ameliyat.com

Guatr Ameliyatı


Resim Yükleniyor...

İnsan vücudunda boyun ön kısmında yer alan ve kelebek şeklini andıran tiroid bezi, tiroksin hormonunun üretilmesinde görev alan en önemli organlardan bir tanesidir. Asli görevini yerine getirmediği ya da tahrip olduğu takdirde insan vücudundan belirgin sorunlara da yol açabilmektedir. Ortalama ağırlığı 20 gram olan bu organ, tiroksin hormonu ile birlikte metabolik hızın dengelenmesi ve sorunsuz bir şekilde çalışmasına yardımcı olmaktadır. Tiroid bezinin normalden çok daha büyük olması ya da belli başlı sorunlar nedeniyle kısa sürede aşırı büyüme ile karşımıza çıkması, tıp dilinde guatr hastalığı olarak karşılık buluyor. Çok sayıda insan karşı karşıya geldiği sorunlardan bir tanesidir ve tedavi edilmediği takdirde farklı hastalıklara da neden olabildiği biliniyor. Guatr ameliyatı, ortalama 90 dakika ila 120 dakikaya tekabül ediyor. 1 günlük yatış süresi söz konusudur ve refakatçi desteği şarttır. Genel anestezi destekli bir ameliyat olduğunu belirtmek gerekiyor ve anestezi sonrası boyun bölgesinin ön kısmına uygulanacak olan kesi ile birlikte süreç başlıyor. Bezin büyük bir kısmının çıkartılması için kesi eylemi şarttır. Ameliyat esnasında sinirlerin ve tiroid bezine yakın olan diğer bezlerin korunması da büyük önem taşımaktadır.

Guatr Ameliyatı Hakkında

Tiroid bezinin, olması gerekenden çok daha büyük olması, guatr hastalığını da beraberinde getiriyor. Tedavi edilmediği ya da herhangi bir müdahalede bulunulmadığı takdirde farklı hastalıklara da yol açabildiğini ifade etmek gerekiyor. Tiroid bezine yapılacak olan müdahalenin ameliyat olarak belirlenmesi, bu bezin diğer organlara baskı yapması ile birlikte karşılık buluyor. Tiroid bezi diğer organları rahatsız ettiği takdirde cerrahi müdahale şarttır. Guatr ameliyatında bu bezin bir bölümü ya da tamamı alınmaktadır. Hastanın durumuna ve tiroid bezinin gelişimine bağlı olarak ne kadar bir alım yapılacağı da yine hekim tarafından belirlenecektir. Genel anestezi gerektiren bir ameliyat türüdür ve hem hastanın hem de hekimin konforu için anestezi şarttır. Ameliyat esnasında ses telleri zedelenen birçok hasta mevcut ve bu yüzden gerçek bir uzman tarafından ameliyat edilmekte fayda vardır. Merdiven altı olarak ifade edilen kurumları tercih etmemeniz bu yüzden büyük önem taşıyor. Paratiroidi bezi de yine bu ameliyat ile birlikte zarar görme riski taşıyan bezlerden bir tanesidir. Kalsiyumun düzenlenmesinde görev alan bu bezin de en iyi şekilde koruması gerekiyor. Gelişmiş cerrahi teknikler ve bu konuda büyük başarı elde eden uzmanlar tarafından bu risklerin en aza indirgendiğini de belirtmekte fayda var.

Guatr Belirtileri

Guatr, her hastada kendini belli eden ya da net belirtiler ile ortaya çıkan bir hastalık değildir. Kimi zaman kaşıntı ile kendini belli ederken kimi zaman da şiddetli baş ağrısı ile ortaya çıkabilmektedir. Boyun bölgesinde görülen şişlik ise en net belirtilerden bir tanesidir. Görsel olarak teşhis edilebildiği gibi fiziksel olarak yani dokunarak teşhis edilmesi de mümkündür. Hafif bir yumru izlenimi yaratan bezi dokunarak tespit edebilirsiniz. Tiroid bezinin diğer organlara baskı uygulaması ve oksijen yetersizliği nedeniyle baş dönmeleri yaşanabilir. Gün içerisinde bu sorun çok fazla karşınıza çıktığı takdirde hekiminize danışmanızda fayda vardır. Göz bebeklerinin büyümesi ve gözlerin şişmesi de guatr belirtisi olarak karşımıza çıkıyor ve bununla birlikte kalp çarpıntısı sorunu da yine hastalığın belirtilerinden bir tanesidir. Guatr hastalığının en net belirtisi, tiroid bezinin aşırı büyüme ile birlikte görsel olarak da tespit edilebilmesidir.

Baş Ağrısı

Tiroid bezi, aşırı büyüme ile birlikte yalnızca kendisine değil, vücuttaki farklı noktalara ve organlara da zarar verebiliyor. Kısa bir süre sonra diğer organların da faaliyetlerinde aksama yaşanması ile birlikte oksijen azalması meydana geliyor. Bu durum farklı belirtiler ile karşımıza çıkabileceği gibi gün içerisinde sıkça karşılaşılan baş ağrısı ile de kendini göstermektedir. Normal bir baş ağrısına göre çok daha şiddetlidir ve kimi zaman uykularınızı kaçıracak seviyeye de ulaşabiliyor. Ağrı kesici tedavisinin fayda etmediği bu ağrılar görüldüğü takdirde daha fazla vakit kaybetmeden uzman bir hekime danışılmalı ve kontrollerin yapılması da şarttır. Baş ağrısı, beraberinde farklı sorunları da getirebiliyor. Kişi çok daha kısa sürede yoruluyor ve bedensel yorgunluğun yanı sıra zihinsel yorgunluk da söz konusu hale geliyor.

Nedensiz Kaşıntı

Guatr hastalığının en ilginç belirtileri arasında gösterilen nedensiz kaşıntı, herhangi bir alerji durumu söz konusu olmadığı takdirde bir anda ortaya çıkıyor ve rahatsız edici bir hal alıyor. Kaşıntı ile birlikte baş ağrıları ve baş dönmesi sorunu da yaşanıyorsa daha fazla vakit kaybetmeden hekiminiz ile iletişime geçmeniz gerekiyor. Ürtiker, halk dilinde kurdeşen olarak bilinen hastalık da guatr hastalığının belirtileri arasındadır. Nedensiz kaşıntının tam olarak hangi sebeple ortaya çıktığı ya da guatr hastalığı ile olan ilişkisi çözülebilmiş değil ancak yapılan araştırmalar, guatr hastalarının büyük bir kısmında bu nedensiz kaşıntının var olduğunu gösteriyor. Kabarıklık ve hafif kaşıntılar ile ortaya çıkan ürtiker, tiroit hormonuna da etki ediyor ve bezin büyümesinde de etkili oluyor. Kaşıntıdan şikayetçi iseniz ve gündelik hayatlarınızda diğer belirtiler de net bir şekilde kendini gösteriyorsa en kısa sürede doktor kontrolüne başvurmalısınız.

Tiroid Bezi Büyümesi

Guatr hastalığının en önemli belirtilerinden bir tanesidir. Görsel olarak teşhis etmek mümkün olduğu gibi fiziksel temas ile de teşhis etmek gayet kolaydır. Bir beze ya da yumru şeklinde karşımıza çıkan bu şişlik, erken teşhis ile birlikte kontrol altına alınabiliyor ya da daha kolay müdahale etme şansı elde ediliyor. İç salgı bezlerinden bir tanesi olan tiroid bezi, ortalama 20 gram ağırlığındadır. Boyun bölgesinde konumlanmış olan ve nefes borusunun her iki tarafında da yer alan bir organdır/bezdir. Bu organda kanlanma bir hayli fazladır. Görevi ise tiroid hormonunun düzenli ve gerektiği şekilde salgılanarak kana ulaştırılmasıdır. Salgının azalması ya da zayıflaması durumu vücudu büyük bir ölçüde etkileyecektir. Büyümesi ise guatr hastalığına neden olmaktadır. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi hastalığın en önemli belirtisidir ve tespit edildiği takdirde hiç vakit kaybetmeden hekime başvurulmalıdır. Diğer belirtiler net bir şekilde gözlemlenemezken, bez büyümesi bariz bir şekilde kendini gösteriyor. Dokunulduğunda da bu bezdeki büyüme durumunu tespit etmek mümkündür.

Cilt Yüzeyinde Şişlik

Guatr hastalığının en önemli belirtilerinden bir tanesi de cilt yüzeyindeki şişliktir. Boyun bölgesine dokunulduğunda normalden daha büyük bir beze dokunduğunuzu kolayca hissedeceksiniz. Tiroid bezinin büyümesi fiziksel temas ile birlikte tespit edilebiliyor ve zaten guatr tetkiklerinde de bu tür bir uygulama söz konusudur. Hastalığın ilk evrelerinde bu durum biraz zor olabilir ancak ilerleyen dönemlerde görsel olarak da şişliği tespit etmek mümkündür.

