Anoreksiya Tedavisi

İnceleyen ve onaylayan: Uzm. Dr. Güler Mocan
Anoreksiya Tedavisi
Anoreksiya Tedavisi

Tıbbi ismi ile anoreksiya nervoza; yeme bozukluğu grubunda nitelendirilen ve yeme düzeninde ciddi biz bozukluk ve belirgin kendine özgü düşünce ve duygularla tanımlanan psikiyatrik bir hastalıktır. Anoreksiya hastası kişi, yeme düzeni ve fiziksel görüntüsünü belirleyen kilo faktörü ile çok üst seviyede meşguliyet gösterir ve beslenme ile ilgili olarak ciddi boyutta yıkıcı tutumlar sergileyerek zayıflama amacı güder. Bu durum kısa bir süre içerisinde kişinin hem genel sağlığını hem de beden sağlığını ciddi seviyede riske sürükler ve bazı komplikasyonlar ile ciddi rahatsızlıkların yaşanmasına yol açar. Bugün anoreksiya ile ilgili olarak yapılan araştırmalar sonucunda dünyada milyonlarca anoreksiya vakasının bulunduğu düşünülüyor. Öte yandan yapılan çalışmaların elde ettiği bulgulara göre anoreksiya tipi yeme bozukluğunun büyük bir kısmının 12-35 yaş aralığındaki kadınlardan oluştuğu biliniyor. Yeme bozuklukları kategorisinde en yaygın olan türlerden bulimiaya göre anoreksiya ile daha az karşılaşılıyor. Bulimiaya kıyasla anoreksik hastaların rahatsızlıkları daha hantal ilerler ve bedensel açıdan meydana gelen sorunlar daha sık görülür. Hasta bulimiada yediklerini tasfiye etme davranışı gösterir ve kusma davranışı başta olmak üzere çeşitli yöntemlerle kilo almayı engeller ancak yine de beslenir ve fiziksel açıdan kusursuz görünmeyi hedefler. Anoreksiya durumunda ise hasta yeme davranışından tamamen kaçınarak en zayıf seviyeye inmeyi amaçlar ve zayıflık seviyesi asla yeterli olmaz. Anoreksiya hastası kişilerde yapılan testler sonucunda bu kişilerde daha çok düşük benlik saygısı olduğu ortaya çıkarılır ve kendilerini hem bedensel hem de kişisel olarak çok şiddetli bir şekilde eleştirirler. Anoreksiya hastalarının genel durumu şiddetli zayıflık olmasına karşın bu hastalık ile karşı karşıya olanlar kendilerini sürekli olarak kilolu olarak görür ve daha fazla kilo kaybetme eğiliminde bulunurlar. Kendilerinin bu sorunlu düşüncelerini yıkmak oldukça güç olmakla beraber zayıflık takıntısı hastalık ilerledikçe şiddetlenmeye başlar. Onlar için kilo alma ve kilolu bir görüntüye sahip olma korkusu her şeyden üstün hale gelir ve genellikle bu algılarının hatalı olduğu yönündeki eleştirilere kapalı olurlar ve hastalığı reddederler. Ortaya konulan analizlere göre her 100 kadından birisinin anoreksiya ile karşı karşıya olduğu görülür. Anoreksiya tanısının hastaya konulabilmesi için hastanın kitle indeksi değerlendirilir ve kişinin boyuna bağlı olarak belirlenen kilo sınırının %15 altında olmaları gerekir. Anoreksiya hastası kişiler beslenmeyi büyük ölçüde reddetmekle beraber yedikleri besinleri kusarak tasfiye etme, aşırı egzersiz yaparak zayıflama gibi yollara başvururlar. Bu şekilde bir süre sonra ciddi bir zayıflık ile karşı karşıya kalan anoreksiya hastası kişi otoimmun sistemini de ciddi hasara uğratarak komplikasyonlara açık hale gelir. Anoreksik hastalarda yaygın olarak bir takım diğer psikiyatrik bozukluklar da teşhis edilir. Bunlar arasında ilk sıralarda anksiyete, panik atak, saplantı ve zorlantı gibi bozukluklar yer alır. Öte yandan şu ana dek yapılan klinik çalışmalarda anoreksiyanın kalıtsal bir yönünün de olduğunu göstermekte ve hastalığın gelişim göstermesinde bu faktörlerin etkili olduğu düşünülmekte ancak elde edilen veriler, anoreksiya hastası bireylerin birçoğunun ailelerinde de yeme bozukluğu öyküsü saptanmadığını göstermekte. Tedavi edilmemesi halinde anoreksiya nedeniyle malnütrisyon, kalp hastalıkları ve bir takım metabolizma hastalıkları ortaya çıkabilir. Doğru teşhis ve kapsamlı takip ile tedavi edilen anoreksiya hastalığı kısa sürede alt edilebilmekte ve hem bedensel hem de ruhsal rahatsızlıkların önüne geçebilmek mümkün olabilmekte. Anoreksiya hastalarında sıklıkla karşılaşılan fiziksel ve genel sağlık sorunları şiddetli beslenme bozukluğu ile ilişkili olur. Bunlar arasında; adet düzensizliği ve adet görememe, osteoporoz ve kemik erimesi, saç dökülmesi ve tırnakların kırılması, ciltte şiddetlenen kuruluk ve cilt renginin sarılaşması, anemi ve kas dokusunun erimesi, kronik kabızlık, kan basıncında düşüklük, vücut ısısının düşmesi, kronik bitkinlik, depresif ruh hali, potasyum, kalsiyum ve magnezyum seviyelerinde düşüş nedeniyle ortaya çıkan metabolizma rahatsızlıkları yer alır.

