Cüzzam Hastalığı


Cüzzam Hastalığı

Cüzzam mikrobunun deriyi tutarak yayılması ve vücuda hükmetmesine verilen isim olan cüzzam hastalığı, sosyal ve toplumsal bir hastalık olarak görülür.

Cüzzam Hastalığı Hakkında

Cüzzam hastalığı halk arasında “miskin hastalığı” ve “Hansen hastalığı” olarak bilinir. Tıbbi adı Lepra’dır. Lepra Yunanca kabuklu ve kepekli anlamına gelir. Cüzzam insanlık tarihi boyunca var olmuştur. Bazı kaynaklarda hastalığı Büyük İskender’in büyük seferi sırasında Hindistan’dan taşındığı belirtilir. Hastalık yayıldıkça cüzzam hastaları lanetlenmiş ve toplumdan dışlanmıştır. Nemli ve tropikal yerlerde sıklıkla görülür. Asya, Afrika, Orta ve Güney Amerika’da vakalar çoğunluktadır. Kıbrıs, Türkiye, İtalya, Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi Avrupa topraklarında da endemik olarak görülebilir. Yeterli beslenmeyen insanlarda görülme sıklığı fazladır. Cüzzam ciddi bir kronik enfeksiyon hastalığıdır. Hastalığa neden olan bakteri Mycobacterium leprae, ilk olarak 1876 yılında Norveçli bilim adamı Hansen tarafından bulunmuştur. Cüzzam, çevresel sinir sistemine kadar birçok organ ve dokuyu etkileyebilir. Özellikle cilt ve üst solunum yolunu ciddi derecede harap eder. Solunum yoluyla bulaşabilen bir hastalıktır. Genetik olarak yatkınlık, hastalığın kapılmasında etkilidir. Çünkü insan vücudu aslında bu bakteriye bağışıktır. Bazı bireylerde bu doğal koruyucu sistem bulunmamaktadır. Belirtilerini gösterebilmesi zaman alabilir. Hastalığın 2 ana, 2 ara tipi bulunmaktadır. Ana tipleri Lepramatöz ve Tüberküloit, ara tipler Borderline ve İndetermine olarak bilinir. Her yaş grubundan bireyleri etkileyebilir. Tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Türkiye’de ilk olarak 1919 yılında Prof. Dr. Mazhar Osman’ın hastalıkla mücadelesi dikkat çeker. Ancak Türkiye’de cüzzam, 1976 yılında Prof. Dr. Türkan Saylan’ın başlatmış olduğu mücadele ile kontrol altına alınmıştır. Prof. Dr. Saylan hastalığın tedavisi için zührevi hastalıklar üzerine uzmanlık yapmış, tedavi için eski kaynaklardan edindiği bilgileri kullanmış ve ülkede cüzzam hastalarına yapılan muamelelerle savaşmıştır. Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı’nı kurmuş ve ülkeyi karış karış dolaşarak hastaları tedavi etmiştir.

Cüzzam (Lepra) Hastalığı Nedir?

Cüzzam ya da lepra olarak bilinen hansen hastalığı, Mycobacterium leprae adlı bakterinin yol açtığı çevresel sinir sistemi ve deriyi ciddi boyutlarda tahrip eden kronik bir enfeksiyon hastalığıdır. Cüzzam bulaşımının kesin yolu bilinmemekle birlikte solunum yoluyla rahatlıkla bulaşabildiği görülmüştür. Dünyanın en eski hastalığı olarak kabul edilmektedir. Tedavisi olan bir hastalıktır. Belirtileri ciltte kepekli, kabuklu bir görüntüdür, zamanla yüz şeklinin bozulmasına yol açar.

Hastalığın Türleri

Cüzzam hastalığının 2 ana, 2 de ara tipi bulunmaktadır. Ana tipler tüberküloit ve lepramatöz, ara tipler borderline ve indeterminedir.

