Göz Hastalıkları

AmeliyatlarTedavilerHastalıklar
Göz Hastalıkları

Çevresel ve genetik faktörlere bağlı olarak gelişen çeşitli hastalıklar bulunmaktadır. Bu hastalıklar içerisinde göz hastalıkları da yer alıyor. Göz hastalıklarının oldukça genel olduğu gözlemleniyor. Gözü dış etkilere karşı koruyan ve saydam tabaka olarak bilinen göz zarında, göz kapaklarında, gözyaşı kanallarında, gözü saran sinir dokularında ya da göz merceğinde meydana gelen her türlü hastalığın göz hastalıkları olarak adlandırıldığı bilinmektedir.

Göz Hastalıkları Hakkında

Göz hastalıklarının tedavisinin ertelenmemesi gereklidir. Hastalığın tedavisinin gelişime açık olduğu ve hala geliştiği gözlemleniyor. Türkiye'de göz hastalıklarına yakalanan insan sayısı ise bir hayli yüksektir. Ancak ülkemizde göz hastalıkları alanında tıbbi ve teknolojik olarak önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu durumda, hastalığın tedavisinde daha olumlu sonuçlar elde edilmesini sağlıyor.

Gözün Yapısı ve İşleyişi

Görme organı olan göz, karmaşık ve çok yönlü bir yapıya sahiptir. Gözün ağ tabakasında oluşan görüntünün analiz için beyne gönderildiği bilinir. Gözün yapısına baktığımızda, göz küresini fotoğraf makinesine benzetebilirsiniz. Göz küresi de, fotoğraf makinesi gibi üç tabakadan oluşmaktadır. Bu tabakalar ise;

  • Dış tabaka
  • Orta tabaka
  • İç tabaka

Şeklinde karşımıza çıkıyor. Gözün ön kısmında bulunmakta olan sert dış tabakanın ince bir zarla çevrili olduğu biliniyor. Böylece ışığın gözün yüzeyindeki saydam bir kubbe olan kornea içerisinden göze girdiği görülmektedir. Gözün korunmasına yardımcı olan korneanın gözün arka tarafında yer alan ağ tabakaya ışığı iletme görevi bulunur. Kemik boşluk içine yerleşmiş olan küre şeklindeki göz orbita, göz kapakları ile koruma altındadır. Dış kısmında beyaz renkli sklera ile saydam bir tabakalı olan kornea yer alır. Korneanın alt kısmında ise göze renk vermekte olan iris bulunuyor. İrisin ortasında ise ışık miktarına göre genişliğinde değişme olan gözbebeği bulunmaktadır. Gözün damarsal tabakası ve ağ tabaka ise skleranın altında yer almaktadır. Görsel uyarılan retinadan görme siniri yolu ile beyne iletilir.

Göz Problemleri

İnsanların en fazla yakalandığı hastalıklar arasında göz hastalıkları bulunmaktadır. Göz problemleri, oldukça geniş çaplı bir konudur. Her problemin oluşma süreci ve tedavisinde farklılıklar bulunuyor. Genel olarak göz problemleri olarak aşağıda yer almakta olanlar söylenebilir.

  • Astigmatizma
  • Miyopi
  • Hipermetrop
  • Katarakt
  • Kapak Yağı Kisti
  • Konjonktivit
  • Kuru Göz
  • Glokom

Astigmatizma

Astigmatizma, göz organıyla alakalı bir hastalıktır. Göz içerisinde yaşanan olumsuzluklardan birisi olarak bilinir. Göz organı içerisinde saydam tabaka adı verilmekte olan bir tabaka bulunmaktadır. Astigmatizma, saydam tabaka içerisinde meydana gelen eğrilik bozukluğu sonucunda ortaya çıkar. Göz organı içerisinde yer alan saydam tabakada iki tür meridyen yer alıyor. Bu meridyenlere ise yatay ve dikey meridyen denilmektedir. Meridyenlerin görevinin göze gelen ışınları kırmak olduğu bilinir. Meridyenlerin göze paralel olarak gelen ışınları farklı noktalarda kırması ile bu ışınlar aynı noktada toplanamazlar. Göz organında bulunan sarı lekenin görüntülenmesi ile eğil bulanık şeklinde yansıma gerçekleşir. Bu duruma ise "Astigmatizma" adı verilmektedir. Astigmatizma probleminin çeşitli belirtileri bulunur. Bu belirtiler hakkında bilgi sahibi olmanız halinde erken tanı koyabilirsiniz. Hastalığın hafif veya ileri düzeyde yaşanma durumu vardır. Hafif düzeyde yaşanan astigmatizma, sizlere herhangi bir belirti göstermeyecektir. Ancak ileri düzeye ulaşırsa çeşitli belirtilerle karşılaşabilirsiniz. En net olarak kitap okuma sırasında anlaşılabilir. Kitabı gözünüze doğru yaklaştırmaya çalışıyorsanız, astigmatizma ile karşı karşıya olabilirsiniz. Belirtileri arasında kitap okuduktan sonra baş ağrısının meydana gelmesi de bulunuyor. Bir diğer belirtisi ise kaş çatma durumu olarak bilinmektedir. Hastalık denildiğinde aklınıza ilk olarak tedavi gelir. Astigmatizma hastalığının tedavisi ise diğer göz problemlerine göre daha kolaydır. Silindir şeklinde olan mercekler ile tedavinin yapıldığı bilinmektedir. Problemin giderilmemesi halinde sıklıkla baş ağrısıyla karşılaşabilirsiniz. Düzensiz astigmatizma durumunda kontakt lens kullanımına başvurulmalıdır.

Miyopi

Göz problemleri içerisinde miyopi bulunmaktadır. Miyop, uzakta yer alan cisimleri net olarak göremeyen kişilere denir. Göze gelen ışınların göz içerisinde retinanın üzerine odaklanması gerekir. Miyop olan kişilerde üzerine değil, önünde gerçekleştiği gözlemleniyor. Gözün ön kısmından arkaya olan çapın uzun olması halinde kornea veya göz merceğinin çok fazla olması ile miyopi meydana gelir. Miyopi kelimesi Latince "kapalı göz" anlamına gelmektedir.

Kalıtsal göz problemleri arasında miyopi yer alır. Miyopi, 8-12 yaşlarında çocuklarda genellikle gözlemleniyor. Miyopi, gençlik yıllarında vücudun büyümesi ile artmaktadır. Bu artış sonucunda erişkin yaşlarda belli bir seviyede kalır. Bir çocuğun miyop olması halinde ailede miyop bulunma ihtimali yüksektir. Aynı zamanda gözleri az ışıkta kullanma, aşırı okuma veya beslenme yetersizliği sonucunda miyopi oluşabilir.

Miyopi üzerine yapılan bir araştırma sonucunda, genellikle okul çağlarında ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Yetişkin dönemine kadar artış göstermesi de muhtemel olur. Çocuklar, genellikle sınıfta tahtayı göremediklerini belirtirler. Ergenlikten sonra miyopi ile ilgili genellikle değişme gerçekleşmez.

Miyopinin tedavisinde kalın kenarlı olan içbükey mercekler kullanılmaktadır. Merceklerin görevi ise göze gelen ışınların yayılmasını sağlamaktadır. Böylece görüntünün retinada net bir şekilde oluşması sağlanır. Miyopi sebebi ile kontakt lenslerin kullanımı da söz konusudur. Kırma kusurunu düzeltme amacı ile kullanılabilir. Fotorefraktif keratektomi ve lazer yöntemleri, son zamanlarda popüler olan tedavi yöntemleridir.

Göz problemleri içerisinde yer alan miyopi, çeşitli derecelerden oluşmaktadır. Aşağıda miyop derecelerini görebilirsiniz.

