Diz Ameliyatları, Tedavileri ve Hastalıkları

AmeliyatlarTedavilerHastalıklar
Diz Ameliyatları, Tedavileri ve Hastalıkları

Diz, dışarıdan küçük ve basit bir yapıda gözükse de vücudun en çok önem taşıyan eklemlerinden biri olarak bilinir. Bacak hareketlerinin büyük bir çoğunluğundan sorumlu olan diz, aslında sanıldığı kadar küçük ve basit bir yapıya sahip değildir. İçerisinde birçok kas, sinir vb. yapı barındırması nedeniyle, vücudun ayakta ve denge durmasını sağlar.

Travmalar nedeniyle oluşan diz sakatlıkları, sakatlığa bağlı olarak iyileşmesi seneleri bulabilir. Özellikle bacak kasları zayıf olan ve spordan uzak olan kişilerde, diz hastalıklarının iyileşme süreleri normale oranla daha çok uzayabilir. Yaşanan bağ kopuklukları, yırtıkları ve menisküs yaralanmaları en çok karşılaşılan diz hastalıkları olarak bilinirken, bu rahatsızlıkların temel nedenleri direkt olarak yaşanan travmalardır. Öte yandan diz hastalıklarının yaşa ve cinsiyete bağlı olarak geliştiğini söylemek zordur. Diz içerisindeki yapılara aşırı yük binmesi sonucunda, yaş, cinsiyet ve kişinin sporcu kimliği gibi kavramlar tamamıyla devre dışı kalır.

Diz Hastalıkları Hakkında

Diz hastalıklarının büyük bir çoğunluğu, kendini bariz bir şekilde belli eder ve şiddetli ağrılara sebep olur. Özellikle travmatik diz hastalıklarında ağrı düzeyi yapılan her hareket sonucunda daha da çok artabilir. Diz yaralanmaları nedeniyle doktora giden birçok kişi, özellikle oturduğu yerden kalkarken, merdiven çıkarken ve dizini bükmeye çalıştığı zorlandığını ifade eder. Gündelik yaşamı ciddi anlamda zorlaştıran diz rahatsızlıkları, tedavi edilmemesi durumunda daha büyük diz sakatlıklarına zemin hazırlar.

Diz hastalıklarından korunmanın çeşitli yolları bulunurken, dize gereğinden fazla yük bindirmemek en temel korunma prensibi olarak bilinir. Dize gelen yüksek basınç, uyluk kemiği, kaval kemiği ve diz arasındaki bağ ya da kas dokularını ciddi anlamda zedeleyebilir. Ayrıca dize binen fazla yük, bağlara ya da kas dokularına zarar vermese de kıkırdaklarda yumuşamaya neden olabilir. Haliyle dizde ciddi anlamda güç kaybı meydana gelir. Özellikle spor geçmişi olmayan veya uzun süredir sporla uğraşmayan kişilerin, dize bindirdikleri yük konusunda dikkatli olmaları gerekir.

Tedavi süresi hem uzun hem de zahmetli olan diz hastalıkları, kişinin sosyal yaşantısına ve iş hayatına ciddi zararlar verir. Kas ve bağ yapısı zayıf olan kişiler, 2 yıl kadar bir tedavi süreci sonrasında iyileşebilir. Profesyonel sporcuların bile diz sakatlıkları 6 ay ila 1 yıl arasında tamamıyla iyileşirken, normal bir bireyin iyileşme süreci daha uzun olacaktır. Bununla birlikte fizik tedavi, kullanılması gereken ilaçlar, alınması gereken vitaminler ve uyulması gereken beslenme programı, tedavi süresi boyunca hastanın sürekli olarak dikkat etmesi gereken detaylar olarak bilinir. Tedavi programına tam olarak uymak, hastalığın kısa süre içerisinde iyileşmesinin tek yoludur.

Diz Hastalığı Çeşitleri

Dizin yapısı nedeniyle diz hastalıklarını tek bir başlık altında toplamak mümkün değildir. Diz hastalıkları, eklem içi kanama, patella çıkıkları, kireçlenme, gut, osgood- schlatter, eklem iltihabı ve menisküs gibi birçok başlığa ayrılır. Her biri ayrı uzmanlık gerektirirken, büyük bir çoğunluğu cerrahi operasyon sonucunda tam olarak tedavi edilebilir.

Menisküs

Dizde en travmaya maruz kalan bölgelerden biri de menisküs olarak bilinir. ‘C’ harfine benzer bir yapıya sahip olan menisküs, kaval kemiği ve uyluk kemiğinin kesiştiği noktada yer alır. Bu iki kemik arasında yastık görevi gören menisküs, görev olarak da önem düzeyi yüksek olan yapılardan biridir. Uyluk kemiği ve kaval kemiğine gelen yükü eşit bir şekilde dağıtan menisküs, bu iki kemiğin arasında dengeli bir bağ oluşması ve çok yönlü dönme hareketlerinin tamamlanmasında aktif rol oynar.

Menisküs yırtılmaları ya da zedelenmeleri, yüksek efor gerektiren ve bacak kuvvetine fazlasıyla ihtiyaç duyulan sporlarda sık rastlanır. Bununla birlikte günlük hayatta herhangi bir şekilde tek dize aşırı yük binmesinden dolayı menisküs yaralanmaları da meydana gelebilir. Sporcularda meydana gelen ön çapraz bağ yaralanmaları ile birlikte menisküsün görülme ihtimali yüksektir. Menisküs yaralanmalarının sebepleri arasında sadece travmalar yokken, dizin zaman içerisinde zayıflaması da menisküs zedelenmelerine neden olabilir.

Menisküs zedelenmesi sonucunda oluşan semptomlar hemen ortaya çıkmaz. Eğer menisküste herhangi bir şekilde yaralanma meydana geldiyse, ilk etapta dizden alışılagelmişin dışında sesler duyulabilir veya hissedilebilir. Bununla birlikte dizde yavaş yavaş ödem oluştuğu gözlemlenir. Ödemin artık ciddi bir boyuta gelmesi ile birlikte menisküs yaralanması kendini gösterir. Hasta bu süreçten sonra yürüme, koşma ve dizin gerekli olduğu her harekette zorlanabilir. Travma yaşandıktan 24 saat kadar bir süre sonra menisküs yaralanmasına dair semptomlar daha çok artar. Kişi, dizini bükmekte ciddi anlamda zorlanabilir ve dizde sıvı benzeri bir oluşumun geliştiğini görebilir. Ayrıca belirli hareketler sonucunda dizde kilitlenmeler de meydana gelebilir.

Doğru müdahale ve tedavinin yapılabilmesi adına hastanın hangi hareketten sonra bu travmayı yaşadığını iyi bir şekilde anlatması gerekir. Ardından röntgen çekilir ve gerekli görülürse MR çekilmesi de söz konusu olabilir. Alınan sonuçlar doğrultusunda yırtığın hangi türde olduğu tespit edilir ve hastaya dair diğer detaylar da göz önünde bulundurularak en uygun tedavi yöntemi belirlenir.

Eğer menisküs zedelenmesi çok büyük değilse ve dizde bulunan diğer yapılar zarar görmemişse 4 aşamalı bir tedavi yöntemi ile sorun çözülebilir.

Rest: Hastanın belirli bir süre istirahat etmesi istenir ve bunun sonucunda oluşan semptomlara bakılır. İce: Dizde ağrı olan bölgeye yoğun buz uygulanarak, ödemin dağılması ve ağrının azalması amaçlanır. Compression: Dizin hareketlerini kısıtlayan, bu sayede dize az yük binmesini sağlayan medikal malzemeleri dize monte edilir.

Elevation: Dizin yukarı alınması sonucunda tedavinin son aşaması da gerçekleşmiş olur. Bu 4 aşamalı tedavi yöntemine RİCE adı verilir. Eğer menisküs yaralanması çok ileri boyutta değilse, menisküs kendi kendini besleyecek ve belirli bir süre sonucunda düzelecektir. Hastanın bu süreç boyunca sorun yaşadığı dizini çok yormaması gerekir.

RİCE tedavi sonucunda herhangi bir gelişme kaydedilemezse ve diz ağrıları devam ederse, bu sefer uzman doktor tarafından cerrahi müdahale başvurulabilir. Menisküs yırtıkları iyileşmemesinden ötürü kıkırdakta aşınmaya ve dizde kireçlenmeye neden olur. Bireylerin hem sosyal hem de iş hayatlarından geri kalmaları adına cerrahi müdahale şarttır. Cerrahi operasyon öncesi diz tekrar incelenir ve başka herhangi bir sorun yoksa yapılacak cerrahi müdahale belirlenir.