Lepramatöz Cüzzam

Cüzzam hastalığının korkulan türüdür. Lepramatözde vücut direnci tamamen yitiktir. Hastalık tamamen yüze yayılmış lekelerle seyreder. Lekeler kabuk kabuk veya kepekli görünüme neden olur. Yüzde, göğüste ve genital bölgelerde görülür. Burun çöküntüsü, göz kapaklarının düşmesi, parmak kopması, damak delinmesi ve ses kısıklığına yol açabilir. Bu semptomların yanında iç organlar da hasar görür. Hastalığın ilerlemesine göre kısırlık veya körlük gözlenebilir. Tedavi olunsa da vücutta iz bırakması muhtemel bir tiptir.

Tüberküloit Cüzzam

Tüberküloit cüzzamda hastalık daha çok sinir sistemini etkiler. Vücut direnci yüksek bireylerde rastlanan cüzzam türüdür. Yarattığı sinir tahribatı ile ellerin felç kalmasına neden olur. Bu görünüm “pençe el” olarak adlandırılır. Bu cüzzam türünde ter bezleri çalışmaz ve elde kurumalar meydana gelir. Bu kurumalarla cilt döküntüleri gözlenir.

Borderline Cüzzam

Cüzzam hastalığının 2 ara türünden biridir. 2 ana türün yani tüberküloit ve lepramatöz türlerinin ara formu olarak kabul edilir. İki türden de belirtiler gösterir. Zamanla bir süre daha yakın hale gelir. Hangi türe yakınlık gösteriyorsa vücutta o türün belirtilerinde artış gözlenir.

Indeterminate Cüzzam

Cüzzam hastalığının diğer ara formu olarak kabul edilen indetermine türü daha çok çocuklarda gözlenir. Açık renkli tek bir leke olarak görülür. Kenarlara doğru yayılabilir veya ortaya doğru iyileşebilir.

Cüzzam Hastalığının Bulaşıcılığı

Lepra olarak da bilinen cüzzam, hasta kişilerden sağlıklı bireylere kolayca bulaşabilen bir enfeksiyon hastalığıdır. Bu kişilerle temasta bulunulması, aynı yerde barınma, aynı eşyaları kullanma ve aynı havayı soluma hastalığı bulaştırır. Çok sinsi bir hastalık olduğu için belirtilerini göstermesi yıllar alabilir. Hastalık bulaştan sonra 25 yıl etkisini göstermeyebilir. Bu sebeple hastalığın bulaşıp bulaşmadığını tespit etmek çok zordur.

Cüzzam Hastalığı Nedenleri

İnsanlık tarihi kadar eski olan bu kronik enfeksiyon hastalığının nedeni, 1876 yılında Norveçli bilim insanı Hansen tarafından bulunan Mycobacterium leprae isimli bakteridir. Bakteri aynı zamanda onu keşfeden bilim insanının ismiyle de anılır.

Hansen Bakterisi

Norveçli bilim insanı Armauer Hansen tarafından bulunduğu için, bakteri onu bulan bilim insanının soy ismiyle “hansen basili” veya “hansen bakterisi” şeklinde anılmaktadır. Mikrobiyolojideki tam adı Mycobacterium leprae olarak tanımlanır. 1-8 mm boyunda 0,3-0,4 mm enindedir. Mikroskobik görüntüsü çalı demetleri şeklindedir. İnsandan insana çabuk bulaşan bir bakteridir. Özellikle burun salgısından çevresine kolaylıkla bulaş sağlar. Çevresel sinir sistemini ve deriyi fazlaca tahrip eder.

Cüzzam Hastalığı Belirtileri

Cüzzam hastalığı deri yüzeyinde sinsice ilerleyen bir hastalıktır. Hastalık epey ilerledikten sonra fark edilir. Erken teşhis çok güçtür. Aşırı ilerlemiş cüzzam kemik tahribatına kadar ciddi sonuçlar doğurur.

Artan Burun Kanamaları ve Burun Tıkanıklığı

Cüzzam hastalığına neden olan hansen basili üst solunum yollarına tutunur. Daha çok mukus salgısında görülür. Bu sebeple burun ve çevresindeki dokulara çok zarar verir. Sürekli burun tıkanıklığı ve artan burun kanamaları cüzzamın habercisi olabilir.