Hastalığın tedavisinde uzman tarafından izlenecek olan ilk yol hasta kişinin kilo düzeyinin doğru seviyeye çekilmesi olur. Bu uygulama süreci bir diyetisyen eşliğinde izlenir ve kişinin eksikliğini yaşadığı vücut değerlerinin normal seviyeye getirilmesi için takviyeler sağlanır. Öte yandan bazı anoreksiya hastalarının tedaviyi reddettikleri görülür ve bu tip durumlarda şiddetli bir hayati tehlike öngörülüyorsa kişinin zorla hastaneye yatırılması gerekebilir. Anoreksiya hastasının beslenmemesi nedeniyle maruz kaldığı metabolizma hastalıklarının ve otoimmun sistemi tahribatının giderilebilmesi için dahiliye birimi hekimlerinden destek alınır ve hastanın takibi geniş bir tıbbi kadro ile gerçekleştirilir. Hastanın tedavi edilmesi için kendisine uygun olan bir plan oluşturularak yakından takip edilmesi sağlanır ve bu süreç devam ettirilerek hastanın sağlıklı kiloya ulaşması sağlanır. Öte yandan tedavi süreci anoreksiya hastası kişinin bakış açısına ters düştüğünden ruhsal sorunlar tetiklenebileceğinden bir takım psikiyatrik tedbirler de alınarak tedavi süreci desteklenir. Hastane yatışı verilen anoreksiya hastalarının psikoterapi ile desteklenmesi de ayrıca sürecin kolay geçmesi ve hastanın iyileşmesi için faydalı olur. İleriye dönük anoreksik davranışların bastırılmasında da psikoterapi uygulamasının büyük ölçüde fayda sağladığı görülür. Unutulmamalıdır ki anoreksiya hastası kişilerin tedavi sonrasında yeniden bir alevlenme yaşaması ve bedenini beğenmeyerek anoreksik tutumlar sergilemesi olağandır.

Anoreksiya Tedavisi Türleri

Anoreksiya hastalarında uygulanması gereken tedavi psikiyatri kliniği tarafından yürütülür ve hastanın sahip olduğu bu sakıncalı düşüncelerin giderilmesinin yanında bir diyetisyen eşliğinde sağlıklı kilosuna kavuşması hedeflenir. Hastanın sahip olduğu bedeni kabul etmesi ve kilolu olmanın bir sorun olmadığını kabullenmesi sağlanırken psikoterapiye ek olarak ortaya çıkan diğer psikiyatrik rahatsızlıkların da giderilebilmesi için ilaç tedavisine başvurulur.