Menisküs operasyonlarında 2 farklı yöntem vardır ve bu yöntemler; yırtık olan menisküsün alınması veya yırtık olan menisküsün dikilmesi olarak bilinir. Yırtık olan menisküsün cerrahi operasyon ile alınması işlemi çok sık yapılır. Genel olarak küçük çaplı olan menisküs yırtıklarında tercih edilen bu yöntem, hastanın direkt olarak bu sorundan kurtulmasına yardımcı olur. Alınan menisküs parçasının küçük olmasından dolayı hastanın herhangi bir şekilde kayıp yaşaması ya da ilerleyen dönemlerde sorun yaşaması söz konusu değildir. Yırtık olan menisküsün dikilmesine göre daha avantajlı olan bu yöntem, hastanın çabuk iyileşmesi konusunda da etkilidir. Genel olarak iyileşme süresi ise 3 hafta olarak bilinir.

Yırtık olan menisküsün dikilmesi işlemi hem zahmetli hem de iyileşme süresi uzun olan bir işlemdir. Öte yandan her cerrah, hasarlı olan bir menisküsün dikilmesi konusunda yeterli deneyime sahip olmayabilir. Eğer menisküsün yarısı veya daha fazlası zarar görmüşse dikilme işlemi tercih edilir ve diğer cerrahi yönteme göre ilerleyen süreçte daha sağlıklı bir menisküs sunar. Bu cerrahi operasyon sonrasında hastanın iyileşme süresi 4 ayı bulabilir.

Eklem İltihabı

Genel olarak 45 yaş üstü kişilerde ortaya çıkan dizdeki eklem iltihabı, kıkırdakların zarar görmesine ve eklem fonksiyonlarının zayıflamasına neden olur. Özellikle kadınlarda görülme sıklığı oldukça fazla olan eklem iltihabının, hareketsizlik ve buna bağlı olarak aşırı kilo nedeniyle ortaya çıktığı tahmin edilir. Tedavi edilmemesi durumunda dizdeki kıkırdakların tamamen yok olmasına neden olan eklem iltihabı, şiddetli ağrılarla kendini gösterir.

Dizden destek alarak yapılan her harekette ağrılarla kendini gösteren eklem iltihabı, ilk evrelerinde hastalar tarafından pek dikkate alınmaz. Kişinin dinlenmesi ile birlikte ağrıların ortadan kalkması, dikkate alınmamasının ilk nedeni olarak bilinir. Orta evrede ise ağrılar her türlü pozisyonda gelişir. Hastanın hareketli olduğu durumlarda veya dinlenirken bile şiddetli ağrılarla karşılaşması mümkündür. Bununla birlikte dizdeki kıkırdak, iltihabın artması ile birlikte yavaş yavaş yok olmaya başlar. Son evrede ise kıkırdak tam olarak yok olduğu herhangi bir pozisyon fark etmeksizin hasta uzun süreli diz ağrılarıyla karşılaşır. Sağlıklı beslenme programlarıyla ve alışkanlık haline gelen egzersizlerle eklem iltihabının yayılma hızı yavaşlatılabilir. Özellikle bazı doku onarıcı gıdalardan destek alınarak, hastalığın etkileri en aza indirilebilir. Eklem iltihabı nedeniyle ilaç kullanılması pek önerilmezken, hastanın doğal tedavilerle eklemdeki iltihabı olabildiğince en aza indirilebilmesi mümkündür.

Eklem İçi Kanama

Tıp dilinde hemartrozis olarak adlandırılan eklem içi kanamaları, diz içerisinde bulunan eklem koruyucu zarın şişmesiyle ortaya çıkar. Zar şiştikçe ağrılar iyiden iyiye artar ve dizin hareket kabiliyeti azalır.

Diz içerisinde bulunan dokuların zedelenmesi ya da diz kapağının kırılması gibi durumlarda eklem içi kanama meydana gelir. Kişinin dizine aniden aşırı bir şekilde yüklenmesi, spor yaparken dizine gereğinden fazla yüklenmesi, trafik kazaları sonucu oluşan kırıklar vb. birçok durumda eklem içi kanama sorunuyla karşılaşılabilir. Bununla birlikte kişi hemofili hastasıysa bölgedeki kanamanın şiddeti daha fazla olacak ve kanamanın belirtileri daha sert bir şekilde kendini gösterecektir.

Özellikle kırık ya da diz içerisinde bulunan dokuların yaralanması gibi durumlarında cerrahi müdahale gerekebilir. Kanamanın sebebi kırık ya da doku yaralanması benzeri ciddi travmalardan kaynaklanmıyorsa, diğer tedavi yöntemlerine başvurulabilir. Öncelikle bölgedeki şişliğin önlenebilmesi ve kanamanın azaltılabilmesi adına buz tedavisi uygulanır. Bu tedavi sonucunda gözle görülür bir sonuç elde edilemezse ufak çaplı cerrahi müdahalelere başvurulabilir. Kanama başladıktan hemen sonra dizin kalp seviyesini yukarısında tutulması, kanamanın etkilerinin azalmasına yardımcı olacaktır.

Gut Hastalığı

Halk arasında romatizmadan kaynaklı bir hastalık olarak bilinen gut hastalığının temelinde metabolizmada meydana gelen sorunlar yer alır. Görevini başarıyla yerine getiren bir metabolizmada, kişinin almış olduğu besinler sonucunda vücuttan atılması gereken zararlı maddeler ürik aside dönüştürülerek vücuttan atılır. Eğer kişinin metabolizmasında ve sindirim sisteminde aksaklıklar varsa, bu ürik asit vücuttan atılamaz. Vücut dışına çıkamayan ürik asit, vücut içerisinde dolaşarak kendine uygun bir yer arar. En sonunda eklemlere ve özellikle dizde bulunan eklemlere yerleşen ürik asit, sonrasında dizde iltihaplanmalara neden olur.

Dizde biriken ürik aside bağlı iltihap, bölgede şişliğe ve ağrılara neden olur. Özellikle geceleri oluşan ürik asit, kişinin uykularının bölünmesine bile yol açabilir. Belirli aralıklarla ağrılar ve şişlikler devam eder, ilerleyen süreçlerde ise dizde bulunan kas benzeri yapılarda yıpranmalar meydana gelir.

Gut hastalığının, padişah hastalığı olarak da adlandırıldığını söylemek mümkündür. Bunun nedeni ise kişinin sürekli olarak yiyip içmesi ve herhangi bir şekilde egzersiz yapmamasıdır. Ayrıca kişi sağlıksız ve orantısız bir şekilde beslenirse, metabolizmada meydana gelen bozukluklar ürik asidin vücuttan atılmaması konusunda etkin rol oynar. Aşırı alkol ve kırmızı et tüketimi, gut hastalığının oluşmasının en temel sebepleri arasında yer alır. Bununla birlikte travmalar sonucunda da gut hastalığı ile karşılaşılabilmesi mümkündür.

Hastalığın evreleri boyunca şişlikler ve ağrılar daha net bir şekilde kendini gösterirken, en son evrede iltihaplı eklem romatizmasına dönüşebilir. Bu noktadan sonra ise cilt altındaki dokuların zarar görmesi yüksek bir ihtimaldir. Bu durum estetik açıdan rahatsız edici bir görüntüye neden olacakken, aynı zamanda hastalığın semptomları da öncekilere göre çok daha ağrılı olur.

Hastalığın tedavisi konusunda ilaçlardan faydalanılırken, düzenli egzersiz ve beslenme programları da beraberinde gelir. Eğer programlara tam anlamıyla uyulursa, belirli bir müddet sonra tamamıyla hastalıktan kurtulmak mümkündür. Dizde biriken ürik asidin vücut dışına atılması, sanılanın aksine, diyet programları ve egzersiz programları dâhilinde oldukça kolaydır.