Yutkunma Güçlüğü

Tiroid bezinin büyümesi ile birlikte yutkunma eylemi de eskiye nazaran çok daha zor bir hale gelecektir. Özellikle bademcik hastalığında karşı karşıya geldiğiniz yutkunma sorununa benzer bir sorundur. Bu durum rahatsız etmeye başladığı takdirde daha fazla vakit kaybetmeden hekime başvurmanız tavsiye ediliyor.

Guatr Nedenleri

Guatr hastalığının oluşmasındaki en önemli nedenlerden bir tanesi iyot eksikliğidir. Endemik guatr olarak karşımıza çıkmaktadır ve bölgesel bir sorundur. İyot tüketiminin az olması da bu hastalığı tetikliyor ev doktorlar bu yüzden tükettiğimiz gıdalardaki iyot oranına da ekstra dikkat etmemiz gerektiğini ifade ediyor. Bir diğer neden ise hipertiroidi olarak karşımıza çıkıyor. Tiroid hücrelerine karşılık olarak şekillenen antikorlar da guatr hastalığında önemli pay sahibidir. Nodüller de guatr hastalığının nedenleri arasında gösteriliyor. Nodül nedeni ile meydana gelen hastalığa ise nodüler guatr adı verilmektedir. En sık karşılaşılan guatr türlerinden bir tanesi olduğunu da belirtmek gerekiyor. Tiroid ve tiroid bezi iltihabı da yine guatr hastalığının nedenleri arasında gösteriliyor. Hastalık, belirtileri ile birlikte kendini ifade edebilen ve ortaya koyabilen bir hastalıktır ancak bazı türlerinde belirtiler ne yazık ki net bir şekilde ortaya çıkmıyor ve teşhis edilmesi de bir hayli güç bir hal alıyor.

İyot Yetmezliği

Yapılan araştırmalar, ülkemizde olduğu gibi birçok dünya ülkesinde de iyot tüketiminin çok az olduğunu ortaya koyuyor. Guatr hastalığının en önemli nedenlerinden bir tanesi de iyot tüketiminin azlığıdır. Ne yazık ki tükettiğimiz gıdalarda bu detaya dikkat etmiyoruz ya da özellikle iyot oranı dengelenmiş olan gıdalara yönelmiyoruz. Az önce de belirttiğimiz gibi doktorlar bu konuda tavsiye vermeye devam ediyor ve tüketimde iyot dengesine de özne göstermemiz gerekiyor. Guatr’ın belki de en önemli nedenlerinden bir tanesidir ve bu konuda bilinçsiz bir şekilde hareket ettiğimiz için risk grubunda yer almaya devam ediyoruz. Doktor kontrollerinde günlük iyot ihtiyacınıza yanıt alabileceğiniz testler de yapılıyor ve bu testler sonrası daha net bilgiler edinebiliyorsunuz. Ülkemiz insanları bu konuda ne yazık ki bilinçsiz ve iyot tüketimine gerekli önem verilmediğinden risk taşımaya devam ediyoruz. Tüketim düzenli ve gerektiği oranda yapıldığı takdirde bu hastalığın risk grubundan belli ölçüde uzaklaşmış olacaksınız.

Demir Eksiliği Anemisi

Tiroid hormonlarının üretiminde rol alan TPO enzimi, iyi çalışmadığı takdirde guatr hastalığı meydana gelir. Vücudumuzun demire her daim ihtiyacı vardır ve tükettiğimiz gıdalarda bu orana da ekstra hassasiyet göstermemiz gerekiyor. Demir eksikliği anemisi sonucu ortaya çıkan guatr hastalığı kendini kısa sürede belli eder ve tedavi edilmediği takdirde farklı sorunlara da yol açabilir.

Lithium İlacı

Kullandığımız bazı ilaçlar ne yazık ki guatr hastalığına neden olabiliyor ve bu hastalığı da tetikleyebiliyor. Doktor tavsiyesi dışında bir ilaç tercihinde bulunmak bu yüzden tehlikeli ve risklidir. Lithium adı verilen ilaç da bunlardan bir tanesi ve bu ilaç genellikle psikiyatri tedavisinde kullanılıyor. İlacın düzenli kullanımı oldukça riskli ve zaten hekimler de bu konuda gerekli uyarıları yapıyor. Tiroid hormon bozukluklarına neden olan bu ilacın yanı sıra guatr hastalığını tetikleyen ve guatr hastalığına sebebiyet veren çok sayıda ilaç olduğunu belirtmek gerekiyor. Hastalığınız ne olursa olsun kendi başınıza ilaç tercihi yapmak yerine öncelikli olarak hekim tavsiyesi almanız daha doğru bir tercih olacaktır. Görüldüğü üzere ilaçlar, her zaman yardımcımız olmuyor ve uzun süreli kullanıldıklarında bazı hastalıklara da sebebiyet verebiliyorlar. Yapılan araştırmalar, guatr hastalarının büyük bir kısmının bu tür ilaçları kullanmaları nedeniyle guatra yakalandıklarını gösteriyor. Eğer bu tür bir ilaç kullanıyorsanız düzenli olarak doktor kontrolüne gitmeniz ve bilgi almanızda fayda vardır.

Gebelik

Hamilelik döneminde doktor kontrolü çok daha büyük bir öneme sahiptir. Guatr hastası olmasanız bile tiroid kontrolü için doktora başvurmanız ve bunu da düzenli olarak gerçekleştirmenizde fayda vardır. Kadınların, gebelik döneminde bu hastalığa yakalanmaları çok daha kolaydır ve guatr hastası olan hamile kadınların çocuklarına da zarar vereceklerini unutmamak gerekiyor. Guatr, anneyi olduğu gibi anne karnındaki bebeği de olumsuz etkilemektedir. Hamilelik döneminde iştah artışı normal bir durum gibi görünebilir ancak guatr belirtisi olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bunun yanı sıra sıcağa dayanamam ve halsizlik gibi sorunlar da guatr belirtisi olarak karşımıza çıkıyor. Hastalık tedavi edilmediği takdirde bebek ölümleri ile de sonuçlanabiliyor. Hamilelik döneminde guatr hastalığına yakalanan kadınlarda hipertansiyon da görülmektedir. Bu durum bebeğin gelişimini belli oranda olumsuz etkiliyor. Bu dönemde guatr hastalığı teşhis edildiği takdirde ilaç tedavisi uygulanarak hastalığın ilerlemesi engellenebiliyor. Kullanılan ilaçların bebeğe herhangi bir şekilde zarar vermeyeceğini de belirtmekte fayda var. Annede görülen guatr hastalığı tedavi edilmediği takdirde bu hastalığın bebeğe sıçrama durumu da riskler arasında yer alıyor. Bu tür bir sorun ile karşı karşıya kaldığınız takdirde hiç vakit kaybetmeden hekimlerinizin kapısını çalmanız gerekiyor.

Genetik Faktörler

Guatr hastalığının en önemli nedenleri arasında iyot eksikliği ile birlikte genetik faktörler gösteriliyor. Yapılan araştırmalar, ailesinde guatr hastası olan kimselerin, bu hastalığa daha çabuk yakalandığını gösteriyor. Erken teşhis durumunda ilaç tedavisi söz konusu olabiliyor ancak hastalık için geç kalındığında cerrahi müdahale dışında herhangi bir tedavi ne yazık ki etkili olmayacaktır. Aile fertlerinden birinde görülen guatr hastalığının gelecek nesillere aktarılması çok daha kolay oluyor. Eğer bu tür bir sorun ile karşı karşıya iseniz doktor kontrollerini aksatmamanız gerekiyor. Özellikle son yıllarda doktora guatr nedeniyle başvuran birçok hastanın genetik faktörler yüzünden bu hastalığa yakalandığı da yine yapılan araştırmalar arasında yer alıyor. Her zaman söylediğimiz gibi hastalık erken teşhis edildiği takdirde ilaç tedavisi ile ertelenebilir ya da tamamen yok edilebilir ancak teşhiste gecikildiği takdirde cerrahi müdahale dışında herhangi bir çözüm önerisi karşınıza çıkmıyor. Bu konuda insanların çok daha hassas davranması ve çok daha bilinçli hareket etmesi gerekiyor ve en önemlisi de doktor kontrollerine aksatmadan devam etmeleri büyük önem arz ediyor.

Guatr Türleri

Guatr hastalığının farklı türleri mevcuttur. Bazıları çok kolay bir şekilde teşhis edilirken bazıları da bu konuda daha çekingen olabiliyor ve kendini belli etme konusunda gayet profesyonelce hareket ediyor. Bakteri kaynaklı, virüs kaynaklı ve hashimoto tiroidi olarak bilinen çeşitli guatr türleri mevcut. Az önce de belirttiğimiz gibi farklı türler kolay kolay teşhis edilemiyor. Düzenli kontroller, her zaman için hastanın lehine olacaktır ve eğer bu tür bir sorun sahibi iseniz kısa sürede teşhis etmek de mümkündür. Doktor kontrolleri ile birlikte gerçekleştirilecek olan tetkikler hastalığı meydana çıkartacak ve tedavi için de vakit kaybetmeden harekete geçilecektir. Guatr hastalığının birçok farklı nedeni olabilir ve yazımızdaki diğer başlıklarda da bu nedenlere detaylı bir şekilde yer vermeye çalıştık.