Duyu Eksilmesi

Lepra hastalığı doğrudan çevresel sinir sistemine etki ettiği için duyularda fark edilir şekilde kayıplar görülebilir. Hastalık vücuda girdikten sonra sinsice ilerleyip beyne ve sinirlere yerleşir. Kol ve bacak sinirlerini de tahrip ettiği için işlev bozuklukları sıkça görülür. Bu sebeple duyu eksilmesi olası bir cüzzam belirtisi kabul edilir. Deri yüzeyinde açılan yaralar dokunma duyusuna, burundaki içe çöküklük koku duyusuna, hastalığın ilerleyen aşamalarında oluşan göz kapaklarının düşmesi görme duyusuna zarar verir veya tamamen duyu kaybına neden olur.

Kaşların Uçlardan Dökülmesi

Kaşların yavaş yavaş uçlardan dökülmeye başlaması cüzzamın habercisi olabilir. Diğer belirtiler ile birlikte kaş dökülmesi de görülüyorsa zaman kaybetmeden doktora muayene olmak gereklidir.

Deride Meydana Gelen Kepekli Kabarıklıklar

Yüzde ve vücudun genelinde iyileşmeyen yaralar oluşur ve bu yaralar zamanla kepekli ve kabuklu bir görünüme bürünür. Kabuklu ve kepekli görünen yaralar çoğunlukla ilerlemiş cüzzam belirtisidir.

Avuç İçi Kaslarında Meydana Gelen Erimeler

Cüzzam hastalığına sebep olan M. leprae bakterisi kaslarda erimeye yol açar. Avuç içindeki kaslar tahrip olduğu için eller kullanılamaz hale gelebilir.

Parmaklarda İçe Kıvrılma

Hastalığa neden olan hansen basili avuç içinde kas erimelerine sebep olduğu gibi parmak şekillerinin bozulmasına yol açar. Özellikle dördüncü ve beşinci parmaklar içe doğru kıvrılır.

Kol ve Bacak Kaslarında Ağrı

İlerleyen aşamalarında cüzzamın kas yapısını bozduğu ve şiddetli ağrılara sebep olduğu gözlenmektedir. Özellikle kol ve bacaklardaki kasları tahrip ettiği için bu bölgelerde ağrı daha fazladır.

Yüzde Ödem Ve Sert Nodül Oluşumu

Cüzzam hastalığı yüzde kabuklu ve kepekli yaralara sebep olur. İlerleyen evrelerinde yüzde ödem oluşumu da gözlenir. Alın derisi ve kulak çevresi sert ve morumsu nodüllerle dolar.

Cüzzam Hastalığı Teşhis ve Tanı Yöntemleri

Cüzzam hastalığında çeşitli tanı ve teşhis yöntemleri kullanılır.

Cüzzam Tanısı

Tanı koyabilmek için öncelikle cüzzamdan kuşkulanmak gerekir. Hastalık çok sinsi ilerlediği için hekim en başta cüzzama özel belirtiler görmez ise başka hastalıklardan şüphelenir. Öncelikle ailesinde daha önce lepra basili bulunan kişilerden şüphelenilir. Ciltte ve çevresel sinir sistemiyle ilgili şikayetlerde, duyu kaybı semptomlarında lepra düşünülebilir. Hastalığın çok sinsi ilerlemesi sebebiyle erken tanı pek mümkün olmayabilir. Bu hususta sağlık çalışanlarına önemli görev düşmektedir.

Teşhis Yöntemleri

Lepranın kesin teşhisi için hastadan birtakım salgı ve dokular istenebilir. Bu doku ve salgılarda, cüzzama neden olan Mycobacterium leprae bakterisini aramaktır.

Burun Salgısı ve Patolojik İnceleme

Cüzzam hastalığı üst solunum yollarını ciddi derecede etkilemektedir. Mukus salgısına tutan M. leprae bakterisi, yüzde en çok buruna zarar vermektedir. Teşhis için alınan burun salgısı örneği mikrobiyoloji laboratuvarında incelenir ve bakteri varlığı tespit edilirse teşhis konur. Hastalık ayrıca cilt yüzeyinde de pek çok nodül oluşturduğu için bu nodüllerden alınan doku örnekleri de patoloji laboratuvarında incelenerek de teşhis edilebilir.