Psikoterapi

Anoreksiya hastalarının iyileştirilmesinde sosyal etkileşim yöntemleri ile önce teşhis sağlanır ve tedavi psikoterapi ile gerçekleştirilir. Bilişsel davranış terapisi burada yaygın olarak başvurulan bir yöntem ve bu yöntem ile anoreksiya nervozanın tedavisinin büyük ölçüde etkili olduğu ispat edilmiş. Tedavi sürecinde hastaya yemek yeme davranışı yönünde yıktığı inanışların hatalı olduğu açıklanır ve bu duruma onu sürükleyen faktörler ile yüzleşmesi sağlanır. Sağlıklı bireyler ile eşleştirilerek kendisini görmesi gereken asıl şekil hastanın algısında yeniden şekillendirilir. Davranışsal olarak yemek yemekten kaçınan ve bunu bir sorun olarak gören hastanın yeme davranışı düzeltilmeye çalışılırken bundan rahatsız olmaması sağlanır. Öte yandan zayıflamak için kusma eğilimini şiddetli bir şekilde gerçekleştiren anoreksiya hastalarının ilk tedavi aşamalarında yemek yedikten sonra otomatik olarak kustukları gözlemlenir. Bu durum karşısında hastanın beslenmesi de şekillendirilir ve bir diyetisyen eşliğinde yönetilir. Hastanın otomatik kusma davranışı ile ilgili olarak zamanla uygulanan terapi yöntemleri genellikle etkili olur ve hem yeme düzeni oturtulur hem de kusma durdurulur. Kimi zaman ilaçla da bu tedavi desteklenir ve hasta sosyal ortamında pozitif etki ile karşılaştıkça iyileşmeye de daha iyi yanıt verir. Hastanın uzun süre diyet yapma davranışı durdurulur ve kalori hassasiyetine yönelik saplantıları giderilerek, beslenmenin asıl amacı ve sağlıklı olmanın terazideki ağırlığı yeniden öğretilir.

Kullanılan İlaçlar

Antipsikotikler ve antidepresif ilaçlar, anoreksiyanın tedavisinde sıklıkla başvurulan ilaçlardır ve hastanın psikiyatrik açıdan sahip olduğu hastalıklı düşüncelerin giderilmesinde önemli rol oynarlar. Psikoterapi eşliğinde uygun dozda kullanılan psikiyatrik ilaçlar hastalığın tedavisinde oldukça etkili olmakta. Ayrıca bu yöntemle anoreksiya ile birlikte baş gösteren diğer psikolojik sorunların da üzerine gidilir ve hastanın kısa süre içerisinde sağlıklı düşüncelere kavuşturulması hedeflenir. Öte yandan hasta ciddi zayıflama boyutlarında bir anoreksiya vakası ise, hastalığa bağlı olarak genel sağlıkta ve organlarda meydana gelen sorunlar teşhis edilerek diğer klinik hekimlerinin önerisi ile gerekli ilaçlara da başlanır. Bu ilaçların birbirleri ile etkileşimlerinin özel olarak incelenmesi ve tedavi öncesinde hastanın sağlık analizi ve öyküsünün iyi bir şekilde irdelenmesi gerekir. Bu süreçte hastanın ailesi ve diğer yakınları tarafından sağlanacak olan bilgiler ve destekler iyileşmeyi büyük ölçüde hızlandıracaktır.

Metabolik Bozuklukların Tedavi Edilmesi

Anoreksiya hastalarında beslenme bozukluğuna bağlı olarak bir takım metabolik bozukluklar meydana gelir. Bu bozukluklar ortaya çıktığında hastanın genel sağlığı şiddetli bir şekilde bozulmaya eğilimli olur ve bağışıklık sistemi zayıflar. Anoreksiya tanısı konulan hastanın psikiyatrik tedavisi başladığında sağlık durumuna göre metabolik bozuklukların da tedavi edilmesi gerekir.

Beslenme Uzmanlarının Uyguladığı Diyetler

Anoreksiya hastalığı ile pençeleşen hasta kısa sürede şiddetli kilo kaybı yaşamanın yanında metabolizma açısından da zayıfladığından yeniden sağlıklı kilosuna dönebilmesi için bir beslenme uzmanı tarafından kişiye uygun diyet uygulamasına başlanır. İlk aşamada kişiye hızlı kilo aldırma yerine metabolizmanın güçlendirilmesi hedeflenir. Ağırlıklı olarak sıvı besinler tüketilerek hastanın bağırsak, mide ve böbrek yapısının daha fazla zarar görmemesi sağlanır. Sindirim yönünden zayıf düşen hasta bu şekilde bir süre tedavi edildikten sonra zamanla diğer besinler de diyete eklenerek kilo aldırma programında devam edilir ve sürekli olarak tahlil sonuçları izlenir.

