı bir şekilde mücadele etmek yerine daha sakin düşünce yapısı sizi iyi hissettirecek ve psikolojik etkenleri de ortadan kaldıracaktır. Psikolojik sıkıntılar da gül hastalığının en büyük nedenlerinden bir tanesi olarak görülüyor. Bu hususlara dikkat ettiğiniz takdirde gül hastalığı riskini de en aza indirgemiş olacaksınız ancak genetik faktörleri de unutmamak gerekiyor ve ne yazık ki bu konuya bir çözüm getirmek pek de mümkün değil.

Gül Hastalığı Kalıcı Olarak Tedavi Edilebilir mi?

Gül hastalığı elbette tedavi edilebilir ancak tekrarlama riski olan bir hastalık olduğu için kesin tedavi yönteminden bahsetmek elbette doğru olmayacaktır. Hastalıktan korunmak için neler yapmanız gerektiğini az önce sizinle paylaştık ve bu konuda dikkatli davrandığınız takdirde tekrarlama riskini de en aza indirgemiş olacaksınız. Güneş ışınlarından korunmak, stresten uzak kalmak ve ilaç kullanımında dikkatli davranmak da bunlardan bazılarıdır. Doktorunuzun uyarılarını göz önünde bulundurarak hareket etmelisiniz ve nasılsa tedavi oldum diyerek bu tedavinin arkasına sığınmak da çok doğru olmayacaktır. Dikkatli olduğunuz takdirde hastalıktan korunmak da elbette mümkündür.

Gül Hastalığında Kullanılan Kremler İşe Yarar mı?

İlaç tedavisi başlığı altında da bahsettiğimiz gibi oral yolla alınan ilaçların yanı sıra krem şeklindeki ilaçlar da hastalığın tedavisinde önemli bir yere sahiptir. Gül hastalığında kullanılan kremler elbette işe yarıyor ancak her hastanın aynı şekilde reaksiyon vermesi elbette beklenemez. İlaç tedavisinde başarılı olunamadığı takdirde farklı tedavi yöntemlerine başvurulabilir ve doktor tarafından gerçekleştirilecek tedavi ile birlikte bu hastalığın ortadan kaldırılması da mümkündür. Kremler arasında güneş koruyucu kremler de yer alıyor ve güneşin zararlı ışınlarından korunmak adına bu özel kozmetik ürünlere de her daim ihtiyacınız olacaktır. Cildiniz için en uygun kremi bulmak ve tespit etmek adına kimi zaman cilt testlerine de ihtiyacınız oluyor.

Güneş Koruyucu Kremler Tedavi Edici midir?

Tedavi edici cümlesini koruyucu kimliği altında kullanabiliriz. Bildiğiniz gibi güneş ışınları insan vücudu için her zaman faydalı değildir. Olumsuz etkileri de çok fazla ve özellikle açık tenli kimselerde bu durum daha net bir şekilde gözlemleniyor. Güneş koruyucu kremler bu bağlamda tedavi edici unsurlardan bazılarıdır. Düzenli kullanım gerektirmiyor ancak güneş’e çıkmadan önce kullanmanız şarttır. Gül hastalığı tedavisinde reçetelerde kendine yer bulan bu kremler, cilt yapınıza uygun bir şekilde üretiliyor ve bu bağlamda herhangi bir yan etkisinin olmadığını da belirtmek gerekiyor. Hassas bir cilt yapısına sahip iseniz eğer bu tür ürünlerden de yardım alabilirsiniz.

Gül Hastalığı Genetik midir?

Gül hastalığının birçok nedeni var ve tedavi öncesinde ilk olarak bu nedenlerin belirlenmesi ve bu nedenlere göre hareket edilmesi gerekiyor. Doktorunuz da en uygun tedavi yöntemini bu tetkikler doğrultusunda ortaya koyacaktır. Genetik sorunlar da nedenler arasında yer alıyor ve eğer ailenizde bu hastalığı geçirmiş olan birileri varsa sizler de risk grubunda yerinizi alıyorsunuz demektir. Ne yazık ki bunun bir çaresi yok ancak her genetik sorunun da bu hastalığa neden olacağını söylemek elbette doğru olmayacaktır. Tedavi edilebilen bir hastalık ve uygun tedavi yöntemi belirlendiği takdirde kısa süre içerisinde sonuç elde edilebiliyor. Bu yüzden endişe etmenize de gerek yoktur.