  • Düşük miyop: -4.00 ve daha az miyoplarda gözlemlenir.
  • Orta miyop: -4.25 ile -5.75 arasındaki miyoplarda gözlemlenir.
  • Yüksek miyop: -6.00 ve üstündeki miyoplarda gözlemlenir.

Hipermetrop

Hipermetrop, miyop ve astigmat gibi göz kusurları arasında yer alır. Mercekte kırılan ışınların görme merkezinin arkasına düşmesi sonucunda oluşmaktadır. Kırılan ışınların gözün arka kısmına odaklandığı ve bulanıklığa sebep olduğu bilinir. Hipermetrop, yaşın ilerlemesi sonucunda ortaya çıkar. Ancak son araştırmalara göre doğuştan gelme ihtimali de bulunmaktadır.

Toplum içerisinde hipermetrop, "yakını görememe" olarak nitelendirilmektedir. Miyop probleminin tam tersi olarak gözün arka ve ön boyunun gereğinden kısa olması sonucunda meydana gelir. Gözün arka kısmına düşen görüntünün algılanmamış olması sonucunda bulanık görme oluşur. Çocuklarda hipermetrop bulunuyorsa gözlük kullanımı şarttır. Aksi takdirde içe dönük şaşılığa sebep olabilir. Problemin derecesine göre camların derecesi de farklılık göstermektedir.

Hipermetrop kişilere yönelik yapılan araştırmada, bu kişilerin yakın mesafede kaliteli görüş elde edemedikleri gözlemleniyor. Ancak bazı durumlarda kişinin uzağı görmekte de zorlandığı görülür. Genellikle iki gözle meydana gelen hipermetrop, bazen tek gözde de görülebilmektedir. Gazeteyi uzakta tutarak okuyan kişilerin hipermetrop olduklarını görebilirsiniz.

Göz problemlerinden birisi olan hipermetropun iki türü bulunmaktadır. Bunlar ise yapısal hipermetrop ve akomodatif hipermetrop olarak bilinir. Yapısal hipermetrop, gözün kırıcılığı sebebi ile meydana gelmektedir. Akomodatif hipermetrop ise gözlerin yakını yeterince görmemesine aşırı uyum sağlaması olarak karşımıza çıkıyor. Hipermetropun tedavi edilmemesi halinde gözde tembellik gözlemlenmektedir. Hastalığın doğuştan da gerçekleşme ihtimali bulunur. Doğuştan hipermetrop olan kişilerin hiçbir zaman net bir görüş elde edemezler.

Çocuklarda hipermetrop probleminin erken yaşlarda fark edilmediği, okul çağından itibaren fark edilmeye başlandığı bilinir. Ebeveynlerin tanıyı koyduktan sonra tedavi için uzman doktora başvurmaları gereklidir.

Katarakt

Katarakt, doğal göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi ile matlaşması olayıdır. Görüşün bozulması sonucunda katarakt meydana gelir. Göz problemi olan kataraktın genellikle orta yaş üstü kişilerde görüldüğü gözlemlenmektedir. Görüldüğü diğer gruplar içerisinde;

  • Şeker hastaları
  • Bebekler
  • Gözüne fiziksel darbe alan kişiler
  • Uzun süreli kortizonlu ilaç kullananlar

Yer almaktadır. Her hastalık gibi kataraktında belirtileri bulunuyor. Bu belirtiler arasında ise görmede azalma, ışığa hassasiyet, okuma zorluğu, çift görme, gece görüşünde bozulma, renklerde soluklaşma ve gözlük numaralarının sık değişmesi yer almaktadır.

Katarakt probleminin ilaç veya gözlükle tedavisi söz konusu değildir. Göz probleminin ilerlemesini durduramazsınız. Kataraktın oluşmasının ardından tek çözüm ise ameliyat olarak biliniyor. Katarakt ameliyatlarının günümüzde modern tekniklerin gelişimi ile iğnesiz, ağrısız ve narkozsuz şekilde yapılmaktadır. Ameliyatın ardından aynı gün içerisinde evinize dönebilirsiniz.

Katarakt ameliyatında dikkat edilmesi gerekenler bulunuyor. Göz içine konulan merceğin kalitesi ve hekimin tecrübesinin ameliyatı doğrudan etkilediği gözlemlenmektedir. Ameliyatın kalitesiz mercekler ile yapılması sonucunda gözde problemler oluşabilir. Böyle bir durumda hastanın ikinci kez katarakt olma riski oluşur.

Doğuştan gelen göz problemleri içerisinde kataraktta yer almaktadır. Doğumsal katarakt, lensin tek veya çift taraflı olarak saydamlığını kaybetmesi olarak biliniyor. Kataraktın doğuştan olmasının sebepleri arasında annenin gebelik döneminde geçirdiği enfeksiyonlar ve kullandığı ilaçlarda yer alabilir. Ebeveynlerin bebeğin bir göz bebeğinin diğerinden farklı renkte olduğunu fark etmesi halinde göz uzmana başvurması gereklidir. Aynı zamanda gözde kayma olması da, kataraktın belirtileri arasında bulunur.

Kapak Yağ Kisti

Göz kapağı kisti, göz kapağının kirpiklerin diplerinde yer alan yağ bezlerinin salgı yapmasına izin veren uç kısımlarının tıkanması ile bu bölgede salgıların birikmesi halinde meydana gelmektedir. On gün içerisinde geçmesi halinde buna "arpacık" deniliyor. Akut iltihaplanmanın bölge üzerinde oluşması sonucunda göz kapağı kisti meydana gelmektedir. Bu durumda göz kapağının görme yetisinde bozulma görülür. Düşük bir ihtimal olsa bile göz kanserinin oluşma ihtimali bulunur. Göz kapağında gerçekleşen yağ bezesinin tıkanması ile kist rengi beyaz renkte veya cilt renginde olabilmektedir. Göz kapağında kist meydana gelmesinin ardından ilk olarak hordeolum gözlemlenir. Arpacığın tedavisinin yapılmaması halinde kist meydana gelir.

Kirpik deri iltihabı, göz kapağında kist oluşmasının en büyük sebepleri arasında yer almaktadır. Halk arasında arpacık olarak da tabir edilir. Arpacığın stafilokoksik ve seboreik olarak iki çeşidi bulunur. Kistin belirtileri ise aşağıda bulunmaktadır.

  • Gözde kaşıntı
  • Kızarıklık
  • Deri üzerinde pullanma
  • Kirpiklerde döküntü
  • Göz kuruluğu
  • Gözde yanma hissi
  • Batma hissi

Bu belirtilerin birkaçının görülmesi halinde kapak yağı kistine yakalanmış olabilirsiniz. Belirtilerin görülmesi durumunda acil olarak göz uzmanına başvurun.

Konjonktivit

Konjonktivit, gözde kızarıkların en sık sebebi olarak bilinmektedir. Konjonktiva tabakasının iltihabına verilmekte olan isimdir. Konjonktivada iltihap olması sonucunda damarların daha belirginleştiği gözlemlenir. Böyle bir durumda ise gözde kızarıklık oluşur. Konjonktivit, klinik olarak üç tipte seyretmektedir. Bu tipler ise bakteriyel konjonktivitler, adenoviral konjonktivitler ile herpes simpleks konjonktiviti ve keratiti olarak karşımıza çıkıyor.

  • Bakteriyel konjonktivitler, genellikle sarımsı yeşil renkte bir akıntıya neden olmaktadır. Belirgin bir şekilde göz kapağının şişmesi ise belirtileri arasındadır. Bazı durumlarda hastalığın korneaya etkisi bulunur ve görmede bozukluğa sebep olur. Bakteriyel konjonktivit rahatsızlığı olan çocukların hastalığı bulaştırma riski vardır. Bu sebeple kalabalık ortamlarda bulunmamasına dikkat etmelisiniz. Tedavinin yaş gruplarına, şiddetine ve rahatsızlığın süresine göre değişkenlik gösterdiği bilinir. Tedaviye ilişkin kararı ise uzman hekim verecektir. İlaç kullanımında sıklıkla damla kullanımı söz konusudur.