Anoreksiya Tedavisi Öncesi

Anoreksiya hastası birey için tedavi öncesindeki süreçte zayıflamak bir ödüldür. Kişisel baskül başından neredeyse hiç ayrılmaksızın kilonun düşüşünü takip etmek ciddi bir haz yaratır ve bu durum için daha da ileri boyutta zayıflama tekniklerine başvurması olası olabilir. Bunlar anoreksiyanın en şiddetli olduğu durumlarda ortaya çıkan davranışsal bozukluklar olup mutlaka psikiyatrik tedaviye başvurulması gerekir. Anoreksik hasta genellikle çevresinden gelen uyarılara aldırış etmez ve hastalığı kendisine söylendiğinde kabul etmez. Bu durum nedeniyle yakınların da hasta yerine psikiyatriye başvurarak destek istemesi önerilir. Anoreksik hastanın fiziksel sağlığı günden güne kesin olarak zayıflama gösterecektir çünkü beslenme düzeni yoktur ve kişi ihtiyacı olan vitamin, mineral, yağ asitleri ve lifleri sağlayamamaktadır. Bu durum bir süre sonra hastanın derisinin kemik doku ile neredeyse sıfır seviyeye gelmesine ve oldukça absürd bir görüntüye ulaşmasına neden olur. Genel sağlık ise tahribata uğradığından kişi enfeksiyonlara karşı güçsüz duruma gelir. Kişinin bakış açısına göre kilolu görünmek çirkinlik ve güçsüzlük anlamına gelir; ne kadar zayıf olunursa o kadar güzel olunacağına inanılır.

Anoreksiya Sebepleri

Anoreksik tutumlara neden olan faktörler uzmanlar tarafından tam olarak açıklanamamakla beraber genel olarak sosyolojik ve psikolojik faktörlerin bu psikiyatrik soruna neden olduğu düşünülür. Genel anlamda kalıtsal olduğu yönünde çalışmalar da olmasına karşın anoreksiya hastası bireyler üzerinde yapılan çalışmalarda genellikle başka bir aile bireyinde rahatsızlık olduğu görülmez. Hastalığın nedenlerine yönelik yapılan çalışmaların büyük bir kısmı özellikle kadınlarda zayıflık algısının şiddetli bir boyuta ulaşmasıyla ortaya çıktığına işaret eder. Özellikle modern dönemin en büyük problemlerinden birisi olarak karşımıza çıkan anoreksiyanın, güzellik algısı yüzünden her geçen gün vaka sayısının arttığı görülür.

Biyolojik Faktörler

Psikiyatri alanında yapılan çalışmalar, diğer klinik bulgular ile birleştirilmiş ancak anoreksiyaya neden olabilecek temel bir biyolojik faktör tespit edilememiştir. Burada işaret edilen biyolojik faktör genetik veya kalıtsal nedenler olarak sınıflandırılmaktadır. Öte yandan kişinin fiziksel yapısının kilolu olması,vücut yağ oranının fazla olması gibi faktörler kendisini şişman veya çirkin hissetmesine neden olduğunda anoreksik tavır ortaya çıkmakta. Biyolojik faktörler kişinin anoreksiya krizine girmesine genellikle tek başına neden olmamakla birlikte bir psikolojik ya da sosyolojik etkinin de söz konusu olur.