Os Good-Schlatter Hastalığı

Ergenlik çağında ve fizik olarak gelişimin en hızlı olduğu dönemde, genel olarak erkek çocuklarında sık rastlanılan diz rahatsızlıklarının başında Osgood- Schlatter hastalığı yer alır. Çocuğun gelişiminin hızlı olması ve vücudun bu gelişim hızına gerekli olan cevabı vermemesi durumunda, hastalığın ortaya çıkması söz konusu olur. Özellikle 11-15 yaş arasındaki çocuklarda, spor aktiviteleri sırasında ciddi ağrılar ortaya çıkar. Bu ağrıların dinmesi adına mutlak suretle çocuğun uzun süre boyunca dinlenmesi ve spor aktivitelerini kısıtlaması gerekir.

Tam diz kapağının altı ile kaval kemiğinin birleştiği noktada şişlik ve ağrıya neden olan bu hastalık, yaklaşık 1,5 sene sonra kendiliğinden geçecektir. Uyluk kemiğinin önünde bulunan kasların, kaval kemiğinin çevresinde bulunan kasların ve bölgedeki kemikleri çevreleyen zarın, ani kasılmalara hazır olmaması, görülen semptomların başlıca sebebidir. Tüm bu yapılar kendilerine koruyabilmek adına bölgede ağrı ve şişliğe neden olur. Zaten bu hastalığa maruz kalan bir çocuk, süreç esnasında dizden destek alınması gereken her harekette ağrılarla karşılaşır.

Ağrılar ve şişlik nedeniyle, merdiven çıkılması, dizin bükülmesi, koşma, zıplama ve hatta yürüme gibi çoğu fonksiyonda zayıflamalar meydana gelir. Ağrıların oluşması durumunda, ağrı kesici jel ve buz uygulamaları ile ağrıların azaltılması mümkündür. İstirahat ve zaman, Osgood-Schlatter hastalığının tek tedavisi olarak bilinir.

Patella Çıkıklıkları

Gelişme çağında olan kız çocuklarında sıklıkla görülen hastalıklardan biri olan patella çıkıklıkları, genetik nedenlerden ötürü veya dizin arka kısmında bulunan kemik yapısının anormal bir şekilde gelişmesinden ötürü kaynaklanır. Patella adı verilen kemik, normalin dışında bir yöne gelişim göstererek, hastalığın oluşmasına sebep olur. Hastalık nadiren de olsa travmalara bağlı olarak boy gösterebilir.

Hastalığa tam olarak müdahale edilebilmesi için öncelikle kemiğin tam anlamıyla gelişiminin tamamlanması gerekir. Eğer çıkıklığın boyutu ileri düzey değilse, cerrahi bir operasyon yapılmaz. Eğer hasta patella çıkıklıkları nedeniyle gündelik hayatında ciddi zorluklar çekiyorsa, cerrahi operasyonun yapılması söz konusu olabilir.

Dizde Kireçlenme (Osteoartrit)

Vücudun en önemli eklemlerinden biri olan diz, zaman içerisinde çeşitli nedenlerden ötürü yapısal olarak belirli bir kısım olarak bozulabilir. Bu bozulmalar neticesinde ise dizde kireçlenme olayı meydana gelir. Kıkırdak yapısının zarar görmesi, menisküs yırtıkları, kemik çıkıntıları veya kırılmaları, dizdeki kireçlenmenin en temel nedenleri olarak bilinir. Dizdeki kireçlenme, sürekli olarak ilerleyen ve ara ara kendini ağrılarla belli eden bir rahatsızlıktır.

Kireçlenmeye başlayan bir dizde ağrıların şiddeti her zaman kademeli olarak artar. Buna bağlı olarak diz hareketlerinin büyük bir çoğunluğunda kireçlenme ilerledikçe kısıtlamalar meydana gelir. Bir müddet sonra bacakların duruşu değişerek, bacak eğrilikleri kaçınılmaz bir hal alır. Genel olarak 50 yaş üstü kişilerde bu sorun sık görülür. Cinsiyet olarak bakıldığında ise kadınların bu hastalığa yakalanma oranları daha yüksektir.

Kişinin fazla kilolara sahip olması, bu hastalığın tetiklenmesinin en büyük nedenleri arasında yer alır. Fazla kilolu bir kişinin dizleri, normal bir bireye göre daha fazla yük taşır. Haliyle bu yük zaman içerisinde dizin yapısında bozulmalara neden olur ve böylece kireçlenme kaçınılmaz bir hal alır. Kişinin herhangi bir spor geçmişi yoksa ve fiziksel aktivitelerden uzak bir hayatı varsa, diz yapısının genel kuvveti daha az olur. Haliyle hastalık bu nedenle daha erken kendini gösterir ve daha hızlı bir şekilde ilerler. Yapılan araştırmalar sonucunda, kişinin fazla kilolardan kurtulması, hastalığın ortaya çıkma oranını %50 oranında etkilemektedir. Ayrıca kişi hastalığa yakalandıktan sonra kilo verse bile diz ağrılarında ciddi bir azalma görülür. Fazla kilolar, bu hastalığın en temel sebeplerinden biridir ancak zayıf olan kişilerin bu hastalığa yakalanma ihtimallerinin olmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle kişinin özellikle yaşı ilerledikçe dizine bindirdiği yüke dikkat etmesi gerekir. Dizin en az şekilde yıpranmış olması, hastalıktan korunmanın tek yoludur.

Hastalık öncelikle kısa süreli ağrılarla kendini gösterir ve bu ağrılar dinlenme sonucunda geçer. İlerledikçe ağrıların süresi uzar ve dinlenme esnasında bile ağrılar meydana gelebilir. Sonrasında ise dizlerde tutukluk, dizi tam bükememe, dizden destek alınması gereken hareketlerde zorlanma ve dizdeki şişkinlikler, bu hastalığın ilerleyen seviyelerdeki semptomları olarak bilinir.

Hastalığın tanısının konulabilmesi adına görüntüleme cihazlarından yardım alınır. Görüntüleme sırasında dizdeki yapılar arası boşluğun azaldığı ve bu boşluğun ise kireçlenme nedeniyle dolduğu görülür. Görüntüleme sistemleri sayesinde erken fark edilen bir kireçlenme hastalığı, fazla uğraş göstermeden önlenebilir. Dizdeki kirecin tedavi edilmesi konusunda birçok tedavi yöntemi bulunur.

Dizde meydana gelen kireçlenmenin evresine göre tedavi yöntemine karar verilir. Eğer kireçlenme ilk ve orta evrelerin başındaysa, öncelikle hastanın kilo vermesi sağlanır. Fazla kilolarından kurtulan hasta, dizlerindeki yükü azaltacağı için büyük ölçüde bir rahatlama yaşar. Ardından hastaya en uygun olan egzersiz programı belirlenir. Dizler bu sayede önceki tekdüze yaşamında kurtularak, yavaş yavaş güç kazanır. Hastanın egzersiz nedeniyle oluşacak ağrılarını engellemek adına ilaç tedavisi de programla birlikte gelir. Genel olarak ise ağrı kesici ilaçlar tercih edilir ve bu ilaçlar büyük ölçüde başarı sağlar. Hastanın imkânı varsa, kaplıcalara giderek dizlerine sıcak su uygulaması yapması istenir. Eğer imkânı yoksa da belirli aralıklarla yapılan sıcak uygulamalar, dizdeki ağrıların rahatlamasına yardımcı olur.

Glukozamin ve kondroitin preparatları gibi maddeler, vücuttaki kıkırdakların ve eklemlerin zarar görmüş dokularını tamir eder. Hastaya yazılan beslenme programı içerisinde de söz konusu maddelerin alınabileceği besinler yer alır. Bu besinler sayesinde bölgedeki sorunların çözülmesi hedeflenir ve büyük ölçüde başarı sağlanır. Ayrıca eklem içi kayganlaştırıcı sıvı enjeksiyonlarıyla da yapılan diz hareketleri nedeniyle bölgedeki ağrıların en aza indirilmesi amaçlanır.

Hastanın durumu bu tedavilere cevap vermeyecek kadar kötüyse, cerrahi operasyon ve akabinde fizik tedavi kaçınılmaz bir hal alır. Cerrahi müdahale sonucunda dizdeki kireçlenmiş dokular onarılmaya çalışılırken, gerçekleşen operasyon dizin belirli bir müddet tamamen hareketsiz kalmasına neden olur. Haliyle sonrasında dizin kendini daha çabuk toplayabilmesi ve kireçlenmenin tekrar etmemesi adına fizik tedavi programına başvurulur.