Gül Hastalığı Bulaşıcı mıdır?

Gül hastalığı ile ilgili merak edilen sorulardan bir tanesi de bulaşıcı olup olmadığıdır. Gül hastası olan kişilerle aynı odada bulunabilir ve fiziksel temas halinde de olabilirsiniz. Gül hastalığı bulaşıcı değildir. Hastalığın nedenlerini detaylı bir şekilde incelerseniz zaten bunu daha net bir şekilde göreceksiniz. Bulaşıcı bir hastalık değildir ancak hasta kişi için büyük riskler taşıdığını da belirtmek gerekiyor. Tedavi edilmediği takdirde estetik bozukluklar her geçen gün artarak devam edecek ve kişiyi sosyal hayattan da uzaklaştırmaya başlayacaktır. Aynı zamanda sahip olunan özgüvenin yitirilmesine de sebep oluyor. Vakit kaybetmeden bir uzmandan yardım almak ve tedavi için bir an önce harekete geçmek gerekiyor.

Gül Hastalığı Tedavisi Gören Kişiler Alkol Kullanabilir mi?

Gül hastalığı tedavisinde ilaç tedavisi tercih edildiği takdirde hastaların alkol tüketmesi tavsiye edilmiyor. Alkol ve ilaç bir araya geldiği takdirde verilecek reaksiyon olumsuz olacaktır. Bu dönemde biraz sabırlı olmanız gerekiyor ve tedavi tamamlandıktan sonra alkol tüketimine devam edebilirsiniz. Alkol ve alkol ürünlerinin insan vücudu için ne kadar zararlı olduğunu biliyoruz ve gül hastalığı gibi hastalıkların tedavisi boyunca bu tür zararlı içeceklere yer vermemek gerekiyor. Doktorunuz da bu konuda uyarılarını yapacaktır ve bu uyarılara dikkat ederek ilerlediğiniz takdirde iyileşme sürecine katkıda bulunacaksınız.

Gül Hastalığı Riski Taşıyanlar Kimdir?

Yetişkinlerin tamamı bu hastalığın risklerini barındırıyor. Stres sahibi kimselerin yanı sıra genetik faktörleri de barındıran kimseler risk grubunda bir adım daha yukarıda yer alıyor. Hastalıktan korunmak için ne yapmanız gerektiğini ve hangi hususlara dikkat etmeniz gerektiğini daha önce de belirtmiştik ve bu hususlara uygun hareket ettiğiniz takdirde sorun yaşamayacaksınız.

Gül Hastalığı Tedavisinde En Etkili Yöntem Hangisidir?

En etkili yöntemden bahsetmek kesinlikle doğru olmayacaktır çünkü her hastalığın tedavisinde en etkili yöntem, hastaya en uygun olan yöntemdir. İlgili tetkikler ile birlikte bu tedavi yöntemi de doktorunuz tarafından belirleniyor.

Gül Hastalığında Lazer Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?

Lazer tedavisi, gül hastalığının tedavisinde en etkili yöntemler arasında yerini almış durumda ancak yan etkileri de mevcut. Bu etkilerden bazıları şişlik, kızarıklık ve morarma olarak karşımıza çıkıyor. Endişe etmenize gerek yok çünkü bu tür sorunlar kısa sürede kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Gül Hastalığında Cerrahi Tedavi Şart mıdır?

Böyle bir zorunluluk yoktur ancak hastalık ileri bir seviyede ise ve cerrahi müdahale gerektiren bir durum söz konusu ise elbette cerrahi müdahaleye başvurmak gerekiyor.

Gül Hastalığı Başka İç Hastalıklara Sebep Olabilir mi?

Tedavi edilmeyen her hastalık, farklı hastalıkları da beraberinde getirebilecek potansiyele sahiptir. Ertelemek ya da tedaviyi reddetmek yerine bir uzmandan yardım alabilir ve tedavi olabilirsiniz. Yazımızda da yer verdiğimiz gibi gül hastalığının çok farklı tedavi yöntemleri mevcut ve bu yöntemleri detaylı bir şekilde incelediğimiz takdirde gayet basit bir sürecin sizleri beklediğini görebilirsiniz. Bu yüzden tedaviden kaçınmanızı gerektirecek bir durum da karşınıza çıkmayacaktır.

İlgili Organİlgili Bölümİlgili Hastalık
Gül Hastalığı