Psikolojik Faktörler

Özellikle genç kızlarda ve kadınlarda beğenilme kaygısı genellikle yoğun olarak karşılaşılan bir durum. Gençlik döneminde ve özellikle ilk aşk sürecinde yaşanan travmatik bir olay ve ayrılık durumu kişide ciddi özgüven kırıklığı yaratabilir. Ayrıca çocukluk öyküsü de anoreksiya üzerinde etkili olabilen bir faktör olarak tanımlanır. Çocukken aile içinde şiddete maruz kalan, dışlanan, güvensiz bir ortamda yetişen, özgüveni kırılan kişiler olgunluk dönemlerinde benlik saygılarında ciddi düşüklük yaşarlar ve bu durum anoreksiyayı tetikleyen etkenler arasında ilk sıralarda yer alır. Şuana kadar ortaya konulan analizlerde anoreksiya hastalarına uygulanan psikolojik testlerin, bu kişilerde benlik saygısının büyük ölçüde düşük olduğuna dair sonuç verdiği görülmekte. Anoreksiya hastası kişilerde ayrıca diğer bir takım psikiyatrik rahatsızlıkların da baş gösterdiği sıklıkla görülür. Majör depresyon, anksiyete bozukluğu, panik ataklar gibi psikiyatrik sorunlar anoreksiyaya eşlik ederek kişinin genel sağlığının ciddi tahribata uğramasına neden olur.

Çevresel Faktörler

Anoreksiyanın alevlenmesinde en şiddetli etkisi olan unsur genellikle çevresel faktörler olur. Kişinin kendisini sosyal çevresi içerisinde düşük seviyede görmesi, kendisini beğenmemesi ve başkalarını yüceltmesi genellikle dışsal faktörlerden etkilenme ile oluşur. Bunun yanı sıra toplumlarda yaygın olarak “zayıf olan güzeldir” algısının ortaya konulması, dergi, gazete ve televizyonlarda görülen idollerin zayıf olması, manken profilinin evrensel olarak zayıf tipte olması kişiyi anoreksik davranışa sürükleyebilir. Kişi kendisini zayıfladığı takdirde toplumdan onay gören ve beğenilen birey olarak görür ve çok şiddetli bir şekilde zayıflama ihtiyacı duyar. Çevresel faktörlerden bu şekilde etkilenen ve anoreksik yatkınlığı olan kişiler kısa sürede hastalığın pençesine düşerek şiddetli bir beslenmeme ve kendisini zayıflatma yoluna girer.

Anoreksiya Belirtileri

Psikiyatrik bir rahatsızlık olan anoreksiyanın belirgin bir takım belirtileri vardır. Bu belirtiler genellikle çevre tarafından kısa sürede sezinlenir ancak hasta kişi tarafından bu durum bir hastalık belirtisi değil hedeflenen bir süreçtir. Bu nedenle hasta yakınlarının anoreksik davranış belirtilerini sezinlediği ilk aşamada hasta ile uygun bir dille konuşması, durumu ona açıklaması ve eğer ikna edemiyorsa mutlaka bir uzmandan destek talep etmeleri gerekir.

Kilo Kaybı

Anoreksiyanın en temel belirtisi kilo kaybı olur çünkü kişinin hedefi olağan en düşük kiloya ulaşmak olur. Yemek yemeyen ve yediği besinleri tasfiye etmeye eğilimli olan anoreksik hasta çok kısa süre içerisinde olduğundan çok daha zayıf bir görüntüye bürünür ve bu zayıflık asla yeterli olmaz.

Kansızlık

Vücudun ihtiyacı olan protein, kalsiyum, magnezyum gibi minerallerin yanı sıra vitamin ve yağ asitlerini alamayan anoreksiya hastasında bir süre sonra kan üretimi yavaşlar ve anemi belirir. Kansızlık nedeniyle de vücut gittikçe solgunlaşır, kişi halsiz düşer.

Kadınlarda Regl Düzensizliği

Tıpkı aşırı kilolu kadınlar da olduğu gibi anoreksiya nedeniyle aşırı zayıflayan kadınların da adet düzenleri büyük ölçüde bozulur. Hasta besin alamadığı için bir süre sonra adet düzensizliğini izleyen infertilite ile karşılaşılması da söz konusu olabilir.

Erkeklerde Testis Oranında Düşüş

Vücudun besin alamaması ve günden güne zayıflaması ile birlikte erkek vakalarda testis oranı şiddetli bir şekilde düşmeye ve bir süre sonra sıfırlanmaya yaklaşmaya başlar. Bu durum erkeklerde kısırlığa yol açabilecek bir faktördür ve geri dönüşü kimi zaman mümkün olmayabilmektedir.