Diz Hastalıkları Nedenleri

İnsan vücudunun en önemli eklemlerinden biri olan diz, kalıtsal nedenlerden dolayı veya yaşanan travmalardan dolayı sakatlanabilir. Özellikle günümüzde sportif aktiviteler sırasında diz sakatlıklarının fazla yaşandığı görülür. Profesyonel sporculardan tutun da hobi olarak sportif faaliyetlerle uğraşan kişilere kadar herkes diz hastalıklarına yakalanabilir. Bu nedenle diz hastalıklarının belirli sınıf insanlarda göründüğünü söylemek yanlış olacaktır.

Yapısal Olarak Bacak Aksı Bozuklukları

Diz mekanizmasının sağlıklı çalışabilmesi adına birçok bağ, kas ve kemik bir arada çalışır. Bu yapıların herhangi birinde bir aksaklık olması, dize verilen basıncın orantısız olmasına neden olabilir. Yapısal bacak aksı bozukluklarının iki nedenli bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, doğuştan gelen bozukluklar ikincisi ise gelişim çağında ortaya çıkan bozukluklar. Doğuştan gelen bacak kası bozuklukları, kalıtsal olarak nesilden nesle devam eder. Ailenin her bireyinde gözükmesi söz konusu değildir. Genel ortalamaya bakıldığı zaman ise kadınların kalıtsal nedenlerden ötürü bacak aksı bozukluklarıyla daha çok uğraştıkları görülür. Genel olarak gelişimin bitmesi sonrasında veya 40-50’li yaşlarda ortaya çıkar. Bazı kalıtsal bacak aksı bozuklukları ciddi sorunlar teşkil etmezken, dikkat edilmesi durumunda ömür boyu ağır bir diz sakatlığına neden olmaz. Bazı durumlarda ise kişinin fiziksel faaliyetleri sınırlandığı için cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulabilir.

Gelişim çağında meydana gelen bacak aksı bozukluklarında ise bireyin diz mekanizmasında görevli olan kemik veya bağ dokularında özellikle az gelişme durumu görülür. Dizde bulunana diğer yapıların gelişmiş olması, sadece belli yapının gelişimini tamamlayamaması, dize giden basıncın direkt olarak kontrolsüz olmasına neden olur. Özellikle bu kişiler, spor yaparken veya gündelik yaşamlarında çok dikkatli olmalıdırlar. Bunun nedeni ise dize verilen en ufak bir yükün bile ciddi sakatlıklara yol açabilecek olmasıdır. Bununla birlikte bazı kişilerde ise mekanizma içerisinde bulunan sadece belirli bir yapının aşırı derece geliştiği ve diğer mekanizmalara zarar verdiği görülebilir. Yine bu durum da dize orantısız bir basınç uygulanmasına ve kişinin bağ ya da menisküs sakatlıkları yaşamasına neden olur.

Bacak Adalelerinde Zayıflık

Vücudun en önemli eklemlerinden biri dizdir ancak dize bağlı olan birçok kas grubu ve önemli kemikler bulunur. Bu nedenle tüm yük dizde gibi görünse de yükün taşınmasına yardımcı olan kasların da olduğunu unutmamak gerekir. Eğer kas gruplarından herhangi birinde zayıflık varsa, bu durum normalde oranla dizin daha fazla basınca maruz kalmasına neden olur. Adalelerin zayıf olması nedeniyle yaşanılan diz sakatlıklarının da nedeni bu durumdur.

Kişinin aktif bir spor veya egzersiz hayatı yoksa bununla birlikte gün içerisinde fazlasıyla hareketsizse ve vücut kitle endeksi normalin üzerindeyse, adalelerinin zayıf olma ihtimali yüksektir. Haliyle diz hem gereğinden fazla yük taşıyor hem de dize bağlı olan kas gruplarının zayıf olması nedeniyle bağ kopuklukları olası bir durumdur.

Diz sakatlıklarının tedavilerinde hastanın kendini fazla yormadan bir sporla ilgilenmesi istenir. Eğer hastanın durumu uygun değilse de ufak ufak egzersiz yapması istenir. Bu sayede hastanın adale yapısında bir gelişim görülür ve bu gelişim sonrasında dizdeki bağların, kas ve kemiklerle olan bağlantısı daha da çok güçlenir. Bacak adalelerinin zayıf olması, dizin sakatlıklara direkt olarak açık olmasının nedenidir.

Düztabanlık

Düztabanlık, sadece dizin yapısının bozulmasında değil, kalça ve kas yapılarının bozulmasında da etkili olan bir rahatsızlıktır. Düztaban hastalığı ile mücadele eden bir kişi, yürürken veya koşarken ayaklarını yanlış şekilde yere basar. Bu durum ise kasların ve dizin ciddi anlamda yorulmasına, bununla birlikte yıpranmasına neden olur. Özellikle dizin kıkırdak yapısı, dengesiz basınç nedeniyle erkenden yıpranmaya başlar. Kişinin sürekli olarak yürümesi veya koşması gerekiyorsa, bu aktiviteler nedeniyle çok çabuk yorulur. Haliyle aşırı yorulmalar sonucunda dizdeki bağlar bir yere kadar bu tempoya dayanıklılık gösterir.

Kıkırdakların çabuk yıpranması ve buna bağlı olarak gelişen kireçlenme dışında, düztabanlık nedeniyle diğer diz hastalıkları da boy gösterebilir. Özellikle bağ kopmaları veya menisküs zedelenmeleri, düztabanlık nedeniyle en çok görülen hastalıklar arasında yer alır. ### Yaş Diz hastalıklarının nedenleri arasında yaş faktörünün de ciddi bir önemi vardır. Genel olarak diz sakatlıklarının her yaşta görülebilme ihtimali vardır ancak ilerleyen yaşlarda bu ihtimal daha da artmaktadır. Diz, yaş ilerledikçe yaşlanmaya bağlı olarak eski gücünü ve yapını kaybetmeye başlar. Bununla birlikte etrafındaki kas ve kemik gruplarında da ciddi anlamda güç kaybı görülür. Kişinin yaşlılık nedeniyle fazla kiloları da varsa, diz sakatlıkları en ufak bir ani harekette kendini gösterebilir. Dizde bulunan kıkırdaklar, yaşa bağlı olarak bozulabilir ve eski yapısından uzak kalabilir. Bu durum da dizin sakatlıklara açık bir hale gelmesine neden olur. Kişinin genç ve orta yaşlarda düzenli olarak egzersizlerden uzak olması ve hareketsiz bir yaşantı geçirmiş olması, ilerleyen yaşlarda dizin normale oranla daha hassas olmasına neden olur. Tüm bu detaylar göz önünde bulundurulduğunda, özellikle 40 ve 50’li yaşlardan sonra bireylerin ani hareketlerden kaçınması gerekir. Zıplama, ikili mücadelelerin fazla olduğu sporlar, diz üstünde çok oturma ve dizi alınan darbelere karşı dikkatli olmakta fayda vardır. Diz özellikle bağ sakatlıklarına ve menisküs yaralanmalarına söz konusu yaş aralığından sonra daha yatkındır.

Meslek Grupları

Meslek gruplarına göre yakalanılan diz hastalıklarına bakıldığı zaman, sporcular bu konuda daha çok öne çıkmaktadır. Profesyonel, yarı profesyonel veya amatör sporcuların büyük bir çoğunluğu, normal bireylere göre diz sakatlıklarıyla daha çok karşılaşabilirler. Bilindiği spor dallarının büyük bir çoğunluğunda bacak kuvvetine fazlasıyla ihtiyaç duyulur. Bacak kuvvetinin olduğu bir sporda, dizin de önemi ve yeri yüksektir. Haliyle sporcular, müsabakalarda veya antrenmanlarda dizlerine aşırı derecede basınç uygularlar. Bu nedenle diz sakatlıklarının en çok görüldüğü meslek grupları arasında sporcular yer alır.

Masa başı işle uğraşan kişilerde de diz sakatlıklarının fazlasıyla görüldüğü söylenebilir. Masa başı işlerde çalışan kişiler, hareketsiz yaşantıları, fazla kiloları ve zayıf bacak yapılarıyla öne çıkarlar. Bu kişiler, dizlerine vermiş oldukları en ufak bir yük nedeniyle ani bağ kopmaları ya da menisküs yaralanmalarıyla karşılaşabilirler. Bununla birlikte ağır yük taşınması gereken, tırmanma ya da bir yerden bir yere atlama gerektiren meslek gruplarında da diz sakatlıklarının fazlasıyla yaşandığı görülür.