  • Adenoviral konjonktivitler, antibiyotiklerden yarar görmezler. Bakteriyel konjonktivitlerin aksine çok daha fazla bulaşıcı özellikte olurlar. Yapılan incelemelerde, %60 oranında hastanın her iki gözünde de görülmektedir. Adenoviral konjonktivit sonucunda sulanma, kızarıklık ve kapaklarda şişlik meydana gelir. Kızarıklığın bazen kanama gibi olduğu gözlemlenir. Tanı için mutlaka uzman göz doktoruna başvurulması gerekiyor.

  • Herpes simpleks konjonktiviti ve keratiti, görmeyi olumsuz etkileyen mikroplardan oluşur. Gözde kızarıklık, bulanıklaşma, çapaklanma ve çok sulanma gibi belirtileri vardır. Yıl içerisinde 1-2 kez hep aynı gözde görülür.

Konjonktivit, doğru antibiyotik tedavisinin zamanında uygulanması sonucunda tedavi edilebilmektedir. Tedavi edilmemesi halinde çeşitli konjonktivitler ortaya çıkabilir. Gözde bulanıklık, kanama ve kızarık gibi birçok problem oluşur. Gözde kalıcı bir hasar veya körlük ise söz konusu değildir. Ancak bulanıklaşma gibi çeşitli hasarların oluşması sebebi ile doğru görmede zorluklar yaşayabilirsiniz.

Göz hastalıklarından olan konjonktivitin çeşitli belirtileri bulunmaktadır. Gözde ışığa karşı hassasiyet, çapaklanma, sulanma, kaşıntı, kızarıklık, şişlik ve batmanın belirtiler arasında yer aldığı görülür. Belirtilerin görülmesi halinde mutlaka bir göz hekimine gidilmesi gerekiyor. Göz problemlerinin tedavisine ilişkin adımlar atılmazsa ve gerekli önem gösterilmezse, büyük problemler ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Kuru Göz

Göz, gözyaşı ile sürekli yıkanma içerisinde bulunur. Gözyaşının görevi ise gözün rahat ve nemli kalmasını sağlamaktır. Gözyaşının bazen yeterli miktarda üretilmediği görülür. Gözyaşı kalitesinde bazen bozulma görülürken, gözün yeterince ıslanmaması durumu gerçekleşir. Bu durum ise "kuru göz" olarak ifade edilmektedir. Göz kuruluğunun çeşitli belirtileri bulunmaktadır. Bu belirtileri taşımanız halinde göz kuruluğu ile karşı karşıya olabilirsiniz. Belirtiler arasında ise;

  • Yanma ve batma hissi
  • Kızarıklık
  • Göz içinde ve çevresinde mukus iplikleri
  • Aşırı yaşarma, yorgunluk hissi
  • Kontakt lens kullanırken rahatsız olma hissi

Bulunmaktadır. Belirtileri taşıdığınızı düşünüyorsanız, tedavi için uzman göz doktoruna başvuruda bulunmanız gerekir. Gözyaşı miktarı, insanın yaşlanması ile daha da azalmaya başlar. Özellikle yaşlı kadınlarda ve menopoz sonrasında kuru göz görülme sıklığının arttığı biliniyor. Erkeklerde ve kadınlarda her yaşta görülme olasılığı vardır. Nadirde olsa A vitamini eksikliği sebebi ile oluşabilmektedir. Gelişmemiş ülkelerde göz kuruluğunun A vitamini eksikliğinden kaynaklandığı gözlemleniyor. Göz kuruluğunun farklı problemlere de sebep olduğu bilinmektedir. Bu problemler içerisinde ağız kuruluğu ve eklem ağrıları da yer alıyor. Bazı ilaçların gözyaşı oranını arttırdığını ve kuru göze sebep olduğu da bilinenler arasındadır. İlaçlar içerisinde;

  • Diüretikler
  • Beta-blokerler
  • Antihistaminikler

Yer almaktadır. Hastaya suni gözyaşı damlalarının ilave edilmesi gerekiyor. Kuru gözü olan insanlara yönelik yapılan bir araştırmada, bu insanların toksik yan etkilerine daha yatkın olduğu belirlenmiştir. Bu sebeple koruyucu madde içermeyen damlaların kullanımına yoğunlaşın.

Kuru göz tanısı nasıl konulur? Kuru göz tanısını sadece göz hekimi koyabilir. Kesin tanı istiyorsanız, gözyaşı üretimini ölçen testlere tabii tutulursunuz. Bu testler arasında yer alan Schirmer testi, alt göz kapağı iç yüzüne yerleştirilen bir filtre kağıdı ile gözyaşının yeterli olup olmadığına ilişkin değerlendirmeden geçer. Göz kuruluğunun olmaması için en az 10 mm üzerinde olması şarttır.

Boyar maddenin alt göz kapağının içine damlatılması ile de test yapılır. Damlatılmasının ardından hiç kapatılmaması gereklidir. Tedaviye ilişkin yöntemlerde ise gelişme bulunmaktadır. Türkiye'de kuru göz tedavisinde önemli gelişmeler bulunuyor.

Glokom

Glokom, göz sinirinde ilerleyici hasara sebep olan göz hastalıklarına denilir. Glokomun bir diğer adı ise "Göz Tansiyonu" olarak bilinmektedir. Göz için basıncın uzun süre yüksek olmasından dolayı görme sinirinin zarar gördüğü gözlemlenir. Glokomun sonuçları arasında körlükte bulunmaktadır. Yavaş ilerleyen ve geri dönüşü olmayan görme siniri hasarından kaynaklı olarak kör olabilirsiniz.

Glokomun net olarak bir tedavisi bulunmuyor. Görme kaybının yaşanmasının ardından geri dönüş ise mümkün değildir. Erken tanı ve doğru tedavi ile hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilirsiniz.

Glokom tipleri nelerdir? Glokomun iki türü bulunmaktadır. Bunlar ise açık açılı glokom ve kapalı açılı glokom olarak karşımıza çıkıyor. Açık açılı glokomun en yaygın glokom türü olduğu bilinir. Açık açılı glokom, gözün ön kısmındaki sıvı akımının çok yavaşlaması ile göz basıncının artmasından kaynaklanmaktadır. Herhangi bir belirti vermemesi ise en önemli özellikleri arasında yer alıyor. Kapalı açılı glokomun ise kornea ve iris arasındaki açının normale göre daha dar olması sebebi ile göz sıvısının drenajının artması ve göz basıncında ani yükseliş olmasından oluşmaktadır.

Kronik Açık Açılı Glokom

En sık görülen glokom çeşidi olarak karşımıza çıkmaktadır. Göz içindeki basıncın yüksek seviyelerde olmamış olması halinde hastalığa ilişkin belirti göremezsiniz. Bu sebeple hastalığın sinsi şekilde ilerleyişi söz konusudur. Glokom rahatsızlığının ancak rutin muayenelerin ardından fark edildiği gözlemleniyor. Kronik olarak glokom rahatsızlığını taşıyorsanız, tedavinizin daha ciddi şekilde ilerleyeceğini bilmelisiniz.

Akut Açı Kapanması Glokom

Gözün renkli kısmı olan irisin, gözün ön kamera kısmında yer alan ağa doğru itilmesi sonucunda akut açı kapanması glokom oluşur. Göz için sıvısının yolu kapanması sebebi ile gözden boşaltma söz konusu değildir. Bu durumda ise göz içi basınçta ve tansiyonda yükselme meydana gelmektedir.

Normotansif Glokom

Normotansif glokom, açık açılı glokom tiplerinden birisidir. Bu glokom tipinde göz içi basıncının günün hiçbir saatinde 21 mmHg üzerinde olmadığı görülür.