Cüzzam Hastalığı Risk Faktörleri

Cüzzam olarak da bilinen lepra hastalığına karşı vücudun kendi koruyucu sistemi bulunmaktadır. Ancak bazı kişilerde bu sistem normale göre güçsüzdür ve uygun koşullarda hastalığa neden olan bakteri kolayca yerleşebilir. Aile öyküsünde cüzzam hastalığı bulunan kişilerde görülme sıklığı daha fazladır. Genetik faktörlerle birlikte bazı unsurlar da risk arz edebilir. Hijyen azlığı hastalık oluşumunda oldukça etkili bir faktör olarak kabul edilir. Hijyen faktörüyle birlikte yetersiz beslenen kişilerde de cüzzam görülme olasılığı daha fazladır.

Kötü Hijyen ve Yaşam Koşulları

Cüzzam hastalığına sebep olan M. leprae nemli ve kirli ortamlarda yaşamını sürdürebilen ve kolayca üreyebilen bir bakteri türüdür. Yeterli temizliğin sağlanamadığı koşullarda çabuk üreyebilir. Sosyoekonomik koşulların kötü durumda olması hastalığın yayılmasında oldukça önemli bir rol oynuyor. Bu sebeple gelişmemiş ülkelerde hastalığın görülme oranı çok daha yüksektir.

Yetersiz Beslenme

Cüzzam hastalığını oluşturan hansen basili kötü yaşam şartlarında çabuk çoğalır. Özellikle bağışık sisteminin zayıfladığı durumlarda hastalığın bulaşı çok daha çabuk olur. Bağışıklık sisteminin yeterince güçlü olmaması kötü beslenmeden kaynaklı olabilir. Yeterli miktarlarda protein, vitamin ve yağ alınmadığında bağışıklık sistemi zayıf kalır ve hastalıklara müsait olur.

Cüzzam Hastalığı Komplikasyonları

Her hastalığın olduğu gibi cüzzam hastalığının da çeşitli komplikasyonları bulunur. Sakatlık ve ciltte kalıcı hasarlar sık görülen komplikasyonlardır.

Doku Bozukluğu

Cüzzam hastalığı, üst solunum yollarını, çevresel sinir sistemini ve özellikle deriyi tutan kronik bir enfeksiyondur. Cüzzam kolu, bacağı, sırtı, yüzü ciddi derecede etkileyebilir. Yol açtığı bu tahribat kimi zaman vücudun dokusuna kalıcı hasarlar verir. Organlarda ve dokularda bozukluklara yol açar. Parmak eğriliği, burnun içeri çökmesi, göz kapaklarının düşmesi gibi pek çok hasara neden olabilir.

Sakatlıklar

Cüzzam hastalığı eğer erken ve doğru tedavi uygulanmaz ise çevresel sinir dokularına hasar verir ve bu yıkımlara bağlı olarak özellikle el, ayak ve bacakta deformeler gözlenir. Sinir yapıları tahrip olduğundan birtakım sakatlıklar görülebilir. Erken tanı ve tedavide hastaların sakat kalma riski bulunmamaktadır.

Cüzzam Hastalığı Nasıl Önlenir

Öncelikle yaşam alanları hijyenik olmalıdır. Bununla birlikte yetersiz olmayan beslenmeyle hastalıktan kaçınılabilir.

Temastan Kaçınma

Cüzzam hastalığına yakalanan kişilerle temas hastalığı kolayca bulaştırır. Çünkü cüzzam hastalığı solunum yoluyla kolayca bulaşabilen bir kronik enfeksiyon hastalığıdır. Cüzzamlı hastalarla temastan olabildiğince kaçınılmalıdır. Ayrıca hastanın temas ettiği eşyalardan kaçınmak ta bulaşı önleme yöntemlerinden biridir.