Sportif Aktivite

Ülkemizde ve dünyada diz sakatlıklarının nedenleri arasında, sportif faaliyetlerin yeri ve önemi büyüktür. Bilindiği üzere diz hastalıklarının büyük bir çoğunluğu sportif aktiviteler sonucunda oluşmaktadır. Hastaneye diz hastalıkları nedeniyle başvuru yapan birçok kişi, futbol, basketbol, voleybol vb. sporlarla uğraşırken veya aniden hızlanılması gereken sporlarla uğraşırken, söz konusu diz hastalıklarıyla karşılaştıklarını ifade ederler.

Kişi, sportif aktivite sırasında dizlerine verdiği gücü tam olarak kendi becerisiyle ayarlayamaz. Bu konuda dizin genel çalışma mekanizması, bağlı olduğu kemik ve kas grupları devreye girer. Haliyle dize gelen basıncın dengelenmesini ve dizin bu noktada zarar görmesini önlerler. Bazı durumlarda basıncın aşırı derece şiddetli olması nedeniyle direkt olarak bu mekanizmada yer alan yapılar zarar görürler. Kısacası sportif aktiviteler sırasında diz sakatlıklarıyla karşılaşılmasının en büyük nedeni, dize verilen bu orantısız yüktür.

Artrit Hastalıklar

Artrit hastalıklar nedeniyle dizi çevreleyen yapılarda ciddi anlamda bir iltihaplanma meydana gelir. Bu iltihaplanma sonucunda dizde şiddetli ağrılar ve belirgin şişkinlikler görülür. İltihaplanmanın ilerlemesi ve müdahale edilmemesi durumunda ise diz fonksiyonel açıdan birtakım hareketleri tam olarak yerine getiremez. Bu iltihabın oluşmasının en temel nedenlerinden biri ürik asittir. Metabolizmanın düzgün çalışmamasından dolayı vücut, arta kalan zararlı maddeleri dışarı atamaz ve ürik asit oluşumu gerçekleşir.

Ürik asit, direkt olarak vücutta eklemlere yerleşerek, bu eklemlere zarar vermeyi amaçlar. Bu durum nedeniyle en çok zarar gören eklemlerin başında ise diz gelir. Dizde biriken ürik asit, ilerleyen zamanlarda artrit hastalıklara yani iltihaplanmalara yol açar. Biriken bu iltihap yavaş yavaş dizdeki yapıları bozmaya başlar ve zaman içerisinde kıkırdağa ciddi anlamda zarar verir. Dizdeki kıkırdakların yavaş yavaş tükeniyor olması ise ilerleyen süreçlerde kireçlenme ve menisküs sorunlarına yol açar.

Yaralanma ve Travmalar

Diz hastalıklarının yaralanmalar ve travmalar nedeniyle oluşması durumu, yine en çok karşılaşılan hastalık nedenleri arasında yer alır. Diz sakatlıklarında sadece dize verilen orantısız güç etkili değildir. Dışarıdan alınan darbeler, geçirilen kazalar vb. nedenlerden dolayı dizin sert bir şekilde yara alması, yine dize ciddi anlamda yük binmesine neden olur. Yaralanmalar veya travmalarda sadece diz bölgesine alınan darbeler etkili değildir. Bacağın herhangi bir bölgesine alınan darbeler bile dizde sakatlıkların oluşmasına neden olabilir. Yaralanmalar veya travmalar sonucunda ise en çok karşılaşılan diz problemi menisküs olarak bilinir. Dizin darbe aldığı olay esnasında ayakta durmayı ve vücudun dengesini sağlamayı amaçlaması, haliyle direkt olarak menisküsün zorlanmasına neden olur. Bu durum nedeniyle menisküs yırtıklarıyla sıklıkla karşılaşılır. Ayrıca travmanın şiddeti daha da artarsa, bağ kopukluklarıyla da karşılaşılması mümkündür.

Diz Hastalıkları Belirtileri

Diz vücudun en sık kullanılan eklemlerinden biri olduğu için herhangi bir diz hastalığına yakalandığınız zaman bu hastalığı anlamamanız oldukça zordur. Yürürken, merdiven çıkarken, dizinizi bükerken ve hatta bacağınız düz dururken bile diz ağrıları ile karşılaşabilirsiniz.

Merdiven İnip Çıkarken Oluşan Ağrılar

Diz hastalıkları nedeniyle en çok karşılaşılan ağrıların başında, merdiven inip çıkarken yaşanan ağrılar yer alır. Genel olarak bu ağrılar kıkırdak problemleri ile ilgilidir. Herhangi bir sebepten ötürü zaman içerisinde yapısal anlamda bozulan kıkırdak, hemen kıkırdağın altındaki sinir uçları ile normale oranla daha fazla temas eder. Öte yandan kıkırdağın yapısının bozulması ile birlikte bu sinir uçları da eskiye göre daha fazla hassaslaşır. Bu nedenle merdiven inip çıkarken veyahut dizin merdiven inip çıkarken almış olduğu her pozisyonda bu ağrılarla karşılaşılır.

Diz Çökme Pozisyonunda Oluşan Ağrılar

Genellikle menisküs sorunu yaşayan veya bağ sorunu yaşayan kişilerin en çok karşılaştığı ağrılar arasında yer alır. Diz çökme pozisyonu esnasında dizdeki yapılar, normalde oranla daha çok esner. Bu hareket esnasında vücut dengesini sağlayan en önemli eklemlerden biri dizdir. Haliyle bağ ya da menisküs sakatlığı yaşayan bir kişinin bu ağrılarla karşılaşması kaçınılmaz bir hal alır. Diz çökme pozisyonu nedeniyle oluşan ağrılar ilk etapta aşırı derecede rahatsız olmasa da ilerleyen dönemler şiddetlenebilir. Bu nedenle çok gecikmeden ortopedi bölümünden yardım alınmalıdır. MR veya röntgen yardımı ile dizdeki problem anlaşılmaya çalışır ve gerekli tedavi süreci başlar.

Çömelip Kalkma Hareketlerinde Oluşan Ağrılar

Özellikle namaz kılan kişilerin en çok yakındığı sorunların başında yer alır. Çömelip kalkma sırasında oluşan diz ağrısının birçok nedeni olabilir. Dizin önemli bağ ve dokularında yaralanmaların meydana gelmesi, kireçlenme, diz mekanizmasında görevli olan kemiklerin veya dize bağlı olan kemiklerin yapısal olarak bozuklukları ve daha birçok neden, çömelip kalkma hareketinde ağrılara neden olabilir. Kişinin bu sorun karşısında hastalığın kendiliğinden geçmesini beklememesi gerekir. Böyle bir durum karşısında dizdeki hastalık en erken ne zaman teşhis edilirse, tedavi süreci de iyileşme süreci de aynı oranda hızlı şekilde gelişir.

Diz Bükülü Pozisyonda Oturmada Oluşan Ağrılar

Diz bükülü pozisyonda otururken ortaya çıkan ağrılar, bağ, kıkırdak ve menisküs sorunlarının en önemli göstergeleri arasında yer alır. Bazı durumlarda hasta, diz bükülü pozisyonda bile oturamaz ve oturduğu yerde bacağını dik bir şekilde konumlandırması gerekir. Bu durum büyük diz sakatlıklarının habercisidir. Bununla birlikte dizde gelişen şişkinlikler, acilen dize müdahale edilmesi gerektiğini gösterir. Yapılan buz tedavileri her ne kadar belirli ölçüde dizi rahatlatacak olsa da tıbbi müdahale yapılmaz ve bilinçli bir tedavi programı oluşturulmaz, sakatlığın ilerlemesi kaçınılmaz bir hal alır.

Uzun Süre Ayakta Kaldığında Oluşan Ağrılar

Uzun süre ayakta kalan bir kişinin dizinde oluşan ağrıların en büyük sebepleri arasında kireçlenme sorunu öne çıkar. Kişinin ayakta durması ile birlikte dize binen yük artar ve bu yükle birlikte dizde oluşan kireçlenme, bir müddet sonra dizdeki sinirlere baskı yapar. Bununla birlikte uzun süre ayakta kalma nedeniyle oluşan ağrıların tek sebebi kireçlenme olmayabilir. Bağ veya menisküs sakatlıklarında da bu durumla karşılaşılması mümkündür ancak genel olarak bağ ve menisküs sakatlıkları yaşayan bir kişi, uzun süre ayakta duramaz.