Doğumsal Glokom

Doğumsal glokom, bebeğin dünyaya gelmesi ile birlikte gözlemlenir. Bebeğin doğuştan göz hastalığı taşımasına neden olmaktadır. Bir bebeğin doğumsal glokom olabilmesinin sebebi ise aileden kaynaklanabilir. Özellikle annenin gebelik dönemindeki yanlışları, bebeğin glokomlu olarak dünyaya gelmesini sağlayabilmektedir.

Sekonder Glokom

İridokorneal açının çeşitli sebepler ile kapanması sonucunda gelişen glokom, sekonder glokom olarak bilinmektedir. Bu glokom türünde yüksek göz içi basıncı ile karakterize klinik tablosu oluşur. Primer sebebin aydınlatılması ve bu sebebe göre tedavinin planlamasının önemi yüksektir. Genellikle lazer periferik iridotomi tedavisine başvurulur.

Makula Dejenerasyonu

Makula dejenerasyonu olarak bilinen sarı nokta hastalığının genellikle 55 yaş sonrası kişilerde görüldüğü gözlemleniyor. Sigara içenler ve yetersiz beslenenlerde sıklıkla görülmektedir. Makula dejenerasyonun ilerlemesi sonucunda görme kaybına sebep olabiliyor.

Gözün arkasında yer alan ve detayları görmemizi sağlayan makula, okuyabilmemizi ve iğneden ipliği geçirmemizi sağlamaktadır. Makulanın iyi çalışmaması halinde bulanıklık ve karanlıktan dolayı şikayet edebilirsiniz. Örneğin duvardaki saati görebilirsiniz ancak saatin kaç olduğunu bildiremezsiniz. Bu sorunla karşılaşmamak için göz muayenesine ve uzman doktora başvurmanız gerekiyor. Makula dejenerasyonunun iki tipi bulunmaktadır. Bunlar ise kuru ve yaş tip olarak ikiye ayrılır.

Kuru Tip

Kuru tip olan hastaların düzenli aralıklarla göz doktoruna gitmesi gereklidir. Koruyucu olarak göz için gerekli vitamin ve mineralleri içeren antioksidan etkili ilaçlardan kullanmanız tavsiye edilir.

Yaş Tip

Yaş tip olan hastalarda görme kaybının genellikle geri döndürülemediği gözlemleniyor. Ancak başarılı bir tedavi ile hastalığın ilerlemesi durdurulabilir veya yavaşlatılabilir.

Arpacık

Göz kapağı ve göz çevresinde oluşmakta olan şişlik, acı ve ağrı gibi belirtilerin göstergeleri arasında arpacık bulunmaktadır. Arpacık, göz kapağının dış kenarlarında oluşmakta olan sivilce benzeri ve kırmızı bir yumru olarak karşımıza çıkıyor. Arpacıkların ikiye ayrıldığı gözlemlenmektedir. Dış arpacık ve iç arpacık olarak bilinir. Dış arpacık, kirpik dibinde başlamaktadır. İç arpacık, göz kapağı içinde görülen arpacık olarak bilinir. Arpacığın bazen kiste dönüşme ihtimali de bulunuyor. Böyle bir durumda cerrahi müdahale ile tedavi de yapılabilir. Arpacığın belirtileri hakkında bilgi sahibi edinmenin faydaları büyüktür. Bu belirtiler içerisinde;

  • Gözde sulanma
  • Gözde batma hissi
  • Ağrı ve şişlik
  • Acı ve kaşıntı
  • Göz çevresinde sarı iltihap

Yer almaktadır. Arpacık için özel bir tedavi söz konusu değil. Arpacığın genellikle kendiliğinden kaybolması söz konusudur. Arpacıkta tekrarlamalar ise sıklıkla görülüyor. Antibiyotikler ve cerrahi işlemde tedaviler dahilinde yer almaktadır. Arpacıkta düzelme olana kadar ise aşağıda belirtilmekte olanları denemelisiniz.

  • Arpacığa dokunmayın.
  • Göz kapağını temizleyin.
  • Gözünüzün üzerine sıcak bir bez yerleştirin.
  • Daha sonra hafifçe göz kapağına masaj yapın.
  • Gözünüzü temiz tutun.
  • Kontaklar lensleri bir süre kullanmayın.

Blefarit

Blefarit, her yaşta görülebilen oldukça yaygın bir göz hastalığıdır. Göz iltihaplanması sonucunda meydana gelmektedir. Blefarit, iyileşme sonrasında yeniden tekrarlayabilir. Ancak görmede kalıcı rahatsızlığa sebep olmaz. Kimi zaman ise kronikleşme durumu söz konusudur.

Göz kuruluğu ve kirpik batması gibi hastalıklarında Blefarit sebebi ile oluştuğu bilinmektedir. Bakterilerin çoğalması ile birlikte hastalığın oluştuğu belirtiliyor. Diğer göz hastalıklarındaki gibi hijyene ve cilt temizliğine dikkat etmelisiniz.

Blefarit, ön ve arka blefarit olarak ikiye ayrılmaktadır. Oluşum şekline ve konusuna göre iki grup içerisinde inceleniyor. Ön blefarit ve arka blefarit, birbirlerinden tamamen farklıdır. Ön blefarit, göz kapağının dış kenarı ve kirpik diplerini etkiler. Arka blefarit ise göze değen kısmında meydana geliyor. Gözü direkt olarak etkilediği bilinmektedir.

Blefaritin neden olduğuna ilişkin bilgi sahibi olmanız, hastalığa yakalanmaktan kurtulmanızı veya erken tanı koymanızı sağlayabilir. Hastalığın oluşmasında en etkili faktör ise göz kapağında birikmiş olan mikroplar ve yağdır. Yağlı cilt yapısına sahip olan bireylerde, blefarit görülme olasılığı oldukça yüksek karşımıza çıkıyor. Blefarit oluşumda etkili rol oynayan diğer unsurlar içerisinde kimyasal maddeler, sigara dumanı, virüsler ve uzun süreli kullanılan ilaçlarda yer alır.

Hastalıkların belirtilerinin ne olduğunu bilmelisiniz. Böylelikle erken teşhis ve tanı koymanız söz konusudur. Blefarit, iki gözde meydana gelen bir hastalıktır. Batma ve yanma hissi ile kendini gösterdiği gözlemleniyor. Kızarıklık, sulanma, kaşıntı ve çapaklanma gibi belirtilerinin olduğu bilinir. Diğer göz hastalıklarındaki belirtilerine benzerlik gösteriyor. Bu sebeple hastalığa ilişkin kesin teşhis konulması için göz muayenesine girmelisiniz.

Göz Hastalıkları Tedavisi

Göz hastalıklarının tedavisi oldukça gelişmiştir. Birçok farklı tedavi yöntemi bulunuyor. Hangi tedavi yöntemini kullanacağınıza sizler değil, uzman göz doktorunuz karar vermelidir. Göz hastalıkları tedavisinde kullanılan yöntemler ise aşağıda yazmaktadır.

  • Kontakt Lens Tedavisi
  • İlaç Tedavisi
  • Lazer Tedavisi
  • Göz İçi Halka Tedavisi
  • Kornea Nakli
  • Fotodinamik Tedavi

Kontakt Lens Tedavisi

Kontakt lens tedavisi, göz renginin değiştirilmesi veya kornea hastalıklarının tedavisinde kontakt lens kullanılmaz. Göz yapısına uygun kontakt lens seçimine ilişkin göz doktorundan yardım almalısınız. Göz doktorunun yapacağı göz muayenesi sonucunda kontakt lens tedavisine ilişkin adımlarda bulunmanız söz konusudur. Muayene sırasında kullanılacak lens tipi, taban eğrisi, derecesi ve çapı belirlenmektedir. Lensin dengesi, hareketi ve ortalaması incelenir.