Hipertiroid Hastalığı

Hormon salınımında önemli bir rol üstlenen tiroid, yüksek tiroid hormonları ile birlikte hipertiroid hastalığına sebebiyet verebiliyor. En önemli belirtilerinden bir tanesi göz çevresindeki şişlik ve büyümelerdir. Hasta kişinin gözleri daha şaşkın bir ifade sergiler ve eskiye nazaran çok daha ilginç bir ifade takınır. Bu hastalığın bir diğer belirtisi ise hızlı kilo kaybıdır. Kadınlarda bu durum çok daha net bir şekilde gözlemleniyor ve bu hastalık kadınlarda çok daha sık görülüyor. Reflekslerdeki artış ve aşırı sinir durumu da hastalığın belirtileri arasında kendine yer buluyor. Hasta kişi çok daha hareketli ve sinirli bir yapıya sahip olacaktır. Kızarma ve akabinde meydana gelen terlemenin yanı sıra vücutta gözle görülebilen şişlikler de hastalığın belirtileri arasında yer almaktadır. Bu belirtiler tek başına yeterli olmayabilir bu yüzden hemen endişe etmenize ya da paniğe kapılmanıza gerek yok ancak bahsi geçen belirtilerin tamamı gözlemleniyorsa hiç vakit kaybetmeden bir hekime başvurmanızda fayda vardır.

Zehirli Guatr

Guatr hastalığı, tiroid bezinin aşırı büyümesi ile ortaya çıkan bir hastalık türüdür ancak tiroid bezinin salgıladığı hormon abartılı bir seviyeye ulaşmışsa bu durum zehirli guatr olarak karşılık buluyor. Üretimi fazla yapılan tiroit hormonu ile birlikte vücudun dengesini de belli oranda değişiyor ve olumsuz etkiler kısa sürede ortaya çıkıyor. İç guatr olarak da bilinen hastalık, erken teşhis ile birlikte tedavi edilebiliyor ve müdahale yöntemi de çok daha basittir. Teşhiste geç kalındığı takdirde ise cerrahi müdahaleye başvurulacaktır.

Multinodüler Guatr

Tiroid bezindeki nodüllerin sayıca fazla olması multinodüler guatr olarak karşılık buluyor. Bu hastalığın en önemli nedenlerinden bir tanesi iyot yetmezliği ve eksikliğidir. Tükettiğimiz gıdalarda iyot oranına bu yüzden dikkat etmemiz gerekiyor ve hekimlerde bu konuda gerekli uyarıları yapmaya devam ediyorlar. Nodüller, sıcak ve soğuk olmak üzere ikiye ayrılıyor ve gerçekleştirilecek olan kontroller ile birlikte belirlenmeleri de çok zor olmayacaktır. T3 ve T4 hormonlarının kontrolü ile birlikte daha net ve daha sağlıklı sonuçlar elde edebilmek de mümkündür. Tiroid hormonlarının normal olması ve nodüllerin boyut olarak daha küçük yapıya sahip olması şikayetleri azaltacaktır. Bu tür durumlarda hastalar herhangi bir şikâyet ile başvuruda bulunmazlar ve tespit edilmesi de bir hayli güçtür. Nodül bulunmayan guatr’ın tehlikesiz olduğunu söylemek kesinlikle yanlıştır çünkü tedavi edilmediği takdirde yıllar sonra bile nodül oluşumu söz konusu olabilir ve sayıca artabilirler. Guatr hastalığı ertelenecek bir hastalık değil ve en kısa sürede tedavisinin yapılması da lehinize olacaktır.

Diffüz Guatr

İçerisinde nodül olmayan bezin normal bir şekilde büyümesine diffüz guatr ya da halk arasında bilinen adı ile basit guatr adı veriliyor. Diffüz guatrın en önemli nedenlerinden bir tanesi diğer guatr türlerinde olduğu gibi iyot yetmezliğidir. Erken teşhis durumunda tedavi edilmesi çok daha kolay ve hızlıdır. Bir diğer neden ise genetik eğilimdir. Eğer ailenizde bu hastalığı taşıyan ya da yaşayan birileri varsa sizler de risk grubunda yer alıyorsunuz demektir. Tiroid bezinde meydana gelen hastalıklar ya da iltihaplar da diffüz guatr oluşumunun en önemli nedenlerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Bir diğer neden ise demir yetmezliğidir ve az önce de belirttiğimiz gibi erken teşhis edildiğinde demir takviyesi ile hastalığın tedavisi mümkündür. Psikiyatr hastalarının en çok kullandığı ilaçlardan bir tanesi olan lithium ilacı da yine bu hastalığın en önemli nedenlerinden bir tanesidir. Bu ilaç kullanılıyorsa eğer doktor kontrollerini aksatmamak gerekiyor. Hastalığın bir diğer nedeni olarak ise selenyum yetmezliği gösteriliyor ve son dönemde bu sorun çok daha fazla baş göstermektedir.

Soliter Tiroid Nodülü

Yapılan araştırmalar, soliter tiroid hastalığının %4 ila %6’lık bir dilimde meydana geldiğini gösteriyor. Hastalığın risk altında tuttuğu herhangi bir yaş grubu yok ve ilginçtir ki her yaş grubunda görülebiliyor. Kadınlar ve erkekler arasında yapılan araştırma ise kadınlarda bu hastalığın çok daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. 40’lı yaşlar ise hastalığın en çok görüldüğü yaş grubu olarak karşımıza çıkıyor ancak az önce de belirttiğimiz gibi her yaş grubu bu hastalığı geçirebilecek risk durumunu barındırmaktadır. Hastalık kendini kısa sürede ya da kolay bir şekilde göstermiyor, bu yüzden tespit edilmesi de çok kolay değildir. Nodüllerin tespit ve teşhis edilmesi de yine kolay değildir ve kimi zaman bir tesadüf ile tesit edildiği de biliniyor. Nodülde meydana gelen kanamalar şiddetli ağrı ile birlikte hastaya rahatsızlık verebiliyor ve bu da hastalığın teşhis edilmesini mümkün kılıyor. 60 yaş üstü erkeklerde görülmesi, kadınlara nazaran daha büyük risk taşıyor ve teşhis edildiği anda vakit kaybetmeden müdahale edilmesi de şarttır.

Guatr Teşhisi

İşinde uzman bir pratisyen hekim, guatr teşhisini fiziksel temas ile kolayca teşhis edebilir ancak guatr hastalığının türüne bağlı olarak bu durum zaman zaman değişiklik gösterebiliyor. Hastalığın daha net bir şekilde teşhis ve tespit edilebilmesi için birtakım test ve tetkiklere muhakkak ki ihtiyaç duyulacaktır. Fiziksel muayene, nodüllerin büyüklüğü hakkında fikir verebilir ancak bu tam tanı değildir ve az önce de belirttiğimiz gibi birtakım tetkiklere her daim ihtiyaç olacaktır. Bu testlerden bir tanesi hormon testidir. Hipofiz bezi ile birlikte tiroid bezinin salgıladığı hormonların miktarını daha sağlıklı bir şekilde ölçmek adına bu testlere ihtiyaç duyuluyor. Test sonucu ile birlikte hastalığın tespit edilmesi ve bir tanı konulabilmesi de daha mümkün hale geliyor. Tiroid hormonunun düşük olması, tiroid bezlerindeki tahribatı ve doğru bir şekilde çalışmadığını ortaya koyacaktır. Tiroid hormonunun düşük olması demek, tiroid uyarıcı hormonların artması anlamına geliyor. Dengeyi sağlamak adına bu hormonlar daha fazla çalışıyor ve daha fazla üretim gerçekleşiyor. Bu durum insan vücudu için olumlu bir eylem değildir ve bir süre sonra yetersizlik söz konusu hale geleceği için tiroid bezi de büyümeye başlayacak ve guatr hastalığına neden olacaktır. Bir diğer test ise antikor testi olarak karşımıza çıkıyor. Antikorların varlığını tespit etmek ve bu durum üzerinde inceleme yapmak için gerçekleştirilen test de yine hastalığın daha sağlıklı bir şekilde tespit edilebilmesi için gerekli olan testlerden bir tanesidir. Ultrason testi de yine guatr hastalığını ve hastalığın hangi seviyede olduğunu sağlıklı bir şekilde ortaya koyacak olan çalışmalar arasında yer alıyor. Yukarıda bahsi geçen testler ile birlikte farklı testlere de ihtiyaç duyulacaktır ve bir alt başlıkta bunu da detaylı bir şekilde incelemeye çalışacağız. Guatr, tetkikler ile birlikte tam tanı şeklinde ortaya konulduktan sonra müdahale şekli belirlenir. Hastalık eğer başlangıç seviyesinde ise müdahale çok daha basit olacaktır. İlaç tedavisi ile hastalığın ertelenmesi ve ortadan kaldırılması mümkündür ancak ilerleyen seviyelerde cerrahi müdahale şarttır. Günümüzde guatr hastalığı sorunsuz bir şekilde tedavi edilebiliyor ve bu konuda uzman hekimlerin sayısı da her geçen gün biraz daha artıyor. Hastaların dikkatli olması gereken en önemli konulardan bir tanesi bilinçli olmaları ve herhangi bir belirti ile karşı karşıya geldikleri takdirde vakit kaybetmeden hekime başvurmalarıdır. Guatr2ın ertelenecek bir hastalık olmadığını ve müdahale edilmediği takdirde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini daha önce de belirtmiştik. Cerrahi müdahale ile birlikte tiroid bezlerinin tamamı ya da bir kısmı alınıyor ve buna karar verecek olan da cerrahi müdahaleyi gerçekleştirecek olan hekimdir. Ameliyat ile ilgili sorularınızın yanıtını ve süreç hakkındaki detayları da hekiminizden öğrenebilirsiniz.