Cüzzam Hastalarının İzolasyonu

Hansen hastalığı olarak da bilinen cüzzam hastalığı teşhis edildikten sonra özel bir alanda tedavi görmeleri gerekir. Hastalık solunum yolu ile kolay bulaşabildiği için izole ortamlarda bulunmaları halk sağlığı açısından daha uygun olacaktır. Bu süreçte hastanın kullandığı eşyaları kullanmaktan kaçınılmalıdır. Ancak bu gereklilik hastaları dışlamak ve toplumdan izole etmek anlamına gelmemektedir. Çoğu enfeksiyon hastalığı gibi bu hastalığın da tedavisi bulunmaktadır ve tedavi edildikten sonra hasta normal yaşamına devam edebilir.

Hasta İyileşse Bile Hasta Takibi Yapılmalı

Hastalık tedavi edildikten sonra tekrar riskine karşı hastanın düzenli kontrol edilmesi uygun olacaktır. Sinsi ilerleyen bir hastalık olduğu için tanısı da zordur. Bu sebepten dolayı hasta takibi yeniden bulaş olmaması için alınabilecek en gerekli önlemdir.

BCG Aşısı

BCG, Albert Calmette ve Camille Guerin isimli iki Fransız bilim insanı tarafından 1920’lerde bulunan verem aşısına verilen isimdir. Aşının ismi bulan kişilerin soyadlarıyla oluşturulmuştur. “Bacillus Calmette Guerin” aşısı hastalık oluşturmadan tüberküloz basiline karşı bağışıklık kazandırmaktadır. BCG aşısı Türkiye Cumhuriyeti’nde “Sağlık Bakanlığı Genişletilmiş Bağışıklama Programı” çerçevesinde önerilen aşılar arasındadır. Kişiye yaşamı boyunca bir doz vurulması yeterli olacaktır. Bu aşılama bebekken yapılır. Aşı bağışıklık sistemini ve vücut direncini kuvvetlendirerek cüzzam hastalığına yakalanma riskini de oldukça düşürür.

Sık Sorulan Sorular

Bu bölümde Cüzzam hastalığı ile ilgili sık sorulan sorulara yanıt vereceğiz.

Cüzzam ve veba hastalığı arasındaki fark nedir?

Cüzzam ve veba insanlık tarihi boyunca milyonlarca insanın ölümüne sebep olan hastalıklardır. Veba “Kara Ölüm” olarak anılır. Özellikle Orta Çağda Avrupa nüfusunu büyük oranda azaltmıştır. Veba belirtileri ateş, titreme, kusma, ishal ve nefes almakta zorluktur. Cüzzamın belirtilerini göstermesi yıllar alabilirken veba hastalığı belirtileri 2-10 gün içinde gösterir. Veba hayvanlardan bulaşabilir ama cüzzam insana özgü bir hastalıktır ve hayvanlardan bulaşmaz. Vebanın öldürücülüğü cüzzama göre çok fazladır. Günümüzde iki hastalık ta kontrol altındadır.

Cüzzam hastalığı tedavi edilebilir mi?

Cüzzam hastalığı tedavi edilebilir bir hastalıktır. Eski çağlardan beri insanlık cüzzamla mücadele etmiştir ve her dönem cüzzamı tedavi eden bir ilaç mutlaka bulunmuştur. Günümüzde ise cüzzam hastalığı çok etkili ilaçlarla kolayca tedavi edilebilir. Tahmini tedavi süresi Multi Drug Treatment=MD yöntemi ile iki yıldır.

Cüzzam hastaları ortalama kaç yıl yaşar?

Mycobacterium leprae isimli bakterinin neden olduğu cüzzam hastalığı sinsi olarak ilerlediği için teşhisi ilerleyen seviyelere kadar mümkün olmayabilir. Ancak tanı konulduktan sonra hastalık tedavi edilebilir. Cüzzamlı hastalar tedavi olmazlarsa ölüm riskiyle karşı karşıya kalabilir. Eğer hastalık tedavi edildiyse cüzzamlı hastalar da ortalama bir yaşam süresince hayatlarını devam ettirebilir.

Cüzzam hastalığının tedavi yöntemleri nelerdir?