İlaç Tedavisi

İlaç tedavisi, göz hastalıklarının tedavileri yöntemleri arasında yer almaktadır. Ancak alacağınız ilaçların seçimine sizler karar vermezsiniz. İlaç tedavisinde uzman göz doktorunuzun belirttiği ilaçların kullanılması gerekmektedir.

Lazer Tedavisi

Excimer lazer, lazerle tedavinin başlangıcı olarak bilinmektedir. Tekniğin gelişmesi sonucunda farklı tip yöntemler ortaya çıktı. Lazer cihazlarının teknolojilerinde ilerleme, daha farklı tekniklerin ortaya konulmasını sağlamıştır. Günümüzde göz bozukluklarında lazer ameliyatlarında başarı oranının %97'ye çıktığı gözlemleniyor. Bu ameliyatların miyop, hipermetrop ve astigmat gibi bütün rahatsızlıkları içerdiği belirtilmektedir.

Göz İçi Halka Tedavisi

Göz içi halka tedavisi, kontakt lens kullanamayan veya gözüne kontakt lens uymayan hastalar için ortaya konulmaktadır. Göz içine lokal anestezi ile Femtosecond Laser ile saniyeler içerisinde açılan kanallara göz içi halkalar yerleştiriliyor. göz içi halka özellikleri ise aşağıda listelenmiştir.

  • Mikro boyutta
  • Şeffaf
  • Düzeltilmesi gereken diyoptri miktarına göre kalınlığı değişmekte olan
  • Gözün kornea dokusu içerisine yerleşen
  • Yarım ay şeklinde ve 2 parçadan oluşan özel aparatlar

Göz içi halka tedavisinin dışarıdan bakıldığında fark edilmesi söz konusu değildir. En önemlisi ise kontakt lens gibi hissedilebilir. Hekim tarafından uygun görüldüğünde çıkarıldığı görülüyor. Görme merkezine yerleştirilmesinin ardından görmeyi etkileyecek herhangi bir kalıcı iz bırakmayacağından emin olabilirsiniz.

Kornea Nakli

Kornea, gözün en önündeki saydam tabakaya denilmektedir. Kornea için bir benzetme yapacaksak, saatin camına benzetebiliriz. Göze gelen ışınları kırmakla görevlidir. Kornea nakli ise yaşamını yitirmiş bir kimseden alınan şeffaf kornea dokusu ile hasta olan korneanın değiştirilmesine deniliyor. Seffaflik kaybı veya şekil bozukluğu olduğunda görüşte azalma meydana gelebilir. Bu durumda kornea nakli söz konusu olur. Türkiye'de kornea naklinin keratokonus, psödofakik büllöz keratopati ve kornea yaralanmaları sonucunda yapıldığı bilinmektedir. Korneanın kimden alındığının önemi büyüktür. Kornea nakli, çeşitli sebeplerle hayatını kaybeden ancak korneası sağlıklı yapıda olan kişiler üzerinden yapılmalıdır. Türkiye'de vericiden kornea alma yetkisi ise "Göz Bankası" personeline ait bir yetki olarak bilinir.

Fotodinamik Tedavi

Fotodinamik tedavi, genellikle makula dejenerasyonu olan hastalar için uygulanmaktadır. Fotodinamik tedavinin duyarlı bir kimyasal maddenin hedef dokuda düşük enerjili bir ışık ile bu maddenin uyarılması ve hedef dokunun tahrip edilmesi esasına dayandığı biliniyor. İki gözde de hasar olması durumunda doktorun uygun görmesi halinde iki gözede eş zamanlı uygulanması gerekir. Tedavi olan hastanın 48 saat yoğun ışığa çıkmaması şarttır. Fotodinamik tedaviye ilişkin ülkemizde önemli gelişmeler bulunmaktadır. Türkiye'de sağlık alanında teknolojinin gelişmesi ile tedavi yöntemlerinde de önemli gelişmeler ortaya çıkmıştır.

Göz Hastalıklarının Nedenleri

Bir hastalığın neden olabileceğine dair bilgi sahibi olmanız, erken tanı ve teşhiste avantajlı olmanızı sağlayacaktır. Her hastalıkta olduğu gibi, göz hastalıklarının da çeşitli nedenleri bulunuyor. Göz hastalıklarının nedenleri hakkında bilgi sahibi olursanız, hastalığın belirtilerini kolaylıkla tespit edebilirsiniz. Hastalığın nedenleri içerisinde;

  • Görme Siniri Dolaşım Bozukluğu
  • Göz İçi Basıncının Artması
  • Doğal Merceğin Saydamlığını Kaybetmesi
  • Gözün Beyaz Kısmını Kaplayan Zarın İltihaplanması
  • Optik Diskin Beslenmesinin Bozulması

Yer almaktadır.

Görme Siniri Dolaşım Bozukluğu

Göz hastalığının çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Bu hastalıklar arasında görme siniri dolaşım bozukluğu da yer alıyor. Kişinin görme sinirindeki dolaşım bozukluğu sebebi ile görme hastalıkları ile karşılaşma ihtimali yüksektir.

Göz İçi Basıncının Artması

Göz içi sıvısının dışarı boşaltılması ile kanallarda yapısal olarak tıkanıklık oluşması sebebiyle sıvının yeterli boşalma sağlamadığı görülür. Bu sebep ile göz içi basıncının arttığı bilinmektedir. Göz içi basıncının yükselmesi, görme sinirinin zarar görmesini sağlıyor. Zarar sonucunda sinirin öldüğü bilinir.

Doğal Merceğin Saydamlığını Kaybetmesi

Katarakt göz hastalığı, doğal göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi ile oluşmaktadır. Doğal göz merceğinin matlaştığı görülür. Bu durumda ise görmede bozukluk ve zayıflık meydana gelir. En temel belirtileri içerisinde lensin saydamlığını kaybetmesi bulunmaktadır.

Gözün Beyaz Kısmını Kaplayan Zarın İltihaplanması

Viral enfeksiyonlar, bakteriyel enfeksiyonlar, alerjiler ve çevresel kirlilik sebebi ile gözün beyaz kısmını kaplayan zarın iltihaplanması ile karşılaşabilirsiniz. Kan akımının artması ile gözde kızarma meydana gelir. Çapaklanma ve sabah kirpiklerde yapışmalar ile de karşılaşma şansınız bulunuyor.

Optik Diskin Beslenmesinin Bozulması

Göz hastalıklarının nedenleri arasında optik diskin beslenmesinin bozulması da yer almaktadır. Korneası ince olan kişilerde görülebilir.

Göz Hastalıklarının Belirtileri

Göz problemleri ile ilgili bilgi sahibi olmanız, olası bir göz hastalığın belirtilerini kolaylıkla fark edilmenizi sağlayacaktır. Hastalığın belirtileri nelerdir? Göz hastalığının belirtileri içerisinde;

  • Görme Kayıpları ve Problemleri
  • Gözde Şekil Bozuklukları
  • Göz Kapaklarının Kapanmaması
  • Gözlerin Sürekli Sulanması
  • Işığa Karşı Hassasiyet
  • Işıkların Etrafında Halka Görme
  • Göz Kapaklarında Kırmızı Şişlik
  • Göz Yorgunluğu
  • Göz Kayması
  • Göz Hastalıkları Nasıl Teşhis Edilir?

Bulunmaktadır.

Görme Kayıpları ve Bozuklukları

Ani görme kayıplarını mutlaka önemsemelisiniz. Görme kayıpları ve bozukları, herhangi bir göz hastalığının belirtisi olabilir. Görmede bozukluklar yaşıyorsanız, acil olarak uzman göz doktoruna başvurmalısınız. Doğru takip ve tedavi ile sorunun ortadan kalkabildiği bilinmektedir. Göz problemlerinin çözümüne ilişkin önemli gelişmeler bulunuyor.