T3 Hormon Ölçümü

Guatr hastalığının teşhis edilebilmesinde çok sayıda test uygulanıyor ve bu testlerden bir tanesi de t3 hormon testi olarak karşımıza çıkıyor. Bu testlerin yapılabilmesinin en önemli nedenlerinden bir tanesi hastalığın altında yatan asıl nedeni belirlemek ve müdahaleyi de buna göre yapabilmektir. TSH testlerinin beklenenden daha anormal bir sonuç vermesi durumunda T3 hormon ölçümü yapılmalıdır. Bunun yanı sıra tiroid fonksiyonları ile ilgili bilgi almak ve çalışmayı tam manasıyla görüntüleyebilmek adına da bu teste ihtiyaç vardır. Tiroid bezinin fazla çalıştığından şüphe duyuluyorsa T3 hormonu testi bu konuda en doğru ve en sağlıklı bilgiyi verecek olan testlerden bir tanesidir. Hasta, uyku sorunu, kalp çarpıntısı ve zayıflık gibi şikayetler ile hekimlerin kapısını çalıyorsa yine T3 hormon testi yapılması şarttır. T3 hormon testi ile birlikte daha sağlıklı sonuçlar elde edebilmek adına farklı testler de yapılacaktır ve bir alt başlıkta diğer testleri de incelemeye çalışacağız.

T4 Hormon Ölçümü

Tiroid hormonu olarak bilinen T4 hormonu, tirozin içerikli hormon olarak biliniyor. Bu hormon ile ilgili en ilginç bilgi ise sentetik versiyonları ile birlikte karşımıza çıkıyor. Sentetik versiyon sayesinde metabolizma hızını düzenlemek ve belli oranda arttırmak da mümkün hale geliyor. Bu hormonun en önemli görevlerinden bir tanesi de böbrek sisteminin düzenlenmesine yardımcı olmasıdır. Gelişimin normal seyrinde devam etmesinin yanı sıra sağlıklı bir biçimde kilo verme ve ruh hali istikrarında da önemli pay sahibidir. Vücudumuz için büyük önem arz etmesine rağmen birçok insan ne işe yaradığını ya da vücudumuza ne gibi bir etkide bulunduğunu ne yazık ki bilmiyor. Guatr hastalığının teşhis edilmesinde ve hormon kontrolünde T4 testine ihtiyaç duyulacaktır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi T3 testi ile birlikte yapıldığında çok daha sağlıklı sonuçlar elde edilebilir. Yine guatr hastalığının hangi tür guatr olduğunu belirlemek amacıyla da bu test uygulanıyor. Tetkiklerden yalnızca biri ve guatr teşhisi için çok sayıda tetkike ihtiyacınızın olduğunu da bir kez daha belirtmek gerekiyor.

TSH Hormon Ölçümü

Tiroid uyarıcı hormonun ölçümünü yapmak için uygulanan bu test ile birlikte guatr hastalığının teşhisi de çok daha kolay bir şekilde konulabiliyor. Bu test ile birlikte tiroid bezi ile ilgili tüm sorunları görebilmek ve analiz edebilmek de mümkündür. Tiroid bezinin nasıl çalıştığı ve yeterlilik seviyesi de yine bu test ile birlikte daha doğru şekilde tespit edilebiliyor. Tsh, hipofiz bezi tarafından salgılanıyor ve kontrolü de hipotalamus tarafından gerçekleştirilmektedir. Test, basit bir uygulama tekniği ile yapılıyor ve kol bölgesinden alınacak olan kan ile süreç başlıyor. Bebeklerde ise bu durum değişiklik gösterebiliyor ve topuk bölgesinden kan alınır.

Biyopsi

Guatr hastalarında kimi zaman bez içerisinde gelişen nodüller olabilir. Nodüller iyi huylu olabilir ancak yine de bir teste ihtiyaç olacaktır ve bu aşamada biyopsi, en doğru test süreçlerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Ultrason uygulaması ne yazık ki nodüllerin tespit edilmesinde ve iyi huylu ya da kötü huylu olmalarını belirleme durumunda etkili olmayabiliyor bu yüzden kesin sonuca daha sağlıklı ve daha hızlı bir şekilde ulaşabilmek adına biyopsiye ihtiyaç duyulacaktır. Guatr biyopsisinde ince iğneler kullanılır ve bu da testi daha güvenilir hale getiriyor. Diğer test ve tetkiklere nazaran daha kolay olduğunu görebiliyoruz ve uygulama süreci de bir hayli basittir. Biyopsi öncesi hastanın herhangi bir hazırlık yapmasına gerek yoktur, yani doktor talep ettiği takdirde aynı gün ve hatta o an yapılabilen bir testtir. Lokal anestezi destekli tetkiklerden bir tanesidir ve hasta yalnızca iğnenin vücuda girdiğini hissedecektir. Tiroid bezinin sağlıklı bir şekilde çalışıp çalışmadığını kontrol etmek adına gerçekleştirilen bir uygulama olduğunu da belirtmek gerekiyor. Tiroid ilacı kullanan hastaların takip edilmesinde ve sürecin değerlendirilmesinde de yine bu teste ihtiyaç duyulacaktır.

Tedavi Yöntemleri

Guatr hastalığı, iyot yetmezliği ile birlikte genetik sorun kaynaklı hastalardan bir tanesidir. Hastalığın birçok farklı nedeni var ve farklı başlıklarda da bu konuya değindik. En bilinen nedenler arasında genetik sorunlar ve iyot yetmezliği yer alıyor. Hastalığın tedavisi ise oldukça kolay ancak erken teşhis her zaman olduğu gibi hayat kurtarıyor ve müdahaleleri daha basite indirgememize de yardımcı oluyor. İlaç tedavisi, guatr hastalığının ilk evrelerinde fayda sağlayan uygulama yöntemlerinden bir tanesidir ancak tedavi ertelendiği ya da süreç geciktirildiği takdirde ilaç tedavisi fayda etmeyecektir. İyot eksikliği kaynaklı guatr hastalıklarında radyoaktif iyot tedavisi de uygun yöntem olarak karşımıza çıkıyor ve son dönemde birçok hastaya uygulanarak başarı elde edilen yöntemlerden biri olduğunu da belirtmek gerekiyor. Son tedavi yöntemi ise hastalığın ilerleyen seviyelerinde uygulanacak olan cerrahi tedavi yöntemidir. Tiroid bezinin tamamının ya da bir kısmının alınması olarak da bilinen bu tedavi yöntemi ile birlikte guatr hastalığından kurtulmak mümkündür. Tedavi yöntemine karar verecek olan kişiler hekimlerdir. Hastalığın türüne bağlı olarak bir tedavi yöntemi belirlenir ve çok fazla vakit kaybetmeden uygulanır.

İlaç Tedavisi

Guatr hastalığının türüne göre hastaya önerilecek olan ilalar ile birlikte tedavi mümkündür ancak bunun için hastalığın erken teşhissi de büyük önem taşıyor. Tiroid bezi büyümeye başladığında ve anormal bir boyuta ulaştığında ne yazık ki ilaç tedavisi yeterli olmayacaktır.