Cüzzam hastalığını önlemek adına yapılacak en etkili yöntem aşılamadır. Hastalık varlığında ise lepra ilaçla tedavi edilebilir. Geçmişten günümüze pek çok ilaç tedavide kullanılmıştır. Eski zamanlarda lepra tedavisi “Şolmogra Yağı” isimli bitkisel bir yağ ile sağlanmaktadır.1940 yılından sonra bakterinin üremesini durduran “Sülfon Türevi” ilaçlar kullanılmaya başlanmıştır. Bu ilaçları hastalar ömür boyunca kullanmıştır. 1970’lerden sonra ise tüberküloz hastalığının tedavisinde kullanılan Rifampisin, Ethionamid, Prothionamid gibi ilaçlar tedavi için kullanılmıştır. Sonraları lepra basilinin üremesini durdurduğu tespit edilen Clofazimin isimli ilaçla tedaviler başlamıştır. 1982’de Dünya Sağlık Örgütünce kabul edilen bir tedavi ise iki yılda tamamlanan çok ilaçlı (Multi Drug Treatment=MD) tedavi yöntemidir. Bunların yanında son yıllarda tedavi süresini kısaltmak amaçlı Ofloxacin, Sparfloxacin, Clarithromycin ve Minocycline ilaçları da kullanılmaktadır.

Cüzzam hastalığında karantina uygulaması nedir?

Karantina, bulaşıcı hastalıkların yayılmasına engel olmak için geçici olarak hastaların veya hayvanların kimseyle temas kurmaması için tutuldukları bölgelere verilen isimdir. Cüzzam hastalığı bulaşıcı bir kronik enfeksiyon hastalığıdır. İnsanlık tarihi boyunca bulaşıcılığı sebebiyle hastalar toplumdan dışlanmıştır. Hatta geçmiş zamanlarda sadece cüzzamlıların yaşadığı cüzzam karantina köyleri mevcuttur. O dönemlerde hastalık ile ilgili bilgilerin kısıtlı olması sebebiyle cüzzamlı hastalar hep karantina altında yaşamışlardır. Sakız Adası’nda bulunan asırlık hastane bulunmaktadır. 1378 yılında Yunanistan’da ilk cüzzamlılar kampı açılmıştır. Lovokomeio adlı bu kamp cüzzam ve benzeri hastalıklara sahip bireylerin toplumdan izole edilmesi ve hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla kurulmuştur. Avrupa’daki ilk kamplardan biridir. Ayrıca Osmanlı döneminde “Miskinler Tekkesi” olarak bilinen mekanlar cüzzamlı hastaların yaşadığı yerler olarak bilinir. Aynı şekilde Çin ve diğer Asya ülkelerinde de bu karantina uygulamaları sık görülmüştür. Özellikle 1940’lı yıllardan itibaren hastalığın iyice tanınmasından sonra bu uygulamalar azalarak yok olmuştur.

Cüzzam hastalığı hangi yollarla bulaşır?

Mycobacterium leprae aslı bakterinin neden olduğu cüzzam hastalığı deriyi ve üst solunum yollarını tutabilen bir hastalıktır. Solunum yoluyla bulaşabilir. Ayrıca cüzzamlı hastaların kullandığı eşyalara dokunmak da bulaşa neden olur. Cüzzam genetik sayılabilen bir hastalık olarak kabul edilir. Çoğu insanın bağışıklık sistemi hastalığa neden olan bakteriye karşı bir koruyucu sistem geliştirmiştir. Aile bireylerinde cüzzam öyküsü bulunan bireylerde görülme olasılığı fazladır. Lepralı hastalarla ilgilenen sağlık görevlilerinde lepra bulaşıcı tespit edilmemiştir.

Cüzzam hastalarının yaşam ortamı nasıl olmalıdır?

Cüzzam hastası bireyler sağlıklı kişilerle aynı ortamda yaşayamaz. Tedavi olana kadar ve tedavi sürecinde mutlaka izole yaşam alanlarında yaşamlarını sürdürmeleri gerekir. Yaşam alanları hijyenik olmalıdır. Rutubetli ortamlar hastalığı kötü etkilemektedir. Havası kuru bölgeler hastalar için daha uygun yerlerdir.

Cüzzam hastalarının cildinde oluşan yaralar nasıl iyileşir?