Gözde Şekil Bozuklukları

İleri yaş, yaralanma, yüz felci ve genetiksel sebepler ile gözde şekil bozukları yaşanabilir. Göz kapağında şekil bozukluğunun yaşanması durumunda körlük oluşabilmektedir. Eğer gözde şekil bozukları yaşıyorsanız, ciddi bir göz problemi için uzman göz doktoruna başvurmalısınız.

Göz Kapaklarının Kapanmaması

Göz kapaklarının kapanması, doğru görme açısından büyük önem taşımaktadır. Göz kapaklarının kapanmaması halinde ortada ciddi göz probleminiz olabilir. Göz hastalıklarının belirtileri arasında yer almaktadır. Göz kapaklarının kapanmasına ilişkin bir sorun halinde teşhis ve tanı için doktora gitmelisiniz.

Gözlerin Sürekli Sulanması

Gözlerde meydana gelmekte olan sulanma, herhangi bir göz sorunun belirtisi olabilmektedir. Gözlerin sürekli sulanması ile ilgili bilgi sahibi olmanız, böyle bir sorunda karşılaşmanız halinde sizlere avantaj sağlar. Vücutta B2 vitamini gibi bir takım vitamin eksiklerinin göz sulanmasının nedenleri arasında olduğu biliniyor. Diğer nedenler arasında ise gün ışığına alerji, göz kapağında meydana gelen yaralar ve yorgunluk hissi gelmektedir. Göz sulanmasının nedenleri arasında kontakt lensler de olabilir.

Gözlerin sürekli sulanması halinde göz problemleri yaşayabilirsiniz. Göz hastalıklarının belirtilerinden birisi olduğundan göz doktoruna görünmenizde fayda bulunuyor. Gözlerinizi dinlendirmek için evinizde basit yöntemlerde uygulayabilirsiniz. Soyulmuş patates ve çayım pamuk ile pansuman yapılmasının faydalı olduğu bilinmektedir.

Işığa Karşı Hassasiyet

Evimizde, iş yerlerinde veya çeşitli kuruluşlarda sürekli ışık ile karşılaşıyoruz. Gözlerinizde ışığa karşı hassasiyet ve rahatsızlık varsa, göz hastalıklarından birisini taşıyabilirsiniz. Işığa karşı hassasiyet yaşayan kişilerin göz doktoruna görünmesi gerekir.

Işıkların Etrafında Halka Görme

Glokomun iki çeşidi bulunmaktadır. Işıkların çevresinde renkli halkalar belirmesi gibi bulgular vardır. Böyle bir durumda, göz içi basıncın çok yüksek değerlere çıkabildiği biliniyor. Basıncın yüksek değerlere ulaşması ile glokom krizi oluşur. Glokom krizinin oluşması halinde acil tedavi gerekir. Tedavi ile göz içi basıncın normal değerlere düşürülmesi lazımdır. Ardından lazer veya ameliyat tedavisinin yapılması gerekmektedir. Işıkların etrafında halka gören kişinin bekletilmemesi şarttır.

Göz Kapaklarında Kırmızı Şişlik

Göz kapaklarında şişlik, çeşitli nedenler ile oluşabilmektedir. Ağrı, kaşıntı, batma ve alerji gibi birçok sebep ile meydana gelebilir. Göz kapaklarında kırmızı şişlik yaşıyorsanız, göz hastalıkları ile karşılaşabilirsiniz. Göz kapaklarında şişlik yaşayan kişilerde çeşitli belirtiler görülmektedir. Aynı zamanda çeşitli hastalıklarda oluşabiliyor. Bu hastalıklar içerisinde ise;

  • Kronik böbrek yetmezliği
  • Karaciğer yetersizliği
  • Kalp yetersizliği
  • Hipertiroidi
  • Hipotiroidi

Yer almaktadır.

Göz Yorgunluğu

Gözlerinizin yorgun olduğunu hissediyorsanız, acil olarak dinlenmeniz gerekiyor. Sürekli olarak gözlerinizi yormanız halinde çeşitli problemler ile karşılaşabilirsiniz. Baş ağrıları, göz sulanması, çift görme gibi durumlar yaşıyorsanız, göz yorgunluğu sorunu yaşıyorsunuzdur. Göz yorgunluğu yaşayan kişilerin uzun saatler ekran başında kaldığı görülmektedir. Göz yorgunluğundan şikayetçiyseniz, öncelikle uzman doktora gitmelisiniz. Göz yorgunluğunun ekran başında durmanızdan değil, farklı bir göz hastalığından da oluşma ihtimali bulunuyor.

Göz Kayması

Bir gözün veya her ikisinin birden normal hizasını kaybetmesine "Göz Kayması" denilmektedir. İki gözünüzün de uyum içerisinde hareket etmesi gerekiyor. Uyumsuzluk durumunda ortaya çıkar. Göz kaymasının sürekli olarak değil, belli zamanlar içerisinde de olduğu gözlemleniyor. Çocuklarda ve yetişkinlerde görülmektedir. Göz kaymasının bir göz hastalığı sebebi ile oluşabileceğini bilmeniz gerekiyor. Bu sebeple uzman göz doktoruna görünmelisin.

Göz Hastalıkları Nasıl Teşhis Edilir?

Göz hastalıklarında erken tanı ve teşhisin önemi büyüktür. Hastalığın belirtileri hakkında bilgi sahibi olduğunuz takdirde, hastalığınızın tedavisine ilişkin erken harekete geçebilirsiniz. Göz hastalıklarını teşhis etmek için çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Bu yöntemler ise;

  • Göz Muayenesi
  • Görme Alanı Testi
  • Göz Anjiyografisi
  • Pakimetri

Olarak karşımıza çıkıyor. Teşhis için hangi yöntemin kullanılacağına sizler karar vermezsiniz. Uzman göz doktoru eşliğinde rahatsızlığına uygun olan teşhis yöntemi kullanılır.

Göz Muayenesi

Kaliteli bir göz muayenesinin en az 30 dakika sürdüğü bilinmektedir. Göz muayenesi için uzman göz doktoruna gitmelisin. Muayene sırasında gözüne damla damlatılır. Ardından göz dibine bakılmaktadır. Gözünüzdeki kusura ilişkin kapsamlı göz muayeneleri yapılabilinir.

Görme Alanı Testi

Görme alanı testi, son yıllarda göz hastalıklarının teşhis edilmesinde sıklıkla kullanılan yöntemler arasında yer almaktadır. Görme alanı testi ile tam karşıya odaklanmış görme hem de yan görme değerlendiriliyor. Retina kaynaklı ve nörolojik pek çok göz hastalığının teşhisinde önem taşıyor. Görme alanı testinin yapılması sırasında görme alanının planını çıkarmak için bilgisayarlı araçlardan destek alınabilir.

Göz Anjiyografisi

Gözün arkasında yer alan retina ve koroid denilen tabakalardaki damar yapısını incelemek için göz anjiyosu tekniğinden yararlanılır. Şeker hastalığı, gece körlüğü, göz tümörleri ve retina bozukluğunun tanısını koyabilmek için önemli fayda sağlar. Göz anjiyografisi ile çeşitli göz problemlerinin ortaya çıkarabileceği gözlemleniyor.

Pakimetri

Pakimetri, göz hastalıklarının tanısında kullanılan yöntemler arasındadır. Gözün önünde yer alan saydam tabakanın kalınlığının ölçümünde kullanılır. Tanısal amaçlı olarak da saydam tabakanın ölçümü yapılabilmektedir. Kişinin glokom hastası olmaması halinde pakimetri tanısının kullanılmasının hem ekonomik hem de psikolojik sıkıntı yaratabildiği bilinir. Refraktif lazer uygulamaları öncesinde yardımcı tanı yöntemi olarak kullanılmaktadır. Pakimetrinin kullanımına uzman göz doktorunun karar vermesi gerekir.