Radyoaktif İyot Tedavisi

Tek bir doz ile guatr hastalığının tedavi edilmesi mümkün ve son dönemde bu tedavinin başarı oranları da %90’a ulaşmış durumda. Tedavi bir kez yapılıyor ve etkisini de çok kısa sürede göstermektedir. Tedavinin en büyük artılarından bir tanesi herhangi bir yan etkisinin olmamasıdır. Diğer tedaviler ile kıyaslandığında bu bağlamda bir adım öne çıktığını söylemek mümkün. Bununla birlikte pahalı bir tedavi yöntemi olmadığını da ifade etmek gerekiyor. Tedavi esnasında ya da tedavi sonrası ses tellerinin zarar görmesi ya da yıpranması gibi bir sorun da karşınıza çıkmıyor. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi son dönemde başarı oranı bir hayli yükseldi ve uzmanlar da bu tedavi yöntemini önermeye ve tercih etmeye devam ediyorlar. Radyoaktif tedavisi uygulaması sonrası hastalığın tekrar etmesi gibi bir durum da söz konusu değildir. Özetle bu tedavi yöntemi her anlamda hastaya fayda sağlıyor ve sunduğu avantajlar ile birlikte beklentilere de yanıt veriyor. Hekimleriniz ile konuşarak tedavi yöntemi hakkında çok daha detaylı bilgi edinebilir ve uygun olduğu takdirde bu tedaviyi alabilirsiniz.

Cerrahi Tedavi

Guatr hastalığının belirtileri sonrası hekimlerinize başvurduğunuzda birtakım tetkikler ile birlikte tedavi yöntemi de kısa sürede belirlenecektir. Cerrahi müdahale, yutkunmada güçlük çeken hastalarda ve nodüler guatr durumlarında tercih ediliyor. Ameliyat ile birlikte tiroid bezinin tamamı ya da belli bir kısmı alınıyor. Yine bunun için de hekim kararı büyük önem taşıyor. Bununla birlikte tiroid kanseri ile karşı karşıya gelen hastalar için de tek tedavi yöntemi cerrahi müdahale olacaktır. Ameliyat sonrası hasta durumuna bağlı olarak sentetik tiroid hormonu desteği verilebilir ve bu konuda da hekimleriniz gerekli bilgilendirmeyi yapacaktır. Anestezi destekli bir müdahale olduğu için ameliyat, hem hekim hem de hasta konforu bakımından oldukça kolay bir hal alıyor. Guatr hastalığının muhakkak tedavi edilmesi gerekiyor aksi takdirde sorun büyüyecek ve farklı hastalıkları da beraberinde getirecektir. Hastalığın erken teşhis edilmesi durumunda ilaç tedavisi mümkündür ancak ilerleyen safhalarda en kesin tedavi yöntemi cerrahi müdahale olarak karşımıza çıkıyor. Her zaman belirttiğimiz gibi doktor kontrolleri ve erken teşhis büyük önem taşıyor.

Guatr Ameliyatı Öncesi

Guatr ameliyatını gerektiren bir durum olduğu düşünüldüğü takdirde gerekli tetkikler bir an önce yapılmalı ve ameliyat için süreç bir an önce başlatılmalıdır. Hormon seviyesinin normal bir sınırda olması gerekiyor ve ameliyat için en önemli detaylardan bir tanesi de budur. Hormon seviyesi yüksek ise ameliyat kararı almak tehlike arz edebiliyor bu yüzden kontrollerin çok sağlıklı bir şekilde yapılması da şarttır. Guatr ameliyatı öncesi bu tür bir durum tespit edildiği takdirde ilaç müdahalesi ile hormon seviyesinin normale getirilmesi hedeflenir ve başarılı olunur. Hasta, aspirin ya da benzeri kan sulandırıcı ilaçlar kullanıyorsa eğer ameliyattan en az 10 gün önce bu ilaçları terk etmek durumundadır. Hasta, ameliyattan bir gün önceki gecede herhangi bir şey tüketmemeli ve ameliyata da oruç tutuyormuş gibi gelmelidir. Doktorunuz bu konuda gerekli uyarıları da yapacaktır. Yüksek tansiyon ve şeker hastası olan hastaların gerekli birimlerce kontrol altında olması gerekiyor. Bunun nedeni ise bu hastalıkların ameliyat sürecini ne şekilde etkileyeceğidir. Eğer bir sorun teşkil etmediği ortaya koyulursa ameliyat için süreç başlatılabilir.

Tetkikler

Ameliyat kararı alabilmek için tetkiklerin sorunsuz bir şekilde yapılması ve bu tetkiklerin sonucunda ameliyat kararı almak gerekiyor. Hormon testleri bunlardan bir tanesidir. Hormon seviyesinin belirlenmesi önem arz ediyor çünkü bu seviye yüksek olduğu takdirde ameliyat kararı almak ne yazık ki riskli olacaktır. Hormon seviyesi yüksek olan hastalara gerekli ilaç tedavisi uygulanarak bu seviyenin normale indirgenmesi sağlanır. Anormal antikor üretimi şüphesi söz konusu ise tetkikler arasında antikor testleri de yerini alacaktır. Kan testi olarak da bilinen antikor testi ile birlikte bu bağlamda sonuç elde etmek de çok daha kolay bir hal alacaktır. Anormal antikor üretimi, guatr hastalığının en önemli nedenlerinden bir tanesidir ve hastalığın nedenini belirlemek için de bu teste ihtiyaç duyulacaktır. Ultrasonografi ile de tiroid bezini görüntülemek ve gözlemlemek mümkündür. Nodül varlığının görüntülenmesi de yine bu tetkik ile birlikte mümkün olacaktır. Tetkikler sonuçlandıktan sonra hekimleriniz ameliyat kararı alabilir. Bu karar sonrası sizleri nasıl bir sürecin beklediği de yine hekim tarafından aktarılacaktır.

Tam Kan Sayımı

Tam kan sayımı ile birlikte tiroid ile ilgili fonksiyonların daha kolay bir şekilde belirlenmesi ve ameliyat için karar alma durumu söz konusudur. Bunun yanı sıra kan sayımı yapılmasının en önemli nedenlerinden bir diğeri de bezlerin hangi düzeyde çalıştığını ortaya koyabilmektir. Tiroid kanserinden şüpheleniyorsa eğer yine bu teste ihtiyaç olacaktır ve çıkan sonuçlar ile birlikte kanser durumu da daha net bir şekilde ortaya konuluyor. Hasta, titreme ve kalp çarpıntısı gibi sorunlar ile hekime başvurduğu takdirde bunun altında yatan nedeni tespit edebilmek için de yine tam kan sayımı testine ihtiyaç duyulacaktır. En doğru ve en sağlıklı sonuçlar bu sayım ile birlikte ortaya çıkıyor. Hormonların takip işlemi de yine bu sayım ile birlikte mümkündür. Guatr ameliyatı için karar almadan önce tetkiklerin sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesi şart ve bu tetkikler sonucunda belirlemeler yapılabiliyor.

Hasta Kontrolleri

Guatr ameliyatı öncesi tetkikler ile birlikte fiziksel muayenenin de yapılmasında fayda vardır. Hastanın yaşı ve hastanın genel sağlık durumu da büyük bir önem taşıyor. Özellikle yaşlı hastalarda ameliyat çok daha zorlu bir süreç olarak karşımıza çıkıyor ve ameliyat sonrası süreç de daha zor bir hal alıyor. Ameliyat öncesi tüm bu detayların da göz önünde bulundurulmasında fayda vardır. Özellikle kalp ya da yüksek tansiyon gibi hastalıklara sahip olan kimselerin daha denetimli bir şekilde ameliyata hazırlanmaları gerekiyor. Bunun için gerekli birimlerde kontroller yapılmalı ve ameliyat için uygun olup olmadığı belirlenmelidir. Hastanın kullandığı ilaçların listesi alınmalı ve bu ilaçlardan ameliyatın seyrine olumsuz etkide bulunabilecek olanlar da çıkartılmalıdır. Anestezi testleri de büyük önem taşıyor. Bilindiği üzere guatr ameliyatı anestezi destekli ameliyatlardan bir tanesidir. Hem hastanın hem de hekimin konforu için anestezi şarttır ancak ameliyat öncesi yapılacak testler ile birlikte hastanın anesteziye nasıl tepki vereceği ve ne tür sonuçlar doğuracağı da belirlenmelidir. Bu testler tamamlandıktan sonra ameliyat için süreç başlatılabilir. Aklınıza takılan tüm soruları ve soru işaretlerini hekiminiz ile paylaşmanız da ameliyata zihinsel anlamda hazır olmanız için büyük önem arz ediyor.

Elle Muayene

Fiziksel kontrol ile birlikte guatrı tespit etmek kimi zaman mümkün oluyor. Bu durum hastalığın ilk evrelerinde zor olsa da ilerleyen evrelerde tespit etmek çok daha kolay bir hal alıyor. Tek başına yeterli bir test olmadığını da belirtmekte fayda var. Yazımızın bir bölümünde bahsettiğimiz tetkikler ile birlikte fiziksel muayene çok daha sağlıklı bir hal alacaktır. Hasta, dokunarak tiroid bezinin büyüdüğünü kendi de kontrol edebilir ancak az önce de belirttiğimiz gibi teşhis etmek için tek başına yeterli olmayacaktır. Yapılacak testler ile birlikte hastalığın ortaya çıkarılması da daha kolay bir hal alıyor.