Baş Dönmesi ve Bayılma

Anoreksiyaya bağlı olarak ortaya çıkan anemi durumu vücudun hücre ve dokularına yeterli oksijenin sağlanamamasına neden olur. Öte yandan beslenememe nedeniyle organlar da işlev yönünden hasara uğrar ve anoreksiya hastasının nörolojik fonksiyonlarında su ve oksijen alımının olmaması nedeniyle baş dönmeleri ve bayılmalar meydana gelir.

Kuru Cilt

Anoreksiya hastası birey yalnızca yiyeceklerden değil içeceklerden de büyük ölçüde kaçınır. Vücut ne besinlerden ne de sıvılardan su temin edemediği için bir süre sonra hem organlarda hem de ciltte kuruma başlar. Ciltte meydana gelen kuruluk bir süre sonra o kadar şiddetlenir ki deri pul pul dökülür ve tahriş olmaya çok müsait bir hal alır.

Kemik Erimesi

Beslenme yetersizliğine bağlı kalsiyum, protein, magnezyum ve demir alımının durması kemik gelişimini büyük ölçüde hasara uğratır ve bir süre sonra kemik yapısı tahribata açık hale gelerek zamanla erime başlar.

Kol ya da Bacakların Şişmesi

Anoreksik vakalarda vücudun dağıtım fonksiyonu büyük ölçüde tahrip olur. Hasta bu durumda iken kısıtlı olarak aldığı yiyecek ve içeceklerden ötürü elde edilen besini kontrolsüz bir şekilde dağıtır ve vücutta kol ve bacaklarda şişme görülmeye başlar.

Böbrek Sorunları

Anoreksiya hastası kişinin yeterli sıvı tüketmemesi nedeniyle alınan kısıtlı besinin sindirilmesinde bir süre sonra ciddi sorunlar yaşanır ve midede yeterince sindirilememiş olan bu besinler böbrekten geçerken ciddi çalışmaya ve kısa süre içinde de tahribata neden olur.

Kabızlık

Yine sıvı tüketimine bağlı bir problem olan kabızlık anoreksiyada hastalık tedavi edilmediği sürece kronikleşir ve bağırsaklarda ve bağırsak florasında ciddi komplikasyonlara yol açabilecek boyutlara ulaşır. Anoreksiya hastası kişide rektal bölgede morarma ve yırtılma da kabızlığa bağlı olarak görülebilecek komplikasyonlardır ve bu komplikasyonlar hastanın ölümcül enfeksiyonlara yakalanmasına neden olabilir.

Anoreksiya Tedavisi Sonrası

Anoreksiya hastalarında tedavi sonrasında hastalığın yeniden alevlenmeyeceği düşünülmemeli. Anoreksik düşünceler özellikle aşırı stres ve depresif durumlarda kendisini yeniden göstererek kişinin bu defa gizli gizli anoreksik davranış sergilemesine sebep olabilir.

Ailenin Bilinçlendirilmesi

Anoreksik hastanın en büyük sorunu kişisel olarak kendisine saygı duymaması, kendisini yetersiz görmesi ve bu durumu fiziksel görünüşüyle ilişkilendirmesidir. Bu anlamda hastanın ailesine büyük görev düşmekte. Hastaya yakınlık göstermek, birlikte aktivitelere katılmak ve ona değerli olduğunu hissettirmek bu noktada tedavi sonrası anoreksiyanın tamamen yok edilebilmesi için büyük fayda sağlayacaktır. Hastanın kendi haliyle sevildiğini bilmesi, fiziksel takıntılarını giderebilmesinde fayda sağlar.

Tedavi Sonrası Hastanın Takibi

Anoreksik davranışların tekrarlaması riskinin yanında ayrıca hastada anoreksik dönemde oluşan bir takım metabolizma sorunları olabilir. Bu nedenle yatış tedavisi bittikten sonra ayakta tedavi sürdürülmeli ve tedavi tamamlandıktan sonra da hastanın değerleri takip altında tutulmalıdır. Ayrıca tekrarlayan bir anoreksik tutum olup olmadığı da incelenmeli ve kilo takibi yapılmalı.