Uykudan Uyandıktan Sonra Dizlerde Kilitlenme

Eklem içi kanama, dizde iltihaplanma, kireçlenme ve kıkırdakların yumuşaması gibi sorunlar sonucunda, özellikle uykudan uyandıktan sonra dizlerde kilitlenme sorunu ile karşılaşılabilir. Dizlerin kilitlenmesi durumunda kişi, yürümekte ciddi anlamda zorluk çekebilir. Dizlerde kilitlenme sorunu, en ciddi diz hastalığı belirtileri arasında yer alır. Kişinin acilen uzman bir ortopedi doktorundan destek alması gerekir. Öte yandan dizlerde kilitlenme sorunu sonucunda hastalığın ilerleyen zamanlarda kendiliğinden geçmesi gibi bir ihtimal son derece azdır. Kısacası mutlak suretle profesyonel bir yardım alınması kaçınılmaz bir hal alır.

Diz Hastalıkları Teşhis ve Tanı Yöntemleri

Diz hastalıklarının teşhisi oldukça kolayken, yöntemlerinin de gelişmiş olması, erken teşhisin ve tedavinin sağlanabilmesine neden olur. Diz hastalıkları direkt olarak kendini ağrılı bir şekilde belli ettiği için hasta direkt olarak bir sağlık kuruluşuna başvurur. Hasta ağrılar nedeniyle muayene işini ne kadar ertelerse ertelesin, hastalığın ilerleyen süreçte daha şiddetli ağrılara sebep olmasından ötürü mutlak suretle uzman destek ihtiyacı hisseder. Yapılan fiziki muayeneler ve hasta şikâyetleri sonucunda diz hastalığı konusunda bir ön tahminde bulunabilirken, tanı yöntemleri de yine bu detaylar etrafında belirlenir.

Fiziki Muayene

Fiziki muayene, hastalığın teşhisi konusunda tam olarak net bilgi vermezken, hastanın öyküsü bu süreçte dinlenerek, yaşanılan diz hastalığı hakkında bir tahmin yürütülür. Bununla birlikte dizde herhangi bir şişkinliğin olup olmadığı kontrol edilir. Hastadan bazı hareketleri yapması istenir ve bu hareketler sırasında ağrı oluşup oluşmadığı da kontrol edilir. Sonrasında ise röntgen ve MR ile diz hastalığının teşhisi yapılmaya çalışılır.

Röntgen

Dizdeki kemik yapısının zarar görüp görmediği ve dizin sağlıklı bir şekilde çalışıp çalışmadığı röntgen sayesinde net bir şekilde anlaşılır. Diz yapısındaki bozukluk, kireçlenme ve kemiklerdeki her türlü detay, röntgen sayesinde net bir şekilde teşhis edilir. Hastanın şikâyetlerine ve anlattıklarına dayanılarak röntgen içerisinde sorunun kaynaklanabileceği bölge tespit edilmeye çalışılır. Bazı durumlarda röntgen teşhis için yeterli olmayabilir. Bunun nedeni ise bağ yapısının röntgen içerisinde kendini net bir şekilde belli etmemesidir. Bağ yapısında veya kas yapısında meydana gelen bir sorun için daha gelişmiş bir görüntüleme yöntemi olan MR’a başvurulur.

MR

Diz hastalıklarının teşhisi sırasında en sık kullanılan tanı yöntemlerinden biri de MR’dır. Özellikle kas yapısında, bağlarda veya menisküste meydana gelen sorunların tespiti adına MR büyük önem taşır. Söz konusu yapıları derinlemesine görüntüleyen MR, her türlü bulgunun ortaya çıkarılmasında etkilidir. Diz hastalıklarının net olarak teşhis edilmesi konusunda röntgenden daha iyi olan MR, tedavi yönteminin belirlenmesine de büyük ölçüde katkı sağlar. ## Risk Faktörleri

16-40 Yaş Aralığında Olan Kişiler

Diz hastalıklarının belirli bir yaş grubu olduğunu söylemek oldukça zordur. Her yaşta ve her bireyde diz hastalıkları ile karşılaşılabilir. Çocuklarda, ergenlik çağındaki bireylerde ve gençlerde bile vücut yapılarının son derece sağlam olmasına karşın diz hastalıkları görülebilir. Öte yandan yaşı 40’a yakın veya 40’ın üstünde olan kişilerde de diz hastalıklarıyla sıkça karşılaşılır. Diz hastalıklarının özellikle gençlerde görülmesi toplumumuzda büyük şaşkınlık yaratır. Buna karşılık ise gelişmekte olan bireylerde diz hastalıklarının görülme oranı oldukça yüksektir. Gelişme çağında henüz kemik yapısının ve kas yapısının tam olarak yerine oturmamış olmasından dolayı, diz hastalıkları ile sıkça karşılaşılabilir. Özellikle 13-17 yaş aralığındaki bireylerde diz ağrıları sıkça görülür. Dize bağlı olan kemiklerde anormal bir gelişimin gözlenmesi veya vücudun gelişim sürecinde dizin kas ve kemik yapısının tam oturmamış olması, dize dengesiz bir baskının oluşmasına sebebiyet verir. Haliyle bu durum da şikâyetçi olunan ve günlük yaşamda sorun yaratan ağrıların ortaya çıkmasına neden olur. Gelişim döneminde karşılaşılan diz rahatsızlıkları bir müddet sonra kendiliğinden geçebilir. Kemik ve kas yapısının gelişim döneminde tam oturaklı olmaması, sadece beklenmeyen ağrılarla karşılaşılmasına sebep olmaz. Bu durum bireyin diz sakatlıklarına daha elverişli olmasına zemin hazırlar.

Bununla birlikte yaş ilerledikçe, fazla kilolar kaçınılmaz bir hal alır ve özellikle 30-40 yaş aralığında vücut kitle endeksi olumsuz yönde ilerleme gösterebilir. Haliyle bu durum dizlerin normalden daha fazla yük taşımasına neden olur. Kişi 30 yaş altındayken rahatlıkla yapabildiği hareketleri, 30’lu yaşlardan sonra yapmakta zorlanır. Bu zorlamanın dozu biraz daha aşılırsa, dize aşırı yük binmesinden dolayı diz hastalıkları ortaya çıkar. Bununla birlikte 40’lı yaşlardan sonra kişinin fiziksel gücünde görülen düşüş, dize bağlı olan kas ve kemiklerin de etkilenmesine neden olur. Haliyle zayıflayan bir diz, normale oranla sakatlıklara daha açık bir hale gelir.

Spor Yapanlar

Spor yapan kişilerin kas, bağ ve kemik yapıları her ne kadar son derece sağlam olsa da diz hastalıkları ile karşılaşma riskleri, normal bireylere göre daha fazladır. Sportif faaliyetler esnasında, normale oranla dize verilen yük kat kat artar. Özellikle yere yanlış basılması ve bu esnada dize aşırı yük bindirilmesi, çok ciddi sakatlıklara neden olur. Haliyle spor yapan kişilerin, normal bireylere göre diz sakatlıklarına karşı daha dayanıklı olduklarını söylemek yanlış bir yargıdır. (Spor dışında, gündelik yaşamda sporcuların diz yapıları, normal bireylere göre daha dayanıklıdır.)

Diz Hastalıkları Nasıl Önlenir?

Diz ağrıları, dizin sürekli olarak kullanılan bir eklem olmasından ötürü hem sürekli hem de şiddetli olan ağrılardır. Diz mekanizmasındaki aksaklıklar nedeniyle bu ağrıların görüldüğü söylenebilirken, diz ağrılarına sebep olan çeşit çeşit diz hastalıkları bulunur. Bu hastalıkların net ve kesin tedavileri olmazken, bazıları cerrahi operasyonlar sonucunda tedavi edilebilir. Bazı hastalıklarda ise cerrahi operasyon değil de kullanılan ilaçlar yardımıyla ve buz uygulamalarıyla diz ağrılarının önüne geçilir.