Göz Hastalıklarının Risk Faktörleri

Hastalıkların meydana gelmesinde çeşitli risk faktörleri vardır. Göz hastalıklarının oluşmasında da birçok risk faktörü bulunuyor. Bu faktörler arasında;

  • Yaş
  • Genetik
  • Sigara Kullanımı
  • Diyabet
  • Kalp Hastalığı
  • Migren
  • Göz Yaralanmaları
  • Raşitizm
  • Kansızlık
  • Bazı İlaçlar

Vardır. Eğer sizlerde göz hastalıklarına yakalanmak istemiyorsanız, bu faktörlere karşı önlemler almalısınız.

Yaş

Göz hastalıklarının her yaşta ortaya çıkma ihtimali bulunmaktadır. Ancak ilerleyen yaş, göz hastalıklarının daha kolay oluşmasını sağlar. Kişinin yaşının ilerlemesi ile görmede bozukluklar meydana gelebilir.

Genetik

Son yapılan incelemeler ile çocuklarda görme bozukluklarının genetik olabileceği belirtilmiştir. Aileden kaynaklı olarak çocukların göz hastalıkları ile karşılaştığı gözlemleniyor.

Sigara

Sigara kullanan kişilerin gözlerinde çeşitli problemler ortaya çıkabilmektedir. Sigara içenlerin katarakta yakalanma ihtimallerinin arttığı belirtiliyor. Göz hastalıklarına yakalanan kişilerin acil olarak sigarayı bırakması gerekir. Aynı zamanda göz hastalıklarına yakalanmamak içinde sigaranın bırakılması şarttır.

Diyabet

Göz bozukluklarına zemin hazırlayan faktörler içerisinde diyabette bulunmaktadır. Katarakt ve göz tansiyonunun şeker hastalarında normalden iki kat fazla görüldüğü belirtiliyor. En önemli göz bozukluğu ise diyabet bağlı retinopati olarak karşımıza çıkmaktadır. Diyabete bağlı retinopati, görme kaybının nedenleri arasında geliyor. Retinopati, her yıl dünyada 25.000 şeker hastasının kör olmasına neden olur. Diyabet hastalarının diyabet olmayanlara göre çok daha fazla kör olma riski vardır.

Kalp Hastalığı

Kalp hastalıklarının habercilerinden birisi de gözlerdir. Göz problemleri yaşayan kişilerde kalp hastalıkları görülebiliyor. Aynı zamanda kalp hastalıkları bulunan kişilerde göz ile ilgili çeşitli problemlerin daha kolay ortaya çıkabileceği de bilinmektedir.

Migren

Göz hastalıklarının oluşmasını sağlayan faktörler içerisinde migrende bulunuyor. Uzmanlar tarafından "Göz Migreni" olarak ifade edilmektedir. Göz migrenin genellikle ise genç bayanlarda görüldüğü belirtiliyor. Migren, görme sinirinin beslenmesini bozabilir. Bu durumda ise ortaya damarsal hastalıklar çıkar.

Göz Yaralanmaları

Bir kaza sonucunda gözünüz yararlanabilir. Göz yaralanmaları durumunda ise göz hastalıklarına yakalanabilirsiniz. Göze acil müdahale gerektiren durumlar içerisinde göz travmaları bulunmaktadır. Basit yaralanmaların iyi bir takip ve enfeksiyondan koruyucu damlalar ile tedavisi sağlanıyor. Göz çizilmesinin ise kalıcı görme kaybına neden olabildiği bilinmektedir. Göz yaralanmaları yaşayan kişinin acil olarak hastaneye götürülmesi gerekir.

Raşitizm

Kol, omurga ve bacak kemiklerinde görülen şekil bozukluğuna sebep olan kemik hastalığına raşitizm denir. Günümüzde sık karşılaşılan bir hastalık değildir. Genel olarak D vitamini eksikliği nedeni ile ortaya çıkmaktadır. Hastalığın oluşmasının ardından çeşitli riskler doğar. Bu riskler arasında ise göz hastalıkları bulunuyor. Raşitizm hastalarının göz hastalıklarına yakalanma riskinin yüksek olduğu bilinmektedir.

Kansızlık

Kansızlık yaşayan insanlarda göz hastalıklarının sıklıkla yaşandığı gözlemleniyor. Özellikle yaşlı insanlarda kansızlığın daha fazla görüldüğü bilinmektedir. Kadın ve erkeklerde genellikle 40 yaşından sonra oluşmaya başlar. Kansızlık sorunu yaşayan kişilerin göz hastalıklarından korunması gerekiyor.

Bazı İlaçlar

Kullandığınız ilaçların yan etkilerine dikkat etmelisiniz. Günümüzde bazı ilaçların yan etkileri arasında göz problemlerinin oluşması bulunuyor. Göz hastalıklarının oluşmasında çeşitli ilaçların etkisi vardır. Bir ilacı kullanmadan önce yan etkilerinin olasılığına dikkat etmelisiniz. Özellikle ağır ilaçların kullanımında gözlerinizde problem oluşabilir.

Göz Hastalıklarında Komplikasyonlar

Göz hastalıklarının oluşturduğu iki tür komplikasyon bulunmaktadır. Bu komplikasyonlar ise körlük ve gözde ağrı olarak biliniyor.

Körlük

Glokom, net olarak körlükte sonuçlanabilen göz hastalıkları arasında bulunuyor. Aynı zamdan bazı göz hastalıklarının sonuçları arasında da körlük vardır. Glokomun tedavisi ise hastanın bulunduğu seviyeye göre değişiklik gösterir.

Gözde Ağrı

Göz hastalıklarına yakalanan kişilerde görülen komplikasyonlar arasında gözde ağrıda yer almaktadır. Gözde ağrı yaşayan kişilerde yanma, kızarma vb. durumlar görülür. Gözde meydana gelen ağrı sebebi ile kişinin ciddi acı çekebildiği bilinmektedir.

Nasıl Önlenir?

Bir hastalığa yakalandıktan sonra tedavisinin etkinliği önem taşımaktadır. Ancak asıl önemli olan ise hastalığa yakalanmamanın yolları hakkında bilgi sahibi olmanızdır. Göz hastalıklarının nasıl önleneceğine ilişkin bilgili olmanız gerekir. Hastalığın oluşmasını önlemek istiyorsanız, aşağıda belirtilenleri yerine getirmelisiniz.

  • Sağlıklı Beslenme
  • Güneşin Zararlı Işınlarından Korunma
  • Daha Az Bilgisayar ve Telefon Kullanmak

Sağlıklı Beslenme

Sağlıklı gözlere sahip olabilmeniz için sağlıklı beslenilmesi gerekmektedir. Dengeli ve yeterli beslenen kişilerde göz hastalıklarının görülme olasılığının düşük olduğu biliniyor. Beslenmesine dikkat eden kişilerin gözde birçok hastalığı önleyebildiği gözlemlenmektedir. Göz hastalıklarından korunmak ve tedavide olumlu sonuç alabilmek için beslenmenize dikkat edebilirsiniz.

Güneşin Zararlı Işınlarından Korunma

Güneşin zararlı ışınlarının olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Eğer güneşin zararlı ışınlarından korumazsanız, çeşitli göz hastalıklarına yakalanma ihtimaliniz yüksek denilebilir. Göz hastalıklarına yakalanmamak için güneşin zararlı ışınlarından kaçınmalısınız.