Hastanın Yaşı

40 yaş üstü hastalarda guatr ameliyatı çok daha zor olabiliyor. Bununla birlikte iyileşme süreci de genç hastalara nazaran çok daha zordur. Hastanın yaşı, ameliyat için büyük önem arz ediyor ve yaşlılığa bağlı olarak görülen diğer hastalıkların da ameliyat öncesi mutlaka ele alınması ve detaylı bir şekilde incelenmesi gerekiyor. Kalp hasaları ve yüksek tansiyon hastaları risk altında ve bu riski en aza indirgemek adına ilgili birimlerde kontrollerin en iyi şekilde yapılması ve ameliyata da izin çıkması gerekiyor. Aksi bir durum söz konusu olduğu takdirde ameliyat ertelenecek ve gerekli önlemler alındıktan sonra cerrahi müdahale için hazırlıklar başlayacaktır.

Hastanın Genel Sağlık Durumu

Guatr ameliyatını olumsuz etkileyecek bir başka hastalık ya da kullanılan ilaçlar varsa bunların tespit edilmesi gerekiyor. Hastanın genel sağlık durumu detaylı bir şekilde ele alınmalı ve ameliyatı olumsuz etkileyecek bir sağlık sorunu varsa ameliyat ertelenmelidir. Kan sulandırıcı ilaçlar da ameliyatı olumsuz etkileyen unsurlardan bir tanesidir ve bu ilaçların ameliyattan en az 10 gün kadar önce bırakılması tavsiye ediliyor. Kalp ya da yüksek tansiyon hastaları için de gerekli önlemler alındıktan sonra ameliyat süreci başlamalıdır. Hekimleriniz bu konuda gerekli bilgilendirmeleri en iyi şekilde yapacaktır. Riskli bir durum söz konusu olduğu takdirde bu durum ortadan kaldırılana dek ameliyat süreci başlamayacaktır. Kontroller ile birlikte bu detayları ön plana taşımak da mümkündür.

Genel Anesteziye Uygunluk

Ameliyat esnasında hasta ve hekim konforunun üst seviyelerde olması, ameliyatın seyrini olumlu anlamda güçlendirecektir. Anestezi destekli ameliyatlardan bir tanesi olan guatr ameliyatı için öncesinde anestezi testi yapılmalıdır. Hastanın anesteziye nasıl bir tepki vereceği bu test ile birlikte daha net bir şekilde ortaya konuluyor. Anesteziye karşı alerjisi olan ya da herhangi bir şekilde olumsuz tepki verebilecek olan hastalar için belli başlı tedbirler alınmalıdır. Yazımızın başından bu yana testlerin ne kadar büyük önem taşıdığını defalarca belirttik. Anestezi testi de bu bağlamda büyük önem taşıyor ve hastanın vereceği tepki de bu test ile birlikte daha sağlıklı bir şekilde ortaya çıkartılıyor. Guatr ameliyatı zor bir ameliyat değildir ve az önce de söylediğimiz gibi anestezi destekli bir ameliyat olduğu için hasta herhangi bir şekilde ağrı ya da sızı hissetmeyecektir. Ameliyatın başlangıcı ile birlikte sonunu hatırlayacaktır. Başarı oranı yüksek olan ameliyatlardan bir tanesi ve hekimlerimizi de bu konuda tebrik etmek gerekiyor.

Ameliyata Hazırlık

Ameliyat öncesi tüm tetkiklerin ve testlerin eksiksiz bir şekilde yapılması ve sonuçların da hekim ile paylaşılması şarttır. Ameliyata girecek olan hastanın genel sağlık durumu detaylı bir şekilde ele alınmalı ve varsa bir başka hastalık, ameliyatı hangi yönde etkileyeceği de belirlenmelidir. Ameliyat için aksi bir durum söz konusu ise ya da herhangi bir risk durumu mevcutsa bu risklerin ortadan kaldırılması da şarttır. Kan sulandırıcı ilaçlar her ameliyat öncesi olduğu gibi guatr ameliyatı öncesi de en az 10 gün süre öncesinden terk edilmelidir. Ameliyat öncesi anestezi testinin mutlaka yapılması gerekiyor ve hastan anesteziye karşı nasıl bir tepki vereceği de bu test ile birlikte belirlenecektir. Ameliyat için hastanın imzası şarttır ve tüm detayların yer aldığı bir anlaşma ameliyat öncesi onay veriyorum niteliğinde imzalanmalıdır. Tansiyon ya da kalp hastası kişilerin ameliyat için risk taşıyıp taşımadıkları tespit edilmeli ve buna göre hareket edilmelidir.

Yeme İçmenin Kesilmesi

Ameliyat öncesi dikkat etmeniz gereken hususlardan bir diğer de yeme içmenin kesilmesi durumudur. Ameliyattan bir önceki gece oruç tutarmış gibi tok kalmanız gerekiyor. Doktorunuz bu konuda gerekli uyarıları yapacaktır. Ameliyat sabahı da herhangi bir şey tüketmemeniz gerekiyor ve tok olmanız şarttır. Bu detay, ameliyatın seyrini olumlu etkileyecektir ve aksi bir durum da hastanın aleyhine olacaktır. Bir günlük oruç tutuyormuş gibi hissedeceksiniz ve su dahi içmemeniz gerekiyor. Tok karnına yapılacak ameliyat çok daha sağlıklı olacaktır ve az önce de belirttiğimiz gibi doktorunuz da bu konuda gerekli uyarılarda bulunacaktır.

Rutin Kullanılan İlaçların Bırakılması

Kullanılan ilaçlar ameliyat öncesi hekim ile paylaşılmalıdır. Bunun asıl nedeni ise ilaçların ameliyat yapacağı olumsuz etkidir. Kan sulandırıcı ilaçlar bu bağlamda büyük tehlike arz ediyor ve doktorunuz da bu ilaçların listesini isteyecektir. Ayrıca hastanın farklı bir sağlık sorunu varsa bu konuda da gerekli tetkiklerin yapılması şarttır. Kan sulandırıcı ilaçların ameliyattan en az 10 gün önce terk edilmesi gerekiyor. Sağlık sorunlarınız ile ilgili incelemeler sonucunda ameliyat için karar alınabilir. Eğer ameliyat ile ilgili olumsuz bir durum sezilirse erteleme söz konusu olabilir. Bu durum özellikle kalp hastası ve yüksek tansiyon hastası kimseler için geçerlidir. Gerekli tetkikler ile birlikte sonuca ulaşmak mümkündür.

Alkol ve Sigaranın Bırakılması

Alkol ve sigara kullananlar, ameliyat için çok daha hassas davranmak zorunda. Bu hassasiyet, ameliyatın seyrini de olumlu etkileyecektir. Sigara ve alkol, ameliyattan en az 10 gün kadar önce terk edilmelidir. Normal zamanlarda da vücudumuza zarar veren bu ikili, ameliyat öncesi çok daha tehlikeli bir hal alabiliyor.

Guatr Ameliyatı Sonrası

Ameliyat sonrası dikkat etmeniz gereken hususlardan bir tanesi yaralı bölgenin en az 2 gün kadar kapalı kalmasıdır. 2. Gün tamamlandıktan sonra pansumana da gerek kalmayacaktır. Ameliyat sonrası boğazlarınızda ağrı olması gayet normal bir durum ve bunun için doktor tarafından ilaç tavsiyesi de verilecektir. Pastil ya da yumuşatıcı bitkisel çaylar da ağrılardan kurtulmanıza yardımcı olacaktır. İş hayatına dönebilmek için 1 haftalık istirahat süresi yeterli olacaktır. Bu süreden önce iş hayatınıza dönmeniz sağlığınız için olumlu bir tercih değildir.

Ameliyattan Sonra Alınan Parçanın İncelenmesi

Ameliyat sonrası parça incelemesi, iyi huylu ya da kötü huylu belirlemesi yapabilmek adına şarttır. Birtakım testler sonucunda bu detay da gözler önüne serilecektir.

Patolojik İnceleme

Test sonuçlarını 1 hafta sonra alabiliyorsunuz. Parçanın incelenmesi önemlidir ve yapılan araştırmalar, birçok hastada kötü huylu parçaya rastlandığını gösteriyor.

Endokrinolojik İnceleme

Patolojik inceleme sonrası eğer parçanın kötü huylu olduğu tespit edilirse endokrinolojik incelemeye de ihtiyaç duyulacaktır.

Onkolojik İnceleme

Kötü huylu parçanın daha detaylı bir şekilde ele alınabilmesi için Endokrinolojik inceleme sonrası onkolojik incelemeye de ihtiyaç duyulabiliyor.

Riskler, Komplikasyonlar

Guatr ameliyatı sonrası birtakım sorunlar karşınıza çıkabiliyor. Ameliyat esnasında yapılan hatalar ses tellerine zarar verebiliyor ve birçok hastanın yaşadığı sorunlardan bir tanesi olduğunu da belirtmekte fayda var. Kanamalar, her ne kadar sık görülmese de riskler arasında yer almaya devam ediyor. Anesteziye verilen tepkinin olumsuz olması ameliyattan sonra daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor.