Tedavi Sonrası Psikolojik Destek

Anoreksiya tedavisi görüp sağlıklı kilosuna geri dönen kişi bu duruma alışmakta güçlük çekebilir. Zayıflığı mükemmellik olarak algılayan hasta artık kilo almış durumdadır ve bu durumu kabullenmek için psikolojik destek alması önerilir. Hasta sahip olduğu kilolarla güzel olduğuna ve diğer insanların yargılarının değil kendi yargısının ve sağlığının önemli olduğuna ikna edilir. Bu ikna süreci reeldir ve hasta gerekli görülürse grup terapilerine alınarak sosyal bir çevreye de dahil edilerek tedavi edilir ve destek sağlanır.

Tedavi Sonrası Beslenme

Metabolizması tedavi öncesinde şiddetli olarak zayıflamış olan anoreksiya hastalarının tedavileri tamamlandıktan sonra metabolizmalarını güçlendirmeleri gerekir. Bu anlamda arzu edilirse diyetisyen programlarına devam edilebilir. Eğer hasta tamamen iyileşmiş ve psikolojik açıdan anoreksiya riski bulunmuyorsa bu durumda kendi beslenme düzenini oluşturabilir. Ağırlıklı olarak proteinli beslenme tercih edilirken ayrıca magnezyum, çinko, demir ve kalsiyum alımı da arttırılmalı ve düzene oturtulmalıdır. Ayrıca su tüketimi de günlük sağlıklı seviyede tutularak, vücuttan toksinlerin idrar yoluyla atılması desteklenmeli.

Sık Sorulan Sorular

Anoreksiya Tedavisi İle Hastalıktan Tamamen Kurtulmak Mümkün mü?

Anoreksiya tedavisinde başvurulan psikoterapi ve ilaç tedavisi ile hastalar genellikle hastalığın yarattığı zehirli düşüncelerden arınarak normal sağlıklarına kavuşurlar ancak bu durum anoreksiyanın gelecekte tekrar etmeyeceği anlamına gelmez. Anoreksik düşünceler dönem dönem özellikle stres ve depresif hallerde yeniden belirebilir.

Anoreksiya Hastaları Neden Güven Kaybı Yaşar ?

Anoreksiya hastası birey için kilo almak veya vücutta fazla kilo olması çevre tarafından beğenilmeyeceği anlamına gelir ve onlara göre beğenilmemek toplum tarafından dışlanmaktır. Bu saplantılı düşünceler kişinin kendisine saygısı olmamasından ve kendisini beğenmemesinden kaynaklanır ve sürekli olarak beğeni görmek için zayıflama isteği doğar.

Anoreksiya Hastaları Neden İntihar Girişiminde Bulunur?

Anoreksik hasta fiziksel açıdan mükemmeliyeti arayan kişidir ve bu mükemmelik onlar için olunabilecek en zayıf haldir. Ciddi bir saplantı halidir ve zayıfladıkça mutlu olurlar. Bu takıntının dış dünyaya toplam yansıması ise hayatta her alanda mükemmeliyet aramaktır ve böyle bir olgu onlar için asla bulunamaz hale geldiğinde yaşam anlamsızlaşarak intihar girişimi ortaya çıkar.

Anoreksiya Hastaları Hangi İlaçları Kullanmaları Tehlikelidir?

Böbrek, karaciğer, mide ve bağırsak üzerinde yan etkileri olan bir takım ilaçlar ve metabolizmayı hızlandıran ilaçları kullanmamaları önerilir.

Anoreksiya Hastalarının Yaşam Süreleri Ne Kadardır?

Anoreksiya kendi kendine ölümcül olmayan cank kişi zayıfladıkça hayati tehlike yaratan bir rahatsızlıktır bu nedenle de hastalık için bir yaşam süresi biçilmez. Hastalığın ilerleme seyri ve hastanın yeme tutumları bu süreci etkiler.

Anoreksiya Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Tedavi edilmeyen anoreksiya hastalarında şiddetli dehidrasyon, starvasyon ve şiddetli zayıflık görülür. Bu kişiler açlık ve susuzluk boyutuna kadar ulaşarak ölüm ile yüzleşebilir. Ayrıca metabolizmada yaşanan şiddetli zayıflama nedeniyle enfeksiyon ve virüslere karşı dayanıklılık tükenir ve hastalıklara maruz kalınabilir. Anlaşılacağı üzere tedavi edilmeyen anoreksiya durumları ölüme kadar ulaşabilen bir komplikasyon silsilesine sahip.