Cüzzam ilerleyen aşamalarında deri dokusunu tahrip eden bir enfeksiyon hastalığıdır. Ciddi derecede olan hasarlar kalıcı iz bırakabilir. Tedavi süresince yaraların iyileşmesi de söz konusudur. Durum tamamen hastalığın seyrine bağlı olarak gelişir.

Cüzzam hastalığının tedavisinde hangi bölüme muayene olmak gerekir?

Cüzzam hastalığı hem enfeksiyon hem de deri hastalığıdır. Bu sebeple muayene için dermatoloji ve intaniye (enfeksiyon hastalıkları) polikliniklerine başvurmak önerilir.

Cüzzam hastaları normal yaşantısına devam edebilir mi?

Cüzzam hastaları tedavi olmadan sağlıklı bireyler arasında yaşayamaz. Tedavi olduktan sonra normal yaşantısına devam edebilir ama hastanın ve yakınlarının düzenli kontrolden geçmesi gerekmektedir.

Cüzzam hastalığı nasıl fark edilir?

Cüzzam hastalığı ağır ağır ilerleyen sinsi bir enfeksiyon hastalığıdır. Tanısı ileri seviyelere kadar mümkün olmayabilir. Hastalık belirtilerini bulaştan yıllar sonra gösterebilir. Duyu kaybı en sık görülen belirtilerdir. Parmakların eğriliği, vücudun çeşitli yerlerinde geçmeyen yaralar da belirtiler arasındadır. Özellikle yüzde kepek şeklinde kabartılar mevcut ise cüzzamdan şüphelenilebilir. Sürekli burun tıkanıklıkları ve burun kanamaları da semptomlar arasındadır. Hastalıkta erken tanı çok önemli olduğu için belirtiler görülmeye başladığı zaman vakit kaybetmeden muayene olunması gerekir.

Cüzzam hastalığı en çok hangi bölgelerde görülür?

Cüzzam hastalığına neden olan Mycobacterium leprae, rutubetli ve nemli ortamlarda kolayca üreyebilen bir bakteri türüdür. Nemli coğrafyalarda cüzzamla karşılaşmak mümkündür. En çok açlık ve sefalet çok görüldüğü Güney Afrika ülkelerinde yaygındır. Yetersiz beslenme hijyen azlığı hastalık oluşumunda çok etkilidir. Ülkemizde 1970’den itibaren Prof. Dr. Türkan Saylan’ın çabalarıyla hastalık neredeyse yok olmuştur.

Cüzzam hastalığı ölümcül bir hastalık mı?

Cüzzam hastalığı tedavi edilmezse ilerleyen aşamalarda ölümcül bir hale dönüşebilir. Ama genel olarak hastalık ölümcül değildir ve tedavisi mümkündür.

Cüzzam hastaları hamile kalabilir mi?

Cüzzam hastası kadınlar hamile kalabilir. Cüzzama neden olan hansen basili plasentadan bebeğe geçmez. Bebek düşük kilolu doğabilir ve gelişleri yavaş ilerleyebilir. Anne sütünden cüzzam hastalığı bulaşı ise çok olasıdır. Cüzzamlı annelerin bebeklerini emzirmemesi gerekmektedir.

Hamilelikte cüzzam tedavisi nasıl yapılır?

Hamilelik esnasında cüzzam tedavisi, kişinin bünyesine göre değişiklik gösterir. Bebeğin zarar görmeyeceğinden emin olunursa tedavi uygulanabilir. Aksi takdirde hamilelik sonrası beklenir.

Cüzzam hastalığı tedavi süresi nedir?

1982’de Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği tedavi rejimi olan Multi Drug Treatment=MDT yöntemi yaklaşık olarak iki yılda tam tedaviyi sağlamaktadır. Tedavi süresini azaltmayı amaçlayan Ofloxacin, Sparfloxacin, Clarithromycin ve Minocycline gibi ilaçlar da lepra basili için tedavi sağlayan ilaçlar arasındadır.

İlgili Organİlgili Bölüm
İlgili Tedavi
Lepra (Cüzzam) Tedavisi