Ses Tellerinin Zarar Görmemesi

Guatr ameliyatı çok hassas bir ameliyat ve yapılacak en küçük hatalı müdahale, hastanın ses tellerine zarar verebiliyor. Tiroid bezinin hemen yanında konumlanmış olan sinirlerin zarar görmesi ile birlikte ses tellerinde de sorun oluşabiliyor ve bu da ses kısılmasına neden oluyor.

Nodüllerin Alınamaması

Her ne kadar çok az durumda arşımıza çıksa da nodüllerin tam olarak alınamaması da risk tablosunda yerini almış durumda.

Anesteziye Bağlı Riskler

Hastanın anesteziye vereceği tepki ameliyat öncesi tetkikler ile birlikte ortaya konuluyor ancak yine de hesap edilemeyen birtakım riskler ortaya çıkabiliyor. Anesteziye bağlı sorunlar da bunlardan bir tanesidir.

Yan Etkiler

Ağrı ile birlikte boğazda meydana gelen yanma da ameliyatın yan etkileri arasında yer alıyor ancak bu sorunlar kısa sürede tedavi edilebiliyor ve endişe edilecek bir sorun olmadığını da belirtmekte fayda var.

Ameliyat Bölgesinde Hassasiyet

Ameliyat sonrası ilgili bölgede bir hassasiyet oluşacak ve dokunulduğu takdirde de bir yanma hissedilecektir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu sorunlar geçici sorunlardır ve tedavi edilebildiği için de herhangi bir şekilde risk taşımıyor.

Boğaz Yanması

Ameliyat sonrası en sık karşılaşılan sorunlardan bir tanesi boğaz yanmasıdır. Yutkunmakta güçlük çeken hasta, boğaz yanması ile de mücadele edebiliyor. Geçici bir sorundur ve yine ilaç desteği ile birlikte kısa sürede ortadan kalkacaktır.

Halsizlik

Yorgun düşen beden, ameliyat sonrası daha halsiz bir görüntü sergileyecektir. Bu sorun 2 ila 3 gün kadar devam edebilir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Ameliyat sonrası dikkat etmeniz gereken hususları başlıklar halinde sizinle paylaşmak istiyoruz.

Ameliyattan 3 Gün Sonra Duş Alma

Duş almak için bedenlerinizin en az 3 gün kadar istirahat etmesi gerekiyor. 3. Günün sonunda doktorunuzun da izni ile duş alabilirsiniz.

Yaranın 2-3 Gün Kapalı Kalması

Yaranın en az 2-3 gün kapalı kalması şarttır ve daha sonra pansuman gerektirmeyecektir. Doktorunuz da bu konuda daha detaylı bilgiyi sizinle paylaşacak.

Ağrı Kesici Kullanımı

Boğazlarınızda meydana gelen ağrıların dindirilmesi için ilaç takviyesine ihtiyacınız olacaktır ancak doktor tavsiyesi dışında herhangi bir ilaç kullanımı doğru bir tercih değildir. Reçete ile verilen ilaçları düzenli kullandığınız takdirde ağrılardan şikayetçi olmayacaksınız.

1 Hafta Dinlenme

Ameliyat sonrası gündelik hayatlarınıza normal bir şekilde devam edebilmeniz ve iş hayatına dönebilmeniz için en az 1 haftalık dinlenme süresine ihtiyacınız olacaktır.

Verilen İlaçların Düzenli Kullanımı

Doktor tarafından verilen ilaçların düzenli kullanımı, ameliyat sonrası süreci olumlu hale getirecek ve iyileşmeyi de beli oranda hızlandıracaktır.

Rutin Doktor Kontrolü

Doktor kontrollerini takip etmenizde ve aksatmamanızda fayda var. Bu kontroller ile birlikte ameliyat sonrası sürecin takibi de daha kolay bir şekilde yapılacaktır.

Önlemler

Ameliyat sonrası selenyum ve demir içerikleri besinlerin tüketilmesi gerekiyor ve hatta bazı uzmanlar bunun için hastalara özel beslenme programı da hazırlıyor.

Selenyum İçeren Besinlerin Tüketilmesi

Hazırlanan beslenme programında selenyum içerikli gıdaların yer aldığını da görebileceksiniz. Selenyum eksikliğinin guatr hastalığının en önemli nedenlerinden bir tanesi olduğunu da belirtmek gerekiyor.

demir Bakımından Zengin Beslenme

Demir eksikliğini gidermek için tüketeceğiniz gıdalardaki demir oranına da ayrıca dikkat etmeniz ve hassasiyet göstermeniz gerekiyor.

Guatr Ameliyatı Sık Sorulan Sorular

Guatr ameliyatı öncesi, süreç ve sonrası ile ilgili merak edilen ve sık sorulan soruları, yanıtları ile birlikte başlıklar eşliğinde sizinle paylaşmaya devam ediyoruz.

Zehirli Guatr Ameliyatı Riskleri Nelerdir?

Zehirli guatr tedavisinin en önemli komplikasyonlarından bir tanesi ses tellerinin zarar görmesidir. Ameliyat her ne kadar profesyonelce de yapılsa ses telleri zarar görebiliyor. Bu komplikasyon ile karşı karşıya gelindiği takdirde gerekli müdahalenin bir an önce yapılması şarttır aksi takdirde hasta sesini kaybedebilir.

Guatr Ameliyatı Fiyatı Ne Kadardır?

Tiroid bezleri az çalışan hastada tiroid bezlerindeki durum hastalığında hipotiroidi ismi verilirken; fazla çalışması hastalıkları ise hipertiroidi olarak isimlendirilir. Tiroidin bezi ameliyatı öncesinde kişiye tiroid bezi büyümesi olarak bilinen guatr teşhisi konulması gereklidir. Teşhis için endokrin uzmanı olan endokrinoloji uzmanının gerekli muayeneleri yapması gerekir. Bu muayene sırasında öncelikle kan değerlerinin incelenmesi ve diğer özel tiroid hormon incelenmesi, guatrın boyutunun tespit edilebilmesi için guatr ultrasonografisi yapılması, radyoaktif görüntülü incelemeler olarak bilinen sintigrafi ile tiroid bezinin çalışıp çalışmadığı ve nodüllerin büyüklüğünün saptanması, nodülü detaylı inceleme, gerekli görüldüğü durumlarda akciğer ve kalp röntgenlerinin çekilmesi gibi unsurlar gerçekleştirilir. Tiroid bezleri hormonu hakkında gerekli bilgiler elde edildikten sonra tiroid de bulunan nodüller (nodüler) ya da tek nodül durumuna göre cerrahi yöntemlerin seçimi gerçekleşir. Bu cerrahi yöntemler ise; tiroid bezinin küçük miktarda parçasının çıkarıldığı yöntem olan biyopsisi yöntemi, tiroid bezinin yarısının çıkarıldığı hemitiroidektomi yöntemi ve tiroid bezinin çoğunun çıkarılması için de Subtotal tiroidektomi ya da tiroid bezinin tamamının çıkarıldığı total tiroidektomi cerrahi yöntemleri tercih edilir.

Guatr Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci

Guatr, kısaca tanımı ile tiroid hormonu ya da bezinde düğümcük şeklinde oluşan nodüllerdir. Bu nodüller bazı kişilerde büyüyerek diğer organlara da baskı uygulayabilir ya da tiroid kanserinin erken dönemdeki belirtileri olabilir. Bu sebeple guatr şüphesi olan kişilerin ya da rutin kontroller sırasında endokrin cerrahları yani endokrinoloji konusunda uzman olan doktorlara gidildiğinde ortaya çıkan guatr hastalığı aksatılmaması gereken bir durumdur. Cerrahi tedavi genellikle; kanser gelişme olasılığı yüksek olan nodüllerde, tiroid kanseri şüphesi olan kişilerde, tiroid kanseri nodülleri oluşan kişilerde, tiroidin aşırı şekilde büyümesi durumunda yani hipertiroidi durumunda ağız yoluyla ilaçla ya da radyoaktif iyot olarak bilinen tedavi yöntemiyle kontrol altına alınamaması durumunda tercih edilir. İyi huylu olarak tespit edilen durumlarda da aynı şekilde ameliyat hastanın isteğine bağlı gerçekleştirilebilir. Genellikle yutma da güçlük, tiroid bezinin ağrı ya da aşırı büyüme gibi vakalar da ameliyat yapılması söz konusudur. Tiroid bezinin ürettiği hormon sayesinde aşırı çalışarak büyümesi durumuna hipertiroidi, hormonların ve bezin az çalışması durumuna ise hipotiroidi denmektedir. Tiroid bezlerinin kanser nodüle sahip olmasıyla tamamının alınması ameliyatı tiroidektomi ameliyatı olarak bilinir. Nodüler tespiti tiroid bezi tedavisinde önemli bir noktada durur. Tiroid bezlerindeki nodüler tespiti ve tanı için radyoaktif görüntüleme cihazlarının yanı sıra kişinin biyopsisi de yapılmalıdır.