Daha Az Bilgisayar ve Telefon Kullanmak

Sürekli bilgisayar ve telefon kullanmak, göz sağlığımızın bozulmasına neden olabilir. Gözde sulanma, ağrı ve yorgunluğun oluşmasının nedenleri arasında yer almaktadır. Eğer sürekli bilgisayar kullanmanız gereken bir işte çalışıyorsanız, çeşitli unsurlara dikkat edebilirsiniz. Bilgisayar başındayken gözlerinizi daha fazla kırpmaya çalışın. Aynı zamanda gözünüzü ardına kadar açmaktan da kaçınmalısınız.

Sık Sorulan Sorular

Bir hastalık ile ilgili soru ve cevaplara ilişkin bilgi sahibi olmanız, hastalığın belirtileri ve tedavisinde sizlere avantaj sağlayacaktır. Göz hastalıkları hakkında sık sorulan sorular ve cevapları aşağıda yer alıyor.

Göz hastalıkları günlük hayatı nasıl etkiler?

Göz hastalıklarına yakalanan kişilerin günlük hayatlarında çeşitli olumsuzluklar oluşuyor. İnsanlar, gözlerini her alanda kullanılmaktadır. Kitap okurken, spor yaparken, gezerken, yemek yerken vb. birçok durumda gözlerinize ihtiyacınız vardır. Göz hastalıklarına yakalanan kişilerin günlük hayatlarında çeşitli sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sorunların ortadan kalkabilmek için tedavi yöntemlerine başvurmalısınız.

Hangi göz hastalıklarına sahip olan kişiler ehliyet alamaz?

Her iki gözde santral skotom olanların ehliyet almasına izin verilmemektedir. Periferik görme alanının 120 dereceden az olması halinde de ehliyet verilmiyor. Aynı zamanda iki gözünde tam pitozisi olanlarda sürücü belgesi alamazlar. Katarakt hastaları ise çeşitli koşullar ve kontroller eşliğinde ehliyet alabilmektedir.

Göz hastalıkları tansiyonu yükseltir mi?

Göz hastalıklarının tansiyonu yükselttiği bilinmektedir. Aynı zamanda göz tansiyonu olarak bilinen bir göz hastalığı da bulunuyor. Hastalığın tıpta ise glokom olarak adlandırıldığı gözlemlenmektedir. En tehlikeli göz hastalıkları içerisinde yer alan glokom hastalığının sonuçları içerisinde körlükte yer alır.

Nasıl bir ışıkta kitap okunmalı?

Az ışıkta kitap okumanın gözlerinize zarar vereceğini unutmamalısınız. Kitap okurken bulunduğunuz ortamdaki ışığın derecesini mutlaka ayarlamanız gerekmektedir.

Ne sıklıkla göz muayenesi yapılmalı?

Göz muayenesinin sıklığının yaş grubuna göre farklılık gösterdiği bilinmektedir. 50 yaşından küçük olan kişilerin 2-4 yıl arasında göz muayenesi olması gerekiyor. 50 yaş üzerindeki kişilerin ise daha kolay göz hastalıklarına yakalandığı belirtilmektedir. Bu sebep ile en az 2 yılda bir muayene olmaları gerekir. Çocukların ise her yıl mutlaka göz muayenesi tabii tutulması şarttır.

Çocuklarda göz bozukluğu nasıl anlaşılır?

Çocuklarda göz bozukluğu sorunun daha fazla yaşandığı belirtiliyor. TV'yi çok yakından seyretme, gözlerini kırpma ve ovma, gözlerini kısarak bakma ve işaret ettiğiniz cisimleri görememe gibi durumlardan çocuklarda göz bozukluğunu anlayabilirsiniz. Çocuklarda göz bozukluğuna ilişkin şüpheniz bulunuyor ise acil olarak göz doktoruna gitmemiz gerekir.

Görme bozukluğu gözlükle düzeltilebilir mi?

Günümüzde görme bozukluğu sebebi ile gözlük kullanan birçok kişi bulunmaktadır. Gözlük kullanmayı düşünenlerin görme bozukluğunun ortadan kalkacağı düşüncesine sahip olduğu görülüyor. Ancak gözlük kullanmak, net olarak görmenizi sağlar. Görme bozukluğunun gözlükle düzeltilmesi söz konusu değildir.

Göz tansiyonu kimlerde görülür?

Göz tansiyonu rahatsızlığı, en ciddi göz hastalıkları arasında yer almaktadır. Göz tansiyonunun her yaş grubunda görülme olasılığı vardır. Bu olasılık içerisinde çocuklar ve bebeklerde bulunuyor.

Diyabet retinayı olumsuz etkiler mi?

Diyabet hastası olan kişilerde göz rahatsızlıklarının had safhada görüldüğü biliniyor. Diyabet, retinayı olumsuz etkileyen hastalıklar içerisindedir. Diyabet sebebi ile retinanın küçük damarları tıkadığı gözlemleniyor. Zamanında müdahale edilmemesi halinde körlük oluşabilmektedir.

Göz tembelliğine yol açan şeyler nelerdir?

Göz tembelliğinin oluşmasında çeşitli nedenler vardır. Bu nedenler arasında en sık görülen ise şaşılıktır. Kayan gözün görüntüyü beyine iletmediği görülür. Diğer bir neden ise kırma kusurları olarak biliniyor. Bir gözün diğer gözden çok bulanık görmesinde ortaya tembellik çıkar. Görünüşte herhangi bir kusur olmaması sebebi ile tespiti oldukça zordur.

Göz hastalıkları dengeyi etkiler mi?

Göz hastalıklarının kişinin dengesinde bozukluğa yol açtığı belirtilmektedir. Herhangi bir göz hastalığını taşıyorsanız, tedaviye ilişkin adımlar atmalısınız.

Göz hastalıklarının bitkisel tedavi yöntemleri var mı?

Sarı nokta olarak bilinen göz hastalığının tedavisinde çeşitli bitkisel tedavi yöntemleri kullanılmaktadır. Ancak bazı göz hastalıklarının tedavi için bitkisel tedavi ise söz konusu değildir. Göz hastalıklarının tedavisinde bitkisel tedavi yöntemine başvurmak için uzman göz doktoruna başvurmalısınız.

Göz hastalıkları baş ağrısına sebep olur mu?

Göz hastalıkları sebebi ile baş ağrısı yaşayabilirsiniz. Gözlük kullanan kişilerde baş ağrılarının daha fazla görüldüğü bilinmektedir. Aynı zamanda göz tansiyonu hastalığının baş ağrısına neden olabileceği belirtiliyor.

Göz hastalıklarında lazer tedavisi kesin çözüm müdür?

Lazer tedavi yöntemi, göz hastalıklarında kullanılan tedavi yöntemlerindendir. Göz hastalıklarının tedavisinde lazer tedavisinin daha olumlu sonuçlar doğurduğu ispatlanmıştır. Kesin bir çözüm söz konusu olmasa da, lazer tedavisinin en etkili yöntemlerden birisi olduğu biliniyor.

Göz hastalıkları ameliyatları riskli midir?

Göz hastalıkları ameliyatlarında ağır risk bulunmaktadır. Özellikle katarakt ameliyatı uygulanan kişilerde körlük ortaya çıkabiliyor. Bunun sebebi ise ameliyatın doğru şekilde uygulanmamasından kaynaklanıyor. Katarakt ameliyatı olacak kişilerin ameliyat için temkinli davranması gerekir. Ülkemizde daha ekonomik fiyatlardan ameliyat olmak için kalitesiz yerlerde katarakt ameliyatı olanların sayısı bir hayli fazladır.

Göz hastalıklarında en çok kullanılan tedavi yöntemi hangisidir?

Hastalıklar için çeşitli tedavi yöntemleri bulunur. Göz hastalıklarının tedavisinde gözlük kullanımı, cerrahi işlem ve ilaç tedavisi gibi yöntemler vardır. Hangi yöntemin kullanacağına uzman doktor karar verir. Herhangi bir tedavi yönteminin sık olarak kullanımı söz konusu değildir. Hastanın durumuna göre tedavi yöntemi belirlenir.