Buz Kompresi Uygulaması

Diz ağrılarında buz kompresi uygulaması, travmalar veya ters bir hareket sonucunda gelişen sakatlıklarla müdahale için kullanılır. Uygulandığı bölgede kan akışının bir nebze de olsun yavaşlamasına ve damarların büzüşmesine yardımcı olan buz, bu sayede şişkinliği önleyerek ağrının da hafiflemesine neden olur. Eğer uzun süreli diz ağrıları ile boğuşuyorsanız ve bu ağrılar kronik ağrılarsa, bu durumda sıcak uygulaması yapmak daha mantıklı bir seçenektir. Buz kompresi anlık gelişen travmalarda daha etkin bir çözümdür.

Ağrı Kesici İlaçlar

Diz hastalıklarının tedavisi sırasında ağrı kesici ilaçlardan sık sık faydalanılır. Eklem ağrılarına özel olarak üretilen ilaçlar, şiddetli diz ağrılarının bastırılması konusunda etkilidir. Diz ağrıları için her ağrısı kesici ilacın kullanılmaması gerekir. Diz hastalıklarının birçok çeşidi olduğu için her sakatlık için farklı özellikteki ilaçların kullanılması söz konusu olabilir. Bu nedenle ağrı kesici konusunda mutlaka uzman ortopedi doktorundan yardım alınmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Bisiklete binmek diz ağrısına iyi gelir mi?

Bisiklet sürmek, diz hastalıklarının tedavi programları içerisinde yer alan bir aktivite olarak bilinir. Dizler için son derece faydalı bir aktivite olan bisiklet sürmek, ilk olarak dizdeki mekanizmaların canlanmasına ve tekrardan aktif bir şekilde faaliyet geçmesine neden olur. Ardından bölgedeki kaslar ve bağlarda da ciddi bir gelişme gözlenir. Bisikletin kullanımı esnasında dizin sürekli olarak çalışması sonucunda, bölgedeki sorunların artık yavaş yavaş ortadan kalktığı görülür. Diz hastalıklarının büyük bir çoğunluğu diz mekanizmasının zamanında yeterli olarak çalıştırılmaması, dinç tutulmaması ve ardından ise aniden yüklenilmesi sonucunda oluşur. Bu nedenle bisiklete düzenli olarak binmek, diz ağrısına son derece iyi gelen aktivitelerin başında yer alır. Bisiklet sürerken dikkat edilmesi gereken nokta ise bisikleti uygun bir yolda ve uygun bir vitesle sürmektir.

Diz ağrısı olan kişiler masaj ile tedavi edilebilir mi?

Diz ağrısı yaşayan kişiler için çeşitli tedavi yöntemleri vardır ve masaj tedavisi de bunlardan biri olarak bilinir. Sürekli olarak yapılan masaj sonucunda diz hastalıklarından tamamen kurtulmak elbette ki mümkün değildir. Dize yapılan masaj, bölgenin uyarılmasına ve bir miktar da olsa çalışmasına yardımcı olur. Masaj ile birlikte yapılan egzersizler, tedavi konusunda daha iyi bir sonuç almaya neden olacaktır. Bu nedenle masaj ve egzersiz ikilisinin bir arada tutulması, tedavi konusunda daha çok başarı sağlar.

Diz ağrısı için hangi kremler kullanılabilir?

Diz ağrılarının tedavisi konusunda egzersiz, masaj, soğuk-sıcak uygulamaları, ilaç tedavisi ve özel kremler sıklıkla kullanılır. Diğer tedaviler bir yana dursun, bazı krem tedavileri, belirli diz hastalıklarının tedavisi konusunda ciddi anlamda başarı sağlarlar. Diz ağrılarının ve hastalıklarının tedavisi konusunda en başarılı kremler şu şekilde sıralanabilir:

Cystrex Krem: Doğada nadir bulunan bitkiler tarafından üretilen Cystrex krem, diz hastalıklarının tedavisi konusunda kullanılan en köklü kremlerden biridir. Özellikle romatizma sorununa ve ağrılarına ciddi anlamda olumlu yönde etki eden bu krem, bununla birlikte romatizmaya bağlı olarak artabilecek olan iltihabın da önüne geçer. Kremin günde 3 defa masajla birlikte uygulanması önerilir.

Huncalife Krem: Kılcal damarlardaki kan akışının hızlanmasına doğrudan etki sağlayan Huncalife krem, haliyle diz bölgesine giden kan akışının daha verimli olmasına olanak sağlar. Özellikle kireçlenme, romatizma ve yapısal bozukluklar nedeniyle gelişen ağrılara doğrudan etki eden bu krem, diz hastalıklarının tedavisinde de kullanılır.

Kâfur Krem: Dizdeki kıkırdakların zarar görmüş olması, buna bağlı olarak gelişen şişlik ve ağrıların tedavisinde Kâfur krem etkin rol oynar. Dokuların canlanması ve onarımı gibi bir özelliği olan bu kremin, kıkırdak yapısının tekrardan tamir edilmesine yardımcı olduğu bilinir.

Fortem Plus Krem: Menisküs ve kireçlenme sorunu için kullanılan Fortem Plus krem, özünde “Emu” adı verilen bir yağ içerir. Bununla birlikte birçok bitkisel ürünü de içerisinde barındırarak, özellikle şiddetli ağrıların giderilmesinde kullanılır. Ağrıların giderilmesinde son derece başarılı olmasının yanı sıra dokuların onarılmasında da oldukça etkilidir. Bu nedenle diz hastalıklarının tedavisinde sıklıkla kullanılan bir krem olduğu söylenebilir.

Flexiseq Jel: Eklem ağrılarının giderilmesinde yaygın bir jel olarak bilinen Flexiseq, tamamıyla bitkisel özler içeren bir üründür. Özellikle kıkırdakların zarar görmesi ve buna bağlı olarak gelişen şiddetli ağrılarda, Flexiseq tedavi konusunda başarılıdır. Dizin şişmesi nedeniyle kaybedilen hareket kabiliyeti, bu jel sayesinde yeniden kazanılabilir. Dize önemli ölçüde rahatlama sağlayan bu jel, eklem ve kıkırdak yapısından başka herhangi bir doku, organ veya yapıya etki etmez.

Diz ağrısı bacak felci işareti olarak görülebilir mi?

Diz ağrılarının zaman zaman bacak felcine işaret olduğunu söyleyebilmek mümkündür. Bunun nedeni ise bel fıtığı olarak bilinir. Bel fıtığı, sinir sıkışmaları sonucunda gerek bacaklarda gerekse dizlerde ciddi ağrılara neden olur. Bu ağrıların şiddeti yüksek ve süresi uzunken, gerekli müdahaleler yapılmazsa, bir bacağın ya da komple bacakların felç olma riski bulunur. Belde fıtık nedeniyle meydana gelen sinir sıkışmaları, ilerleyen evrelerde bacak felcine neden olabilir. Eğer kişide diz ağrısı varsa ve bel fıtığından da haberdar ise acilen uzman doktora görünmelidir.

Ergenlikte oluşan diz ağrılarının sebepleri nedir?

Vücut ergenlik döneminde gerek zihinsel gerekse fiziksel anlamda her türlü gelişim gösterir. Özellikle yetişkin bir birey olma yolunda ilerleyen ergenler, bu süreçte birtakım ağrılarla karşılaşabilir. Gelişim sırasında bazı vücut mekanizmaları erken gelişim gösterip, bazıları ise gelişimini geç tamamlayabilir. Bu gibi durumlarda diz bölgesinde sıklıkla rastlanılır ve haliyle ergenlik çağındaki çoğu bireyde bu ağrılar görülür. Bu gelişim döneminde, diz ve dize bağlı olan kas ya da kemik gruplarının herhangi birinde anormal bir gelişim söz konusu olmazsa, ağrıların büyük bir çoğunluğu ilerleyen süreçlerde kendiliğinde diner.

Hareketsizlik diz ağrısına sebep olur mu?

Toplumumuzda düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının giderek bozuluyor olması, birçok sağlık sorununun da beraberinde gelmesine neden olmaktadır. Hareketsizlik ve düzensiz beslenme, vücut kitle endeksinin normalin dışında çıkmasına neden olurken, vücudun tüm ağırlığını nerendeyse tek başına taşıyan diz ise bu durumdan olumsuz etkilenir. Diz zaten fazla kilolar nedeniyle büyük bir yükün altında kalırken, aynı zamanda uzun süre hareketsiz kalması nedeniyle de güç olarak ciddi anlamda zayıflar.