Anoreksiya Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Anoreksiyanın tedavisi hastanın durumuna ve psikiyatrik durumun şiddetine bağlı olarak 3 ile 2 yıl arasında sürebilir. Bu süre hastanın teşhis konulduğu durumu ile bağlı olarak uzar veya kısalır.

Anoreksiya Tedavi Sonrası Tekrar Eder mi?

Psikiyatrik bir hastalık olan anoreksiya tedavi sonrasındaki süreçte hastanın şiddetli stres altında kaldığı dönemlerde ve depresyon hallerinde yeniden kendisini gösterebilir.

Anoreksiya Hastaları Hamile Kalabilir mi?

Kadin anoreksiya hastalarının beslenme eksiklikleri nedeniyle infertilite ile karşılaşabilmeleri mümkündür. Zira bu durum hastalık sürecinde meydana gelen adet görülmemesi durumu ile de ilişkilendirilebilir.

Anoreksiya Hastalığı Tedavisinde Alternatif Tıp İle Tedavi Edilebilir mi?

Anoreksiya psikiyatrik bir rahatsızlıktır ve tedavisinde psikoterapi yöntemleri uygulanmalı ve eğer gerek görülürse ilaç tedavisine başlanmalıdır. Alternatif yöntemlerle hastaya yapılacak olan müdahaleler durumun daha şiddetlenmesine ve beslenme eksikliğine bağlı zayıflık nedeniyle enfeksiyon oluşumuna neden olabilir.

Anoreksiya Hastalarının Evde Bakımı Nasıldır?

Anoreksiya hastası kişiye tanı konulduktan sonra genellikle belirli bir süre hastane yatışı verilir ve bakımı gerçekleştirilir. Taburcu edilerek eve gönderilen anoreksiya hastasının düzenli ve kontrollü olarak diyet programına bağlı olarak beslenmesi sağlanmalı, yakın ilgi gösterilerek değer gördüğü hissettirilmeli ve anoreksik tutumlarına izin verilmemelidir.

Anoreksiya Hastalığı Bulaşıcı mıdır?

Psikiyatrik bir hastalık olan anoreksiya bulaşıcı değildir.

Anoreksiya Hastalığı Cinsel İsteksizlik Oluşturur mu?

Yetersiz beslenme nedeni ile vücut ihtiyacı olan besinleri sağlayamadığında kansızlık başta olmak üzere çok sayıda semptomlar ile karşılaşır ve bunlar arasında cinsel isteksizlik de yer alır.

Anoreksiya Hastalığı Ölüm Riski Nedir?

Çok uzun süre yemek yemeyen ve su tüketmeyen, bununla birlikte belirli bir kütle indeksinin de altına düşmüş olan hastalar geri dönüşü olmayan enfeksiyonlara yakalanma ve hatta açlıktan/susuzluktan ölme riski ile karşı karşıya kalabilirler. Bu komplikasyonlar hiç tedavi edilmeyen ve çok uzun süre şiddetlenerek devam eden anoreksiya hastalarının karşılaştığı bir durum olmakla beraber günümüzde anoreksiya nedeni ile ölüm oranı sıfıra yaklaşmış durumda.

Anoreksiya Hastalığının Cerrahi Tedavisi Varmı?

Hastalık cerrahi müdahale gerektiren bir komplikasyon yaratmadığı sürece hastaya cerrahi müdahale yapılması söz konusu olmaz.

Anoreksiya Kalıtsal Bir Hastalık mıdır?

Yapılan araştırmalar hastalığın kalıtsal olduğu yönünde bir takım bulguları ortaya koymasına karşın, günümüzde neredeyse hiçbir anoreksiya hastasının kardeşlerinde ve ailesinde anoreksiya öyküsü ile karşılaşılmaz.

Anoreksiya Hastalığı Yaş Aralığı Nedir?

Yaygın olarak 16-24 yaş arasında çok sayıda anoreksiya hastası olduğu bilinmekle beraber hastalığın skalası 12 ile 35 yaş arasında yayılım gösterir.

DMCA.com Protection Status