Guatr Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli

Tiroid bezinin büyümesi durumunda gerçekleşen duruma guatr ismi verilir. Tiroid bezinin salgıladığı hormon salgısı fazla ise hipertiroidi, az ise hipotiroidi ismini almaktadır. Guatr hastalığının tedavisi kötü huylu olan nodüllerin oluşumu var ise tiroid hastalığında oluşan yani kanser belirtileri olan nodüller mevcut ise mutlaka ameliyat olunmalıdır. Ancak iyi huylu ve bir ila bir buçuk santimetreyi geçmeyen nodüller ise ameliyat yerine ilaç tedavisi uygun görülür. Guatr, tiroidlerin büyümesi sonucunda ortaya çıkan hastalıkları kapsayan bir durumdur. Bu nedenle bazı vakalarda tiroidlerin aşırı şekilde büyümesi ile kişilerin estetiği bozulmaktadır. Tiroid bezi hastalıklarının tanısı biyopsisi ve radyoaktif cihazlarla yapılmaktadır. Hastaların isteği doğrultusunda bu tür durumlarda da ameliyat yolu tercih edilebilmektedir. Ameliyat sonrasında guatr hastalığının tekrarlama olasılığı çok düşüktür. Ancak ameliyatı yapan ekibin ameliyatı kötü geçirmesi sebebiyle bazı durumlarda nodül giderek büyüme olasılığı vardır. Bu nedenle guatr hastalığı ameliyatlarında mutlaka uzman doktorlar tarafından gerçekleştirilen tedaviler ve ameliyatlar tercih edilmelidir. Ayrıca ameliyat sırasında ses tellerinin zarar görmemesi ve Paratiroid isimli küçük bezlerin de zarar görmemesi oldukça önemlidir. Ses tellerinin ameliyat sırasında zarar görmesi durumunda ses kısılması ya da ses kaybı yaşanabilirken; paratiroid bezelerinin zarar görmesi vücuttaki kalsiyum işleyişine zarar vermektedir. Guatr ameliyatı ve guatr hastalığı oldukça önem taşıması nedeniyle bu konuda uzman olan endokrinoloji doktorlarının iyi seçilmesi önemlidir. Tiroid bezinde nodüler ile birlikte bezlerin hepsinin vücuttan alınması durumuna tiroidektomi ismi verilir.

Guatr Hastalığının Ameliyat Dışında Bir Tedavisi Var mıdır?

Hastalık erken teşhis edildiği takdirde ilaç tedavisi ile birlikte önüne geçmek mümkündür ancak bunun dışında hastalığın farklı bir tedavi yöntemi yoktur. Uygulanacak her tedavi geçici sonuçlar verecektir fakat cerrahi müdahale bu konuda en başarılı yöntemdir ve kalıcı sonuç için de cerrahi yöntemin tercih edilmesi gerekiyor.

Ameliyat Sonrası İlaç Kullanımı

Ameliyat sonrası oluşabilecek ağrılarınız için doktor tarafından ağrı kesici ve benzeri ilaçlar tavsiye edilecektir. Bu ilaçları düzenli bir şekilde kullandığınız takdirde ağrılarınızdan şikayetçi olmayacak ve daha konforlu bir gündelik hayat süreceksiniz.

Ameliyat Sonrası Ağrı Olur mu?

Ameliyat sonrası özellikle boyun bölgesinde birtakım ağrılar meydana gelecektir ancak bir üst başlıkta da belirttiğimiz gibi ağrı kesici ilaçlarınızı düzenli bir şekilde kullandığınız takdirde bu konuda herhangi bir sorun ya da sıkıntı yaşamazsınız.

Nasıl Teşhis Konulur?

Uzman bir cerrah, fiziki müdahale yani dokunma eylemi ile de hastalığı kolayca tespit edilebilir ancak tek başına hiçbir zaman yeterli değildir ve bunun yanı sıra belli başlı tetkikler ile hastalığın teşhis edilmesi şarttır.

Ameliyat Kaç Saat Sürer?

Tiroid bezleri boyun bölgesinin ön tarafında kelebek şekline benzetilen bir tür salgı organıdır. Tiroid bezinde ağırlığın genellikle yirmi ila yirmi beş gram arasında değişir. Tiroid bezleri olarak bilinen bu bezlerin vücuttaki görevi foliküller diye tanımlanan boşluğukta bulunan koloit isimli tiroid bezi salgısı içerisinde üretilerek iyot içeren bir hormon üretimidir. Bu iyot kapsayan hormonun adı tiroksin hormonudur. Tiroksin hormonu vücuttaki metabolizma sistemlerinin ve diğer tüm sistemlerin düzenli bir şekilde işlemesini sağlayan önemli bir hormondur. Bu tiroid bezlerinde bulunan salgıların normal seyrinde olduğu durumlarda ötiroidi, salgıların yetersiz bir seviyede olduğu durumlarda hipotiroidi ve salgıların vücutta fazla bir şekilde salgılanması durumunda ise hipertiroidi olarak isimlendirilir. Tiroid bezinin her türlü büyümesine ise guatr ismi verilmektedir. Tiroid bezlerinin içinde düğümler ya da yumrular oluşturacak şekilde bir büyüme görüldüğünde nodüllerin ya da tek nodül durumu söz konusuyken tiroidin bezlerinin tamamının büyümesinde ise diffüz söz konusudur. Guatr yani tiroid bezi büyümesi tedavisinin nasıl ve hangi yöntemle yapılacağı nodülden yapılacak olan ince iğne biyopsisinin yapılmasıyla ortaya çıkan sonuç belirler. Tedavi öncesinde nodüller (nodüler) iyice incelenmelidir. Radyoaktif görüntülü incelemeler ile detaylı incelemeler sonrasında yapılacak olan hastanın biyopsisi kanser ya da kanserleşme gibi şüphe ortaya çıkarsa hastanın ameliyat olması gerekir. Kanser şüphesi olmadığı durumlarda kişiye verilecek olan ilaç ile de tedavisi gerçekleşebilmektedir. Guatr Hastalığında Ameliyat Süresi Neye Göre Değişir? Kanserleşme ya da kanser şüphesi olduğu durumlarda kişi ameliyat olmalıdır. Guatr ameliyatları sırasında hastanın tamamen uyutulması için genel anestezi uygulaması uygulanır. Guatr ameliyatında boyun bölgesinin ön tarafında beş ila altı santimetre uzunluğunda yatay şekildeki bir kesi ile gerçekleşir. Ameliyat sırasında en çok dikkat edilmesi gereken unsur ise ses tellerinin zarar görmemesi ve tiroid bezlerinin hemen arkasında yer alan küçük beze şeklindeki bez olan paratiroid bezlerinin zarar görmemesidir. Guatrın ameliyatı sırasında titiz ve dikkatli olunması gereken bir cerrahi operasyondur. Operasyon süresi açık cerrahi olarak gerçekleşiyorsa otuz dakika ile altmış dakika arasında değişebilirken kapalı cerrahi yöntemi kullanılıyorsa iki saat sürebilmektedir. Ameliyatta ve ameliyat sonrasında hastada oluşabilecek komplikasyonların en aza indirilmesi için ameliyat süresi uzatılabilir. Ayrıca ameliyat süresini etkileyen faktörlerden biri de tiroid bezlerinin tek tarafının mı alınacağı yoksa tiroid bezlerinin hepsinin mi alacağı gibi durumlar değiştirebilir. Tiroid bezleri hastalıkları için yapılan cerrahi müdahalede bezlerde bulunan nodülü tamamen almanın dışında tiroid bezinin de tamamının alınacağı ameliyat türüne tiroidektomi ismi verilir.

Ameliyattan Sonra Yaşanan Zorluklar

Ameliyattan sonra gündelik hayatlarınıza devam edebilmeniz için en az 1 haftalık dinlenme süresine ihtiyacınız vardır. Bu süre zarfında ağırlar ile mücadele edeceksiniz ve kimi zaman konuşmakta da zorlanacaksınız. Kısa süreli sorunlar olduğu için endişe etmenize gerek yok ve doktor kontrolleri ile birlikte daha sağlıklı bir süreç de sizleri bekliyor olacaktır.

Guatr Nasıl Anlaşılır?

Fiziki muayene ile birlikte gerçekleştirilecek olan tetkikler sonucunda guatr hastalığının tespit ve teşhis edilmesi oldukça kolaydır.

Ameliyat Sonrası Hastanede Kaç Gün Yatılır?

Ameliyat sonrası hastanın durumuna bağlı olarak 2 ila 3 günlük bir yatış durumu söz konusudur. Bu süre bazı hastalarda artabiliyor ve doktor kontrolleri ile birlikte net bir süre belirlenecektir.

İlgili Organİlgili Bölüm