Tüm bu detaylar bir araya geldiğinde ise diz mekanizmasında ani gelişimler veya zayıflamalar meydana gelir. Mekanizma içerisinde birtakım yapıların güçlü, birtakım yapıların zayıf kalması da ilk olarak kıkırdaklara ciddi anlamda zarar verir. Bu durum ilerleyerek, birçok diz hastalığına neden olur. Ayrıca kişi böyle bir durumda ani hareketlerde diz sakatlıklarına karşın daha savunmasızdır. Haliyle hareketsizlik, diz yapısının en büyük düşmanlarından biridir ve hareketsizlik nedeniyle şiddetli diz ağrıları ile karşılaşılabilir.

Hamilelik diz ağrısına sebep olur mu?

Hamilelik, diz ağrısına neden olan başlıca sebeplerden biridir. Anne adayının haftalar ilerledikçe kilo alması ve anne karnındaki bebeğin de büyümesi, haliyle dizlere binen yükün daha da çok artmasına neden olur. Bu nedenle dizdeki ağrıların şiddeti de ayı oranda artar. Anne adayının hamileliğin ilk haftalarında yapmış olduğu egzersizlerle fiziksel olarak kendini hazırlaması, ağrıların azalması konusunda yardımcı olur.

Diz ağrısı kadınlarda mı daha çok görülür erkeklerde mi?

Yapılan araştırmalar sonucunda diz ağrılarının en çok kadınlarda görüldüğü tespit edilmiştir. Kadınların yaşam tarzlarının sıradan olması, kas ve kemik yapısı olarak zayıf olması, kadınlarda diz ağrılarının daha sık görülmesindeki temel nedenlerdir. Erkeklerin iş yaşantılarından dolayı daha aktif olmaları, kas ve kemik yapılarının kadınlara göre daha kuvvetli olması, diz ağrılarıyla kadınlara oranla daha az karşılaşmalarına neden olur.

Hangi spor dalları diz sorunlarına yol açabilir?

Diz sakatlıklarına yol açan spor dalları oldukça fazladır. Özellikle ikili mücadelenin ve bacak gücünden fazlasıyla yararlanılan spor dallarının, diz sakatlıklarına zemin hazırladığı bilinir. Futbol, basketbol, hentbol, voleybol ve daha birçok spor dalı, diz sakatlıklarına doğrudan yol açar. Sportif aktiviteler sırasında yapılan hareketler, normalde iki dize binecek olan basıncın, birden bire tek dize binmesine neden olur. Haliyle iki dizin yükünü kaldıramayan bir diz, çeşitli sakatlıklarla karşı karşıya kalır.

Diz ağrısı için evde neler yapılabilir?

Diz ağrısına evde sıcak veya soğuk uygulamalar yapılarak, hafifletilmesi sağlanabilir. Bununla birlikte özel masaj kremleriyle masaj yapılarak, ağrıların önüne geçilebilir. Özellikle travmalar nedeniyle oluşan diz ağrılarında genel olarak buz uygulaması yapılır. Kronik olarak gelişen ve belirli hareketler sonucunda oluşan diz ağrılarına ise sıcak uygulaması yapılır. Bununla birlikte doktor kontrolünde kullanılan ağrı kesicilerle de diz ağrısının şiddeti hafifletilebilir.

Diz ağrıları ameliyatla tedavi edilebilir mi?

Diz ağrılarının ameliyatla tedavi edilip edilemeyeceği tamamıyla diz hastalığına bağlıdır. Bazı hastalıkların tedavisi konusunda ilaçlardan ve egzersizlerden yardım alınırken, bazı hastalıklar kesinlikle cerrahi müdahale gerektirir. Bir diz ağrısının ameliyatla tedavi edilip edilemeyeceği tamamıyla uzman doktor inisiyatifine ve hasta kararına bağlıdır. Genel olarak travmalar sonucunda oluşan diz sakatlıkları, şiddetli diz ağrılarına sebep olur ve bu nedenle cerrahi müdahaleye başvurulur.

Diz ağrılarının sebep olduğu başka hastalıklar var mı?

Diz ağrılarının sebep olduğu hastalıkların başında, sinir sistemi hastalıkları ve bel fıtığı yer alır. Özellikle bel fıtığı nedeniyle diz ağrısıyla sıklıkla karşılaşılır. Bel fıtığının yapmış olduğu baskı, direkt olarak dizdeki sinirlere etki ederek, dizde ciddi anlamda ağrıların meydana gelmesine neden olur. Bel fıtığının teşhisi konusunda, hastada görülen diz ağrısının önemi oldukça büyüktür.

Diz ağrıları için alternatif tıp tedavileri var mı?

Diz ağrıları için alternatif tıp tedavileri bulunur ancak bu tedavilerin kesin sonuç vereceği söylenemez. Bu tedavileri uygularken dahi uzman bir doktordan görüş almak gerekir. Günümüzde alternatif tıbbın sürekli olarak yanlış bir şekilde yayılıyor olması, haliyle alternatif tıptan faydalanırken dahi uzman bir doktorun görüşüne ihtiyaç duyulmasına sebebiyet verir. Çeşitli bitkisel karışımlar sonucunda ve tüketilen bazı gıda karışımları sonucunda, diz problemlerine ufak ya da büyük çaplı çözümler getirilebilir.

Diz ağrısı yaşam kalitesini etkiler mi?

Diz ağrısı yaşam kalitesini ciddi anlamda etkileyebilecek bir sağlık problemidir. Diz ağrısı nedeniyle birçok kişi gerek sosyal gerekse iş yaşantısından geri kalabilir. Bazı diz ağrıları kişinin yürümesine dahi engel olurken, dizin sürekli olarak kullanılan bir eklem olması, sürekli olarak devam eden bir ağrı anlamına gelir. Hatta kişinin diz ağrısı nedeniyle ciddi odaklanma sorunu yaşayabilmesi de mümkündür. Bireylerde görülen diz ağrıları sadece hareketlere bağlı olarak gelişmez. Otururken dahi diz ağrısının oluşabilme ihtimali vardır. Haliyle toplantıdayken, evdeyken, arkadaş ortamındayken ve daha birçok yerde, sabit dursanız dahi oluşan rahatsız edici diz ağrıları, o an ortamdan kopmanıza ve ortama dair birçok şeyi kaçırmanıza neden olur.

Dizlik kullanmak diz ağrısına iyi gelir mi?

Dizlik kullanmak, belirli ölçüde diz ağrılarına iyi gelebilir. Bilindiği üzere dizlik, dizi belirli açılarda hareket edebilmesini ve bu sayede dizin gereğinden fazla zorlanmamasını sağlar. Bazı hareketler diz ağrılarına yol açabilirken, dizlik olmaması durumunda bu hareketler istemsizce yapılabilir. Dizlik ise dizin daha kontrollü olmasına ve dize zarar verecek hareketlerden kaçınılmasına yardımcı olur. Haliyle diz ağrılarının azalması konusunda dizliğin belirli bir miktarda faydasının olduğunu söylemek mümkündür.

Diz bandı nedir?

Diz bandı, dizi desteklemek amacıyla kullanılan bir üründür. Diz bandı sayesinde dize binen yük, bir nebze de olsun hafifletilebilir. Genellikle yapılacak sportif aktivitelerde kullanılır ve bu sayede oluşabilecek sakatlıkların da kısmi olarak önüne geçilebilir. Diz bandı sadece sportif aktiviteler esnasında kullanılmalıdır. Gündelik hayatta ve sürekli olarak kullanılması, dizin yapısına zarar verir. Hatta daha da ileri giderek, dizin daha da güçsüzleşmesine neden olur ve gelişiminin önüne geçer.

Araç kullanmak diz ağrısına iyi gelir mi?

Araç kullanmak diz ağrısına kesinlikle iyi gelmez. Araç kullanırken dizin sabit olarak durması ve en az şekilde hareket ediyor olması, dizin yapısına zarar verir. Bu nedenle kişinin olabildiğince az araç kullanması ve yürüyebileceği yerlere yürüyerek gitmesi tavsiye edilir. Dizin sürekli olarak verimli bir şekilde kullanılması, daha sağlam bir mekanizmaya sahip olmasına neden olur. Aynı zamanda ise oluşabilecek diz ağrılarının da önüne geçilmiş olur.

İlgili Bölüm